Danıştay Dava Daireleri Kurulu E 2023-1091 K 2024-993 Kıymet kriterli gözetim uygulaması genelgesindeki değişiklik iptali
Tasarruflu yazılar 1
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1091
Karar No : 2024/993
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : Ticaret Bakanlığı - ANKARA
- (E-Tebligat)
VEKİLİ
:
KARŞI TARAF (DAVACI) :
VEKİLİ :
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Yedinci Dairesinin
30/03/2023 tarih ve E:2021/1268, K:2023/1835 sayılı
kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün
22/01/2019 tarih ve 2019/1
sayılı Genelgesi'nin 3. maddesini değiştiren "Kıymet Kriterli Gözetim
Uygulaması" konulu 31/03/2021 tarih ve 2021/13
sayılı Genelge'nin iptali istenilmektedir.
Danıştay Yedinci Dairesinin 30/03/2023 tarih ve
E:2021/1268, K:2023/1835 sayılı kararı:
Hukuk
devleti, Anayasa Mahkemesi kararlarında, her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan
haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı
denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk
ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlet olarak tanımlanmıştır.
Hukuk devleti ilkesi, bireyin temel hak ve hürriyetine dokunmamayı, onları
korumayı taahhüt eder. ''Hak arama özgürlüğü''nün hukuk devletinin gerçekleşmesinde
önemli bir yeri bulunmaktadır.
Hukuk
devletinin en önemli unsurlarından biri de ölçülülük ilkesi olup bu ilke, amaç
ve araç arasında hakkaniyete uygun adil bir dengenin bulunması gereğini ifade
eder. İdarelerce tesis edilen işlemlerin, kamu yararının sağlanması amacına
yönelik objektif, adil ve ölçülü olması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Bu
nedenle, idareler takdir yetkisine sahip oldukları ya da bir değerlendirme
yapma durumunda bulundukları her bir somut olayın özelliklerini göz önüne
alarak konuyu değerlendirmeli, yaptıkları düzenlemelerde ve tesis ettikleri işlemlerde,
kendilerine tanınan takdir yetkisini, kanunların sınırları içinde adalet,
hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak ve ulaşılmak istenen
kamu yararı ile bireyin menfaatleri arasında adil bir dengenin sağlanması
amacına yönelik olarak ölçülülük ilkesini dikkate almak suretiyle
kullanmalıdır.
İdarenin
her türlü işlem ve eylemine karsı yargı yolunun açık olduğu yönündeki Anayasa'nın
125. maddesi hükmünün etkisiz kılınması sonucuna yol açabilecek nitelikte tasarruflardan
kaçınılması hukuk devleti olmanın bir gereğidir.
Bu
kapsamda, davacının hukuki durumu üzerinde birtakım etki ve sonuçlar doğuran, dolayısıyla
hak ve menfaatlerini etkilediği çok açık olan bir idari işlemi yargı mercileri
önünde uyuşmazlık konusu etme ve inceletme olanağından yoksun bırakılması, dava
hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeler.
Öte
yandan, Anayasa ile güvence altına alınan suç ve cezada kanunilik ilkesi ortaya
çıkan sonuca ceza uygulanabilmesini, fiilin kanunlarda açık bir şekilde kabahat
veya suç olarak tanımlanması şartına bağlamaktadır. Kanunilik ilkesi gereği de,
ancak kanun ile izin verilirse ceza kesilmesinden veya cezanın tahsilinden
vazgeçilebilir.
Dava
konusu Genelge'nin değişiklik getirdiği Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel
Müdürlüğünün ''Kıymet Kriterli Gözetim Hakkında Genelge'' konulu 2019/1 sayılı
Genelgesi'nde gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği
belgelerin yanı sıra aranılan ''gözetim belgesinin'' yükümlülerce gümrük
idarelerine ibraz edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
2004/7304
sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar ve ilgili gözetim tebliğleri
kapsamında gümrük idarelerince yapılacak işlemler sıralanmıştır. Gözetime tabi
eşyanın ithalinde ''gözetim belgesi'' ibraz edemeyen yükümlülere, gözetim tebliğinde
belirtilen kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde veyahut eşyanın tesliminden
önce ya da sonra gerçekleştirilen kontroller sonucunda yurt dışı gider olarak
beyanda bulunarak gözetim kıymeti üzerinden ithalat vergilerini ödeyebilmesi ve
ithalatın bu şekilde gerçekleştirilmesi imkanı verilmiştir.
Süreç
tamamlandıktan sonra ise gözetim kıymetine isabet eden vergilerin 4458
sayılı Gümrük Kanunu uyarınca geri verilmesi başvurusunda bulunulması, bu başvurunun
idarece reddine ilişkin isleme karsı dava açılması ve davanın idare aleyhine
sonuçlanması sebebiyle yargı kararı uyarınca geri verme işleminin yapılması
durumunda, yükümlüye ''gözetim belgesi'' sunulmaksızın işlem yapılmasına izin
verilmesini sağlayan gözetim kıymetine ilişkin ek beyanın ortadan kalktığı ve
bu nedenle Gümrük Yönetmeliği'nin
181. maddesi
ve 2016/9
sayılı Genelge'ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımların
uygulanacağı belirtilmiştir.
Anılan
Genelge'nin 3. maddesi uyuşmazlık konusu Genelge ile değiştirilerek gözetim kıymeti
ile ilgili olarak yükümlülerce dava yolunun izlenmesi durumunda oluşabilecek üç
duruma ve idarenin izleyeceği usule yer verilmiştir.
-Birinci
durumda, dava yoluna giden yükümlülerin davadan feragat etmeleri halinde, idarece
herhangi bir işlemin tesis edilmeyeceği,
-İkinci
durumda, açılan davada yapılan yargılamanın idare aleyhine sonuçlanarak yargı kararı
uyarınca geri verilen vergi ve fer'i alacakların 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre
hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen
sürede ödenmesi durumunda herhangi bir işlemin tesis edilmeyeceği, aksi takdirde
Genelge'de sözü edilen düzenlemelere göre yapılan işlemlere devam edilerek 4458
sayılı Kanun'un 235.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde öngörülen para cezasının uygulanacağı,
-Üçüncü
durumda ise yükümlüler hakkında Genelge'de sözü edilen düzenlemelere göre yapılan
işlemler sonucunda uygulanan para cezalarına dair itirazlardan vazgeçilmesi
veya dava aşamasında olanlarla ilgili olarak davadan feragat edilmesi
durumunda, yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve fer'i alacakların
6183 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile
birlikte Genelge'de belirtilen sürede ödenmesi koşuluyla para cezası kararının
iptal edileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda
yer verilen açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu Genelge ile
(aşamalı olarak)
1)
Gözetim kıymetten kaynaklanan vergi ve fer'ilerine karsı açılan davadan feragat
edilmesi,
2)
Davaya devam edilerek davanın idare aleyhine sonuçlanması akabinde vergi ve fer'ilerinin,
geri verilmesi halinde gözetim belgesi ibrazının istenilmesine rağmen ibraz edilememesi
üzerine vergi ve fer'i alacakların, davalı idareye öngörülen usulde ödenmesi koşuluna
bağlı olarak 4458 sayılı Kanun kapsamında para cezası uygulanmayacağı,
3)
İdari yaptırım olarak para cezasının uygulanması halinde ise cezaya dair
itirazdan vazgeçilmesi veya davadan feragat edilmesi ve yargı kararına
istinaden geri verilen alacakların öngörülen usulde ödenmesi durumunda, ceza
kararının iptal edileceği hususları düzenlenmiştir.
Bu
düzenlemeler uyarınca yükümlülerin hak ve menfaatlerini etkileyen bir idari işlemi
yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve inceletme olanağından yoksun
bırakılması hak arama özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına, hukuk devleti ve ölçülülük
ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
Nitekim
uyuşmazlık konusu Genelge'deki düzenleme ile benzer nitelikteki kıymet artırımına
ilişkin usulü düzenleyen 07/02/2012 tarih ve 2012/3
sayılı Genelge'nin 3. Maddesinde değişiklik getirerek kıymet artırımına karsı
dava açtığı tespit edilen yükümlülerin, tekrar bu uygulamadan
faydalanamayacağını kurala bağlayan 29/11/2016 tarih ve 2016/18
sayılı Genelge'nin ilgili bölümü Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2022 tarih ve
E:2017/370, K:2022/2543 sayılı kararıyla hak arama özgürlüğünü kısıtladığı
gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Ayrıca
idarece kanuni sebep bulunduğunda ceza kararı alınacak ve ancak kanun ile izin verilirse
ceza kesilmesinden veya cezanın tahsilinden vazgeçilebilecek olup dava konusu
Genelge ile getirilen kanuni sebep olmaksızın ceza kararının kaldırılacağı
yolundaki düzenleme, Anayasa ile güvence altına alınan suç ve cezaların
kanuniliği ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır.
Kaldı ki gözetim kıymet üzerinden
fazladan ödenen vergilerin yargı kararı uyarınca yükümlülere iadesi halinde
''gözetim belgesi'' ibraz edilmesi zorunlu tutulurken sözü edilen vergilerin
idareye ödenmesi halinde ''gözetim belgesi'' aranılmayarak idari yaptırımın uygulanmayacağının
veya uygulanan idari yaptırımın iptal edileceğinin öngörülmesi Anayasanın
10. maddesinde yer alan ''eşitlik ilkesi''nin ihlaline yol açacak şekilde
yükümlüler arasında eşitsizlik oluşturacaktır.
Öte
yandan, Gümrük Kanunu'ndaki ithal edilen eşyanın kıymetine ilişkin düzenleme uyarınca
gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle satış bedelinin esas alınması;
satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit
edilmesi halinde sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerekmektedir.
İthalatta
uygulanacak gözetim ve korunma önlemleri ise Türk Mevzuatında, 29/01/1995 tarih
ve 22186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 26/01/1995 tarih ve 4067 sayılı
Kanun'la onaylanması uygun bulunan ve 25/02/1995 tarih ve 22213 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanan 03/02/1995 tarih ve 95/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
ile onaylanan Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasının ekinde yer alan ve bu
anlaşmanın ayrılmaz parçasını teşkil eden Korunma Tedbirleri Anlaşması ile
yerini almıştır.
Gözetim
uygulamasında Dış Ticaret Müsteşarlığınca, yerli üreticilerin talebi üzerine
veya re'sen, belli bir malın ithalatının, o malın yerli üreticileri ve ülke
ekonomisi üzerinde olumsuz sonuçlar yaratıp yaratmadığının tespit edilmesi
amacıyla incelemeye başlanarak inceleme sonucunda gözetim uygulaması
öngörülebilmektedir. Gözetim uygulaması başlatılması durumunda, herhangi bir
korunma tedbirinden söz edilemez. Yani bu aşamada o malın ithalatında herhangi
bir kısıtlama, vergi oranında artış, esik kıymet belirlenmesi veya ek mali
yükümlülük uygulaması söz konusu olmamaktadır. Sadece bir malın ithalatında
yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet verebilecek miktarda artış olup
olmadığının belirlenebilmesi için o malın ithal seyrinin izlenmesi amaçlanmaktadır.
Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için sadece o malın ithalatında, Dış Ticaret
Müsteşarlığınca düzenlenen bir ''gözetim belgesi''nin ibrazı zorunluluğu getirilir.
Gözetim belgesinin ibrazı zorunluluğu ise o malın belli bir değerin altında
kıymetle ithal edilmek istenmesi durumuna münhasır olmaktadır.
Gözetim
uygulaması öngörülmesi aşamasında önlem uygulanmasına karar verilen eşyanın,
belirlenen bir kıymetin altında ithal edilmek istenmesi halinde sadece
''gözetim belgesi'' ibrazı zorunluluğu getirildiğinden, bu zorunluluğa
uyulmaması hali Gümrük Kanunu hükümlerine göre ek tahakkuk yapılmasını
gerektirir bir durum değildir.
Nitekim
26/06/2020 tarih ve 31167 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Danıştay Vergi Dava
Daireleri Kurulunun E:2020/1, K:2020/1 sayılı bölge idare mahkemesi kararları
arasındaki aykırılığın giderilmesi istemi hakkında kararda gözetim
uygulamasının başlatılması durumunda herhangi bir koruma tedbirinden söz
edilemeyeceği, bu aşamada, o malın ithalinin herhangi bir kısıtlama, vergi
oranında artış, esik kıymet belirlenmesi veya ek mali yükümlülük uygulamasının
söz konusu olmayacağı, sadece bir malın ithalinde yerli üreticilerin zarar
görmesine sebebiyet verilebilecek miktarda artış olup olmadığının belirlenmesi
için o malın ithal seyrinin izlenmesinin amaçlandığı ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi
için gözetim belgesinin ibrazının istendiği, bu zorunluluğa uyulmamasının ise
Gümrük Kanunu hükümlerine göre ek tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum
olmadığı belirtilmiştir.
Dava
konusu Genelge'de idari yaptırım olarak söz edilen 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 235. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinin dava konusu
Genelge'nin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun'la
değişik hali uyarınca ithal edilen eşya nedeniyle para cezasının uygulanması
için 1) ithale konu eşyanın lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli
kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması 2) ithal
edilen eşyanın uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi değilmiş gibi beyan
edildiğinin yahut ithalata ilişkin herhangi bir uygunluk veya yeterlilik
belgesi alınmadan söz konusu belgelerin alındığı izlenimi uyandırılmak
suretiyle beyanda bulunduğunun saptanması 3) eşyanın serbest dolaşıma giriş
rejimine tabi tutulması ve kuralda belirtilen hukuka aykırılıkların idarece
yapılan muayene, denetleme ve kontrol sonucunda ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
İthali
serbest olan eşyanın ithalat seyrinin izlenmesi ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla getirilen ancak
anılan maddede sayılanlar dışında kalan gözetim belgesinin ibraz edilmemesi
veya eksik olarak ibraz edilmesi, madde uyarınca ceza kesilmesini gerektiren
nedenler olarak kabul edilemez.
Eşyanın
gözetim kıymet belgesi sunulmaksızın ithal edildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 235. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca karara
bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair isleme karsı açılan bir başka
davada eşyanın ithalinde ibraz edilmesi gereken gözetim belgesinin, 4458 sayılı
Kanun'un 235. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde sayılan belgeler
arasında yer almadığı, gözetim tebliğinde getirilen düzenleme ile eşyanın ithalinin
sınırlandırılmasının veya şartlı olarak ithaline izin verilmesinin değil,
ithali serbest olan eşyanın ithalat seyrinin izlenmesi ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına gerek olup olmadığının belirlenmesinin amaçlandığı, anılan
belgenin ibraz edilmemesi nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk
bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen karara yönelik istinaf
isteminin reddine ilişkin karar Danıştay Yedinci Dairesinin 25/05/2021 tarih ve
E:2020/1936, K:2021/2449 sayılı kararıyla onanmış bulunmaktadır.
Bu
durumda, yukarıda aktarılan hususlar göz önüne alındığında uyuşmazlık konusu Genelge
ile ihdas edilen düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Daire,
bu gerekçeyle dava konusu Genelgeyi iptal etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mevzuat uygulamalarına açıklık getiren, uygulamada
görülen eksiklik ve aksaklıkların düzeltilme yollarını gösteren, usulsüz
uygulamaları kaldıran ve ele alınan konunun işleyiş biçimini ayrıntılı bir
biçimde izah eden ve genel emir niteliğinde olan genelgelerin, yasa ve
yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek için tanzim edildiği ve dava
konusu edilen düzenleyici işlemin de bu nitelikte olduğu ileri sürülmüştür.
4458
sayılı Kanun'un 4. maddesinde, gümrük idareleriyle muhatap olan kişilerin
gümrük mevzuatında yazılı hükümlere göre gözetim ve kontrollere tabi olarak işlemleri
yerine getirmekle sorumlu oldukları, aynı Kanun'un 61. maddesinin (3) numaralı
fıkrasında ise tescil edilmiş beyannamenin ait olduğu eşyanın vergileri ve para
cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağladığı hususunun
hüküm altına alındığı belirtilmiştir.
Kıymet
kriterli gözetim uygulamasına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili aşamasında idareye
gözetim belgesi sunamayan yükümlülerin "yurt dışı gider" adı altında
gümrük kıymetini yükseltmek suretiyle gümrük işlemlerini tamamlayabildikleri,
yükümlülerin beyannamede fazladan beyanda bulundukları kısımdan kaynaklanan
tahakkukları dava konusu etmeleri ve yargı kararıyla fark vergilerin iade
edilmesi üzerine gözetim belgesi sunulmadığından 4458 sayılı Kanun'un 235. maddesi
uyarınca para cezası kararı alınmasının gerektiği, gözetim belgesi sunulmasına iliksin
kendisine bildirim yapılan yükümlüler bu asamadan sonra anılan belgeyi
sunamayacaklarından, iptali istenen düzenleme kapsamında idare ile sulh yoluna
gidebilmelerini sağlayan bir seçeneğin sunulduğu ileri sürülmüştür.
İthalat
sürecini gözetim belgesini sunmadan tamamlamak için kıymet artırımı yapan yükümlülerin,
sonradan fazladan ödediklerini iddia ettikleri vergilerin geri alınması için
yasal yollara başvurmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde
yer alan dürüstlük kuralına aykırı bir nitelik taşıdığı belirtilmiştir.
Dava
konusu Genelge'nin eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak ise
asıl eşitsizliğin Genelge'nin uygulanmaması durumunda ortaya çıkacağı ve bir
kısım yükümlü tarafından kıymet arttırımı ile ithalat gerçekleştirilip bu
artırıma isabet eden vergiler ödenirken, bir kısım yükümlü tarafından haksız olarak
bu vergilerin iade alınacağı ve aynı durumda bulunan ithalatçılar açısında farklı
sonuçların meydana geleceği ileri sürülmektedir.
KARSI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın
dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karsısında, yerinde ve kararın
bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar
veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin
durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları
dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay
dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.
maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen
incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın
bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan
nedenlerle;
1-
Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2-
Danıştay Yedinci Dairesinin 30/03/2023 tarih ve E:2021/1268, K:2023/1835 sayılı
kararının ONANMASINA,
13/11/2024
tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.