Danıştay 7 Daire E 2022-2710 K 2024-4894 Sınır ticaretinde farklı menşe tespitinde tercihli tarifeden yararlanılamayacağı, idari para cezasının uygulanacağı ile gözetim kıymeti ile fatura kıymeti arasındaki farka ilişkin tahakkukun yeniden görüşülmesi
T.C.
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE
Esas
No: 2022/2710
Karar
No: 2024/4894
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI) ... Petrol Ürünleri
İthalat ve ihracat Ticaret Sanayi Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
2- (DAVALI) ...
Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:
... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...
sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 2016/8478 sayılı
Sınır Ticaretinin Düzenlenmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı
kapsamında, davacı adına tescil edilen ... tarih ve ... sayılı beyanname
muhteviyatı "ceviz içi" ticari tanımlı eşyanın, "İran" değil, "Kırgızistan"
menşeli olduğunun tespit edildiğinden bahisle, ek olarak tahakkuk ettirilen
gümrük ve katma değer vergileri ile 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 234.
maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre karara bağlanan para cezalarına vaki
itirazın reddine dair işlemlerin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece
Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...
sayılı kararıyla; Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine gönderilen belgeler
ile savunma dilekçesi ekinde yer alan belgelerin birlikte incelenmesinden;
co.chambertrust.ir adlı Uluslararası Menşei Sorgulama Sitesinde yapılan
sorgulamada davaya konu eşyanın Kırgızistan menşeli olduğunun görüldüğü,
idarece sonradan kontrol işlemi yapılmadan işlem tesis edildiği anlaşıldığından,
davacı hakkında somut tespit bulunmadan, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 198.
maddesine 5911 sayılı Kanun'la eklenen 4. fıkranın yürürlükte olduğu dönemde
tescil edilen beyanname muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak tesis edilen ek
tahakkuk ve para cezası kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava
konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare
Mahkemesi kararının özeti: 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1.
fıkrasının (a) bendi uyarınca, dava konusu olayda; davacı tarafından ibraz
edilen menşe belgesinin İran makamlarınca düzenlendiği hususunda herhangi bir
ihtilaf bulunmadığı, anılan belgede yer alan ve Türkçe olmayan "yukarıda
belirtilen ürünlerin Kırgızistan menşeli olduğu belgelenmiştir." şeklindeki
ibarenin davacı tarafından fark edilemeyeceği, bu haliyle davacının herhangi
bir kastının bulunmadığı, dolayısıyla anılan maddede belirtilen koşulların
oluşmadığı sonucuna varıldığından, işlemin para cezasına ilişkin kısmını iptal
eden mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı, öte
yandan, beyanname muhteviyatı eşyanın İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin
Tebliğ hükümlerine tabi olduğundan bahisle ek tahakkuk kararı alınırken
hesaplamaya esas alınan kıymet, 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre
belirlenmiş gerçek satış bedeli
olmadığından, tahakkukların gözetim kıymetine isabet eden kısmının bu
gerekçeyle hukuka uygun bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen menşe
belgesinin incelenmesinden, belge içeriğinde Farsça ve Fransızca olarak
"ürünlerin Kırgızistan menşeli olduğu belgelenmiştir." ibaresinin yer aldığı,
Uluslararası Menşei Sorgulama Sitesinde yapılan sorgulamada da anılan ürünlerin
Kırgızistan menşeli olduğunun belirlendiği anlaşıldığından, üçüncü ülke menşeli
ürüne ait bir belgeyle sınır ticareti kapsamında tercihli tarife uygulamasından
yararlanılamayacağının kabulü gerektiğinden, davacı adına gözetim uygulaması
dışında ek olarak tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kısım yönünden davanın
reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı
tarafından, menşe belgesinin gerçeği yansıttığı, belgenin sahte olmadığı,
sonradan kontrol işlemi yapılmadan işlem tesis ediliği, aynı belge ile en az
dört kez ithalat gerçekleştirildiği ve bunların sorunsuz olarak sonuçlandığı;
davalı idarece eşyanın menşesinin Kırgızistan olduğu, sınır ticareti kapsamında
tercihli tarife uygulamasından yararlanılamayacağı, davacı tarafından serbest
iradeyle beyan edilen tutar üzerinden tahakkuk ettirilen vergiler nedeniyle
tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca
savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu
işlemin ek tahakkuka yönelik davanın reddi ile para cezasının fatura kıymetini
aşan kısmına ilişkin hüküm fıkraları usul ve hukuka uygun olduğundan, temyize
konu kararın anılan kısımlarının onanması; fatura kıymetini aşan kısma isabet
eden ek tahakkuk ile fatura kıymetine isabet eden para cezasının iptaline
yönelik hüküm fıkrasının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren
Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve
dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı adına tescilli ... tarih ve ...
sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı İran menşeli olarak beyan
edilen eşyanın menşeinin Kırgızistan olduğunun tespit edildiğinden bahisle ek
olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergileri ile 4458 sayılı
Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca karara
bağlanan para cezasına vaki itirazların reddine ilişkin işlemlerin iptali istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun,
5911 sayılı Kanun'la değişik şekliyle, 61. maddesinin 3. fıkrasında, tescil
edilmiş beyannamenin, ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı
taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlayacağı ve gümrük vergileri tahakkukuna
esas tutulacağı; 242.
maddesinin 1. fıkrasında, yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük
vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş
gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe
ile itiraz edebilecekleri; 2. fıkrasında, idareye intikal eden itirazların otuz
gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği; 4. fıkrasında, itirazın
reddi kararlarına karşı, işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine
başvurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir. "Sınır Ticaretinin
Düzenlenmesine" ilişkin 2016/8478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 9.
maddesinin 3. fıkrasında, ithalat işlemlerinde, eşyanın ilgili sınır ülkesinde
üretildiğine veya imal edildiğine dair ithalatın yapılacağı ülkenin yetkili
makamlarınca düzenlenen menşe şahadetnamesinin ilgili gümrüklerce aranacağı,
üçüncü ülke menşeli ürünlerin bu Karar kapsamında ithalatına izin
verilmeyeceği; 17. maddesinin 1. fıkrasında ise, gerçek dışı menşe belgesi
ibraz edilerek ithal edildiği tespit olunan ürünler için eşyanın ithalinde
ödenmesi öngörülen gümrük vergisi, eş etkili vergi, diğer vergi, mali ve ek
mali yüklerin tamamının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun hükümlerine göre ilgililerden tahsil edileceği ve 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca para cezasının
uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dayandığı
hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme
kararının dava konusu işlemin ek tahakkukun eşyanın fatura kıymetine isabet
eden kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal gerekçe
ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davacı tarafından temyiz
dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını
sağlayacak durumda bulunmamıştır.
Daire kararının,
dava konusu işlemin ek tahakkukun fatura kıymeti ile gözetim kıymeti arasındaki
farka isabet eden kısmının ve para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına
yönelik davalı idarenin temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer
verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; gümrük vergileri
tahakkukları dolayısıyla vergi mahkemesinde idari dava açılabilmesi için, söz
konusu tahakkuklara karşı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesinde öngörülen idari
itiraz yoluna başvurulmuş ve bu başvurunun zımnen ya da açık olarak reddedilmiş
olması; itiraz yoluna başvurulabilmesi için de, idarece kendiliğinden yapılmış
bir ek tahakkuk işleminin veya ihtirazi kayıtla verilen gümrük beyannamesine
dayalı tahakkukun bulunması gerekmektedir. İhtirazi kayıt, uygulamada, beyanın
bağlayıcılığını etkisiz kılmak ve hak arama yollarına başvuru hakkını saklı
tutmak amacıyla beyannameye konulan ve beyanın serbest irade ürünü olmadığını
gösteren açıklama olarak nitelendirilmektedir. İhtirazi kaydın bu etkisini
gösterebilmesi, yasalarda beyanda bulunulması için belli edilen süre veya
zamanda konulmuş olmasına bağlıdır. Gümrük vergileri yönünden bu süre veya
zaman da, gümrük yükümlülüğünün başladığı; başka bir deyişle, beyannamenin
tescil edildiği tarihtir.
Dosyanın
incelenmesinden, davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesinin
ekinde yer alan menşe belgesinin davalı idareye sunulduğu ve beyannamenin ''yurt
dışı giderler'' bölümüne gözetim bedelinin dahil edilmesi suretiyle oluşan
kıymet üzerinden ihtirazi kayıt konulmaksızın gümrük idaresine beyanda
bulunulduğu ve davacının bu beyanı doğrultusunda gümrük vergilerinin tahakkuk
ettirildiği, akabinde, eşyanın menşeinin Kırgızistan olduğunun anlaşılması
üzerine, eksik alınan vergilerin ek olarak tahakkuk ettirildiği ve anılan
vergiler üzerinden 4458 sayılı Kanun'un 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi
uyarınca para cezalarının karara bağlandığı, vaki itirazların reddi üzerine de
anılan ret işleminin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda,
davacının ihtirazi kayıt iradesini göstermeden (yani uyuşmazlık konusu
beyannamenin tescili aşamasında gözetim kıymeti ile ilgili herhangi bir
ihtirazi kayıtta bulunulmadan) ithale konu eşyaya ilişkin faturalardaki düşük
birim fiyatları gözetim bedeline yükselterek yaptığı taahhüt niteliğindeki bu
beyanın, davacıyı bağladığı açık olduğundan, davacının anılan nitelikteki
beyanı üzerinden davalı idarece tesis edilen ek tahakkuk işlemine karşı açılan
işbu davada, ihtirazi kayıtsız olarak beyan edilen gözetim kıymetinin
hukukiliğinin denetlenmesine olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan,
gözetim kıymeti hakkındaki hukuksal değerlendirme, bu kıymete ilişkin olarak
ihtirazi kayıtla beyanda bulunulması veya 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211.
maddesi kapsamında yapılacak başvuru hakkında davalı idarece olumsuz işlemler
tesis edilmesi üzerine açılacak davalarda yapılabilecektir.
Bu durumda,
davanın dava konusu işlemlerin ek tahakkukun fatura kıymeti ile gözetim kıymeti
arasındaki farka isabet eden kısmı yönünden de reddedilmesi gerektiğinden,
yukarıda yazılı gerekçeyle dava konusu işlemin bu kısmının iptali yolundaki
hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, yukarıda değinilen nedenlerle
ithal edilen eşyanın İran menşeli olmadığının tespit edilmiş olması karşısında,
tercihli tarife uygulamasından yararlanılamayacağı açık olan olayda, 4458
sayılı Kanun'un 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza
uygulanması için öngörülen koşullar gerçekleştiğinden, para cezasına vaki
itirazın reddine dair işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının da bozulması
gerekmiştir.
KARAR
SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı
idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin
... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu işlemin ek tahakkukun
eşyanın fatura kıymetine isabet eden kısmı yönünden davanın reddine ilişkin
hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3.Kararın, dava konusu işlemin ek tahakkukun
eşyanın fatura kıymeti ile gözetim kıymeti arasındaki farka isabet eden kısmı
ile para cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkralarının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar
verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Hüküm altına alınan tutar üzerinden binde 9,10
oranında ve ... TL'den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından,
Dairece karara bağlanan ve davacı tarafından peşin yatırılan maktu harcın
mahsubundan sonra, kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
6. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin
(j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere,
yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine,
27/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.