Gelirler Genel Müdürlüğü-Amme borçları veya teminat karşılığında işçi ücretleri veya hakedişlerin ne şeklide haciz konusu edilebileceği (2005-2)
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü
SAYI :B.07.0.GEL.0.36/3676-2S6
KONU: 18.01.2005 / 02746
TAHSİLAT İÇ GENELGESİ
SERİ NO : 2005/2
..........VALİLİĞİNE
(Defterdarlık:
Gelir Müdürlüğü)
Bakanlığımıza intikal eden
olaylardan, ihale makamları nezdindeki teminat ve istihkaklar üzerine tatbik
edilen hacizler ile işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yan işlenmiş ve
tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılan hacizlerin işçi
ücretlerini kapsayıp kapsamayacağı hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmış
olup konu hakkında aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek duyulmuştur.
6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
54 ve müteakip maddelerinde amme alacağının cebren takip ve tahsil esasları
hükme bağlanmış, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının
haczedilerek paraya çevrilmesi, bu esaslardan biri olarak düzenlenmiştir.
Anılan Kanunun 70 inci maddesinde
de hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı belirtilen malların haczedilmeyeceği
hükme bağlanmıştır.
Müteahhitlik veya diğer iş
kollarında faaliyette bulunan kişilerin ödenmemiş amme borçları nedeniyle ihale
makamları nezdindeki teminat ve istihkakları üzerine tatbik edilen hacizlerin
işçi ücretlerini kapsayıp kapsamayacağı hususu ilgili mevzuat çerçevesinde
incelenmiş aşağıdaki açıklamalara göre işlem yapılması uygun görülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununun
"Ücret ve ücretin ödenmesi" başlıklı 32 nci maddesinde, genel anlamda
ücretin bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından
sağlanan ve para ile ödenen tutar olduğu, ücretin en geç ayda bir ödeneceği, iş
sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresinin bir haftaya kadar
indirilebileceği, iş sözleşmelerinin sona ermesinde işçinin ücreti ile kanundan
doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesinin zorunlu
olduğu, ücret alacaklarında zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu öngörülmüştür.
Anılan Kanunun "Kamu makamlarının ve asıl
işverenlerin hak edişlerinden ücret kesme yükümlülüğü" başlıklı 36 ncı
maddesinin birinci fıkrasında, "Genel ve katma bütçeli daireler ile
mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanunla veya özel
kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl
işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yo] inşası gibi
yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca
ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti
ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten
veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hak
edişlerinden öderler." hükmü yer almakla olup bu düzenleme, sayılan
işlerde müteahhit veya taşeronlarca çalıştırılmış işçilerin ücret alacakları
bulunup bulunmadığını tespit külfetini yine maddede belirtilen ihale
makamlarına yüklemiş bulunmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrası ile
de bahse konu ödevi yerine getirmek için izlenecek yöntem "Bunun için hak
ediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde şantiye şefliği iş yeri ilan
tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği
yerlere yazılı ilan asılmak suretiyle duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin
her hak ediş dönemi, için olan ücret alacaklarının üç aylık tutarından fazlası
hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez." şeklinde
belirtilmiştir.
Maddenin üçüncü ve dördüncü
fıkralarında "Anılan müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve
hak edişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya
haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarını karşılayacak
kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Bir işverenin üçüncü kişiye
karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı
işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve
icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten
önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım
ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder." hükmüne yer
verilmiştir.
Anılan maddenin son
fıkrasında yapılan "Bu maddede kamu tüzel kişilerine ve bazı teşekküllere
verilen yetkileri 2 nci maddenin altıncı fıkrası gereğince sorumluluk taşıyan
bütün işverenler de kullanmaya yetkilidir."şeklindeki düzenleme ile de
maddenin sadece müteahhitlik ve taşeronluk hizmetlerine yönelik uygulanmayacağı
hususuna açıklık getirilmiştir.
Kanunun bahsi geçen 2 nci
maddesinin altıncı fıkrasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi tanımlanmış,
bu ilişkide asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili
olarak, İş Kanunundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu
iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu
olduğu hükme bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen
hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, gerek müteahhitlik gerekse diğer iş
kollarında faaliyette bulunan kişilerin ödenmemiş amme borçları nedeniyle ihale
makamları nezdindeki teminat ve istihkakları üzerine tatbik edilen hacizler
nedeniyle yapılacak kesintilerin, işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret
alacaklarının üç aylık tutarı hariç bırakılarak uygulanması gerekmektedir.
Hakediş dönemlerinin aylık olması halinde ise hacız dışı bırakılacak işçi
ücretlerinin ilgili aya ait işçi ücretleri olduğu tabiidir.
Diğer taraftan, haciz tatbik
edilebilecek hakediş tutarının belirlenmesinde esas alınması gereken ücret
kavramından, kesintiler yapıldıktan sonra işçinin eline geçen net ücret
tutarının anlaşılması gerekmekte olup bu şekilde tespit edilen ücret tutarları
dışında ise hakedişlerin haczin, engelleyecek bir unsur bulunmamaktadır.
4857 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesinin dördüncü fıkrasında "Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan
borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yan işlenmiş ve
tam işlenmiş mallar ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi,
bu işyerinde çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten Önceki üç aylık
dönem içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan
kısım üzerinde hüküm ifade eder." hükmü yer almaktadır.
6183 sayılı Kanun gereğince
yapılacak takiplerde, söz konusu hüküm, haciz varakasının imzalandığı tarih
esas alınarak işçilerin bu tarihten önceki üç aylık net ücret alacaklarının
ödenmediğinin iddia edilmesi ve bu yönde tespitin bulunması halinde, ücret
alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde icrai
takibat yapılmak suretiyle uygulanacaktır.
Ayrıca, 4734 sayılı Kamu
İhale Kanununun 34 üncü maddesinde teminat olarak kabul edilecek değerler
sayılmış ve maddenin son fıkrasında "Her ne suretle olursa olsun, idarece
alman teminatlar haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz." hükmüne
yer verilmiştir.
Buna göre, Kamu İhale Kanunu
kapsamında yapılan ihalelerde İdarece alman teminatların idarede bulunduğu
sürede haczi söz konusu olmayıp, bu teminatların yükleniciye iadesi sırasında
(banka teminat mektupları verildiği amacın dışında paraya çevrilemeyeceğinden
bu mektuplar hariç) haciz uygulanabilecektir.
Bilgi edinilmesini ve
gereğinin buna göre ifasını rica ederim.