Dava ve İcra Takipleri ile Bunlara Bağlı İş ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar; ceza davaları, hukuk davaları, idari davalar, ilamsız icra takipleri, hukuk bilgi sistemi (HBS), ilama bağlı borçlar, haciz ihbarnameleri, yargılama giderleri ve avanslar, (2009-02) (Mülga)
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Hukuk Müşavirliği
Sayı :B.02.1.GÜM.0.61-010.06.01-2
Konu :Dava ve İcra Takipleri ile Bunlara Bağlı
İş
ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar
2012/1
Sayılı Genelge ile YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞTIR.
ü Ceza Davaları
ü Hukuk Davaları
ü İdari Davalar
ü İlamsiz İcra Takipleri
ü İlamli İcra Takipleri
ü Hukuk Bilgi Sistemi (Hbs)
ü Merkez Birimlerince Uyulması Gereken Esaslar
ü Taşra Ve Döner Sermaye Birimlerince Uyulması Gereken Esaslar
ü İlama Bağlı Borç:
ü Haciz İhbarnameleri
ü Dilekçe Örnekleri
(38 adet)
GENELGE
(2009/2)
Dava ve icra Takiplerine Uyulacak Usul ve Esaslar
Hakkındaki 2002/1
sayılı Genelgenin yürürlüğe girmesinden sonra, 5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 5237
sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5326
sayılı Kabahatler Kanunu, 5345 sayılı Gelir idaresi Başkanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun ve 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri ile bunlara dayanılarak yürürlüğe
konulan ikincil mevzuat hükümleri, Müsteşarlığımızın bazı iş ve işlemleri ile
ilgili olarak da köklü bazı değişiklikler getirmiştir.
Diğer taraftan, Maliye Bakanlığının 27.09.2006 tarihli
ve 2006/141 sayılı Olur'u ile; davaların daha etkin ve verimli bir şekilde
takibinin sağlanması ve Devlet hakkının daha sağlıklı şekilde savunulması
amacıyla Devlet davalarının imkanlar ölçüsünde tamamının hazine avukatları
tarafından takibi öngörülmüş, bunu sağlamaya yönelik olarak da hazine avukatı
bulunmayan yerlerdeki davaların muhakemat müdürlüklerince görevlendirilecek
hazine avukatları tarafından takip edilmesi uygulamasına başlanmış, ancak
uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle bazı yerlerde hazine avukatı
görevlendirilmesi sağlanamamıştır. 4353
sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün
Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler
Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 18 inci maddesinde yer
alan "Hazine avukatı bulunmayan yerlerdeki dava ve icra işlerinde bu daireler
amirleri tarafından temsil olunur" hükmü gereğince, muhakemat müdürlüklerince
hazine avukatı görevlendirilemeyen yerlerde dava ve icra işlerinin idare
amirlerince yürütülmesi uygulamasına devam edilecektir.
Bu itibarla, yeni mevzuata uyum ve uygulama birliğinin
sağlanması amacıyla, Gümrük Müsteşarlığının taraf olduğu dava ve icra
dosyalarının takibi ile, bunlara bağlı iş ve işlemlerde uyulması gereken usul
ve esaslar yeniden düzenlenmiş olup aşağıda belirtilen hususlara uyulması
gerekmektedir.
1. CEZA DAVALARI
1.1. Suç
Duyurusunda Bulunulması
Mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 29
uncu maddesinde yer alan "Gümrük idareleri bu müzekkerelerin verilmesi ile
şahsi davacı veya müdahil sıfatını alırlar" hükmüne 5607 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu'nda yer verilmemiş olduğundan bu Kanunun yürürlüğe girmesinden
itibaren gümrük idareleri tarafından düzenlenen müdahale müzekkerelerinin fiilen
uygulama alanı kalmamıştır. Bu nedenle soruşturma aşamasında müdahale
müzekkeresi düzenlenmeyecektir.
Bu durumda, gümrük idarelerince kaçakçılık fiillerinin
tespiti halinde; kaçakçılık fiiline ilişkin bilgi ve belgeler Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilerek suç duyurusunda bulunulacak ve suç duyurusunda kaçak eşyanın
cinsi, nev'i ve miktarı bildirilecektir. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu'nun 3
üncü maddesinin 8, 9, 10, 11, 13 ve 16 ncı fıkralarında yer alan kaçakçılık
fiillerine ilişkin olaylarda ayrıca eşyanın gümrüklenmiş değeri, 15 inci
fıkrasında yer alan kaçakçılık fiiline ilişkin olaylarda ise eşyanın gümrük
vergileri de bildirilecektir.
Gümrük idarelerince kaçakçılık fiilleri dışında suç
tespit eden bir fiil tespit edildiğinde de, fiile ilişkin bilgi ve belgeler
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek suç duyurusunda bulunulacaktır.
1.2. Soruşturma
Evresi
İdarece yapılacak ihbar veya şikayet üzerine
Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılmakta ve soruşturma sonucuna göre
kamu davasının açılmasına veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
verilmektedir.
1.2.1.
Hazine Avukatı Bulunmayan Yerlerde
1.2.1.1. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
Verilmesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172
nci maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararın gümrük idaresine tebliğ edilmesi halinde, anılan
Kanunun 173 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince kararın tebliğ edildiği
tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı
çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanlığına
itiraz edilecektir (Ek-1).
İtirazın reddedilmesi halinde; dosya işlemden
kaldırılacaktır. Olay hakkında yeni delillerin elde edilmesi halinde,
Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulacaktır. Ancak; 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/6 ncı maddesine göre İtirazın
reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının yeni delil varlığı nedeniyle kamu
davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza
mahkemesi başkanının bu hususta karar vermesine bağlıdır.
İtirazın kabul edilmesi halinde, kamu davasının
açılmasına karar verilmektedir.
Cumhuriyet Başsavcılığının, cezayı kaldıran şahsi
sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların
ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde, kamu davasının açılmaması
hususunda takdir yetkisini kullanarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun
171 inci maddesine göre verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara ise
173 üncü maddenin beşinci fıkrasının amir hükmü nedeniyle itiraz
edilememektedir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar şüphelinin
ölümü nedeniyle verilmişse veya kararın yasaya uygun olduğu düşünülüyorsa,
ilgili muhakemat müdürlüğünden itiraz yoluna başvurulmasından vazgeçilmesi
talebinde bulunulacaktır.
1.2.1.2. Kamu Davasının
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 18
inci maddesine göre; bu Kanunda tanımlanan suçlar nedeniyle açılan davalarda
mahkeme iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine gönderir ve başvurusu
üzerine gümrük idaresi katılan olarak kabul edilir. Bu nedenle, iddianamenin
tebliğ üzerine ilgili gümrük idaresince, davaya katılma dilekçesi verilecektir (Ek-2).
Kaçakçılık filleri dışında gümrük idaresini ilgilendiren
diğer ceza davalarında da, iddianame ve duruşma davetiyesi gümrük idaresine
tebliğ edildiğinde veya açılmış olan davadan haberdar olunduğunda, davaya
katılma dilekçesi verilecek ve mahkemece gümrük idaresinin katılan olarak kabul
edilmesine karar verilmesi istenilecektir (Ek-3).
1.2.2.
Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
1.2.2.1. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
Verilmesi
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararın gümrük idaresine tebliğ edilmesi halinde, kararın
bir örneği onbeş günlük itiraz süresi içinde ve varsa itiraz sebepleri ile
birlikte, itiraz edilmesi amacıyla ilgili muhakemat müdürlüğüne
gönderilecektir. İtirazın reddedilmesi halinde dosya işlemden kaldırılacaktır.
Olay hakkında yeni delil elde edilmesi halinde,
Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulacaktır. Ancak; 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/6
ncı maddesine göre İtirazın reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının
yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe
hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesi başkanlığının bu hususta karar
vermesine bağlıdır.
İtirazın kabul edilmesi halinde, kamu davasının
açılmasına karar verilir.
1.2.2.2. Kamu Davasının
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 18
inci maddesine göre; bu Kanunda tanımlanan suçlar nedeniyle açılan
davalarda mahkeme iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine gönderecektir.
iddianamenin tebliğ üzerine ilgili gümrük idaresince mahkemesine davaya katılma
dilekçesi (Ek-2) verilecek, bu dilekçenin bir örneği ile birlikte davaya ilişkin
bilgi ve belgeler davanın takibinin sağlanması için ilgili muhakemat
müdürlüğüne gönderilecektir.
Kaçakçılık filleri dışında gümrük idaresini
ilgilendiren diğer ceza davalarında da, iddianame ve duruşma davetiyesi gümrük
idaresine tebliğ edildiğinde veya açılmış olan davadan haberdar olunduğunda,
davaya katılma dilekçesi verilmesi ve davanın takibinin sağlanması için davaya
ilişkin bilgi ve belgeler eklenerek ilgili muhakemat müdürlüğüne
gönderilecektir.
1.3. Kovuşturma
Evresi
1.3.1.
Hazine Avukatı Bulunmayan Yerlerde
4353 sayılı Kanunun 18
inci maddesi uyarınca, hazine avukatı bulunmayan yerlerdeki ceza davaları,
gümrük idaresi amiri ya da yetkilendirdiği memur tarafından takip edilecektir.
Dava süresince yapılacak duruşmalarda, gümrük idaresi idare amiri veya
yetkilendirdiği memur tarafından temsil edilecektir. Duruşmada idare
temsilcisinin bulundurulamaması durumunda mahkemeye mazeret dilekçesi
verilecektir. Dava süresince, mahkemenin ara kararı gereklerinin mahkemece
verilen süre içerisinde, süre verilmemiş ise ivedilikle yerine getirilmesi
sağlanacaktır.
1.3.1.1. Görevsizlik-Yetkisizlik Kararlarına İtiraz
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 5
ve 18 inci maddelerinde görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının itiraza
tabi olduğu düzenlenmiştir. Bir üst mahkemenin görev alanına girdiği
gerekçesiyle verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına itiraz edilmesine
gerek bulunmamaktadır. Bunun dışındaki görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı
"1.3.1.5.1. itiraz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda itiraz
edilecektir. Görevsizlik ve yetkisizlik kararının yasaya uygun ve yerinde
olduğu değerlendirilirse muhakemat müdürlüğünden vazgeçme talebinde bulunulacaktır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/10
maddesinde yer alan; "Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik
görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır." hükmü gereğince; başka
bir yargı yolu öngören veya idareyi yetkili kılan görevsizlik kararının yasaya
aykırı olduğu düşünülüyorsa karar "1.3.1.5.2.Temyiz" başlıklı bölümdeki
açıklamalar doğrultusunda temyiz edilecektir. Görevsizlik kararının yasalara
uygun ve yerinde olduğu düşünülüyorsa, muhakemat müdürlüğünden vazgeçme
talebinde bulunulacaktır.
31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 25
inci maddesi ile 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
5607 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince idari para cezası vermeye yetkili
merci Cumhuriyet Savcısı olarak belirlenmiştir. Görev ve yetkiye ilişkin
kurallar kamu düzenini ilgilendirdiğinden görev ve yetki ile ilgili değişikliklerin
kanunun yürürlüğe girdiği tarihte derhal uygulanması esastır. Gümrük
komisyonlarına idari para cezası verme yetkisi tanıyan 4926 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanununun yürürlükten kalkması ve 5607 sayılı Kanun'da yetkili merci
olarak Cumhuriyet Savcılarının belirlenmesi nedeniyle 31.03.2007 tarihinden
itibaren Gümrük Komisyonları yürürlükten kalkmış ve idari para cezası verme
yetkileri de kalmamış bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemece fiilin 4926 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu zamanında işlenmiş olması ve gümrük
komisyonlarının yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi
halinde karar yukarıda belirtilen gerekçelerle "1.3.1.5.2.Temyiz" başlıklı bölümdeki
açıklamalar doğrultusunda temyiz edilecektir.
1.3.1.2. Bilirkişinin Reddi
Mahkemece, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi
gerektiren hallerde bilirkişi atanabilir. Bilirkişinin adı ve soyadı engel
sebepler olmadığı takdirde katılan gümrük idaresine de bildirilir.
Adı ve soyadı gümrük idaresine bildirilen bilirkişi,
a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile
aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın
hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlat
edinme bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü
derece dahil kan hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya
mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet Savcılığı, adli kolluk
görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık sıfatıyla dinlenmişse,
ı) Aynı davada hakim olarak görev yapmışsa,
Gümrük idaresince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun
69
uncu maddesi uyarınca davanın görüldüğü mahkemeye bilirkişinin reddi
talebinde bulunulacaktır (Ek-4).
Dilekçede red sebepleri de açıkça bildirilecektir.
1.3.1.3. Bilirkişi Raporuna itiraz
Bilirkişi raporları katılan gümrük idaresine de tebliğ
edilir ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 67/5 maddesi uyarınca,
mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazların ve taleplerin bildirilmesi için
süre verilir. Mahkemece belirlenen süre içerisinde bilirkişi raporu
incelenerek, rapora ilişkin itirazlarımız ve gerekirse yeni bilirkişi
incelemesi yaptırılması talebi mahkemeye bildirilecektir (Ek-5).
1.3.1.4. Kanun Yolları
1.3.1.4.1. İtiraz
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 267
nci maddesinde; "Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme
kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" hükmü mevcuttur. itiraz edilecek
kararın mahkemede idare temsilcisinin yüzüne karşı okunduğu (tefhim), yüze karşı
okunmamışsa kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün iç inde
kararı veren mahkemeye itiraz edilecektir (Ek-6).
Mahkeme itirazı yerinde görürse, vermiş olduğu kararı
düzeltir, yerinde bulmuyorsa üçgün içinde itirazı esas bakımından incelemeye
yetkili olan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268/3
maddesinde belirtilen mercie gönderir. İtiraz üzerine verilen kararlar
kesindir.
İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması
sonucunu doğurmaz. Ancak kararı veren mahkeme veya itirazı incelemeye yetkili
merci, karar hakkında kesin sonuç çıkıncaya kadar kararın geri bırakılmasına
karar verebilir.
1.3.1.4.2. Temyiz
4353 sayılı Kanunun 32
nci maddesine göre, kanunun 27, 28, 29 ve 30 uncu madde hükümlerine uygun
bir karar alınmış olmadıkça tamamen veya kısmen Devlet aleyhine neticelenen
davalarla icra takiplerinden yüksek dereceli mercilerde tetkiki istenilmesi
mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi mecburidir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve
Uygulama şekli Hakkında Kanun'un 8
inci maddesi gereğince, bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazetede ilan
edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan
kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü
Kanununun 322
nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere,
305 ila 326 ncı maddeleri uygulanacaktır.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305
inci maddesine göre de; ikibin liraya kadar (ikibin lira dahil) para cezalarına
dair olan hükümler, yukarı sınırı onbin lirayı geçmeyen para cezasını
gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri ile kanunlarda kesin
olduğu yazılı bulunan hükümler temyiz edilemez.
Mahkemenin esas hakkında verdiği kararlara karşı, kararın
idare temsilcisinin yüzüne karşı okunduğu (tefhim), yüze karşı okunmamışsa
kararın idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde temyiz başvurusu
yapılacaktır (Ek-7).
Kararın gerekçesi ayrıca tebliğ edileceğinden, gümrük idaresine gerekçeli
kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ek bir dilekçe ile temyiz
nedenleri belirtilecektir (Ek-8).
Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini
engeller. Mahkumiyet hükümleri kesinleşmeden infaz edilemez. Bu nedenle,
kararda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece, eşya ile ilgili olarak verilen
kararların uygulanması için kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir.
4353 sayılı Kanunun 27
nci maddesinde, hazine avukatı olmayan yerlerde kanun yoluna gidilmesinden
vazgeçilmesine ilişkin tekliflerin idare amirleri tarafından yapılacağı
belirtilmektedir. Bu nedenle, kararın temyiz edilmesinde yarar görülmüyorsa,
temyizden vazgeçme talepleri idare amirleri tarafından Maliye Bakanlığı
Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 29.04.2009 tarihli ve 19
Sıra No.lu "Ceza Mahkemelerinden ve C. Başsavcılıklarından Verilen Kararların
itiraz ve Temyizi Hakkında Uygulanacak Usul ve Esaslar" başlıklı İç
Genelgesindeki açıklamalar doğrultusunda yapılacaktır.
1.3.1.4.3. Karar
Düzeltme
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci
maddesinin son fıkrasına göre; karar düzeltilmesini istemek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına
ait olduğundan temyiz üzerine Yargıtay Ceza Daireleri tarafından verilen
kararın tebliğinden itibaren kararı veren mahkemenin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet
Savcısına karar düzeltme talebinde bulunulacaktır (Ek-9).
Cumhuriyet Savcısı, ilgililerin başvurusu üzerine, düşüncesiyle birlikte evrakı
gereği takdir edilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Ancak bu durum
infazın geri bırakılmasını gerektirmez. Cumhuriyet Başsavcısı durumu inceleyip
düzeltme talebini uygun gördüğü takdirde infazın geri bırakılmasını derhal
mahalline bildirir ve ondan sonra gereğini yapar. Karar düzeltme talebi
reddedilirse bir daha karar düzeltme talebinde bulunulamaz.
4353 sayılı Kanunun 33
üncü maddesi gereğince, karar düzeltme yoluna gidilmesi için kanuni
sebepler olup olmadığının takdiri, hazine avukatı olmayan yerlerde idare
amirine aittir.
1.3.1.4.4. Yargılamanın
Yenilenmesi
Ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmesinden sonra;
duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir
belgenin sahteliği anlaşılırsa veya hükme katilmiş olan hakimlerden biri,
aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkumiyetini gerektirecek
nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise
ya da sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hakim önünde
güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa kararı veren mahkemeye başvurularak
yargılamanın yenilenmesi talep edilecektir (Ek-10).
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66
ncı maddesinde yer alan dava zamanaşımı süresi içinde yargılamanın
yenilenmesi talep edilebilir.
Mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebini reddederse,
karara "1.3.1.5.1.itiraz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda itiraz
edilecektir.
Mahkeme yargılamanın yenilenmesi talebini kabul
ederse, delil toplama işleminden başlayarak yeniden yargılama yapılır ve yeni bir
karar verilir. Bu karara karşı "1.3.1.5.2. Temyiz" başlığındaki açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.
1.3.2.
Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
4353
sayılı kanun gereğince dava, hazine avukatı tarafından takip edileceğinden gümrük
idaresi dava ile ilgili bilgi ve belgelerin duruşma gününden önce hazine
avukatına iletilmesini sağlayacak, varsa dava sırasında ortaya çıkan yeni
durumları veya delilleri ivedilikle hazine avukatına gönderecektir.
1.4. Müsadere
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 256
ncı maddesine göre, müsadere kararı verilmesi gereken hallerde, kamu davası
açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse;
karar verilmesi için, Cumhuriyet Savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili
mahkemeye başvurabilir.
Bu hüküm gereğince, müsadere edilmesi gereken eşyalar
için bir karar verilmemiş ise hazine avukatı bulunan yerlerde gerekli bilgi ve
belgeler hazine avukatına gönderilerek müsadere kararı alınması talep
edilecektir.
Hazine avukatı bulunmayan yerlerde mahkemeye başvurularak
müsadere kararı verilmesi talep edilecektir (Ek-11).
Mahkeme suç konusu olmayan eşya hariç karar için duruşma yapacağından Duruşmada
idare temsilcisinin bulunması sağlanacak, mahkeme eşyaların iadesine karar
verirse, karar "1.3.1.5.2.Temyiz" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda
temyiz edilecektir.
1.5. Para
Cezalarının Tahsilatı
Mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun
gümrük idarelerine para cezalarına ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi
veren 28 inci maddesine paralel özel bir düzenleme 5607 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu'nda yer almamıştır. Bu nedenle, 5607 sayılı Kanunun yürürlüğe
girdiği 31.03.2007 tarihinden itibaren gümrük idarelerinin para cezalarına ilişkin
ilamları takip ve tahsil etme yetkisi kalmamıştır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca
mahkemelerce verilen adli para cezalarının tahsil işlemleri, 5275 sayılı Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun'un 106
ncı maddesi hükmüne göre Cumhuriyet Savcılarınca yürütülecektir.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 17 nci
maddesi hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcıları tarafından verilen idari para
cezaları ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası
hükmü gereğince Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil daireleri tarafından
tahsil edilecektir.
2. HUKUK DAVALARI
2.1. Hazine
Avukatı Bulunmayan Yerlerde
2.1.1.
Davanın Takibi
4353 sayılı Kanunun 26
ncı maddesi gereğince; merkezde Başhukuk Müşaviri ve Muhakemat Genel
Müdürünün ve illerde muhakemat müdürlerinin ve teşkilat olmayan yerlerde hazine
avukatının uygun mütalaası olmadıkça hiç bir dava açılamaz ve hiç bir icra
takibi yapılamaz. Bu nedenle, idare tarafından dava açılması gerekiyorsa,
öncelikle ilgili muhakemat müdürlüğünden onay alınacaktır.
İdare
tarafından açılan davaların takibinde;
- Konu ile ilgili belgeler dava dilekçesine eklenecek (Ek-12),
- Duruşmalar titizlikle takip edilerek bütün
duruşmalara katılınacak, mazeret varsa bu durum mazeret dilekçesi ile mahkemeye
bildirilecek,
- Mahkemenin ara kararlarının gerekleri süresinde
yerine getirilecek,
- Mahkemece verilen ve özellikle kesin olduğu
belirtilen sürelere uyulmasına özen gösterilecektir.
İdare
aleyhine açılan davaların takibinde;
- Cevap dilekçesi 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu'nun 195/2
maddesi uyarınca otuz gün içinde verilecek (Ek-13),
- Cevap dilekçesinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu'nun 187
nci maddesinde sayılan ilk itirazlar varsa bunlar belirtilecek,
- Cevap dilekçesinde dava konusu hakkında ayrıntılı
savunma yapılacak,
- Duruşmaların mümkün olduğunca takibi sağlanacak,
- Mahkemenin ara kararlarının gerekleri süresinde
yerine getirilecek,
- Mahkemelerce verilen sürelere uyulacaktır.
Davaların takibinde, Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği
ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 29.04.2009 tarihli ve 4 Sıra No.lu Hukuk
Davaların Açılmasında, Savunulmasında, Takibinde ve Sonuçlanmasında Dikkat
Edilecek Hususlar başlıklı İç Genelgesinde belirtilen hususlar göz önüne
alınacaktır.
2.1.2. Bilirkişi
ve Bilirkişi Raporuna itiraz
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 277
nci maddesine göre, bilirkişilerin ret sebepleri hakimler hakkındaki ret
sebepleridir. Buna göre, bilirkişinin davanın taraflarından birine nasihat vermiş
veya yol göstermiş olması, taraflardan biri veya üçüncü kişi karşısında kanunen
gerekmediği halde görüşünü bildirmiş olması, davada tanık veya hakem ve yahut
hâkim sıfatıyla dinlenmiş veya hareket etmiş olması, davanın dördüncü dereceye
kadar (bu derece dâhil) civar hısımlarına ait bulunması, dava sırasında
taraflardan biri ile arasında dava veya düşmanlık bulunması veya
tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli sebeplerin bulunması
halinde bilirkişinin seçildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren üç gün içinde
bilirkişinin reddi talep edilecektir (Ek-14).
Bilirkişi raporlan gümrük idaresine tebliğ edildiğinde
bilirkişi raporu incelenerek itirazlar, gerekirse yeni bilirkişi incelemesi
yaptırılması talebi tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde mahkemeye
bildirilecektir (Ek-15).
2.1.3. Kanun
Yolları
2.1.3.1.
Temyiz
4353 sayılı Kanunun 32
nci maddesi gereğince, aynı Kanun'un 27, 28, 29 ve 30 uncu maddeleri
hükümlerine uygun bir karar alinmiş olmadıkça tamamen veya kısmen Devlet
aleyhine neticelenen davalarla icra takiplerinden yüksek dereceli mercilerde
tetkiki istenilmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi
mecburidir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici
2 nci maddesine göre, bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazetede ilan
edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan
kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila
454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236
sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427/2 maddesine göre miktar veya
değeri "bin" lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihaî
kararlar kesindir ve temyiz edilemez. Ancak bu parasal sınır her yıl yeniden
değerlendirme oranında artırılmaktadır.
Davanın idare aleyhine sonuçlanması halinde; Asliye
Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren onbeş gün
içinde, Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren
sekiz gün içinde, İş Mahkemeleri kararlarına karşı karar yüze karşı okunmuşsa
tefhim, yoksa tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde karar temyiz
edilecektir (Ek-16).
Temyiz dilekçesinde 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 428
inci maddesinde sayılan sebeplerle, davaya ilişkin diğer sebepler belirtilecek,
dava konusu para alacağı ise icra ve iflas Kanunun 36 ncı maddesine göre
tehir-i icra isteminde bulunulacaktır.
Karar, karşı tarafça temyiz edilmiş ise, temyiz
dilekçesinin gümrük idaresine tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap
dilekçesi verilebilir (Ek-17).
Temyiz dilekçesinde yeni bir husus ileri sürülmemiş ise, cevap verme
zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, temyiz dilekçesinde yeni iddialar ileri sürülmüşse
veya kısmen idare aleyhine verilmiş bir kararda temyiz süresi kaçırılmış ise
cevap dilekçesinde karara ilişkin itirazlar bildirilerek temyiz talebinde
bulunulacaktır.
4353 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde, hazine avukatı
olmayan yerlerde kanun yoluna vazgeçme tekliflerinin idare amirleri tarafından
yapılacağı belirtilmektedir. Bu nedenle, kararın temyiz edilmesinde yarar
görülmüyorsa, temyizden vazgeçme talepleri idare amirleri tarafından Maliye
Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 29.04.2009
tarihli 4 Sıra No.lu Hukuk Davaların Açılmasında, Savunulmasında, Takibinde ve
Sonuçlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar ve 29.04.2009 tarihli ve 3 Sıra No.lu
Temsil Yetkisinin Kullanılması, Muhakemat Müdürünün Vazgeçme Yetkisi başlıklı İç
Genelgelerindeki açıklamalar doğrultusunda yapılacaktır.
2.1.3.2.
Karar Düzeltme
Temyiz dilekçesi ve -kanuni süre içinde verilmiş
olması şartıyla- karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi
olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması, Yargıtay
kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması, Yargıtay incelemesi sırasında
hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması
veya Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması hallerinde, Yargıtay
Hukuk Dairesi kararının tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme
talebinde bulunulacaktır (Ek-18).
Karar düzeltme talebini içeren dilekçede, 1086 sayılı
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten
önceki 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerle, davaya ilişkin diğer sebepler
belirtilecektir.
Aşağıda belirtilen kararlar aleyhine karar düzeltme
yoluna gidilemez:
- Miktar veya değeri "altıbin" liradan az olan
davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin kararlar, [Bu parasal
sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır. Bkz. 2.1.5.5.
Karar Düzeltme Sınırı (HUMK m.
440)]
- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 8
inci maddesinde gösterilen davalara ait hükümlerin onanmasına veya bozulmasına
ilişkin kararlar (8 inci maddenin II numaralı fıkrasının 6 no.lu bendindeki
davalar, bu fıkranın (1) numaralı bendindeki hüküm saklı kalmak koşuluyla; kira
sözleşmesine dayanan tahliye ve akdin feshi davaları ile bu davalarla birlikte açılmış,
kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davalar ve
Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalar hariç),
- Görevsizlik, yetkisizlik, hâkimin reddi, dava veya karşılık
davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi ve merci belirtilmesi
kararları,
- Hakemlerin verdiği hükümlerin ve tahkim hükümlerine
göre mahkemece verilecek kararların onanmasına veya bozulmasına ilişkin
kararlar.
4353 sayılı Kanunun 33
üncü maddesi gereğince, karar düzeltme yoluna gidilmesi için yasal
sebeplerin mevcut olup olmadığının takdiri, hazine avukatı olmayan yerlerde
idare amirine aittir.
2.1.3.3.
Yargılamanın İadesi
HUMK'un 445
inci maddesine göre kesinleşmiş kararlar hakkında;
- Hükmü etkileyen yeni bir senet veya belgenin elde
edildiği,
- Hükme esas alınan senedin sahte olduğunun anlaşılması
halinde sahtelik hakkındaki hükmün kesinleştiği,
- Hükme esas alınan bir ilamın kesin bir hükümle
ortadan kaldırıldığının öğrenildiği,
- İfadesi hükme esas alınan bir tanığın hükümden sonra
yalan tanıklıktan mahkum edilmesi halinde mahkumiyete ilişkin hükmün kesinleştiği,
- Bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna
ilişkin bir mahkeme hükmü varsa bu kararın kesinleştiği,
- Lehine hüküm verilen tarafın yalan yere yemin etmesi
nedeniyle mahkumiyet hükmü verildiği hallerde ceza mahkemesi hükmünün
kesinleştiği,
- Lehine hüküm verilen tarafın hükme etkili olan bir
hile kullanmış olması halinde bu hilenin öğrenildiği,
- Davaya bakması yasak olan bir hakim tarafından
davaya bakılmış ve hüküm verilmiş ise hükmün aleyhine hüküm verilen tarafa
tebliğ edildiği,
Tarihten itibaren üç ay,
- Tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan bir dava
hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde ikinci hükmün
kesinleştiği,
Tarihten itibaren on sene,
İçinde yargılamanın iadesi talep edilebilir (Ek-19).
Yargılamanın iadesi talebi üzerine ilk kararı veren mahkeme, talebin reddine
veya davanın yeniden görülmesine karar verir.
Mahkeme yargılamanın iadesi talebini reddederse,
karara "2.1.3. Kanun Yolları" başlıklı bölümdeki açıklamalar doğrultusunda
işlem yapılacaktır.
Mahkeme yargılamanın iadesi talebini kabul ederse,
delil toplama işleminden başlayarak yeniden yargılama yapılır ve yeni bir karar
verilir. Bu karara karşı "2.1.3. Kanun Yolları" başlığındaki açıklamalara göre
işlem yapılacaktır.
2.1.4.
Hükümlerin Açıklanması (Tavzihi)
Mahkemece verilen hüküm açık değilse, anlaşılamıyorsa
veya uygulanamayacak nitelikte ise, davacı veya davalı hükmün icrasına kadar
kararı veren mahkemeye bir dilekçe vererek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu'nun 455
inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasını talep edebilir.
2.1.5. Parasal
Sınırların Belirlenmesi
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 4
üncü maddesine göre; görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtayda duruşma,
senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün
belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından
geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213
sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298
inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan
edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde
belirlenen sınırların on lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmaz. Bu uygulama
nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemez.
Aşağıdaki listede, 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan maddelere göre parasal sınırlar yıllar
itibariyle verilmektedir. Dava takip edilirken bu sınırlara dikkat edilerek
işlem yapılacaktır.
2.1.5.1.
Sulh/Asliye Hukuk Görev Sınırı (HUMK m. 8/I)
1996 : 100,00
1998 : 200,00
2000 : 400,00
2005 : 5.000,00
2006 : 5.490,00
2007 : 5.910,00
2008 : 6.330,00
2009 : 7.080,00
2010 :
7.230,00 TL (Hukuk
Müşavirliğinin 04.02.2010/336 yazıları ile duyurulmuştur)
2.1.5.2.
Senetle İspat Sınırı (HUMK m. 288)
1996 : 10,00
1998 : 20,00
2000 : 40,00
2005 : 400,00
2006 : 430,00
2007 : 460,00
2008 : 490,00
2009 : 540,00
2010 : 550,00
TL (Hukuk Müşavirliğinin
04.02.2010/336 yazıları ile duyurulmuştur)
2.1.5.3. Temyiz
Sınırı (HUMK m. 427)
1996 : 10,00
1998 : 20,00
2000 : 40,00
2005 : 1000,00
2006 : 1090,00
2007 : 1.170,00
2008 : 1.250,00
2009 : 1.400,00
2010 :
1.430,00 TL (Hukuk
Müşavirliğinin 04.02.2010/336 yazıları ile duyurulmuştur)
2.1.5.4.
Temyizde Duruşma Sınırı (HUMK m. 438)
1996 : 200,00
1998 : 400,00
2000 : 800,00
2005 : 10.000,00
2006 : 10.980,00
2007 : 11.830,00
2008 : 12.680,00
2009 : 14.200,00
2010 :
14.510,00 TL (Hukuk
Müşavirliğinin 04.02.2010/336 yazıları ile duyurulmuştur)
2.1.5.5.
Karar Düzeltme Sınırı (HUMK m. 440)
1996 :150,00
1998 :300,00
2000 :600,00
2005 :6.000,00
2006 :6.580,00
2007 :7.090,00
2008 :7.600,00
2009 :8.510,00
2010 :
8.690,00 TL (Hukuk
Müşavirliğinin 04.02.2010/336 yazıları ile duyurulmuştur)
2010 ve sonraki yıllar için parasal sınırlarda
yapılacak değişiklikler Hukuk Müşavirliğince güncellenerek ayrıca
bildirilecektir.
2.2. Hazine Avukatı Bulunan Yerlerde
Hukuk mahkemelerinde dava açıldığında, mahkemece
gümrük idaresine tebliğ edilen duruşma davetiyesi, dava dilekçesi ve ekleri, dava
dilekçesindeki iddiaların karşılanmasına yönelik bilgi ve belgeler süreler
dikkate alınarak muhakemat müdürlüğüne gönderilecektir.
3. İDARİ DAVALAR
3.1. Davanın
Takibi
485 sayılı Gümrük Müsteşarlığı'nın Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (541 sayılı K.H.K. ile değişik) 22
nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca idari Yargı mercilerine savunma,
itiraz, temyiz, karar düzeltme, süre uzatımı dilekçeleri verilmesi
konularındaki merkeze ait yetkiler 18.02.2000 tarihli ve 23968 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 3 Seri no.lu Gümrük Genel Tebliği (Yetki Devri) ile değişik
08.12.1994 tarihli ve 22135 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri no.lu
Gümrük Genel Tebliği (Yetki
Devri) ile taşra idarelerine devredilmiştir.
Davaların takibi, işlemi tesis eden veya eylemde
bulunan merkez veya taşra teşkilatı birimince yapılacak, düzenleyici işlemlere
(tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ vb.) veya düzenleyici işlemlerle birlikte
bunların uygulanmasına ilişkin bireysel işlemlere karşı dava açılması halinde dava
ilgili merkez birimince takip edilecektir.
İdari davaların takibinde 2577
sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine ve aşağıda belirlenen usul ve
esaslara uyulması gerekmektedir.
3.1.1. Tebligat
Aşaması
Dava, doğrudan doğruya Gümrük idaresine karşı
açılabileceği gibi Müsteşarlık hasım gösterilerek de açılmış olabilir.
Dava dilekçesi, yargı kararları ve benzeri evrak, dava
konusu işlemi tesis eden veya eylemde bulunan gümrük idaresine tebliğ edilmiş
ise, öncelikle tebliğ zarfının üzerine tebliğ tarihi yazılacaktır. Evrak Müsteşarlığa
tebliğ edilmiş ise ilgili merkez birimi, yine zarfın üzerine tebliğ tarihini
yazarak derhal ilgili birime intikal ettirecektir. Bu durumda tebliğ tarihi, Müsteşarlığın
tebellüğ ettiği tarih olacağından, dava dilekçesinin idareye geldiği tarih
değil, Müsteşarlıkça zarfın üzerine yazılmış olan tarih tebliğ tarihi
olacaktır.
Dava evrakı gümrük idarelerine intikal ettirildikten
sonra Gümrük Müdürü veya Müdür Yardımcısının havalesi ile gümrük kaydına
alınacak ve işlem dosyası iliştirilerek üzerindeki havaleye istinaden ilgili
servise iletilecektir.
Süresi geçirildikten sonra savunma, savunmaya cevap,
temyiz, itiraz ve karar düzeltme talebinde bulunulması halinde hak kaybı
ve/veya kamu (hazine) zararı sözkonusu olabileceğinden yasal sürelere riayet
edilecektir.
3.1.2. Sürelerin Hesaplanması
Süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen
günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri sürelere dahildir. 2577 sayılı
idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8
inci maddesine göre, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü
izleyen çalışma gününün mesai bitimine kadar uzar.
Anılan Kanunun 61
inci maddesinin birinci fıkrasına göre çalışmaya ara verme (adli tatil)
süresi 1 Ağustos - 5 Eylül tarihleri arasıdır. Sürenin son gününün çalışmaya
ara verme zamanına (adli tatile) rastlaması halinde süre, çalışmaya ara
vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün daha uzar.
Ancak, aynı Kanunun 62 nci maddesine göre, yürütmenin
durdurulmasına itiraz ile ara kararının gereğinin yerine getirilmesi
işlemlerine ilişkin sürelerin ara verme zamanına rastlaması halinde yedi gün
süre uzatımı uygulanmaz.
3.1.3. Cevap
Dilekçesi (1. Savunma)
Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin tebliğ
tarihini izleyen günden itibaren 30 gündür. Ancak, yürütmenin durdurulması
istemli davalarda mahkemece cevap süresi kısaltılabilir.
Davaya verilecek cevabın haklı nedenlerle süresinde
verilemeyeceğinin anlaşılması halinde bir defaya mahsus olmak üzere cevap
süresinin uzatılması, yine cevap süresi içinde Mahkemesinden talep edilebilir (Ek-20).
Temyize ve itiraza cevap aşamasında, cevap süresinin uzatılması talep edilemez.
Cevap dilekçesi, tebliğ zarfının üzerinde yazılı
mahkemeye hitaben yazılacak ve dilekçe ekleriyle birlikte davacı sayısından bir
adet fazla nüsha olarak Mahkemeye verilecektir (Ek-21).
Gümrük Müdürlüğü, davanın açılmış olduğu mahkemenin
bulunduğu yerden başka bir il veya ilçede ise, cevap dilekçesi; gümrük
idaresinin bulunduğu yerdeki vergi veya idare mahkemesi, bunlardan yalnızca
birinin bulunması halinde bu mahkeme, vergi veya idare mahkemeleri bulunmuyorsa
Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderilecektir.
Dava konusunun hazineyi ilgilendirdiği davalarda,
cevap (birinci savunma) dilekçesi bir yazı ile muhakemat müdürlüğüne
gönderilerek görüş istenecektir (Ek-22).
Davanın duruşmalı olarak görülmesinin yararlı
olacağının düşünülmesi halinde, cevap dilekçesinin sağ üst köşesine "Duruşma
istemlidir" ibaresi yazılacak, ayrıca "Sonuç ve istem" kısmında duruşma
talebinin olduğu belirtilecektir.
Cevap dilekçesinde, önce usule ilişkin itirazlarımız
bildirilecek, daha sonra davanın esasına ilişkin cevaplarımız yazılacaktır.
3.1.3.1.
Usule ilişkin itirazlar
3.1.3.1.1. Görev
ve Yetki
Açılan dava adli yargının görev alanına girmesine
rağmen idari yargıda açılmışsa veya idare mahkemesinde açılması gereken bir
dava vergi mahkemesinde veya vergi mahkemesinde açılması gereken bir dava idare
mahkemesinde açılmışsa veya Danıştay'da açılması gereken bir dava idare veya
vergi mahkemesinde açılmışsa, bu tür durumlarda yargı yolu ve görev yönünden
usul itirazında bulunulacaktır.
Yer yönünden genel yetkili idare mahkemesi, dava
konusu idari işlem, eylem veya sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki
idare mahkemesi olup, 2577 sayılı Kanunun 32,
33, 34, 35, 36 ve 37 nci maddelerinde düzenlenen yetki kuralları
incelenerek, dava yer yönünden yetkili mahkemede açılmamışsa yetki yönünden
usul İtirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.2. İdari
Merci Tecavüzü
2577 sayılı Kanunun 13
üncü maddesi uyarınca, idari eylemlerden dolayı haklarının ihlal edildiği
iddiasıyla ilgililerce dava açılmadan önce idareye başvurulması gerekmekte
olup, bu çerçevede idareye başvurulmadan dava açılmış olması halinde, idari
merci tecavüzü yönünden usul İtirazında bulunularak, dilekçenin görevli idare
merciine tevdiine karar verilmesi talep edilecektir.
3.1.3.1.3.
Süreaşımı
Dava konusu işlemin davacıya tebliğ tarihi ile dava
dilekçelerinin yargı mercii kaydına giriş tarihleri karşılaştırılarak, davanın
süresinde açılıp açılmadığına bakılacak, dava, 2577 sayılı Kanunun 7 nci
maddesinde öngörülen süreler içerisinde açılmamışsa, süreaşımı yönünden usul İtirazında
bulunulacaktır.
3.1.3.1.4. Husumet
İdari davaların, idari işlem veya eylemi kesin olarak
yapan veya yapmaya yetkili bulunan merciler aleyhine açılması gerekmektedir. Bu
sebeple, dava konusu işlem Müsteşarlığımızca tesis edilmediyse, Müsteşarlığımızın
davalı konumundan çıkarılması ve dava konusu işlemi tesis eden veya tesis
etmeye yetkili olan idareye husumet yöneltilmesi talep edilerek husumet yönünden
usul İtirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.5. Birden
Fazla işlem Aleyhine Dava Açılmış Olması
Her idari işlem aleyhine ayrı dava açılması
gerektiğinden ve sadece aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da
sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava
açılabileceğinden, yine, birden fazla şahsin müşterek dilekçeyle dava açabilmesi
için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan
maddi olay veya hukuki sebeplerde birlik olması gerektiğinden, dava dilekçeleri
bu yönüyle de incelenecek, aksine bir durumla karşılaşılması halinde yapılacak
savunmada, 2577 sayılı Kanunun 5,
14/3-g. ve 15/1-d. maddeleri uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesi
talep edilecektir.
3.1.3.1.6. İcrai
işlem Bulunmaması
2577 sayılı Kanunun "dilekçe üzerine ilk inceleme" başlıklı
14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde, "idari davaya konu
olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin olmasının" lazım geldiği; 15
inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise, "14/1-d. maddesi
uyarınca idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin
olmaması halinde davanın reddedileceği" hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle, icrai yönü bulunmayan işlemlere karşı
açılan davalarda, 2577 sayılı Kanunun 15/1-b. maddesi uyarınca davanın icrai
işlem bulunmaması yönünden reddine karar verilmesi talep edilerek usul İtirazında
bulunulacaktır.
3.1.3.1.7. Derdestlik
İdari iş ve işlemlerin ikinci kere yargılamasının
yapılması, yani, evvelce yargı mercii önüne getirilmiş ve yargılaması devam
eden hususların, başka bir davada ikinci kere görülmesi usul hukukuna
aykırıdır. Bu tür durumlarda, davanın derdestlik yönünden reddine karar
verilmesi talep edilerek usul İtirazında bulunulacaktır.
3.1.3.1.8. Konu
ve Menfaat
İdari davaların açılmasındaki hukuki menfaatin ve işlem
ile olan alakanın, davanın açıldığı tarihte mevcut olması ve davanın sonuna
kadar devam etmesi gerekmektedir. Davacının dava konusu işlem veya eylem ile
olan menfaat, alaka ve irtibatı dava açıldığı tarihte mevcut değilse veya dava
devam ederken ortadan kalkmış ise, konusuz kalan davanın menfaat yönünden
reddine karar verilmesi talep edilerek usul İtirazında bulunulacaktır.
Yukarıda belirtilen usul itirazları cevap dilekçesinde
(bu Genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten evvelki dilekçelerimizde) belirtilmemiş
olsa bile, dosyanın incelenmesi ile tespit edildiği takdirde davanın her aşamasında
(itiraz, temyiz, karar düzeltme v.s.) ileri sürülecektir.
3.1.3.2.
Esasa İlişkin Cevaplar
Esas yönünden yapılacak savunmalarda; dava konusu
işleme veya eyleme dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri (kanun, tüzük,
yönetmelik, genelge v.s.) belirtildikten ve ilgili mevzuat hükmünün ne şekilde
yorumlanıp uygulandığı açıklandıktan sonra, karşı taraf (davacının)
iddialarının karşılanmasına yönelik hususlara yer verilecektir. Davaya ilişkin
tüm bilgi ve belgeler de cevap dilekçesine (savunmamıza) eklenecek, özellikle
beyannameyi de içeren işlem dosyasının aslı veya onaylı örneği mutlaka
mahkemeye gönderilecektir.
Savunmalarımızda; mümkün olduğu kadar idare lehine
emsal teşkil edecek ilk derece mahkemesi veya temyiz mercii kararlarından
faydalanılacak olup, birer suret de savunmalara eklenecektir.
3.1.4.
Yürütmenin Durdurulması
İdari mahkemelerde dava açılması dava konusu idari
işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak, idari işlemin uygulanması halinde "telafisi
güç veya imkansız zararların doğması" ve idari işlemin "açıkça hukuka aykırı
olması" şartlarının "birlikte" gerçekleşmesi halinde gerekçe gösterilerek
yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Yürütmenin durdurulması, davanın
her safhasında istenilebilir.
Ancak, vergi mahkemelerinde dava açılması halinde,
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 27/3
maddesine göre dava konusu işlemin yürütülmesi kendiliğinden duracağından
tahsil aşamasına geçilemeyecektir.
6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre düzenlenen ödeme
emirlerine karsı vergi mahkemelerinde dava açılmış olması dava konusu ödeme
emrinin yürütülmesini durdurmaz.
Yürütmenin
durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karsı;
- Danıştay Dava Dairelerince verilmiş ise, konusuna
göre idari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına,
- İdare veya Vergi Mahkemeleri tarafından verilmiş
ise, Bölge idare Mahkemesine,
- Adli tatil süresinde, idare ve Vergi Mahkemeleri
tarafından verilen kararlara karşı en yakın Nöbetçi Vergi Mahkemesine veya
kararı veren hakimin katılmadığı Nöbetçi Mahkemeye kararın tebliğ tarihini
izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz
edilecektir (Ek-23).
İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir, bu tür
kararlara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulamaz.
Dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilmiş
ve idarenin cevabından sonra bu konuda karar verilecek ise yürütmeyi durdurma
talebinin yerinde olmadığı cevap dilekçesinde belirtilerek reddi istenecektir.
İdarenin savunması alınıncaya kadar verilmiş olan
yürütmenin durdurulması kararları hakkında idarenin savunması alındıktan sonra
yeni bir karar verileceğinden, idarece öncelikle savunma verilecek ve yeni
karara karşı itiraz edilecektir.
İtiraz/temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması
istemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı itiraz edilemez.
3.1.5. Cevaba
Cevap Dilekçesi (2. Savunma)
İdarenin savunması (cevap) ilgili mahkeme tarafından
davacıya tebliğ edilir. Davacı buna karşı, ikinci bir dilekçe verebilir.
Davacının ikinci dilekçesinin ilgili mahkemece gönderilmesi halinde; alınan bu
dilekçe, cevaplandırılması gereken husus bulunup bulunmadığı yönüyle
incelenecek ve hazırlanan cevap yazısı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren
otuz gün içerisinde ilgili mahkemeye gönderilecektir (Ek-24).
İdarenin verdiği cevaba karşı davacı tarafından
verilen ikinci dilekçede yeni bir iddiada bulunulmuşsa, cevaba cevap
dilekçesinde bu iddialara yönelik savunmamız bildirilecek, ilk cevap
dilekçesinde belirtilen hususların tekrarlanmamasına dikkat edilecektir.
Cevaba cevap dilekçesi verildikten sonra dava ile
ilgili yeni bir maddi veya hukuki durumun ortaya çıkması halinde, nihai karar
verilinceye kadar ek beyan dilekçesi ile bu hususlar mahkemeye bildirilebilir(Ek-25).
3.1.6. Ara
Kararları Üzerine Yapılacak İşlemler
Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri
evrakın gönderilmesini ve her türlü bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili
diğer yerlerden isteyebilirler. Bu kararların süresi içerisinde yerine
getirilmesi zorunludur.
Ara kararla istenilen bilgi ve belgelerin verilen süre
içerisinde karşılanmasının mümkün olmaması halinde, 2577 sayılı idari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 20
nci maddesi gereğince ek süre talep edilebilir (Ek-26).
Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere
uzatılabilir.
Ara kararı ile talep edilen bilgi ve belgelerin neler
olduğu tespit edilerek, istenilen bu bilgi ve belgeler süresi içerisinde ilgili
mahkemeye gönderilecektir.
3.1.7.
Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna itiraz
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31
inci maddesine göre, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde bilirkişi ile ilgili
hususlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır.
Bu nedenle bilirkişiye ve bilirkişi raporuna itiraz
edilmesi gereken hallerde "2.1.2. Bilirkişi ve Bilirkişi Raporuna itiraz"
bölümündeki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılacaktır.
3.1.8. Duruşma
Davanın duruşmalı olarak görülmesinin istenilmesi
halinde, duruşma talebinin dava dilekçesi veya cevap ve savunma dilekçelerinde
belirtilmesi gerekir. Miktar ve değeri 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun
17
nci maddesine göre 1.000,00 (Bin)TL'yi aşmayan vergi ve tam yargı
davalarında duruşma istenilemez. Maddedeki parasal sınırlar, 08.06.2000 tarihli
ve 4577 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile değiştirilen Ek 1 inci madde hükmü
uyarınca, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan
parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298
inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan
edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacaktır. Bu
şekilde belirlenen sınırların on lirayı aşmayan kısımları dikkate
alınmayacaktır. Ancak, Danıştay ve mahkemeler, re'sen duruşma yapılmasına karar
verebilirler. Yıllara göre parasal sınırlar aşağıda belirtilmektedir:
Parasal
Sınırlar :
2000 : 1.000,00
2001 : 1.560,00
2002 : 2.380,00
2003 : 3.780,00
2004 : 4.850,00
2005 : 5.390,00
2006 : 5.910,00
2007 : 6.370,00
2008 : 6.820,00
2009 : 7.630,00
2010 :
7.790,00 TL (Hukuk
Müşavirliğinin 04.02.2010/336 yazıları ile duyurulmuştur)
2010 ve sonraki yıllar için parasal sınırlarda
yapılacak değişiklikler Hukuk Müşavirliğince güncellenerek ayrıca
bildirilecektir
Ödeme emrinin iptaline ilişkin davalarda, parasal
sınıra bakılmaksızın duruşma istenebilir.
Vergi ve idare mahkemelerindeki davalar ile Danıştay'ın
ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda taraflarca yapılacak duruşma taleplerinin
yerine getirilmesi zorunludur. Talebe rağmen duruşma yapılmaması, itiraz veya
temyiz incelemesinde bozma sebebidir.
Davanın duruşmalı olarak görülmesine karar verilmesi
ve duruşma davetiyesinin tebliğ edilmesi halinde,
- Vergi davalarında ve Hazineyi ilgilendiren idari
davalarda duruşma davetiyesi, mahkemenin bulunduğu yerdeki muhakemat
müdürlüğüne bilgi ve belgeleri içeren işlem dosyası ile birlikte gönderilerek Duruşmada
savunmanın yapılması sağlanacaktır (Ek-27).
Hazine Avukatlarının dosyayı yeterince inceleyip bilgi
sahibi olabilmeleri için dosya ve duruşma davetiyelerinin son güne bırakılmadan
muhakemat müdürlüklerine gönderilmesinde gerekli özenin gösterilmesi
zorunludur.
- İdare Mahkemesinde yapılacak duruşmalarda ise daire
amirleri duruşmalara katılarak gerekli savunmayı yapacaklardır (4353 sayılı
Kanun 24.
madde).
- Vergi Mahkemelerinde yapılacak duruşmalara Müsteşarlığımız
adına Hazine avukatı katılacağından, işlem dosyasının bir örneği ivedilikle
ilgili muhakemat müdürlüğüne gönderilecektir.
- Ankara idare Mahkemeleri ve Danıştay nezdinde yapılacak
duruşmalarda; duruşma davetiyesi ve işlem dosyası ivedilikle Hukuk Müşavirliğine
gönderilecektir.
3.1.9. Karar
Danıştay, Bölge idare Mahkemeleri, idare ve Vergi
Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının
icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya
mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın tebellüğ tarihinden başlayarak otuz
günü geçemez.
Kararın temyiz edilmesi, kararın uygulanmasına engel
değildir. Bunun için mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınması
gerekmektedir. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda
verilen kararlar kesinleştikten sonra uygulanabilir.
Tam yargı davaları hakkındaki kararlardan belli bir
miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının
idareye tebliğinden sonra, vergi, resim, harçlar v.b. mali yükümlülükler ile
zam ve cezaların miktarı bu kararlara göre tesbit edilerek, ilgili idarece mükellefe
bildirilecektir.
Danıştay, Bölge idare Mahkemeleri, idare ve Vergi
Mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan
hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idare Mahkeme sinde maddi ve manevi
tazminat davası açılabilir.
Mahkeme kararlarının gereğinin otuz gün içerisinde
kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili idare aleyhine
dava açılabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de
tazminat davası açılabilir.
Tazminat ve vergi davalarında kararın idareye
tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi
ödenir (2577 sayılı Kanun md.
28).
3.1.10. İtiraz/Temyiz
3.1.10.1. İdare
Aleyhine Kararlar
İdare işlem aleyhine mükelleflerin yargıya başvurmaları
ve yargı tarafından bu başvurularının yerinde görülerek istemlerinin kabulüne
karar verilmesi halinde; idare ve Vergi Mahkemelerinin tek hakimli olarak
verdiği nihai kararlarına karsı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi,
mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki Bölge idare Mahkemesi nezdinde otuz gün
içinde itiraz (Ek-28);
Danıştay Dava Daireleri ile idare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarına karsı,
başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, Danıştay nezdinde tebliğ tarihini
izleyen otuz gün içinde temyiz (Ek-29)
yoluna başvurulacaktır (2577 sayılı Kanun md. 45
ve 46).
Kararlar itiraz/temyiz edilirken öncelikle Yürütmenin
Durdurulması talep edilecektir.
Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin
tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren mahkeme veya Danıştay daire başkanı
tarafından verilecek onbeş günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde
temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz eden gümrük idaresine yazılı
olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı
takdirde, mahkeme veya ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay
dairesi, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre
geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren mahkeme veya ilk derece
mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, temyiz isteminin reddine karar
verir.
Mahkemenin veya Danıştay dairesinin temyiz isteminin
süresi içinde yapılmamış olması nedeniyle verdiği temyiz isteminin reddi
kararları ile gerekli harç ve giderlerin ödenmemesi nedeniyle verdiği temyiz edilmemiş
sayılmasına ilişkin kararlarına ve dilekçenin 2577 sayılı idari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 3 üncü maddesine uygun olarak düzenlenmemiş olması nedeniyle temyiz
isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini
izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir (2577
sayılı Kanun
md. 48).
Temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması; mahkeme
veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların
yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay Dava
Dairesi, Danıştay idari/Vergi Dava Daireleri Kurulu veya itirazı incelemeye
yetkili Bölge idare Mahkemesince karar verilebilir.
İtiraz/temyiz aşamasında, yürütmenin durdurulması
istemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı itiraz edilemez.
Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden
durdurur.
Nevi ve miktarı itibariyle önemli görülen davalar ile
seri davalarda bir dosya üzerinden duruşma istenilmelidir. Danıştayda temyizen
görülen davalarda temyiz talebinin Müsteşarlık veya karşı tarafça yapılmış
olması ayrımı yapılmaksızın duruşma davetiyesi alındığında dosyası ile birlikte
derhal Hukuk Müşavirliğine gönderilecektir.
İdare aleyhine verilen kararların itiraz/temyiz
edilmesi esastır. Ancak, karar aleyhimize olmakla birlikte İtirazın/temyizin
sonucunda lehe bir karar alınmasının mümkün görülmediği hallerde (önceden
verilmiş ve itirazen/temyizen kesinleşmiş emsal karar bulunması gibi)
itiraz/temyiz süresi içinde Hukuk Müşavirliğinden gerekçe gösterilerek
itirazdan/temyizden vazgeçme oluru istenebilir.
Hukuk Müşavirliğinden süresi içinde vazgeçme oluru
gelmediği takdirde, karar itiraz/temyiz edilir.
3.1.10.2. İdare
Lehine Kararlar
Mahkemelerce idare aleyhine açılan davanın
reddedilmesi ve karara karşı itiraz/temyiz yoluna başvurulması halinde,
dilekçenin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde cevap
dilekçesi hazırlanarak ilgili yargı merciine intikal ettirilecektir (Ek-30,
31).
Karşı tarafça temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş
olması, idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak itiraz veya temyiz merciince
yürütmenin durdurulması kararı verildiği takdirde, işlemin yürütülmesi
durdurulacaktır. İtiraz/temyiz aşamasında verilen yürütmenin durdurulması kararlarına
karşı itiraz edilemez.
3.1.10.3.
Kısmen Kabul Kısmen Ret Kararları
Kısmen kabul ve kısmen reddi içeren mahkeme
kararlarına karşı, yukarıda açıklanan idare aleyhine verilen mahkeme
kararlarına karşı temyiz/itiraz yoluna başvurulmasında belirtilen usul ve
esaslar izlenecektir.
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/3
maddesine göre; karar süresinde temyiz edilmemiş olsa bile, karşı tarafın
temyiz dilekçesine verilen cevap dilekçesinde temyiz isteminde bulunulabilir.
3.1.11. itiraz ve Temyiz Mercilerince Verilen Kararlar
3.1.11.1. Onama
Kararı
İtiraz/temyiz mercilerince, idarenin aleyhine veya
kısmen aleyhine verilmiş olan mahkeme kararının onanmasına karar verildiği
takdirde karar düzeltme yoluna gidilecektir. Karar düzeltme talebinde
bulunulmasında hukuki yarar yoksa taşrada Başmüdürden merkezde birim amirinden
vazgeçme Olur'u alınacaktır. Mahkeme kararı idarenin lehine ise, davacının
karar düzeltme yoluna başvurması halinde, bu dilekçeye süresi içinde cevap
verilecektir.
3.1.11.2. Bozma
Kararı
İtiraz/temyiz mercilerince, idarenin lehine verilmiş
olan mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği takdirde karar düzeltme
yoluna gidilecektir.
İtiraz/temyiz mercilerince, mahkeme kararının
bozulmasına karar verildiği takdirde; mahkeme bozma kararına uyabilir veya eski
kararında ısrar edebilir.
Bozma üzerine yeniden yapılacak yargılama sonucunda
ilk derece mahkemesince verilen karar idarenin kısmen veya tamamen aleyhine
ise, bu karara karsı yukarıda "3.1.10. itiraz/Temyiz" bölümünde belirtilen
şekilde işlem yapılacaktır.
Mahkeme bozma kararına rağmen eski kararında ısrar
ederse, bu karara karsı yapılacak temyiz istemi Danıştay Dava Daireleri
Kurullarınca incelenerek karara bağlanır. İlk derece mahkemesince bu karara
uyulması zorunludur.
3.1.12. Karar Düzeltme
Danıştay Dava Daireleri ve idari veya Vergi Dava
Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile Bölge idare
Mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus
olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde
taraflarca kararın verildiği merciden; kararın esasına etkisi olan iddia ve
itirazların, kararda karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler
bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması veya hükmün esasını
etkileyen belgelerle hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması hallerinde
kararın düzeltilmesi istenebilecektir (Ek-32,
33).
Davacı tarafından karar tashihi (düzeltilmesi) yoluna
başvurulması halinde, bu dilekçelere karşı tebliğ tarihini izleyen günden
itibaren otuz gün içinde cevap dilekçesi hazırlanarak ilgili yargı merciine
intikal ettirilecektir (Ek-34,
35).
Karar düzeltme talebi üzerine verilen karar kesindir.
Karar düzeltme yoluna başvurulmuş olması idari işlemin
yürütülmesini durdurmayacaktır. Ancak karar düzeltme merciince yürütmenin
durdurulmasına karar verildiği takdirde, işlemin yürütülmesi durdurulacaktır. Danıştay
ilgili Dairesinin karar düzeltme aşamasında yürütmenin durdurulması istemleri
hakkında vermiş olduğu kararlara karşı itiraz edilmeyecektir.
Kısmen veya tamamen idare aleyhine verilen kararlara karşı
karar düzeltme yoluna başvurulması esastır. Ancak, karar aleyhimize olmakla
birlikte karar düzeltme sonucunda lehe bir karar alınmasının mümkün görülmediği
hallerde karar düzeltme süresi içinde taşrada Başmüdür, merkezde birim amiri
oluru alınarak karar düzeltme yolundan vazgeçilebilecektir.
3.1.13.
Yargılamanın Yenilenmesi
Danıştay Bölge idare Mahkemesi ile idare ve Vergi Mahkemelerinin
kesinleşmiş kararlarına karşı, aşağıda yazılı sebeplerle yargılamanın
yenilenmesi istenebilir: (2577 sayılı Kanun
md.53)
- Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar
verilen tarafların eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin,
kararın verilmesinden sonra ele geğirilmiş olması,
- Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş
veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya
sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın
yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
- Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün,
kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması,
- Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda
bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi,
- Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir
hile kullanmış olması,
- Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın
görülüp karara bağlanmış bulunması,
- Çekilmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin
katılmasıyla karar verilmiş olması,
- Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava
hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek
kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından
önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
Yargılamanın yenilenmesi talepleri, esas kararı vermiş.
olan (ilk derece) mahkemeye yapılır ve bu mahkemece karara bağlanır (Ek-36).
Yargılamanın yenilenmesi süresi birbirine aykırı iki ilamın
bulunması halinde 10 yıl, diğer sebepler için 60 gündür. Bu süreler dayanılan
sebebin talepte bulunan yönünden gerçekleştiği tarihi izleyen günden itibaren
hesaplanır.
3.2. Tahsilat
Devlet alacaklarının tahsilini sağlamak ve bu konuda
gerekli tedbirleri almak görevi, 5345 sayılı Kanun ile kurulan Gelir idaresi Başkanlığına
verilmiştir. Başkanlığın 5345 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (e) bendindeki "Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasında kamu kurum ve kuruşları
arasında uygulama birliğini sağlamak." görevi gereğince 6183 sayılı Kanunu
uygulayan amme idareleri arasında uygulama birliğinin sağlanması ve tarafların
tek kaynaktan bilgilenmelerinin temin edilmesi amacıyla Seri:A Sıra
No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği hazirlanmiş ve Tebliğ 30.06.2007 tarihli
ve 26568 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğin "Diğer
Hususlar" başlıklı bölümünde "6183 sayılı Kanunun Bakanlığımıza verdiği
yetki çerçevesinde bu tebliğ ile yapılan yeni düzenlemeler, bu tebliğin yayımı
tarihinden sonra tesis edilecek idari işlemlere uygulanacaktır."
denilmektedir. Bu nedenle 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak tahsilâtlarda
Seri:A Sıra No:1 sayılı Tahsilat Genel Tebliği'nde ve Gelir idaresi Başkanlığı'nın
düzenlediği diğer Tahsilat Genel Tebliğlerinde yer alan hükümlere göre işlem
yapılması gerekmektedir.
4. İLAMSİZ İCRA TAKİPLERİ
4.1. Hazine
Avukatı Bulunmayan Yerlerde
Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine
ilişkin olarak herhangi bir ilama dayanılmaksızın gümrük idareleri aleyhine
ilamsız icra takibi yoluna başvurulması halinde, ödeme emrine karşı tebliğden
itibaren yedi gün içinde, ödeme emrini gönderen icra dairesine itiraz
edilecektir (Ek-37).
Ödeme emrini gönderen icra dairesi ilgili gümrük idaresinin bulunduğu yerde
değilse, itiraz dilekçesi en yakın icra dairesi kanalıyla gönderilecektir. İtiraz
dilekçesinde borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği hususu
açıkça belirtilecektir.
Süresi içinde yapılan itiraz icra takibini durdurur.
Borcun bir kısmına itiraz edilmişse, itiraz edilmeyen kısım için icra takibi
devam eder.
İtiraz edildikten sonra icra takibine devam
edilebilmesi için, alacaklının İtirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay
içinde icra Hakimliğine başvurarak İtirazın kaldırılması davası veya bir yıl
içinde genel mahkemelerde İtirazın iptali davası açması gerekmektedir. İtirazın
kaldırılması veya İtirazın iptali talebinin kabulü halinde borçlu (gümrük
idaresi), bu talebin reddi halinde ise alacaklı diğer tarafın talebi üzerine
itiraz edilen veya dava olunan miktarın %40'ından aşağı olmamak üzere icra
inkar tazminatına mahkum edilir. Bu nedenle; gümrük idaresinin icra inkar
tazminatına mahkum edilmemesi için İtirazın haklı sebeplere dayanması
gerekmektedir. Bu durumda, alacaklının İtirazın iptali veya İtirazın
kaldırılması davası açması halinde, davaya verilecek cevap dilekçesinde icra
inkar tazminatı talep edilecektir (Ek-38).
İcra Hakimliğinin İtirazın kaldırılması davasında
verdiği kararlara karşı, dava konusu miktar 2009 yılı için 4.030,00 TL'yi aşıyorsa
temyiz yoluna gidilebilir (2004 sayılı icra-iflas Kanunu Md.
363). Bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında
artırılmaktadır.
Genel mahkemelerde (Sulh Hukuk, Asliye Hukuk) açılan İtirazın
iptali davasında verilen kararlara karşı, "2.1.3. Kanun Yolları" bölümünde
belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.
4.2. Hazine
Avukatı Bulunan Yerlerde
Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine
ilişkin olarak herhangi bir ilama dayanılmaksızın gümrük idareleri aleyhine
ilamsız icra takibi yoluna başvurulması halinde, ödeme emrinin idareye tebliği
üzerine ödeme emri konuya ilişkin bilgi ve belgelerle birlikte ödeme emrine
itiraz süresinin yedi gün olduğu dikkate alınarak derhal ilgili muhakemat
müdürlüğüne gönderilecektir.
5. İLAMLİ İCRA TAKİPLERİ
Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine
ilişkin olarak herhangi bir mahkemece verilen karar üzerine gümrük idareleri
aleyhine ilamlı icra takibi yoluna başvurulması halinde aşağıdaki şekilde işlem
yapılacaktır:
5.1. idari
Yargı Kararları
Karara karşı kanun yollarına başvuruda bulunulup
bulunulmadığı, bu başvuru sırasında mahkeme kararının Yürütmesinin Durdurulması
talep edilip edilmediği, talep üzerine ne şekilde karar verildiği hususlarına
dikkat edilir. İlamda hükmedilen borcun ödenmesi için kararın kesinleşmiş
olması şartı aranmaz (Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliği m. 51/4).
5.1.1. Kararın
icraya Konulmuş Olması
Temyiz (itiraz) taleplerinin yürütmenin durdurulması
istemli olarak yapılması esas olmakla birlikte, icraya konulan karar sehven
yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edilmemiş ise, hemen
temyiz (itiraz) merciine ek bir dilekçe verilerek yürütmenin durdurulması talep
edilecektir.
İcranın durdurulması için, ilgili gümrük idaresince;
bir dilekçe ile kararı veren mahkemeye başvurularak, dilekçenin altına "kararın
yürütmenin durdurulması istemli olarak temyiz (itiraz) edildiğine dair" şerh
alınacaktır. İcra emri ve şerhi içeren dilekçe, icra Müdürlüğünün bulunduğu
yerdeki muhakemat müdürlüğüne gönderilecek, icra dairesinden icranın
ertelenmesi için mehil talebinde bulunulması istenecektir. İcra dairesince
verilen mehil içinde yürütmenin durdurulması talebi hakkında bir karar verilmemiş
ise aynı şekilde ek süre talep edilecektir. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde
bu işlemler ilgili gümrük idaresi tarafından yapılacaktır.
Yürütmenin durdurulması talebi reddedilirse, icra emri
uyarınca ödeme yapılacaktır. Yürütmenin durdurulması talebi kabul edilirse,
temyiz (itiraz) talebinin sonucu beklenecek, karar onandığı takdirde icra emri
uyarınca ödeme yapılacaktır. Kararın bozulması halinde, bozma kararı icra
dairesine verilecek ve icra takibinin durması sağlanacaktır. Bozma kararına karşı
karar düzeltme yoluna başvurulmuş olsa bile, icra işlemleri olduğu yerde
duracaktır. Karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm
onanırsa, icra emri uyarınca ödeme yapılacak, karar düzeltme talebinde
bulunulmaz veya talep reddedilirse mahkemece bozma kararı üzerine verilecek
karar beklenecektir.
5.1.2. Karar
icraya Konulmadan Ödeme için idareye Başvurulması
Temyiz (itiraz) taleplerinin yürütmenin durdurulması
istemli olarak yapılması esas olmakla birlikte, karar yürütmenin durdurulması
istemli olarak temyiz (itiraz) edilmemiş ise veya kararın tebliği tarihinden
itibaren otuz gün içinde yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmemiş
veya bu istem reddedilmiş ise, temyiz/itiraz, kararın yürütülmesini
durdurmadığından ilama uygun olarak ödeme yapılacaktır.
Kararın tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde
yürütmenin durdurulması talebi kabul edilirse, temyiz/itiraz talebinin sonucu
beklenecek, karar onandığı takdirde ilama uygun olarak ödeme yapılacaktır.
Kararın bozulması ve karar düzeltme talebinde bulunulması halinde, karar düzeltme
talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa, ilama uygun
olarak ödeme yapılacaktır. Bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde
bulunulmaz veya talep reddedilirse, kararın yürütülmesi kendiliğinden
duracağından mahkemece bozma kararı üzerine verilecek karar beklenecektir.
5.2. Adli
Yargı Kararları
Karara karşı kanun yollarına başvurulup başvurulmadığı,
kararın kesinleşip kesinleşmediği, tehiri icra talep edilip edilmediği ve talep
üzerine ne şekilde karar verildiği hususlarına dikkat edilecektir.
Kural olarak para alacaklarına veya menkul mallara
ilişkin ilamların icrası için kararın kesinleşmesi şart değildir. Bu tür
ilamların ödenmesi için alacaklı tarafından doğrudan idareye başvurulması
halinde, ilam uyarınca ödeme yapılacaktır.
Kararın icraya konulmuş olması halinde, icra emrinin
tebliğ üzerine idare, kararın temyiz edilip edilmediğini araştıracaktır. Karar
temyiz edilmiş ise, icra dairesine kararın temyiz edildiğine dair şerhli
yazının gönderilmesi, icra dairesinden mehil vesikası alınması, Yargıtay'dan
tehiri icra kararının alınması ve bu kararın icra dairesine verilmesi için icra
emri hazine avukatına gönderilecektir. Hazine avukatının bulunmadığı yerlerde
bu işlemler gümrük idare since yapılacaktır.
Kararın temyizinden vazgeçilmiş veya tehiri icra
kararı alınamamışsa, icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır. Tehiri icra kararı
alınırsa, temyiz talebinin sonucu beklenecektir. Karar onandığı takdirde icra
emri uyarınca ödeme yapılacaktır. Kararın bozulması halinde, bozma kararı icra
dairesine verilecek ve icra takibinin durması sağlanacaktır. Bozma kararına karşı
karar düzeltme yoluna başvurulmuş olsa bile, icra işlemleri olduğu yerde durur.
Karar düzeltme talebi kabul edilerek daha önce bozulmuş olan hüküm onanırsa,
icra emri uyarınca ödeme yapılacaktır.
6. ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
6.1. Hukuk
Bilgi Sistemi (HBS)
Merkez, taşra ve döner sermaye birimleri tarafından
takip edilen tüm davalara ilişkin bilgiler, Müsteşarlık Makamının 10.07.2009
tarihli Onayı gereğince Hukuk Bilgi Sistemine kaydedilecektir.
6.2. Merkez Birimlerince Uyulması Gereken Esaslar
Merkez Birimlerince Müsteşarlığın taraf olduğu
davalarla ilgili olarak idari yargı mercilerine verilmesi gereken savunma,
itiraz, temyiz, karar düzeltme, süre uzatımı vb. dilekçeler ve varsa ekleri,
yargı mercilerine gönderilmek üzere bir üst yazıyla Hukuk Müşavirliğine
gönderilecektir.
Mahkemelere intikal ettirilecek evraklar sürenin son
gününden en az iki gün önce Hukuk Müşavirliğine gönderilecektir.
Hukuk Müşavirliğine gönderilen yazılarda; daha önce yazışma
yapılmış ise tarih ve sayısı mutlaka belirtilecek; daha önce yazışma yapılmamış
ise "daha önce yazışma yapılmamıştır" ibaresi "ilgi" bölümünde belirtilecek,
konular aynı olsa bile, her dava dosyası için ayrı bir yazışma yapılacak ve
ilgili belgeler eklenecektir.
6.3. Taşra ve Döner Sermaye Birimlerince Uyulması
Gereken Esaslar
Taşra ve döner sermaye birimleri, itiraz/temyizden
vazgeçme taleplerini, kararın gümrük idaresine tebliğinden itibaren ivedilikle
ve doğrudan Hukuk Müşavirliğine gönderecektir.
Hukuk Müşavirliğine gönderilen yazılarda; daha önce yazışma
yapılmış ise tarih ve sayısı mutlaka belirtilecek; daha önce yazışma yapılmamış
ise "daha önce yazışma yapılmamıştır" ibaresi "ilgi" bölümünde belirtilecek,
konular aynı olsa bile, her dava dosyası için ayrı bir yazışma yapılacak ve
ilgili belgeler eklenecektir.
Mahkemelerce verilen kararlarla iadesine hükmolunan
posta pulu bedelleri Başmüdürlükler veya Gümrük Müdürlüklerince kararı veren
mahkemeden alınacak, mahkeme masrafları ile ilgili avansın alındığı Saymanlık
Müdürlüğüne yatırılacak ve alındı belgesinin bir örneği Hukuk Müşavirliğine
gönderilecektir.
6.4. İlama
Bağlı Borçlar İle Mahkeme Harç ve Masraflarının Ödenmesi (2011/2
Sayılı Genelge ile YÜRÜRLÜKTEN
KALDIRILMIŞTIR) (Mülga metin)
7. SON
HÜKÜMLER VE YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN GENELGELER
7.1. Son
Hükümler
Hazine yararının korunması amacıyla, yargıya intikal
edip, kanun yolları aşamasından geçmek suretiyle Müsteşarlık aleyhine
kesinleşen ve istikrar kazanan mahkeme kararları dikkate alınarak, gereksiz
uyuşmazlıklara sebebiyet verilmemesi, davaların takibinde bu Genelgede
belirtilen usul ve esaslara uyulmasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi,
Genelgede belirtilmeyen hususlarda ilgili mevzuat hükümleri gereğince işlem
yapılması gerekmektedir.
Genelgede yer alan mevzuat hükümleri değiştiğinde veya
yürürlükten kalktığında, mevzuata aykırı olan Genelge hükümleri değil,
yürürlükteki mevzuat hükümleri uygulanacak ve tereddüt edilen hususlarda ilgili
merkez birimi tarafından Hukuk Müşavirliğinden görüş istenilecektir.
7.2. Yürürlükten
Kaldırılan Genelgeler
Bu Genelge ile;
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
06/08/2002 tarihli ve 2002/1
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
23/09/2004 tarihli ve 2004/2
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
24/11/2004 tarihli ve 2004/3
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
01/12/2004 tarihli ve 2004/4
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
01/12/2004 tarihli ve 2004/5
sayılı Genelgesi,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
24/03/2005 tarihli ve 537
sayılı dağıtımlı yazısı,
- Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının (Hukuk Müşavirliğinin)
31/03/2005 tarihli ve 581
sayılı dağıtımlı yazısı,
yürürlükten kaldırılmıştır. Bilgilerini ve gereğini
rica ederim.
Hayati YAZICI
Devlet Bakanı
EKLER:
1) Dilekçe Örnekleri
(38 adet)
DAĞITIM:
Tüm Merkez ve Taşra
Birimlerine