Dava ve icra takiplerine konu 2016-1 genelgede değişilik yapılması (Değişikliğe ilişkin karşılaştırmalı cetvel) (2017-1) (Mülga)
T.C.
GÜMRÜK VE TİCARET
BAKANLIĞI
Hukuk Müşavirliği
Sayı :11985113-045.02[HYS154261]
Konu :Genelge Değişikliği
25.09.2017
/ 28115196
GENELGE
(2017/1)
Dava
ve İcra Takipleri ile Bunlara Bağlı İş ve İşlemlerde Uyulacak Usul ve Esaslar hakkında
19.08.2016 tarihli ve 2016/1
sayılı Genelgenin;
1-
"Adli davalar ile icra dosyalarının
takibi" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
"(1)
Merkez birimlerinin işlemleri ile ilgili olarak Ankara'da açılan adli davalar
ve icra takipleri ile Hukuk Müşavirliğince takip edilmesi uygun görülen diğer
adli davalar ve icra takipleri hariç olmak üzere, adli davalar ve icra
takipleri, mahkemenin veya icra müdürlüğünün bulunduğu yere göre Bakanlık Taşra
Teşkilatı Çalışma Yönetmeliği ekinde yer alan coğrafi sınırlarda yetkili hukuk
birimlerince yürütülür. Kabahat fiillerine karşı sulh ceza mahkemelerine
yapılan başvurular 7 nci maddedeki usule göre takip edilir."
2-
"Kovuşturmaya yer olmadığına dair
kararlar" başlıklı 10 uncu maddesi madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ile görevsizlik ve yetkisizlik kararları
MADDE
10- (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara karşı;
a)
Hukuk Müşavirliğince takip edilecek dosyalara ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararlara karşı, ilgili merkez birimlerinin görüşü alınarak I. Hukuk Müşavirinin
onayı ile,
b)
İl müdürlükleri hariç taşra birimlerince takip edilen dosyalara ilişkin
kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı, ilgili taşra birimlerinin
görüşü alınarak hukuk grup başkanlıklarında hukuk grup başkanının teklifi
üzerine, hukuk bürolarında koordinatör avukatın teklifi, hukuk grup başkanının
uygun görüşü üzerine bölge müdürünün onayı ile,
c)
İl müdürlükleri tarafından yapılan suç duyuruları üzerine verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlara karşı, il müdürünün teklifi üzerine Vali onayı
ile,
kanun
yoluna başvurudan vazgeçilebilir.
(2)
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yapılan suç duyuruları üzerine verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar hukuk birimlerince Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına
da bildirilir.
(3)
Bakanlığa 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 131 inci maddesi
gereğince gönderilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar Hukuk Müşavirliğince
Personel Dairesi Başkanlığına gönderilir.
(4)
21 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren suçlarla ilgili verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ilgili merkez birimine gönderilir, ilgili merkez birimince
talep edilmesi halinde bu kararlara itiraz edilir, talep edilmemesi halinde
ayrıca vazgeçme onayı alınmaz.
(5)
Görevsizlik ve yetkisizlik kararlarına karşı, Hukuk Müşavirliğince takip edilen
davalarda, davayı takip eden avukat veya hukuk müşavirinin teklifi üzerine
ilgili grup başkanının onayı ile, hukuk grup başkanlıkları tarafından takip
edilen davalarda, davayı takip eden avukatın teklifi üzerine hukuk grup başkanı
onayı ile, hukuk büroları tarafından takipedilen davalarda avukatın teklifi
üzerine koordinatör avukatın onayı ile kanun yoluna başvurudan vazgeçilebilir."
3-
"Kaçak eşya naklinde kullanılan
taşıt" başlıklı 17 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Elkoyma
veya alıkoyma işlemi, yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur.
Elkoyma veya alıkoyma işleminin reddi halinde, red kararı ivedilikle hukuk birimlerine
gönderilir ve hukuk birimlerince yedi gün içinde kararı veren mercie itiraz
edilir. Kararına itiraz edilen hakim, itirazı yerinde görürse kararını
düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili
olan mercie gönderir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir."
4-
"Kaçak eşya ve kaçak taşıt" başlıklı
18 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; aynı
maddenin üçüncü fıkrası madde metninden çıkarılmıştır.
"Kaçak
akaryakıt hariç olmak üzere kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan kaçak eşyaya
elkoyma, kaçak taşıta ilişkin alıkoyma kararının kesinleşmesi üzerine, karar
müdahil gümrük idaresince geciktirilmeksizin hukuk birimlerine intikal
ettirilir, hukuk birimlerince soruşturma aşamasında hakimden, kovuşturma
aşmasında mahkemeden eşyanın tasfiyesine karar verilmesi derhal talep edilir ve
müdahil gümrük idaresine bilgi verilir."
5-
"Kovuşturmaya yer olmadığına dair
karar" başlıklı 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki "önceden verilen dilekçe
hakkında karar vermiş olan sulh ceza hakiminin" ibaresi "sulh ceza
hakimliğinin" şeklinde değiştirilmiştir.
6-
"Temyiz" başlıklı 28 inci maddesinin;
a)
Birinci fıkrasında yer alan "yedi gün" ibaresi "on beş gün" olarak
değiştirilmiştir.
b)
İkinci fıkrasının (b) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (c) bendi eklenmiş
ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
"c)
Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları
ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin
her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,"
b)
Ondördüncü fıkrasının ikinci cümlesi "Direnme kararları, kararına direnilen
daireye gönderilir." şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya bu cümleden sonra gelmek
üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
"Daire,
mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını
düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme
üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez."
7-
"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının
itirazı" başlıklı 29 uncu maddenin başlığı "Cumhuriyet Başsavcısının itirazı"
olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"(3)
Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı
bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re'sen veya istem üzerine,
kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren
daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Daire, mümkün
olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, aksi
halde itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin kararlar kesindir."
8-
"İstinaf" başlıklı 37 nci maddesinin
birinci fıkrasında yer alan "yedi gün" ibaresi "iki hafta" şeklinde ve ikinci
fıkrası aşağıda şekilde değiştirilmiştir.
"Miktar
veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar
kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar
veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Alacağın bir kısmının
dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın
tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda,
kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen
taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ancak, bu parasal sınır her yıl yeniden
değerlendirme oranında artırılmaktadır."
9-
"Temyiz" başlıklı 38 inci maddesinin;
a)
Birinci fıkrasında yer alan "bir ay" ibaresi "iki hafta" şeklinde
değiştirilmiştir.
b)
İkinci fıkrasının (a) bendinde ve üçüncü fıkrasında yer alan "yirmibeş bin"
ibareleri "kırk bin"; şeklinde değiştirilmiştir.
c)
İkinci fıkrasının (b) bendinin başına "Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya
değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere" ibaresi
eklenmiştir.
ç)
Üçüncü fıkrasının ve yedinci fıkrasının sonlarına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Fıkradaki
parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır."
d)
Onüçüncü fıkrasındaki ", Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır." İbaresi "kararına
direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme
kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk
Genel Kuruluna gönderir." şeklinde değiştirilmiştir.
10-
"Kanun yararına temyiz" başlıklı 39
uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(1)
İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin
ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu
sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı
veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna
başvurulur."
11-
"İstinaf veya temyiz aşamasında
yürütmenin durdurulması" başlıklı 60 ncı maddenin üçüncü fıkrasından sonra
gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut dördüncü fıkra beşinci fıkra olarak
teselsül ettirilmiştir.
"(4)
Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında
verilen kararlar kesindir."
12-
"İlama bağlı borçlar" başlıklı 70
inci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.
13-
"Genel olarak" başlıklı 78 inci
maddenin birinci fıkrasının (f) bendi ve "Ek 56" yürürlükten kaldırılmıştır.
14-
"İflas daireleri kararları" başlıklı
90 ıncı maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Kararların
hukuk grup başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ edilmesi halinde diğer birimlere
dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle Hukuk Müşavirliğine gönderilir."
15-
"Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
yazıları" başlıklı 91 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna, "Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığı yazıları" başlıklı 92 nci maddesinin birinci fıkrasının
sonuna ve "Vergi dairesi başkanlıkları yazıları" başlıklı 93 üncü maddesinin birinci
fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Yazıların
hukuk grup başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ edilmesi halinde diğer birimlere
dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle Hukuk Müşavirliğine gönderilir."
Bilgilerini
ve gereğini rica ederim.
Bülent TÜFENKCİ
Bakan
Dağıtım:
Tüm Merkez ve Taşra Birimlerine
2016/1 SAYILI GENELGE DEĞİŞİKLİĞİ
(KARŞILAŞTIRMA CETVELİ)
1- "Adli davalar ile icra dosyalarının takibi" başlıklı 6 ncı maddesinin
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"(1) Merkez
birimlerinin işlemleri ile ilgili olarak Ankara'da açılan adli davalar ve icra takipleri ile Hukuk Müşavirliğince takip
edilmesi uygun görülen diğer adli davalar ve icra takipleri hariç olmak
üzere, adli davalar ve icra takipleri, mahkemenin veya icra müdürlüğünün
bulunduğu yere göre Bakanlık Taşra Teşkilatı Çalışma Yönetmeliği ekinde yer
alan coğrafi sınırlarda yetkili hukuk birimlerince yürütülür. Kabahat
fiillerine karşı sulh ceza mahkemelerine yapılan başvurular 7 nci maddedeki
usule göre takip edilir."
Adli davalar
ile icra dosyalarının takibi
MADDE 6- (1) Adli
davalar ile icra takipleri, mahkemenin veya icra müdürlüğünün
bulunduğu yere göre Bakanlık Taşra Teşkilatı Çalışma Yönetmeliği ekinde yer
alan coğrafi sınırlarda yetkili hukuk birimlerince yürütülür.
(2) Yetkili mahkemenin veya
icra müdürlüğünün bulunduğu yer dışındaki
talimat mahkeme veya icra müdürlüğü nezdinde yürütülen duruşma, keşif, haciz
vb. iş ve işlemler, talimat merciinin bulunduğu yerdeki hukuk birimince
yürütülerek neticesinden dosyanın takip edildiği hukuk birimine bilgi
verilir.
(3) Ticaret il müdürlükleri
veya Valilikler aleyhine açılan davalarda ilgili merkez biriminden de bilgi,
belge ve görüş talep edilir.
Adli davalar
ile icra dosyalarının takibi
MADDE 6- (1)
Merkez birimlerinin işlemleri ile ilgili olarak Ankara'da açılan
adli davalar ve icra takipleri ile Hukuk Müşavirliğince takip edilmesi uygun
görülen diğer adli davalar ve icra takipleri hariç olmak üzere, adli davalar
ve icra takipleri, mahkemenin veya icra müdürlüğünün bulunduğu yere göre
Bakanlık Taşra Teşkilatı Çalışma Yönetmeliği ekinde yer alan coğrafi
sınırlarda yetkili hukuk birimlerince yürütülür. Kabahat fiillerine karşı
sulh ceza mahkemelerine yapılan başvurular 7 nci maddedeki usule göre takip
edilir.
(2) Yetkili mahkemenin veya
icra müdürlüğünün bulunduğu yer
dışındaki talimat mahkeme veya icra müdürlüğü nezdinde yürütülen duruşma,
keşif, haciz vb. iş ve işlemler, talimat merciinin bulunduğu yerdeki hukuk
birimince yürütülerek neticesinden dosyanın takip edildiği hukuk birimine
bilgi verilir.
(3) Ticaret il müdürlükleri
veya Valilikler aleyhine açılan davalarda ilgili merkez biriminden de bilgi,
belge ve görüş talep edilir.
2- "Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar"
başlıklı 10 uncu maddesi madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararlar ile görevsizlik ve
yetkisizlik kararları
MADDE 10- (1) Kovuşturmaya
yer olmadığına ilişkin kararlara karşı;
a) Hukuk Müşavirliğince
takip edilen dosyalara ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara
karşı, ilgili merkez birimlerinin görüşü
alınarak I. Hukuk Müşavirinin onayı ile,
b) İl müdürlükleri hariç taşra birimlerince takip edilen
dosyalara ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı,
ilgili taşra birimlerinin görüşü alınarak hukuk grup başkanlıklarında hukuk grup
başkanının teklifi üzerine, hukuk bürolarında koordinatör avukatın teklifi,
hukuk grup başkanının uygun görüşü üzerine bölge müdürünün onayı ile,
c) İl müdürlükleri tarafından yapılan suç duyuruları
üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı, il
müdürünün teklifi üzerine Vali onayı ile,
kanun yoluna başvurudan
vazgeçilebilir.
(2) Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığınca yapılan suç duyuruları
üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar hukuk birimlerince
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına da bildirilir.
(3) Bakanlığa 14/7/1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 131 inci maddesi gereğince gönderilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar
Hukuk Müşavirliğince Personel Dairesi Başkanlığına gönderilir.
(4) 21 inci maddenin ikinci
fıkrası kapsamına giren suçlarla ilgili
verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ilgili merkez birimine
gönderilir, ilgili merkez birimince talep edilmesi halinde bu kararlara
itiraz edilir, talep edilmemesi halinde ayrıca vazgeçme onayı alınmaz.
(5) Görevsizlik ve
yetkisizlik kararlarına karşı, Hukuk Müşavirliğince takip edilen davalarda, davayı takip eden avukat veya
hukuk müşavirinin teklifi üzerine ilgili grup başkanının onayı ile, hukuk
grup başkanlıkları tarafından takip edilen davalarda, davayı takip eden
avukatın teklifi üzerine hukuk grup başkanı onayı ile, hukuk büroları
tarafından takip edilen davalarda avukatın teklifi üzerine koordinatör
avukatın onayı ile kanun yoluna başvurudan vazgeçilebilir."
Kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar
MADDE 10- (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara
karşı;
a) Merkez birimleri
tarafından veya merkez biriminin talebi üzerine
Hukuk Müşavirliğince yapılan suç
duyuruları üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar Hukuk
Müşavirliğince ilgili merkez birimine gönderilir. Karara itiraz edilmesinde
hukuki yarar görülmediği takdirde, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yapılan
suç duyurularında Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının görüşü alınarak diğer suç
duyurularında doğrudan ilgili merkez birim amirinin onayı ile,
b) Bakanlık merkez personeli ile ilgili suç
duyurularında varsa ilgili merkez biriminin, Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığınca yapılan suç duyurularında Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının
görüşü alınarak Personel Dairesi Başkanının onayı ile,
c) Taşra birimleri tarafından yapılan suç duyuruları üzerine verilen kovuşturmaya yer
olmadığına dair kararlar hukuk birimince ilgili taşra birimine
gönderilir. Karara karşı itiraz edilmesinde hukuki yarar görülmediği
takdirde, hukuk grup başkanının
teklifi üzerine bölge müdürünün onayı ile,
ç) İl müdürlükleri tarafından yapılan suç duyuruları
üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı il müdürünün
teklifi üzerine Vali onayı ile itiraz yoluna başvurudan vazgeçilebilir.
(2) Bakanlık merkez ve taşra birimlerince suç duyurusunda bulunulmadığı halde, Bakanlığa 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 131 inci maddesi gereğince gönderilen kovuşturmaya yer
olmadığına dair kararlar Hukuk Müşavirliğince Personel Dairesi Başkanlığına
gönderilir.
Kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ile görevsizlik
ve yetkisizlik kararları
MADDE 10- (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara
karşı;
a) Hukuk Müşavirliğince takip edilen
dosyalara ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı, ilgili
merkez birimlerinin görüşü alınarak I. Hukuk
Müşavirinin onayı ile,
b) İl müdürlükleri
hariç taşra birimlerince takip edilen dosyalara ilişkin kovuşturmaya yer
olmadığına dair kararlara karşı, ilgili taşra birimlerinin görüşü
alınarak hukuk grup başkanlıklarında hukuk grup başkanının teklifi üzerine,
hukuk bürolarında koordinatör avukatın teklifi, hukuk grup başkanının uygun
görüşü üzerine bölge müdürünün onayı ile,
c) İl müdürlükleri
tarafından yapılan suç duyuruları üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına
dair kararlara karşı, il müdürünün teklifi üzerine Vali onayı ile,
kanun yoluna başvurudan vazgeçilebilir.
(2) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca
yapılan suç duyuruları üzerine verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar hukuk birimlerince Rehberlik ve Teftiş
Başkanlığına da bildirilir.
(3) Bakanlığa 14/7/1965 tarihli ve 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 131 inci maddesi gereğince gönderilen
kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar Hukuk Müşavirliğince Personel
Dairesi Başkanlığına gönderilir.
(4) 21 inci maddenin ikinci fıkrası
kapsamına giren suçlarla ilgili verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ilgili merkez birimine gönderilir, ilgili merkez
birimince talep edilmesi halinde bu kararlara itiraz edilir, talep edilmemesi
halinde ayrıca vazgeçme onayı alınmaz.
(5) Görevsizlik ve yetkisizlik
kararlarına karşı, Hukuk Müşavirliğince
takip edilen davalarda, davayı takip eden avukat veya hukuk müşavirinin
teklifi üzerine ilgili grup başkanının onayı ile, hukuk grup başkanlıkları
tarafından takip edilen davalarda, davayı takip eden avukatın teklifi üzerine
hukuk grup başkanı onayı ile, hukuk büroları tarafından takip edilen
davalarda avukatın teklifi üzerine koordinatör avukatın onayı ile kanun
yoluna başvurudan vazgeçilebilir."
3- "Kaçak eşya naklinde kullanılan taşıt" başlıklı 17
nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Elkoyma veya alıkoyma
işlemi, yirmi dört saat içinde görevli
hakimin onayına sunulur. Elkoyma veya alıkoyma işleminin reddi halinde, red
kararı ivedilikle hukuk birimlerine gönderilir ve hukuk birimlerince yedi gün
içinde kararı veren mercie itiraz edilir. Kararına itiraz edilen hakim,
itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün
içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. İtiraz üzerine
verilen kararlar kesindir."
Kaçak eşya
naklinde kullanılan taşıt
MADDE 17- (...)
(2) Elkoyma veya alıkoyma
işlemi, yirmi dört saat içinde yetkili
ağır ceza mahkemesi onayına
sunulur ve yetkili ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle
karar verilir. Elkoyma veya
alıkoyma işleminin reddi halinde, hukuk birimlerince yedi gün içinde kararı
veren ağır ceza mahkemesine itiraz edilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde
görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie
gönderir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Kaçak eşya
naklinde kullanılan taşıt
MADDE 17- (...)
(2) Elkoyma veya alıkoyma işlemi, yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Elkoyma veya alıkoyma işleminin
reddi halinde, red kararı ivedilikle hukuk birimlerine
gönderilir ve hukuk
birimlerince yedi gün içinde kararı veren mercie itiraz edilir. Kararına itiraz edilen hakim, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde
görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie
gönderir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
4- "Kaçak eşya ve kaçak taşıt" başlıklı 18 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş; aynı maddenin üçüncü fıkrası madde metninden çıkarılmıştır.
"Kaçak akaryakıt hariç olmak üzere kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan
kaçak eşyaya elkoyma, kaçak taşıta ilişkin alıkoyma kararının kesinleşmesi
üzerine, karar müdahil gümrük idaresince geciktirilmeksizin hukuk birimlerine
intikal ettirilir, hukuk birimlerince soruşturma aşamasında hakimden,
kovuşturma aşmasında mahkemeden eşyanın tasfiyesine karar verilmesi talep
edilir ve müdahil gümrük idaresine bilgi verilir."
Kaçak eşya ve
kaçak taşıt
MADDE 18- (...)
(2) Kaçak akaryakıt hariç olmak üzere kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan
kaçak eşya ve kaçak
taşıta ilişkin el koyma kararının kesinleşmesi üzerine, hukuk birimlerince soruşturma
aşamasında hakimden, kovuşturma aşamasında mahkemeden eşyanın tasfiyesine
karar verilmesi derhal talep
edilir.
(3) El koyma tarihinden itibaren altı ay,
ancak eşyanın zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde
kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veya muhafazasının ciddi külfet
oluşturması halinde bir ay içinde hakimin veya mahkemenin tasfiye kararı
vermemesi durumunda, hukuk birimlerince ilgili taşra birimine eşyanın 5607
sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre tasfiyelik hale
geldiği derhal bildirilir.
Kaçak eşya ve kaçak taşıt
MADDE 18- (...)
(2) Kaçak akaryakıt hariç olmak üzere kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan
kaçak eşyaya elkoyma, kaçak taşıta ilişkin alıkoyma kararının kesinleşmesi üzerine, karar
müdahil gümrük idaresince geciktirilmeksizin hukuk birimlerine intikal
ettirilir, hukuk birimlerince
soruşturma aşamasında hakimden, kovuşturma aşmasında mahkemeden eşyanın
tasfiyesine karar verilmesi derhal talep edilir ve
müdahil gümrük idaresine bilgi verilir.
5- "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" başlıklı 19
uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki "önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza
hakiminin" ibaresi "sulh ceza hakimliğinin" şeklinde değiştirilmiştir.
Kovuşturmaya
yer olmadığına dair karar
MADDE 19- (...)
(2) İtirazın reddedilmesi halinde;
dosya işlemden kaldırılır. Olay hakkında yeni delillerin elde edilmesi
halinde, Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulur. Ancak, 5271 sayılı Kanunun 173/6 ncı
maddesine göre itirazın reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının yeni
delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden
verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hakiminin bu hususta karar vermesine bağlıdır.
(...)
Kovuşturmaya
yer olmadığına dair karar
MADDE 19- (...)
(2) İtirazın reddedilmesi
halinde; dosya işlemden kaldırılır. Olay hakkında yeni delillerin elde
edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunulur. Ancak, 5271 sayılı Kanunun
173/6 ncı maddesine göre itirazın reddedilmesi halinde, Cumhuriyet Savcısının
yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, sulh ceza hakimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır.
(...)
6- "Temyiz" başlıklı 28 inci maddesinin;
a) Birinci fıkrasında yer
alan "yedi gün" ibaresi "on beş gün"
olarak değiştirilmiştir.
b) İkinci fıkrasının (b)
bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
(c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
"c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece
mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen;
seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun
esastan reddine dair kararlar,"
b) Ondördüncü fıkrasının
ikinci cümlesi "Direnme kararları,
kararına direnilen daireye gönderilir." şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya bu
cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.
"Daire, mümkün olan en kısa
sürede direnme kararını inceler ve yerinde
görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna
gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara
karşı direnilemez."
Temyiz
MADDE 28- (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin idare
aleyhine verilen ve bozma dışında kalan hükümlerine karşı, tefhim veya tebliğden itibaren yedi
gün içinde hükmü veren
mahkemeye verilecek bir dilekçe ile temyiz yoluna başvurulur (Ek 10).
Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden
veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle
beraber temyiz edilebilir.
(2) Aşağıdaki hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
a) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne
olursa olsun adlî para cezalarına karşı
istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) İlk derece mahkemelerinin görevine
giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını
gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü
bölge adliye mahkemesi kararları,
ç) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü
bölge adliye mahkemesi kararları,
d) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine
veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili
olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
e) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen
beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararları,
f) Davanın düşmesine, ceza verilmesine
yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile
ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
g) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden
fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları.
(…)
(14) Yargıtaydan verilen
bozma kararına bölge adliye veya ilk derece
mahkemesinin direnme hakkı vardır. Ancak, direnme
üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
(…)
Temyiz
MADDE 28- (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin idare
aleyhine verilen ve bozma dışında kalan hükümlerine karşı, tefhim veya tebliğden itibaren on beş
gün içinde hükmü veren
mahkemeye verilecek bir dilekçe ile temyiz yoluna başvurulur (Ek 10).
Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden
veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle
beraber temyiz edilebilir.
(2) Aşağıdaki hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
a) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne
olursa olsun adlî para cezalarına karşı
istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) Hapis cezasından çevrilen
seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak
bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü
kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
ç) İlk derece mahkemelerinin görevine
giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını
gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü
bölge adliye mahkemesi kararları,
d) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü
bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine
veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili
olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
f) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen
beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararları,
g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine
yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile
ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
ğ) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden
fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları.
(…)
(14) Yargıtaydan verilen
bozma kararına bölge adliye veya ilk derece
mahkemesinin direnme hakkı vardır. Direnme
kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede
direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse
dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza
Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
(...)
7- "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı" başlıklı
29 uncu maddenin başlığı "Cumhuriyet Başsavcısının itirazı" olarak
değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"(3) Bölge adliye mahkemesi
ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı,
re'sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz
gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre
aranmaz. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse
kararını düzeltir, aksi halde itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin
kararlar kesindir."
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı
MADDE 29- (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına
karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya talep üzerine (Ek 14), ilâmın kendisine verildiği tarihten
itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine
itirazda süre aranmaz.
(2) Kararına itiraz edilen
Daire, itirazı yerinde görürse kararını
düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
Yeni fıkra
Cumhuriyet
Başsavcısının itirazı
MADDE 29- (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına
karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya talep üzerine (Ek 14), ilâmın kendisine verildiği tarihten
itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine
itirazda süre aranmaz.
(2) Kararına itiraz edilen
Daire, itirazı yerinde görürse kararını
düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
(3) Bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge
adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re'sen veya istem üzerine, kararın
kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye
itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Daire, mümkün olan en
kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, aksi halde
itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin kararlar kesindir.
8- "İstinaf" başlıklı 37 nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan "yedi gün" ibaresi
"iki hafta" şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıda şekilde değiştirilmiştir.
"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına
ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen
kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna
başvurulabilir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin
Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın
tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü
üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ancak, bu
parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır."
İstinaf
MADDE 37- (1) İlk derece mahkemelerinden idare aleyhine
verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi
ve bu taleplerin kabulü hâlinde,
itiraz üzerine verilecek kararlara karşı tebliğden itibaren yedi
gün içinde hükmü veren
mahkemeye verilecek bir dilekçe ile istinaf yoluna başvurulur (Ek 24).
(2) Miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına
ilişkin kararlar kesindir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması
durumunda binbeşyüz Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna
başvuramaz.
(...)
İstinaf
MADDE 37- (1) İlk derece mahkemelerinden idare aleyhine
verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi
ve bu taleplerin kabulü hâlinde,
itiraz üzerine verilecek kararlara karşı tebliğden itibaren iki
hafta içinde hükmü veren
mahkemeye verilecek bir dilekçe ile istinaf yoluna başvurulur (Ek 24).
(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin
kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen
kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna
başvurulabilir. Alacağın bir
kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre
belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl
talebinin kabul
edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ancak,
bu parasal sınır her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır.
(...)
9- "Temyiz" başlıklı 38 inci maddesinin;
a) Birinci fıkrasında yer
alan "bir ay" ibaresi "iki hafta" şeklinde değiştirilmiştir.
b) İkinci fıkrasının (a)
bendinde ve üçüncü fıkrasında yer alan
"yirmibeş bin" ibareleri "kırk bin"; şeklinde değiştirilmiştir.
c) İkinci fıkrasının (b)
bendinin başına "Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla
temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere" ibaresi eklenmiştir.
ç) Üçüncü fıkrasının ve
yedinci fıkrasının sonlarına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Fıkradaki parasal sınır
her yıl yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır."
d) Onüçüncü fıkrasındaki ",
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır." ibaresi "kararına direnilen dairece
yapılır. Direnme kararı öncelikle
incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir;
görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir." şeklinde
değiştirilmiştir.
Temyiz
MADDE 38- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden
verilen ve idare aleyhine olan temyizi kabil nihai kararlara karşı tebliğ
tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz yoluna
başvurulur (Ek 27).
(2) Bölge adliye
mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri yirmibeşbin Türk Lirasını
(bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar,
b) 4 üncü maddede
gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin
olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği
belirtilen davalarla ilgili kararlar.
(...)
(3) Yirmibeşbin Türk Liralık
kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava
edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü yirmibeşbin Türk
Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz
yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle
kararı temyiz edebilir.
(...)
(7) Yargıtay temyiz
incelemesini dosya üzerinde yapar.
Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline ilişkin
davalarla miktar veya değeri altmışbin Türk Lirasını aşan alacak ve ayın
davalarında taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma
yapılmasını talep etmiş ise Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara
usulen davetiye gönderilir. Yargıtay, bilgi almak üzere resen de duruşma
yapılmasına karar verebilir.
(...)
(13) İlk derece mahkemesi
veya bölge adliye mahkemesi kararında
direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
Temyiz
MADDE 38- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden
verilen ve idare aleyhine olan temyizi kabil nihai kararlara karşı tebliğ
tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna
başvurulur (Ek 27).
(2) Bölge adliye
mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını
(bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar,
b) Kira
ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak
davaları hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965
tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına
ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine
girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.
(...)
(3) Kırk bin Türk Liralık
kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava
edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü yirmibeşbin Türk
Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz
yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle
kararı temyiz edebilir. Fıkradaki parasal sınır her yıl yeniden
değerlendirme oranında artırılmaktadır.
(...)
(7) Yargıtay temyiz
incelemesini dosya üzerinde yapar.
Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline ilişkin
davalarla miktar veya değeri altmışbin Türk Lirasını aşan alacak ve ayın
davalarında taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma
yapılmasını talep etmiş ise Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara
usulen davetiye gönderilir. Yargıtay, bilgi almak üzere resen de duruşma
yapılmasına karar verebilir. Fıkradaki parasal sınır her yıl
yeniden değerlendirme oranında artırılmaktadır.
(...)
(13) İlk derece mahkemesi
veya bölge adliye mahkemesi kararında
direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme kararına
direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme
kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk
Genel Kuruluna gönderir.
10- "Kanun yararına temyiz"
başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"(1) İlk derece
mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge
adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin
olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki
hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur."
Kanun yararına
temyiz
MADDE 39- (1) İlk derece mahkemelerinin ve bölge
adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kesin olarak verdikleri kararlarla,
istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlara
karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı
veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna
başvurulur.
(...)
Kanun yararına
temyiz
MADDE 39- (1) İlk derece mahkemelerinin kesin
olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin
ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu
sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek
Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun
yararına temyiz yoluna başvurulur.
(...)
11- "İstinaf
veya temyiz aşamasında yürütmenin
durdurulması" başlıklı 60 ncı maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere
aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut dördüncü fıkra beşinci fıkra olarak
teselsül ettirilmiştir.
"(4) Temyiz ve istinaf
incelemesi sırasında yürütmenin
durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir."
İstinaf veya temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması
Madde 60- (1) Kararlara karşı istinaf veya temyiz yoluna
başvurulurken öncelikle yürütmenin
durdurulması talep edilir. Ancak, vergi ve ceza tahakkukuna karşı açılan
davalarda, 2577 sayılı Kanunun 27/3 maddesine göre dava konusu işlemin
yürütülmesi kendiliğinden duracağından tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine
olan kararlara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulurken yürütmenin
durdurulması talep edilmez.
(2) Temyiz veya istinaf
yoluna başvurulmuş olması, hâkim, mahkeme
veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların
teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz talebini incelemeye
yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye
yetkili bölge İdare mahkemesince karar verilebilir. Davanın reddine ilişkin
kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu
işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 2577 sayılı
Kanunun 27 inci maddesinde öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
(3) İptal davalarında
teminat istenmeyebilir. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat
alınmaz.
Yeni fıkra
(4) Kararın bozulması, kararın yürütülmesini
kendiliğinden durdurur.
İstinaf veya temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması
Madde 60- (1) Kararlara karşı istinaf veya temyiz yoluna
başvurulurken öncelikle yürütmenin
durdurulması talep edilir. Ancak, vergi ve ceza tahakkukuna karşı açılan
davalarda, 2577 sayılı Kanunun 27/3 maddesine göre dava konusu işlemin
yürütülmesi kendiliğinden duracağından tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine
olan kararlara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulurken yürütmenin
durdurulması talep edilmez.
(2) Temyiz veya istinaf
yoluna başvurulmuş olması, hâkim, mahkeme
veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların
teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz talebini incelemeye
yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye
yetkili bölge İdare mahkemesince karar verilebilir. Davanın reddine ilişkin
kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu
işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 2577 sayılı
Kanunun 27 inci maddesinde öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
(3) İptal davalarında
teminat istenmeyebilir. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat
alınmaz.
(4) Temyiz ve istinaf incelemesi
sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında
verilen kararlar kesindir.
(5) Kararın bozulması, kararın yürütülmesini
kendiliğinden durdurur.
12- "İlama bağlı borçlar" başlıklı 70 inci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendi
yürürlükten kaldırılmıştır.
İlama bağlı borçlar
MADDE 70- (...)
(2) Merkezi Yönetim Harcama
Belgeleri Yönetmeliğinin 62 nci maddesine göre, ilama bağlı borçların ödenmesinde aşağıdaki belgeler aranır;
a) Kanunları gereği ilamın
icrası için kesinleşmiş olma şartı
aranan hallerde kesinleşmiş mahkeme ilamı,
b) Yetkili merci tarafından
icrasının geri bırakılmasına (yürütülmesinin
durdurulmasına) karar verilmeyen mahkeme ilamı,
c) Davaya veya icraya
intikal ettikten sonra veya intikal etmeden önce sulh yoluyla bir hakkın
tanınmasından dolayı doğan borçların
ödenmesinde, mahkeme ilamı yerine mevzuatı gereği sulha yetkili makam veya
merci kararı ve sulhname veya hakem kararı,
ç) Karşı tarafın avukatına yapılacak
vekalet ücreti (icra daireleri aracılığıyla
yapılan ödemeler dahil) ödemelerinde fatura.
13- "Genel olarak" başlıklı 78 inci maddenin birinci
fıkrasının (f) bendi ve "Ek 56"
yürürlükten kaldırılmıştır.
Genel olarak
MADDE 78- (1) İlama bağlı borç ödemelerinde aşağıdaki hususlara dikkat edilir:
(...)
f) Avukatlık ücretinin
ödenebilmesi için fatura (serbest meslek makbuzu) ibraz edilir (Merkezi
Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği madde 62/a). Ancak Maliye Bakanlığı
Muhasebat Genel Müdürlüğü'nün 22/06/2016 tarihli ve 12007 sayılı "Avukatlık
Vekalet Ücreti Ödemeleri" konulu yazısında;
"... mahkemeler tarafından ödenmesi
hükme bağlanan avukatlık vekalet ücretinin idarelerce ödenmemesi halinde
faiz, tazminat gibi ek mali külfetle karşılaşılmaması ve uygulama birliğinin
sağlanması amacıyla, Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 29 ve
62 nci maddelerine göre yapılacak vekalet ücreti ödemelerinde ödeme anında
serbest meslek makbuzunun aranmaması uygun görülmüştür.
Ancak, vekalet ücretini hakeden avukatlar
açısından vergiyi doğuran olayın kavranabilmesi amacıyla serbest meslek
makbuzunun avukat tarafından ödeme tarihinden
itibaren 10 gün içinde ödemeyi yapan idareye verilmesi gerektiği, verilmemesi
ya da eksik düzenlenmesi hallerinde ise ödemeyi takip eden ay içinde avukatın
bağlı olduğu vergi dairesine bildirileceği konusunda yazı ekindeki formun
düzenlenerek işlemlerin yapılması gerekir." denilmesi nedeniyle, avukatlık
ücreti ödemelerinde serbest meslek makbuzu ibrazının zorunlu tutulmaması,
ancak Ek 56'da yer alan formun avukata imzalatılarak ödeme yapılması gerekir.
14- "İflas daireleri kararları" başlıklı 90 ıncı
maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Kararların hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ
edilmesi halinde diğer birimlere dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle
Hukuk Müşavirliğine gönderilir."
İflas daireleri
kararları
MADDE 90- (1) 2004 sayılı Kanunun "İflas Kararının Tebliği ve
İlanı" başlıklı 166 ncı maddesi hükmü
gereğince, iflas kararı, iflasın kapanması ve kaldırılması kararları
Bakanlığa tebliği zorunlu kararlardan olup, söz konusu kararlar Hukuk Müşavirliğince
ilgili merkez ve taşra birimlerine, hukuk grup başkanlığı veya hukuk
bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve ilgili merkez ve taşra
birimlerince karar gerekleri ivedilikle yerine getirilir.
İflas daireleri
kararları
MADDE 90- (1) 2004 sayılı Kanunun "İflas Kararının Tebliği ve
İlanı" başlıklı 166 ncı maddesi hükmü
gereğince, iflas kararı, iflasın kapanması ve kaldırılması kararları
Bakanlığa tebliği zorunlu kararlardan olup, söz konusu kararlar Hukuk
Müşavirliğince ilgili merkez ve taşra birimlerine, hukuk grup başkanlığı veya
hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve ilgili merkez ve taşra
birimlerince karar gerekleri ivedilikle yerine getirilir. Kararların
hukuk grup başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ edilmesi halinde diğer
birimlere dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle Hukuk Müşavirliğine
gönderilir.
15- "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu yazıları" başlıklı
91 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna, "Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yazıları" başlıklı 92 nci
maddesinin birinci fıkrasının sonuna ve "Vergi dairesi başkanlıkları
yazıları" başlıklı 93 üncü maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki
cümle eklenmiştir.
"Yazıların hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ
edilmesi halinde diğer birimlere dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle
Hukuk Müşavirliğine gönderilir."
Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu yazıları
MADDE 91- (1) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı
Bankalar Kanununun "Fonun bilgi ve belge isteme yetkisi" başlıklı
123 üncü maddesi hükmü gereğince, Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonundan gelen yazılar Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez ve
taşra birimlerine, hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve yazı
ile talep edilen bilgi ve belgeler ilgili merkez ve taşra birimlerince
ivedilikle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna gönderilir.
Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığı yazıları
MADDE 92- (1) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 100 üncü maddesi hükmü gereğince, Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen yazılar
Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez ve taşra birimlerine, hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve yazı
ile talep edilen bilgi ve belgeler ilgili merkez ve taşra birimlerince Sosyal
Güvenlik Kurumuna ivedilikle gönderilir.
Vergi dairesi
başkanlıkları yazıları
MADDE 93- (1) Vergi daireleri, devlet alacaklarını 6183
sayılı Kanuna göre takip ve tahsil
ettiğinden vergi dairelerinden gelen yazılar Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez
ve taşra birimlerine, hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve yazı
ile talep edilen bilgi ve belgeler ile yazı gerekleri ilgili merkez ve taşra
birimlerince ivedilikle yerine getirilir.
Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu yazıları
MADDE 91- (1) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı
Bankalar Kanununun "Fonun bilgi ve belge isteme yetkisi" başlıklı
123 üncü maddesi hükmü gereğince, Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonundan gelen yazılar Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez ve
taşra birimlerine, hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve yazı
ile talep edilen bilgi ve belgeler ilgili merkez ve taşra birimlerince
ivedilikle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna gönderilir. Yazıların
hukuk grup başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ edilmesi halinde diğer
birimlere dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle Hukuk Müşavirliğine
gönderilir.
Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığı yazıları
MADDE 92- (1) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 100 üncü maddesi hükmü gereğince, Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen yazılar
Hukuk Müşavirliğince ilgili merkez ve taşra birimlerine, hukuk grup
başkanlığı veya hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve yazı
ile talep edilen bilgi ve belgeler ilgili merkez ve taşra birimlerince Sosyal
Güvenlik Kurumuna ivedilikle gönderilir. Yazıların hukuk
grup başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ edilmesi halinde diğer birimlere
dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle Hukuk Müşavirliğine gönderilir.
Vergi dairesi
başkanlıkları yazıları
MADDE 93- (1) Vergi daireleri, devlet alacaklarını 6183
sayılı Kanuna göre takip ve tahsil
ettiğinden vergi dairelerinden gelen yazılar Hukuk Müşavirliğince ilgili
merkez ve taşra birimlerine, hukuk
grup başkanlığı veya hukuk bürosunca ilgili taşra birimlerine dağıtılır ve
yazı ile talep edilen bilgi ve belgeler ile yazı gerekleri ilgili merkez ve
taşra birimlerince ivedilikle yerine getirilir. Yazıların hukuk
grup başkanlığı veya hukuk bürosuna tebliğ edilmesi halinde diğer birimlere
dağıtımının yapılması için ayrıca ivedilikle Hukuk Müşavirliğine gönderilir.