Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliği Seri No 1
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
HAKKINDA 6111 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ
(SERİ NO: 1)
Maliye Bakanlığından: 12.03.2011 tarihli, 27872 Mükerrer
Sayılı R.G.
Tebliğin Ekleri
için tıklayınız.
TEFE/ÜFE üzerinden faiz
hesaplanmasına ilişkin TABLO için BURAYI TIKLAYIN. Söz konusu tabloyu hazırlayan ve
kullanmamıza izin veren Dr. Mehmet Ali AKTAŞ'a teşekkür ederiz. Not: Yükümlülüğün
başladığı Yıl ve Ay bölümüne ana paranın yazılması durumunda hesaplama otomatik
olarak yapılacaktır.
6111
sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 25/2/2011 tarihli ve 1.
Mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmış ve Kanunun bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin
hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Beş kısımdan oluşan 6111 sayılı Kanunun; Birinci Kısmında genel hükümler,
İkinci Kısmında Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il
özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme
alacakları ile
belediyelerin ve büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin bazı
alacaklarına ilişkin hükümler (birinci bölümünde tahsilatın
hızlandırılmasına ilişkin hükümler, ikinci bölümünde inceleme ve tarhiyat
safhasında bulunan işlemler, üçüncü bölümünde matrah ve vergi artırımı,
dördüncü bölümünde stok beyanları), Üçüncü Kısmında Sosyal Güvenlik Kurumuna
bağlı tahsil dairelerince takip edilen alacaklara ilişkin hükümler, Dördüncü
Kısmında çeşitli ve ortak hükümler yer almakta olup, Beşinci Kısmında ise bazı kanunlarda değişiklik
yapılmasına ilişkin hükümler ve son hükümlere yer verilmiştir.
Bu Tebliğ
ile 6111 sayılı Kanunun 168
inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Kanunun; Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü
Kısımlarında yer alan Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen
amme alacakları ile il özel idareleri ve belediyelere ait alacaklara ilişkin
hükümlerin uygulamasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.
I- KAPSAM VE TANIMLAR
6111 sayılı Kanunun 1
inci maddesinde kapsama giren alacaklar, alacaklı idareler itibarıyla
belirlenmiştir.
Kanun kapsamında alacakları yeniden yapılandırılan idareler;
- Maliye Bakanlığı,
- Gümrük Müsteşarlığı,
- Sosyal Güvenlik Kurumu,
- İl özel idareleri,
- Belediyeler (Büyükşehir belediyeleri dahil),
- Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idareleridir.
Aynı
maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan ve 6111 sayılı Kanunun
ilgili bölümlerinde geçen diğer alacaklar hakkında da bu Kanun hükümleri
uygulanacağından, ilgili bölümlerde geçen alacaklı idarelerce de bu Kanun
hükümleri uygulanacaktır.
A-
MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
6111 sayılı Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde; Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından Kanun
kapsamına alınan alacaklar düzenlenmiştir. Bu hükümler çerçevesinde Kanun
kapsamına giren alacaklar, tür ve dönemler itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
1- Alacağın Türü ve Dönemi
a) 213
Sayılı Vergi Usul Kanunu Açısından;
(1) Alacağın
türü;
6111 sayılı Kanunun
kapsamına, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren
vergiler ve vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizleri, gecikme zamları
gibi fer'i alacaklar girmektedir.
Kanunun 1 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendinde vergi tabirinin, 213 sayılı Kanun kapsamına giren
vergi, resim, harç ve fon payı ile eğitime katkı payını ifade ettiği hükme
bağlanmıştır. Bu nedenle 6111 sayılı Kanunun
kapsamına vergi tabirine dahil olan tüm alacaklar girmekte olup bu Tebliğde de
kapsama giren bu alacaklar vergi tabiri ile ifade edilmiştir.
(2) Alacağın dönemleri;
Kanun kapsamına giren vergiler,
vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
i) 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere,
beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar
verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları,
gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
Buna ilişkin açıklamalar aşağıda yer
almaktadır.
- Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler;
Vergilendirme döneminin bitim tarihi
ve beyanname/bildirim verme süresinin son günü Aralık/2010 ayı ve öncesine
rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi Aralık/2010 ayına
rastlamakla beraber beyanname/bildirim verme süresinin son günü Ocak/2011 ayına
sirayet edenler kapsama girmemektedir.
Örneğin 1-15 Aralık 2010 vergilendirme
dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin
vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü
Aralık/2010 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Aralık 2010
vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Aralık/2010 ayında olmakla
birlikte beyanname verme süresi Ocak/2011 ayına sirayet ettiğinden kapsama
girmemektedir.
Aynı şekilde, 1-15 Aralık 2010 tarihleri arasında noterler
tarafından tahsil edilen ve dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine
kadar ilgili vergi dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama
girmekte, buna karşılık 16-31 Aralık 2010 dönemine ilişkin olanlar kapsama
girmemektedir.
- Vergilendirme dönemi aylık olarak belirlenen mükellefiyetler;
Kasım/2010 vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama
girmekte, Aralık/2010 vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
- Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen mükellefiyetler;
Vergilendirme
döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Aralık/2010 ayı ve
öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Aralık/2010 ayından sonraya
rastlayanlar kapsama girmemektedir.
Örneğin; 2010 takvim
yılına ilişkin gelir ve kurumlar vergisine mahsuben ödenmesi gereken geçici
vergilerin 1, 2 ve 3 üncü dönemleri kapsama girmekte, 4 üncü dönemi ise kapsama
girmemektedir.
Özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflere ilişkin geçici
vergilerde ise geçici vergi dönemi ve beyanname verme süresi 31/12/2010 tarihi
ve bu tarihten önce olan dönemler kapsama girmektedir.
7-8-9/2010 dönemi (3 aylık) gelir
stopaj vergisi ve katma değer vergisi kapsama girmekte, 10-11-12/2010 dönemine
(3 aylık) ilişkin gelir stopaj vergisi ve katma değer vergisinin dönemi
Aralık/2010 itibarıyla sonlanmakla birlikte beyanname verme süreleri Ocak/2011
ayına rastladığından kapsama girmemektedir.
- Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir
ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri;
Vergilendirme dönemi yıllık olan vergilerde, 2009 takvim
yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme dönemleri kapsama girmekte, 2010
takvim yılına ilişkin vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel
hesap döneminin kapandığı tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce
olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.
2010 yılı kıst dönemlerine ilişkin olup vergi mevzuatı
gereği 2010 yılı içerisinde verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi
beyannamelerinden, beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu
tarihten önce olanlar kapsama girmektedir. Aynı şekilde, tasfiye dönemine
ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi
31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.
- Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri;
Bu vergi türünde, beyanname verme
süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama
girmektedir.
- Harç
mükellefiyetleri;
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan
harçlar genel olarak işlem anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek
tahsil edilmektedir. Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine
göre tarhiyata konu olabilmektedir.
492 sayılı Kanuna göre genellikle gayrimenkullerin devir ve
iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken harç tutarı ile ilgili olarak
devir ve iktisap tarihinden sonra
tarhiyat yapılabilmektedir. Bu çerçevede, 31/12/2010 tarihi ve bu
tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle, tarh edilip
kesinleşmiş bulunan ya da ihtilaflı olan alacaklar ile Kanunun yayımlandığı
tarihten önce inceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemler Kanunun
kapsamına girmektedir. Aynı şekilde 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce
gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle Kanunun 5 inci maddesi
kapsamında beyanda bulunulması da mümkündür.
Diğer taraftan, 492 sayılı Kanunun 5838 sayılı Kanun ile
değişmeden önceki (4) sayılı Tarifesinin I-13/a bendi uyarınca Arsa ve Arazi
Üzerine Yeniden İnşa Olunacak Bina ve Sair Tesisler İçin Harç Beyannamesine (2
No.lu) dayalı olarak tarh edilmiş olup, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla ihtilaflı olan ya da kesinleşmiş bulunan tapu harçları da 6111
sayılı Kanun kapsamına girmektedir.
492 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken
karar ve ilam harçlarından vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar
ile aynı Kanuna bağlı (8) sayılı Tarife uyarınca tahsil edilen yıllık
harçlardan vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama
girmektedir.
-
Ücretlilerde vergi indirimi ve asgari geçim indirimi;
Ücretlilerde vergi indirimi veya asgari geçim
indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve tahakkuk ettirilen
gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar da 6111 sayılı Kanun kapsamındadır.
Bu alacaklar için de 31/12/2010 tarihi esas alınacak, aylık ya da üç aylık
vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Kanun
kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.
ii) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu
tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve
bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun
kapsamındadır.
Buna göre;
2010 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmiş sayılan
motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar Kanunun kapsamına girmektedir.
18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi
Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa
kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı
tarih 31/12/2010 tarihi veya bu tarihten önce olanlar Kanun kapsamına girmekte,
bu tarihten sonra olanlar ise girmemektedir.
2010 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken
motorlu taşıtlar vergisi için yapılan tarhiyatlardan 31/12/2010 tarihine kadar
tahakkuk edenler kapsama girmekte, bu tarihten sonra tahakkuk edenler ise
kapsama girmemektedir.
iii) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere
ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamındadır.
Buna göre; vergi aslına
bağlı olmayan vergi cezalarında 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla; kesinleştiği halde ödenmemiş ya da ödeme süresi geçmemiş, dava
açılmış veya dava açma süresi geçmemiş ya da tespit edildiği halde ceza
ihbarnameleri düzenlenmemiş veya düzenlendiği halde tebliğ edilmemiş olanlar
kapsam dahilindedir.
Örneğin; Kasım/2010 dönemine ait olup
31/12/2010 tarihi saat 00:00'a kadar elektronik ortamda verilmesi gereken mal
ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu
(Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formunun (Form
Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en erken bu tarihin bittiği
00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/1/2011 tarihinde yapılabileceğinden, bu
tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamına
girmemektedir. Kasım/2010 döneminden önceki dönemlere ait söz konusu
bildirimler nedeniyle kesilecek cezalar ise Kanun kapsamına girmektedir.
Vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise
verginin ait olduğu dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit
edilecektir.
b) 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip Edilen
Alacaklar;
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip
edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu
halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan asli
ve fer'i amme alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.
Ancak, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183
sayılı Kanun kapsamında takip edilen;
- Adli ve idari para
cezaları (Kanun kapsamına girenler hariç),
- 7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı
Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve Devlet hakkı,
- Mülga 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa
istinaden alınan şeker fiyat farkı,
- Mülga 10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma
Suçlarının Affına, Milli Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının
Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt
fiyat istikrar payı ve akaryakıt fiyat farkı,
- 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden
alınan Devlet hakkı ve özel idare payı ile madencilik fonu,
- 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan
kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payları,
6111 sayılı Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur.
c) Kapsama
Giren İdari Para Cezaları;
Kanun kapsamına;
- 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı
Askerlik Kanunu,
- Mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel
Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun,
- 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi
Kanunu,
- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik
Kanunu,
- 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile
Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,
- 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin
Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun,
- 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu,
- 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu,
- 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun,
hükümlerine göre 31/12/2010 tarihinden
(bu tarih dahil) önce verilen idari para cezaları girmektedir.
6111 sayılı Kanun hükümlerine göre, söz konusu idari para
cezalarından, 31/12/2010 tarihinden (bu
tarih dahil) önce verilen ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi
geçmemiş ya da dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olanlar kapsam
dahilindedir. 31/12/2010 tarihinden önce verilmekle birlikte 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş idari
yaptırım kararlarına konu idari para cezaları Kanunun kapsamına girmemektedir.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin
birinci fıkrasının uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin izleyen
bölümlerinde yer aldığından bu bölümde ayrıca açıklama yapılmamıştır.
d) Stok Beyanları
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde "ğ) İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda
yer almayan emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kayıtlarda yer aldığı
halde işletmede bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar
beyanı," hükmüne yer verilerek stok
beyanı ile ilgili düzenlemeler Kanun kapsamına alınmış ve Kanunun İkinci Kısım
Dördüncü Bölümünde de konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
B- İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendi gereğince il özel idarelerinin vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ve 6183
sayılı Kanun kapsamında takip edilen asli ve fer'i
amme alacakları Kanunun kapsamına girmektedir.
Ancak, aynı bent ile il özel
idarelerinin, idari para cezası ve 3213 sayılı Kanundan kaynaklanan
özel idare payı alacakları Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
C- BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendi ile belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup
bu alacaklar aşağıda belirtilmiştir.
1- 213
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;
a) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere
ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme
zamları,
b) 2010 yılına ilişkin
olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme
faizleri, gecikme zamları,
kapsama girmektedir.
Belediyelerin 213 sayılı Kanun
kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a) bölümünde
açıklandığı şekilde tespit edilecektir.
Örneğin, Kasım/2010 dönemine ait ilan
ve reklam vergisi kapsama girmekte, Aralık/2010 dönemine ait ilan ve reklam
vergisi ise beyannamenin Ocak/2011 ayında verilmesi gerektiğinden kapsama
girmemektedir. Aynı şekilde, Kasım/2010 dönemine ait haberleşme vergisi kapsama
girmekte, Aralık/2010 dönemine ait haberleşme vergisi ise kapsama
girmemektedir.
Belediyelerce 2010
yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk ettirilen vergi ve bunlara bağlı
vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamında olduğundan,
2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden önce tahakkuk etmiş emlak
vergisi, çevre temizlik vergisi, yıllık olarak tahakkuk eden ve 26/5/1981
tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı maddesine istinaden
belediye meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen ilan ve reklam vergisi
kapsama girmektedir.
2- 6183
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;
Belediyelerin (I/C-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı
sıra, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden
(bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer'i amme alacakları da Kanun kapsamına
alınmıştır.
Ancak, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekle birlikte
belediyelerce verilen idari para cezaları ile 2464
sayılı Kanunun mükerrer 97 nci
maddesinin (b) fıkrası gereğince belediye sınırları ve mücavir alanlar
içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince 3213 sayılı Maden Kanununun 14
üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten belediyelere ödenmesi gereken paylar
6111 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
3-
Belediyelerin ücret alacakları;
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendinin (2) numaralı alt bendinde 2464
sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ve vadesi
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ücret
alacakları ile bunlara bağlı fer'i alacaklar da Kanunun kapsamına alınmıştır.
Örneğin, belediyelere ait iş
makinelerinin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden
kiralanması sebebiyle ödenmesi gereken kira ücretinin vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce ise Kanun kapsamına girmekte bu tarihten sonra
ise girmemektedir.
4-
Belediyelerin su alacakları;
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendinin (3) numaralı alt bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye
Kanunu kapsamındaki belediyelerin su abonelerinden olan ve vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla ödenmemiş bulunan su kullanımından kaynaklanan alacakları ile bunlara bağlı fer'i (sözleşmelerde düzenlenen
her türlü ceza ve zamlar dahil) alacakları da Kanun kapsamındadır.
Örneğin, su kullanım dönemi 15 Kasım
2010 ila 15 Aralık 2010 olan su alacağının faturada yer alan son ödeme tarihi
Aralık/2010 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmekte,
Ocak/2011 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmemektedir.
5- Büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerinin su ve atık
su alacakları;
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g)
bendinde ise 20/11/1981 tarihli ve 2560
sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerinin alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu idarelerin vadesi
31/12/2010 tarihinden (bu tarih
dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş
bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile
bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i
(sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil) alacakları Kanun
kapsamına alınmıştır.
D- KANUNUN İLGİLİ BÖLÜMLERİNDE GEÇEN DİĞER ALACAKLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (h) bendi ile anılan Kanunun kapsamının belirlendiği 1 inci
maddesinde belirtilen alacakların dışında Kanunun ilgili bölümlerinde yer alan
alacakların da Kanun kapsamında olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm
çerçevesinde anılan Kanunun 17 nci maddesinde Kanun kapsamında yapılandırılarak
ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli
tabloda (Ek:1) gösterilmiştir.
E- TANIMLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin
ikinci fıkrasında "(2) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü
ve Dördüncü Kısımlarında geçen;
a) Vergi tabiri, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve
fon payı ile eğitime katkı payını,
b) Gümrük vergileri tabiri, ilgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya
ihracında uygulanan ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı gümrük idarelerince takip ve
tahsil edilen gümrük vergisi, diğer vergiler, eş etkili vergiler ve mali
yüklerin tümünü,
c) TEFE/ÜFE aylık değişim oranları tabiri, Türkiye İstatistik Kurumunun
her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi
(TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları
endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını,
ç) Beyanname tabiri, vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,
ifade eder." hükmü yer almaktadır.
Bu Tebliğde yer alan tabirler, Kanunda
geçen tanımlarıyla kullanılmıştır.
II- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA
İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinde "(1) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve
belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından bu
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu tarih dâhil);
a) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan vergilerin/gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamı ile
bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i amme alacakları
yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer'i alacaktan
ibaret olması halinde fer'i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla vergilere/gümrük vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme
zammı gibi fer'i amme alacakları ve aslı bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce
ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi
cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının
tamamının,
b) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan vergi
cezaları ile iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilmiş olan vergi
cezalarının ve 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük
yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın kesilmiş
olan idari para cezalarının; % 50'si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından ibaret olması
halinde gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla cezaların kalan % 50'sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının
tamamının,
c) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında olan idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer'i amme alacakları yerine, bu Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer'i alacaktan ibaret olması halinde fer'i
alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya
bağlı fer'ilerin tamamının,
ç) Ödenmemiş olan ve yukarıdaki bentlerin dışında kalan (28/3/2002
tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun kapsamında olup tahsil dairesine takip için intikal etmiş olan
amme alacakları dâhil) asli amme alacaklarının ödenmemiş kısmının tamamı ile bu
alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i amme
alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer'i
alacaktan ibaret olması halinde fer'i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer'i amme alacaklarının tamamının,
d) 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma
Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi
gerektiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan tutarların
bu madde kapsamında ödenmesi halinde 5736 sayılı Kanun gereğince hesaplanan
binde iki oranındaki faiz alacaklarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir.
(2) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan
vergiler hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.
(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010 yılında tahakkuk
eden ve bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere
bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenmek
suretiyle bu madde hükmünden yararlanılır. Bu takdirde, 2010 yılına ilişkin
yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu müteakip ödenecek taksitlerde,
vergi aslının ödenmesi şartı aranmaz.
(4) Bu Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu
vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın
ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla
bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü
uygulanmaz.
(5) 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ücretler
ile su kullanımından kaynaklanan alacaklardan vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu
tarih dâhil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer'iler (sözleşmelerde düzenlenen her
türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmü
uygulanır.
(6) 2560 sayılı Kanun kapsamında büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce
olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan; su ve
atık su bedeli alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer'iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil)
hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak
hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde
ödenmesi halinde bu alacaklara bağlı cezaların ve gecikme faizi, gecikme zammı
gibi fer'ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil)
tahsilinden vazgeçilir.
(7) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede
belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri
ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
(8) 31/12/2010 tarihine kadar (bu tarih dâhil) dâhilde işleme rejimi
kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ancak bu Kanunda öngörülen başvuru süresi
sonuna kadar ihracat taahhüt hesabı müeyyideli kapatılan dâhilde işleme izin
belgesi/dâhilde işleme izni kapsamına giren takibe konu kamu alacaklarına bu
maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır." hükmü
yer almaktadır.
Söz konusu
madde ile Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel
idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmiş
amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir
belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin kesinleşmiş bazı alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Madde kapsamına tür ve dönem açısından
Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/D)
bölümünde belirtilen alacaklar hariç olmak üzere (I) numaralı bölümde yer
verilen tüm alacaklar girmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde,
ilgili maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanundan
yararlanmak için yapılacak başvuruların süreleri belirlenmiş ve 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili
idareye başvuruda bulunulması şartı getirilmiştir.
Buna göre, Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine olan ve Kanunun 2 nci maddesi
kapsamına giren alacakları bu madde kapsamında ödemek isteyen borçluların 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu bulundukları
tahsil dairelerine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.
Bu Tebliğ ekinde yer alan
başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C), Maliye Bakanlığına bağlı
vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için madde hükmünden
yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere düzenlenmiş olup alacaklı
diğer idarelerce örneğe uygun başvuru dilekçelerinin hazırlanarak borçluların
kullanımına sunulması icap etmektedir.
Borçluların birden fazla
vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmaları
halinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları gerekmektedir.
Borçlular, madde kapsamına giren toplam borçları için madde
hükmünden yararlanabilecekleri gibi sadece talep ettikleri dönem ve türler
açısından da Kanundan yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi
mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için
başvuruda bulunmaları zorunludur.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
kapsamında vergi dairelerince Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleri
adına niyabeten takip edilen alacaklar için vergi dairelerine başvurulması
mümkün bulunmayıp, bu yöndeki taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması
gerekmektedir.
Madde hükmünden yararlanılmasının şartlarından biri de dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi
ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan,
6111 sayılı Kanun hükmünden yararlanmak üzere
başvuran borçluların, tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da
vazgeçmeleri gerekmektedir.
B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ
1- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla
Kesinleşmiş ve Bu Tarihe Kadar (Bu Tarih Dahil) Vadesi Geldiği Halde Ödenmemiş Vergiler
Kanunun 2
nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına, Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olup Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu tarih
dahil) itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da henüz ödeme süresi
geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.
Madde kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti için
vergi asıllarına;
- vade tarihinden, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen
süre için gecikme zammı yerine,
- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, bu
faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre
yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi halinde vergi aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi,
vergi aslına bağlı vergi cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
a) TEFE/ÜFE tutarının hesaplanması;
TEFE/ÜFE tutarı, fer'i alacaklar için esas alınan hesaplama
yöntemi kullanılarak hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında; 213 sayılı Kanuna göre
hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının
hesaplama yöntemi ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme
zammı/gecikme faizi oranı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
kullanılacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunun her ay
için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE)
aylık değişim oranları, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi
(ÜFE) aylık değişim oranları esas alınacaktır.
Bu hesaplamalarda ilk aya ilişkin esas alınacak TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan oran
olacaktır. Alacağın vade tarihlerinin ayın son günlerine rastladığı hallerde de
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı vade tarihinin rastladığı aydan başlamak suretiyle
hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin sekizinci
fıkrası gereğince, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE
tutarının hesaplanmasında Kanunun yayımlandığı Şubat/2011 ayı için esas
alınması gereken oran bir önceki ay olan Ocak/2011 ayına ait TEFE/ÜFE aylık
değişim oranı olacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunca Ocak/1980
ayından Kanunun yayımlandığı tarihten bir önceki aya ait ÜFE aylık değişim
oranı dahil açıklanan TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ekli tabloda (Ek:3) yer almaktadır. TEFE/ÜFE
tutarlarının tespitinde kullanılacak olan TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarının
eksi (negatif) çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak
dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme ilişkin olarak TEFE/ÜFE aylık
değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu takdirde alacak asılları
üzerinden hesaplanan fer'iler yerine alınması gereken TEFE/ÜFE tutarı sıfır
kabul edilecektir.
Örnek 1- 26/1/2010
vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olması
halinde bu vergiye % 23,1043 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE Oranı Hesaplanacak Süre
SÜRE
ESAS ALINACAK ORAN
26/1/2010 - 26/2/2010 için
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı
0,58
27/2/2010 - 26/3/2010 için
Şubat ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,66
27/3/2010 - 26/4/2010 için
Mart ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,94
27/4/2010 - 26/5/2010 için
Nisan ayına ait TEFE/ÜFE oranı
2,35
27/5/2010 - 26/6/2010 için
Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-1,15
27/6/2010 - 26/7/2010 için
Haziran ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-0,5
27/7/2010 - 26/8/2010 için
Temmuz ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-0,16
27/8/2010 - 26/9/2010 için
Ağustos ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,15
27/9/2010 - 26/10/2010 için
Eylül ayına ait TEFE/ÜFE oranı
0,51
27/10/2010 - 26/11/2010 için
Ekim ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,21
27/11/2010 - 26/12/2010 için
Kasım ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-0,31
27/12/2010 - 26/1/2011 için
Aralık ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,31
27/1/2011 - 24/2/2011 için
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı (29
gün)*
2,2823
TOPLAM TEFE/ÜFE ORANI
% 10,8723
* Ay kesrine
isabet eden günler için TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmasında, ilgili ay TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı 30'a bölünmek suretiyle bulunacak günlük oran
kullanılacaktır. (TEFE/ÜFE aylık değişim oranı/100/30=) Bulunacak rakamın
virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam
eden hanelerde bir sayı bulunması halinde 6 ncı hane bir üst sayıya
tamamlanacak ve bulanan rakam 100 sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük TEFE/ÜFE
oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün sayısı ile çarpılarak ay
kesrine isabet eden toplam TEFE/ÜFE oranı bulunacaktır.
Toplam TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak
suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre
yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Örnek 2- 6/4/2010
vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olması
halinde bu vergiye % 18,6906 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine
toplam TEFE/ÜFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE Oranı Hesaplanacak Süre
SÜRE
ESAS ALINACAK ORAN
6/4/2010 - 6/5/2010 için
Nisan ayına ait TEFE/ÜFE oranı
2,35
7/5/2010 - 6/6/2010 için
Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-1,15
7/6/2010 - 6/7/2010 için
Haziran ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-0,5
7/7/2010 - 6/8/2010 için
Temmuz ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-0,16
7/8/2010 - 6/9/2010 için
Ağustos ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,15
7/9/2010 - 6/10/2010 için
Eylül ayına ait TEFE/ÜFE oranı
0,51
7/10/2010 - 6/11/2010 için
Ekim ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,21
7/11/2010 - 6/12/2010 için
Kasım ayına ait TEFE/ÜFE oranı
-0,31
7/12/2010 - 6/1/2011 için
Aralık ayına ait TEFE/ÜFE oranı
1,31
7/1/2011 - 6/2/2011 için
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı
2,36
7/2/2011 -24/2/2011 için
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı (18
gün)
1,4166
TOPLAM TEFE/ÜFE ORANI
% 8,1866
Toplam TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak
suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre
yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
b) TEFE/ÜFE
tutarının hesaplanmasında esas alınacak diğer hususlar;
Gecikme zammının günlük olarak hesaplanması gerektiği
hallerde, bu sürelere uygulanması gereken TEFE/ÜFE aylık değişim oranı da
Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde
günlük olarak bulunacaktır.
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari
gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine alınacak TEFE/ÜFE tutarı için de
uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 52 nci
maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz halleri söz
konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye TEFE/ÜFE aylık değişim oranı da
uygulanmayacak, bu hallerin varlığı TEFE/ÜFE uygulanan süreyi de durduracaktır.
6183 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye
sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve
tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında uygulanan
gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı aydaki TEFE/ÜFE aylık değişim
oranı uygulanacaktır.
TEFE/ÜFE tutarı, bu bölümde belirtilen gecikme faizi veya
gecikme zammı dışında Kanunun ilgili maddeleri gereğince diğer fer'i alacaklar
yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer'i alacağın hesaplama
yöntemi kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek TEFE/ÜFE tutarı
bulunacaktır.
Örnek 3- 26/1/2008
vadeli 2.500,-TL gelir (stp) vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar 2.050,11 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun
yayımı tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 4.550,11 TL dir.
Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde,
vergi aslına uygulanan gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı
tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı ve TEFE/ÜFE
tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.
Gecikme Zammı Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
Toplam Gecikme Zammı Oranı
Gecikme Zammı Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
26/1/2008-24/02/2011
2.500,00
% 82,0043
2.050,11
% 24,7623
619,06
Buna göre, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.
Ödenecek
Tutar
Gelir (stp) Vergisi
:
2.500,00
TL
TEFE/ ÜFE Tutarı (Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
:
619,06 TL
TOPLAM
:
3.119,06 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı
:
2.050,11
TL
TOPLAM
:
2.050,11 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 3.119,06 TL
tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 2.050,11 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 4- 2006
vergilendirme dönemine ilişkin 25/3/2007 tarihine kadar elektronik ortamda
verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemiştir. Yapılan
inceleme sonucunda, 2006 dönemi için 20.000,-TL gelir vergisi tarh edilmesi ve
vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit
edilmiştir. Vergi/ceza ihbarnamesi 8/4/2008 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.
İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 8/5/2008 tarihinde itirazsız tahakkuk etmiş
ve Kanunun yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu
tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası,
gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.
Gelir Vergisi
:
20.000,00
TL
Vergi Ziyaı Cezası
20.000,00
TL
Özel Usulsüzlük Cezası
:
1.390,00
TL
Gecikme Faizi
:
5.500,00 TL
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı
:
14.279,44
TL
Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan
Gecikme Zammı
:
14.279,44 TL
TOPLAM
75.448,88 TL
Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde,
ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu şekilde
olacaktır.
Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre,
gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE
tutarları aşağıda gösterilmiştir.
Gecikme Faizi Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
Toplam Gecikme Faizi Oranı
Gecikme Faizi Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
I. Taksit
31/3/2007-8/5/2008
10.000
% 32,50
3.250
%11,04
1.104
II. Taksit
31/7/2007-8/5/2008
10.000
% 22,50
2.250
% 8,99
899
TOPLAM
20.000
5.500
2.003
Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı,
gecikme zammı yerine uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarı
aşağıdaki şekildedir.
Gecikme Zammı Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
Toplam Gecikme Zammı Oranı
Gecikme Zammı Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
8/6/2008-24/2/2011
20.000
(Gelir V.)
%71,3972
14.279,44
%13,3292
2.665,84
8/6/2008-24/2/2011
20.000
(Vergi
Ziyaı Cezası)
%71,3972
14.279,44
----
----
Ödenecek
Tutar
Gelir Vergisi
:
20.000,00
TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.390,00 x
% 50=)
:
695,00 TL
TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi
Yerine)
:
2.003,00 TL
TEFE/ÜFE Tutarı (Vergi Aslına
Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
:
2.665,84
TL
TOPLAM
:
25.363,84 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Vergi Ziyaı Cezası
:
20.000,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası
:
695,00 TL
Gecikme Faizi
:
5.500,00
TL
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı
:
14.279,44
TL
Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan
Gecikme Zammı
:
14.279,44
TL
TOPLAM
:
54.753,88 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 25.363,84
TL'nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 54.753,88
TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
2- Kanunun
Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihinde
Kesinleştiği Halde Henüz Ödeme Süresi Geçmemiş Vergiler
6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla (bu tarih dahil) kesinleştiği halde ödeme süresi henüz geçmemiş
bulunan alacaklar için de Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.
Bu hükme göre, muhtelif şekillerde
kesinleşen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla henüz ödeme süresi geçmemiş
olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar ve bu Tebliğin önceki
bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem tesis edilecektir.
a) 213
sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerine göre kesinleşen alacaklar;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihinden önce 213 sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse
tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak henüz
ödeme süresi geçmemiş borcu olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden
vergi ve ceza tutarları ile hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 5- 24/5/2010
tarihinde verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi süresinde
verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu
adına 50.000,-TL katma değer vergisi tarh edilmiş, ayrıca verginin bir katı
tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi
25/11/2010 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.
Mükellef, 10/12/2010 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş,
9/2/2011 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma
sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.
Katma Değer
Vergisi
: 40.000,00 TL
Vergi Ziyaı
Cezası
: 5.000,00 TL
Gecikme
Faizi
: 5.580,00 TL
TOPLAM : 50.580,00 TL
Mükellefin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması
halinde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden
alacakların henüz ödeme süresi geçmemiş olduğundan, Kanunun 2 nci maddesi
hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde
olacaktır.
Gecikme Faizi Hesaplanan Süre
Alacak Aslı Tutarı
Toplam Gecikme Faizi Oranı
Gecikme Faizi Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
26/5/2010-9/2/2011
40.000,00
% 13,95
5.580,00
% 2,06
824,00
Ödenecek
Tutar
Katma Değer Vergisi
:
40.000,00
TL
TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi
Yerine)
:
824,00 TL
TOPLAM
:
40.824,00 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Vergi Ziyaı Cezası
:
5.000,00
TL
Gecikme Faizi
:
5.580,00
TL
TOPLAM
:
10.580,00 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 40.824,-TL'nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 10.580,-TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.
b) 213
sayılı Kanunun 376 ncı maddesinden yararlanılarak ödenecek alacaklar;
213 sayılı Kanun uyarınca kesilmiş
olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376 ncı maddesi hükmü uyarınca indirim
talebinde bulunulan ancak, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla dava açma süresi geçmiş, henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan
alacaklar için indirimli ceza tutarları dikkate alınarak 6111 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanılabilecektir.
Bu safhada bulunan alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376
ncı maddesine göre indirimli olarak tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına
bağlı olmayan bir ceza ya da iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası
olması durumunda ödenecek ceza tutarının 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına
dikkat edilecektir.
Örnek 6- 2010 yılına ilişkin belge basım görevi ile ilgili bildirim
ödevini yerine getirmeyen matbaa işletmecisine 570,-TL'lik özel usulsüzlük
cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 17/1/2011 tarihinde tebliğ
edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376 ncı
maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan 16/2/2011
tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.
Vergi dairesince mükellefin talebi
üzerine cezanın 1/3'ü indirilerek, kalan 380,-TL özel usulsüzlük cezası
tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı 16/3/2011 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi henüz
geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması halinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan
380,-TL özel usulsüzlük cezası 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre % 50 oranında
indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın % 50'sine isabet eden (380 x
% 50=)190,-TL'nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödemesi halinde, özel usulsüzlük cezasından kalan 190,-TL'nin
tahsilinden vazgeçilecektir.
c) 213
sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerine göre beyan
edilen matrahlar üzerinden tahakkuk eden alacaklar;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz 15 günlük ödeme
süresi geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.
Bu takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE
aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ancak, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış
olması halinde pişmanlık hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir.
213 sayılı Kanunun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden
ve Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla 371 inci maddede
öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş olan vergiler için pişmanlık
hükümleri ihlal edilmiş olacak ve 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci
fıkrası ve 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla
vergi asılları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan
vergi cezaları için Kanunun 3 üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre işlem
yapılacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen veya kesilecek olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları hakkında Kanunun 4 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Örnek 7- Temmuz/2010
vergilendirme dönemine ilişkin olarak 10.000,-TL ödenecek katma değer vergisini
içeren ve elektronik ortamda verilmesi gereken katma değer vergisi
beyannamesi 15 Şubat 2011 tarihinde pişmanlıkla verilmiş ve düzenlenen tahakkuk
fişinde alacağın vadesi 2/3/2011 tarihi olarak gösterilmiştir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi henüz
geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması halinde, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile
tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.
Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre*
Alacak
Aslı
Tutarı
Pişmanlık
Zammı
Oranı
Pişmanlık
Zammı
Tutarı
TEFE/ÜFE
Hesaplanacak
Süre
Toplam TEFE/
ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
26/8/2010-
24/2/2011
10.000,00
% 9,50
950,00
26/8/2010-
24/2/2011
% 6,23
623,00
*
Pişmanlık zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.
Ödenecek
Tutar
Katma Değer Vergisi
:
10.000,00
TL
Damga Vergisi
:
19,90 TL
TEFE/ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı
Yerine)
:
623,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası (1.000,00 x
% 50=)
:
500,00 TL
TOPLAM
:
11.142,90 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Pişmanlık Zammı (KDV için)
:
950,00 TL
Özel Usulsüzlük Cezası
:
500,00 TL
TOPLAM
:
1.450,00 TL
Yukarıda belirtilen 11.142,90 TL'nin Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi halinde, 1.450,00 TL'nin tahsilinden vazgeçilecektir.
d) 213
sayılı Kanun uyarınca ikmalen, re'sen ya da idarece yapılan tarhiyata ilişkin
olarak dava açılmaksızın kesinleşen alacaklar;
İkmalen, re'sen ya da idarece tarh
edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla dava
açma süresi geçmiş ancak henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için
tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde belirlenen tutar ve hesaplanan
gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci maddesi hükmünden
yararlanılabilecektir.
3- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi (Bu Tarih Dahil)
İtibarıyla Asılları Kısmen ya da
Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla asılları kısmen ya da tamamen
ödenmiş olan alacaklar da Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
hükmüne göre yapılandırılacaktır.
Buna göre, Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla,
asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki
şekilde işlem yapılacaktır.
a)
Asılları
kısmen ödenmiş olan vergiler;
Asılları kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,
- vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
hesaplanacak gecikme zammı yerine,
- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde,
gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Bu tutar, ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne
göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan
gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara
uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Asılları kısmen ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet
eden gecikme zammı ve gecikme faizinin ödenmemiş olması halinde ise aşağıdaki
(b) bölümünde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
b) Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi
ve gecikme zammı;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla
asılları tamamen ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve
gecikme faizleri;
- verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar
geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
- vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate
alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanarak yapılandırılacaktır.
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak yapılandırılan
tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına
uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu
cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Diğer taraftan, Kanunun yayımlandığı tarihten önce vergi
aslının, vergi aslına uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi
cezalarının ödenmiş olması, başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi
cezasına uygulanan gecikme zammından ibaret olması halinde, herhangi bir şart
aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
c) Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi
ve gecikme zamlarından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsil
edilenler;
Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve
gecikme zamlarından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat
yapılmışsa,
- vergi aslının vade tarihinden ödendiği
tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
- gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak,
gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan
TEFE/ÜFE tutarından fazla olması halinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak,
kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla
birlikte, tahsil edilmiş gecikme zammı ve gecikme faizinden red ve iade yapılmayacaktır.
Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan
TEFE/ÜFE tutarından az olması halinde ise ödenecek tutar TEFE/ÜFE tutarından
ödenmiş olan gecikme zammı/gecikme faizi çıkartılmak suretiyle tespit
edilecektir. Bu şekilde belirlenen TEFE/ÜFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi halinde, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden
vazgeçilecektir.
Örnek 8- Ocak, Şubat,
Mart/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 7.400,-TL kurum geçici vergi
tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/5/2009 vadeli kurum geçici vergi borcunu
ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini,
beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2010 tarihinde terkin
edilmiş ve 1.800,05 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.
Mükellefin gecikme zammı borcuna karşılık vergi dairesince
10/8/2010 tarihinde 350,-TL cebren tahsilat yapılmıştır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan
yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin vade
tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme
zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak toplam
TEFE/ÜFE oranı % 6,6742'dir.
Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (7.400 x % 6,6742 =) 493,89 TL
olacaktır.
Mükellefin gecikme zammına karşılık
hiç ödeme yapmamış olması halinde, Kanun hükmünden yararlanmak için ödemesi
gereken tutar 493,89 TL'dir.
Ancak, mükelleften Kanunun yayımlandığı tarihten önce
gecikme zammına karşılık 350,-TL tahsilat yapıldığından; 6111 sayılı Kanuna göre
ödemesi gereken TEFE/ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı
çıkarılarak tahsili gereken TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Buna göre, ödenecek TEFE/ÜFE
tutarı; (493,89 - 350=) 143,89 TL'dir.
Mükellefin bu tutarı Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde gecikme zammından kalan
(1.800,05-350,00=) 1.450,05 TL'nin tahsilinden vazgeçilecektir.
4- Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin
Gecikme Zammından İbaret Borçlar
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla
ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan (vergi ziyaı
cezaları, kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları) ve bunlara ilişkin gecikme
zamlarından ibaret olması halinde, bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme
zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Bu hükmün uygulanmasında, vergi
aslına bağlı kesilen cezaların ait olduğu vergi türü ve dönemleri ayrı ayrı
dikkate alınacaktır.
5- Bir Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş
Olan Vergi Cezaları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, bir vergi aslına bağlı olmaksızın
kesilmiş olup Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan
vergi cezalarının (usulsüzlük cezaları) %
50'sinin, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
cezaların kalan % 50'sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce
bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması halinde ödenmemiş kısım için
bu Kanundan yararlanılacaktır.
Örnek 9- Mükellefe, yaptığı satışa ilişkin fatura
vermemesinden dolayı 160,-TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza
ihbarnamesi 3/5/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız
kesinleşmiştir.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda
bulunması halinde 160,-TL özel usulsüzlük cezasının % 50'sine isabet eden (160
x %50=) 80,-TL ödemesi gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde kalan 80,-TL özel
usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.
6- İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle
Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi uyarınca iştirak, teşvik ve yardım
fiilleri nedeniyle kesilmiş olan vergi cezalarının % 50'si ve bu tutara gecikme
zammı yerine, bu Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların
kalan % 50'sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce
bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış ise kalan tutar üzerinden Kanundan
yararlanılabilecektir.
7- İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Vergiler
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
ikinci fıkrasında "(2) İhtirazi kayıtla
verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında bu maddenin
birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş vergiler
dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı
mercilerince verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine
tahakkuk eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
8- 2010 Yılına İlişkin Olarak Tahakkuk Eden Geçici Vergilere
İlişkin Gecikme Zammı Alacakları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010
yılında tahakkuk eden ve Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere bağlı gecikme faizi ve
gecikme zamları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi suretiyle Kanunun 2 nci maddesinden yararlanılacağı
hüküm altına alınmıştır. Ancak, 2010 yılına ilişkin yıllık gelir/kurumlar
vergisinin tahakkukunu müteakip ödenecek taksitlerde, vergi aslının ödenmesine
ilişkin şart aranılmayacaktır.
6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihinde
yayımlandığından bu tarih itibarıyla 2010 yılına ilişkin geçici vergi mahsup
dönemi henüz gelmemiştir. Geçici vergi mahsup döneminden önce Kanun hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin bu borçlarının
yapılandırılmasında geçici vergi tutarları ödenecek taksitler içerisinde yer
alacaktır. Ancak, mahsup dönemi geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar vergisi
tahakkuk ettikten sonra, ödenecek taksitler içerisinde yer alan geçici vergi
asıllarının terkin edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, mahsup dönemi
geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar vergisi tahakkuk ettikten sonra
başvuran mükelleflerin geçici vergiden kaynaklı borçlarının yapılandırılmasında
geçici vergi aslına ödenecek taksit tutarlarında yer verilmeyecektir.
Bir başka anlatımla, bu kapsamdaki
geçici vergilerin yıllık gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi için
mahsup tarihi itibarıyla ödenmiş olması gerekmekte, yıllık gelir ve kurumlar
vergisi beyannamesinin verilmesinden sonra ise ödenmemiş geçici vergiler terkin
edileceğinden, bu vergilerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesi mümkün
bulunmamaktadır.
9- Motorlu
Taşıtlar Vergisine İlişkin Yapılacak İşlemler
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası
uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan
motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı
yerine Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait
olduğu taşıt için, Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla 197 sayılı
Kanunun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme
süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa
elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.
Ancak, taşıtın satış ve devri
halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı
tabiidir.
10- 5736 sayılı Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendi ile 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı
Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2
nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği halde Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar ödenmemiş olan tutarların Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.
5736 sayılı Kanun kapsamında taksitlendirilen alacaklardan
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihte ödeme süresi geçmiş olanlar Kanunun 2
nci maddesine göre yapılandırılacak ve ödenecek tutarın tespitinde, alacak
asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince
ödemede gecikilen her ay ve kesri için aylık olarak uygulanması gereken;
- % 5 zammın yerine ilgili aylara ait TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları,
- 5736 sayılı Kanunda öngörülen ve taksitlere % 5 zammın
uygulandığı süreden sonra gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine göre hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları,
esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci
maddeleri uyarınca ödenecek taksitlere ilk taksit ödeme süresinin başlangıç
tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında
hesaplanan faiz için herhangi bir TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmayacaktır. Binde iki
oranında hesaplanan tutar, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla terkin edilecektir.
Diğer taraftan, 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi
kapsamında uzlaşılarak tahakkuk ettirilen ve taksitler halinde vadelendirilen
alacak tutarı içerisinde yer alan vergi aslı ve gecikme faizi Kanun kapsamında
yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları hakkında da 6111 sayılı Kanun
hükümleri uygulanacaktır.
11- Kanunun 2 nci Maddesi
Kapsamındaki İdari Para Cezaları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla (bu tarih dahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da
ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para cezalarının
yapılandırma usulü belirlenmiştir.
Buna göre, Kanun
kapsamında ödenmesi uygun görülen askerlik, seçim, trafik, karayolu taşıma,
otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş ve nüfus idari para cezalarından 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011
tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan veya ödeme süresi
geçmemiş bulunanların asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer'i amme alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer'i alacaktan
ibaret olması halinde fer'i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer'ilerin tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.
Madde kapsamında yapılandırılması
mümkün olan idari para cezalarından;
- 2918 sayılı Kanuna göre verilen ve
süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade tarihinden ödendiği tarihe
kadar;
- 4925 sayılı Kanuna göre verilen ve
süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından, anılan Kanunda değişiklik
yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih
hariç) verilmiş olanlara vade tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih
hariç),
geçen her ay ve kesri için aylık % 5
oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz tutarının da cezanın iki katını geçmemesi gerekmektedir.
6111 sayılı
Kanun kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının
yapılandırılmasında aylık % 5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarı da ilgili Kanun
gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.
2918 sayılı Kanunun
31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 115
inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde
ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on gün
daha uzamakta ve bu süre içinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç
katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş
olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir fer'i
alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmayacak ve
yapılandırmaya üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde 4925
sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu taşıma
idari para cezaları da üç katına çıkan tutar üzerinden yapılandırılacaktır.
Madde kapsamına 31/12/2010
tarihi itibarıyla verilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği halde
ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş olan idari para cezaları girmekte olup, söz konusu idari para cezalarına
ilişkin tutanakların ilgili vergi dairelerine intikal etmemiş olması halinde,
borçlular vergi dairelerine idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek
başvuruda bulunabilecek ve bu başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları
madde kapsamında yapılandırılacaktır.
Örnek 10- 10/2/2009
vadeli, 537,-TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak
suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.
Faiz Hesaplanan Süre
İdari Para Cezası Tutarı
Faiz Oranı
Faiz Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
10/2/2009-
24/2/2011
537
% 125
671,25
% 18,87
101,33
Ödenecek
Tutar
İdari
Para Cezası
:
537,00
TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (% 125 Faiz Yerine)
:
101,33
TL
TOPLAM
:
638,33 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacak
%
125 Faiz
:
671,25
TL
TOPLAM
:
671,25 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 638,33 TL'nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 671,25 TL
tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
12- 6183 sayılı Kanun Kapsamında
Takip Edilen Diğer Alacaklar
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç)
bendinde, vergiler ile bu Tebliğin (I/A-1-c) bölümde belirtilen idari para
cezaları dışında kalan diğer amme alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin
hükümlere yer verilmiştir.
Madde hükmüne göre, vadesi 31/12/2010 tarihinden
(bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla ödenmemiş olan asli alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu
alacaklara bağlı
faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi adlarla uygulanan fer'i
amme alacakları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer'i amme alacaklarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten önce
ödenmemiş olan alacağın sadece fer'i alacaktan ibaret olması halinde ise fer'i
alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla madde hükmünden
yararlanılacak ve faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i
amme alacaklarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Söz konusu bent kapsamına giren alacak
asıllarının Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen veya tamamen ödenmiş
olması halinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin (II/B-3) bölümüne göre tespit
edilecektir.
TEFE/ÜFE tutarı, bu bölümde belirtilen faiz, cezai faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i alacaklar yerine hesaplanacağından,
ilgili fer'i alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre
ödenecek TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında;
- Ecrimisiller,
- Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF)
alacakları,
- Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF)
alacakları,
- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu
tarafından verilen ve süresinde ödenmemesi nedeniyle vergi dairelerine takip
için intikal ettirilen öğrenim ve katkı kredisi alacakları,
- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından
tespit edilen ve vergi dairelerine tahsil edilmek üzere intikal ettirilen
sulama tesisleri işletme ve bakım ücreti, sulama tesisleri yatırım bedeli gibi
alacaklar,
- Doğrudan gelir desteği ödemelerinden geri
alınması gereken alacaklar,
- 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza
Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve
Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek
bedelleri,
gibi alacaklar yer almaktadır.
Ayrıca, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu
Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup vergi dairelerine takip için intikal etmiş olan amme alacakları da 6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.
Öte yandan, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale
Kanununun 75 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanuna göre tahsili öngörülen ve
vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilmemiş olan ecrimisiller
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabilecektir.
Bununla birlikte, 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Gelir
Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci maddesi ile 2886 sayılı Kanuna eklenen geçici
3 üncü madde uyarınca işlem yapılması gereken ecrimisiller hakkında, anılan
Kanun hükümlerinin tatbikinden sonra kalan alacaklar için 6111 sayılı Kanunun 2
nci maddesi hükmü uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilen ve bu bölümde açıklanan diğer alacaklar için de 6111 sayılı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ilgili vergi
dairesine başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Madde kapsamına giren bu alacaklara ilgili
kanunları gereği hesaplanan fer'i alacakların hesaplandığı süre ve hesaplama
yöntemi dikkate alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Örneğin, 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı
Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun
kapsamında doğan alacaklara vadesinde ödenmediği takdirde sadece % 10 oranında
bir zam hesaplanmakta ve başkaca bir fer'i alacak tatbik edilmemektedir. Bu
durumda 6200 sayılı Kanundan kaynaklanan alacaklara % 10 oranındaki zam yerine
hesaplanması gereken TEFE/ÜFE tutarı, alacağın vadesinin rastladığı ayın
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak hesaplanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci
fıkrası uyarınca hesaplanan % 10
oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan % 10 oranındaki tazminatlar asli alacak
olarak dikkate alınmak suretiyle madde kapsamında yapılandırılacaktır.
Bu bölümde yer verilen alacaklara yönelik olarak
Kanundan yararlanılmak istenildiği takdirde dava açılmaması, dava açılmış
olması halinde davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması
şarttır.
Söz konusu alacakların dava konusu yapılmış
olması ve bu davalarda yargı mercilerince alacağın tutarını etkileyen bir karar
verilmiş olması halinde de madde hükmünden ilk aşamada istenilen tutar
üzerinden yararlanılacaktır.
Örnek 11- İhracatın
finansmanı için 2/1/2004 tarihinde kredi kullanan mükelleften teşvik mevzuatı
gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi yapılmamıştır.
İhracat taahhüdünü süresi içinde kapatan
mükellefin taahhüt kapatılmasında kullanılan gümrük beyannamelerinin gerçeğe
uygun olmadığının anlaşılması üzerine ilgili banka tarafından 4.500,-TL kaynak
kullanımını destekleme fonu kesintisi takip ve tahsil edilmek üzere mükellefin
bağlı olduğu vergi dairesine 14/9/2006 tarihinde bildirilmiştir. Vergi
dairesince yapılan tebliğ üzerine vadesi 20/10/2006 tarihi olan kaynak
kullanımını destekleme fonu kesintisi ile kredi kullanım tarihinden vade
tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.
Mükellefin, Kanundan yararlanmak üzere bağlı
olduğu vergi dairesine başvurması halinde, kaynak kullanımını destekleme fonu
kesintisi aslına;
- Kredi kullanım tarihinden (2/1/2004) vade
tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai faiz yerine,
- Vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe (25/2/2011) kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, kaynak kullanımını destekleme fonu
kesintisi ve cezai faiz için uygulanacak TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
toplamı ve TEFE/ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.
Cezai Faizin Hesaplandığı Süre
KKDF Tutarı
Cezai Faiz*
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
2/1/2004-19/10/2006
4.500
6.140,47
%
27,01
1.215,45
Örnek olayın meydana geldiği dönemde yıllık cezai faiz oranı;
3095 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan kanuni faiz oranlarının 2
katıdır. Hesaplamalarda, kredi kullanım tarihinden alacağın vade tarihine
kadar yürürlükte olan kanuni faiz oranlarının 2 katı esas alınarak geçen gün
sayıları üzerinden basit faiz hesaplama metodu kullanılmaktadır.
- 2/1/2004 tarihinden 30/6/2004 tarihine kadar (4500 x 181 x 43
x 2)/36500=) 1.919,10 TL
- 1/7/2004 tarihinden 30/4/2005 tarihine kadar (4500 x 304 x 38
x 2)/36500=) 2.848,44 TL
- 1/5/2005 tarihinden 31/12/2005 tarihine kadar (4500 x 245 x 12
x 2)/36500=) 724,93 TL
- 1/1/2006 tarihinden 19/10/2006 tarihine kadar (4500 x 292 x 9
x 2)/36500=) 648,00 TL
* 1.919,10 + 2.848,44
+ 724,93 + 648,00 = 6.140,47 TL
Gecikme Zammının
Hesaplandığı Süre
KKDF
Tutarı
Toplam Gecikme Zammı
Oranı
Gecikme Zammı
Tutarı
Toplam
TEFE/ÜFE
Oranı
TEFE/ÜFE
Tutarı
21/10/2006-24/02/2011
4.500
%
119,7368
5.388,16
%
30,9848
1.394,32
Ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarı:
Ödenecek
Tutar
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisi
:
4.500,00
TL
TEFE/ ÜFE Tutarı (Cezai Faiz Yerine)
:
1.215,45
TL
TEFE/ ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)
:
1.394,32
TL
TOPLAM
:
7.109,77 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
:
Cezai Faiz
:
6.140,47
TL
Gecikme Zammı
:
5.388,16
TL
TOPLAM
:
11.528,63 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
7.109,77 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam
11.528,63 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.
13- Tecilli Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında "…bu
Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer
kanunlar uyarınca tecil edilip de
tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları
için borçlular, talep etmeleri halinde bu Kanun hükümlerinden
yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit
tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit
tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece
ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde
ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri
uygulanır."
hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca, 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımlandığı
tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar (4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi gibi) uyarınca tecil edilmiş ve
tecil şartlarına uygun ödeniyor olması halinde borçlular, Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit tutarları için Kanun
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit
tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit
tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için ilgili
kanunun öngördüğü faiz uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım
ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde
kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Dava
aşamasında olduğu halde ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk eden ve 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecilli olan alacaklar hakkında bu
Tebliğin "III- KESİNLEŞMEMİŞ VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI"
bölümünde açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.
Ayrıca, 6111 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde, bu Kanunun
yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca
ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin
yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle, Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödeme
yapılmak istenmesi halinde, Kanunun yayım tarihi olan 25/2/2011 tarihinden
önce taksit tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade
edilmeyecektir.
Bu durumdaki alacaklar için madde
hükmünden yararlanmak istenilmesi halinde ödenmemiş alacak aslına; vade
tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak gecikme
zammı yerine, gecikme faizi bulunması halinde gecikme faizinin hesaplandığı
süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine, TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Alacak aslı ile TEFE/ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde Kanun hükmünden
yararlanılacaktır.
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi
ile diğer Kanunlar gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı, gecikme faizi
ve/veya vergi cezasından ibaret olması halinde, bu Tebliğin (II/B-3 ila 5)
bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek TEFE/ÜFE tutarı tespit
edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımlandığı
tarihten önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.
Örnek 12- Mükellef
tarafından 26/1/2010 tarihinde ödenmesi gereken 10.000,-TL gelir (stp) vergisi
zamanında ödenmemiştir. 8/10/2010 tarihinde vergi dairesine başvurularak toplam
borç için tecil talebinde bulunulmuştur.
Vergi dairesi mükellefin gecikme zammı dahil 11.631,50 TL
borcu olduğunu tespit etmiş ve bu tutarın, ilk taksit Ekim/2010 ayından
başlamak ve 10 ayda 10 eşit taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.
Aylık Taksit Tutarı: 11.631,50 / 10 = 1.163,15 TL'dir.
Mükellef ilk dört taksitini zamanında ödemiş, 28/2/2011
tarihinde Kanundan yararlanmak için bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda
bulunmuştur. İlk dört taksit ile birlikte toplam 107,02 TL tecil faizi
ödenmiştir.
Bu örnekte, vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne
kadarının vergi aslı, ne kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir.
Örnek olayda;
Ödenen Borç Tutarı
=
Aylık Taksit Tutarı x Ay Sayısı
=
1.163,15 x 4
=
4.652,60 TL
Ödenen tutardan vergi aslına isabet
eden tutar, aşağıdaki formüle göre tespit edilecektir.
Vergi aslına isabet eden tutar
=
Ödenen
Tutar x Vergi Aslı Tutarı
Toplam
Borç Tutarı
Vergi aslına isabet eden tutar
=
4.652,60 x 10.000
=
4.000,-TL'dir.
11.631,50
Kalan vergi aslı tutarı = 10.000 - 4.000 = 6.000,-TL'dir.
Bu durumda, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit
tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 6 taksit tutarının
toplamı 6.978,90 TL olup bunun 6.000,-TL'si vergi aslı, 978,90 TL'si gecikme
zammıdır. Vergi aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak 652,34 TL TEFE/ÜFE tutarı ile
vergi aslı toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır.
Madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde 6.000,-TL vergi aslına
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanan 1.386,26 TL gecikme zammının
tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tecil kapsamında ilk dört taksit
tutarı ile birlikte Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen 107,02 TL
tecil faizi red ve iade edilmeyecektir.
14-
Belediyelerin Ücret ve Su Alacakları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında,
belediyelerin 2464 sayılı Kanunun 97 nci
maddesine göre tahsil ettikleri ücretler ile su kullanımından
kaynaklanan alacaklarından vadesi
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar
ile bunlara bağlı fer'iler
(sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dahil) hakkında 2 nci maddenin
birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanacağı öngörüldüğünden,
belediyelerce bu tür alacaklar bu Tebliğin (II/B-12) bölümünde yapılan açıklamalara göre yapılandırılacaktır.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
1- Ödeme Süresi
6111 sayılı Kanunun "Başvuru
ve ödeme süresi ile şekli" başlıklı 18 inci maddesinin birinci
fıkrasında "(1) Bu Kanunun ilgili bölümlerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin
hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen
borçluların;
a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen
ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel
idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine
bağlı tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile Küçük ve Orta
Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığına, Hazine Müsteşarlığına ve/veya
Geliştirme Destekleme Fonu Gelir Hesabına aktarılmak üzere Türkiye Halk Bankası
A.Ş., T. Emlak Bankası A.Ş. (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş.), T.C.
Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi
kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim
Şirketinin (TEDAŞ) veya bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım
şirketleri ile 3096 sayılı Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca
faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerine ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan, Sosyal Güvenlik
Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise ilk taksiti bu
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen
dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit
taksitte ödemeleri,
şarttır."
hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm çerçevesinde; Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine
borçlu bulunanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri
halinde, 2 Mayıs 2011 tarihi mesai
saati bitimine kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine başvurmaları
gerekmektedir. Madde kapsamında yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme
süresi içerisinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz
eşit taksitte ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.
Kanunun 18 inci maddesi hükmü ile
azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş olmakla birlikte 6, 9 ve
12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.
Kanuna göre ödenecek
taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde süre,
tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.
2- Taksitle
Ödeme ve Katsayı Uygulaması
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, Kanun hükümlerine
göre yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi imkanı getirilmiş ve
ödeme süresine bağlı olarak katsayı uygulaması öngörülmüştür.
Katsayı uygulamasının düzenlendiği 6111 sayılı Kanunun 18
inci maddesinin üçüncü fıkrasında "(3) Bu Kanun hükümlerine göre
hesaplanan tutarın;
a) İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi
halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı
tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre
için herhangi bir faiz uygulanmaz.
b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde
yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı,
dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih
etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme
yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre
belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,05),
2) Dokuz eşit taksit için (1,07),
3) Oniki eşit taksit için (1,10),
4) Onsekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına
bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı
hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak,
tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde ödenecek tutar
ilgili katsayıya göre düzeltilir…" hükmü
yer almaktadır.
Bu hükmün uygulamasında
aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) Madde
hükmüne göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi
halinde, bu tutara Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için
herhangi bir faiz, gecikme
zammı, gecikme cezası gibi fer'i amme alacağı ya da
katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu ödemenin
defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içerisinde farklı
zamanlarda borcun tamamının ödenmesi halinde de bu hükümden yararlanılacaktır.
b) Yapılandırılan alacak
tutarının taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde, borçlularca başvuru
sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden biri tercih
edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir tercihte
bulunulmaması halinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit sayısı olan 18
taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin
açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun bir
sürede ödeme yapamayacaktır.
c) Taksitle yapılacak
ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan alacak tutarı
ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen taksit sayısına
bölünerek ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.
Örneğin; borçlu tarafından
Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte ödenmesi yönünde
tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 6 eşit taksit için
öngörülen (1,05) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısı olan 6
sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18 eşit taksiti seçmesi halinde,
taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15) katsayısı kullanılarak tespit
edilecektir.
d) 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin
üçüncü fıkrasının (c) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha
kısa sürede ödeme yapma imkanı verilmekte ve daha kısa sürede yapılan
ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan katsayının düzeltilmesi
öngörülmektedir.
Örneğin; borçlu tarafından
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit taksitte ödenmesi
yönünde tercih kullanıldığı halde borcun 6 eşit taksit için öngörülen sürede
tamamen ödenmesi halinde, (1,15) katsayısı esas alınarak hesaplanan tutar 6
eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısına göre düzeltilecektir.
Kanunda genel olarak 6, 9,
12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit süresi ve bu süreler
için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler nedeniyle
katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından seçilen taksit
süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği tarihin denk
geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden farklı olması
gerekmektedir.
Örnek 13- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef,
borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarını 3.600,-TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte
ödemeyi talep ettiğinden, 3.600,-TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile
çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 18'e bölünmek suretiyle taksit
tutarı hesaplanacaktır.
18 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar :
3.600 x 1,15= 4.140,-TL
Taksit tutarı :
4.140/18= 230,-TL'dir.
Taksitlendirmeye esas olan 4.140,-TL'nin (4.140-3.600=)
540,-TL'si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım 2011 aylarında ödemesi
gereken taksit tutarları toplamı olan (230 x 4 =) 920,-TL'yi süresinde ödemiştir.
Aralık/2011 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan
taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Başvuru sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih
edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme
süresi içerisinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle
yapılandırılan alacak tutarına (1,15) katsayısı yerine 6 eşit taksit için
öngörülmüş olan (1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının
yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak
ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve
tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 3.600 x 1,05= 3.780,-TL.
Ödenen toplam taksit tutarı :
230 x 4 = 920,-TL.
Tahsil
edilecek toplam tutar : (3.780-920=)
2.860,-TL olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan 3.600,-TL borcu için
(3.780-3600=) 180,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (540-180=) 360,-TL daha az
ödeme imkanı sağlayacaktır.
Örnek 14- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef,
borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarını 12.000,-TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte
ödemeyi talep ettiğinden, 12.000,-TL alacak tutarı (1,10) katsayısı ile
çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 12'ye bölünmek suretiyle taksit
tutarı hesaplanacaktır.
12 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 12.000 x 1,10= 13.200,-TL
Taksit tutarı : 13.200/12= 1.100,-TL'dir.
Taksitlendirmeye esas olan 13.200,-TL'nin (13.200-12.000=)
1.200,-TL'si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, ilk 9 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede
yapılan toplam tahsilat (1.100 x 9=) 9.900,-TL'dir.
Ekim/2012 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan
taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Mükellef tarafından borcun tamamı 12 eşit taksit için
öngörülmüş ödeme süresi (Mayıs/2011 ila Mart/2013) içinde erken ödenmiş olmakla
birlikte, ödemenin yapıldığı Ekim/2012 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı
uygulanmasını gerektiren 9 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Mayıs/2011 ila
Eylül/2012) sonraya rastlamaktadır.
Kanunda 9 eşit taksit ila 12 eşit taksit arasındaki süreler
için farklı bir katsayı belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan
ödemeye 12 eşit taksit için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması
imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Ekim/2012 ayında mükellefin kalan üç
taksit tutarı olan toplam 3.300,-TL'yi ödemesi gerekmektedir.
Örnek 15- Örnek 14'de
belirtilen mükellefin taksitlendirilen borcunun ilk 4 taksitini süresinde
ödedikten sonra kalan kısmın tamamını Ocak/2012 ayında ödediği kabul
edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı
12.000,-TL'dir. Katsayı uygulanmak suretiyle taksitlendirilen tutar olan
13.200,-TL'ye karşılık dört taksit toplam tutarı olan 4.400,-TL tahsil
edilmiştir.
Başvuru sırasında 12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih
edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme
süresi içerisinde borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan
alacak tutarına (1,10) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan
(1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden
hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak
ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve
tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar : 12.000 x 1,05= 12.600,-TL.
Ödenen toplam taksit tutarı :
1.100 x 4 = 4.400,-TL.
Tahsil edilecek toplam tutar :
(12.600-4.400=)8.200,-TL olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan 12.000,-TL borcu için
(12.600-12.000=) 600,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (13.200-12.600=) 600,-TL
daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.
3- Kredi kartı ile ödeme
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrasında "(4) Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun
kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre
kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye
aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç
tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına
borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi
kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını
gösterir makbuz verilir. Bu şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca
Hazine/Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı
Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı
kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına
engel teşkil etmez." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak
tutarının kredi kartı kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkan vermektedir.
Madde hükmüne göre kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için alacaklı
kurumlar olan Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsilata aracılık
yapan bankalarla anlaşma yapması gerekmektedir.
Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla Maliye Bakanlığına
bağlı vergi dairelerine ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye
aracılık yapacak bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup kredi kartı
kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet
sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama
geliştirmeleri halinde, internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi
kartıyla tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.
Kredi kartı ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya
birden fazla taksitin defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin
ilgili taksit aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde
yapılabilecektir.
Borçluların kredi kartına taksit şeklinde ödeme yapmak
istemeleri halinde, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı
banka tarafından borçlunun hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında
yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını
gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek
ve borç ödenmiş kabul edilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası
gereğince kredi kartı kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına
taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler ilgili
taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde
belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Örneğin, borçlu tarafından Kanun kapsamında
taksitlendirilmiş alacağın ilk üç taksit tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği
varsayıldığında, banka tarafından taksitler ilgili taksit ayları olan Mayıs,
Temmuz, Eylül/2011 aylarında borçlunun hesap ekstrelerine
yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit aylarının son
gününü izleyen 20 gün içerisinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Kredi kartıyla yapılan taksitli ödemenin Kanunun
öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu dikkate alındığında, bu şekilde yapılan
ödemelerde de katsayı uygulanacaktır.
4- Mahsuben ödeme
6111 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında Kanun hükümlerinden yararlanarak
borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla
yapılandırılan borçlarının ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına
uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve
ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi
borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine
getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın
öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır.
Belgelere ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi için teminat,
yeminli mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda,
bunların da aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması
gerekmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasına ilişkin
Tebliğin (VI/C-5-b ve g) bölümünde yapılan açıklamalar saklıdır.
Bu takdirde, ilgili
mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre
ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine konu tutardan
daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil
edilemeyen taksit tutarı için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu
tutarın bir ay içerisinde ödenmesi hususunda bildirimde bulunulması
gerekmektedir.
Bir aylık süre içerisinde
eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe
kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre
belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte
ödenmesi halinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş
sayılmayacaktır.
Mükelleflerin bu hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe
ekli (Ek:2/D) dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, mükellefin mahsup
talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz mahsup
yapıldığının tespiti halinde, haksız alınan iade tutarı için vergi mevzuatı
gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun kapsamında
mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi
yapılmayacaktır.
Öte yandan, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "II. Özel
Esaslar" bölümü uyarınca iade taleplerinde özel esaslar uygulanan
mükelleflerin, iade alacaklarının yapılandırılan borçlarına mahsubuna ilişkin
iade taleplerinde, iade alacağının dayanağı iade hakkı doğuran işlem bazında
ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen genel esaslar uygulanacaktır.
D- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında "(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerince takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya
kurumlar vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma
değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu
vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri
çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında
ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde belirtilen
madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini
ödeme haklarını kaybederler." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanunun 2 nci maddesine göre
ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde uygulanacak hükümler ile
ilişkili olmayıp taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk
edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.
Buna göre, Kanunun 2 nci maddesi
hükmünden yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir
(stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel
tüketim vergisi için başvuruda bulunan mükelleflerin maddede öngörülen diğer
şartların yanı sıra; maddede belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme
süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden
mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken
ödeme halinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde
ödemeleri şarttır.
Örneğin, gelir vergisi mükellefi olan
bir borçlu, Kanunun 2 nci maddesinden bu vergi türü için 18 eşit taksitte ödeme
seçeneği ile yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme süresinin başladığı
1/5/2011 tarihinden 18 eşit taksitin sona erdiği 31/3/2014 tarihine kadar
beyanı üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini, katma değer vergisini, gelir
(stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması halinde özel tüketim vergisini ve
bu vergilerle birlikte tahakkuk eden damga vergisini vadesinde ödemesi
gerekmektedir.
Taksit ödeme süresince beyan üzerine
tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı, bir takvim yılında her bir
vergi türü için en fazla iki defa ihlal edilebilecektir. Böyle bir durumda
borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma haklarını kaybetmeyecektir.
Ancak, bir vergi türünün bir takvim
yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde
mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin rastladığı ayın sonuna kadar
(bu tarih dahil) ödedikleri taksitler için Kanun hükmünden yararlanacak bu
tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir.
Diğer taraftan, mükelleflerin çok zor
durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunun
ihlal nedeni sayılmamıştır.
Çok zor durum hali, 6183 sayılı
Kanunun 48 inci maddesinde geçen "çok zor durum" halini ifade etmektedir.
Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce yapılan
müracaatlara istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok zor durumda
bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki
nedenlerle (Örneğin, katma değer vergisi gibi taksitlendirilmesi uygun
görülmeyen vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler için
tecil yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit edilmişse
madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Vergi dairelerince, mükelleflere hangi
vergi türlerinden Kanundan yararlandıkları konusunda ayrıntılı bilgi
verilecektir.
2- 6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında "(2) Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde
ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10'unu aşmamak şartıyla
5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri
ihlal edilmiş sayılmaz." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanun kapsamında ödenecek
taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk edecek vergilerde 5
liraya kadar yapılacak eksik ödemeler konusunda ne şekilde işlem yapılacağı
konusunu düzenlemektedir.
Buna göre, taksit ödeme süresince
beyan üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında
belirtilen vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan
ödemelerinde 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır.
Bununla birlikte, tahakkuk eden alacağın %10'u 5 liranın altında ise yüzde %10
tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır.
Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak
değerlendirileceği tabiidir.
Örneğin, Kanun hükmünden gelir vergisi
için yararlanmış bir mükellefin Temmuz/2011 dönemine ilişkin beyanı üzerine
tahakkuk eden katma değer vergisi 2.855,-TL olmasına rağmen bankaya 2.850,-TL
olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 5 lirayı aşmadığından Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan tahakkuk eden verginin
% 10'u olan (2.855 x % 10=) 285,50 TL ise 5 liradan daha fazla olduğundan
tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.
3- Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanmak isteyen
borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış
davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına
başvurmamalarının şart olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden
yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında
belirtmeleri gerekmektedir.
E- DİĞER HUSUSLAR
1- 6111 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin
hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk
düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni
temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate
alınarak yararlanabileceklerdir. 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu uyarınca mükellefle
birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunan
yeminli mali müşavirlerin de bu madde hükmünden yararlanmaları mümkündür.
Asıl amme borçlusu ile birlikte borcun
ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması halinde bu kişilerce Kanun
hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek suretiyle yararlanılması
mümkün bulunmaktadır.
2- Adi ortaklıklarda ve kollektif şirketlerde ortakların
şirketin borçları dolayısıyla müştereken ve müteselsil sorumluluğunun bulunması
nedeniyle şirket adına tarh edilen vergi ve cezalar ile hesaplanan gecikme
zammı ve gecikme faizleri için ortaklık adına Kanun hükümlerinden
yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
3- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
hükümlerine göre iflasının açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin
Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas
idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.
Bununla birlikte, iflas halindeki
tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213 sayılı Kanun ve
6183 sayılı Kanun uyarınca haklarında bu sıfatları nedeniyle yapılan takip
işlemlerinden dolayı tüzel kişiliğin vergi dairesine olan borçları için Kanun
hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
Ancak, iflas halinde bulunan
mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak
için başvuru süresi içerisinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve bu
alacakların 2/5/2011 tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması
halinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 6111 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanılamayacaktır.
2004
sayılı Kanunun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine ilişkin
hükümler çerçevesinde iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya kooperatife
mahkemece erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır. Mahkeme, yönetim
organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim
organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına bağlı
kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler
ve kooperatifler 6111 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını haklarında
verilmiş mahkeme kararına göre temsile yetkili kişiler vasıtasıyla
yapacaklardır.
4- 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler
nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup
talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu
takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi
dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli borçları olması halinde,
her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde
ekte bir örneği yer alan (Ek:2/E)
dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.
Mükellefin
kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına
mahsup talebi olması halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna
mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır.
Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir. Bu takdirde,
mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz kalacaktır.
Bununla
birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade
alacaklarını 6111 sayılı Kanunun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 18 inci
maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında yapılandırılmayan
vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu
durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımlandığı tarihten sonra
yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.
Diğer taraftan, katma değer vergisi iade alacağının vergi
borcuna mahsubunu talep eden ve vergi borcunu 6111 sayılı Kanuna göre ödemek
üzere bu mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere anılan alacaklarının,
mahsubundan vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından
sonra hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı ilgili mevzuat
hükümlerine göre ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de göz önünde
bulundurularak nakden iade edilebilecektir.
5- 6111 sayılı
Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla
ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde
kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade edileceği hükme
bağlanmıştır.
Buna
göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına
karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu
malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların amme
alacağını karşılayacak değerde olması halinde, ödemeler nispetinde
kaldırılacaktır.
Bu
hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin
teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.
6- 6111 sayılı
Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen
mükellefler tarafından, vergi borçlarının olup olmadığına dair yazı istenilmesi
halinde taksitlendirme ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş
borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.
7- 6111 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendi ile il özel idareleri,
belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz
kuruluşlara, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarlarını genel taksit
süresinden daha uzun sürede ikişer aylık dönemler halinde 36 eşit taksitte
ödenmesi imkanı verilmiştir.
Aynı bent ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye
Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve
Türkiye'de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine de Kanun
kapsamında yapılandırılan alacaklarını ikişer aylık dönemler halinde 42 eşit
taksitte ödeme imkanı tanınmıştır. Spor kulüplerinin bu imkandan yararlanabilmeleri
için başvuru sırasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol
Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulübü
olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kulüplerin dernek
veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen imkandan
yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden aranılan amme
alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan kişiler de bu hükümden
yararlanabilecektir.
6111
sayılı Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkanı kullanarak
ödeme yapmak istemeleri halinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit
taksit için (1,20), otuz eşit taksit için (1,25), otuzaltı eşit taksit için
(1,30) ve kırkiki eşit taksit için (1,35) katsayısı uygulanacaktır. Katsayı
uygulaması bu Tebliğin (II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.
Diğer taraftan, il özel idareleri,
belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz
kuruluşlar dışında il özel idareleri ve belediyelere ait tüzel kişiler Kanunun
tanıdığı 36 eşit taksit imkanından yararlanamayacaklardır.
8- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin dördüncü
fıkrasında "(4) 5393 sayılı Kanunun
geçici 5 inci maddesi ile 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar
hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." hükmü yer almakta olup, anılan
Kanunlar uyarınca uzlaşma hükümlerinden yararlanan kuruluşlardan aranılan amme
alacaklarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmamasına özellikle
dikkat edilecektir.
9- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin altıncı fıkrası
gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri, belediyeler ve bunlara
bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz
kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü
uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların, Kanunun 2 ve 3 üncü
maddelerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine yapılandırılan borçlarını
ödeme süresince beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini vadesinde ödeme
şartı bulunmamaktadır.
10- Borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi
kartı kullanılmak suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme
işleminin gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan
ödemeler yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler
ödeme nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.
Kredi kartıyla son taksiti de içerecek şekilde ödeme
yapılması halinde;
- Kredi kartıyla yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu
taşıtların satış ve devrine ait ilişik kesme belgesi verilebilecektir.
- Kredi kartı ile yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun
3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan
üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.
11- 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanmak için açılmış
davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan
yararlanmak için yapılan başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı
açılmış davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun
55 inci maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme
emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak
üzere başvuruda bulunulması halinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da
vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10 oranındaki
haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.
12- 6111 sayılı Kanunun geçici 3 üncü
maddesi hükümlerinden yararlanma talebinde bulunmayan ancak Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla 13/11/2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli
Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun kapsamında tahakkuk eden vergilerini
ödememiş bulunan mükellefler, bu borçlarını 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
kapsamında ödeyebileceklerdir.
13- 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrasında; 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü
maddesi hükümlerinden yararlanmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar
Kurumuna (YURTKUR) olan öğrenim ve katkı kredisi borçlarını yapılandırmak üzere
başvuruda bulunan ancak Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeyen
borçlulara, 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi çerçevesinde borçlarını
ödeme imkanı getirilmiştir. Bu hükümden yararlanmak isteyenlerin 31/5/2011
tarihine kadar YURTKUR'a başvurmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, gerek Kanunun 17 nci maddesinin yedinci
fıkrası hükmünden yararlanmak istemeyen gerekse daha önce 351 sayılı Kanunun
geçici 4 üncü maddesinden yararlanmayan borçlular 6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesi hükümlerinden yararlanabilecektir.
14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden
aranılan amme alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.
III- KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARINA İLİŞKİN
HÜKÜMLER
6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinde "(1) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece yargı mercileri
nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, resen
veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin
tahakkuklarda; vergilerin/gümrük vergilerinin % 50'si ile bu tutara ilişkin
faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük
vergilerinin % 50'si, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak
kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme
zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla gümrük vergilerine
ilişkin gümrük yükümlülüğü doğmuş ve idari itiraz süresi geçmemiş veya idari
itiraz mercilerine intikal etmiş bulunan tahakkuklar hakkında da bu fıkra hükmü
uygulanır.
(2) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya
Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da
itiraz veya temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi
geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan ikmalen, resen veya
idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin
tahakkuklarda, bu maddeye göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde,
bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın/tahakkukun bulunduğu
en son safhadaki tutar esas alınır. Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;
a) Terkine ilişkin karar olması halinde, ilk tarhiyata/tahakkuka esas
alınan vergilerin/gümrük vergilerinin % 20'si ile bu tutara ilişkin faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın;
bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, verginin/gümrük
vergilerinin kalan % 80'inin, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak
aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara
bağlı gecikme zamlarının tamamının,
b) Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde, tasdik
edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı ile bu tutara ilişkin faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari
para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir. Ancak, verilen en son kararın bozma kararı olması
halinde birinci fıkra hükmü, kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde
ise onanan kısım için bu fıkranın (b) bendi, bozulan kısım için birinci fıkra
hükmü uygulanır.
(3) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına/gümrük
yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarına ilişkin dava açılmış olması
halinde;
a) Asla bağlı cezaların, verginin/gümrük
vergilerinin bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci maddeye
ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla,
tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının,
b) Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezalarından/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarından bu maddenin
birinci fıkrasında belirtilen safhada olanlarda cezanın % 25'inin, ikinci
fıkrasının; (a) bendinde belirtilen safhada olanlarda cezanın % 10'unun, (b) bendinde belirtilen safhada
bulunanlarda tasdik edilen ceza tutarının % 25'inin, bu Kanunda belirtilen süre
ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların,
tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın (b) bendi hükmü tarh edilen vergi ile
birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları için
de uygulanır.
(4) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
üçüncü fıkra kapsamı dışında kalan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin idari
yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması
halinde; kesilen idari para cezalarından ilk derece yargı merciinde ihtilaflı olanlarda
cezanın % 50'si, ilk derece yargı merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz veya
temyiz merciinde yargılamanın devam ettiği safhada olanlarda cezanın % 20'si,
ilk derece yargı merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan
kısmın % 50'si ile bu tutara faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i amme alacakları
yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezalar ile bu cezalara bağlı fer'i alacakların
tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(5) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten
önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği
beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan
vergi cezaları için üçüncü fıkra hükmü uygulanır.
(6) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak, teşvik ve
yardım fiilleri nedeniyle kesilen vergi cezalarında, cezaya muhatap olanlar bu
madde hükmünden üçüncü fıkranın (b) bendinde açıklandığı şekilde yararlanır.
(7) Bu maddeye
göre ödenecek alacakların tespitinde esas alınacak olan en son karar,
tarhiyata/tahakkuka ilişkin verilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce
(bu tarih dâhil) taraflardan birine tebliğ edilmiş olan karardır.
(8) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; uzlaşma hükümlerinden
yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma
günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava
açma süresi geçmemiş alacaklar da bu madde hükmünden yararlanır.
(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar vergilerini,
gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel
tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere
başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile
ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok zor durum
olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla
vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde belirtilen madde
hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme
haklarını kaybederler.
(10)
Bu madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve
kanun yollarına başvurulmaması şarttır.
(11) Bu
madde hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak bu Kanunda belirtilen
ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan ilk tarhiyata/tahakkuka göre
belirlenen alacaklar başka bir işleme gerek olmaksızın takip edilir. Şu kadar
ki, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan en son yargı kararının,
tarhiyatın/tahakkukun tasdikine ilişkin olması halinde bu karar üzerine
tahakkuk eden alacaklar takip edilir." hükmü yer almaktadır.
Söz konusu
madde ile Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına ve
belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmemiş
veya dava safhasında bulunan amme alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Madde kapsamına tür ve dönem açısından
Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/A-1-a ve c, I/C-1) bölümlerinde belirtilen vergiler, vergi cezaları, idari para cezaları,
faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer'i alacaklar girmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
Madde hükmünün uygulanılabilmesi için,
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla;
a)
İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış bir tarhiyatın bulunması ve
tarhiyata karşı;
- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açma
süresi geçmemiş veya dava açılmış bulunması,
- Bölge idare mahkemeleri veya
Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz, temyiz veya karar düzeltme talep
sürelerinin geçmemiş olması ya da bu yollara başvurulmuş olması,
b) Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin idari
yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş
veya dava açılmış olması ya da ilk derece yargı merciinin verdiği karara karşı
kanun yoluna başvurma süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,
gerekmektedir.
Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanılmak için 2 Mayıs 2011 tarihine kadar bağlı
bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak başvuruda bulunulması ve başvuru
dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış davalardan vazgeçileceği yönünde
iradenin belirtilmesi şarttır.
Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince ikmalen, re'sen
veya idarece yapılan tarhiyatlarla ilgili davalara konu alacaklar açısından madde
hükmünden yararlanmak isteyenlerin bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun
dilekçeyi (Ek: 4/A, 4/B, 4/C) iki örnek hazırlayarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı bulundukları
vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.
Kanunun 20 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince,
davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili vergi dairelerine verilecek ve bu
dilekçelerin vergi dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği
tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle,
vergi dairelerince alınan dilekçenin bir örneği derhal davanın bulunduğu yargı
merciine gönderilecektir.
6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası
hükmünden yararlanmak isteyen borçluların, Kanunun 20 nci maddesinin beşinci
fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, idari para cezalarına karşı
dava açtıkları idarelere başvuruda bulunmaları ve 3 üncü maddesi kapsamında
Kanun hükmünden yararlanmak istediklerini ve davadan vazgeçtiklerini belirtir
bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:4/D-1, 4/D-2, 4/D-3) 3 örnek olarak hazırlayarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitimine kadar ilgili idarelere vermek suretiyle başvurmaları uygun
görülmüştür.
Davadan vazgeçme dilekçelerini alan bu idarelerce dilekçelerin
alındığı tarih ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler
ilgili yargı merciine derhal gönderilecektir. Bu dilekçeler cezayı veren
idarelere verilmekle birlikte Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara
ilişkin ödemeler ilgili vergi dairesine yapılacaktır. Bu nedenle, ilgili
idarelerce alınan davadan vazgeçme dilekçesinin bir örneği de başvuruyu
müteakip 3 iş günü içerisinde ilgili vergi dairesine gönderilecektir.
Birden fazla dava dosyası bulunan mükellefler
dilekçelerinde, hangi dava dosyası için Kanun hükümlerinden yararlanmak
istediklerini belirteceklerdir.
Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller
tarafından açılan davalardan vazgeçme yetkisi bunların kanuni temsilcilerinde
bulunduğundan, madde hükmünden yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri
tarafından yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da
ihtilafı devam ettirilen davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi
gerekecektir. Kanuni temsilciler bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci
sıfatlarını gösteren belgeyi ekleyeceklerdir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
1- Kanunun
Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava
Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına,
ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımlandığı tarih (bu
tarih dahil) itibarıyla vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma
süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.
Bu safhada vergiler henüz tahakkuk etmemiş olduğundan, madde
hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, dava konusu yapılmış
olan vergiler, ilk tarhiyat tutarına göre ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih
esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten
itibaren 1 ay sonrası ise vade tarihi olacaktır.
Madde hükmüne göre, vergi aslının % 50'si ile bu tutara;
yukarıda belirtilen şekilde belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak
hesaplanması gereken gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak
TEFE/ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava açılmaması
ve açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin % 50'sinin, gecikme
faizi, gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları ve bu cezalara
uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemesinde
dava açma süresi henüz geçmemiş olan vergilere gecikme faizi yerine
hesaplanması gereken TEFE/ÜFE tutarı, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
hesaplanacaktır.
Madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
mükelleflerin, vergi mahkemeleri nezdinde devam eden dava sırasında vergilerini
tahakkuk etmeden önce ödemiş olmaları halinde, tahsil edilen bu tutarlar
Kanunun 21 inci maddesine dayanılarak 3 üncü madde hükmüne göre ödenmesi
gereken vergi ve TEFE/ÜFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar 6183 sayılı
Kanunun 23 üncü maddesi de gözönünde bulundurularak red ve iade edilecektir.
Ayrıca, Kanunun 3 üncü maddesinin
ikinci fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince ilk derece mahkemesince verilen
kararın bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade
edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan
başvurular üzerine alacaklar, bu bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak
ve bu alacaklara karşılık Kanunun yayım tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar
da madde hükmüne göre ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red
ve iade edilebilecektir.
Örnek 1- Mükellefin defter ve belgelerinin Ocak/2008 vergilendirme dönemi katma
değer vergisi yönünden incelenmesi sonucu mükellef adına 80.000,-TL katma değer
vergisi tarh edilmiş ve 80.000,-TL vergi ziyaı cezası kesilmiştir.
Bu tarhiyata ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesi, 3/2/2010 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiş, yapılan tarhiyata
süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ve Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla mahkemece bir karar verilmemiştir.
Kanundan yararlanmak üzere
başvuruda bulunan mükellefin, vergi aslının % 50'si ile bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri
esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE/ÜFE
tutarını, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde, verginin kalan %
50'si ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ile bu cezaya
uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna göre;
Gecikme
Faizi Hesaplanan Süre
Alacak
Tutarı
Toplam
Gecikme Faizi Oranı
Gecikme
Faizi Tutarı
Tahsili
Gereken Alacak Aslı
Toplam
TEFE/ÜFE
Oranı
Gecikme
Faizi Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
26/2/2008-5/3/2010
80.000,00
%58,35
46.680,00
40.000,00
% 14,05
5.620,00
Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı,
gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ve TEFE/ÜFE
tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.
Gecikme Zammı Hesaplanan Süre
Alacak
Tutarı
Toplam
Gecikme Zammı Oranı
Gecikme
Zammı Tutarı
Tahsili
Gereken Alacak Aslı
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
Gecikme
Zammı Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
5/4/2010-24/2/2011
80.000,00
(KDV)
% 18,7373
14.989,84
40.000,00
% 8,2653
3.306,12
5/4/2010-24/2/2011
80.000,00
(Vergi
Ziyaı C.)
% 18,7373
14.989,84
-----
------
------
Ödenecek
Tutar
Katma
Değer Vergisi
:
40.000,00
TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)
:
5.620,00 TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)
:
3.306,12 TL
TOPLAM
:
48.926,12 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Katma
Değer Vergisi
:
40.000,00
TL
Gecikme
Faizi
:
46.680,00
TL
Vergi
Ziyaı Cezası
:
80.000,00
TL
Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
:
14.989,84
TL
Vergi
Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı
:
14.989,84
TL
TOPLAM
:
196.659,68 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
48.926,12 TL'nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam
196.659,68 TL tutarındaki alacağın tahsilinden
vazgeçilecektir.
2- Kanunun
Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla, Bölge İdare Mahkemeleri veya Danıştay
Nezdinde İlgisine Göre İtiraz veya Temyiz Süreleri Geçmemiş ya da Bu Yollara
Başvurulmuş ya da Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş veya Karar Düzeltme
Yoluna Başvurulmuş Vergiler
6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası
kapsamına; ikmalen, re'sen ve idarece tarh edilmiş olup Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre
itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da bu yollara başvurulmuş ya da karar
düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş vergiler
girmektedir.
Bu fıkra hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki
tutar esas alınacaktır. Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar, Kanunun
yayımından önce verilmiş ve taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar dikkate
alınarak tespit edilecektir.
a) Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son
kararın terkin kararı olması;
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendine göre, madde hükmünden yararlanılması için terkin edilen
vergilerin ilk tarhiyat tutarı esas alınarak
% 20'si ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi gerekmektedir. Bu takdirde, verginin kalan % 80'inin, gecikme faizi,
gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Madde hükmüne göre ödenecek vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının
tespitinde bu Tebliğin (III-B/1) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate
alınacaktır. Bu safhadaki vergilere karşılık daha önce tahsilat yapılmış olması
halinde de aynı bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
Örnek
2- Örnek 1'de vergi mahkemesince
davanın kabul edilerek tarhiyatın terkinine karar verildiği ve 15/12/2010
tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden karara karşı temyiz yoluna
gidildiği ve Kanunun yayımlandığı tarihten önce temyiz talebine ilişkin herhangi bir kararın verilmediği
kabul edildiğinde ise yapılandırılan alacak tutarı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihte verilmiş
en son karar tarhiyatın terkinine ilişkin olduğundan ödenecek vergi aslı ilk
tarhiyata esas olan vergi aslının % 20'si olacak ve Kanun hükmü gereği bu
tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı
yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının,
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, verginin % 80'i ile gecikme
zammı ve gecikme faizi ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme
zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna göre;
Gecikme
Faizi Hesaplanan Süre
Alacak
Tutarı
Toplam
Gecikme Faizi Oranı
Gecikme
Faizi Tutarı
Tahsili
Gereken Alacak Aslı
Toplam
TEFE/ÜFE
Oranı
Gecikme
Faizi Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
26/2/2008-5/3/2010
80.000,00
%58,35
46.680,00
16.000,00
% 14,05
2.248,00
Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı,
gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarları ise
aşağıdaki şekilde olacaktır.
Gecikme Zammı Hesaplanan Süre
Alacak
Tutarı
Toplam
Gecikme Zammı Oranı
Gecikme
Zammı Tutarı
Tahsili
Gereken Alacak Aslı
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
Gecikme
Zammı Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
5/4/2010-24/2/2011
80.000,00
(KDV)
% 18,7373
14.989,84
16.000,00
% 8,2653
1.322,45
5/4/2010-24/2/2011
80.000,00
(Vergi
Ziyaı C.)
% 18,7373
14.989,84
-----
------
------
Ödenecek
Tutar
Katma
Değer Vergisi
:
16.000,00
TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)
:
2.248,00 TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)
:
1.322,45 TL
TOPLAM
:
19.570,45 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Katma
Değer Vergisi
:
64.000,00
TL
Gecikme
Faizi
:
46.680,00 TL
Vergi
Ziyaı Cezası
:
80.000,00
TL
Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı
:
14.989,84
TL
Vergi
Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı
:
14.989,84
TL
TOPLAM
:
220.659,68 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
19.570,45 TL'nin Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 220.659,68
TL'nin tahsilinden vazgeçilecektir.
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla, ilk derece mahkemesinin tarhiyatı terkin ettiği kararın üst yargı
merciince onaylanmış ve ihtilafın karar düzeltme aşamasında olması halinde de
bu bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
Örnek 3- Örnek 2'de
belirtilen ihtilafla ilgili olarak Danıştay tarafından vergi mahkemesinin
terkine ilişkin kararının onandığı ve Danıştay'ın söz konusu kararına karşı
vergi dairesince yapılan karar düzeltme başvurusu hakkında Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla herhangi bir karar verilmediği kabul edildiğinde de ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi
aslının % 20'si olacak ve Kanun
hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi
ve gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, verginin
% 80'i ile gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya
uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
b) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik
kararı olması;
Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile bu tutara
ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak
kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının
tahsilinden vazgeçilecektir.
Tadilen tasdike ilişkin kararlarda
tasdik edilmiş alacak tutarı üzerinden Kanun hükümlerine göre yapılandırmaya
esas alacak tutarı belirlenecektir. Bu tür kararlarda tasdik edilmeyen
alacaklar açısından Kanun kapsamında ödeme öngörülmemiştir. Bu alacaklar,
tadilen tasdik edilen alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesine bağlı olarak terkin edilecektir.
Vergi mahkemesinin tasdik veya tadilen tasdik kararı üzerine
hesaplanmış olan vergilerin Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen veya
tamamen ödenmiş olması halinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar bu Tebliğin
(II-B/3) bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.
c) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;
- Bozma kararı olması halinde, ödenecek
tutar, bu Tebliğin (III/B-1) bölümüne göre tespit edilecektir.
- Onama
kararı (tarhiyatı tasdik eden karar) olması halinde, ödenecek tutar, bu
Tebliğin (III/B-2-b) bölümüne göre tespit edilecektir.
- Kısmen
onama, kısmen bozma kararı olması halinde, onanan kısım için ödenecek
tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümündeki, bozulan kısım için bu Tebliğin
(III/B-1) bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.
6111 sayılı Kanun uygulamasında;
-
Bozma kararları, üst yargı mercilerinin ilk derece mahkemelerinin tarhiyata
ilişkin olarak verdikleri kararların bir bütün olarak bozulmasını sağlayan,
- Kısmen onama, kısmen bozma
kararları ise, üst yargı mercilerince ilk derece mahkemesinin tarhiyata ilişkin
verdiği tasdik veya tadilen tasdike ait kararın bir kısmının onaylanması bir
kısmının ise bozulmasına ilişkin,
kararlardır.
Bu itibarla, tarhiyata ilişkin
verilen kararların yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirilmesi
gerekmektedir.
3- Kanunun
Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan Davalar
Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı olan vergi cezalarının Kanun kapsamında
ne şekilde yapılandırılacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
a) Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla açılmış olan davanın sadece vergi aslına bağlı cezalara
ilişkin olması halinde, bu cezaların bağlı olduğu vergilerin, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması ya da Kanunun 2 nci maddesine göre
ödenmesi şartına bağlı olarak vergi aslına bağlı ceza ve bunlara ilişkin
gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
b) Kanunun 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, ihtilaf konusunun
sadece vergi aslına bağlı olmayan ceza olması halinde Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla;
- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava açma
süresi geçmemiş olan cezaların % 25'inin,
- Verilmiş en son kararın terkin kararı olması halinde
cezaların %10'unun,
- Verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı
olması halinde tasdik edilen ceza tutarının % 25'inin,
bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla kalan cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.
Sadece vergi aslına bağlı olmayan cezalara yönelik açılmış
davalarda üst yargı mercilerince Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla verilmiş
bulunan en son kararın onama veya kısmen onama-kısmen bozma kararı olması
halinde, ödenecek tutar onanan kısmın % 25'i, bozulan kısmın % 10'u, bozma
kararı olması halinde % 25'i esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
c) Tarh edilen
vergi ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezaları için de bu bölümün (b) alt bölümündeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.
d) Kanunun 3
üncü maddesinin beşinci fıkrasında Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak
Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden
şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler
için kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş
olan vergi cezaları için de mükelleflerin 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası
hükümlerine göre Kanundan yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda,
kesilen cezanın türüne göre bu bölümün (a) veya (b) alt bölümlerinde yapılan
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
4- İştirak,
Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, iştirak,
teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan vergi ziyaı cezalarına
ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Buna göre, belirtilen fiiller nedeniyle cezaya muhatap olan
ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bu konuda yargı mercilerinde ihtilaf
oluşturmuş olan kişiler bu Tebliğin (III/B-3-b)
bölümünde yapılan açıklamalara göre Kanun hükmünden yararlanabileceklerdir.
5- Kanunun
Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar
Kanunun 3 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma
günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak,
dava açma süresi geçmemiş alacaklar için Kanunun 3 üncü maddesi
hükmünden yararlanılacağına yönelik düzenleme yapılmıştır.
Bu safhada bulunan alacaklar için Kanun hükmünden
yararlanılmak istendiği takdirde, bu Tebliğin "1- Kanunun Yayımlandığı
25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış veya Dava
Açma Süresi Geçmemiş Vergiler" başlıklı (III/B-1) bölümünde belirtilen şekilde
işlem yapılacaktır.
Bu takdirde, madde hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin uzlaşma talebinden vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.
6- Kanunun Yayımlandığı
25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan
İdari Para Cezaları
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava
açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para
cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Madde hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin olarak;
- Dava açma süresi geçmemiş
veya dava açılmış olması halinde, kesilen idari para cezalarından ilk derece
yargı merciinde ihtilaflı olanlarında cezanın % 50'si,
- İlk derece yargı
merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz veya temyiz merciinde yargılamanın
devam ettiği safhada olanlarında cezanın % 20'si,
- İlk derece yargı
merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın % 50'si,
ile bu tutara faiz, gecikme faizi,
gecikme zammı gibi fer'i amme alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla kalan cezalar ile bu cezalara bağlı fer'i alacakların
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 4- Trafik
kurallarını ihlal nedeniyle 2918 sayılı Kanun uyarınca kesilen 1.321,-TL tutarlı trafik idari para cezası
10/5/2010 tarihinde ilgilisine tebliğ edilmiştir. Söz konusu para cezasına
karşı cezaya muhatap olan kişi 14/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava
açmıştır. Ancak, ilk derece yargı merciinde dava devam ederken yürürlüğe giren
6111 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle trafik idari para cezası ödenmek
istenmiştir.
Bu durumda, cezaya muhatap olanın Kanunun 3 üncü maddesinden
yararlanma talebinin ve davadan vazgeçtiğine ilişkin iradesinin bulunduğu
başvuru dilekçesini 2/5/2011 tarihine kadar cezayı veren emniyet müdürlüğüne
vermesi gerekmektedir.
Emniyet müdürlüğü, verilen bu dilekçelerin bir örneğini 3 iş
günü içerisinde davanın devam ettiği sulh ceza mahkemesine, bir örneğini de
cezayı takiple yetkili vergi dairesine gönderecektir.
İlk derece yargı merciinde derdest olan davadan
vazgeçildiğinden, idari para cezasının % 50'si ile bu tutara isabet eden faiz
yerine trafik idari para cezasının vade tarihi olan 10/6/2010 tarihinden 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak TEFE/ÜFE
tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla trafik idari para
cezasının kalan % 50'si ile bu cezaya bağlı faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna göre, Kanun kapsamında ödenecek trafik idari para
cezası tutarı ile bu tutara isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.
Faiz
Hesaplanan
Süre
Trafik İdari Para Cezası Tutarı
Faiz Oranı
Faiz Tutarı
Tahsili
Gereken İdari Para Cezası Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE
Tutarı
10/6/2010-
24/2/2011
1.321,00
% 45
594,45
660,50
% 7,93
52,38
Ödenecek
Tutar
İdari
Para Cezası
:
660,50 TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (% 45 Faiz Yerine)
:
52,38 TL
TOPLAM
:
712,88 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Tutarlar
İdari
Para Cezası
:
660,50 TL
%
45 Faiz
:
594,45 TL
TOPLAM
:
1.254,95 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 712,88 TL'nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.254,95 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 5- 20/4/2010
tarihinde tebliğ edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş bulunan 2.763,-TL tutarlı trafik idari para cezasının iptali amacıyla
3/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava açılmış ve mahkemece söz konusu
idari para cezasının iptali yönünde karar verilmiş, bu karara karşı ilgili
emniyet müdürlüğü tarafından ağır ceza mahkemesine itiraz edilmiştir.
Bu safhada cezaya muhatap olan kişi, 6111 sayılı Kanundan
yararlanmak üzere davasından vazgeçerek başvuru dilekçesini ilgili emniyet
müdürlüğüne vermiştir.
Emniyet müdürlüğünce söz konusu dilekçenin bir örneği 3 iş
günü içerisinde yargılamanın devam ettiği ağır ceza mahkemesine bir örneği de
cezayı takiple yetkili vergi dairesine gönderilmiştir.
Bu durumda vergi dairesince, idari para cezasının _'si ile
bu tutara isabet eden ve idari para cezasına vade tarihinden 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanan faiz yerine
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre Kanun kapsamında ödenecek idari para cezası tutarı
ile bu tutara isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.
Faiz Hesaplanacak Süre
Trafik İdari Para Cezası Tutarı
Faiz Oranı
Faiz Tutarı
Tahsili
Gereken İdari Para Cezası Tutarı
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
TEFE/ÜFE Tutarı
20/5/2010-24/2/2011
2.763,00
% 50
1.381,50
552,60
% 6,78
37,47
Ödenecek
Tutar
İdari
Para Cezası
:
552,60 TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (% 50 Faiz Yerine)
:
37,47 TL
TOPLAM
:
590,07 TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Tutarlar
İdari
Para Cezası
:
2.210,40
TL
%
50 Faiz
:
1.381,50
TL
TOPLAM
:
3.591,90 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 590,07 TL'nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 3.591,90 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacakların, 31
Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar tamamen ya da 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesi
uyarınca yapılan taksitlendirmeye istinaden ilk taksiti aynı tarihte olmak
üzere ikişer aylık dönemler halinde
azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir. Bu ödemelerde, bu
Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.
D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar
(stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için Kanunun 3
üncü maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin taksit
ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine
tahakkuk eden vergileri, çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla
bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri
halinde yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını
kaybedecekleri hüküm altına alınmıştır.
Bu hükmün uygulanması ile ilgili
açıklamalar bu Tebliğin (II/D-1) ve (II/D-2) bölümlerinde yapılmış olup bu
madde uygulamasında da aynı şekilde işlem yapılacaktır.
2- 6111 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında
yapılandırılan alacak tutarına yönelik olarak borçlular ayrıca 213 sayılı Kanun
kapsamındaki alacaklar için anılan Kanunun uzlaşma ve vergi cezalarında indirim
hükümlerinden yararlanamayacaklardır.
3- 6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren
idari para cezalarının Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanılarak ödenmesine
imkan veren hükümlerde kesilen idari para cezaları tutarı ile yargı
mercilerinin bu tutara yönelik verdiği kararlar esas alınarak düzenleme
yapılmıştır. Bu nedenle, bu alacaklar için 3 üncü madde kapsamında ödeme
yapılmak üzere başvurulması halinde, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı
Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinde düzenlenmiş olan indirimli ödeme
hükümlerinden yararlanılmayacaktır.
E- DİĞER
HUSUSLAR
1- Kanunun 3
üncü maddesinin onuncu fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanılması için madde
kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmamasının şart olduğu belirtilmiştir.
Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi
halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.
2- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen
borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen
yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine
hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti bulunması halinde bu tutarlar
idareden talep edilemeyecektir. Aynı şekilde, Kanunun yayımlandığı tarihten
sonra tebliğ edilen kararlar üzerine işlem yapılamayacağından, idare lehine
hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti de borçludan talep
edilemeyecektir.
3- Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak
tutarının tespitinde esas alınacak olan en son karar, tarhiyata ilişkin verilen
ve Kanunun yayımlandığı tarihten önce (bu tarih dahil) taraflardan birine
tebliğ edilmiş karar olacaktır.
4- Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunan
ancak Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan;
- 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için ilk tarhiyata
esas teşkil eden vergi ve ceza tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri,
- Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezaları
için idari yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar üzerinden hesaplanan
fer'ileri,
6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil
edilecektir.
Ancak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan en
son yargı kararının tarhiyatın tasdikine ilişkin olması halinde bu karar
üzerine tahakkuk eden alacak tutarları esas alınacaktır. Bir başka anlatımla,
tasdik kararı üzerine yapılan tahakkuk işleminde herhangi bir değişiklik
yapılmayacaktır.
213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklardan ilk tarhiyat
tutarı esas alınarak takip edilecek olanları vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ
edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk
ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise alacakların vade tarihi
olacaktır. Gecikme zamlarının, amme alacağının vade tarihinden tahsil tarihine
kadar geçen süre için hesaplanacağı tabiidir.
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamına giren idari para cezaları ise idari yaptırım kararının tebliğine
bağlı olarak oluşan vade tarihleri esas alınmak suretiyle ve özel kanunlarında
düzenlenmiş olan fer'i alacakları da dikkate alınarak takip edilecektir.
5- Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak
verilmiş bulunan kararlara karşı, mükelleflerce kanun yollarına başvurulmayıp
idarece başvurulduğu hallerde, mükelleflerin bu Kanundan yararlanmak üzere
yazılı başvuruda bulunmaları üzerine, idarece sürdürülen ihtilaflardan
vazgeçilecektir. Kanun hükümlerine uygun ödeme yapılmaması halinde ise ilk
tarhiyata esas alınan tutarlar takip ve tahsil edilecektir.
6- Ödeme emri tebliği üzerine açılan davalar ile
ilgili olarak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce dava konusu ödeme emri ile
istenilen amme alacağının tarhiyatına ilişkin karar verilmiş olması ve davanın
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla devam ediyor olması
halinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu amme alacakları ile ilgili
olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu yönde bir
kararın bulunmaması halinde ödeme emrine karşı açılan davalara konu alacaklar
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilecektir.
7- 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce tarhiyata karşı açılmış olan ve 25/2/2011
tarihi itibarıyla devam eden dava ile ilgili olarak ilk derece mahkemesinin
veya üst yargının verdiği tasdike veya tadilen tasdike ilişkin kararlar üzerine
tahakkuk eden vergiler ile vergi cezaları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi
ve gecikme zammının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tecil edilmiş ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olması
durumunda da mükellefler isterlerse Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanabilecektir.
Bu takdirde, Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenen tutarlar Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrasına göre tecilli sayılacaktır.
Kanunun 3 üncü maddesi hükümlerine göre yapılandırılan
alacak tutarından tecil şartlarına uygun olarak ödenen tutar mahsup edilecek,
bakiye tutarın Kanun hükümlerine göre ödenmesi gerekecektir. Tecil şartlarına
uygun ödenen tutar, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarından
fazla olması halinde ise herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bu kapsamda tahsil
edilen tecil faizlerinin mahsuba ve nakden iadeye konu olmayacağı tabiidir. Bu
alacaklara karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat
yapılmışsa da aynı şekilde işlem yapılacaktır.
8-
Kesinleşmemiş ve dava safhasında bulunan alacaklarla ilgili olarak gerektiği
takdirde bu Tebliğin (II/E) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınarak
işlem yapılacaktır.
IV-
İNCELEME VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN
İŞLEMLERE İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinde "(1) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere
ilişkin olarak, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde, tamamlanamamış
olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanunun
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam
edilir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergilerin % 50'si ile
bu tutara gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutar ile bu tarihten sonra ihbarnamenin tebliği
üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak
gecikme faizinin tamamının, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın %
25'inin; ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yazılı
başvuruda bulunularak, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak
üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi şartıyla vergi aslının % 50'sinin, vergi
aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın % 75'inin, vergilere bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar uygulanan gecikme faizinin ve vergi
aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(2) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak nedeniyle
kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın % 25'ini
birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde cezanın kalan %
75'inin tahsilinden vazgeçilir.
(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten
önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği
beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları hakkında bu madde hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, asla bağlı vergi
cezalarının bu madde kapsamında tahsilinden vazgeçilebilmesi için verginin bu
Kanunun yayımlandığı tarihten önce
ödenmiş olması veya bu Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi şarttır.
(4) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten
önce tamamlandığı halde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi
kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları
üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılır. Yapılan tarhiyat üzerine bu
maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen şekilde belirlenen tutarın,
birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla bu Kanun
hükümlerinden yararlanılır.
(5) Bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için madde kapsamında ödeme
başvurusunda bulunulan alacağa ilişkin dava açılmaması şarttır.
(6) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat
öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma
günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi ve ceza
ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar için de bu madde hükmü
uygulanır.
(7) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile bu madde hükmünden yararlananlar,
ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında
indirim hükümlerinden yararlanamazlar.
(8) Bu madde uygulamasında incelemeye başlama, bu Kanunun yayımlandığı tarihten
önce mükellefler nezdinde; vergi incelemesine başlanıldığı hususunun bir
tutanağa bağlanması, vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet
edilmesi, kanuni defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması,
matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da kanuni defter ve belgelerin
incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması
hallerini kapsar." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm ile Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi türleri açısından, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış
olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemleri ile ilgili
düzenlemelere yer verilmiştir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi,
matrah artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun yayımlandığı
tarihten önce başlayan ancak tamamlanmamış bulunan vergi incelemeleri, takdir,
tarh ve tahakkuk işlemlerine devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükümden
yararlanmak için başvuru süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı
olarak düzenlenmiştir.
Madde hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve
kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün
içerisinde bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçe (Ek:5) örneğine uygun şekilde yazılı olarak başvurmaları
gerekmektedir.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde
sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine
yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.
Mükellefler bu madde hükmünden,
adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri gibi sadece talep
edecekleri tür ve dönemler için de yararlanabileceklerdir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar
tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin
tamamlanması sonucu hesaplanan vergi ve ceza tutarı dikkate alınarak
yapılandırılacak alacak tutarı tespit edilecektir.
Madde hükmüne göre, bu işlemlerin
tamamlanmasından sonra tarh edilen verginin % 50'si ile bu tutar üzerinden gecikme
faizi yerine Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarı ve Kanunun yayım tarihinden
sonra (bu tarih dahil) ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim
tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer
aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödenmesi şartıyla, kalan vergi
aslı ile bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi aslına bağlı cezaların
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Öte yandan bu işlemlerin sonucunda vergi aslına bağlı
olmayan bir cezanın kesilmesinin gerektiği hallerde, bu ceza için Kanun hükmünden cezanın % 25'inin ilk taksit ihbarnamenin
tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit
taksitte tamamen ödenmesi şartıyla yararlanılacak ve cezanın kalan % 75'inin
tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin
olarak iştirak nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap
olanların, cezanın % 25'ini ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödemeleri halinde cezanın kalan % 75'inin tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü
fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen
beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi aslına bağlı olmayan
cezalar da bu madde hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir. Vergi aslına
bağlı vergi cezalarının Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında tahsilinden
vazgeçilebilmesi için verginin Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun 2
nci maddesine göre ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda, pişmanlık hükümlerinin
ihlali üzerine kesilmesi gereken vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarname tanzim
edilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin maddenin öngördüğü şartları
(vergi aslının ödenmiş olması) yerine getirmesi halinde kesilen ceza terkin
edilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat
öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma
günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi/ceza
ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar da Kanunun 4 üncü maddesi
hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir.
Bu takdirde, Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma temin edilememiş veya uzlaşma
müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış ya da mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma
talebinden vazgeçmiş olması hallerinde düzenlenen inceleme raporunun vergi
dairesine intikali üzerine madde hükmü uygulanacaktır. Bu safhada da ödenecek
tutarın tespitinde, tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza
ihbarnamelerinde belirtilen tutarlar dikkate alınacaktır.
Kanun kapsamına giren dönemlere
ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce tamamlandığı
halde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal
eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli
tarh ve tebliğ işlemleri yapılacaktır.
Yapılan tarhiyat üzerine maddede
öngörülen süre ve şekilde ödeme yapılması halinde madde hükmünden
yararlanılabilecektir.
Diğer taraftan, vergi inceleme
raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına dayanmamakla birlikte, Kanunun
kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce
başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış olan tarh işlemlerine de
devam edilecek ve Kanunun yayımlandığı tarihten sonra yapılan bu tarhiyatlar
için de 4 üncü madde hükmünden yararlanılabilecektir.
İnceleme raporu veya takdir komisyonu kararı üzerine sadece
vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi
geçtikten sonra yapılan geçici vergi incelemeleri sonucu kesilen vergi ziyaı
cezası gibi) vergi aslına uygulanan gecikme faizi yerine Kanuna göre
hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu
cezanın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 1- Mükellefin defter ve belgeleri
Ekim/2008 vergilendirme dönemine ilişkin gelir (stp) vergisi yönünden
incelemeye alınmış ve 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla inceleme
sonuçlanmamıştır. Ayrıca mükellef tarafından bu Kanun uyarınca söz konusu
vergi türünden matrah artırımında da bulunulmamıştır.
İnceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporunun
27/10/2011 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği, rapor üzerine
mükellef adına 1.800,-TL gelir (stp) vergisi tarh edildiği, 1.800,-TL vergi
ziyaı cezası kesildiği ve tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 4/11/2011
tarihinde mükellefe tebliğ edildiği varsayıldığında, mükellef 6111 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinden aşağıda belirtilen şekilde yararlanabilecektir.
Mükellef, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün
içinde 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği
tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Vergi aslının % 50'si
= 1800/2
=
900
TEFE/ÜFE Tutarı = 900 x % 10,81 (Normal vade
tarihinden Kanunun yayım tarihine kadar)
= 97,29 TL'dir.
Gecikme Faizi* = 900 x % 12,60
= 113,40 TL'dir.
* Gecikme faizi Kanunun yayımlandığı tarihten, ihbarnamenin
tebliği üzerine dava açma süresinin son gününe kadar ve Kanunun yayımı tarihi
itibarıyla uygulanmakta olan gecikme zammı oranı esas alınarak hesaplanmıştır.
Buna göre ödenecek toplam tutar,
Vergi Aslının % 50'si = 900,00 TL
TEFE/ÜFE Tutarı = 97,29 TL
Gecikme Faizi = 113,40 TL
TOPLAM = 1.110,69
TL'dir.
Tahsilinden vazgeçilen tutar ise,
Vergi Aslının %50'si = 900,00 TL
Gecikme Faizi = 1.253,70 TL
Vergi Ziyaı Cezası = 1.800,00 TL
TOPLAM = 3.953,70 TL'dir.
Bu örneğe göre mükellefin ihbarnamenin tebliğ tarihini
izleyen ayda (Aralık/2011) yapılandırılan alacak tutarını defaten ödemesi
halinde bu tutara faiz ya da katsayı uygulanmayacaktır. Ancak, mükellefin
Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılan alacağı ikişer aylık
dönemler halinde azami 6 eşit taksitte ödemesi mümkün olup, bu takdirde
taksitler halinde ödenecek alacağa Kanunun 18 inci maddesi gereğince (1,05)
katsayısı uygulanacaktır.
Mükellefin yapılandırılan alacağı taksitle ödemek istemesi
halinde taksit ayları; Aralık/2011, Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim/2012
ayları olacaktır.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111
sayılı Kanunun
4 üncü maddesi hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunmaları ve madde hükmüne
göre yapılandırılan tutarı ilk taksit
ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere peşin veya ikişer aylık
dönemler halinde 6 eşit taksitte ödemeleri gerekmektedir.
Örneğin,
madde kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 25/5/2011 tarihinde
tebliğ edildiği varsayıldığında, madde hükmüne göre ödenecek tutarın ilk
taksiti Haziran/2011 ayında, diğer taksitleri ise sırasıyla Ağustos, Ekim,
Aralık/2011, Şubat, Nisan/2012 aylarında ödenecektir.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü
fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları
başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede
ödemeleri mümkündür.
D- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- Kanunun 4 üncü maddesi
kapsamına, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi
incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine konu vergiler
girdiğinden, Kanunun 4 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında incelemeye başlama
ifadesine açıklık getirilmiştir.
Buna göre, incelemeye başlama Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde;
- Vergi incelemesine başlanıldığı
hususunun bir tutanağa bağlanması,
- Vergi incelemesi yapılmak üzere
mükellefin yazı ile davet edilmesi,
- Kanuni defter ve belgeleri isteme
yazısının tebliğ edilmiş olması,
- Matrah tesisine yönelik tutanak
düzenlenmesi,
- Kanuni defter ve belgelerin
incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,
hallerini kapsamaktadır.
Madde metninde de açıkça ifade
edildiği üzere, defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine
yetkili olanlara ibrazı gerektiğinden, Kanunun yayımlandığı tarihten önce
defter ve belgelerin vergi inceleme yetkisi olmayanlara ibrazı, vergi incelemesine
başlama olarak kabul edilmeyecektir.
2- Mükelleflerin bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için
madde kapsamında ödeme başvurusunda bulundukları alacağa ilişkin dava
açmamaları şarttır.
3- Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükellefler ayrıca
213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında
indirim hükümlerinden yararlanamazlar.
4- Düzeltme
taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin
düzeltme istediği yıl için 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre
matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, düzeltme talebinden
vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.
V-
PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Kanunun yayımlandığı
tarihten 2 Mayıs 2011 tarihine kadar
213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah
hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden beyanname verilmesi ile 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine
ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde
bulunulması ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun
64 üncü maddesinde sayılan diğer ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi
mükellefiyetlerine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
A-
PİŞMANLIKLA BEYAN
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (1) numaralı alt bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine göre beyan edilen
matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının;
Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve
vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmektedir.
1- Başvuru
Süresi ve Şekli
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu
Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/A)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri
gerekmektedir.
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde pişmanlık
hükümlerine göre verilecek beyannamelerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
gönderilmesi zorunludur.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde
sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine
yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından
yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun
görülmüştür.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde hükmünden, pişmanlık talebiyle verilen beyannameler
üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.
Örnek 1- (T) Ltd. Şti. tarafından 24 Kasım 2009 tarihine kadar
verilmesi gereken Ekim 2009 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesi 6111
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle 8 Mart 2011 tarihinde
pişmanlıkla vergi dairesine verilmiştir. Pişmanlıkla verilen beyannameye
istinaden ödenmesi gereken katma değer vergisi 1.200,-TL damga vergisi ise
19,90 TL'dir.
Bu durumunda; katma değer
vergisinin tamamı ile pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi halinde, pişmanlık
zammı ve vergi aslına bağlı olmayan cezanın tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Buna göre;
Pişmanlık
Zammı Hesaplanan Süre
Alacak
Tutarı
Pişmanlık
Zammı Oranı
Pişmanlık
Zammı Tutarı
Tahsili
Gereken Alacak Aslı
Toplam
TEFE/ÜFE
Oranı
TEFE/ÜFE
Tutarı
26/11/2009-24/2/2011
1.200
% 27,05
324,60
1.200
% 12,90
154,80
Ödenecek
Tutar
Katma
Değer Vergisi
:
1.200,00
TL
TEFE/ÜFE
Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)
:
154,80 TL
Damga
Vergisi
:
19,90 TL
TOPLAM
:
1.374,70
TL
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
Pişmanlık
Zammı
:
324,60 TL
Özel
Usulsüzlük Cezası
:
1.000,00
TL
TOPLAM
:
1.324,60 TL
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 1.374,70
TL'nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.324,60 TL
tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.
3- Ödeme Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan
alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara
göre ödenecektir.
4- Diğer Hususlar
Mükelleflerce Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan edilen
vergilerin Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde
pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca gerekli işlemler tesis edilecektir.
Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, borçluların
Kanun kapsamında taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi halinde
ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına
alınmış olmakla birlikte, Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen pişmanlıkla
beyan hükümleri 213 sayılı Kanunun "Pişmanlık ve ıslah" başlıklı 371 inci
maddesi hükümleri esas alınarak düzenlendiğinden 6111 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında
yapılan kısmi ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve kısmen
pişmanlık ihlali söz konusu olamayacağından mükellefler ödedikleri tutar kadar
bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde yapılan ödemeler ödeme
tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan edilen alacaklara mahsup edilecektir.
Bu Tebliğin (II/B-2-c) bölümünde belirtilen alacaklar için de bu açıklamaya
göre işlem yapılacaktır.
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden
şartların ihlali halinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı
Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 20 nci
maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden,
pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda zamanaşımı süresi bu
hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre
pişmanlıkla beyanname verilmesinin bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği tabiidir.
B-
KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre
kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen
vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme
faizi yerine Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme
faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği
belirtilmiştir.
1- Başvuru
Süresi ve Şekli
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu
Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/B)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri
gerekmektedir.
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde
kendiliğinden verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin;
yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da
muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde
sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine
yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından
yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun
görülmüştür.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde hükmünden, 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin
dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen
beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır. Bu hükme göre
yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin tahsilinden
vazgeçilecektir.
213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu
şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe
tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmasını
müteakip terkin edilecektir.
3- Ödeme
Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(2) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve
(II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.
4- Diğer
Hususlar
a) 6111 sayılı
Kanuna göre kendiliğinden beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi
incelemesi ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı
yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.
b) 6111 sayılı
Kanun vergiler açısından, 31/12/2010 tarihinden önceki dönemleri, beyana
dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri
kapsamaktadır.
Buna göre, 2010 takvim yılı 1, 2 ve 3 üncü geçici vergi
dönemleri ile daha önceki dönemler Kanunun kapsamına girmekte, 2010 takvim yılı
4 üncü geçici vergi dönemi girmemektedir.
Kanun kapsamına giren bu dönemlere ilişkin beyannamelerin
kanuni sürelerinde verilmemiş olması veya eksik beyanda bulunulmuş olması
halinde de mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün
bulunmaktadır. Bu takdirde, ödenecek taksit tutarları içerisinde geçici vergi
asıllarının yer alıp almayacağı yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinin
kanuni süresinde verilmesi şartına bağlı olarak, Kanun kapsamında beyannamelerin
verildiği tarih esas alınarak belirlenecektir.
C- EMLAK
VERGİSİ BİLDİRİMİ
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine
ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde
bulunmayan veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden
mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi
ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu
alacaklara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.
1- Başvuru
Süresi ve Şekli
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru
dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi bildirimlerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitimine kadar ilgili belediyelere vermeleri gerekmektedir.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde hükmünden, 2010
yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu
halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk
eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı
ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle
yararlanılacaktır.
Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve
gecikme faizinin taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payına ilişkin gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu
şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe
tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemelerini
yapmasını müteakip terkin edilecektir.
3- Ödeme
Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi
uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde
yapılan açıklamalara göre ilgili belediyelere ödenecektir.
D- DİĞER
ÜCRET GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI
Kanunun 5 inci maddesinin ikinci
fıkrasıyla 193 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücret
mükelleflerinin; 2011 yılı Mart ayı sonuna kadar vergi dairelerine başvurarak, 2011 takvim yılına ilişkin gelir vergilerini tarh
ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla (2011 yılı Şubat ayı
içerisinde vergilerini tarh ettiren diğer ücret mükellefleri dahil) önceki
dönemlere ilişkin olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme
bağlanmıştır. İşverenlerin
diğer ücretlilere ait kimlik bilgileri ve vergi karnesi ile yapacakları
başvurular da bu kapsamda değerlendirilecektir.
Diğer taraftan, diğer ücret geliri elde
edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını yaptırmamış olanların işe başlama
tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları müracaat tarihi esas alınacaktır.
Daha önceki yıllarda başka vergi dairelerine karnelerini ibraz ederek
vergilerini tarh ettiren mükellefler, başvurularında bu vergi dairelerini de
belirteceklerdir.
VI- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde yer alan
gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinde matrah ve vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar
aşağıda yer almaktadır.
A-
MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER
Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermek
mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer
vergisi mükellefleri 2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yılları için 6111 sayılı
Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.
Aynı şekilde,
- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,
- Serbest meslek ödemelerinden,
- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait ödemelerden,
- Kira ödemelerinden,
- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler
için yapılan ödemelerden,
- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden
gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla
sorumlu olanlar da bu ödemelerine ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi
artırımında bulunabileceklerdir.
Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit
şirketlerde komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditer ortaklar
da anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.
Sözü edilen yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri için
takdir komisyonlarına sevk edilmiş ve/veya haklarında vergi incelemesine
başlanılmış olan mükellefler de matrah ve vergi artırımından
faydalanabileceklerdir.
Beyanname vermekle birlikte zarar, indirim ve istisnalar
nedeniyle matrah ve vergi beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette
bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi
dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname
vermemiş olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de matrah ve vergi
artırımı yapabileceklerdir.
Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak
vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı
Kanunun geçici 61 inci maddesine göre veya aynı Kanunun geçici 67 nci
maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü
fıkrasına göre tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu
tevkifat matrahlarını da artıracaklardır.
Diğer taraftan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (k) bendine göre kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu
nedenle kurumlar vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname vermemiş olan
kooperatifler de 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi
artırımında bulunmayan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi mükelleflerinin,
Kanunun 5 inci maddesine göre, kapsama giren dönemlere ilişkin olarak pişmanlık
hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunmaları da mümkün bulunmaktadır. Ancak
idarenin, pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunan mükellefler
hakkında, pişmanlık hükümlerine göre beyanda bulundukları dönemler için vergi
incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak tarhiyat hakkı saklıdır.
B- MATRAH VE
VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ
1-
Başvurunun Süresi
6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerinde başvuru süresi, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci
ayın sonu olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Buna göre, matrah ve vergi artırımında bulunmak isteyen
gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile
katma değer vergisi mükellefleri, Kanunda ve bu Tebliğde belirtilen usul ve
esaslar dahilinde, 2 Mayıs 2011
tarihine (bu tarih dahil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden
artırımda bulunabileceklerdir.
Mükellefler, en geç 2
Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine
başvurmadıkları takdirde, 6111 sayılı Kanunla getirilen matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.
2-
Başvurunun Şekli
6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümleri uyarınca verilmesi gereken bildirimlerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
gönderilmesi zorunludur.
Artırıma ilişkin yılda elektronik ortamda beyanname ve bildirim
verme zorunluluğu bulunmayan ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibariyle bu
kapsamda olan mükellefler de matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerini
elektronik ortamda göndermek zorundadırlar.
Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar
veya katma değer vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar
beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine kağıt ortamında
yapılabilecektir.
Bu Tebliğin yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona erenler
ile hakkında mükellefiyet tesis edilmemiş olanların, 6111 sayılı Kanun
kapsamında verilecek söz konusu bildirimleri elektronik ortamda gönderme
zorunlulukları bulunmamaktadır.
Matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm,
gaiplik, tasfiye veya devir ya da tam bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi
tarafından birlikte verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz konusu
bildirimlerin kağıt ortamında verilmesi gerekmektedir.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde
sayılan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımına yönelik başvurularını, bağlı
bulundukları vergi dairelerine kağıt ortamında yapmaları ve artırım üzerine
hesaplanan vergileri anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini de
başvuruları sırasında belirtmeleri icap etmektedir.
Diğer taraftan, mükelleflerce matrah ve vergi artırımına
ilişkin olarak yapılacak başvuruların, esas itibarıyla, mükellef veya mükellefi
temsile yetkili kişilerce yapılması gerekmektedir.
6111 sayılı Kanun kapsamındaki 2006, 2007, 2008 ve 2009
yıllarında gelir, kurumlar veya katma değer vergileri ile muhtasar beyanname
yönünden değişik vergi dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah ve vergi
artırımına ilişkin bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan vergi
dairelerine verilmesi gerekmekte olup, bu bildirimlere dayanılarak tarh
edilecek vergiler hakkında söz konusu vergi daireleri tarha yetkili
kılınmıştır.
Öte yandan, vergi artırımı kapsamına giren dönemler için
muhtasar beyanname yönünden merkez veya şubeleri için ayrı ayrı
mükellefiyetleri bulunan ve vergi artırımından yararlanmak isteyen
mükelleflerin, merkez ve her bir şube için ayrı ayrı vergi artırımında
bulunmaları gerekmektedir.
C- GELİR VE
KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM
1- Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine
İlişkin Matrah Artırımı
a) Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde
Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi
beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi
mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;
2006 yılı
için ................................................... %30,
2007 yılı
için ................................................... %25,
2008 yılı
için ................................................... _,
2009 yılı
için ................................................... %15
oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir. (Ek:7) Dilerlerse mükellefler, ilgili
yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Gelir vergisi
mükellefleri için artırıma esas olacak matrah, üzerinden gelir vergisi
hesaplanan matrah olacaktır.
Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak artırılan matrahların
tutarı;
aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı için;
2006 yılı
için .................................................. 9.550 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 10.320 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 11.220 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 12.230 TL'den,
ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen
gelir vergisi mükellefleri için;
2006 yılı
için .................................................. 6.370 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 6.880 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 7.480 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 8.150 TL'den,
ac) Ticari kazancı sadece basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri için;
2006 yılı
için .................................................. 955 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 1.032 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 1.122 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 1.223 TL'den,
ad) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri için;
2006 yılı
için .................................................. 1.910 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 2.064 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 2.244 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 2.446 TL'den,
ae) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri için;
2006 yılı
için .................................................. 6.370 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 6.880 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 7.480 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 8.150 TL'den
az olmayacaktır.
af) Özellik
arzeden durumlar
Ticari veya zirai kazancı
bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir
vergisi mükellefleri ile serbest meslek
erbabının, beyannamelerinde diğer gelir unsurlarının bulunması halinde söz
konusu mükellefler, durumlarına göre, Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt bölümünde yer alan asgari
matrahları dikkate almak suretiyle matrah artırımında bulunacaklardır.
Beyannamelerinde, ticari
ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye
iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş
olması hali dahil) beyan eden gelir vergisi mükellefleri için, işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar
esas alınacaktır.
Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu
kazancının yanında beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir unsurları beyan
eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye
iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat beyan eden
gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.
Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş
ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re'sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp
kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile
birlikte dikkate alınacaktır.
Ayrıca, ilgili yıllar için 6111 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca matrah artırımında bulunan gelir vergisi
mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen binalardan elde edilen kira gelirlerine
ilişkin olmak üzere o yıl için belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı
yaparken dikkate almayacaklardır.
Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla
gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde
yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı
itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.
Matrah artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak
gelir vergisi mükelleflerinin ölümü veya gaipliği halinde, bu mükelleflerin varisleri,
muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm mirasçıların
birlikte matrah
artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin
faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi halinde, bu faaliyeti devam ettiren mirasçı veya
mirasçıların matrah artırımında bulunması yeterli olacaktır.
ag) Konuya
ilişkin örnekler
Örnek 1- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (A)'nın yıllık beyannamede
beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 40.000 TL, 2007 yılı için
50.000 TL, 2008 yılı için 70.000 TL ve 2009 yılı için ise 90.000 TL'dir.
Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir
vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine
başvurmuştur.
Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu Tebliğin (VI/C-3) bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Gelir
Vergisinin Hesabı
Yıllar
İlgili
Yıllar Vergi Matrahı (TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı (TL)
(1x2)
(3)
Asgari
Matrah (TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah (TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Ödenecek
Gelir
Vergisi
(TL)
(5x6)
(7)
2006
40.000
% 30
12.000
9.550
12.000
% 20
2.400
2007
50.000
% 25
12.500
10.320
12.500
% 20
2.500
2008
70.000
% 20
14.000
11.220
14.000
% 20
2.800
2009
90.000
% 15
13.500
12.230
13.500
% 20
2.700
Toplam
10.400
Mükellefin ilgili yıllarda beyan ettiği matrahlara uygulanan
artırım oranları sonucu asgari matrahlardan yüksek tutarda matrah artırımı
yaptığı görülmektedir.
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi toplamda 10.400 TL olacaktır.
Ödeme
Peşin ödeme durumunda; 10.400 TL defaten ödenecektir.
Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı
varsayıldığında;
-
6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:
[(10.400 x 1,05)/6=] 1.820 TL,
-
9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:
[(10.400 x 1,07)/9=] 1.236,44 TL,
-
12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,10)/12=] 953,33 TL,
-
18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,15)/18=] 664,44 TL
olacaktır.
Mükellefin tercihte bulunduğu taksit tutarlarını süresinde
ödememesi, matrah artırımı hükümlerinden yararlanmasına engel teşkil etmemekle
birlikte, süresinde ödenmeyen taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine
göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında gecikme zammı tatbik edilmek
suretiyle takip ve tahsil edilecektir.
Örnek 2- Serbest meslek erbabı (C)'nin 2008 yılı gelir vergisi
beyannamesinde beyan ettiği gelir vergisi matrahı 85.000 TL'dir. Mükellefin bu
matraha ilişkin beyan ettiği gelirleri aşağıdaki gibidir.
Serbest meslek kazancı
20.000,- TL
Birinci işverenden alınan ücret
24.000.-
TL
İkinci işverenden alınan ücret
23.000.-
TL
Kira geliri
18.000.-
TL
Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu
vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin matrah artırımına ilişkin gelir vergisi hesabı
aşağıdaki şekilde olacaktır.
2008 yılı
Gelir Vergisi Matrahı 85.000 TL
2008 yılı
için Artırım Oranı _
Artırılan
Matrah Tutarı (85.000 x _=) 17.000
TL
Kanunla
Belirlenen Asgari Matrah 11.220 TL
Yıl
İlgili Yıl
Vergi Matrahı (TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı (TL) (1x2)
(3)
Asgari
Matrah
(TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah (TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Ödenecek
Gelir Vergisi (TL)
(5x6)
(7)
2008
85.000
% 20
17.000
11.220
17.000
% 15
2.550
Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 17.000 TL'dir.
Mükellefin beyanı, Kanuna göre serbest meslek mükelleflerinin 2008 yılı için
belirlenmiş asgari matrah tutarından (11.220 TL) fazla olduğundan, mükellefin
beyanı esas alınacaktır.
Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir
vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin süresinde
ödendiği ve mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden
yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi 2.550 TL olacaktır.
Ödeme
Peşin ödeme durumunda; 2.550 TL defaten ödenecektir.
Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı
varsayıldığında;
-
6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:
[(2.550 x 1,05)/6=] 446,25
TL
-
9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:
[(2.550 x 1,07)/9=] 303,17
TL
-
12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,10)/12=] 233,75 TL
-
18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,15)/18=] 162,92 TL
olacaktır.
Örnek 3- Serbest
meslek erbabı (A)'nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı,
2006 yılı için 18.500 TL, 2007 yılı için 24.000 TL, 2008 yılı için 60.000 TL ve 2009 yılı için ise 50.000 TL'dir.
Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir
vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi
içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.
Yıllar
İlgili
Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
Asgari
Matrah Tutarı
(TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah (TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Ödenecek
Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
2006
18.500
%30
5.550
9.550
9.550
_
1.910
2007
24.000
%25
6.000
10.320
10.320
_
2.064
2008
60.000
_
12.000
11.220
12.000
_
2.400
2009
50.000
%15
7.500
12.230
12.230
_
2.446
Toplam
8.820
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi toplamda 8.820 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin peşin yapıldığı varsayıldığında, 8.820 TL defaten
ödenecektir.
Örnek 4- Sadece basit
usulde vergilendirilen (A)'nın ticari kazancına ilişkin olarak 2006 yılı için
beyan ettiği gelir vergisi matrahı 5.000 TL'dir.
Mükellef, 2006 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu
vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde
olacaktır.
Yıl
İlgili
Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
Asgari
Matrah Tutarı
(TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah (TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Ödenecek
Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
2006
5.000
%30
1.500
955
1.500
_
300
Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken
gelir vergisi 300 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit
tutarı: [(300 x 1,15)/18=] 19,17 TL olacaktır.
Örnek 5- Ticari
kazancı basit usulde vergilendirilen (A)'nın 2008 yılı için beyan ettiği gelir
vergisi matrahı 4.800 TL'dir. Mükellefin matrahının 2.000 TL'si basit usulde
ticari kazanç, 2.800 TL'si konut kira gelirinden oluşmaktadır.
Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu
vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde
olacaktır.
2008 yılı
Gelir Vergisi Matrahı 4.800 TL
2008 yılı
İçin Artırım Oranı _
Artırılan
Matrah Tutarı (4.800 x _=) 960 TL
Kanunla
Belirlenen Asgari Matrah 7.480 TL
Yıl
İlgili
Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
Asgari
Matrah Tutarı (TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah (TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Ödenecek
Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
2008
4.800
_
960
7.480
7.480
_
1.496
Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 960 TL'dir.
Ancak, 6111 sayılı Kanuna göre basit usul mükelleflerinin beyana tabi gelirinin
yanında beyan edilen başka bir gelirinin de bulunması nedeniyle artırımda
bulunacakları asgari matrahın tespitinde, işletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler için belirlenen asgari matrah tutarları esas alınacaktır.
Buna göre asgari matrah tutarı, 7.480 TL'den aşağı olamayacağından hesaplamada
bu tutar dikkate alınacaktır.
Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken
gelir vergisi 1.496 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı:
[(1.496x1,15)/18=] 95,58 TL olacaktır.
Örnek 6- Üç ayrı işverenden elde ettiği ücret gelirinden dolayı
yıllık gelir vergisi beyannamesi vermiş olan mükellef (G)'nin 2009 yılındaki
vergi matrahı 65.000 TL'dir. Ücret gelirinin tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş
bulunmaktadır.
Birinci işverenden alınan ücret
26.000,-
TL
İkinci işverenden alınan ücret
24.000,-
TL
Üçüncü işverenden alınan ücret
15.000,-
TL
Mükellef, 2009 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru
süresi içinde bağlı bulunduğu
vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde
olacaktır.
Yıl
İlgili
Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
Asgari
Matrah Tutarı
(TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah (TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Ödenecek
Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
2009
65.000
%15
9.750
8.150
9.750
%15
1.462,50
Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir
vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında
ödenmiş ve bu vergi türleri için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden
yararlanılmadığından vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi 1.462,50 TL
olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit
tutarı: [(1.462,50x1,15)/18=] 93,44 TL olacaktır.
b) Mükellefiyet Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi
Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler
ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis
Ettirmemiş Olanların Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak,
-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden mükellefler,
-Yıllık gelir vergisi
beyannamelerinde indirim ve istisnalar
nedeniyle matrah beyan etmeyen mükellefler,
-Mükellefiyet kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,
-İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş
olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında
bırakanlar
bu bölümdeki açıklamaları esas alarak matrah artırımından
yararlanabileceklerdir (Ek:7).
ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço
esasına göre tespit edilen gelir vergisi
mükellefleri ile serbest meslek erbabı;
2006 yılı
için .................................................. 9.550 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 10.320 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 11.220 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 12.230 TL'den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111
sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Ticari veya zirai kazancı bilanço
esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları
arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu mükellefler,
yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.
bb) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit
edilen gelir vergisi
mükellefleri;
2006 yılı
için .................................................. 6.370 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 6.880 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 7.480 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 8.150 TL'den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111
sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Ticari veya zirai kazancı işletme
hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir
unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan
asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.
bc) Ticari kazancı sadece basit
usulde vergilendirilen gelir vergisi
mükellefleri;
2006 yılı
için .................................................. 955 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 1.032 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 1.122 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 1.223 TL'den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111
sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
bd) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;
2006 yılı
için .................................................. 1.910 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 2.064 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 2.244 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 2.446 TL'den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111
sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
be) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri;
2006 yılı
için .................................................. 6.370 TL'den,
2007 yılı
için .................................................. 6.880 TL'den,
2008 yılı
için .................................................. 7.480 TL'den,
2009 yılı
için .................................................. 8.150 TL'den
az olmamak üzere, işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenen asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında
bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Ticari ve zirai kazanç ile serbest
meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve
irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil)
elde eden gelir vergisi mükellefleri, işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen ve yukarıda yer
alan asgari matrahları esas alacaklardır.
bf) Özellik
arzeden durumlar
Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu
kazancının yanında vergiye tabi başka gelir unsurları elde eden mükellefler ile
gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret,
menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre
defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.
Diğer taraftan, ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun
uyarınca birinci sınıf tüccar olarak değerlendirildiklerinden, kollektif
şirketlerde ortaklar ile komandit şirketlerde komandite ortaklar, bilanço
esasına göre defter tutan mükellefler hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde
matrah artırımında bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul
sermaye iradı elde eden komanditer ortakları da bu iratlarla ilgili olarak
matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Adi ortaklıklarda ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi
vermek zorunda olduklarından bunlar, yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına
uyan şekilde matrah artırımında bulunabileceklerdir.
bg) Konuya
ilişkin örnekler
Örnek 7- Bilanço
esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (K)'nın yıllık beyannamede
beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL ve 2007 yılı için
44.000 TL'dir. Mükellef diğer yıllar için beyanname vermemiştir.
Bu mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin
gelir vergisi matrahını 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak
için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde
hesaplanacaktır.
Yıllar
İlgili
Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı (TL)
(1x2)
(3)
Asgari
Matrah
Tutarı
(TL)
(4)
Hesaplamaya
Esas Matrah
Tutarı
(TL)
(3 veya
4'den Fazla Olanı)
(5)
Vergi
Oranı
(6)
Kanuna
Göre Ödenecek Gelir Vergisi
(TL)
(5 x 6)
(7)
2006
18.500
%30
5.550
9.550
9.550
_
1.910
2007
44.000
%25
11.000
10.320
11.000
_
2.200
2008
-
_
-
11.220
11.220
_
2.244
2009
-
%15
-
12.230
12.230
_
2.446
Toplam
8.800
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir
vergisi 8.800 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapılacağı varsayıldığında, taksit
tutarı: [(8.800x1,15)/18=] 562,22 TL olacaktır.
Örnek 8- Gerçek kişi
(B), 2009 yılında kira geliri elde etmiş
olduğu halde, bu gelirini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve
mükellefiyet tesis ettirmemiştir.
Mükellef, 2009 yılı için gelir vergisi matrahını, 6111
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde
bağlı bulunduğu vergi dairesine, sadece gayrimenkul sermaye iradı elde ettiğini
belirterek başvurmuştur.
Bu mükellefin ilgili yıl için belirlenen asgari matrahtan az
olmamak üzere matrah beyan etmesi gerekmektedir.
Buna göre, mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde
olacaktır.
Yıl
Beyan
Edilen Matrah Tutarı
(TL)
(1)
Asgari
Matrah
Tutarı
(TL)
(2)
Hesaplamaya
Esas Matrah Tutarı (TL)
(1 veya
2'den Fazla Olanı)
(3)
Vergi
Oranı
(4)
Kanuna
Göre Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(3 x 4)
(5)
2009
YOK
2.446
2.446
_
489,20
Mükellefin ödeyeceği vergi tutarı 489,20 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit
tutarı: [(489,20x1,15)/18=] 31,25 TL olacaktır.
2-
Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı
a) Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan
Mükelleflerin Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak
verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı
(matrah) beyan eden kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi
matrahlarının;
2006 yılı
için ................................................... %30,
2007 yılı
için ................................................... %25,
2008 yılı
için ................................................... _,
2009 yılı
için ................................................... %15
oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:8). Dilerlerse mükellefler ilgili
yıllar için bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanun
çerçevesinde artırıma esas olacak matrah, doğrudan üzerinden kurumlar vergisi
hesaplanan kurumlar vergisi matrahı olacaktır.
Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak kurumlar vergisi
mükelleflerince artırılan matrahların tutarı;
2006 yılı
için .................................................19.110 TL'den,
2007 yılı
için .................................................20.650 TL'den,
2008 yılı
için .................................................22.440 TL'den,
2009 yılı
için .................................................24.460 TL'den
az olmayacaktır.
Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş
ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re'sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp
kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile
birlikte dikkate alınacaktır.
b) Mükellefiyet Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi
Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler
ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis
Ettirmemiş Olan Kurumların Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak kurumlar
vergisi beyannamesi vermek mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini
her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş ve kazanç elde etmiş olup da bu
faaliyetlerini ve kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da
dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara
ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah
beyan etmeyen ya da zarar beyan eden kurumlar vergisi mükellefleri;
2006 yılı
için .................................................19.110 TL'den,
2007 yılı
için .................................................20.650 TL'den,
2008 yılı
için .................................................22.440 TL'den,
2009 yılı
için .................................................24.460 TL'den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla,
6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek: 8).
Tasfiye halinde bulunan kurumların
tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah artırımında bulunmaları, tasfiye
bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin
sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil
etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye karı
üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.
5520 sayılı Kanun uyarınca yapılan
devirlerde, devrolan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devir alan kuruma
intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah eden ve ticaret sicilinden
silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar adına devir alan kurumlar
tarafından matrah ve vergi artırımında bulunulması ve Kanunun öngördüğü
imkanlardan yararlanılması mümkündür.
Aynı şekilde anılan Kanun uyarınca
gerçekleştirilen tam bölünme işlemlerinde de bölünen kurumun varlıklarını
devralan kurumlar birlikte, bölünen kurum adına matrah ve vergi artırımında
bulunulabilecektir.
Diğer taraftan, 5904 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesine eklenen dokuzuncu fıkraya göre, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren kurumlar vergisi mükellefleri
hakkında 5904 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 3/7/2009 tarihinden
itibaren kesilecek vergi cezaları dahil kurumlar vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,
-Tasfiye öncesi dönemler
için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi
biri adına,
-Tasfiye dönemleri için,
tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu
olmak üzere bunlardan herhangi biri adına
yapılmaktadır.
Artırım talebinde bulunulan yıllarla ilgili
olarak kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiye edilerek ticaret sicilinden
silinmiş olmaları halinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden
silinmiş olan bir şirket adına 6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi
artırımında bulunmak üzere bildirim veya beyanda bulunulması mümkün değildir.
Ancak, söz konusu kurumların kanuni temsilcilerinin veya
tasfiye memurlarının, anılan Kanun kapsamında kendileri tarafından (tasfiye
edilerek ticaret sicilinden silinmiş olan kurumların kanuni temsilcisi veya
tasfiye memuru olduklarına dair bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya
beyanlar ile artırımdan yararlanmaları mümkün
bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye öncesi
dönemler için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru
varsa tüm tasfiye memurları birlikte matrah ve vergi artırımında
bulunabilecektir.
3- Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı
ve Matrah Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu Tebliğin
(VI-C/1) ve (VI-C/2) bölümlerinde belirtilen şekilde artırılan veya beyan
edilen matrahlara % 20 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı
hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanun hükümlerine göre artırılan veya beyan
edilen matrahlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca
herhangi bir vergi ya da fon hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir.
Artırılan bu matrahlar üzerinden geçici vergi de
hesaplanmayacaktır.
Öte yandan, matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara
ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde
vermiş ve bu beyannameler üzerinden anılan beyannamelere ilişkin damga vergisi
de dahil olmak üzere tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş bulunan
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu vergi türlerine ilişkin olarak
herhangi bir dönem için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden
yararlanmamış olmaları şartıyla, Kanunun 6 ncı madde hükmüne göre artırdıkları
matrahlara % 20 yerine % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi
tutarı hesaplanacaktır. % 15 oranının belirlenmesinde, maddede öngörülen
şartların her yıl için ayrı ayrı dikkate alınması gerekmektedir.
Örneğin, 2006 yılına ilişkin olarak matrah artırımında
bulunan kurumlar vergisi mükellefinin bu döneme ilişkin kurumlar vergisi
beyannamesini süresinde verip, beyanname üzerinden tahakkuk eden kurumlar
vergisini süresinde ödemesi halinde, bu vergi türü için diğer dönemler de dahil
olmak üzere 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri
hükümlerinden yararlanmamış olması şartıyla, bu mükellef, matrah artırım
tutarı üzerinden %15 oranında vergilendirilecektir. Söz konusu mükellefin
anılan döneme ilişkin olarak daha sonra pişmanlık hükümlerine göre veya
kendiliğinden düzeltme beyannamesi vermesi de artırılan matraha %15 oranının
uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş
oldukları yıllık beyannamelerde, zarar beyan edilmiş olması veya ilgili
kanunlarda yer alan istisna uygulaması, indirim ve
mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da bu
mükelleflerce artırılan matrahlara da % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi hesaplanacaktır.
Bu şekilde indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan
mükelleflerin başvurularında, bu hususu, başvuruda kullanılan bildirimin ilgili
sütununda belirtmeleri gerekmektedir.
4- 193 sayılı Kanunun Geçici 61
inci Maddesi ve Geçici 67 nci Maddesinin Sekizinci Fıkrası ile 5520 sayılı
Kanunun 15 inci Maddesinin Üçüncü Fıkrasına Göre Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç
ve İratları Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı ve Matrah
Beyanı
a) Yatırım
İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesinde,
24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım
teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (teşvik
belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadî kıymetler için yapılan
harcamalar hariç), yatırım indirimi uygulamasına ilişkin olarak 193 sayılı
Kanunun bu tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerinin uygulanacağı, bu
şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar ile anılan tarihten
önce gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması
nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan kazançlar
üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılacağı hükmü yer almaktadır.
Bu Tebliğin (VI-C/2) bölümüne göre matrah artırımında
bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi tevkifatına tabi kazançlarının
bulunması halinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu
kazançlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah
beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek:
9).
Bir başka ifade ile 2006, 2007 ve 2008 yıllarında vermiş
oldukları kurumlar vergisi beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah
beyan eden, matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu
dönemlere ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre,
vergi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak vergi artırımı veya matrah
beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen
şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.
Buna göre, yukarıda belirtilen her iki duruma uygun
artırımda bulunmayan mükelleflerin 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden
yararlanmaları mümkün değildir.
Diğer taraftan, yatırım indirimi istisnasından
yararlanan kazançlar üzerinden anılan hüküm uyarınca yapılan vergi tevkifatı,
ilgili yılın kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği vergilendirme dönemine
ait muhtasar beyannameyle bu vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmiüçüncü
günü akşamına kadar beyan edilmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
beşinci ve altıncı fıkralarına göre yapılacak vergi artırımı ve matrah beyanı
yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla ilişkin olarak anılan hüküm
uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi halinde, bu yıla ilişkin olarak
verilen kurumlar vergisi beyannamesinden indirilen yatırım indirim istisnasına
tabi kazançlar için vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Örneğin, hesap dönemi takvim yılı olan bir
kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar vergisi matrah artırımı ile birlikte,
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre 2006
yılı için vergi artırımı ve matrah beyanında bulunması durumunda, bu yıla
ilişkin olarak Nisan 2007 vergilendirme dönemine ait muhtasar beyanname ile
beyan edilen yatırım indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi incelemesi
ve tarhiyata muhatap olması söz konusu olmayacaktır.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen
tevkifata tabi kazanç ve iratların, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde
istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden
araştırılabileceği tabidir.
aa) Yatırım indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve
bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri
Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi istisnası
uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici
61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının
bulunması halinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen
vergilerini;
2006 yılı
için
..........................................................................%30,
2007 yılı
için ..........................................................................%25,
2008 yılı
için
.........................................................................._
oranlarından az olmamak üzere artırarak ödemeleri kaydıyla
matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Yukarıda açıklandığı üzere, 193
sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi
kazançların daha önce beyan edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların
matrahı artırılmamakta, vergileri artırılmaktadır.
ab) Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde
yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim
konusu yapılan kazanç bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan
etmemiş olan mükellefler
Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde,
yatırım indirimi istisnasına tabi kazancı bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar
beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara
ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu
kazanç ve iratlara ilişkin tevkifat matrahlarını;
2006
yılı için ................................................. 9.555 TL'den,
2007
yılı için .................................................10.325 TL'den,
2008
yılı için .................................................11.220 TL'den
az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve
beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi hesaplamaları ve
ödemeleri gerekmektedir.
b) Yatırım
Fon ve Ortaklıklarında Kurum Bünyesinde Yapılan Vergi Tevkifatında Vergi
Artırımı ve Matrah Beyanı
5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi ile kurumlar vergisinden istisna edilen;
- Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul
kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,
- Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem
gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının
portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,
- Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının
kazançları,
- Gayrimenkul yatırım fonları veya
ortaklıklarının kazançları,
- Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı
fonlarının kazançları
dağıtılsın dağıtılmasın, 5520 sayılı Kanunun 15
inci maddesinin üçüncü fıkrası ile vergi tevkifatına tabi tutulmuş
bulunmaktadır.
193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin
sekizinci fıkrası ile menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları
ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile yatırım
ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy
işletmeciliğinden doğan kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın vergi
tevkifatına tâbi tutulmaktadır.
2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları
için tevkifat oranı ilgili dönemde %0 olarak uygulanmış olup, menkul kıymetler
yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıkları için 1/10/2006
tarihine kadar tevkifat oranı %10, 1/10/2006 tarihinden itibaren ise %0 olarak
uygulanmıştır.
Öte yandan, portföyü Türkiye'de kurulu
borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya
ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları için tevkifat oranı
2006 ve 2007 yılları için %15 oranında uygulanmış bulunmaktadır.
Bu nedenle, anılan fon ve ortaklıkların, kurum
bünyesinde yapılması gereken söz konusu vergi tevkifatına ilişkin olarak,
vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlar
hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında
bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).
Anılan fon ve ortaklıkların ilgili yıllarda münhasıran
portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunmuş olmaları halinde, portföy
işletmeciliği kazançlarının tamamı 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre kurumlar
vergisinden istisna edilmiş olduğundan beyannamede kurumlar vergisi matrahı
oluşmamaktadır. Bu itibarla anılan fon ve ortaklıklar, kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunmaksızın, vergi tevkifatına tabi portföy işletmeciliği
kazançları üzerinden kurum bünyesinde yapılacak vergi tevkifatı için matrah ve
vergi artırımında bulunabileceklerdir.
Diğer taraftan, anılan fon veya ortaklıkların
portföy işletmeciliği kazançlarının dışında istisna kapsamında olmayan kazanç
ve iratlarının bulunması halinde, bu kazançları bakımından vergi incelemesi
ve tarhiyata muhatap olmamaları için bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen
şekilde matrah ve vergi artırımı yapmaları zorunludur.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen
tevkifata tabi kazanç ve iratların, kurumlar vergisi beyannamesinde istisna
uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden idarece
araştırılabileceği tabiidir.
ba) 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin
sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına
göre vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini
muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri
Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar
vergisi beyannamesinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından
indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile
5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına
tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması halinde, bu mükellefler, anılan
kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;
-Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul
kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları
nedeniyle 2006 yılı için %30 oranından,
-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem
gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının
portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30, 2007
yılı için % 25 oranından
az olmamak üzere artırarak ödemeleri suretiyle
6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
bb) Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde istisna
uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç ve
iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan
mükellefler
Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde,
5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan
istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun
geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulması gereken
kazançları bulunduğu halde, bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan
etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi
incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlara ilişkin
tevkifat matrahlarını;
-Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul
kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları
nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL'den,
-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem
gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının
portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555
TL'den, 2007 yılı için 10.325 TL'den
az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve
beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi ödemeleri
gerekmektedir.
c) Dağıtılan
Kar Paylarından Yapılan Vergi Tevkifatının Durumu
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
maddesinin ikinci ve 30 uncu maddesinin üçüncü ve altıncı fıkralarında kar dağıtımına
bağlı vergi tevkifatı ile dar mükelleflerce ana merkeze aktarılan tutarlar
üzerinden yapılacak vergi tevkifatı hükümleri yer almaktadır.
6111 sayılı Kanunda, anılan hükümler yönünden matrah ve
vergi artırımına ilişkin bir hükme yer verilmediğinden, 193 sayılı Kanunun 75
inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarının dağıtımı sırasında
yapılmakta olan vergi tevkifatı, tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca, 6111
sayılı Kanun hükümlerine göre matrah ve vergi artırımına konu edilemeyecektir.
d) Konuya
İlişkin Örnekler
Örnek 9- (K) Anonim
Şirketinin 2008 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi
beyannamesinde beyan ettiği kazanç 800.000 TL'dir. Kurum aynı yılda, 400.000 TL
yatırım indirimi uygulamış olduğundan kurumlar vergisi matrahı olarak 400.000
TL beyan etmiştir.
193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine
göre de tevkif ettiği vergi tutarı olan (400.000 x %19,8=) 79.200 TL vergi
kesintisini, muhtasar beyanname ile beyan ederek zamanında ödemiştir.
Bu şirketin 2008 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir
(stopaj) vergisi yönünden başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunmak
istemesi halinde, artırım dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
Kurumlar
Vergisinin Hesabı
Yıl
Beyan
Edilen Matrah Tutarı
(TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
Artırılan
Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
Artırılan
Matraha
Uygulanacak
Vergi Oranı
(4)
6111
sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)
(3x4)
(5)
2008
400.000
_
80.000
% 20
16.000
Gelir
(Stopaj) Vergisinin Hesabı
Yıl
Daha Önce
Beyan Edilen Gelir (Stopaj) Vergisi (TL)
(1)
Artırım
Oranı
(2)
6111
sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)
(1x2)
(3)
2008
79.200
% 20
15.840
Bu mükellef, kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar
vergisini birlikte artırmak zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 6111 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu
olamayacaktır.
Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam
vergi 31.840 TL'dir.
Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından yararlandığı
varsayıldığında) [(31.840x1,15)/ 18=] 2.034,22 TL olacaktır.
Örnek 10- (M) A.Ş.'nin
2006 yılı için beyan ettiği kurum kazancı 15.000 TL'dir. Aynı yılda 15.000
TL yatırım indirimi istisnası indirim konusu yapıldığından matrah beyan
edilmemiş, 15.000 TL istisna uygulaması nedeniyle tevkif edilip muhtasar
beyanname ile beyanı gereken (15.000 x %19,8=) 2.970 TL kurumlar vergisi
tevkifatı da muhtasar beyanname ile beyan edilmemiştir.
Bu kurumun başvuru süresi içinde matrah artırımında
bulunması halinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Kurumlar
Vergisinin Hesabı
Yıl
Beyan
Edilen Matrah (TL)
(1)
Artırılan
Matrah
Tutarı
(TL)
(2)
Artırıma
Uygulanacak Vergi Oranı
(3)
Ödenecek
Vergi
(TL)
(2x3)
(4)
2006
Yok
19.110*
% 20
3.822
Gelir
(stopaj) Vergisinin Hesabı
Yıl
Artırılan
Gelir (Stopaj) Vergisi Matrahı
(TL)
(1)
Artırıma
Uygulanacak Vergi Oranı
(2)
Ödenecek
Vergi
(TL)
(1x2)
(3)
2006
9.555**
% 15
1.433,25
Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam
vergi (3.822+1.433,25=) 5.255,25 TL'dir.
Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından yararlandığı
varsayıldığında) [(5.255,25x1,15)/18 =] 335,75 TL olacaktır.
5- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin
Diğer Hususlar
a) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması
6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında
bulunulması durumunda, matrah ve vergi artırımında bulunulan yıllar için gelir
veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
b) Daha Önce Tevkif Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2006, 2007, 2008
ve 2009 yıllarına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanmak suretiyle matrah ve vergi artırımında bulunmaları
halinde, artırılan bu matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin
tamamını ödemeleri gerekmektedir.
Mükelleflerin matrah veya vergi artırımında
bulundukları yıllara ilişkin olarak daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları
vergileri, matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup
etmeleri mümkün değildir.
c) Geçmiş
Yıl Zararları
6111 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin dokuzuncu fıkrasında, "Gelir
ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait
zararların %50'si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez."
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre mükellefler, matrah artırımında bulundukları
yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının yarısını,
2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup edemeyeceklerdir.
Söz konusu zararların ilgili yılların mali bilançolarına
göre doğmuş olması veya indirim ve istisna uygulamalarından kaynaklanmış
olması, durumu değiştirmemektedir. Dolayısıyla söz konusu fıkra hükmü uyarınca
matrah artırımında bulunan mükelleflerin artırımda bulundukları yıla ilişkin
zararlarının, gerek mali yıl bilançolarına göre doğmuş olsun, gerekse indirim
ve istisnadan kaynaklanmış bulunsun, devreden tutarının sadece %50'si, 2010
yılı ve müteakip dönemlerde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununun ilgili
maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup edilebilecektir.
Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan yıllara ait
olmakla birlikte 2009 ve önceki yılların karlarından mahsup edilmiş geçmiş yıl
zararlarına yönelik herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Örnek 11- Kurumlar
vergisi mükellefi (A) A.Ş., 2006 yılında 10.000 TL, 2007 yılında 12.000 TL
zarar, 2008 yılında 21.000 TL kar, 2009 yılında ise 15.000 TL zarar beyan
etmiştir. Mükellef, 2008 yılında beyan ettiği kar tutarından 2006 ve 2007
yıllarından devreden geçmiş yıl zararlarını mahsup etmiştir.
Söz konusu mükellefin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için
matrah artırımından yararlandığı durumda 2010 ve müteakip yıllarda mahsup
edebileceği geçmiş yıl zarar tutarı 2007 yılından devreden (1.000 / 2 =) 500
TL, 2009 yılından devreden (15.000 / 2 =) 7.500 TL olmak üzere toplam 8.000 TL
olacaktır.
d) Gelecek Yıllarda Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak
İstisna ve İndirim Tutarları ile Geçmiş Yıl Zararlarının Artırılan Matrahlardan
İndirilememesi
Kurumlar vergisinden istisna edilen bazı kazançlar, ilgili
yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış olsa dahi, yıllık kurumlar vergisi
beyannamesinde indirim olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna kazançlar,
müteakip yıl kazançlarından indirilmek üzere zarar
olarak müteakip yıllara devredilmektedir.
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin onuncu
fıkrası gereğince matrah artırımında bulunan mükelleflerin, devreden söz konusu
zararları, bu Kanuna göre artırdıkları matrahlardan indirmeleri söz konusu
değildir.
Aynı şekilde mükellefler, yapmış oldukları
yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak kazandıkları, ancak ilgili yıllarda
kazanç yetersizliği dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım indirimi istisnası
tutarları ile geçmiş yıl zararlarını da 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine
göre artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan indiremeyeceklerdir. Ancak
önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi tutarının, 193 sayılı Kanunun
ilgili hükümleri ile 276 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği çerçevesinde
mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan edilen kazançlardan indirilebileceği tabiidir.
Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan
cari yılda zarar beyan edilmiş olması halinde, 6111 sayılı Kanuna göre
artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamının
ödenmesi gerekeceğinden, söz konusu cari yıl zararının da artırılan matrahlar
üzerinden mahsubu veya indirimi söz konusu olmayacaktır. Bahse konu zararlar
hakkında, mükelleflerin bu Tebliğin (VI-C/5-c) bölümündeki açıklamaları dikkate almaları gerekmektedir.
e) Tevkif Yoluyla Ödenmiş Bulunan Vergilerin
İadesinin Talep Edilmesi
Matrah ve vergi artırımında bulunan
mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla ilgili olarak yıllık gelir veya
kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları
vergilerin, iadesine ilişkin taleplerinin bulunması halinde bu talepleri, 252
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğindeki esaslar çerçevesinde
sonuçlandırılacaktır. Bu nedenle bu mükellefler hakkında tevkif yoluyla ödenen
vergilerin iadesi ile ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere inceleme ve
tarhiyat yapılabilecektir.
f) Kıst
Dönemde Faaliyette Bulunan Mükelleflerde Asgari Matrah Beyanı
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne ve bu
Tebliğde yapılan açıklamalara göre matrah ve vergi artırımında veya beyanında
bulunacak mükelleflerin, matrah ve vergi artırımında bulundukları yıllarda işe
başlama ve işi bırakma gibi nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş
olmaları halinde, ilgili yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari
matrahlar, faaliyette bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu
hesaplamada ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınacaktır.
Örneğin, 15 Nisan 2006 tarihinde işe başlayan ve
bilanço esasına göre defter tutan bir gelir vergisi mükellefinin 2006 yılı için
matrah ve vergi artırımda bulunmak istemesi halinde, bu yıl için dikkate
alacağı asgari matrah;
[(9.550/12) x 9=] 7.162,50 TL'den az
olamayacaktır.
Diğer taraftan, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye
girmeleri halinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri
sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai
tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde kıst dönem
hesaplaması yapılacaktır.
g) Yıllara
Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan Mükelleflerin Durumu
Yıllara sari inşaat ve onarım işi yapan gelir
veya kurumlar vergisi mükellefleri, bu faaliyetleri dolayısıyla 2006, 2007,
2008 ve 2009 yılları için 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Yıllara sari inşaat ve onarım işi bulunan
mükellefler, her bir inşaat itibarıyla işin bittiği yıl esas alınmak suretiyle
6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.
Öte yandan, önceki yıllarda başlayan, ancak 2010
yılında bitmiş veya halen devam etmekte olan, yıllara sari inşaat ve onarım
işleri için gelir vergisi mükellefleri Mart 2011, kurumlar vergisi mükellefleri
Nisan 2011 ve müteakip yıllarda beyanda bulunması gerektiğinden 6111 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanma imkanı
bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak verdikleri
yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde beyan ettikleri yıllara sari
inşaat ve onarma işine ait istihkaklarından kesilen vergilerin beyannamede
mahsubu sonucu vergi iade haklarının doğması ve bu mükelleflerin de anılan
yıllarla ilgili olarak matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, iadesi
gereken bu vergilerin,
mükelleflerin matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden
mahsubu mümkün değildir.
h) Özel Hesap Dönemine Tabi
Mükelleflerin Durumu
213 sayılı Kanunun 174 üncü
maddesi çerçevesinde, kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen gelir
veya kurumlar vergisi mükellefleri, ilgili özel hesap dönemlerinin kapandığı
yıl itibarıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Örnek 12- Öteden beri
1 Haziran - 31 Mayıs özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi mükellefi (A),
söz konusu özel hesap dönemine ait gelirlerini özel hesap döneminin kapandığı
takvim yılını izleyen yılın Mart ayının 1 ila 25'i arasında beyan etmektedir.
Bu mükellef;
-
1/6/2005 - 31/5/2006 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,
-
1/6/2006 - 31/5/2007 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı için,
-
1/6/2007 - 31/5/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı için,
-
1/6/2008 - 31/5/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı için
belirlenen matrah artırım oranlarını veya asgari matrah
tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabilecektir.
Örnek 13- Takvim yılı
esasına göre hesap
dönemine tabi olan
(B) Ltd. Şti.'ne, 1 Temmuz 2007 tarihinden itibaren
özel hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;
-
1/1/2006 - 31/12/2006 hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,
-
1/1/2007 - 30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı için,
-
1/7/2007 - 30/6/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı için,
-
1/7/2008 - 30/6/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı için
belirlenen artırım oranlarını veya asgari matrah tutarlarını
dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.
1/1/2007 - 30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak
beyan edilen matrahların toplamı üzerinden ilgili yıl için belirlenmiş oranda
matrah artırımı yapılması gerekecek olup asgari matrahlar üzerinden matrah
artırımı yapılmasının gerekmesi halinde ise asgari matrahlar kıst hesaplamaya
tabi tutulmayacaktır.
D- KATMA DEĞER VERGİSİNDE ARTIRIM
6111 sayılı Kanunun 7 nci
maddesinde, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak maddede
belirtildiği şekilde belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak,
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan eden
mükellefler nezdinde, söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait
vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi (KDV) incelemesi
ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre, KDV mükellefleri, 2006, 2007, 2008 ve 2009
yılları için maddede belirtilen şekilde vergi
artırımında bulunmayı kabul etmeleri halinde, artırımda bulundukları dönemler
için haklarında, 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (6) numaralı fıkrasında
hükme bağlanan durumlar hariç, KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
KDV artırım uygulaması aşağıda belirlenen usul ve esaslar
doğrultusunda yürütülecektir.
1- Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken
1 No.lu KDV Beyannamelerinin Tamamını Vermiş Olan Mükellefler
a) Artırıma Esas Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları
aa) KDV
mükellefleri, ilgili yıllar içindeki her bir vergilendirme dönemine ilişkin
olarak verdikleri 1 No.lu KDV beyannamelerinin "Hesaplanan KDV Toplamı"
satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı
için …………….%3,
2007 yılı için …………….%2,5,
2008 yılı için.…………….%2,
2009 yılı için.…………….%1,5
oranında hesaplanacak KDV'yi, Kanunda öngörüldüğü şekilde
ödemeyi kabul etmeleri halinde vergi artırımı hükümlerinden
faydalanabileceklerdir.
ab) İhtirazı
kayıtla verilen beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarları, yukarıda
belirtilen yıllık hesaplanan KDV toplamına dahil edilecektir.
Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş
ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re'sen veya idarece
yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen
tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun
(11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri uyarınca tecil-terkin uygulaması kapsamında
teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil edilen vergiler, ilgili dönem
beyannamesinde yer alan "Hesaplanan KDV Toplamı" satırındaki tutardan düşülecek
ve yıllık toplama dahil edilmeyecektir.
Bu şekilde hesaplama yapılabilmesi için, 3065 sayılı Kanunun
(11/1-c) maddesi kapsamında teslim edilen malların süresi içinde ihracının
gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Aynı Kanunun geçici 17 nci maddesi
kapsamında teslimleri bulunanlarda ise bu şart aranmayacaktır.
"Tecil edilen vergiler" ifadesinden kasıt, 1 No.lu KDV
Beyannamesinin "İhraç Kayıtlı Teslimler" bölümünde yer alan "Tecil Edilebilir
KDV" satırındaki tutardır.
Örnek 14- 14/5/2006
tarihinde mükellefiyetini tesis ettirerek faaliyetine başlayan (A) Ltd. Şti.,
2006 ve 2007 takvim yıllarına ilişkin olarak KDV artırım imkanından yararlanmak
için yasal süresi içinde vergi dairesine başvurmuştur. (A) Ltd. Şti., söz
konusu dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiştir.
Mükellefin bazı dönemlerinde (Şubat, Nisan, Mayıs, Ekim/2007) 3065 sayılı
Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de bulunmakta
olup, söz konusu malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.
(A)'nın, 2006 ve 2007 yılı "Hesaplanan KDV" beyanları her
bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.
YIL
2006
2007
Dönem
Hesaplanan
KDV (TL)
(a)
Tecil
Edilebilir KDV (TL)
(b)
Fark (TL)
(a-b)
Hesaplanan
KDV (TL)
(a)
Tecil
Edilebilir KDV (TL)
(b)
Fark (TL)
(a-b)
OCAK
-
-
-
7.000
-
7.000
ŞUBAT
-
-
-
6.250
1.250
5.000
MART
-
-
-
8.000
-
8.000
NİSAN
-
-
-
5.500
1.500
4.000
MAYIS
4.000
-
4.000
5.750
1.000
4.750
HAZİRAN
3.500
-
3.500
4.500
-
4.500
TEMMUZ
2.000
-
2.000
5.000
-
5.000
AĞUSTOS
2.500
-
2.500
10.000
-
10.000
EYLÜL
1.300
-
1.300
12.000
-
12.000
EKİM
5.000
-
5.000
15.000
3.000
12.000
KASIM
3.750
-
3.750
13.500
-
13.500
ARALIK
6.000
-
6.000
11.000
-
11.000
TOPLAM
28.050
-
28.050
103.500
6.750
96.750
Bu verilere göre, mükellefin toplam KDV artırım tutarı ve
taksit tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki
gibi hesaplanacaktır.
2006 Yılı KDV Artırım Tutarı
28.050 x
%3
=
841,5 TL
2007 Yılı KDV Artırım Tutarı
96.750 x
%2,5
=
2.418,75
TL
Taksit Tutarı
[(841,5 +
2.418,75) x 1,15] / 18
=
208,29 TL
b) Kısmi Tevkifat Uygulaması Kapsamında İşlemi Bulunanlarda
Bu İşlemlerine İlişkin Olarak, Yıllık Hesaplanan KDV Tutarının Hesabında
Dikkate Alınacak Tutar
3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye
dayanılarak Maliye Bakanlığınca bazı işlemler "kısmi vergi tevkifatı"
kapsamına alınmıştır. Bu uygulamada, işlem bedeli üzerinden hesaplanan
verginin, Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmı sorumlu sıfatıyla alıcı
tarafından, kalan kısmı ise satıcı tarafından beyan edilmektedir.
Bu tür işlemleri bulunan satıcıların yapacakları KDV
artırımları ile ilgili "Yıllık Hesaplanan KDV" tutarının belirlenmesinde,
alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilen KDV dikkate alınmadan,
kendileri tarafından beyan edilen kısım hesaplamaya dahil edilecektir.
c) Sorumlu
Sıfatıyla Beyan Edilen KDV
2 No.lu KDV beyannameleri için 6111 sayılı Kanunun 7 nci
maddesi hükmünden yararlanılması mümkün değildir.
Bu çerçevede, 2 No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla
beyan edilen vergiler, yukarıda belirtildiği üzere satıcılar tarafından yıllık
toplama dahil edilmeyeceği gibi, alıcılar tarafından da yıllık toplama dahil
edilmeyecektir.
d) Artırımın
Takvim Yılı Bazında Yapılacağı
Mükelleflerin, artırıma esas alınan ilgili yılların
vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları gerekmektedir.
Ancak, mükelleflerin yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.
e) Beyannamelerin Tamamı Verilmekle Birlikte, Vergiye Tabi
İşlemlerin Bulunmaması Halinde Artırım Tutarı
Mükelleflerce verilen KDV beyannamelerinde, vergiye tabi
işlem bulunmaması nedeniyle hiç "Hesaplanan KDV" beyan edilmemesi durumunda, bu
Tebliğin (VI/D-3-a) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.
f) Özel Hesap Dönemine Tabi
Mükelleflerin Durumu
213 sayılı Kanunun 174 üncü maddesine göre Maliye
Bakanlığınca gelir veya kurumlar vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin
edilen mükellefler bu Tebliğin (VI/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili
takvim yılı bazında yapacaklardır.
g)
Kullanılacak Bildirim
Vergi artırımında bulunulan yılda vermeleri gereken 1 No.lu
KDV Beyannamelerinin tamamını vermiş olan mükellefler (bu Tebliğin VI/D-3
bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:10) yer alan bildirimi
kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların
da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
2- Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV
Beyannamelerini Vermemiş Olan Mükellefler
a) En Az Üç
Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar
Verilmiş olan 1 No.lu KDV beyannamelerinin "Hesaplanan KDV
Toplamı" satırlarında yer alan tutarlar toplanacak ve beyanname verilen dönem
sayısına bölünerek ortalaması bulunacaktır.
Bulunan bu ortalama tutar, 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla
iblağ edilerek vergi artırımına esas olacak "Yıllık Hesaplanan KDV" tutarına
ulaşılacaktır.
Bulunan bu vergi tutarı üzerinden bu Tebliğin (VI/D-1-aa)
bölümünde belirtilen oranlarda KDV ödenmesinin kabul edilmesi halinde,
mükellefler KDV artırımı hükümlerinden faydalanabileceklerdir.
Bu kapsamdaki mükelleflerin, KDV artırım imkânından
yararlanmaları için ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden
matrah artırımında bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Örnek 15- Mükellef
2007 yılı içinde sadece 5 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi
vermiştir. Mükellefin vermiş olduğu KDV beyannamelerindeki "Hesaplanan KDV"
tutarları toplamı 22.000 TL'dir.
Buna göre, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (9
taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Her Bir Dönem İçin Dikkate
Alınacak Hesaplanan KDV
22.000 / 5
=
4.400 TL
2007 Yılı KDV Artırımına Esas
Tutar
4.400 x 12
=
52.800 TL
2007 Yılı KDV Artırım Tutarı
52.800 x
%2,5
=
1.320 TL
Taksit Tutarı
(1.320 x
1,07) / 9
=
156,93 TL
Artırımda bulundukları takvim yılı içinde 1 No.lu KDV
Beyannamelerinin tamamını vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV
beyannamesi vermiş olan mükellefler (bu
Tebliğin VI/D-3 bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu
Tebliğ ekinde (Ek:11) yer alan
bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
b) Hiç Beyanname Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde
Beyanname Vermiş Olanlar
Artırımın ilgili olduğu yıl içindeki dönemlere ait 1 No.lu
KDV beyannamelerinin hiç verilmemiş ya da söz konusu takvim yılının sadece bir
veya iki vergilendirme dönemi için beyanname verilmiş olması halinde, KDV
artırımı hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin ilgili yıla ilişkin
olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları
zorunludur.
Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit
ortaklıklarda ortakların tamamının gelir/kurumlar vergisi yönünden matrah
artırımında bulunmaları gerekmektedir.
Mükellefler, artırdıkları gelir veya kurumlar vergisi matrah
tutarı üzerinden %18 oranında hesaplanacak KDV'yi ödemeyi kabul etmeleri
halinde, KDV artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 16- Mükellef (X)
A.Ş., 2007 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz
konusu yıla ilişkin olarak sadece 2 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV
beyannamesi vermiştir.
Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 40.000 TL
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı
(12 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
2007 Yılı KDV Artırım Tutarı
40.000 x
%18
=
7.200 TL
Taksit Tutarı
(7.200 x
1,10) / 12
=
660TL
Öte yandan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (k) bendi uyarınca kurumlar vergisinden muaf bulunan kooperatifler,
KDV artırımında bulunmak istemeleri halinde, kurumlar vergisi matrah artırımına
ilişkin asgari tutar dikkate alınmak suretiyle, KDV artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir. Bu durumda, söz konusu kooperatiflerin ayrıca kurumlar
vergisi yönünden matrah artırımında bulunmuş olmaları şartı aranmayacaktır.
Ancak, kurumlar vergisi yönünden de ilgili yıl için matrah artırımında
bulunulmuş olması halinde, KDV artırım tutarı, matrah artırım tutarı esas
alınarak belirlenecektir.
Artırımda bulundukları takvim yılı içindeki dönemlere
ilişkin 1 No.lu KDV beyannamelerinin hiçbirini vermemiş veya en fazla iki
dönemde beyanname vermiş olan
mükellefler KDV artırım taleplerinde
bu Tebliğ ekinde (Ek:12) yer alan
bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
3- 1 No.lu KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan
veya Hesaplanan KDV Beyanları Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki
Teslimlere İlişkin Olanlar
a) İlgili takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı;
- İstisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan veya
diğer nedenlerle hesaplanan KDV beyanı bulunmayan mükellefler ile
- Tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşan
mükellefler
ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunmuş olmaları şartıyla KDV artırımından faydalanabileceklerdir.
Buna göre, ilgili yıl içinde en az üç dönemde 1 No.lu KDV
beyannamesi veren ve hiçbir dönemde hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi beyanı bulunan
mükelleflerin artırım taleplerinde, bu Tebliğin bu bölümüne göre işlem
yapılacaktır.
Bu mükelleflerin, KDV artırımı talepleri nedeniyle
ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergisi bakımından artırılan matrahlara
%18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.
Örnek 17- (Y) A.Ş., 2008 yılı için KDV
yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz konusu yıldaki işlemleri
KDV'den müstesna olan ve tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden
oluşmaktadır. 2008 yılı KDV beyannamelerinin üçünde "Hesaplanan KDV" beyanı
bulunmakta ancak, bu beyanlar tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden
kaynaklanmaktadır.
Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 45.000 TL
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
Mükellefin 2008 yılı beyan durumu her bir dönem itibariyle
aşağıdaki gibidir.
DÖNEM
HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI
OCAK
HKDV yok
ŞUBAT
HKDV yok
MART
HKDV yok
NİSAN
5.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)
MAYIS
4.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)
HAZİRAN
HKDV yok
TEMMUZ
HKDV yok
AĞUSTOS
HKDV yok
EYLÜL
8.000 TL (Tecil Edilebilir KDV)
EKİM
HKDV yok
KASIM
HKDV yok
ARALIK
HKDV yok
TOPLAM
17.000 TL
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı (6
taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV Artırım Tutarı
45.000 x
%18
=
8.100 TL
Taksit Tutarı
(8.100 x
1,05) / 6
=
1.417,5 TL
b) 6111 sayılı
Kanunun 7 nci maddesinin (2/c) bendinde, "…Şu
kadar ki, ilgili takvim yılı içinde yukarıdaki işlemlerin yanı sıra vergiye
tabi işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükelleflerin
bu madde hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda
belirtildiği şekilde hesaplanacak % 18 oranındaki katma değer vergisi
tutarından aşağı olamaz…" hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, mükelleflerin KDV artırımından yararlanmak
istedikleri yıl içindeki bazı dönemlere ait beyannamelerinde, tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki teslimler dışındaki işlemleri dolayısıyla
"Hesaplanan KDV" yer alması durumunda, vergi artırımı nedeniyle
ödemeleri gereken verginin tespiti için gelir veya kurumlar vergisi matrah
artırımında bulundukları tutarın %18 i ile karşılaştırma yapılması gerekmektedir.
Artırım talebi nedeniyle ödenmesi gereken vergi, önce mükellefin beyanname
verme durumuna göre bu Tebliğin (VI/D-1) veya (VI/D-2) bölümlerine, daha sonra
bu bölüme göre hesaplanacaktır. Bu tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle
ödenmesi gereken vergi olarak kabul edilecektir.
Bu çerçevede, yıl içindeki beyannamelerinin tamamını
vermekle birlikte, beyannamelerin sadece bir veya birkaçında hesaplanan vergisi
bulunup diğer dönemlerde bulunmayan mükelleflerin artırım talebinde bulunmaları
halinde, hesaplanan vergi bulunan beyannamelerindeki hesaplanan vergiler
toplanacak ve bu toplama, ilgili yıl için öngörülen artırım oranı uygulanarak
artırım tutarı hesaplanacaktır. Ancak bu tutar, mükellefin gelir/kurumlar
vergisi matrah artırımına %18 oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutardan küçük
olursa büyük olan tutar dikkate alınacaktır.
Bu kapsama giren mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar
vergisi matrah artırımında bulunmaları zorunludur.
Örnek 18- Gelir
vergisi mükellefi (A), 2008 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak
istemektedir. Söz konusu yılda, KDV'den istisna işlemlerin yanı sıra bazı
dönemlerde (Şubat, Nisan, Mayıs ve Eylül/2008 dönemlerinde) vergiye tabi (KDV
beyanını gerektiren) işlemler de bulunmaktadır.
Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 15.000 TL gelir
vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
Mükellefin 2008 yılı beyan durumu her bir dönem itibariyle
aşağıdaki gibidir.
DÖNEM
HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI
OCAK
HKDV yok
ŞUBAT
16.500 TL
MART
HKDV yok
NİSAN
15.000 TL
MAYIS
24.000 TL
HAZİRAN
HKDV yok
TEMMUZ
HKDV yok
AĞUSTOS
HKDV yok
EYLÜL
18.000 TL
EKİM
HKDV yok
KASIM
HKDV yok
ARALIK
HKDV yok
TOPLAM
73.500 TL
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı
(18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV Artırım Tutarı:
1)
73.500 x %2 =
1.470 TL
KDV
artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan yani 2.700 TL olacaktır.
2)
15.000 x %18 = 2.700 TL
Taksit Tutarı ise [(2.700 x 1,15) / 18 =] 172,5 TL olacaktır.
Örnek 19- 2008 takvim
yılına ilişkin olarak sadece 3 dönemde vergili işlemleri bulunan ve yılın 9
döneminde beyanname verip, 3 döneminde vermemiş olan gelir vergisi mükellefi
(B)'nin KDV beyan durumu aşağıdaki gibidir.
Mükellef 2008 yılı ile ilgili olarak 15.000 TL gelir vergisi
matrah artırımında bulunmuştur.
DÖNEM
HESAPLANAN KDV (HKDV) BEYANI
OCAK
HKDV yok
ŞUBAT
Beyanname
yok
MART
HKDV yok
NİSAN
15.000 TL
MAYIS
24.000 TL
HAZİRAN
Beyanname
yok
TEMMUZ
HKDV yok
AĞUSTOS
HKDV yok
EYLÜL
18.000 TL
EKİM
HKDV yok
KASIM
Beyanname
yok
ARALIK
HKDV yok
TOPLAM
57.000 TL
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit tutarı
(18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV Artırım Tutarı:
1)
57.000 / 9 =
6.333 TL
KDV
artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan yani 2.700 TL olacaktır.
6.333 x 12 = 76.000 TL
76.000 x
%2 = 1.520 TL
2)
15.000 x %18 = 2.700 TL
Taksit Tutarı ise [(2.700 x 1,15) / 18 =]
172,50 TL olacaktır.
c) Tebliğin bu
bölümü kapsamında olan mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:13) yer alan bildirimi
kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların
da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
4- Vergilendirme
Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu
a) Bir, İki
veya Üç Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması
Üç aylık beyan dönemine tabi mükelleflerin; 1, 2 veya 3
dönem için 1 No.lu KDV beyannamesi vermiş olmaları halinde, "Yıllık Hesaplanan
KDV" toplamı, bu Tebliğin (VI/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar
çerçevesinde hesaplanacaktır.
Buna göre;
-1 dönem beyanname verilmişse, bu beyannamenin "Hesaplanan
KDV Toplamı" satırındaki tutarın 4 katı alınarak,
-2 dönem için beyanname verilmişse, verilen beyannamelerdeki
"Hesaplanan KDV Toplamı" satırlarında yer alan tutarların toplamının 2 katı
alınmak suretiyle,
-3 dönem için beyanname verilmişse, 3 dönem için verilen bu
beyannamelerin "Hesaplanan KDV Toplamı" satırlarında yer alan tutarların
toplamına, bu tutarın 1/3'ü ilave edilerek
yıllık hesaplanan KDV tutarı bulunacaktır.
Bulunan tutar üzerinden, bu Tebliğin (VI/D-1-aa) bölümünde
belirtilen oranda KDV hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.
b) Üç Aylık
Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname Verilmemiş Olması
Bu mükelleflerin KDV artırımından yararlanabilmeleri için,
gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını artırmaları şarttır.
Bunların KDV artırımı dolayısıyla ödemesi gereken vergi,
artırılan gelir veya kurumlar vergisi matrahına %18 oranı uygulanmak suretiyle
hesaplanacaktır.
c)
Kullanılacak Bildirim
KDV vergilendirme dönemleri üç aylık dönemler olan
mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında
kullanılabilecek bildirimlerden durumlarına uygun olanını kullanacaklardır.
Ancak, bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.
5- Yıl
İçinde İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri
Vergi artırımında bulunacak mükelleflerin, vergi artırımında
bulundukları yıllarda (işe başlama veya işi bırakma gibi nedenlerle) kıst
dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde, bu Tebliğin (VI/D-1, 2, 3 ve 4)
bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, kıst dönem itibarıyla hesaplama
ve artırım yapılacaktır.
Bu kapsamda, kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyeye
girmeleri halinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri
sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin nihai
tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde ilgili yıl için
kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.
KDV artırımında kullanılacak bildirimler bu Tebliğin ilgili
bölümlerine göre belirlenecektir. Ancak, bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
6- Artırımda
Bulunanlar Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat Yapılması
6111 sayılı Kanuna göre vergi artırımından yararlanmak
isteyen mükellefler nezdinde, artırımda bulundukları yıl veya yılların
kapsadığı dönemler itibarıyla KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Ancak;
-Artırımda bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak
vergi incelemelerine ilişkin olarak artırımda bulunulan dönemler için "Sonraki
Dönemlere Devreden KDV" yönünden vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu
incelemelerde artırımda bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecek, elde
edilen bulgular artırımda bulunulmayan dönemlerdeki tarhiyatlar için
kullanılabilecektir.
-Artırımda bulunulan dönemler için iade hakkı doğuran
işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin taleplerine
ilişkin olarak vergi incelemesi yapılabilecektir. İnceleme sonunda artırımda
bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere
tarhiyat yapılabilecektir.
Buna göre, KDV artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak
mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir KDV ve ihraç
kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade
işlemleri ile sınırlı olmak üzere, 6111 sayılı Kanunun (9/4) maddesinde
düzenlenen 1 aylık inceleme süresi şartı aranmaksızın, inceleme ve tarhiyat
yapılabilecektir.
7- Ödenen KDV'nin Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından
İndirilememesi, İade Konusu Yapılamaması
6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin yedinci fıkrasına göre,
vergi artırımı sonucu ödenen KDV, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının
tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamaz.
Ayrıca bu tutarlar, KDV beyannamelerine indirim olarak ithal
edilemeyeceği gibi, 1 No.lu KDV beyannamelerine göre ortaya çıkan "Ödenmesi
Gereken KDV" tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların herhangi bir
şekilde iade edilmesi de mümkün değildir.
8- KDV Artırımı Başvurusunda Bulunabilecekler
KDV artırım başvuruları, mükelleflerin kendileri veya
mükellefi temsile yetkili olanlar tarafından yapılacaktır.
Diğer taraftan, devir, tam bölünme ve
tasfiye işlemleri ile ölüm veya gaiplik hallerinde, bu Tebliğin (VI/C) bölümünde
yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.
E- GELİR
(STOPAJ) ve KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM
Vergi tevkifatı yapmakla sorumlu
olanlar, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5520 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılmış bulunmaktadır. Bunlar,
kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret
şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi
işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan
etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço
veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerdir.
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde;
- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,
- Serbest meslek ödemelerinden,
- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait
hakediş ödemelerinden,
- Kira ödemelerinden,
- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve
hizmetler için yapılan ödemelerden,
- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan
ödemelerden
gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla
sorumlu olanların, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları ile ilgili olarak artırımda
bulunabilecekleri hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Bu kapsamda artırımda bulunacak olanların, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (1), (2), (3), (5), (11) ve (13) numaralı bentleri ile 5520 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 30 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan gelir veya kurumlar
vergisi tevkifatına ilişkin muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi
dairelerine, 2 Mayıs 2011 tarihi
mesai saati bitimine kadar müracaat etmek suretiyle artırım hükümlerinden
yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
1-
Ücret Ödemeleri
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1)
numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden, Kanunun 103 ve 104
üncü maddelerine göre sorumlularca gelir vergisi tevkifatı yapılması
gerekmektedir.
Hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olanların bu sorumlulukları ile ilgili olarak vergi incelemesi ve
tarhiyata muhatap olmamaları için, 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince
aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı yapmaları gerekmektedir (Ek: 14).
Spor kulüpleri ile Türkiye Jokey Kulübü de ücret hükümlerine göre
vergilendirilen ödemeleri için vergi artırımından yararlanabilecektir.
a) Artırıma İlişkin Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin
Tamamında Muhtasar Beyanname Verilmiş Olması
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi
tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine
ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen ücret
ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı
için ............................................%5,
2007 yılı
için ........................................... %4,
2008 yılı
için ............................................%3,
2009 yılı
için ............................................%2
oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri
halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait
vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret ödemeleri yönünden gelir
(stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
b) Artırıma İlişkin Yıl İçinde En Az Bir Dönemde Muhtasar
Beyanname Verilmiş Olması
Vergi artırımı isteminde bulunulan yılın vergilendirme
dönemlerinin en az bir döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması halinde, bu
beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12 ile çarpılmak
suretiyle (1) yıla tamamlanarak vergi artırımına esas alınacak olan yıllık
ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj) vergisinin matrahı bulunacak ve
bu matraha bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları
uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.
Öte yandan, birden fazla dönemde muhtasar beyanname verilmiş
olması halinde, verilen beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi tutarlarının
toplamı, verilen beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması
bulunacak ve bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi
artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunarak bu matraha bu
Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle
ödenecek vergi hesaplanacaktır.
c) Artırıma İlişkin Yılda Hiç Muhtasar Beyanname Verilmemiş Olması
Mükellefler (sorumlular) gelir (stopaj) vergisi artırımı
isteminde bulundukları yılın vergilendirme dönemlerinin hiç birisinde ücret
ödemelerine ilişkin muhtasar beyanname vermemiş iseler, bu yılla ilgili olarak
aşağıda yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaplanan gelir vergisinin ödenmesi
halinde, 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki vergi artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın her bir
vergilendirme dönemi için;
ca) 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önce ilgili yıl için verilmiş olan aylık prim ve
hizmet belgelerinde bildirilen ortalama işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı
kabul edilecek ve vergi artırımında bulunulan yılın son vergilendirme döneminde
16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarı, bu işçi sayısı
ile çarpılmak suretiyle bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisi
matrahı hesaplanacaktır. Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ
edilerek 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre vergi artırımına esas olacak
yıllık ücretler üzerinden hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı
bulunacaktır. Bulunan bu tutar üzerinden ilgili yıl için bu Tebliğin (VI/E-1-a)
bölümünde belirlenen oranda gelir vergisi ödenmesi suretiyle, vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılacaktır.
cb) Vergi
artırımı yapılmak istenilen yılda aylık prim ve hizmet belgesinin hiç
verilmemiş olması halinde, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar vergi
artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme dönemlerinde verilen ilk aylık prim
ve hizmet belgesindeki işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve
bu işçi sayısı esas alınarak bu Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümünde açıklandığı
şekilde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı
hesaplanacaktır.
cc) 2006, 2007,
2008 ve 2009 yıllarının tamamında 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
aylık prim ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması halinde, en az iki işçi
esas alınmak suretiyle bu Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümündeki açıklamalar
çerçevesinde bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi
hesaplanacaktır.
Bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde hizmet erbabına
ödenen ücretlere ilişkin gelir (stopaj) vergisinde yapılacak vergi artırımında
kullanılacak, ilgili yılların son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük
işçiler için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarları aşağıda
gösterilmiştir.
2006 yılı
için .............................. 6.372 TL
2007 yılı
için............................... 7.020 TL
2008 yılı
için............................... 7.664,4 TL
2009 yılı
için............................... 8.316 TL
Örnek 20- (Y) Derneği,
2009 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde hizmet erbabına ödemiş olduğu
ücretler için muhtasar beyanname ve aylık prim ve hizmet belgesini vermemiştir.
Dernek, 2010 yılına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna vermiş
olduğu ilk aylık prim ve hizmet belgesinde 10 işçi için prim ödemesinde
bulunmuştur. Bu durumda, 2009 yılında ödenen ücretlere ilişkin vergi artırımı
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır. (2009 yılının son vergilendirme dönemi olan
Aralık ayında 16 yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücretin yıllık
brüt tutarı bir işçi için 8.316 TL'dir.)
- 2009 yılı
ücret ödemelerine ilişkin
gelir (stopaj) vergisi matrahı (8.316x10=) 83.160,00 TL
-Gelir
(stopaj) vergisi (83.160,00 x % 2=) 1.663,20 TL
Mükellef 2009 yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi
artırım tutarı olan
1.663,20 TL'yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna
kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi
halinde, bu yıla ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesine ve tarhiyata muhatap
tutulmayacaktır.
2- Serbest Meslek Ödemeleri
a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname
Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendi uyarınca yaptıkları serbest meslek işleri
dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak
verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen serbest meslek ödemelerinin
gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı
için ............................................%5,
2007 yılı
için ........................................... %4,
2008 yılı
için ............................................%3,
2009 yılı
için ............................................%2
oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul etmeleri
halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait
vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak serbest meslek erbabına yapılan
ödemeler yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır
(Ek:15).
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın vergilendirme
dönemlerinde hiç muhtasar beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname
verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması
halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi
mükellefleri için belirlenmiş asgari gelir vergisi
matrahı tutarının % 50'si esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi
matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 6111 sayılı
Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:15).
Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki tabloda
gösterilmiştir.
Yıllar
Bilanço
Esasına Göre Belirlenen Asgari
Tutarın
%50'si (TL)
(1)
Vergi
Oranı (%)
(2)
Hesaplanan
Vergi (TL)
(1x2)
(3)
2006
4.775
15
716,25
2007
5.160
15
774,00
2008
5.610
15
841,50
2009
6.115
15
917,25
Örnek 21- Market
işletmeciliği ile iştigal eden Bay (Y), 2009 yılı vergilendirme dönemlerinin
hiçbirisinde serbest meslek erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen
vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.
Bu durumda, 2009 yılı içinde yapılan serbest meslek
ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Bu mükellefin hiç beyanname vermemesi nedeniyle asgari
matrahının belirlenmesinde bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarının (2009 yılı için 12.230 TL)
%50'si esas alınacak ve bu tutar üzerinde %15 vergi hesaplanacaktır.
Buna göre;
-2009 yılı
toplam gelir (stp) vergisi matrahı (12.230 x %50=) 6.115,00 TL
-Gelir (stp)
vergisi (6.115 x % 15=)
917,25 TL
Mükellef 2009 yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi
artırım tutarı olan 917,25 TL'yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda
öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin serbest meslek ödemelerine ilişkin olarak gelir stopaj vergisi
incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
3- Kira Ödemeleri
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (5) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yaptıkları kira ödemeleri üzerinden vergi
tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine
ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen kira
ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006
yılı için ............................................%5,
2007
yılı için ........................................... %4,
2008
yılı için ............................................%3,
2009
yılı için ............................................%2,
oranında hesaplanan gelir veya kurumlar
vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi
artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak kira
ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:16).
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın
vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname verilmemiş olması veya
muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün
beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için beyana tabi geliri sadece
gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir
vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar
(stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında hesaplanan vergiyi ödemek
suretiyle 6111 sayılı Kanunun artırım hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:16).
Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.
Yıllar
Asgari
Matrah Tutarı
(TL)
(1)
Vergi
Oranı
(%)
(2)
Hesaplanan
Vergi
(TL)
(1x2)
(3)
2006
1.910
15
286,50
2007
2.064
15
309,60
2008
2.244
15
336,60
2009
2.446
15
366,90
Örnek 22- Kurum (A),
2006 ila 2009 yıllarına ait kira ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için
artırımdan yararlanmak istemektedir.
Muhtasar beyannamelerini üçer aylık dönemler itibarıyla
veren mükellef kurumun,
-2006 yılına ilişkin olarak 2006/Ocak-Şubat-Mart dönemine
ait muhtasar beyannamesinde 1.500 TL,
-2007 yılına ilişkin olarak 2007/Ocak-Şubat-Mart dönemine
ait muhtasar beyannamesinde 2.000 TL, 2007/Haziran-Temmuz-Ağustos dönemine ait
muhtasar beyannamesinde 4.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL
kira ödemesi (brüt) bulunmaktadır. Diğer dönemlere ilişkin
olarak kira ödemeleri yönünden muhtasar beyanname vermemiştir.
Bu durumda, anılan mükellefin 2006-2009 yılları içinde
yapılan kira ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Muhtasar
beyanname verdiği dönemlerde artırım:
-2006 yılı için (1.500
x %5=) 75,-TL
- 2007 yılı için (6.000
x %4=) 240,-TL
Muhtasar
beyanname vermediği dönemlerde artırım:
Bu mükellefin 2008 ve 2009 yılı için hiç muhtasar beyanname
vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde geliri sadece gayrimenkul
sermaye iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi
matrah tutarı esas alınacak ve bu tutar üzerinden de %15 vergi hesaplanacaktır.
Buna göre mükellefin;
- 2008 yılı
için (2.244 x %15=) 336,60 TL
- 2009 yılı
için (2.446 x %15=) 366,90 TL
olmak üzere, toplam 1.018,50 TL'yi 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak ödemeyi
kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin kira ödemeleriyle ilgili olmak üzere
gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 18 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı
[(1.018,50x1,15)/18=] 65,07 TL olacaktır.
4- Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine İlişkin Hakedişler
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun
15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 30 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bentleri uyarınca birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve
onarım işleri ile uğraşanlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş
ödemelerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde
verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer
alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı
üzerinden %1 oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından
yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:17).
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname
verilmemiş olması veya muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması
istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için
bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir
vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) veya kurumlar
(stopaj) vergisi matrahı üzerinden asgari %3 oranında hesaplanan vergi ödenmek
suretiyle, 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek:17).
Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.
Yıllar
Bilanço
Esasına Göre
Belirlenen
Asgari
Tutar
(TL)
(1)
Vergi
Oranı (%)
(2)
Hesaplanan
Vergi (TL)
(1x2)
(3)
2006
9.550
3
286,50
2007
10.320
3
309,60
2008
11.220
3
336,60
2009
12.230
3
366,90
Örnek 23- Kurumlar
vergisi mükellefi (B), 2007 yılında ihale etmiş olduğu yıllara sari inşaat ve
onarma işleri nedeniyle yapmış olduğu hakediş ödemeleri üzerinden tevkif etmiş
olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.
Söz konusu yılda muhtelif dönemlerde vermiş olduğu 5 adet
muhtasar beyannamesinde toplam 850.000 TL hakediş ödemesi (brüt) beyan etmiş
bulunmaktadır.
Bu durumda, anılan mükellefin 2007 yılı içinde yapmış olduğu
hakediş ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Mükellifin 2007 yılı için (850.000 x %1=) 8.500 TL tevkifat
tutarını Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye
başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla
ilişkin söz konusu yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ilişkin hakediş
ödemeleri yönünden gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 18 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit
tutarı [(8.500x1,15)/18=] 543,06 TL olacaktır.
5- Çiftçilerden Satın Alınan Zirai Mahsuller ve Hizmetler
İçin Yapılan Ödemeler
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (11) numaralı bendi uyarınca çiftçilerden satın aldıkları zirai
mahsuller ve hizmetler için yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler
dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin
gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için
ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının % 25'i
oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından
yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:18).
Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda
gösterilmiştir.
Yıllar
GVK Madde
94/11-a-i bendine göre yapılan ödemeler için
GVK Madde
94/11-a-ii bendine göre yapılan ödemeler için
GVK Madde
94/11-b-i bendine göre yapılan ödemeler için
GVK Madde
94/11-b-ii bendine göre yapılan ödemeler için
GVK Madde
94/11-c-i bendine göre yapılan ödemeler için
GVK Madde
94/11-c-ii bendine göre yapılan ödemeler için
2006
%0,25
%0,50
%0,50
%1
%0,50
%1
2007
%0,25
%0,50
%0,50
%1
%0,50
%1
2008
%0,25
%0,50
%0,50
%1
%0,50
%1
2009
%0,25
%0,50
%0,50
%1
%0,50
%1
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname
vermemiş olanlar veya muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması
istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için
bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir
vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı
üzerinden asgari %2 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı
Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 18).
Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.
Yıllar
Bilanço
Esasına Göre
Belirlenen
Asgari
Tutar
(TL)
(1)
Vergi
Oranı (%)
(2)
Hesaplanan
Vergi (TL)
(1x2)
(3)
2006
9.550
2
191,00
2007
10.320
2
206,40
2008
11.220
2
224,40
2009
12.230
2
244,60
6- Esnaf Muaflığı Kapsamında Bulunanlara Yapılan Ödemeler
a)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara
yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl
içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde
yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı
üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13)
numaralı bendinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda
geçerli olan tevkifat oranının % 25'i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek
suretiyle vergi artırımından yararlanılması mümkün bulunmaktadır (Ek: 19).
Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda
gösterilmiştir.
Yıllar
(GVK
94/13- (a) ve (b) bentlerine göre yapılan ödemeler için
GVK 94/13-
(c) bendine göre yapılan ödemeler için
GVK 94/13-
(d) bendine göre yapılan ödemeler için
2006
% 0,50
% 1,25
% 2,50
2007
% 0,50
% 1,25
% 2,50
2008
% 0,50
% 1,25
% 2,50
2009
% 0,50
% 1,25
% 2,50
b)
Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç beyanname
vermemiş olanlar veya muhtasar beyanname vermekle birlikte artırılması
istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için
bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş asgari gelir
vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı
üzerinden asgari %5 oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı
Kanunun vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek: 19).
Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.
Yıllar
Bilanço
Esasına Göre
Belirlenen
Asgari
Tutar (TL)
(1)
Vergi
Oranı (%)
(2)
Hesaplanan
Vergi (TL)
(1x2)
(3)
2006
9.550
5
477,5
2007
10.320
5
516,0
2008
11.220
5
561,0
2009
12.230
5
611,5
Örnek
24- (F) Limited Şirketi, 2006-2009 yılı vergilendirme dönemlerinde
esnaf muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden tevkif etmiş
olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.
Mükellef, 2006, 2007 ve 2008 yılı vergilendirme
dönemlerinin hiçbirisinde esnaf muaflığından yararlananlara yapmış olduğu
ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannameyi vermemiştir.
2009 yılında esnaf muaflığından
yararlananlardan;
-Hurda mal alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi
tutarı 15.000 TL,
-Hizmet alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi tutarı
ise 10.000 TL'dir.
Mükellef, 2009 yılı için yapmış olduğu
tevkifatlar dolayısıyla muhtasar beyannamesini vermiş bulunmaktadır.
Bu durumda, anılan mükellefin 2006, 2007, 2008
ve 2009 yılı içinde esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yapmış olduğu
ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
2006
Yılı için (9.550 x %5=) 477,50 TL,
2007
Yılı için (10.320 x %5=) 516,00 TL,
2008
Yılı için (11.220 x %5=) 561,00 TL,
2009
Yılı için; 325,00 TL,
-Hurda
mal alımları nedeniyle (15.000 x
%0,50=) 75,00 TL
-Hizmet
alımları nedeniyle (10.000 x
%2,50=) 250,00 TL
Genel Toplam: 1.879,50 TL
Mükellef 2006-2009 yıllarına ilişkin olarak
gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan toplam 1.879,50 TL'yi Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak
Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi
halinde, bu yıllara ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 6 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit
tutarı [(1.879,50x1,05)/6=] 328,91 TL olacaktır.
7- Gelir (Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile
İlgili Ortak Hükümler
a) Başvuru
Süresi ve Şekli
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında gelir (stopaj)
ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin
(sorumlular), bu Tebliğin (VI/B) bölümünde belirtilen süre ve şekilde ilgili
vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.
b) Yıl
İçinde İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu
Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında
bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumlular) artırımda bulunacakları yıl içinde
işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları halinde, faaliyette bulunulan
vergilendirme dönemleri esas alınarak yukarıdaki bölümlerde yapılan açıklamalar
çerçevesinde ilgili yıl için artıracakları vergi tutarları hesaplanacaktır. Bu
hesaplamada, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj)
ve kurumlar (stopaj) vergisinin 1 yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.
Mükelleflerin (sorumlular) ilgili yılların herhangi bir
vergilendirme dönemi için vergi artırımında bulunmaları mümkün olmayıp, yılın
tamamı için vergi artırımı yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin
(sorumlular) yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.
c) Artırım Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar
Vergisinden İndirilmemesi
Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında
bulunan mükelleflerin artırıma esas ücret tutarları ve artırılan matrahlar ile
bu ücret ve matrahlar üzerinden ödenen gelir vergisi tutarları, gelir veya
kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak
dikkate alınmayacaktır.
d) Farklı
Vergi Dairelerine Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımına
ilişkin olarak farklı vergi dairelerine beyanda bulunmuş olan mükelleflerin
(sorumlular) bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.
e) Tevkifata
Tabi Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi
İlgili yıl içinde ücret dışındaki ödemeler nedeniyle verilen
muhtasar beyannamelerde beyan edilen tutarlar beyanname verilen dönemlerle
sınırlı olup, bir yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.
f) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında
tevkifata tabi herhangi bir ödeme türü için artırımda bulunulması durumunda,
vergi artırımında bulunulan ödeme türüne ilişkin olarak artırımda bulunulan yıl
için gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi yönünden vergi incelemesine ve
tarhiyata muhatap olunmayacaktır.
Diğer taraftan, işverenlerce ücretlerde vergi indirimi ile
asgari geçim indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle ücretlilerin başvuru
yapması halinde, bu taleplerin 255 ve 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel
Tebliğlerindeki açıklamalar çerçevesinde sonuçlandırılabilmesi için ilgili
talepleri ile sınırlı kalmak üzere gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.
g) Gelir
veya Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı
Gelir (stopaj) ve kurumlar
(stopaj) vergisi yönünden
artırımda bulunulması durumunda, ayrıca gelir veya kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunulmuş olması şartı aranmayacaktır.
F- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun "Matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak
hükümler" başlıklı 9 uncu maddesinin uygulamasına ilişkin açıklamalar
aşağıda yer almaktadır.
1- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı
Dolayısıyla Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi
6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri hükümlerinden
yararlanılarak artırımda veya beyanda bulunanlar, anılan hükümlere göre
hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi ile gelir
(stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi tutarlarını 31
Mayıs 2011 tarihine kadar tamamen ödeyebilecekleri gibi talep etmeleri
halinde bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde belirtilen açıklamalar
çerçevesinde taksitler halinde ödemeleri de mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde
mükellefçe tercih edilen taksit seçeneğine göre ilgili katsayı uygulanacaktır.
Bu vergilerin, ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde; peşin
ödenmek istenmişse vade tarihinden, taksitler halinde ödenmek istenmişse
taksitlerin vade tarihlerinden, ödeme tarihine kadar geçen süre için 6183
sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranda
gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsili gerekmektedir. Gecikme zammı,
ödenmemiş tutar içerisinde yer alan vergi aslı üzerinden hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara
ilişkin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde Kanunun 19 uncu maddesi
hükmünün tatbik edilmesi gerekmekle birlikte, matrah ve vergi artırımına
ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği Kanunun 9 uncu maddesinde yer alan düzenleme
uyarınca matrah ve vergi artırımında bulunanların taksitlerini süresinde
ödememesi, artırım hükümlerinin ihlali anlamına gelmeyecektir.
2- Takdir Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi
İncelemesine Başlanılmış Mükelleflerin Durumu
6111 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, matrah ve vergi artırımı kapsamına giren dönemler
için başlatılmış ve henüz sonuçlandırılmamış incelemelerin veya takdir
işlemlerinin bulunması, artırıma engel değildir.
Öte yandan, matrah ve vergi artırımında bulunulması Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerine engel teşkil etmeyecektir. Bu mükellefler hakkında vergi incelemesi
ile takdir işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda belirtilen
hususlara uyulması gerekmektedir.
a) 6111 sayılı
Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında, artırımda
bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımlandığı
tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin,
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde
sonuçlandırılması şarttır. Bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan vergi
incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada
bırakılacaktır. Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan
veya artırılan vergileri ödeyeceklerdir.
Bir başka anlatımla, Kanunun yayımı tarihinden önce
başlanılmış vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin 31/3/2011 tarihine (bu
tarih dahil) kadar tamamlanamaması halinde mükelleflerin, başvuru süresinin
(2/5/2011) sonuna kadar matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmaları şartıyla,
31/3/2011 tarihinden sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden raporlar ve
kararlar üzerine tarhiyat yapılmayacağından, vergi incelemesi ve takdir
işlemlerine devam edilmeyecektir.
b) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanılmış söz konusu vergi incelemeleri ile takdir
işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata
konu matrah farkı tespit edilmesi halinde;
ba) Mükellef,
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına
intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunmuş ise, inceleme ve
takdir sonucu bulunan matrah farkı ile mükelleflerin Kanunun 6, 7 ve 8 inci
maddeleri hükümlerine göre artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu
değerlendirme sonucu mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah tutarlarının,
vergi incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen
matrah farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef hakkında
ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre vergi tarhiyatı
yapılmaz ve ceza uygulanmaz.
bb) Vergi
incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen tarhiyata konu matrah farkının, mükellefin
ilgili yıl için artırdığı matrah tutarından fazla olması halinde, aradaki fark
tutar kadar matrah farkı üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı
yapılacak ve ceza uygulanacaktır. Ancak mükellef, bu fark tutar üzerinden tarh
edilen vergiler ile uygulanan gecikme faizi ve cezalar için Kanunun 4 üncü
maddesi hükmünden yararlanarak ödemede bulunabilecektir.
bc) KDV
uygulaması bakımından vergi inceleme raporuna veya takdir komisyonu kararına
göre tarh edilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek tutarlar
düşülerek işlem yapılacaktır. Buna göre;
-İnceleme, KDV yönünden artırım talebinde bulunulan yılın
bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora göre tarh edilmesi gereken vergiden, 6111
sayılı Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için
hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.
-İnceleme, KDV yönünden artırımda bulunulan yılın bazı
dönemlerini kapsıyorsa, artırım nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12'ye
bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem
sayısı ile çarpılması sonunda bulunan tutar, rapora göre tarh edilmesi gereken
vergiden düşülecektir.
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış
olan takdir işlemleri bakımından da bu ayrım kapsamında işlem tesis
edilecektir.
bd) Bir ay
içinde sonuçlandırılan ve yukarıda (ba), (bb) ve (bc) bölümlerinde belirtilen
esaslar çerçevesinde yapılan tarhiyatlar ile ilgili olarak mükelleflerin
tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır.
be) 6111 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının
uygulanmasında, inceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat,
vergi inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettirilmesidir.
c) Kanunun
yayımlandığı tarihten önce haklarında vergi incelemesi ve takdir işlemlerine
başlanılmış mükellefler, 31/3/2011 tarihinden önce matrah ve vergi artırımında
bulunmuş olmakla birlikte artırım, vergi inceleme raporları ve takdir komisyonu
kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten sonra yapılmış
ise yukarıda (b) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde mahsup imkanından
yararlanamayacaklar, ancak söz konusu inceleme raporları ile takdir komisyonu
kararlarına istinaden yapılan tarhiyatlar için bu Kanunun 4 üncü maddesi
hükmünden faydalanabileceklerdir.
d) Kanuna göre
matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar
vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, iadesi
konusundaki başvuruları, ilgili kanun hükümleri ve genel tebliğ esasları
çerçevesinde sonuçlandırılacağından, matrah ve vergi artırımında bulunan
mükellefler hakkında iade talebi ile sınırlı olmak
üzere vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerin 1 aylık süre içinde
sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin iade
talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi halinde
söz konusu vergiler teminat karşılığı veya teminat alınmadan daha önce iade
edilmiş ise gerekli vergi ve ceza tarhiyatı yapılacaktır.
Teminat karşılığı veya teminat alınmaksızın
(Örneğin, yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerde 10.000 TL'ye kadar olan
tutarın iade edilmesi gibi) yapılan iadeler ile ilgili inceleme raporunda,
tespit edilen matrah ve vergi farkı nedeniyle talep edilen iadeyi aşan bir
vergi farkı bulunması halinde; iadesi talep edilen tutarı aşan kısım için
tarhiyat yapılabilmesi, incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılmasına bağlıdır.
Bu takdirde de mükellefin matrah ve vergi artırımının dikkate alınacağı
tabiidir. Ancak, iade tutarı ile ilgili olarak incelemenin 1 ay içinde
sonuçlandırılması şartı aranılmadığından, iade tutarı ile sınırlı olmak üzere
inceleme devam edebilecek ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem
yapılacaktır. Dolayısıyla, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin
yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş
oldukları vergilerin iadesine yönelik incelemeler nedeniyle 1 aylık süre
geçtikten sonra düzenlenecek raporlarda, iade tutarını aşan bir tarhiyat
önerilmeyecektir.
Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince, bu
açıklamaların KDV uygulaması bakımından da geçerli olacağı tabiidir.
e)
Kanunun 7 inci maddesinin altıncı fıkrasında, katma değer vergisi artırımında
bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden
indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade
hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri ile sınırlı
olmak üzere 1 aylık inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin (VI/D-6)
bölümündeki açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
Ayrıca, 84 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği kapsamında haklarında
özel esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara geçme taleplerine yönelik
inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu incelemeler sonucunda artırımda
bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat yapılamayacaktır.
f) Kanunun
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmak için mükelleflerce
2/5/2011 tarihine kadar (bu tarih dahil) başvuruda bulunulabileceğinden,
mükelleflerin bu tarihe kadar matrah ve vergi artırımda bulunması halinde,
artırımda bulunulan yıllar ve vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımı
tarihinden sonra başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine devam
edilmeyeceği tabiidir.
3- Matrah ve Vergi Beyanında Bulunan Mükelleflere Vergi Usul
Kanunu Hükümlerine Göre Usulsüzlük Cezası Uygulanmaması
Mükelleflerin 6111 sayılı Kanuna göre matrah
veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere ilişkin olarak kanuni süresinde
vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve
özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır.
4- Matrah ve Vergi Artırımında Bulunulan
Vergilendirme Dönemlerine İlişkin Kesinleşen Tarhiyatların Durumu
Matrah ve vergi artırımında
bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, matrah ve
vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri
ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere ikmalen,
re'sen ve idarece yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen
tarhiyatlar ve vergiler (katma değer
vergisi tarhiyatında "hesaplanan katma değer vergisi"), matrah ve vergi
artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacak, bir başka
ifade ile matrah ve vergi artırımı, kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak
yapılacaktır.
5-
İstisna ve İndirimlerin Uygulanmaması
6111 sayılı Kanun kapsamında gelir veya kurumlar
vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisinde artırım
hükümlerinden yararlanılması durumunda, hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi
için herhangi bir istisna ve indirim uygulanması söz konusu olmayacaktır.
6- Diğer Hususlar
a)
Matrah ve vergi artırımı sonucunda, hesaplanarak veya artırılarak
ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider
veya maliyet unsuru olarak kabul edilmeyecektir.
Söz konusu vergilerin herhangi bir vergiden
indirim veya mahsup edilmesi mümkün olmadığı gibi iade edilmesi de söz konusu
değildir.
b) Artırılan
matrahlar nedeniyle geçici vergi hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.
c)
Matrah ve vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren
mükelleflerin defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için kendileri
adına tarhiyat yapılmak amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen, defter ve
belgelere, diğer vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü kişilerle ilgili
olarak karşıt incelemeler yapılması, mahkemelerce belli konulara bakılması veya
bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle müracaat edilebilecektir. Bu
nedenle, matrah ve vergi artırımından yararlanan mükelleflerin, defter ve
belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca saklayacakları ve ibraz edecekleri
tabiidir.
d) Defter ve belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi
yapılmış olan mükellefler dilerlerse vergi incelemesi yapılan yıllar için de
matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.
e)
Matrah ve vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için idare vergi
incelemesi yapabilecektir.
f) 6111 sayılı
Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımları, bu Tebliğe
ekli bildirim formları (Ek:7 ila 19) ile yapılacaktır.
g) 213 sayılı
Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki "defter,
kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka
yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya
suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler" hakkında, 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce herhangi bir tespit yapılmış olması
durumunda, bu kapsama giren mükelleflerin, Kanunun 6, 7 ve 8 inci madde
hükümlerine göre matrah ve vergi artırımından yararlanmaları mümkün değildir.
Bu hükmün uygulanmasında, vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen
raporlar ile yapılan tespitler dikkate alınacaktır.
h)
Matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi
artırımlarının, 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi
dairelerince araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan
edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi
artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme
süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı şekilde
tahsil edilecektir.
ı)
6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler
hakkında Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu
düzenlenen ve
31/3/2011
tarihi mesai saati bitimine kadar vergi dairesinin kayıtlarına intikal
ettirilen inceleme raporlarında; ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar
azaltılması öngörülmesi halinde, kabul edilmeyen zarar tutarının öncelikle
ilgili dönemde beyan edilen zarar tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan
zarar tutarının %50'sinin 2010 ve müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520
sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre mahsup konusu yapılması gerekir. Zararın
diğer yarısının ise indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.
Örnek
25- (B) A.Ş. hakkında 2006 yılına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun
yayımı tarihinden önce başlanılmış bir vergi incelemesi bulunmaktadır. Mükellef
17/3/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanuna uygun olarak
incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi
matrah artırımında bulunmuştur.
25/3/2011 tarihinde vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettirilen vergi inceleme raporunda; mükellefin 2006 yılında
beyan ettiği 120.000 TL zarar tutarının 80.000 TL'si kabul edilmemiştir. Bu
durumda matrah artırımında bulunan mükellefin, anılan yıla ilişkin olarak beyan
ettiği zarar tutarından raporda kabul edilmeyen zararın mahsup edilmesi ve
kalan (120.000-80.000=) 40.000 TL'nin yarısı olan 20.000 TL'nin 2010 ve
müteakip yıl kazançlarından 5520 sayılı Kanunun ilgili hükmü çerçevesinde
indirilmesi gerekir. Kalan 20.000 TL zarar tutarı ise hiçbir şekilde indirim
konusu yapılmayacaktır.
i)
6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin
ilgili vergi dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları beyanlarda
yer alan bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için done olarak
kullanılmayacaktır.
j) Matrah ve
vergi artırımı yapılacak yıllarda faaliyette bulunmuş ve gelir elde etmiş
olmakla birlikte bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi
dışında bırakan gelir vergisi mükellefleri T.C. kimlik numaralarını, yabancı
gerçek kişiler ise varsa yabancı kimlik numaralarını kullanarak artırımda
bulunabileceklerdir.
Yabancı kimlik numarası olmayan yabancı gerçek kişiler ile
kurumlar vergisi mükellefi olması gerekenler ise vergi dairelerine başvurmak
suretiyle alacakları vergi kimlik numaralarını kullanarak artırımda
bulunabileceklerdir.
k) 5811 sayılı
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun hükümlerinden
yararlananların 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümlerinden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır.
VII- STOK
BEYANLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
A- İŞLETMEDE MEVCUT OLDUĞU HALDE KAYITLARDA YER ALMAYAN
EMTİA, MAKİNE, TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI
1-Kapsam
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmü ile
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine işletmelerinde mevcut olduğu halde
kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal
kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale
getirmelerine imkan sağlanmıştır.
Kayıtlarda bulunmayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine imkân veren düzenleme, bütün
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına;
serbest meslek erbabı, ferdi ticari işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif
şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler,
iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları dahil bulunmaktadır.
2- Beyan
Uygulama kapsamında olan
mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşlarını 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar bu Tebliğin (VII/A-4)
bölümünde belirtilen beyanname ve ekinde verecekleri envanter (Ek:20/B) listesi ile katma değer vergisi yönünden bağlı oldukları
vergi dairelerine bildireceklerdir.
Bu kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle değerlenmek
suretiyle envanter listesinde gösterilecektir.
Rayiç bedel, o kıymetin değerleme günü itibarıyla normal
alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi tarafından
bizzat tespit edebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da tespit
ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi içerisinde
kayıtlara intikal ettirilecektir.
Bu madde hükmüne göre bildirilecek emtia;
- Alım satım işletmelerinde satışa hazır malları,
- İmalatçı işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı mamül ve
mamül malları
ifade etmektedir.
Aynı şekilde inşaat işletmelerinin (yıllara yaygın inşaat ve
onarım işi, kat karşılığı veya kendi adlarına inşaat yapıp satanlar) varsa inşa
edilen ve emtia niteliğindeki gayrimenkulleri (daire, dükkan vb.) ile üretimde
kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde ve malzemelerini veya yarı
mamullerini de bildirmeleri mümkündür.
Beyan edilecek olan kayıt ve tescile tabi kıymetler, kayıt
ve tescil için kullanılan bilgiler
(numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek suretiyle envanter listesinde
beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin gerekli bilgileri içermeyen
kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine başvurularak kayıt ve tescil
ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil bilgileri ile beyan edilmesi
gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına ilişkin olarak düzenlenecek
belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer verilecektir.
3-
Bildirilen Malların Satış Bedeli ve Amortisman
Uygulaması
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmüne göre kayıtsız
mal bildiren mükellefler, bu malları satmaları halinde, defterlere kaydedilecek
satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin kayda alınan bedelden düşük olması halinde,
kazancın tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır.
Bildirime dahil edilen amortismana tabi iktisadi
kıymetler için amortisman ayrılmayacaktır.
4- Vergisel
Yükümlülükler
a) Kanunun 10
uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kendilerince veya ilgili meslek
kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel üzerinden beyan edilerek kayıtlara
intikal ettirilecek;
- Teslimleri genel orana (%18) tabi makine, teçhizat ve
demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden %10 oranı,
- Teslimleri indirimli orana (%1, %8) tabi makine, teçhizat
ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden ise tabi oldukları oranın
yarısı
esas alınmak suretiyle KDV hesaplanarak,
örneği bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek:20/A)
KDV stok beyanına ilişkin beyanname ile kağıt
ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda sorumlu sıfatıyla
beyan edilecektir. Beyanname, en geç 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar
verilecek ve tahakkuk edecek vergi de aynı süre içinde ödenecektir.
Örnek 1- Mükellef (A)
kayıtlarında yer almayan emtia dolayısıyla beyanname ve eki envanter listesini
5/4/2011 tarihinde vermiştir. (A), söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden
vergiyi en geç Kanunun 10 uncu maddesinden yararlanma süresinin son günü olan
31/5/2011 tarihine kadar ödeyebilecektir.
KDV beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, söz konusu beyannameyi de 340 ve 346
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar
doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.
b) 6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre beyan edilecek özel tüketim
vergisi (ÖTV) tutarları, aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre beyan edilecek KDV
matrahını oluşturan rayiç bedelin tespitinde dikkate alınmış olacağından, bu
şekilde beyan edilen ÖTV'nin KDV matrahına ayrıca dahil edilmesi söz konusu
değildir.
c) Teslimleri
KDV'den müstesna olan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarla ilgili olarak bu
uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.
d) Beyan
edilen emtiaya ait hesaplanan KDV, 1 No.lu KDV beyannamesinde genel esaslar
çerçevesinde indirim konusu yapılabilecektir.
Ancak, kayıtlarda yer almayan makine, teçhizat ve
demirbaşların rayiç bedeli üzerinden hesaplanarak ödenen KDV'nin indirimi
mümkün olmayıp, bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir veya kurumlar vergisi
matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate alınabilecektir.
e) 3065 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter
sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle,
ziyaa uğratılan KDV'nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu
uygulamaya göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm
altına alınmıştır.
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına
göre, kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için
yukarıda (a) bölümünde belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve
ödeyen mükellefler bakımından 3065 sayılı Kanunun söz konusu hükmü
uygulanmayacaktır.
Buna göre, söz konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan
mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun (9/2) maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal
bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re'sen
tarhiyat yapılmayacaktır.
5- Beyan
Edilerek Ödenen KDV'nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı
3065 sayılı Kanunun 29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca, söz
konusu maddelerde belirtilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler, indirim
yoluyla telafi edilememeleri halinde iade konusu yapılabilmektedir.
Bu çerçevede, 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinden
faydalanarak, kayıtlarda yer almayan emtia dolayısıyla hesapladıkları KDV'yi bu
Tebliğin (VII/A-4) bölümünde belirtildiği şekilde beyan edip ödeyen ve bu
vergiyi indirim hesaplarına intikal ettiren mükellefler tarafından, beyana konu
emtianın, 3065 sayılı Kanun uygulamasında iade hakkı tanınan işlemlerde
kullanılması durumunda, beyan edilerek ödenen ve indirim hesaplarına alınan söz
konusu verginin yüklenilen verginin hesabında dikkate alınması ve dolayısıyla
iade konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle bahse
konu uygulama kapsamında beyan edilerek sorumlu sıfatıyla ödenen KDV'nin
indirim konusu yapılması mümkün olmadığından, bu verginin iadesi de söz konusu
olmayacaktır.
6- ÖTV
Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV'nin Beyanı ve Ödenmesi
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasıyla,
ÖTV'nin konusuna giren malları bu madde kapsamında beyan eden ve alış
belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin bu malların beyan tarihindeki miktarı
ve emsal bedeli üzerinden geçerli olan ÖTV'yi bu maddenin üçüncü fıkrasında
belirtilen beyanname verme süresi içinde ayrı bir beyanname ile beyan ederek
aynı süre içinde ödemeleri halinde, bu mallar bakımından 4760 sayılı Özel
Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün
uygulanmaması öngörülmüştür. Bu şekilde beyan edilerek ödenen ÖTV için vergi
cezası kesilmeyecektir.
Uygulama kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut
olduğu halde kayıtlarında yer almayan mallardan 4760 sayılı Kanuna ekli (I),
(II), (III) ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar için, beyan tarihindeki
miktarları ve emsal bedelleri ile uygulanmakta olan vergi oranı, maktu ve
asgari maktu vergi tutarlarını dikkate alarak bu Tebliğin ekindeki (Ek:21) beyannameyi kağıt ortamında
düzenleyecek ve 31/5/2011 tarihine
(bu tarih dahil) kadar ÖTV (ÖTV mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV)
yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV'yi de bu
süre içinde ödeyecektir. 4760 sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II) sayılı
listedeki kayıt ve tescile tabi araçların her biri] için ayrı beyanname
verilecektir.
7- Beyan
Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine
intikal ettirdikleri emtia için ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı açacaktır.
Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara
dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde, sermayenin unsuru
sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.
Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar
ayrıca envantere kaydedilecek ve 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci
fıkrasına göre, ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul
edilecektir.
İşletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın
alınan mal olarak kaydedeceklerdir.
Örnek 2- (A)
Limited Şirketi, stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (X) malına
ilişkin envanter listesini hazırlamış ve 20/5/2011 tarihi itibarıyla beyan
etmiştir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu malın, kendisi
tarafından belirlenen rayiç bedeli 20.000
TL'dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde
olacaktır.
________________________20/5/2011
____________________________
153 TİCARİ MALLAR
20.000.-TL
191 İNDİRİLECEK KDV
2.000.-TL
525
KAYDA ALINAN EMTİA
20.000.-TL
ÖZEL KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesi)
360
ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR
2.000.-TL
(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)
__________________________ /
______________________________
Bu malın satılması halinde
kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 20.000 TL'nin altında olamayacaktır.
Örnek 3- (B) Anonim Şirketi,
kayıtlarında yer almayan makine ve demirbaşlarını kayda almak istemektedir.
Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin mükellefçe
belirlenen rayiç bedeli 40.000 TL olup, envantere
alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
_______________________________ /
_______________________________
253
TESİS MAKİNA VE CİHAZLAR 40.000.-TL
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.VE ZAR.
4.000.-TL
526
DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT 40.000.-TL
ÖZEL KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun
10 uncu maddesi)
360
ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 4.000.-TL
(Sorumlu sıfatıyla ödenecek KDV)
________________________________ /
________________________________
Mükellef,
söz konusu makine ve demirbaşlarını 31/12/2011 tarihine kadar satarsa, bu
satıştan önce, satmadığı takdirde 31/12/2011 tarihinde aşağıdaki
muhasebe kaydını yapacaktır.
________________________________ /
________________________________
526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT 40.000.-TL
ÖZEL
KARŞILIK HESABI
(6111
sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)
257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR 40.000.-TL
_______________________________ /
_________________________________
Mükellefin, örneğimizdeki makine
ve demirbaşlarını peşin olarak 50.000.-TL'ye satması halinde bu satışa ilişkin
yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.
_____________________________ /
________________________________
100 KASA HESABI
59.000.-TL
257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR
40.000.-TL
253 TESİS MAKİNE VE CİHAZLAR 40.000.-TL
391 HESAPLANAN KDV
9.000.-TL
679 DİĞER OLAĞANDIŞI
GELİR VE
KARLAR
50.000.-TL
_______________________________ /
________________________________
8- Beyan
Edilen Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki Durumu
6111 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesi kapsamında beyan edilen kıymetler üzerinden hesaplanarak beyan edilen
kıymetlerin rayiç bedelleri, Ba formu vermek zorunda olan mükellefler
tarafından söz konusu form ile bildirilmek zorundadır.
Söz konusu bildirim işlemi, Ba
formunun "Soyadı/Adı Unvanı" bölümüne "Muhtelif Satıcılar (6111 sayılı Kanun
Madde 10)", "Vergi Kimlik Numarası" bölümüne (3333 333 333) yazılmak suretiyle
yapılacaktır.
B- KAYITLARDA
YER ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN EMTİA
6111 sayılı Kanunun 11 inci
maddesinin birinci fıkrası hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine
kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, bu
Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil)
kadar fatura düzenlemeleri ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine
getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirmeleri ve böylece
kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.
1- Kapsam
Bu hüküm, bütün gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; ferdi işletmeler, adi
ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye
şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu
müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları
dahil bulunmaktadır.
2- Belge Düzeni
Madde kapsamında
düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine, "Muhtelif Alıcılar
(6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir)" ibaresi
yazılacaktır.
3- Değer Tespiti
Faturada yer alacak
bedel, söz konusu emtia ile aynı neviden olan emtiaların gayri safi kar oranı
dikkate alınarak tespit edilecektir.
Gayri safi kar
oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde,
mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas
alınacaktır.
4- Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları
a) Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler
Yukarıda açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere
kaydedilen emtia ile ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir farklılık
arz etmemektedir.
Faturada emtianın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak ve
ilgili dönem beyannamesine dahil edilecektir.
Satış hasılatı yıllık
gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında da dikkate alınacaktır.
Fatura bedeli "600
Yurtiçi Satışlar", faturada hesaplanan katma değer vergisi de "391 Hesaplanan
KDV" hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal ettirilecektir. Bu
hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap uygulamayı yapan mükellefçe
gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek durum ile kayıtlar arasındaki
farklılık, faturasız satışlardan kaynaklanmakta olup faturasız satılan malların
karşılığında işletme kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir. Bu artış
nakit para, banka, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilir.
Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa veya
işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin hesaplara
kayıt yapılması gerekmektedir.
Aktif hesaplarda
meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi halinde "689
Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar" (Beyannamenin düzenlenmesi sırasında
kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır) hesabına borç kaydı
yapılacaktır.
Örnek 4- (Y)
Limited Şirketi, kayıtlarında yer aldığı halde stoklarında mevcut olmayan
emtialarını faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek
istemektedir. Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda KDV'ye tabi olan (A) malının kayıtlarda bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20
ton olup kendi kayıtlarına göre bu malın birim maliyeti 15 TL/Kg ve gayrisafi
karlılık oranı ise %10'dur.
(Y) Limited Şirketi bu mala
ilişkin düzenleyeceği faturada 330.000 TL satış bedeli ve 59.400 TL KDV
gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına intikali aşağıdaki
şekilde olacaktır.
________________________________ /
____________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD. VE ZAR
389.400 TL
(Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)
600 YURTİÇİ SATIŞLAR 330.000 TL
(6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)
391 HESAPLANAN KDV 59.400 TL
________________________________ /
_____________________________
- Giderlerin nazım hesaplara (kanunen
kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________ /
________________________________
950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 389.400
TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 389.400 TL
GİDERLER
ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Bu kayıtta yer alan 689 numaralı
hesap yerine gerçek duruma uygun olması halinde diğer hesaplardan; kasa,
bankalar, alınan çekler, alıcılar veya alacak senetleri hesaplarından biri
kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız yapılan satış karşılığında alacak senedi
alınmış olması halinde kayıt aşağıdaki şekilde olacaktır.
________________________________ /
__________________________
121 ALACAK SENETLERİ 389.400.-TL
600 YURTİÇİ SATIŞLAR 330.000.-TL
(6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)
391 HESAPLANAN KDV 59.400.-TL
________________________________ / __________________________
Fatura düzenlenmek suretiyle bu
bölümde açıklandığı şekilde hasılatı kayıtlara intikal ettirilen emtianın daha
önceki dönemlerde satıldığının tespit edilmesi halinde, düzeltmeye tabi
tutulmuş stoklarla ilgili olarak geçmişe yönelik tarhiyat yapılmayacağı gibi
ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.
b) İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan Mükellefler
Kayıtlarda yer aldığı halde
işletmede mevcut olmayan emtialar nedeniyle
düzenlenen faturalar, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce
yasal defterlerine, hasılat olarak kaydedilecektir.
5- Kayıtlarda Yer
Aldığı Halde İşletmede Mevcut Olmayan Emtianın Bs Formu Karşısındaki
Durumu
6111 sayılı Kanunun 11 inci
maddesinin birinci fıkrasına göre kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut
olmayan emtia nedeniyle düzenlenen faturalar, Bs formu vermek zorunda olan
mükelleflerce, Bs formu ile
bildirilmek zorundadır.
Söz konusu bildirim işlemi, Bs
formunun "Soyadı/Adı Unvanı" bölümüne "Muhtelif Alıcılar (6111 sayılı Kanun
Madde 11/1)", "Vergi Kimlik Numarası" bölümüne (4444 444 444) yazılmak
suretiyle yapılacaktır.
C- KAYITLARDA YER
ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN
BEYANI
6111 sayılı Kanunun
11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bilanço esasına
göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31/12/2010 tarihi itibarıyla
düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan
kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri
dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından
alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki
net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın
sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun
hale getirmeleri imkanı verilmiştir.
1- Kapsam
Bu hüküm, sadece bilanço
esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır.
2- Bilanço Düzenleme ve Beyan
Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar
vergisi mükellefleri, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenledikleri
bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan
-Kasa mevcutlarını ve
-İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki
işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan)
ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu
tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı
tarihi izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31
Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi dairelerine beyan etmek
suretiyle kayıtlarını düzeltebileceklerdir (Ek:
22).
Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca
verilmesi gereken ve elektronik ortamda gönderilebilen beyannamenin, kurumlar vergisi
beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler
tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde
belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi
zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu
bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi mükellefiyeti yönünden bağlı
olunan vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.
İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki
işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan)
ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu
tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde, tek düzen hesap
planında yer alan "131. Ortaklardan Alacaklar" ve "231. Ortaklardan Alacaklar"
toplamından "331. Ortaklara Borçlar" ve "431. Ortaklara Borçlar" toplamının
çıkarılması sonucunda kalan net tutar dikkate alınacaktır.
Söz konusu beyan
sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar düzeltebilecektir.
3- Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları
Bilançolarında görülmekle
birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar
tutarlarını düzeltmek için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen tutarlar
üzerinden % 3 oranında vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme
süresi içinde ödeyeceklerdir.
Söz konusu tutarların
beyanı üzerine, defter kayıtlarının düzeltilmesi gerekeceği tabiidir.
Örnek 5- (A)
Anonim Şirketinin, 31/12/2010
tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 150.000 TL görünmekle
birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar
145.000 TL'dir. Şirketin dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi
olan 15/4/2011 tarihi itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olarak görülmektedir.
Anılan mükellef, her ne
kadar beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olsa da, 31/12/2010
tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var olan kasa
mevcudu içinde fiilen kasada bulunmayan
tutarları esas alacak, bu tutarın 145.000 TL olması nedeniyle, bu tutarı
beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi beyanname verme
süresi sonuna (31/5/2011 tarihine) kadar
ödeyecektir.
Bu çerçevede;
Beyan tutarı: 145.000
TL
Hesaplanan vergi: (145.000
x %3=) 4.350 TL
Beyanla ilgili muhasebe
kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:
___________________________15/4/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 145.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
100 KASA 145.000
TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________15/4/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 4.350 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 4.350 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım
hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________15/4/2011__________________________
950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 149.350 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 149.350 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 6- (K) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa
hesabında 200.000 TL görünmekte olup, dönem içindeki faaliyetleri sonucunda,
beyan tarihi olan 28/3/2011 tarihi itibarıyla kasa mevcudu 110.000 TL'dir.
Anılan mükellef, her ne
kadar, 31/12/2010 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla
var olan kasa mevcudu 200.000 TL olsa da, beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu
110.000 TL olduğundan, fiilen kasada
bulunmayan kısım esas alınmak suretiyle en fazla bu tutar (110.000 TL)
kadar beyanda bulunabilecektir.
Bu tutarın 100.000 TL'lik
kısmının kasada fiilen bulunmadığı varsayıldığında beyan edilecek tutar ve
üzerinden hesaplanacak vergi aşağıdaki gibi olacaktır.
Beyan tutarı: 100.000
TL
Hesaplanan vergi: (100.000
x %3=) 3.000 TL
Beyanla ilgili muhasebe
kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından düşülmesi:
___________________________28/3/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 100.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
100 KASA 100.000
TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________28/3/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 3.000 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 3.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım
hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________28/3/2011
_________________________
950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 103.000 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 103.000 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek
7- (C) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları,
bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibi olup, beyan tarihi olan 1/4/2011
tarihi itibarıyla bu tutarların değişmediği varsayılmıştır.
-
131. Ortaklardan Alacaklar hesabı 150.000
TL
-
231. Ortaklardan Alacaklar hesabı 75.000 TL
-
331. Ortaklara Borçlar hesabı (85.000)
TL
-
431. Ortaklara Borçlar hesabı (60.000)
TL
Bu çerçevede;
Beyan tutarı: [(150.000+75.000)-(85.000+60.000)=]
80.000 TL
Hesaplanan vergi: (80.000 x %3=) 2.400 TL
olacaktır.
Anılan mükellef, söz
konusu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi
beyanname verme süresinde ödeyecektir.
Beyanla ilgili muhasebe
kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:
___________________________1/4/2011____________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 80.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 65.000 TL
231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 15.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________1/4/2011___________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 2.400 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 2.400 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin
nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________1/4/2011___________________________
950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 82.400 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 82.400 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 8- (Y) Limited Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve borç tutarları bilanço
hesapları itibarıyla aşağıdaki gibidir.
-
231. Ortaklardan Alacaklar hesabı 200.000
TL
-
431. Ortaklara Borçlar hesabı (80.000)
TL
Beyan tarihi itibarıyla ise
ortaklardan alacak ve borç tutarları şu şekildedir.
-
131. Ortaklardan Alacaklar hesabı 50.000 TL
-
231. Ortaklardan Alacaklar hesabı 180.000 TL
-
331. Ortaklara Borçlar hesabı (100.000)
TL
Bu çerçevede, beyan tarihi itibarıyla ortaklardan (net)
alacak tutarı;
[(50.000+180.000)-(100.000)=]
130.000 TL olsa da
31/12/2010 tarihi
itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;
(200.000-80.000=) 120.000 TL'dir.
Buna göre;
Beyan tutarı: (200.000-80.000=)
120.000 TL
Hesaplanan vergi: (120.000 x %3=) 3.600 TL
olacaktır.
Anılan mükellef, söz
konusu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan vergiyi
beyanname verme süresinde ödeyecektir.
Beyanla ilgili muhasebe
kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:
___________________________ /
________________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 120.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 50.000 TL
231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 70.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________ /
________________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİDER VE 3.600 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 3.600 TL
___________________________ / ________________________________
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan kaynaklanan giderlerin
nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________ /
________________________________
950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 123.600 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 123.600 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
4-
Diğer Hususlar
a)
6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında
ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecektir.
b)
Bu kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi
matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.
c) Kurumlar
vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca, yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara
dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine
yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.
D- YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN SORUMLULUĞU
Tam tasdik sözleşmesi
çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor düzenlenmiş bulunan
mükelleflerin, 6111 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci maddeleri hükmünden
yararlanmaları halinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu
işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.
E- DİĞER HUSUSLAR
6111 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci
maddelerinin uygulanmasına ilişkin olarak yapılan işlem ve bildirimlerin 6111 sayılı
Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı hususu Maliye Bakanlığınca araştırılabilecektir.
VIII- TAHSİLİNDEN VAZGEÇİLEN ALACAKLAR
6111 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin;
- Birinci ve yirmidördüncü fıkralarında, belli bir tutarın
altında kalan idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi,
- İkinci fıkrasında, belli bir tutarın altında kalan amme
alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi,
- Onbeşinci fıkrasında, gemi inşasıyla ilgili yatırımlara
ilişkin olarak yatırım indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında
kurumlar vergisi, deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının imal ve
inşasına yönelik 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi hükümlerine göre katma
değer vergisi tarh edilmemesi ve tarh edilmiş vergilerin tahsilinden
vazgeçilmesi,
yönünde düzenleme yapılmıştır.
1- Maliye Bakanlığına Bağlı Vergi Dairelerince Tahsilinden
Vazgeçilecek Alacaklar
Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmesi gereken ve belli tutarın
altında kalan idari para cezalarının, ikinci fıkrasında ise belli tutarın
altında kalan amme alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi düzenlenmiştir.
a) 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı
Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrası ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler
Kanununun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere,
31/12/2010 tarihinden önce idari yaptırım kararı verildiği halde Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan ve genel bütçeye
gelir kaydı gereken ve her bir kabahat için 120 liranın (bu tutar dahil)
altında kalan idari para cezalarının tebliğ edilmeyeceği, tebliğ edilmiş
olanların ve bunlara bağlı fer'i alacakların
tahsilinden vazgeçileceği hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca aynı fıkrada, mülga
5539 sayılı Kanun ile 6001 sayılı Kanun gereğince otoyollar ve köprülerden
ihlalli geçiş sebebiyle verilen idari para cezaları ile birlikte ilgilisine
tebliği gereken ve tutarı 12 lira ve altında kalan geçiş ücretlerinin de
tahsilinden vazgeçileceği düzenlenmiştir.
Anılan fıkra kapsamına; idari para
cezalarından tür olarak 4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile
5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç genel bütçeye gelir kaydı gereken idari
para cezalarının tamamı girmektedir. Bu nedenle, fıkra kapsamına girmeyen idari
para cezalarının terkin edilmemesine özellikle dikkat edilecektir.
Diğer taraftan, tür olarak fıkra kapsamına girdiği halde
ilgili kabahate ilişkin olarak verilen idari para cezasının tutar olarak
120,-TL'nin üzerinde olması halinde bu idari para cezaları da terkin
edilmeyecektir. Ayrıca, verildiği tarih itibarıyla 120,-TL'nin üzerinde olan
idari para cezalarına karşılık yapılan tahsilatlar nedeniyle Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla bakiye tutarı 120,-TL'nin altında kalanlar da
terkin kapsamına alınmayacaktır.
Anılan fıkrada, kapsama giren idari para cezaları ile geçiş
ücretlerinden Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Tebliğ edilmemiş olanların ilgilisine tebliğ edilmemesi,
- Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer'i
alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
esası getirilmiştir.
Buna göre, fıkra kapsamına giren
alacaklar için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca; 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı 25/2/2011 tarihine kadar tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım
kararları bu tarihten sonra tebliğ edilmeyecek, bu tarihten önce tebliğ
edilmesine rağmen tahsil edilmemiş olanlar ise tahsil edilmeyecek ve tahsil
için ilgili vergi dairesine gönderilmeyecektir.
Fıkra kapsamında olan alacaklardan,
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi dairesine intikal ettirildiği halde
henüz tahsil edilememiş olanların tahsilinden vazgeçilecektir. Ancak, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce bu alacaklara yönelik yapılmış olan tahsilatlar red
ve iade edilmeyecektir.
b) 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip
edilmekte olan belli tutarın altındaki alacakların tahsilinden vazgeçilmesine
yönelik hükümlere yer verilmiştir.
Anılan fıkra
kapsamına;
- Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilmekte olan,
- Vadesi
31/12/2004 tarihinden (bu tarih dahil) önce olan,
- Her bir alacak
türü ve dönemi itibarıyla aslı 50,-TL'yi aşmayan (bu asıllara bağlı fer'iler
dahil),
- Aslı ödenmiş
fer'i alacaklardan tutarı 100,-TL'yi aşmayan,
- Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş
olan,
alacaklar
girmektedir.
Bu fıkra
kapsamına, alacak türü olarak Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183
sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2004 tarihinden (bu tarih
dahil) önce olan alacakların tamamı girmektedir.
Örneğin;
vergiler, vergi cezaları, kaynak kullanımını destekleme fonu alacakları,
ecrimisiller, adli para cezaları, idari para cezaları, yiyecek bedelleri, vb.
Diğer taraftan,
alacağın gelir kaydedileceği bütçe ayrımı yapılmaksızın Maliye Bakanlığına
bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekte olan
alacakların tamamı, fıkrada belirtilen diğer şartlara sahip olmaları halinde,
terkin edilecektir.
Örneğin;
10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanuna ekli
(II) sayılı cetvelde yer alan ve dolayısıyla özel bütçeli olan Yüksek Öğrenim
Kredi ve Yurtlar Kurumunun (YURTKUR) 351 sayılı Kanun kapsamında verdiği
öğrenim kredilerinin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanun kapsamında
takip ve tahsili için ilgili vergi dairesine gönderilmesi üzerine yapılan
tahsilatlar YURTKUR'a aktarılmaktadır. Bu alacaklar vergi dairelerince takip
edilmekle birlikte fıkra hükmü ile YURTKUR'un; vadesi 31/12/2004 tarihinden
önce olan ve vergi dairesine takip için aktarıldığı halde 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilememiş olan her bir alacak türü ve
dönemi itibarıyla alacak aslı 50,-TL'yi aşmayan ve tutarına bakılmaksızın bu
asıllara bağlı fer'i alacaklar ile aslı ödenmiş fer'i alacaklardan tutarı
100,-TL'yi aşmayan alacaklarının da tahsilinden vazgeçilecektir. Bu alacak
türüyle ilgili yapılacak terkinde kredinin son taksite ilişkin vadesinin
31/12/2004 tarihinden önce olması ve ödenmemiş kredi tutarının toplamının
50,-TL'nin altında kalması gerekmektedir.
Öte yandan, fıkrada aranan diğer şartların yanında alacak
aslının 50,-TL'nin altında
olması halinde bu alacak aslı ile tutarına bakılmaksızın bu asla tatbik edilen
fer'ilerin tamamı terkin edilecektir. Ayrıca, alacak aslı ödenmiş olan fer'i
alacaklardan tutarı 100,-TL'yi
aşmayan alacak tutarları da terkin edilecektir.
Örneğin; 2003 takvim yılının 2. gelir geçici vergi dönemine
ilişkin beyanname, süresinde verilmiş olmasına rağmen vergi ödenmemiştir. 2003
yılına ilişkin yıllık beyanname Mart 2004 ayında süresinde verilmiştir.
Ödenmeyen geçici vergi, yıllık beyanname verilmesi nedeniyle terkin
edildiğinden, geçici verginin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar
geçen süre için hesaplanan 85,-TL tutarındaki gecikme zammının tahsil edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu gecikme zammının aslı bulunmadığından ve 100,-TL'yi aşmadığından bu fıkra kapsamında
tahsilinden vazgeçilecektir.
c) 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin
onbeşinci fıkrasında "(15)
Hazine Müsteşarlığı tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgelerine istinaden,
inşa edilerek satılan gemi ve yatlara ilişkin harcamalar üzerinden yatırım
indirimi istisnasından yararlanan mükellefler hakkında, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemler
de dahil olmak üzere, bu kapsamda tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan
tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir,
tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade
olunmaz. 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde
bu Kanunla yapılan değişiklik ile istisna kapsamına alınan teslim ve
hizmetlerle ilgili olarak bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak katma değer vergisi
tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış
davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin
edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz." hükmü yer almaktadır.
Söz konusu fıkra uyarınca, Hazine Müsteşarlığı tarafından
düzenlenen yatırım teşvik belgelerine istinaden, inşa edilerek satılan gemi ve
yatlara ilişkin harcamalar üzerinden yatırım indirimi istisnasından yararlanan
mükellefler hakkında, Kanunun yayımlandığı
tarihten önceki dönemler de dahil olmak üzere, bu kapsamda kurumlar vergisi
tarhiyatı yapılmayacaktır. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan
tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek
ve tahakkuk eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş
tutarlar ise red ve iade olunmayacaktır.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 85 inci maddesiyle 3065
sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan
değişiklikle, faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer tesis ve araçlarının
imal ve inşası olanlara bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılan
teslim ve hizmetler, söz konusu bentte yer alan diğer şartlara bağlı
kalınmaksızın katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Yapılan bu değişiklik
göz önünde bulundurulmak suretiyle 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin
onbeşinci fıkrasıyla da bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak söz konusu değişiklik
kapsamına giren işlemler dolayısıyla katma değer vergisi tarhiyatı yapılmaması
öngörülmüştür. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan,
varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk
eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise red
ve iade olunmayacaktır.
2-
Belediyelerce Tahsilinden Vazgeçilecek Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin yirmidördüncü
fıkrasında, belediyelerce verilen belli tutarın altındaki idari para cezalarının terkinine yönelik
düzenleme yapılmıştır.
Anılan fıkra kapsamına 31/12/2010
tarihine kadar belediyeler tarafından
verilen ve kendi bütçelerine gelir kaydı
gereken;
- 4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile
5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç
olmak üzere diğer kanunlara göre verilen,
- Tutarı 145,-TL'nin (bu tutar dahil) altında kalan,
idari para cezaları girmektedir.
Fıkra hükmü gereğince kapsama giren idari para cezalarından
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Tebliğ edilmemiş olanların tebliğ edilmemesi,
- Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer'i
alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
gerekmektedir.
Buna göre, fıkra kapsamına giren
alacaklar için ilgili belediyelerce; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011
tarihine kadar tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım kararları bu tarihten sonra
tebliğ edilmeyecek, bu tarih itibarıyla tebliğ edilmesine rağmen tahsil
edilmemiş olanlar ise terkin edilecektir.
IX- TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK
İŞLEMLER
6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde, Kanuna göre
yapılandırılan alacak tutarının taksit süresinde ödenmemesi halinde, Kanun
hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.
A) SÜRESİNDE
ÖDENMEYEN TAKSİTLER
Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde "(1) a)
Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha
az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen
veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar,
gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre
belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte
ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır. Süresinde
ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya
bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm
her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için
ayrı ayrı uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme
göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin bir takvim yılında en fazla
iki defa ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen
taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih ettiği taksitlendirme
süresinin son taksidini izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve
kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı
oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla Kanun
hükümlerinden yararlanılacaktır.
Diğer
taraftan;
- Süresinde
ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti
izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
- Bir takvim
yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
halinde Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Öte yandan,
Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, matrah
veya vergi artırımı yoluyla hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer
vergilerinin Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi halinde, söz konusu
taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat
fazlası oranında uygulanacak gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil
edilecektir. Bu nedenle, bu taksitler hakkında süresinde ödenmeyen taksitlere
ilişkin düzenlemelerin yer aldığı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi hükmü uygulanmayacaktır.
Bu hüküm,
her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için
ayrı ayrı uygulanacaktır.
B) İHLAL
NEDENİ OLMAYAN EKSİK ÖDEMELER
Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında "(2) Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde
ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10'unu aşmamak şartıyla
5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri
ihlal edilmiş sayılmaz." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, taksitler için yapılan
ödemelerde her bir taksite yönelik 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi
sayılmamıştır. Bununla birlikte, taksit tutarının % 10'u 5 liranın altında ise
yüzde % 10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme ihlal sebebi
sayılmayacaktır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak
değerlendirileceği tabiidir.
C) İHLAL
HALİNDE KANUN HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMA
1- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun
kapsamına giren alacakların aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen şekilde
tamamen ödenmemiş olması halinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun
hükümlerinden yararlanabileceği düzenlenmiştir.
Buna göre, Kanun kapsamında
taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen
ödenmemesi halinde, bu Tebliğin (V/A-4) ve (VI/F-1) bölümlerinde yer alan
açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde
Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.
Örnek 1- Mükellef 6111 sayılı Kanun kapsamında olan kesinleşmiş borçları için
Kanundan yararlanma talebinde bulunmuştur.
Mükellefin Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla kapsama giren borçları şu şekildedir:
2009 Yılına Ait Gelir Vergisi : 3.000,00 TL
Gelir Vergisine İlişkin Gecikme Zammı : 452,12 TL
26/4/2010 Vadeli Gelir (Stp) Vergisi : 800,00 TL
Gelir (Stp) Vergisine İlişkin Gecikme
Zammı : 138,03 TL
TOPLAM :
4.390,15
TL
Vergi asıllarına vade tarihleri ile
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak toplam
TEFE/ÜFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:
Gelir Vergisi I. Taksit Tutarı İçin : 1.500 x % 8,2388 = 123,58 TL
Gelir Vergisi II. Taksit Tutarı İçin : 1.500 x % 5,5988 =
83,98 TL
Gelir (Stp) Vergisi İçin : 800 x %
6,6923 = 53,54 TL
TOPLAM : 3.800,-TL 261,10 TL
Mükellef vergi asılları ile hesaplanan
TEFE/ÜFE tutarları toplamını Kanun kapsamında 6 eşit taksitte ödemeyi tercih
etmiştir.
Ödenecek Taksit Tutarları = [(Vergi Asılları + Toplam TEFE/ÜFE Tutarı) x 1,05] /6
= [(3.800 + 261,10) x 1,05 ] / 6
= 710,69 TL
Mükellef Kanun hükmüne göre 5 taksiti
süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme yapmamıştır.
Bu durumda, mükellefin yaptığı
ödemeler, vadesi ve dönemi önce gelen borçlardan başlanarak her bir dönem
itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen şekilde mahsup
edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde Kanun hükmü
ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde kısmi ödeme olan döneme ilişkin
vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Mükellefin Kanun hükmünden
yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş
kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, Kanun kapsamında
yapılandırılan toplam alacak tutarı 4.061,10 TL olup bu tutara karşılık 5
taksitte ödenen tutar [(4.061,10/6 =) 676,85 x 5 =] 3.384,25 TL'dir.
Mükellefin vadesi önce gelen borcu
gelir vergisi olduğundan, 3.384,25 TL
yapılan ödeme tutarı, ilk önce yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden
TEFE/ÜFE tutarı toplamına (3.000 + 207,56=) 3.207,56 TL mahsup edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup
sonucunda mükellef, 31/3/2010 ve 31/7/2010 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin
gecikme zammı için Kanundan yararlanmış olacaktır.
Mahsuptan sonra kalan (3.384,25 -
3.207,56 =) 176,69 TL tutar, gelir
(stp) vergisi ve bu vergiye ilişkin TEFE/ÜFE tutarı toplamı olan 853,54 TL'yi karşılayamadığından bu dönem borcu için
Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılacaktır.
Bu durumda, yapılan ödeme tutarı kadar
Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına isabet eden tutar;
Vergi aslına
isabet eden tutar
=
(Vergi Aslı) x (Yapılan Ödemeden Kalan Tutar)
(Vergi Aslı + TEFE/ÜFE Tutarı)
formülü ile bulunacaktır. Buna göre;
Vergi aslına isabet eden tutar
=
800 x 176,69
=
165,61 TL'dir.
853,54
Bu tutar, Kanun hükümlerine göre TEFE/ÜFE aylık değişim
oranı uygulanarak bulunan tutar ile birlikte [(165,61 x % 6,6923= 11.08)
(165,61+11.08=176,69)] ödenmiş sayılacağından, gelir (stp) vergisinin kalan
(800-165,61=) 634,39 TL'si vade tarihinden itibaren uygulanacak gecikme zammı
ile birlikte tahsil edilecektir.
Örnek 2- Nisan,
Mayıs, Haziran/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 11.500,-TL kurum geçici vergi tahakkuk
etmiştir. Ancak mükellef 17/8/2009 vadeli kurum geçici vergi borcunu
ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini,
beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2010 tarihinde terkin
edilmiş ve 1.934,88 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan
yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin vade
tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme
zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak toplam
TEFE/ÜFE oranı % 6,4942'dir.
Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (11.500 x % 6,4942 =) 746,83 TL
olacaktır.
Mükellefin söz konusu tutarı 6
taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam ödenecek tutar
(746,83 x 1,05=) 784,17 TL olarak bulunacaktır.
Mükellefin Kanun kapsamında ilk 3 taksitini süresinde
ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği varsayıldığında, mükellef ödediği
tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu durumda mükellefin Kanun hükmünden yararlanacağı tutar
bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate
alınacaktır.
Toplam
Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit Tutarları Toplamı
Hesaplanan
TEFE/ÜFE Tutarı
=
1.934,88 x
373,41
=
967,43 TL.
746,83
formülü kullanılacak
ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir
Kalan 1.934,88 - 967,43 = 967,45 TL gecikme zammının ise
takip ve tahsiline devam edilecektir.
Örnek 3- Bu Tebliğin
II. bölümünün 4 numaralı
örneğinde yer alan mükellefin Kanuna
göre belirlenen tutarı 12 taksitte ödemek istediğini, ancak 5 taksiti süresinde
ödediğini, kalan 7 taksiti ödemediğini varsaydığımızda, bu mükellefin Kanun
kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde hesaplanacaktır.
Ödenecek Toplam Tutar: [(20.000 + 4.668,84) x 1,10=]
27.135,72 TL olup (27.135,72/12=) 2.261,31 TL, bir taksitte ödenecek tutardır.
Ancak, mükellefin Kanun
hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik
edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır. Buna göre;
Ödenen Taksit Tutarı = 2.055,74 x 5 = 10.278,70 TL'dir.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince vergi aslından
yararlanacağı tutara "K" diyelim.
K
=
Vergi Aslı x Ödenen Taksit Tutarı
Toplam Taksit Tutarı
K
=
20.000 x 10.278,70
24.668,84
K =
8.333,35 TL olarak hesaplanacaktır.
Vergi Aslından Tahsil Edilecek Tutar = Vergi Aslı - Kanun
Hükmünden Yararlandığı Vergi Aslı Tutarı = 20.000 - 8.333,35 = 11.666,65 TL olacak,
bu tutarın tahsili sırasında ayrıca vade tarihinden itibaren gecikme zammı
hesaplanacaktır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince gecikme faizinden
yararlanacağı tutar;
Kanun
Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Gecikme Faizi
Vergi Aslı
Buna göre; 8.333,35 x 5.500
20.000
= 2.291,67 TL'dir.
Tahsil edilecek gecikme faizi tutarı ise (5.500 -2.291,67=)
3.208,33 TL olacaktır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince vergi ziyaı
cezasından yararlanacağı tutara "X" diyelim.
X
=
Kanun Gereğince Vergi Aslından
Yararlanacağı Tutar x Vergi Ziyaı Cezası
Vergi Aslı
X
=
8.333,35 x
20.000
20.000
X = 8.333,35 TL olup bu tutar
ve buna ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Vergi
ziyaı cezasından tahsil edilecek tutar;
= Vergi ziyaı cezası - Kanun gereğince vergi ziyaı
cezasından yararlanacağı tutar
= 20.000 - 8.333,35
= 11.666,65 TL'dir. Ayrıca tahsili gereken vergi ziyaı
cezasına, vade tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil edileceği
tabiidir.
2- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun 3
üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle yapılan ödemeler
nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu
fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/D-1) bölümünde gerekli açıklamalar
yapılmıştır.
Bu itibarla, yıllık gelir veya
kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer ve özel tüketim
vergilerinin Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri kapsamında yapılandırılarak
taksitlendirilmesi halinde, Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası
kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için taksit ödeme süresince
bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden
vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.
Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri
hükümlerine göre yapılandırlan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde veya
bu Tebliğin (IX/A) bölümünde yapılan açıklamalara göre ödenmesine rağmen,
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yararlanılan vergi türlerinin
taksit ödeme süresince verilen beyannameler üzerine tahakkuk edenlerinin bir
takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok zor durum olmaksızın ikiden
fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde, üçüncü ihlalin
yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda Kanun hükümleri ihlal edilmiş
olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit
tutarları için Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Örnek 4- Mükellef,
Kanun kapsamında yapılandırılan katma değer vergisi borcuna ilişkin Mayıs,
Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme
süresi içerisinde ödemiş olmakla birlikte; Kanun kapsamında yapılandırılmasını
talep ettiği katma değer vergisi ile ilgili olarak Mayıs, Haziran ve Temmuz/2011
aylarında beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerini ödeme süresi içerisinde
ödememiştir.
Bu durumda, mükellef, taksitlendirme süresince tahakkuk
eden katma değer vergisini üç defa
ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal ettiğinden, ihlalin gerçekleştiği
Temmuz/2011 ayına kadar ödediği Mayıs ve Temmuz 2011 taksit tutarları için 6111
sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Eylül ve Kasım 2011 taksit tutarları
için ise anılan Kanun hükümlerinden yararlanmayacaktır.
Diğer taraftan, mükellefin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım
2011 taksitlerini 31/7/2011 tarihinden önce ödemiş olması halinde, bu taksit
tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı tabiidir.
X - DİĞER HUSUSLAR
1-
6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;
- Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihten önce tahsil edilmiş olan
tutarlar,
- Kanun kapsamında tahsil edilen
tutarlar,
- Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında
yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı
Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizler,
red ve iade edilmeyecektir.
Ancak, Kanunun 3 üncü maddesinin
birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlara karşılık
Kanunun yayımlandığı
tarihten önce ödeme yapılmış olması ve
mükelleflerin Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuru yapması
halinde bu Tebliğin (III/B-1), (III/B-2-a) ve (III/E-7) bölümlerinde yapılan
açıklamalar kapsamında işlem yapılacaktır.
2- Bu
Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan başvuruların (elektronik ortamda
yapılması zorunlu olan beyan ve bildirimler hariç), taahhütlü posta veya APS
ile gönderilmesi halinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi
halinde ise tahsil dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi
olarak dikkate alınacaktır.
3- Bu Tebliğin
ekleri mükelleflerce çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.
4- Kanundan yararlanılarak süresinde ödenen
alacaklara, Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen katsayı uygulaması hariç olmak
üzere Kanunun yayımlandığı tarihten
sonraki süreler için faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir
fer'i alacak tatbik edilmeyecektir.
5- Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca
dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun
hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru
sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır.
Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine, bu
Tebliğ uyarınca ilgili idareye verilmesi uygun görülen idari para cezaları
ihtilaflarına ilişkin dilekçeler ise ilgili idareye verilecek ve bu
dilekçelerin tahsil dairelerine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı merciine
verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.
Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan
vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı
tarihten sonra tebliğ
edilen kararlar uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine
hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bulunması halinde bunlar
talep edilemeyecektir.
6- 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine
göre, haklarında olumsuz rapor (SMİYB Düzenleme veya Kullanma Raporu) bulunan mükelleflerin iade talepleri
özel esaslara göre yerine getirilmekte, ancak bu mükelleflerin sözü edilen
rapora göre tarhedilen vergi, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizini
ödemeleri veya bunların toplamı kadar teminat göstermeleri halinde genel
esaslara dönmeleri ya da 4 kat teminat uygulamasından % 200 veya % 100 teminat
uygulamasına geçmeleri mümkün olabilmektedir.
Haklarındaki olumsuz raporlarla ilgili olarak, Kanunun
ilgili hükümlerine göre hesaplanacak tutarların tamamını ödemeleri halinde
anılan Tebliğdeki "ödeme" şartı yerine gelmiş sayılacak ve iade talepleri hakkında
buna göre işlem yapılacaktır.
Bu durumdaki mükelleflerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine
göre hesaplanan tutarları taksitler halinde ödemek istemeleri halinde, "ödeme"
şartının yerine gelmiş sayılabilmesi için;
-hesaplanan tutarların tamamı ile bir taksite ait tutarın %
10'u kadar banka teminat mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart taşımaması
gerekmektedir), devlet tahvili veya hazine bonosu cinsinden teminat
göstermeleri,
-taksitlerin aksatılması halinde diğer taksitlerin muaccel
hale geleceğini ve kalan borcun tamamının teminatların paraya dönüştürülmesi
yoluyla tahsil edileceğini kabul etmeleri ve bu hususa ilişkin olarak noter
vasıtasıyla düzenlenecek bir taahhütnameyi vergi dairesine vermeleri
gerekmektedir.
7- 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında verilecek
beyanname ve bildirimler hariç olmak üzere Kanun hükümlerine göre verilecek
bildirim ve beyannameler için damga vergisi alınmayacaktır.
Tebliğ olunur.
Ekleri
için tıklayınız.
* Mükellef 2006 yılı için 19.110 TL'den aşağı olmamak
üzere matrah artırımında bulunmak zorundadır. Bu nedenle, 19.110 TL tutarında
matrah beyan etmiştir.
**Mükellef, artırılan kurumlar vergisi matrahı olan
19.110 TL'nin yarısından aşağı olmamak üzere matrah artırımında bulunmak
zorunda olduğundan 9.555 TL tutarında matrah beyan etmiştir. Mükellef her iki
matrah artırımını birlikte yapmak zorundadır.