Tahsilat Genel Tebliği - Kabahatler Kanunu Kapasamına İdari Para Cezaları`nın Tebliğ Usulü, Cezaların Kesinleşmesi, Ödeme Zamanı, Para Cezalarından İndirim, Taksitlendirme ve Tahsil Zamanaşımı (Mülga)
TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ
SERİ NO: 442
Maliye
Bakanlığından:12.05.2007 tarih ve 26520 sayılı R.G.
Genelgeler 1
Tasarruflu Yazılar 1 2 3
III - İdari Para Cezası Vermeye Yetkili Olan
Kamu Tüzel Kişilerince Yapılacak İşlemler
Tahsilat Genel Tebliği (Seri: B Sıra No: 18) ile Yürürlükten Kaldırılmıştır.
Bilindiği gibi, 5326
sayılı Kabahatler Kanunu[1][1]
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş ve anılan Kanunun bazı maddelerinin
uygulamasına ilişkin olarak 437
Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliğinde[2][2]
gerekli açıklamalar yapılmıştır.
19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun ile 5326 sayılı Kabahatler Kanununun bazı
maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
5560 sayılı Kanunla 5326
sayılı Kanunda yapılan değişiklik neticesinde idari para cezalarının
uygulamasına yönelik aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüş ve
uygulamanın tek bir tebliğde düzenlenmesi amacıyla 437 Seri No.lu Tahsilat
Genel Tebliğinde yapılan açıklamaların ilgili bölümleri de bu tebliğe
alınmıştır.
I - KABAHATLER KANUNU KAPSAMINA GİREN İDARİ PARA
CEZALARI
5326 sayılı Kabahatler Kanununun 2 nci maddesi ile
Kabahat; kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık
olarak tanımlanmış, 16 ncı maddesi ile de kabahatler karşılığında uygulanacak
idari yaptırımlar; idari para cezası ve idari tedbirler olarak tasnif
edilmiştir. Anılan madde idari tedbirleri mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve
ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirler olarak tanımlamıştır.
5560 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile 5326 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesi değiştirilmiş ve madde metni;
"(1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna
ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya
mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yapılan düzenleme ile 5326 sayılı Kabahatler Kanununun
genel kanun olma niteliği korunmakta, sadece idari para cezalarının düzenlendiği
özel kanunlarda belirlenmiş olan kanun yollarının uygulanması saklı
tutulmaktadır. Dolayısıyla, idari para cezalarının düzenlendiği kanunlarda
kanun yoluna ilişkin özel bir düzenleme bulunması halinde bu hükümler
uygulanacaktır.
Buna göre, 5326 sayılı Kanunun kanun yolu dışındaki
diğer genel hükümleri tüm idari para cezaları hakkında uygulanacak, idari para
cezalarının düzenlendiği kanunlarda kanun yoluna ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması
halinde 5326 sayılı Kanunun idari yaptırım kararlarına karşı getirdiği kanun
yoluna ilişkin hükümleri de uygulanacaktır.
Bu itibarla, idari yaptırım kararlarında bulunması
gereken hususlar, kararların ilgililere tebliğ usulü, özel kanununda hüküm
bulunmaması koşuluyla idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin
hükümler (başvuru yolu ve süresi, itiraz yolu ve süresi), ödeme usulü, zamanaşımı,
idari para cezalarının gelir kaydedileceği kamu idareleri gibi düzenlemeler
genel hükümler olup, ilgili Kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Kabahatler
Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Diğer taraftan, 5326 sayılı Kanun hükümlerine aykırı
hükümler getiren yeni Kanunların yürürlüğe girmesi halinde, yeni kanunla
getirilmiş olan hükümlerin uygulanacağı tabiidir.
1/6/2005 tarihinden önce işlenen kabahatler ile ilgili
olarak bu tarihten sonra alınan idari yaptırım kararları sonucunda verilen
idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
II - İDARİ PARA CEZASI VERMEYE YETKİLİ OLAN KAMU TÜZEL
KİŞİLERİ
5326 sayılı Kanuna göre cezalandırılması öngörülen
fiillerin tespitini ve ceza verilmesini gerçekleştiren kamu tüzel kişileri ile
bunların organlarının, haksızlığı tespit etme ve ceza verme yetkileri
kanunlardan kaynaklanmaktadır.
Kamu tüzel kişileri, görevleri gereği verecekleri
idari para cezalarının uygulamasını, 5326 sayılı Kanunda yer alan genel
esaslara bağlı kalarak yapacaklardır.
Kamu tüzel kişilerinin görev alanları dikkate alınarak
aşağıdaki şekilde tasnif edilmesi mümkündür.
a) Devlet Tüzel Kişiliği: Devlet Tüzel Kişiliğini
oluşturan kamu idareleri, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleridir. 5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa[3][3]
ekli (I)
sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri Devlet Tüzel Kişiliğini oluşturur.
b) İdari Kamu Kurumları: Devlet Tüzel Kişiliğinin öteden
beri yürüttüğü kimi hizmet ve faaliyetleri yerine getirmek üzere kanunla
kurulmuş olan kamu tüzel kişileridir. Bu kamu idareleri 5018 sayılı Kanuna ekli
(II) sayılı cetvelin (B) bölümünde yer alan özel bütçeli idarelerdir. Vakıflar
Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü örnek
olarak verilebilir.
c) Mahalli İdareler: Mahalli müşterek ihtiyaçları
karşılamak üzere kurulmuş olan mahalli idareler; il özel idareleri, belediyeler
ve köylerden oluşmaktadır.
d) İktisadi Kamu Kurumları: İktisadi alanda faaliyette
bulunmak için oluşturulan kamu tüzel kişileri, iktisadi kamu kurumları olup bu
kurumlara T.C. Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Devlet Hava
Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü,
Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. örnek olarak verilebilir.
e) Sosyal Kamu Kurumları: Bu kurumlar, insanların sosyal
haklarını ve güvenliklerini karşılamak ve sağlamak üzere oluşturulmuş olan kamu
tüzel kişileridir. Bu kurumlar, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV)
sayılı cetvelde yer alan Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve Sosyal Güvenlik
Kurumudur.
f) Bilimsel Kamu Kurumları: Bu kurumlar, bilimsel,
teknik ve kültürel alanlarda faaliyette bulunmak üzere oluşturulmuş olan tüzel
kişiliklerdir. Bu kurumlara 5018 sayılı Kanuna ekli (II)
sayılı cetvelin (A) bölümünde yer alan özel bütçeli idareler örnek olarak
gösterilebilir.
g) Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları: Bu
kurumlar, belli mesleklere mensup insanların zorunlu olarak katıldıkları ve
bağlı oldukları tüzel kişiliklerdir. Bu kurumlara, Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği, Türkiye Barolar Birliği, Eczacılar Birliği, Türk Tabipleri Birliği,
Türkiye Ziraat Odaları Birliği örnek olarak gösterilebilir.
h) Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar: Serbest piyasa
ekonomisinde faaliyette bulunan işletmelerin, tüketicilerin hak ve
menfaatlerinin korunması, piyasanın düzenlenmesi, denetlenmesi, piyasanın
rekabet esasları çerçevesinde işler duruma getirilmesi ve bu çerçevede
denetleyici ve gerekiyorsa yaptırımlar uygulayıcı bağımsız idari nitelikli
kuruluşlardır. Bu kurumlara, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer
alan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası
Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu ile Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü
İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu ile (III) sayılı cetvelde yer almayan
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Şeker Kurumu örnek teşkil etmektedir.
Yukarıda yer verilen kamu tüzel kişiliği tasnifine
dahil kamu tüzel kişileri ile bu tasnifte yer almayan diğer kamu tüzel
kişilerine idari para cezası verme yetkisi kanunla verilmiş olması halinde, bu
tüzel kişilerce verilecek idari para cezalarında 5326 sayılı Kanunla getiren
genel esaslara uyulması gerekmektedir.
5326 sayılı Kanun idari para cezası verme yetkisini Cumhuriyet
Savcılarına ve Mahkemelere de vermiş olup bu merciiler tarafından verilen idari
para cezaları hakkında da bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.
III - İDARİ PARA CEZASI
VERMEYE YETKİLİ OLAN KAMU TÜZEL KİŞİLERİNCE YAPILACAK İŞLEMLER
Kabahatler Kanunu uyarınca idari yaptırım olarak idari
para cezası uygulayan idarelerce aşağıdaki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.
A - İdari Yaptırım Kararlarında Yer Alacak Bilgiler
5326 sayılı Kanunun 25
inci maddesine göre idari yaptırım kararlarında;
a) Hakkında idari yaptırım kararı verilen kişinin
kimlik ve adresinin,
b) İdari yaptırım kararı verilmesini gerektiren
kabahat fiilinin,
c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün
delillerin,
d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin
kimliğinin,
e) Fiilin işlendiği yer ve zamanın,
bulunması zorunludur.
İdari yaptırım kararında, söz konusu bilgilerin yanı
sıra idari para cezasının ödeme süresi, ödeme yeri, idari yaptırım kararına
karşı kanun yolu (mercii ve süresi), indirimli ödeme hakkı, taksitlendirme talep
etme hakkı, ödeme yapılmaması halinde uygulanacak müeyyideler ile tebliğ tarihi
bilgilerine yer verilmesi gerekmektedir.
İdari yaptırım kararlarına; kararın ilgilisine huzurda
tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması halinde kararın verildiği esnada,
7201
sayılı Tebligat Kanunu[4][4]
hükümlerine göre tebliğ edilmesi halinde de idarede kalan nüshalara tebligatı
müteakip tebliğ tarihi yazılacaktır.
İdari yaptırım kararının idarede kalan nüshalarında,
5326 sayılı Kanun hükümlerine göre kararın kesinleşme tarihine de yer
verilecektir.
İdari yaptırım kararı uygulayan idarelerce hakkında
idari para cezası verilen kişinin T.C. kimlik numarası/vergi kimlik numarası da
kararda gösterilecektir.
İdari yaptırım kararlarını tutanak tanzimi suretiyle
uygulayan idarelerce düzenlenecek tutanaklarda, idari yaptırım kararlarında
bulunması gereken ve yukarıda açıklanan tüm bilgilere yer verilmesi,
tutanakların seri ve sıra numaralarının birbirini takip eder şekilde
bastırılması, görevli personele zimmetle teslim edilmesi, tutanakların iptal edilmesi
gerektiğinde, iptal işlemlerinin tutanağın üzeri çizilmek ve iptal şerhi
konulmak suretiyle gerçekleştirilmesi, tutanakların güvenliği konusunda gerekli
özenin gösterilmesi icap etmektedir.
B - İdari Yaptırım Kararlarının Tebliğ Usulü
5326 sayılı Kanunun 26
ncı maddesinde,
"(1) İdari yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201
sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat
metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir
şekilde belirtilir.
(2) İdari yaptırım kararının ilgili gerçek kişinin
huzurunda verilmesi halinde tutanakta bu husus açıkça belirtilir. Bu karara
karşı başvurabileceği kanun yolu, mercii ve süresine ilişkin olarak
bilgilendirildikten sonra kişinin karar tutanağını imzalaması istenir. İmzadan
kaçınılması halinde bu durum tutanakta açıkça belirtilir. Karar tutanağının bir
örneği kişiye verilir.
(3) Tüzel kişi hakkında verilen idari yaptırım
kararları her halde ilgili tüzel kişiye tebliğ edilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, idari yaptırım kararlarının ilgililere
yukarıda belirtilen tebliğ usulüne göre tebliğ edilmesi zorunludur.
C - İdari Para Cezalarının
Kesinleşmesi
Genelgeler 1
Kabahatler Kanununun 5560
sayılı Kanunla değişik 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında "Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para
cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil
edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir.
Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idarî para
cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından
tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel
Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili kanunlarında
özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur." hükmü yer
almaktadır.
Buna göre, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari
para cezalarının 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu
cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesi gerekmektedir.
Kabahatler Kanunu, genel bütçeye gelir kaydedilmesi
gerekmeyen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarının takip ve tahsilinde
idari yaptırım kararlarının kesinleşme şartını aramamaktadır. Ancak, bu idari
para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda yer alan hükümlerin dikkate
alınacağı tabiidir.
İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması
veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması
neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesi, idari para
cezasının kesinleşmesidir.
Kabahatler Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişik 3
üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi hükmü nedeniyle idari para
cezalarının düzenlendiği kanunlarda kanun yoluna ilişkin düzenlemenin bulunması
halinde, bu düzenlemelerin uygulanması gerektiğinden, idari para cezalarının
kesinleşmesi aşağıdaki şekilde olacaktır.
1) Kabahatler Kanununa Göre İdari Para Cezalarının
Kesinleşmesi: 5326 sayılı Kanunun 27
ila 31 inci maddelerinde idari yaptırım kararlarına karşı başvuru yolu,
başvurunun incelenmesi, itiraz yolu, vazgeçme ve kabul ile masrafların ve
vekalet ücretinin ödenmesi hususları düzenlenmiştir.
Söz konusu hükümlere göre, idari yaptırım kararları;
i) Kararın ilgilisine tebliğ edildiği tarihten itibaren
15 gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmadığı takdirde bu sürenin
bitiminde,
ii) Kanuni süresinde sulh ceza mahkemesine başvurulması
halinde,
- Sulh ceza mahkemesinin kararına itiraz edilmemiş ise
kararın taraflara tebliğini takip eden 7 nci günün bitiminde,
- 2.000,-YTL'ye kadar (bu tutar dahil) idari para
cezalarına ilişkin sulh ceza mahkemesinin karar tarihinde,
iii) Sulh ceza mahkemesi kararına ya da mahkemeler
tarafından verilen idari yaptırım kararlarına karşı ağır ceza mahkemesine
itiraz edilmesi halinde itiraz üzerine verilen karar tarihinde,
kesinleşmektedir.
iv) Kabahatler Kanunun 27 nci maddesine 5560 sayılı
Kanunla eklenen;
- (6) numaralı fıkra ile soruşturma konusu fiilin suç
değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi ve
kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmesi halinde idarî yaptırım
kararına karşı başvurunun kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı
yapılacak itirazı inceleyen itiraz merciinde inceleneceği hükme bağlandığından,
- (7) numaralı fırka ile kovuşturma konusu fiilin suç
değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi ve
fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun yoluna
gidilmesi halinde, idarî yaptırım kararına karşı itirazın da beraat kararını
inceleyen mercide inceleneceği hükme bağlandığından,
bu durumlarda kesinleşme kanun yollarının
tüketilmesine bağlı olarak belirlenecektir.
v) Kabahatler Kanununun 27 nci maddesine 5560 sayılı
Kanunla eklenen (8) numaralı fıkrasında ise idarî yaptırım kararının verildiği
işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren
kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka
aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı
merciinde görüleceği düzenlenmiş olduğundan, bu kapsamdaki idari yaptırım
kararları idari yargılama sürecine bağlı olarak kesinleşecektir.
2) Kanun Yolu Saklı Tutulan Hallerde İdari Para
Cezalarının Kesinleşmesi: İdari para cezasına yönelik Kabahatler Kanununun
hükümleri dışında kanun yolu öngörülmesi halinde, ilgili kanunlarında yer
verilen kesinleşme nedenlerine bağlı olarak idari para cezaları
kesinleşecektir.
D - İdari Para
Cezalarının Gelir Kaydı ve Tahsili
Tasarruflu Yazılar 1
Kabahatler Kanununun 5560 sayılı Kanun ile
değişik 17 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında;
"(3) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı
cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının
ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı
ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para
cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler
tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir.
Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise,
ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir
kaydedilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para
cezaları, kendi kanunlarındaki hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun
müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi
koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar
verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idarî para
cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir.
(4) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi
gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre
tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine
gönderilir. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen
idarî para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde,
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri
tarafından tahsil olunur. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve
Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idarî para cezaları, ilgili
kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil
olunur." hükmü yer almaktadır.
Söz konusu hükümlerin incelenmesinden de görüleceği
gibi, 5560 sayılı Kanunla idari para cezalarının gelir kaydedileceği yer, tahsilata
yetkili merci ve tahsil usulleri değiştirilmiş, belirtilen unsurlar idari para
cezaları itibarıyla farklı belirlenmiştir.
1 - İdari
Para Cezalarının Gelir Kaydı
5560 sayılı Kanun ile 5326 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinde yapılan değişiklikle idari para cezalarının gelir kaydının, idari
para cezasını veren kamu idaresi ve bütçeler itibarıyla yapılacağı hüküm altına
alınmıştır.
Buna göre;
- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde
yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili
kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile
Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları
genel bütçeye,
- Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli
idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine,
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para
cezaları, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, genel bütçeye,
gelir kaydedilecektir.
2 - İdari
Para Cezalarının Tahsil Usulü ve Tahsile Yetkili Merci
5326 sayılı Kanunun 5560 sayılı Kanunla değişik 17 nci
maddesinde idari para cezalarının tahsil usulü; idari para cezasını veren kamu
idaresi ve idari para cezasının düzenlendiği kanunlara göre belirleneceği hüküm
altına alınmıştır.
Buna göre;
- Genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken
idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, Maliye Bakanlığınca
belirlenecek tahsil daireleri tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun hükümlerine,
- Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli
idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendileri tarafından, ilgili
kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, 6183 sayılı Kanun hükümlerine,
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve;
a) Genel bütçeye gelir kaydedilmesi
gerekmeyen idarî para cezaları kendileri tarafından, ilgili kanunlarında özel
hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere,
b) Genel bütçeye gelir kaydedilmesi
gerekenler ise özel bir belirleme yapılmamış olması halinde Maliye Bakanlığınca
belirlenecek tahsil daireleri tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine,
göre takip ve tahsil edilecektir.
Genel hükümlere göre takip ve tahsil
edileceği belirtilmiş olan idari para cezaları süresinde ödenmediği takdirde,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa[5][5]
göre takip edilecektir.
Tebliğin bu bölümünün "3- Ödeme Zamanı ve
Yeri" alt bölümü, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilecek
idari para cezalarına yönelik açıklamaları içermektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre
takip ve tahsil edilecek idari para cezalarında ise ilgili mevzuat hükümlerinin
uygulanacağı tabiidir.
3 - Ödeme Zamanı ve Yeri
Ödeme Zamanı
5326 sayılı Kanunda idari para cezalarının ödeme
süresine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu husus dikkate
alındığında, idari para cezalarının ödeme süresi, ilgili kanunlarında
düzenlenen hallerde bu sürelerdir.
İdari para cezalarının ilgili kanunlarında ödeme
zamanı gösterilmemiş ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 37
nci maddesine göre ödeme süresinin tayini gerekmektedir.
Buna göre, özel kanunlarında ödeme süresi belirtilmemiş
idari para cezalarının, Kabahatler Kanununun 26 ncı maddesine göre ilgilisine
tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde ödenmesi gerektiğinden,
idari yaptırım kararını veren kamu tüzel kişilerince idari yaptırım
kararlarında "ödemenin 1 ay içinde yapılması gerektiği" hususu belirtilecektir.
Ödeme Yeri
Tebliğin bu bölümünün "1- İdari Para Cezalarının Gelir
Kaydı" başlıklı alt bölümünde idari para cezalarının gelir kaydedileceği kamu
idareleri belirlenmiştir. İdari para cezalarının ödeme yeri de gelir
kaydedilecek kamu idaresine göre farklılık göstermektedir.
Bu bölümde yapılan açıklamalar genel bütçeye gelir
kaydedilecek idari para cezalarının ödeme yerini belirlemekte olup, genel
bütçeye gelir kaydedilmeyecek idari para cezalarının ödeme yeri ise ilgili
mevzuatına göre belirlenecektir.
Bu itibarla, genel bütçeye gelir kaydedilecek idari
para cezalarının, idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinden önce ve sonra
olmak üzere ödeme yeri aşağıda belirtilmiştir.
a) İdari Yaptırım Kararlarının Kesinleşmesinden Önce
Ödeme Yeri
İdari yaptırım kararı veren idareler; idari para
cezalarını, kanuni ödeme süresi içinde ya da idari yaptırım kararlarının
kesinleşmesinden önce ödemek isteyen kişilerden tahsil edecek ve tahsil ettiği
tutarları Hazine hesaplarına aktaracaktır.
İdari yaptırım kararları genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri tarafından verilmiş ise söz konusu cezalar, muhasebe yetkilisi mutemetleri
ve muhasebe birimleri (merkez muhasebe birimi, mal müdürlükleri ve defterdarlık
muhasebe müdürlükleri) vasıtasıyla tahsil edilecektir. Genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin bankalar aracılığı ile tahsilat yetkisi bulunması halinde bu
idarelerin banka hesaplarına da ödeme yapılacaktır.
Mahkemeler, Cumhuriyet Savcılıkları ve 5018 sayılı
Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerince verilen idari para
cezaları ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu[6][6], 4925 sayılı Karayolu Taşıma
Kanunu[7][7]
ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna[8][8]
göre verilen idari para cezaları kesinleşmeden önce muhasebe yetkilisi
mutemetlerine ve vergi dairelerine veya vergi daireleri adına tahsilat yetkisi
bulunan bankalara ya da posta idaresine ödenecektir.
İdari yaptırım kararları 5018 sayılı Kanuna ekli (II)
sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli kamu idareleri, kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve
genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezaları, bu idarelerin
ilgili muhasebe birimlerine veya görevlendirilen personeline ya da banka
hesaplarına ödenebilecektir.
Gerek 5326 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce gerekse bu Kanunda değişiklik yapan 5560 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten önce yapılan düzenlemeler nedeniyle kanuni ödeme süresi içinde vergi
dairelerine ödenen para cezaları, bu bölümün üçüncü paragrafında belirtilenler
hariç olmak üzere, bundan böyle kanuni ödeme süresi ve kararın kesinleşmesi
süresi içerisinde idari yaptırım kararı veren idarelere ödenecektir.
b) İdari
Yaptırım Kararlarının Kesinleşmesinden Sonra Ödeme Yeri
İdari yaptırım kararlarının kesinleşmesi üzerine
ödemeler, ilgili vergi dairesinin hesabının bulunduğu bankalara veya vergi
dairelerine yapılacaktır.
Ödeme veya kesinleşme süresi içerisinde ödenmeyen
idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararları, kesinleşmesini müteakip
tahsil için; borçlu gerçek kişi ise ikametgahının, tüzel kişi ise kanuni veya
iş merkezinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine, birden fazla vergi dairesi
bulunması halinde süreksiz vergileri tahsil ile görevli vergi dairelerine
gönderilecektir. Ancak, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan
kamu idarelerince verilen ve ödeme veya kesinleşme süresi içerisinde ödenmeyen
idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararları ise kararların
kesinleşmesini müteakip tahsil için borçlunun gelir veya kurumlar vergisi
yönünden bağlı olduğu vergi dairesine gönderilecektir.
6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek
üzere vergi dairesine gönderilen idari para cezalarına karşılık idarelerce
tahsilat yapılmayacaktır. Ancak, tahsil edilmek üzere vergi dairelerine
gönderilmiş olan idari para cezalarına yönelik tahsilat yapılması halinde, önceden gönderilen idari yaptırım kararı ile
ilgisi sağlanmak suretiyle tahsil edilen tutarlar vergi dairesine
bildirilecektir.
İdari yaptırım kararı veren idareler, kanuni ödeme
süresi içerisinde ya da kararların kesinleşmesinden önce yaptıkları
tahsilatların dayanağı olan idari para cezası kararlarını/tutanaklarını vergi
dairelerine göndermeyeceklerdir.
4 - İndirim Uygulaması
(21.07.2022 /
31899 sayılı R.G. Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:14) ile yürürlükten kaldırılmıştır)MÜLGA HALİ
5 - Taksitlendirme Uygulaması
5326 sayılı Kanunun 5560 sayılı Kanunla değişik 17 nci
maddesinin (3) numaralı fıkrasında "… Kişinin
ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para cezasının, ilk
taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde
ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi
halinde, idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir."
hükmüne yer verilmiştir.
Bu madde hükmüne göre, taksitlendirme başvurusu idari
yaptırım kararının tebliğini müteakip kanuni ödeme süresi içinde bu kararı
veren idareye yapılacak ve talepler bu idareler tarafından değerlendirilerek
karara bağlanacaktır. Kanuni ödeme süresinden sonra yapılan taksitlendirme
başvurularının değerlendirilmeyeceği tabiidir.
Taksitlendirme talebi kabul edilen borçlular; 4 eşit
taksit halinde ve birinci taksit idari para cezasının kanuni ödeme süresi
içinde, geri kalan 3 taksiti ise idari para cezasının tebliğ tarihinden
itibaren 1 yıl içerisinde idarece belirlenecek sürelerde ödeyecektir.
Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde idari para cezasının
kalan kısmı muaccel hale gelecek ve tahsil için durum genel bütçeye gelir
kaydedilecek idari para cezaları için ilgili vergi dairesine bildirilecektir.
Genel bütçeye gelir kaydedilmeyen idari para cezalarında ise muaccel hale gelen
para cezasının ilgili kanunlar uyarınca tahsile yetkili mercilerce takip ve
tahsil işlemlerine başlanacaktır.
Tebliğin III/C bölümünde açıklandığı gibi, genel
bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanuna
göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım
kararlarının kesinleşmesi gerekmektedir.
Taksitlendirme uygulaması kanun yoluna başvuruyu
engellememektedir. Dolayısıyla,
taksitlendirilen idari para cezası hakkında dava da açılmış ve yargılama
sürecinde ödenmesi gereken taksitlerin süresinde veya tam olarak ödenmemiş
olması halinde, ödenmemiş olan bu taksit tutarlarının muaccel hale geldiği
gerekçesiyle takip işlemlerine başlanılmasına, idari yaptırım kararı
kesinleşmediğinden, kanunen imkan bulunmamaktadır. Ancak, borçlu tarafından
rızaen ödeme yapılabileceği tabiidir.
Dava sürecinin bir yıllık taksitlendirme süresinden
fazla olması halinde idarece verilecek bir yıllık süre geçersiz sayılacaktır.
Dava sürecinin idarece verilen taksitlendirme
süresinden az olması halinde ise dava sürecinde ödenmeyen taksit tutarlarının,
ödeme süresi gelmemiş taksit veya taksitler ile birlikte geri kalan taksit
ödeme süreleri içerisinde eşit tutarlar halinde ödenmesine müsaade edilecektir.
Bu durumda da taksitlerin süresinde ödenmesi şartı aranılacak, taksitlerin
zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde idari para cezasının kalan kısmının
takip ve tahsiline başlanılacaktır.
Kabahatler Kanunu, genel bütçeye gelir kaydedilmesi
gerekmeyen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarının takip ve tahsilinde
idari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda yer alan hükümler saklı
kalmak kaydıyla, idari yaptırım kararlarının kesinleşme şartını aramamaktadır.
Bu durumda, kanun yoluna başvurulmuş olması idari para cezasının takibini
etkilemediğinden, taksitlendirilen idari para cezasının taksitlerinin tam ve
zamanında ödenmemesi halinde alacağın muaccel hale geleceği ve takip edilebileceği
tabiidir.
5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesine göre yapılacak
taksitlendirmelerde teminat ve tecil faizi aranılmayacaktır.
Ancak, bu maddeye göre yapılan taksitlendirmeler,
cebren takip ve tahsil muamelesini durduran nitelik taşımakla birlikte, idari
para cezalarının düzenlendiği kanunlarda yer alan ek mali yükümlülükleri
kaldırmadığından, kanuni ödeme süresinde ödenmeyen idari para cezalarının
taksitlendirilip taksitlendirilmemesine, dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın
ilgili kanununda öngörülen ek mali yükümlülüğün uygulanması ve tahsili
gerekmektedir.
E - Genel Bütçeye Gelir Kaydedilmesi Gereken
İdari Para Cezasını Tahsil Eden Kamu Tüzel Kişileri Tarafından Tahsil Edilen
Tutarların Hazine Hesaplarına Aktarılması
İdari yaptırım kararı uygulayarak kanuni ödeme süresi
ya da kararların kesinleşme süresi içerisinde tahsilat yapan genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri, tahsil ettikleri idari para cezalarını bu amaçla
açılmış hesaplara bütçe geliri kaydedeceklerdir.
Genel bütçe kapsamında olan kamu idareleri dışında
kalan idareler; tahsil ettikleri idari para cezalarını, tahsil ettikleri ayı
takip eden ayın 7 nci günü, bu tarihin Resmî tatile rastlaması halinde tatili
izleyen ilk iş günü, Aralık ayı içerisinde tahsil edilen tutarı ise bütçe yılının
son iş günü, mesai saati bitimine kadar; borçlunun vergi kimlik numarası, T.C.
kimlik numarası, adı soyadı/unvanı, tahsilat tarihi, idari para cezası tutarı,
tahsilat tutarı, tahsilatın indirimli veya taksitle yapılması halinde bu durumu
belirtir şerh ve tutar, tahsilata konu makbuzların seri sıra numaraları,
tahsilat sırasında ek mali yükümlülük tahsil edilmiş ise bu tutar, ayrı ayrı
belirtilmek suretiyle düzenlenecek listeler ile idarenin bulunduğu yerde; tek
vergi dairesi varsa bu vergi dairesine, birden fazla vergi dairesi varsa
süreksiz vergileri tahsil etmekle görevli vergi dairelerine yatıracaktır. Bu
idareler söz konusu tutarları nakden ödeyebilecekleri gibi vergi dairelerinin
T.C. Ziraat Bankası nezdindeki saymanlık hesabına da vergi tahsil alındısı
karşılığında ödeyebileceklerdir.
Anılan idareler bu Tebliğde belirtilen sürelerde
tahsil ettikleri tutarı, Hazine hesaplarına aktarmadıkları takdirde, haklarında
yapılacak cezai kovuşturma dışında süresinde aktarılmayan tutar, 6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte anılan
Kanun hükümlerine göre aktarmada geciken idareden cebren takip ve tahsil
edilecektir.
IV - MAHKEMELER VE CUMHURİYET SAVCILARI TARAFINDAN
VERİLEN İDARİ PARA CEZALARI
5326 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde, kovuşturma
konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkemeler tarafından
idari yaptırım kararı verileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun diğer hükümleri ile birlikte konu
değerlendirildiğinde, mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarına karşı
itiraz mercii, ağır ceza mahkemeleri olup mahkemeler tarafından verilen idari
para cezalarına karşı ağır ceza mahkemelerine itiraz edilmemesi veya itiraz
sonrası verilen karar üzerine kesinleşen idari yaptırım kararı, tahsil edilmek
için borçlu; gerçek kişi ise ikametgahının, tüzel kişi ise kanuni veya iş
merkezinin bulunduğu yerdeki vergi dairesine, birden fazla vergi dairesi
bulunması halinde süreksiz vergileri tahsil ile görevli vergi dairelerine
gönderilecektir.
Mahkemeler tarafından verilen idari para cezaları yine
mahkemelerce ilgilisine tebliğ edileceğinden, mahkemelerce kovuşturmalar
sırasında tespit edilen kabahatlere yönelik verilecek idari para cezalarının
hükmedildiği kararlarda, idari para cezalarının düzenlendikleri özel kanunlarda
yer alan ödeme sürelerine de yer verilmesi gerekmekte, bu yönde özel kanunlarda
bir düzenlemenin yer almaması halinde ise idari para cezalarının 6183 sayılı
Kanunun 37 nci maddesine göre bir ay içinde ödenmesine yönelik bir hükmün
kararda bulunması icap etmektedir. Bu itibarla, mahkemeler tarafından verilen
kararlarda ödeme süresine yönelik bir hükmün yer almaması halinde, vergi
daireleri tarafından ilgili mahkemelerden ödeme sürelerine yönelik bir açıklama
talep edilmesi gerekeceği tabiidir.
5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde düzenlenen peşin
ödeme indirimi, daha kısa ödeme süresi olmaması koşuluyla mahkeme kararına
karşı itiraz süresi olan 7 gün içinde yapılacak ödemelere uygulanacak;
taksitlendirme uygulaması ise mahkeme kararında yer aldığı takdirde, yukarıda
yapılan açıklamalar çerçevesinde tayin edilen ödeme süresi içerisinde yapılan
başvuru üzerine tahsilatla görevli vergi dairelerince yapılacaktır.
Ancak, bu taksitlendirmenin 6183 sayılı Kanunun 48
inci maddesi ile ilgisi bulunmadığından vergi dairelerince 5326 sayılı Kanuna
göre yapılan taksitlendirmelerde teminat ve tecil faizi alınmayacağı tabiidir.
5326 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde ise Cumhuriyet
Savcısının; Kanunda açıkça hüküm bulunması halinde bir kabahat dolayısıyla
idari yaptırıma karar verme yetkisi bulunduğu düzenlenmiştir.
Cumhuriyet Savcıları tarafından verilen idari para
cezaları, bu Tebliğin III'üncü bölümünde açıklanan esaslar çerçevesinde işleme
tabi tutulacak, ancak bu idari para cezalarının ödeme süresi, ödeme yeri ve
taksitlendirilmesi işlemleri ise bu bölümde yer alan açıklamalara göre
belirlenecektir.
V - İDARİ PARA CEZALARININ TAHSİL ZAMANAŞIMI
6183 sayılı Kanunun 102 nci maddesinde "Amme
alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından
itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait
hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.
Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı
ödemeler kabul olunur." hükmü yer almaktadır.
5326 sayılı Kanunun "Yerine getirme zamanaşımı"
başlıklı 21 inci maddesinde ise;
"(1) Yerine getirme zamanaşımının dolması halinde
idarî para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar artık
yerine getirilemez.
(2) Yerine getirme zamanaşımı süresi;
a) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para
cezasına karar verilmesi halinde yedi,
b) Yirmibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para
cezasına karar verilmesi halinde beş,
c) Onbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para
cezasına karar verilmesi halinde dört,
d) Onbin Türk Lirasından az idarî para cezasına karar
verilmesi halinde üç,
Yıldır.
(3) Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin zamanaşımı
süresi on yıldır.
(4) Zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesi
tarihinden itibaren işlemeye başlar.
(5) Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine
getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı
işlemez." hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Kabahatler
Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi, Kanunun 21
inci maddesine göre tespit edilecektir.
Ancak, 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104 üncü
maddelerinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller ile tahsil
zamanaşımının işlememesi halleri ayrıca dikkate alınacaktır.
5326 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin (5) numaralı
fıkrasında yer alan "Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine
getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı
işlemez." hükmü, idari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen sürenin
zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenlendiğinden, bu hükmün de tahsil
zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak dikkate alınması gerektiği tabiidir.
Diğer taraftan, 6183 sayılı
Kanun kapsamında takip ve tahsil edilmemekle birlikte 5326 sayılı Kanun
hükümlerine tabi idari para cezaları hakkında da anılan Kanunun 21 inci
maddesinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin dikkate alınacağı tabiidir.
VI - VERGİ DAİRELERİNCE YAPILACAK İŞLEMLER
1) Genel
bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezası uygulayan idarelerce,
kanuni ödeme sürelerinde ya da kesinleşme süresi içerisinde tahsil edilemeyen ve
kesinleşen idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarının, 6183
sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilmek üzere görevli vergi dairelerine
gönderilmesi üzerine vergi dairelerince;
- İdari yaptırım kararının kesinleşip kesinleşmediği
kontrol edilmesi, kesinleşmeden önce tahsil için intikal ettirilmiş kararlar
bulunması halinde, bu kararların işleme alınmayarak ilgili idareye geri gönderilmesi,
- İdari para cezalarının takibine, 6183 sayılı Kanunun
55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliğiyle başlanılması,
gerekmektedir.
2) İdari
yaptırım kararının kesinleşme tarihi, idari para cezasının zamanaşımının
başlangıç tarihi olduğundan, kesinleşme tarihi vergi dairesi kayıtlarında
ayrıca izlenecektir.
3)
Mahkemeler, Cumhuriyet Savcılıkları ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı
cetvelde yer alan kamu idarelerince verilen idari para cezaları ile 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunu, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve 5539 sayılı
Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna göre verilen
idari para cezalarının tebliği, 5326 sayılı Kanun hükümlerine göre ilgili
mercilerce yapılacaktır.
Söz konusu cezaların, peşin ödeme indiriminden
yararlanılarak ödenmek istenmesi halinde, cezanın verildiği anda kamu
görevlisine yapılacak ödemelerdeki indirim uygulamasının yanı sıra, vergi
dairelerine ve vergi daireleri adına tahsilata yetkili bankalara ve postanelere
yapılan ödemelerde de bu Tebliğin III/D-4 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde
peşin ödeme indirimi uygulanacaktır.
5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun uyarınca tahsili gereken geçiş ücreti ve idari para
cezalarının peşin ödeme indiriminden yararlanılarak ödenmek istenmesi halinde,
indirimin geçiş ücreti hariç idari para cezası tutarına uygulanmasına özellikle
dikkat edilecektir.
5326 sayılı Kanuna göre taksitlendirme talebi, 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve 5539
sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna göre
verilen idari para cezaları için ilgili vergi dairesine yapılacak ve talep
vergi dairesince sonuçlandırılacaktır. Taksitlendirme uygulamasında bu Tebliğin
III/D-5 bölümünde yapılan açıklamalara uyulacaktır.
4) Vergi
daireleri idari para cezalarının tamamını tahsil ettikleri tarihten itibaren
bir ay içinde durumu ilgili idarelere bildireceklerdir.
VII - RED VE İADE İŞLEMLERİ
Tahsil edilmiş idari para cezalarının herhangi bir
sebeple iadesi gerektiği takdirde, red ve iade işlemleri; genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin yaptığı tahsilatlarda, tahsilatı yapan muhasebe birimi
tarafından, diğer idarelerin tahsil ettiği idari para cezalarında ise idarenin,
para cezasını yatırdığı vergi dairesi tarafından yerine getirilecektir.
Diğer taraftan, idari para cezalarının Hazine
hesaplarına aktarılmadan önce iade edilmesinin gerektiği durumlarda, red ve
iade işlemlerinin tahsilatı yapan idareler tarafından yerine getirileceği
tabiidir.
Genel bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idari para
cezalarının her hangi bir sebeple red ve iadesi gerektiği takdirde, iade
işlemlerinin ilgili kurumlarca yapılması gerekmektedir.
VIII - ÖLÜM HALİNDE İDARİ PARA CEZALARI HAKKINDA
YAPILACAK İŞLEMLER
Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunda adli ve idari para
cezalarının amme borçlusunun ölümü halinde terkin edilip edilmeyeceği hususunda
herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın[9][9] 38 inci maddesinin yedinci fıkrasında
"Ceza sorumluluğu şahsidir." hükmü yer almaktadır.
Anayasanın bu hükmü ile şahısların işledikleri idari
veya adli suçlara istinaden gerek adli gerekse idari merciler tarafından
verilen cezaların yalnızca o kişiye yönelik olarak infaz edilmesi gerektiği
hüküm altına alınmaktadır.
Diğer taraftan, 12/10/2004 tarihli ve 25611 sayılı
Resmî Gazetede yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk
Ceza Kanununun;
"Ceza sorumluluğunun şahsîliği" başlıklı 20 nci
maddesinin (1) numaralı fıkrasında "(1) Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse
başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz." hükmü,
"Sanığın veya hükümlünün ölümü" başlıklı 64 üncü
maddesinde de "(1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar
verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddî menfaatler
hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş
adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama
giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur."
hükmü,
yer almaktadır.
Ayrıca, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun[10][10] 96 ncı maddesinde de 5237 sayılı Kanunun
64 üncü maddesine paralel hüküm yer almakta idi.
Bu itibarla, Anayasanın 38 inci maddesi hükmü ile mülga
765 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer verilen
hükümler nedeniyle, cezaya muhatap kişinin ölümü halinde mahkemeler tarafından
verilen adli para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi gerekmektedir. Ancak,
müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş olan
mahkeme kararlarının infazı gerektiğinden, bu tutarlar ve eşyalar gerek
terekeden gerekse mirasçılardan aranılacaktır.
Öte yandan, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (4)
numaralı fıkrası gereğince, çeşitli kanunlardaki hükümlere dayanılarak tatbik
edilmesi öngörülen ve idarelerin düzenleme yapma ve ceza verme yetkileri
gereğince verilen idari para cezalarının, özel kanunlarda belirlenen sürelerde
ödenmemesi ve bu cezaların kesinleşmesi halinde, takip ve tahsil işlemlerinin
6183 sayılı Kanun çerçevesinde yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır.
İdari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda,
cezaya muhatap olan kişilerin ölümü halinde idari para cezalarının mirası
reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm
bulunmaması koşuluyla, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen "Cezaların
Şahsiliği" ilkesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi
icap etmektedir.
Örneğin, trafik para cezalarının düzenlendiği 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanununda, trafik para cezası verilen amme
borçlusunun ölümü halinde bu amme alacağının mirası reddetmemiş mirasçılarından
takip edilip edilmeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmadığından, kendisine
trafik para cezası verilen amme borçlusunun ölümü halinde bu alacak, borçlunun
mirasçılarından takip edilmeksizin tahsilinden vazgeçilecektir.
Tüzel kişilere yönelik olarak verilen adli veya idari
para cezalarının tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilememiş olması
nedeniyle, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sorumlu tutulan ortaklar ve/veya
kanuni temsilcilerin ölümü halinde, cezaya tüzel kişilik muhatap olması
nedeniyle, mirası reddetmemiş mirasçılarından bu alacakların takibine devam
edilecektir.
IX - DİĞER HUSUSLAR
1 - 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin 5560 sayılı
Kanunla değişmeden önceki hükmünde, idari para cezasının Devlet hazinesine
ödeneceği (genel bütçeye gelir kaydedileceği) ve tahsilata yetkili merciin
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerinin olduğu yönünde düzenleme yer almaktaydı.
5560 sayılı Kanunla 5326
sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, idari para cezalarının gelir kaydı, tahsil usulü ve
tahsile yetkili merci, idari para cezasını veren kamu idaresi, bütçeler ve
idari para cezasının düzenlendiği kanunlar esas alınarak belirleneceği yönünde
düzenleme getirilmiştir.
5326 sayılı
Kanunun genel usul kanunu olması ve 5560 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin
de usul hükümlerine ilişkin olması dikkate alındığında, 5560 sayılı Kanunun
yürürlüğe girdiği 19/12/2006 tarihi itibarıyla;
- Tahsil edilmiş olan ve
19/12/2006 tarihinden önce de genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para
cezalarının, genel bütçeye gelir kaydedilmesi,
- Takip işlemlerine
başlanıldığı halde tahsil edilememiş olan idari para cezaları tahsil edildikten
sonra, 5560 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe bağlı olarak ilgili bütçeye
gelir kaydedilmesi,
- Tahsile yetkili mercii
değişen idari para cezalarının;
a) Takip ve tahsil işlemleri başlatılmış olanların takip ve tahsiline
takibi başlatan idare tarafından devam edilmesi,
b) Takip ve tahsil işlemleri başlatılmamış olanların ise yetkili kılınan
idarelere gönderilmesi,
gerekmektedir.
2 - 16/12/2005
tarihli ve 26025 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 437 Seri
No.lu Tahsilat Genel Tebliği, bu Tebliğin yayımı ile yürürlükten
kaldırılmıştır.
Tebliğ olunur.
21.07.2022 tarih
ve 31899 sayılı R.G. yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:14)
ile Mülga Metin
4 - İndirim Uygulaması
5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (6)
numaralı fıkrasında "Kabahat dolayısıyla idari para cezası veren kamu
görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi
gerçekleştirir. İdari para cezasını kanun yoluna başvurmadan önce ödeyen
kişiden bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, kişinin bu karara karşı
kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez." hükmü yer almaktadır.
Anılan hüküm ile yapılan düzenleme;
1 - İdari para cezasını veren kamu
görevlisine, para cezasının verildiği anda ödeyen kişilerin yaptığı ödemelerde
indirim uygulanacağı,
2 - İdari para cezasını kanun yoluna
başvurmadan önce ödeyen kişilerin indirim hakkından yararlanacağı,
yönündedir.
İdari para cezasının indirimli olarak
ödenebilmesi için ödemenin kanun yoluna başvurmadan önce yapılması zorunlu
olduğundan, indirim;
- kanun yolu 5326 sayılı Kanunda düzenlenen
hükümlere göre belirlendiği hallerde idari yaptırım kararının tebliğ tarihinden
itibaren geçecek 15 günlük başvuru süresi, mahkemeler tarafından verilen idari
yaptırım kararlarında ise kararın tebliğ tarihinden itibaren geçecek 7 günlük
itiraz süresi,
- kanun yolu 5560 sayılı Kanunla değişik 5326
sayılı Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi
hükmü uyarınca idari para cezasının düzenlendiği kanundaki kanun yolu olması
halinde, bu kanunlarda yer alan dava açma süresi,
içinde yapılacak ödemelere uygulanacaktır.
Bununla birlikte, idari para cezalarının
düzenlendiği kanunlarda 7 gün, 15 gün, 30 gün gibi ödeme süreleri bulunmakta,
ödeme süresi ilgili kanununda yer almayan idari para cezaları da 6183 sayılı
Kanunun 37 nci maddesine göre yapılan tebligatı müteakip bir ay içinde
ödenmektedir.
Peşin ödeme indirimi, amme alacağının kanuni
ödeme süresi geçtikten sonra uygulanamayacağından, dava açma süresinden daha az
ödeme süresi olan para cezaları için indirim, ödeme süreleri içerisinde yapılan
ödemelerle sınırlı olacaktır. Buna karşın, kanuni ödeme süresi dava açma
süresini aşan para cezalarında ise peşin ödeme indirimi dava açma süresi
içerisinde yapılan ödemelere uygulanacak, bu süreden sonra yapılan ödemelerde
ise peşin ödeme indirimi uygulanmayacaktır.
Örneğin, ödeme süresi ilgili kanununda 30 gün
olarak tayin edilmiş olan idari para cezasının kanun yoluna yönelik bir
düzenlemenin bulunmaması durumunda, 5326 sayılı Kabahatler Kanununa bağlı
olarak kanun yolu hükümleri uygulanacağından, peşin ödeme indirimi kanun yoluna
başvuru süresi olan 15 gün içerisinde yapılan ödemelere uygulanacaktır.
Örnekteki idari para cezasının, ilgili kanununda dava açma süresinin 60 gün
olarak tayin edilmiş olduğunun kabul edilmesi halinde, peşin ödeme indirimi,
ödeme süresi olan 30 gün içerisinde yapılacak ödemelere uygulanacaktır.
İdarelerce kanuni ödeme süresi içerisinde
yapılan tahsilatlarda peşin ödeme indirimi uygulanıp uygulanmayacağı yukarıda
yapılan açıklamalar çerçevesinde tespit edilecek, tahsilat esnasında
düzenlenecek makbuzlarda idari para cezası tutarı, indirim tutarı ve tahsilat
tutarı ayrı ayrı gösterilecektir.
Peşin ödeme indirimi, idari para cezasının
tamamı üzerinden nakden veya ilgili mevzuatı gereği kabul edilmiş olması
şartıyla çekle defaten yapılacak ödemelere uygulanacak, kısmi ödemelere uygulanmayacaktır.
[1][1] 31.3.2005 tarihli ve 25772 mükerrer sayılı Resmî
Gazetede yayımlanmıştır.
[2][2] 16.12.2005 tarihli ve 26025 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.
[3][3] 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.
[4][4] 19.02.1959 tarihli ve 10139 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.
[5][5] 19.06.1932 tarihli ve 2128 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.
[6][6] 18.10.1983
tarihli ve 18195 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.
[7][7] 19.07.2003 tarihli ve 25173 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.
[8][8] 16.02.1950 tarihli ve 7434 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.
[9][9] 09.11.1982
tarihli ve 17863 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.
[10][10] 13.03.1926 tarihli ve 320 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanmıştır.