Tahsilat Genel Tebliği - Seri A Sıra 1; Amme Alacaklarının Genel Esasları, Cebren Tahsili, Zamanaşımı, Terkin, Yasaklar, Cezalar ve Diğer Hükümler (İhtiyati Haciz, İhtiyati Tahakkuk, Ödeme Zamanı, Gecikme Zammı, Tecil Faizi, Rüçhan Hakkı, İptal Davaları, Yurt Dışı Çıkış Yasağı, Cebren Tahsil, Ödeme Emri ve Mal Bildirimi, Teminatlı Alacaklarda Takip, Mal Varlığı Araştırması, Aciz Hali, İflas Yoluyla Takip
TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ SERİ:
A - SIRA NO: 1
Maliye
Bakanlığından: 30.06.2007 tarihli, 26568 sayılı R.G.
Faiz Hesaplamalarına ilişkin
Tablolar
Gümrük Genel Tebliği (Tahsilat
İşlemleri) Seri
No 2
Danıştay
Kararları 1
Genelgeler 1 2 3 Tasarruflu Yazılar 1 2 3 4 5
Birinci Kısım (Genel Esaslar)
Birinci Bölüm
ü II- Yetkililer, Yetkililerin Sorumlulukları ile Yardım Mecburiyeti
İkinci Bölüm
ü IV. Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı
Dördüncü Bölüm
ü
tecil Faizi
ü Gecikme Zammı
İkinci Kısım (Amme Alacağının Cebren Tahsili)
Birinci Bölüm
ü VI- Haciz
ü 2. Mal varlığı araştırması
Üçünü Kısım (Zamanaşımı, Terkin, Yasaklar ve
Cezalar, Son Hükümler, Ek ve Geçici Maddeler)
Birinci Bölüm
ü Tahsil Zamanaşımı
Devlet alacaklarının tahsilini sağlamak ve bu konuda
gerekli tedbirleri almak görevi, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun[1]
ile kurulan Gelir İdaresi Başkanlığına verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığının; toplumsal refahın
artırılmasına destek sağlamak üzere yeterli geliri; adalet, tarafsızlık,
verimlilik ilkeleri çerçevesinde toplamak, vergi sisteminin basitleştirilmesi
ve uyumun artırılmasına katkıda bulunmak ve mükellefe kaliteli hizmet sunmak
misyonu ile Anayasal görev olan vergi toplama işlevini yerine getirirken etkin
vergi idaresi olma anlayışı çerçevesinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun[2]
uygulamasına yönelik Tahsilat Genel Tebliğleri gözden geçirilmiştir.
6183 sayılı Kanunun 01.01.1954 tarihinde yürürlüğe
girmesiyle birlikte yürürlükten kaldırılan Tahsili Emval Kanununa yönelik 236
adet Tahsilat Genel Tebliği bulunmaktadır. 6183 sayılı Kanunun 2 nci maddesi
ile Tahsili Emval Kanununa göre takip edileceği belirtilen alacakların da Kanun
kapsamına alınması nedeniyle, belirtilen tebliğler yürürlükten kaldırılmamış,
6183 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yayımlanan Tahsilat Genel
Tebliğlerinin seri numaraları bu tebliğleri takip eder şekilde sürdürülmüş ve
günümüze kadar toplam 443 adet Tahsilat Genel Tebliği yayımlanmıştır.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği
01.01.1954 tarihinden günümüze kadar geçen süreçte, gerek bu Kanunda gerekse
Kanunun uygulamasını etkileyen kanunlarda meydana gelen değişiklikler ile
yayımlanmış olan genel tebliğlerin bazılarının uygulama alanlarının kalmaması
karşısında, 6183 sayılı Kanunun uygulamasını bir bütün olarak göstermek üzere
bir tebliğ yapılması gereği doğmuştur.
Başkanlığın 5345 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (e)
bendindeki "Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşları arasında
uygulama birliğini sağlamak." görevi ve misyonu gereğince 6183 sayılı
Kanunu uygulayan amme idareleri arasında uygulama birliğinin sağlanması ve
tarafların tek kaynaktan bilgilenmelerinin temin edilmesi amacıyla bu tebliğ
hazırlanmıştır.
Bilindiği gibi, Devlet, il özel idareleri ve
belediyelerin kamu hukukundan kaynaklı alacaklarının takip ve tahsil usullerini
belirleyen 6183 sayılı Kanun;
I- Genel Esaslar,
II- Amme Alacaklarının Cebren Tahsili,
III- Zamanaşımı, Terkin, Yasaklar, Cezalar ve Son
Hükümler,
olmak üzere 3 kısımda düzenlenmiş ve bu kısımlar da
kendi içinde bölümlere ayrılmıştır.
Bu
tebliğde, Kanunun kısım ve bölümleri esas alınarak aynı sistematikte
açıklamalar ve Kanunun ilgili maddelerinde verilmiş yetkilere istinaden
düzenlemeler yapılmıştır.
Tebliğde,
bugüne kadar yayımlanmış tebliğlerde yapılan açıklamalar güncellenmekte ve
Kanun uygulamasına yönelik yeni açıklamalara yer verilmektedir.
BİRİNCİ
KISIM
Genel
Esaslar
BİRİNCİ BÖLÜM
Kanunun
Kapsamı, Terimler, Görevli ve Yetkililer
I- Kanunun
Kapsamı ve Terimler
1. Amme alacaklarının takip ve tahsil usulüne ilişkin
esasların düzenlendiği 6183 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde bu Kanunu
uygulayacak alacaklı amme idareleri (kamu tüzel kişileri) ismen belirtilmiş ve
bu idarelerin hangi alacaklarına bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı sayılmak suretiyle
kapsama giren alacaklar açıklanmıştır. Ayrıca, Kanunun 2 nci maddesinde mülga
Tahsili Emval Kanununa göre takip ve tahsil edilen alacakların da Kanun
kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Alacaklı
amme idareleri; Devlet, il özel idareleri ve belediyelerdir. Devlet tüzel
kişiliğini oluşturan kamu idareleri, genel bütçeye dahil kamu idareleridir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu[3]
Devlet tüzel kişiliğini oluşturan kamu idarelerini Kanuna ekli (I) sayılı
cetvelde göstermiştir. İl özel idarelerine ilişkin hükümler, 5302 sayılı İl
Özel İdaresi Kanununda[4],
belediyelere ilişkin hükümler ise 5393 sayılı Belediye Kanunu[5]
ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda[6]
düzenlenmiştir.
6183
sayılı Kanunun 1 inci maddesinde alacaklı amme idaresi olarak sayılmamakla
birlikte, özel kanunlarda alacakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip
edileceği belirtilmiş olan kamu tüzel kişileri de alacaklarının takibinde 6183
sayılı Kanun hükümlerini uygulamaktadır.
Kanun
kapsamına, Devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait;
- Vergi, resim, harç, mahkeme masrafları, vergi
cezaları, para cezaları gibi asli alacaklar,
- Gecikme zammı, gecikme faizi, faiz, zam, pişmanlık
zammı gibi asli alacaklar üzerinden hesaplanan fer'i alacaklar,
- Akitten,
haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve kamu
hizmetlerinin yerine getirilmesinden kaynaklanan alacaklar,
-
Mahiyetleri ne olursa olsun, çeşitli kanunlarda 6183 sayılı Kanundan önce
yürürlükte bulunan Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği belirtilen
alacaklar,
- Mahiyetleri ne olursa olsun, özel kanunlarında 6183
sayılı Kanuna göre tahsil edileceği belirtilen alacaklar,
- Bu amme alacaklarının takip masraflarından kaynaklanan
alacaklar,
girmektedir.
2. 6183 sayılı Kanun, Türk Ceza Kanununun para
cezalarının tahsil şekli ve hapse tahvili hakkındaki hükümlerini saklı
tutmaktadır.
Mahkemelerin ceza hukukundan kaynaklı olarak vermiş
oldukları adli para cezalarının infazı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun[7]
hükümlerine göre yapılmakta ve adli para cezalarının infazını Cumhuriyet
Savcılıkları yerine getirmektedir.
Ancak, anılan Kanun hükümlerine göre Cumhuriyet
Savcıları tarafından infaz edilmek üzere hükümlülerden talep edilen adli para
cezalarının süresinde ödenmemesi halinde infaz; hapse çevrilemeyen para
cezalarında bu cezaların tamamının tahsili, hapse çevrilerek infaz edilen adli
para cezalarında ise hapis cezasıyla giderilemeyen kısmının tahsili şeklinde
yerine getirildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 6183 sayılı Kanuna göre
takip ve tahsil edilmek üzere bildirilen adli para cezalarının bu Kanuna göre
takip ve tahsili gerekmektedir.
II- Yetkililer, Yetkililerin Sorumlulukları ile Yardım Mecburiyeti
1. 6183 sayılı Kanunun 4
üncü maddesi uyarınca, alacaklı amme idarelerinin bu Kanunu uygulamakla
yetkili memurlarının görevlerinin, teşkilat ve görevleri düzenleyen Kanunlara
veya bu konuyla ilgili diğer kanun, tüzük ve yönetmeliklere, sorumluluklarının
ise sorumlulukların düzenlendiği Kanunlara göre belirlenmesi gerekmektedir.
2. 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, alacaklı
amme idarelerinin alacaklarının takibinin, bu idarelerin mahalli tahsil
daireleri tarafından yapılması esastır.
Ancak, borçlunun veya mallarının başka mahallerde
bulunması halinde, tahsil dairesi borçlunun veya mallarının bulunduğu mahalde
yapılacak takipleri o mahaldeki aynı nev'iden amme idaresinin tahsil
dairelerine niyabeten yaptırır.
3. Alacaklı amme idaresi olan Devletin alacaklarının
takibinde, Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı vergi daireleri, Muhasebat Genel
Müdürlüğüne bağlı malmüdürlükleri ve muhasebe müdürlükleri ile gümrük mevzuatı
uyarınca alınan amme alacakları için Gümrük ve Ticaret Bakanlığına[8]
bağlı tahsil daireleri yetkilidir.
Buna göre, Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil
dairelerinin alacaklarını, borçlu veya mallarının bulunduğu mahalde Gümrük
Müsteşarlığına bağlı tahsil dairesi bulunmaması halinde aynı nev'iden amme
idaresinin tahsil daireleri olan Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı vergi
daireleri/Muhasebat Genel Müdürlüğüne bağlı malmüdürlükleri niyabeten takip ve
tahsil edecektir.
4. 6183 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde "Tahsil dairelerince bu kanuna göre yapılan
tebliğ ve verilen emirleri derhal yapmaya ve neticesini geciktirmeksizin tahsil
dairesine bildirmeye alakadarlar mecburdurlar.
Makbul bir
özre dayanmadan bu mecburiyeti ifa etmeyenler hakkında Cumhuriyet Savcılığınca
umumi hükümlere göre doğrudan doğruya takibat yapılır." hükmü yer almaktadır.
Kanunun
bu hükmü ile tahsil dairesine amme alacağını ödemeyen borçlular hakkında
yapılan takip esnasında zor kullanma, borçlunun ikametgah ve hüviyetinin
tespiti, haciz tatbiki, kapalı yerlerin zorla açılması gibi amme idarelerinin
kendi araçlarıyla uygulamaya ve tespitine imkan bulamadığı hususları
ilgililerden isteme yetkisi verilmektedir. İlgililer tahsil dairesi tarafından
istenilen hususları derhal yapmaya ve verilen emirleri yerine getirmeye
mecburdur. Bu emirleri makul bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen ilgililer
hakkında Cumhuriyet Savcıları tarafından takibat yapılacaktır.
III-
Borçlunun Ölümü ve Ölüm Halinde Takibin Geri Bırakılması
1. 6183 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde, borçlunun ölümü
halinde mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında bu Kanun hükümlerinin tatbik
edileceği ve borçlunun ölümünden önce başlanılmış olan işlemlere devam
edileceği açıklanmıştır.
Borçlunun ölümünden önce 6183 sayılı Kanun
çerçevesinde başlatılmış takip işlemlerinin tereke üzerinde devam ettirilmesi
gerekmektedir. Bununla birlikte, Kanunun 50 nci maddesi gereğince tereke
hakkındaki takip işlemleri ölüm günü dahil 3 gün süre ile durdurulacak, 3 üncü
günün bitiminden itibaren takip işlemlerine devam edilecektir.
Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından
tasfiyesini gerektiren hallerde ise takip işlemleri durdurulacak, terekenin
tasfiyesini yürüten mercie takibi gereken amme alacakları bildirilecektir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun[9]
590
ve 619 uncu maddeleri gereğince defter tutmaya karar verilmesi halinde,
defter tutma işlemlerinin devam ettiği süre içinde terekeye dahil mal
varlıklarının satışı yapılamayacaktır.
2. Borçlunun ölümü halinde mirası reddetmemiş mirasçılar
hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 50
nci maddesi uyarınca, mirasçılar, mirası kabul veya ret etmemişlerse bu
hususta 4721 sayılı Kanunda belirlenmiş süreler geçinceye kadar haklarındaki
takip durdurulacaktır. 4721 sayılı Kanunun 606
ncı maddesinde; mirasın 3 ay içerisinde ret olunabileceği hükme bağlanmış
olup, bu süre içerisinde mirasın kabul edildiğine ilişkin bir bilgi edinilmeden
mirasçılar hakkında takip yapılmasına imkan bulunmamaktadır.
Ancak, 4721 sayılı Kanunun 610 uncu maddesi uyarınca,
mirası ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan,
terekenin olağan yönetiminde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi
için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya
kendisine maleden mirasçı mirası reddedemeyeceğinden, mirası ret hakkından
mahrum olan bu mirasçılar hakkında mirası ret süresi beklenilmeden takip
işlemlerine devam edilmesi gerekmektedir.
3. Mirasçıların sorumluluğu; 213 sayılı Vergi Usul
Kanununun[10]
12
nci ve 4721 sayılı Kanunun 681
inci maddesinde düzenlenmiştir.
213 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde, "Ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası
reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer. Ancak, mirasçılardan her biri
ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nisbetinde sorumlu olurlar."
hükmüne yer verilmek suretiyle ölen kişinin vergi borçlarından her mirasçının
kendi miras hissesi nispetinde sorumlu olması esası getirilmiştir.
Bu itibarla,
ölen amme borçlusundan aranılan amme alacaklarının 213 sayılı Kanun kapsamına
giren alacaklar olması halinde mirasçılar hakkında yapılacak takiplerde
mirasçıların sorumlu oldukları tutarların 213 sayılı Kanunun anılan maddesi
uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir.
4721 sayılı Kanunun 641 ve 681 inci maddelerinde ise;
mirasçıların tereke borçlarından dolayı müteselsilen sorumlu oldukları
düzenlenmiştir. Ancak, bu sorumluluk mirasın paylaştırılmasından itibaren
geçecek 5 yıllık sürede geçerli olup, bu sürenin bitiminden sonra mirasçılar
miras hisseleri oranında miras bırakanın borçlarından sorumlu olacaklardır.
Miras bırakandan aranılan amme alacaklarının 213
sayılı Kanun kapsamında olmayan alacaklardan olması halinde mirasçılar hakkında
yapılacak takipte 4721 sayılı Kanunun hükümleri esas alınacaktır. Buna göre,
mirasçılar müteselsil sorumluluğun sona erdiği tarihe kadar borcun tamamından
müteselsilen, bu tarihten itibaren ise miras hisseleri oranında sorumlu
tutularak takip edilecektir.
4. Mirasçılar tarafından, mirasın tutulan defter
uyarınca kabulü yoluna başvurulmuş olması halinde mirasçıların sorumluluğu;
a) Amme alacağının deftere kaydedilmiş olması halinde,
tebliğin bu bölümünün (3) numarasında yapılan açıklamalara göre,
b) Amme alacağının deftere kaydedilmemiş olması
halinde, amme alacağının 213 sayılı Kanun kapsamında olup olmamasına
bakılmaksızın, miras yoluyla iktisap edilen miktar kadarıyla,
olacaktır.
5. 4721 sayılı Kanunun 631 inci maddesi uyarınca, amme
borçlusunun mirasının Devlete geçmesi halinde, Devlet deftere yazılan
borçlardan, sadece miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumlu olacaktır.
6. Mirasın mirasçılar tarafından reddedilmesi ve amme
alacağının tereke varlığından alınamaması halinde, amme alacağı zamanaşımı
süresi sonunda terkin edilecektir.
7. 6183 sayılı Kanunun 50 nci maddesi uyarınca, amme
borçlusu hakkında yapılan takip işlemleri, karısı veya kocası, kan veya
sıhriyet (kayın) itibarıyla alt veya üst soylarından birisinin ölmesi halinde
ölüm günüyle beraber 3 gün durdurulacaktır.
IV-
Tebliğler ve Sürelerin Hesaplanması
1. 6183 sayılı Kanunda aksine bir hüküm
bulunmadıkça, bu Kanunda yazılı sürelerin hesaplanmasında ve tebliğlerin
yapılmasında 213 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanacaktır.
2. 6183 sayılı Kanunun uygulamasıyla ilgili
olarak yapılacak tebliğlerde, tahsil dairelerince 213 sayılı Kanunda öngörülen
tebliğ usullerine uyulmakla birlikte, gerekli görülen hallerde, postada
oluşabilecek gecikme ve tebliğ imkansızlıklarının önlenmesi, icra takiplerinin
geciktirilmemesi ve amme alacağını vadesinde ödemeyen borçlulara ilişkin cebri
takip ve tahsil işlemlerinin daha hızlı bir şekilde yürütülmesi için yapılacak
tebliğlerde, 213 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği
yetkiye istinaden, posta yoluna başvurmadan memur eliyle tebliğ yaptırılması
mümkündür.
İKİNCİ BÖLÜM
Amme
Alacaklarının Korunması
I- Teminat
Hükümleri
1. 6183 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinde, 213 sayılı Kanunun 344
üncü maddesine göre vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile
359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması
için gerekli işlemlere başlanılması halinde, vergi incelemesine yetkili
memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen tutar üzerinden tahsil
dairelerince teminat isteneceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, 213 sayılı Kanunun 135 inci maddesiyle kendilerine inceleme
yetkisi verilmiş bulunanlar tarafından mükelleflerin veya sorumluların kayıt ve
işlemlerinin incelenmesi sırasında 213 sayılı Kanunun 344 ve 359 uncu
maddelerinde sayılan hallerin tespit edilmesi nedeniyle bir amme alacağı
salınması için gereken işlemlere başlanılmışsa, inceleme elemanlarınca
yapılacak ilk hesaplara göre tespit edilecek tutar üzerinden derhal teminat
istenecektir.
2. Vergi incelemesine yetkili
memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen tutar üzerinden istenecek
teminatın, vergi aslı, gecikme faizi ile ceza tutarlarını karşılayacak değerde
olması gerekmektedir. Bu aşamada vergi alacağı tahakkuk etmediğinden gecikme
faizinin hesabında teminat isteme yazısının düzenlendiği tarih esas
alınacaktır. Ancak, gerek teminat isteme yazılarında gerekse teminat gösterme
yazıları veya belgelerinde, vergi alacağının tahakkuk etmesi üzerine
hesaplanacak gecikme faizi ve zammının dikkate alınacağının belirtilmesi
gerekmektedir. Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca teminat
istenmesinde ekte yer alan yazı örneği (EK-1) kullanılacaktır.
3. Türkiye'de ikametgahı bulunmayan
amme borçlusunun durumu, amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu
gösteriyorsa, tahsil dairesi borçludan teminat isteyebilecektir.
4. 6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi
ile tebliğlerin yapılması ve sürelerin hesaplanması bakımından 213 sayılı
Kanuna yapılan atıf sebebiyle, teminat isteme yazılarında verilecek sürenin 213
sayılı Kanunun 14 üncü maddesi hükmü çerçevesinde 15 günden az olmaması
gerekir.
5. 6183 sayılı Kanunun 10
uncu maddesinde, teminat olarak kabul edilecek değerler sayılmıştır.
Madde hükmüne göre;
a) Para,
b) Bankalar tarafından verilen süresiz ve şartsız teminat
mektupları ile sigorta şirketleri tarafından verilen süresiz ve şartsız kefalet
senetleri, (07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile değişik)[11]
c) Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç
borçlanma senetleri (Hazine bonosu ve Devlet tahvilleri) veya bu senetler
yerine düzenlenen belgeler (nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilmişse
bu işlemlerde ana paraya tekabül eden satış değerleri esas alınır.),
d) Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilecek milli
şirketlerin hisse senetleri ve tahvilleri (Bu hisse senetleri ve tahviller,
teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksanıyla
değerlendirilir.),
e) Amme borçlusu veya borçlular lehine üçüncü şahıslar
tarafından gösterilen ve alacaklı amme idarelerince haciz varakalarına istinaden
haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar,
teminat olarak kabul edilecektir.
Sigorta şirketleri tarafından sigorta kefaleti
kapsamında verilecek kefalet senetleri bu Tebliğin ekindeki örneğe (EK-13) uygun olarak tanzim edilecektir. (07.07.2022 /
31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile eklenmiştir)
6. 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (5) numaralı
bendi uyarınca, üçüncü şahıslar tarafından borçlu lehine teminat olarak
gösterilen menkul veya gayrimenkul malların da teminat olarak alınması
mümkündür. Bu durumda, üçüncü şahsın kendisine ait malı başkasının borcuna
karşılık teminat olarak vermek istemesi halinde, bu iradesini açık bir şekilde
gösteren imzalı muvafakat yazısını tahsil dairesine bizzat getirmesi
gerekmektedir.
Ancak, muvafakat yazısının bizzat üçüncü şahıs
tarafından getirilmemesi halinde, üçüncü şahıs tarafından imzalanmış ve noter
tarafından onaylanmış bir örneğinin tahsil dairesine gönderilmesi yeterli
olacaktır.
Muvafakat yazısında; alacaklı tahsil dairesinin ismi,
borçlunun adı, soyadı/unvanı, T.C. Kimlik/Vergi Kimlik Numarası, borcun türü,
dönemi, tutarı, teminatın asli ve fer'i alacakları kapsamak üzere ve 6183
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (5) numaralı bendi gereğince teminat olarak
verildiği, teminat olarak gösterilen menkul ve/veya gayrimenkul malın
özellikleri belirtilecek ve malın teşhisine yarayacak belge fotokopileri de
eklenecektir.
Bu
şekilde muvafakat yazısı alındıktan sonra, haciz varakasına istinaden mal
gayrimenkul ise tapu müdürlüğüne haciz tebliğ edilmek, mal menkul mal ise haciz
tutanağı ile haczedilmek ve Kanunun 82 ve 83 üncü maddelerinde gösterilen
esaslar dairesinde gerekli muhafaza tedbirleri alınmak suretiyle haciz
işlemleri gerçekleştirilecektir.
7. Amme borçlusu veya borçlu lehine
üçüncü şahıslar tarafından elbirliği (iştirak halinde) mülkiyetine konu
gayrimenkullerin teminat olarak gösterilebilmesi için 4721 sayılı Kanunun 701
ve devamı maddeleri uyarınca diğer ortakların (maliklerin) muvafakatı
gerektiğinden bu tür malların teminat olarak alımı sırasında bu hususun göz
önünde bulundurulması gerekmektedir.
8. 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmüne göre
verilen teminatların sonradan tamamen veya kısmen değerini kaybetmesi veya borç tutarının artması halinde,
teminatın tamamlanması veya yerine başka teminat gösterilmesi istenecektir.
Üçüncü kişiler tarafından gösterilen teminatın değerinin azalması halinde,
teminatın tamamlatılmasının borçludan isteneceği tabiidir.
Aynı madde hükmüne göre borçlu, tahsil dairesinin
kabulüne bağlı olarak daha önce verdiği teminatı kısmen veya tamamen başka bir
teminatla değiştirebilecektir.
9. 6183 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinde teminatın nev'ileri belirtildikten sonra, bu maddeye göre teminat
sağlayamayanlara, Kanunun 11 inci maddesiyle (kabulü tahsil dairesinin
ihtiyarına bırakılmak suretiyle) muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek
müteselsil borçlu olarak gösterebilme imkanı tanınmıştır.
10. Şahsi kefalet, tespit edilecek
şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis edilecektir. Buna
göre, alacaklı tahsil dairelerince, 6183 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre
şahsi kefalet tesis edilmesi halinde bu tebliğin ekinde yer alan şahsi kefalet
senedinin (EK-2),
Kanunun 14 üncü maddesine göre şahsi kefalet tesis edilmesi halinde bu tebliğin
ekinde yer alan taahhüt/şahsi kefalet senedinin (EK-3 ve EK-4)
ve Kanunun 48
inci maddesine göre şahsi kefalet tesis edilmesi halinde bu tebliğin ekinde
yer alan şahsi kefalet senedinin (EK-5)
düzenlenmesi ya da bu eklere uygun belgelerin aranılması gerekmektedir.
II. İhtiyati Haciz
1. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinde; 7 bent halinde gösterilen hallerden herhangi birinin mevcudiyeti
halinde, hiç bir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli
en büyük memurunun kararıyla borçlunun mallarına ihtiyati haciz tatbik
edileceği düzenlenmiştir.
2. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesine istinaden alınacak ihtiyati haciz kararlarının haciz varakalarına
dayanması gerekmekte olup, ihtiyati haciz kararı verme yetkisi alacaklı amme
idaresinin mahalli en büyük memuruna aittir.
3. 5345 sayılı Kanunla kurulan Gelir
İdaresi Başkanlığına doğrudan bağlı vergi dairesi başkanlıklarının kurulduğu
yerlerde ise aynı Kanunun 33 üncü maddesi gereğince Gelir İdaresine bağlı
tahsil daireleri (bağlı vergi daireleri dahil) tarafından takip ve tahsil
edilen amme alacakları için ihtiyati hacze karar verme yetkisi vergi dairesi
başkanlarına aittir.
4. Alacaklı amme idaresinin il özel
idaresi olması halinde, ihtiyati hacze karar verme yetkisi valiye; belediye
olması halinde ise belediye başkanına aittir.
5. İhtiyati haczin amacı amme alacağını
teminat altına almak olup, tahsil dairelerince mükellefin menkul ve gayrimenkul
malları ile diğer hak ve alacaklarının kaçırılmasına engel olunması ve ihtiyati
haciz uygulamasından beklenen faydanın elde edilebilmesi için, ihtiyati haciz
kararının ivedilikle uygulanması zorunludur. Dolayısıyla, ihtiyati haciz
kararlarına ilişkin işlemlerin elden takip edilerek gecikmeye yer verilmeden
tamamlanması ve haciz kararlarının gerek hazırlanması ve gerekse uygulanması
aşamalarında gizlilik içerisinde hareket edilerek borçlunun mallarını
kaçırmasına engel olunması gerektiği tabiidir.
Gerek ihtiyati tahakkuka dayalı gerekse diğer
nedenlerden dolayı ihtiyati haciz sebeplerinin tayin ve takdirinde tahsil
dairesinin ve ihtiyati haciz kararını verecek makamın gereken hassasiyeti
göstermesi ve alacaklı amme idaresinin hukuku kadar borçlu hukukunu da koruması
gerekmektedir.
6. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde, ihtiyati
haciz sebeplerinin varlığı halinde "ihtiyati
haczin hiç bir müddetle mukayyet olmaksızın" uygulanacağı hükme
bağlandığından, ihtiyati hacizler belli bir süre için konulmayıp, kaldırılmadığı
müddetçe devam edecektir.
6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (1) numaralı
bendi gereğince uygulanacak ihtiyati hacizlerde, borçlu tarafından teminat
gösterilinceye kadar beklenilmesi zorunlu olmayıp, gerek teminat olarak
verilecek değerlerin haczedilebilmesini sağlamak gerekse teminat istenmesine
ilişkin yapılacak tebligatlarda geçecek sürede amme alacağının güvence altına
alınmasını temin etmek üzere, ihtiyati hacze ilişkin işlemlere derhal
başlanılması gerekmektedir.
7. İhtiyati haciz hiç bir süreye bağlı
olunmaksızın borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve haklarına
derhal uygulanacak olmakla birlikte, bazı hallerde borçlunun bu varlıklarının
tespiti zaman almakta ve bu süre zarfında da amme borçluları mallarını
kaçırabilmektedir.
İhtiyati hacizde mal varlığı araştırmaları ile bu
şekilde zaman kaybına meydan verilmemesi bakımından, mükelleflerin hesap ve
işlemleri üzerinde inceleme yapan vergi incelemesine yetkililerce, mükellefler
hakkında 6183 sayılı Kanunun 9 ve 13 üncü maddeleri gereğince işlem yapılması
gerektiğine kanaat getirilmesi halinde, yapılacak ilk hesaplara göre
belirlenecek tutarın yanı sıra inceleme sırasında tespit olunan mükellefe ait
mal, alacak ve hakların da vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (1) numaralı
bendi kapsamında ihtiyati haciz tatbik edilebilmesi için, vergi incelemesine
yetkili memurlarca anılan Kanunun 9 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden
bir amme alacağının salınması amacıyla gerekli işlemlere başlanılarak yapılan
ilk hesaplamalara göre teminat altına alınacak alacak konusunda bir tutarın
belirlenmesi ve teminat alınması yönünde bu kişilerin talepte bulunması
gerekmektedir. 12/11/2022 tarihli ve 32011 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Danıştay
İçtihatları Birleştirme Kurulunun 27/5/2022 tarihli ve Esas No: 2021/6,
Karar No: 2022/2 sayılı kararı nedeniyle vergi incelemesi tamamlanarak vergi
inceleme raporunun vergi dairesine intikal etmesinden sonra maddenin bu bendine
göre ihtiyati haciz kararı alınması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, vergi
inceleme raporunun vergi dairesine intikalinden sonra 6183 sayılı Kanunun 13
üncü maddesinde yer alan diğer gerekçelerden herhangi birinin bulunması halinde
ihtiyati haciz tatbik edilebileceği tabiidir. (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile
eklenmiştir)
8. 6183 sayılı Kanunun 13
üncü maddesinin (7) numaralı bendinde "7.
İptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallar, bu mallar
elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, bu
kanunun 27, 29, 30'uncu maddelerinin tatbikini icabettiren haller varsa."
hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm aynı Kanunun 24 ve müteakip maddelerinde
düzenlenen iptal davalarına ilişkin hükümler çerçevesinde iptal davası açılması
halinde iptale konu malların elden çıkarılmasını önlemek amacıyla düzenlenmiş
olup, bu bent uyarınca tatbik edilen ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir niteliği
taşımaktadır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli koşulların
varlığı halinde durumun alacaklı amme idarelerinin dava açmaya yetkili
birimlerine bildirilmesi ve davanın açılması halinde söz konusu bent hükmüne
göre ihtiyati haciz kararı alınması mümkündür. İhtiyati haciz kararı üzerine,
iptal davasına konu mal üzerine ihtiyati haciz tatbik edilecek, söz konusu mal
elden çıkarılmış ise elden çıkaranın diğer malları üzerine ihtiyati haciz
uygulanacaktır.
Bunun yanı sıra, iptal davasına konu malların iptal
davasına taraf olmayan kişilerin mülkiyetine geçmesini önlemek amacıyla
açılacak davalarda, ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun[12]
101
ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir talebinde de bulunulması
gerektiği tabiidir.
9. 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre, ihtiyati veya
kat'i haczin borçlunun her türlü mal, hak ve alacaklarına tatbik edilmesi
mümkün bulunmaktadır.
Ancak, borçlu olan bir şahsın bankalarda bir alacak ve
hakkı bulunmamasına rağmen ileride borçlu adına doğacak alacaklar için
bankalara haciz veya ihtiyati haciz bildirisi tebliğ edilmesi, haczin
"borçlunun mal varlığını hedef tutması" esasına aykırı düşecektir.
Amme
alacağından borçlu olan bir şahsın, bankalarda alacak ve hakkının bulunmamasına
rağmen ileride tahakkuk edecek alacağından istifade etmek üzere geleceğe
yönelik olarak bankalara haciz veya ihtiyati haciz tebliği, muhtemel bir alacak
niteliğinde dahi tanımlanamayacak bir durum oluşturması ve bankanın bu
hacizleri sürekli izlemesi veya banka tarafından yapılan tüm işlemlerde bir
süreye de bağlı kalınmaksızın borçlu adına mal, hak ve alacak doğup
doğmadığının takip edilmesi, doğması halinde haciz veya ihtiyati haciz
uygulanmasını gerektirir ki bankalara böyle bir külfet yüklemeye imkan
bulunmamaktadır.
Bu nedenle, bankalara yapılacak haciz ve ihtiyati
haciz tebliğlerinin sadece tebliğ tarihi itibarıyla amme borçlularının mevcut
olan varlıklarını konu alması ve bu kişilerin ileride doğabilecek alacakları
için haciz ve ihtiyati haciz tebliğinde bulunulmaması icap etmektedir.
Bankacılık sisteminde, POS cihazı kullanan müşteri ile
banka arasında yapılan sözleşmelere dayanan bankalar nezdindeki hesaplar banka
ile müşterisi arasında devamlılık arz etmektedir. Dolayısıyla bu hesaplar her
zaman için banka nezdinde alacak doğmasına (muhtemel alacak) müsait hesaplar
olarak değerlendirildiğinden bu hesaplara ileriye matuf olmak üzere haciz
konulması mümkün bulunmaktadır.
10. İhtiyati haciz kat'i hacze dönüştürülmediği sürece,
ihtiyaten haczedilen malların satılarak paraya çevrilmesi mümkün
bulunmamaktadır. Ancak, ihtiyaten haczedilen malların bozulması, çürümesi gibi
nedenlerle korunmasının mümkün olmadığı veya beklediği zaman önemli bir değer
düşüklüğüne uğrayacağının anlaşılması ya da muhafazasının tehlikeli veya
masraflı olması[13] hallerinde, bu mallar derhal paraya çevrilerek, elde
edilen tutarlar teminat olarak muhafaza edilecektir.
11. 6183 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde, haklarında
ihtiyati haciz tatbik olunanların; haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde
haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait
itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine
itiraz edebilecekleri, itirazın şekli ve incelenmesi hususunda Vergi Usul
Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı, bu ihtilafların itiraz komisyonlarınca
diğer işlere takdimen incelenerek karara bağlanacağı ve itiraz komisyonlarının
bu konuda verecekleri kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Ancak, 20.01.1982 tarihli ve 17580 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,
İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında
Kanunun yürürlüğe girmesini müteakiben vergi itiraz komisyonlarının görevleri
sona ermiş ve anılan Kanunun 6 ncı maddesinin (b) bendi gereğince de vergi,
resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına
ilişkin olup 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan davaların çözüm görevi
vergi mahkemelerine verilmiştir.
Vergi davalarında ihtilafların görüm ve çözümünde
uygulanacak hükümleri düzenleyen ve 213 sayılı Kanunda yer alan hükümler de
2577 sayılı Kanunla[14]
yürürlükten kaldırılması nedeniyle, ihtiyati hacze karşı dava açılması halinde,
bu davaların görüm ve çözüm usulleri 2577 sayılı Kanunda yapılan düzenlemelere
tabi kılınmıştır.
Bu itibarla, ihtiyati haciz sebeplerine karşı açılacak
davaların;
- haczin tatbik edildiği tarihten,
- gıyapta yapılan hacizlerde ise haczin tebliğ
edildiği tarihten,
itibaren 15[15] gün içinde ilgili vergi mahkemesinde açılması
gerekmektedir.
İhtiyati haciz işlemleri ile ilgili olarak açılan
davalarda, mahkemelerce ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi halinde,
bu kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin, kararın gereklerine göre işlem tesis
edilmesi icap etmektedir. (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G
Seri A Sıra No 9 ile eklenmiştir)
Diğer taraftan, 2577 sayılı Kanunda ilk derece
mahkemesi olarak vergi mahkemelerinin vermiş olduğu nihai kararlara karşı
itiraz yoluyla Bölge İdare Mahkemelerine veya temyiz yoluyla Danıştay'a
başvurulabilmesi nedeniyle, vergi mahkemelerinin vermiş olduğu nihai kararlar
kesin olmayıp bu kararlara karşı temyiz veya itiraz yoluna gidilmesi mümkündür. (23.12.2017
tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile yürürlükten kaldırılmıştır)
2577 sayılı Kanunun 28
inci maddesinde, haciz veya ihtiyati haciz uygulamalarıyla ilgili davalarda
verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem
tesis edileceği hükme bağlandığından, ihtiyati hacze karşı dava açılması
sonucunda ilk derece mahkemesinin kararı üzerine işlem tesis edilebilmesi için
bu karara karşı, itiraz veya temyiz yoluna başvurulmamış olması gerekmekte, ilk
derece kararına karşı kanun yollarına (itiraz, temyiz, kararın düzeltilmesi)
başvurulmuş olması halinde ise bu yolların tüketilmesine bağlı olarak
kesinleşen nihai kararlara göre işlem yapılması zorunlu bulunmaktadır. (23.12.2017
tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile yürürlükten kaldırılmıştır)
İhtiyati hacze karşı dava açılmadığı halde, bu haczin
dayanağı olan tarhiyata karşı açılmış davada mahkemece tarhiyatın kısmen veya
tamamen terkinine yönelik karar verilmesi halinde, bu tarhiyata ilişkin
ihtiyati haczin, mahkemece terkinine karar verilen tutarlar dikkate alınarak
kaldırılması gerekmektedir. (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G
Seri A Sıra No 9 ile değişik)[16]
Gerek tarhiyata gerekse bu tarhiyattan kaynaklı olan
ihtiyati hacze karşı dava açıldığı hallerde ise, yargı organlarınca tarhiyatın
terkinine karar verilmesi durumunda[17] ihtiyati hacze ilişkin davanın sonucu
beklenilmeksizin ihtiyati haczin kaldırılması gerekmektedir.
12. 6183 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde, hakkında
ihtiyati haciz uygulanan borçlu tarafından, aynı Kanunun 10 uncu maddesinde
sayılan değerlerden (maddenin (5) numaralı bendinde sayılan menkul mallar
hariç) birinin teminat olarak gösterilmesi halinde, uygulanan ihtiyati haczin
tahsil dairesi tarafından kaldırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Buna göre, ihtiyati haciz borçlu tarafından Kanunun 10
uncu maddesinin beşinci bendinde sayılan menkul mallar hariç aynı maddede
sayılan teminatların verilmesi ve verilen teminatın tahsil dairesi tarafından
kabul edilmesi halinde, ihtiyati haciz tatbik edilmiş mallar üzerinden
kaldırılarak teminat olarak gösterilen mallara haciz tatbik edilecektir.
III.
İhtiyati Tahakkuk
1. 6183 sayılı Kanunun 5615 sayılı Kanunla[18]
değişik 17 nci maddesinde "Aşağıdaki
hallerden birinin bulunması takdirinde vergi dairesi müdürünün (5345 sayılı
Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen
vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürünün ve/veya müdürün) yazılı
talebi üzerine defterdar ve/veya vergi dairesi başkanı, mükellefin henüz
tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan
edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi
hususunda yazılı emir verebilir.
Vergi dairesi
müdürü (5345 sayılı Kanun uyarınca vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan
ve faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında, ilgili grup müdürü ve/veya
müdür) bu emri derhal tatbik eder:
1. 13 üncü maddenin
1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birisi mevcut
ise,
2. Mükellef
hakkında 110 uncu madde gereğince takibata girişilmişse,
3. Teşebbüsün
muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse."
hükmü yer almaktadır.
2. 6183 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde ihtiyati
tahakkuk müessesesi hükme bağlanmış ve amme alacağının tehlikeye girdiği
hallerde henüz tahakkuk etmemiş alacaklar için de ihtiyati haciz uygulanması
mümkün kılınmıştır.
3. İhtiyati tahakkuk, vergi dairesi müdürünün yazılı
isteği üzerine defterdarın/vergi dairesi başkanlığının kurulduğu yerlerde vergi
dairesi başkanının kararıyla uygulanacaktır.
İhtiyati tahakkuk talepleri 5345 sayılı Kanun uyarınca
vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi
başkanlıklarında, ilgili gelir idaresi grup müdürü ve/veya müdür tarafından
yazılı olarak yapılacak, bu talepler vergi dairesi başkanı tarafından uygun
görülmesi üzerine ihtiyati tahakkuk işlemleri ilgili gelir idaresi grup müdürü
ve/veya müdür tarafından derhal yerine getirilecektir.
4. 6183 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde, ihtiyati
tahakkukun mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye
Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezaları
hakkında uygulanabileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, madde metninde yazılı hallerden birinin
bulunması halinde, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş;
a)
Gelir Vergisi (geçici vergi dahil),
b)
Kurumlar Vergisi (geçici vergi dahil),
c)
Katma Değer Vergisi,
d)
Damga Vergisi,
e)
Özel Tüketim Vergisi,
f) Özel İletişim Vergisi,
g) Şans Oyunları Vergisi,
h) Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi,
ı) Veraset ve İntikal Vergisi,
i)
Bu vergilerin gecikme faizi ve vergi aslına bağlı vergi cezaları,
hakkında
ihtiyati tahakkuk uygulanabilmesi uygun görülmüştür.
Gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere tarh
ve tahakkuk ettirilen geçici verginin asıllarının aranılmayacağı durumlarda,
maddenin öngördüğü şartların varlığı halinde ihtiyati tahakkuk, bu vergi için
hesaplanan gecikme faizi ve bu vergiye bağlı vergi cezaları için uygulanır.
5. 6183 sayılı Kanunun 18 inci maddesi gereğince
ihtiyati tahakkuk tutarı, mükellefin maddede sayılan vergi, resim ve
cezalarından matrahı belli olanlar üzerinden, geçmiş yıllara ve cari yılın
geçen aylarına ait olup, matrahı henüz belli olmayan alacaklar açısından ise
geçici olarak harici karinelere göre takdir yoluyla tespit ettirilen matrahlar
üzerinden hesaplanacaktır.
İhtiyaten tahakkuk ettirilecek amme alacakları
üzerinden hesaplanarak ihtiyaten tahakkuku verilmesi gereken gecikme faizi
tutarının belirlenmesinde, ihtiyati tahakkuk talep yazısının düzenlendiği tarih
esas alınacaktır.
6. 6183 sayılı Kanunun 20 nci
maddesinde, haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine, ihtiyati haciz tatbik
olunanların, ihtiyati tahakkuk sebep ve tutarına 15 inci madde gereğince
itirazda bulunabilecekleri hükme bağlanmıştır. İhtiyati tahakkuk sebep ve
tutarlarına karşı açılacak davalar ile ilgili olarak, tebliğin ihtiyati haciz
bölümünde, Kanunun 15 inci maddesine yönelik yapılan açıklamaların dikkate
alınması gerekmektedir.
Diğer Korunma Hükümleri
Genelgeler 1
IV. Amme
Alacaklarında Rüçhan Hakkı
1. Amme alacaklarına öncelik hakkı veren 6183 sayılı
Kanunun 21 inci maddesi hükmü ile üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar
paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda
satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış,
borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması
hallerinde amme alacağının sırası belirlenmiştir.
Madde hükmüne göre, üçüncü şahıslar tarafından
haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de
haciz konulduğunda satış bedeli alacaklılar arasında garameten taksim
edilmektedir. Ayrıca, maddede amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan
rehnin amme alacaklarının önceliğine etkisi hakkında özel düzenlemeler
yapılmıştır[19].
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun[20]
(4949 sayılı Kanun[21] ile değişik) 268 inci maddesinde, 261 inci maddeye
göre ihtiyaten haczedilen malların, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden önce
diğer bir alacaklı tarafından bu Kanuna veya diğer kanunlara göre haczedilmesi
halinde, ihtiyati haciz sahibi alacaklının, bu hacze 100 üncü maddedeki şartlar
dairesinde kendiliğinden ve muvakkaten iştirak edeceği ve rehinden önce
ihtiyati veya icrai haciz bulunması halinde amme alacağı dahil hiçbir haczin
rehinden önceki hacze iştirak edemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
2004 sayılı Kanunda yapılan bu düzenlemeler, amme
alacaklarının rüçhan hakkını etkilemiş ve üçüncü şahıslar tarafından
haczedilmiş olan mallara, amme alacağından önce rehin tesis edilmiş olması
halinde amme alacağının hacze iştirak hakkı ortadan kaldırılmıştır.
08.04.2006 tarihli ve 26133 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5479 sayılı Kanun ile 6183 sayılı
Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen hükümle genel
bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı
zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde, 2004 sayılı Kanunun 268 inci
maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmünün uygulanmayacağı
belirtilerek, üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallara, maddede
belirtilen amme alacakları için rehinden sonra haciz konulması halinde,
rehinden önce üçüncü şahıslar tarafından tatbik edilmiş olan hacizlere iştirak
edilmesi imkanı sağlanmıştır.
Üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallar üzerinde
amme alacağı için tatbik edilmiş hacizden önce tesis edilmiş bir rehin
bulunmadığı sürece nev'i sınırlaması olmaksızın hacze konu tüm amme
alacaklarının ilk haciz alacaklısı üçüncü şahsın haczine iştirak edeceği
tabiidir.
3. (14.06.2018 tarihli ve 30451 sayılı R.G.
Seri A Sıra No 11 ile eklenmiştir)
6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci
fıkrasının ikinci cümlesi, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs
Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 47 nci
maddesiyle "Gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün
aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde
rehinli alacaklardan sonra gelir." şeklini almıştır.
Yapılan bu değişiklik sonrasında malın aynından doğan
amme alacaklarının genel bütçeye gelir kaydedilip kaydedilmediği, bu alacaklar
nedeniyle haciz tatbik edilip edilmediği hususları da dikkate alınarak öncelik
hakkının belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre,
a) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri
olması ve amme alacağı için haciz tatbik edilmiş olması halinde söz konusu amme
alacağı;
- mal üzerindeki rehin şerhi ilk sırada ise Kanunun 21
inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra
gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.
- mal üzerindeki rehin şerhinin ilk sırada olmaması
halinde, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi
gereğince, ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczine iştirak edecektir.
b) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri
olmasına rağmen bu alacak için haciz tatbik edilmemiş olması durumunda söz
konusu amme alacağı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi
gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.
c) Malın aynından doğan alacağın emlak vergisi gibi
genel bütçe geliri olmaması halinde bu alacağın rehinden önceki hacze iştirak
hakkı bulunmamaktadır. Bu alacak için rehinden önce haciz tatbik edilmemiş
olması durumunda rehinden sonra öncelikli alacak olarak dikkate alınması
gerekmektedir.
Diğer taraftan, 21 inci maddenin ikinci fıkrasının
ikinci cümlesinde yapılan ve malın aynından doğan amme alacaklarının öncelik
hakkını etkileyen bu değişiklik, rehnin varlığı halinde dikkate alınacak olup,
rehnin bulunmadığı hallerde aynından doğan amme alacakları her halükarda
öncelikli alacak olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, malın satış
bedelinden ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczinden önce aynından doğan amme
alacaklarına pay ayrılacaktır.
4[22]. 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yapılan diğer
bir değişiklikle de yine 2004 sayılı Kanunun 4949 sayılı Kanun ile değişik 206
ncı maddesi dikkate alınarak, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin
resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak
olarak tanımlanmış ve bu alacakların 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinin
üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm
imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Yapılan bu değişikliğe göre, borçlunun iflası, mirasın
reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları
imtiyazlı alacak olarak üçüncü sırada yer alacaktır. Üçüncü sırada, bu sıranın
önceliğini alan bir alacağın bulunması halinde, amme alacakları da öncelikli
alacakla aynı sırada yer alacak ve bu alacaklar tamamen tahsil edilinceye kadar
diğer imtiyazlı alacaklara bir pay ayrılmayacaktır. Öncelik hakkı bulunan
alacak ile amme alacağı toplamının, bu sıraya tahsis edilen tutardan fazla
olması halinde ise tahsis edilen tutarın garameten taksim edileceği tabiidir.
5. 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada
yer alan alacaklar arasında önceliğe sahip bir alacağın bulunmaması halinde,
amme alacağı ile bu sırada yer alan alacaklar birlikte işleme tabi tutularak
garameten taksim suretiyle paylarını alacaklardır. Ayrıca, amme alacağının,
özel kanunlarında 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında
imtiyazlı alacak olarak tanımlanan alacaklardan da önceliğinin bulunduğuna
ilişkin özel hükümlerin yer alması halinde bu hükümlere göre işlem yapılması
gerekmektedir.
6. 6183 sayılı Kanun bir usul kanunu olduğundan, 5479
sayılı Kanunla, 21 inci maddesinde yapılan değişikliğin, değişikliğin yürürlüğe
girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş olan amme alacakları ile ilgili
olarak tatbik edilmiş ancak paraya çevrilmemiş veya satış bedeli ilgili dairenin
veznesine yatırılmamış hacizlerde, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki
değişikliğin ise kesinleşmemiş sıra cetvellerinde dikkate alınması
gerekmektedir.
V.
Amme Alacağı Ödenmeden Yapılmayacak İşlemler ile İşlem Yapanların
Sorumlulukları (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile eklenmiştir)
Genelgeler 1
Tasarruflu yazılar 1
(23.12.2017
tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
1. 6183 sayılı Kanunun 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı
Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 7 nci maddesiyle değişen ve 1/1/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren
22/A maddesinde "Maliye Bakanı, aşağıdaki ödeme ve işlemlerde, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin
belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme
borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile
kesintilere asgari tutar ve oran getirmeye, kapsama girecek amme alacaklarını
tür, tutar, ödeme ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye,
zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun
aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
1. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner
sermaye işletmelerinin yapacağı her türlü ödemelerde (mahkeme kararları ve icra
dairelerinin ödeme veya icra emirleri üzerine yapılacak ödemeler dâhil)[23],
2. 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu
kapsamına giren kurumlar ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurum ve kuruluşların
(meslekî kuruluşlar ve vakıf yüksek öğretim kurumları hariç) mal veya hizmet
alımları ile yapım işleri nedeniyle hak sahiplerine yapacakları ödemelerde,
3. Kanun (…)[24] ve diğer mevzuatla nakdi olarak sağlanan Devlet
yardımları, teşvikler ve destekler nedeniyle yapılacak ödemelerde,
4. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa
ekli tarifelerde yer alan ticaret sicil harçlarından kayıt ve tescil harçları,
noter harçlarından senet, mukavelename ve kâğıtlardan alınan harçlar, tapu ve
kadastro harçlarından tapu işlemlerine ilişkin alınan harçlar, gemi ve liman
harçları ile (8) sayılı tarifeye konu harçlar (diploma harçları hariç) ve
trafik harçlarına mevzu işlemlerde,
5. 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri
Kanununda yer alan bina inşaat harcı ve yapı kullanma izin harcına mevzu işlemlerde.
Bu madde kapsamında zorunluluk getirilen ödemelere
ilişkin olarak işçi ücreti alacakları hariç olmak üzere, yapılacak her türlü
devir, temlik ve el değiştirme, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine
vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinde
hüküm ifade eder. Şu kadar ki bu hükmün uygulanmasında diğer kamu idarelerinin
alacaklarına karşılık kesinti yapılması gereken hallerde kesinti tutarı
garameten taksim olunur.
Takibata selahiyetli tahsil dairesince, bu madde
kapsamında getirilen zorunluluğa rağmen borcun olmadığına dair belgeyi
aramaksızın ödeme yapanlara ve işlem tesis eden kurum ve kuruluşlara dört bin
Türk lirası idari para cezası verilir. İdari para cezası, ilgilisine tebliğ
tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasına karşı tebliğ
tarihini takip eden otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir." hükmü
yer almaktadır.
Madde hükmü ile bazı ödeme ve işlemler sırasında
Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına
ilişkin belge aranılması zorunluluğu getirmeye Maliye Bakanı yetkili
kılınmaktadır.
2.
Zorunluluk Getirilen odeme ve İşlemler
Tasarruflu Yazılar 1
Maddenin Maliye Bakanına verdiği yetkiye istinaden;
a) 1/1/2018
tarihinden itibaren uygulanmak üzere,
i) 5018
sayılı Kanuna tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye
işletmelerinin, kaynağına bakılmaksızın hak sahiplerine 5.000,-[25] liranın üzerinde;
- Bu Tebliğ ekinde yer alan liste (EK-11),
- (EK-11)'de sayılanlar dışında kalan ancak 4734
sayılı Kamu İhale Kanuna göre mal ve hizmet alımları ile yapım işleri
(istisnalar dahil),
- Mahkeme ilamları veya icra emirleri, (28.08.2018 / 36779650
yazı
ile Danıştay 4. Daire Başkanlığı'nın 30.5.2018 tarihli ve Esas No:
2018/795 sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği)
- 26/12/1931 tarihli ve 1905 sayılı Menkul ve Gayri
Menkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını
Haber Verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun,
- 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi
Hakkında Kanun,
kapsamında yapacakları ödemeler sırasında hak
sahiplerinin,
ii) 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren
kurumların, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri nedeniyle 5.000,-[26] liranın üzerinde yapacakları ödemeler sırasında hak
sahiplerinin,
iii) 5018 sayılı Kanuna tabi olmayan ve 4734 sayılı Kanun
kapsamında bulunmayan kamu tüzel kişiliğini haiz kurum ve kuruluşların (meslekî
kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kurumları hariç) mal veya hizmet alımları ile
yapım işleri nedeniyle 5.000,-[27] liranın üzerinde yapacakları ödemeler sırasında hak
sahiplerinin,
iv) Kanun (…)[28] ve diğer mevzuatla nakdi olarak sağlanan Devlet
yardımları, teşvikler ve destekler nedeniyle kurumların 5.000,-[29] liranın üzerinde yapacakları ödemeler sırasında
ilgililerin,
v) 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli "İmtiyazname,
Ruhsatname ve Diploma Harçları" başlıklı (8) sayılı tarifenin "VI-Meslek
erbabına verilecek tezkere, vesika ve ruhsatnamelerden alınacak harçlar:"
bölümünün (16) numaralı alt bölümüne konu, silah taşıma ve bulundurma
vesikaları ile yivsiz tüfek ruhsatnameleri talepleri (10/7/1953 tarihli ve 6136
sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3), (4) ve (6) numaralı bentleri ile
21/3/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe
konulan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 7
nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde sayılanların talepleri
hariç) üzerine yapılacak işlemler sırasında ilgililerin,
Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş
borçlarının bulunmadığına ilişkin vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge
aranılması zorunluluğu getirilmiştir.
Ancak;
- Eğitim ve
öğretime yönelik burs ve diğer adlarla yapılan ödemelerde,
- 6183 sayılı
Kanunun 70 inci maddesi gereğince haczedilemeyen ödemelerde,
- 6183 sayılı
Kanunun 105 inci maddesinde sayılan tabii afetlere maruz kalanlara yapılan
Devlet yardımı, teşvik ve destek ödemelerinde,
- Kamu kurum
ve kuruluşlarının veya bütçelerine mahalli idarelerin katkıda bulunduğu
kuruluşların mahalli idarelere proje ve faaliyetler karşılığında yaptıkları
destek ödemelerinde, (07.07.2022
/ 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile değişik)[30]
- Spor Toto
Teşkilat Başkanlığı tarafından, her çeşit gençlik ve spor tesisi ile eğitim ve
öğretim kurumlarının yapılması, yaptırılması, kiralanması, onarım ve
bakımlarının yapılması, yarım kalan tesislerin tamamlanması ve tefrişatı için
mahalli idarelere (il özel idareleri, belediyeler ve köyler) verilen mali katkı
kapsamında nakdi olarak yapılacak ödemelerde,
- Su alımı
ödemelerinde,
- Abonelik
ücretleri, posta ve telgraf giderleri, ihale usulü dışında yapılan haberleşme
alımı ödemelerinde,
- İhale usulü dışında yapılan enerji (yakacak ve elektrik)
alımı ödemelerinde,
- Toplu taşıma
araçlarıyla personelin taşınması için yapılan ulaşım kartlarına yönelik
ödemelerde, (07.07.2022 /
31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile eklenmiştir)
bu zorunluluk aranılmayacaktır.
b) 1/10/2024 tarihinden itibaren uygulanmak üzere,
- 5018 sayılı Kanuna tabi kamu idareleri ile bu
idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin, mahkeme kararları ve icra
dairelerinin ödeme veya icra emirleri kapsamında 5.000,- liranın üzerinde
yapacakları ödemeler sırasında hak sahiplerinin, (05.09.2024 / 32653 sayılı R.G. A/17 Tebliğ
ile eklenmiştir. yururluk 01.10.2024)
3. (08.06.2021
tarihli, 31505
sayılı R.G. Seri No A,
Sıra No 13
Tebliğ ile değişik)[31]
25/11/2020 tarihli ve 7257 sayılı Elektrik
Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü
maddesiyle 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı
Maden Kanununun 24 üncü maddesine eklenen onüçüncü fıkrada, "Bu madde ile 13
üncü madde kapsamında maden arama ve işletme ruhsatlarının verilmesi,
birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve intikalleri ile çevreyle uyum
bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda 6183 sayılı
Kanunun 22/A maddesi
kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmaması şartı aranır." hükmüne yer
verilmiştir.
Bu hüküm çerçevesinde, maden arama ve işletme
ruhsatlarının verilmesi, birleştirilmesi, sürelerinin uzatılması, devir ve
intikalleri ile çevreyle uyum bedeli iadelerine ilişkin müracaatlarda, Maden ve
Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında
ilgililerden vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması
gerekmektedir.
4. 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamına girecek
amme alacaklarını tür, tutar ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı
tespit etmeye, zorunluluk getirilen işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun
aranılmayacağını belirlemeye Maliye Bakanı yetkili kılınmıştır.
Bu yetkiye istinaden "vadesi geçmiş borç" olarak madde
kapsamına giren amme alacakları;
i) Tür olarak; Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerince
tahsil edilen tüm amme alacakları, (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile değişik)[32]
ii) Tutar olarak; kapsama giren amme alacaklarının toplam
5.000,-[33] lirayı aşan tutarı,
şeklinde belirlenmiştir.
Tahsil dairelerince vadesi geçmiş borç durumunu
gösterir belge tanzimi sırasında, borçlunun belirlenmiş alacak türlerinden
vadesi geçtiği halde ödenmemiş bir borcu bulunup bulunmadığı araştırılacak ve
vadesi geçtiği halde ödenmemiş borçlar, tutarları ile birlikte talep edilen
belgede gösterilecektir.
Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge arama
zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlarca yapılacak ödeme/işlemler sırasında,
tahsil dairelerinin verdiği bilgiye istinaden kapsama giren alacak türlerinin
toplam tutarının 5.000,-[34] lirayı aşmaması halinde, borcun bulunmadığı kabul
edilerek gerekli ödeme/işlemler yapılacaktır.
Vadesi geçtiği halde ödenmemiş borç bulunmakla
birlikte, yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar
verilmesi veya takibin kanunen durdurulması gereken diğer hallerde kapsama
giren tür ve tutarda borç bulunmasına rağmen vadesi geçmiş borç durumunu
gösterir belge "ödeme/işlem yapılmasına muvafakat edildiğini" belirten bir
ifadeyle tanzim edilerek verilecektir.
tecil edilmiş amme alacakları, tecil şartlarına uygun
olarak ödendiği müddetçe vadesi geçmiş borç olarak dikkate alınmayacaktır.
Ancak, bu Tebliğin Birinci Kısım, Dördüncü Bölüm, "I.tecil" başlıklı bölümünün
(9) numaralı alt bölümünün (e) paragrafında yapılan açıklamalar da dikkate
alınarak belge verilecektir.
Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge talep eden
borçlulara, başvuracakları tahsil dairesi tarafından, kapsama giren alacak
türleri açısından bağlı olunan veya daha önce mükellefiyet kaydı bulunan tahsil
dairelerinden temin edilen bilgiler de dikkate alınarak belge verilecektir.
Bu Tebliğ ile tür olarak belirlenen amme
alacaklarından mükellefiyet kaydı bulunmayanlar, herhangi bir tahsil
dairesinden söz konusu alacaklardan mükellefiyet kayıtlarının olmadığına
ilişkin belgeyi almaları halinde vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge
aranılmaksızın gerekli ödeme/işlem yapılacaktır.
Bu belgeler, tanzim edildikleri tarihten itibaren 15
gün geçerlidir.
Gelir İdaresi Başkanlığınca söz konusu belgelerin elektronik
ortamda verilmesi ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca bu belgelerin
teyidinin elektronik ortamda yapılabilmesi halinde aynı esaslar geçerli
olacaktır.
Madde kapsamına giren ödemeyi/işlemi gerçekleştirecek
olan kamu kurum ve kuruluşlarınca, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir
belgenin Gelir İdaresi Başkanlığından elektronik ortamda temin edilmesi
durumunda, ödemeye/işleme taraf olandan ayrıca belge talep edilmeyecektir.
Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge talebinin
ve bu belgenin ilgiliye veya ödemeyi/işlemi gerçekleştirecek kurum veya
kuruluşa gönderilmesinin elektronik ortamda yapılması hususunda zorunluluk
getirmeye Gelir İdaresi Başkanlığı yetkilidir. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
5. 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi uyarınca vadesi
geçmiş borç durumunu gösterir belge aranılması zorunluluğu getirilen
ödeme/işlemler ile ilgili olarak ayrıca aşağıdaki açıklamaların dikkate
alınması gerekmektedir.
5.1. Tebliğin bu bölümünün "2/a-i" ve "2/b" alt
bölümlerinde[35] alt bölümünde belirtilen ödemeler sırasında;
a) 5018 sayılı Kanuna ekli I, II, III ve IV sayılı
cetvellerde belirtilen idareler,
b) Belediyeler, il özel idareleri ile bunlara bağlı
veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareler,
c) (a) ve
(b)'de yer verilen kamu idarelerine bağlı döner sermaye işletmeleri,
tarafından vadesi geçmiş borç durumunu gösterir
belgenin aranılması gerekmektedir.
5.2. 4734 sayılı Kanun kapsamına giren kurumların, mal
veya hizmet alımları ile yapım işleri nedeniyle hak sahiplerine yapacakları
ödemeler sırasında vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin aranılması
gerekmektedir.
4734 sayılı Kanun kapsamında olan idareler Kanunun 2
nci maddesinde aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
- Genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve
belediyeler ile bunlara bağlı; döner sermayeli kuruluşlar, birlikler (meslekî
kuruluş şeklinde faaliyet gösterenler ile bunların üst kuruluşları hariç) ve
tüzel kişiler.
- Kamu iktisadi
kuruluşları ile iktisadi devlet teşekküllerinden oluşan kamu iktisadi
teşebbüsleri.
- Sosyal güvenlik
kuruluşları, fonlar, özel kanunlarla kurulmuş ve kendilerine kamu görevi
verilmiş tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim
kurumları hariç) ile bağımsız bütçeli kuruluşlar.
- Yukarıda
belirtilenlerin doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı
sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları her çeşit kuruluş,
müessese, birlik, işletme ve şirketler.
- Yapım
ihalelerine münhasır olmak üzere, 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye
Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun kapsamındaki bankalar ile bu
bankaların doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin
yarısından fazlasına sahip bulundukları şirketler.
Belirtilen bu kurumlar, gerek 4734 sayılı Kanun
kapsamında (istisnalar dahil) gerekse bu Kanun dışında yapacakları her türlü
mal veya hizmet alımları ile yapım işleri için yapacakları ödemeler sırasında
vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi arayacaklardır. Ancak, 4603 sayılı
Kanun kapsamındaki bankalar ile bu bankaların doğrudan veya dolaylı olarak
birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları
şirketler münhasıran yapım ihaleleri nedeniyle 22/A maddesi kapsamında belge
arayacaklardır.
Ayrıca, yapım ihalelerine münhasır olmak üzere 4734
sayılı Kanun kapsamında olan; 11/1/1954 tarihli ve 6219 sayılı Türkiye Vakıflar
Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununa göre kurulan Türkiye Vakıflar Bankası
T.A.O. ve 11/10/2018 tarihli ve 7147 sayılı Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası
Anonim Şirketi Hakkında Kanuna göre kurulan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası
A.Ş. ile bu bankaların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin yarısından
fazlasına sahip bulunduğu şirketler ve gerek bu bankaların birlikte, gerekse
4603 sayılı Kanun kapsamındaki bankalarla birlikte sermayesinin yarısından
fazlasına sahip bulundukları şirketler münhasıran yapım ihaleleri nedeniyle
6183 sayılı
Kanunun 22/A maddesi
kapsamında belge arayacaklardır. (08.06.2021
tarihli, 31505
sayılı R.G. Seri No A,
Sıra No 13
Tebliğ ile eklenmiştir)
5.3. 5018 sayılı Kanuna tabi olmayan ve 4734 sayılı Kanun
kapsamına girmeyen, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile Kalkınma Ajansları gibi
kamu tüzel kişiliğini haiz kurum ve kuruluşların (meslekî kuruluşlar ve vakıf
yükseköğretim kurumları hariç) mal veya hizmet alımları ile yapım işleri
nedeniyle hak sahiplerine yapacakları ödemeler sırasında vadesi geçmiş borç durumunu
gösterir belgeyi aramaları gerekmektedir.
5.4. 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi uyarınca, kaynağına
bakılmaksızın kanun (…)[36] ve diğer mevzuatla düzenlenmiş olan ve sadece nakdi
olarak ödenen Devlet yardımları, teşvikler ve destekleri ödeyecek olan kurum ve
kuruluşlarca bu ödemeler yapılmadan önce ilgililerden vadesi geçmiş borç
durumunu gösterir belge aranılacaktır.
Madde kapsamında zorunluluk getirilen bu tür ödemeleri
bankalar aracılığı ile yapan kurumlar, bu tutarları ilgilisine ödenmek üzere
bankaya göndermeden önce vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi
arayacaklardır.
5.5.
Tebliğin bu bölümünün "5.1.", "5.2.", "5.3." ve "5.4." alt bölümlerinde
belirtilen kurum ve kuruluşların, hak sahiplerine ödeme yapmadan önce vadesi
geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi aramaları gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 22/A maddesinin Maliye Bakanına
verdiği "yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek
ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu getirme" yetkisine istinaden,
Tebliğin bu bölümünün "4/i" alt bölümünde belirlenen alacak türlerinden yine
aynı bölümün "4/ii" alt bölümünde belirlenen tutarın üzerinde vadesi geçmiş
borcun bulunması halinde, borçlunun talebinin bulunup bulunmadığına
bakılmaksızın ödenecek tutardan, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgede
belirtilen borç tutarını aşmamak üzere kesinti yapılarak ilgili tahsil dairesi
hesabına aktarılması zorunluluğu getirilmiştir.
Maliye Bakanlığına bağlı birden fazla tahsil dairesine
borcun bulunması durumunda, kesinti tutarı en yüksek borç tutarını bildiren[37] tahsil dairesinin hesabına aktarılacaktır.
Kesinti tutarının aktarıldığı tahsil dairesi, bu
tutarın hak sahibinin borçlarına mahsup edilmesini sağlayacaktır. Kesinti
tutarının tahsil dairelerine olan borç toplamından az olması halinde, kesinti
tutarı tahsil daireleri arasında garameten taksim edilecektir.
Diğer taraftan, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir
belgenin aranılmasını gerektiren ödemelere ilişkin olarak işçi ücreti
alacakları hariç olmak üzere, hak sahibi tarafından yapılacak her türlü devir,
temlik ve el değiştirme, tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcu karşılayacak
kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinde hüküm ifade edecektir.
Dolayısıyla, hak sahipleri tarafından söz konusu
ödemelere ilişkin olarak devir, temlik ve el değiştirme işlemi yapılmış olsa
dahi ödenecek tutardan borç tutarı kadar kesinti yapılarak ilgili tahsil
dairesi hesabına aktarılacaktır.
Ayrıca, kurum ve kuruluşlarca hak sahiplerine
yapılacak ödemeden diğer kamu idarelerinin alacaklarına karşılık da kesinti
yapılması gereken hallerde, kesinti tutarı tahsil daireleri ile diğer kamu
idareleri arasında garameten taksim edilerek tahsil dairelerine ve ilgili
idareye aktarılacaktır.
Öte yandan, kurum ve kuruluşlarca hak sahiplerine
ödenecek tutar üzerine 2004 sayılı Kanun veya 6183 sayılı Kanuna göre haciz
tatbik edilmiş olması halinde, hacze konu tutar düşüldükten sonra kalan tutar,
kesintiye esas tutar olarak dikkate alınacaktır. Ancak, yapılacak ödemelerden
kesinti yoluyla tahsil dairelerine aktarım yapılacak olması, amme alacağının
takibine engel teşkil etmemektedir.
Kesinti yapan kurum;
- Genel bütçeli
idare ise muhasebe işlem fişinin düzenlendiği tarihte,
- Genel bütçe
dışında bir idare ise kesilen tutarın tahsil dairesi hesaplarına aktarıldığı
tarihte,
ödeme yapılmış sayılacağından, bu tarihler dikkate
alınarak amme alacağına 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme
zammı hesaplanacaktır.
Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin; 5018
sayılı Kanun kapsamına giren kurumların muhasebe birimlerince, diğer kurumların
ödemeyi yapacak birimlerince aranılması gerekmektedir. Ancak, muhasebe
birimlerinin sorumlulukları kalkmamakla birlikte, harcama birimlerince de bu
belge aranılabilir. Harcama birimlerince belgenin aranılması halinde,
geçerlilik süresi de dikkate alınarak bu belgeye göre muhasebe birimlerince
ödeme yapılır(Son iki cümle
13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile eklenmiştir).
Amme alacağına ilişkin kesintiye yönelik yapılan
düzenlemeler, münhasıran 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesine göre aranılacak
vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge için geçerli olduğundan, muhtelif
mevzuat kapsamında tahsil dairelerince düzenlenecek vadesi geçmiş borcu
gösterir belgelerde belirtilen amme borçları için uygulanmayacaktır.
5.6. Tebliğin bu bölümünün "2/a-v" alt bölümünde
belirtilen işlemler sırasında ilgili kurumlar vadesi geçmiş borç durumunu
gösterir belgeyi arayacaktır. Tebliğin bu bölümünün "4/ii" alt bölümünde
belirlenen tutarın üzerinde vadesi geçmiş borcun bulunması halinde, ilgililerce
talep edilen silah taşıma ve bulundurma vesikaları ile yivsiz tüfek
ruhsatnameleri verilmeyecektir.
5.7. Vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin
aranılmasını gerektiren durumlarda, hak sahiplerinin/ilgililerin tahsil dairesine
olan borçlarını ödemesi veya sair sebeplerle kendisine yapılması gereken
ödemenin/işlemin yapılmasını engelleyen durumun kalkması üzerine, yeni alınacak
belgeye göre ilgili kurum ve kuruluşlar gerekli ödemeyi/işlemi
yapabileceklerdir.
6. Bu Tebliğ ile zorunluluk getirilen vadesi geçmiş borç
durumunu gösterir belgeyi aramadan ödeme yapanlara ve işlem tesis eden kurum ve
kuruluşlara, borçlunun bağlı olduğu takibe salahiyetli tahsil dairesince idari
para cezası tatbik edilecektir.
6.1. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değişik)[38] 6183 sayılı
Kanunun 22/A maddesi kapsamında uygulanacak idari para cezası tutarları yıllar
itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Yıllar
İdari para
cezası tutarı (Lira)
2008
2.000,-
2009
2.240,-
2010
2.289,-
2011
2.465,-
2012
2.717,-
2013
2.928,-
2014
3.043,-
2015
3.350,-
2016
3.536,-
2017
3.671,-
2018
4.000,-
2019
4.949,-
2020
6.066,-
2021
6.618,-
2022(07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile eklenmiştir)
9.013,-
2023 (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile eklenmiştir)
20.092,-
2024 (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile eklenmiştir)
31.837,-
6.2. Bu Tebliğ ile zorunluluk getirilen vadesi geçmiş borç
durumunu gösterir belgeyi aramadan ödeme yapanlara ve işlem tesis edenlere
verilecek idari para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı
Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesi gereğince, bu idari
para cezası her yıl 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesine göre
belirlenen yeniden değerleme oranına göre arttırılacaktır.
Buna göre, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir
belgeyi aramadan ödeme yapanlara ve işlem tesis eden kurum ve kuruluşlara, her
bir ödeme/işlem için ayrı ayrı olmak üzere belgenin aranılması gereken yılda
uygulanacak olan idari para cezası tutarı esas alınarak idari para cezası
tatbik edilecektir.
6183 sayılı Kanunun 22/A maddesine göre verilen idari
para cezasının, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi
gerekmektedir.
İdari para cezasına karşı tebliğ tarihini takip eden
otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılması mümkündür.
VI. Tahsil
Edilen Amme Alacaklarından Yapılacak Reddiyat Sebebiyle Mahsuplar (23.12.2017
tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile eklenmiştir)
6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci
fıkrasında "Tahsil edilip de kanuni sebeplerle reddi icabeden amme alacakları,
istihkak sahiplerinin reddiyatı yapacak olan amme idaresine olan muaccel
borçlarına mahsup edilmek suretiyle reddolunur." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, tahsil edildikten sonra kanuni
sebeplerle iadesi gereken amme alacağının, hak sahibinin amme idaresine
muacceliyet kazanmış borcunun bulunması halinde bu borca mahsup edilmek
suretiyle red ve iade edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 7061 sayılı Kanunun 87 nci maddesi ile değişik 88
inci maddesinin onaltıncı fıkrasında "6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine
göre Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince reddiyat yapılması durumunda
anılan maddenin birinci fıkrasına göre yapılacak mahsuptan sonra Kurumun prim
ve diğer alacaklarından muaccel olanlara mahsup yapılır. Kurumun tahsil ettiği
prim ve diğer alacaklardan reddi icap edenler, istihkak sahiplerinin Kuruma
olan muaccel borçlarına mahsubundan sonra Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerine olan muaccel borçlara mahsup edilmek üzere reddolunur. Bu suretle
yapılan ödemelerde, reddedilen tutarın Kuruma ve/veya alacaklı tahsil
dairesinin hesabına geçtiği tarihte ödeme yapılmış sayılır. Bu fıkranın
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Kurum tarafından
müştereken belirlenir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, tahsil edildikten sonra kanuni
sebeplerle nakden reddi icabeden alacaklara ilişkin reddiyatın Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince yapılacağı hallerde;
- öncelikle borçlunun Maliye Bakanlığına bağlı tüm
tahsil dairelerine olan muaccel borçlarına mahsup yapılması,
- mahsup sonrası kalan bir tutarın bulunması halinde
bu tutarın, borçlunun alacaklı amme idaresi olan Devletin gümrük mevzuatından
doğan amme alacaklarını takiple görevli Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı
tahsil dairelerine bulunan muaccel borçlarına mahsup edilmesi,
- bu mahsup sonrasında da iadesi gereken bir tutarın
bulunması halinde borçlunun Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) olan ve 6183 sayılı
Kanuna göre takip edilen muaccel prim ve diğer borçlarına ödenmek üzere SGK'ya
aktarılması,
gerekmektedir.
Ayrıca, reddiyata konu alacağa ilişkin devir, temlik,
el değiştirme ve haciz işlemleri 6183 sayılı Kanunun 23 üncü ve 5510 sayılı
Kanunun 88 inci maddelerinin yukarıdaki hükümleri uygulandıktan sonra ve nakden
iadeye konu bir tutarın bulunması halinde hüküm ifade edecektir.
Öte yandan, SGK tarafından iade edilecek bir alacağın
bulunması durumunda, SGK muaccel alacaklarına mahsup yaptıktan sonra kalan bir
tutar olması halinde bu tutarı, borçlunun Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek üzere ilgili tahsil
dairesine aktaracaktır. Alacaklı tahsil dairesinin birden fazla olması
durumunda SGK tarafından aktarılacak tutar alacaklı tahsil dairelerinden
herhangi birisinin banka hesabına gönderilecektir. Banka hesabına para
aktarılan tahsil dairesince, aktarılan tutar alacaklı tahsil daireleri arasında
garameten taksim edilecektir. Bu suretle yapılan ödemelerde, ödeme tarihi,
paranın tahsil dairesinin hesabına geçtiği tarih olacaktır.
VII[39]. İptal
Davaları (Başlık 29.06.2008
tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
1. 6183 sayılı Kanunun 24
ila 31 inci maddelerinde iptal davalarına ilişkin hükümler düzenlenmiştir.
Bu hükümlerle güdülen amaç; amme alacağını ödemeyen borçlunun malı bulunmadığı
ya da borca yetmediği takdirde, amme alacağının tamamının veya bir kısmının
tahsiline imkan bırakmamak amacıyla borçlu tarafından yapılan tek taraflı
hukuki muamelelerle borçlunun amacını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle
yapılan bütün muamelelerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile amme alacağını
tahsil etmektir.
2. 6183 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde, bu Kanuna
göre açılan davalara genel mahkemelerde bakılacağı belirtildiğinden, iptal
davalarının, iptali istenen tasarrufun değerine göre sulh hukuk veya asliye
hukuk mahkemelerinde açılması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunda iptal davasının mahal olarak
nerede açılacağına ilişkin özel bir belirleme yapılmadığından yetkili mahkeme
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre belirlenecektir.
3. 6183 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde, iptal
davasının tarafları ve husumetin kimlere yöneltileceği sayılmıştır. Buna göre,
alacaklı amme idareleri veya alacağın tahsili ile görevlendirilmiş olan tahsil
daireleri tarafından davacı sıfatıyla açılacak iptal davalarının davalısı;
borçlu, borçlu ile hukuki muamelede bulunanlar veya kendilerine borçlu
tarafından ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçıları ve kötü niyetli
üçüncü şahıslar olacaktır.
İptal davalarının alacaklı amme idarelerinin bu konuda
yetkilendirilmiş birimlerince açılacağı tabiidir.
4. İptal davasının açılabilmesi için takip konusu amme
alacağının ödeme vadesinin gelmiş (muaccel) olması ve yapılan takip işlemlerine
rağmen borçlunun mal varlığından bu alacağın tahsil edilememiş olması
gerekmektedir.
5. 6183 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde; 27, 28, 29 ve
30 uncu maddelerde sözü edilen tasarrufların vukuu tarihinden 5 yıl geçmesinden
sonra bu maddelere dayanılarak dava açılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu
maddede yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü süredir.
Diğer taraftan, Kanunun ivazsız tasarrufların
hükümsüzlüğüne ilişkin 27 nci maddesi ile hükümsüz sayılan diğer tasarruflarla
ilgili 29 uncu maddesinde öngörülen 2 yıllık süreler, amme alacağının ödeme
müddetinin başladığı tarihten geriye doğru kaç yıllık süre içerisinde yapılmış
tasarrufların iptalinin istenebileceğine ilişkin olup, bu maddelere göre
açılacak davalarda da hak düşürücü sürenin hesabında her hal ve takdirde
tasarrufun vukuu tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dikkate alınması
gerekmektedir.
6. 6183 sayılı Kanunun 31 inci maddesi, iptal davasının
kabul edilmesi halinde alacaklı amme idaresi yararına ne gibi sonuçlar
doğuracağını düzenlemektedir.
Bu
düzenlemelere göre, iptal davaları alacaklı amme idaresine alacağını tahsil
olanağı sağlayan nisbi nitelikte kanundan doğan şahsi davalardır. Dava sabit
olduğu takdirde davacı amme idaresi, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde
cebri icra yoluyla alacağını tahsil edebilme hakkını elde eder ve davanın
konusu gayrimenkul ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine
mahal olmadan o gayrimenkulün haciz ve satışını isteyebilir.
Anılan madde uyarınca, tasarruf ve muameleden
faydalananlar elde ettiklerini, elden çıkarmışlarsa takdir edilecek bedelini
vermeye mecburdurlar.
VIII[40]. Limited Şirketlerin Amme Borçları (29.06.2008 tarihli,
26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
1. 6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Kanunla
değişik 35 inci maddesi 5766 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelere göre "Limited
şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil
edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan
doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde,
payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının
ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği
zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme
alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu
tutulur."
şeklini almıştır.
2. Maddenin birinci fıkrası hükmüne göre,
limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya
tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında
doğrudan doğruya sorumlu tutulacaklardır.
Limited şirket
borçlarından sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi ortaklar, 6183 sayılı Kanunun
3 üncü maddesi uyarınca amme borçlusu olup, bu Kanun hükümlerine göre takip
edilecektir.
3. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 503
ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, Kanunun 511
inci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında; ortakların kimliği
ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almış, 515 inci maddesinde
şirket esas mukavelesinde yapılan her değişikliğin ilk mukavelede olduğu gibi
tescil ve ilan edileceği, 519 uncu maddesinde de pay defterinin tutulacağı, bu
deftere; ortakların ad ve soyadlarının, pay miktarlarının, vukuu bulan
ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili değişikliklerin
kaydedileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 520
nci maddesi hükmüne göre de ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de
noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakatı ve devrin
pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade etmektedir.
Bu hükümlerin
birlikte incelenmesinden de görüleceği gibi, limited şirket ortaklarının
kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye
Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesinde, bu sözleşmede yapılan
değişikliklerde, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde ise pay
defterinde yer almaktadır.
14/2/2011
tarihli ve 27846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 6762 sayılı Türk Ticaret
Kanununu mülga eden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 573 ve müteakip
maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, Kanunun 587 nci
maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında; ortakların kimliği ve
koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları, müdürlerin ve şirketi temsile
yetkili diğer kişilerin kimliği, temsil yetkisinin kullanılma şekli yer almış,
589 uncu maddesinde şirket esas sözleşmesinde yapılan her değişikliğin ilk
sözleşmede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği, 594 üncü maddesinde de pay
defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların adlarının, her ortağın sahip
olduğu esas sermaye pay sayısının, esas sermaye paylarının devirleri ve
geçişleri itibari değerlerinin, grupları ve esas sermaye payları üzerindeki
intifa ve rehin haklarının, sahiplerinin adlarının ve adreslerinin bu deftere
kaydedileceği vukuu bulan ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla
ilgili değişikliklerin kaydedileceği hükme bağlanmıştır. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
6102
sayılı Kanunun 595 inci maddesinde ortaklık payının devri düzenlenmiş ve madde
hükmüne göre ortaklık payının/esas sermaye payının devri ve devir borcunu
doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce
onaylanacağı, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının
devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu ve devrin bu onayla
geçerli olacağı, başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği
takdirde devre onay vermiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Buna
göre, ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir
sözleşmesi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse ortaklar genel kurulunun
onayı bu onayın bulunmadığı halde üç aylık sürenin geçmesi ile hüküm ifade
etmektedir. Bu durumda ortaklık
payının devredildiği
tarih olarak; devrin ortaklar genel kurulu tarafından
onaylanmış veya onaylanmış sayılması
halinde onay tarihinin, şirket sözleşmesinde
ortaklık payının
devri için ortaklar genel kurulu onayının
aranmadığı durumlarda noter tasdikli devir sözleşmesi
tarihinin esas alınması gerekmektedir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir, Son cümle, 14.06.2018 tarihli ve 30451 sayılı
R.G. Seri A Sıra
No 11 ile değişik)
Diğer
taraftan, ortaklık payının noter tasdikli devir sözleşmesi ile devredilmesine
rağmen devrin genel kurul tarafından reddedilmesi halinde, ortaklık payı
devredilmemiş sayılacak ve ortağın ortaklık sıfatı devam edecektir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Bu
itibarla, limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine
ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana
sözleşmesinde, bu sözleşmede yapılan değişikliklerde, pay devrinin tescil ve
ilan edilmemiş olduğu hallerde ise 6102 sayılı Kanunun 594 üncü maddesine göre
tutulan pay defterinde ya da devrin genel kurul tarafından onaylanmış veya
onaylanmış sayılması halinde noter tasdikli devir sözleşmesinde yer almaktadır. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Diğer
taraftan, 6102 sayılı Kanun 14/2/2011 tarihinde yayımlanmış ve istisnai
düzenlemeleri hariç olmak üzere 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı
tarihte yürürlüğe giren 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun ile de yeni Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin
yürürlüğe girmesi ve uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
Yapılan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, amme alacağının ödenmesinden
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi çerçevesinde sorumluluğu bulunan ortakların
tespitinde amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihte yürürlükte
bulunan ilgili Kanun hükümleri dikkate alınacaktır. Aynı şekilde ortaklık
payının devri ile ilgili olarak da payın devredildiği tarihte yürürlükte olan
Kanun hükümlerinin uygulanacağı tabiidir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile eklenmiştir)
4. 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi
uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için, Kanunun
54 ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri
sonucunda amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya
tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.
5766 sayılı Kanunla
6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle;
-Tahsil
edilemeyen amme alacağı terimi; "Amme borçlusunun bu Kanun
hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi
bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya
çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi
nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,"
-Tahsil
edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; "Amme
borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen
değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı
verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil
edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip
muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği
ortaya çıkan amme alacaklarını,"
şeklinde
tanımlanmıştır.
Bu düzenleme
çerçevesinde limited şirket ortaklarının sorumluluğuna başvurulmadan önce
alacaklı tahsil dairelerince Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan tanımlardaki
hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak amme
alacağının şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin
anlaşılması gerekmektedir.
5. Kanunun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası
gereğince, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden
ve devralan şahıslar devir öncesine ait olan ve devir tarihi itibarıyla
ödenmemiş bulunan amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre
müteselsilen sorumlu tutulacaktır.
Buna göre,
şirket ortağının payını devretmesi halinde, devreden ve devralan şahıslar,
şirketin devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş borçlarından,
Kanunun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında
sorumlu olacaklardır. Ancak bu sorumluluğa başvurulabilmesi için amme
alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş veya tahsil
edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekmektedir.
6. Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü
fıkrası gereğince, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay
sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının
ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacaktır.
Buna göre,
şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği
anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı
kişilerin şirket ortağı olması halinde, söz konusu kişilerin bu amme
alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, Kanunun 35 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında takip edilmesi gerekmektedir.
7. Kanunun 35 inci maddesinde yapılan
değişiklikler ve bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde limited şirket
ortakları hakkında yapılacak takipte aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.
- Öncelikle
şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği
anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda şirket
ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana
sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit
edilecektir.
- Her bir
ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu
olduğu tutar belirlenecektir.
- Şirketten
tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme
alacağının ödenmesinden sermaye hissesi oranında sorumlu tutulması gereken
ortağın, hissesini devredip devretmediği araştırılacak, hisse devrinin söz
konusu olduğu hallerde, devralan şahsın devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği
halde ödenmemiş şirket borçlarından sorumlu tutulacağı tutar tespit
edilecektir.
- Ortaklar
hakkında takip muamelesine 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre tanzim
edilecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.
8. 6762 sayılı Kanunun 540 ıncı
maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür
sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları
hükme bağlanmıştır. Böyle bir durumda ortaklar hakkında 6183 sayılı Kanun
uyarınca yapılacak takip; 35 inci madde hükümlerine göre sermaye hisseleri
oranında olmayacaktır. Ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz
olacaklarından, haklarındaki takip 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci
maddesine göre, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil sorumluluk
esasına göre yürütülecektir.
6102
sayılı Kanunun, limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin hükümlerinin
yer aldığı 623 üncü maddesinde ise "(1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket
sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür
sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü
kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve
temsil yetkisinin bulunması gerekir.
(2)
Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi
tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler.
(3)
Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan
yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler."
düzenlemesi yer almaktadır.(11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
6102
sayılı Kanuna göre, limited şirketin kanuni temsilcisi, şirket sözleşmesi ile
tayin edilmiş müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortak veya tüm
ortaklar ya da üçüncü kişiler olabilecektir. Ancak üçüncü kişilere şirketin
yönetim ve temsilinin verilebilmesi için ortaklardan en az birinin şirketi
yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekmektedir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Buna
göre, limited şirket ortakları hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak
takip; 35 inci madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında, 6102 sayılı
Kanun hükümlerine göre tespit edilen kanuni temsilcileri hakkındaki takip ise
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine göre amme alacağının tamamından,
müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre yürütülecektir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Diğer
taraftan, 6102 sayılı Kanun 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup amme
alacağının ödenmesinden müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunan kanuni
temsilcilerin tespitinde amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihte
yürürlükte bulunan ilgili Kanun hükümleri dikkate alınacaktır. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
9. 6183 sayılı Kanunun "Amme
alacaklarının korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat
isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer koruma hükümleri, yeterli
şartların varlığı halinde bu tebliğdeki düzenlemeler dikkate alınarak amme
borçlusu sayılan ortak hakkında da uygulanacaktır.
10. 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde
4369 sayılı Kanunla yapılan değişiklik 29.07.1998 tarihinde yürürlüğe
girmiştir. Bu itibarla, 29.07.1998 tarihi ve bu tarihten sonraki dönemlere ait
olan amme alacakları, limited şirketten tahsil imkanı bulunmaması halinde
yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde ortaklardan takip ve tahsil
edilecektir. Bu tarihten önceki dönemlere ait amme alacakları ise ortaklardan
kanun değişikliği öncesi hükümlere göre takip ve tahsil edilecektir.
11. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunda
değişiklikler yapan 5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde "Bu Kanunla
6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları
hakkında da uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bu
hüküm uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 5766 sayılı Kanunla değişik 35 inci
maddesindeki değişiklik hükümleri, 5766 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanması
gerekmektedir.
Ancak,
5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin Anayasa Mahkemesinde dava konusu
yapılması neticesinde verilen ve 14/5/2011 tarihli ve 27934 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanan karar ile 5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin
yürürlüğünün durdurulmasına, 15/10/2011 tarihli ve 28085 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan karar ile de anılan maddenin iptaline karar verilmiştir.
Dolayısıyla,
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde 5766 sayılı Kanunla yapılmış olan
düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince, 6/6/2008 tarihinden
itibaren doğan ve ödenmesi gereken amme alacakları için uygulanacaktır.
Anayasa
Mahkemesinin maddenin iptaline ilişkin kararının gerekçesinde, 5766 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemlere ilişkin amme alacaklarının
ödenmesine dair ikincil sorumluluk düzenlemelerinde alacağın doğduğu tarihteki
düzenlemelerin esas alınması gerektiği belirtildiğinden, limited şirketlerin
5766 sayılı Kanunun yayımlandığı 6/6/2008 tarihinden önceki zamanlara ilişkin
borçlarından sorumlu tutulacak ortakların tespitinde alacağın doğduğu dönem
esas alınacaktır.
Diğer
taraftan, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı gereğince, 5766 sayılı
Kanunla, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesine eklenen ikinci fıkra hükmünün
ise 6/6/2008 tarihinden itibaren yapılan hisse devirleri esas alınarak
uygulanması gerekmektedir.
IX[41]. Kanuni
Temsilcilerin Sorumluluğu (Başlık 29.06.2008
tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
1. 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesinde kanuni
temsilcilerin sorumlulukları düzenlenmiştir. Madde başlığında yer alan "kanuni
temsilciler" ifadesi; tüzel kişilerin, küçüklerin ve kısıtlıların kanuni
temsilcilerini, tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenleri, yabancı şahıs
veya kurumların Türkiye'deki mümessillerini kapsamaktadır.
6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, Kanunun 1 ve 2
nci maddeleri kapsamına giren alacaklar amme alacağı olarak tanımlanmış, amme
borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan
gerçek ve tüzel kişileri ve bunların kanuni temsilcilerini veya mirasçılarını
ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar
temsilcilerini ifade ettiği hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanunun amme borçlusu saydığı kanuni
temsilcilerin kimler olduğu ve sorumluluklarının şekli Türk Medeni Kanunu,
Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta belirlenmiştir.
Buna göre, ilgili mevzuatta belirlenen tüzel kişiliği
haiz kuruluşlar için ayrıca ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili
Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmelerinde ve bu sözleşmelerde aynı usulle
yapılan değişikliklerde tayin edilen kanuni temsilciler, 6183 sayılı Kanunun
mükerrer 35 inci maddesi ile amme alacağının ödenmesinden de sorumlu
tutulmuşlardır.
Diğer
taraftan, kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun
10 uncu maddesinde de aynı içerikte hükümler yer almaktadır.
2. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) Mülga 6762 sayılı Kanunun 317 nci
maddesinde; "Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur."
hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 365 inci maddesinde ise "Anonim
şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki
istisnai hükümler saklıdır." hükmü yer almaktadır. Buna göre, gerek 6762 sayılı
gerekse 6102 sayılı Kanunlar gereğince anonim şirketin kanuni temsilcisi idare
meclisi, bir diğer ifade ile yönetim kuruludur.
Mülga
6762 sayılı Kanunun 317 nci maddesi hükmü genel kuralı belirtmekte, ancak
vazifelerin azalar arasında ne şekilde taksim olunacağı 319 uncu maddede
düzenlenmektedir.
Anılan
maddede, "Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları
arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı
tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti
verilir.
Esas
mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını
idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri
bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine
salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317 nci madde
hükmü tatbik olunur." hükmü yer almaktadır.
Mülga
6762 sayılı Kanunun 319 uncu madde hükmü, yönetim kuruluna ait olan şirketi
temsil ve idare yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az
biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim
kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas
üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere
devredilebileceğine ilişkindir.
Diğer
taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yönetim hakkı ile temsil yetkisini
birbirinden ayırarak 367 nci maddesinde yönetimin devri konusu düzenlenmiş, 370
inci maddesinde ise şirketin temsil yetkisi "(1) Esas sözleşmede aksi
öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift
imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
(2)
Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür
olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil
yetkisini haiz olması şarttır." şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm esas
itibarıyla mülga 6762 sayılı Kanunun 319 uncu maddesinde yer alan temsil
yetkisi ve bu yetkinin devrine ilişkin benzer hükümleri içermektedir.
6102
sayılı Kanunun 370 inci madde hükmü, aksi kararlaştırılmadıkça temsil yetkisini
çift imza kullanılmak suretiyle yönetim kuruluna, yönetim kurulunun da temsil
yetkisini; yönetim kurulu üyelerinden en az bir veya daha fazla murahhas üyeye
veya müdür olarak üçüncü kişilere devredilebileceğine ilişkindir. Yönetim
kurulunun, temsil yetkisini müdür olarak üçüncü kişilere devredebilmesi için en
az bir yönetim kurulu üyesinin de temsil yetkisinin bulunması şarttır. Ayrıca,
6102 sayılı Kanunun 359 uncu maddesi gereğince anonim şirketin yönetim
kurulunun; esas sözleşme ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş bir
veya daha fazla kişiden oluşması gerektiği hükme bağlandığından, anonim
şirketin yönetim kurulunun tek kişiden oluşması halinde, şirketin temsilinde
her hal ve takdirde bu kişinin bulunması gerektiği tabiidir.
Buna
göre, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uygulamasında kanuni
temsilci;
-
Mülga 6762 sayılı Kanuna göre şirket esas sözleşmesi ile temsile
yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alan yetki ile idare meclisi
ya da genel kurulca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler,
-
6102 sayılı Kanuna göre şirket esas sözleşmesi ile atanmış veya genel kurul
tarafından seçilmiş yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulu üyelerinden en
az birinin bulunması koşuluyla yönetim kurulu tarafından müdür olarak atanmış
üçüncü kişiler,
olacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da her
iki kanun uygulamasında da temsil yetkisi verilen kişi ya da kişilerden birinin
mutlak surette yönetim kurulu üyelerinden birisi olmasıdır.
3. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun[42] 323 üncü maddesinde, idare meclisinin şirketi temsile
salahiyetli kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildireceği, temsil
salahiyetine müteallik kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil
memuruna verilmesinin şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre;
- Temsil salahiyetine ilişkin noter tasdikli yetkili
organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,
- Şirketi temsil salahiyeti verilen kişilerin kimler
olduğu,
hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş
olması gerekmektedir. Aynı Kanunun 38 inci maddesi gereğince de bu tescilin
ilan tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği tabiidir.
Türk Ticaret Kanununun 321 inci maddesinde, "Temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat
ve mevzuuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına
yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler.
Temsil
salahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade
etmez. Ancak temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine
hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen
tahditler muteberdir..." hükmü yer
almaktadır.
Bu madde ile temsil salahiyetinin kapsamına işaret
edilerek, temsile salahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan
tüm işleri ve tüm hukuki işlemleri şirket adına yapmaları gerektiği ve bu
salahiyetin kapsam olarak sınırlandırılamayacağı ifade edilmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci
maddesinin uygulamasında, 319 uncu madde hükmüne göre temsil yetkisi verilen
kişi ya da kişilerin kanuni temsilci kabul edilebilmesi için, şirketin maksat
ve mevzuuna dahil olan tüm işlemlerde tam yetkili olmaları zorunludur.
6102
sayılı Türk Ticaret Kanununun 371 ve 373 üncü maddelerinde de aynı esaslar benimsenerek
düzenleme yapılmıştır. (11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
4. 6762
sayılı Türk Ticaret Kanununa[43] ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate
alınarak, bir anonim şirketin kanuni temsilcileri;
a) Öncelikle şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu
üyelerinden birinin veya birden fazlasının şirketi temsile yetkili kılınıp
kılınmadığı,
b) Şirketi temsile yetkili üye esas sözleşmede
belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula, yönetim kurulu
üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi olmayan sorumlu
müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip verilmediği,
c) Esas sözleşmede temsilci belirleme konusunda
yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde temsil salahiyetinin;
yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına ya da yönetim kurulu üyelerinden
en az biri ile birlikte şirketin sorumlu müdürü veya müdürlerine devredilip
devredilmediği,
hususlarına göre belirlenecektir.
6102
sayılı Türk Ticaret Kanununa ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate
alındığında anonim şirketlerde kanuni temsilcilerin tespitinde de aynı esaslar
dikkate alınacak olup 6102 sayılı Kanunun yönetim kuruluna verdiği yetki
çerçevesinde temsil yetkisinin devredilip devredilmediği konusu da
araştırılacaktır. (11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Bu hususların varlığı, ticaret sicili kayıtlarına ve
ilanın yapıldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakılarak tayin olunacaktır.
5. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6762 sayılı Türk
Ticaret Kanununun 319 ve müteakip maddeleri ile 6102 sayılı Kanunun 370 ve
müteakip maddelerine göre temsil yetkisi murahhas azalara veya müdür olarak
üçüncü kişilere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci
sıfatını taşımaktadır.
Buna
göre, amme alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal
varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin
anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim
kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden
önce, şirket esas sözleşmesinin ve ticaret sicili kayıtlarının tetkik olunması,
temsil salahiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya
birkaç üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının
tespit edilmesi gerekmektedir.
Yapılacak
tespit sonucunda; şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile
müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının
bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri
hakkında işlem yapılmaması icap etmektedir.
Şirket
esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt
bulunmaması halinde, 6762 sayılı Kanunun 317 nci maddesi, 6102 sayılı Kanunun
365 inci maddesi hükmü göz önüne alınacak, yönetimde bulunan tüm üyelerin
müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı
Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uyarınca işlem yapılacaktır.
Diğer
taraftan, 6102 sayılı Kanun 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup amme
alacağının ödenmesinden müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunan kanuni
temsilcilerin tespitinde amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihte
yürürlükte bulunan ilgili Kanun hükümleri dikkate alınacaktır.
6. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile değişik)
5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci
maddesine "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda
kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde
bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur."
hükmü eklenmiştir.
Bu hükme göre,
tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel
kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil
edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve
ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin kanuni temsilci veya teşekkülü
idare edenler olması halinde söz konusu kişiler, amme alacağından müteselsilen
sorumlu tutularak, Kanunun mükerrer 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca
takip edilecektir.
7. 6183 sayılı Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre
yapılan takip sonucunda amme borçlusunun mal varlığından tamamen veya kısmen
tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının,
yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin mal varlığından
tahsil edilmesi gerekmektedir.
5766 sayılı
Kanunun 1 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenen
"tahsil edilemeyen amme alacağı" terimi ile "tahsil
edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" terimlerine ilişkin açıklamalar
Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölüm VII. Limited Şirketlerin Amme Borçları
başlıklı alt bölümünün (4) numaralı bölümünde yer almaktadır. (29.06.2008 tarihli,
26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile eklenmiştir)
Amme borçlusu
nezdinde sürdürülen takip işlemleri sonucunda tamamen veya kısmen tahsil
edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, Kanunun 3 üncü
maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak
işlemlere dayanılarak tespit edilecek ve maddede belirtilen hallerden herhangi
birinin varlığı halinde kanuni temsilciler hakkında takip yapılabilmesi için
yeterli şartların oluştuğu kabul edilerek, takip işlemlerine kanuni temsilciler
adına 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emri
tebliği suretiyle başlanılacaktır. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile eklenmiştir)
Amme borçlusunun
birden fazla kanuni temsilcisi bulunduğu takdirde, ilgili kanunlara göre kanuni
temsilcilerin sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu
olanlar hakkında tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının
tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibe
geçilecektir. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile eklenmiştir)
8. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile değişik)
5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci
maddesine "Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi
Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan
kaldırmaz." hükmü eklenmiştir.
Bu hükme göre,
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde, kanuni temsilcilerin
sorumluluklarına ilişkin hükümlerin düzenlenmiş olması, Vergi Usul Kanunu
kapsamındaki amme alacaklarının takibinin 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci
maddesine göre yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla Vergi Usul
Kanunu kapsamına giren amme alacakları dahil olmak üzere tüm amme alacakları
için mükerrer 35 inci madde uyarınca takip yapılması mümkün bulunmaktadır.
9. Yeterli şartlar oluştuğu takdirde 6183 sayılı Kanunun
"Amme alacaklarının korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat
isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer korunma hükümlerinin amme
borçlusunun yanı sıra amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler hakkında da
uygulanması cihetine gidilecektir. Kanuni temsilciler hakkında sürdürülecek
takip işlemlerinde yukarıda açıklanan hususların yanı sıra, kanuni temsilci
sıfatı olmayan şahıslar hakkında mükerrer 35 inci madde gereğince takip
yapılmamasına özellikle dikkat edilecektir.
10. 6183 sayılı Kanunun 35 ve mükerrer 35 inci
maddelerinde yer verilen sorumluluklar ile 213 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinde düzenlenen sorumluluk nedeniyle yapılacak takiplerde ortak ve kanuni
temsilcilerin takibinde bir öncelik sıralaması söz konusu olmadığından,
ortaklar ve kanuni temsilciler hakkında yapılacak takiplere aynı zamanda
başlanılması gerekmektedir.
11. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
6183 sayılı Kanunda değişiklikler yapan 5766 sayılı Kanunun geçici 1
inci maddesinde "Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve
eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil
edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bu
hüküm uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 5766 sayılı Kanunla değişik mükerrer 35
inci maddesindeki değişiklik hükümleri, 5766 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanması
gerekmektedir.
Ancak,
5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin Anayasa Mahkemesinde dava konusu
yapılması neticesinde verilen ve 14/5/2011 tarihli ve 27934 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanan karar ile 5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin
yürürlüğünün durdurulmasına, 15/10/2011 tarihli ve 28085 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan karar ile de anılan maddenin iptaline karar verilmiştir.
Dolayısıyla,
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesinde 5766 sayılı Kanunla yapılmış
olan düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince, 6/6/2008
tarihinden itibaren doğan ve ödenmesi gereken amme alacakları için
uygulanacaktır.
Anayasa
Mahkemesinin maddenin iptaline ilişkin kararının gerekçesinde, 5766 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemlere ilişkin amme alacaklarının
ödenmesine dair ikincil sorumluluk düzenlemelerinde alacağın doğduğu tarihteki
düzenlemelerin esas alınması gerektiği belirtildiğinden, asıl amme borçlusunun
5766 sayılı Kanunun yayımlandığı 6/6/2008 tarihinden önceki zamanlara ilişkin
borçlarından sorumlu tutulacak kanuni temsilcilerin tespitinde alacağın doğduğu
dönem esas alınacaktır.
X. ALT Bölüm (11.09.2024 / 28762 RG
ile yürürlükten kaldırılmıştır) MÜLGA HALİ
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
odeme
Tasarruflu Yazılar 1
I. odeme
Zamanı
1. 6183 sayılı Kanunun 37
nci maddesinde, amme alacaklarının özel kanunlarda düzenlenmiş olan ödeme
sürelerinde ödeneceği ve ödeme süresinin son gününün amme alacağının vade günü
olduğu, özel kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının
Maliye Bakanlığınca belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay
içinde ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Bakanlığımızca bugüne kadar yapılan düzenlemelerle
çeşitli kanunlarda yer alan ve ödeme süresi gösterilmemiş olan amme
alacaklarının ilgililerden hangi usulle tebligat yapılarak istenileceği belirlenmiş
ve belirlenen bu usullere uygun yapılan tebliğler ile borçlulardan 1 ay
içerisinde amme alacağının ödenmesi istenmiştir.
2. 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uyarınca özel
kanunlarında ödeme süresi belirtilmemiş idari para cezalarının talik suretiyle
tebliğ edilerek vadelerinin belirlenmesi yönünde düzenleme yapılmış ise de,
5326 sayılı Kabahatler Kanununun[44]
26 ncı maddesi ile idari yaptırım kararlarının 7201 sayılı Tebligat Kanununa[45] göre
tebliğ edileceği hüküm altına alındığından, idari para cezalarının tebliğinde
aksine bir düzenleme yapılmadığı sürece Tebligat Kanununun hükümlerinin
uygulanması gerekmektedir. Ancak, idari para cezalarının takip ve tahsili için
tahsil daireleri tarafından yapılacak tebliğ işlemlerinde 6183 sayılı Kanun
hükümlerinin uygulanacağı tabiidir.
3. Adli para cezaları, açılmış kamu davası neticesinde işlenen suçun
niteliğine göre mahkemeler tarafından verilen mali cezalardır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanunun 5
inci maddesi gereğince mahkemeler tarafından verilen ve kesinleşen
kararların infazı, Cumhuriyet Savcılıklarınca yerine getirilmektedir.
Adli para cezalarının ne şekilde infaz edileceği aynı Kanunun
106
ncı maddesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesinin (2) numaralı fıkrası
uyarınca, Cumhuriyet Savcıları tarafından hükümlüye adli para cezasının 30 gün
içinde ödenmesi için 5275 sayılı Kanun hükmüne göre düzenlenmiş ödeme emri
tebliğ edilmektedir.
Bu süre içinde adli para cezasının ödenmemesi halinde,
ödenmeyen kısma karşılık gelen gün sayısınca hükümlü hapsedilmekte, ancak, bu
şekilde verilebilecek hapis süresi 3 yılı geçememektedir.
İnfaz edilen hapsin süresi, adli para cezasının tamamını
karşılamamış olması durumunda, geri kalan adli para cezası tutarı, Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından tahsil dairesine gönderilecek mahkeme kararı üzerine,
6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil dairelerince tahsil edilecektir.
Cumhuriyet Savcılıklarının, 5275
sayılı Kanun hükmüne göre düzenleyerek tebliğ ettikleri ödeme yapılmasına davet
içerikli "ödeme emrinde" yer verilen 30 günlük ödeme süresinin son günü vade
tarihi olduğundan, tahsil dairesine tahsil edilmek üzere bildirilen adli para
cezaları için yeniden ödeme süresi belirlenmeyecek ve bu yönde tebligat
yapılmayacaktır.
Bu nedenle, tahsil dairelerince adli para cezalarının
takibine 6183 sayılı Kanunun 55
inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır.
4.
Mevzuatımızda yargı harçları (karar ve ilam harçları hariç) ile mahkeme
giderlerinin kesinleştikten ne kadar süre sonra ödeneceği hakkında bir hüküm
bulunmadığından, bu ilamların borçlularına daha önce tefhim veya tebliğ edilmiş
oldukları da dikkate alınarak 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle Bakanlığımıza
verilen yetkiye istinaden 1 aylık ödeme süresinin başlangıcı olacak tebligatın
talik süretiyle yapılması uygun görülmüştür.
Vergi dairelerince yargı harcı ve
mahkeme giderlerine ilişkin harç tahsil müzekkerelerinin alınmasını müteakip talik suretiyle yapılacak tebliğlerde, borçlunun adı,
soyadı, unvanı, biliniyorsa T.C. kimlik/vergi kimlik numarası, bilinen son
adresi ile amme alacağının tutar ve türünü gösterir bir cetvel 10 gün süreyle
vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılacaktır. İlanın asılması ve
indirilmesi tutanakla tespit edilecek, söz konusu 10 günlük ilan süresinin
sonunda ilgiliye tebligat yapılmış sayılacaktır.
Bu şekilde yapılan tebligat tarihinden itibaren 1 aylık sürenin son günü, amme
alacağının vade tarihi olacaktır.
5. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 492 sayılı Harçlar Kanununun17 11/6/2013 tarihli
ve 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişmeden önceki 28 inci maddesine
göre, karar ve ilam harçlarında harcın dörtte birinin peşin, geri kalanının ise
kararın verilmesinden itibaren 2 ay içinde ödenmesi gerektiğinden, bu harçların
ödeme süresinin belirlenmesine yönelik bir tebligat yapılmamakta, karar ve ilam
harcının vade tarihi, karar tarihinden itibaren 2 aylık sürenin son günü olarak
kabul edilmekte ve karar ve ilam harçlarının takibine 6183 sayılı Kanunun 55
inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılmakta ve
karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmediğinden tahsil edilmesine
müteakip durum ilgili mahkemeye bir yazı ile bildirilmekteydi.
6009
sayılı ve 6487 sayılı Kanunlar ile 492 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde
yapılan değişiklikler sonrası anılan maddenin birinci fıkrasının (a) bendi
"Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden
itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebi ile
açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir
olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün
tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına
engel teşkil etmez." şeklini almıştır.
Buna
göre, karar ve ilam harçlarının peşin ödenmesi gereken kısmından bakiye kalan
tutarların ödeme zamanı mahkeme kararının ilgilisine tebliğinden itibaren bir
ay olarak belirlenmiş olduğundan, mahkemelerce vergi dairelerine gönderilen
yazılarda belirtilen tebligat tarihi esas alınarak hesaplanacak bir aylık
sürenin bitim tarihi bu alacakların vade tarihi olarak kabul edilecektir. odeme
süresi içerisinde ödenmeyen karar ve ilam harçlarının takibine 6183 sayılı
Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği ile
başlanılacak ve vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için gecikme
zammı hesaplanacaktır.
Diğer
taraftan, 492 sayılı Kanunda 6009 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası
karar ve ilam harcının ödenmemiş olması ilgiliye ilam verilmesine engel teşkil
etmediğinden, söz konusu harcın tahsiline ilişkin bilginin ilgili mahkemeye
bildirilmesine gerek bulunmamaktadır.
6. 3213 sayılı Maden Kanununun[46]
3 üncü maddesinde tanımlanan
madenden Devlet hakkı, işletmelerce birer yıllık dönemler halinde üretilen
madenlerin ocak başı fiyatları üzerinden hesaplanan ve takip eden yılın haziran
ayı sonuna kadar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına beyan edilerek tahakkuk
ettirilen ve bu süre içerisinde ödenmesi gereken mali yükümlülüklerdir.
Devlet hakkı, ruhsat sahibince her yılın haziran
ayının sonuna kadar ödenir ve bu sürenin son günü amme alacağının vade
tarihidir.
Ruhsat sahiplerinin, Devlet hakkını yatırdıklarına
dair makbuz suretlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel
Müdürlüğüne vermeleri gerekmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına beyan edildiği
halde süresinde (vadesinde) ödenmeyen Devlet hakkının, 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre tahsil edilmesi için bir yazı ile vergi dairesine bildirilmesi
üzerine, vade tarihi olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca bildirilen
tarih esas alınacak ve bu alacağa vade tarihinden ödeme tarihine kadar geçen
süre için 6183 sayılı Kanuna göre gecikme zammı hesaplanacaktır.
Ayrıca, süresinde tahakkuk ettirilmeyen Devlet hakkı
ve bu alacak üzerinden hesaplanan faizin bir ay içinde ödenmesi için Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından borçluya bir tebligat yapılacaktır.
Verilen süre içinde ödenmeyen Devlet hakkı ve faiz alacakları anılan Bakanlığın
bildirimi üzerine ilgili tahsil dairesince, Devlet hakkı alacağının aslına vade
tarihinden tahsil edildiği tarihe kadar geçen süre için 6183
sayılı Kanuna göre gecikme zammı hesaplanarak takip ve tahsil edilecektir.
(23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile eklenmiştir)
Devlet hakkının takibine, ayrıca ödeme süresi
verilmeksizin, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme
emrinin tebliği ile başlanılacaktır.
Ancak, süresinde tahakkuk ettirilmediği için faiz de
hesaplanarak vergi dairesine bildirilen Devlet haklarının takibine 6183 sayılı
Kanunun 37 nci maddesine göre mükellefe tebliğ edilecek bir yazı ile 1 aylık
ödeme süresi verilmek suretiyle başlanılacaktır. Bu takdirde sonradan tahakkuk
ettirilen bu alacağın vade tarihi, 1 aylık ödeme süresinin son günüdür. (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile
yürürlükten kaldırılmıştır)
Madenlerden alınan Devlet hakkının süresinde tahakkuk
ettirilmemesi nedeniyle alınması gereken faizin ise Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığınca hesaplanması gerektiğinden faiz olarak bildirilen tutar; madenden
alınan Devlet hakkı ve faiz olarak ayrı ayrı tahakkuk ettirilerek takip edilecektir.
Bu takdirde de yalnızca Devlet hakkı alacağının aslına, vade tarihinden tahsil
edildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre gecikme zammı
hesaplanacaktır. (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile
yürürlükten kaldırılmıştır)
7. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun[47]
75 inci maddesi gereğince tahsili gereken ecrimisillerin ödeme süresi ilgili
Kanunda yer almadığından, Milli Emlak Müdürlükleri/Emlak
Müdürlükleri/Malmüdürlükleri tarafından borçlusuna tebliğ edilen ecrimisil
ihbarnamesinde, eğer düzeltme talebinde bulunulmuş ise ecrimisil düzeltme
ihbarnamesinde, yer alan ödeme süresinin son günü ecrimisil alacağının vade
tarihi olacaktır. Süresinde ödenmeyen ecrimisilin vergi dairelerince takibi
istendiğinde, bu alacak için vergi dairesince yeniden ödeme süresi
verilmeyecek, takip işlemleri 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre
düzenlenecek ödeme emri ile başlatılacaktır. Ecrimisil alacaklarının süresinde
ödenmemesi halinde, 6183 sayılı Kanuna göre gecikme zammı hesaplanacağı
tabiidir.
8. 353 sayılı Askeri Mahkemeler
Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun[48]
255 inci maddesi uyarınca askeri mahkemelerin haciz, istirdat ve tazminata dair
kararları üzerine tahakkuk ettirilecek alacakların muhasebe birimlerine (vergi
daireleri hariç) bildirimi üzerine, bu alacakların ödeme süresine ilişkin
ilgili Kanunda özel bir hüküm yer almadığından, muhasebe birimlerince, bu
alacakların süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammına tabi olduğu da
belirtilmek suretiyle, borçlularına alma haberli bir yazı tebliği edilerek 6183
sayılı Kanunun 37 nci maddesine göre 1 aylık ödeme süresi verilmesi
gerekmektedir. Muhasebe birimlerine süresinde ödenmeyen alacaklar, 6183 sayılı
Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği suretiyle takip
ve tahsil edilmek üzere borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki vergi
dairesine gönderilecektir.
9. 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme
Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek
Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun[49]
hükümlerine göre, mahkumlardan tahsili gereken yiyecek bedellerinin ödeme
süresine ilişkin anılan Kanunda bir hüküm bulunmadığından, bu alacakların
süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammına tabi olduğu da belirtilmek
suretiyle, borçlularına alma haberli bir yazı tebliği ile 6183 sayılı Kanunun
37 nci maddesine göre 1 aylık ödeme süresi verilmesi gerekmektedir.
10. 442 sayılı Köy Kanununun[50] 45
inci maddesi gereğince köy parasını usulsüz sarf eden köy muhtarı ve ihtiyar
meclisi üyeleri hakkında ilçe idare kurulları tarafından verilen tazmin
kararlarına istinaden tahakkuk ettirilecek alacaklar ile aynı Kanunun 46 ncı
maddesine istinaden mecburi işleri gördürmeyen ve toplanması isteğe bağlı
olmayan paraları toplamayan ve toplattırmayan köy muhtarı ve ihtiyar meclisi
üyelerine köyün bağlı bulunduğu idare kurulunca verilen ve köy sandığına teslim
edilmesi gereken para cezalarının, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve
tahsili gerekmektedir.
İlçe idare kurullarınca tazminine hükmedilen ve köy
sandığına ödettirilmesi gereken köy paraları ile idare kurullarınca verilen
karara istinaden tahsili gereken ve 5326 sayılı Kanunun 17
nci maddesi gereğince Genel Bütçe geliri haline gelen para cezalarının
hangi süre içerisinde ödeneceğine ilişkin ilgili Kanunda bir hüküm mevcut
olmadığından, bu alacakların süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammına tabi
olduğu da (para cezaları hariç) belirtilmek suretiyle, borçlularına alma
haberli bir yazı tebliği ile 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesine göre 1 aylık
ödeme süresi verilmesi gerekmektedir. İdare kurullarınca verilen bu para
cezalarının 5326 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerektiği
tabiidir.
442 sayılı Kanundan kaynaklanan bu alacakların, anılan
Kanunda yer alan düzenlemeler nedeniyle vergi dairelerince takip ve tahsili
gerekmektedir.
11. 6762 sayılı Kanunun 35
inci maddesine istinaden kanunen tescili zorunlu olan hususları ticaret
siciline tescil ettirmeyen ilgililer adına hükmolunan para cezaları, adli
nitelikli para cezaları olmakla birlikte inzibati mahiyette olduğundan
bunların, 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsili mümkün olmayıp, bu
cezaların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre vergi dairelerince takip ve
tahsil edilmesi gerekmektedir. Söz konusu idari para cezalarının ödeme süresi
ilgili Kanunda yer almadığından, borçlularına alma haberli bir yazı tebliği ile
6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesine göre 1 aylık ödeme süresi verilmesi
gerekmektedir.
Ticaret Sicili Nizamnamesi hükümleri gereğince, söz
konusu para cezalarının tahsil edilip edilmediğinin ilgili mahkemece bilinmesi
gerektiğinden, anılan Kanun uyarınca hükmolunan para cezalarından vergi
dairelerince tahsil edilenlerin (vergi dairesi alındısının tarih ve numarası da
belirtilmek suretiyle) hükmü veren mahkemeye bildirilmesi icap etmektedir.
Söz
konusu Nizamname 26/4/2013 tarihli ve 28629 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 11/3/2013
tarihli ve 2013/4478 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli "Ticaret Sicili
Tüzüğünün yururlukten Kaldırılmasına Dair Tüzük" ile yürürlükten
kaldırılmıştır. (11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Diğer
taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 33 üncü maddesine göre, tescili
zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya
anılan Kanunun 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu
haber alan sicil müdürünün, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde
kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren
sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağıracağı, sicil müdürünce verilen süre
içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen
kişinin, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri
tarafından idari para cezasıyla cezalandırılacağı düzenlenmiş olup, anılan
maddeye istinaden kesilen idari para cezaları hakkında 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.(11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile eklenmiştir)
12. Bu bölümde yer alan "alma haberli" tebliğ edilmesi
uygun görülen yazılar, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre ilgilisine tebliğ
edilecektir.
II. odeme Yeri (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
6183
sayılı Kanunun 31/5/2012 tarihli ve 6322 sayılı Kanunla değişik 39 uncu
maddesinde "Hususi kanunlarında ödeme yeri gösterilmemiş amme alacakları, borçlunun
ikametgahının bulunduğu yer tahsil dairesine ödenir.
Hususi
kanunlarında ödeme yeri gösterilmiş olsun olmasın borçlunun alacaklı tahsil
dairesindeki hesabı bildirmek şartıyla diğer tahsil dairelerine de ödeme
yapılabilir. Bu fıkra gereğince yapılacak ödemeler tahsildarlara yapılamaz."
hükmü yer almaktadır.
6183
sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre hususi kanunlarında ödeme yeri
gösterilmemiş amme alacaklarının, borçlunun ikametgâhının bulunduğu yer tahsil
dairesine ödenmesi esastır. Ancak, hususi kanunlarında ödeme yeri gösterilmiş
olsun olmasın borçlunun alacaklı tahsil dairesindeki hesabını bildirmek
suretiyle diğer tahsil dairelerine de ödeme yapması mümkün bulunmaktadır.
III.[51] odeme Şekli
1. 6183 sayılı Kanunun 5035 sayılı
Kanunla[52]
değişik 40
ıncı maddesinde;
- odemenin, alacaklı tahsil dairesinin salahiyetli ve
mesul memurları tarafından verilecek makbuz karşılığı yapılacağı,
- Maliye Bakanlığının ödemenin özel ödeme şekilleri
kullanılmak suretiyle yapılması zorunluluğunu getirmeye yetkili olduğu, bu
yetkinin tahsil daireleri, amme alacağının türü, ödeme zamanı ve bulunduğu
safhalar itibarıyla topluca veya ayrı ayrı kullanılabileceği,
- Makbuz karşılığı yapılmayan ödemelerle salahiyetli
ve mesul memurlardan başkalarına yapılan ödemelerin amme alacağına mahsup
edilemeyeceği,
- Amme alacaklarının tahsilinde kullanılan makbuzların
şeklini ilgili amme idarelerinin tayin edeceği,
- Borçluların, makbuzlarını amme alacağının tahsil
zamanaşımı müddeti sonuna kadar saklamaya ve salahiyetli memurlarca
istendiğinde göstermeye mecbur oldukları,
- Makbuzun borçluya posta ile gönderilmesi gerektiği
hallerde posta masrafının alacaklı amme idaresine ait olduğu,
- Hususi kanunlarındaki makbuz verilmesinden başka
şekillerde yapılan tahsilata ait hükümlerin mahfuz olduğu,
esaslarına yer verilmiştir.
2. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile değişik)
Yukarıda yer verilen hükümlerin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden;
borçlusu, türü ve uygulamanın başlangıç tarihi aşağıdaki tabloda yer alan amme
alacaklarının yine aynı tabloda yer alan tarihlerden itibaren vergi dairesi
veznelerine nakden veya çekle ödenmesi yerine tahsilata yetkili kılınan
bankalara ödenmesi mecburiyeti getirilmiştir. Dolayısıyla, bankalara
ödenmesi mecburiyeti getirilen amme alacakları, bu mecburiyetin getirildiği
tarihten sonra vergi dairesi veznelerince nakden veya çekle tahsil edilmeyecektir.
No
Amme Borçlusu
Amme Alacağının Türü Uygulamanın
Başlangıç Tarihi
1. Kurumlar
vergisi mükellefi Kanuni süresinde
beyan edilen kurumlar vergisi 01.01.2008
2. Kurumlar
vergisi mükellefi Kanuni süresinde
beyan edilen kurumlar vergisine mahsuben ödenecek geçici vergi 01.01.2008
3. Kurumlar
vergisi mükellefi Kanuni süresinde
beyan edilen (sorumlu sıfatıyla beyan edilenler dahil) katma değer vergisi 01.01.2009
4. Kurumlar
vergisi mükellefi Kanuni süresinde
beyan edilen kurum stopaj vergisi 01.01.2009
5. Kurumlar vergisi mükellefi Kanuni süresinde beyan edilen gelir stopaj
vergisi 01.01.2009
IV[53]. Hususi
(Özel) odeme Şekilleri
1. 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde, mükelleflerin
vergi borçlarını daha kolay ödemelerini sağlamak yönünden özel ödeme şekilleri
öngörülmüş ve Maliye Bakanlığının tayin edeceği yerlerde nevilerini
belirleyeceği amme alacaklarının bankalar veya postaneler aracılığıyla
ödenebileceği hükme bağlanmıştır.
2. 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden Devlete ait amme alacaklarını takip ve tahsil ile
görevli vergi daireleri adına tahsile yetkili kılınan bankalarca vergi tahsil
alındısı düzenlenmek suretiyle nakden veya çekle yapılan ödemeler kabul
edilmektedir.
Bankalarla yapılmış bulunan protokoller çerçevesinde,
Bakanlığımızın uygun gördüğü amme alacakları, vergi dairesi adına yetkili
kılınmış bankaların yurt genelindeki şubelerine, vergi tahsil alındısı ile
ödenebilmekte ve ödemenin vergi tahsil alındısının düzenlendiği tarihte
yapıldığı kabul edilmektedir.
Ayrıca, tahsilata yetkili kılınmış bankaların internet
bankacılığı ile sunduğu hizmetler arasında vergi tahsilatının da yer alması
halinde, internet bankacılığı ile de ödeme yapılabilmektedir. Bu takdirde de,
ödeme anında banka tarafından vergi tahsil alındısı düzenlenmekte ve borçlunun
banka şubesinden talebi üzerine bu alındı kendisine teslim edilmektedir.
Diğer taraftan, amme borçlusunun banka hesabından
vergi dairesinin banka hesabına para gönderilmek suretiyle ödeme yapılması
halinde, amme alacağının ödeme tarihi, paranın vergi dairesi hesabına geçtiği
tarih[54]
olacaktır.
Bankalar
tarafından yapılan tahsilatlara ilişkin bilgiler, elektronik ortamda Gelir
İdaresi Başkanlığına iletilmekte ve bu bilgiler vergi daireleri itibarıyla
elektronik ortamda mükellef hesaplarına işlenmektedir. Dolayısıyla, tahsilata
yetkili kılınmış bankalara vergi tahsil alındısı karşılığında yapılan
ödemelerin, amme alacağına mahsup edileceğine ilişkin herhangi bir tereddüte
mahal bulunmamaktadır.
3. 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesi uyarınca, amme
alacaklarının tahsili konusunda Bakanlığımızın yetkili kıldığı bankaların
tahsil ettikleri paraları, tahsil ettikleri tarihten itibaren azami 7 gün
içerisinde Merkez Bankasına aktarmaları zorunlu bulunmaktadır. Bakanlığımız bu
süreyi aşmamak üzere bankalar itibarıyla farklı süreler tayin etmeye
yetkilidir.
4. Amme alacaklarının tahsiline yetkili kılınan bankalar,
tahsil ettikleri paraları Bakanlığımızca belirlenen sürede Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankasına aktarmadıkları takdirde, söz konusu amme alacağı, ilgili
bankadan 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi hükmüne göre hesaplanacak gecikme
zammı ile birlikte aynı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil olunacaktır.
5. 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin Bakanlığımıza
verdiği yetkiye istinaden, PTT Genel Müdürlüğü ile yapılan protokolle bu
tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla;
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa[55] göre verilen trafik idari para cezalarının,
- 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanunun25 30 uncu maddesine istinaden erişme
kontrollü karayollarından kaçak geçiş yapanlardan aranılan geçiş ücreti ve
idari para cezalarının(11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik),
PTT iş yerlerince PTT alındısı/vergi tahsil alındısı
düzenlenmek suretiyle tahsiline yetki verilmiştir.
Bu
alacaklar dışında Devlete ait alacaklardan vergi dairelerince tahsil edilen
herhangi bir amme alacağının PTT iş yerlerine, vergi tahsil alındısı, posta
çeki ve yurt içinde posta havalesi kullanılmak suretiyle ödenmesi mümkün
bulunmamaktadır[56]. Diğer
taraftan, Devlete ait alacaklardan vergi dairelerince tahsil edilenlerin PTT'ye
bağlı birimler aracılığıyla tahsil edilmesine yetki verildiği takdirde yetki
verilen amme alacakları da bu birimler tarafından tahsil edilebilecektir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
Amme alacaklarının tahsiline yetkili kılınan PTT iş
yerlerinin, tahsil ettikleri paraları Hazine hesaplarına aktarma süresi azami
10 gündür. Tahsil edilen tutarların Bakanlığımızca belirlenen sürede Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankasına aktarılmaması halinde, söz konusu amme alacağı
PTT'den 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesi hükmüne göre hesaplanacak gecikme
zammı ile birlikte aynı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil olunacaktır.
6. 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesi çizgili çek
kullanılmak suretiyle ödemeyi özel ödeme şekilleri arasında saymıştır. Maddenin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden çekle yapılacak ödemelerde aşağıda
belirlenen esaslara göre işlem yapılması uygun görülmüştür.
a) Çekle yapılacak ödemelerde,
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş ve 3167 sayılı Çekle
odemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunu mülga
eden 20/12/2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe
giren 5941 sayılı Çek Kanununun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verdiği
yetkiye istinaden bu banka tarafından yayımlanan tebliğlerle belirlenmiş şekil
ve esaslara uygun olarak bastırılmış ve kodlaması yapılmış ve bizzat amme
borçlusu tarafından keşide edilerek imzalanmış çekler kabul edilecektir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının söz konusu tebliğlerine
uygun bir şekilde bastırılmamış veya kodlaması yapılmamış çekler ile ödeme
yapılmak istenildiği takdirde, bu çekler hiçbir şekilde işleme konulmayarak
mükellefe iade edilecek ve ödeme yapılmamış sayılacaktır.
b) Amme alacaklarına karşılık düzenlenen çekler tahsil
dairesine ve tahsile yetkili kılınmış bankalara verilecek ve karşılığında vergi
dairesi alındısı/vergi tahsil alındısı alınacaktır.
c) Çeklerin vergi dairesine veya bankaya verildiği
tarihte ya da bundan en çok bir gün önceki tarihte düzenlenmesi zorunludur.
Daha eski tarihli çekler ödemelerde kabul edilmeyecektir.
d) Çekle yapılan ödemelerde, kural olarak çekin banka
nezdinde bir karşılığının bulunup bulunmadığı şartı aranılmadığından, amme
alacağına karşılık düzenlenen çeklerin arkalarına bankalarca "Bloke edilmiştir"
veya "Karşılığı vardır" şeklinde bir şerh verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Ancak, Bakanlığımızın gerek gördüğü hallerde, belirlediği
amme alacakları için karşılığı bloke edilmiş çekle ödeme yapılabilecektir.
7. 6183 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi gereğince,
çizgili çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği tarihte ödeme yapılmış
sayılacaktır. Çeklerin posta yoluyla tahsil dairesine gönderilmesi halinde ise
postaya verildiği tarih değil, tahsil dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarih
ödeme tarihi olarak kabul edilecektir.
8. Çekle yapılan ödemelerde çekin karşılıksız çıkması
halinde, 5941 sayılı Kanun(11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik) hükümlerine göre işlem yapılacaktır.
Diğer taraftan, borçlunun tahsil dairesine ibraz
ettiği çekin karşılığının bankada mevcut olmaması halinde, ödeme yapılmamış
sayılacağından, borçlu hakkında 6183 sayılı Kanunun 54 ve müteakip maddeleri
uyarınca cebren takip ve tahsil işlemlerine başlanılması gerektiği tabiidir.
V[57]. odemenin
Mahsup Edileceği Alacaklar
1. 6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Kanunla değişik 47
nci maddesinde borçlunun muhtelif borçlarına karşılık rıza en yaptığı
ödemelerle, tahsil dairelerince cebren tahsil olunan paraların mahsup sırası
düzenlenmektedir.
2. Madde ile mahsup işlemlerinde; gerek rıza en yapılan
ödemelerin gerekse cebren tahsil olunan paraların alacak aslı ve fer'ilerinin
tamamını karşılamaması halinde, ödemenin alacak aslı ve fer'ilerine orantılı
olarak mahsup edilmesi esası getirilmiştir.
3. Madde hükmüne göre, amme borçlusunun ödeme süresi
başlamış henüz vadesi geçmemiş borçlarına karşılık yapacağı ödemeler öncelikle
bu alacaklara mahsup edilecektir.
odeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş alacağın
aynı vadeli birden fazla türden olması ve yapılan ödemenin alacağın tamamını
karşılamaması halinde ödemenin mahsubu; borçlunun talebi doğrultusunda, talep
bulunmaması halinde tamamı karşılanabilen alacaktan başlanarak yapılacaktır.
Diğer taraftan, amme alacaklarının ödeme zamanları
belirli süreleri kapsamaktadır. Amme borçlusu, borcunu bu sürenin herhangi bir
gününde ödeyebilir. Bu husus dikkate alınarak amme borçlusunun ödeme yaptığı
tarihte, vadesi sona erecek borcu bulunmaması halinde, vadesi geçmiş borçlarına
karşılık ödeme yapması mümkündür.
4. odeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş aynı
vadeli alacaklar içinde alacak asıllarının yanı sıra gecikme faizi gibi fer'i
alacakların bulunması halinde kısmi ödemelerin mahsubunda aşağıda açıklandığı
şekilde işlem yapılacaktır.
odeme süresi başlamış henüz vadesi geçmemiş aynı
vadeli birden fazla türden alacaklara karşılık yapılacak kısmi ödemelerde;
-Aynı vadeli alacakların, örneğin gelir vergisi ve
damga vergisi gibi, sadece alacak asıllarından oluşması halinde, tebliğin
yukarıda belirtilen bölümü uyarınca,
-Aynı vadeli alacakların asli ve fer'i alacaklardan,
örneğin gelir vergisi, gecikme faizi, gelir vergisine bağlı vergi ziyaı cezası,
damga vergisi, gecikme faizi ve damga vergisine bağlı vergi ziyaı cezasından
oluşması halinde;
-Gelir vergisi ve buna ait gecikme faizi bir grup,
damga vergisi ve buna ait gecikme faizi ayrı bir grup, gelir vergisi ve damga
vergisine ait cezaların her biri de ayrı ayrı birer grup olarak dikkate
alınacak,
-Söz konusu gruplardan borçlunun talebi bulunması
halinde bu talep doğrultusunda, talep bulunmaması halinde tamamı karşılanabilen
alacak grubundan başlamak üzere,
-Orantı hükmü de göz önünde bulundurularak,
mahsup yapılacaktır.
5.
6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmüne göre, vadesi geçmiş alacaklar için
rızaen yapılan ödemeler, öncelikle ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda
zamanaşımına uğrayacak alacağa, bu takvim yılı sonunda zaman aşımına uğrayacak
alacak birden fazla ise her birine orantılı olarak yapılacaktır.
Zamanaşımına uğrayacak alacağa yapılan mahsuptan sonra
kalan tutar bulunması veya ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda zaman aşımına
uğrayacak alacağın bulunmaması halinde yapılan ödeme, vadesi önce gelen ve
teminatsız veya az teminatlı olan alacağa mahsup edilecektir.
Mahsup işleminde, her bir alacak aslının, fer'ileri
ile birlikte tahsil edilmesi gerekmektedir. Ancak mahsup edilecek tutarın
alacak aslı ve fer'ilerinin tamamını karşılamaması halinde mahsup, alacak aslı
ve fer'ilerine orantılı olarak yapılacaktır.
Örnek 1- Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Ostim Vergi Dairesi
mükellefi (A), 26.02.2007 tarihinde borçlarına karşılık 1.100,00 lira ödemede
bulunmuştur. Mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler aşağıdaki
tablonun 1, 2 ve 3 no'lu sütunlarında gösterilmiştir. odemenin mahsubu,
tablonun 4 no'lu sütunundaki gibi yapılacaktır.
odeme
Tarihi İtibarıyla Amme Alacağının
odemenin
Mahsubu
Türü
(1)
Vadesi
(2)
Tutarı (lira)
(3)
Durumu
(4)
Mahsup (lira)
KDV
26.02.2007
100,00
----
100,00
Gelir V.
31.03.2006
750,00
Teminatsız
750,00
Gecikme zammı
207,51
"
207,51
KDV
26.04.2006
65,00
Teminatlı
----
Gecikme zammı
22,10
"
----
KDV
26.09.2006
80,00
Teminatsız
37,77
Gecikme zammı
10,00
"
4,72
G. Stp.V.
26.10.2006
40,00
Teminatsız
----
Gecikme zammı
4,00
"
----
Toplam
1.278,61
1.100,00
Görüldüğü gibi mükellefin ödeme yaptığı 26.02.2007
tarihi, 100,00 lira tutarlı Katma Değer Vergisi borcunun ödeme süresinin son
günüdür. Bu durumda yapılan ödemeden öncelikle bu alacak tahsil edilecektir.
Mükellefin 2007 yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak
borcu olmadığından, vadesi önce gelen 31.03.2006 vadeli teminatsız gelir
vergisi ile bu verginin gecikme zammı için toplam (750+207,51=)957,51 lira
mahsup edilecektir.
KDV, gelir vergisi ve bu verginin gecikme zammına
yapılan mahsuplardan sonra (1.100,00-1.057,51=)42,49 lira mahsup yapılabilecek
tutar kalacaktır. İzleyen 26.04.2006 vadeli alacak teminatlı olduğundan, madde
hükmüne göre kalan tutar, 26.09.2006 vadeli teminatsız katma değer vergisine
mahsup edilecektir.
Ancak, 42,49 liralık ödeme 26.09.2006 vadeli alacak
aslı ve gecikme zammının tamamını karşılamadığından mahsup, alacak aslı ve
gecikme zammına orantılı olarak yapılacaktır.
Bunun için öncelikle borca hesaplanacak gecikme zammı
ile bu alacağın asıl ve fer'i toplamı bulunacaktır.
Gecikme zammı, 26.09.2006 ila 26.02.2007 tarihleri
arasındaki 5 aylık süre için aylık % 2,5 oranı esas alınarak % 12,5 oranında
hesaplanacaktır. Buna göre, gecikme zammı tutarı 80 X % 12,5 = 10,00 lira,
toplam alacak ise 80,00+10,00= 90,00 lira olacaktır.
Alacak aslı ve gecikme zammına yapılacak mahsup tutarı
aşağıdaki formüle göre bulunacaktır.
Her bir alacak için yapılacak mahsup tutarı
=
Her bir alacak tutarı
X
Yapılan ödeme
Toplam alacak tutarı
Buna göre, 42,49 liranın;
Alacak aslına mahsup edilecek tutarı
=
80,00 X 42,49
=
37,77 lira
90,00
Gecikme
Zammına mahsup edilecek tutarı
=
10,00 X 42,49
=
4,72 lira
90,00
olacaktır.
Mahsuptan sonra kalan 42,23 lira alacak aslı ise vade
tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsil
edilecektir.
Örnek 2- İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Basmane Vergi Dairesi
mükellefi (K), vadesi geçmiş borçları için 11.02.2007 tarihinde 10.000,00 lira
ödemede bulunmuştur. Mükelleften aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler
aşağıdaki tablonun 1, 2 ve 3 no'lu sütunlarında gösterilmiştir. Mükellefin
ödemenin yapıldığı yıl içerisinde zamanaşımına uğrayacak borcu yoktur.
Mükellefin borçları; 2003 takvim yılı hesaplarının incelenmesi sonucu
kesinleşen kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezası olmak üzere iki tür asli
alacak, gecikme zammı ve gecikme faizi olmak üzere iki tür fer'i alacaktan
oluşmaktadır. odemenin mahsubu, 4 no'lu sütundaki gibi yapılacaktır.
odeme
Tarihi İtibarıyla Amme Alacağının
odemenin Mahsubu
Türü
(1)
Vadesi
(2)
Tutarı
(lira)
(3)
Durumu
(4)
Mahsup
(lira)
Kurumlar V.
25.04.2005
5.000,00
Teminatsız
2.451,96
Gecikme zammı
2.995,89
Teminatsız
1.469,16
Vergi Ziyaı
25.04.2005
5.000,00
Teminatsız
2.451,96
Gecikme zammı
2.995,89
Teminatsız
1.469,16
Gecikme faizi
25.04.2005
4.400,00
Teminatsız
2.157,76*
Toplam
20.391,78
10.000,00
*Mahsup sonucu kalan tutarın tamamı bu alacağa ayrılmıştır.
Görüldüğü gibi yapılan 10.000,00 lira ödeme, vadeleri
aynı olan asıl alacaklar ve fer'ilerinin tamamı olan 20.391,78 lirayı
karşılamamaktadır. Bu durumda ödemenin mahsubunun her bir alacak aslı ve
fer'ilerine orantılı olarak yapılması gerekmektedir.
Bunun için asıl ve fer'ileri itibarıyla her bir
alacağa yapılacak mahsup tutarının hesaplanmasında Örnek 1'deki formül
kullanılacaktır.
Buna göre, 10.000,00 liranın;
Kurumlar Vergisine mahsup edilecek tutarı
=
5.000,00 X 10.000,00
=
2.451,96 lira
20.391,78
Kurumlar Vergisinin Gecikme Zammına mahsup edilecek
tutarı
=
2.995,89 X 10.000,00
=
1.469,16 lira
20.391,78
olarak bulunacaktır.
Aynı formül kullanılarak vergi ziyaı cezasına mahsup
edilecek tutar 2.451,96 lira, vergi ziyaı cezasının gecikme zammına mahsup
edilecek tutar 1.469,16 lira olarak bulunacak, ödemeden geriye kalan 2.157,76
lira gecikme faizine mahsup edilecektir.
6. 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmüne göre, amme
alacağına karşılık cebren tahsil edilen paralar önce parayı tahsil eden
dairenin artarsa aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş olan diğer alacaklı
tahsil dairelerinin takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine mahsup edilecektir.
Tahsil edilen paranın alacak aslı ve fer'ilerinin tamamını karşılamaması
halinde, mahsup, alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak yapılacaktır.
odeme süresi geçmiş alacaklar için cebren tahsil
muameleleri, ödeme emri tebliği, teminatlı alacaklarda ise borcun ödenmesi için
bildirimde bulunulması ile başlanılmaktadır.
6183 sayılı Kanunun;
- 55 inci maddesine göre, ödeme emri ile borçluya; 15[58] gün içerisinde borcunu ödemesi ya da borca karşılık
mal bildiriminde bulunması, aksi halde borcun cebren tahsil edileceği ve mal
bildiriminde bulununcaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılacağı
hususu,
- 56 ncı maddesi ile de karşılığında teminat alınmış
olan borcun 15[59] gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya
çevrileceği ve diğer şekillerle cebren tahsile devam edileceği,
bildirilmektedir.
Bu tebligatlar ile borçluya yükümlülükleri ve bu
yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde karşılaşacağı müeyyideler
hatırlatılmaktadır.
Borçlunun verilen bu sürelerde borcunu ödememesi
halinde amme alacağı; borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil
dairesince tespit edilen mallarının haczi ve satışı, teminatlı alacaklarda
teminatın paraya çevrilmesi suretiyle tahsil edilecektir.
Bu durum dikkate alınarak cebren tahsil olunan amme
alacaklarının mahsubu, aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
a) odeme
emri tebliği veya teminatlı alacaklar için yapılan bildirim üzerine ödemeler
odeme
emri tebliği veya teminatlı alacaklar için yapılan bildirim üzerine verilen
sürelerde veya daha sonraki tarihlerde yapılacak ödemeler bu tebligatlarla
istenilen alacaklara mahsup edilecektir. odemenin alacak aslı ve fer'ilerini
karşılamaması halinde mahsup alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak
yapılacaktır.
b) Haciz ve satış işlemleri sırasında
yapılan ödeme ve tahsilatlar
Cebri tahsil işlemlerinde borçlunun; haciz ve satış işlemlerinin
yaratacağı olumsuzlukları gidermek amacıyla, haciz işlemi sırasında, haciz
tarihinden hacizli malın satışına kadar haczi yapan memura veya tahsil
dairesine borcunu tamamen veya kısmen ödemesi mümkündür. Yapılan bu ödemeler
cebren tahsil hükmündedir.
Yapılan
hacze rağmen borç ödenmediği takdirde haczedilen her türlü mal satılarak paraya
çevrilmektedir. Haczedilen malların satışının ne şekilde yapılacağı her malın
özelliğine göre 6183 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Para,
döviz, teminat mektubu gibi likit kıymetlerin ihale yöntemiyle satılarak paraya
çevrilmesi söz konusu olmadığından, bu kıymetlerin paraya çevrilmesinden,
nakdin tahsil dairesi kayıtlarına intikal etmesi anlaşılacaktır.
Bu
şekilde tahsil olunan paralardan, aynı Kanunun 74 üncü maddesine göre önce
ilan, nakil gibi takip masrafları düşüldükten sonra geriye kalan kısım takip
konusu alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak mahsup edilecektir.
Örnek 3- İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mecidiyeköy Vergi
Dairesi mükelleflerinden (B)'nin vadesi geçmiş vergi borçları için cebri takibe
geçilmiş ve haczedilen bir taşıt 25.02.2007 tarihinde 17.000,00 liraya
satılarak, satış bedeli aynı gün tahsil edilmiştir. Vergi dairesince satış
işlemi gerçekleşinceye kadar 62,00 lira takip gideri yapılmıştır. Mükelleften
aranılan amme alacağına ilişkin bilgiler aşağıdaki tablonun 1 ve 2 no'lu
sütunlarında gösterilmiş olup, 17.000,00 lira tahsilatın mahsubu, 3 no'lu
sütunundaki gibi yapılacaktır.
Tahsilat
Tarihi İtibarıyla Amme Alacağının
Tahsilatın Mahsubu
Türü
(1)
Vadesi
(2)
Tutarı (lira)
(3)
Mahsup (lira)
Takip
Gideri
----
62,00
62,00
Gelir
V.
31.07.2005
5.000,00
5.000,00
Gecikme
zammı
----
2.579,25
2.579,25
G.Stp.V.
26.08.2005
400,00
400,00
Gecikme
zammı
----
196,01
196,01
KDV
26.09.2005
1.500,00
1.500,00
Gecikme
zammı
----
690,03
690,03
KDV
26.10.2005
7.000,00
4.596,24
Gecikme
zammı
----
3.010,14
1.976,47
Toplam
20.437,43
17.000,00
Tabloda görüldüğü gibi, tahsil olunan 17.000,00
liradan öncelikle 62,00 lira takip gideri düşüldükten sonra kalan tutar
mükellefin vadesi önce gelen 31.07.2005 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin
gecikme zammı borcundan başlayarak sırası ile 26.08.2005 vadeli gelir stopaj
vergisi, 26.09.2005 vadeli katma değer vergisi ve bu vergilere ilişkin gecikme
zamlarına mahsup edilecektir.
Bu mahsuplardan sonra yapılan tahsilattan 6.572,71
lira kalacaktır. Ancak, kalan tutar 26.10.2005 vadeli Katma Değer Vergisi ve
gecikme zammının tamamını karşılamadığından mahsup alacak aslı ve gecikme
zammına orantılı olarak yapılacaktır.
Bunun için öncelikle borca uygulanacak gecikme zammı
ile bu alacağın asıl ve fer'i toplamı hesaplanacaktır.
Gecikme zammı, 27.10.2005 ile 25.02.2007 tarihleri
arasında geçen süre için 3.010,14 lira olduğundan, toplam alacak (7.000,00 +
3.010,14=) 10.010,14 lira olacaktır.
Alacak aslı ve gecikme zammına yapılacak mahsup
tutarlarının tespitinde aşağıdaki formül kullanılacaktır.
Her bir alacak için yapılacak
mahsup tutarı
=
Her bir alacak tutarı
X
Yapılan ödeme
Toplam alacak tutarı
Buna göre, 6.572,71 liranın;
Alacak aslına
mahsup edilecek tutarı
=
7.000,00 X 6.572,71
=
4.596,24 lira
10.010,14
Gecikme zammına
mahsup edilecek tutarı
=
3.010,14 X 6.572,71
=
1.970,47 lira
10.010,14
olacaktır.
Ancak,
yukarıda mahsup edilen 8 tür alacaktan sonra arta kalan tutar
(17.000,00-15023,53=) 1.976,47 lira olduğundan, 3.010,14 lira gecikme zammı
için 1.970,47 lira yerine 1.976,47 lira ayrılacaktır.
Mahsuptan sonra kalan (7.000,00-4.596,24=)2.403,76
lira alacak aslı vade tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ile
birlikte takip edilmeye devam edilecektir.
7. 6183 sayılı Kanunun 47 nci
maddesinde 4369 sayılı Kanunla yapılan değişiklik 01.01.1999 tarihinde
yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 01.01.1999 tarihinden itibaren rızaen ya da
cebren yapılan tüm tahsilatların mahsubu yukarıdaki esaslara göre
yapılmaktadır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
tecil,
Tehir, Gecikme Zammı
I. tecil
A. Kanunun
48 inci Maddesine Göre tecil[60]
1. 5766 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle
6183 sayılı Kanunun 48
inci maddesinde 01.07.2008 tarihinden geçerli olmak üzere
yapılan değişiklik uyarınca, amme alacağının vadesinde ödenmesi, haciz
uygulanması veya haczedilen malın paraya çevrilmesi hallerinin, amme borçlusunu
çok zor duruma düşüreceğinin anlaşıldığı durumlarda, Kanunun ve alacaklı amme
idarelerinin öngördüğü şartlarla, amme alacağının 36 ayı geçmemek üzere tecil
edilerek taksite bağlanabileceği hükmü yer almaktadır. (29.06.2008 tarihli,
26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
2. tecil, talep edilmesi halinde alacaklı amme idareleri
veya tahsil daireleri tarafından zorunlu olarak yerine getirilmesi gereken bir
işlem değildir.
3. Amme idarelerinin alacaklarının kanunlarda yer
verilen sürelerde ödenmesi (tahsili) esastır.Ancak, alacaklı amme idareleri,
icra takibine başlama ya da icrayı devam ettirme hallerinin varlığında
borçlunun "çok zor" durumda kalacağını öngörür ve takdir ederlerse maddedeki
şartlarla amme alacağını tecil edebilirler.
tecilin yapılması sırasında amme alacağının tecil
dolayısıyla tehlikeye girmemesi, teminat altına alınması şartları göz önünde
bulundurulacağı gibi, "çok zor" durumun takdirinde de icra takibine başlanılması
ya da takibin devamı halinde borçlunun gelir kaynaklarının ortadan kalkmasına
ya da faaliyetlerinin devamının engellenmesine sebebiyet verilip verilmediğinin
de bir ölçü olarak göz önünde bulundurulması icap etmektedir.
4. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile değişik)
Borçludan teminat alınması Kanunda sayılan tecil şartları arasındadır.
Teminatın alınmasında öncelikle 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesindeki maddi
teminatın aranması, borçlu maddi teminat gösteremediği takdirde 11 inci maddeye
göre şahsi kefaletin, tahsil dairesince uygun görülmesi şartıyla, teminat
olarak kabulü mümkündür.
a) 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine
01.07.2008 tarihinden geçerli olmak üzere 5766 sayılı Kanunla eklenen ikinci
fıkrada "Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri
itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı ellibin Yeni Türk Lirasını (bu
tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki
amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı ellibin Yeni
Türk Lirasını aşan kısmın yarısıdır. Bakanlar Kurulu; bu tutarı on katına kadar
artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve
alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye
yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; amme
borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilecek borçlarının
toplamının 50.000,- lirayı (bu tutar dahil) aşmaması şartıyla tecil edilecek
borçlar için teminat aranılmayacaktır. Teminat aranılmaksızın yapılacak tecil
ve taksitlendirmelerde, 50.000,- liralık sınır alacaklı amme idarelerinin her
bir tahsil dairesine olan tecile konu borç toplamları dikkate alınarak
belirlenecektir.
tecil ve
taksitlendirilecek amme alacaklarının toplam tutarının 50.000,- lirayı aşması
durumunda, gösterilmesi zorunlu olan teminat tutarı 50.000,- lirayı aşan kısmın
yarısı olacaktır.
Teminat
aranılmaksızın yapılacak tecil ve taksitlendirmelere ilişkin olarak belirlenen
50.000,- liralık sınır, tecilli borçların toplamı esas alınarak
uygulanacağından, borçlunun tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun olarak
ödeme yaptığı borçları için bu sınır dikkate alınmış ise bu borçlar ödenmediği
sürece yeni tecil taleplerinde dikkate alınmayacaktır.
Amme borçlusunun
teminat aranılmaksızın tecil ve taksitlendirilmiş borçlarının bulunması halinde
borçlu, söz konusu borcunu taksitlendirme şartlarına uygun ödedikten sonra veya
tecil şartlarına uygun ödeme yapılmaması nedeniyle tecilin ihlal edilmiş olması
durumunda ve aynı tahsil dairesine teminatsız tecil uygulamasından
yararlanmadığı başka bir tecilli borcu bulunmadığı takdirde 50.000,- liralık
teminatsız tecil uygulamasından tekrar yararlanabilecektir.
Dolayısıyla, her
bir tahsil dairesince borçlunun tecil edilen borç toplamı 50.000,- liraya
ulaşıncaya kadar borçludan herhangi bir teminat göstermesi istenmeyecektir.
Ancak, tecil edilen borç toplamı 50.000,- lirayı aştıktan sonra ve tecil
şartlarına uygun ödemeler devam ettiği müddetçe borçlu tarafından yapılacak her
yeni tecil talebi sırasında, daha önce tecil edilmiş borçların 50.000,- liralık
kısmı için teminat aranılmamış olması nedeniyle, tecili talep edilen borcun
yarısı değerinde teminat gösterilmesi istenilecektir.
Örnek 1- Mükellef (A)'nın Yıldırım Beyazıt Vergi
Dairesine 30.000,- lira ve Maltepe Vergi Dairesine de 45.000,- lira borcu
bulunmaktadır.
Mükellef (A),
01.07.2008 tarihinde anılan vergi dairelerinden söz konusu borçlarının tecil ve
taksitlendirilmesini talep etmiş, vergi daireleri borcun taksitler halinde
ödenmesini uygun bulmuştur.
Bu durumda,
mükellefin her iki vergi dairesine olan ve tecili uygun görülen borçları, ayrı
ayrı 50.000,- liranın altında kaldığı için vergi dairelerince herhangi bir
teminat aranılmaksızın taksitlendirme yapılacaktır.
Örnek 2- Mükellef (B), 26.07.2008 tarihinde
bağlı bulunduğu vergi dairesine müracaat ederek, 120.000,- lira borcunun
taksitlendirilmesini talep etmiş, vergi dairesi mükellefin talebini
değerlendirmiş ve borcun Ağustos 2008 ayından itibaren 6 ayda 6 eşit taksitte
ödenmesini uygun görmüştür.
Vergi dairesi,
mükelleften taksitlendirilen bu borcu için 50.000,- lirayı aşan kısmın yarısı
olan [(120.000-50.000=) 70.000/2=] 35.000,- lira değerinde teminat göstermesini
isteyecektir.
Örnek 3- Mükellef (C), 26.08.2008 vadeli
40.000,- lira borcu için aynı tarihte tecil ve taksitlendirme talep etmiştir.
Mükellefin söz konusu borcu Eylül 2008 ayından başlamak ve 8 ayda 8 eşit
taksitte ödenmek üzere tecil edilmiştir. Mükellef, mevcut tecilli borcunu tecil
şartlarına uygun ödemeye devam ederken, 26.10.2008 vadeli 30.000,- lira borcu
için aynı tarihte tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmuştur. Vergi
dairesince mükellefin söz konusu borcu Kasım 2008 ayından başlamak ve 6 ayda 6
eşit taksitte ödenmek üzere tecil edilmiştir.
Teminat şartı
aranılmaksızın tecil edilebilecek borç tutarı 50.000,- lira olduğundan, vergi
dairesi mükellefin 26.08.2008 vadeli 40.000,- lira borcunu taksitlendirirken
mükelleften herhangi bir teminat istemeyecektir. 26.10.2008 vadeli borç tecil
edilirken 50.000 liralık sınır mükellefin tecilli borçlarının toplamı dikkate
alınarak uygulanacak ve tecil edilen borç toplamı 70.000,- liraya ulaştığından,
yeni tecili talep edilen borcun 10.000,- liralık kısmı için teminat
istenmeyecek, geri kalan kısmının yarısı tutarında [(30.000-10.000=)
20.000/2=10.000 lira] teminat göstermesi istenilecektir.
Örnek 4- Mükellef (D), 26.09.2008 tarihinde
60.000,- lira borcu için tecil ve taksitlendirme talep etmiştir. Mükellefin söz
konusu borcu Ekim 2008 ayından başlamak ve 6 ayda 6 eşit taksitte
ödenmek üzere tecil edilmiştir. Mükellef, mevcut tecilli borcunu tecil
şartlarına uygun ödemeye devam ederken, 26.12.2008 tarihinde 70.000,- lira
borcu için tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmuştur. Vergi dairesince
mükellefin 70.000,- liralık borcu da Ocak 2009 ayından başlamak ve
5 ayda 5 eşit taksitte ödenmek üzere tecil edilmiştir.
Teminat şartı
aranılmaksızın tecil edilebilecek borç tutarı 50.000,- lira olduğundan, vergi
dairesi mükellefin 26.09.2008 vadeli 60.000,- lira borcunu taksitlendirirken,
tecil edilen borcun 50.000,- liralık kısmı için herhangi bir teminat istememiş,
50.000,- liranın üzerinde kalan tutarın yarısı olan [(60.000-50.000=)10.000/2=]
5.000,- lira için teminat almıştır.
Borçlu, ilk
tecil talebine istinaden tecil edilen borcu için 50.000,- liralık teminat
aranmaksızın tecil uygulamasından yararlandığından, 26.12.2008 vadeli borç
tecil edilirken borçludan tecili talep edilen borcun yarısı tutarında
(70.000/2=35.000 lira) teminat göstermesi istenilecektir.
b) 01.07.2008 tarihinden geçerli olmak
üzere 5766 sayılı Kanunla değişik 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin
beşinci fıkrasında "Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca
teminat yerine geçer. tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce
tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan
ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak,
mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat
tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun
olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal
değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. tecilli borca karşılık alınan
teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan
tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda,
yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır." hükmü yer almaktadır.
Söz konusu
hükümde;
-borçlunun daha
önce tahsil dairesince haczedilmiş mallarının, tecil talep edilmesi halinde
değeri tutarınca teminat yerine geçeceğine,
-tahsil
dairesince borçlunun malları üzerine haciz tatbik edildikten sonra borcun tecil
edilmesi halinde, tecil edilen bu borçlar için tatbik edilmiş hacizlerin hangi
şartlar dahilinde kaldırılabileceğine,
-tecil edilen
borca karşılık teminat gösterilmiş olması durumunda, borçlu tarafından
gösterilen teminatların hangi şartlar dahilinde borçluya iade edileceğine,
ilişkin
düzenlemelere yer verilmiştir.
Buna göre,
borçlunun malları üzerine haciz tatbik edildikten sonra borcun tecil edilmesi
halinde, daha önce haczedilmiş malları, tecil ve taksitlendirilen borçları için
değeri tutarınca teminat yerine geçecektir.
Haklarında 6183
sayılı Kanun uyarınca yapılan takip muamelesi sonucunda malları haczedilmiş
amme borçlularından aranılan amme alacaklarının tecil edilmesi durumunda
tecilden önce tatbik edilen ve alacağın tamamını karşılayacak değerde olan
hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacak ve buna isabet eden
teminatlar bölünebilir nitelikte ise iade edilecektir. Dolayısıyla bu durumdaki
amme alacaklarının tecilinde, teminatsız tecil veya zorunlu teminat tutarı esas
alınarak teminat istenmesi uygulaması söz konusu olmayacaktır.
Borcun
tecilinden önce haczedilmiş malların değeri tecil edilen borç tutarından az,
zorunlu teminat tutarından fazla ise tatbik edilmiş olan hacizler, tecil
şartlarına uygun olarak ödenen taksitler sonucunda kalan borç tutarı, hacizli
mal değerinin altına inmediği sürece kaldırılmayacak, tecil şartlarına uygun
olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı hacizli malın
değerinin altına indikten sonra, yapılan ödemeler nispetinde ve bölünebilir
nitelikte olması şartıyla kaldırılacaktır.
Amme borçlusunun
tecil ve taksitlendirilen borç tutarı teminat aranılmayacak 50.000,- liralık
sınırın altında olsa dahi tecilden önce haciz tatbik edilen hallerde yukarıda
açıklandığı şekilde tatbik edilmiş hacizler yapılan ödemeler nispetinde
kaldırılacaktır.
Borcun
tecilinden önce haczedilmiş malların değeri, tecil edilen borç tutarından ve
madde hükmüne göre istenilmesi gereken zorunlu teminat tutarından az ise
haczedilen malların değeri ile gösterilmesi gereken zorunlu teminat tutarı
arasındaki fark kadar teminat gösterilmesi istenilecektir. Bu durumda yapılan
tecillerde istenilecek zorunlu teminat tutarı belirlenirken 50.000,- liralık
sınırın dikkate alınacağı tabiidir.
6183 sayılı
Kanunda yapılan düzenlemeye göre tecilli borçlar için alınmış teminatların
iadesi, hacizli malların teminat yerine geçtiği durumlar ile haciz uygulaması
olmaksızın teminat alındığı durumlar açısından farklılık göstermektedir.
tecil ve
taksitlendirmeden önce tatbik edilen hacizler hakkında tesisi gereken işlemler
yukarıda açıklanmıştır.
6183 sayılı
Kanun uyarınca herhangi bir haciz uygulaması olmadan tecil edilen borçlar için
alınan teminatlar; tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler sonucunda
kalan tecilli borç tutarının, zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda
yapılan ödemeler nispetinde ve bölünebilir nitelikte olması şartıyla iade
edilecektir.
Bu hüküm, amme
borçlusunun tecilli borçlarına karşılık gösterdiği teminatların her bir tecil
için ayrı ayrı değerlendirilmesini ve tecil şartlarına uygun yapılan ödemeler
nispetinde teminatların iadesini gerektirmektedir.
Teminatların iade
edilmesi sırasında borçludan tahsili gereken amme alacaklarının tahsil
güvenliğini sağlamak üzere gerekli tedbirlerin alınacağı tabiidir.
Örnek 5- Mükellef (E)'nin muhtelif vadeli
100.000,- lira vergi borcu için vergi dairesi, mükellefin 90.000,- lira ve
60.000,- lira değerindeki iki adet gayrimenkulüne haciz tatbik etmiştir.
Mükellef vergi dairesinden borçlarının tecil ve taksitlendirmesini talep etmiş,
anılan vergi dairesince söz konusu borçlar 10 ayda ve 10 eşit taksitte ödenmek
üzere tecil edilmiştir.
Bu örnekte,
tecil ve taksitlendirmeden önce borcun tamamını karşılayacak değerde haciz
tatbik edilmiş olduğundan, zorunlu teminat tutarı belirlenmesi söz konusu
olmayacak, dolayısıyla tatbik edilmiş hacizler tecil yapılmasına rağmen
kaldırılmayacaktır.
Mükellefin, iki
taksiti ödemesi durumunda, kalan tecilli borç tutarı 80.000,- lira olacaktır.
Mükellefin gayrimenkulleri üzerine borcun tecilinden önce tatbik edilen
hacizler, taksit ödemeleri nispetinde kaldırılabileceğinden, kalan 80.000,-
lira ve hesaplanan tecil faizlerinden oluşan borcu, 90.000,- lira değerindeki
gayrimenkulün karşılaması halinde bu gayrimenkul üzerindeki haciz baki kalmak
kaydıyla 60.000,- lira değerindeki gayrimenkul üzerindeki haciz
kaldırılacaktır.
Örnek 6- Mükellef (F)'nin 900.000,- lira borcu
için vergi dairesince 575.000,- lira değerindeki gayrimenkullerine haciz tatbik
edilmiştir. Mükellef vergi dairesinden borçlarının tecil ve taksitlendirmesini
talep etmiş, söz konusu borçlar 18 ayda ve 18 eşit taksitte ödenmek üzere tecil
edilmiştir.
Haczedilen
gayrimenkullerin değeri tecil edilen borç tutarından az, ancak madde hükmüne
göre gösterilmesi zorunlu teminat tutarı olan [(900.000-50.000=) 850.000/2=]
425.000,- liradan fazladır. Bu nedenle mükelleften tecil edilen borçlara karşılık
teminat istenilmeyecektir.
Mükellef, ilk 7
taksit tutarı olan toplam 350.000,- lirayı ödedikten sonra kalan tecilli borç
tutarı (900.000 - 350.000= 550.000 lira) hacizli gayrimenkullerin değeri olan
575.000,- liranın altına inmesine ve hacizli gayrimenkullerin
değerinin zorunlu teminat tutarı olan 425.000,- liranın üstünde olmasına rağmen
bölünebilir nitelikte olması koşuluyla kaldırılabilecek haciz tutarı 25.000,-
lira olacaktır. Mükellefin tecil şartlarına uygun olarak yapacağı ödemeler
üzerine malları üzerindeki hacizler, bölünebilir nitelikte olması şartıyla
yapılan ödemeler nispetinde kaldırılabilecektir. (Örnekte tahsili gereken tecil
faizi ihmal edilmiştir.)
Örnek 7- Mükellef (G), 1.500.000,- lira
tutarındaki borcu için tecil ve taksitlendirme talep etmiş, söz konusu borç 12
ayda ve 12 eşit taksitte ödenmek üzere 30.07.2008 tarihinde tecil edilmiştir.
Mükellef
taksitlendirilen borçları için [(1.500.000-50.000=)1.450.000/2=]
725.000,- lira tutarındaki zorunlu teminatı göstermiştir.
Mükellef vergi
dairesine ilk 7 taksit toplamı olan (125.000 x 7=) 875.000,- lira tutarında
ödeme yapmıştır. Bu durumda, mükellefin kalan tecilli borcu (1.500.000-
875.000=) 625.000,- lira olup, zorunlu teminat tutarı olan 725.000,- liranın
altına inmiş olacağından, zorunlu teminat tutarı ile kalan tecilli borç tutarı
arasındaki (725.000-625.000=) 100.000,- lira değerindeki teminat bölünebilir
nitelikte ise mükellefe iade edilebilecektir. Örnek, tahsili gereken tecil
faizi ihmal edilerek düzenlenmiştir.
Diğer taraftan,
haciz tatbik edilmemiş amme alacaklarının tecili sırasında istenecek zorunlu
teminat tutarının belirlenmesinde hesaplanacak tecil faizleri dikkate
alınmamakla birlikte, teminatların iadesinde ödenmesi gereken tecil faizlerinin
de dikkate alınması gerekmektedir.
c) 5766 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle
6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yapılan değişikliklerin, 5766 sayılı
Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmü nedeniyle, 6183 sayılı Kanunun 48 inci
maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe gireceği 01.07.2008 tarihinden
önce tecil edilmiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanması mümkün
bulunmaktadır.
5. Kanunun tecil için öngördüğü şartlardan borç ödemede
iyi niyet sahibi olma şartına da tecil taleplerinin değerlendirilmesi sırasında
dikkat edilecek, öteden beri borç ödeme alışkanlığı bulunmayan borçluların
önerdikleri ödeme planlarının gerçekçi olmadığı kanaatına ulaşılan hallerde
tecil talepleri, çok zor durumda olmaları halinde dahi, kabul edilmeyecektir.
6. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine
göre tecil yapılabilmesi için borçlunun yazılı müracaatı şarttır. Borçlu bu
müracaatı bizzat yapabileceği gibi kanuni temsilcileri veya bu konuda özel
olarak vekalet verilen kişiler marifetiyle de yapabilecektir.
7. tecil edilen amme alacaklarının, belirlenen
faiz oranı esas alınarak hesaplanan tecil faiziyle birlikte ödenmesi
gerekmektedir.
8. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre, Devlete
ait amme alacaklarında, tecil yetkisini kullanacak ve bu yetkiyi devredecek
olanlar, ilgili bakanlardır.
tecil yetkisi, il özel idarelerine ait amme
alacaklarında valilere, belediyelere ait amme alacaklarında ise belediye
başkanlarına aittir.
9. Devlete ait olup, yukarıda yer verilen şartların
yanında Bakanlığımız teşkilatınca 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil
edilen amme alacaklarıyla ilgili olarak yapılacak tecil ve taksitlendirmenin
şartları aşağıda belirtilmiştir.
a) Teşkilata devredilen tecil ve taksitlendirme yetkisi,
devrolunan makamlar tarafından, bulunmamaları halinde vekilleri tarafından kullanılacaktır.
b) tecil ve taksitlendirme yetkisi kullanılırken, yetki
devrinde belirlenmiş; sürelere, tutarlara ve alacak türlerine uygun olarak
işlem yapılacak, yetkiyi aşan talepler yetkili makama bildirilecektir.
c) tecil ve taksitlendirme yetkisini kullanacak olan
makama gelen talepler; borçlunun yükümlülüklerinin takibini yapan birimlerin
görüşleri de dikkate alınarak sonuçlandırılacaktır.
d) tecili ve taksitlendirmeyi yapacak makamlar, tecil
şartlarına göre tayin ettikleri taksitlendirme şartlarını belirleyeceklerdir.
Tayin edilecek şartların borçlu tarafından kabul edilmesi esastır. Kabul işlemi
yazılı olarak yapılabileceği gibi, hazırlanan ödeme planlarının idarede kalan
nüshalarına imza atılmak suretiyle de yapılabilecektir. Borçlu tarafından kendisine
bildirilen tecil ve taksitlendirme şartları kabul edilmediği takdirde tecil
veya taksitlendirme yapılmayacaktır.
e) tecilin, tecil ve taksitlendirme
şartlarının borçlu tarafından kabul edilmesiyle hüküm ifade ettiği hususu da
dikkate alınarak, 01.07.2008 tarihinden itibaren yapılacak müracaatlara
dayanılarak yapılan tecillere uygulanmak üzere, "tecil edilen borç
tutarının % 10'u ödenmedikçe ilgili tahsil dairesine borcu bulunmadığını
gösteren yazının verilmemesi" tecil şartı olarak belirlenmiştir. Kendilerine
tecil ve taksitlendirme yetkisi verilmiş olanlar, yaptıkları tecil ve
taksitlendirme işlemlerinde getirilen bu şartı da ihtiva eden örneği ekte yer
alan talimat yazısını (Ek-6)
kullanarak tecil talebini sonuçlandıracaklar ve bu talimatta yer alan hususları
borçluya tebliğ edeceklerdir. (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile değişik)
f) Borçluların tecil için yaptıkları müracaat tarihinden,
taleplerinin sonuçlandırılmasına kadar belli bir süre geçebilmektedir. Bu süre
içerisinde borçluların taleplerinde önerdikleri taksit tutarlarını düzenli
olarak ödemeleri gerekmekte olup, tecil taleplerinin kabul edilmesi halinde
önerilen taksit tutarlarından süresi geçen ve ödenmemiş kısmın derhal ödenmesi istenilecektir.
Derhal ödenecek tutarlara, tecil müracaat tarihinden derhal ödenmesi gereken
tutarın ödendiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi hesaplanacaktır.(son cümle 29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A
Sıra No 2 Tebliğ ile eklenmiştir)
g) tecile yetkili olan makamlar, tecil
yetkilerini kullanırken;
-
Borçlu tarafından daha kısa bir süre önerilmemiş olması halinde, amme
alacağının aylık taksitler halinde taksitlendirilmesi,
-
Borçlunun talep dilekçesinde belirttiği taksit süresinden daha uzun taksit
süresi verilmemesi,
-
Taksit tutarları belirlenirken ödemesiz aya yer verilmemesi,
- Taksit tutarlarının mutlaka eşit olma şartının
aranılmaması,
gerekmektedir.
h) Taksitlerin hesaplanan tecil
faiziyle birlikte tahsil edilmesi gerekmektedir. Taksit tutarları ile hesaplanan tecil faizlerinin tam olarak
ödenmemesi, tecilin ihlal nedenidir.
i) tecil yetkisini kullanan tarafından uygun görülen
ödeme planında, taksitlerin ödeme sürelerinin aylık olarak belirlenmiş olması
durumunda, taksitlerin ayın son gününe kadar ödenmesi gerekmektedir. Ancak,
ayın son gününün resmi tatile rastlaması halinde, tatili izleyen ilk iş günü
mesai saati bitimine kadar ödenebilmesi mümkündür. (23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile değişik)
j) tecil ve taksitlendirme talebinde
bulunan amme borçlusunun tecil edilen borçlarını taksit ödeme sürelerinden önce
ödemesi mümkündür. Bu durumda, erken ödenen tutara, tecil müracaat tarihinden
ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için tecil faizi hesaplanacaktır. (29.06.2008 tarihli,
26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile eklenmiştir)
10. (13.08.2024 /
32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile değişik)[61] 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile Bakanlığımıza tanınan
yetkiye istinaden belirlenen tecil faiz oranları aşağıda gösterilmiştir.
Genel
Tebliğ No.
Uygulama
Dönemi
Yıllık
Oran (% )
409
25.01.2000 -
20.12.2000 tarihleri arasında
48
412
21.12.2000 -
30.03.2001 tarihleri arasında
36
416
31.03.2001 -
01.02.2002 tarihleri arasında
72
421
02.02.2002 -
11.11.2003 tarihleri arasında
60
429
12.11.2003 -
03.03.2005 tarihleri arasında
36
434
04.03.2005 -
27.04.2006 tarihleri arasında
30
438
28.04.2006 -
20.11.2009 tarihleri arasında
24
Seri: Sıra No: 1
21.11.2009 -
20.10.2010 tarihleri arasında
19
Seri: Sıra No: 2
21.10.2010 -
05.09.2018 tarihleri arasında
12
Seri: Sıra No: 3
06.09.2018 -
24.10.2019 tarihleri arasında
22
Seri: Sıra No: 4
25.10.2019 -
29.12.2019 tarihleri arasında
19
Seri: Sıra No: 5
30.12.2019 -
20.07.2022 tarihleri arasında
15
Seri: Sıra No: 6
21.07.2022 -
13.11.2023 tarihleri arasında
24
Seri: Sıra No: 7
14.11.2023 -
20.05.2024 tarihleri arasında
36
Seri: Sıra No: 8
21.05.2024
tarihinden itibaren
48
11. tecil faizi oranında yapılan
değişikliklerin tecil işlemlerine yansıtılması, farklı esaslara bağlanmıştır.
a)
tecil faizi oranındaki değişikliğin oranın indirilmesine yönelik olması
halinde;
- Oran değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten
önceki müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacaklarına müracaat
tarihlerinden değişiklik tarihine kadar (bu tarih hariç) geçen süre için eski
tecil faizi oranı, değişiklik tarihinden itibaren de yeni tecil faizi oranının
uygulanması,
-
tecil faizi oranındaki değişiklikten önce tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun
olarak ödenmekte olan amme alacaklarına yeni tecil faizi oranının yürürlüğe
girdiği tarihe kadar eski tecil faizi oranları, bu tarihten sonra ödenmesi
gereken taksit tutarlarına ise yeni tecil faizi oranlarının uygulanması,
gerekmektedir.
b) tecil faizi oranındaki değişikliğin oranın
yükseltilmesine yönelik olması halinde;
- Oran değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce
yapılan müracaatlara dayanılarak tecil edilecek olan amme alacakları ile tecil
faiz oranındaki değişiklikten önce tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun
olarak ödenmekte olan amme alacaklarına tecil şartlarına uygun olarak
ödendikleri sürece müracaat tarihlerinden itibaren eski tecil faiz oranlarının
uygulanması,
-
tecil faizi oranındaki değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce tecil
talebinde bulunulmuş ve talep kabul edilerek tecil edilmiş amme alacaklarına
yönelik tecilin ihlal edilmiş olması ancak, yeni talepler üzerine yeniden tecil
yapılması (tecilin geçerli sayılması) halinde, yeni tecil faizi oranının
yürürlüğe girdiği tarihe kadar eski tecil faizi oranları, bu tarihten sonra
ödenmesi gereken taksit tutarlarına ise yeni tecil faizi oranlarının
uygulanması,
gerekmektedir.
tecilin gerçekleşmesi üzerine borcu tecil edilen
mükelleflere yapılacak bildirimde; faiz oranının belirlendiği kısmın altı
çizilmek suretiyle hangi oranda tecil faizi ödeneceğine dair gerekli uyarı
yapılacaktır.
12. tecil faizi oranı yıllık
olarak belirlenmektedir. tecil faizi; basit faiz usulü uygulanarak ve müracaat
tarihinden ödeme tarihine (bu tarihler dahil) kadar geçen günler için, ödenecek
taksit tutarları üzerinden hesaplanacaktır. Amme borçlusunun, vade tarihinden
önce ya da vade tarihinde yaptığı müracaatlar üzerine tecil edilen amme
alacaklarına uygulanacak tecil faizinin hesaplanmasında ise, vade gününe faiz
alınması söz konusu olamayacağından, vade gününü takip eden tarih esas
alınacaktır.
tecil faizinin hesaplanmasında kullanılacak basit faiz
usulü formülü aşağıda gösterilmiştir.
tecil Faizi =
Taksit
Tutarı X Yıllık tecil Faizi Oranı X Gün Sayısı
36.000
Burada dikkat edilmesi gereken husus, tecil faizinin
borcun tamamı üzerinden değil, her taksit için öngörülen tutar üzerinden
hesaplanacağıdır. Her taksit için gün sayısının hesaplanmasında yukarıda da
belirtildiği gibi, müracaat tarihi esas alınacak ve ödeme günü dahil geçen gün
sayısı belirlenecektir.
03.04.2009
/ 07514 yazıda atıf yapılmıştır.
Örnek 1- Mükellef (A) tarafından 30.4.2007
vadeli Kurumlar Vergisinden olan 10.000,- lira borcunun 26.4.2007 tarihinde 12
ay süreyle ödenmek üzere tecili talep edilmiştir. Mükellefin bu talebi
incelenmiş ve Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos ve Eylül 2007 aylarında 5 ayda ve 5
eşit taksitte ödenmek üzere 10.5.2007 tarihinde tecil edilmiştir. tecil edilen
bu borcun mükellef tarafından 30.5.2007, 28.6.2007, 31.7.2007, 27.8.2007 ve
28.9.2007 tarihlerinde ödenmesi uygun görülmüştür.
30.4.2007 vadeli Kurumlar Vergisinden olan 10.000,-
lira borç için vadesinden önce 26.4.2007 tarihinde tecil talebinde
bulunduğundan tecil faizi vade tarihinden (vade tarihi hariç) itibaren
uygulanacaktır.
tecil faizi uygulanacak süre
Faiz Hesaplamasına Esas Olan Tarih
odeme Günü
1.Taksit için
01.05.2007
30.05.2007=30 gün
2.Taksit için
01.05.2007
28.06.2007=59 gün
3.Taksit için
01.05.2007
31.07.2007=92 gün
4.Taksit için
01.05.2007
27.08.2007=119 gün
5.Taksit için
01.05.2007
28.09.2007=151 gün
Taksit tutarı 10.000/5= 2.000,-
liradır.
Faiz hesabında;
tecil Faizi =
Taksit Tutarı X Yıllık tecil Faizi Oranı X Gün
Sayısı
36.000
formülü kullanılacaktır.
Buna göre;
1.
Taksit için tecil faizi
=
2.000 x 24 x 30
36.000
=
40,00 lira
2.
Taksit için tecil faizi
=
2.000 x 24 x 59
36.000
=
78,67 lira
3.
Taksit için tecil faizi
=
2.000x 24 x 92
36.000
=
122,67 lira
4.
Taksit için tecil faizi
=
2.000 x 24 x 119
36.000
=
158,67 lira
5.
Taksit için tecil faizi
=
2.000 x 24 x 151
36.000
=
201,33 lira
olarak
hesaplanacaktır.
Bu
mükelleften tecil faizleriyle birlikte;
1.
taksit
=
2.000,-
+
40,-
=
2.040,00 lira
2.
taksit
=
2.000,-
+
78,67
=
2.078,67 lira
3.
taksit
=
2.000,-
+
122,67
=
2.122,67 lira
4.
taksit
=
2.000,-
+
158,67
=
2.158,67 lira
5.
taksit
=
2.000,-
+
201,33
=
2.201,33 lira
TOPLAM
10.000,- lira
+
601,34
lira
=
10.601,34
lira
tahsil edilecektir.
Örnek 2- Antalya Kemer Vergi Dairesi mükelleflerinden (E), 26
Şubat 2007 tarihinde ödemesi gereken 1.030,- lira Gelir (Stp) Vergisini ve 49,-
lira Damga Vergisini ödememiştir.
5
Nisan 2007 tarihinde vergi dairesine giderek toplam borcunu sormuş ve bu
borcunu 8 taksitte ödemek istediğini bildirmiştir. Vergi dairesi mükellefin 5
Nisan 2007 tarihi itibarıyla toplam borcunu tespit etmiş ve mükellefin bu
borcunu Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında olmak üzere 5 taksitte
ödemesini uygun görmüştür.
Öncelikle
süresinde ödenmeyen borca tecil talep tarihine kadar (talep tarihi hariç) geçen
süre için gecikme zammı hesaplanacaktır.
Borcun vade tarihinin 26.02.2007 olması ve taksit
talep tarihinin de 05.04.2007 tarihi olması halinde gecikme zammı 1 ay 9 günlük
süre için uygulanacaktır.
Buna göre,
-27.02.2007-26.03.2007 tarihleri arasındaki 1 aylık
süre için aylık esasa göre,
-27.03.2007-04.04.2007 tarihleri arasındaki 9 günlük
süre için günlük esasa göre,
gecikme zammı hesaplanacaktır.
-aylık gecikme zammı oranı = 1x2,5=2,5
-günlük gecikme zammı oranı= 2,5/100/30=0,000834x9=0.007506
Buna göre, hesaplanacak gecikme zammı tutarı,
- 27.02.2007-26.03.2007 tarihleri arasındaki 1 aylık
süre için aylık esasa göre
(% 2,5 x 1.079,00=) 26,98 lira ve
- 27.03.2007-04.04.2007 tarihleri arasındaki 9 günlük
süre için günlük esasa göre
(0,000834 x 9 x 1.079,00=) 8,10 lira,
olmak üzere toplam 35,08 lira olacaktır.
tecil edilecek toplam borç = 1.079,00 + 35,08=
1.114,08 liradır.
Mükellefin
bu borcunu 24.4.2007, 24.5.2007, 25.6.2007, 24.7.2007 ve 24.8.2007 tarihlerinde
beş taksitte ödediği kabul edildiğinde, tecil faizi aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Borca
uygulanan tecil faizini hesaplamak için, taksit tutarının ve faiz uygulanacak
sürenin bulunması gereklidir. Bu sürenin belirlenmesinde, vadesinden sonra
yapılan bir müracaat olduğundan tecil talep tarihi ile ödeme günü süreye dahil
edilecektir.
Taksit
Tutarı= 1.114,08/5= 222,81 lira
(Küsuratlar ilk taksit tutarına ilave edilerek
hesaplama yapılmıştır)
tecil faizi uygulanacak süre
Talep Tarihi
odeme Günü
1.Taksit
için
05.04.2007
24.04.2007=20 gün
2.Taksit
için
05.04.2007
24.05.2007=50 gün
3.Taksit
için
05.04.2007
25.06.2007=82 gün
4.Taksit
için
05.04.2007
24.07.2007=111
gün
5.Taksit
için
05.04.2007
24.08.2007=142
gün
Faiz hesabında;
tecil Faizi =
Taksit Tutarı X Yıllık tecil Faizi Oranı X Gün
Sayısı
36.000
formülü kullanılacaktır.
1.
Taksit için tecil faizi
=
226,08 x 24 x 20
36.000
=
3,01 lira
2.
Taksit için tecil faizi
=
222 x 24 x 50
36.000
=
7,40 lira
3.
Taksit için tecil faizi
=
222 x 24 x 82
36.000
=
12,14 lira
4.
Taksit için tecil faizi
=
222 x 24 x 111
36.000
=
16,43 lira
5.
Taksit için tecil faizi
=
222 x 24 x 142
36.000
=
21,02 lira
olarak
bulunacaktır.
Bu mükelleften tecil faizleriyle birlikte,
1.
taksit
=
226,08
+
3,01
=
229,09 lira
2.
taksit
=
222,00
+
7,40
=
229,40 lira
3.
taksit
=
222,00
+
12,14
=
234,14 lira
4.
taksit
=
222,00
+
16,43
=
238,43 lira
5.
taksit
=
222,00
+
21,02
=
243,02 lira
TOPLAM
1.114,08
lira
+
60,- lira
=
1.174,08
lira
tahsil edilecektir.
13) (29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ
ile eklenmiştir) tecil ve
taksitlendirilmiş borçların tecil şartlarına uygun ödenmemesi durumunda, tecil
ihlal edilmiş sayılacaktır. tecil şartlarını ihlal eden borçluların, tecilin
geçerli sayılması için tecile yetkili makamlara yapacakları başvuru üzerine bu
makamlarca gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra tecilin geçerli sayılmasına
karar verilebilecektir.
Daha evvel tecil
edilen bir borca karşılık yapılan ödemelerin tecilli sayılması ve kalan tutarın
da belirlenen bir plan dahilinde ödenmesine izin verilmesi anlamına gelen
"tecilin geçerli sayılması" uygulamasında, tecil faizi geçerli
sayılan tecil için yapılmış ilk müracaat tarihi esas alınarak hesaplanacaktır.
tecilin geçerli
sayılması durumunda da tecile yetkili makamların borçlunun ilk müracaat
tarihinden itibaren verilebilecek azami süreyi geçmeyecek şekilde ödeme süresi
vermeleri gerektiği tabiidir.
Örnek 1- Mükellef (A), 15.04.2008 tarihinde bağlı
olduğu vergi dairesine müracaat ederek borçlarını 15 ay süreyle ödemek üzere
tecilini talep etmiştir. Vergi dairesi mükellefin 15.04.2008 tarihi itibarıyla
(bu tarih hariç) gecikme zammı dahil toplam 60.000,- lira borcu olduğunu tespit
etmiş ve söz konusu borcun Mayıs 2008 ayından başlamak üzere 12 ayda 12 eşit
taksitte ödenmesini uygun görmüştür.
İlk 4 taksidini
ödeme planına uygun olarak ödeyen mükellef, Eylül 2008 ayında ödemesi gereken 5
inci taksidini süresinde ödemeyerek tecili ihlal etmiştir. Bağlı bulunduğu
vergi dairesine 05.10.2008 tarihinde müracaat eden mükellef, elinde olmayan
nedenlerle ödeme yapamadığını belirterek tecilinin geçerli sayılmasını ve kalan
borcunun Ekim ayından başlamak üzere 12 ayda eşit taksitler halinde ödenmesine
imkan verilmesini talep etmiştir. Vergi dairesince mükellefin talebi
değerlendirilmiş ve söz konusu borç tecilli sayılarak kalan borcun Ekim 2008
ayından başlamak üzere 10 ayda ve 10 eşit taksitte ödenmesine karar
verilmiştir.
Örnek olayda
tecil ihlaline kadar tüm taksitler tecil faizleri ile birlikte ödenmiştir. Bu
nedenle mükellefin kalan borcu için ödeme tarihlerine göre tecil faizleri
hesaplanacaktır. Mükellefin, Ekim 2008 ayında ödemesi gereken taksidini 20.10.2008
tarihinde ödediği varsayıldığında tecil faizi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Mükellefin
talebi kabul edilerek tecil geçerli sayıldığından, Ekim 2008 ayında ödenmesi
geren taksit için ilk müracaat tarihi olan 15.04.2008 ile ödeme günü olan
20.10.2008 tarihleri arasında geçen süreye;
4.000 x 24 x 189
= 504,- lira tecil faizi hesaplanacaktır.
36.000
Bu mükellefin,
20.10.2008 tarihinde ödeyeceği taksit tutarı tecil faizi dahil toplam (4.000 +
504=) 4.504,- lira olacaktır.
Örnekte, mükellefin
daha sonra ödeyeceği taksitlere ilişkin tecil faizi hesaplamasına yer
verilmemiş olmakla birlikte bu taksitlerin ödenmesinde de aynı esaslar
dahilinde tecil faizi hesaplanacağı tabiidir.
14[62]. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin son fıkrasında
yer alan "tecil edilen amme alacağının
gecikme zammı tatbik edilmeyen alacaklardan olması halinde, ödenen tecil
faizleri iade veya mahsup edilmez." şeklindeki hüküm uyarınca, tecil edilen
ancak tecil şartlarına uygun ödenmeyen amme alacağının gecikme zammı uygulanmayan
alacaklardan oluşması halinde bu alacaklar için tecilin bir bedeli olarak
ödenmiş bulunan tecil faizi borçlulara red ve iade edilemeyeceği gibi
borçlarına da mahsup edilmeyecektir.
Ancak, tecil edilen amme alacağının bir kısmının
gecikme zammı uygulanabilecek, bir kısmının da gecikme zammı uygulanamayacak
alacaklardan oluşması ve bu tür tecillerin ihlal edilmiş olması halinde, ödenen
tecil faizlerinden, gecikme zammı uygulanabilecek alacağa isabet eden kısmı
ödenmesi gereken gecikme zammından mahsup edilecektir.
Örnek 1-(11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
Gelir (Stopaj) Vergisinden 6.000,00 lira, Kurumlar Vergisinden 50.000,00
lira ve Gecikme Zammından 4.000,00 lira olmak üzere toplam 60.000,00 lira borç
tecil edilmiş, ancak belli bir süre geçtikten sonra tecil ihlal edilmiştir.
tecil süresince tahsil edilen 30.000,00 liranın 24.000,00 lirası vergi aslından
olan borçlara ait olup ayrıca 10.000,00 lira tecil faizi için ödeme
yapılmıştır.
Bu
durumda, mahsup edilecek tecil faizi tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Vergi Aslına İsabet Eden tecil Faizi = Ödenen
Vergi Aslı Tutarı x Tahsil Edilen tecil Faizi
Tahsil
Edilen Toplam Borç Tutarı
Vergi Aslına İsabet Eden tecil Faizi = 24.000,00 x 10.000,00
30.000,00
=
8.000,00 lira
Buna
göre, 8.000,00 lira tutarındaki tecil faizi, vergi asılları için hesaplanacak
gecikme zammından mahsup edilecektir.
Diğer
taraftan, 10.000,00 - 8.000,00 = 2.000,00 lira tecil faizi ise gecikme zammı
uygulanmayan amme alacağına ilişkin olduğundan bu tutar, borçluya red ve iade
edilmeyeceği gibi borçlarına da mahsup edilmeyerek gelir yazılacaktır.
15. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci
fıkrasında "Borcunun tecilini talep eden
ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu borçlarını
reddin tebliği tarihinden itibaren idarece 30 gün kadar verilebilecek ödeme
süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği tarihe kadar faiz
alınmak suretiyle tecil olunur." hükmü yer almaktadır.
Hükme göre, tecil ve taksitlendirme yetkisinde olduğu
gibi süreli ret uygulaması da ihtiyaridir. Alacaklı amme idarelerinin tecile
yetkili makamlarınca, tecil taleplerinin süre verilerek reddedilmesinde hangi
esasların uygulanacağının belirlenmesi mümkün bulunmaktadır.
tecile yetkili makamlarca, borçlunun tecil talebinin
süre verilerek reddedilmesi yetkisi devredilebilir.
Süreli ret uygulamasında amme alacağı aylık taksitler
halinde ödeme planına bağlanmamakta ancak, amme alacağının verilen sürede ödenmiş
olması halinde müracaat tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için tecil
faizi hesaplanmaktadır.
16. tecil şartlarının ihlal edilmiş olması, gerekli
şartların oluşması halinde daha önce tecil edilmiş olan alacağın yeniden tecil
edilmesine engel teşkil etmemektedir.
17. 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin altıncı
fıkrası, 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesiyle yapılan değişiklikle
aşağıdaki şekli almıştır.
"tecil
salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olan makamlar; tecil
edilecek amme alacaklarını tür ve tutar olarak belirlemeye, amme borçlusunun
faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak tecil edilecek alacakları tespit
etmeye, tecilde taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin etmeye ayrıca 213
sayılı Kanuna göre Maliye Bakanlığınca ilan edilen mücbir sebep hali
kapsamındaki amme borçlularının, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe kadar
ödemeleri gereken amme borçları ile mücbir sebep nedeniyle ödeme süreleri
ertelenen amme borçlarını faiz alınmaksızın veya yürürlükteki faiz oranından
daha düşük faiz oranıyla tecil etmeye yetkilidir."
tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek
olan makamlar tarafından, Maliye Bakanlığınca mücbir sebep halinin varlığı ilan
edilen hallerde madde ile tanınan yetki çerçevesinde amme alacakları faiz
alınmaksızın veya yürürlükteki faiz oranından daha düşük faiz oranıyla tecil
edilebilecektir. (23.12.2017
tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile değişik)
B. Kanunun 48/A Maddesine Göre tecil (23.03.2018
tarihli ve 30369 sayılı R.G. TGT Seri A Sıra No 10 ile eklenmiştir)
1. 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesiyle 6183
sayılı Kanuna vergiye uyumlu mükelleflerin borçlarının tecili başlıklı 48/A
maddesi eklenmiş ve madde 1/1/2018 tarihinden itibaren vadesi gelen alacaklara
uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Maddede, Devlete ait olup Maliye Bakanlığına bağlı
tahsil dairelerince takip edilen ve 213
sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve cezalar ile bu alacaklara
bağlı gecikme faizi ve gecikme zammının vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki
veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi hallerinin amme borçlusunu çok
zor duruma düşüreceği anlaşıldığı takdirde Kanunun, Bakanlar Kurulunun ve
Maliye Bakanının belirlediği şartlarla tecil başvuru tarihi itibarıyla vadesi 1
yılı geçmemiş alacakların teciline yönelik hükümlere yer verilmiştir.
2. Maddeye göre taksitlendirilebilecek alacaklar, Maliye
Bakanlığına bağlı vergi daireleri tarafından takip edilen ve 213 sayılı Kanun
kapsamına giren vergi, resim, harç ve vergi cezaları ile bu alacaklara bağlı
gecikme faizi ve gecikme zammı ile sınırlı tutulmuştur. Dolayısıyla, bu
alacakların dışında kalan amme alacaklarının bu madde kapsamında tecili mümkün
değildir.
Maddeden yararlanılabilmesi için mükelleflerin tecil
başvuru tarihi itibarıyla maddede yer verilen alacaklardan vadesi 1 yılı geçmiş
borcunun bulunmaması gerekmektedir.
Ancak, Kanunun 48 inci maddesi ile 48/A maddesine göre
tecil edilen veya özel kanunlara göre ödeme planına bağlanan borcun bulunması
madde hükmünden yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir.
3. Maddeden yararlanılabilmesi için;
a) tecil başvuru tarihi itibarıyla aralıksız en az 3 yıl
süreyle; ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri nedeniyle yıllık gelir veya
kurumlar vergisi mükellefi olunması,
b) tecil başvuru tarihinden geriye doğru 3 yıla ait vergi
beyannamelerinin kanuni sürelerinde verilmiş olması (Kanuni süresinde verilen
bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya
pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.),
c) Kapsama giren ve başvuru tarihi itibarıyla vadesi 1
yılı geçmemiş borcun, borç ödemede hüsnüniyet sahibi olunmasına rağmen
ödenememiş olması,
şartlarının bulunması gerekmektedir.
Buna göre, madde hükmünden ticari, zirai veya mesleki
faaliyeti nedeniyle yıllık gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan borçlular
yararlanabilecek ve bu borçluların tecil başvuru tarihinden geriye doğru 3 yıl
içinde verilmesi gereken vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş
olması şartı aranılacaktır.
Maddenin tecil için öngördüğü şartlardan birisi olan
borç ödemede hüsnüniyet sahibi olma şartına da tecil taleplerinin
değerlendirilmesi sırasında dikkat edilecektir. Vergi kanunlarına uyum, borç
ödeme alışkanlığı, vadesi 1 yılı geçmemiş borcun ödenmeme gerekçeleri gibi
hususlar mükellefin borç ödemede hüsnüniyet sahibi olup olmadığının
göstergeleri olacaktır.
4. Tebliğin bu bölümünün (3) numaralı bölümünde
belirtilen şartlara ilave olarak Kanunun Maliye Bakanına verdiği yetkiye
istinaden maddeden yararlanılabilmesi için;
a) Mükellef (tüzel kişilerde kanuni temsilci) hakkında
tecil talep tarihinden önceki 5 yıl içinde 213 sayılı Kanunun 359 uncu
maddesine göre kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bulunmaması,
b) Yıllık gelir vergisi/kurumlar vergisi yönünden faal
mükellefiyetin bulunması,
c) Asıl amme borçlusu olunması,
ç) Tür olarak tecili uygun bulunan borçların tamamı için
tecil talebinde bulunulması,
şartları getirilmiştir.
Buna göre, 213 sayılı Kanun, 6183 sayılı Kanun ve
diğer mevzuatta yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle asıl amme borçlusu
dışında kalan kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme
borçlusu sayılan kişiler, sorumlu oldukları tutarlar için madde hükmünden
yararlanamayacaklardır.
5. Madde kapsamında tecil yapılabilmesi için mükellefin
bağlı bulunduğu vergi dairesine yazılı müracaatı şarttır. Mükellef bu müracaatı
bizzat yapabileceği gibi kanuni temsilcileri veya bu konuda özel olarak vekalet
verilen kişiler marifetiyle de yapabilecektir.
6. 48/A maddesinin üçüncü fıkrasında "Bu madde
kapsamında tecil edilen alacaklara, 48 inci maddeye göre belirlenen oranda faiz
tatbik edilir." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, 48/A maddesi kapsamında tecil edilecek amme
alacaklarına Kanunun 48 inci maddesi kapsamında belirlenmiş olan faiz oranı
esas alınarak faiz uygulanacaktır. Ancak, madde hükmü ile Bakanlar Kuruluna,
çok zor durum halinin tespitinde kullanılacak kriterleri belirleme ve
belirlenen kriterlere bağlı olarak tecil süresini ve faiz oranını
farklılaştırma yetkisi verilmiştir.
24/2/2018 tarihli ve 30342 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan 22/1/2018 tarihli ve 2018/11284 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli
"Karar" ile konuya ilişkin aşağıdaki belirlemeler yapılmıştır.
a) Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile maddeden
yararlanacak ticari, zirai ve mesleki faaliyeti nedeniyle yıllık gelir veya
kurumlar vergisi mükellefi olan borçlular; bilanço esasına göre defter
tutanlar, işletme/zirai işletme hesabı esasına göre defter tutanlar, ticari
kazancı basit usulde tespit edilenler ve serbest meslek kazanç defteri tutanlar
şeklinde gruplandırılmak suretiyle çok zor durum halinin tespitinde
kullanılacak kriterler belirlenmiştir.
Çok zor durum halinin tespiti için yapılacak mali
durum analizlerinde, 213 sayılı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci
maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak yapılan
düzenlemeler esas alınacaktır.
Buna göre;
i) Bilanço esasına göre defter tutan yıllık gelir veya
kurumlar vergisi mükelleflerinin çok zor durum halinin tespitinde aşağıdaki
mali göstergeler kullanılacaktır.
Nakit Oranı :
Hazır
Değerleri+Menkul Kıymetler
Kısa Vadeli
Yabancı Kaynaklar
Likidite Oranı :
Dönem
Varlıklar - Stoklar
Kısa Vadeli
Yabancı Kaynaklar
Kaldıraç Oranı :
Kısa
Vadeli Yabancı Kaynaklar + Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar
Toplam
Varlıklar
ii) İşletme/zirai işletme hesabı esasına göre defter
tutan, ticari kazancı basit usulde tespit edilen ve serbest meslek kazanç
defteri tutan mükelleflerin çok zor durum halinin tespitinde aşağıdaki mali
göstergeler kullanılacaktır.
Nakit Oranı :
Kasa +
Banka
Kısa Vadeli
Borçlar
Likidite Oranı :
Kasa +
Banka + Kısa Vadeli Alacaklar
Kısa Vadeli
Borçlar
Kaldıraç Oranı :
Kasa
Vadeli Borçlar + Uzun Vadeli Borçlar
Toplam
Varlıklar
iii) Mükelleflerin mali durumlarının değerlendirilmesi
sonucu; nakit oranının 0,1 veya 0,1'den küçük, likidite oranının 0,7 veya
0,7'den küçük ve kaldıraç oranının 0,7 veya 0,7'den büyük olması ve bu
şartların bir arada bulunması halinde mükelleflerin çok zor durumda oldukları
kabul edilecektir.
b) 48/A maddesi kapsamında mükelleflerin çok zor durum
derecesinin belirlenmesinde, aşağıdaki likidite ve kaldıraç oranlarının
kullanılması BKK ile uygun görülmüştür.
Likidite Analizi Tablosu
Kaldıraç Analizi Tablosu
Derece
(L)
Oran
(X)
Derece
(K)
Oran
(Y)
1
0,7 ≥ X ≥ 0,6
1
0,7 ≤ Y ≤ 0,8
2
0,6 > X ≥ 0,5
2
0,8 < Y ≤ 0,9
3
0,5 > X ≥ 0,4
3
0,9 < Y ≤ 1
4
0,4 > X ≥ 0,3
4
1 < Y ≤ 1,1
5
0,3 > X
5
1,1 <Y
Mükelleflerin, likidite ve kaldıraç analiz tablolarına
göre ayrı ayrı tespit edilen dereceler toplanarak "Çok Zor Durum Derecesi"
bulunacaktır. Bu dereceye göre azami tecil süresi ile 6183 sayılı Kanunun 48
inci maddesine göre belirlenen tecil faizinin (yururlukteki tecil Faiz Oranı=TFO)
belirli bir yüzdesi esas alınarak bulunan faiz oranı "tecil Süresi ve Faiz
Oranı Belirleme Tablosu"ndan tespit edilecektir.
tecil Süresi ve Faiz Oranı Belirleme Tablosu
Çok Zor Durum Derecesi (L+K)
Azami tecil Süresi
tecil Faizi Oranı
2- 3
18 aya kadar
TFO X 0,75
12 aya kadar
TFO X 0,7
6 aya kadar
TFO X 0,65
4-5
24 aya kadar
TFO X 0,7
18 aya kadar
TFO X 0,6
12 aya kadar
TFO X 0,5
6 aya kadar
TFO X 0,4
6-7
36 aya kadar
TFO X 0,7
24 aya kadar
TFO X 0,6
18 aya kadar
TFO X 0,5
12 aya kadar
TFO X 0,4
6 aya kadar
TFO X 0,3
8-9
48 aya kadar
TFO X 0,6
36 aya kadar
TFO X 0,5
24 aya kadar
TFO X 0,4
18 aya kadar
TFO X 0,3
12 aya kadar
TFO X 0,2
6 aya kadar
TFO X 0,1
10
60 aya kadar
TFO X 0,5
48 aya kadar
TFO X 0,4
36 aya kadar
TFO X 0,3
24 aya kadar
TFO X 0,2
18 aya kadar
TFO X 0,15
12 aya kadar
TFO X 0,1
6 aya kadar
TFO X 0,05
Kanunun 48/A maddesi kapsamında tecil talebinde
bulunan mükelleflerin vermiş oldukları bilgi ve belgeler değerlendirilerek,
nakit, likidite ve kaldıraç oranları tespit edilecektir. tecile yetkili
makamlar, mükelleflerin vermiş oldukları mali durumlarını gösteren bilgi ve
belgelerin doğruluğunu araştırma yetkisine sahip olup, bu kapsamda mükelleften
ve üçüncü kişilerden ilave bilgi talebinde bulunabilecektir. Değerlendirmeler
sonucunda mükellefin madde hükmünden yararlanması için gerekli şartların
varlığı anlaşıldığı takdirde, çok zor durum derecesine göre tecil ve
taksitlendirme yapılabilecektir.
BKK ile belirlenen kriterlerden tecil süresi azami
süreyi göstermekte olup, tecile yetkili makamlarca, mükellefin talep ettiği
tecil süresinden daha kısa sürede tecil yapılması mümkündür.
Örnek 1- Mükellef (H), 29/6/2018 tarihinde gelir (stopaj)
vergisinden olan 1.200.000,- lira borcunun 48/A maddesine göre 18 ay süreyle
tecil ve taksitlendirilmesi amacıyla bağlı olduğu vergi dairesine müracaat
etmiştir. Örnekte, gecikme zammı yerine hesaplanması gereken Yİ-ÜFE tutarı
ihmal edilmiştir.
tecile yetkili makam tarafından yapılan
değerlendirmede tecil başvuru tarihi (29/6/2018) itibarıyla mükellefin;
- tecilini talep ettiği borcun 213 sayılı Kanun
kapsamında olduğu ve vadesinden itibaren 1 yılı geçmediği,
- Ticari kazançtan dolayı son 3 yıldır aralıksız faal
gelir vergisi mükellefiyetinin bulunduğu,
- Mükellefiyetinin olduğu vergi dairelerine 29/6/2015
tarihinden (tecil talep tarihi olan 29/6/2018 tarihinden geriye doğru 3 üncü
yılın başladığı tarihtir.) itibaren 213 sayılı Kanun kapsamında verilmesi
gereken tüm vergi beyannamelerini süresinde verdiği,
- Mükellefiyetinin olduğu vergi dairelerine 213 sayılı
Kanun kapsamına giren ve vadesi 29/6/2017 tarihinden (tecil talep tarihi olan
29/6/2018 tarihinden geriye doğru 1 inci yılın başladığı tarihtir.) önce olan
herhangi bir borcunun bulunmadığı,
- 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesine göre son 5 yıl
içinde hakkında verilmiş kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadığı,
- Sunmuş olduğu bilgi ve belgeler ile tecile yetkili
makamın yapmış olduğu araştırmalar neticesinde nakit oranının (0,05), likidite
oranının (0,55) ve kaldıraç oranının ise (0,95) olduğu,
tespit edilmiş ve yapılan araştırmalarda borç ödemede
hüsnüniyet sahibi olduğu görüldüğünden, talebinin madde kapsamında
değerlendirilmesi için gerekli şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Mükellefin, likidite oranı (0,55) karşılığı olan 2
derecesi ile kaldıraç oranı (0,95) karşılığı olan 3 derecesinin toplanması
neticesinde çok zor durum derecesi 5 olarak tespit edilmiştir.
BKK ile çok zor durum derecesi 5 olan mükellefler için
belirlenen azami tecil süresi ve faiz oranları aşağıda yer almaktadır.
Çok Zor Durum
Derecesi
Azami tecil Süresi
tecil Faiz Oranı
4-5
24 aya kadar
TFO X 0,7
18 aya kadar
TFO X 0,6
12 aya kadar
TFO X 0,5
6 aya kadar
TFO X 0,4
tecile yetkili makam, söz konusu borcun 12 ayda 12
eşit taksitte ödenmesini uygun bulmuştur.
Bu durumda, tecil edilen borç için yürürlükteki tecil
faiz oranının % 50'si esas alınarak faiz hesaplanması (Yıllık % 12 olan tecil
faizi oranı yerine yıllık % 6 tecil faizi oranı uygulanacaktır.) gerekmektedir.
Ayrıca, tecil edilen borç için asgari
[(1.200.000-500.000=)700.000x0,25=]175.000,- lira değerinde teminat
gösterilmesi icap etmektedir.
7. 48/A maddesine göre yapılan tecillerde hesaplanan
tecil faizi taksit tutarları ile birlikte ödenecektir. Taksit tutarları ile hesaplanan
tecil faizlerinin tam olarak ödenmemesi tecilin ihlal nedenidir.
tecil faizinin hesabında bu Tebliğin Birinci Kısım
Dördüncü Bölüm "I.tecil" başlıklı bölümün "A. Kanunun 48 inci Maddesine Göre
tecil" başlıklı bölümünün 9/f ve 9/j ile 11 inci ve 12 nci bölümlerinde yapılan
açıklamalar dikkate alınacaktır.
8. BKK ile tecil edilecek gecikme zammının, Türkiye
İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin
(Yİ-ÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı olarak hesaplanması
uygun görülmüştür.
Madde kapsamında tecil başvurusunda bulunulması
üzerine tecil edilecek alacak aslına uygulanması gereken gecikme zammı yerine
alacağın, vade tarihinden, tecil başvuru tarihine kadar (bu tarih hariç) geçen
süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Yİ-ÜFE tutarı, diğer alacaklarla toplanarak madde
kapsamında tecil edilecek alacak tutarı bulunacaktır.
Madde hükmü ile sadece gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE
tutarı hesaplanmasına imkan verildiğinden, gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE tutarı
hesaplanmayacak ve gecikme faizleri tecil edilecek alacak tutarına herhangi bir
tutar değişikliği yapılmadan dahil edilecektir.
Yİ-ÜFE tutarı hesaplamalarında ilk aya ilişkin esas
alınacak Yİ-ÜFE aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için
açıklanmış olan oran olacaktır. tecil başvurusunun yapıldığı tarihte, başvuru
tarihinden önceki aya ilişkin Yİ-ÜFE aylık değişim oranının açıklanmamış olması
halinde bir önceki aya ilişkin Yİ-ÜFE aylık değişim oranı esas alınacaktır.
Yİ-ÜFE tutarının hesaplanmasında, 6183 sayılı Kanunun
51 ve 53 üncü maddelerine göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve
hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme zammı oranı yerine
Yİ-ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.
Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının eksi değer çıkması
durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınacaktır.
Hesaplamaya konu döneme ilişkin olarak Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı
eksi değer olduğu takdirde gecikme zammı yerine alınması gereken Yİ-ÜFE tutarı
sıfır kabul edilecektir.
Yİ-ÜFE tutarının tecil şartlarına uygun ödenmesi
halinde alacağa uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 2- Mükellef (G), 6183 sayılı Kanunun 48/A maddesine göre
27/9/2018 tarihinde 26/6/2018 vadeli 2.000.000,- lira gelir (stopaj) vergisinin
tecilini talep etmiştir.
Bu durumda, söz konusu alacak için tecil müracaat
tarihine kadar 84.000,- lira gecikme zammı hesaplanmıştır.
tecil talebinin uygun bulunması halinde gecikme zammı
yerine;
-27/6/2018-26/7/2018 dönemine Haziran 2018 ayına
ilişkin,
-27/7/2018-26/8/2018 dönemine Temmuz 2018 ayına
ilişkin,
-27/8/2018-26/9/2018 dönemine Ağustos 2018 ayına
ilişkin,
açıklanmış olan Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Örnek olayda, Yİ-ÜFE aylık değişim oranı her ay için
0,8 kabul edilmiş olup, toplam % 2,4 oranı esas alınarak (2.000.000x% 2,4=)48.000,-
lira Yİ-ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Alacak aslı ile Yİ-ÜFE tutarının toplamı olan 2.048.000,-
lira tecil edilecektir. Bu tutarın tecil faizi ile birlikte tecil şartlarına
uygun ödenmesi halinde 84.000,- lira tutarındaki gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
9. 48/A maddesinin altıncı fıkrasında, Maliye Bakanına
tecil edilecek amme alacağını tür ve tutar olarak belirlemeye, tecilde taksit
zamanlarını, ödemelerin başlayacağı ayı tecil talep tarihini takip eden aydan
başlamak üzere 12 ayı geçmeyecek şekilde belirlemeye, ödeme dönemlerini azami
altı ayda bir yapılacak şekilde düzenlemeye yetki verilmiştir.
Madde hükmüne göre, Maliye Bakanı tarafından
belirlenen alacaklar 48/A maddesi kapsamında tecil edilebilecek ve taksit
zamanları, ödemelerin başlayacağı ay, ödeme dönemleri, Bakan tarafından
belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tayin edilecektir.
tecile yetkili makam tarafından uygun görülen ödeme
planında yer alan taksit ödeme sürelerinin son gününün resmi tatile rastlaması
halinde, taksitin tatili izleyen ilk iş günü mesai saati bitimine kadar
ödenebilmesi mümkündür.
10. 48/A maddesinin yedinci fıkrasında "Maliye Bakanı,
tecil yetkisini, sınırlarını açıkça belirtmek ve yazılı olmak şartıyla
oluşturulacak tecil komisyonlarına devredebilir. Komisyonların teşkili ile
çalışma usul ve esasları Maliye Bakanınca belirlenir." hükmü yer almaktadır.
Madde ile tecil yetkisi Maliye Bakanına verilmiş olup,
Bakan tarafından bu yetkinin tecil komisyonlarına devredilebileceği hususunda
da düzenleme yapılmıştır. Buna göre, Maliye Bakanı veya yetkili kıldığı tecil
komisyonları 48/A maddesi kapsamında yapılan tecil başvurularını
değerlendirerek karar verecektir.
tecile yetkili makamlar, alacağın vadesinde ödenmesi,
icra takibine başlanması ya da icranın devam ettirilmesi hallerinin varlığında
borçlunun çok zor durumda kalacağını öngörmeleri ve takdir etmeleri halinde
maddedeki şartlarla amme alacağını tecil edebilecektir.
Bu nedenle, amme alacağının tecilinin talep edilmesi,
tecile yetkili makamlar tarafından zorunlu olarak yerine getirilmesi gereken
bir işlem değildir.
11. tecile yetkili makamlar, tecil şartlarına göre tayin
ettikleri taksitlendirme şartlarını belirleyeceklerdir. Tayin edilecek
şartların borçlu tarafından kabul edilmesi esastır. Kabul işlemi yazılı olarak
yapılabileceği gibi, hazırlanan ödeme planlarının idarede kalan nüshalarına imza
atılmak suretiyle de yapılabilecektir. Borçlu tarafından kendisine bildirilen
tecil ve taksitlendirme şartları kabul edilmediği takdirde tecil
yapılmayacaktır.
12. 48/A maddesine göre taksitlendirilen amme alacağı
ödeme planına uygun olarak ödenmekteyken, mükelleflerce tecil süresinin
uzatılmasına yönelik talepte bulunulması ve bu talebin tecile yetkili makamlar
tarafından uygun bulunması halinde, çok zor durum derecesine uygun azami tecil
süresi aşılmamak kaydıyla, mevcut tecil süresi uzatılabilecektir. Bu durumda
yeni tecil süresi, faiz oranında değişiklik yapılmasını gerektirdiği takdirde
kalan taksit tutarlarına yeni faiz oranı uygulanacaktır.
Madde kapsamında tecil edilen borçların tamamının,
mevcut tecil süresinden önce ve faiz oranı daha düşük bir sürede ödenmesi
halinde, erken ödenen taksit tutarlarına ödemenin yapıldığı süre için
öngörülmüş olan faiz oranı esas alınarak tecil faizi hesaplanacaktır.
Örnek 3- Mükellef (Y), 15/5/2018 tarihinde bağlı olduğu vergi
dairesine müracaat ederek, 26/4/2018 vadeli damga vergisinden olan 120.000,-
lira borcunun 48/A maddesine göre aylık dönemler halinde ödenmek üzere 18 ay
süreyle tecil ve taksitlendirilmesini talep etmiştir.
tecile yetkili makam tarafından mükellefin madde
hükmünden yararlanabilmesi için gerekli şartlara sahip olduğu anlaşılmış ve çok
zor durum derecesi 2 olarak tespit edilmiştir.
Mükellefin borçlarının, yürürlükteki tecil faiz
oranının % 70'i oranında tecil faizi alınmak ve 12 eşit taksitte ödenmek üzere
12 ay süreyle tecili uygun görülmüştür.
Söz konusu damga vergisine tecil müracaat tarihine
kadar geçen süre için hesaplanan 1.008,72 lira gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE
aylık değişim oranları esas alınarak 576,00 lira Yİ-ÜFE tutarı (Örnek olayda,
Nisan 2018 ayına ilişkin Yİ-ÜFE aylık değişim oranı 0,8 kabul edilmiştir.)
hesaplanmıştır.
Mükellef ilk 2 taksiti ödeme planında yer alan süreler
içinde, kalan taksit tutarlarının tamamını 3 üncü taksit ödeme süresi içinde
ödemiştir.
Bu durumda, ödenen ilk 2 taksit için yürürlükteki
tecil faizi oranının % 70'i oranında tecil faizi uygulanacak, geri kalan
taksitlerin tamamının faiz oranı daha düşük bir süre olan 6 ay içinde ödenmesi
nedeniyle, erken ödenen taksit tutarlarına ödemenin yapıldığı süre için
öngörülmüş olan yürürlükteki tecil faizi oranının % 65'i oranında tecil faizi
uygulanacaktır.
odeme Tarihi
Taksit Tutarı
tecil Faiz Oranı
Ödenen tecil Faizi
Ödenen Toplam Tutar
31/5/2018
10.048,00
(% 12x0,70=)% 8,4
39,85
10.087,85
29/6/2018
10.048,00
107,84
10.155,84
31/7/2018
100.480,00
(% 12x0,65=)% 7,8
1.698,11
102.178,11
TOPLAM
1.845,80
122.421,80
13. 48/A maddesinin dördüncü fıkrasında "Amme borçlusunun
alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı beşyüz
bin Türk lirasını (bu tutar dâhil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranmaz. Bu
tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat
tutarı beşyüz bin Türk lirasını aşan kısmın % 25'idir." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, 48/A maddesi kapsamında tecil edilecek amme
alacaklarının 500.000,- lirayı (bu tutar dahil) aşmaması halinde teminat
aranılmaksızın tecil yapılması mümkün bulunmaktadır. tecil edilecek amme
alacağının toplam tutarının 500.000,- lirayı aşması durumunda, gösterilmesi
zorunlu olan teminat tutarı 500.000,- lirayı aşan kısmın % 25'i olacaktır.
Ayrıca, alınacak teminat tutarının tespitinde, gecikme zammı yerine, Yİ-ÜFE
tutarı dikkate alınacaktır.
Hükmün uygulaması sırasında teminat tutarına yönelik
düzenlemeler dikkate alınarak bu Tebliğin Birinci Kısım Dördüncü Bölüm
"I.tecil" başlıklı bölümünün "A. Kanunun 48 inci Maddesine Göre tecil" başlıklı
bölümün 4-a bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
Örnek 4- Mükellef (E), 6183 sayılı Kanunun 48/A maddesi
kapsamında yapmış olduğu tecil müracaatı üzerine, bu madde kapsamında tecili mümkün
olan Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı Gemlik Vergi Dairesine 400.000,- lira ve
Çekirge Vergi Dairesine 800.000,- lira borcu olduğu tespit edilmiştir.
Buna göre, mükellefin tecil talebinin uygun bulunması
halinde, teminatsız tecil uygulaması her bir vergi dairesi için ayrı ayrı
değerlendirilmesi gerektiğinden, mükellef (E)'nin Gemlik Vergi Dairesine olan
borçlarına karşılık teminat aranılmayacak, Çekirge Vergi Dairesine olan
borçlarına karşılık, [(800.000-500.000=)300.000x0,25=]75.000,- lira değerinde teminat
göstermesi gerekecektir.
14. 48/A maddesinin dokuzuncu fıkrasında "Haciz
yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. tecil edilen amme
alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını
karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve
buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil
edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması hâlinde,
tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler
neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği
müddetçe kaldırılmaz. tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil
şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç
tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler
nispetinde kaldırılır." hükmü yer almaktadır.
Bu hükmün uygulamasında bu Tebliğin Birinci Kısım
Dördüncü Bölüm "I.tecil" başlıklı bölümünün "A. Kanunun 48 inci Maddesine Göre
tecil" başlıklı bölümün 4-b bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır.
15. 48/A maddesinin onuncu fıkrasında "tecil edilen amme
alacağının ikimilyon Türk lirasını (bu tutar dâhil) aşmaması, mahcuz malın 10
uncu maddenin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan mal olması ve bu
Kanuna göre belirlenmiş değerinin % 50'sinden aşağı olmamak üzere satış
bedelinin % 50'sinin tahsil dairesine ödenmesi şartıyla mahcuz malın satışına
izin verilir. Bu takdirde, kalan tecilli borç tutarı için zorunlu teminat
tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması şartıyla satılan mal
üzerindeki haciz kaldırılır. Bu hüküm ikimilyon Türk lirasını aşan tecilli
borçlarda, değeri ikimilyon Türk lirasına kadar olan mahcuz mallar için
uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, tecil edilen amme alacağına karşılık
haczedilmiş olan malın hangi hallerde amme borçlusu tarafından satışına izin
verilebileceğine yöneliktir.
Madde kapsamında amme borçlusu tarafından satışına
izin verilebilecek hacizli malın 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul veya gayrimenkul mallardan
olması gerekmektedir.
Alacaklı tahsil dairesince mahcuz malın amme borçlusu
tarafından satılmasına izin verilerek haczin kaldırılabilmesi için;
- tecil edilen borç tutarının 2 milyon lirayı (bu
tutar dâhil) aşmaması,
- tecil edilen borç tutarının 2 milyon liradan fazla
olması halinde satışına izin verilecek mahcuz malın 6183 sayılı Kanuna göre
belirlenen değerinin 2 milyon lirayı aşmaması,
- 6183 sayılı Kanuna göre menkul mallarda haczi yapan
memurun (borçlunun müracaatı veya tahsil dairesince lüzum görüldüğü takdirde
yeniden bilirkişiye değer biçtirilebilir), gayrimenkul mallarda satış
komisyonunun belirlediği değerin % 50'sinden aşağı olmamak üzere satış
bedelinin % 50'sinin tahsil dairesine ödenmesi,
- Satış sonrasında tecil talebi üzerine hesaplanan
zorunlu teminat tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması (Söz
konusu mahcuz mal veya teminatlar, yapılan ödemeler sonrasında kalan tecilli
borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda ödemeler
nispetinde ve bölünebilir nitelikte olması şartıyla iade edilir.),
gerekmektedir.
Madde kapsamında borçları tecil edilen mükellefin
hacizli menkul veya gayrimenkul malları için satış izni alması halinde, vergi
dairesince borçluya "söz konusu malın satışına hacizler baki kalmak şartıyla
muvafakat edildiğine" yönelik bir yazı verilecek, bu malların resmi sicile
kayıtlı olması halinde ise, söz konusu şerhi içerecek bir yazı ilgili sicile
gönderilerek satışa muvafakat verildiği bildirilecektir.
Mükellef tarafından, söz konusu malın maddede
belirtilen şartlara uygun olarak satılması sonucunda satış bedelinden vergi
dairesine gerekli ödemelerin yapılması ve tecil talebi üzerine hesaplanan
zorunlu teminat tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması
halinde satışa konu mal üzerindeki hacizler kaldırılacaktır.
Örnek 5- Mükellef (K)'nin muhtelif vadeli 1.850.000,- lira
borcu için vergi dairesince 1.500.000,- lira değerindeki (satış komisyonu tarafından
takdir edilen bedel) bir adet gayrimenkulüne haciz tatbik edilmiştir. Mükellef
borçlarının 48/A maddesi kapsamında tecil ve taksitlendirilmesini talep etmiş,
talebi uygun görülerek söz konusu borçlar 24 ayda ve 24 eşit taksitte ödenmek
üzere tecil edilmiştir.
Haczedilen gayrimenkulün değeri tecil edilen borç
tutarından az, ancak madde hükmüne göre gösterilmesi zorunlu teminat tutarı
olan [(1.850.000-500.000=)1.350.000x0,25=]337.500,- liradan fazladır. Bu
nedenle, mükelleften tecil edilen borçlara karşılık ilave teminat
istenilmeyecektir.
Mükellef tarafından söz konusu mahcuz malın satılması
amacıyla vergi dairesinden talepte bulunulması üzerine vergi dairesince Kanunda
aranılan şartlar kendisine bildirilmek suretiyle gayrimenkulün satışına izin
verilmiştir. Mükellef, belirtilen gayrimenkulü 2.000.000,- liraya satmış ve
vergi dairesine satış bedelinden 1.000.000,- lira ödeme yapmıştır.
Mükellefin yapılan bu ödeme neticesinde
(1.850.000-1.000.000=)850.000,- lira borcu kalmıştır.
Satış sonrasında tecil talebi üzerine hesaplanan
zorunlu teminat tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması
gerektiğinden, gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılabilmesi için
[(1.850.000-500.000=)1.350.000x0,25=]337.500,- lira tutarında teminat
gösterilmesi icap etmektedir.
Örnek olaydaki gayrimenkulün borçlu tarafından
1.250.000,- liraya satılması durumunda, vergi dairesine satış bedelinden
ödenmesi gereken tutar, gayrimenkulün takdir edilen bedeli olan 1.500.000,-
liranın yarısından (750.000,- lira) aşağı olamayacaktır.
16. 48/A maddesinin onuncu fıkrasında "… Bu hüküm
ikimilyon Türk lirasını aşan tecilli borçlarda, değeri ikimilyon Türk lirasına
kadar olan mahcuz mallar için uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bu hükümde, tecil edilen borç tutarının 2 milyon liradan
fazla olması halinde satışına izin verilecek mahcuz malın 6183 sayılı Kanuna
göre belirlenen değerinin 2 milyon lirayı aşmaması durumunda bu malların
satışına vergi dairesince izin verilebileceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, 48/A maddesi kapsamında 2 milyon lirayı
aşan borçları tecil edilen mükelleflerin, 6183 sayılı Kanuna göre belirlenmiş
değeri 2 milyon lirayı aşmayan (bu tutar hariç) menkul veya gayrimenkul
mallarının satışına izin verilmesini talep etmeleri durumunda bu malların
satışına izin verilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde, madde kapsamında
satışına izin verilecek hacizli malların her birinin değerinin 2 milyon liranın
altında olması gerekmektedir.
Örnek 6- Mükellef (S)'nin muhtelif vadeli 25.000.000,- lira
borcu için vergi dairesince sırasıyla değerleri 500.000,-, 750.000,-,
1.900.000,-, 3.500.000,- ve 9.000.000,- lira değerinde 5 adet gayrimenkulü
haczedilmiştir. Mükellef borçlarının 48/A maddesi kapsamında tecil ve
taksitlendirilmesini talep etmiş, talebi uygun görülerek söz konusu borçlar 18
ayda ve 18 eşit taksitte ödenmek üzere tecil edilmiştir.
Haczedilen gayrimenkullerin toplam değeri
(15.650.000,- lira) tecil edilen borç tutarından az, ancak madde hükmüne göre
gösterilmesi zorunlu teminat tutarı olan [(25.000.000-500.000=)24.500.000x0,25=]6.125.000,-
liradan fazladır. Bu nedenle mükelleften tecil edilen borçlara karşılık ayrıca
bir teminat istenilmeyecektir.
Mükellef tarafından hacizli gayrimenkullerin satışına
izin verilmesi talep edilmiştir. Talep tarihi itibarıyla tecilli borca karşılık
4.200.000,- lira taksit ödemesi yapılmıştır.
Hacizli gayrimenkullerin değerleri dikkate
alındığında, değeri 2.000.000,- liranın altında olan satışına izin
verilebilecek 3 adet (500.000,-, 750.000,- ve 1.900.000,- lira değerindeki)
gayrimenkul bulunmaktadır.
Mükellefin gayrimenkul satışına ilişkin talebinin
vergi dairesince uygun bulunması üzerine, mükellef tarafından 3 adet
gayrimenkulün satıldığı varsayıldığında, vergi dairesine ödenecek asgari tutar
aşağıda gösterilmiştir.
Satış Komisyonu Tarafından Tarafından Takdir Edilen
Bedel (Lira)
Satış Bedeli (Lira)
Vergi Dairesince Ödenecek Asgari Tutar (Lira)
1
500.000,-
800.000,-
400.000,-
2
750.000,-
600.000,-
375.000,-
3
1.900.000,-
2.200.000,-
1.100.000,-
Toplam
3.150.000,-
3.600.000,-
1.875.000,-
Mükellefin tecilli borca ilişkin olarak daha önce
yaptığı 4.200.000,- lira ödeme ile gayrimenkullerin satışından yapılan
1.875.000,- lira tahsilat sonucunda tecilli borç
(25.000.000-6.075.000=)18.925.000,- liraya inmiştir.
Satış sonrasında tecil talebi üzerine hesaplanan
zorunlu teminat tutarını karşılayacak mahcuz mal ve/veya teminat bulunması
gerektiğinden, gayrimenkul üzerinden haczin kaldırılabilmesi için
[(25.000.000-500.000=)24.500.000x0,25=]6.125.000,- lira tutarında teminat
bulunması gerekmektedir.
Hacizli diğer gayrimenkullerin toplam değeri olan
(3.500.000+9.000.000=) 12.500.000,- lira zorunlu teminat tutarının üzerinde
bulunduğundan, mükelleften ilave teminat istenilmeyecektir. Ayrıca, 48/A
maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince tecilli borç tutarı hacizli
gayrimenkullerin değerinin altına düşmediği müddetçe söz konusu gayrimenkuller
üzerindeki hacizler devam edecektir. Ancak, tecilli borç tutarının 9.000.000,-
liranın altına düşmesi halinde 3.500.000,- lira değerindeki gayrimenkul
üzerindeki haczin kaldırılacağı tabiidir.
Örnek olayda, tahsili gereken tecil faizleri ihmal
edilmiş, gayrimenkuller üzerinde vergi dairesi haczi dışında herhangi bir
takyidatın ve vergi dairesine tecil edilen borçlar dışında başkaca bir borcun
bulunmadığı varsayılmıştır.
17. Hacizli menkul veya gayrimenkul malların 48/A
maddesinin onuncu fıkrasına göre borçlu tarafından satışına izin verilebilmesi
için borçlunun Maliye Bakanlığına bağlı diğer vergi dairelerine olan borç
durumunun dikkate alınması gerekmektedir.
Madde kapsamında alacaklı tüm vergi dairelerine olan
borçların tamamının tecil edildiği hallerde haciz tatbik eden vergi
dairelerinin her birinin ayrı ayrı satış izni vermesi gerekmektedir. Ancak,
satış bedelinden ödenecek tutar bu dairelerin alacaklarına yetmediği takdirde
satış bedelinden ödenen tutar ilk haczi koyan vergi dairesi tarafından tahsil
edilerek haczi bulunan tüm daireler arasında ödenmesi gereken tecilli alacak
tutarı dikkate alınarak garameten taksim edilecektir.
Madde kapsamında borçlunun tüm borçlarının tecil
edilmediği hallerde ise tecil edilmeyen alacak tutarlarına karşılık tatbik
edilmiş hacizler, borcu karşılayacak değerde mal bulunmadığı sürece
kaldırılmayacak dolayısıyla satış izni verilemeyecektir.
18. 6183 sayılı Kanunun;
- 48/A maddesinin onikinci fıkrasında "Bu madde
kapsamında tecil edilen amme alacakları hakkında 48 inci maddenin yedinci
fıkrası hükümleri uygulanır ve tecil edilen gecikme zammının (Yİ-ÜFE) aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanmış olması hâlinde gecikme zammı hesabı
51 inci maddeye göre düzeltilir." hükmü,
- 48 inci maddesinin yedinci fıkrasında "tecil
şartlarına riayet edilmemesi, değerini kaybeden teminatın veya mahcuz malların
tamamlanmaması veya yerlerine başkalarının gösterilmemesi hallerinde amme
alacağı muaccel olur. tecil edilen amme alacağının gecikme zammı tatbik
edilmeyen alacaklardan olması halinde, ödenen tecil faizleri iade veya mahsup
edilmez." hükmü,
yer almaktadır.
Buna göre, 48/A maddesi kapsamında tecil edilen ancak
tecil şartlarına uygun ödenmeyen amme alacakları ile ilgili olarak 48 inci
maddenin yedinci fıkrası hükmü uygulanacaktır. Konu ile ilgili açıklamalar bu
Tebliğin Birinci Kısım Dördüncü Bölüm "I.tecil" başlıklı bölümünün "A. Kanunun
48 inci Maddesine Göre tecil" başlıklı bölümün (14) numaralı bölümünde yer
almaktadır.
Diğer taraftan, tecil şartlarının ihlal edildiği
durumlarda 48/A maddesi hükümlerine göre gecikme zammı yerine hesaplanan Yİ-ÜFE
tutarına karşılık ödenen tutarlar, amme alacağına ilişkin olarak ödeme
tarihlerine göre hesaplanacak gecikme zamlarına mahsup edilecektir.
19. 48/A maddesinin sekizinci fıkrasında "tecil
şartlarına riayet edilmemesi nedeniyle muaccel olan amme alacağının tecili,
talep edilmesi hâlinde en fazla iki defa geçerli sayılabilir." hükmü yer
almaktadır.
Buna göre, 48/A maddesi kapsamında tecil edilen ancak
tecil şartlarına uygun ödenmeyen amme alacaklarının tecili, talep edilmesi
halinde en fazla iki defa geçerli sayılabilecektir. Konu ile ilgili bu Tebliğin
Birinci Kısım Dördüncü Bölüm "I.tecil" başlıklı bölümünün "A. Kanunun 48 inci
Maddesine Göre tecil" başlıklı bölümün (13) numaralı bölümünde yer alan
açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
Mükellefin talebi üzerine tecilin geçerli sayılması ve
tecil süresinde herhangi bir değişiklik olmaması durumunda tatbik edilecek faiz
oranında da değişiklik yapılmayacaktır. Ancak tecilin geçerli sayılmasıyla
birlikte tecil süresinin faiz oranı değişik bir süre olarak belirlenmesi
halinde, bakiye tutara yeni süre dikkate alınarak faiz tatbik edilecektir.
Örnek 7- Mükellef (C) 8/5/2018 tarihinde 30/4/2018 vadeli
kurumlar vergisi ile buna ilişkin gecikme zammından olan 600.000,- lira
borcunun 48/A maddesine göre 24 ay süreyle tecil ve taksitlendirilmesini talep
etmiştir. Yapılan değerlendirmede mükellefin madde hükmünden yararlanabilmesi
için gerekli olan şartlara sahip olduğu tespit edilmiştir.
Mükellefin, nakit oranı (0,08), likidite oranı (0,35)
ve kaldıraç oranı ise (1,1) olarak hesaplanmıştır.
Likidite oranı (0,35) karşılığı olan 4 derecesi ile
kaldıraç oranı (1,1) karşılığı olan 4 derecesinin toplanması neticesinde
mükellefin çok zor durum derecesi 8 olarak tespit edilmiştir.
Mükellefin talebi tecile yetkili makam tarafından
değerlendirilmiş ve kurumlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı
yerine hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından oluşan borcun, taksit tutarlarına
yürürlükteki tecil faiz oranının % 10'u oranında faiz hesaplanmak ve ilk taksit
Haziran 2018 ayından başlamak üzere aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte
ödenmek üzere tecili uygun görülmüştür.
Mükellef ilk 3 taksiti hesaplanan tecil faiziyle
birlikte süresinde ödemiş, ancak 4 üncü taksiti süresinde ödeyemeyerek tecili
ihlal etmiş ve tecilin aynı şartlarla geçerli sayılmasını talep etmiştir.
tecile yetkili makam tarafından yapılan değerlendirmede kalan taksit
tutarlarının evvelce öngörülen süreler içinde ödenmek üzere tecili geçerli
sayılmıştır.
Bu durumda, ilk tecil müracaat tarihinden itibaren
azami tecil süresi olan 6 ayda herhangi bir değişiklik olmadan tecil geçerli
sayıldığından, tecil faizinde de herhangi bir değişiklik olmayacaktır.
Örnekte, ihlal durumunda olan söz konusu tecilin ilk
müracaat tarihinden itibaren 12 ay süreyle yeniden tecil edilerek geçerli
sayılmasının talep edilmesi ve bu talebin tecile yetkili makam tarafından kabul
edilmesi halinde, yapılan taksit ödemelerine yürürlükteki tecil faiz oranının %
10'u oranında, tecilin geçerli sayılmasından sonra yapılacak taksit ödemelerine
ise 8 çok zor durum derecesinde 12 aylık tecil süresi karşılığı olan
yürürlükteki tecil faizi oranının % 20'si oranında tecil faizi uygulanacaktır.
20. 48/A maddesinin onbirinci fıkrasında "tecil
şartlarına riayet edilmemesi hâlinde tecil talep tarihinden itibaren 5 yıl
geçmedikçe bu madde hükümlerinden, sekizinci fıkra hükümleri saklı kalmak
kaydıyla, yararlanılamaz." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, 48/A maddesi kapsamında yapılan tecillerde
öngörülen tecil şartlarına uyulmaması halinde tecil talep tarihinden itibaren 5
yıl geçmedikçe bu madde kapsamında tecil yapılmayacaktır. Bu hüküm, alacaklı
vergi daireleri itibarıyla ayrı ayrı uygulanacaktır.
21. 48/A maddesinin onüçüncü fıkrasında, muhtelif
kanunlarda vergi borcu bulunmadığına ilişkin şartları içeren hükümler
çerçevesinde 48 inci maddeye yapılan atıfların 48/A maddesine de yapılmış
sayılacağı hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, vergi borcu bulunmadığına
ilişkin belge taleplerinde 48/A maddesi hükmü de dikkate alınacaktır.
Ancak 48/A maddesi kapsamında tecil edilen borçlar
için, borcun bulunmadığını gösteren belgenin verilmesinde borç tutarının
belirli bir kısmının ödenmesi şartı aranılmayacaktır.
II- tecil
Edilmiş Amme Alacağı İle İlgili Olarak Yürütmenin Durdurulması Karar Verilmesi
1. 6183 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde, tecil edilmiş
amme alacakları ile ilgili olarak yargı mercilerince yürütmenin durdurulması
kararı verilmesi halinde tecil uygulamasının nasıl yapılacağı hususu
düzenlenmiştir.
Söz konusu madde hükmüne göre, tecil edilmiş amme
alacağı ile ilgili olarak verilmiş olan yürütmeyi durdurma kararının devam
ettiği süre tecil süresinden uzun ise tecil geçersiz hale gelecek, tecil süresi
yürütmenin durdurulduğu süreden uzun ise yürütmenin durdurulduğu süre içinde
tahsil edilmemiş olan taksitlerin kalan sürede ödenmesi halinde tecil ihlal
edilmiş sayılmayacaktır.
III. Gecikme Zammı
1. 6183 sayılı Kanunun 5035 sayılı Kanunla değişik 51
inci maddesinde "Amme alacağının ödeme
müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için
ayrı ayrı % 4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden
gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.
Gecikme zammı
birmilyon liradan[63] az olamaz.
Gecikme
zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu
madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza
mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır.
Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik
edilmez.
Bakanlar
Kurulu, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı
ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari
tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar
itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle
aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
2. Madde hükmüne göre, amme alacağının ödeme müddeti
içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar
geçen süre için maddede belirtilen oranda her ay için ayrı ayrı gecikme zammı
uygulanması gerekmektedir.
3. 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre, ay
kesirlerine isabet eden gecikme zammının günlük olarak hesap edilmesi
gerektiğinden, vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına vade tarihinden
ödendiği/tahsil edildiği tarihe kadar geçecek süre için uygulanacak gecikme
zammı tam aylar için aylık esasa; ay kesirleri için ise günlük esasa göre
hesaplanacaktır.
Bu hesaplamalarda ödeme tarihinin süreye dahil
edilmesi, vade tarihinin ise süreye dahil edilmemesi gerekmektedir.
4. (08.06.2021
tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değişik)[64]
Vadesinde ödenmeyen
amme alacaklarına uygulanacak gecikme zammı
oranları yıllar itibarıyla
aşağıdaki gibidir.
Bakanlar Kurulu Kararı/
Cumhurbaşkanı Kararı
Uygulama Dönemi
Aylık Gecikme Zammı Oranı (% )
2001/2175
sayılı BKK
29.03.2001
- 30.01.2002 tarihleri arasında
10
2002/3550
sayılı BKK
31.01.2002
- 11.11.2003 tarihleri arasında
7
2003/6345
sayılı BKK
12.11.2003
- 01.03.2005 tarihleri arasında
4*
2005/8551
sayılı BKK
02.03.2005
- 20.04.2006 tarihleri arasında
3
2006/10302
sayılı BKK
21.04.2006
- 18.11.2009 tarihleri arasında
2,5
2009/15565
sayılı BKK
19.11.2009
- 18.10.2010 tarihleri arasında
1,95
2010/965
sayılı BKK
19.10.2010
- 04.09.2018 tarihleri arasında
1,40
62
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
05.09.2018
- 30.06.2019 tarihleri arasında
2
1266
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
01.07.2019
- 01.10.2019 tarihleri arasında
2,5
1592
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
02.10.2019
- 29.12.2019 tarihleri arasında
2
1947 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı(13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir)
30.12.2019 - 20.07.2022 tarihleri arasında
1,6
5801 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı(13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir)
21.07.2022 - 13.11.2023 tarihleri arasında
2,5
7782 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı(13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir)
14.11.2023 - 20.05.2024 tarihleri arasında
3,5
8484 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı(13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir)
21.05.2024 tarihinden itibaren
4,5
* 2/1/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı
Kanunla kanuni oran haline gelmiştir.
5. Sürelerin
Hesaplanması ile Aylık ve Günlük Esaslar
a) 6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile Vergi Usul
Kanununa atıfta bulunularak, aksine bir hüküm bulunmadıkça bu Kanunda yazılı
sürelerin hesaplanmasında anılan Kanun hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmiştir.
213 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (2) numaralı
bendinde "Süre hafta veya ay olarak belli
edilmişse başladığı güne son hafta veya ayda tekabül eden günün tatil saatinde
biter. Sürenin bittiği ayda başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o
ayın son gününün tatil saatinde biter." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, amme alacaklarının vade tarihleri ayın son
günleri dışında olan bir tarihe rastladığı takdirde, izleyen aylarda sürenin
başladığı güne tekabül eden bir gün bulunduğundan gecikme zammı hesabında
herhangi bir problemle karşılaşılmamaktadır.
Örneğin, vade tarihi 26 Nisan olan bir amme alacağı bu
tarihte ödenmediği takdirde, izleyen her ayın 26 ncı günleri esas alınarak,
aylık dönemler halinde ödeme tarihine kadar gecikme zammı hesaplanacaktır.
Ancak, amme alacaklarının vade tarihlerinin ayın son
günlerine rastlaması halinde, izleyen ayın 30 veya 31 gün sürmesi gecikme zammı
hesabını etkilememekte, ayın son günü ödeme yapıldığı takdirde bir aylık
gecikme zammı alınması gerekmektedir. Buna göre, ayın son gününün 30 veya 31
olması ve hatta Şubat ayının 28 ya da 29 gün olması sürenin hesabını
etkilememesi, vadenin bitim tarihini izleyen her ayın son günleri esas alınarak
aylık devreler halinde gecikme zammı hesaplanması gerekmektedir.
b) 213 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (4) numaralı
bendinde "Resmi tatil günleri süreye
dahildir. Şu kadar ki, sürenin son günü resmi tatile rastlarsa tatili takibeden
ilk iş gününün tatil saatinde biter." hükmü yer almaktadır.
Buna göre herhangi bir sürenin son gününün resmi
tatile rastladığından söz edilebilmesi için o sürenin, vergi kanunlarında ya da
amme alacağının doğmasına neden olan özel kanunlarında yer alması
gerekmektedir.
Dolayısıyla, ödeme süresinin son günü olan vade
tarihinin tatile rastlaması halinde süre, tatili takip eden ilk iş gününün
tatil saatine kadar uzamaktadır. Bunun dışında, gecikme zammı hesaplanması
sırasında vade tarihini izleyen aylardan herhangi birinde vade tarihine tekabül
eden günün tatile rastlaması hesabı etkilememekte, başka bir anlatımla sürenin
uzadığını kabul etmeye imkan bulunmamaktadır.
Örneğin; gerçek usulde vergilendirilenlerden alınan
gelir vergisinin birinci taksidinin ödeme süresinin son günü 31 Mart tarihidir.
Bu tarihin resmi tatile rastlaması halinde tatili izleyen ilk iş gününün sonuna
kadar yapılan ödemelerden gecikme zammı tahsil edilmemektedir.
Ancak gelir vergisi birinci taksidinin, Mart ayını
izleyen nisan ayının 30 uncu gününün resmi tatil olması nedeniyle 2 Mayıs
tarihinde ödenmesi halinde; 30 Nisan tarihinin, vergi kanunlarında yazılı ödeme
süresi ile bir ilgisi olmadığından, bu şekildeki ödemelerde 1 ay 2 gün
üzerinden gecikme zammı hesaplanması gerekmektedir.
c) 6183 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ile Vergi Usul
Kanununa yapılan atıf nedeniyle, Vergi Usul Kanununda yer alan ve amme
alacağının tahakkuk aşamasındaki süreleri uzatan hükümlerinin de gecikme zammı
tatbiki bakımından aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde dikkate alınması
gerekmektedir.
- 213 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde, 13 üncü
maddede yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde, bu sebep
ortadan kalkıncaya kadar sürenin işlemeyeceği, bu takdirde tarh zamanaşımının
işlemeyen süreler kadar uzayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre,
mücbir sebep nedeniyle tahakkuku geciken amme alacağının tahakkuktaki gecikme
kadar ödeme süresinin de uzayacağı tabiidir.
Örneğin, 15 Nisan 2007 tarihinde geçirmiş olduğu
trafik kazasında ağır yaralanan mükellef 6 Mayıs 2007 tarihinde hastaneden
taburcu olmuştur.
Bu mükellefin, Mart 2007 dönemine ilişkin katma değer
vergisi beyannamesini 24 Nisan 2007 tarihi sonuna kadar vermesi gerekirken
mücbir sebep nedeniyle işlemeyen bakiye 10 günlük beyanname verme süresi mücbir
sebep halinin bittiği süreye ilave edilecektir.
Bu durumda mükellef, 16 Mayıs 2007 tarihinin bitimine kadar
beyannamesini verecek ve beyanname verme süresinin son gününe kadar borcunu
ödeyebilecektir. Bu nedenle, 16 Mayıs 2007 tarihi amme alacağının vade tarihi
olacaktır.
Örnek olaydaki mücbir sebep halinin, beyanname verme
süresinin son günü olan 24 Nisan 2007 tarihinden sonra ancak vade tarihi olan
26 Nisan 2007 tarihinde veya bu tarihten önce meydana gelmesi halinde, verginin
tahakkuk süresi uzamayacağından, ödeme süresi de uzamayacaktır.
- 213 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde düzenlenen zor
durum dolayısıyla borçluya süre verildiği takdirde, verilen sürenin son günü
alacağın vadesi günü olarak kabul edilecektir.
- 213 sayılı Kanunun 111 inci maddesine göre, Maliye
Bakanlığınca vergilerin ödeme sürelerinin uzatılması halinde uzayan sürelerin
son günü verginin vadesi yerine geçecektir.
- 213 sayılı Kanuna 5615 sayılı Kanunla eklenen
mükerrer 28 inci maddenin Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına verdiği
yetkiye istinaden beyanname verme ve ödeme sürelerinin uzatılması halinde de
belirlenen ödeme süresinin son günü verginin vadesi yerine geçecektir.
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, vade tarihinin değişmesi
halinde, gecikme zammının hesaplanmasında bu şekilde belirlenen yeni vade
tarihlerinin esas alınması gerekmektedir.
d) Aylık
esasa göre gecikme zammının hesaplanması;
Kanuni süresinde ödenmeyen amme alacaklarına ilişkin
gecikme zammı tam aylar için, aylık esasa göre, aşağıdaki formüle göre
hesaplanacaktır.
Aylık
esasa göre gecikme zammı tutarı
=
Aylık
gecikme zammı oranı
x
Ay
sayısı
x
Gecikme zammı uygulanacak tutar
e) Günlük
esasa göre gecikme zammının hesaplanması;
Ay kesirleri için gecikme zammı, 5035 sayılı Kanunun
yürürlüğe girdiği 02.01.2004 tarihinden itibaren günlük esasa göre
hesaplanacaktır.
Günlük
gecikme zammı oranının belirlenmesi:
Günlük esasa göre gecikme zammı oranının belirlenmesinde aşağıdaki hususlara
uyulacaktır.
- 1 ay 30 gün olarak dikkate alınacaktır.
- Günlük gecikme zammı oranı (Geçerli Aylık Oran/30)
formülüyle bulunacaktır.
- Bulunan bu katsayının virgülden sonraki ilk 6 hanesi
hesaplamalarda kullanılacaktır.
- Katsayının virgülden sonraki 7. veya devam eden
hanelerinde bir sayı bulunması halinde 6. hane bir üst sayıya tamamlanacaktır.
- Katsayının virgülden sonraki 7. veya devam eden
hanelerinde bir sayı yok ise altıncı hane değiştirilmeyecektir.
Örnek 1- Aylık gecikme zammı oranı % 4 olduğunda, yukarıdaki
formüle göre günlük gecikme zammı oranı [(4/100)/30 =] 0,001333 3 333 olarak
bulunmaktadır.
Ancak bu örnekte, virgülden sonraki yedinci hanede bir
sayı (3 sayısı) bulunduğundan, altıncı hanedeki (3) sayısı (4) sayısına
tamamlanarak günlük gecikme zammı oranı 0,001334 olarak dikkate alınacaktır.
Halen uygulanmakta olan gecikme zammı oranı % 2,5
olup, bu oran üzerinden tespit edilen günlük gecikme zammı oranı 0,000834'tür.
Günlük esasa göre gecikme zammının hesaplanmasında
aşağıdaki formül kullanılacaktır.
Günlük
esasa göre gecikme zammı tutarı
=
Günlük
gecikme zammı oranı
x
Gün
sayısı
x
Gecikme
zammı uygulanacak tutar
Örnek 2-
Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı Terme Vergi Dairesi mükelleflerinden (Z),
10.000,- lira tutarlı ve 31.07.2006 vadeli gelir vergisi ikinci taksidini ve
buna ilişkin gecikme zammını 05.10.2006 tarihinde ödediği takdirde,
Gecikme zammı;
01.08.2006-31.08.2006 tarihleri arasındaki bir aylık
süre için (% 2,5 oranında) aylık esasa göre,
01.09.2006-30.09.2006 tarihleri arasındaki bir aylık
süre için (% 2,5 oranında) aylık esasa göre,
01.10.2006-05.10.2006 tarihleri arasındaki 5 günlük
süre için ise günlük esasa göre,
hesaplanacaktır.
Aylık esasa göre gecikme zammı, gecikme zammının
tatbik edilmesi gereken süredeki 2 tam aylık süre için hesaplanacaktır.
Buna göre aylık esasa göre gecikme zammı tutarı(=Aylık
gecikme zammı oranı x ay sayısı x gecikme zammı tatbik edilecek tutar)
formülüne göre, (% 2,5 x 2 x 10.000=) 500,- lira olacaktır.
Günlük esasa göre, gecikme zammının tatbik edilmesi
gereken 01.10.2006-05.10.2006 tarihleri arasındaki 5 günlük ay kesri
için gecikme zammı tutarı ise aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Günlük gecikme zammı oranı:
(2,5/100/30=)0.000833 3 3333 Þ 0,000834
Günlük esasa göre gecikme zammı tutarı=
(günlük gecikme zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme
zammı uygulanacak tutar)
= (0,000834) x 5 x 10.000 = 41,70 lira
olacaktır.
Böylece mükellef (Z)'den, 10.000,- lira gelir vergisi
2 nci taksit borcunun yanında, (500+41,70=) 541,70 lira gecikme zammı da
tahsil edilmesi gerekmektedir.
Örnek 3-
Kırıkkale ili Kaletepe Vergi Dairesi mükelleflerinden (K), 26.12.2006 vadeli ve
2.000,- lira tutarındaki Katma Değer Vergisi borcunu 08.01.2007 tarihinde
ödemek üzere vergi dairesine başvurmuştur.
Bunun üzerine, Vergi Dairesi mükellef (K)'den bu borcu
ile birlikte 27.12.2006-08.01.2007 tarihleri arasındaki süre için aşağıdaki
şekilde gecikme zammını da hesaplayarak tahsil edecektir.
27.12.2006-08.01.2007 tarihleri arasındaki toplam 13
günlük ay kesri için gecikme zammı günlük esasa göre hesaplanması
gerektiğinden, bu mükelleften;
(günlük gecikme zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme
zammının hesaplanacağı tutar) formülü ile 0,000834 x 13 x 2.000 = 21,68 lira tutarında gecikme zammı tahsil edilmesi gerekmektedir.
Örnek 4-
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi
mükelleflerinden (T), 30.11.2006 vadeli 5.000,- lira tutarlı Veraset ve İntikal
Vergisi ikinci taksidini 15.01.2007 tarihinde ödemek üzere vergi dairesine
başvurmuştur.
Mükellefin vadesinde ödemediği bu vergi borcu için
ayrıca 01.12.2006-15.01.2007 tarihleri arasındaki süre için gecikme zammı
hesaplanması gerekmektedir.
Buna göre, hesaplanacak gecikme zammı tutarı,
-01.12.2006-31.12.2006 tarihleri arasındaki 1
aylık süre için aylık esasa göre,
(% 2,5 x 5.000=)125,00 lira ve
-01.01.2007-15.01.2007 tarihleri arasındaki 15 günlük
süre için günlük esasa göre
(0,000834 x 15 x 5.000=) 62,55 lira,
olmak üzere toplam 187,55 lira olacaktır.
Bu itibarla, mükellef (T) 5.000,- lira tutarındaki
vergi borcuyla birlikte 187,55 lira tutarında gecikme zammını da ödemek
zorundadır.
Örnek 5-
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Hocapaşa Vergi Dairesi mükelleflerinden (R),
30.01.2007 vadeli borcunu 02.03.2007 tarihinde gecikme zammıyla birlikte öderse,
mükellefin bu borcu için hesaplanacak gecikme zammına ilişkin süreler aşağıdaki
şekilde olacaktır.
- 31.01.2007-29.02.2007 tarihleri arasındaki 1
aylık süre için aylık esasa göre,
- 01.03.2007-02.03.2007 tarihleri arasındaki 2 günlük
süre için günlük esasa göre,
gecikme zammı hesaplanacaktır.
30 Günlük Ay Kesirlerinde Gecikme Zammının
Hesaplanması
Ay kesrinin 30 gün olduğu hallerde, bu ay kesri tam ay
olarak dikkate alınarak gecikme zammı aylık esasa göre hesaplanacaktır.
Örnek 6- 31.12.2006
vadeli ve 1.000,- lira tutarlı bir borcun 30.01.2007 tarihinde ödenmesi
halinde, gecikme zammı günlük esasa göre hesaplanması gerektiği halde 30 günlük
bu ay kesrinin tam ay olarak dikkate alınması ve gecikme zammının aylık esasa
göre hesaplanması gerekmektedir.
Buna göre, ay kesrinin 30 gün olduğu hallerde bu süre
tam ay gibi kabul edilerek hesaplama aylık esasa göre yapılacaktır.
Örnek 7-
Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı Silifke Vergi Dairesi mükelleflerinden (B),
30.04.2007 vadeli 5.000,- lira tutarlı Kurumlar Vergisi borcunu;
a) 31.05.2007 tarihinde ödemesi,
b) 30.05.2007 tarihinde ödemesi,
hallerinde bu borç için aşağıdaki şekilde
gecikme zammı hesaplanacaktır.
Bu itibarla,
a) 01.05.2007-31.05.2007 tarihleri arasındaki 1 aylık
süre için aylık esasa göre gecikme zammı hesaplanması gerekmektedir.
Bu durumda gecikme zammı tutarı [(% 2,5) x (1) x
(5.000)=] 125,00 lira olacaktır.
b) 01.05.2007-30.05.2007 tarihleri arasındaki 30
günlük süre için günlük esasa göre gecikme zammının hesaplanması gerektiği
halde, ay kesrinin 30 gün olması nedeniyle bu sürenin de 1 ay olarak dikkate
alınması ve gecikme zammının aylık esasa göre hesaplanması gerekmektedir.
Bu durumda gecikme zammı tutarı [(% 2,5) x (1) x
(5.000)=] 125,00 lira olacaktır.
f) Asgari gecikme zammı tutarı
5035 sayılı Kanunla değişik 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesinin ikinci fıkrasıyla gecikme zammı asgari tutarı 1 lira olarak
belirlenmiştir.
Buna göre, 5035 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin
yürürlüğe girdiği 02.01.2004 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan amme alacaklarına
tahsil edildikleri tarih itibarıyla uygulanacak gecikme zammının 1 liradan az
olması halinde, bu alacaklar için asgari 1 lira gecikme zammı uygulanacaktır.
Örnek 8- 25.12.2006
vadeli ve 10 lira tutarlı amme alacağının 25.02.2007 tarihinde ödenmesi halinde
gecikme zammı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Gecikme zammının hesaplanması gereken
26.12.2006-25.02.2007 tarihleri arasındaki tam iki ay için, aylık % 2,5
oranında olmak üzere, % 5 oranında tatbik edilen gecikme zammı (% 5x10 lira=)0,50
lira olacaktır.
Ancak, anılan Kanun hükmü ile gecikme zammı asgari
tutarı 1,00 lira olarak tespit edildiğinden, 10 lira vergi aslı ile birlikte 1
lira tutarında gecikme zammı tahsil edilmesi gerekmektedir.
6. Gecikme zammı
oranının değişmesi
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin dördüncü
fıkrasında "Bakanlar Kurulu, gecikme
zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde
onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını
iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla
farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulüyle aylık, üç
aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir." hükmü yer
almaktadır.
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin bu hükmüne
istinaden Bakanlar Kurulu Kararıyla aylık gecikme zammı oranının yeniden
belirlendiği hallerde, gecikme zammı hesaplamasında aşağıda belirtilen
açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
-Aylık Esasa
Göre: Aylık esasa göre gecikme
zammının hesaplanacağı bir aylık süre içindeki bir tarihte oran değişikliği
yapılırsa, bu bir aylık sürenin tamamına eski oran tatbik edilecektir.
- Günlük
Esasa Göre: Ay kesirleri için gecikme
zammının hesaplanması günlük esasa göre yapıldığından, Bakanlar Kurulu
Kararının yürürlüğe girdiği gün dahil olmak üzere daha sonraki günler için yeni
oran, yürürlük tarihinden önceki günler için ise eski oran tatbik edilecektir.
Örnek 9- Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı Şehit Kamil Vergi
Dairesi mükelleflerinden (C), 26.12.2004 vadeli 120,- lira tutarlı Katma Değer
Vergisi borcunu 15.05.2005 tarihinde gecikme zammı ile birlikte ödemiştir.
Uygulanmakta olan aylık gecikme zammı oranı 02.03.2005 tarihinde % 4'ten % 3'e
indirilmiştir.
Mükellefin vergi aslı ile birlikte ödemesi gereken
gecikme zammı;
-27.12.2004-26.01.2005
tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),
-27.01.2005-26.02.2005
tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),
-27.02.2005-26.03.2005 tarihleri arasındaki bir
aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),
-27.03.2005-26.04.2005
tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 3 oranında) aylık esasa göre (yeni oran),
-27.04.2005-15.05.2005
tarihleri arasındaki 19 günlük süre için ise günlük esasa göre (yeni oran),
uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.
Borcun 4 tam aylık süre için gecikme zammı tutarı;
= (% 4+% 4+% 4+% 3) x 120 lira
=
% 15 x 120 lira
=18
liradır.
Bu borca 27.04.2005-15.05.2005 tarihleri arasındaki 19
günlük ay kesri için hesaplanan gecikme zammı tutarı ise;
Günlük gecikme zammı oranı: (3/100/30=)0,001
(günlük gecikme
zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) =
=
(0,001) x 19 x 120 lira
=
2,28 liradır.
Böylece mükellef (C)'den, 120 lira Katma Değer
Vergisinin yanında ayrıca (18+2,28=)20,28 lira gecikme zammı tutarının da
tahsil edilmesi gerekmektedir.
Örnek 10- İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Menemen Vergi Dairesi
mükelleflerinden (N), 26.11.2004 vadeli Ekim/2004 döneminden kaynaklanan
250.000,- lira Gelir (Stopaj) Vergisini gecikme zammıyla birlikte 05.03.2005
tarihinde ödemiştir. Aylık gecikme zammı oranı 02.03.2005 tarihinde % 4'ten % 3'e
indirilmiştir.
Mükellefin 250.000,- lira vergi aslının yanında
ödemesi gereken gecikme zammı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Buna göre;
-27.11.2004-26.12.2004
tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski
oran),
-27.12.2004-26.01.2005 tarihleri
arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),
-27.01.2005-26.02.2005
tarihleri arasındaki bir aylık süre için (% 4 oranında) aylık esasa göre (eski oran),
-27.02.2005-01.03.2005
tarihleri arasındaki 3 günlük süre için günlük
esasa göre (eski oran),
-02.03.2005-05.03.2005
tarihleri arasındaki 4 günlük süre için günlük
esasa göre (yeni oran),
dikkate alınacaktır.
Aylık Esasa Göre: Borcun 3 tam aylık süre için gecikme
zammı tutarı =
=
(% 4+% 4+% 4) x 250.000 lira
=
% 12 x 250.000 lira
=30.000,-
liradır.
Günlük Esasa Göre: Borcun 27.02.2005-05.03.2005
tarihleri arasındaki 7 günlük ay kesri için gecikme zammı tutarı, oran
değişikliği dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
- 27.02.2005-01.03.2005 tarihleri arasındaki 3 günlük
süre için eski orana göre günlük gecikme zammı tutarı:
Günlük gecikme zammı oranı: (4/100/30=)0.001333 3 3333
0,001334
(günlük gecikme
zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) =
=
(0,001334) x 3 x 250.000 lira
=
1.000,50 liradır.
- 02.03.2005-05.03.2005 tarihleri arasındaki 4 günlük
süre için yeni orana göre günlük gecikme zammı tutarı:
Günlük gecikme zammı oranı: (3/100/30=)0,001
(günlük gecikme
zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) =
=
(0,001) x 4 x 250.000 lira
=
1.000,- liradır.
Böylece mükellef (N)'den, 250.000 lira Gelir (Stopaj)
Vergisinin yanında ayrıca (30.000+1.000,50+1.000=)32.000,50 lira gecikme zammı
tahsil edilecektir.
Örnek 11- Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı Havza Vergi Dairesi
mükellefi (H), 17.02.2005 vadeli 650.000,- lira vergi borcunu gecikme zammıyla
birlikte 02.03.2005 tarihinde ödemiştir. Aylık gecikme zammı oranı 02.03.2005
tarihinde % 4'ten % 3'e indirilmiştir.
Mükellefin 650.000,- lira vergi aslının yanında
ödemesi gereken gecikme zammı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Buna göre;
-18.02.2005-01.03.2005 tarihleri arasındaki 12 günlük
süre için günlük esasa göre (eski oran),
-02.03.2005 tarihi için günlük esasa göre (yeni oran),
dikkate alınacaktır.
- 18.02.2005-01.03.2005 tarihleri arasındaki 12 günlük
süre için eski oran üzerinden günlük gecikme zammı tutarı:
Günlük gecikme zammı oranı: (4/100/30=)0.001333 3 3333
0,001334
(günlük gecikme
zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) =
=
(0,001334) x 12 x 650.000 lira
=
10.405,20 liradır.
- 02.03.2005 tarihi için yeni orana göre günlük
gecikme zammı tutarı:
Günlük gecikme zammı oranı: (3/100/30=)0.001
(günlük gecikme
zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) =
=
(0,001) x 1 x 650.000 lira
=
650,- liradır.
Böylece mükellef (H)'den, 650.000,- lira vergi aslının
yanında ayrıca (10.405,20+650=)11.055,20 lira gecikme zammı tahsil edilecektir.
Örnek - 12 Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Beypazarı Vergi
Dairesi mükellefi (A), 01.03.2005 vadeli 970,- lira vergi borcunu gecikme
zammıyla birlikte 03.03.2005 tarihinde ödemiştir. Aylık gecikme zammı oranı
02.03.2005 tarihinde % 4'ten % 3'e indirilmiştir.
Mükellefin 970,- lira vergi aslının yanında ödemesi
gereken gecikme zammı;
02.03.2005-03.03.2005 tarihleri arasındaki 2 günlük ay
kesri için günlük esasa göre yeni oran tatbik edilerek,
Günlük gecikme zammı oranı: (3/100/30=)0,001
(günlük gecikme
zammı oranı) x (gün sayısı) x (gecikme zammı uygulanacak tutar) =
=
(0,001) x 2 x 970 lira
=
1,94 lira olarak bulunacaktır.
7. 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü
fıkrasında "Gecikme zammı; 213 sayılı
Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca
belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme
alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunlar dışındaki ceza
mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez." hükmü yer
almaktadır.
Söz konusu madde hükmü gereğince, mahkemelerce verilen
adli para cezalarına, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme
zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanacaktır.
213 sayılı Kanuna göre uygulanan vergi ziyaı
cezalarına ise maddede belirtilen oranda gecikme zammı uygulanması
gerekmektedir.
IV. Gecikme
Zammının Tatbik Müddeti
1. 6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre, amme
alacağının vade tarihinden itibaren;
- Amme alacağının tecilinde, tecilin yapıldığı,
- Borçlunun iflası halinde, iflasın açıldığı,
- Aciz halinde bu durumun tespit edildiği,
tarihe kadar gecikme zammı hesaplanacaktır.
a) Amme alacağının tecil edilmesi halinde bu tebliğin Birinci
Kısmının Dördüncü Bölümünün Birinci Alt Bölümünde belirtildiği gibi, gecikme
zammı, müracaat tarihine kadar (bu tarih hariç) tatbik edilecektir.
Dolayısıyla, amme alacağının tecilinde, tecilden sonra tecil şartlarına uygun
ödeme yapıldığı sürece gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.
b) Amme borçlusunun iflasının açılmasına karar verilmesi
halinde, iflasın açıldığı tarih, mahkeme kararında gösterilmektedir.
Dolayısıyla, iflasın açıldığı tarihe kadar (bu tarih hariç) gecikme zammı
tatbik edilecek, bu tarihten sonra tatbik edilmeyecektir.
İflasın devam
ettiği müddet içerisinde vade tarihi iflas tarihinden önce ya da sonra olan
amme alacaklarına gecikme zammı uygulanmayacaktır. İflasın kapanma ile
sonuçlanması halinde, amme alacağına herhangi bir nedenle gecikme zammı tatbik
edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
İflasın kaldırılması halinde, iflasın açılması ile
tatbiki durdurulan gecikme zammı, iflasın kaldırılma tarihinden itibaren (bu
tarih dahil) işlemeye devam edecektir.
c) 6183 sayılı Kanunun 75 inci maddesine göre aciz hali
tespit edilen amme borçlusundan
aranılan amme alacaklarına aciz fişinin tanzim edildiği tarihe kadar (bu tarih
hariç) gecikme zammı tatbik edilecek, bu tarihten sonra tatbik edilmeyecektir.
Aciz hali devam
ettiği müddet içerisinde, vade tarihi aciz halinin tespit edildiği tarihten
önce veya sonra olan amme alacaklarına gecikme zammı uygulanmayacaktır.
Aciz hali tespit edilen amme borçlusu hakkında
zamanaşımı süresince yapılan takip sırasında amme alacağını karşılayacak
değerde mal edindiğinin tespit edilmesi veya borçlunun edindiği malları
kendisinin bildirmesi ve bildirilen malların amme alacağını karşılayacak
değerde olması halinde, aciz hali ortadan kalkacağından, mal edinme tarihinden
itibaren (bu tarih dahil) gecikme zammı işlemeye devam edecektir.
2. Amme alacağının aslının ödenmiş olması, gecikme
zammının takip ve tahsiline engel teşkil etmemektedir. Gecikme zammı tutarının
önceden amme borçlusuna bildirilmesi gerekmez.
V. Köylerde
Gecikme Zammı Uygulaması
6183 sayılı Kanunun "Köylerde gecikme zammı" başlıklı
53 üncü maddesinde "Maliye Bakanlığınca
tespit ve ilan edilecek vergiler hariç olmak üzere belediye sınırları dışındaki
köylerde tahsildarlar tarafından tahsil olunan amme alacakları ödeme süresi
içinde ödenmediği takdirde bunlar için yalnız % 10 gecikme zammı uygulanır.
odeme müddeti
geçmiş olmasına rağmen tahsildarların gidemediği köylerdeki borçlulara bu zam,
tahsildarın ilk uğradığı zaman içinde borçlarını ödemedikleri takdirde tatbik
olunur." hükmü yer almaktadır.
Bu hükümle, köylerde uygulanmakta olan % 10 oranındaki
gecikme zammının hangi vergiler hakkında tatbik edileceğini tespit etme yetkisi
Maliye Bakanlığına verilmiştir.
Bu itibarla, ikametgahı veya kanuni ya da iş merkezi
köylerde olan amme borçlularının;
-
Gelir Vergisi
(geçici vergi dahil),
-
Kurumlar Vergisi
(geçici vergi dahil),
-
Katma Değer
Vergisi,
-
Özel Tüketim
Vergisi,
-
Motorlu Taşıtlar
Vergisi,
-
Banka ve Sigorta
Muameleleri Vergisi,
-
Özel İletişim
Vergisi,
-
Şans Oyunları
Vergisi,
-
Damga Vergisi,
borçlarının ödeme müddeti içinde ödenmemesi halinde
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre gecikme zammı uygulanması uygun
görülmüştür.
Diğer amme alacaklarına ise Kanunun 53 üncü maddesine
göre gecikme zammı tatbik edilecektir.
İKİNCİ KISIM
Amme
Alacağının Cebren Tahsili
BİRİNCİ BÖLÜM
Cebren
Tahsil ve Takip Esasları
I- Cebren
Tahsil ve Şekilleri
1. 6183 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, ödeme süresi
içerisinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı
ve cebren tahsilin;
- Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse,
teminatın paraya çevrilmesi veya kefilin takibi,
- Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki
mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
- Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun
iflasının istenmesi,
şekillerinden birinin tatbik edilmesi suretiyle
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
II- odeme
Emri ve Mal Bildirimi
1. Vadesinde borcunu ödemeyenlere bir ödeme emri tebliğ
edilerek cebri icra işlemlerine başlanılması gerekmektedir.
odeme emirlerinde hangi hususların bulunması gerektiği
6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca, madde metninde
yer almamakla birlikte, borçlunun hukukunu koruma açısından ödeme emrinde;
ödeme emrine karşı hangi sürede, hangi yargı merciine başvurulabileceği
hususlarına da yer verilmesi gerekmektedir. Buna göre, alacaklı amme
idarelerinin, matbu ödeme emirlerinde, Kanunun 55 inci maddesinde yer alan
hususlarla birlikte bu hususlara da yer vermeleri gerekmektedir.
odeme emri ile amme borçlusundan, 15[65] gün içinde borcunu ödemesi veya mal bildiriminde
bulunması istenir. Amme borçluları, tebliğ edilen ödeme emri üzerine 15[66] gün içinde borçlarını ödemedikleri takdirde, bu süre
içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.
odeme emrine karşı mal bildiriminde bulunulmaması veya
gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması halinde hapis cezaları; malının
bulunmadığı yönünde beyanda bulunanların ise Kanunun 114 üncü maddesindeki
bilgileri bildirmemeleri halinde hapis veya para cezası ile cezalandırılmaları
söz konusudur.
odeme emrinde amme borçlusuna bildirilen cezalar,
borçtan kaynaklı bir ceza olmayıp, yükümlülüklerin süresinde yerine
getirilmemesinden kaynaklı cezalardır. Bu cezalar Kanuna, borçluyu mal
bildiriminde bulunmaya ve gerçeği beyan etmeye davet etmek üzere konulmuş
hükümlerdir.
Mal beyanında bulunan ya da haczi kabil mal veya
gelirinin bulunmadığını beyan eden borçlulara bu cezalar uygulanmayacaktır.
2. odeme emirlerinin borçlulara 213 sayılı Kanun
hükümlerine göre tebliğ edilmesi esastır. Ancak, bu tebliğin 6183 sayılı
Kanunun 8 inci maddesine yönelik açıklamaların yer aldığı bölümde de
açıklandığı üzere, 213 sayılı Kanunda öngörülen tebliğ usullerine uyulmakla
birlikte, gerekli görülen hallerde, postada oluşabilecek gecikme ve tebliğ
imkansızlıklarının önlenmesi, icra takiplerinin geciktirilmemesi ve amme
alacağını vadesinde ödemeyen borçlulara ilişkin cebri takip ve tahsil
işlemlerinin daha hızlı bir şekilde yürütülmesi için yapılacak tebliğlerde, 213
sayılı Kanunun 107 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden,
posta yoluna başvurmadan memur eliyle tebliğ yaptırılması mümkündür.
Bununla birlikte, 6183 sayılı Kanunun 55 inci
maddesinde yer alan "Belediye hududu
dışındaki köylerde bulunan borçlulara ödeme emirleri muhtarlıkça tebliğ olunur.
odeme emirlerinin muhtarlığa tevdii tarihinden itibaren 15 gün içinde tebligat
yapılmadığı takdirde ödeme emirleri tebliğ edilmemiş olan borçluların isimleri
ödeme emri hüküm ve mahiyetindeki bir "ödeme cetveline" alınarak borçlular
borçlarını ödemeye ve mal bildiriminde bulunmaya çağırılırlar.
odeme cetveli
köy ihtiyar kurulu kapısına bir örneği de köyde herkesin görebileceği umumi bir
mahalle 10 gün müddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur ve cetvelin asıldığı
Köy muhtarlığınca münadi vasıtasiyle ilan olunur. Cetvel asılırken ve
indirilirken keyfiyet muhtarlıkça zabıt varakasıyle tesbit edilir. Cebren
tahsil ve takip ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi
tarihinde başlamış olur." hükmüne
istinaden köylerde ödeme emirlerinin köy muhtarlıkları vasıtasıyla tebliğ
edilmesi gerekmektedir.
3. 6183 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi mal bildiriminin
mahiyetini açıklamaktadır.
Madde metninde yer alan tanıma göre, mal bildirimi;
amme borçlusunun, amme alacağını karşılayacak miktarda, gerek kendi elindeki,
gerekse üçüncü şahıslar elindeki menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve
haklarının; nev'ini, mahiyetini ve miktarını veya malı olmadığını ve yaşayış
tarzına göre geçim kaynakları ile buna nazaran borcunu ne şekilde
ödeyebileceğini tahsil dairesine yazılı veya sözlü olarak beyan etmesidir.
4. 6183 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinin ikinci
fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, köylerde mal bildirimi;
- Gelir Vergisi (geçici vergi dahil),
-
Kurumlar Vergisi
(geçici vergi dahil),
-
Katma Değer
Vergisi,
-
Özel Tüketim
Vergisi,
-
Motorlu Taşıtlar
Vergisi,
-
Banka ve Sigorta
Muameleleri Vergisi,
-
Özel İletişim
Vergisi,
-
Şans Oyunları
Vergisi,
-
Damga Vergisi,
dışında kalan amme borçları için köy muhtarlığına da
yapılabilecektir.
5. Madde hükmüne göre asıl olan borcu karşılayacak
miktarda mal bildiriminde bulunmaktır. Mal bildirimi servet beyanı
olmadığından, borcuna yetecek miktarda mal bildiren amme borçlusunun daha
fazlasını bildirmeğe zorlanması mümkün değildir.
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu 15[67] gün içinde borcunu ödemek veya mal bildiriminde
bulunmak mecburiyetindedir. Mal bildirimi mutlaka bir malın bildirilmesini
ifade etmez. Haczi kabil malı olmayan borçluların malları olmadığını
bildirmeleri de mal bildirimi hükmündedir.
6. Borçlu mal bildiriminde malın değerini de bildirmekle
beraber, bildirilen malın borcu karşılayıp karşılayamayacağının takdiri tahsil
dairesine ait bulunmaktadır.
Tahsil dairesince mal bildirimindeki malların borcu
karşılayamayacağına veya haciz ve satışının çok güç olacağına kanaat
getirilmesi halinde, borçludan ilave bildirimde bulunması istenebilecektir.
Borçludan ilave mal bildirimi isteği, ikinci bir ödeme emri marifetiyle
yapılmayıp, yazılı veya sözlü yapılması lazımdır. Hazırlanan yazının ilgiliye
tebliğ edilmesi, sözlü taleplerde de durumun bir tutanakla tespit edilmesi,
ileride gerektiği takdirde, borçlunun gerçeğe aykırı bildirimde bulunması
sebebiyle cezai sorumluluğuna başvurulabilmesi için gereklidir.
7. Tahsil dairesi, alacağını borçlunun mallarının haczi
ve satışı suretiyle tahsil etmek istediği takdirde, mutlaka borçlunun mal
bildirimindeki mallarını haczetmek mecburiyetinde değildir.
Kanunun 62 nci maddesinde yer alan hüküm dolayısıyla,
tahsil dairesi, mal bildirimi dışında kendisi tarafından tespit edilen malları
da, mal bildirimindeki mallarla birlikte veya onlara tercihan haczedebilir.
Ancak, Kanunun 62 nci maddesinin son fıkrasına göre
tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu
kadar telif etmekle mükellef olduğundan, haciz esnasında ve özellikle de
satışta, alacağın kolaylıkla tahsiline yarayacak mallar tercih edilmekle
beraber, alacak garanti edildikten sonra amme borçlusunun mağdur edilmesinin
engellemesinin gerektiği tabiidir.
8. 6183 sayılı Kanun borca yetecek miktarda mal
bildirimini esas aldığından, 59 uncu maddede yer alan borçlunun "her türlü
gelirlerini" ve "yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını" ve "buna nazaran
borcunu ne suretle ödeyebileceğini" ibareleri ile istenen bildirim, borca
yetecek kadar mal bildiriminde bulunmayanları kapsamaktadır. Borcuna yetecek
kadar mal bildiriminde bulunan borçluların, Kanun maddesinin bu hükümlerinden
kaynaklı bildirimleri yapma mecburiyetleri bulunmamaktadır.
9. 6183 sayılı Kanunun 111 inci maddesindeki cezalar;
kasten gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlarla, bildirilen malları borca
yetmediği veya haciz ya da satışının çok güç olması nedeniyle ilave mal
bildiriminde bulunması uyarısına rağmen, başka malı olduğu halde eksik bildirimde
bulunanlara ve geçim kaynağı ve buna bağlı yaşayış tarzı bildirimlerini gerçeğe
aykırı bir şekilde yapmış olanlara yönelik olarak düzenlenmiştir.
Borçlunun; başkasının mallarını kendi malı olarak
bildirmesi veya bildirdiği mallar üzerinde üçüncü şahısların haklarını da aynı
zamanda bildirmemesi, malı olduğu halde beyan ettiğinden başka malları
olmadığını bildirmesi gibi haller, borçlunun gerçeğe aykırı bildirim yaptığı hususundaki
kastının karinesidir.
10. Mal bildirimine yazılan; borcun belirli bir süre
içinde veya taksitle ödeneceği yahut hiç bir şekilde ödenmeyeceği yönündeki
cevap ve beyanlar tahsil dairesini bağlamayacaktır.
Mal bildirimine bu şekilde cevap verenlerin
durumlarının tahsil dairelerince tetkik edilmesi ve bu beyanlara aykırı kanaatler
edinildiği takdirde, borçlunun beyanları ile bağlı kalınmayarak tespit edilecek
mallarının haciz ve satışı suretiyle amme alacağının tahsilinin sağlanması
gerekir.
Diğer taraftan, bildirimlerinin doğru olup olmadığının
tetkiki sonunda gerçeğe aykırı bildirimde bulundukları anlaşılanlar veya
yaşayış tarzları mal bildirimlerine uymayanlar hakkında da 6183 sayılı Kanunun
111 ve 115 inci maddeleri gereğince işlem yapılması zaruridir.
11. 6183 sayılı Kanunun 61 inci maddesine göre, malı
olmadığını veya borcu karşılayacak miktarda malı olmadığını beyan eden amme
borçlusu, daha sonra edindiği mallar ile gelirlerindeki artışları edinme ve
artış tarihinden itibaren 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmekle
yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen borçlular hakkında Kanunun 112 nci
maddesine göre işlem yapılır.
12. Kendisine ödeme emri tebliğ edildiği halde 15[68] gün içinde borcunu ödemeyen ve mal bildiriminde de
bulunmayan borçlular hakkında, 6183 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi uyarınca
hapsen tazyik talebinde bulunulur. Borçlunun hapsen tazyiki için, tahsil
dairesince bir yazı ile icra mahkemesine başvurulur.
Bu şekilde alınan hapsen tazyik kararları, infaz için
derhal yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
6183 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle düzenlenen
hapis cezası gerektiren suç ile ilgili davalara icra mahkemesince
bakıldığından, bu davalarla ilgili hak düşürücü sürelerin 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 347 nci maddesine göre tespiti gerekmektedir.
2004 sayılı Kanunun 347 nci maddesinde "Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet
hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği
tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer." hükmü yer almaktadır.
Borçlu hakkında hapsen tazyik kararı verilebilmesi
için tahsil dairesince icra mahkemesine yapılacak başvurular için anılan
maddeye göre öncelikle suçun işlendiği tarihin ve idarenin suçu öğrendiği
tarihin tespiti önem arz etmektedir.
Buna göre, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini
gösteren tebliğ alındısının, tahsil dairesine intikal ettiği tarihin suça
ıttıla tarihi (suçu öğrenme günü) olarak kabul edilmesi gerekmekte, her
halükarda suçun işlendiği tarihten itibaren bir yılı geçmemek kaydıyla suçu
öğrenme tarihinden itibaren üç ay içerisinde icra mahkemesine şikayet yoluna
gidilmesi icap etmektedir.
13. Amme borçlusunun tüzel kişi olması halinde, mal
bildiriminde bulunma yükümlülüğü kanuni temsilcisine ait olduğundan, bu
yükümlülüğü yerine getirmeyen kanuni temsilciler hakkında hapsen tazyik kararı
alınarak uygulanması gerekmektedir.
III- odeme Emrine Dava Açılması
1. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunun
"odeme emrine itiraz" başlıklı 58 inci maddesinde "Kendisine ödeme emri tebliğ
olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına
uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15[69] gün içinde
alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu
nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin
iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.
Borcun
bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi
lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.
(Mülga
üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md. yururluk: 05/02/2010)
İtiraz
komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.
(İptal
fıkra: Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve E.No:2021/119, K.No:2022/48
sayılı kararı ile.) (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ
ile değişik)[70]
İtiraz
komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir.
Borcun
tamamına bu madde gereğince vaki itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde,
borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15[71] gün içinde
mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.
Borcun
bir kısmına karşı bu madde gereğince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma
müddetini uzatamaz." hükmü yer almaktadır.
2. 20.01.1982 tarihli ve 17580 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare
Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun
yürürlüğe girmesini müteakiben vergi itiraz komisyonlarının görevleri sona
ermiş ve 2576 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle vergi itiraz komisyonlarının
görevleri vergi mahkemelerine verilmiştir.
Vergi davalarında ihtilafların görüm ve çözümünde
uygulanacak hükümleri düzenleyen ve Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler de
2577 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılması nedeniyle, ödeme emrine karşı dava
açılması halinde, bu davaların görüm ve çözüm usulleri 2577 sayılı Kanunda
yapılan düzenlemelere tabi kılınmıştır.
Dolayısıyla, ödeme emrine karşı açılan davalarda, 2577
sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından ilk derece mahkemesinin verdiği
kararlar, kesin olmayıp üst yargı mercii nezdinde temyiz veya itiraza konu
olabilecektir.
3. 6183 sayılı Kanun 55 inci maddesine göre ödeme süresi
içinde ödenmeyen bir amme alacağının takibi için düzenlenerek muhatabına tebliğ
edilmiş olan ödeme emirlerine karşı borçlu tarafından 15[72] gün içinde ilgili idari yargı merciinde
(mahkemesinde) Kanunun 58 inci maddesine göre ancak;
a) Böyle bir borcun olmadığı,
b) Borcun kısmen ödendiği,
c) Borcun zamanaşımına uğradığı,
gerekçeleriyle dava açılması mümkün bulunmaktadır.
odeme emrine karşı dava açma gerekçelerinin sınırlandırılmış olması, tahsil
edilmesi gereken safhaya gelen amme alacaklarının sürüncemede bırakılmadan en
kısa sürede alacaklı amme idarelerine intikal ettirilmesinin sağlanmak
istenmesinden kaynaklanmaktadır.
Amme alacaklarının tahsili için düzenlenen ödeme
emirlerinin 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre dava konusu
yapılabilmesi için Kanunda öngörülen ve aşağıda açıklanan 3 şarttan herhangi
birinin var olması gerekmektedir.
i) Böyle bir
borcun olmadığı yönündeki iddialar:
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun böyle bir
borcunun olmadığını iddia edebilmesi için, borcun hukuken hiç doğmaması ya da
borç doğduktan sonra tamamen ödenmesi veya sair bir nedenle ortadan kalkması
gerekmektedir.
ii) Borcun kısmen
ödendiği yönündeki iddialar:
Bu iddia; borçlunun, borcun varlığını kabul etmekle birlikte, borç
tutarının ödeme emriyle talep edilen tutar kadar olmadığını ileri sürmesi
durumunda gündeme gelmektedir.
iii) Borcun zamanaşımına uğradığı
yönündeki iddialar:
Zamanaşımı kanunlarda belirlenmiş olan belli bir sürenin geçmesi nedeniyle
bir hakkın elde edilmesi veya bir hakkın kaybedilmesidir. Amme alacaklarının
tahsil zamanaşımı 6183 sayılı Kanunun 102 nci maddesinde düzenlenmiş olup, bu
iddiaya göre amme alacağının bu madde hükmüne göre zamanaşımına uğramış olması
gerekmektedir.
4. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunun
58 inci maddesinin dördüncü[73] fıkrasında
yer alan "İtirazda bulunan borçlu bu kanuna göre teminat gösterdiği takdirde
takip muamelesi itirazlı borç miktarı için ve itiraz komisyonunca bu hususta
karar verilinceye kadar durdurulur." hükmü 5/2/2010 tarihli ve 27484 sayılı
Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5951 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 1 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu
itibarla, 2577 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödeme
emrine karşı açılan davalarda, yargı mercilerince yürütmenin durdurulması
kararı verilmediği müddetçe takibatın devam ettirilmesi gerekmektedir.
5. 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci
fıkrasında yer alan "İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan,
hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil
edilir." hükmü, 2/8/2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan
Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.No:2021/119, K.No:2022/48 sayılı kararı ile iptal
edildiğinden, ödeme emrine karşı açılan davaların reddi halinde haksız çıkma
zammı alınmayacaktır. (13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile değişik)[74]
6. 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin yedi ve
sekizinci fıkralarında "Borcun tamamına
bu madde gereğince vaki itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu
ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15[75] gün içinde
mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.
Borcun bir
kısmına karşı bu madde gereğince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma
müddetini uzatamaz." hükmü yer
almaktadır.
Madde hükmüne göre, amme borçlusunun ödeme emri ile
istenen alacağın tamamına karşı dava açması halinde mal bildiriminde bulunma
süresi, ilk derece mahkemesinin nihai kararına kadar uzamaktadır.
Açılan davanın kısmen ya da tamamen borçlu aleyhine
sonuçlanması durumunda, borçlunun ayrıca bir bildirimi beklemeksizin ret
kararının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15[76] gün içinde ret olunan tutar kadar mal bildiriminde
bulunması gerekmektedir.
Bu madde hükmüne uymayan borçlular hakkında Kanunun 60
ıncı maddesine göre işlem yapılacağı tabiidir. Ancak, davanın devamı sırasında,
yürütmenin durdurulması kararı verilmediği müddetçe takip işlemleri
süreceğinden, borcu karşılayacak değerde mal haczi yapılmış olması halinde,
borçlunun dava sonucunda ayrıca mal bildiriminde bulunmasına gerek
bulunmamaktadır.
Öte yandan, borçlu tarafından ödeme emri ile takip
edilen borcun bir kısmına dava açılması halinde, dava konusu yapılmayan amme
alacağı kısmı için, ödeme emri tebliği üzerine 15[77] gün içinde mal bildiriminde bulunma yükümlüğüne
yönelik süre uzatımı söz konusu değildir.
IV.
Teminatlı Alacaklarda Takip
1. 6183 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi, teminata bağlanmış
olan alacağın takip usulünü belirlemektedir. Bu madde hükmüne göre, karşılığında
teminat gösterilmiş bulunan amme alacağının vadesinde ödenmemesi halinde borcun
15[78] gün içinde ödenmesi, aksi takdirde teminatın paraya
çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devam olunacağı hususlarının
borçluya bir yazıyla bildirilmesi gerekmektedir. Teminatlı alacaklar için bu
madde hükmüne göre takip yapılacağından ayrıca ödeme emri tebliğ
edilmeyecektir.
Borçlu tarafından, amme alacağının 15[79] gün içinde ödenmemesi halinde, borca karşılık alınmış
olan teminat, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı
tahsil edilecektir.
V. Kefil ve
Yabancı Şahıs veya Kurumlar Mümessillerini Takip
1. 6183 sayılı Kanunun 57 nci maddesi hükmüne göre, kefil
ve yabancı şahıs veya kurumların mümessilleri, bu Kanun hükümlerine göre ve
aynen asıl borçluların tabi tutuldukları usullere göre takip edilecektir.
Şahsi kefalet müessesesi tebliğin ilgili bölümünde
açıklanmış olduğundan bu bölümde ayrıca şahsi kefaletin alımına yönelik
açıklama yapılmamıştır.
Asıl amme borçlusundan takip ve tahsili gereken amme
alacağının şahsi kefilden müştereken ve müteselsilen aranılması gerektiğinden,
bu alacağın takibine asıl borçlu ile birlikte eş zamanlı olarak kefil hakkında
da başlanılacaktır. Bu takibe, 6183 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine dayanılarak
hazırlanan bir yazının kefile, alma haberli tebliği suretiyle başlanılacak,
yazı ile verilen 15[80] günlük süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde,
Kanunun 62 ve devam eden maddelerine göre işlem yapılacaktır.
VI- Haciz
Genelgeler 1
1. 6183
sayılı Kanunun 62
nci maddesinin birinci fıkrasında "Borçlunun
mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya
üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve
haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur."
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, amme alacağının takibinde haciz tatbiki
için borçlunun mal bildiriminde bulunması şart değildir. Kendisine ödeme emri
tebliğ edilen borçlunun Kanunda belirtilen süre içerisinde mal bildiriminde
bulunmaması halinde, tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü
şahıslar elindeki menkul ve gayrimenkul malları ile alacak ve haklarından amme
alacağını karşılayacak miktarının derhal haczi gerekmektedir.
odeme emri tebliği üzerine mal bildiriminde bulunmayan
borçlunun, Kanunun 60 ıncı maddesine göre hapsen tazyik edilmesi, borçluya ait
malların tahsil dairesince haczine engel değildir.
Bu itibarla, amme alacağını süresi içerisinde
ödemediği için aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince kendisine ödeme emri
tebliğ edilen borçlunun 15[81] gün içerisinde borcunu ödememesi veya mal
bildiriminde bulunmaması halinde, hakkında bir taraftan 60
ıncı maddeye göre işlem yapılmakla beraber diğer taraftan da tahsil
dairesince tespit edilecek olan malların 62 nci maddeye göre haczedilerek 84
üncü ve müteakip maddelerde açıklandığı şekilde paraya çevrilmesi ve bu
suretle amme alacağının tahsilinin sağlanması gerekir.
2. Mal varlığı
araştırması (11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
Genelgeler 1
6183
sayılı Kanunun 62 nci maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya
tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul
malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek
miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı
Kanun ile ikinci fıkra olarak "Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde
haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının
şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve
tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da
kullanılabilir." hükmü eklenmiştir.
Madde
hükmünün Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, tahsil dairelerinin işgücü ve
zaman kaybını önlemek, kırtasiye ve posta masraflarını azaltmak amacıyla Devlete
ait amme alacaklarının takip ve tahsili için yapılacak mal varlığı
araştırmasının aşağıda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yürütülmesi
uygun görülmüştür.
a) Devlete ait olup Bakanlığımıza
ya da Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip ve tahsil
edilen amme alacakları için tür ayrımı yapılmaksızın yurt çapında mal varlığı
araştırması yapılacaktır. Amme borçlusunun menkul ve gayrimenkul malları ile
her türlü hak ve alacaklarından borcuna yetecek tutarda olan kısmının tespiti ve
haczi için yurt çapında yapılacak mal varlığı araştırmasının, fer'ileri ile
birlikte toplam tutarı 5.000,- lira ve üzerindeki amme alacakları için
yapılması uygun görülmüştür. Takip konusu amme alacağı belirlenen tutarın
altında kaldığı sürece yurt çapında mal varlığı araştırması yapılmayacaktır.
Ancak, mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda
takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal
varlığı araştırması elektronik ortamda yapılacaktır.
b) Yurt çapında mal varlığı
araştırmasının amme borçlusunun haczi kabil mal varlığının tespit edilerek
haczedilmesini sağlamak amacıyla yapıldığı dikkate alınarak; alacaklı tahsil
dairelerince bu araştırmaların bulundukları illerde doğrudan veya bu konuda görevlendirilmiş
dairelerce, diğer illerde ise aynı nev'iden tahsil daireleri aracılığı ile 6183
sayılı Kanunun haczin tatbik şekline ilişkin hükümlerine göre yapılması
gerekmektedir. Alacaklı tahsil daireleri, ivedilik arz eden durumlarda,
bulundukları illerin dışında tespit ettikleri ve haciz bildirisi düzenlenmek
suretiyle haczedilmesi gereken malları doğrudan haczedebileceklerdir.
Alacaklı
tahsil daireleri, haciz bildirisi düzenlenmek suretiyle haczedilebilecek
mallardan elektronik ortamda araştırması yapılabilecek olanları, elektronik
ortamda araştıracak, yetki alanlarına bağlı kalmaksızın doğrudan haciz
bildirisi tebliğ etmek suretiyle haczedebileceklerdir. Bu mallar için ayrıca
yazılı ortamda malvarlığı araştırması yapılmayacaktır.
Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil daireleri, haciz bildirisi düzenlenmek suretiyle
haczedilebilecek mallardan elektronik ortamda haczi mümkün olanları yetki
alanlarına bağlı kalmaksızın, elektronik ortamda haciz bildirilerinin tebliği
ile ilgili kurulan sisteme göre, doğrudan ya da elektronik ortamda Gelir
İdaresi Başkanlığı aracılığıyla haciz bildirisi tebliğ etmek suretiyle
haczedebileceklerdir.
Haciz
bildirisi düzenlenmek suretiyle haczedilecek mallara (bankalar nezdindeki hak
ve alacaklar, tapu, trafik siciline kayıtlı mallar v.b.) ilişkin araştırmalar,
bu kayıtlara elektronik ortamda ulaşılamaması halinde en fazla 50 amme
borçlusunun borçlarını içerecek listeler şeklinde düzenlenmiş haciz
bildirilerinin tebliği suretiyle yapılacaktır. Haciz bildirileri alacaklı
tahsil dairelerince veya alacaklı dairenin bulunduğu ilde bu konuda
görevlendirilmiş dairelerce doğrudan ilgili idareye tebliğ edilecektir.
Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil daireleri, bankalar ve Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.
nezdindeki hak ve alacakların haczi için tanzim edilen haciz bildirilerinin
ilgili kurumlara tebliği hususunda 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine
ilişkin olarak bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre işlem yapacaktır.
Diğer
taraftan, alacaklı tahsil dairelerince, bankalar ve Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.
nezdindeki hak ve alacakların haczi için düzenlenen ve elektronik ortamda
tebliğ edilen haciz bildirileri, Bakanlığımız ile bu konuda protokol yapmamış
bankalara, amme borçlusu sayısı sınırlaması olmaksızın bir yazı ekinde liste
şeklinde tebliğ edilecektir.
Amme
borçlusunun PTT'ye bağlı birimler nezdindeki posta çeki hesaplarında yer alan
varlıklarının, ülke genelinde tek bir merkezden sorgulanması mümkün olduğundan,
bu varlıkların araştırılması alacaklı tahsil dairesinin bulunduğu yerdeki PTT
merkezine haciz bildirisinin tebliği suretiyle yapılacaktır. Söz konusu
bilgilere elektronik ortamda ulaşılabilmesi halinde gerekli araştırma
elektronik ortamda yapılacak, tespit edilen varlıklar alacaklı tahsil
dairelerince doğrudan haciz bildirisi düzenlenmek suretiyle
haczedilebilecektir. PTT ile 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine istinaden
protokol yapılarak posta çeki hesaplarında yer alan varlıkların haczi için
düzenlenen haciz bildirilerinin elektronik ortamda tebliğinin sağlanması
durumunda elektronik ortamda tebligat yapılarak cevapları elektronik ortamda
alınacaktır.
Amme
borçlusu adına kayıtlı gayrimenkullere yönelik mal varlığı araştırmaları, tapu
sicil müdürlüklerine haciz bildirisinin tebliği suretiyle yapılacaktır. Bu
kayıtlara elektronik ortamda ulaşılabilmesi durumunda malvarlığı araştırması
elektronik ortamda yapılacak ve tespit edilen gayrimenkul kayıtlarına haciz
konulmak üzere alacaklı tahsil dairesince tanzim edilen haciz bildirileri
ilgili tapu sicil müdürlüğüne doğrudan tebliğ edilecektir.
Bakanlığımız
ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol çerçevesinde
sicil kayıtlarındaki bilgilere elektronik ortamda ulaşıldığından, Bakanlığımıza
bağlı tahsil daireleri tarafından, amme borçlusuna ait gayrimenkullere yönelik
malvarlığı araştırmaları elektronik ortamda yapılacaktır.
Emniyet
Genel Müdürlüğüne bağlı trafik birimlerinin birbirleri ile bilgisayar ağ
bağlantısı bulunduğundan, amme borçlusunun, Karayolları Trafik Kanununa göre
trafik şube veya bürolarına kayıtlı taşıtlarının haczi için alacaklı tahsil
dairesinin bulunduğu yerdeki şube veya bürodan araştırma yapılması yeterli
olacaktır. Ancak, motorlu taşıtların haczi için düzenlenen haciz
bildirilerinin, 6183 sayılı Kanunun 77 nci maddesine ve/veya 2918 sayılı
Kanunun 5 inci maddesine istinaden Emniyet Genel Müdürlüğü ile yapılan
protokoller sonucunda, elektronik ortamda tebliğ edilmesi elektronik ortamda
motorlu taşıtların sicillerine erişilerek haciz konulabilmesi halinde, trafik
şube veya bürolarından yazılı ortamda mal varlığı araştırması yapılmayacaktır. 2918 sayılı
Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç
sicilinin Türkiye Noterler Birliğince
tutulmaya başlanılması
halinde, araçlara ilişkin yapılacak
malvarlığı araştırması
işlemleri buna göre sürdürülecektir.
(Son cümle,
14.06.2018 tarihli ve 30451 sayılı R.G. Seri A Sıra No 11 ile eklenmiştir)
2918
sayılı Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde iş makinesi
türünden araçların tescillerinin ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir. Madde
hükmüne göre gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine ait olan iş makinelerinin
tescil kayıtları ilgisine göre ziraat odalarında, ticaret odasında, sanayi
odasında veya ticaret ve sanayi odasında tutulmaktadır. Amme borçlusuna ait iş
makinesi bulunup bulunmadığına ilişkin araştırmaların ilgili odalardan
yapılması gerektiğinden, bu nev'iden malların haczi için yapılacak araştırmanın
amme borçlusunun;
-
Bağlı olduğu tahsil dairesinin bulunduğu,
-
Birden fazla tahsil dairesinde kayıtlı olması halinde (mükellefiyetini terk
ettiği iller dahil) bu dairelerin bulunduğu,
-Tahsil
dairesince bilinen ikametgah ve iş yeri adreslerinin bulunduğu, ayrıca gerçek
kişilerin nüfusa kayıtlı olduğu,
-
Mal varlığının bulunduğu yönünde bilgi edinilen,
il
veya illerdeki odalardan yapılması uygun görülmüştür.
Ancak,
amme borçlusunun sahip olduğu iş makinelerinin tescil kayıtlarındaki bilgilere
elektronik ortamda ulaşılabilmesi halinde araştırmalar elektronik ortamda
yapılacak ve tespit edilen iş makinelerinin kayıtlarına haciz konulmak üzere
alacaklı tahsil dairesince tanzim edilen haciz bildirileri ilgili odalara
doğrudan tebliğ edilecektir.
Amme
borçlusu adına kayıtlı; hava araçlarının haczi için düzenlenen haciz
bildirileri, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğüne, deniz taşıtlarının haczi için düzenlenen haciz
bildirileri, Uluslararası Gemi Siciline ve Milli Gemi Siciline kayıtlı deniz
taşıtlarında aynı Bakanlığa bağlı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğüne,
Bağlama Kütüğüne kayıtlı deniz taşıtları için belediyelerde ve liman
başkanlıklarında ayrı ayrı kayıt tutulduğundan, belediye ve/veya liman
başkanlığına gönderilecektir. Ancak, amme borçlusunun sahip olduğu hava
araçları ile deniz taşıtlarının tescil kayıtlarındaki bilgilere elektronik
ortamda ulaşılabilmesi halinde araştırmalar elektronik ortamda yapılacak ve
tespit edilen varlıkların sicil/kütük kayıtlarına haciz konulmak üzere alacaklı
tahsil dairesince tanzim edilen haciz bildirileri ilgili idareye doğrudan
tebliğ edilecektir.
Diğer
taraftan, alacaklı tahsil dairelerince amme borçlusunun fiilen tutanak tanzimi
suretiyle haczedilebilecek sair menkul malları sadece borçlunun tahsil
dairesince bilinen ikametgâh ve iş yeri adreslerinde, mal varlığının bulunduğu
yönünde bilgi edinilen yerlerde yapılacak ve tespit edilebilecek malların haczi
için 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenmiş olan niyabeten takip
hükümleri göz önünde bulundurulacaktır.
Amme
borçlusunun menkul ve gayrimenkulleri dışında sahip olabileceği patent, marka,
tasarım veya telif hakkı ya da maden işletme, radyo ve televizyon yayın hakkı
gibi haklarına yönelik mal varlığı araştırmaları faaliyetleri nedeniyle bu
haklara sahip olabilecek amme borçluları ile bu haklara sahip oldukları yönünde
bilgi edinilen amme borçluları için yapılacaktır. Bu konuda yapılacak
araştırma, alacaklı tahsil dairelerince doğrudan hakların kayıtlarının
tutulduğu yerlere haciz bildirilerinin tebliği suretiyle yapılacaktır.
Amme
borçlusunun, yukarıda belirtilenler dışındaki üçüncü şahıslar nezdinde bulunan
ve 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre haczedilmesi gereken mal, hak ve
alacaklarının haczine yönelik mal varlığı araştırması ise alacaklı tahsil
dairelerince amme borçlusunun mal, hak ve alacağının bulunabileceği yönünde
bilgi edinilen üçüncü şahıslara 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine istinaden
düzenlenen haciz bildirilerinin doğrudan tebliğ edilmesi suretiyle
yapılacaktır.
c) Yurt çapında mal varlığı
araştırması yapılmayacak tutardaki amme alacakları için amme borçlusunun;
-
Bağlı olduğu tahsil dairesinin bulunduğu,
-
Birden fazla tahsil dairesinde kayıtlı olması halinde (mükellefiyetini terk
ettiği iller dahil) bu dairelerin bulunduğu,
-
Tahsil dairesince bilinen ikametgâh ve iş yeri adreslerinin bulunduğu, ayrıca
gerçek kişilerin nüfusa kayıtlı olduğu,
-
Mal varlığının bulunduğu yönünde bilgi edinilen,
il
veya illerde mal varlığının araştırılması yukarıda belirtilen usullerle
yapılacaktır.
3. Amme borçlularının, mal varlığına dahil olan menkul
veya gayrimenkul malları ile hak ve alacaklarına haciz tatbik edilebilmesi için
hacze yetki veren haciz varakasının düzenlenerek onaylanması gerekmektedir.
Amme borçlusu tarafından gerek mal bildiriminde
gösterilen mallar gerekse mevzuatta yer verilen gerekçeler nedeniyle gösterilen
teminatlar ile tahsil dairesi tarafından tespit edilen mallar haciz
varakalarına istinaden haczedilir.
6183 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde 4108 sayılı
Kanunla yapılan değişiklikle, haciz varakalarının alacaklı amme idaresinin
mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edileceği
düzenlendiğinden, haciz varakalarının bizzat ve mutlaka alacaklı amme
idaresinin mahalli en büyük memuru tarafından imzalanması gerekmez.
Yetkili makamın tasdik yetkisini devretmiş olması
halinde, devrolunan makam tarafından haciz varakalarının tasdiki de mümkündür.
Haciz varakalarının, yetki devrolunan makamın mührü bulunması halinde bu
makamın mührüyle, aksi takdirde devreden makamın mührüyle mühürlenmesi
gerekmektedir.
Haciz
varakalarının yetkili makam, yetki devri halinde devrolunan makam tarafından
15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa göre alınmış
elektronik imza kullanılmak suretiyle imzalanması mümkündür. Elektronik imza
ile onaylanmış haciz varakaları alacaklı tahsil dairelerinin mührü ile
mühürlenecektir. (11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
4. 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan "…amme alacağına
yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur." hükmünde açıkça belirtildiği
üzere, amme alacağını tahsil etmek amacıyla tatbik edilecek hacizlerde, alacak
tutarından daha fazla değerde haciz yapılmaması ve borçlunun haczi kabil mal
varlığının haczinde daha kolay paraya çevrilme olasılığı bulunan malların
haczine öncelik verilmesi gerekmektedir. Alacak tutarından fazla değerde
yapılan hacizlerin ise kaldırılacağı tabiidir.
5. 6183 sayılı Kanunun 65 inci maddesinde, köylerde ve
Köy Kanunu tatbik edilen bucaklarda menkul mal haczinin, haciz varakası üzerine
köy ihtiyar kurullarınca yapılacağı belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise, bu
yerlerde gerek görülen hallerde Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek
vergiler için muhtarın veya ihtiyar kurulu üyelerinden birinin huzuruyla tahsil
dairesine menkul mal haczi yaptırmaya o mahallin en büyük mal memurunun yetkili
olduğu hükme bağlanmıştır.
Maddenin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden köylerde ve Köy Kanunu uygulanan
yerlerde gerekli hallerde,
- Gelir Vergisi (geçici vergi dahil),
-
Kurumlar Vergisi
(geçici vergi dahil),
-
Katma Değer
Vergisi,
-
Özel Tüketim
Vergisi,
-
Motorlu Taşıtlar
Vergisi,
-
Banka ve Sigorta
Muameleleri Vergisi,
-
Özel İletişim
Vergisi,
-
Şans Oyunları
Vergisi,
-
Damga Vergisi,
için muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinin birinin
huzurunda tahsil dairesine menkul mal haczi yaptırmaya o mahallin en büyük mal
memuru yetkili kılınmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığına doğrudan bağlı olarak
kurulan vergi dairesi başkanlıklarında bu yetki, 5345 sayılı Kanunun 33 üncü
maddesi gereğince vergi dairesi başkanına aittir.
6. 6183 sayılı Kanuna göre, haciz tatbiki ve haczolunan
malların paraya çevrilmesi hususları "Amme Alacağının Cebren Tahsili" başlıklı
ikinci kısmının ikinci ve üçüncü bölümlerinde açıklandığından bu bölümde bu
hususlar hakkında açıklama yapılmamıştır.
VII- Hacze
Karşı İstihkak İddiaları
1. Hacze karşı istihkak iddiaları; 6183 sayılı Kanunun
"Borçlu elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları" başlıklı 66 ncı ve
"Üçüncü şahıs elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları" başlıklı 67
nci maddesinde istihkak iddiaları ile ilgili diğer hükümler ise 68 inci
maddesinde düzenlenmiştir.
Borçlu, üçüncü şahıs ya da alacaklı amme idarelerince
anılan maddelere göre açılacak davalara bakmaya, haczi yapan tahsil dairesinin
bulunduğu yer sulh hukuk/asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.
2. İstihkak davalarının açılması icra takibini
durdurmamaktadır. Davacı takibin tehirini mahkemeden talep edebilir. Davaya
bakan mahkeme tarafından mevcut delillerin mahiyetine göre ve muhtemel
zararlara karşı yeterli teminat alınmak suretiyle takibin tehirine karar
verebilir.
İstihkak davası üzerine, takibin tehirine karar
verilir ve neticede dava ret olunursa, davanın konusunu oluşturan hacizli malın
değerinin % 10'u tutarında tazminata hükmolunur.
Mahkeme kararlarında gerekli şartlar olduğu halde, % 10
tazminata hükmedilmemiş olması halinde alacaklı amme idarelerinin yetkili
birimlerince temyiz yoluna başvurulacağı tabiidir.
3. Mahkemece hükmolunan tazminatın takip ve tahsiline,
6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği
suretiyle başlanılacaktır. Bu tazminata, süresinde ödenmemesi halinde gecikme
zammı tatbik edilmeyecektir.
VIII-
Alacaklı Amme İdareleri Arasında Hacze İştirak
1. 6183 sayılı Kanunun 69
uncu maddesinde, her amme idaresinin diğer amme idareleri tarafından
yapılan hacizlere, alacağı bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş olmak
şartıyla haczedilen mallardan herhangi biri paraya çevrilinceye kadar iştirak
edebileceği düzenlenmiştir.
2. Amme idareleri arasında hacze iştirak edilmesi
halinde hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağı tahsil
olunur. Artanı hacze iştirak tarihi sırasıyla alacaklarına mahsup edilmek üzere
hacze iştirak eden diğer dairelere ödenir.
IX-
Haczedilemeyecek Mallar
1. 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde
haczedilemeyecek mallar sayılmış ve maddenin (1) numaralı bendinde özel
kanunlarında haczedilemeyeceği belirtilen malların da haczi yasaklanmıştır.
Dolayısıyla, tahsil dairelerince haciz tatbiki
sırasında haczedilmeyecek mallara dikkat edilmesi gerekmektedir.
X- Kısmen
Haczedilebilen Gelirler
1. 6183 sayılı Kanunun 71 inci maddesi hükmüne göre
aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama
bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları
tarafından bağlanan gelirler kısmen haczedilebilmektedir.
Madde hükmünde sayılan gelirler dışındakilerin kısmen
haczi söz konusu olmayıp, bu tür gelirlerin tamamının haczedilmesi
gerekmektedir
Kanun hükmü, bu maddeye göre haczedilecek gelirlerin
haciz tutarını sınırlamıştır. Buna göre, haciz tatbik edilecek tutar bu
gelirlerin üçte birinden çok dörtte birinden az olmayacaktır. Ancak, asgari
ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlasının haczi mümkün değildir.
2. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 4632 sayılı Bireysel
Emeklilik ve Yatırım Sistemi Kanununun28 5684 sayılı Kanunun 41 inci
maddesiyle değişik 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "Bireysel emeklilik
hesabındaki fon paylarından, katılımcının sistemde bulunduğu ay sayısı ile
asgarî ücret tutarının çarpımına karşılık gelen birikim tutarı ve bu Kanunun 6
ncı maddesi kapsamında bireysel emeklilik sisteminden emekli olanlara yapılan
yıllık gelir sigortası ödemelerinin aylık ödemeye isabet eden miktarının nafaka
borçları hariç olmak üzere asgari ücret tutarına kadar olan kısmı haczedilemez,
rehnedilemez, iflas masasına dahil edilemez. Bu fıkradaki hükümlerin uygulanmasında
rehin, haciz veya iflas tarihinde geçerli brüt asgari ücret tutarı esas
alınır…" hükmü,
Aynı
Kanunun "Devlet katkısı" başlıklı Ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında
"Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat
veya malûliyet nedeniyle ayrılanlar devlet katkısı hesabındaki hesabın tamamına
hak kazanır. Devlet katkısı hesabındaki tutarlardan hak kazanılan tutarlar
sistemden ayrılma veya emeklilik durumunda katılımcıya ödenir." hükmü,
yer
almaktadır.
Buna
göre, amme borçlularının 4632 sayılı Kanun kapsamındaki bireysel emeklilik
hesaplarındaki birikimlerinin;
-
Henüz emeklilik hakkı kazanmamış olanların sistemde bulundukları ay sayısı ile
haciz tarihinde geçerli brüt asgari ücret tutarının çarpımına karşılık gelen
birikim tutarının üzerindeki kısmına,
-
Emeklilik hakkı kazanarak yıllık gelir sigortası çerçevesinde kendilerine maaş
bağlanan veya hazırlanan bir program çerçevesinde düzenli ödeme yapılanların,
bu şekildeki ödemelerin aylık ödemeye isabet eden miktarının aylık brüt asgari
ücret tutarının üzerinde kalan kısmına,
nafaka
alacaklılarının hakları saklı kalmak üzere haciz tatbik edilecektir.
Ancak,
katılımcıların bireysel emeklilik sisteminden ayrılmaları halinde, sistemden
alacakları tutarın, haczini engelleyen bir düzenleme bulunmadığından, amme
alacağını karşılayacak kadar kısmının haczedilmesi mümkün bulunmaktadır.
Diğer
taraftan, bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu
sistemden vefat veya malûliyet nedeniyle ayrılanların devlet katkısı
hesabındaki, hesabın tamamına hak kazanacağı, devlet katkısı hesabındaki
tutarlardan hak kazanılan tutarlar sistemden ayrılma veya emeklilik durumunda
katılımcıya ödeneceği dikkate alındığında hak kazanılma tarihlerinden önce
emeklilik hesabında yer alan devlet katkısı tutarlarının haczedilemeyeceği
tabiidir.
XI-[82] Haczin
Neticeleri
1. 6183 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde "Borçlu, alacaklı amme idaresinin
muvafakatini almaksızın hacizli mallarda tasarrufta bulunamaz. Haczi koyan
tahsil dairesi buna aykırı hareketin cezayı mucip olduğunu borçluya ihtar eder.
Haczedilmiş
olan mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine istinaden hüsnüniyetle
elde ettiği haklar mahfuzdur.
Hüsnüniyet
kaidelerine aykırı olarak hacizli mal üzerinde üçüncü şahsın elde ettiği
hakların, alacaklının haczi ile o mala taallük eden hakların ihlal ettiği
nispette butlanına mahkemece hükmolunur." hükmüne yer verilmiştir.
Madde
hükmüne göre, borçlu alacaklı amme idaresinin muvafakatını almaksızın hacizli
mallarda tasarrufta bulunamayacaktır. Bu nedenle, haczi koyan tahsil dairesinin
buna aykırı hareketin cezayı gerektirdiğini borçluya bildirmesi gerekmektedir.
Maddede
bahsi geçen ceza, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun[83] 289
uncu maddesine tekabül etmektedir. Dolayısıyla, suçu öğrenen amme idaresinin
yetkili birimlerince, zanlının yargılanmasını temin etmek üzere, Cumhuriyet
Savcılığına gerekli suç duyurusunda bulunulacaktır.
XII-[84] Haczedilen
Malların Paraya Çevrilmesi
1. 6183 sayılı Kanunun 74
üncü maddesinde, haczedilen her türlü malların satılarak paraya çevrileceği
hükme bağlanmıştır.
Madde hükmüne göre, satıştan elde edilen bedelden,
takip masrafları ve takip edilen amme alacağı düşüldükten sonra geriye kalan
kısım borçlunun ödeme zamanı gelmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçlarına
mahsup edilir ve artanı, hacze iştirak etmiş başka daire yoksa borçluya
verilir, hacze iştirak etmiş başka daire varsa, artan kısımdan evvela bu
dairelerin alacakları ayrıldıktan sonra, bakiyesi borçluya verilir.
Satışa çıkarılan hacizli malın, satışından elde
edilecek bedelin amme alacağından önce ödenmesi gereken borçlarla, takip
giderlerini geçmeyeceğinin kesin olarak anlaşıldığı hallerde, madde hükmü
tahsil dairesine satışı erteleme yetkisi vermektedir.
Ancak, tahsil dairesinin satışı ertelemesinin, amme
idaresi alacağından önce alacağı bulunan kişilerin takip haklarını
etkilemeyeceği tabiidir.
XIII-[85] Bazı
Hallerde Haczin Kaldırılması (14.06.2018 tarihli ve 30451 sayılı R.G.
Seri A Sıra No 11 ile eklenmiştir)
1. 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanunun 2 nci maddesiyle 6183 sayılı Kanuna "Bazı hallerde haczin kaldırılması"
başlıklı 74/A maddesi eklenmiş ve madde 1/4/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe
girmiştir.
Madde ile Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
amme alacağına karşılık haczedilmiş olan mallar üzerindeki haczin, maddede sayılan
şartların sağlanması halinde, kaldırılmasına imkan sağlanmaktadır.
2. Anılan maddeye göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairesince mahcuz mal üzerindeki haczin kaldırılması için;
a) İlk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine
borçlunun (malın üçüncü şahsa ait olması halinde borçlu veya üçüncü şahsın)
yazılı olarak müracaatta bulunması,
b) Mahcuz malın 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul ve gayrimenkul
mallardan olması,
c) Mahcuz mala biçilen değer ile % 10 fazlasının, ilk
sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi,
ç) Mahcuz mala ilişkin takip masraflarının ayrıca
ödenmesi,
d) Hacze karşı dava açılmaması veya açılmış davalardan
vazgeçilmesi,
gerekmektedir.
Örnek 1- Borçlunun Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı
Ostim ve Yeğenbey ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Yeditepe
Veraset ve Harçlar Vergi Dairelerine olan borçlarından dolayı sahip olduğu
gayrimenkul üç vergi dairesince de haczedilmiştir. İlk haciz Ostim Vergi
Dairesince tatbik edilmiştir. Buna göre, madde hükmünden yararlanmak isteyen
borçlunun Ostim Vergi Dairesine başvuruda bulunması gerekmektedir.
3. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinde haczedilen malın
değer tespitinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.
Buna göre, haczedilen mala karşılık ödenecek tutarın
tahsil dairesince belirlenebilmesi için öncelikle 6183 sayılı Kanunun ilgili
hükümlerine göre değer tespitinin yapılması gerekmektedir. Ancak, 74/A
maddesine istinaden haczi kaldırılacak menkul mallar için yapılacak değer
tespiti sırasında tahsil dairesince her halükarda bilirkişiye değer
biçtirilecektir.
4. Madde kapsamında haczin kaldırılabilmesi için mahcuz
mala biçilen değer ile % 10 fazlasının ve hacizli mala ilişkin yapılan takip
masraflarının ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi
gerekmektedir.
Ayrıca, mahcuz mal üzerinde haczi bulunan diğer tahsil
dairelerinin yapmış olduğu takip masraflarının da tahsil edilmesi
gerektiğinden, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince ilgili
dairelerden gerekli bilgi temin edilecektir.
5. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendinde "2. Mahcuz mala biçilen değer ile % 10
fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi (Şu kadar
ki, madde kapsamında ödenecek tutar, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş
borçların toplamından fazla olamaz.)." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm çerçevesinde, 74/A maddesi kapsamında
yapılacak tahsilat, amme borçlusunun Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
dairelerine olan;
- ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş,
- tecil edilmiş (6183 sayılı Kanun veya özel kanunlar
kapsamında tecil edilmiş),
- muaccel hale gelmiş,
borçlarının toplamından fazla olamaz.
Bu çerçevede, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin
borçlunun bağlı olduğu tüm tahsil dairelerinden madde kapsamındaki borçlara ve
takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan tahsil edilmesi
gereken tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, mahcuz mala
biçilen değer ile % 10 fazlası borçlu tarafından ödenmesi gereken azami tutarı
(takip masrafları hariç) ifade ettiğinden, amme alacağı toplamının bu tutardan
az olması halinde borçludan amme alacağı ile varsa takip masrafı kadar ödemede
bulunması talep edilecektir.
6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında tahsil
dairesine gerekli ödeme yapıldıktan sonra, mal üzerindeki hacizler
kaldırılacaktır. Mahcuz mala birden fazla tahsil dairesince haciz tatbik
edilmiş olması durumunda, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin bildirimi
üzerine diğer dairelerce de hacizler kaldırılacaktır.
Örnek 2- Örnek 1'deki borçlunun Ostim Vergi Dairesine
150.000,- lira, Yeğenbey Vergi Dairesine 30.000,- lira, Yeditepe Veraset ve
Harçlar Vergi Dairesine 15.000,- lira vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır.
Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen
değer 160.000,- liradır. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000,-
liradır. Borçlunun madde kapsamında 160.000,- lira ve % 10 fazlası olan
16.000,- lira ile 2.000,- lira takip masrafı toplamı 178.000,- lirayı Ostim
Vergi Dairesine ödemesini müteakip Ostim Vergi Dairesi ve bu dairenin bildirimi
üzerine diğer vergi daireleri hacizleri kaldıracaktır. Ancak, borçlunun diğer
malları üzerindeki vergi dairesi hacizlerinin amme alacakları tamamen tahsil
edilmedikçe kalkmayacağı tabiidir.
6. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi ile yapılan
düzenleme, rızaen ödeme esasına dayalı olarak mahcuz mal üzerindeki Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasına
imkan verdiğinden, mahcuz mal üzerinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil
daireleri tarafından tatbik edilen hacizler dışında başkaca takyidat bulunması,
borçlunun madde hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.
Buna göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri
tarafından tatbik edilen hacizler madde kapsamında yapılacak tahsilatı müteakip
kaldırılacak ancak, bulunması halinde diğer takyidatlar hakkında bu maddenin
bir etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, madde kapsamında yapılan tahsilatların
yine maddede düzenlenen alacaklar dışında herhangi bir kişi veya kurum
alacağına mahsubu söz konusu değildir.
7. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin beşinci
fıkrasında "Tahsil edilen paralar, söz konusu malın aynından doğan motorlu
taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer'i alacaklar ile vergi cezalarına,
mahcuz mala haciz tatbik etmiş dairelerin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel
hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil
edilmiş bulunan alacaklarına, haciz sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz
tatbik etmemiş dairelerin bu fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim
edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Fıkra hükmüne göre, hacizli menkul veya gayrimenkul
mala karşılık tahsil edilen tutardan takip masrafları düşüldükten sonra kalan
tutardan varsa haczi kaldırılan mala ilişkin motorlu taşıtlar vergisi ve bu
vergiye bağlı fer'i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır.
Kalan tutar haciz tatbik etmiş daireler arasında haciz
sırasına göre dağıtılacaktır. İlk haczi tatbik eden dairenin sırasıyla; takip
konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi
geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan
tutardan aynı usullere göre haciz tatbik etmiş diğer dairelerin alacaklarına
pay ayrılacaktır.
Bu şekilde pay ayrıldıktan sonra kalan tutar, haciz
tatbik etmemiş tahsil dairelerinin muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı
gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına
garamaten taksim edilecektir.
Söz konusu dağıtım işlemleri mal üzerine Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden tahsil
dairesince yapılacaktır.
Örnek 3- Örnek 1'deki borçlu tarafından Ostim Vergi Dairesine
ödenen 178.000,- liralık tutardan sırasıyla;
- Takip masraflarına karşılık 2.000,- lira,
- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında
ilk sırada haciz tatbik eden Ostim Vergi Dairesinin alacağına karşılık
150.000,- lira,
- İkinci sırada motorlu taşıtlar vergisi için haciz
tatbik eden Yeğenbey Vergi Dairesinin 30.000,- lira alacağına karşılık 26.000,-
lira,
mahsup edilecektir.
Yeğenbey Vergi Dairesinin alacağının tamamına karşılık
tahsilat yapılmamış, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine de herhangi
bir pay ayrılmamış olmasına rağmen bu vergi dairelerince de hacizler
kaldırılacaktır. Ancak, bu alacakların anılan vergi dairelerince takip ve
tahsiline devam edileceği tabiidir.
Diğer taraftan, örnek olaydaki mahcuz malın taşıt
olması durumunda, Yeğenbey Vergi Dairesince ilk sırada haciz tatbik
edilmemesine rağmen, borçludan tahsil edilen tutardan takip masraflarına pay
ayrıldıktan sonra malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye
bağlı fer'i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır. Maddede yer alan
öncelik hükmü malın aynından doğan alacağı olan vergi dairelerince haciz tatbik
edilmemiş olması halinde de uygulanacaktır.
8. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında haczin
kaldırılması halinde aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay
müddetle Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince haciz tatbik
edilmeyecektir. Ancak, 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde
ihtiyati haciz tatbiki gerektiren hallerde, bu mala ihtiyati haciz tatbik
edilmesi mümkündür.
Amme borçlusu lehine üçüncü şahıslar tarafından
teminat olarak gösterilen mal üzerindeki haczin 74/A maddesi kapsamında
kaldırılması halinde, üçüncü şahsın amme borçlarından dolayı bu malına tahsil
dairelerince üç aylık süre sınırlaması olmaksızın haciz tatbik edilebilecektir.
9. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi hükmünden
yararlanılabilmesi için hacze ilişkin olarak dava açılmaması, açılmış
davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması, başvurulmuşsa
vazgeçilmesi şart olduğundan, amme borçlusunun veya malı teminat olarak
gösteren üçüncü şahsın, açmış oldukları davalardan ve/veya kanun yollarından
feragat ettiklerine ilişkin dilekçeyi ilgili mahkemesine vermeleri ve
feragatlerine ilişkin belgeyi ilk sırada haczi tatbik eden tahsil dairesine
ibraz etmeleri gerekmektedir.
İlk sırada haciz tatbik etmiş olan tahsil dairesince;
feragate konu olacak davaların tespiti için mahcuz mala haciz tatbik etmiş olan
diğer tahsil dairelerinden haciz işlemlerine karşı dava açılıp açılmadığı
araştırılacak, açılmış davalardan feragate ilişkin belgeler temin edildikten
sonra belgelerin örneği ilgili tahsil dairelerine gönderilecektir. Hacze
ilişkin açılmış davalardan vazgeçilmemesi halinde madde hükmünden
yararlanılamayacaktır.
Ayrıca, 74/A maddesinde, maddeden yararlanmak üzere
başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı davalardan vazgeçen borçlunun, haczi
kaldırılan mal ile ilgili açtığı davaların mahkemelerce incelenmeyeceği ve
herhangi bir sebeple incelenerek karara bağlanması halinde bu kararın hükümsüz
sayılacağı hükme bağlanmıştır. Tahsil dairelerince maddenin uygulanması
sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.
10. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında tatbik
edilmiş ihtiyati haciz, Kanunun 74/A maddesine dayanılarak kaldırılmayacaktır.
Ancak, ihtiyati haczin Kanunun 16 ncı maddesi kapsamında teminat alınması
halinde kaldırılabileceği tabiidir.
11. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanmak
üzere başvuruda bulunulması takip işlemlerini durdurmayacaktır.
XIV-[86] Aciz Hali
ve Aczin Neticeleri
1. 6183 sayılı Kanunun 75 ve 76 ncı maddelerinde aciz
hali ve aczin neticeleri düzenlenmiştir. Buna göre, yapılan takip sonunda,
borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı
takdirde borçlu aciz halinde sayılmaktadır.
2. Borçlunun aciz hali, yapılan takip aşamalarıyla
bakiye borç tutarı bir aciz fişinde gösterilerek tespit olunur.
3. Aciz halindeki borçlu hakkında teminat ve faiz
aranmadan 48 inci madde hükmü tatbik olunabilir.
Aciz hali tespit edilmiş borçlunun borçları talebi
üzerine faiz ve teminat aranmaksızın ertelenebilir. Mükellefin mal edindiğinin
tespiti halinde aciz hali ortadan kalkar ve takibat işlemlerine devam edilir.
4. Alacaklı tahsil dairesi aciz halindeki borçlunun mali
durumunu zamanaşımı süresi içinde devamlı olarak takip eder.
5. Borçlunun alacaklıları tarafından
genel icrada yapılan takipler sonucunda icra dairelerince düzenlenmiş aciz
vesikaları, 6183 sayılı Kanunun 75 inci maddesine göre borçlunun aciz halini
göstermediğinden, bu vesikaların alınması üzerine borçlunun aciz hali tespit
edilmeyecek ve bu alacaklara gecikme zammı uygulaması da durdurulmayacaktır.
Ancak, 75 inci maddenin 1 inci fıkrasına göre yapılacak araştırma sonucunda
aciz hali bulunup bulunmadığı tespit edilecektir.
6. Borçlunun mal edindiğinin saptanması halinde haciz
varakalarına istinaden gerekli haciz yapılır. Haczedilen malların değerinin
takipli alacağı karşıladığının tespiti halinde aciz hali kaldırılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Menkul
Malların Haczi ve Satışı
I. Menkul malların haczi
1. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunun
5904 sayılı Kanunla değişik 77
nci maddesinde, "Her türlü menkul mallar cins ve nevileri, vasıfları,
alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri haciz zaptında tesbit
edilmek suretiyle haczolunur.
Resmi
sicile kayıtlı olan menkul malların haczi, sicillerine işlenmek üzere sicilin
tutulduğu daireye tebliğ edilmek suretiyle de yapılır. Tahsil dairelerince
düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme
idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu
tebligata elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak
tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve
esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Buna
göre, her türlü menkul malların; cins ve türleri, özellikleri, işaretleri, sayı
ve miktarları ve tahmin edilen değerlerinin, haciz tutanağında (zaptında)
tespit edilerek haczedilmesi gerekmektedir. Resmi sicile kayıtlı olan menkul
malların haczinin, sicillerine işlenmek üzere sicilin tutulduğu daireye tebliğ
edilmek suretiyle de yapılması gerekmektedir.
6183
sayılı Kanunun 77 nci maddesinde tahsil dairelerince düzenlenen haciz
bildirilerinin, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla,
posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilmesine ve bu tebligatlara
elektronik ortamda cevap verilebilmesine imkan verilmiş, elektronik ortamda
yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul
ve esasları belirlemeye Bakanlığımız yetkili kılınmıştır.
Bu
hükme istinaden, Emniyet Genel Müdürlüğü trafik şube ve bürolarına kayıtlı
araçların haczi için, alacaklı amme idarelerinin Bakanlığımızın (Gelir İdaresi
Başkanlığının) uygun görüşünü de almak suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğü ile
yapacakları anlaşmalar çerçevesinde, elektronik imza ya da şifre kullanılmak
suretiyle haciz bildirilerinin elektronik ortamda anılan kuruma tebliğ edilmesi
ve elektronik ortamda cevaplarının alınması, elektronik ortamda tebliğ edilecek
haciz bildirilerinde birden fazla amme borçlusu için tebligat yapılabilmesi ve
cevaplarının alınması uygun görülmüştür.
Diğer
taraftan, 2918 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin
(9) numaralı alt bendinde "Ülke çapında taşıtların ve sürücülerin sicillerini
tutmak, bunlara ilişkin teknik ve hukuki değişiklikleri işlemek, işlettirmek,
istatistiksel bilgileri toplamak ve değerlendirmek" Emniyet Genel Müdürlüğü
trafik kuruluşlarının görev ve yetkileri arasında sayılmış, anılan maddenin son
fıkrasında da "Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve
araçlar üzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukukî değişiklikler ile
haciz, rehin, ihtiyatî tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin;
elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenilmesi ve kaldırılması
işlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile
kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir."
hükmüne yer verilmiştir.
Buna
göre, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sicil kayıtları tutulan motorlu
taşıtların haczinin, 6183 sayılı Kanunun 77 nci maddesine ve/veya 2918 sayılı
Kanunun 5 inci maddesine istinaden Emniyet Genel Müdürlüğü ile yapılan
protokoller sonucunda, düzenlenen haciz bildirilerinin elektronik ortamda
tebliğ edilmesi suretiyle veya elektronik ortamda motorlu taşıtların
sicillerine erişilerek haciz konulması suretiyle yapılması uygun görülmüştür.
2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç
sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara
ilişkin yapılacak haciz işlemleri buna göre sürdürülecektir. (14.06.2018
tarihli ve 30451 sayılı R.G. Seri A Sıra No 11 ile eklenmiştir)
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin
ikinci fıkrasının verdiği yetkiye istinaden diğer menkul mallara ilişkin
düzenlenecek haciz bildirilerinin elektronik ortamda tebliğ edilmesine ilişkin
olarak Gelir İdaresi Başkanlığı ilgili kurumlarla protokol yapmaya yetkilidir.
(23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile eklenmiştir)
2. 6183 sayılı Kanunun "Haciz sırasında bulunacaklar ve
haciz zaptı" başlıklı 78 inci maddesinde, "Haciz
sırasında borçlu veya zilyed veya bunların; vekilleri, işçi, müstahdem veya
aileleri efradından birisi kendilerini temsilen bulunur. Bunlar haciz yerinde
bulunmaz veya o sırada bulundurulmaları sağlanamazsa gıyapta haciz yapılır.
Gıyapta yapılan hacizlerde zabıta memuru veya muhtar veya ihtiyar kurulu
üyelerinden biri veya borçlunun veya zilyedin komşularından iki kişi hazır
bulundurulur.
Tanzim edilen
haciz zaptında, hacze esas olan haciz varakasının tarih ve numarası, haczin
yapıldığı yer, gün ve saat, haczedilen malların neler olduğu, tahmin edilen
değerleri, haciz sırasında bulunan kimseler, varsa üçüncü şahısların iddiaları
vesair lüzumlu hususlar belirtilir, hazır bulunanlarca imzalanarak haciz işi
tamamlanır. (Ek: 27.12.2023-7491/4 md.) Haciz zaptı elektronik
ortamda düzenlenebilir. Elektronik ortamda düzenlenecek haciz zaptına ilişkin
usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir(13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir).
Gıyapta
yapılan hacizlerde zaptın bir örneği borçlu veya zilyede derhal tebliği olunur.
Güneş
battıktan doğuncaya kadar ve tatil günlerinde haciz yapılamaz. Tatil günlerinde
veya geceleri çalışılan yerlerde yapılacak hasılat haczi ile borçlunun mal
kaçırdığının anlaşıldığı haller bu hükümden müstesnadır." hükmü yer almaktadır.
Menkul mallara tatbik edilecek haciz işlemlerinde,
Kanunun bu maddesinde yer verilen hükümlere riayet edilmesi gerekmektedir.
7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesiyle 6183
sayılı Kanunun 78 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen hüküm sonucunda
haciz zaptının elektronik ortamda düzenlenebilmesine imkan
sağlanmıştır. Aynı maddede, elektronik ortamda düzenlenecek haciz zaptına dair
usul ve esasları belirlemeye Bakanlığımız yetkili kılınmıştır. (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir)
Buna göre, elektronik alt yapıları uygun
olan alacaklı amme idareleri, haciz zaptını elektronik ortamda
düzenleyebilecektir. Elektronik ortamda düzenlenecek haciz zaptında asgari 6183
sayılı Kanunun 78 inci maddesinde belirlenen hususlara yer verilecektir. Haciz
zaptı, yetkili memur tarafından mobil cihazlar aracılığıyla elektronik ortamda
oluşturulacak ve haciz sırasında hazır bulunanlara imzalatılacaktır. Elektronik
ortamda oluşturulan haciz zaptı, hazır bulunanların elektronik imza aracı
bulunması durumunda bu araç kullanılmak suretiyle, bu aracın bulunmaması
halinde ise ıslak imzayla ya da alacaklı amme idareleri tarafından belirlenecek
usullerle imzalanacaktır. (13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile eklenmiştir)
Haciz zaptının; elektronik ortamda
düzenlenmesi, imzalanması, onaylanması, iletilmesi, elektronik ortamda
düzenlenmesinin mümkün olmaması durumunda yapılacak işlemler ile elektronik
ortamda düzenlenecek haciz zaptına ilişkin diğer hususlar alacaklı amme
idareleri tarafından belirlenecektir. (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile eklenmiştir)
3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20 nci
maddesinin (d) bendi hükmüne göre, motorlu taşıtların her türlü satış ve
devirlerinin noter satış senedine dayanması gerekmektedir. Aynı Kanun hükümlerine
göre, Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde motorlu araçların sicil kayıtları
tutulmakta olup, noter satış senedi ile mülkiyeti devredilen araçların sicil
kayıtları mülkiyetin karinesi olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla, amme alacağının takip ve tahsili için
borçluların sahip oldukları motorlu taşıtların trafik kayıtlarına haciz
bildirisi ile haciz tatbik edilmesi hukuken geçerli bir haciz işlemidir.
Bununla birlikte, noter satış senedi ile satılan
araçların noter satış senedi tarihinden sonra eski malikinin borçlarından
dolayı sicil kayıtlarına haciz tatbik edilmesine imkan bulunmamaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik şube ve
bürolarına kayıtlı araçların sicillerine haciz tatbikiyle yetinilmemelidir. Söz
konusu araçların çalınması, kaybolması ve hasar görmesi ihtimalini ortadan
kaldırmak ve amme alacağının biran evvel tahsilini sağlamak amacıyla, 6183
sayılı Kanunun 78 inci maddesi uyarınca fiili haczinin gerçekleştirilmesi ve 82
nci maddesi uyarınca gerekli muhafaza tedbirlerinin alınması gerekmektedir.
2918
sayılı Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde iş makinesi
türünden araçların tescillerinin ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir. Madde
hükmüne göre gerçek veya özel hukuk tüzel kişilere ait olan iş makinelerinin tescil
kayıtları ilgisine göre ziraat odalarında, ticaret odasında, sanayi odasında
veya ticaret ve sanayi odasında tutulmakta olup, amme borçlusuna ait iş
makinelerinin sicillerine haciz tatbikiyle yetinilmemelidir. Söz konusu iş
makinelerinin çalınması, kaybolması ve hasar görmesi ihtimalini ortadan
kaldırmak ve amme alacağının biran evvel tahsilini sağlamak amacıyla, 6183
sayılı Kanunun 78 inci maddesi uyarınca fiili haczinin gerçekleştirilmesi ve 82
nci maddesi uyarınca gerekli muhafaza tedbirlerinin alınması gerekmektedir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
II- Üçüncü Şahıslardaki
Menkul Malların, Alacak ve Hakların Haczi
1. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde üçüncü
şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi düzenlenmiştir.
2. Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede
dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü haklar ve
fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki
menkul mallar, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi
gereken gerçek ve tüzel kişiler ile kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği
suretiyle haczedilecektir.
3. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz
bildirisinde; üçüncü şahısların bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine
ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya
elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edeceği ve malın
amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan
ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı hususları
ile 79 uncu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümlerinin üçüncü şahıslara
bildirilmesi gerekmektedir.
4. Haciz bildirisini alan üçüncü şahıslarca, amme
borçlusuna borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin
tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın
telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi
ileri sürülecek iddiaların haciz bildirisinin kendilerine tebliğinden itibaren
7 gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak yapılması zorunlu olup, bu
zorunluluğun yerine getirilmemesi halinde mal ellerinde ve borç zimmetlerinde
sayılacak ve haklarında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
5. Üçüncü şahısların kendilerine tebliğ edilen haciz
bildirilerine karşılık alacaklı tahsil dairesine yazılı olarak verecekleri
cevapları, elden teslim etmeleri ya da taahhütlü posta yoluyla göndermeleri
gerekmektedir. Kanun ile üçüncü şahıslara tanınan 7 günlük cevap verme
süresinin hesaplanmasında; cevapların elden teslimi halinde alacaklı tahsil
dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihin, taahhütlü postayla gönderilmesi
halinde postaya verildiği tarihin esas alınacağı tabiidir.
6. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde tanınan 7
günlük sürede alacaklı tahsil dairesine itirazda bulunmayan üçüncü şahıslara
diğer bir hak tanınarak, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde
genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ
edildiği tarih itibarıyla borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını
ispat etmek imkanı verilmektedir.
Maddede, menfi tespit davası açılması durumunda amme
alacağının takibinin durmayacağı ancak, mahkemece 6183 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin
durdurulmasına karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, üçüncü
şahıslarca menfi tespit davasının açılması, bu şahıslar hakkında sürdürülen
takibin durdurulması için yeterli olmayıp bu konuda ayrıca mahkemenin takibin
durdurulmasına karar vermiş olması gerekmektedir.
Madde hükmüne göre, teminatlar alacaklı tahsil
dairelerince alınacak ve haciz varakalarına istinaden haczedilecektir. Mahkeme
kararı üzerine teminat gösterilmemiş olması ya da gösterilen teminatın takip
konusu alacağı karşılamaması halinde takip muamelesi durmayacaktır. Dava konusu
tutarı karşılayacak nitelikte teminat gösterdiğini iddia eden üçüncü şahsın, bu
iddiasını takip işlemini durduran mahkemeye intikal ettirmesi gerektiği
tabiidir.
7. Açılan menfi tespit davası sonucunda haksız çıkan
üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10'u oranı üzerinden ayrıca
inkar tazminatına mahkemelerce hükmedilecektir. Mahkeme kararlarında inkar
tazminatına hükmedilmemiş olması halinde yetkili birimlerce temyiz yoluna
başvurulması gerekmektedir. Söz konusu tazminatın takibine, 6183 sayılı Kanunun
55 inci maddesine göre düzenlenecek olan ödeme emrinin tebliği ile
başlanılacaktır. Bu tazminata, süresinde ödenmemesi halinde gecikme zammı
tatbik edilmeyecektir.
8. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre amme
borçlusu sayılan üçüncü şahıslar hakkında takip işlemlerine aynı Kanun
hükümlerine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği ile başlanılacaktır.
Üçüncü şahıslarca tebliğ edilen ödeme emrine karşı idari
yargı mercilerinde dava açılması halinde yürütmeyi durdurma kararı verilmediği,
genel mahkemelerde menfi tespit davası açılması halinde ise mahkemece takibin
durdurulmasına karar verilmediği sürece amme alacağının takibine devam
edilecektir.
9. 6183 sayılı
Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022
tarihli ve E.No:2021/119, K.No:2022/48 sayılı kararı ile iptal edildiğinden,
üçüncü şahısların kendilerine tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı açtıkları
davaların aleyhlerine sonuçlanması halinde haksız çıkma zammı alınmayacaktır. (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile değişik)[87]
10. Üçüncü şahıslar hakkında sürdürülen takip
muamelelerinin durdurulmasına ilişkin yargı kararları, asıl amme borçlusu
hakkında sürdürülen takibi durdurmayacaktır.
Takip konusu amme alacağının asıl amme borçlusundan
tahsil edilmiş olması ya da üçüncü şahsın açtığı menfi tespit davasının lehine
sonuçlanması halinde ise üçüncü şahıs hakkında sürdürülen takip muamelesine son
verileceği tabiidir.
11. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde düzenlenen bir
diğer husus ise, üçüncü şahsın, haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde alacaklı
tahsil dairesine itiraz etmesi halinde, alacaklı amme idaresinin; bir yıl
içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada
ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesinin birinci
fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine
hükmedilmesini isteyebileceğine yöneliktir.
Bu hükümden hareketle alacaklı tahsil dairelerince
üçüncü şahısların itirazının yerinde olmadığına yönelik ispat edici bilgi ve
belgeler tespit edilmesi halinde, üçüncü şahısların itirazının iptali için dava
açılmak üzere durum amme idarelerinin yetkili birimlerine intikal ettirilir ve
gerekli dava açılır.
Üçüncü şahısların yaptığı itirazın iptali talebi ile
alacaklı amme idaresince açılan davanın kabul edilmesi halinde hükmedilen
tutarın, üçüncü şahıstan takip ve tahsiline 6183 sayılı Kanunun 55 inci
maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.
Takip konusu amme alacağının asıl amme borçlusundan
tahsil edilmiş olması halinde, üçüncü şahıs tarafından yapılan itirazın iptali
için alacaklı amme idaresince genel mahkemelerde açılmış olan davaların sürdürülmemesini
sağlamak üzere yetkili birimlere bilgi verilecektir.
12. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesine göre üçüncü
şahıslar nezdinde yapılan takip sırasında haczedilen menkul malların aynen
teslimi mümkün olmadığı takdirde haciz konusu malın değerinin ödenmesi
gerekmektedir. Bu durumda üçüncü şahıs hakkında yapılacak takibin de mal bedeli
ile sınırlı olacağı tabiidir.
Madde ile haklarında amme borçlusu olarak takip
yapılan üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları
saklı tutulmuştur.
13. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde yapılan
düzenleme ile tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin; amme
borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan
veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye
Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların
genel müdürlüklerine de tebliğ edilebileceği, haciz bildirisinin bankanın genel
müdürlüğüne tebliğ edilmiş olması halinde tüm şubelerini kapsayacak şekilde
beyanda bulunma yükümlülüğünün bankanın genel müdürlüğüne ait olduğu hükme
bağlanmıştır.
Bu hüküm gereğince 6183 sayılı Kanunun 13 ve 62 nci
maddelerine dayanılarak uygulanacak haciz ve ihtiyati hacizlere yönelik haciz
bildirilerinin, amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunduğu veya
bulunabileceği banka şubesine doğrudan veya o mahaldeki tahsil dairesi
aracılığı ile tebliğ edilmesi işlemlerine devam edilecek, bankalara tebliğ
edilecek ihtiyati haciz ve haciz bildirilerinin, amme borçlusunun tebliğ
tarihinde muhatap banka nezdinde mevcut olan varlıklarını kavrayacağına ilişkin
ihtiyati haciz bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
14. odeme müddeti içerisinde ödenmeyen amme alacaklarının
cebren tahsilini temin etmek ya da alacağın tahsil güvenliğini sağlamak
amacıyla tahsil dairelerince alınan haciz ve ihtiyati haciz kararları üzerine,
6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi hükmüne dayanılarak borçlunun bankalar
nezdindeki hak ve alacaklarının da haczi yoluna gidilmektedir.
6183
sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden;
Bakanlığımıza bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen amme alacaklarında
tutara bakılmaksızın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil daireleri
tarafından takip edilen amme alacaklarında 50.000,- lira ve üzeri için, il özel
idareleri ve belediyelere ait amme alacaklarında ise 10.000,- lira ve üzeri
için tanzim edilen haciz bildirilerinin bankaların genel müdürlüklerine tebliğ
edilmesi uygun görülmüştür. (11.09.2013
tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
Bu kapsamda posta yoluyla yapılacak tebligatlarda;
- Haciz bildirilerinin her amme borçlusu için ayrı
ayrı düzenlenmesi,
- Haciz bildirisine konu amme alacağı aslı ve
fer'ilerinin toplamının dikkate alınması,
- Haciz bildirilerinin banka genel müdürlüklerine 7
günlük süre içinde cevap verilmesini engelleyecek şekilde topluca
gönderilmemesi,
gerekmektedir.
15. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde tahsil
dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin, alacaklı tahsil dairelerince ya
da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ
edilebilmesine ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilmesine
imkan verilmiş, elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik
ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlığımız
yetkili kılınmıştır.
Bu hükme istinaden, ayrıca bir düzenleme yapılıncaya
kadar, alacaklı amme idarelerinin Bakanlığımızın (Gelir İdaresi Başkanlığının)
uygun görüşünü de almak suretiyle banka genel müdürlükleri ve Merkezi Kayıt
Kuruluşu A.Ş. ile yapacakları anlaşmalar çerçevesinde, elektronik imza ya da
şifre kullanılmak suretiyle haciz bildirilerinin elektronik ortamda sadece bu
kurumlara tebliğ edilmesi ve elektronik ortamda cevaplarının alınması,
elektronik ortamda tebliğ edilecek haciz bildirilerinde yukarıda belirlenen
tutar ile sınırlı kalınmaması, birden fazla amme borçlusu için tebligat
yapılması ve cevaplarının alınması uygun görülmüştür.
Bu
kapsamda kurulan elektronik ortamda haciz bildirisi tebliğ sistemine dahil olan
banka genel müdürlükleri ile Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.'ne, elektronik ortamda
tebliğ edilen haciz bildirileri, sisteme dahil olmayan banka genel
müdürlüklerine bir haciz bildirisi ekinde liste olarak posta yoluyla tebliğ
edilecektir. Elektronik ortamda haciz bildirisi tebliği sistemine dahil olan
banka genel müdürlükleri ve şubeleri ile Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.'ne zorunlu
olmadıkça (çok ivedilik taşıyan durumlar ile sistemin işletilememesi hali)
haciz bildirileri posta yoluyla veya memur eliyle tebliğ edilmeyecektir.(11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile eklenmiştir)
Diğer
taraftan 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye
istinaden, alacaklı amme idarelerinin Bakanlığımızın (Gelir İdaresi
Başkanlığının) uygun görüşünü de almak suretiyle, PTT ile yapacakları
anlaşmalar çerçevesinde, elektronik imza ya da şifre kullanılmak suretiyle
haciz bildirilerini elektronik ortamda anılan kuruma tebliğ etmeleri ve
elektronik ortamda cevaplarını almaları, elektronik ortamda tebliğ edilecek
haciz bildirilerinde birden fazla amme borçlusu için tebligat yapmaları ve
cevaplarını almaları uygun görülmüştür. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile eklenmiştir)
16. 6183 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi uyarınca
haczedilecek maaş, ücret, kira, istihkak alacakları gibi süreklilik arz eden
alacak borç ilişkisi bulunması halinde ileriye matuf haciz yapılması gerektiği
tabiidir.
III- Haczedilen
Menkul Malların Değerlemesi ve Korunması
1. 6183 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde, haczedilen
menkul malların değerlerinin haczi yapan memur tarafından tespit edileceği,
ancak borçlunun müracaatı ya da tahsil dairesinin gerekli görmesi halinde bu malların
yeniden bilirkişiden alınacak mütalaaya göre değerlerinin tespitinin mümkün
olduğu hüküm altına alınmıştır.
2. 6183 sayılı Kanunun 82 nci maddesi ile haczedilen
para, kıymetli maden, mücevher, ticari senet, hisse senedi ve tahvil gibi
menkul malların kaybolmalarının ve değiştirilmelerinin önlenebilmesi için
tahsil dairelerine bunları bizzat gerekli tedbirleri almak suretiyle muhafaza
görevi verilmiştir.
Haczedilen diğer menkul malların ise uygun bir yerde
muhafaza altına alınması veya güvenilir bir şahsa ya da güvenilir bir şahsın
kefaleti altında borçlunun ya da zilyedin kendisine bırakılması mümkündür.
3. 6183 sayılı Kanunun 83 üncü maddesinde, "Borçlular, zilyedler, güvenilir şahıslar 82
nci madde gereğince kendilerine bırakılan malları, alacaklı amme idarelerince
yapılacak ilk talep üzerine derhal ve kendilerine teslim edildiği zamandaki
durumları ile geri vermek mecburiyetindedirler.
Bu
mecburiyeti yerine getirmeyenler, haklarında yapılacak ceza takibinden başka,
bu malların kendilerine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef veya zayi
olduğunu ispat edemedikleri takdirde, geri verilmeyen malların değerleri
tutarınca borçlu sayılıp bu kanun hükümleri gereğince takip olunurlar." hükmü yer almaktadır.
4. Maddede bahsi geçen ceza, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 289 uncu maddesine tekabül etmektedir. Dolayısıyla, suçu öğrenen amme
idaresi şüphelinin yargılanmasını temin etmek üzere yetkili birimleri aracılığı
ile görevli Cumhuriyet Savcılığına gerekli suç duyurusunda bulunur.
5. Madde hükmüne göre, alacaklı amme idaresinin talebi
üzerine, hacizli malların derhal ve kendilerine teslim edildiği zamandaki
durumlarıyla vermeyen ve bu malların kendilerine atfolunamıyacak bir sebepten
dolayı telef veya zayi olduğunu ispat edemeyenlerden, geri verilmeyen malların
değeri takip ve tahsil edilecektir.
Takip ve tahsilat işlemlerine, 6183 sayılı Kanunun 37
nci maddesine istinaden ilgilisine 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebligat
yapılarak bir aylık ödeme süresi verilmek suretiyle başlanılması, bu süre
içerisinde ödeme yapılmaması halinde 55 ve müteakip maddelerine göre işlem
yapılması gerekmektedir.
6. Güvenilir şahısların sorumluluğu geri verilmeyen
malların değeri ile sınırlı olduğundan, haklarında yapılacak takipte ayrıca mal
bedeli üzerinden gecikme zammı uygulanmayacaktır.
IV- Menkul Malların Satışı (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değişik)
1. 6183 sayılı
Kanunun menkul malların satılmasına dair hükümlerine göre, menkul malların
satışının esas olarak alacaklı tahsil dairelerince yapılması gerekmektedir.
15/4/2021 tarihli ve 7316 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 1 inci maddesiyle 6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesinde menkul
malların fiziki ortamda satışına ilave olarak elektronik ortamda da satışına
imkan veren değişiklik yapılmıştır.
Buna göre, menkul malların satışının alacaklı tahsil
dairelerince esas itibarıyla açık artırma usulüne göre fiziki veya elektronik
ortamda yapılması gerekmektedir.
2. 6183
sayılı Kanunun 84 üncü maddesi uyarınca menkul malların haczedildikleri tarihin
üçüncü gününden itibaren üç ay içerisinde satışa çıkarılması gerekmektedir.
Ancak, hacizli menkul malın bu sürede satışa çıkarılmamış olmasının, bu sürenin
sonrasında satışa çıkarılamayacağı anlamına gelmeyeceği tabiidir.
Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle muhafazasına
imkan olmayan veya beklediği takdirde önemli bir değer değişikliğine uğraması
ihtimali bulunan malların derhal satılarak paraya çevrilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, 7316 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle
muhafazası tehlikeli veya masraflı olan malların da derhal satılarak paraya
çevrilmesi kuralı getirilmiştir.
Muhafazası tehlikeli, dolayısıyla can ve mal güvenliği
açısından mahsurlu mal türlerine yanıcı, patlayıcı, aşındırıcı, oksitleyici,
radyoaktif, zehirli ve bulaşıcı maddeler örnek olarak verilebilir.
Muhafazası masraflı olan mallar, özel saklama koşulları
nedeniyle diğer mallara göre muhafaza ücreti çok daha yüksek olan mallardır.
3. 6183
sayılı Kanunun 85 ila 87 nci maddelerinde, haczedilen menkul malların satış
şekli, artırma usulü, satış ilanları, müşterinin malı almaktan vazgeçmesi ve
satılamayan menkul mallar hakkında ne gibi işlem yapılacağı hususları
düzenlenmiştir.
6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesinde 7316 sayılı
Kanunla yapılan değişiklik sonucunda menkul malların artırmasına iştirak
edeceklerden menkul mala biçilen değerin % 5'i nispetinde paranın teminat
olarak artırmadan önce alınması gerekmektedir. Buna göre, 7316 sayılı Kanunun
yayımlandığı 22/4/2021 tarihinden itibaren yapılacak menkul mal satışlarına
iştirak edeceklerden teminat alınması icap etmektedir.
Kendisine menkul mal ihale edilen kişiden alınan
teminat tutarı ihale bedelinden mahsup edildikten sonra kalan tutarın ihale
alıcısı tarafından ödenmesini müteakip mal kendisine teslim edilecektir.
Ancak, mal kendisine ihale edilenin malı almaktan
vazgeçmesi veya bedelin tamamını ödememesi durumunda, 6183 sayılı Kanunun 86
ncı maddesi kapsamında bu kişiden aranılacak bedelin;
- teminat tutarından yüksek olması halinde teminat
mahsup edildikten sonra bakiyesinin bu Kanuna göre takip edilmesi,
- teminat tutarından düşük olması halinde teminattan
mahsup yapıldıktan sonra artan tutarın 6183 sayılı Kanunun 97 nci maddesine
istinaden bütçeye gelir kaydedilmesi,
gerekmektedir.
Diğer taraftan, artırmaya katılmak için teminat
yatırdığı halde mal kendisine ihale edilmeyen kişilerden alınan teminatların
iade edileceği tabiidir.
7316 sayılı Kanunla 6183 sayılı Kanunun 85 inci
maddesine ikinci fıkra olarak eklenen hükümle alacaklı amme idarelerine menkul
malın türü veya değeri ile satış şeklini esas alarak teminat alınmayacak
halleri belirlemeye, para yerine 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendinde yazılı teminatların[88] alınmasına karar vermeye yetki verilmiştir.
Bu kapsamda, Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerince
yapılacak menkul mal satışlarında;
- menkul malın rayiç değerinin 10.000,- lira ve
altında olması halinde teminat alınmaması,
- menkul malın rayiç değerinin 10.000,- liranın
üzerinde olması halinde teminatın para veya teminat mektubu ya da sigorta
şirketlerince verilen kefalet senedi[89] olarak alınması,
uygun bulunmuştur.
4. 6183
sayılı
Kanunun 85 inci maddesine göre, haczedilen menkul malların tahsil dairelerinin
satış mahallinde artırma usulü ile satılması esastır. Ancak, haczedilen malın
satış mahalline naklinin çok zor olması, nakli sırasında önemli bir değer
kaybına uğramasının muhtemel olması gibi nedenlerle alacaklı tahsil dairesince
uygun görüldüğü hallerde, malın mahallinde satışının yapılması mümkün
olabilecektir.
6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesi hükmüne göre,
menkul malların artırmasında üç defa bağırma mecbur olup, ilk artırmada teklif
edilen en yüksek bedelin, menkulün tespit edilen değerinin % 75'inden aşağı
olmaması şartının aranılması zorunludur. Bu bedele ulaşılamaması halinde satış
yapılmayacaktır.
5. 7316
sayılı Kanunla yapılan değişikle 6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesinde menkul
malların elektronik ortamda da satılabileceği ve aynı Kanunla 6183 sayılı
Kanuna eklenen 97/A maddesiyle de menkul ve gayrimenkul malların elektronik
ortamda satışının ne şekilde yapılacağının Bakanlığımızca belirleneceği
düzenlenmiştir. Elektronik ortamda satışa ilişkin hususlar bu Tebliğin İkinci
Kısım, "Elektronik Ortamda Satış" başlıklı Dördüncü Bölümünde açıklanmış olup,
alacaklı amme idarelerinin teknik alt yapılarının hazır olmasını müteakip
menkul malların satışı elektronik ortamda da yapılabilecektir.
6. Bozulma,
çürüme ve benzeri sebeplerle korunması mümkün olmayan ya da beklediği zaman
önemli bir değer düşüklüğüne uğrayacağı anlaşılan mallar ile muhafazası
tehlikeli veya masraflı olan mallar ise artırma usulüne başvurulmadan pazarlık
usulüne göre satılabilecektir.
7. Altın,
zirai ürün ve hisse senedi gibi borsası bulunan malların satışının borsalarda yapılması
mümkündür. Bu takdirde, mal açık artırmaya çıkarılmadan doğrudan borsada
satılabilecektir.
8. 6183
sayılı Kanunun 87 nci maddesinde, ilk artırmada teklif edilen en yüksek
bedelin, menkulün tespit edilen değerinin % 75'inden aşağı olması veya hiç alıcı
çıkmaması halinde yapılacak işlem açıklanarak, satılamayan menkul malların ilk
artırma tarihinden başlayarak 15 gün içinde uygun görülen zamanlarda tekrar
satışa çıkarılacağı ve bu artırmada verilen bedel ne olursa olsun satışın
yapılacağı düzenlenmiştir.
Ancak, fiziki ortamda yapılan birinci artırmada alıcı
çıkmaması nedeniyle satışın gerçekleşmemesi halinde, malların ikinci
artırmasının bir başka il veya ilçede yapılması mümkündür.
Aynı madde hükmüne göre, menkul mallar yerinde veya
başka bir mahalle götürüldüğü halde yine satılamaz veya taşıma giderlerinin
çokluğu nedeniyle başka yere götürülmesi uygun görülmezse, ilk artırma
tarihinden başlayarak 15 günlük sürenin bitmesinden itibaren 6 ay içinde
pazarlıkla satılacaktır.
6183 sayılı Kanunun 97/A maddesine göre, elektronik
ortamda iki defa artırmaya çıkarılmasına rağmen satılamayan menkul mallar,
pazarlık usulüyle yukarıda belirtilen süre içinde fiziki veya elektronik
ortamda satılabilecektir.
Pazarlık usulü ile de satılamayan mallar borçluya geri
verilebileceği gibi uzun bir süre geçtiği halde satılamayan menkul malların
yeniden değerleri tespit edilmek suretiyle tekrar 6183 sayılı Kanunun 85 inci
ve müteakip maddelerine göre fiziki veya elektronik ortamda satışa çıkarılması
da mümkün bulunmaktadır.
9. 6183
sayılı Kanunun 85 inci veya 87 nci maddeleri çerçevesinde satışı yapıldığı
halde, menkul malı satın alan kişinin malı almaktan vazgeçmesi veya satış
bedelini ödememesi hali Kanunun 86 ncı maddesinde düzenlenmiştir.
86 ncı madde hükmüne göre;
a) 6183 sayılı Kanunun 85 inci maddesine göre
satıldığı halde müşterinin malı almaktan vazgeçmesi veya verilen mühlet
içerisinde bedelin tamamını ödememesi durumunda, malın ikinci defa artırmaya
çıkarılması gerekmektedir.
Maddede bu artırmanın hangi sürede yapılacağına
ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte, hacizli malların bir an
evvel paraya çevrilerek amme alacağının tahsil edilebilmesi için mümkün olan en
kısa sürede artırmaya çıkarılması ve satış için süre belirlenmesinde Kanunun 87
nci maddesinde düzenlenen 15 günlük sürenin esas alınması uygun olacaktır.
İkinci defa yapılan bu artırmada malın en çok artırana
ihale olunması gerekmektedir.
Mal birinci defa kendisine ihale edilen kimseden,
i) iki ihale bedeli arasındaki menfi fark ve diğer
zararlar ile fark üzerinden hesaplanacak tecil faizi oranında faizin,
ii) ikinci artırmada talip çıkmaması halinde ise
birinci ihale bedeli ve diğer zararlar ile birinci ihale bedeli üzerinden
hesaplanacak tecil faizi oranında faizin,
derhal 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil
edilmesi gerekmektedir. Takip işlemlerine, teminat alınmış olması halinde
teminatın mahsubu yapıldıktan sonra kalan alacak için ödeme emri tebliği ile
başlanılacaktır. Ayrıca, bu alacağa ihale bedelinin ödenmesi gerektiği günden
(bu tarih hariç) itibaren ödeme tarihine kadar (bu tarih dahil) geçen süre için
basit faiz usulüyle yıllık tecil faizi oranında faiz hesaplanması gerekmekte
olup, ayrıca gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.
İkinci ihalede talipli çıkmaması nedeniyle satışın yapılamaması
durumunda, sorumlu olan ilk ihale alıcısından Kanunun aradığı tüm bedelin
tahsil edilmesini müteakip malın kendisine terk edilmesi gerekmektedir.
b) 6183 sayılı Kanunun 87 nci maddesinde, ilk
artırmada malın satılamaması halinde yapılacak ikinci artırmaya ilişkin
işlemler açıklanmıştır. Bu maddeye göre, ilk artırmada satılamayan malın 15 gün
içerisinde ikinci artırmaya çıkarılması ve bu artırmada en yüksek bedeli teklif
edene ihale edilmesi gerekmektedir. Ancak, ikinci artırmada mal kendisine ihale
olunan kimsenin malı almaktan vazgeçmesi veya verilen mühlet içinde bedelin
tamamını ödememesi durumunda, kişi hakkında Kanunun 86 ncı maddesinin ikinci
fıkrasına göre işlem yapılacaktır.
Ayrıca, birinci artırmada mal ihale olunmasına rağmen
malın alınmasından vazgeçilmesi veya bedelin tamamının ödenmemesi nedeniyle
yapılan ikinci artırmada mal kendisine ihale olunan kişinin malı almaktan
vazgeçmesi veya bedeli ödememesi halinde, bu kişi hakkında da Kanunun 86 ncı
maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılacaktır.
Buna göre, mal ikinci artırmada kendisine ihale
olunmasına rağmen malı almaktan vazgeçen veya bedelin tamamını ödemeyen
kimseden, ikinci ihale bedeli ve diğer zararlar ile ikinci ihale bedeli
üzerinden hesaplanacak tecil faizi oranında faizin derhal 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre tahsil edilmesi gerekmektedir. Takip işlemlerine, teminat
alınmış olması halinde teminatın mahsubu yapıldıktan sonra kalan alacak için
ödeme emri tebliği ile başlanılacaktır. Ayrıca, bu alacağa ihale bedelinin ödenmesi
gerektiği günden (bu tarih hariç) itibaren ödeme tarihine kadar (bu tarih
dahil) geçen süre için basit faiz usulüyle yıllık tecil faizi oranında faiz
hesaplanması gerekmekte olup, ayrıca gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.
Aranan bedellerin tamamının tahsilini müteakip mal kendisine terk edilecektir.
7316 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda 6183
sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre hesaplanması gereken faizin, % 5 oranı
yerine tecil faizi oranının dikkate alınarak hesaplanması gerekmektedir. Buna
göre, 7316 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren yapılacak satışlara bu
yeni düzenlemenin uygulanması gerekmektedir. Ayrıca, tecil faiz oranında
yapılacak değişikliklerin faiz hesabında dikkate alınacağı tabiidir.
10. 6183
sayılı Kanun hükümlerine göre, değer tespiti yapılarak satışa çıkarılan
menkullerin satışında izlenecek usul ve aranılacak bedel belirlenmiş olmakla
birlikte, 86 ncı ve 87 nci madde hükümlerine göre yapılacak satışlarda, tahsil
dairesinin Kanunun 62 nci maddesinde yer alan "Tahsil dairesi alacaklı amme
idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle
mükelleftir." hükmünün de satış bedeli açısından dikkate alacağı tabiidir.
Ayrıca, 74 üncü maddede yer alan hükümler çerçevesinde satış bedelinin amme
alacağına rüçhanlı olan alacaklar ile takip giderlerini aşmaması halinde de
tahsil dairesi satıştan vazgeçebilecektir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gayrimenkul
Malların Haczi ve Satışı
I- Gayrimenkul Malların ve
Gemilerin Haczi
1. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183
sayılı Kanunun 5904 sayılı Kanunla değişik 88
inci maddesinde, "Her türlü gayrimenkul malların, gemilerin haczi
sicillerine işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya veya gemi sicillerinin
tutulduğu daireye tebliğ edilmesi suretiyle yapılır. Tahsil dairelerince
düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme
idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu
tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak
tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usul ve
esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Gayrimenkul
haczi, bunların hasılat ve menfaatlerine de şamildir. Ancak borçlunun başkaca
bir geliri yoksa kendisinin ve ailesinin geçimleri için kafi miktarda mahsulden
veya satıldıkça bedelinden münasip miktarı borçluya bırakılır.
Alacaklı
tahsil dairesi, haczedilen gayrimenkul ve gemilerin idaresi ve işletilmesi,
menfaat ve hasılatın toplanması için gereken tedbirleri alır." hükmü yer
almaktadır.
Bu
hükme istinaden, gayrimenkul mallar ve gemilerin haczi için, haciz keyfiyetinin
tapuya veya gemi sicillerinin tutulduğu daireye tebliğ edilmesi gerekmektedir.
5904 sayılı Kanunla maddede yapılan değişiklikle Bakanlığımıza verilen yetkiye
istinaden, alacaklı amme idarelerinin Bakanlığımızın (Gelir İdaresi
Başkanlığının) uygun görüşünü de almak suretiyle ilgili idarelerle yapacakları
anlaşmalar çerçevesinde, elektronik imza ya da şifre kullanılmak suretiyle
haciz bildirilerinin elektronik ortamda bu idarelere tebliğ edilmesi ve
elektronik ortamda cevaplarının alınması, elektronik ortamda tebliğ edilecek
haciz bildirilerinde birden fazla amme borçlusu için tebligat yapılabilmesi ve
cevaplarının alınması uygun görülmüştür.
2. Gayrimenkul ve gemilerin, gerek teminat olarak
alınmaları ve gerekse ihtiyati veya kat'i olarak haczedilmeleri durumlarında,
tahsil dairelerince amme alacağı tutarının haciz bildirilerinde mutlaka
bildirilmesi zorunludur. Düzenlenecek haciz bildirilerinin amme alacağının
aslını ve fer'ilerini kapsamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
Bu şekilde hacze konu olan amme alacağı tutarının
haciz tarihinden sonra artması halinde re'sen; borçlusu tarafından ödemede
bulunulmak veya diğer şekillerde tahsilat yapılmak suretiyle azalması halinde
de ilgililerin talebi üzerine son durumları (bakiye tutarı) ilgili tapu veya
gemi siciline bildirilir.
3. 6183 sayılı Kanunun 88 inci maddesi hükmü gereğince,
gayrimenkulün haczi onun hasılat ve menfaatlerini de kapsamaktadır. Bu nedenle
tahsil dairesinin, haczettiği gayrimenkulün hasılat ve menfaatlerini toplaması,
idare ve işletilmesi için lazım gelen tedbirleri bizzat alması gerekir.
4. 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre, teminat olarak
gösterilen gayrimenkullerin teminat olarak kabulü, ihtiyaten veya kat'i hacizleri
sırasında aşağıdaki açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684 üncü maddesi
ile bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçasına da malik
olacağı, bütünleyici parçanın (mütemmim cüz), yerel âdetlere göre asıl şeyin
temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı
değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olduğu hükme
bağlanmıştır. Örneğin, bir binadan tahripsiz olarak ayrılmayan veya ayrıldığı
takdirde tesis ve inşaatın büyük hasar görmesine neden olacak olan kalorifer,
su ve elektrik tesisatı gibi.
Eklenti (teferruat) ise aynı Kanunun 686 ncı maddesine
göre, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre,
işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak
özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl
şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi
belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar. Örneğin, bir otel binasının
içindeki möbleler ve bir tekstil fabrikasının içindeki tezgahlar gibi.
4721 sayılı Kanunun 684 üncü maddesi gereğince, bir
şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da (mütemmim cüzlerine
de) malik olur. Bu sebeple bütünleyici parçalar asıl şeyin tabi olduğu hukuki
hükümlere tabidir ve bunlar asıl şeyden ayrılmadıkça üzerlerinde bağımsız bir
hak tesis edilemeyeceği gibi temlik ve haciz edilemez. Eklenti ise, yukarıda
belirtildiği üzere müstakil varlığı olan menkul bir maldır.
Ancak, 4721 sayılı Kanunun 686 ncı maddesinin birinci fıkrasında
"Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi
belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar." hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla, yapılan bir ipotek işleminde eklentinin hariç bırakıldığı
kararlaştırılmış ve bu karar tapu siciline kayıt ettirilmiş ise o takdirde
eklenti ipoteğe dahil olmayacağından müstakilen haczi mümkündür.
4721 sayılı Kanunun 862 nci maddesinde, "Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve
eklentileri ile birlikte yükümlü kılar. Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel
döşeme eşyası gibi açıkça eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar
sütununa yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları ispat
edilmedikçe eklenti sayılır. Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları
saklıdır." hükmü yer almaktadır.
b) Fabrika ve benzeri müesseselerin makine ve mallarının
teminat olarak gösterilmesi halinde,
- Bunların kabulünden önce mahiyetleri ile hukuki
durumlarının araştırılması,
- Yapılacak bu araştırmalar esnasında bina ile
makinelerin iktisadi bir bütünlük teşkil ettiğinin (binanın makinelere uygun
bir şekilde yapıldığının, bütün makinelerin betonla yere veya duvarlara
sabitlendiğinin, bunların çıkarılmasının binayı tahrip etmeden mümkün
olmayacağının ve bu işlemlerin binanın kıymetini azaltacağının) tespit edilmesi
halinde, söz konusu gayrimenkulün bütünleyici parçası sayılması,
- Şayet bu makineler mahalli örfe ve malikin sarih
arzusuna göre fabrikanın işletilmesi veya muhafazası için daimi bir tarzda
tahsis edilmiş ve takılmışsa ve bunların fabrikadan çıkarılması halinde binanın
tahribi mevzubahis değilse bu makinelerin eklenti olarak kabul edilmesi,
gerekmektedir.
Dolayısıyla, fabrika içindeki makineler veya sair
mallar teminat olarak gösterildiği durumlarda öncelikle bunların mahiyetlerinin
(bütünleyici parça mı, eklenti mi yoksa bu kavramların kapsamına dahil olmayan
başka bir mal mı olduğunun) tespit edilmesi ve eklenti olduğunun tespit
edilmesi durumunda hukuki durumunun araştırılması lazımdır.
Bu nedenle,
eklentinin tabi olduğu gayrimenkulün üçüncü bir şahsa ipotekli bulunup
bulunmadığı, ipotekli ise, eklentinin ipoteğe dahil olup olmadığı, hakkında
tapu sicilinde bir kaydın bulunup bulunmadığı hususları tapu idarelerinden (ve
ayrıca mal sahibinden) sorularak tespit edilir.
Yapılan bu araştırmayı müteakip;
- Gayrimenkul ipotekli değilse,
- Gayrimenkul eklenti hariç tutulmak suretiyle ipotek
edilmişse,
teminat olarak verilmek istenilen eklentinin, menkul
mallar gibi haczedilerek teminat olarak kabul edilmesi, aksi halde bunların
teminat olarak kabul edilmemesi gerekir.
c) Teminat olarak alınacak menkul mallar, tapu kaydına
eklenti olarak kaydettirilmemişse haczinden evvel bunların sahibinden eklenti
olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydettirilmesi istenecek ve gerekli
tescil yaptırıldıktan sonra da bu mallar haczedilecektir.
Düzenlenen haciz tutanağı ile haciz varakası tahsil
dairesince Tapu Sicil Müdürlüğüne ayrıca bir yazı ile gönderilerek, 4721 sayılı
Kanunun 796 ncı maddesi çerçevesinde varsa gayrimenkul üzerindeki intifa
hakkının tapu kütüğüne yeni tescil edilmiş eklentileri kavramayacağı ve aynı Kanunun
1010 uncu maddesi gereğince bunların hacizli olduğu, ileride gayrimenkulün
rehni halinde hacze konu olan eklentinin rehinden istisna edilmesi gerektiği
hususunun tapu siciline şerhi temin edilir.
d) 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanununun[90] "Rehin hakkının doğumu" başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında, "Rehin hakkı ticari
işletme sahibinin veya kredi müessesesinin veya alacaklının yazılı talebi
üzerine ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu Ticaret veya Esnaf ve Sanatkar
Siciline tescil ile doğar." aynı maddenin dördüncü fıkrasında "Ticaret veya Esnaf ve Sanatkar Sicilindeki
kayda istinat ederek rehin hakkı iktisabedenin bu iktisabı muteberdir.",
Aynı Kanunun 4 üncü maddesinde de, "…Sözleşmede, rehne dair unsurların tam
listesi de ayırdedilmelerini mümkün kılacak özellikleri ile birlikte yer alır."
hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, 21.08.1972 tarih ve 14238 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ticari İşletme Rehni Sicili Tüzüğünün 4
üncü maddesinde; "Ticari işletme rehni
sicili alenidir. Herkes sicilde bir kayıt bulunup bulunmadığı ve varsa mahiyeti
hakkında, sözlü ve yazılı bilgi verilmesini sicil memurundan isteyebilir."
ve 6 ncı maddesinin (a) bendinde; "Ticaret
veya esnaf ve sanat sicili memuru, … ticari işletmenin üzerinde faaliyet
gösterdiği gayrimenkul işletme sahibine ait ise bu gayrimenkulün tapu
kütüğündeki beyanlar hanesine işlenmek üzere tapu sicil muhafızlığı veya
memurluğuna yazı ile bilgi verir." hükmüne yer verilmiştir.
1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu ile Ticari
İşletme Rehni Sicili Tüzüğünün yukarıda belirtilen hükümlerine göre rehin
hakkı, ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu Ticaret veya Esnaf ve Sanatkar
Siciline tescil edilmesi ile doğacağından, bu hakkın doğduğu tarihten itibaren
herkese karşı ileri sürülebilmesi mümkündür. Ticari işletme rehninde rehin
hakkının doğabilmesi için bu hakkın ticari işletmenin üzerinde faaliyet
gösterdiği gayrimenkulün beyanlar hanesine şerh edilmesi zorunluluğu
bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, fabrika, otel gibi işletmelerin içinde
bulunan menkul malların haczi sırasında bu malların eklenti olup olmadığına
bakılacağı gibi tapu kütüğünde bir kayıt olmasa da borçluya ait bu malların
rehinli olup olmadıklarının Ticaret Sicil Memurluklarından araştırılması
gerekmektedir.
Diğer taraftan, teslimsiz taşınır rehin hakkının
güvence olarak kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla 20/10/2016 tarihli ve
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu 28/10/2016 tarihli ve 29871
sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 1/1/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup,
anılan Kanunun 17 nci maddesiyle 1447 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
Ancak, 6750 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin
ikinci fıkrasında 1/1/2017 tarihinden önce ticari işletme veya esnaf
işletmeleri üzerinde tesis edilen rehin haklarına ilişkin ilgili mevzuat
hükümlerinin uygulanmaya devam edeceği hüküm altına alındığından, 1/1/2017
tarihinden önce kurulmuş ticari işletme veya esnaf işletmeleri üzerinde tesis
edilen rehin haklarının tespiti açısından yukarıda yer verilen açıklamalar
çerçevesinde işlemlerin tekemmül ettirilmesi gerekmektedir. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
6750 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci
fıkrasında, rehin hakkının tesisi amacıyla Rehinli Taşınır Sicili kurulduğu,
aynı maddenin ikinci fıkrasında Rehinli Taşınır Sicilinin aleni olduğu hükmüne
yer verilmiştir. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A,
Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
31/12/2016 tarihli ve 29935 üçüncü mükerrer sayılı
Resmî Gazete'de yayımlanarak 1/1/2017 tarihinde yürürlüğe giren Rehinli Taşınır
Sicili Yönetmeliğinin 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Sicil hizmetlerinin
ifası amacıyla Taşınır Rehin Sicil Sistemi kurulur. Bu Sistem kısaca TARES
olarak adlandırılır." hükmü, 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Sicile tescil
edilen hususlar alenidir..." hükmü, 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında
"İlgisini ispat eden herkes sicilde sorgulama işlemi yapabilir." hükmü, aynı
maddenin ikinci fıkrasında "Sorgulama işlemleri, herhangi bir sicil birimi
aracılığıyla ya da elektronik ortamda yapılabilir." hükmü yer almaktadır. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
6750 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasında rehin hakkının, rehin sözleşmesinin Rehinli Taşınır Siciline tescil
edilmesiyle kurulacağı, aynı maddenin altıncı fıkrasında rehin sözleşmesinde,
tarafların kimler olduğu, borcun konusu ve tutarının ne olduğu, rehne konu
varlık ile bu varlığın ayırt edici özelliklerinin neler olduğu hususlarının yer
alması gerektiği hüküm altına alınmıştır. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A,
Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
6570 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasında, üzerinde rehin hakkı kurulabilecek taşınır varlıklar tadadi olarak
sayılmış olup, aynı maddenin ikinci fıkrasında, ticari işletme ve esnaf
işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması halinde, rehnin kuruluşu anında
işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlığın rehnedilmiş
sayılacağı hükmüne yer verilmiştir. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A, Sıra
No 13
Tebliğ ile eklenmiştir)
Diğer taraftan, 6750 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin
beşinci fıkrasında ise "Tapu kütüğüne herhangi bir nedenle tescil edilen
taşınırlar bu Kanun kapsamında değildir." hükmü yer almaktadır. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
6750 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümlerine
göre rehin hakkı, Rehinli Taşınır Siciline tescil edilmesi ile doğacağından, bu
hakkın doğduğu tarihten itibaren herkese karşı ileri sürülebilmesi mümkündür.
6750 sayılı Kanun kapsamında rehin hakkının doğabilmesi için de bu hakkın
ticari işletmenin üzerinde faaliyet gösterdiği gayrimenkulün beyanlar hanesine
şerh edilmesi zorunluluğu bulunmamakla birlikte, tapu kütüğüne herhangi bir
nedenle tescil edilen taşınırlar için 6750 sayılı Kanun kapsamında rehin hakkı
kurulması da mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, 6750 sayılı Kanun kapsamında
rehnedilmesi mümkün olan taşınırların haczi sırasında bu taşınırlar için tapu
kütüğünde herhangi bir kayıt olmaması durumunda bu malların rehinli olup
olmadıklarının Rehinli Taşınır Sicilinden araştırılması gerekmektedir. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
e) Fabrika içinde bulunan makineler ya da otel
işletmelerinde kullanılan menkul malların teminat olarak alınması suretiyle
borçları gerek 6183 sayılı Kanuna göre tecil edilmesi nedeniyle gerekse 2577
sayılı Kanununa göre, teminat karşılığında verilmiş yürütmeyi durdurma
kararları üzerine takibi durdurulmuş bulunan borçluların, teminatlarının
durumları yukarıda açıklandığı şekilde gözden geçirilecek, bunların ipoteğe
dahil bulunduğu veya üzerinde işletme rehni olduğu anlaşıldığı takdirde,
borçludan derhal teminat vermesi istenecektir.
Borçlu, mevcut borcu karşılayacak şekilde 6183 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan mallardan herhangi birisini teminat olarak
verdiği takdirde evvelce teminat olarak alınan eklenti serbest bırakılarak
tecil işlemi devam ettirilecek veya yürütmeyi durdurma kararının gereği yerine
getirilecektir. Aksi halde aynı maddenin son fıkrası gereğince teminatın
değerini kaybettiği kabul edilerek amme alacağının tahsili cihetine
gidilecektir.
f) Bu bölümde açıklanan hususlara ilave olarak, yapılacak
menkul hacizlerinde 6183 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmü de göz önünde
bulundurulacaktır.
5. 6183 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre,
gayrimenkul haczedildiğinde, gayrimenkul kendilerine rehnedilmiş alacaklılara
tapu idaresince haciz hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir.
II- Gayrimenkullerin Satışı
Genelgeler 1
1. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değişik)[91]
6183 sayılı
Kanunun 7316 sayılı Kanunla değiştirilen 90 ıncı maddesinde "Gayrimenkuller,
satış komisyonlarınca fiziki veya elektronik ortamda açık artırma ile satılır.
Satış komisyonunun oluşumu alacaklı amme idarelerince belirlenir. Komisyonun
çalışma usul ve esaslarını belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir."
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, tahsil dairelerince haczedilmiş olan gayrimenkullerin
satılmalarına ilişkin olarak aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması
gerekmektedir.
a) 6183 sayılı Kanuna göre haczedilmiş olan
gayrimenkuller satış komisyonları tarafından fiziki veya elektronik ortamda
açık artırma usulüne göre satılabilecektir.
Elektronik ortamda satışa ilişkin hususlar bu Tebliğin
İkinci Kısım, "Elektronik Ortamda Satış" başlıklı Dördüncü Bölümünde açıklanmış
olup, alacaklı amme idarelerinin teknik alt yapılarının hazır olmasını müteakip
gayrimenkul malların satışı elektronik ortamda da yapılabilecektir.
b) 6183 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinde 7316 sayılı
Kanunla yapılan değişiklik sonrasında satış komisyonlarının oluşumunun alacaklı
amme idarelerince belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, Devlet, il özel
idareleri ve belediyeler satış komisyonlarını kendi çalışanları arasından
teşkil etmeye yetkilidir.
Bu kapsamda, Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerince
haczedilen gayrimenkullerin satışlarında yetkili olacak satış komisyonları
aşağıda belirtilen şekilde oluşturulacaktır.
Alacaklı Tahsil Dairesi
Satış Komisyonu
Başkan
Üye
Üye
Büyük
Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı
Tahsilattan
Sorumlu Grup Müdürü
Tahsilat
Müdürlüğünden Sorumlu Müdür
Tahsilat
Müdürlüğünde Görevli Memur
Eskişehir
Vergi Dairesi Başkanlığı
Tahsilattan
Sorumlu Grup Müdürü
Satış
Müdürlüğünden Sorumlu Müdür
Satış
Müdürlüğünde Görevli Memur
Vergi
Dairesi Müdürlüğü
Vergi
Dairesi Başkanlığı;
a)Bulunan
Yerlerde Tahsilattan Sorumlu Grup Müdürü
b)Bulunmayan Yerlerde Gelir Müdürlüğünün Bağlı Olduğu Defterdar Yardımcısı
Alacaklı/Niyabeten
Takibi Yapan Vergi Dairesinin Müdürü
Alacaklı/Niyabeten
Takibi Yapan Vergi Dairesinin Kovuşturma Bölümünden Sorumlu Müdür Yardımcısı
Malmüdürlüğü
Vergi
Dairesi Başkanlığı;
a)Bulunan
Yerlerde Tahsilattan Sorumlu Grup Müdürü
b)Bulunmayan Yerlerde Gelir Müdürlüğünün Bağlı Olduğu Defterdar Yardımcısı
Alacaklı/Niyabeten
Takibi Yapan Malmüdürlüğünün
Müdürü
Alacaklı/Niyabeten
Takibi Yapan Malmüdürlüğünün
Gelir
Servisi Şefi
Satış komisyonu başkan veya üyelerinin görevlerinin
başında bulunmaması veya belirlenen unvanlarda memur bulunmaması halinde
bunlara vekalet edenler başkan veya üye sıfatıyla komisyonda görev yaparlar.
Şu kadar ki, satış komisyonuna başkanlık yapacak
defterdar yardımcısının olmadığı yerlerde satış komisyonuna defterdar başkanlık
yapar(Son cümle 07.07.2022 /
31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile eklenmiştir).
Satış komisyonu başkanının birden fazla satış
komisyonunda görev yapması gereken hallerde, vergi dairesi başkanları ve vergi
dairesi başkanlığının bulunmadığı yerlerde defterdarlar, bu kişi yerine aynı
unvana sahip memuru satış komisyonu başkanı olarak görevlendirebilirler.
c) 6183 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinde satış
komisyonlarının çalışma usul ve esaslarının Bakanlığımızca belirleneceği
düzenlenmiş olup, bu komisyonların aşağıdaki şekilde çalışmaları uygun
bulunmuştur.
Buna göre, satış komisyonları;
i) Başkan ve üyelerden oluşur.
ii) Başkanın daveti üzerine toplanır.
iii) Çalışmalarına üyelerin katılması zorunludur.
iv) Çalışmalarına mazereti olan üyelerin yerine yedek
üyeler katılır.
v) Üye tam sayısıyla toplanır.
vi) Oybirliği ile karar alır.
vii) Başkan ve üyeleri 6183 sayılı Kanunun 108 inci
maddesi hükmünü dikkate alarak görev yapar.
viii) Çalışmalarının sekretarya hizmetleri alacaklı
amme idaresince uygun görülen birimlerce yürütülür.
Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerince takip edilen
alacaklar için oluşturulan satış komisyonlarının sekreterya hizmetleri alacaklı
tahsil dairesince yürütülür. Ancak, vergi dairesi başkanları ve vergi dairesi
başkanlığının bulunmadığı yerlerde defterdarlar, gerek görmeleri halinde
sekreterya hizmetlerini, ilgisine göre tahsilat grup müdürlüğüne bağlı
müdürlüğe/gelir müdürlüğüne yaptırabilirler. Sekreterya hizmetlerinin bu
müdürlüklere verilmesi halinde komisyon üyesi olan "Alacaklı/Niyabeten Takibi
Yapan Vergi Dairesinin Kovuşturma Bölümünden Sorumlu Müdür Yardımcısı" ve
"Alacaklı/Niyabeten Takibi Yapan Malmüdürlüğünün Gelir Servisi Şefi" yerine
ilgilisine göre tahsilat grup müdürlüğüne bağlı müdür/gelir müdürü görevlendirilebilir.
Komisyon, satışın gayrimenkulün bulunduğu yerdeki
tahsil dairesinin satış mahalli yerine vergi dairesi
başkanlığının/defterdarlığın satış mahallinde yapılmasına karar verebilir. (13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16
Tebliğ ile eklenmiştir)
2. 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre de, satışa
çıkarılacak gayrimenkullere bilirkişinin mütalaası alınmak suretiyle satış
komisyonu tarafından rayiç değer biçilmesi gerekmektedir.
3. 6183 sayılı Kanunun 92 nci maddesinde
gayrimenkullerin satış şartnamesinde hangi kayıtların yer alması gerektiği
hükme bağlanmıştır. Madde hükmüne göre tahsil dairesince satılacak gayrimenkul
mallar için her bir gayrimenkul itibarıyla ayrı şartname düzenlenmesi
gerekmekte olup, şartname örneği tebliğ ekinde (EK-7) yer almaktadır.
Şartnamede gösterilecek hususlar ekli örnekte
belirtilmiş olup, şartnamenin hazırlanmasında ayrıca aşağıdaki açıklamaların da
dikkate alınması gerekmektedir.
Şartnamenin;
- 3 numarasında gayrimenkulün tapu kaydı, varsa
kadastro çapı, sair evsafı, durumu ve hususi vasıfları tafsilatlı bir şekilde
gösterilecek, müştemilatı ve eklentileri açıkça belirtilecektir.
- 6 numarasında, teminatın gayrimenkule biçilmiş
değerin % 7,5'u oranında olacağı ve teminat olarak 94 üncü madde gereğince 10
uncu maddenin 1-4 üncü bentlerinde yazılı bulunan teminatların kabul edileceği
belirtilecektir.
- 7 numarasında, gayrimenkul üzerindeki irtifak
hakları, gayrimenkul mükellefiyetleri, ipotekler, ipotekli borç senetleri, irad
senetleri hakkında tapu kaydında mevcut bilgiler gösterilecektir.
- 8 numarasında, satılığa çıkarılan gayrimenkulün
üzerinde mevcut olan irtifak hakkı, gayrimenkul mükellefiyeti, ipotek, ipotekli
borç senedi ve irad senedinden hangileriyle birlikte satılacağı yazılacaktır.
Satış şartnamesinin, isteyenlere verilmek veya
gösterilmek üzere, yeterli sayıda örneği hazırlanacaktır. Şartnamenin tasdikli
bir örneği gayrimenkule ait satış dosyası ile birlikte satış komisyonuna
gönderilecek, tasdikli bir örneği de borçluya ait takibat dosyasına
konulacaktır.
4.
Gayrimenkul Satış İlanı
6183 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinde, gayrimenkul
satış ilanlarının yer, süre ve şekillerine ait genel esasların Bakanlığımızca
belirleneceği hükme bağlanmıştır. Anılan madde ile Bakanlığımıza verilen
yetkiye istinaden, gayrimenkul satışında ilanların aşağıda gösterilen esaslar
çerçevesinde yapılması uygun görülmüştür.
4.1. İlanda
Yer Alacak Hususlar
Gayrimenkul satış ilanında:
1- Satışa çıkarılan gayrimenkulün bulunduğu mahalle,
cadde, sokak, kapı ve daire numarası,
2- Satışa çıkarılan gayrimenkulün durumu, tapu kaydı,
varsa kadastro çapı, evsafı ile hususi vasıfları, müştemilat ve eklentileri,
3- Gayrimenkulün artırılmasına esas olmak üzere satış
komisyonunca biçilen rayiç değer,
4- Artırmaya iştirak için alınacak teminatın tutarı ve
nelerin teminat olarak alınacağı,
5- Gayrimenkulün satışının yapılacağı yer, gün ve
saat,
6- Gayrimenkul satış şartnamesinin nereden
alınabileceği veya nerede görülebileceği,
7- Teminatın yatırıldığına ilişkin makbuzun nereye ve
hangi tarihe kadar ibraz edileceği, malın ihale edilmesi halinde alınan
teminatın ihale bedelinden mahsup edileceği, malın alınmasından vazgeçilmesi
veya bedelin tamamının ödenmemesi durumunda 6183 sayılı Kanun kapsamında
doğacak yükümlülüklerin teminattan mahsup edileceği, mahsup sonrasında
teminattan artan bir tutar olması halinde ise bu tutarın doğrudan bütçeye irat
kaydedileceği, (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri
No A,
Sıra No 13 Tebliğ ile değişik)[92]
8- Gayrimenkul malın satışında verilen bedel, gayrimenkule
biçilen rayiç değerin % 75'ini bulmadığı ve şayet artırılan bedel amme
alacağına rüçhanı olan alacakların tutarından fazlaya çıkmadığı ve yapılmış
ve/veya yapılacak masrafları karşılamadığı takdirde, en çok artıranın taahhüdü
baki kalmak şartıyla artırmanın 7 gün daha uzatılarak, 7 gün sonraki tarih de
belirtilmek suretiyle, gayrimenkulün aynı mahalde ve aynı saatte tekrar
artırmaya çıkarılacağı,
9- İş bu ilanın tapu kaydında adresi bulunmayan
ilgililer ile tapu kaydında ad ve adresleri geçip de tebliğ edilemeyen
ilgililere de tebliğ yerine kaim olduğu,
hususları yer alacaktır.
4.2. İlanın Şekli (13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile değişik. yururluk 01.11.2024)[93]
Gayrimenkul satışı, artırma tarihinden en
az 15 gün önce başlamak şartıyla aşağıdaki usullerde ilan edilir.
1- Gayrimenkule biçilen rayiç değerin 750
bin liranın (bu tutar dâhil) altında olması halinde gayrimenkulün satış ilanı;
tahsil dairesinin ilana mahsus alanlarına asılacaktır. Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı
tahsil dairelerinin bu ilanları, ilgili vergi dairesi
başkanlığının/defterdarlığın ve Gelir İdaresi Başkanlığının internet
sitelerinde, diğer amme idarelerinin satış ilanları ise kendi internet
sitelerinde, ihalenin bitimine kadar yayımlanacaktır.
2- Gayrimenkule biçilen rayiç değerin 750
bin liranın üzerinde ancak 5 milyon liranın altında olması halinde, gayrimenkul
satış ilanı; (1) numaralı bentte belirtilen ilandan başka gayrimenkulün
bulunduğu yerde yayımlanan yerel bir gazetede veya internet haber sitesinde bir
defa yayımlatılacaktır. Gayrimenkulün bulunduğu yerde yerel bir gazete veya
internet haber sitesi merkezinin bulunmaması hâlinde satış ilanı, tahsil
dairesinin belirleyeceği aynı il mülki sınırları içinde bulunan başka bir
yerdeki yerel bir gazete veya internet haber sitesinde yayımlatılacaktır.
3- Gayrimenkule biçilen rayiç değerin 5
milyon lira ve üzerinde olması halinde gayrimenkul satış ilanı; (1) ve (2)
numaralı bentlerde açıklanan esaslar çerçevesinde yapılan ilanlara ilave olarak
Resmî İlan ve Reklam Yönetmeliğine göre genel kategoride yer alan internet
haber sitesinde bir defa yayımlatılacaktır.
4- Bu bölümde, satış ilanının yapılacağı
yerin tayini için esas alınan tutarlar, her takvim yılı başından geçerli olmak
üzere bir önceki yıl için 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi
hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılır.
Bu şekilde hesaplanan tutarın 5 bin lirayı aşmayan kısmı dikkate alınmaz.
5- Gazeteler ve internet haber
sitelerinden başka vasıtalarla yapılan ilanlarda ilanın yapıldığı ayrıca tanzim
edilecek tutanakla belgelendirilecektir.
4.3. İlanın
Tebliği
6183 sayılı Kanunun 93 üncü maddesine göre hazırlanan
gayrimenkul satış ilanının birer örneği; borçluya veya vekil ya da mümessiline
ve gayrimenkulün tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanlardan adresi belli
olanlara tebliğ edilecektir.
Bu hükme göre, borçluya veya vekil ya da mümessiline
satış ilanının tebliği zorunlu olup, yapılacak tebliğlerde 213 sayılı Kanun
hükümleri uygulanacaktır. Gayrimenkul satış ilanı, gayrimenkulün tapu sicilinde
hakkı kayıtlı bulunanların tapu sicilindeki adreslerine tebliğ edilecektir. Tebligat
yapılamaması halinde, gayrimenkulün satış ilanı, tapu kaydında adresi
bulunmayan ilgililer ile tapu kaydında ad ve adresleri geçip de tebliğ
edilemeyen ilgililere de tebliğ yerine geçecektir.
5. 6183 sayılı Kanun, gayrimenkullerin ihale yöntemiyle
satışını ve bu satışlarda artırma usulünü benimsemiştir.
Kanunun 94 ila 98 inci maddelerinde, haczedilen
gayrimenkul malların artırma ve ihalesi, artırmanın uzatılması, ihalenin
yapılamaması hallerinde uygulanacak hükümler, gayrimenkul satış bedelinin
tahsili, gayrimenkullerin teferruğu ve geri verilmesi hususları düzenlenmiştir.
Gayrimenkulün ilk ihalesini düzenleyen 94 ve 95 inci
maddelerde artırma usulü ve artırmalarda aranılacak bedel açıklanmıştır.
- 94 üncü madde ile, gayrimenkul artırmasında üç defa
bağırma mecburiyeti getirilmiş, ilk artırmada teklif edilen en yüksek bedelin
gayrimenkulün rayiç değerinin % 75'inden aşağı olmaması ve rüçhanlı alacaklar
ile takip masraflarını aşması şartı aranılmıştır. İlk artırmada Kanunun aradığı
bedele ulaşılamaması halinde satış yapılmayacaktır.
- 95 inci madde ile de, ilk artırmada 94 üncü maddenin
aradığı bedelin elde edilememesi halinde yapılacak işlem açıklanarak,
artırmanın uzatılması olarak ifade edilen ikinci artırma düzenlenmiştir.
Buna göre, ilk artırmada satılamayan gayrimenkulün,
ilk artırmada en çok artıranın taahhüdü baki kalmak kaydıyla, ilk artırma
tarihini takip eden 7 nci günün aynı saatinde ikinci artırması yapılacaktır. Bu
artırmada da teklif edilen bedelin rüçhanlı alacaklar ile takip masraflarını
aşması koşuluyla, ilk artırmada önerilen bedel de dikkate alınarak en yüksek
bedeli önerene satış yapılacaktır.
İlk artırmada herhangi bir pey sürülmemiş olması veya
hiçbir alıcının iştirak etmemiş olması hali de, Kanunun 94 üncü maddesinin
aradığı bedele ulaşılamaması hali olarak kabul edilecek ve 95 inci madde
hükmüne göre ikinci artırmaya geçilecektir.
- Kanunun 96 ncı maddesinde, 94 ve 95 inci maddelerine
göre yapılan artırmalarda istekli çıkmaması veya teklif edilen bedelin 95 inci
maddede yazılı bedele ulaşmaması halinde, amme idaresince teferruğ edilinceye
kadar gayrimenkul üzerindeki haczin devam edeceği hükme bağlanmıştır. Ancak bu
hükümde yer alan teferruğ edilinceye kadar haczin devam edeceğine ilişkin
belirleme her hal ve takdirde amme alacağının tahsil edilememiş olması halini
kavramaktadır. Hacze konu amme alacağının ve diğer takipli alacakların tahsili
halinde haczin kaldırılacağı tabiidir.
Aynı maddede haciz devam ettiği sürece hacizli
gayrimenkule yeni bir alıcı çıkması halinde alacaklı amme idarelerinin
takdirine dayalı olarak satış için bir gün belirlenebileceği, belirlenen günden
7 gün önce ilan yapılarak gayrimenkulün Kanunun 95 inci maddesine göre
artırmaya çıkarılacağı ve artırmada en yüksek bedeli önerene satışın yapılacağı
belirtilmiştir.
Öte yandan maddede, gayrimenkul teferruğ edilinceye
kadar bir istekli çıkmadığı takdirde tahsil dairesinin hacizli malı uygun
gördüğü zamanlarda satışa çıkarabileceği, bu takdirde satış ve ilan hakkındaki
madde hükümleri ve ihale için de Kanunun 95 inci madde hükmünün tatbik
olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Kanun hükümlerine göre, rayiç değer tespiti yapılarak
satışa çıkarılan gayrimenkullerin satışında izlenecek usul ve aranılacak bedel
ifade edilmiş olmakla birlikte, 95 inci madde hükümlerine göre yapılacak
satışlarda, satış komisyonları, Kanunun 62 nci maddesinde yer alan "Tahsil
dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar
telif etmekle mükelleftir." ifadesi ile
alacaklı amme idarelerinin söz konusu gayrimenkulü teferruğ etmeleri halinde
ödeyecekleri bedelleri de göz önünde bulundurarak, teklif edilen bedelin
gayrimenkulün değerinin çok altında olması halinde satışı yapmayabilecektir.
Ayrıca, ilk ihaleden sonra geçen zaman içerisinde
gayrimenkulün vasıflarında değişiklik olması veya değerinde önemli bir artış
veya azalış olması halinde yeniden değer takdiri yapılması ve takdir edilen bedel
üzerinden 94 ve müteakip maddeler hükümlerine göre artırmanın yapılması mümkün
bulunmaktadır.
Alacaklı amme idarelerince teferruğ kararı
verilebilmesi için maddede öngörülen şartların yanı sıra bütçelerinde bu işleme
yönelik ödeneğin de bulunması gerekmektedir.
6. 6183 sayılı Kanunun gayrimenkullerin satışlarını
düzenleyen maddelerinde, satış bedelinin derhal veya verilen mühlet içinde
ödenmesi hususu düzenlendiği halde, verilecek süreye ilişkin açık bir belirleme
yapılmamıştır. Dolayısıyla, satış bedelinin ödenmesi için mühlet talep edildiği
hallerde, verilebilecek mühlet satış komisyonlarınca takdir edilecektir.
7. (08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değişik)[94] 7316 sayılı Kanun ile değiştirilen 6183 sayılı Kanunun
97 nci maddesinde, "Gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse derhal veya
verilen mühlet içinde parayı vermezse ihale kararı feshedilir ve gayrimenkul,
satış komisyonunca hemen 7 gün müddetle artırmaya çıkarılır. Bu artırmayı
alakadarlara tebliğe hacet olmayıp yalnız ilanla iktifa olunur ve çok artırana
ihale edilir.
İhale bedelinin tamamını ödememek suretiyle ihalenin
feshine sebep olan kimse teklif ettiği bedel ile bir sonraki ihale bedeli
arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve fark üzerinden hesaplanacak tecil
faizi oranında faizden sorumludur. Bu tutar ayrıca hükme hacet kalmaksızın
teminattan mahsubu yapıldıktan sonra bakiyesi tahsil dairesince tahsil olunur.
Aradaki farkın amme alacağını aşan miktarını bundan mesul olan şahıstan tahsil
edebilmek üzere malı satılan amme borçlusuna dairece bir vesika verilir.
Bu madde ile 86 ncı madde kapsamında mesuliyeti
bulunan kişilerden alınan teminattan gerekli mahsup yapıldıktan sonra bakiye
teminat tutarı irat kaydedilir." hükmü yer almaktadır.
Maddeye göre, gayrimenkul kendisine ihale olunan
kimsenin derhal veya verilen mühlet içinde parayı vermemesi halinde ihalenin
feshedilmesi, ilana çıkarılarak gayrimenkulün 7 gün müddetle artırmaya
çıkarılması ve en çok artırana ihale edilmesi gerekecektir.
Bu durumda, ihalenin feshine neden olan kişi teklif
ettiği bedel ile bir sonraki ihale bedeli arasındaki menfi farktan, diğer
zararlardan ve bu fark üzerinden hesaplanacak tecil faizi oranında faizden
sorumlu olacak ve bu tutarlar derhal 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip
edilecektir. Takip işlemlerine, teminatın mahsubu yapıldıktan sonra kalan
alacak için ödeme emri tebliği ile başlanılacaktır. Ayrıca, bu alacağa ihale
bedelinin ödenmesi gerektiği günden (bu tarih hariç) itibaren ödeme tarihine
kadar (bu tarih dahil) geçen süre için basit faiz usulüyle yıllık tecil faizi
oranında faiz hesaplanması gerekmekte olup, ayrıca gecikme zammı tatbik
edilmeyecektir. Faiz hesabında, bu Tebliğin İkinci Kısım, İkinci Bölümünde yer
alan "IV- Menkul Malların Satışı" başlıklı bölümünün (9) numaralı alt bölümünde
yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
İhale olunan malın alınmasından vazgeçilmesi veya
malın bedelinin tamamının ödenmemesi durumunda, 6183 sayılı Kanunun 97 nci
maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, artırmaya katılmak için alınmış olan
teminattan, mal kendisine ihale edilen kişinin sorumluluğuna ilişkin tutarlar
mahsup edildikten sonra teminattan artan bir tutar bulunması halinde bu tutar
doğrudan bütçeye irat kaydedilir.
Diğer taraftan, artırmaya katılmak için teminat
yatırdığı halde mal kendisine ihale edilmeyen kişilerden alınan teminatların
iade edileceği tabiidir.
8. 6183 sayılı Kanunun 99 uncu maddesinde, satış
komisyonu tarafından gayrimenkul kendisine ihale edilen alıcının o
gayrimenkulün mülkiyetini iktisap etmiş olacağı belirtildikten sonra ihalenin
feshinin hangi mahkemeden ve hangi sürede istenebileceği açıklanmış, tescil
için tapu dairesine yapılacak tebligatın Kanunda öngörülen şikayet için gerekli
sürenin geçmesinden ve şikayet edilmiş ise şikayetin sonuçlanmasından sonra
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
İhalenin ilgililere tebliğ tarihi, şikayet için
belirlenmiş olan 7 günlük sürenin başlangıcı sayıldığından, ihale (satış)
kararının borçluya ve diğer ilgililere tebliği gerekmektedir.
İhale kararının bir örneği borçluya veya vekil ya da
mümessiline ve gayrimenkulün tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanlardan adresi
belli olanlara tebliğ edilecektir. Borçluya veya vekil ya da mümessiline
yapılacak tebliğlerde 213 sayılı Kanun hükümlerinin tatbik edileceği tabiidir.
Diğer ilgililere, tapu kayıtlarındaki adresler esas
alınarak tebliğ yapılması; tapu kaydında adreslerinin bulunmaması veya kayıtlı
adreslerde ilgilinin bulunamaması halinde ise ayrıca bir tebliğ yapılmaması,
gerekmektedir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
(08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile eklenmiştir)
Elektronik Ortamda Satış
I. Elektronik Ortamda Satış
1. 7316
sayılı Kanun ile 6183 sayılı
Kanuna eklenen 97/A maddesinde "Menkul ve gayrimenkul mallar bu Kanun
hükümlerine göre elektronik ortamda açık artırma ile satılabilir.
Açık artırma, ilanda belirtilen gün ve saat aralığında
teklif verme yoluyla yapılır. Elektronik ortamda satışı yapılacak menkul mallar
için her halükarda satış ilanı yapılır. Satışa ilişkin farklı mecralarda
yapılan ilan ile elektronik ortamda yapılan ilan metinleri arasında farklılık
bulunması halinde elektronik ortamda yapılan ilan esas alınır. Elektronik
ortamda satışa sunulan mala ilişkin artırma sonucu, izleyen ilk iş günü
elektronik ortamda ilan edilir. Elektronik ortamda satılamayan menkul mallar bu
Kanun hükümlerine göre pazarlık usulüyle fiziki veya elektronik ortamda
satılabilir.
Artırma tarihinden önce teklif almaya, tekliflerde
asgari artırım bedelini, teklif verme sürelerini, alınacak teminat türünü,
artırma sonucunu belirten ilanda yer alacak hususlar ile elektronik ortamda
yapılacak satışa ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye
Bakanlığı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm ile menkul ve gayrimenkul malların fiziki
ortamda satılabilmelerinin yanında elektronik ortamda da satılabilmelerine
imkan sağlanmıştır.
Maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden elektronik
ortamda yapılacak satışların aşağıda yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde
yapılması uygun görülmüştür.
2. Elektronik
ortamda menkul ve gayrimenkul malların satışı 6183 sayılı Kanunun ilgili
hükümleri dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Alacaklı amme idarelerinin teknik alt yapısının
elektronik ortamda satışa imkan vermesi halinde bu yönteme göre satış
yapılabilecektir.
2.1. Elektronik
ortamda menkul ve gayrimenkul malların satışı, alacaklı amme idarelerinin bu
amaçla oluşturdukları elektronik satış platformunda açık artırma suretiyle
yapılır. Ayrıca, gerekli şartların oluşması halinde menkul mallar bu platformda
pazarlıkla satılabilir.
Satışın, elektronik ortamda yapılmasına ilgisine göre
alacaklı tahsil dairesi veya satış komisyonları karar verir.
Satışa yetkili tahsil dairesi/satış komisyonu verilen
son teklifi 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirerek artırmanın
sonucunda malın ihale edilip edilmediğine karar verir ve artırma sonucu,
artırmanın son gününü izleyen ilk iş günü aynı platformda ilan edilir.
2.2. Açık
artırma, ilanda belirtilen gün ve saat aralığında teklif verme yoluyla yapılır.
Açık artırmada, teklif verme süresi 5 günü geçmeyecektir.
Elektronik satış platformunda ve diğer mecraalarda
yapılan ilan metinleri arasında farklılık bulunması halinde, elektronik ortamda
yapılan ilan esas alınır.
Açık artırma süresinin bitimine on dakika kala yeni
bir teklifin verilmesi halinde açık artırma bir defaya mahsus olmak üzere bir
saat uzatılır.
Tekliflerde artış aralığı, satışa çıkarılan malın
rayiç değerinin binde beşinden az olamaz. Verilen en son teklif artırmaya
katılanlara sistemde gösterilir.
Artırmaya katılacak olanların kişisel bilgilerini,
teminatın yatırıldığına ilişkin bilgileri sisteme girmeleri zorunludur. Verilen
bilgiler kontrol edilir ve artırmaya katılmak için gerekli şartları
sağlayamayan alıcıların artırmaya katılmaları sistem tarafından engellenir.
Teklif verenlerin kişisel verileri hiçbir şekilde üçüncü kişilerle
paylaşılmayacaktır.
Teklif veren, teklifini geri çekemeyecektir.
Menkul malların pazarlık yöntemiyle elektronik ortamda
satışında alıcılar oluşturulan platform üzerinden teklifte bulunabilir. Teklifi
kabul edilen alıcıya durum bildirilir.
3. Elektronik Ortamda Yapılacak Satışlara İlişkin İlan
Elektronik ortamda yapılacak satışlara ilişkin ilanlar
satılacak malın; menkul mal olması halinde elektronik ortamda, gayrimenkul mal
olması halinde 6183 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi hükmüne göre yapılacak
ilanla birlikte elektronik ortamda yapılır.
Elektronik ortamda yapılacak satış ilanları,
Bakanlığımıza bağlı tahsil dairelerinin ilana mahsus alanlarına da asılacaktır.
Elektronik ortamda yapılacak ilanlarda bulunması
gereken hususlar aşağıda belirtilmiştir.
3.1. Menkul Mal Satışlarına İlişkin İlan
Elektronik ortamda satışı yapılacak menkul mallara
ilişkin ilanlar, elektronik satış platformunda, artırmanın başlangıç tarihinden
en az onbeş gün önce yapılır.
Menkul mal satış ilanında;
1 - Menkul malın elektronik ortamda elektronik satış
platformunda satılacağı,
2 - Satılacak malın cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları,
rayiç değeri, bulunduğu yer ve görselleri, satışa konu malın alıcısında özel
nitelik aranılması durumunda bu nitelikler ile hangi masrafların alıcıya ait
olacağı,
3 - Birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve saat
aralığı,
4 - Artırmaya iştirak için teminat alınıp
alınmayacağı, teminat alınması durumunda; alınacak teminat tutarını ilgili
tahsil dairesinin banka hesabına veya veznesine yatırabilecekleri, teminat
mektubunun veya sigorta şirketlerince verilen kefalet senedinin teminat olarak
verilmesi halinde bunları tahsil dairesine tevdi etmeleri veya gerekli teyit
işlemlerinin yapılabilmesi amacıyla elektronik satış platformunda mektup veya
senet bilgilerinin girişini yapmaları gerektiği, teminatın hangi tarihe kadar
yatırılabileceği veya teminat mektubunun veya kefalet senedinin hangi tarihe
kadar verilebileceği, (07.07.2022
/ 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile değişik)[95]
5 - Elektronik satış platformunda ve diğer mecraalarda
yapılan ilan metinleri arasında farklılık bulunması halinde elektronik ortamda
yapılan ilanın esas olduğu, bu farklılığın ihalenin geçerliliğini
etkilemeyeceği,
6 - Açık artırma süresinin bitimine on dakika kala
yeni bir teklifin verilmesi halinde açık artırmanın bir defaya mahsus olmak üzere
bir saat uzayacağı,
7 - Elektronik ortamda verilecek tekliflerin
haczedilen malın rayiç değerinin birinci artırmada % 75'ini, ikinci artırmada
ise rüçhanlı alacakla birlikte takip masraflarını aşması kaydıyla malın en
yüksek teklif verene ihale edileceği,
8 - Artırma için teminat alınmış olması halinde, en
yüksek teklif verene malın ihale edilmesi üzerine alınan teminatın ihale
bedelinden mahsup edileceği, malın alınmasından vazgeçilmesi veya bedelin
tamamının ödenmemesi durumunda Kanun kapsamında doğacak yükümlülüklere karşılık
teminatın mahsup edileceği, mahsup sonrasında teminattan artan bir tutar olması
halinde ise bu tutarın doğrudan bütçeye irat kaydedileceği,
9 - Birinci artırmada alıcı çıkmaması ya da verilen
tekliflerin malın rayiç değerinin % 75'ini bulmaması veya en yüksek teklif
verenin malı almaktan vazgeçmesi veya bedelin tamamını ödememesi sebebiyle
ihalenin yapılamadığı veya iptal edildiği hallerde açık artırmanın 15 gün
içinde tekrar yapılacağı,
10 - Artırma sonucunun ilanda belirtilen son artırma
gününü izleyen ilk iş günü aynı platformda ilan edileceği,
11 - İhale alıcısının, ihalenin gerçekleştiğine
ilişkin elektronik satış platformunda ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç
3 gün içinde ihale bedelinin tamamını ilgili tahsil dairesinin banka hesabına
veya veznesine yatırması gerektiği,
hususları yer alacaktır.
3.2. Gayrimenkul Mal Satışlarına İlişkin İlan
Elektronik ortamda satışı yapılacak gayrimenkullere
ilişkin olarak 6183 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi hükmüne göre (…)[96] yapılacak ilan ile elektronik ortamda yapılacak
ilanda aşağıdaki hususlara yer verilecek ve ilan artırmanın başlangıç
tarihinden en az onbeş gün önce başlamak suretiyle yapılacaktır. Ayrıca, (…)[97] yapılacak ilanlarda, bu Tebliğin İkinci Kısım, Üçüncü
Bölüm, "II- Gayrimenkullerin Satışı" başlıklı bölümünün (4.2.) ve (4.3.)
numaralı alt bölümlerinde yapılan açıklamalar da dikkate alınacaktır.
Gayrimenkul mal satış ilanında:
1 - Gayrimenkul malın elektronik ortamda elektronik
satış platformunda satılacağı,
2 - Satışa çıkarılan gayrimenkulün bulunduğu mahalle,
cadde, sokak, kapı ve daire numarası,
3 - Satışa çıkarılan gayrimenkulün durumu, tapu kaydı,
varsa kadastro çapı, evsafı ile hususi vasıfları, müştemilat ve eklentileri ile
elektronik ortamda yapılacak ilanda gayrimenkulün görselleri, satışa konu malın
alıcısında özel nitelik aranılması durumunda bu nitelikler ile hangi
masrafların alıcıya ait olacağı,
4 - Gayrimenkulün artırılmasına esas olmak üzere satış
komisyonunca biçilen rayiç değer,
5 - Artırmaya iştirak için alınacak teminatın tutarı ve
nelerin teminat olarak alınacağı, ayrıca para olarak alınacak teminatın ilgili
tahsil dairesinin banka hesabına veya veznesine yatırılabileceği, teminat
mektubunun veya sigorta şirketlerince verilen kefalet senedinin teminat olarak
verilmesi halinde bunları tahsil dairesine tevdi etmeleri veya gerekli teyit
işlemlerinin yapılabilmesi amacıyla elektronik satış platformunda mektup veya
senet bilgilerinin girişini yapmaları gerektiği, teminatın hangi tarihe kadar
yatırılabileceği veya teminat mektubunun veya kefalet senedinin hangi tarihe
kadar verilebileceği, Devlet iç borçlanma senetleri ile bu senetler yerine
düzenlenen belgelerin teminat olarak verilmesi halinde bunların vergi dairesine
teslim edileceği, (07.07.2022
/ 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile değişik)[98]
6 - Gayrimenkulün satışının yapılacağı yer, gün ve
saat aralığı,
7 - Gayrimenkul satış şartnamesinin nereden
alınabileceği veya nerede görülebileceği,
8 - Elektronik satış platformunda ve diğer mecraalarda
yapılan ilan metinleri arasında farklılık bulunması halinde elektronik ortamda
yapılan ilanın esas olduğu, bu farklılığın ihalenin geçerliliğini
etkilemeyeceği,
9 - Malın ihale edilmesi halinde alınan teminatın
ihale bedelinden mahsup edileceği, malın alınmasından vazgeçilmesi veya bedelin
tamamının ödenmemesi durumunda Kanun kapsamında doğacak yükümlülüklerin
teminattan mahsup edileceği, mahsup sonrasında teminattan artan bir tutar
olması halinde ise bu tutarın doğrudan bütçeye irat kaydedileceği,
10 - Açık artırma süresinin bitimine on dakika kala
yeni bir teklifin verilmesi halinde açık artırmanın bir defaya mahsus olmak
üzere bir saat uzayacağı,
11 - Elektronik ortamda verilecek tekliflerin amme
alacağına rüçhanı olan alacaklar ile yapılmış ve/veya yapılacak masrafları
karşılaması koşuluyla haczedilen malın rayiç değerinin birinci artırmada % 75'ini
geçmesi gerektiği, ikinci artırmada ise rüçhanlı alacakla birlikte masrafları
da aşması kaydıyla en yüksek teklif verene ihale edileceği,
12 - Gayrimenkul malın satışında teklif edilen
bedelin, gayrimenkule biçilen rayiç değerin % 75'ini bulmadığı ve şayet
artırılan bedel amme alacağına rüçhanı olan alacakların tutarından fazlaya
çıkmadığı ve yapılmış ve/veya yapılacak masrafları karşılamadığı takdirde, en
çok artıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla artırmanın 7 gün daha uzatılarak, 7
gün sonraki tarih de belirtilmek suretiyle, gayrimenkulün elektronik ortamda
hangi gün ve saat aralıklarında tekrar artırmaya çıkarılacağı,
13 - Artırma sonucunun ilanda belirtilen son artırma
gününü izleyen ilk iş günü aynı platformda ilan edileceği,
14 - İhale alıcısının, ihalenin gerçekleştiğine
ilişkin elektronik satış platformunda ilanın yapıldığı tarihten itibaren hangi
süre içinde ihale bedelinin tamamını ilgili tahsil dairesinin banka hesabına
veya veznesine yatırması gerektiği,
15 - İş bu ilanın tapu kaydında adresi bulunmayan
ilgililer ile tapu kaydında ad ve adresleri geçip de tebliğ edilemeyen
ilgililere de tebliğ yerine kaim olduğu,
hususları yer alacaktır.
BEŞİNCİ
BÖLÜM[99]
İflas Yoluyla
Takip ve Konkordato
I- İflas Yoluyla Takip
1. 6183 sayılı Kanunun 100 üncü maddesi ile amme
alacaklarının tahsili için İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde amme
borçlusunun iflasının istenebileceği, iflas dairelerinin de amme alacaklarının iflas
masasına geçirilmesini temin için, hakkında iflas açılan kimseleri ve tasfiye
şekillerinden hangisinin uygulanacağını bulunduğu yerdeki amme idarelerine
zamanında bildirmeye mecbur oldukları düzenlenmiştir.
2. 6183 sayılı Kanunun 54 üncü
maddesinde de iflas yoluyla takip cebren tahsil şekillerinden biri olarak
tanımlanmıştır.
İflas
muameleleri, 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütüldüğünden, alacaklı
tahsil daireleri iflas yoluyla takip taleplerini yetkili birimleri aracılığı
ile dava açarak yapabileceklerdir. Amme borçlusunun iflasının açılmasına karar
verilmesi halinde, iflasın açıldığı andan itibaren tahsil dairelerince takip ve
tahsilat yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu
nedenle, iflas yoluyla takip muamelelerine başvurulması sırasında bu hususun
göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
3. 2004 sayılı Kanunun 4949 sayılı
Kanunla değişik 179 ve devamı maddelerinde iflas ertelemesine ilişkin hükümler
düzenlenmiştir.
Bu
düzenlemelere göre, 2004 sayılı Kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde, amme borçlusunun
iflasının ertelenmesine karar verilmesi halinde, alacaklı tahsil dairelerince
erteleme kararı devam ettiği sürece takip yapılamayacaktır. Ancak iflas
ertelemesi, iflasın açılması hükmünde olmadığından, amme alacaklarına gecikme
zammı uygulanmasına devam edilecektir.
II-
Konkordato
1. 6183 sayılı Kanunun 101 inci maddesi ile amme idaresi
tarafından iflas talebinde bulunulsa dahi tasdik edilen konkordatonun amme
alacakları için mecbur olmadığı hükme bağlanmıştır.
2. Konkordato müessesesi 2004 sayılı
Kanunun 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
2004
sayılı Kanunun 303 üncü maddesinde de "Tasdik
edilen konkordato alacakları mühlet kararından önce veya komiserin onayı
olmaksızın konkordatonun tasdikine kadar doğmuş bütün alacaklar için mecburidir.
Rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ile bu
Kanunun 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında sayılan Devlet alacakları
müstesnadır." hükmüne yer verilmek suretiyle Devletin kamu hukukundan doğan
belli alacakları için konkordatonun mecburi olmadığı hususu belirtilmiştir.
Ancak,
6183 sayılı Kanunun 101 inci maddesi tür ayrımına ya da alacaklı amme idaresi
ayrımına gitmeden Kanun hükümlerine göre takip edilen tüm amme alacakları için
tasdik edilen konkordatonun mecburi olmadığını açıkça hükme bağladığından bu
hususta herhangi bir tereddüde yer olmadığı tabiidir.
3. 2004 sayılı Kanunda 4949 sayılı
Kanunla yapılan değişiklikle, 289 uncu madde "Mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler
de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce yapılmış takipler durur,
ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen
zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez." şeklini aldığından,
konkordato kararı tasdik edilen amme borçlusu hakkında, aynı Kanunun 287 nci
maddesine göre icra mahkemesince tayin edilen mühlet içerisinde, takip
yapılmasına imkan bulunmamaktadır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Zamanaşımı,
Terkin, Yasaklar ve Cezalar, Son Hükümler, Ek ve Geçici Maddeler
BİRİNCİ
BÖLÜM
Zamanaşımı
ve Terkin
Genelgeler 1
I- Tahsil
Zamanaşımı
(16.04.2016
tarih ve 29686 sayılı R.G. Seri A Sıra No 7 Tebliğ ile değişik)
1. 6183
sayılı Kanunun 102
nci maddesinde "Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden
takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.
Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.
Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen
yapacağı ödemeler kabul olunur." hükmü yer almaktadır.
Bu hükümde, amme alacağının vadesinin
rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde
tahsil edilemeyen bu alacakların zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
Özel kanunlarında Tahsili Emval Kanununa
göre takip edileceğine dair hüküm bulunan ve sözleşmeye dayanan alacakların
zamanaşımı süresinin tespitinde de 6183 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinin
amme alacağının kapsamı ve tanımına ait hükümleri dolayısıyla, 5 yıllık sürenin
esas alınması gerekmektedir.
2. 6183 sayılı Kanunun 102 nci maddesi
uyarınca, gerek özel kanunlarında ödeme süresi gösterilmiş olsun, gerekse özel
kanunlarında ödeme süresi gösterilmemiş olduğu için ödeme süresi 37 nci maddeye
göre tayin ve tespit edilmiş bulunsun, bütün amme alacaklarının (para cezaları
hariç) zamanaşımının tayininde, vade tarihinin rastladığı takvim yılını takip
edecek olan takvim yılının başı esas alınır.
3. 6183 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde
zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre zamanaşımının kesilmesi
halinde, amme alacağının zamanaşımı süresinin hesabında, zamanaşımının
kesildiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının başı esas
alınır.
4. 6183
sayılı Kanunun 104
üncü maddesinde de zamanaşımının işlememesi halleri düzenlenmiştir.
Borçlunun yabancı memlekette bulunması,
hileli iflas etmesi veya terekenin tasfiyesi dolayısıyla zamanaşımının
işlememesi halinde, süre sebeplerin kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre takip edilen amme alacaklarının tahsil zamanaşımının
işlememesini sağlayacak şekilde özel kanunlarda düzenleme yer alabilmektedir.
Bu tür durumlarda özel kanunlarda yer alan hükümlere istinaden amme
alacaklarının tahsil zamanaşımının işlemeyeceği tabiidir.
Bu kapsamda, 2004 sayılı Kanunun iflas
ertelemesi ile ilgili 179/b maddesinde "Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine
6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip
yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile
kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen amme alacaklarına
ilişkin tahsil zamanaşımı iflas ertelemesi süresince işlemez.
5. 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde,
Kanunda geçen para cezaları teriminin; adli ve idari para cezalarını ifade
ettiği hükme bağlanmıştır.
6. Adli para cezaları ile ilgili zamanaşımı
süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 68 inci maddesinde genel süre şeklinde
on yıl olarak belirlenmiştir.
Ancak, aynı maddede;
- Fiili işlediği sırada oniki yaşını
doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, on yıllık sürenin
yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler
hakkında on yıllık sürenin üçte ikisinin geçmiş olması halinde cezanın infaz
edilmeyeceği,
- Türleri başka başka cezaları içeren
hükümlerin, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmeyeceği,
düzenlendiğinden, adli para cezalarının
zamanaşımına uğrayıp uğramadığının bu hükümler de dikkate alınmak suretiyle
tespit edilmesi gerekecektir.
Ayrıca, adli para cezalarının
zamanaşımının tayininde adli para cezasına hükmedildiğine ilişkin mahkeme
kararının kesinleştiği gün esas alınacak ve süre bu günden itibaren işlemeye
başlar.
Diğer taraftan, 5237
sayılı Kanunun 71 inci maddesinde "(1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili
merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla
hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse
üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği
takdirde, ceza zamanaşımı kesilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, adli para cezalarının
tahsil zamanaşımı süreleri maddede yer alan nedenlerden dolayı
kesilebilmektedir.
Öte yandan, adli para cezalarının
zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitinde 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104
üncü maddelerinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller ile tahsil
zamanaşımının işlememesi hallerinin de dikkate alınması gerekeceği tabiidir.
Adli para cezalarına ilişkin tahsil
zamanaşımını kesen bir halin mevcut olması durumunda yeniden işleyecek
zamanaşımı süresi 5237 sayılı Kanun kapsamında belirlenir.
7. İdari para cezaları ile ilgili olarak
zamanaşımına ilişkin özel hükümler 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmiş
olup, söz konusu düzenlemelere yönelik açıklamalar anılan Kanunla ilgili Genel
Tebliğde yapıldığından bu bölümde idari para cezalarının zamanaşımına
uğramasıyla ilgili ayrıca bir açıklama yapılmamıştır.
8. 2004
sayılı Kanun gereğince borçlunun iflasına hükmedilmesi sonucunda mallarının
tasfiye edilmesine rağmen alacaklıların alacaklarını elde edememeleri durumunda
aciz vesikası düzenlenmektedir.
2004 sayılı Kanunun 143 üncü maddesinin
altıncı fıkrasında "Bu
borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl
geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, iflasına karar verilen amme
borçlusu hakkında 2004 sayılı Kanunun ilgili maddeleri uyarınca yapılan tasfiye
sonucunda amme alacağının tahsil edilememesi halinde aciz vesikasının
düzenlendiği tarihten itibaren yirmi yıl geçtikten sonra bu alacak zamanaşımına
uğrayacaktır. Dolayısıyla, tahsil dairelerinin bu hususu dikkate alarak amme
alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığını tespit etmeleri gerekmektedir.
9. Zamanaşımına uğramış amme alacaklarının
terkin işlemleri alacaklı amme idarelerince, ilgili mevzuat hükümlerine göre
sonuçlandırılır.
10. 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin (o) bendinde, "Terkini
gereken vergiler ile tahsili zamanaşımına uğrayan Hazine alacaklarının kanunlar
gereğince terkin edilmesiyle ilgili işlemlerin yerine getirilmesini sağlamak."
görevi Gelir İdaresi Başkanlığına verilmiştir.
Madde metninde "Hazine alacakları" ibaresi
yer almakla birlikte, aynı maddenin (f) bendinde, Devlet alacaklarının
tahsilini sağlamak ve bu konuda gerekli tedbirleri almak görevi de Gelir
İdaresi Başkanlığına verildiğinden, terkin işlemleri ile ilgili Başkanlığa
verilen yetkinin, Devlet tüzel kişiliğini oluşturan kamu idarelerinin 6183
sayılı Kanun hükümlerine tabi alacakları için geçerli olduğu tabiidir.
11. Tahsil zamanaşımına uğrayan amme
alacaklarının terkini için Ek-10'da yer alan Zamanaşımına
Uğramış Amme Alacaklarına İlişkin Terkin Cetveli kullanılır.
Zamanaşımına Uğramış Amme Alacaklarına
İlişkin Terkin Cetveli, tahsil daireleri tarafından her borçlu için ayrı ayrı
olmak üzere 3 nüsha düzenlenir.
Zamanaşımına uğramış olan amme
alacaklarının kayıtlardan silinebilmesi, bu konuda yetkili olan makamdan
alınacak izne bağlıdır.
Yetkili makama birden fazla borçluya ait
cetvelin gönderilmesi gerektiği durumlarda, cetvellerin yanında bu cetvellere
ilişkin icmalin de oluşturularak gönderilmesi icap eder.
12. 6183 sayılı Kanun kapsamında olup Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerinin dışında başka kamu idareleri tarafından
tahsil ve takip edilen ancak tahsil zamanaşımına uğramış alacakların terkin
edilmesine ilişkin işlemler bu alt bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde
gerçekleştirilir.
II- Tabii
Afetler Sebebiyle Terkin
1. 6183 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde, "Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su
basması, kuraklık, don, zararlı hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benziyen
afetler yüzünden zarara maruz kalan varlıklarının ve mahsullerinin en az üçte
birini kaybedenler adına tahakkuk ettirilmiş ve afetlerin zarar verdiği gelir
kaynakları ile ilgili amme alacakları İcra Vekilleri Heyeti karariyle kısmen
veya tamamen terkin olunur.
Bu madde
hükmünden faydalanmak için afetin vukuu tarihinden itibaren 6 ay içinde ilgili
amme idaresine yazı ile müracaat edilmesi şarttır.
Bu madde
şümulüne giren bir zararın mevcut olup olmadığı mahalli il veya ilçe idare
kurullarınca, zararın derecesi, Maliye Vekaletince genel olarak belirtilecek
esaslar dahilinde ilgili amme idarelerince tesbit olunur.
Vergi Usul
Kanunu mevzuuna giren amme alacakları hakkında mezkür kanunun 105 inci maddesi
hükümleri tatbik olunur." hükmü yer
almaktadır.
2. Tabii afetler sebebiyle terkin hükmü, 213 sayılı
Kanunun 115 inci maddesinde de düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 6183 sayılı Kanunla
Vergi Usul Kanununa yapılan atıf bu maddeye tekabül etmektedir. 213 sayılı
Kanun kapsamına giren amme alacaklarında ilgili madde hükmü uygulanacak, anılan
Kanun kapsamına girmeyen amme alacaklarında ise 6183 sayılı Kanunun 105 inci
maddesi hükmü tatbik edilecektir.
3. Madde hükmünden, yangın, yer sarsıntısı, yer kayması,
su basması, kuraklık, don, zararlı hayvan ve haşarat istilası ve bunlara
benzeyen afetler yüzünden zarara maruz kalan varlıklarının ve mahsullerinin en
az üçte birini kaybedenler yararlanabilecektir.
4. 6183 sayılı Kanunun 105 inci maddesine göre terkin
yapılabilmesi için amme alacaklarının afet tarihinden önce tahakkuk etmiş
olması ve terkini talep edilen amme alacağının afetlerin zarar verdiği gelir
kaynakları ile ilgili olması gerekmektedir.
5. Madde hükmünden faydalanmak için afetten zarar
görenlerin, afetin vukuu tarihinden itibaren 6 ay içinde ilgili amme idaresine
yazı ile müracaat etmeleri şarttır. Dolayısıyla terkin için başvuruda
bulunulmaması halinde re'sen terkin yapılması mümkün değildir.
6. Madde hükmünde terkin yetkisinin Bakanlar Kuruluna ait
olduğu ve Bakanlar Kurulu Kararı ile afetten zarar görenlerin afetin zarar
verdiği gelir kaynakları ile ilgili amme borçlarının kısmen veya tamamen terkin
edileceği belirtilmiştir.
7. Bu madde kapsamına giren bir zararın mevcut olup
olmadığı mahalli il veya ilçe idare kurullarınca belirlenecektir.
Madde, zararın derecesinin tespitinde uygulanacak
genel esasları belirleme yetkisini Bakanlığımıza vermekte, zarar derecesi ile
ilgili olarak Bakanlığımızın belirlediği esaslar çerçevesinde afetin amme
borçlusuna verdiği zararın derecesinin ilgili amme idarelerince tespit edilmesi
gerekmektedir.
8. Zarar
derecesinin genel esasları
a) Tabii afet nedeniyle zarara maruz kalan varlıkların zarar
derecesinin tespitinde;
- Afetin vukuu bulduğu tarihten önceki rayiç değerleri
esas alınacaktır.
- Afetin vukuu ile birlikte zarara maruz kalan
varlıkların zarar sonrası değerleri, il veya ilçe idare kurullarınca tespit
edilecektir.
- Afetin vukuu
ile birlikte zarara maruz kalan varlıkların zarar sonrası değerlerinin, afetin
vukuu bulduğu tarihten önceki rayiç değerlerine bölümüyle zararın derecesi
tespit edilecektir.
b) Tabii afet nedeniyle zarara maruz kalan mahsullerin
değerlerinin tespitinde;
- Afete maruz kalan mahsullerin zarar derecesinin
tespiti, bu mahsulün yetiştirildiği araziden normal olarak üretimi mümkün olan
mahsul miktarı ile zarar sonrası elde edilebilecek mahsul miktarının oranlaması
suretiyle bulunacaktır.
- Zarar öncesi ve sonrasına konu mahsul miktarları il
veya ilçe idare kurullarınca tespit edilecektir.
c) Afet nedeniyle hem varlıklarını hem de mahsullerini
kaybedenlerin zarar dereceleri, varlıkların ve mahsullerin zarar öncesi ve
zarar sonrası rayiç değerleri esas alınarak toplamı üzerinden mukayese yapılmak
suretiyle belirlenecektir.
Belirlenen zarar derecesi, madde hükmüne göre aranılan
üçte bir şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde kullanılacaktır.
III- Tahsil İmkansızlığı Sebebiyle
Terkin (11.09.2013 tarihli
ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
6183
sayılı Kanunun 5838 sayılı Kanunla31 değişik 106 ncı maddesinde,
"Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak
giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına
giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme
alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları,
amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi
beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya
ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir.
Maliye
ve Gümrük Bakanı, yukarıdaki fıkra hükmüne göre terkin edilecek amme alacağının
miktarını belirlemeye yetkilidir.
Terkin
selahiyetini haiz olanlar bu selahiyetlerin tamamını veya bir kısmını mahalli
makamlara bırakabilirler." hükmü yer almaktadır.
Madde
hükmüne göre, amme alacaklarının takip ve tahsiline yönelik olarak yapılacak
masraflar dikkate alınarak, terkin edilecek amme alacağı tutarı Bakanlar
Kurulunca belirlenmektedir.
Terkin
yetkisine haiz olanlar, bu yetkilerinin tamamını veya bir kısmını mahalli
makamlara bırakabilmektedir.
İKİNCİ BÖLÜM
Yasaklar ve
Cezalar
1. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunun
107 nci maddesinde, "Bu Kanunun tatbikinde vazifeli bulunan kimseler, bu
vazifeleri dolayısıyla amme borçlusunun ve onunla ilgili kimselerin
şahıslarına, mesleklerine, işlerine, muamele ve hesap durumlarına ait
öğrendikleri sırlarla, gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa ettikleri
takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesine göre cezalandırılır.
(Mülga
ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/578 md.)
(Üç,
dört ve beşinci fıkralar Mülga: 22/7/1998 - 4369/82 md.)
Bu
Kanunun 41 inci maddesine göre amme alacağını tahsil yetkisi verilen
kuruluşlara, yapacakları tahsile yönelik bilgilerin ve 22/A maddesine göre
borcun olmadığına dair belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve
kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesi
sırrın ifşası sayılmaz; bu kurum ve kuruluşlarda vazifeli bulunan kimseler
edindikleri bilgileri ifşa ettikleri takdirde birinci fıkra hükmüne göre
cezalandırılırlar. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye
Bakanlığınca belirlenir." hükmü yer almaktadır.
Bu
maddede, Kanunu tatbik etmekle görevli kişilerin bu Kanundan kaynaklanan
görevleri ve bu görevlere uymamaları halinde uygulanacak cezalar
düzenlenmektedir.
Maddede
ayrıca, bu Kanunun 41 inci maddesine göre amme alacağını tahsil yetkisi verilen
kuruluşlara, yapacakları tahsile yönelik bilgilerin verilmesinin yasakları
ihlal sayılmayacağı ve Kanunun 22/A maddesi uyarınca borcun olmadığına dair
belgeyi arama zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlara, ödeme ve işleme taraf
olanlara ilişkin borç bilgilerinin verilmesinin sırrın ifşası sayılmayacağı
belirtilmiştir.
2. 6183 sayılı Kanunun 108 ve 109 uncu
maddelerinde artırmalara katılamayacak ve artırmalarda mal satın alamayacak
olanlar ile takdir muamelelerine ve kararlara iştirak edemeyecek olanlar
sayılmış ve belirlenen yasaklara uymayanlara uygulanacak cezalar
düzenlenmiştir.
3. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunun
5728 sayılı Kanunla değişik 110 uncu maddesinde, "Amme alacağının tahsili için
hakkında takip muamelelerine başlanan borçlu kısmen veya tamamen tahsile engel
olmak veya tahsili zorlaştırmak maksadıyla mallarından bir kısmını veya
tamamını,
1.
Mülkünden çıkararak, telef ederek yahut değerden düşürerek gerçek surette,
2.
Gizleyerek, kaçırarak muvazaa yolu ile başkasının uhdesine geçirerek veya aslı
olmayan borçlar ikrar ederek, yahut alındılar vererek gerçeğe aykırı surette,
varlığını yok eder veya azaltır ve geri kalan mallar borcu karşılamaya yetmezse
altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü yer
almaktadır.
Madde hükmüne göre, amme borçlusunun
cezalandırılabilmesi için;
- Borçlunun maddede sayılan fiilleri, hakkında takip
muamelesine başlandıktan sonra yapması,
- Borçlunun bu fiilleri kısmen veya tamamen tahsile
engel olmak veya tahsili zorlaştırmak kastı ile yapması,
- Bu fiiller sonunda; borçlunun varlığının yok olmuş
veya azalmış bulunması ve geri kalan mallarının da borcu karşılamaya yetmemesi,
gerekmektedir.
4. Gerçeğe aykırı mal bildiriminde bildirimde
bulundukları anlaşılanlar veya yaşayış tarzları mal bildirimlerine uymayanlar
hakkında 6183 sayılı Kanunun 111 ve 115 inci maddeleri gereğince işlem
yapılması zorunludur.
5. Kanunun 111 inci maddesinde öngörülen cezalar, kasten
gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlarla, bildirdiği malların borca yetmediği
veya haciz veya satışının çok güç olması nedeniyle ilave mal bildirmesi
ihtarına rağmen başka malı olduğu halde noksan bildirimde bulunanlara ve geçim
kaynağı ve buna göre yaşayış tarzı bildirimlerini gerçeğe aykırı bir şekilde
yapmış olanlara ilişkin bulunmaktadır.
6.
Borçlunun başkasının mallarını kendi malı olarak bildirmesi yahut bildirdiği
mallar üzerinde üçüncü şahısların haklarını da aynı zamanda bildirmemesi, malı
olduğu halde beyan ettiğinden başka malları olmadığını bildirmesi gibi haller,
borçlunun gerçeğe aykırı bildirim hususundaki kastının karinesidir.
7. 6183 sayılı Kanunun 115 inci maddesi hükmü gereğince 110 ila 114 üncü
maddelerde yazılı suçların takibi şikayete bağlı olduğundan, bu suçlar ile
ilgili olarak Cumhuriyet Savcılıklarına alacaklı amme idaresinin o mahaldeki en
büyük memuru tarafından suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Son Hükümler,
Ek ve Geçici Maddeler
I- Erken odemede İndirim
1. 6183 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesinde, "Amme alacağının kanuni ödeme süresinden
önce ödenmesinde, aşağıda belirtilen indirim ve esaslar uygulanır:
1. Erken
ödemelerde indirim, ödeme tarihinden kanuni ödeme süresinin son gününe kadar,
her gün için aylık % 4 oranında uygulanır.
2. Kanuni
ödeme süresinin sonunda artakalan tutarlar, erken ödeme sayılır ve diğer amme
alacaklarına mahsup edilinceye kadar (1) numaralı bende göre işlem yapılır.
Nakden iadelerde indirim uygulanmaz.
3. İndirim
uygulanacak sürelerin hesabında bir ay 30 gün olarak kabul edilir ve ödemenin
yapıldığı gün dikkate alınmaz.
4. Bakanlar
Kurulu; (1) numaralı bentte yazılı oranı sıfıra kadar indirmeye % 8'e kadar
artırmaya, amme alacaklarının nev'i ve vadeleri itibariyle farklı oranlar
tespit etmeye yetkilidir.
5. Bu madde
hükümlerinden yararlanacak amme alacaklarını nev'ileri ve dönemleri itibariyle
sınırlamaya, münhasıran tahakkuk eden amme alacakları için uygulatmaya,
indirimin yapılma şekli ve zamanı ile diğer usul ve esasları belirlemeye Maliye
Bakanlığı yetkilidir.
6. Bu Kanunun
41 inci maddesine göre kredi kartı ve benzeri kartlar kullanılmak suretiyle
komisyonsuz yapılan ödemelerde, bu madde hükmüne göre indirim uygulamasına esas
alınacak ödeme tarihi, paranın alacaklı tahsil dairesi hesabına geçtiği
gündür." hükmü yer almaktadır.
Madde hükmünde yer alan indirim oranı 97/9942 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararıyla 01.10.1997 tarihinden geçerli olmak üzere % 0 (sıfır)
olarak belirlendiğinden, maddenin uygulama alanı bulunmamaktadır.
II- Geçici 8 inci Madde
1. Geçici 8
inci Madde İle İlgili Hükümler
1.1. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ
ile değişik) 6183 sayılı Kanunun geçici
8 inci maddesinde "31/12/2028[100]
tarihine kadar uygulanmak üzere, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar dahil
8.6.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tâbi
iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları ile bunların
müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri, 18.6.1999 tarihli ve 4389
sayılı Kanuna tâbi faaliyeti devam eden kamu bankaları, büyükşehir
belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bunlara ait tüzel kişilerin
veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların,
Devlete ait olan ve bu Kanun kapsamına giren borçlarına karşılık, mülkiyeti bu
idarelere ait ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan taşınmazlarından
merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince ihtiyaç duyulanlar ile 29/6/2001
tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve
Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında
değerlendirilecek olanlar, 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesine göre oluşturulacak komisyon tarafından takdir edilecek değeri
üzerinden, borçlu kurumun da uygun görüşü alınarak bütçenin gelir ve gider
hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin Maliye Bakanlığınca satın alınabilir.
Bu
idarelerin satın alınan taşınmazlarının tapu işlemlerine esas olan ve yukarıda
belirtilen şekilde tespit edilen değerine eşit tutarda Devlete ait olan ve bu
Kanun kapsamına giren borçları terkin edilir.
Bu
madde hükmü, yukarıda sayılan kuruluşlar dışında kalan, borcunu ödemede çok zor
duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen ve vergi dairelerine bu Kanun
kapsamına giren borcu bulunan diğer mükelleflerin (tüzel kişiliği bulunanların
ortaklarına ait olanlar dahil) taşınmazları için de uygulanabilir.
Bu
maddenin uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir."
hükmü yer almaktadır.
1.2. 5436 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanunun[101] Geçici 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında "İlgili mevzuatında gerekli düzenleme
yapılıncaya kadar, mevzuatta katma bütçeli idarelere yapılan atıflar, katma
bütçeli idare iken 5018 sayılı Kanunla özel bütçeli idareler kapsamına alınan
kamu idareleri bakımından, ilgisine göre bu idarelere yapılmış sayılır. Bu
fıkranın uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve
gerektiğinde düzenleme yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir." hükmüne yer
verilmiştir.
Bu
hükme göre, 6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin 6322 sayılı Kanunla
değişmeden önceki metninde yer verilen ve 5018 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği
1/1/2006 tarihinden itibaren özel bütçeli kamu idaresine dönüşen katma bütçeli
kamu idarelerinin, 1/1/2006 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanunun geçici 8
inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı R.G. Seri A,
Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
2.
Uygulamaya İlişkin Usul ve Esaslar
6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden uygulamaya ilişkin usul ve esaslar
aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.
2.1. Kapsam
2.1.1.
Mükellefler
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun geçici 8 inci maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamına giren borçlarına
karşılık olarak taşınmazları Maliye Bakanlığınca satın alınabilecek olan
mükellefler aşağıda sayılmıştır.
a) Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar dahil
08.06.1984 tarihli ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname[102]
hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları,
bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri.
b) Madde metninde 4389 sayılı Kanuna[103]
tâbi faaliyeti devam eden kamu bankaları ibaresi yer almakla birlikte, 4389
sayılı Kanun 5411 sayılı Bankacılık Kanunu[104] ile
mülga kılındığından, madde kapsamına dahil olan bankalar, 5411 sayılı Kanuna
göre faaliyeti devam eden kamu bankalarıdır.
c) Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel
idareleri, bunlara ait tüzel kişiler veya bunlara bağlı müstakil bütçeli ve
kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar.
d) Yukarıda sayılanlar dışında kalıp da borçlarını
ödemede çok zor duruma düştüğü inceleme raporu ile tespit edilen diğer
mükellefler.
2.1.2.
Taşınmazlar
6183 sayılı Kanun kapsamına giren borçlara karşılık
olmak üzere satın alınacak taşınmazların;
- 2.1.1. bölümünde belirtilen mükelleflerin
mülkiyetinde bulunması,
- 2.1.1/d bölümünde belirtilen mükelleflerin tüzel
kişilik olmaları halinde, tüzel kişiliğin mülkiyetinde ya da ortaklarının
mülkiyetinde bulunması,
- Taşınmazların üzerinde, amme borçları dolayısıyla
vergi dairesi tarafından konulanlar hariç olmak üzere, herhangi bir takyidatın
bulunmaması,
- İmar planı geçen bölgeler içinde inşa edilmiş ve
kamu hizmetlerinin sunulmasına elverişli bina halinde bulunması ya da bina
inşaasına elverişli arsa veya 29.01.2004 tarihli ve 5084 sayılı Kanun[105]
kapsamında değerlendirilebilecek arazi ve arsa (üzerindeki bina ve müştemilat
dahil) olması,
gerekmektedir.
2.2.
Uygulama
6183 sayılı Kanun kapsamında borcu olan mükelleflerin
bu borçlarına karşılık olarak teklif ettikleri taşınmazların alımı ve
borçlarının terkini aşağıdaki usul ve esaslara göre yapılacaktır.
2.2.1.
Başvuru Şekli
6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesinden
yararlanmak isteyen mükellefler ekteki (EK-8/a) örneğe uygun bir dilekçe ile bağlı bulundukları
vergi dairesine başvuracaklardır. Birden fazla vergi dairesine borcu bulunan
mükellefler, başvuru tarihi itibarıyla yıllık gelir ve kurumlar vergisi
yönünden bağlı bulundukları yer vergi dairesine başvuruda bulunacaklar, bu
başvurularında, borçlarının olduğu diğer vergi dairelerini de belirteceklerdir.
2.1.1/d bölümünde belirtilen mükelleflerden tüzel
kişiliği bulunanların borçlarının terkinine yönelik olarak taşınmazını teklif
eden ortaklar, başvurularını tüzel kişilikle birlikte tüzel kişiliğin bağlı
bulunduğu vergi dairesine ekteki (EK-8/b) örneğe uygun bir dilekçe ile yapacaklardır.
Tüzel kişiliğin borcunun yanı sıra şahsi borcunun da aynı taşınmazla terkinini
talep eden ortaklar, bu hususu dilekçelerinde ayrıca belirteceklerdir.
Mükellefler, Kanun kapsamındaki borçlarına karşılık
olarak önerdikleri taşınmazların tapu senetlerinin bir örneği ile taşınmazı
tanıtıcı dokümanları (imar durumunu ve binalar için yapı durumunu gösterir
belge, takyidat durumunu da gösterir tapu kayıt örneği, broşür, fotoğraf vb.)
dilekçe ekinde vergi dairesine vereceklerdir. Diğer taraftan, 2.1.1/d bölümünde
belirtilen mükelleflerden, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler
başvuru tarihinden önceki geçici vergi dönemini kapsayan bilançolarını, diğer
mükellefler ise tebliğin ekinde yer alan (EK-9) formu da dilekçelerine ekleyeceklerdir.
2.2.2. Vergi
Dairesince Yapılacak İşlemler
1- Vergi dairesi mükellefin dilekçesi üzerine, 6183
sayılı Kanun kapsamına giren borçlarını tespit ederek, bir liste ile mükellefin
başvuru dilekçesini ve eki belgeleri, önerilen taşınmazlara, hizmetlerinin
yerine getirilmesinde genel bütçeye dahil daireler veya katma bütçeli
idarelerce (01.01.2006 tarihinden itibaren özel bütçeli kamu idaresine
dönüşenler) ihtiyaç duyulup duyulmadığının tespit edilmesi amacıyla, bir üst
yazı ile Vergi Dairesi Başkanlığı/Defterdarlık Gelir Müdürlüğü vasıtasıyla
Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğüne aktaracaktır.
2- Önerilen taşınmazlara genel bütçe kapsamındaki kamu
idarelerince veya katma bütçeli idarelerce (01.01.2006 tarihinden itibaren özel
bütçeli kamu idaresine dönüşenler) ihtiyaç duyulduğunun Milli Emlak
Müdürlüğünce bildirilmesi üzerine, vergi daireleri, mükellefin amme borçlarını
ödemede "çok zor duruma" düşüp düşmediğinin tespit edilmesi amacıyla dosyayı
incelemeye sevk edecektir.
Gerek tüzel kişiliğin gerekse şahsi borçlarının
terkini için kendi mal varlığında bulunan taşınmazı teklif eden ortakların bu
taleplerinin değerlendirilmesinde tüzel kişiliğin ve ortağın "çok zor durumda"
olma şartı ayrı ayrı aranılacağından inceleme her iki mükellef için de ayrı
ayrı yapılacaktır. İnceleme sonucunda, mükelleflerden birinin çok zor durumda
olduğunun tespiti halinde, talep çok zor durumda olan mükellefin borçları
açısından değerlendirilecektir. Ancak, sadece tüzel kişiliğin borçlarına karşılık
maliki olduğu taşınmazı teklif eden ortak için ayrıca çok zor durumda olma
şartı aranılmayacaktır.
2.1.1. bölümünün (a), (b) ve (c) bentlerinde
belirtilen mükelleflerin amme borçlarını ödemede "çok zor duruma" düşüp
düşmediklerine ilişkin her hangi bir inceleme yapılmayacak, taşınmazın kıymet
takdir işlemleri Milli Emlak Dairesi Başkanlıkları/Milli Emlak Müdürlükleri/Mal
Müdürlükleri tarafından başlatılacaktır.
3- Mükellef nezdinde yapılan inceleme neticesinde
düzenlenen rapor ile mükellefin amme borçlarını ödemede "çok zor duruma"
düştüğünün tespit edilmesi halinde, vergi dairesi kıymet takdir işlemlerinin
başlatılması amacıyla durumu bir yazı ile Milli Emlak Dairesi
Başkanlığına/Milli Emlak Müdürlüğüne bildirecektir. Yapılan inceleme
neticesinde düzenlenen raporda borçlarını ödemede "çok zor duruma" düşmediği
belirtilen mükelleflerle ilgili olarak bu uygulama çerçevesinde herhangi bir
işlem yapılamayacağı bir yazı ile mükellefe ve Milli Emlak Dairesi
Başkanlığına/Milli Emlak Müdürlüğüne bildirilecektir.
4- Taşınmazın, 6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesi
hükmüne göre alımının uygun görülmesi halinde Milli Emlak Dairesi
Başkanlığı/Milli Emlak Müdürlüğü/Mal Müdürlüğü tarafından taşınmazın Hazine
adına tescil işlemleri yapılacak ve bu durumun bildirilmesi üzerine vergi
dairesi 2.2.6.2. bölümünde belirtilen usule
uygun olarak mükellefin borçlarının terkin işlemlerini gerçekleştirerek durumu
mükellefe bildirecektir.
2.2.3.
Kıymet Takdiri
Taşınmazların kıymet takdir işlemleri, 4734 sayılı
Kamu İhale Kanununun 6
ncı maddesine göre oluşturulacak komisyonlar tarafından yapılacaktır.
2.2.4. Çok
Zor Durum Halinin Tespiti
2.1.1/d bölümünde
belirtilen mükelleflerin amme borcunu ödemede "çok zor durumda" olup
olmadıklarının tespitine yönelik incelemeler vergi denetmenleri tarafından
yapılacaktır.
Yapılacak incelemelerde; finansal analiz teknikleri
kullanılmak suretiyle, başvuruda bulunan mükellefin borçlarını ödemede "çok zor
duruma" düşüp düşmediği araştırılacak ve düzenlenen raporda mükellefin
borçlarını ödemede "çok zor duruma düştüğü" veya "çok zor duruma düşmediği"
konusunda kesin kanaat belirtilecektir. Söz konusu incelemeler 1 ay içinde
tamamlanacaktır.
Mükelleflerin "çok zor durumda" olup olmadıklarının
tespitinde; mükellefler itibarıyla aşağıdaki rasyolar kullanılacak ve analiz
sonucu bulunan oranların, Tebliğ ile belirlenen oranlarda ya da daha küçük
olması şartı aranılacaktır.
a) Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin çok
zor durumlarının tespitinde aşağıdaki rasyo kullanılacak ve sonucun 0.5 veya
0.5'den küçük bir değerde olması durumunda bu mükelleflerin "çok zor durumda"
oldukları kabul edilecektir.
Dönen Varlıklar-Stoklar
<
0.5
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
Yukarıda belirtilen rasyoda yer alan hesap sınıfları
ve grupları Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan "Muhasebe Sistemi Uygulama
Genel Tebliğlerinde" belirtilen esaslara göre tespit edilecektir.
b) (a)'da belirtilen mükelleflerin dışında kalan
mükellefler, çok zor durumda olup olmadıklarının tespiti için gerekli olan ve
tebliğ ekinde yer alan formu (EK-9) doldurarak başvurularında teslim etmeleri
gerekmektedir. Vergi denetmenleri bu formla verilen bilgilerin gerçekliğini
araştırdıktan sonra aşağıdaki rasyoyu kullanmak suretiyle mükellefin durumunu
tespit edeceklerdir. Mükelleflerin çok zor durumda olduklarının kabul
edilebilmesi için bulunan oranın 0.3 veya 0.3'den küçük olması gerekecektir.
Kasa+Banka + Kısa Vadeli Alacaklar
<
0.3
Kısa Vadeli Borçlar
Yukarıdaki rasyoda yer alan kısa vadeli alacakların ve
kısa vadeli borçların tespitinde 1 yıllık süre esas alınacaktır.
Yapılan inceleme sonucunda, mükellefin "çok zor
durumda" olup olmadığı düzenlenecek bir inceleme raporuyla Vergi Dairesi
Başkanlığına/Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne aktarılacaktır.
2.2.5. Milli
Emlak Genel Müdürlüğünce Yapılacak İşlemler
Milli Emlak Genel Müdürlüğü, 2.2. bölümünde
açıklandığı şekilde Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlıklarınca/Milli
Emlak Müdürlüklerince aktarılan satın alma taleplerini değerlendirerek, satın
alımın uygun görülüp görülmediğine ilişkin görüşü Defterdarlıklara
bildirecektir.
2.2.6.
Taşınmazların Hazine Adına Tescili ve Borçların Terkini
Satın alınmasına karar verilen taşınmazların tapu
sicillerinde Hazine adına tescil ettirilmesi ve mükelleflerin borçlarının
terkin edilmesi aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
2.2.6.1.
Taşınmazların Tescil Ettirilmesi:
Milli Emlak Genel Müdürlüğünden taşınmazın alımının
uygun görüldüğünün bildirilmesi üzerine Milli Emlak Dairesi Başkanlıkları/Milli
Emlak Müdürlükleri/Mal Müdürlükleri tapu işlemlerini yürüterek, taşınmazların
Hazine adına tescil ettirilmesini sağlayacaktır. Tescil işlemi sonucunda
düzenlenen tapu senedinin bir örneği Vergi Dairesi Başkanlıkları/Defterdarlık
Gelir Müdürlükleri vasıtasıyla mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesine
gönderilecektir.
2.2.6.2.
Borçların Terkin Edilmesi:
Taşınmaza ait tapu senedinin bir örneğinin vergi
dairelerine gelmesi üzerine, taşınmazın Hazine adına tapuya tescil ettirildiği
tarih itibarıyla mükellefin tüm borçları hesaplanarak, taşınmaza takdir edilen
değer esas alınmak suretiyle terkin işlemleri yapılacaktır. Toplam borcun
tespitinde gecikme zammı, taşınmazın Hazine adına tescil edildiği tarihe kadar
hesaplanacaktır.
Taşınmazın değerinin mükellefin tüm borçlarını karşılayacak
tutarda olmaması halinde, terkin işlemi mükellefin talebine göre, talebi
bulunmaması halinde 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasına
göre belirlenen borçlarına karşılık yapılacaktır. Bu durumda, kalan kısım
hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil işlemlerinin
sürdürüleceği tabiidir.
Önerilen taşınmazın değerinin, mükellefin toplam
borçlarından daha yüksek tutarda olması halinde oluşan fark mükellefe red ve
iade edilmeyeceği gibi taşınmazın Hazine adına tescil tarihinden sonra doğacak
borçlarına da mahsup edilmeyecektir.
Ancak bu durumda bulunan mükellefler oluşan farkı,
taşınmazın Hazine adına tescilinden önce, ortaklık ilişkisi bulunan veya en az
bir ortağı aynı olan mükelleflerin borçlarından terkinini talep etmeleri
mümkündür. Bu takdirde, borçlarından terkin talebinde bulunulan mükelleflerin
de bu bölümde belirlenen esaslar çerçevesinde, 2.1.1. bölümünün (a), (b) ve (c)
bentlerinde yer alan mükellefler hariç, çok zor durumda olmaları gerekmektedir.
2.3. Katma Değer
Vergisi Uygulaması:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun[106]
1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası ile "ticari, sınai, zirai faaliyet ve
serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin" verginin
konusuna girdiği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla 6183 sayılı Kanunun
geçici 8 inci maddesi çerçevesinde alımı gerçekleştirilen taşınmazların ticari,
sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetinde bulunan işletmenin aktifine kayıtlı
veya envanterine dahil bulunması halinde bunların teslimi (satışı) katma değer
vergisine tabi bulunmaktadır.
Bununla birlikte, ticari, sınai, zirai ve serbest
meslek faaliyetinde bulunmayan mükelleflerden satın alınacak taşınmazların
teslimi katma değer vergisine tabi bulunmamaktadır.
Ayrıca;
- 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu kapsamında 6183
sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesine göre Hazineye devri öngörülen
taşınmazların satın alınması, Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 12 nci
maddesine göre,
- Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel
idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle yer alan taşınmazlarının,
6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci maddesine göre satın alınması, 3065 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının 5615 sayılı Kanunun 13
üncü maddesiyle değişik (r) bendi hükmüne göre (anılan bendin
istisna kapsamı dışında bıraktığı taşınmaz teslimleri hariç),
vergiden istisnadır.
Belediye ve il özel idarelerinin mülkiyetindeki
gayrimenkullerin satışı, iktisadi işletmelerine ait olmaması koşuluyla katma
değer vergisinin konusuna girmemektedir.
Ancak, 3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (3) numaralı bendinin (d) alt bendi hükmü gereğince, müzayede
mahallerinde yapılan satışlar katma değer vergisine tabi olduğundan, belediye
ve il özel idarelerine ait olup müzayede mahallerinde yapılan gayrimenkul
satışlarından, katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir. 3065 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının 5615 sayılı Kanunun 13
üncü maddesiyle değişik (r) bendi ile Kanunun aradığı şartlar
çerçevesinde, belediyeler ve il özel idarelerinin mülkiyetinde olup müzayede
suretiyle satılan gayrimenkullerin satışı da istisna kapsamına alınmıştır.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun geçici 8 inci
maddesi çerçevesinde yapılan satın alma işlemleri müzayede suretiyle satış
olmadığından, belediye ve il özel idarelerinden bu madde hükmüne göre yapılan
gayrimenkul alımları üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.
Katma değer vergisine tabi taşınmazın alımında,
taşınmazın takdir edilen değerine yürürlükteki katma değer vergisi oranları
dikkate alınarak hesaplanacak katma değer vergisi ilave edilecek ve bu suretle
belirlenecek azami satın alma bedeli terkin edilecek borç tutarının tespitinde
dikkate alınacaktır. Bu şekilde bulunan azami satın alma bedelinden daha düşük
bir bedelle taşınmazın satın alınması halinde, katma değer vergisi dahil satın
alma bedeli, terkin edilecek borç tutarı toplamına eşit olacaktır. Bu durumda
satın alma bedeline dahil olan katma değer vergisi tutarı mükellefe nakden veya
mahsuben ödenmeyecek, sadece borçlardan terkin edilecektir.
Bu işlemde, taşınmaz üzerindeki tasarruf ancak
taşınmazın Hazine adına tescilinden sonra gerçekleşeceği için taşınmazın tescil
tarihinin teslimin gerçekleştiği olay olarak kabul edilmesi ve mükelleflerin bu
işlemi kayıtlarında taşınmaz (bina, arsa ve arazi) satışı ve yukarıda
belirtildiği şekilde kendilerine ödenen katma değer vergisini ilgili dönem
beyannamesinde "Hesaplanan Katma Değer Vergisi" olarak göstermeleri gerekir.
Diğer taraftan, borçlunun özel mülkiyetinde bulunan
(iktisadi işletmelerine dahil olmayan) taşınmazlarının teslimi, Katma Değer
Vergisi Kanununun kapsamına girmediğinden, taşınmazların yukarıda belirtildiği
şekilde tespit edilecek değeri üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.
DİĞER HUSUSLAR
Genelgeler 1
1. Bu tebliğde parasal değerlerle ilgili olarak yer alan
"lira" ibareleri, tedavüldeki Türk Parasına "Yeni Türk Lirası" ibaresi
kullanıldığı müddetçe Yeni Türk Lirasını; Türk Lirası ibaresinin kullanılmaya
başlamasından itibaren de "Türk Lirasını" ifade etmektedir.
2. 6183 sayılı Kanunun Bakanlığımıza verdiği yetki
çerçevesinde bu tebliğ ile yapılan yeni düzenlemeler, bu tebliğin yayımı
tarihinden sonra tesis edilecek idari işlemlere uygulanacaktır.
3.
yururlukten Kaldırılan Tahsilat Genel Tebliğleri
Aşağıdaki tabloda seri numaraları yer verilen Tahsilat Genel Tebliğleri
yürürlükte olup, bu genel tebliğlerin dışındaki Tahsilat Genel Tebliğleri
yürürlükten kaldırılmıştır.
No.
Seri No.
Resmi
Gazete Tarihi
Resmi
Gazete Sayısı
1.
432
07.08.2004
25546
2.
435
20.05.2005
25820
3.
436
03.08.2005
25895
4.
442
12.05.2007
26520
5.
443
18.05.2007
26526
4. yururlukten kaldırılan Tahsilat Genel Tebliğlerine
mevzuatta yapılan atıflar bu tebliğe yapılmış sayılır.
EKLER:
EK-1
6183 sayılı Kanunun 9 uncu
Maddesinin Birinci Fıkrasına Göre Teminat İsteme Yazısı Örneği
EK-2
6183 sayılı Kanunun 11 inci
Maddesine Göre Alınacak Şahsi Kefalet Senedi Örneği
EK-3
6183 sayılı Kanunun 14 üncü
Maddesine Göre Alınacak Olan İhtiyati Haciz
(Taahhüt) Senedi Örneği
EK-4
6183 sayılı Kanunun 14 üncü
Maddesine Göre Alınacak Olan İhtiyati Haciz
(Kefalet) Senedi Örneği
EK-5
6183 sayılı Kanunun 48 inci
Maddesine Göre Alınacak Olan Kefalet Senedi Örneği
EK-6
Taksitlendirme ve tecil Talepleri Hakkında Talimat
Yazısı Örneği
EK-7
Gayrimenkul Mal Satış Şartnamesi
Örneği
EK-8/a
6183
sayılı Kanunun Geçici 8 inci Maddesine Göre Başvuru Dilekçesi
EK-8/b
6183 sayılı Kanunun Geçici 8 inci Maddesine Göre Başvuru Dilekçesi
(Tüzel Kişiliğin Borçları İçin Kendi Taşınmazını Teklif Eden Ortağın
Başvuru Dilekçesi)
EK-9
Bilanço Esasına Göre
Defter Tutan Mükelleflerin Dışındaki Mükelleflere İlişkin Mali Durum Bildirim
Formu
EK-1
6183 SAYILI KANUNUN 9 UNCU MADDESİNİN BİRİNCİ FIKRASINA GÖRE
TEMİNAT İSTEME YAZISI ÖRNEĞİ
T.C.
…………………………………………..
………………………………………
(……………………Müdürlüğü)
Mükellefin Adı-Soyadı/Unvanı
Adresi
Dairemizin ………………… T.C. Kimlik/Vergi Kimlik
Numarasında kayıtlı mükellefiyetiniz dolayısıyla ……………………………………… dönemi/yılı
hesaplarınızın ……………………………………… tarafından incelenmesi sırasında yapılan ilk
hesaplara göre tespit edilen matrah/vergi farkı üzerinden …………………………..……… lira
………………………………… vergisi ……………………… lira vergi ziyaı cezası ve yazımız tarihi
itibarıyla hesaplanan ………………….…. lira gecikme faizi olmak üzere toplam ……………………………….
lira için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9 uncu
maddesinin birinci fıkrası gereğince, aynı Kanunun 10 uncu maddesinde
belirtilen türde teminatı yazımızın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde
Müdürlüğümüze göstermeniz gerekmektedir.
Gösterilecek teminatın, amme alacağının tahakkuk ve
tahsil tarihine göre hesaplanacak gecikme faizi ve gecikme zammı için de paraya
çevrilebileceği tabiidir.
Bilgilerinize tebliğ ve gereğini rica ederim.
Adı -Soyadı
Unvanı
EK-2
6183 SAYILI KANUNUN 11 İNCİ MADDESİNE GÖRE ALINACAK
ŞAHSİ KEFALET SENEDİ ÖRNEĞİ
Kefalet Senedi
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 11 inci maddesi hükmüne göre, ……………………….. T.C. Kimlik/Vergi Kimlik
Numaralı amme borçlusu ………...........................................'nın …………………………..........
dönemlerine/yıllarına ilişkin …………………........................... borcunu
............................... Dairesince istenildiği zaman tahsilat tarihine
kadar hesaplanacak fer'ileriyle birlikte ödemeyi müteselsil kefil ve müşterek
müteselsil borçlu sıfatıyla kabul ve taahhüt ederim.
Kefalet Edenin: Tarih
Adı-Soyadı/Unvanı: İmza/Kaşe
T.C. Kimlik/Vergi Kimlik No:
İş Adresi:
İkametgah Adresi:
İş Tel. No:
Ev Tel. No:
Cep Tel. No:
EK-3
6183 SAYILI KANUNUN 14 ÜNCÜ MADDESİNE GÖRE ALINACAK OLAN
İHTİYATİ HACİZ (TAAHHÜT) SENEDİ ÖRNEĞİ
İhtiyati Haciz Taahhüt Senedi
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca, ……………………….. T.C. Kimlik/Vergi Kimlik Numaralı
amme borçlusu ………..................................'nın yedimde bulunan ve
…………………… Dairesince ihtiyaten haczedilerek tarafıma teslim edilen ve ……..…….
tarih ve ……………….... no.lu haciz tutanağında özellikleri ve değerleri gösterilen
mallarını tahsil dairesince istenildiği zaman aynen teslim etmeyi kabul ve
taahhüt ederim.
Taahhüt edenin: Tarih
Adı-Soyadı/Unvanı: İmza/Kaşe
T.C. Kimlik/Vergi Kimlik No:
İş Adresi:
İkametgah Adresi:
İş Tel. No:
Ev Tel. No:
Cep Tel. No:
EK-4
6183 SAYILI KANUNUN 14 ÜNCÜ MADDESİNE GÖRE ALINACAK OLAN
İHTİYATİ HACİZ (KEFALET) SENEDİ ÖRNEĞİ
İhtiyati Haciz Kefalet Senedi
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 13 üncü maddesi hükmüne göre, ihtiyaten haczedilmiş olup, ………………………..
T.C. Kimlik/Vergi Kimlik Numaralı amme borçlusu yedinde bırakılan, …………. tarih
ve …….…. no.lu haciz tutanağında özelliği ve değeri belirtilen malların
alacaklı …..……………….. Dairesince istenildiği zaman para veya ayın olarak
verilmemesi halinde bu mallara karşı ............................. lirayı
alacaklı …….............................. Dairesinin talebi üzerine ödemeyi
müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kabul ve taahhüt ederim.
Kefalet Edenin:
Tarih
Adı-Soyadı/Unvanı: İmza/Kaşe
T.C. Kimlik/Vergi Kimlik No:
İş Adresi:
İkametgah Adresi:
İş Tel. No:
Ev Tel. No:
Cep Tel. No:
Not : Bu kefalet senedinin, Kanunun 14 üncü maddesi mucibince tahsil
dairesinin bulunduğu mahalde ikametgah sahibi bir şahıs tarafından verilmesi
şarttır.
EK-5
6183 SAYILI KANUNUN 48 İNCİ MADDESİNE GÖRE ALINACAK OLAN
KEFALET SENEDİ ÖRNEĞİ
tecil Kefalet Senedi
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 48 inci maddesi uyarınca …………………………. T.C. Kimlik/Vergi Kimlik Numaralı
amme borçlusu ………………............'nın tecil edilen ………….………….……………… dönemine/yılı
ait ................................ lira borcunun tecil şartlarına uygun
olarak ödenmemesi halinde borcun tamamının muaccel hale geleceğini ve söz
konusu borcu tahsil edileceği tarihe kadar hesaplanacak fer'ileriyle birlikte,
müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil sıfatıyla
............................... Dairesine ödemeyi kabul ve taahhüt ederim.
Kefalet Edenin: Tarih
Adı-Soyadı/Unvanı: İmza/Kaşe
T.C. Kimlik/Vergi Kimlik No:
İş Adresi:
İkametgah Adresi:
İş Tel. No:
Ev Tel. No:
Cep Tel. No:
EK-6
(29.06.2008 tarihli, 26921 sayılı R.G.
Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
TECİL
VE TAKSİTLENDİRME TALEPLERİ HAKKINDA
TALİMAT
YAZISI ÖRNEĞİ
T.C.
...........................................
...........................
MÜDÜRLÜĞÜNE
Daireniz
mükelleflerinden ..................... T.C. kimlik/vergi kimlik numaralı
.............................................................'nın,
............................ dönemi/yılı ........................ lira
borcunun;
1- tecil ve
taksitlendirilen borçların toplamının 50.000,- lirayı aşması halinde aşan
kısmın yarısı oranında teminat gösterilmek,
2- Söz konusu
borca tecilli sayıldığı tarihten itibaren yıllık % ... faiz uygulanmak,
3- Borca
karşılık her ay ..................... lira/.................. aylarında
............... lira ödenmek, ayrıca hesap edilecek faizler de taksitlerle
birlikte alınmak,
4- Bu süre
içerisinde tecil edilmiş veya edilecek olan diğer amme alacakları zamanında
ödenmek,
5- tecil ve
taksitlendirme koşullarına uyulmadığında taksitlerin tamamı muaccel
olacağından, bu borç için takibata devam edilerek teminat derhal paraya
çevrilmek veya şahsi kefil gösterilmişse kefil takip edilmek,
6- Borçlunun,
borcunun bulunmadığına dair yazı talep etmesi halinde, bu yazı tecil edilen
borcun % 10'unun ödenmiş olması şartıyla verilmek,
7- Bu koşullara
uyulacağı bir yazı ile kabullenilmek,
Kayıt ve
şartlarıyla 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi gereğince .....
tarihinden itibaren tecilli sayılarak, ilk taksit ......................
ayından başlamak ve ................ayda ..................
taksitte ödenmek üzere tecili uygun görülmüştür.
Bilgi
edinilmesini ve gereğini rica ederim.
İmza
Adı-Soyadı
Unvanı"
EK-7
(08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değiştirilmiştir)
GAYRİMENKUL MAL SATIŞ
ŞARTNAMESİ ÖRNEĞİ
T.C.
……………………………………………..
Gayrimenkul Mal Satış
Şartnamesi
1. Gayrimenkul malikinin adı, soyadı ve adresi ..........................................................
2. Gayrimenkulün bulunduğu mahalle, sokak
ve kapı numarası ....................................................................................................
3. Gayrimenkulün durumu
ve hususi vasıfları ………………………..............................................................
4. İhalenin yapılacağı yer, gün ve saat ........................................................................
5. Gayrimenkulün artırmaya esas olan biçilmiş rayiç değeri
......................................
6. Artırmaya iştirak için alınacak teminatın nev'i ve tutarı
.........................................
7. Gayrimenkul üzerindeki mükellefiyetler ve henüz vadesi gelmemiş
rehinler
hakkında gerekli bilgiler ............................................................................................
8. Satışın gayrimenkul üzerindeki hangi haklarla
birlikte yapılacağı ........................................................................................................
9. Hangi masrafların alıcıya ait olacağı ......................................................................
10. Pey, ipotekli borç dikkate alınmadan
sürülür. Ancak, gayrimenkul rehni suretiyle sağlanmış muaccel borçlar alıcıya
devredilmez, satış bedelinden tercihan ödenir, muaccel olup alıcıya intikal
eden rehinli borçlar ihale bedelinden tenzil edilerek alıcı uhdesinde
bırakılır, bakiyesi kendisinden tahsil olunur.
11. Gayrimenkul artırma sonunda üç defa
bağırıldıktan sonra en çok artırana ihale olunur. Şu kadar ki, artırma
bedelinin gayrimenkul için biçilmiş olan değerin % 75'i olan .............................
lirayı bulması lazımdır. Bundan başka amme alacağına rüçhanı olan diğer
alacaklar mezkur gayrimenkul ile temin edilmiş ise artırma bedelinin bu suretle
rüçhanı olan alacakların tutarı olan ........................... lirayı geçmesi
ve yapılmış yapılacak masrafları da karşılaması icabeder.
12. Artırmada 11 inci maddede yazılı tutar
elde edilemediği taktirde, en çok artıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla
artırma 7 gün daha uzatılır. Yedinci günü aynı saatte gayrimenkul en çok
artırana ihale edilir.
Ancak ihale bedelinin rüçhanlı ........................
lira alacakla birlikte masrafları da aşması lazımdır; aşmazsa satış yapılmaz.
13. Gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse
ihale bedelini derhal veya mühlet verilirse verilen mühlet içinde ödemekle
mükelleftir. Aksi taktirde ihale kararı feshedilir ve gayrimenkul satış
komisyonunca hemen 7 gün müddetle artırmaya çıkarılır. Bu artırmada alakalılara
her hangi bir tebliğ yapılmaz. Yalnız ilanla iktifa olunur.
Gayrimenkul en çok artırana ihale edilir.
Birinci defa kendisine ihale yapılan kimse iki ihale arasındaki farktan ve
diğer zararlardan sorumlu olup ihale farkı ve geçen günlerin faizi ayrıca hükme
hacet kalmaksızın teminattan mahsubu yapıldıktan sonra, bakiyesi 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsil dairesince tahsil
olunur. Faiz % 5'den hesap edilir.
Yukarıda yazılı hususlar dışında başka bir
bilgi almak isteyenler ............... dosya numarası ile tahsil dairesine
müracaat edebilirler.
Adı-Soyadı/Unvanı İmza
Mühür
EK-8/a
6183 SAYILI
KANUNUN GEÇİCİ 8 İNCİ MADDESİNE GÖRE BAŞVURU DİLEKÇESİ
..........................................Vergi
Dairesi Müdürlüğüne
.........................................
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun kapsamında bulunan borçlarımın, üzerinde takyidat bulunmayan
............................İli .........................ilçesi
..........................ada ................parsel ..................pafta
numaralı taşınmazımın Maliye Bakanlığınca satın alınması suretiyle terkinini
arz ederim.
T.C. Kimlik No. :
Vergi Kimlik No. :
Adı ve Soyadı/Unvanı : Tarih-İmza-Kaşe
Adres :
Kapsama Giren Borcun :
Vergi Dairesi(*)
Türü
Vadesi
Tutarı(**) (Lira)
EKLER:
1-
Taşınmazın tapu senedinin örneği ve Tapu İdaresinden alınan taşınmazın üzerinde
takyidat bulunup bulunmadığını da gösterir tapu kayıt örneği.
2-Bilanço
esasına tabi mükellefler son tarihli bilançoyu, diğer mükellefler EK-9 formunu.
3-Taşınmazın
imar durumunu gösterir belge. Binalar için ayrıca yapı kullanım durumunu
gösterir belge.
4-Taşınmaza
dair diğer vesikalar.
EK-8/b
6183 SAYILI
KANUNUN GEÇİCİ 8 İNCİ MADDESİNE GÖRE BAŞVURU DİLEKÇESİ
(Tüzel
Kişiliğin Borçları İçin Kendi Taşınmazını Teklif Eden Ortağın Başvuru
Dilekçesi)
..........................................Vergi
Dairesi Müdürlüğüne
.........................................
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun kapsamında bulunan borçlarımın/ortağı olduğum ................................................................................................
tüzel kişiliğinin borçlarının, üzerinde takyidat bulunmayan
............................İli .........................ilçesi
..........................ada ................parsel ..................pafta
numaralı taşınmazımın Maliye Bakanlığınca satın alınması suretiyle terkinini
arz ederim.
T.C. Kimlik No. :
Vergi Kimlik No. :
Adı ve Soyadı/Unvanı : Tarih-İmza-Kaşe
Adres :
Tüzel Kişiliğe Ait
Vergi Kimlik No. :
Tarih-Tüzel
Kişiliği Temsile
Yetkili
Kişi-İmza-Kaşe
Kapsama Giren Borcun :
Vergi Dairesi(*)
Türü
Vadesi
Tutarı(**) (Lira)
EKLER :
1-Taşınmazın
tapu senedinin örneği ve Tapu İdaresinden alınan taşınmazın üzerinde takyidat
bulunup bulunmadığını da gösterir tapu kayıt örneği.
2-Bilanço esasına tabi
mükellefler son tarihli bilançoyu, diğer mükellefler EK-9 formunu.
3-Taşınmazın imar durumunu
gösterir belge. Binalar için ayrıca yapı kullanım durumunu gösterir belge.
4-Taşınmaza dair diğer
vesikalar.
EK-9
Bilanço
Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflerin Dışındaki Mükelleflere İlişkin Mali
Durum Bildirim Formu
.........................................Vergi
Dairesi Müdürlüğüne
..........................................
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun kapsamında bulunan borçlarımın aynı Kanunun Geçici 8 inci
maddesine göre terkini için çok zor durumda olduğumun tespitinde aşağıda
belirtilen verilerin gerçeği yansıttığını kabul eder ve bu verilerden
hareketle çok zor durumda olduğumun tespitinin yapılmasını arz ederim.
T.C. Kimlik No. :
Vergi Kimlik No. :
Adı ve Soyadı/Unvanı :
Tarih-İmza-Kaşe
Adres :
Mali Durumu Gösterir
Değerler(*):
Kasa
Banka
Kısa Vadeli Alacaklar
Kısa Vadeli Borçlar
Kısa Vadeli Alacaklar Hakkında Bilgi:
Borçlunun Adı
Kısa Vadeli Alacağın
Türü
odeme Vadesi
Tutarı (Lira)
1.
2.
3.
4.
5.
Kısa Vadeli Borçlar Hakkında Bilgi:
Alacaklının Adı
Kısa Vadeli Borcun
Türü
odeme Vadesi
Tutarı (Lira)
1.
2.
3.
4.
5.
Banka Bilgileri:
Banka Şubesi
Hesap Numarası
Tutarı (Lira)
1.
2.
3.
4.
(16.04.2016
tarih ve 29686 sayılı R.G. Seri A Sıra No 7 Tebliğ ile eklenmiştir) EK-10
ZAMANAŞIMINA UĞRAMIŞ AMME ALACAKLARINA
İLİŞKİN TERKİN CETVELİ
Muhasebe
Biriminin
Adı:
Mükellefin
Adı Soyadı / Unvanı
Kodu:
Vergi Kimlik No /
T.C. Kimlik No
Yılı:
Sıra No
Amme Alacağının
Açıklama
(10)
Vergi Türü
(1)
Vadesi
(2)
Kesinleşme Tarihi
(İPC ve APC için)
(3)
Tutarı (TL)
(4)
Tahakkuk Fiş
Numarası
(5)
Takip Numarası
(6)
Zamanaşımı Kesilmiş
İse Son Defa Kesildiği Tarih
(7)
Zamanaşımının
Başlangıç Tarihi (2,3ve 7.sütünlar dikkate alınacak)
(8)
Zamanaşımına
Uğradığı Tarih
(9)
Kodu
Adı
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
TOPLAM
Memur/Uzman
Adı - Soyadı
İmza
Şef
Adı - Soyadı
İmza
Müdür Yardımcısı
Adı - Soyadı
İmza
Kayıtlara uygundur.
Muhasebe Yetkilisi
Adı - Soyadı
İmza / Tarih/Mühür
EK-11 "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli
ve 30279 sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile eklenmiştir)
NO
GİDER TÜRLERİ
1
Üretime Yönelik Mal ve
Malzeme Alımları
2
Kırtasiye ve Büro Malzemesi
Alımları
3
Temizlik Malzemesi Alımları
4
İhale Usulüyle Yapılan
Haberleşme Alımları (Posta ve Telgraf Giderleri ile Abonelik Ücretleri Hariç)
5
İhale Usulüyle Yapılan
Enerji (Yakacak ve Elektrik) Alımları
6
Yiyecek, İçecek ve Yem
Alımları
7
Giyim ve Kuşam Alımları
8
Özel Malzeme Alımları
9
Güvenlik ve Savunmaya
Yönelik Mal, Malzeme ve Hizmet Alımları, Yapımları ve Giderleri
10
NATO Giderleri İle
Gayrimenkul Alım ve Kamulaştırma Giderleri
11
Bahçe Malzemesi Alımları
ile Yapım ve Bakım Giderleri
12
Kültür Varlıkları Alımı ve
Korunması Giderleri
13
Müşavir Firma ve Kişilere
odemeler
14
Malzeme Giderleri
15
Müteahhitlik Giderleri
16
Tarımsal Ürün Alımları
17
Sanayi Ürünleri Alımları
18
Hammadde Alımları
19
Yük Taşıma Giderleri
20
Akaryakıt ve Yağ Alımları
21
Tarifeye Bağlı; İlan,
Sigorta ve Komisyon odemeleri
22
Mal ve Hizmet Kira
Giderleri
23
Yargılama Giderleri (Adli
Yardım, Rapor ve Bilirkişi ile Uzlaşma Giderleri)
24
Menkul Mal, Gayrimaddi Hak
Alım, Bakım ve Onarım Giderleri
25
Gayrimenkul Mal Bakım ve
Onarım Giderleri
26
Mamul Mal Alımları
27
Menkul Sermaye Üretim
Giderleri
28
Gayri Maddi Hak Alımları
29
Gayrimenkul Alımları ve
Kamulaştırması
EK-12
(23.03.2018
tarihli ve 30369 sayılı R.G. TGT Seri A Sıra No 10 ile eklenmiştir)
48/A MADDESİNE İLİŞKİN TECİL VE
TAKSİTLENDİRME TALEPLERİ HAKKINDA TALİMAT YAZISI ÖRNEĞİ
T.C.
…………………………………………
……………….. MÜDÜRLÜĞÜNE
Dairenizin mükelleflerinden ………………… T.C. kimlik /
vergi kimlik numaralı ………………………..……. ' nın, ………………………………… dönemi/yılına ilişkin
……………………. olan ……………………………… lira borcunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun 48/A maddesi gereğince;
1-tecil ve taksitlendirilen borçların toplamının
500.000,- lirayı aşması halinde aşan kısmın % 25' i oranında teminat
gösterilmek,
2- Söz konusu borca tecili sayıldığı tarihten itibaren
yıllık % ..... faiz uygulanmak.
3- Borca karşılık ….... lira ilk taksiti …..…
ayında/tarihine kadar ödemek, kalan tutarların ise aylık/…… aylık dönemler
halinde ………………... lira ödenmek ayrıca hesap edilecek faizler de taksitlerle birlikte alınmak,
4- Bu süre içinde tecil edilmek veya edilecek olan
diğer amme alacakları zamanında ödemek,
5- tecil ve taksitlendirme koşullarına uyulmadığında
taksitlerin tamamı muaccel olacağından, bu borç için takibata devam edilecek
teminat derhal paraya çevrilmek veya şahsi kefil gösterilmişse kefil takip
edilmek,
6- Bu koşullara uyulacağı bir yazı ile kabullenilmek,
Kayıt ve şartlarıyla … /…/…. tarihinden itibaren
tecilli sayılarak, ilk taksit ……. ayından başlamak ve …… ayda….. taksitte
ödemek üzere tecili uygun görülmüştür.
Bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederim.
İmza Adı-Soyadı
Unvanı
EK-13
(07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14
Tebliğ ile eklenmiştir)
6183 SAYILI
KANUNUN 10 UNCU MADDESİNİN BİRİNCİ FIKRASININ
(2) NUMARALI BENDİ KAPSAMINDA SİGORTA ŞİRKETLERİNCE DÜZENLENECEK
SÜRESİZ VE ŞARTSIZ KEFALET SENEDİ ÖRNEĞİ
………………………………..VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
Dairenizin .................................................................. T.C. Kimlik/Vergi
Kimlik Numaralı mükellefi ………………...................................................'nın
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ... maddesi kapsamında
vermesi gereken ......... TL (……………….Türk Lirası) tutarındaki teminatı, bu
kefalet senedi ile…………………………………………………………………………..(sigorta şirketinin ticaret
unvanı) olarak garanti ettiğimizden, adı geçen tarafından asli ve fer'i
alacakları kapsayacak şekilde ödeme yapılmadığı takdirde, protesto çekmeye,
hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve adı geçen ile İdareniz
arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni
sonuçları dikkate alınmaksızın, yukarıda yazılı tutarı ilk yazılı talebiniz
üzerine derhal ve gecikmeksizin İdarenize nakden ve tamamen, talep tarihinden
ödeme tarihine kadar geçen günler için amme alacaklarına uygulanan gecikme
zammı oranında hesaplanacak zamla birlikte ödeyeceğimizi şirketimizin imza atmaya
yetkili temsilcisi ve sorumlusu sıfatıyla ve şirketimiz ad ve hesabına taahhüt
ve beyan ederiz.
Tarih
ve Yetkilinin İmzası
………………Şirketinin Unvanı)
………..(Varsa Sigorta Acentesinin Adı)
11.09.2013/28762 RG
ile yürürlükten kaldırılan X. Alt Bölüm
X[107]. Yurt Dışı Çıkış Tahdidi (29.06.2008
tarihli, 26921 sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
1.
5766 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle 6183 sayılı Kanuna eklenen "Yurt
dışı çıkış tahdidi" başlıklı 36/A maddesinde "Devlete ait olup
213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme
alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini
takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen ya da bu Kanun hükümleri uyarınca
hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun
yurt dışına çıkışı, alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca
engellenir.
Yurt dışı çıkış tahdidi, yüzbin Yeni Türk
Lirası ve üzerinde olan teminat altına alınmamış amme alacağı için uygulanır.
Bakanlar Kurulu, bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye
ve yeniden kanuni tutarına getirmeye yetkilidir.
Amme alacağına karşılık teminat alınması,
alacağın tecil edilmesi, borçlunun aciz halinin tespit edilmesi, yargı
mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi veya
takibin kanunen durdurulması gereken diğer hallerde yurt dışı çıkış tahdidi,
alacaklı tahsil dairesinin talebi üzerine ilgili makamlarca kaldırılır.
Amme borçlusu hakkında uygulanan yurt
dışı çıkış tahdidi, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde alacaklı tahsil
dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlar tarafından
kaldırılır. Bu fıkraya göre yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılmış olması
yeniden tatbikine mani değildir.
Amme borçlusuyla birlikte amme alacağının
ödenmesinden sorumlu olan ve bu Kanuna göre amme borçlusu sayılan kişiler
hakkında da bu maddede yer alan esaslara göre yurt dışı çıkış tahdidi
uygulanır.
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve
esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir."
hükmü yer almaktadır.
Bu
hükümle, yurt dışı çıkış tahdidi uygulaması amme alacaklarının tahsil
güvenliğini sağlamak üzere 6183 sayılı Kanunun amme alacaklarının korunması ile
ilgili hükümleri içerisinde yeni bir müessese olarak düzenlenmiştir.
2. Yurt
dışı çıkış tahdidi, Devlete ait olup, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458
sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bu alacaklara ilişkin
zam ve cezalar için uygulanabilecektir.
Dolayısıyla,
Devlete ait olmakla birlikte anılan kanunlar kapsamında olmayan amme alacakları
ile il özel idareleri ve belediyelere ait amme alacakları için yurt dışı çıkış
tahdidi uygulanmayacaktır.
3. Yurt
dışı çıkış tahdidi, 6183 sayılı Kanunun 36/A maddesi kapsamında borçları
bulunan ve Kanunun 3 üncü maddesinde sayılan borçluların uyruğuna bakılmaksızın
gerçek kişiler hakkında uygulanacaktır.
Anılan
maddede "Amme borçlusuyla birlikte amme alacağının ödenmesinden
sorumlu olan ve bu Kanuna göre amme borçlusu sayılan kişiler hakkında da bu
maddede yer alan esaslara göre yurt dışı çıkış tahdidi uygulanır." hükmüne
yer verilmiştir.
Bu
hükme göre, tüzel kişilerin borçları nedeniyle bu kişilikleri temsile yetkili
bulunan kişilere kanuni temsilci sıfatlarıyla takibe başlanılmak üzere ödeme
emri tebliğ edilmeden önce yurt dışı çıkış tahdidi tatbik edilmeyecektir.
Öte
yandan, amme borçlusundan aranılan alacağın ödenmesinden sorumlu olan diğer
amme borçluları hakkında da yurt dışı çıkış tahdidi ödeme emri tebliği esasına
bağlı olarak tatbik edilebilecektir.
4. Amme
borçlusu hakkında yurt dışı çıkış tahdidi uygulanabilmesi için, ödeme emri
tebliğ tarihini takip eden 7 gün içerisinde amme alacaklarının ödenmemiş olması
gerekmektedir. Dolayısıyla vadesinde ödenmemiş amme alacağı için borçluya ödeme
emri tebliğ edilmeden yurt dışı çıkış tahdidi tatbik edilmeyecektir.
5.
6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hakkında ihtiyati haciz kararı alınmış
olanlar hakkında da yurtdışı çıkış tahdidi uygulanacaktır. Kanuni temsilci,
ortak gibi amme borçlusuyla birlikte amme alacağının ödenmesinden sorumlu olan
şahıslar hakkında da ihtiyati haciz kararı alınmış ise bu kişiler hakkında
ödeme emri tebliğ edilip edilmediğine bakılmaksızın yurt dışı çıkış tahdidi
uygulanabilecektir.
6. Amme
borçlusu hakkında yurt dışı çıkış tahdidi, Kanunda belirtilen ve teminat altına
alınamamış 100.000,- lira ve üzerinde borç bulunması halinde uygulanacaktır.
Dolayısıyla, Kanunun 10 uncu maddesine göre borca karşılık teminat alınmışsa,
yurt dışı çıkış tahdidinin teminatsız kalan amme alacağı tutarı dikkate
alınarak uygulanması gerekmektedir.
Borcun
Kanunen belirlenen tutarın altında olması halinde yurt dışı çıkış tahdidi
uygulanmayacak; tahdidin tatbikinden sonra bu tutarın altına inmesi halinde ise
yurt dışı çıkış tahdidi derhal kaldırılacaktır.
7. Amme
borçlusu hakkında uygulanan yurt dışı çıkış tahdidi;
-
Borcun ödenmesi,
-
Amme alacağına karşılık teminat alınması,
-
Alacağın tecil edilmesi,
-
Borçlunun aciz halinin tespit edilmesi,
-
Yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi,
-
Takibin kanunen durdurulması gereken diğer hallerin bulunması,
durumlarında
alacaklı tahsil dairesinin talebi üzerine ilgili makamlarca kaldırılacaktır.
Yurt
dışı çıkış tahdidinin kaldırılmasını gerektiren bu haller Kanun hükmünde açık olarak
belirtilmiş olup, söz konusu hallerin varlığı halinde borçlu hakkında yurt dışı
çıkış tahdidi konulmayacak daha önce konulmuş tahditler de bu hallerin oluşması
üzerine derhal kaldırılacaktır.
Bu
itibarla, tutarına bakılmaksızın 6183 sayılı Kanunun 75 inci
maddesi uyarınca aciz halinde olduğu tespit edilen borçlulardan aranılan ve
aciz fişine bağlanan amme alacakları için yurt dışı çıkış tahdidi
uygulanmayacaktır. Bunun yanı sıra, haklarında iflas kararı bulunan borçlular
için de yurt dışı çıkış tahdidi uygulanmayacaktır.
Ancak,
haklarında iflas kararı veya iflas erteleme kararı bulunan tüzel kişilerin
borçlarından sorumlu olan kişiler hakkında şahsi iflas kararları olmadığı
müddetçe söz konusu borçlar nedeniyle bu kişiler hakkında yurt dışı çıkış
tahdidi uygulanacağı tabiidir.
8.
Kanunun 36/A maddesinin dördüncü fıkrasında "Amme borçlusu hakkında
uygulanan yurt dışı çıkış tahdidi, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde
alacaklı tahsil dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlar tarafından
kaldırılır. Bu fıkraya göre yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılmış olması
yeniden tatbikine mani değildir." hükmü yer almaktadır.
Bu
hükme göre, yurt dışı çıkış tahdidine muhatap olan borçluların hastalık, iş
bağlantısı ve benzeri zaruri nedenlerden dolayı tahsil dairelerine yapacakları
müracaat üzerine durumları tahsil dairesince değerlendirilecek ve borçluların
karşılaştıkları olumsuz sonuçlarının önlenmesi açısından uygun görülmesi
halinde tatbik edilen tahditler kaldırılabilecektir.
Bu
durumda olan borçluların talepleri, tahsil dairesi yöneticisi başkanlığında
(vergi dairesi yetkisini haiz olarak kurulan ve faaliyete geçen vergi dairesi
başkanlıklarında vergi dairesi başkanı, yetki devri halinde ilgili grup
müdürü/müdür, vergi dairesi müdürlüklerinde vergi dairesi müdürleri,
malmüdürlüklerinde malmüdürleri) ilgili bölüm (vergilendirme ve
tahsilat/kovuşturma) yöneticileriyle birlikte değerlendirilecektir.
Bu
değerlendirmede, borçlunun öteden beri borç ödeme konusunda iyi niyetli olup
olmadığı hususu da dikkate alınarak,
-
Yurt dışı çıkış tahdidi uygulamasının, borçlunun ileride doğabilecek borç ödeme
kabiliyetini olumsuz etkileyebileceği veya tedavi olanaklarını kaybetmesine
neden olabileceği,
-
Yurt dışına çıkışın amme alacağının takip ve tahsilini olumsuz etkilemeyeceği,
kanaatine
varılması halinde, borca yetecek tutarda teminat gösterilmese dahi borçluların
içinde bulundukları bu tür durumlar nedeniyle yurt dışına çıkışlarına izin
verilebilecektir.
Bu
şekilde yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılmış olması yeniden tatbikine engel
teşkil etmemektedir.
Yurt
dışı çıkış tahdidinin, tüzel kişilikten tahsil edilemeyen veya tahsil
edilemeyeceği anlaşılan amme borçlarından dolayı sorumlu tutulan birden fazla
kanuni temsilcisi hakkında uygulanmış olması halinde, tahdidin kaldırılması
için yukarıda belirtilen gerekçelerle yapılacak taleplerin de aynı şekilde
değerlendirilmesi, ancak en az bir kanuni temsilci hakkında bu tahdidin devam
ettirilmesi gerekmektedir.
Ancak,
tüzel kişiliğin kanuni temsil yetkisinin bir kişiye verilmiş olması halinde,
söz konusu kişi hakkında tahdidin kaldırılmasına yönelik talebin de yukarıda
yapılan açıklamalara göre değerlendirilmesi ve uygun görülmesi halinde tahdidin
kaldırılması icap etmektedir.
9. Tahsil
daireleri yurt dışı çıkış tahdidi uygulanacak borçluları Emniyet Makamlarına
bildirmesi üzerine bu makamlar tarafından tahdit uygulanacaktır. Emniyet
Makamlarına yapılacak bildirimlerde; borçlunun adı soyadı, T.C. kimlik
numarası/vergi kimlik numarası, doğum yeri ve tarihi, ana ve baba adı, nüfusa
kayıtlı olduğu yer, iş ve ikametgah adresleri, borcun tutarı, yılı, türü ve
vadesinin eksiksiz olarak yer alması zorunludur.
10.
Tahsil dairelerince, yurt dışı çıkış tahdidi konulmak üzere Emniyet Makamlarına
isimleri bildirilen kişilere durum ayrıca bir yazı ile derhal bildirilecektir.
Bu yazıda; borcun mahiyeti, yılı, tutarı, vadesi ve ne şekilde tasfiye
olunabileceği, yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılabilmesi için ne gibi
işlemler yapılması gerektiği açıkça belirtilmek suretiyle borçluların bu konuda
bilgilendirilmeleri sağlanacaktır.
11. Hakkında yurt dışı çıkış tahdidi konulan
şahısların durumları tahsil dairelerince dikkatle izlenecek, bu tahdidin
konulmasına neden olan borcun ödenmesi, terkini, teminata bağlanması gibi tahdidin
konulma gerekçesini ortadan kaldıran durumlarda, keyfiyet derhal ilgili Emniyet
Makamlarına bildirilmek suretiyle mükelleflerin oluşabilecek mağduriyetlerinin
önlenmesi temin edilecektir.
[1] 16.05.2005 tarihli ve 25817 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[2] 28.07.1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[3] 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[4] 04.03.2005 tarihli ve 25745 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[5] 13.07.2005 tarihli ve 25874 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[6] 23.07.2004 tarihli ve 25531 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[7] 29.12.2004 tarihli ve 25685 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[8] (11.09.2013 tarihli ve 28762
sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
[9] 08.12.2001 tarihli ve 24607 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[10] 10.01.1961 tarihli ve 10705 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[11] Mülga: b) Bankalar tarafından verilen süresiz teminat
mektupları,
[12] 01.07.1927 tarihli ve 622 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[13] "ya da muhafazasının tehlikeli veya masraflı olması" ibaresi 07.07.2022 / 31889 sayılı
R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile eklenmiştir.
[14] 20.01.1982 tarihli ve 17580 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[15] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[16] Mülga paragraf; İhtiyati hacze karşı dava açılmadığı
halde, bu haczin dayanağı olan tarhiyata karşı dava açılması durumunda ve ilk
derece mahkemesince tarhiyatın kısmen veya tamamen terkinine yönelik kararlar
verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, bu tarhiyata dayalı ihtiyati
haczin kaldırılması gerekmektedir.
[17] "ve terkin kararının kesinleşmesi şartıyla" ibaresi
"durumunda" şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile değişik)
[18] 04.04.2007 tarihli ve 26483 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[19] ikinci cümle "Satış
bedelinin dağıtımında, amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehinli
alacakların hakları saklı tutulmuş, ancak, eşya ve gayrimenkulün aynından doğan
amme alacaklarına rehinli alacaklardan önce tahsil edileceğine yönelik öncelik
hakkı verilmiştir." 14.06.2018 tarihli ve 30451 sayılı
R.G. Seri A Sıra No 11 ile değişik
[20] 19.06.1932 tarihli ve 2128 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[21] 30.07.2003 tarihli ve 25184 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[22] 14.06.2018 tarihli ve 30451
sayılı R.G. Seri A Sıra No 11 ile teselsül edilmiştir
[23] "(mahkeme kararları ve icra dairelerinin ödeme veya
icra emirleri üzerine yapılacak ödemeler dâhil)" ibaresi 05.09.2024 / 32653 sayılı R.G. A/17 Tebliğ ile eklenmiştir. (yururluk 01.10.2024)
[24] "kararname" ibaresi 13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır.
[25] "2.000,-" ibareleri
"5.000,-" şeklinde (03.03.2020 tarih ve
31057 sayılı R.G. Seri A Sıra No 12 Tebliğ ile değişik)
[26] "2.000,-" ibareleri
"5.000,-" şeklinde (03.03.2020 tarih ve
31057 sayılı R.G. Seri A Sıra No 12 Tebliğ ile değişik)
[27] "2.000,-" ibareleri
"5.000,-" şeklinde (03.03.2020 tarih ve
31057 sayılı R.G. Seri A Sıra No 12 Tebliğ ile değişik)
[28] "kararname" ibaresi 13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile
yürürlükten kaldırılmıştır.
[29] "2.000,-" ibareleri
"5.000,-" şeklinde (03.03.2020 tarih ve
31057 sayılı R.G. Seri A Sıra No 12 Tebliğ ile değişik)
[30] Mülga: - Bütçelerine mahalli idarelerin katkıda
bulunduğu kuruluşların proje ve faaliyetleri karşılığında mahalli idarelere
sağladığı destek ödemelerinde,
[31] Mülga: 3.
4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun;
- 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında "Ruhsat
birleştirme, izin alanı değişikliği, ihale, küçük alanların ihalesi, devir
talepleri, işletme ruhsatı ve süre uzatımı taleplerinde işletme ruhsat taban
bedelinin genel bütçeye yatırıldığına dair belge ve 6183 sayılı Kanunun 22/A
maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge ile
müracaat edilir. I. Grup (a) bendi madenlerde ise büyükşehir belediyesi
dışındaki illerde il özel idaresi hesabına gelir kaydedilmek üzere
yatırıldığına dair belge ve 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi
geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge ile müracaat edilir." hükmü,
- 24 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında "I.
Grup (b) bendi ve II. Grup (a) ve (c) bendi madenler için ihale bedelinin
yatırılmasından itibaren iki ay içinde, diğer maden grupları için arama ruhsat
süresi sonuna kadar, yetkilendirilmiş tüzel kişilerce maden mühendisinin
sorumluluğunda hazırlanmış işletme projesi ruhsat sahibi tarafından Genel
Müdürlüğe verilir. Proje ile birlikte projenin uygulanabilmesi için gerekli
olan mali yeterliliğine ilişkin belgeler ve genel bütçeye gelir kaydedilmek
üzere ilgili muhasebe birimi hesabına işletme ruhsat taban bedelinin
yatırıldığına dair belgenin Genel Müdürlüğe verilmesi zorunludur. Aksi hâlde
talep reddedilir.
Projedeki teknik eksiklikler, 6183 sayılı Kanunun 22/A
maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge ve işletme
ruhsat bedeli yapılan bildirimden itibaren üç ay içinde tamamlanır…" hükmü,
yer almaktadır.
Bu hükümler çerçevesinde, madenlere
ilişkin ruhsat birleştirme, izin alanı değişikliği, ihale, küçük alanların
ihalesi, devir talepleri, işletme ruhsatı ve süre uzatımı talepleri ile ruhsat
sahibi tarafından sunulan projedeki eksikliklerin tamamlanmasında, 6183 sayılı
Kanunun 22/A maddesi kapsamında ilgililerden vadesi geçmiş borcun bulunmadığına
ilişkin belge aranılması gerekmektedir.
[32] Mülga: i) Tür olarak; yıllık gelir, yıllık kurumlar,
katma değer, özel tüketim, özel iletişim, motorlu taşıtlar, şans oyunları,
damga, banka ve sigorta muameleleri vergileri, gelir ve kurumlar vergisine
ilişkin tevkifatlar ve geçici vergiler ile harçlar ve bu alacaklara ilişkin
vergi ziyaı cezaları, gecikme zam ve faizleri,
[33] "2.000,-" ibareleri
"5.000,-" şeklinde (03.03.2020 tarih ve
31057 sayılı R.G. Seri A Sıra No 12 Tebliğ ile değişik)
[34] "2.000,-" ibareleri
"5.000,-" şeklinde (03.03.2020 tarih ve
31057 sayılı R.G. Seri A Sıra No 12 Tebliğ ile değişik)
[35] ""2/a-i" alt bölümünde" ibaresi ""2/a-i" ve "2/b" alt
bölümlerinde" olarak 05.09.2024 / 32653 sayılı R.G.
A/17 Tebliğ ile değiştirilmiştir. (yururluk
01.10.2024)
[36] ", kararname" ibaresi 13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır.
[37] "vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgeyi
düzenleyen" ibaresi "en yüksek borç tutarını bildiren" olarak 07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile
değiştirilmiştir.
[38] Mülga: 6.1. 6183 sayılı
Kanunun 22/A maddesi kapsamında, 7061 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik
öncesi dönemler dahil, uygulanacak idari para cezası tutarları yıllar
itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Yıllar İdari
Para Cezası Tutarı (Lira)
2008 2.000,-
2009 2.240,-
2010 2.289,-
2011 2.465,-
2012 2.717,-
2013 2.928,-
2014 3.043,-
2015 3.350,-
2016 3.536,-
2017 3.671,-
2018 4.000,-
[39] 23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile teselsül edilmiştir
[40] 23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile teselsül edilmiştir
[41] 23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile teselsül edilmiştir
[42] (11.09.2013 tarihli ve 28762
sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
[43] (11.09.2013 tarihli ve 28762
sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile değişik)
[44] 31.03.2005 tarihli ve 25772 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[45] 19.02.1959 tarihli ve 10139 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[46] 15.06.1985 tarihli ve 18785 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[47] 10.09.1983 tarihli ve 18161 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[48] 26.10.1963 tarihli ve 11541 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[49] 09.07.1934 tarihli ve 2747 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[50] 07.04.1924 tarihli ve 68 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[51] (11.09.2013 tarihli ve 28762
sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile teselsül edilmiştir)
[52] 02.01.2004 tarihli ve 25334 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[53] (11.09.2013 tarihli ve 28762 sayılı
R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile teselsül edilmiştir)
[54] "paranın Hazine hesaplarına aktarıldığı tarih" ibaresi
"paranın vergi dairesi hesabına geçtiği tarih" olarak 08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13
Tebliğ ile değiştirilmiştir.
[55] 18.10.1983 tarihli ve 18195 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[56] (23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile yürürlükten kaldırılmıştır)
[57] (11.09.2013 tarihli ve 28762
sayılı R.G. Seri A, Sıra No 5 Tebliğ ile teselsül edilmiştir)
[58] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[59] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[60] (23.03.2018 tarihli ve 30369
sayılı R.G. TGT Seri A Sıra No 10 ile başlık eklenmiştir)
[61] Mülga2: 10. (08.06.2021
tarihli, 31505 sayılı R.G. Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile değişik) 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile
Bakanlığımıza tanınan yetkiye istinaden belirlenen ve 30/12/2019 tarihinden
itibaren (bu tarih dahil) uygulanmakta olan yıllık tecil faiz oranı % 15'tir.
25/1/2000 tarihinden itibaren yıllar itibarıyla
uygulanan tecil faiz oranları aşağıda gösterilmiştir.
Genel Tebliğ No. Uygulama
Dönemi Yıllık Oran (% )
409 25.01.2000 -
20.12.2000 tarihleri arasında 48
412 21.12.2000 -
30.03.2001 tarihleri arasında 36
416 31.03.2001 -
01.02.2002 tarihleri arasında 72
421 02.02.2002 -
11.11.2003 tarihleri arasında 60
429 12.11.2003 -
03.03.2005 tarihleri arasında 36
434 04.03.2005 -
27.04.2006 tarihleri arasında 30
438 28.04.2006 -
20.11.2009 tarihleri arasında 24
Seri:C Sıra No:1 21.11.2009 - 20.10.2010 tarihleri
arasında 19
Seri:C Sıra No:2 21.10.2010 - 05.09.2018 tarihleri
arasında 12
Seri:C Sıra No:3 06.09.2018 - 24.10.2019 tarihleri
arasında 22
Seri:C Sıra No:4 25.10.2019 - 29.12.2019 tarihleri
arasında 19
Seri:C Sıra No:5 30.12.2019 tarihinden itibaren 15
Mülga1: 10. (11.12.2010 tarihli ve 27782 sayılı R.G.
Seri A Sıra No 4 ile değişik) 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile
Bakanlığımıza tanınan yetkiye istinaden belirlenen ve 21/10/2010 tarihinden
itibaren (bu tarih dahil) uygulanmakta olan yıllık tecil faiz oranı % 12'dir.
25/1/2000 tarihinden itibaren yıllar itibarıyla
uygulanan tecil faiz oranları aşağıda gösterilmiştir.
Genel Tebliğ No. Uygulama Dönemi Yıllık Oran (% )
409 25.01.2000 -
20.12.2000 tarihleri arasında 48
412 21.12.2000 -
30.03.2001 tarihleri arasında 36
416 31.03.2001 -
01.02.2002 tarihleri arasında 72
421 02.02.2002 -
11.11.2003 tarihleri arasında 60
429 12.11.2003 -
03.03.2005 tarihleri arasında 36
434 04.03.2005 -
27.04.2006 tarihleri arasında 30
438 28.04.2006
- 20.11.2009 tarihleri arasında 24
Seri:C Sıra No:1 21.11.2009 - 20.10.2010 tarihleri
arasında 19
Seri:C Sıra No:2 21.10.2010 tarihinden
itibaren 12
[62] (29.06.2008 tarihli, 26921
sayılı R.G. Seri No A Sıra No 2 Tebliğ ile değişik)
[63] 31.01.2004 tarihli ve 25363 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para
Birimi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca 1 YTL.
[64] Mülga: 4. (11.12.2010 tarihli ve 27782 sayılı R.G.
Seri A Sıra No 4 ile değişik) Vadesinde ödenmeyen amme alacaklarına Bakanlar
Kurulu Kararlarına istinaden yıllar itibarıyla uygulanacak gecikme zammı
oranları aşağıdaki gibidir.
Bakanlar Kurulu Kararı Uygulama
Dönemi Aylık Gecikme Zammı
Oranı (% )
2001/2175 sayılı BKK 29.03.2001
- 30.01.2002 tarihleri arasında 10
2002/3550 sayılı BKK 31.01.2002
- 11.11.2003 tarihleri arasında 7
2003/6345 sayılı BKK 12.11.2003
- 01.03.2005 tarihleri arasında 4*
2005/8551 sayılı BKK 02.03.2005
- 20.04.2006 tarihleri arasında 3
2006/10302 sayılı BKK 21.04.2006
¬¬- 18.11.2009 tarihleri arasında 2,5
2009/15565 sayılı BKK 19.11.2009
- 18.10.2010 tarihleri arasında 1,95
2010/965 sayılı BKK 19.10.2010
- 04.09.2018 tarihleri arasında 1,40
62 Sayılı Cmhrbşk.Kararı 05.09.2018 tarihinden itibaren 2
* 02.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren
5035 sayılı Kanunla kanuni oran haline gelmiştir.
[65] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[66] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[67] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[68] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[69] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[70] Mülga: İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan
borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla
tahsil edilir.
[71] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[72] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[73] "üçüncü" ibaresi "dördüncü" olarak 13.08.2024 / 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile
değiştirilmiştir.
[74] Mülga: 5. 6183 sayılı
Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrasında "İtirazında tamamen veya kısmen
haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme
alacağı % 10 zamla tahsil edilir." hükmü yer almaktadır.
Madde hükmü ile ödeme emrine dava açan borçlunun
tamamen veya kısmen haksız çıkması halinde % 10 haksız çıkma zammı alınacağı
açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme, ödeme emrine karşı mesnetsiz dava
açılmasını önlemeye yönelik bir düzenleme olduğundan, ödeme emrine karşı açılan
davaların reddi halinde kesinleşecek kararlar üzerine % 10 zammın uygulanması
gerekmektedir.
Kanunda % 10 zammın hangi sürede
ödeneceğine yönelik özel bir düzenleme yer almadığından, bu alacağın vadesinin
6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesine göre ilgilisine 213 sayılı Kanun
hükümlerine göre yapılacak tebliğ ile verilecek bir aylık ödeme süresi ile
belirlenmesi gerekmektedir. Haksız çıkma zammına, süresinde ödenmemesi halinde
gecikme zammı tatbik edilmeyecektir.
[75] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[76] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[77] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[78] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[79] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[80] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[81] "7"
ibareleri "15"
şeklinde (23.12.2017 tarihli ve 30279 sayılı R.G Seri A
Sıra No 9 ile değişik. yururluk 01.01.2018)
[82] "X" ibaresi "XI" olarak 07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile
değiştirilmiştir.
[83] 12.10.2004 tarihli ve 25611 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[84] (XI) olan başlık numarası (XII) olarak 07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile
teselsül ettirilmiştir.
[85] (XII) olan başlık numarası (XIII) olarak 07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile
teselsül ettirilmiştir.
[86] (XIII) olan başlık numarası (XIV) olarak 07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile
teselsül ettirilmiştir.
[87] Mülga: 9. Üçüncü
şahıslarca, tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı açılan davaların aleyhlerine
sonuçlanması durumunda 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesine göre hesaplanacak
haksız çıkma zammının kendilerinden ayrıca tahsili gerekmektedir.
Ancak,
Kanunun 79 uncu maddesinde yer alan düzenlemeye göre, ödeme emrine karşı dava
açmakla birlikte aynı zamanda menfi tespit davası da açan üçüncü şahısların,
menfi tespit davasının lehine sonuçlanması ya da asıl amme borçlusunun takip
konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması hallerinde 58 inci madde hükmüne
göre ayrıca haksız çıkma zammı hesaplanmayacaktır.
[88] "teminat mektubu" ibaresi "6183 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yazılı teminatların" olarak
07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14 Tebliğ ile
değiştirilmiştir.
[89] "ya da sigorta şirketlerince verilen kefalet senedi"
ibaresi 07.07.2022 / 31889 sayılı R.G. Sıra No:14
Tebliğ ile eklenmiştir.
[90] 28.07.1971 tarihli ve 13909 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[91] Mülga: 1. 6183 sayılı
Kanunun 5615 sayılı Kanunla değişik 90 ıncı maddesinde "Gayrimenkuller, satış
komisyonlarınca açık artırma ile satılır. Satış komisyonu, il ve ilçelerde en
büyük mal memurunun veya tevkil edeceği zatın reisliği altında belediye meclisi
tarafından kendi azası arasından seçilmiş bir zat ile alacaklı amme idaresinin
salahiyetli bir memurundan ve gayrimenkulün bulunduğu yer tapu sicil muhafızı
veya tevkil edeceği zattan teşekkül eder." hükmü yer almaktadır.
[92] Mülga: 7- Teminatın yatırıldığına ilişkin makbuzun
nereye ve hangi tarihe kadar ibraz edileceği,
[93] Mülga: 4.2. İlanın Şekli
Gayrimenkul satış ilanlarında aşağıdaki şekilde işlem
yapılacaktır.
1- Gayrimenkul satışı, artırma tarihinden en az 15 gün
önce başlamak şartıyla o yerde çıkan günlük bir gazete ile aralıklarla iki defa
ilan edilecektir.
2- Günlük gazete çıkmayan yerlerde yapılacak
gayrimenkul satışları, o yerde 15 gün içinde iki defadan az gazete çıkıyorsa
çıkan gazetede ilan edilmekle birlikte, halkın görebileceği yerlere ve tahsil
dairesi kapısına ilan örneği yapıştırılacak ve belediye yayın araçları ile
duyurulacaktır.
3- Belde belediyelerinde ve köylerde bulunan
gayrimenkullerin satışlarında, yukarıda açıklandığı şekilde ilan yapılmakla
beraber keyfiyet gayrimenkulün bulunduğu belde belediyesi ve köy muhtarlığı
aracılığı ile de halka duyurulacaktır.
4- Biçilen rayiç değeri 2,5 milyon lirayı aşan gayrimenkul mal satışlarında,
(1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan esaslar çerçevesinde yapılan
ilandan başka Ankara, İstanbul veya İzmir illerinden herhangi birinde çıkan bir
gazete ile de aynı şartlar çerçevesinde ilan yapılacaktır.
5- Gazetelerden başka vasıtalarla
yapılan ilanlarda ilanın yapıldığı ayrıca tanzim edilecek tutanakla belgelendirilecektir.
[94] Mülga: 7. 6183 sayılı Kanunun 97
nci maddesinde "Gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen
mühlet içinde parayı vermezse ihale kararı feshedilir ve gayrimenkul, satış
komisyonunca hemen 7 gün müddetle artırmaya çıkarılır. Bu artırmayı
alakadarlara tebliğe hacet olmayıp yalnız ilanla iktifa olunur ve en çok
artırana ihale edilir.
Birinci defa kendisine ihale yapılan kimse iki ihale
arasındaki farktan ve diğer zararlardan mesuldür. İhale farkı ve geçen günlerin
faizi ayrıca hükme hacet kalınmaksızın teminattan mahsubu yapıldıktan sonra
bakiyesi tahsil dairesince tahsil olunur. Faiz % 5 ten hesap olunur. Aradaki
farkın amme alacağını aşan miktarın bundan mesul olan şahıstan tahsil edebilmek
üzere malı satılan amme borçlusuna dairece bir vesika verilir." hükmü yer
almaktadır.
Madde ile belirlenen malın ihale edildiği kişinin
sorumluluğu çerçevesinde takip edilecek olan ve teminattan mahsubu yapıldıktan
sonra kalan amme alacağının takibine ödeme emri tebliği suretiyle başlanacaktır.
Ayrıca, bu alacağa ihale bedelinin ödenmesi gerektiği günden (bu tarih hariç)
itibaren ödeme tarihine kadar (bu tarih dahil) geçen süre için basit faiz
usulüyle yıllık % 5 oranında faiz hesaplanması gerekmekte olup, ayrıca gecikme
zammı tatbik edilmeyecektir.
[95] Mülga: 4 - Artırmaya iştirak için teminat alınıp
alınmayacağı, teminat alınması durumunda; alınacak teminat tutarını ilgili
tahsil dairesinin banka hesabına veya veznesine yatırabilecekleri, teminat
mektubunun teminat olarak verilmesi halinde mektubu, tahsil dairesine tevdi
etmeleri veya gerekli teyit işlemlerinin yapılabilmesi amacıyla elektronik
satış platformunda mektup bilgilerinin girişini yapmaları gerektiği, teminatın
hangi tarihe kadar yatırılabileceği veya teminat mektubunun hangi tarihe kadar
verilebileceği,
[96] "gazetede" ibaresi 13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır. (yururluk 01.11.2024)
[97] "gazetelerde" ibaresi 13.08.2024
/ 32631 sayılı R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır. (yururluk 01.11.2024)
[98] Mülga: 5 - Artırmaya iştirak için alınacak teminatın
tutarı ve nelerin teminat olarak alınacağı, ayrıca para olarak alınacak
teminatın ilgili tahsil dairesinin banka hesabına veya veznesine
yatırılabileceği, teminat mektubunun teminat olarak verilmesi halinde mektubu,
tahsil dairesine tevdi etmeleri veya gerekli teyit işlemlerinin yapılabilmesi
amacıyla elektronik satış platformunda mektup bilgilerinin girişini yapmaları
gerektiği, teminatın hangi tarihe kadar yatırılabileceği veya teminat
mektubunun hangi tarihe kadar verilebileceği, Devlet iç borçlanma senetleri ile
bu senetler yerine düzenlenen belgelerin teminat olarak verilmesi halinde
bunların vergi dairesine teslim edileceği,
[99] (Dördüncü) olan Bölüm numarası
(Beşinci) olarak 08.06.2021 tarihli, 31505 sayılı R.G.
Seri No A, Sıra No 13 Tebliğ ile teselsül ettirilmiştir.
[100] "6322 ve 6456 sayılı Kanunlarla değişik geçici 8 inci
maddesinde 31/12/2023" ibaresi "geçici 8 inci maddesinde 31/12/2028" olarak 13.08.2024 / 32631 sayılı
R.G. Sıra No:16 Tebliğ ile değiştirilmiştir.
[101] 24.12.2005 tarihli ve 26033 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[102] 18.06.1984 tarihli ve 18435 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[103] 23.06.1999 tarihli ve 23734 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[104] 01.11.2005 tarihli ve 25986 mükerrer sayılı Resmi
Gazetede yayımlanmıştır.
[105] 06.02.2004 tarihli ve 25365 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
[106] 25.10.1984 tarihli ve 18563 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
(*) Borçlu bulunulan tüm vergi daireleri belirtilecektir.
(**) Tüm borçları için başvuruda bulananlar tablonun "Türü,
Vadesi ve Tutarı" sütunlarını boş bırakabileceklerdir.
(*) Borçlu bulunulan tüm vergi daireleri belirtilecektir.
(**) Tüm borçları için başvuruda bulananlar tablonun "Türü,
Vadesi ve Tutarı" sütunlarını boş bırakabileceklerdir. Tüzel kişiliğin borcu
dışında şahsi borcunun da terkinini talep eden mükellefler bağlı bulundukları
vergi dairesini ayrıca belirteceklerdir.
(*) Bu bölümde yer alan değerler toplam olarak
belirtilecektir. Ayrıca, ayrıntılı bilgilere aşağıdaki bölümlerde yer
verilecektir.
[107] 23.12.2017 tarihli ve 30279
sayılı R.G Seri A Sıra No 9 ile teselsül edilmiştir