Türk Medeni Kanunu
4721 Sayılı
TÜRK MEDENİ KANUNU
Kabul Tarihi:22/11/2001
Yayımlandığı
R. Gazete::Tarih: 8/12/2001 Sayı: 24607
Covid-19 Pandemi Hk.7244
s.k.atıf yapılmıştır
Tasarruflu Yazılar 1
ü Yerleşim Yeri Madde 19
ü Kişisel Durum Sicili Madde:36
ü Dernekler Madde 56
ü Vakıflar Madde
101
ü Miras Hukuku Madde 495
ü Ölüme Bağlı Tasarrufları.
Vasiyette Madde 502
ü Miras Sebebiyle İstihkak Davası Madde 637
ü Taşınmaz Mülkiyetin Konusu,
Kazanılması ve Kaybı Madde
704
ü Sınırlı Ayni Haklar Madde
779
ü İpotek Madde
881
ü Tapu sicilinin açıklığı Madde
1020
BAŞLANGIÇ
Hukukun uygulanması ve
kaynakları
Madde 1 - Kanun, sözüyle ve özüyle
değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm
yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu
olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hâkim, karar verirken bilimsel
görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.
B.
Hukukî ilişkilerin kapsamı
I.
Dürüst davranma
Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken
ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye
kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
II.
İyiniyet
Madde 3- Kanunun iyiniyete hukukî bir
sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Ancak, durumun gereklerine göre
kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
III.
Hâkimin takdir yetkisi
Madde 4 - Kanunun takdir yetkisi tanıdığı
veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği
konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
C.
Genel nitelikli hükümler
Madde 5 - Bu Kanun ve Borçlar Kanununun
genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine
uygulanır.
D.
İspat kuralları
I. İspat yükü
Madde 6 - Kanunda aksine bir hüküm
bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını
ispatla yükümlüdür.
II.
Resmî belgelerle ispat
Madde 7 - Resmî sicil ve senetler,
belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur.
Bunların içeriğinin doğru
olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir
şekle bağlı değildir.
BİRİNCİ KİTAP
KİŞİLER HUKUKU
BİRİNCİ BÖLÜM
GERÇEK KİŞİLER
BİRİNCİ AYIRIM
KİŞİLİK
A. Genel olarak
I. Hak ehliyeti
Madde 8- Her insanın hak ehliyeti vardır.
Buna göre bütün insanlar,
hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.
II. Fiil ehliyeti
1. Kapsamı
Madde 9.- Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve
borç altına girebilir.
2. Koşulları
a. Genel olarak
Madde 10.- Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil
ehliyeti vardır.
b. Erginlik
Madde 11.- Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.
Evlenme kişiyi ergin kılar.
Madde 12- Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.
d. Ayırt etme gücü
Madde 13- Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı,
sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma
yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.
III. Fiil ehliyetsizliği
1. Genel olarak
Madde 14- Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı,
sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma
yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.
2. Ayırt etme gücünün bulunmaması
Madde 15.- Kanunda gösterilen ayrık
durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin
fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.
3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar
Madde 16- Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin
rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız
kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli
değildir.
Ayırt etme gücüne sahip
küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.
IV. Hısımlık
1. Kan hısımlığı
Madde 17- Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum
sayısıyla belli olur.
Biri diğerinden gelen altsoy ile üstsoydaki
kişiler arasında üstsoy-altsoy hısımlığı; biri diğerinden gelmeyip de ortak bir
kökten gelen kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır.
2. Kayın hısımlığı
Madde 18- Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden
kayın hısımları olur.
Kayın hısımlığı, kendisini
meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.
V. Yerleşim yeri
Tasarruflu Yazılar 1
1. Tanım
Madde 19- Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.
Bir kimsenin aynı zamanda
birden çok yerleşim yeri olamaz.
Bu kural ticarî ve sınaî
kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
2. Yerleşim yerinin
değiştirilmesi ve oturma yeri
Madde 20- Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır.
Önceki yerleşim yeri belli
olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye'de henüz
bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri
sayılır.
3. Yasal yerleşim yeri
Madde 21- Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana
ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya
babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim
yeri sayılır.
Vesayet altındaki kişilerin
yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir.
4. Kurumlarda bulunma
Madde 22-.- Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da bir
eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yerleşim yeri edinme sonucunu
doğurmaz.
B. Kişiliğin korunması
I. Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı
Madde 23-.- Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez.
Kimse özgürlüklerinden
vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz.
Yazılı rıza üzerine insan
kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak,
biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi
istenemez; maddî ve manevî tazminat isteminde bulunulamaz.
II. Saldırıya karşı
1. İlke
Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden,
saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen
kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun
verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik
haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
2. Davalar
Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan
saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının
hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte,
düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması
isteminde de bulunabilir.
Davacının, maddî ve manevî
tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan
kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin
istemde bulunma hakkı saklıdır.
Manevî tazminat istemi,
karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından
ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.
Davacı, kişilik haklarının
korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde
dava açabilir.
III. Ad üzerindeki hak
1. Adın korunması
Madde 26- Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava
edebilir.
Adı haksız olarak kullanılan
kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının
giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat
ödenmesini isteyebilir.
2. Adın değiştirilmesi
Madde 27- Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden
istenebilir.
Adın değiştirildiği nüfus
siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan[1] olunur. Bu ilanda; hükmü
veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile
adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum
tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni
adı ve soyadı yer alır. (27.11.2024 /
32735 sayılı R.G. 7532 s.k. ile değişik) (Anayasa Mhk. E:
2025/120, K: 2025/270 Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 01.01.2027)
Ad değişmekle kişisel durum
değişmez.
Adın değiştirilmesinden
zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme
kararının kaldırılmasını dava edebilir.
C. Kişiliğin başlangıcı ve sonu
I. Doğum ve ölüm
Madde 28- Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle
sona erer.
Çocuk hak ehliyetini, sağ
doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.
II. Sağ olmanın ve ölümün ispatı
1. İspat yükü
Madde 29- Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka
bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek
zorundadır.
Birden fazla kişiden
hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş
sayılır.
2. İspat araçları
a. Genel olarak
Madde 30- Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.
Nüfus sicilinde bir kayıt
yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü
kanıtla ispat edilebilir.
b. Ölüm karinesi
Madde 31- Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde
kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.
III. Gaiplik kararı
1. Genel olarak
Madde 32- Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri
haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları
bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar
verebilir.
Yetkili mahkeme, kişinin
Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer Türkiye'de hiç yerleş-memişse nüfus
sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının
kayıtlı bulunduğu yer mahkemesidir.
2. Yargılama usulü
Madde 33- Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en
az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir.
Mahkeme, gaipliğine karar
verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi
vermeleri için usulüne göre yapılan ilânla çağırır.
Bu süre, ilk ilânın
yapıldığı günden başlayarak en az altı yıldır.
3. İstemin düşmesi
Madde 34- Gaipliğine karar verilecek kişi, ilân süresi dolmadan ortaya çıkar
veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik
istemi düşer.
4. Hükmü
Madde 35- İlândan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı
haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.
Gaiplik kararı ölüm
tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm
doğurur.
İKİNCİ BÖLÜM
KİŞİSEL DURUM SİCİLİ
A. Genel olarak
I. Sicil
Madde:36- Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille belirlenir.
Bu sicilin tutulmasına ve
zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esaslar, ilgili kanunda gösterilir.
II. Görevliler
Madde 37- Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar tarafından tutulur.
Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu memurların görevidir.
Yabancı memleketlerdeki
Türkiye temsilcilerine, Cumhurbaşkanı[2] onayı ile nüfus memurluğu
yetkisi verilebilir.
III. Sorumluluk
Madde 38- Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura
rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir.
Tazminat ve rücu davaları,
kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.
IV. Düzeltme
1. Genel olarak
Madde 39- Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında
düzeltme yapılamaz.
2. Cinsiyet değişikliğinde
Madde 40- Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak
mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir. Ancak, iznin
verilebilmesi için, istem sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve evli
olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı
açısından zorunluluğunu (…)[3] uzmanlardan oluşan bir
resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi şarttır.
Verilen izne bağlı olarak
amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı
gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde,
mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir.
B. Doğum kütüğü
I. Bildirme
Madde 41- Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuklar
hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.
II. Doğum kütüğünde değişiklikler
Madde 42- Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir çocuğun
tanınması veya hâkimin babalığa karar vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlât
edinme ya da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli olması, ilgili kanun
hükümlerine göre kütüğe işlenir.
C. Ölüm kütüğü
I. Ölümün bildirilmesi
Madde:43- Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.
II. Cesedi bulunamayan kişi
Madde 44- Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde
ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük mülkî
amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür.
Bununla birlikte her ilgili,
bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebilir.
III. Gaiplik kararı
Madde 45- Gaiplik kararı, hâkimin bildirmesi üzerine, ölüm kütüğüne kaydolunur.
IV. Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi
Madde 46- Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının tespit edilmesi
veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması ya da gaiplik
kararının kaldırılması sebepleriyle zorunlu olan değişiklikler, ilgilinin
kütükteki kaydının düşünceler sütununa yazılarak yapılır.
İKİNCİ KISIM
TÜZEL
KİŞİLER
BİRİNCİ
BÖLÜM
GENEL
HÜKÜMLER
Tasarruflu Yazılar 1
A. Tüzel kişilik
MADDE 47.- Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve
belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili
özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar.
Amacı hukuka veya ahlâka
aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz.
B. Hak ehliyeti
MADDE 48.- Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü
niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.
C. Fiil ehliyeti
I. Koşulu
MADDE 49.- Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara
sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.
II. Kullanılması
MADDE 50.- Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır.
Organlar, hukukî işlemleri
ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar.
Organlar, kusurlarından
dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.
D. Yerleşim yeri
MADDE 51.- Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm
bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.
E. Kişiliğin sona ermesi
I. Sınırlı devam etme
MADDE 52.- Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı
olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.
II. Malvarlığının tasfiyesi
MADDE 53.- Tüzel kişinin malvarlığının tasfiyesi, kanunda ve kuruluş belgesinde
aksine hüküm bulunmadıkça, terekenin resmî tasfiyesine ilişkin hükümlere göre
yapılır.
III. Malvarlığının özgülenmesi
MADDE 54.- Tüzel kişinin malvarlığı, kanunda veya kuruluş belgesinde başka bir
hüküm bulunmadıkça ya da yetkili organı başka türlü karar vermedikçe, en yakın
amacı güden kamu kurum veya kuruluşuna geçer.
Bu malvarlığı olanak
ölçüsünde daha önce özgülendiği amaç için kullanılır.
Hukuka veya ahlâka aykırı
amaç güttüğü için kişiliği mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı
her hâlde ilgili kamu kuruluşuna geçer.
F. Saklı hükümler
MADDE 55.- Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki kanun hükümleri
saklıdır.
İKİNCİ BÖLÜM
DERNEKLER
A. Kuruluşu
I. Tanımı
MADDE 56.- Dernekler, en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belirli
ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak
birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi
topluluklarıdır.
Hukuka veya ahlâka aykırı
amaçlarla dernek kurulamaz.
II. Dernek kurma hakkı
MADDE 57.- Herkes, önceden izin almaksızın
dernek kurma hakkına sahiptir.
Dernek kurucularının fiil
ehliyetine sahip olması gerekir.
III. Tüzük
MADDE 58.- Her derneğin bir tüzüğü
bulunur.
Dernek tüzüğünde derneğin
adı, amacı, (...)[4]
gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim
kurulunun gösterilmesi zorunludur.
Dernek tüzüğü, kanunun
emredici hükümlerine aykırı olamaz.
Dernek tüzüğünde
düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri uygulanır.
IV. Tüzel kişiliğin kazanılması
1. Kazanma anı
MADDE 59.- Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri
yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda tüzel
kişilik kazanırlar.
Kuruluş bildiriminin içeriği
ve gerekli belgelerin nelerden ibaret olduğu, yönetmelikte gösterilir.
2. İnceleme
MADDE 60.- Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğü, en büyük
mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden incelenir.
Kuruluş bildiriminde,
tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık
tespit edildiği takdirde bunların giderilmesi veya tamamlanması derhâl
kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde
belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse; en büyük
mülkî amir, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava
açması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı
mahkemeden derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de
isteyebilir.
Kuruluş bildiriminde,
tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık veya noksanlık bulunmaz ya da bu
aykırılık veya noksanlık belirli sürede giderilmiş bulunursa; keyfiyet derhâl
derneğe yazıyla bildirilir ve dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.
3. Dernek tüzüğünün ilânı
MADDE 61.- (23.11.2004 tarihli, 25649 sayılı
R.G. - 5253 s.k. ile Yürürlükten KALDIRILMIŞTIR)[5]
4. İlk
genel kurul toplantısı
Madde 62. - Dernekler, 60 ıncı maddenin
son fıkrası gereğince yapılan yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel
kurul toplantılarını yapmak ve zorunlu organlarını oluşturmakla yükümlüdürler.(23.11.2004 tarihli, 25649 sayılı R.G. -
5253 s.k. ile değişik)
B. Üyelik
I. Kazanılması
1. Kural
MADDE 63.- Hiç kimse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek de üye kabul etmeye
zorlanamaz.
2. Koşulları
MADDE 64.- Fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi, derneklere üye olma
hakkına sahiptir.
Yazılı olarak yapılacak
üyelik başvurusu, (...)[6]
dernek yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde karara bağlanır ve sonuç
yazıyla başvuru sahibine bildirilir. Başvurusu kabul edilen üye, bu amaçla
tutulacak deftere kaydedilir.
II. Sona ermesi
1. Kendiliğinden
MADDE 65.- Üyelik için kanunda veya tüzükte aranılan nitelikleri sonradan
kaybedenlerin dernek üyeliği kendiliğinden sona erer.
2. Çıkma ile
MADDE 66.- Hiç kimse, dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Her üye altı ay önceden
yazılı olarak bildirmek kaydıyla, dernekten çıkma hakkına sahiptir.
3. Çıkarılma ile
MADDE 67.- Tüzükte üyelerin çıkarılma sebepleri gösterilebilir.
Tüzükte çıkarma sebepleri
gösterilmişse, çıkarma kararına bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla
itiraz edilemez.
Tüzükte çıkarma
düzenlenmemişse üye, ancak haklı sebeple çıkarılabilir. Bu çıkarma kararına,
haklı sebep bulunmadığı ileri sürülerek itiraz edilebilir.
III. Kapsamı
1. Üyelerin hakları
a. Eşitlik ilkesi
MADDE 68.- Dernek üyeleri eşit haklara sahiptirler. Dernek, üyeleri arasında dil,
ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep, aile, zümre ve sınıf farkı gözetemez;
eşitliği bozan veya bazı üyelere bu sebeplerle ayrıcalık tanıyan uygulamalar
yapamaz.
Her üyenin, derneğin
faaliyetlerine ve yönetimine katılma hakkı vardır.
Dernekten çıkan veya
çıkarılan üye, dernek malvarlığında hak iddia edemez.
b. Oy hakkı
MADDE 69.- Her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır; üye, oyunu şahsen
kullanmak zorundadır.
Onursal üyelerin oy hakkı
yoktur.
2. Üyelerin yükümlülükleri
a. Ödenti verme borcu
MADDE 70.- Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte düzenleme
yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için
zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar. Dernekten çıkan veya çıkarılan üye,
üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır.
Onursal üyeler ödenti vermek
zorunda değildir.
b. Diğer yükümlülükler
MADDE 71.- Üyeler, dernek düzenine uymak ve derneğe sadakat göstermekle
yükümlüdürler.
Her üye, derneğin amacına
uygun davranmak, özellikle amacın gerçekleşmesini güçleştirici veya engelleyici
davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.
C. Organlar
I. Genel olarak
MADDE 72.- Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim
kuruludur.
Dernekler zorunlu organları
dışında başka organlar da oluşturabilirler. Ancak, bu organlara zorunlu
organların görev, yetki ve sorumlulukları devredilemez.
II. Genel kurul
1. Niteliği ve oluşumu
MADDE 73.- Genel kurul, derneğin en yetkili karar organı olup; derneğe kayıtlı
üyelerden oluşur.
2.Toplanması
a. Olağan toplantı
MADDE 74.- Genel kurul, tüzükte belirtilen zamanda yönetim kurulunun çağrısı
üzerine toplanır.
Olağan genel kurul
toplantılarının en geç üç yılda bir yapılması zorunludur. (23.11.2004 tarihli, 25649 sayılı R.G. - 5253 s.k. ile
değişik)
b.
Olağanüstü toplantı
MADDE 75.- Genel kurul, yönetim veya
denetim kurulunun gerekli gördüğü hâllerde veya dernek üyelerinden beşte
birinin yazılı başvurusu üzerine, yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya
çağrılır.
Yönetim kurulu, genel kurulu
toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin başvurusu üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya
çağırmakla görevlendirir.
c. Toplantısız veya çağrısız
alınan kararlar
MADDE 76.- Bütün üyelerin bir araya gelmeksizin yazılı katılımıyla alınan
kararlar ile dernek üyelerinin tamamının kanunda yazılı çağrı usulüne
uymaksızın bir araya gelerek aldığı kararlar geçerlidir.
Bu şekilde karar alınması
olağan toplantı yerine geçmez.
3. Toplantıya çağrı
MADDE 77.- Genel kurul, yönetim kurulunca, en az onbeş gün önceden toplantıya
çağrılır. Bu amaçla toplantının günü, saati, yeri ve gündemi, (...)[7]
bildirilir.
Toplantıya çağrı usulü ve
toplantının ertelenmesine ilişkin konular, yönetmelikle düzenlenir.
4. Toplantı yeri ve toplantı
yeter sayısı
MADDE 78.- Genel kurul toplantıları, tüzükte aksine hüküm olmadıkça, dernek
merkezinin bulunduğu yerde yapılır.
Genel kurul, katılma hakkı
bulunan üyelerin salt çoğunluğunun, tüzük değişikliği ve derneğin feshi
hâllerinde üçte ikisinin katılımıyla toplanır; çoğunluğun sağlanamaması
sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz.
Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam
sayısının iki katından az olamaz.
Genel kurul toplantısı, bir
defadan fazla geri bırakılamaz.
5. Toplantı usulü
MADDE 79.- Genel kurul toplantısının açılışından sonra, toplantıyı yönetmek
üzere, bir başkan ve yeteri kadar başkan vekili ile yazman seçilir.
Genel kurul toplantısında
yalnız gündemde yer alan maddeler görüşülür. Ancak, toplantıda hazır bulunan
üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların
gündeme alınması zorunludur.
Üçüncü Fıkra (23.11.2004
tarihli, 25649 sayılı R.G. - 5253 s.k. ile Yürürlükten KALDIRILMIŞTIR)[8]
6. Genel kurulun görev ve
yetkileri
MADDE 80.- Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı
verir; dernek organlarını seçer ve derneğin diğer bir organına verilmemiş olan
işleri görür.
Genel kurul, derneğin diğer
organlarını denetler ve onları haklı sebeplerle her zaman görevden alabilir.
7. Genel kurul kararları
a. Karar yeter sayısı
MADDE 81.- Genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla
alınır. Şu kadar ki, tüzük değişikliği ve derneğin feshi kararları, ancak
toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilir.
b. Oy hakkından yoksunluk
MADDE 82.- Hiçbir dernek üyesi, dernek ile kendisi, eşi, üstsoyu ve altsoyu
arasındaki bir hukukî işlem veya uyuşmazlık konusunda alınması gereken
kararlarda oy kullanamaz.
c. Kararın iptali
MADDE 83.- Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan
genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay
içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir
ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye
başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir.
Diğer organların kararlarına
karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.
Genel kurul kararlarının yok
veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.
III. Yönetim kurulu
1. Oluşumu
MADDE 84.- Yönetim kurulu, beş asıl ve beş yedek üyeden az olmamak üzere dernek
tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.
Yönetim kurulu üye sayısı,
boşalmalar sebebiyle üye tamsayısının yarısının altına düşerse; genel kurul,
kalan yönetim kurulu üyeleri veya denetim kurulu tarafından bir ay içinde
toplantıya çağrılır. Çağrı yapılmazsa, üyelerden birinin istemi üzerine,
sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu
toplantıya çağırmakla görevlendirir.
2. Görevleri
MADDE 85.- Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır; bu görevini
kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirir.
Temsil görevi, yönetim
kurulunca, üyelerden birine veya bir üçüncü kişiye verilebilir.
IV. Denetim kurulu
MADDE 86.- Denetim kurulu, üç asıl ve üç yedek üyeden az olmamak üzere dernek
tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden oluşur.
Denetim kurulu, denetleme
görevini, dernek tüzüğünde belirtilen esas ve usullere göre yapar; denetleme
sonuçlarını bir raporla yönetim kuruluna ve genel kurula sunar.
D. Sona erme
I. Kendiliğinden
MADDE 87.- Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer:
1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin
olanaksız hâle gelmesi veya sürenin sona ermesi,
2. İlk genel kurul
toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların
oluşturulmamış olması,
3. Borç ödemede acze düşmüş
olması,
4. Tüzük gereğince yönetim
kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle gelmesi,
5. Olağan genel kurul
toplantısının iki defa üst üste yapılamaması.
Her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra
erdiğinin tespitini isteyebilir.
II. Genel kurul kararı ile
MADDE 88.- Genel kurul, her zaman derneğin feshine karar verebilir.
III. Mahkeme kararı ile
MADDE 89.- Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelirse; Cumhuriyet
savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar
verir. Mahkeme, dava sırasında faaliyetten alıkoyma dahil gerekli bütün
önlemleri alır.
E. Derneklerin faaliyetleri
I. Genel olarak
MADDE 90.- Dernekler, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen
çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunurlar.
Yasaklanan veya izne bağlı
faaliyetlerle ilgili kamu hukuku nitelikli özel kanun hükümleri saklıdır.
Dernek faaliyetleri ile
ilgili yasak ve sınırlamalara aykırılık hâlinde, Cumhuriyet savcısının
istemiyle mahkemece faaliyetten alıkoyma kararı verilebilir.
II. Uluslararası faaliyet
1. Faaliyet serbestliği
MADDE 91.- Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere,
uluslararası faaliyette bulunabilirler ve yurt dışında şube açabilirler.
Türkiye'de kurulan
dernekler, amaçları doğrultusunda uluslararası alanda işbirliği yapılmasında
yarar görülen hâllerde, Bakanlar Kurulunun izniyle yurt dışında kurulmuş dernek
veya kuruluşlara üye olarak katılabilirler.
2. Yabancı dernekler
MADDE 92.- Yabancı dernekler, (...)[9]
kültürel, ekonomik ve teknik konularda bilgi veya teknolojilerinden
yararlanılmak üzere, Bakanlar Kurulunun izniyle Türkiye'de faaliyette
bulunabilirler, şube açabilirler, üst kuruluşlar kurabilirler, kurulmuş üst
kuruluşlara katılabilirler.
III. Yabancıların dernek kurma hakkı
MADDE 93.- Türkiye'de yerleşme hakkına sahip olan yabancı gerçek kişiler, (...)[10]
dernek kurabilirler veya kurulmuş derneklere üye olabilirler.
Onursal üyelik için bu koşul
aranmaz.
F. Derneklerin örgütlenmesi
I. Şube açmaları
1. Kuruluşu
MADDE 94.- Dernekler, gerekli görülen yerlerde genel kurul kararıyla şube
açabilirler. Bu amaçla dernek yönetim kurulunca yetki verilen en az üç kişilik
kurucular kurulu, şube açılacak yerin en büyük mülkî amirine şube kuruluş
bildirimini ve gerekli belgeleri verir.
Şube kurucularının, şubenin
açılacağı yerde en az altı aydan beri oturmakta olmaları zorunludur.
Şube kuruluş bildiriminin
içeriği ve gerekli belgeler, yönetmelikte gösterilir.
2. Şubenin organları ve
uygulanacak hükümler
MADDE 95.- Her şubede genel kurul ve yönetim kurulu ile denetim kurulu veya denetçi bulunması zorunludur.
Bu organların görev ve
yetkileri ile şubelere ilişkin diğer hususlar hakkında bu Kanun hükümleri
uygulanır.
II. Üst kuruluşlar kurmaları
1. Federasyon
MADDE 96.- Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az beş derneğin,
amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle
kurulur.
Her federasyonun bir tüzüğü
bulunur.
Federasyon, kuruluş
bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim yerinin en büyük mülkî amirine
verilmesiyle tüzel kişilik kazanır.
2. Konfederasyon
MADDE 97.- Konfederasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun,
amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle
kurulur.
Her konfederasyonun bir
tüzüğü bulunur.
Konfederasyon, kuruluş
bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim yerinin en büyük mülkî amirine
verilmesiyle tüzel kişilik kazanır.
3. Ortak hükümler
MADDE 98.- Dernekler, bağlı oldukları federasyonun; federasyonlar da bağlı
oldukları konfederasyonun genel kurulunda en az üçer üye ile temsil olunurlar.
Temsilci üyeler, ilgili derneklerin ve federasyonların genel kurullarınca
seçilirler.
Federasyon ve
konfederasyonlara ilişkin diğer hususlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.
G. Dernek gelirleri
MADDE 99.- Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri sonucunda veya
dernek malvarlığından elde edilen gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşur.
H. Saklı hükümler
MADDE 100.- Kamuya yararlı dernekler ve özel kanunlarla kurulan dernekler hakkındaki
özel hükümler saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
VAKIFLAR
A. Kuruluşu
I.Tanımı
MADDE 101.- Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli
ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal
topluluklarıdır.
Bir malvarlığının bütünü
veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik
değeri olan haklar vakfedilebilir.
[11](Anayasa
Mahkemesinin E 2005 14 K 2008
92 Sayılı Kararı ile Yürürlükten Kaldırılan fıkra)
Cumhuriyetin Anayasa ile
belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka,
ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya
da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.
II. Kuruluş şekli
MADDE 102.- Vakıf kurma iradesi, resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla
açıklanır. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile
tüzel kişilik kazanır.
Resmî senetle vakıf kurma
işleminin temsilci aracılığıyla yapılması, temsil yetkisinin noterlikçe
düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş olmasına ve bu belgede vakfın amacı ile
özgülenecek mal ve hakların belirlenmiş bulunmasına bağlıdır.
Mahkemeye başvurma, resmî
senet düzenlenmiş ise vakfeden tarafından; vakıf ölüme bağlı tasarrufa
dayanıyorsa ilgililerin veya vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin bildirimi üzerine ya da Vakıflar
Genel Müdürlüğünce re'sen yapılır.
Başvurulan mahkeme, mal ve
hakların korunması için gerekli önlemleri re'sen alır.
III. Temyiz ve iptal
MADDE 103.- Mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde,
başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü
veya ilgililer, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal
davası açabilirler.
IV. Tescil ve ilân
MADDE 104.- Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde
tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan
merkezî sicile kaydolunur.
Tescil kararı, başka bir
mahkemece verilmiş ise, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim
yeri mahkemesine gönderilir.
Yerleşim yeri mahkemesinin
yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan
vakıf Resmî Gazete ile ilân olunur.
Tescil ve ilân Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelik[12] hükümlerine göre
yapılır.
V. Mal ve hakların kazanılması ve sorumluluk
MADDE 105.- Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin
kazanılmasıyla vakfa geçer.
Tescile karar veren mahkeme,
vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel kişiliği adına tescil edilmesini tapu
idaresine bildirir.
Ölüme bağlı tasarrufla
kurulan vakfın mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu, özgülenen mal ve
haklarla sınırlıdır.
B. Vakıf senedi
I. İçeriği
MADDE 106.- Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar,
vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.
II. Noksanlıklar
MADDE 107.- Vakıf senedinde vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklar
yeterince belirlenmiş ise, diğer noksanlıklar vakfın tüzel kişilik kazanması
için yapılan başvurunun reddini gerektirmez.
Bu tür noksanlıklar, tescil
kararı verilmeden önce mahkemece tamamlattırılabileceği gibi; kuruluştan sonra
da denetim makamının başvurusu üzerine, olanak varsa vakfedenin görüşü alınarak
vakfın yerleşim yeri mahkemesince tamamlattırılır.
Tescili istenen vakfa ölüme
bağlı tasarrufla özgülenen mal ve haklar
amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir irade açıklamasında
bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, denetim makamının görüşü alınarak hâkim
tarafından benzer amaçlı bir vakfa özgülenir.
C. Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı
MADDE 108.- Vakfedenin mirasçıları ile alacaklılarının, bağışlamaya ve ölüme bağlı
tasarruflara ilişkin hükümler uyarınca dava hakları saklıdır.
D. Vakfın örgütü
I. Genel olarak
MADDE 109.- Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf
senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir.
II. Çalıştırılanlara ve işçilere
yardım vakfı
MADDE 110.- Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarının yöneticileri,
yararlananlara, vakfın örgütü, işleyişi ve malî durumu hakkında gerekli bilgiyi
vermekle yükümlüdürler.
Vakfa ödenti veren
çalıştırılanlar ve işçiler en az yapmış oldukları ödeme oranında yönetime
katılırlar ve temsilcilerini olabildiğince kendi aralarından seçerler.
Vakfın malvarlığının
çalıştırılanların ve işçilerin yapacakları ödemelerle sağlanacak bölümünün
işverene karşı vakfın bir alacağından ibaret olması, ancak bu alacak için
yeterli güvence sağlanmış olmasına bağlıdır.
Yararlananların, vakfın
edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla isteyebilmeleri, ödenti vermiş
olmalarına veya vakfı düzenleyen hükümlerin kendilerine bu hakkı tanımış
bulunmasına bağlıdır.
Çalıştırılanlara ve
işçilere yardım vakıflarında
yararlananların yönetime katılmaları ve vakıftan yararlanma koşulları ile
ilgili hükümlerde yapılacak değişiklikler, vakıf senedine göre buna yetkili
organın istemi üzerine, denetim makamının yazılı görüşü alındıktan sonra
yerleşim yeri mahkemesince karara bağlanır.
E. Denetim
MADDE 111.- Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri,
vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini
amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst
kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca denetimi özel kanun
hükümlerine tabidir.
(ikinci fıkra 27.02.2008 tarihli, 26800 sayılı R.G. 5737 s.k. ile yürürlükten
kaldırılmıştır)[13]
F. Yönetimin, amacın ve malların
değiştirilmesi
I. Yönetimin değiştirilmesi
MADDE 112.- Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim
makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın
örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir.
Mahkeme, denetim makamının
başvurusu üzerine, (…)[14]
duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir
hüküm yoksa yenisini seçebilir. (Anayasa Mahkemesi Kararı 2007-89 ile değişik)
II. Amacın ve malların değiştirilmesi
MADDE 113.- Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca
bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmiş ise mahkeme,
vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı
görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını değiştirebilir.
Amacın gerçekleşmesini
önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen koşulların ve yükümlülüklerin
kaldırılmasında veya değiştirilmesinde de aynı hüküm uygulanır.
Amaca özgülenen mal ve
hakların daha yararlı olanları ile değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı
kılan sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının
başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra gerekli değişikliğe
izin verebilir.
G. Yıllık rapor
MADDE 114.- Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın bir önceki
yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor hâlinde denetim
makamına bildirir ve durumun uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar.
H. Faaliyetten geçici alıkoyma
MADDE 115.- İçişleri Bakanlığı, Anayasada öngörülen hâllerde ve belirlenen
usullere uygun olarak, denetim makamının da görüşünü almak suretiyle mahkemece
bir karar verilinceye kadar vakfı geçici olarak faaliyetten alıkoyabilir ve
derhâl mahkemeye başvurur. Hâkim başvuruyu gecikmeksizin karara bağlar.
İ. Vakfın sona ermesi
MADDE 116.- Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de
olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla
sicilden silinir.
Yasak amaç güttüğü veya
yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan
vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya
da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.
J. Diğer hükümler
MADDE 117.- Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri
uygulanmaz.
Derneklerin uluslararası
faaliyette bulunmalarına ve üst kuruluş kurmalarına ilişkin hükümler kıyas
yoluyla vakıflar hakkında da uygulanır.
Kamuya yararlı veya özel
kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki özel hükümler saklıdır.
İKİNCİ KİTAP
AİLE HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
EVLİLİK HUKUKU
BİRİNCİ
BÖLÜM
EVLENME
BİRİNCİ
AYIRIM
NİŞANLILIK
(A)
NİŞANLANMA:
Madde 118-Nişanlanma, evlenme vadiyle olur.
Nişanlanma , yasal
temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.
(B)
NİŞANLILIĞIN HÜKÜMLERİ:
I-Dava hakkının bulunmaması:
Madde 119-Nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.
Evlenmeden kaçınma hali için
öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; Ancak yapılan
ödemelerde geri istenemez.
II-Nişanı bozulmasının sonuçları:
1-Maddi tazminat:
Madde 120-Nişanlılardan biri, haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya
nişan taraftardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru
olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla
yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir
tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.
Tazminat istemeye hakkı olan
tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar
altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.
II-Manevi Tazminat:
Madde 121-Bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen fahiş
bir surette mutazarrır olmuş ise, hakim onun zararı manevisini telafi için
münasip bir tazminat hükmedebilir. Manevi tazminat davası, mirasçıya intikal
etmez; şu kadar ki, miras açıldığı zaman iddia kabul edilmiş veya dava ikame olunmuş
ise mirasçılara intikal eder.
III-Hediyelerin geri verilmesi:
Madde 122-Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların
Nişan bozulur veya
nişanlılardan biri ölür veya gaipliğine karar verilirse nişanlıların
birbirlerine veya ana ve babanın yada onlarla hareket edenlerin diğer nişanlıya
vermiş oldukları mutad dışı hediyeler verenler tarafından geri istenebilir.
Hediye aynen mevcut değil
ise, karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade edilir.
IV. Zamanaşımı
Madde 123.- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin
üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
İKİNCİ AYIRIM
EVLENME EHLİYETİ VE
ENGELLERİ
A. Ehliyetin koşulları
I. Yaş
Madde 124.- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü
durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya
kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba
veya vasi dinlenir.
II. Ayırt etme gücü
Madde 125.- Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.
III. Yasal temsilcinin izni
1. Küçükler hakkında
Madde 126.- Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
2. Kısıtlılar hakkında
Madde 127.- Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
3. Mahkemeye başvurma
Madde 128.- Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi
dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin
verebilir.
B. Evlenme engelleri
I. Hısımlık
Madde 129.- Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:
1. Üstsoy ile altsoy
arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
2. Kayın hısımlığı meydana
getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu
veya altsoyu arasında,
3. Evlât edinen ile
evlâtlığı veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.
II. Önceki evlilik
1. Sona erdiğinin ispatı
a. Genel olarak
Madde 130.- Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu
ispat etmek zorundadır.
b. Gaiplik durumunda
Madde 131.- Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine
karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
Kaybolanın eşi evliliğin
feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile
isteyebilir.
Ayrı bir dava ile evliliğin
feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.
2. Kadın için bekleme süresi
Madde 132.- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz
gün geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden
gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle
evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
III. Akıl hastalığı
Madde 133.- Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık
kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
EVLENME BAŞVURUSU VE TÖRENİ
A. Başvuru
I. Başvuru makamı
Madde 134.- Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer
evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.
Evlendirme memuru, belediye
bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde
muhtardır.
II. Şekli
Madde 135.- Başvuru, evlenecekler tarafından yazılı veya sözlü olarak yapılır.
III. Belgeler
Madde 136.- Erkek ve kadından her biri,
nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt örneğini, önceki evliliği sona ermiş ise buna
ilişkin belgeyi, küçük veya kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin imzası onaylanmış
yazılı izin belgesini ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren
sağlık raporunu evlendirme memurluğuna vermek zorundadır.
IV. Başvurunun incelenmesi ve reddi
Madde 137.- Evlendirme memuru, evlenme başvurusunu ve buna eklenmesi gereken
belgeleri inceler. Başvuruda bir noksanlık görürse bunu tamamlar veya
tamamlattırır.
Başvurunun usulüne uygun
olarak yapılmadığı veya evleneceklerden birinin evlenmeye ehil olmadığı ya da
evlenmeye yasal bir engel bulunduğu anlaşılırsa, evlenme başvurusu reddolunur
ve durum evleneceklere yazıyla hemen bildirilir.
V. Redde itiraz ve yargılama usulü
Madde 138.- Evleneceklerden her biri evlendirme memurunun ret kararına karşı
mahkemeye başvurabilir. İtiraz, evrak üzerinde incelenip kesin karara bağlanır.
Ancak, mutlak butlan
sebeplerinden birinin bulunduğuna ilişkin ret kararlarına karşı açılan davalar,
basit yargılama usulüyle (…)[15] görülür.
B. Evlenme töreni ve tescil
I. Koşulları
1. Evlenme izni
Madde 139.- Evlendirme memuru, evlenme koşullarının varlığını tespit ederse veya
ret kararı mahkemece kaldırılırsa, evleneceklere evlenme gün ve saatini
bildirir veya isterlerse evlenme izni belgesini verir.
Evlenme izni belgesi,
verildiği tarihten başlayarak altı ay içinde evleneceklere herhangi bir
evlendirme memuru önünde evlenebilme hakkı sağlar.
2. Evlenmenin yapılamaması
Madde 140.- Evlenme koşullarının bulunmadığının anlaşılması veya belgelerin
verilmesinden başlayarak altı ayın geçmesi hâlinde, evlendirme memuru evlenme
törenini yapamaz.
II. Yapılışı
1. Tören yeri
Madde 141.- Evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun ve ayırt
etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılır. Ancak, tören
evleneceklerin istemi üzerine evlendirme memurunun uygun bulacağı diğer
yerlerde de yapılabilir.
2. Törenin şekli
Madde 142.- Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek
isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını
verdikleri anda oluşur. Memur, tarafların karşılıklı rızası ile evlenmenin kanuna
uygun olarak yapılmış olduğunu bildirir.
3. Aile cüzdanı ve dinî tören
Madde 143.- Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı
verir.
Aile cüzdanı gösterilmeden
evlenmenin dinî töreni yapılamaz.
Evlenmenin geçerli olması dinî
törenin yapılmasına bağlı değildir.
C. Yönetmelik
Madde 144.- Evlenme işlemi, evlenme kütüğü, evlenmeye ilişkin yazışma ve evlenme
ile ilgili diğer konular yönetmelikle düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
BATIL OLAN EVLENMELER
A. Mutlak butlan
I. Sebepleri
Madde 145.- Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:
1.Eşlerden birinin evlenme
sırasında evli bulunması,
2. Eşlerden birinin evlenme
sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
3. Eşler arasında evlenmeye
engel olacak derecede hısımlığın bulunması,
4. Eşlerden birinde
evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması.
II. Dava açma görevi ve hakkı
Madde 146.- Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen açılır.
Bu dava, ilgisi olan herkes
tarafından da açılabilir.
III. Dava hakkının sınırlanması veya
kalkması
Madde 147.- Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından
re'sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını
isteyebilir.
Ayırt etme gücünün sonradan
kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan
davasını yalnız ayırt etme gücünü
sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.
Evliyken yeniden evlenen bir
kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve
ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar
verilemez.
B. Nisbî butlan
I. Eşlerin dava hakkı
1. Ayırt etme gücünden geçici
yoksunluk
Madde 148.- Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan
eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
2. Yanılma
Madde 149.- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir:
1. Evlenmeyi hiç istemediği
veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı
olmuşsa,
2. Eşinde bulunmaması onunla
birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir
nitelikte yanılarak evlenmişse.
3. Aldatma
Madde 150.- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir:
1. Eşinin namus ve onuru
hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası
tarafından aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa,
2. Davacının veya altsoyunun
sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse.
4. Korkutma
Madde 151.- Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve
onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı
edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
5. Hak düşürücü süre
Madde 152.- İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun
etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin
üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
II. Yasal temsilcinin dava hakkı
Madde 153.- Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni
alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir.
Bu suretle evlenen kimse
sonradan onsekiz yaşını doldurmak suretiyle ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar
veya karı gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.
C. Butlanı gerektirmeyen sebepler
I. Bekleme süresine uymama
Madde 154.- Kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi, evlenmenin butlanını
gerektirmez.
II. Şekil kurallarına uymama
Madde 155.- Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin kanunun diğer
şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına karar verilemez.
D. Butlan kararı
I. Genel olarak
Madde 156.- Batıl bir evlilik ancak
hâkimin kararıyla sona erer.
Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir
evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.
II. Sonuçları
1. Çocuklar yönünden
Madde 157.- Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana
ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
Çocuklar ile ana ve baba
arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
2. Eşler yönünden
Madde 158.- Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli bulunan eş
bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel duru-munu korur.
Eşler arasındaki mal
rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin
hükümler uygulanır.
E. Mirasçıların dava hakkı
Madde 159.- Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak,
mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı
anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan
ölüme bağlı tasarruflarla kendisine
sağlanan hakları da kaybeder.
F. Yetki ve yargılama usulü
Madde 160.- Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama usulü bakımından
boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ
BÖLÜM
BOŞANMA
A. Boşanma sebepleri
I. Zina
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse,
diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma
sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden
beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı
yoktur.
II. Hayata kast, pek kötü veya
onur kırıcı davranış
Madde 162- Eşlerden
her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü
davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması
sebebiyle boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma
sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun
üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı
yoktur.
III. Suç işleme ve haysiyetsiz
hayat sürme
Madde 163- Eşlerden
biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu
sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her
zaman boşanma davası açabilir.
IV. Terk
Madde 164- Eşlerden biri, evlilik
birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk
ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en
az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter[16]
tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış
ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk
etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini
engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Davaya hakkı olan eşin istemi
üzerine hâkim veya noter[17], esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden
eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak
sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak,
boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar
isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.
V. Akıl hastalığı
Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup
da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın
geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek
koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
VI. Evlilik birliğinin
sarsılması
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı
sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa,
eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen
hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı
vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise
ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer
bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş
ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi
hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı
verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe
açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların
durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada
gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da
kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi
bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi
biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın
kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa
olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış
sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. (27.11.2024 / 32735 sayılı R.G. 7532 s.k. ile değişik)
B. Dava
I.
Konusu
Madde 167- Boşanma davası açmaya hakkı
olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.
II. Yetki
Madde 168- Boşanma veya ayrılık
davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce
son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
III. Geçici önlemler
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası
açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin
barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve
korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır.
C. Karar
I. Boşanma veya ayrılık
Madde 170- Boşanma sebebi ispatlanmış
olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir.
Dava yalnız ayrılığa ilişkinse,
boşanmaya karar verilemez.
Dava boşanmaya ilişkinse, ancak
ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar
verilebilir.
II. Ayrılık süresi
Madde 171- Ayrılığa bir yıldan üç yıla
kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının
kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
III.
Ayrılık süresinin bitimi
Madde 172- Süre bitince ayrılık durumu
kendiliğinden sona erer.
Ortak hayat yeniden
kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Boşanmanın sonuçları
düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya
çıkan durumlar göz önünde tutulur.
IV. Boşanan kadının kişisel durumu
Madde 173- Boşanma hâlinde kadın, evlenme
ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden
alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını
taşımasına izin verilmesini isteyebilir.
Kadının, boşandığı kocasının soyadını
kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği
ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.
Koca, koşulların değişmesi
hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
V.
Boşanmada tazminat ve nafaka
1. Maddî ve manevî tazminat
Madde 174- Mevcut veya beklenen
menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf,
kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar
yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan
manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
2. Yoksulluk nafakası
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa
düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan
malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru
aranmaz.
3. Tazminat ve nafakanın ödenme
biçimi
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk
nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar
verilebilir.
Manevî tazminatın irat biçiminde
ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar
verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da
taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın
evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan
kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının
değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya
azaltılmasına karar verilebilir.
Hâkim,
istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya
nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne
miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
4. Yetki
Madde 177- Boşanmadan sonra açılacak
nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi
yetkilidir.
5. Zamanaşımı
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle
sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden
bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
VI.
Mal rejiminin tasfiyesi
1. Boşanma hâlinde
Madde 179- Mal rejiminin tasfiyesinde
eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır.
2. Ayrılık hâlinde
Madde 180- Ayrılığa karar verilirse
mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle
kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir.
VII.
Miras hakları
Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla
birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme
bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan
anlaşılmadıkça, kaybederler.
Boşanma davası devam ederken, ölen eşin
mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun
ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı R.G. 6217 s.k.
ile değişik. Yürürlük 01.10.2011)[18]
VIII. Çocuklar bakımından ana ve
babanın hakları
1. Hâkimin takdir yetkisi
Madde 182 - Mahkeme boşanma veya ayrılığa
karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet
altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve
babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin
gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak
kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. (30.11.2021 / 31675 sayılı R.G.
7343 s.k. ile eklenmiştir)
Velâyetin kullanılması kendisine
verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle
sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım
ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Hâkim, istem hâlinde irat
biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların
sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara
bağlayabilir.
2. Durumun değişmesi
Madde 183- Ana veya babanın başkasıyla
evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu
kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine
gerekli önlemleri alır.
D.
Boşanmada yargılama usulü
Madde 184- Boşanmada yargılama, aşağıdaki
kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:
1. Hâkim, boşanma veya ayrılık
davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları
ispatlanmış sayamaz.
2. Hâkim, bu olgular hakkında
gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.
3. Tarafların bu konudaki her
türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.
4. Hâkim, kanıtları serbestçe
takdir eder.
5. Boşanma veya ayrılığın fer'î
sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli
olmaz.
6. Hâkim, taraflardan birinin
istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ
A. Haklar ve yükümlülükler
I. Genel olarak
Madde 185.- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.
Eşler, bu birliğin
mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine
beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.
Eşler birlikte yaşamak, birbirine
sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.
II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma
Madde 186.- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Birliği eşler beraberce
yönetirler.
Eşler birliğin giderlerine
güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.
III. Kadının soyadı
Madde 187.- Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna
veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı
önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu
haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.
B. Birliğin temsili
I. Eşlerin temsil yetkisi
Madde 188.- Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli
ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.
Ailenin diğer ihtiyaçları
için eşlerden biri, birliği ancak aşağıdaki hâllerde temsil edebilir:
1. Diğer eş veya haklı
sebeplerle hâkim tarafından yetkili kılınmışsa,
2. Birliğin yararı
bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin hastalığı, başka bir yerde
olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamazsa.
II. Sorumluluk
Madde 189.- Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde, eşler üçüncü kişilere
karşı müteselsilen sorumlu olurlar.
Eşlerden her biri, birliği
temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur.
Ancak, temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması
hâlinde eşler müteselsilen sorumludurlar.
III. Temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlanması
Madde 190.- Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi kullanmada
yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine temsil yetkisini kaldırabilir
veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş, temsil yetkisinin kaldırıldığını
veya sınırlandığını, üçüncü kişilere
sadece kişisel duyuru yoluyla bildirebilir.
Temsil yetkisinin
kaldırılmasının veya sınırlanmasının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç
doğurması, durumun hâkimin kararıyla ilân edilmesine bağlıdır.
IV. Temsil yetkisinin geri verilmesi
Madde 191.- Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin karar,
koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim
tarafından değiştirilebilir.
İlk karar ilân edilmiş ise,
değişikliğe ilişkin karar da ilân olunur.
C. Eşlerin meslek ve işi
Madde 192- Eşlerden her biri, meslek veya
iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş
seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz
önünde tutulur.
D.
Eşlerin hukukî işlemleri
I. Genel olarak
Madde 193- Kanunda aksine hüküm
bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî
işlemi yapabilir.
II.
Aile konutu
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık
rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez,
aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı
bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini
isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen
taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin
verilmesini tapu müdürlüğünden[19] isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri
tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana
yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş
diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.
E. Birliğin korunması
I. Genel olarak
Madde 195 - Evlilik birliğinden doğan
yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir
konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin
müdahalesini isteyebilirler.
Hâkim, eşleri yükümlülükleri
konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman
kişilerin yardımını isteyebilir.
Hâkim, gerektiği takdirde
eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
II. Eşler birlikte yaşarken
Madde 196 - Eşlerden birinin istemi üzerine
hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.
Eşin ev işlerini görmesi,
çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının
belirlenmesinde dikkate alınır.
Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve
gelecek yıllar için istenebilir.
III. Birlikte yaşamaya ara verilmesi
Madde 197 - Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle
kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü
sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı
bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine
yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin
mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep
olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir
sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa
hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre
gereken önlemleri alır.
IV. Borçlulara ait önlemler
Madde 198 - Eşlerden biri, birliğin giderlerine
katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi
tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.
V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması
Madde 199 - Ailenin ekonomik varlığının korunması
veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi
gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği
malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla
yapılabileceğine karar verebilir.
Hâkim bu durumda gerekli önlemleri
alır.
Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz
üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re'sen durumun tapu kütüğüne
şerhedilmesine karar verir.
VI. Durumun değişmesi
Madde 200 - Koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden
birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona
ermişse alınan önlemi kaldırır.
VII. Yetki
Madde 201 - Evlilik birliğinin korunmasına
yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim
yeri mahkemesidir.
Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve
her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde
bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir.
Önlemlerin değiştirilmesi,
tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren
mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme
eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
EŞLER ARASINDAKİ MAL REJİMİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Yasal mal rejimi
Madde 202- Eşler
arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen
diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.
B. Mal rejimi sözleşmesi
I. Sözleşmenin içeriği
Madde 203- Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden
önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda
yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
II. Sözleşme ehliyeti
Madde 204- Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt
etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir.
Küçükler ile kısıtlılar, yasal
temsilcilerinin rızasını almak zorundadırlar.
III. Sözleşmenin şekli
Madde 205- Mal rejimi sözleşmesi, noterde
düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu
sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.
Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca
ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur.
C. Olağanüstü mal rejimi
I. Eşlerden birinin istemi ile
1. Karar
Madde 206- Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden
birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar
verebilir.
Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı
bir sebebin varlığı kabul edilir:
1. Diğer eşe ait malvarlığının borca
batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya
ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde
bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan
esirgemesi,
4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe
malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten
kaçınması,
5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt
etme gücünden yoksun olması.
Eşlerden biri ayırt etme gücünden
sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal
ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
2. Yetki
Madde 207- Yetkili mahkeme eşlerden herhangi
birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
3. Mal ayrılığına geçişten dönme
Madde 208- Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi
sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler.
Mal ayrılığına geçişi gerektiren
sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski
mal rejimine dönülmesine karar verebilir.
II. Cebrî icra hâlinde
1. İflâsta
Madde 209- Mal ortaklığını kabul etmiş olan
eşlerden birinin iflâsına karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal
ayrılığına dönüşür.
2. Hacizde
Madde 210- Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden
birine karşı icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara
uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
Alacaklının istemi her iki eşe
yöneltilir.
Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim
yeri mahkemesidir.
3. Eski rejime dönme
Madde 211- Alacaklı tatmin edildiği takdirde
eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına
karar verebilir.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle
edinilmiş mallara katılma rejimini kabul edebilirler.
III. Önceki rejimin tasfiyesi
Madde 212 - Mal ayrılığına geçildiği takdirde,
kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin
tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.
D. Alacaklıların korunması
Madde 213 - Mal rejiminin kurulması,
değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın
alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında
bırakamaz.
Kendisine böyle mallar geçmiş olan
eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur; ancak, söz konusu malların borcu
ödemeye yetmediğini ispat ettiği takdirde, bu ölçüde kendisini sorumluluktan
kurtarabilir.
E. Mal rejiminin tasfiyesi
davalarında yetki
Madde 214 - Eşler veya mirasçılar arasında bir
mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:
1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi
durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi,
2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya
hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili
olan mahkeme,
3. Diğer durumlarda davalı eşin
yerleşim yeri mahkemesi.
F. Bir eşin mallarının diğeri
tarafından yönetimi
Madde 215 - Eşlerden birinin açık veya örtülü
olarak mallarının yönetimini diğer eşe bırakması hâlinde, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça vekâlet hükümleri uygulanır.
G. Envanter
Madde 216- Eşlerden her biri, diğerinden her
zaman mallarının envanterinin resmî senetle yapılmasını isteyebilir.
Bu envanter, malların getirilmesinden
başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin
doğru olduğu kabul edilir.
H. Eşler arasındaki borçlar
Madde 217- Mal rejimi, eşler arasındaki
borçların muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine
getirilmesi, borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli
güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar
gerektiriyorsa, hâkim istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
İKİNCİ
AYIRIM
EDİNİLMİŞ
MALLARA KATILMA
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
Madde 218- Edinilmiş mallara katılma rejimi,
edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.
II. Edinilmiş mallar
Madde 219- Edinilmiş mal, her eşin bu mal
rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı
değerleridir.
Bir eşin edinilmiş malları özellikle
şunlardır:
1. Çalışmasının karşılığı olan
edinimler,
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım
kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve
benzerlerinin yaptığı ödemeler,
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle
ödenen tazminatlar,
4. Kişisel mallarının gelirleri,
5. Edinilmiş malların yerine geçen
değerler.
III. Kişisel mallar
1. Kanuna göre
Madde 220- Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince
kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel
kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında
eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi
bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. Manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen
değerler.
2. Sözleşmeye göre
Madde 221- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir
mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara
dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul
edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle
kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da
kararlaştırabilirler.
IV. İspat
Madde 222 - Belirli bir malın eşlerden birine ait
olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat
edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat
edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Madde 223 - Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel
malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar
üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden
biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde
tasarrufta bulunamaz.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
Madde 224 - Eşlerden her biri kendi borçlarından
bütün malvarlığıyla sorumludur.
D. Mal rejiminin sona ermesi ve
tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 225 - Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü
veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya
boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
II. Malların geri alınması ve borçlar
1. Genel olarak
Madde 226 - Her eş, diğer eşte bulunan mallarını
geri alır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete
konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan
yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin
payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili
düzenleme yapabilirler.
2. Değer artış payı
Madde 227 - Eşlerden biri diğerine ait bir malın
edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık
almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer
artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın
tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu
olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden
çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun
olarak belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer
artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da
değiştirebilirler.
III. Eşlerin paylarının hesaplanması
1. Kişisel malların ve edinilmiş
malların ayrılması
Madde 228- Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş
malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya
sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı
dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili
sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca
irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme
ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o
miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.
2. Eklenecek değerler
Madde 229- Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara
değer olarak eklenir:
1. Eşlerden birinin mal rejiminin
sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan
hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
2. Bir eşin mal rejiminin devamı
süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
Bu tür kazandırma veya devirlere
ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması
koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri
sürülebilir.
3. Kişisel mallar ile edinilmiş
mallar arasında denkleştirme
Madde 230- Bir eşin kişisel mallara ilişkin
borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel
mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal
kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç,
edinilmiş mallara ilişkin sayılır.
Bir mal kesiminden diğer kesimdeki
malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa,
değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın
tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete
göre yapılır.
4. Artık değer
Madde 231- Artık değer, eklenmeden ve
denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş
mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra
kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.
IV. Değerin belirlenmesi
1. Sürüm değeri
Madde 232- Mal rejiminin tasfiyesinde malların
sürüm değerleri esas alınır.
2. Gelir değeri
a. Genel olarak
Madde 233 - Bir eşin malik olarak bizzat
işletmeye devam ettiği veya sağ kalan eş ya da altsoyundan birinin kendisine
bir bütün olarak özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme için
değer artışından alacağı pay ve katılma alacağı, bunların gelir değeri göz
önünde tutularak hesaplanır.
Tarımsal işletmenin maliki veya
mirasçıları, diğer eşe karşı ileri sürebilecekleri değer artışı payının veya
katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden hesaplanmasını
isteyebilir.
Değerlendirmeye ve işletmenin
kazancından mirasçılara pay ödenmesine ilişkin miras hukuku hükümleri kıyas
yoluyla uygulanır.
b. Özel hâller
Madde 234- Özel hâller gerektirdiği takdirde
hesaplanan değer, uygun bir miktarda artırılabilir.
Özellikle sağ kalan eşin geçim
koşulları, tarımsal işletmenin alım değeri, ayrıca tarımsal işletme kendisine
ait olan eşin yaptığı yatırımlar veya malî durumu özel hâllerden sayılır.
3. Değerlendirme anı
Madde 235- Mal rejiminin sona erdiği sırada
mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.
Edinilmiş mallara hesapta eklenecek
olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.
V. Artık değere katılma
1. Kanuna göre
Madde 236- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe
ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.
Zina veya hayata kast nedeniyle
boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete
uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
2. Sözleşmeye göre
a. Genel olarak
Madde 237- Artık değere katılmada mal rejimi
sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir.
Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak
olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.
b. İptal, boşanma veya mahkeme
kararıyla mal ayrılığında
Madde 238- Mahkemece evliliğin iptal veya
boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde, kanundaki artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeden
farklı anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş
olması hâlinde geçerlidir.
VI. Katılma alacağının ve değer artış
payının ödenmesi
1. Ödeme ve ertelenmesi
Madde 239- Katılma alacağı ve değer artış payı
ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas
alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik
bütünlüğü gözetilir.
Katılma alacağının ve değer artış
payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş
ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona
ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür;
durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
2. Aile konutu ve ev eşyası
Madde 240- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam
ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde
kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle
intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle
kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında
ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ
kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma
hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir
meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı
icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal
taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
3. Üçüncü kişilere karşı dava
Madde 241- Tasfiye sırasında, borçlu eşin
malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş
veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız
kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla
sınırlı olarak isteyebilir.
Dava hakkı, alacaklı eş veya
mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir
yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki
kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla
uygulanır.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
MAL
AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Madde 242- Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her
biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma
ve tasarruf haklarını korur.
B. Diğer hükümler
Madde 243- İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı
mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin
hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
PAYLAŞMALI
MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
I. Genel olarak
Madde 244- Eşlerden her biri, yasal sınırlar
içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını
korur.
II. İspat
Madde 245- Belirli bir malın eşlerden birine ait
olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen
mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
B. Borçlardan sorumluluk
Madde 246- Eşlerden her biri, kendi borçlarından
bütün malvarlığıyla sorumludur.
C. Mal rejiminin sona ermesi ve
tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 247- Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü
veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya
boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde de, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona
erer.
II. Malların geri alınması ve paylı
malın verilmesi
1. Genel olarak
Madde 248- Her eş, diğer eşte bulunan mallarını
geri alır.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona
erdiğinde, üstün yararı olduğunu ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine
payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyetteki malın
kendisine verilmesini isteyebilir.
2. Katkıdan doğan hak
Madde 249- Eşlerden biri diğerine ait olup,
paylaştırma dışı kalan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya
korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; mal
rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete uygun bir bedel
ödenmesini isteyebilir.
Aynı istem, paylaştırma dışı kalan
malın yerine geçen değerler için de geçerlidir.
III. Aileye özgülenen mallar
1. Kural
Madde 250- Eşlerden biri tarafından paylaşmalı
mal ayrılığı rejiminin kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak
kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini
güvence altına almaya yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler,
mal rejiminin sona ermesi hâlinde eşler arasında eşit olarak paylaşılır.
Paylaştırmada işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
Manevî tazminat alacakları, miras
yoluyla edinilen mallar ile karşılıksız kazandırmada bulunanın açık iradesinden
aksi anlaşılmadıkça, sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla edinilen mallar
hakkında bu hüküm uygulanmaz.
2. Paylaşmaya aykırı davranışlar
Madde 251- Eşlerden biri, diğer eşin payını
azaltmak kastıyla paylaşmadan önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkardığı
takdirde hâkim, diğer eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun
olarak belirler.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki
bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan
karşılıksız kazandırmaların bu eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı
varsayılır.
Bu tür kazandırmalara ilişkin
uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması
koşuluyla, kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
3. Paylaştırma isteminin reddi
Madde 252- Zina veya hayata kast nedeniyle
boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak
azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
4. Paylaştırma yöntemi
Madde 253- Paylaştırmanın ayın olarak yapılması
asıldır. Buna olanak yoksa bedel eklemek suretiyle paylar denkleştirilir.
Eşlerden birinin diğerine ödeyeceği bedel, malların tasfiye anındaki sürüm
değerlerine göre hesaplanır. Bu hesaplamada paylaşım konusu malların
edinilmesinden doğan borçlar indirilir.
Denkleştirme bedelinin derhal
ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun
bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona
ermesinden başlayarak denkleştirme bedeline faiz yürütülür; durum ve koşullar
gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
IV. Aile konutu ve ev eşyası
1. İptal veya boşanma hâlinde
Madde 254- Evliliğin iptal veya boşanma
kararıyla sona erdirilmesi hâlinde, ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve eşler
arasında eşit olarak paylaşma konusu olan konutta kalmaya ve ev eşyasını
kullanmaya hangisinin devam edeceği konusunda eşler anlaşabilirler. Konutta
kalma hakkını elde eden eş, bu hakkın tapu kütüğüne şerh edilmesini
isteyebilir.
Eşlerin aile konutunda kimin kalmaya
ve ev eşyasını kimin kullanmaya devam edeceği konusunda anlaşamamaları hâlinde,
hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, olayın özelliklerini, eşlerin ekonomik ve
sosyal durumlarını ve varsa çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak bu
hakka hangisinin sahip olacağına iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen
karar verir; bu kararında kalma ve kullanma süresini belirleyerek tapu kütüğüne
şerhi için tapu memurluğuna bildirir.
Hâkim aksine karar vermedikçe hak,
belirlenen sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Ancak, bu süre sona
ermeden yararlanan tarafın durumunda değişiklik olması hâlinde, diğer taraf
hâkimden, kararın gözden geçirilmesini isteyebilir.
Eşler konutta kira ile oturuyorlarsa
hâkim, gerektiğinde konutta kiracı sıfatı taşımayan eşin kalmasına karar
verebilir. Bu durumda, kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını güvenceye almak
için gerekli düzenleme yapılmasına iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen
karar verilir.
2. Ölüm hâlinde
Madde 255- Eşlerden birinin ölümü hâlinde,
paylaşma konusu olan mallar arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte
yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras ve
paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek ve yetmezse bir bedel eklenmek
suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde sağ
kalan eşin veya ölenin diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine,
mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir
meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı
icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal
taşınmazlara ilişkin miras hükümleri saklıdır.
BEŞİNCİ
AYIRIM
MAL
ORTAKLIĞI
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
Madde 256- Mal ortaklığı rejimi, ortaklık
malları ile eşlerin kişisel mallarını kapsar.
II. Ortaklık malları
1. Genel mal ortaklığı
Madde 257- Genel mal ortaklığında eşlerin kanun
gereğince kişisel mal sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık
mallarını oluşturur.
Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş
bir bütün olarak sahip olurlar.
Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek
başına tasarruf hakkına sahip değildir.
2. Sınırlı mal ortaklığı
a. Edinilmiş mallarda ortaklık
Madde 258- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle
sadece edinilmiş mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilirler.
Kişisel malların gelirleri de bu
ortaklığa dahildir.
b. Diğer mal ortaklıkları
Madde 259 - Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle
belirli malvarlığı değerlerini veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir
eşin kazancını, bir meslek veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık
dışında tutabilirler.
Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu
malların gelirleri ortaklığa dahil değildir.
III. Kişisel mallar
Madde 260- Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi,
üçüncü kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir.
Eşlerden her birinin sadece kişisel
kullanımına ayrılmış olan eşyası ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı
kişisel malıdır.
Bir eşin saklı pay olarak
isteyebileceği malvarlığı değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil
edildiği ölçüde, mirasbırakanları tarafından kendisine kişisel mal olarak
kazandırılamaz.
IV. İspat
Madde 261- Bir eşin kişisel malı olduğu
ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır.
B. Yönetim ve tasarruf
I. Ortaklık mallarında
1. Olağan yönetim
Madde 262- Eşler, ortaklık mallarını evlilik
birliğinin yararına uygun olarak yönetirler.
Olağan yönetim sınırları içinde her
eş, ortaklığı yükümlülük altına sokabilir ve ortak mallarda tasarrufta
bulunabilir.
2. Olağanüstü yönetim
Madde 263- Olağan yönetim dışında kalan
konularda eşler, ancak birlikte veya biri diğerinin rızasını almak suretiyle
ortaklığı yükümlülük altına sokabilir veya mallarda tasarrufta bulunabilir.
Rızanın bulunmadığını bilmeyen veya
bilecek durumda olmayan üçüncü kişiler için bu rıza var sayılır.
Evlilik birliğinin temsiline ilişkin
hükümler saklıdır.
3. Ortaklık malları ile meslek veya
sanat icrası
Madde 264- Eşlerden biri, diğerinin rızasıyla
ortaklık mallarını kullanarak, tek başına bir meslek veya sanat icra ederse, bu
meslek veya sanata ilişkin bütün hukukî işlemleri yapabilir.
4. Mirasın kabulü veya reddi
Madde 265- Eşlerden biri, diğerinin rızası
olmaksızın ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddemeyeceği gibi,
tereke borca batıksa mirası kabul de edemez.
Diğer eşin rızasının alınmasına
olanak bulunamazsa veya bu konudaki istem onun tarafından haklı sebep
olmaksızın reddedilirse, istem sahibi eş kendi yerleşim yeri mahkemesine
başvurabilir.
5. Sorumluluk ve yönetim giderleri
Madde 266- Mal ortaklığının sona ermesi hâlinde,
eşlerden her biri ortaklık malıyla ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi
sorumludur.
Yönetim giderleri ortaklık
mallarından karşılanır.
II. Kişisel mallar
Madde 267- Eşlerden her biri, yasal sınırlar
içerisinde kendi kişisel mallarını yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta
bulunma hakkına sahiptir.
Kişisel mallara giren gelirler varsa,
yönetim giderleri bu gelirlerden karşılanır.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
I. Ortaklık borçları
Madde 268- Eşlerden her biri, aşağıdaki
borçlardan kişisel malları ve ortaklık mallarıyla sorumludur:
1. Evlilik birliğini temsil veya
ortaklık mallarını yönetme yetkisine dayanarak yapılan borçlardan,
2. Ortaklık mallarını veya ortaklık mallarına
giren gelirleri kullanarak bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle
yapılan borçlardan,
3. Diğer eş için de kişisel
sorumluluk doğuran borçlardan,
4. Kişisel mal yanında ortaklık
mallarının da sorumlu olacağı hususunda eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak
yaptığı borçlardan.
II. Kişisel borçlar
Madde 269- Her eş, diğer bütün borçlardan kendi
kişisel mallarıyla ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu
tutulur.
Ortaklığın zenginleşmesinden
kaynaklanan istemler saklıdır.
D. Eşler arasındaki borçlar
Madde 270 - Mal rejimi eşler arasındaki borçların
muaccel olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi borçlu
eşi, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere
sokacaksa, bu eş ödeme için süre isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa
hâkim, istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
E. Mal rejiminin sona ermesi ve
tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 271 - Mal rejimi eşlerden birinin ölümü,
diğer bir mal rejiminin kabul edilmesi veya eşlerden biri hakkında iflâsın
açılmasıyla son bulur.
Mahkemece evliliğin iptal veya
boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar
verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Ortaklık mallarıyla kişisel malların
kapsamının belirlenmesinde mal ortaklığının sona erdiği tarih esas alınır.
II. Kişisel mala ekleme
Madde 272 - Eşlerden birine sosyal güvenlik veya
sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı
dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili
sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca
irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme
ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o
miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.
III. Kişisel mal ile ortaklık malı
arasındaki denkleştirme
Madde 273 - Bir eşin kişisel mallara ilişkin
borçları, ortaklık mallarından veya ortaklık mallarına ilişkin borçları kişisel
mallarından ödenmiş ise; tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal
kesimini yükümlülük altına sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç
ortaklık mallarına ilişkin sayılır.
IV. Değer artış payı
Madde 274- Bir eşin kişisel malı veya ortaklık
malıyla bir başka mal kesimine giren malvarlığı değerinin edinilmesi,
iyileştirilmesi veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, edinilmiş mallara
katılma rejiminde değer artış payına ilişkin hükümler uygulanır.
V. Değer belirlenmesi
Madde 275 - Mal rejimi sona erince, mevcut
ortaklık mallarının değerlendirilmesinde tasfiye anı esas alınır.
VI. Paylaşma
1. Ölüm veya diğer bir mal rejiminin
kabulü hâlinde
Madde 276- Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir
mal rejiminin kabulü sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, her eşe
veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir.
Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir
paylaşma oranı kararlaştırılabilir.
Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı
paylarını zedeleyemez.
2. Diğer hâllerde
Madde 277- Boşanma veya evliliğin iptali
sebebiyle ya da kanun veya mahkeme kararı gereğince mal ayrılığına geçiş
hâllerinde, her eş edinilmiş mallara katılma rejiminde kendi kişisel malı
sayılacak olanları ortaklık mallarından geri alır.
Geri kalan ortaklık malları eşler
arasında yarı yarıya paylaşılır.
Yasal paylaşmanın değiştirilmesine
ilişkin anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş
olması hâlinde geçerlidir.
VII. Paylaşma usulü
1. Kişisel mallar
Madde 278- Mal ortaklığının eşlerden birinin
ölümüyle sona ermesi hâlinde sağ kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde
kişisel malı sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine verilmesini
isteyebilir.
2. Aile konutu ve ev eşyası
Madde 279- Eşlerin birlikte yaşadıkları konut
veya ev eşyası ortaklık mallarına dahil ise, sağ kalan eş, payına mahsuben
bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ
kalan eş veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemiyle bunlar üzerinde
mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir.
Mal ortaklığı rejiminin ölüm
dışındaki bir sebeple son bulması hâlinde, eşlerden her biri, üstün bir
yararının varlığını ispat etmek suretiyle aynı istemleri ileri sürebilir.
3. Diğer malvarlığı değerleri
Madde 280- Bir eş, üstün bir yararının varlığını
ispat etmek suretiyle diğer malvarlığı değerlerinin de payına mahsuben
kendisine verilmesini isteyebilir.
4. Diğer paylaşma kuralları
Madde 281- Diğer hâllerde paylı mülkiyet ve
mirasın paylaşılmasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
İKİNCİ
KISIM
HISIMLIK
BİRİNCİ
BÖLÜM
SOYBAĞININ
KURULMASI
BİRİNCİ
AYIRIM
GENEL
HÜKÜMLER
A. Genel olarak soybağının kurulması
Madde 282.- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.
Çocuk ile baba arasında
soybağı; ana ile evlilik, tanıma veya hâkim
hükmüyle kurulur.
Soybağı ayrıca evlât edinme
yoluyla da kurulur.
B. Davada yetki ve yargılama usulü
I. Yetki
Madde 283.- Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri
mahkemesinde açılır.
II. Yargılama usulü
Madde 284.- Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır:
1. Hâkim maddî olguları
re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder.
2. Taraflar ve üçüncü
kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike
yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı,
hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hâkim, durum ve
koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir.
A. Babalık karinesi
Madde285.- Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç
yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.
Bu süre geçtikten sonra
doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının
ispatıyla mümkündür.
Kocanın gaipliğine karar
verilmesi hâlinde üç yüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden
işlemeye başlar.
B. Soybağının reddi
I. Dava hakkı
Madde 286.- Koca, ana veya çocuk soybağının reddi
davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava, dava açma hakkına
sahip diğer kişilere karşı açılır. (14.11.2024
/ 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile değişik)[20]
II. İspat
1. Evlilik içinde ana rahmine düşme
Madde 287.- Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba
olmadığını ispat etmek zorundadır.
Evlenmeden başlayarak en az
yüz seksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla
üç yüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.
2. Evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşme
Madde 288.- Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse,
davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez.
Ancak, gebe kalma döneminde
kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu
konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine
geçerliliğini korur.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 289.- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı
sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten
başlayarak bir yıl, fakat (..)[21] içinde açmak zorundadır.
Ana doğumdan, çocuk ise[22] ergin olduğu tarihten
başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.
Gecikme haklı bir sebebe
dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye
başlar.
C. Karinelerin çakışması
Madde 290.- Çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğmuş ve
ana da bu arada yeniden evlenmiş olursa, ikinci evlilikteki koca baba sayılır.
Bu karine çürütülürse ilk
evlilikteki koca baba sayılır.
D. Diğer ilgililerin dava hakkı
Madde 291.- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine
karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde baba
olduğunu iddia eden kişi, kocanın altsoyu, anası veya babası, doğumu ve kocanın
ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik
kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi
davasını açabilir. (14.11.2024 / 32722 sayılı
R.G. 7531 s.k. ile değişik)[23]
Ergin olmayan çocuğa
atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl herhalde
doğumdan başlayarak beş yıl[24] içinde soybağının reddi davasını açar.
Kocanın açacağı soybağının
reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
E. Sonradan evlenme
I. Koşulu
Madde 292.- Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi
hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi
olur.
II. Bildirim
Madde 293.- Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme
sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin
yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar.
Bildirimin yapılmamış
olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını
engellemez.
Daha önce tanıma veya
babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle
evlenince, nüfus memuru re'sen gerekli işlemi yapar.
III. İtiraz ve İptal
Madde 294.- Ana ve babanın yasal
mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının
kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla
yükümlüdür.
Çocuğun altsoyu da, çocuğun
ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde itiraz
hakkına sahiptir.
Tanımanın iptaline ilişkin
hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
A. Tanıma
I. Koşulları ve şekli
Madde 295.- Tanıma, babanın, nüfus memuruna
veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde
yapacağı beyanla olur.
Tanıma beyanında bulunan
kimse küçük veya kısıtlı ise, veli veya vasisinin de rızası gereklidir.
Başka bir erkek ile soybağı
bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça tanınamaz.
II. Bildirim
Madde 296.- Beyanda bulunulan nüfus memuru,
sulh hâkimi, noter veya vasiyetnameyi açan hâkim, tanımayı babanın ve çocuğun
kayıtlı bulunduğu nüfus memurluklarına bildirir.
Çocuğun kayıtlı bulunduğu
nüfus memurluğu da tanımayı çocuğa, anasına, çocuk vesayet
altında ise vesayet makamına bildirir.
III. İptal davası
1. Tanıyanın dava hakkı
Madde 297.- Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilir.
İptal davası anaya ve çocuğa
karşı açılır.
2. İlgililerin dava hakkı
a. Genel olarak
Madde 298.- Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı,
Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler.
Dava tanıyana, tanıyan
ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
b. İspat yükü
Madde 299.- Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.
Ana veya çocuk tarafından
tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın
gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı
kanıtları göstermesinden sonra doğar.
3. Hak düşürücü süreler
Madde 300.- Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun
etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın
üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
İlgililerin dava hakkı,
davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını
öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş
yıl geçmekle düşer.
Çocuğun dava hakkı, ergin
olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
Yukarıdaki süreler geçtiği
hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından
başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.
B. Babalık hükmü
I. Dava hakkı
Madde 301.- Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve
çocuk isteyebilirler.
Dava babaya, baba
ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet
savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından
açılmışsa anaya ihbar edilir.
II. Karine
Madde 302.- Davalının, çocuğun doğumundan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci
gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır.
Bu sürenin dışında olsa bile
fiilî gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit
edilirse aynı karine geçerli olur.
Davalı, çocuğun babası
olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının
kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.
III. Hak düşürücü süre
Madde 303.- Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın
dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre,
atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu
tarihte işlemeye başlar. 07.02.2012 tarih ve
28197 sayılı R.G. Esas 2010-71, Karar 2011/143 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı
ile iptal edilmiştir. Yürürlük
07.02.2013
Çocuk ile başka bir erkek
arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı
tarihte işlemeye başlar.
Bir yıllık süre geçtikten
sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak
bir ay içinde dava açılabilir.
IV. Ananın malî hakları
Madde 304.- Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya
mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını isteyebilir:
1. Doğum giderleri,
2. Doğumdan önceki ve
sonraki altışar haftalık geçim giderleri,
3. Gebelik ve doğumun
gerektirdiği diğer giderler.
Çocuk ölü doğmuş olsa bile
hâkim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir.
Üçüncü kişiler veya sosyal
güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde
tazminattan indirilir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
EVLÂT EDİNME
A. Küçüklerin evlât edinilmesi
I. Genel koşulları
Madde 305.- Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen tarafından bir yıl süreyle
bakılmış ve eğitilmiş olması koşuluna bağlıdır.
Evlât edinmenin her hâlde
küçüğün yararına bulunması ve evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarının
hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir.
II. Birlikte evlât edinme
Madde 306.- Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli olmayanlar birlikte
evlât edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan
beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki
yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması
koşuluyla diğerinin çocuğunu evlât edinebilir.
III. Tek başına evlât edinme
Madde 307.- Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât
edinebilir.
Otuz yaşını doldurmuş olan
eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın
süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla iki yılı
aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlât
edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi hâlinde, tek başına evlât
edinebilir.
IV. Küçüğün rızası ve yaşı
Madde 308.- Evlât edinilenin, evlât edinenden en az on sekiz yaş küçük olması
şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan
küçük, rızası olmadıkça evlât edinilemez.
Vesayet altındaki küçük,
ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin
rızasıyla evlât edinilebilir.
V. Ana ve babanın rızası
1.Şekil
Madde 309.- Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir.
Rıza, küçüğün veya ana ve
babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak
tutanağa geçirilir.
Verilen rıza, evlât
edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa
dahi geçerlidir.
2. Zamanı
Madde 310.- Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez.
Rıza, tutanağa geçirilme
tarihinden başlayarak altı hafta içinde aynı usulle geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden
verilen rıza kesindir.
3. Rızanın aranmaması
a. Koşulları
Madde 311.- Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası aranmaz:
l. Kim olduğu veya uzun
süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli
olarak yoksun bulunuyorsa,
2. Küçüğe karşı özen
yükümlülüğünü yeterince yerine
getirmiyorsa.
b. Karar
Madde 312.- Küçük, gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve
ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlât edinenin veya evlât edinmede
aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün
yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranıp
aranmamasına karar verir.
Diğer hâllerde, bu konudaki karar evlât edinme işlemleri
sırasında verilir.
Ana ve babadan birinin
küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi sebebiyle
rızasının aranmaması hâlinde, bu konudaki karar kendisine yazılı olarak
bildirilir.
B. Erginlerin ve kısıtlıların evlât edinilmesi
Madde 313.- Evlât
edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı aşağıdaki hallerde
evlât edinilebilir.[25]
(Birinci cümle 15.07.2005 tarih ve 25876 sayılı R.G. - 5399 s.k. ile
değişik):
1. Bedensel veya zihinsel engeli[26] sebebiyle sürekli olarak
yardıma muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp
gözetilmekte ise,
2. Evlât edinen tarafından,
küçükken en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise,
3. Diğer haklı sebepler
mevcut ve evlât edinilen, en az beş yıldan beri evlât edinen ile aile halinde
birlikte yaşamakta ise.
Evli bir kimse ancak eşinin
rızasıyla evlât edinilebilir.
Bunlar dışında küçüklerin
evlât edinilmesine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
C. Hükümleri
Madde 314.- Ana ve babaya ait olan haklar ve
yükümlülükler evlât edinene geçer.
Evlâtlık, evlât edinenin
mirasçısı olur; kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder.
Evlâtlık küçük ise evlât
edinenin soyadını alır. Evlât edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir.
Ergin olan evlâtlık, evlât edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını
alabilir.
Ayırt etme gücüne sahip
olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlât edinmede ana ve baba adı
olarak evlât edinen eşlerin adları; tek başına evlât edinmede ise ana veya baba
adı olarak evlât edinenin adı yazılır. Evlât edinilen diğer kişiler hakkında,
talepleri halinde bu hüküm uygulanır. (14.11.2024
/ 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile değişik)[27]
Evlâtlığın, miras ve başka
haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlâtlığın naklen
geldiği aile kütüğü ile evlât edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ
kurulur. Ayrıca evlâtlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus
kütüğüne işlenir.
Evlât edinme ile ilgili
kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme kararı olmadıkça veya evlâtlık
istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz.
D. Şekil ve usul
I. Genel olarak
Madde 315.- Evlât edinme kararı, evlât edinenin oturma yeri; birlikte evlât
edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilir. Mahkeme kararıyla
birlikte evlâtlık ilişkisi kurulmuş olur.
Evlât edinme başvurusundan
sonra evlât edinenin ölümü veya ayırt etme gücünü kaybetmesi, diğer koşullar
bundan etkilenmediği takdirde evlât edinmeye engel olmaz.
Başvurudan sonra küçük ergin
olursa, koşulları daha önceden yerine getirilmiş olmak kaydıyla küçüklerin
evlât edinilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
II. Araştırma
Madde 316.- Evlât edinmeye, ancak esaslı sayılan
her türlü durum ve koşulların
kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlât edinen ile edinilenin dinlenmelerinden
ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir.
Araştırmada özellikle evlât
edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik
durumları, evlât edinenin eğitme yeteneği, evlât edinmeye yönelten sebepler ve
aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulması
gerekir.
Evlât edinenin altsoyu
varsa, onların evlât edinme ile ilgili tavır ve düşünceleri de değerlendirilir.
E. Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması
I. Sebepleri
1. Rızanın bulunmaması
Madde 317.- Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken
kişiler, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse,
hâkimden evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler.
2. Diğer noksanlıklar
Madde 318.- Evlât edinme esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa,
Cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını
isteyebilir.
Noksanlıklar bu arada
ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin olup ilişkinin kaldırılması
evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, bu yola gidilemez.
II. Hak Düşürücü Süre
Madde 319- Dava hakkı, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin
öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde evlât edinme işleminin
üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
F. Evlâtlık işlemlerinde aracılık
Madde 320.- Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri, ancak Cumhurbaşkanınca[28] yetki verilen kurum ve
kuruluşlarca yapılır.
Aracılık faaliyetlerinin
yürütülmesine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[29] düzenlenir.
A. Soyadı
Madde 321.- Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli
değilse ananın[30]
soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa
çocuk onun bekârlık soyadını taşır.
B. Karşılıklı yükümlülükler
Madde 322.- Ana, baba ve çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün gerektirdiği
şekilde birbirlerine yardım etmek, saygı ve anlayış göstermek ve aile onurunu
gözetmekle yükümlüdürler.
C. Çocuk ile kişisel ilişki
I. Ana ve baba ile
1. Kural
Madde 323.- Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine
bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına
sahiptir.
2. Sınırları
Madde 324.- Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini
zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla
yükümlüdür.
Kişisel ilişki sebebiyle
çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine
aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer
önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden
alınabilir.
Velayet kendisine bırakılan
ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse
çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus
kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir. (30.11.2021 / 31675 sayılı R.G. 7343 s.k. ile eklenmiştir)
II. Üçüncü kişiler ile
Madde 325.- Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde
çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle
hısımlarına da tanınabilir.
Ana ve baba için öngörülen
sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.
III. Yetki
Madde 326.- Kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun
oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Boşanmaya ve evlilik
birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları saklıdır.
Çocuk ile kişisel ilişkiye
yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk
kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki uygulanamaz.
A. Genel olarak
I. Koşullar
Madde 335.- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep
olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
Hâkim vasi atanmasına gerek
görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altındadırlar.
II. Ana ve baba evli ise
Madde 336.- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar.
Ortak hayata son verilmiş
veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.
Velâyet, ana ve babadan
birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan
tarafa aittir.
III. Ana ve baba evli değilse
Madde 337.- Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.
Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş
ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar
veya velâyeti babaya verir.
IV. Üvey çocuklar
Madde 338.- Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle
yükümlüdürler.
Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer
eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde
çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.
B. Velâyetin kapsamı
I. Genel olarak
Madde 339.- Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde
tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.
Çocuk, ana ve babasının
sözünü dinlemekle yükümlüdür.
Ana ve baba, olgunluğu
ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda
olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar.
Çocuk, ana ve babasının
rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.
Çocuğun adını ana ve babası
koyar.
II.
Eğitim
Madde 340- Ana ve baba, çocuğu
olanaklarına göre eğitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve
toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar.
Ana ve baba çocuğa, özellikle
bedensel ve zihinsel engelli[31] olanlara, yetenek ve
eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve meslekî bir eğitim sağlarlar.
III. Dinî eğitim
Madde 341- Çocuğun dinî eğitimini
belirleme hakkı ana ve babaya aittir.
Ana ve babanın bu konudaki
haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.
Ergin, dinini seçmekte özgürdür.
IV. Çocuğun temsil edilmesi
Madde 342- Ana ve baba, velâyetleri
çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.
İyiniyetli üçüncü kişiler,
eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.
Vesayet makamlarının iznine
bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki
temsilde de uygulanır.
V. Çocuğun fiil ehliyeti
Madde 343- Velâyet altındaki çocuğun fiil
ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir.
Çocuk, borçlarından ana ve
babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile
sorumludur.
VI. Çocuğun aileyi temsil etmesi
Madde 344- Velâyet altındaki çocuk, ayırt
etme gücüne sahip ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler
yapabilir; bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer.
VII. Çocuk ile ana ve baba
arasındaki hukukî işlemler
Madde 345- Çocuk ile ana veya baba
arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında
yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın
katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.
C. Çocuğun korunması
I. Koruma önlemleri
Madde 346- Çocuğun menfaati ve gelişmesi
tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri
yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.
II.
Çocukların yerleştirilmesi
Madde 347- Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi
tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana
ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.
Çocuğun aile içinde kalması
ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve
durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun
istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.
III. Velâyetin kaldırılması
1. Genel olarak
Madde 348.- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu
önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin
kaldırılmasına karar verir:
1) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir
yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi
yerine getirememesi. (07.07.2005 tarihli, 25868 sayılı
R.G.- 5378 s.k. ile değişik)
2. Ana ve babanın çocuğa
yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde
savsaklaması.
Velâyet ana ve babanın her
ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.
Kararda aksi
belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları
kapsar.
2. Ana veya babanın yeniden evlenmesi hâlinde
Madde 349.- Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin
kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet
sahibi değiştirile-bileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak
çocuğa vasi de atanabilir.
3. Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın yükümlülükleri
Madde 350.- Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın çocuklarının bakım ve
eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder.
Ana ve baba ile çocuğun
ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karşılanır.
Nafakaya ilişkin hükümler
saklıdır.
IV. Durumun değişmesi
Madde 351.- Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni
koşullara uydurulması gerekir.
Velâyetin kaldırılmasını
gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, re'sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri
verir.
İKİNCİ AYIRIM
VESAYETİ GEREKTİREN HÂLLER
A. Küçüklük
Madde 404.- Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır.
Görevlerini yaparlarken
vesayeti gerektiren böyle bir hâlin varlığını öğrenen nüfus memurları, idarî
makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına
bildirmek zorundadırlar.
B. Kısıtlama
I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
Madde 405.- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya
korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının
güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Görevlerini yaparlarken
vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî
makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına
bildirmek zorundadırlar.
II. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama
tarzı, kötü yönetim
Madde 406.- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama
tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık
veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan veya bu yüzden devamlı korunmaya
ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin
kısıtlanır.
III. Özgürlüğü bağlayıcı ceza (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik)[32]
Madde 407.- Kesinleşmiş hapis cezasının
infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine
kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş
hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi,
isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından
gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli
makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir.
Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü
dinler.
Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri
niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.)
IV. İstek üzerine
Madde 408.- Yaşlılığı, engelliliği[33], dene-yimsizliği veya ağır
hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin
kısıtlanmasını isteyebilir.
C. Usul
I. İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu
Madde 409.- Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde
bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle
kısıtlanamaz.
Akıl hastalığı veya akıl
zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar
verilir. Resmî sağlık kurulu raporunun
tanzimi için gereklilik bulunması halinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır[34]. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu
göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.
II. İlân
Madde 410.- Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile
nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü
kişileri ilândan önce etkilemez.
Ayırt etme gücüne sahip
olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
YETKİ
A. Vesayet işlerinde yetki
Madde 411.- Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki
vesayet dairelerine aittir.
B. Yerleşim yerinin değişmesi
Madde 412.- Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi yerleşim
yerini değiştiremez.
Yerleşim yerinin değişmesi
hâlinde yetki, yeni vesayet dairelerine geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni
yerleşim yerinde ilân olunur.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
VASİNİN
ATANMASI
A. Koşulları
I. Genel olarak
Madde 413- Vesayet makamı, bu görevi
yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar.
Gereken durumlarda, bu görevi
birlikte veya vesayet makamı tarafından belirlenen yetkileri uyarınca ayrı ayrı
yerine getirmek üzere birden çok vasi atanabilir.
Rızaları bulunmadıkça birden çok
kimse vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez.
II. Eşin ve hısımların önceliği
Madde 414- Haklı sebepler engel olmadıkça,
vesayet makamı, vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın
hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve
atar. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde
tutulur.
III. İlgililerin isteği
Madde 415- Haklı sebepler engel olmadıkça,
vasiliğe, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği
kimse atanır.
IV. Vasiliği kabul yükümlülüğü
Madde 416- Vesayet altına alınan kimsenin
yerleşim yerinde oturanlardan vasiliğe atananlar, bu görevi kabul etmekle
yükümlüdürler.
Aile meclisince atanma hâlinde
vasiliği kabul yükümlülüğü yoktur.
V. Vasilikten kaçınma sebepleri
Madde 417- Aşağıdaki kişiler vasiliği
kabul etmeyebilirler:
l. Altmış yaşını doldurmuş
olanlar,
2.Bedensel engelleri[35]
veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu
görevi güçlükle yapabilecek olanlar,
3. Dörtten çok çocuğun velisi
olanlar,
4. Üzerinde vasilik görevi
olanlar,
5. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları, bakanlar,[36] hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları.
VI. Vasiliğe engel olan sebepler
Madde 418- Aşağıdaki kişiler vasi
olamazlar:
1. Kısıtlılar,
2. Kamu hizmetinden yasaklılar
veya haysiyetsiz hayat sürenler,
3. Menfaati kendisine vasi
atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında
düşmanlık bulunanlar,
4. İlgili vesayet daireleri
hâkimleri.
B. Atama usulü
I. Vasinin atanması
Madde 419- Vesayet makamı, gecikmeksizin
vasi atamakla yükümlüdür.
Gerek duyulduğunda henüz ergin
olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; ancak, kısıtlama kararı ergin
olduktan sonra sonuç doğurur.
Kısıtlanan ergin çocuklar kural
olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakılır.
II. Geçici önlemler
Madde 420- Vesayet işleri zorunlu kıldığı
takdirde vesayet makamı, vasinin atanmasından önce de re'sen gerekli önlemleri
alır; özellikle, kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak
kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir.
Vesayet makamının kararı ilân
olunur.
III.
Tebliğ ve ilân
Madde 421- Atama kararı vasiye hemen
tebliğ olunur.
Kısıtlamaya ve vasi atanmasına
veya kısıtlanan velâyet altında bırakılmışsa buna ilişkin karar, kısıtlının
yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
IV. Kaçınma ve itiraz
1. Usul
Madde 422- Vasiliğe atanan kişi, bu
durumun kendisine tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma
hakkını kullanabilir.
İlgili olan herkes, vasinin
atandığını öğrendiği günden başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı
olduğunu ileri sürebilir.
Vesayet makamı, vasilikten
kaçınma veya itiraz sebebini yerinde görürse yeni bir vasi atar; yerinde
görmediği takdirde, bu konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere
durumu denetim makamına bildirir.
2. Geçici görev
Madde 423- Vasiliğe atanan kimse,
vasilikten kaçınmış veya atanmasına itiraz edilmiş olsa bile, yerine bir
başkası atanıncaya kadar vasiye ait görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.
3. Karar
Madde 424- Denetim makamı, vereceği kararı
vasiliğe atanmış olan kimseye ve vesayet makamına bildirir.
Vasiliğe atananın görevden
alınması hâlinde vesayet makamı, hemen yeni bir vasi atar.
V. Görevin verilmesi
Madde 425- Atama kararı kesinleşince
vesayet makamı vasinin göreve başlaması için gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ
AYIRIM
KAYYIMLIK
VE YASAL DANIŞMANLIK
A. Kayyımlığı gerektiren hâller
I. Temsil
Madde 426-Vesayet makamı, aşağıda yazılı
olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya
re'sen temsil kayyımı atar:
1. Ergin bir kişi, hastalığı,
başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi
görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse,
2. Bir işte yasal temsilcinin
menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,
3. Yasal temsilcinin görevini
yerine getirmesine bir engel varsa.
II. Yönetim
1. Kanun gereği
Madde 427-Vesayet makamı, yönetimi kimseye
ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde
bir yönetim kayyımı atar:
1. Bir kimse uzun süreden beri
bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse,
2. Vesayet altına alınması için
yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına
yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
3. Bir terekede mirasçılık
hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
4. Bir tüzel kişi gerekli
organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
5. Bir hayır işi veya genel
yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı
yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa.
2. İstek üzerine
Madde 428- İsteğe bağlı kısıtlama
sebeplerinden biri varsa, ergin bir kişiye kendi isteği üzerine bir kayyım
atanabilir.
B.
Yasal danışmanlık
Madde 429- Kısıtlanması için yeterli sebep
bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli
görülen ergin bir kişiye aşağıdaki işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal
danışman atanır:
1. Dava açma ve sulh olma,
2. Taşınmazların alımı, satımı,
rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
3. Kıymetli evrakın alımı,
satımı ve rehnedilmesi,
4. Olağan yönetim sınırları dışında
kalan yapı işleri,
5. Ödünç verme ve alma,
6. Ana parayı alma,
7. Bağışlama,
8. Kambiyo taahhüdü altına
girme,
9. Kefil olma.
Aynı koşullar altında bir
kimsenin malvarlığını yönetme yetkisi, gelirlerinde dilediği gibi tasarruf
hakkı saklı kalmak üzere kaldırılabilir.
C. Yetki
Madde 430- Temsil kayyımı, kendisine
kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır.
Yönetim kayyımı, malvarlığının
büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların
bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.
D. Usul
Madde 431- Vasinin atanması usulüne
ilişkin kurallar, kayyım ve yasal danışmanın atanmasında da uygulanır.
Kayyım veya yasal danışman
atanmasına ilişkin karar, ancak vesayet makamının gerekli görmesi hâlinde ilân
olunur.
ALTINCI
AYIRIM
KORUMA
AMACIYLA ÖZGÜRLÜĞÜN KISITLANMASI
A. Koşulları
Madde 432- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı,
alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık
veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin
kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi,
eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir.
Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri,
bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.
Bu konuda kişinin çevresine
getirdiği külfet de göz önünde tutulur.
İlgili kişi durumu elverir
elvermez kurumdan çıkarılır.
B.
Yetki
Madde 433- Yerleştirme veya alıkoymaya
karar verme yetkisi, ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına aittir.
Yerleştirme veya alıkoymaya
karar veren vesayet makamı, kurumdan çıkarmaya da yetkilidir.
C.
Bildirim yükümlülüğü
Madde 434- Kısıtlı bir kişi bir kuruma
yerleştirildiği veya alıkonulduğu ya da ergin bir kişi hakkında vesayete
ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görüldüğü takdirde, kişinin bulunduğu
yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililer, durumu yerleşim
yeri vesayet makamına bildirmekle yükümlüdürler.
D.
İtiraz
Madde 435- Kuruma yerleştirilen kişi veya
yakınları, verilen karara karşı kendilerine bildirilmesinden başlayarak on gün
içinde denetim makamına itiraz edebilirler.
Bu hak, kurumdan çıkarılma
isteminin reddi hâlinde de kullanılabilir.
E.
Usul
I.
Genel olarak
Madde 436- Koruma amacıyla özgürlüğün
kısıtlanması, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununa tâbidir:
1. Karar verilirken ilgilinin
bunun sebepleri hakkında bilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına
itiraz edebileceğine yazılı olarak dikkatinin çekilmesi zorunludur.
2. Bir kuruma yerleştirilen
kişiye, alıkonulma kararına veya kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en
geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak
bildirilir.
3. Mahkeme kararını gerektiren
her istem, gecikmeksizin yetkili hâkime ulaştırılır.
4. Yerleştirme kararı veren
vesayet makamı veya hâkim durumun özelliklerine göre bu istemin görüşülmesini
erteleyebilir.
5. Akıl hastalığı, akıl
zayıflığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden
bulaşıcı hastalığı olanlar hakkında, ancak resmî sağlık kurulu raporu
alındıktan sonra karar verilebilir. (…)[37]
6. Resmî sağlık kurulu raporunun
alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik
örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiye gerekli tıbbi
müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla
yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. Hekim ön raporu üzerine
verilen yerleştirme kararı derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilir. İlgili
veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren on gün içinde denetim
makamına itiraz edebilir, yapılan itiraz kararın icrasını durdurmaz. İtiraz
denetim makamınca ivedilikle karara bağlanır. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik)[38]
7. Bu madde kapsamında alınan kararların
icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkında zor kullanılabilir ve sağlık
görevlilerinden gerekli tıbbi yardım alınabilir. (24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196
s.k. ile eklenmiştir)
II. Yargılama usulü
Madde 437- Hâkim, basit yargılama usulüne
göre karar verir.
Gerektiğinde ilgili kişiye adlî
yardım sağlanır.
Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar
ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde[39] kararını verir. (24.12.2019 tarih ve
30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile değişik)[40]
İKİNCİ
BÖLÜM
VESAYETİN
YÜRÜTÜLMESİ
BİRİNCİ
AYIRIM
VASİNİN
GÖREVLERİ
A.
Göreve başlama
I.
Defter tutma
Madde 438- Vasiliğe atanma kararının kesinleşmesi
üzerine vasi ile vesayet makamının görevlendireceği bir kişi tarafından, vakit
geçirilmeksizin, yönetilecek malvarlığının defteri tutulur.
Vesayet altındaki kişi ayırt
etme gücüne sahipse, olanak bulunduğu takdirde defter tutulurken hazır
bulundurulur.
Koşullar gerektirdiği takdirde
denetim makamı, vasi ve vesayet makamının isteği üzerine vesayet altındaki
kişinin malvarlığının resmî defterinin tutulmasına karar verebilir. Bu defter,
mirastaki resmî defterin alacaklılara karşı doğurduğu sonuçları doğurur ve
oradaki usul uyarınca tutulur.
II. Değerli şeylerin saklanması
Madde 439- Kıymetli evrak, değerli eşya,
önemli belge ve benzerleri, malvarlığının yönetimi bakımından bir sakınca
yoksa, vesayet makamının gözetimi altında güvenli bir yere konulur.
III. Taşınırların satılması 31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.
ile yayımlanan Geçici 1 madde
Madde 440- Vesayet altındaki kişinin
menfaati gerektirirse değerli şeylerin dışındaki taşınırlar, vesayet makamının
vereceği talimat uyarınca, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında[41] açık artırma ile satılır.
Hâkim, özel durumları, taşınırın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne alarak
pazarlıkla satışa da karar verebilir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.)
Vesayet altındaki kişinin
kendisi veya ailesi için özel bir değer taşıyan şeyler, zorunluluk olmadıkça
satılamaz.
IV. Paraların yatırılması
1.Yatırma zorunluluğu
Madde 441- Vesayet altındaki kişinin
kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek
üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen millî bir bankaya yatırılır veya
Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.
Paranın yatırılmasını bir aydan
fazla geciktiren vasi, faiz kaybını ödemekle yükümlüdür.
2. Yatırımların dönüştürülmesi
Madde 442- Yeteri kadar güven verici
olmayan yatırımlar, güvenli yatırımlara dönüştürülür.
Dönüştürme işleminin uygun
zamanda ve vesayet altındaki kişinin menfaati gözetilerek yapılması gerekir.
V. Ticarî ve sınaî işletmeler
Madde 443- Vesayet altındaki kişinin
malvarlığı içinde ticarî, sınaî veya benzeri bir işletme varsa; vesayet makamı,
bunların işletilmesinin devamı veya tasfiyesi için gerekli talimatı verir.
VI.
Taşınmazların satılması 31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.
ile yayımlanan Geçici 1 madde
Madde 444- Taşınmazların satışı, vesayet
makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli
kıldığı hâllerde mümkündür.
Satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim
Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale
vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden
başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589
s.k. ile değişik. Yürürlük 31.10.2026)[42]
Ancak denetim makamı, istisnaî
olarak özel durumları, taşınmazın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne
alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir.
B. Özen ve temsil
I. Kişiye özen
1. Küçüklerde
a. Genel olarak
Madde 445- Vesayet altındaki kişi küçük
ise, vasi onun bakımı ve eğitimi için gereken önlemleri almakla yükümlüdür.
Vesayet dairelerinin yetkilerine
ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, vasi bu konuda ana ve babanın
yetkilerine sahiptir.
b. Koruma amacıyla özgürlüğün
kısıtlanması
Madde 446- Küçüklerin koruma amacıyla bir
kuruma yerleştirilmesine vasinin başvurusu üzerine vesayet makamı veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bizzat vasi karar verir ve durumu derhâl
vesayet makamına bildirir.
Bunun dışında usul ve yetkiyle
ilgili konularda kısıtlı olsun veya olmasın erginlerin korunması amacıyla
özgürlüklerinin kısıtlanmasına ilişkin hükümler uygulanır.
Onaltı yaşını doldurmamış çocuk
bu konuda mahkemeye bizzat başvuramaz.
2. Kısıtlılarda
Madde 447- Vasi, kısıtlıyı korumak ve
bütün kişisel işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
vasi, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümlere göre
kısıtlıyı bir kuruma yerleştirebilir veya orada alıkoyabilir ve durumu derhal
vesayet makamına bildirir.
II.
Temsil
1. Genel olarak
Madde 448- Vesayet dairelerinin yetkilerine
ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün
hukukî işlemlerinde temsil eder.
2. Yasak işlemler
Madde 449- Vesayet altındaki kişi adına
kefil olmak, vakıf kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır.
3. Vesayet altındaki kişinin
görüşünün alınması
Madde 450- Vesayet altındaki kişi
görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, vasi önemli işlerde karar
vermeden önce olanak ölçüsünde, onun görüşünü almakla yükümlüdür.
Vesayet altındaki kişinin işi
uygun bulmuş olması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz.
4. Vesayet altındaki kişinin
yapabileceği işler
a. Vasinin rızası
Madde 451- Ayırt etme gücüne sahip olan
vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla
yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir.
Yapılan işlem diğer tarafın
belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde
onanmazsa, diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur.
b. Onamamanın sonucu
Madde 452- Vasinin onamadığı işlemlerde
taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir. Ancak, vesayet altındaki kişi,
sadece kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında
mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış
olduğu miktarla sorumludur.
Vesayet altındaki kişi, fiil
ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden
uğradığı zarardan sorumlu olur.
5. Meslek veya sanat
Madde 453- Vesayet altındaki kişiye
vesayet makamı tarafından bir meslek veya sanatın yürütülmesi için izin
verilmiş ise, o kişi bununla ilgili her türlü olağan işlemleri yapmaya
yetkilidir ve bu tür işlemlerden dolayı bütün malvarlığı ile sorumludur.
C.
Malvarlığının yönetilmesi
I. Yönetim ve hesap tutma
yükümlülüğü
Madde 454- Vasi, vesayet altındaki kişinin
malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır.
Vasi, yönetimle ilgili hesap
tutmak ve vesayet makamının belirlediği tarihlerde ve her hâlde yılda bir
defa hesabı onun incelemesine sunmakla yükümlüdür.
Vesayet altındaki kişi
görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip ise, hesabın hâkim
tarafından incelenmesi sırasında olanak ölçüsünde hazır bulundurulur.
II. Serbest mallar
Madde 455- Vesayet altındaki kişi, kendi
tasarrufuna bırakılmış olan mallar ile vasinin izniyle çalışarak kazandığı
malları serbestçe yönetir ve kullanır.
D. Görevin süresi
Madde 456- Vasi, kural olarak iki yıl için
atanır.
Vesayet makamı, bu süreyi her
defasında ikişer yıl uzatabilir.
Dört yıl dolunca vasi,
vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.
E. Vasinin ücreti
Madde 457 - Vasi, vesayet altındaki kişinin
malvarlığından, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere
kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir. Ödenecek ücret, yönetimin
gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak
suretiyle her hesap dönemi için vesayet makamı tarafından belirlenir.
İKİNCİ
AYIRIM
KAYYIMIN
GÖREVLERİ
A. Kayyımın konumu
Madde 458- Bir kimseye kayyım atanması
onun fiil ehliyetini etkilemez. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır.
Kayyımın görev süresi ve ücreti
vesayet makamı tarafından belirlenir.
B. Kayyımlığın kapsamı
I.
Belli bir iş
Madde 459- Belli bir iş için
görevlendirilmiş olan kayyım, vesayet makamının talimatına aynen uymak
zorundadır.
II. Malvarlığının yönetimi
Madde 460-Kayyım bir malvarlığının
yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim
ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir.
Kayyımın, bunun dışındaki işleri
yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi
verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
VESAYET
DAİRELERİNİN GÖREVLERİ
A. Şikâyet ve itiraz
Madde 461- Ayırt etme gücüne sahip olan
vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı
vesayet makamına şikâyette bulunabilir.
Vesayet makamının kararlarına
karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz
edilebilir.
B.
İzin
I. Vesayet makamından
Madde 462- Aşağıdaki hâllerde vesayet
makamının izni gereklidir:
1. Taşınmazların alımı, satımı,
rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
2. Olağan yönetim ve işletme
ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı,
devri ve rehnedilmesi,
3. Olağan yönetim sınırlarını
aşan yapı işleri,
4. Ödünç verme ve alma,
5. Kambiyo taahhüdü altına
girme,
6. Bir yıl veya daha uzun süreli
ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması,
7. Vesayet altındaki kişinin bir
sanat veya meslekle uğraşması,
8. Acele hâllerde vasinin geçici
önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve
konkordato yapılması,
9. Mal rejimi sözleşmeleri,
mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması,
10. Borç ödemeden aciz beyanı,
11. Vesayet altındaki kişi
hakkında hayat sigortası yapılması,
12. Çıraklık sözleşmesi
yapılması,
13. Vesayet altındaki kişinin
bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi,
14. Vesayet altındaki kişinin
yerleşim yerinin değiştirilmesi.
II. Denetim makamından
Madde 463- Aşağıdaki hâllerde vesayet
makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir:
1. Vesayet altındaki kişinin
evlât edinmesi veya evlât edinilmesi,
2. Vesayet altındaki kişinin
vatandaşlığa girmesi veya çıkması,
3. Bir işletmenin devralınması
veya tasfiyesi, kişisel sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya
önemli bir sermaye ile bir şirkete ortak olunması,
4. Ömür boyu aylık veya gelir
bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri yapılması,
5. Mirasın kabulü, reddi veya
miras sözleşmesi yapılması,
6. Küçüğün ergin kılınması,
7. Vesayet altındaki kişi ile
vasi arasında sözleşme yapılması.
C. Rapor ve hesapların
incelenmesi
Madde 464- Vesayet makamı, vasinin belli
dönemlerde vereceği rapor ve hesapları inceler; gerekli gördüğü hâllerde bunların
tamamlanması veya düzeltilmesini ister.
Vesayet makamı, rapor ve
hesapları kabul veya reddeder; gerektiğinde vesayet altındaki kişinin
menfaatini korumak için uygun önlemleri alır.
D. İznin bulunmaması
Madde 465- Kanunen gerektiği hâlde vasinin
yetkili vesayet dairelerinin iznini almadan yapmış olduğu işlemler, vesayet
altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem hükmündedir.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
VESAYET
ORGANLARININ
SORUMLULUĞU
A. Özen yükümü
Madde 466-Vesayet organları ve vesayet
işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler, bu görevlerini yerine
getirirlerken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle
yükümlüdürler.
B. Vasinin sorumluluğu
Madde 467- Vasi, görevini yerine
getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan
sorumludur.
Kayyım ve yasal danışmanlar
hakkında da aynı hüküm uygulanır.
C. Devletin sorumluluğu
Madde 468- Devlet, vesayet dairelerinde
görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan
doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin
ettirilemeyen zararlardan da sorumludur.
Zararı tazmin eden Devlet,
zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder.
Zararın doğmasına kusurları ile
sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludurlar.
D. Görev ve yetki
Madde 469- Devletin vesayet dairelerinde
görevli kişilere karşı rücu davasına bakmaya, vesayet dairelerinin bulunduğu
yere en yakın asliye mahkemesi yetkilidir.
Vesayetle ilgili tazminat ve
diğer rücu davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde
görülür.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
VESAYETİN
SONA ERMESİ
BİRİNCİ
AYIRIM
VESAYETİ
GEREKTİREN HÂLLERİN
SONA
ERMESİ
A. Küçüklerde
Madde 470- Küçük üzerindeki vesayet, onun
ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer.
Erginliğe mahkemece karar
verilmiş ise, mahkeme aynı zamanda küçüğün hangi tarihte ergin olacağını tespit
ve ilân eder.
B. Hükümlülerde (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik)[43]
Madde
471- Özgürlüğü bağlayıcı
cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis
hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Hapis
hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona
erdirilebilir:
1.
Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen
kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması,
2.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı
olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine
kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.
C. Diğer kısıtlılarda
I. Kaldırılması
Madde 472- Diğer kısıtlılar üzerindeki
vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer.
Vesayeti gerektiren sebebin
ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.
Kısıtlı ve ilgililerden her
biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir.
II. Usulü
1. İlân
Madde 473- Kısıtlama ilân edilmişse,
kaldırılması da ilân olunur.
Fiil ehliyetinin yeniden
kazanılması, ilânın yapılmasına bağlı değildir.
2. Akıl hastalığı veya akıl
zayıflığında
Madde 474- Akıl hastalığı veya akıl
zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına,
ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî sağlık kurulu
raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir.
3. Savurganlık, alkol veya
uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimde
Madde 475- Savurganlığı, alkol veya
uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü
yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan kişinin vesayetin kaldırılmasını
isteyebilmesi, en az bir yıldan beri vesayet altına alınmasını gerektiren sebeple
ilgili olarak bir şikâyete meydan vermemiş olmasına bağlıdır.
4. İstek üzerine kısıtlamada
Madde 476- Kendi isteğiyle kısıtlanmış
olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin
ortadan kalkmasına bağlıdır.
D. Kayyımlıkta ve yasal
danışmanlıkta
I. Genel olarak
Madde 477- Temsil
kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer.
Yönetim kayyımlığı, kayyımın
atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden
alınmasıyla sona erer.
Yasal danışmanlık, vesayetin
kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.
II.
İlân
Madde 478- Atamanın ilân edilmiş olması
veya vesayet makamının gerekli görmesi hâllerinde, kayyımlığın sona erdiği de
ilân olunur.
İKİNCİ AYIRIM
VASİLİK
GÖREVİNİN SONA ERMESİ
A. Fiil ehliyetinin yitirilmesi
ve ölüm
Madde 479- Vasilik görevi, vasinin fiil
ehliyetini yitirmesi veya ölümüyle sona erer.
B. Sürenin sona ermesi ve
uzatılmaması
I. Sürenin dolması
Madde 480- Vasilik görevi, uzatılmadığı
takdirde, sürenin dolmasıyla sona erer.
II. Engelin veya kaçınma
sebebinin ortaya çıkması
Madde 481- Vasi, vasiliğe engel bir
sebebin ortaya çıkması hâlinde görevinden çekilmek zorundadır.
Vasi, bir kaçınma sebebi ortaya
çıktığı takdirde sürenin bitiminden önce görevinden alınmasını isteyebilir;
ancak, önemli sebeplerin varlığı hâlinde görevine devam etmek zorundadır.
III. Göreve devam zorunluluğu
Madde 482- Görevi sona eren vasi, yenisi
göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür.
C. Görevden alınma
I. Sebepleri
Madde 483- Vasi, görevini ağır surette
savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda
bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınır.
Vasinin görevini yapmakta
yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse,
vesayet makamı kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir.
II. Usulü
1. İstek üzerine veya re'sen
Madde 484- Ayırt etme gücüne sahip olan
vesayet altındaki kişi veya her ilgili, vasinin görevden alınmasını
isteyebilir.
Görevden alınmayı gerektiren
sebebin varlığını başka bir yoldan öğrenen vesayet makamı, vasiyi re'sen
görevden almakla yükümlüdür.
2. Araştırma ve uyarı
Madde 485- Vesayet makamı, ancak gerekli
araştırmayı yaptıktan ve vasiyi dinledikten sonra onu görevden alabilir.
Vesayet makamı, ağır olmayan
hâllerde vasiye görevden alınacağı konusunda uyarıda bulunur.
3. Geçici önlemler
Madde 486- Gecikmesinde tehlike bulunan
hâllerde vesayet makamı, vasiye geçici olarak işten el çektirip bir kayyım
atayabileceği gibi; gerekirse muhtemel zararı göz önünde bulundurarak vasinin
mallarına ihtiyati haciz koyabilir ve tutuklanmasını da isteyebilir.
4. Diğer önlemler
Madde 487- Vesayet makamı, görevden alma
ve uyarıda bulunmanın yanı sıra, vesayet altındaki kişinin korunması için
gerekli diğer önlemleri de almakla yükümlüdür.
5. İtiraz
Madde 488- İlgililer, vesayet makamının kararlarına
karşı, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz
edebilirler. Denetim makamı, gerektiğinde duruşma da yaparak bu itirazı kesin
karara bağlar.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
VESAYETİN SONA ERMESİNİN
SONUÇLARI
A. Kesin hesap ve malvarlığının
teslimi
Madde 489- Görevi sona eren vasi,
yönetimle ilgili son raporu ve kesin hesabı vesayet makamına vermekle yükümlü
olduğu gibi; malvarlığını vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni
vasiye teslim edilmek üzere hazır bulundurmak zorundadır.
B.
Rapor ve hesabın incelenmesi
Madde 490- Son rapor ve kesin hesap belli
zamanlarda verilen rapor ve hesaplar gibi vesayet makamı tarafından incelenir
ve onaylanır.
C.
Vasinin görevine son verilmesi
Madde 491- Son rapor ve kesin hesap onaylandıktan
ve malvarlığı vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim
edildikten sonra, vesayet makamı vasinin görevinin sona erdiğine karar verir.
Vesayet makamı, son rapor ve
kesin hesabın onaylanması veya reddi konusundaki kararı ile birlikte kesin
hesabı vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye, tazminat
davası açma hakları bulunduğunu da belirtmek suretiyle tebliğ eder. Bu tebliğde
vasinin görevine son verildiği de belirtilir.
D. Sorumluluk davasında
zamanaşımı
I. Olağan zamanaşımı
Madde 492- Sorumlu vasi ve kayyıma karşı
açılacak tazminat davası kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir
yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Tazmin ettirilemeyen zararlar
için Devlete karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi, zararın vasi,
kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından başlayarak
bir yıldır.
Vesayet dairelerinde görevli
olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak
davaların zamanaşımı genel hükümlere tâbidir.
Devletin
rücu davası, rücu hakkının doğumunun üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar.
II. Olağanüstü zamanaşımı
Madde 493- Olağan zamanaşımı süresi
işlemeye başlamadan önce zarar gören tarafından bilinmesi veya anlaşılması
olanağı bulunmayan bir hesap yanlışlığına veya bir sorumluluk sebebine dayanan
tazminat davası, hesap yanlışlığının veya sorumluluk sebebinin öğrenilmesinden
başlayarak bir yıl içinde açılabilir.
Vesayetten doğan tazminat
davaları, her hâlde kesin hesabın tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
E. Vesayet altındaki kişinin
alacağı
Madde 494- Vesayet altındaki kişinin vasi
veya Devlete karşı alacakları imtiyazlı alacaktır.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
MİRAS HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
MİRASÇILAR
BİRİNCİ BÖLÜM
YASAL MİRASÇILAR
A. Kan hısımları
I. Altsoy
Madde 495.- Miras bırakanın birinci zümre mirasçıları, onun altsoyudur.
II. Ana ve baba
Madde 496.- Altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır.
Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar.
Miras bırakandan önce ölmüş
olan ana ve babanın yerlerini her tabakada halefiyet yoluyla kendi altsoyları
alır.
Bir tarafta hiç mirasçı
bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
III. Büyük ana ve büyük baba
Madde 497.- Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan miras bırakanın
mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar.
Miras bırakandan önce ölmüş
olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her tabakada halefiyet yoluyla
kendi altsoyları alır.
Ana veya baba tarafından olan
büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın miras bırakandan önce
ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır.
Ana veya baba tarafından
olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın miras
bırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
Sağ kalan eş varsa, büyük
ana ve büyük babalardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması hâlinde,
payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir
taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde
onların payları diğer tarafa geçer.
IV. Evlilik dışı hısımlar
Madde 498.- Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş
olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.
B. Sağ kalan eş
Madde 499.- Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre miras bırakana aşağıdaki
oranlarda mirasçı olur:
1. Miras bırakanın altsoyu
ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
2. Miras bırakanın ana
ve baba zümresi ile
birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
3. Miras bırakanın büyük ana
ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın
dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
C. Evlâtlık
Madde 500.- Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar.
Evlât edinen ve hısımları,
evlâtlığa mirasçı olmazlar.
D. Devlet
Madde 501.- Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.
İKİNCİ BÖLÜM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR
BİRİNCİ AYIRIM
TASARRUF EHLİYETİ
A. Ehliyet
I. Vasiyette
Madde 502.- Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını
doldurmuş olmak gerekir.
II. Miras sözleşmesinde
Madde 503.- Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin
olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.
B. İrade sakatlığı
Madde 504.- Miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında
yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. Ancak, miras bırakan yanıldığını veya
aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden
başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli
sayılır.
Ölüme bağlı tasarrufta
kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık yanılma hâlinde miras bırakanın gerçek
arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre düzeltilir.
İKİNCİ AYIRIM
TASARRUF
ÖZGÜRLÜĞÜ
A. Tasarruf edilebilir kısım
I. Kapsamı
MADDE 505.- Mirasçı olarak altsoyu, ana ve
babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan
kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.(10.05.2007 tarih ve 26518 sayılı R.G. - 5650
s.k.ile değişik)
Bu mirasçılardan hiç biri
yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.
II. Saklı pay
MADDE 506.- Saklı pay aşağıdaki oranlardan
ibarettir:
1. Altsoy için yasal miras
payının yarısı,
2. Ana ve babadan her biri
için yasal miras payının dörtte biri,
3.(10.05.2007 tarih ve
26518 sayılı R.G. - 5650 s.k.ile maddeden çıkarılmıştır)[44]
4. Sağ kalan eş için, altsoy
veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının
tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
III. Tasarruf edilebilir kısmın hesabı
1. Borçların indirilmesi
MADDE 507.- Tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki
durumuna göre hesaplanır.
Hesap yapılırken,
mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı
giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan
kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir.
2. Sağlararası karşılıksız
kazandırmalar
MADDE 508.- Mirasbırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tâbi
oldukları ölçüde, tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir.
3. Sigorta alacakları
MADDE 509.- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat
sigortası sözleşmesi yapması veya böyle bir kişiyi sonradan lehdar olarak tayin
etmesi ya da sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı
tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devretmesi hâlinde, sigorta
alacağının mirasbırakanın ölümü zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir.
B. Mirasçılıktan çıkarma
I. Sebepleri
MADDE 510.- Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı
paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana
veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana
veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan
yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.
II. Hükümleri
MADDE 511.- Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis
davası da açamaz.
Mirasbırakan başka türlü
tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o
kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa
altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan
kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını
isteyebilir.
III. İspat yükü
MADDE 512.- Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda
çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan
kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan
mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat
edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının
saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma
sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz
olur.
IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma
MADDE 513.- Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu,
saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı
mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
Miras açıldığı zaman borç
ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı
mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan
çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
ÖLÜME
BAĞLI TASARRUFLARIN
ÇEŞİTLERİ
A. Genel olarak
MADDE 514.- Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının
tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta
bulunabilir.
Mirasbırakanın üzerinde
tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır.
B. Koşullar ve yüklemeler
MADDE 515.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere
bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her
ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
Hukuka veya ahlâka aykırı
koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
Anlamsız veya yalnız
başkalarını rahatsız edici nitelikte olan
koşullar ve yüklemeler yok
sayılır.
C. Mirasçı atama
MADDE 516.- Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya
birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.
Bir kişinin, mirasın
tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması
sayılır.
D. Belirli mal bırakma
I. Konusu
MADDE 517.- Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal
bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.
Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir
kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı
üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse
lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın
bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya
belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
Bırakılan belirli mal
terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı
tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.
II. Teslim borcu
MADDE 518.- Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim
olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında kendisine belirli mal
bırakılana geçer.
Tasarrufu yerine getirme ile
yükümlü olan kimse, mirasın açılmasından
sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar ve mala verdiği zararlardan
dolayı, vekâletsiz iş görenin haklarına sahip ve borçlarıyla yükümlü olur.
III. Tereke ile ilgisi
MADDE 519.- Tereke mevcudunu veya tasarrufu yerine getirme yükümlüsüne yapılan
kazandırmayı ya da saklı payı zedeleyen tasarrufların orantılı olarak tenkisi
istenebilir.
Tasarrufu yerine getirme
yükümlüsü, mirasçılığı veya kendisine bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da
mirasbırakandan önce ölmüş veya mirastan yoksun kalmış olsa bile tasarruf
yürürlükte kalır; yerine getirme borcu, bu durumlardan yararlananlara geçer.
Yasal veya atanmış mirasçı,
mirası reddetmiş olsa bile lehine yapılmış bir tasarrufun yerine getirilmesini
isteyebilir.
E. Yedek mirasçı atama
MADDE 520.- Mirasbırakan, atadığı mirasçının kendisinden önce ölmesi veya mirası
reddetmesi hâlinde onun yerine geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi yedek
mirasçı olarak atayabilir.
Bu kural belirli mal
bırakmada da uygulanır.
F. Artmirasçı atama
I. Belirlenmesi
MADDE 521.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla önmirasçı atadığı kişiyi mirası
artmirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir.
Aynı yükümlülük artmirasçıya
yüklenemez.
Bu kurallar belirli mal
bırakmada da uygulanır.
II. Artmirasçıya geçiş
MADDE 522.- Tasarrufta geçiş anı belirtilmemişse miras, önmirasçının ölümüyle
artmirasçıya geçer.
Tasarrufta geçiş anı
gösterilmiş olup önmirasçının ölümünde bu an henüz gelmemişse miras, güvence göstermeleri
koşuluyla önmirasçının mirasçılarına teslim edilir.
Mirasın artmirasçıya
geçmesine herhangi bir sebeple olanak kalmadığı anda miras, önmirasçıya;
önmirasçı ölmüşse onun mirasçılarına kesin olarak kalır.
III. Güvence
MADDE 523.- Önmirasçıya geçen mirasın sulh mahkemesince defteri tutulur.
Mirasbırakan açıkça bağışık
tutmadıkça, mirasın önmirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır.
Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme
yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir.
Önmirasçı güvence göstermez
veya artmirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen
yönetimine karar verilir.
IV. Hükümleri
1. Önmirasçı hakkında
MADDE 524.- Önmirasçı, mirası atanmış
mirasçılar gibi kazanır.
Önmirasçı, mirasa
artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile sahip olur.
2. Artmirasçı hakkında
MADDE 525.- Artmirasçı, mirası belirlenmiş olan geçiş anında sağ ise kazanır.
Artmirasçı geçiş anından
önce ölmüşse, tasarrufta aksi öngörülmüş olmadıkça, miras önmirasçıya kalır.
Önmirasçı mirasbırakanın
ölümünde sağ değilse veya mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası reddederse,
miras artmirasçıya geçer.
G. Vakıf
MADDE 526.- Mirasbırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını veya
bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf kurabilir.
Vakıf, ancak kanun
hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik kazanır.
H. Miras sözleşmeleri
I. Olumlu miras sözleşmesi
MADDE 527.- Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli malını
sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına
girebilir.
Mirasbırakan, malvarlığında
eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki
yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına
itiraz edilebilir.
II. Mirastan feragat sözleşmesi
1. Kapsamı
MADDE 528.- Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık
sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık
sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak
mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de
sonuç doğurur.
2. Hükümden düşmesi
MADDE 529.- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu
kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer.
Mirastan feragat sözleşmesi
belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine
yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde,
feragat yine hükümden düşer.
3. Tereke alacaklılarının
hakları
MADDE 530.- Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar
mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara
karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan almış
oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında
sorumludurlar.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
ÖLÜME
BAĞLI TASARRUFLARIN
ŞEKİLLERİ
A. Vasiyet
I. Şekilleri
1. Genel olarak
MADDE 531.- Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü
olarak yapılabilir.
2. Resmî vasiyetname
a. Düzenlenmesi
MADDE 532.- Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından
düzenlenir.
Resmî memur, sulh hâkimi,
noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.
b. Memurun işlevi
MADDE 533.- Mirasbırakan, arzularını resmî memura bildirir. Bunun üzerine memur,
vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir.
Vasiyetname, mirasbırakan
tarafından okunup imzalanır.
Memur, vasiyetnameyi tarih
koyarak imzalar.
c. Tanıkların katılması
MADDE 534.- Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan,
vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki
tanığa beyan eder.
Tanıklar, bu beyanın kendi
önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye
yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
Vasiyetname içeriğinin
tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.
d. Mirasbırakan tarafından
okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme
MADDE
535.- Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur
vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan
vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.
Bu durumda tanıklar, hem
mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil
gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana
okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini
vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
e. Düzenlemeye katılma
yasağı
MADDE 536.- Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu
hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve
altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin
düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar.
Resmî vasiyetnamenin
düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan
hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile
kazandırmada bulunulamaz.
f. Vasiyetnamenin saklanması
MADDE 537.- Resmî vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin aslını saklamakla
yükümlüdür.
3. El yazılı vasiyetname
MADDE 538.- El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el
yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.
El yazılı vasiyetname,
saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili
memura bırakılabilir.
4. Sözlü vasiyet
a. Son arzuları anlatma
MADDE 539.- Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık,
savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname
yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir.
Bunun için mirasbırakan, son
arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname
yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler.
Resmî vasiyetname
düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar,
sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.
b. Belgeleme
MADDE 540.- Mirasbırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine
beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu
belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit
geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı
vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum
içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler.
Tanıklar, daha önce bir
belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki
hususları beyan ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa
geçirtebilirler.
Sözlü vasiyet yoluna
başvuran kimse askerlik hizmetinde bulunuyorsa, teğmen veya daha yüksek rütbeli
bir subay; Ülke sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa, o
aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse, sağlık kurumunun
en yetkili yöneticisi hâkim yerine geçer.
c. Hükümden düşme
MADDE 541.- Mirasbırakan için sonradan diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağı
doğarsa, bu tarihin üzerinden bir ay geçince sözlü vasiyet hükümden düşer.
II. Vasiyetten dönme
1. Yeni vasiyetname ile
MADDE 542.- Mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine
uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman
dönebilir.
Vasiyetnamenin tamamından
veya bir kısmından dönülebilir.
2. Yok etme ile
MADDE 543.- Mirasbırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir.
Kaza sonucunda veya üçüncü
kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak
bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır.
3. Sonraki tasarruflar
MADDE 544.- Mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir
vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi
tamamlamadıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alır.
Belirli mal bırakma vasiyeti
de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde
bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.
B. Miras sözleşmesi
I. Şekli
MADDE 545.- Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde
düzenlenmesi gerekir.
Sözleşmenin tarafları,
arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi
memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.
II. Ortadan kaldırılması
1. Sağlararasında
a. Sözleşme veya vasiyetname
ile
MADDE 546.- Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan
kaldırılabilir.
Miras sözleşmesiyle mirasçı
atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı miras
sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan
davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; mirasbırakan, miras sözleşmesini tek
taraflı olarak ortadan kaldırabilir.
Tek taraflı ortadan
kaldırma, vasiyetnameler için kanunda öngörülen şekillerden biriyle yapılır.
b. Sözleşmeden dönme yolu
ile
MADDE 547.- Miras sözleşmesi gereğince sağlararası edimleri isteme hakkı bulunan
taraf, bu edimlerin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye
bağlanmaması hâlinde borçlar hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.
2. Mirasbırakandan önce ölme
MADDE 548.- Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi
mirasbırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan
kalkar.
Mirasbırakandan önce ölen
kişinin mirasçıları, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ölüme bağlı tasarrufta
bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde ettiği ölüm tarihindeki
zenginleşmeyi geri isteyebilirler.
C. Tasarruf edilebilir kısmın daralması
MADDE 549.- Miras sözleşmesi veya vasiyetnameyle yapılan ölüme bağlı
kazandırmalar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmın sonradan daralması
yüzünden hükümsüz olmaz; sadece tenkis edilebilir.
BEŞİNCİ AYIRIM
VASİYETİ
YERİNE GETİRME
GÖREVLİSİ
A. Atanması
I. Atanma ve ehliyet
MADDE 550.- Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok vasiyeti yerine getirme
görevlisi atayabilir.
Vasiyeti yerine getirme
görevlisinin, göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Vasiyeti yerine getirme
görevlisine sulh hâkimi tarafından bu görevi bildirilir; bildirim tarihinden
başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse, görev
kabul edilmiş sayılır.
Vasiyeti yerine getirme
görevlisi hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebilir.
II. Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi
MADDE 551.- Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanmış olması
hâlinde, tasarruftan veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça bunlar görevi
birlikte yürütürler.
Bunlardan biri görevi kabul
etmez veya edemez ya da herhangi bir sebeple görevi sona ererse, mirasbırakanın
tasarrufundan aksi anlaşılmadıkça diğerleri göreve devam eder.
Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi birlikte
hareket etmek üzere atanmış olsa bile acele hâllerde her biri gerekli işlemleri
yapabilir.
B. Görev ve yetkileri
I. Genel olarak
MADDE 552.- Mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev
vermiş olmadıkça vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın son
arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve
yetkilidir.
Vasiyeti yerine getirme
görevlisi, özellikle;
1. Göreve başladıktan sonra
gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler.
Liste düzenlenirken olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
2. Terekeyi yönetir ve
yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini
ister.
3. Tereke alacaklarını
tahsil eder, borçlarını öder.
4. Vasiyetleri yerine
getirir.
5. Terekenin paylaşılması
için plân hazırlar.
6. Tereke ile ilgili dava ve
takiplerde miras ortaklığını temsil eder. Mirasçılar tarafından açılmış
davalardan görevi ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir.
7. Açtığı veya aleyhine
açılan davalar ile yapılan takipleri mirasçılara bildirir.
II. Tereke malları üzerinde tasarruf
MADDE 553.- Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, terekeye dahil malların,
vasiyeti yerine getirme görevlisi tarafından devri veya bunlar üzerinde sınırlı
aynî haklar kurulması, sulh hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Hâkim, olanak
bulunduğu takdirde mirasçıları dinledikten sonra karar verir. Olağan giderleri
karşılayacak ölçüdeki tasarruflar için yetki almaya gerek yoktur.
C. Görevin sona ermesi
MADDE 554.- Vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevi, ölümü veya atanmasını
geçersiz kılan bir sebebin varlığı hâlinde kendiliğinden sona erer.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi
sulh hâkimine yapacağı bir beyanla görevinden ayrılabilir. Görev uygunsuz bir
zamanda bırakılamaz.
D. Denetlenmesi
MADDE 555.- Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevinin yerine getirilmesinde
sulh hâkiminin denetimine tâbidir.
Hâkim, şikâyet üzerine veya
re'sen gereken önlemleri alır.
Vasiyeti yerine getirme
görevlisinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali
tespit edilirse, sulh hâkimi tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı
tebliğinden başlayarak onbeş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir.
İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
E. Sorumluluğu
MADDE 556.- Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevini yerine getirirken özen
göstermekle yükümlüdür; ilgililere karşı bir vekil gibi sorumludur.
ALTINCI
AYIRIM
ÖLÜME
BAĞLI TASARRUFLARIN
İPTALİ
VE TENKİSİ
A. İptal davası
I. Sebepleri
MADDE 557.- Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava
açılabilir:
1. Tasarruf mirasbırakanın
tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
2. Tasarruf yanılma,
aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,
3. Tasarrufun içeriği,
bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,
4. Tasarruf kanunda
öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.
II. Dava hakkı
MADDE 558.- İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı
veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.
Dava, ölüme bağlı tasarrufun
tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir.
İptal davası, ölüme bağlı
tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların
tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı
takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.
III. Hak düşürücü süreler
MADDE 559.- İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve
kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her
hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi
tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan
davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.
Hükümsüzlük, def"i
yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
B. Tenkis davası
I. Koşulları
1. Genel olarak
MADDE 560.- Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın
tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
Yasal mirasçıların paylarına
ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka
türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır.
2. Saklı paylı mirasçılar
lehine kazandırmalar
MADDE 561.- Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve
tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan
kısmı orantılı olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi birden fazla ölüme bağlı
tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan kazandırmanın
saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi olmayan kimselere yapılan
kazandırmalar orantılı olarak tenkis edilir.
3. Mirasçının
alacaklılarının hakları
MADDE 562.- Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında, saklı payı
zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin veya mirasın geçtiği tarihte
kendisine karşı ellerinde ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına
rağmen tenkis davası açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının
elde edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis
davası açabilirler.
Mirasçılıktan çıkarılanın
çıkarma tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da iflâs idaresi veya
alacaklılar, aynı koşullarla tenkis davası açabilirler.
II. Hükümleri
1. Genel olarak
MADDE 563.- Tenkis,
mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı
atanması yoluyla veya diğer bir ölüme bağlı tasarrufla elde edilen
kazandırmaların tamamında, orantılı olarak yapılır.
Ölüme bağlı tasarrufla
kazandırma elde eden kimse, bazı vasiyetleri yerine getirmekle yükümlü
kılınmışsa, kazandırmanın tenkise tâbi tutulması hâlinde, bu kimse
mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça vasiyet
borçlarının da aynı oranda tenkis edilmesini isteyebilir.
2. Bölünmez mal vasiyetinde
MADDE 564.- Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan
belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse
tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf
edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Tasarruf konusu malın
vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet
borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının
karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası
kazandırmaların tenkisinde de uygulanır.
3. Sağlararası kazandırmalar
a. Tenkise tâbi
kazandırmalar
MADDE 565.- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi
tenkise tâbidir:
1. Mirasbırakanın,
mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış
olduğu sağlararası kazandırmalar,geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı
devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın
dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
2. Miras haklarının ölümden
önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
3. Mirasbırakanın serbestçe
dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl
içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
4. Mirasbırakanın saklı pay
kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
b. Geri verme borcu
MADDE 566.- Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış olan kimse iyiniyetli
ise, sadece mirasın geçmesi anında kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle
yükümlüdür; iyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna
ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.
Miras sözleşmesiyle elde
ettiği kazandırma tenkise tâbi tutulan kimse, bu kazandırma için mirasbırakana
verdiği karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.
4. Hayat sigortalarında
MADDE 567.- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat
sigortası yaptığı veya böyle bir kişiyi lehdar olarak sonra belirlediği ya da
sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla
karşılıksız olarak üçüncü kişiye devrettiği hâllerde, sigorta alacağının
mirasbırakanın ölümü zamanındaki satınalma değeri tenkise tâbi olur.
5. İntifa hakkı veya irat
bakımından
MADDE 568.- Mirasbırakan, tahmin edilen devam sürelerine göre sermayeye
çevrilmeleri hâlinde tasarruf edilebilir kısmı aşan intifa hakkı veya irat
borcu ile terekesini yükümlü kılarsa, mirasçıları, intifa hakkının veya irat
borcunun tenkisini ya da tasarruf edilebilir kısmı vererek bu yükümlülüğün kaldırılmasını
isteyebilirler.
6. Artmirasçı bakımından
MADDE 569.- Mirası artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile saklı payı zedelenen
mirasçı, aşan kısmın tenkisini isteyebilir.
III. Tenkiste sıra
MADDE 570.- Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı
tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye
gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan yapılır.
Kamu tüzel kişileri ile
kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve
sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.
IV. Hak düşürücü süreler
MADDE 571.- Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini
öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma
tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl
geçmekle düşer.
Bir tasarrufun iptali bir
öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi
tarihinde işlemeye başlar.
Tenkis iddiası, def'i
yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
YEDİNCİ
AYIRIM
MİRAS
SÖZLEŞMESİNDEN
DOĞAN
DAVALAR
A. Mirasbırakanın sağlığında mallarını vermesi durumunda
MADDE 572.- Mirasbırakan, sağlığında bütün malvarlığını miras sözleşmesiyle
atadığı mirasçıya devretmişse, bu mirasçı resmî defter düzenlenmesini
isteyebilir.
Mirasbırakan, malvarlığının
tamamını devretmemişse veya tamamını devrettikten sonra yeni mallar edinmişse;
miras sözleşmesi, aksine bir kural içermedikçe, yalnız sağlıkta devredilmiş
olan malları kapsar.
Mirasbırakanın sağlığında
malvarlığını devretmesi hâlinde, miras sözleşmesinde başka türlü bir kural
yoksa, miras sözleşmesinden doğan hak ve borçlar atanmış mirasçının
mirasçılarına geçer.
B. Mirastan feragat durumunda
I. Tenkis
MADDE 573.- Mirasbırakan, mirastan feragat eden mirasçıya, sağlığında terekenin
tasarruf edilebilir kısmını aşan edimlerde bulunmuşsa; diğer mirasçılar bunun
tenkisini isteyebilirler. Bu durumda, mirastan feragat edenin sadece saklı
payını aşan miktar tenkise tâbi olur.
Edimlerin değerlerinin
mahsubu, mirasta denkleştirme kurallarına göre yapılır.
II. Geri verme
MADDE 574.- Mirastan feragat eden, tenkis sebebiyle terekeye bir malı veya diğer
bir değeri geri vermekle yükümlü olursa; dilerse tenkise tâbi değeri geri
verir, dilerse almış olduklarının tamamını terekeye geri vererek mirastan feragat
etmemiş gibi paylaşmaya katılır.
İKİNCİ KISIM
MİRASIN GEÇMESİ
BİRİNCİ
BÖLÜM
MİRASIN
AÇILMASI
A. Açılma ve değerlendirme anı
MADDE 575.- Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında
yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm
anındaki durumuna göre değerlendirilir.
B. Açılma yeri ve yetkili mahkeme
MADDE 576.- Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde
açılır.
Mirasbırakanın
tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle
istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
C. Açılmanın hükümleri
I. Mirasa ehliyet
1.Hak ehliyeti
MADDE 577.- Bu Kanuna göre mirasa ehil olmayanlar dışındaki herkes mirasçı
olabileceği gibi, vasiyet alacaklısı da olabilir.
Tüzel kişiliği bulunmayan
bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki
kişiler, mirasbırakan tarafından belirlenen bu amacı gerçekleştirme kaydıyla
birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa,
yapılan kazandırma vakıf kurma sayılır.
2. Mirastan yoksunluk
a. Sebepleri
MADDE 578.- Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı
tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler:
1. Mirasbırakanı kasten ve
hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,
2. Mirasbırakanı kasten ve
hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma
getirenler,
3. Mirasbırakanın ölüme
bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma,
zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,
4. Mirasbırakanın artık
yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve
hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.
Mirastan yoksunluk,
mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar.
b. Altsoya etkisi
MADDE 579.- Mirastan yoksunluk, yalnız yoksun olanı etkiler.
Mirastan yoksun olanın
altsoyu, mirasbırakandan önce ölen kimsenin altsoyu gibi mirasçı olur.
II. Sağ olmak
1. Mirasçı olarak
MADDE 580.- Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak
sağ olmak şarttır.
Mirasın açıldığı anda sağ
olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.
2. Vasiyet alacaklısı olarak
MADDE 581.- Vasiyet alacaklısı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa
ehil olarak sağ olmak şarttır.
Vasiyet alacaklısı
mirasbırakandan önce ölmüş ise, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyeti
yerine getirme yükümlülüğü, vasiyet yükümlüsünün yararına ortadan kalkar.
3. Cenin
MADDE 582.- Cenin, sağ doğmak koşuluyla
mirasçı olur.
Ölü doğan çocuk mirasçı
olamaz.
4. İleride doğacak çocuk
MADDE 583.- Mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir kimseye artmirasçı veya
art vasiyet alacaklısı olarak, tereke veya tereke malı bırakılabilir.
Mirasbırakan tarafından
önmirasçı atanmamışsa, yasal mirasçı, önmirasçı sayılır.
D. Gaiplik
I. Gaibin mirası
1. Güvence karşılığı teslim
MADDE 584.- Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin mirasçıları veya
mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke malları kendilerine teslim edilmeden
önce bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin
kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadırlar.
Bu güvence, ölüm tehlikesi
içinde kaybolma durumunda beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamama durumunda
onbeş yıl ve her hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre
için gösterilir.
Beş yıl, tereke mallarının
tesliminden; onbeş yıl, son haber tarihinden başlayarak hesaplanır.
2. Geri verme
MADDE 585.- Gaip ortaya çıkarsa veya üstün hak sahibi olduklarını ileri sürenler
bu sıfatlarını ispat ederlerse, tereke mallarını teslim almış olanlar,
aldıkları malları zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlüdürler.
İyiniyetli olanların üstün
hak sahiplerine geri verme yükümlülükleri, miras sebebiyle istihkak davasına
ilişkin zamanaşımı süresine tâbidir.
II. Gaibe düşen miras
MADDE 586.- Ortada bulunmayan ve mirasın açıldığı anda sağ olup olmadığı ispat
edilemeyen mirasçının miras payı resmen yönetilir.
Mirasın açıldığı anda ortada
bulunmayanın sağ olmaması hâlinde onun miras payı kendilerine kalacak olanlar,
gaipliğe ilişkin sürelere ve usule uyarak o kimsenin gaipliğine karar
verilmesini ve miras payının kendilerine teslimini isteyebilirler.
Miras payının teslimi,
gaipliğine karar verilen kimsenin mirasının mirasçılara teslimine ilişkin
kurallara tâbidir.
III. Gaibin hem mirasbırakan, hem mirasçı olması
MADDE 587.- Gaibin mirasçıları tereke mallarını teslim aldıktan sonra gaibe bir
miras düşerse, ona düşen miras payı gaiplik sebebiyle kendilerine kalacak
olanlar, ayrıca bir gaiplik kararı almak zorunda kalmaksızın bu miras payının
teslimini isteyebilirler.
Gaibe düşen miras payını
teslim alanların elde ettikleri gaiplik kararına aynı şekilde gaibin
mirasçıları da dayanabilirler.
IV. Hazinenin istemi
MADDE 588.- Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen
miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz
yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine
karar verilir.
Gaiplik kararı verilebilmesi
için gerekli ilân süresinde hiçbir hak sahibi ortaya çıkmazsa, aksine hüküm
bulunmadıkça, gaibin mirası Devlete geçer.
Devlet, gaibe veya üstün hak
sahiplerine karşı, aynen gaibin mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle
yükümlüdür.
İKİNCİ BÖLÜM
MİRASIN GEÇMESİNİN SONUÇLARI
BİRİNCİ AYIRIM
KORUMA ÖNLEMLERİ
A. Genel olarak
MADDE 589.- Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re'sen
tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli
olan bütün önlemleri alır.
Bu önlemler, özellikle
kanunda belirtilen hâllerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına,
terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin
açılmasına ilişkindir.
Önlemlerle ilgili giderler,
ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin
re'sen karar verdiği hâllerde Devlet tarafından karşılanır.
Mirasbırakan, yerleşim
yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hâkimi bu ölümü yerleşim yeri
sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan
mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve
varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine gönderir.
B. Defter tutma
MADDE 590.- Aşağıdaki sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir:
1. Mirasçılar arasında
vesayet altına alınmış olan veya alınması gereken kimse varsa,
2. Mirasçılardan biri uzun
süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa,
3. Mirasçılardan veya
ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa,
Defter tutma işlemi
gecikmeksizin tamamlanır.
C. Mühürleme
MADDE 591.- Yazımı yapılan tereke mallarından gerekenler mühürlenir. Mühürlenmeyen
mallar için uygun koruma önlemi alınır. Mühür altına alma yazımdan önce de
yapılabilir.
Tereke mühürlenirken
mirasbırakanla birlikte oturanların ihtiyaçları için gerekli eşya bir tutanakla
tespit edilip güvenilir kişi olarak kendilerine bırakılır; taşınmazların
onların oturmaları için zorunlu olan bölümleri, mühürlemenin dışında tutulur.
Alacaklıların istemi üzerine
yapılan mühürleme, güvence altına alınan miktarla sınırlıdır. Alacaklıya
güvence gösterildiği takdirde mühürleme yapılmaz, yapılmışsa kaldırılır.
D. Terekenin resmen yönetilmesi
I. Genel olarak
MADDE 592.- Aşağıdaki hâllerde sulh hâkimi re'sen mirasın resmen yönetilmesine
karar verir:
1. Mirasçılardan birinin
uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati
gerektiriyorsa,
2. Mirasta hak sahibi
olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa
veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,
3. Mirasçıların tamamı
bilinmiyorsa,
4. Kanunda özel olarak
öngörülmüşse.
Mirasbırakan terekenin
tamamı üzerinde yetkili olmak üzere vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış
ise, önemli bir engel bulunmadıkça terekenin yönetimi ona verilir.
Mirasbırakan velâyet veya
vesayet altında idiyse; veli veya vasi bir sakınca olmadıkça terekenin
yönetimiyle görevlendirilir.
Sulh hâkimi, terekeyi
yönetmekle görevlendirilen kimseye, istemi hâlinde terekeden karşılanmak üzere
uygun bir ücret ödenmesine karar verir.
II. Görev, temsil ve sorumluluk
MADDE 593.- Terekeyi resmen yöneten sulh hâkimi veya onun yönetimle
görevlendirdiği kimse, resmen yönetme sebeplerinin ortadan kalkmasına ya da
paylaştırmaya kadar, terekeyi hak sahiplerinin haklarının kaybına meydan
vermeyecek biçimde iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek ve özellikle aşağıda
yazılı işleri görmekle yükümlüdür:
1. Henüz yapılmamışsa,
terekenin yazımı,
2. Gereken koruma
önlemlerinin alınması,
3. Mirasçıların
menfaatlerine veya iyi bir yönetimin gereklerine uygun düştüğü takdirde
terekedeki malların satılması,
4. Mirasbırakanın
alacaklarının tahsili ve borçlarının ödenmesi,
5. Mirasçıların yasal
haklarını zedelemediği anlaşılan vasiyetlerin, sulh hâkiminin izni ve asliye
hâkiminin onayı ile yerine getirilmesi,
6. Terekeye ait paraların
faiz getirmek üzere Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte[45] belirtilen bir bankaya
yatırılması veya bu paralarla Devlet tahvili alınması ve yeterli güvencesi
bulunmayan yatırımların güvenceli yatırımlara dönüştürülmesi,
7. Terekede ticarethane,
imalâthane veya başka bir işletme varsa, bunların olduğu gibi sürdürülmesi;
sürdürmede yarar yoksa, tasfiyesi için gerekli önlemlerin alınması.
Tereke yöneticisi, görevine
giren hususlarda miras ortaklığının temsilcisi olup, ortaklık aleyhine açılan
davalarda ve yapılan icra takiplerinde ortaklığı temsil eder ve gereken
hâllerde ortaklık adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan
feragate, kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkilidir; davaları ve takipleri
mirasçılara ihbar eder.
Terekenin resmen
yönetilmesinde, sulh hâkimi ile yöneticinin işlemleri konusunda, niteliklerine
uygun olduğu ölçüde, vesayete ilişkin hükümler uygulanır.
III. Mirasçıların bilinmemesi
MADDE 594.- Mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı
bilinmiyorsa, sulh hâkimi uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilân yapıp
hak sahiplerini son ilândan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık
sıfatlarını bildirmeye çağırır.
İlân süresinde kimse başvurmazsa ve sulh
hâkimi de hiçbir mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası
açma hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer.
E. Vasiyetname ile ilgili işlemler
I. Teslim görevi ve alınacak önlemler
MADDE 595.- Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamesinin, geçerli
olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmesi zorunludur.
Vasiyetnameyi düzenleyen
veya muhafaza eden görevli ya da mirasbırakanın arzusu üzerine saklayan veya
başka surette ele geçiren ya da ölenin eşyası arasında bulan kimse, ölümü
öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine getirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bu
yüzden doğacak zarardan sorumludur.
Sulh hâkimi, teslim edilen
vasiyetnameyi derhâl inceler, gerekli koruma önlemlerini alır; olanak varsa
ilgilileri dinleyerek terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine veya
resmen yönetilmesine karar verir.
II. Vasiyetnamenin açılması
MADDE 596.- Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden
başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından
açılır ve ilgililere okunur.
Bilinen mirasçılar ve diğer
ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak
üzere çağrılır.
Mirasbırakanın sonradan
ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.
III. İlgililere tebliğ
MADDE 597.- Mirasta hak sahibi olanların her birine gideri terekeye ait olmak
üzere, vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir örneği
hâkim tarafından tebliğ edilir.
Nerede olduğu bilinmeyenlere
vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımları ilân yolu ile tebliğ olunur.
IV. Mirasçılık belgesi
MADDE 598.- Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh
mahkemesince veya noterlikçe[46]
mirasçılık
sıfatlarını gösteren bir belge verilir.
Mirasçı atamaya veya
vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet
alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde
itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince
atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.
Mirasçılık belgesinin
geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Ölüme bağlı tasarrufun
iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.
İKİNCİ
AYIRIM
MİRASIN
KAZANILMASI
A. Kazanma
I. Mirasçılar tarafından
MADDE 599.- Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun
gereğince kazanırlar.
Kanunda öngörülen ayrık
durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını,
alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki
zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından
kişisel olarak sorumlu olurlar.
Atanmış mirasçılar da
mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış
mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle
yükümlüdürler.
II. Vasiyet alacaklıları tarafından
1. İstem
MADDE 600.- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa
yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
Bu alacak, tasarruftan aksi
anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının
düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı,
yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın
teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine
getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.
2. Özel durumlar
MADDE 601.- Kendisine bir intifa hakkı veya bir irat hakkı ya da belli aralıklarla
tekrarlanan diğer bir edim vasiyet edilen kimsenin istem hakkı, tasarrufta
başka bir esas öngörülmüş olmadıkça, eşya hukuku ve borçlar hukuku kurallarına
tâbidir.
Kendisine mirasbırakanın
ölümünde ödenecek bir sigorta alacağı vasiyet edilen kimse, sigorta
sözleşmesinden doğan istem hakkını sigortacıya karşı doğrudan doğruya
kullanabilir.
3. Zamanaşımı
MADDE 602.- Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı
öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma
tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
III. Alacaklıların durumu
MADDE 603.- Mirasbırakanın alacaklılarının hakları, vasiyet alacaklılarının
haklarından, vasiyet alacaklılarının hakları da mirasçıların alacaklılarının
haklarından önce gelir.
Mirası kayıtsız şartsız
kabul eden mirasçıların alacaklıları ile mirasbırakanın alacaklıları aynı
haklara sahiptirler.
IV. Tenkis ve geri isteme
MADDE 604.- Mirasçılar, vasiyet yükümlülüğünü yerine getirdikten sonra
mirasbırakanın daha önce bilmedikleri borçlarını öderlerse, vasiyet
alacaklısından vasiyetin tenkisini isteyebilecekleri oranda verileni geri
isteme hakkına sahiptirler.
Vasiyet alacaklısı, ancak
geri isteme zamanında var olan zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu tutulabilir.
B. Ret
I. Ret beyanı
1. Ret hakkı
MADDE 605.-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde
mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras
reddedilmiş sayılır.
2. Süre
a. Genel olarak
MADDE 606.- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
Bu süre, yasal mirasçılar
için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe
mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için
mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye
başlar.
b. Terekenin yazımında
MADDE 607.- Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde mirası ret süresi, yasal
ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi
tarafından kendilerine bildirilmesiyle başlar.
3. Ret hakkının geçmesi
MADDE 608.- Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına
geçer.
Bu mirasçılar için ret
süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten
başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için
mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.
Ret sonucunda miras daha
önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar
tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.
4. Reddin şekli
MADDE 609.- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya
yazılı beyanla yapılır.
Reddin kayıtsız ve şartsız
olması gerekir.
Sulh hâkimi, sözlü veya
yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.
Süresi içinde yapılmış olan
ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve
reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
Tutanağın ve kütüğün nasıl
tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[47] düzenlenir.
II. Ret hakkının düşmesi
MADDE 610.- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız
kazanmış olur.
Ret süresi sona ermeden
mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi
niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli
olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine
maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü
sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi
yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.
III. Mirasçılardan biri tarafından ret
MADDE 611.- Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı
zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.
Mirası reddeden atanmış
mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü
olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.
IV. En yakın mirasçıların tamamı tarafından ret
1. Genel olarak
MADDE 612.- En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh
mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.
Tasfiye sonunda arta kalan
değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
2. Mirasın sağ kalan eşe
geçmesi
MADDE 613.- Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ kalan
eşe geçer.
3. Sonra gelen mirasçılar
yararına ret
MADDE 614.- Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen
mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce
isteyebilirler.
Bu takdirde ret, sulh hâkimi
tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası
kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.
Bunun üzerine miras, iflâs
hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce
gelen mirasçılara verilir.
V. Ret süresinin uzatılması
MADDE 615.- Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış
mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre
tanıyabilir.
VI. Vasiyetin reddi
MADDE 616.- Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi hâlinde, mirasbırakanın
arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, bu redden vasiyet
yükümlüsü yararlanır.
VII. Mirasçıların alacaklılarının korunması
MADDE 617.- Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek
amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine
yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay
içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.
Reddin iptaline karar
verilirse, miras resmen tasfiye edilir.
Bu suretle tasfiye edilen
mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden
alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan
değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara
verilir.
VIII. Ret hâlinde sorumluluk
MADDE 618.- Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun
alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve
mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu
olurlar.
Olağan eğitim ve öğrenim
giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır.
İyiniyetli mirasçılar, ancak
geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
RESMÎ
DEFTER TUTMA
A. Koşulları
MADDE 619.- Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin
tutulmasını isteyebilir.
Defter tutma, mirasın
reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir.
Mirasçılardan birinin defter
tutma istemi, diğerleri hakkında da etkili olur.
B. Usul
I. Deftere geçirme
MADDE 620.- Resmî defter, sulh mahkemesi tarafından düzenlenir; bu deftere
terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle yazılır.
Mirasbırakanın malî durumu
hakkında bilgi sahibi olan herkes, sulh mahkemesi tarafından istenilen bilgiyi
vermekle yükümlüdür. Haklı bir sebep olmaksızın bilgi vermeyenler veya yanlış
ya da eksik bilgi verenler, bundan doğacak zararları mirasçılara, vasiyet
alacaklılarına veya üçüncü kişilere tazminle yükümlüdürler.
Mirasçılar, özellikle
mirasbırakanın kendilerince bilinen borçlarını sulh mahkemesine bildirmek
zorundadırlar.
Resmî defterin nasıl
tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[48] düzenlenir.
II. İlân yoluyla çağrı
MADDE 621.- Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını belli bir
süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa
yapılacak ilân yoluyla çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu
olanları da kapsar.
İlânda bildirimde
bulunmamanın sonuçları hakkında alacaklıların dikkatleri çekilir.
Bildirim süresi, ikinci
ilândan başlayarak en az bir aydır.
III. Doğrudan doğruya deftere geçirme
MADDE 622.- Resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan
alacaklar ve borçlar, deftere doğrudan doğruya geçirilir.
Deftere geçirilenler,
alacaklılara ve borçlulara bildirilir.
IV. Defter tutmanın sona ermesi
MADDE 623.- İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin tutulması sona erer ve
defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en az bir aylık süre içinde
ilgililerce incelenebilir.
Defter tutma giderleri
terekeden ödenir. Giderler terekeden karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş
olan mirasçılardan alınır.
C. Defter tutma sırasında mirasçıların durumu
I. Yönetim
MADDE 624.- Defter tutma süresince ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir.
Miras bırakanın işlerinin
yürütülmesi sulh mahkemesince kendisine bırakılan mirasçıdan diğer mirasçılar
güvence göstermesini isteyebilirler.
II. İcra takibi, dava ve zamanaşımı
MADDE 625.- Resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları
için icra takibi yapılamaz.
Bu süre içinde zamanaşımı
işlemez.
Acele hâller dışında,
davalara devam edilemiyeceği gibi, yeni dava da açılamaz.
D. Sonuçları
I. Beyana çağrı
MADDE 626.- Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay
içinde beyanda bulunmaya çağrılır.
Koşullar gerektirdiği
takdirde sulh mahkemesi, tereke mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların
çözümü ve benzeri durumlar için ek süre verebilir.
II. Beyan
MADDE 627.- Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya
resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartsız kabul
ettiğini beyan edebilir.
Süresi içinde herhangi bir
beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
III. Resmî deftere göre kabulün sonuçları
1. Deftere yazılanlardan
sorumluluk
MADDE 628.- Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere
yazılmış borçlarla geçer.
Bu suretle mirasın geçmesi,
mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder.
Mirasçı, mirasbırakanın
deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile
sorumludur.
2. Deftere yazılmayanlardan
sorumluluk
MADDE 629.- Alacaklarını süresi içinde yazdırmayan alacaklılara karşı mirasçı,
kendi kişisel mallarıyla sorumlu olmadığı gibi; terekeden kendisine geçen
mallarla da sorumlu tutulamaz.
Ancak, alacaklının kusuru
olmadan deftere yazdıramadığı veya bildirdiği hâlde deftere yazılmamış
alacakları için mirasçı, zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır.
Alacakları, tereke
mallarıyla güvence altına alınmış olan alacaklılar deftere geçirilmemiş olsa
bile bu haklarını güvenceden alabilirler.
3. Kefalet borçlarından
sorumluluk
MADDE 630.- Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere
yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu
borçlardan terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle
alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.
E. Mirasın Devlete geçmesi hâli
MADDE 631.- Mirasın Devlete geçmesi hâlinde sulh mahkemesi, re'sen yukarıdaki
usuller uyarınca terekenin resmî defterini düzenler.
Devlet, deftere yazılan
borçlardan sadece miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumludur.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
RESMÎ
TASFİYE
A. Koşulları
I. Mirasçıların istemi ile
MADDE 632.- Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde
terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir.
Bu istem, birlikte mirasçı
olanlardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde dikkate alınmaz.
Resmî tasfiye hâlinde
mirasçılar, terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.
II. Mirasbırakanın alacaklılarının istemi ile
MADDE 633.- Mirasbırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı
sebeplerle kuşku duyan alacaklıları, istedikleri hâlde alacakları ödenmediği
veya kendilerine güvence verilmediği takdirde, mirasbırakanın ölümünden ya da
vasiyetnamenin açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî
tasfiyesini isteyebilirler.
Aynı koşulların varlığı
hâlinde vasiyet alacaklıları da, haklarının korunması için gerekli önlemlerin
alınmasını isteyebilirler.
B. Usul
I. Yönetim
MADDE 634.- Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir ya da birkaç
tasfiye memuru tarafından yapılır.
Resmî tasfiyeye terekenin
defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve aynı zamanda yapılacak ilânla
mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen süre içinde
alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri istenir.
Terekenin daha önce resmî
defteri düzenlenmiş ise resmî tasfiye bu deftere göre yapılır.
Tasfiye memuru, göreviyle
ilgili işlerini sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi altında yürütür.
Mirasçılar ve tereke alacaklıları, sulh mahkemesine, tasfiye memuru tarafından
yapılan veya tasarlanan işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten
başlayarak yedi gün içinde yazılı olarak şikâyette bulunabilirler.
II. Olağan usul ile tasfiye
MADDE 635.- Resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen işlerinin tamamlanmasını,
borçlarının yerine getirilmesini, alacaklarının tahsilini, vasiyet borçlarının
terekenin olanağı ölçüsünde yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde
mirasbırakanın haklarının ve borçlarının mahkemece tespitini ve mallarının
paraya çevrilmesini kapsar.
Tasfiye memuru, tereke ile
ilgili dava, takip ve idarî işlemler hakkında mirasçılara bilgi vermekle
yükümlüdür.
Terekedeki taşınmazlar, açık
artırma veya bütün mirasçıların kabulü hâlinde pazarlık yoluyla satılır.
Mirasçılar, tasfiye devam
ederken tasfiye için gerekli olmayan tereke mallarının ve paranın kısmen veya
tamamen kendilerine verilmesini isteyebilirler.
III. İflâs usulü ile tasfiye
MADDE 636.- Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, sulh
mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.
BEŞİNCİ AYIRIM
MİRAS
SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASI
A. Koşulları
MADDE 637.- Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde
bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras
sebebiyle istihkak davası açabilir.
Bu davada hâkim, mirasçılık
sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.
Hâkim, davacının istemi
üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne
şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
B. Hükümleri
MADDE 638.- Miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde, tereke veya
terekeye dahil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin hükümler uyarınca verilir.
Miras sebebiyle istihkak
davasında davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.
C. Zamanaşımı
MADDE 639.- Miras sebebiyle istihkak davası, davacının
kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını
elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde
mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
İyiniyetli olmayanlara karşı
zamanaşımı süresi yirmi yıldır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
MİRASIN
PAYLAŞILMASI
BİRİNCİ
AYIRIM
PAYLAŞIMDAN
ÖNCE MİRAS
ORTAKLIĞI
A. Mirasın geçmesinin sonucu
I. Miras ortaklığı
MADDE 640.- Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte
paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan
bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye
elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim
yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte
tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi
üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci
atayabilir.
Mirasçılardan her biri,
terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların
hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz
hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması
için gerekli önlemlerin gecikmeksizin
alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
II. Mirasçıların sorumluluğu
MADDE 641.- Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
Ana ve baba veya büyük ana
ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye
özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu
yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.
B. Paylaşmayı isteme hakkı
MADDE 642.- Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı
sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını
isteyebilir.
Her mirasçı, terekedeki
belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar
verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi
üzerine hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde
tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya
verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların
değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları
arasında denkleştirme sağlanır.
Paylaşmanın derhâl
yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde
azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya
terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.
C. Cenin nedeniyle erteleme
MADDE 643.- Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma
doğumuna kadar ertelenir.
Ana muhtaç ise, doğuma kadar
geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir.
D. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi
MADDE 644.- Bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki
elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu
takdirde sulh hâkimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre
içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder.
Elbirliği mülkiyetinin
devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri
belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal
üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar
verilir.
Terekeye dahil diğer
hakların ve alacakların paylar oranında bölünmesi hususunda da yukarıdaki
hükümler uygulanır.
E. Birlikte yaşayanların hakkı
MADDE 645.- Mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından
bakılan kimseler, ölüm tarihinden başlayarak üç aylık bakım ve geçim
giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilirler.
İKİNCİ
AYIRIM
PAYLAŞMANIN
NASIL YAPILACAĞI
A. Genel olarak
MADDE 646.- Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında, gerek atanmış mirasçılarla
birlikte mirası aynı kurallara göre paylaşırlar.
Aksine düzenleme olmadıkça
mirasçılar, paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırırlar.
Tereke mallarına zilyet olan
veya mirasbırakana borçlu bulunan mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda
eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdürler.
B. Paylaşma kuralları
I. Mirasbırakanın tasarrufu
MADDE 647.- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın nasıl yapılacağı ve
payların nasıl oluşturulacağı hakkında kurallar koyabilir.
Bu kurallar, mirasbırakan
tarafından kastedilmemiş olan bir eşitsizlik hâlinde payların denkleştirilmesi
olanağı saklı kalmak kaydıyla, mirasçılar için bağlayıcıdır.
Aksini arzu ettiği
tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasbırakanın tereke malını bir mirasçıya
özgülemesi, vasiyet olmayıp sadece paylaştırma kuralı sayılır.
II. Paylaşmaya kayyımın katılması
MADDE 648.- Açılmış mirasta bir mirasçının payını devralmış veya haczettirmiş olan
ya da elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan
alacaklı, sulh hâkiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir
kayyım atanmasını isteyebilir.
C. Paylaşmanın gerçekleşmesi
I. Mirasçıların eşitliği
MADDE 649.- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça mirasçılar, paylaşmada terekenin
bütün malları üzerinde eşit hakka
sahiptirler.
Mirasçılar, mirasbırakan ile
aralarındaki ilişkiler hakkında paylaşmanın eşitliğe ve adalete uygun olması
için göz önüne alınması gereken bütün bilgileri birbirlerine vermekle
yükümlüdürler.
Mirasçılardan her biri,
tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını
isteyebilir.
II. Payların oluşturulması
MADDE 650.- Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak kök sayısınca pay
oluştururlar.
Anlaşma olmazsa,
mirasçılardan her biri, payların oluşturulmasını sulh mahkemesinden
isteyebilir. Payların oluşturulmasında hâkim, yerel âdetleri, mirasçıların
kişisel durumlarını ve çoğunluğun arzusunu göz önünde bulundurur.
Payların özgülenmesi
mirasçıların anlaşması uyarınca yapılır. Buna olanak bulunmazsa kur'a çekilir.
III. Bazı malların özgülenmesi veya satılması
MADDE 651.- Değerinde önemli azalma olmadan bölünemeyen tereke malı, bütün olarak
mirasçılardan birine özgülenir.
Mirasçılar bir tereke
malının bölünmesi veya özgülenmesi konusunda anlaşamazlarsa, o mal satılır ve
bedeli bölüştürülür.
Mirasçılardan biri istemde
bulunursa satış artırma yoluyla yapılır. Mirasçılar artırmanın şekli konusunda
anlaşamazlarsa sulh hâkimi, artırmanın mirasçılar arasında veya herkese açık
yapılmasına karar verir.
D. Aile konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe özgülenmesi
MADDE 652.- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya
eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde
kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı
hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin
istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar
verilebilir.
Mirasbırakanın bir meslek
veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi
için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal
taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
E. Özellikleri olan eşya
I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile özel anı değeri olan eşya
MADDE 653.- Mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde, nitelikleri veya
özgülendikleri amaç gereği bir bütünlük oluşturan eşya birbirinden ayrılamaz.
Aile belgeleri ile aile için
özel anı değeri olan eşya, mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde
satılamaz. Mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa sulh hâkimi,yerel âdetleri,
âdet yoksa kişisel durumları göz önünde tutarak bu eşyanın, payına mahsup
edilmek veya edilmemek suretiyle mirasçılardan birine özgülenmesine ya da
satılmasına karar verir.
Özel kanun hükümleri
saklıdır.
II. Mirasbırakanın mirasçılardaki alacakları
MADDE 654.- Mirasbırakanın bir mirasçıdaki alacağı, paylaşma sırasında o
mirasçının payına mahsup edilir.
III. Rehnedilmiş tereke malları
MADDE 655.- Paylaşmada kendisine
mirasbırakanın borçları için rehnedilmiş bir tereke malı düşen mirasçı, o malın
güvence altına aldığı borcu üstlenmiş olur.
IV. Taşınmazlar
1. Bölünme
MADDE 656.- Taşınmazların bölünmelerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
2. Özgülenme
a. Özgülenmeye esas olan
değer
MADDE 657.- Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas
alınarak mirasçılara özgülenir.
Tarımsal taşınmazlar gelir
değerine, diğer taşınmazlar sürüm değerine göre özgülenir.
b. Değerin belirlenmesi
MADDE 658.- Mirasçılar özgülenme değeri üzerinde uyuşamazlarsa, bu değer sulh
hâkimi tarafından belirlenir.
V. Tarımsal işletmeler
1. Paylaştırma dışında
bırakma
a. Koşulları
MADDE 659.- (15.05.2014 tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile
yürürlükten kaldırılmıştır.)
b. Taşınırların özgülenmesi
MADDE 660.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
c. Özgülenmenin hangi
mirasçıya yapılacağı
MADDE 661.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.).
d. Ölüme bağlı tasarruf ile
düzenleme
MADDE 662.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.).
e. Ergin olmayan mirasçılar
MADDE 663.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.).
2. Aile malları ortaklığı
a. İstem hakkı
MADDE 664.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.).
b. Ortaklığın sona
erdirilmesi
MADDE 665.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
3. Diğer mirasçıların
paylarının mirasçı irat senediyle karşılanması
MADDE 666.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
4. Yan sınaî işletme
MADDE 667.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
5. İşletmenin satılması
MADDE 668.- (15.05.2014
tarihli, 29001 sayılı R.G. 6537 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
MİRASTA DENKLEŞTİRME
A. Mirasçılar arasında
MADDE 669.- Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde
ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için
terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mirasbırakanın çeyiz veya
kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan
kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu
kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça,
denkleştirmeye tâbidir.
B. Mirasçılık sıfatının kaybı hâlinde
MADDE 670.- Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden
mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras
paylarında meydana gelen artış oranında geçer.
C. Denkleştirme şekli
I. Geri verme veya mahsup
MADDE 671.- Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir;
dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.
Mirasbırakanın bu kurala
aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.
II. Miras payını aşan kazandırmalar
MADDE 672.- Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın
bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye
tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.
III. Denkleştirme değeri
MADDE 673.- Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre
yapılır.
Yarar ve zarar ile gelir ve
giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri
uygulanır.
D. Eğitim ve öğrenim giderleri
MADDE 674.- Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri
verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak
alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.
Eğitim ve öğrenimini
tamamlamamış olan veya engelliliği[49]
bulunan
çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.
E. Hediyeler ve evlenme giderleri
MADDE 675.- Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler
denkleştirmeye tâbi değildir.
Altsoy hısımlarının
evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında
denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
PAYLAŞMANIN
TAMAMLANMASI
VE
SONUCU
A. Paylaşmanın sonuçlandırılması
I. Paylaşma sözleşmesi
MADDE 676.- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya
aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle
mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği
mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul
edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin
geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
II. Miras payı üzerinde sözleşme
MADDE 677.- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda
mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
Bir mirasçının üçüncü
kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine
bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma
sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.
III. Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler
MADDE 678.- Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz
açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı
sözleşmeler geçerli değildir.
Böyle bir sözleşme gereğince
yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.
B. Mirasçıların birbirine karşı sorumluluğu
I. Garanti borcu
MADDE 679.- Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar
için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludurlar.
Mirasçılar, paylaşmada her
birine özgülenmiş olan alacakların varlığını birbirlerine karşı garanti
ettikleri gibi; borsaya kayıtlı olan kıymetli evrak dışında, alacağın
mirasçının hakkına mahsup edilen miktarı için borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi sorumludurlar.
Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha
sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
II. Paylaşma sözleşmesinin geçersizliği
MADDE 680.- Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri, paylaşma
sözleşmeleri hakkında da uygulanır.
C. Mirasçıların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu
I. Müteselsil sorumluluk
MADDE 681.- Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya
örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan
sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.
Paylaşmanın gerçekleştiği
tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin
üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.
II. Mirasçılara rücu
MADDE 682.- Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir
tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer
mirasçılara rücu edebilir.
Rücu hakkı, ilk önce,
ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı
kullanılır.
Diğer hâllerde, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras
payı oranında ödemekle yükümlüdür.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
EŞYA HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
MÜLKİYET
BİRİNCİ
BÖLÜM
GENEL
HÜKÜMLER
A. Mülkiyet hakkının içeriği
MADDE 683.- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey
üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine
sahiptir.
Malik, malını haksız olarak
elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü
haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
B. Mülkiyet hakkının kapsamı
I. Bütünleyici parça
MADDE 684.- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik
olur.
Bütünleyici parça, yerel
âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara
uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak
bulunmayan parçadır.
II. Doğal ürünler
MADDE 685.- Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.
Ürünler, dönemsel olarak elde
edilen doğal veya hukukî ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler
gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir.
Doğal ürünler asıl şeyden
ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır.
III. Eklenti
1. Tanım
MADDE 686.- Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de
kapsar.
Eklenti, asıl şey malikinin
anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya
yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme,
takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
Eklenti, asıl şeyden geçici
olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.
2. Eklenti sayılmayanlar
MADDE 687.- Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak kullanması veya
tüketmesi için özgülenen ya da asıl şeyin özel niteliği ile herhangi bir
ilişkisi bulunmadan sadece korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla
birleştirilen şeyler eklenti sayılmaz.
C. Birlikte mülkiyet
I. Paylı mülkiyet
1. Genel kurallar
MADDE 688.- Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir
şeyin tamamına belli paylarla maliktir.
Başka türlü belirlenmedikçe,
paylar eşit sayılır.
Paydaşlardan her biri kendi
payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir,
rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir.
2. Yönetim ve tasarruf
a. Anlaşmalar
MADDE 689.- Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma,
kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir
düzenleme yapabilirler. Ancak, böyle bir
anlaşmayla paydaşların aşağıdaki hak ve yetkileri kaldırılamaz ve
sınırlandırılamaz:
1. Paylı mülkiyet konusu
eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim
işlerini yapmak ve gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını
istemek,
2. Eşyayı bir zarar
tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken
önlemleri bütün paydaşlar hesabına
almak.
Taşınmazlarla ilgili
anlaşmalar imzalarının noterlikçe onaylanması koşuluyla paydaşlardan birinin
başvurusu üzerine tapu kütüğüne şerh verilebilir.
b. Olağan yönetim işleri
MADDE 690.- Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini yapmaya, özellikle küçük
onarımları yaptırmaya ve tarımsal işleri yürütmeye yetkilidir.
Zorunlu ve ivedi işlerin
yapılmasına ilişkin kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, paydaşların
çoğunlukla alacağı kararla olağan yönetim işlerinde yetkiyle ilgili farklı
düzenleme getirilebilir.
c. Önemli yönetim işleri
MADDE 691.- İşletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, adî kiraya veya
ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı gibi
önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesi gerekir.
Olağan yönetim sınırlarını
aşan ve paylı malın değerinin veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması
için gerekli bakım, onarım ve yapı işlerinde de aynı çoğunluk aranır.
Pay ve paydaşların eşitliği
hâlinde hâkim, paydaşlardan birinin istemi üzerine bütün paydaşların menfaatini
gözeterek hakkaniyete uygun bir karar verir; gerekli gördüğü işlerin yapılması
için paydaşlar arasından veya dışarıdan bir kayyım atayabilir.
d. Olağanüstü yönetim işleri
ve tasarruflar
MADDE 692.- Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde
kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı
malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.
Paylar üzerinde taşınmaz
rehni veya taşınmaz yükü kurulmuşsa, paydaşlar malın tamamını benzer haklarla
kayıtlayamazlar.
3. Yararlanma, kullanma ve
koruma
MADDE 693.- Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde
paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.
Uyuşmazlık hâlinde
yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu belirleme, paylı malın
kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi
biçiminde de olabilir.
Paydaşlardan her biri,
bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen
sağlayabilir.
4. Giderler ve yükümlülükler
MADDE 694.- Paylı mülkiyetten doğan veya paylı malı ilgilendiren yönetim
giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler, aksine bir hüküm bulunmadıkça,
paydaşlar tarafından payları oranında karşılanır.
Payına düşenden fazlasını
ödemiş bulunan paydaş, diğerlerine payları oranında rücu edebilir.
5. Kararların bağlayıcılığı
MADDE 695.- Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda paydaşların
yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile mahkemece verilen kararlar,
sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak kazanan kimseleri de bağlar.
Taşınmazlarda yararlanma,
kullanma ve yönetime ilişkin kararların sonradan paydaş olan veya pay üzerinde
aynî hak kazananları bağlaması için, bunların tapu kütüğüne şerh edilmesi
gerekir.
6. Paydaşlıktan çıkarma
a. Paydaşın çıkarılması
MADDE 696.- Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya
da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer
paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde
çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını
çekilmez hâle getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir.
Davanın açılması, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine
bağlıdır.
Hâkim, çıkarma istemini
haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan
ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyetten
çıkarılana özgülenmesine karar verir.
Aynen ayrılmasına olanak
bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen
paydaş veya paydaşlar bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte
ileri sürmek zorundadırlar. Hâkim, hüküm vermeden önce re'sen belirleyeceği
uygun bir süre içinde pay değerinin ödenmesine veya tevdiine karar verir.
Davanın kabulü hâlinde payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.
Payı karşılayacak kısım
maldan aynen ayrılamaz ve bu payı isteyen paydaş da bulunmazsa hâkim, davalıya
payını devretmesi için bir süre belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın
açık artırmayla satışına karar verir. Satış kararı, cebrî icra yoluyla paraya
çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilir.
b. Diğer hak sahiplerinin
çıkarılması
MADDE 697.- Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla, pay
üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel
yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir
hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir.
7. Paylı mülkiyetin sona
ermesi
a. Paylaşma istemi
MADDE 698.- Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca
özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü
bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.
Paylaşmayı isteme hakkı,
hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda
paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu
kütüğüne şerh verilebilir.
Uygun olmayan zamanda
paylaşma isteminde bulunulamaz.
b. Paylaşma biçimi
MADDE 699.- Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla
satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir.
Paylaşma biçiminde uyuşma
sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek
paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi
hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar
verir.
Bölme istemi durum ve
koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına
uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın
paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların
rızasına bağlıdır.
c. İntifa hakkı sahibinin
durumu
MADDE 700.- Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması hâlinde, diğer
paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak
üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı,
buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder.
II. Elbirliği mülkiyeti
1. Kaynakları ve niteliği
MADDE 701.- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk
dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.
Elbirliği mülkiyetinde
ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren
malların tamamına yaygındır.
2. Hükümleri
MADDE 702.- Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya
sözleşme hükümleri ile belirlenir.
Kanunda veya sözleşmede
aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için
ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk
devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri,
topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar
yararlanır.
3. Sona ermesi
MADDE 703.- Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı
mülkiyete geçilmesiyle sona erer.
Paylaştırma, aksine bir
hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ
MÜLKİYETİ
BİRİNCİ
AYIRIM
TAŞINMAZ
MÜLKİYETİNİN
KONUSU,
KAZANILMASI VE KAYBI
A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu
MADDE 704.- Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:
1. Arazi,
2. Tapu kütüğünde ayrı
sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,
3. Kat mülkiyeti kütüğüne
kayıtlı bağımsız bölümler.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması
I. Tescil
MADDE 705.- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî
icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde,
mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf
işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına
bağlıdır.
II. Kazanma yolları
1.
Hukukî işlem
MADDE 706.- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması,
resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar ve
mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir.
2. İşgal
MADDE 707.- Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin işgal yoluyla
kazanılması, ancak kaydının malikin istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır.
Tapuya kayıtlı olmayan
taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla mülkiyet kazanılamaz.
3. Yeni arazi oluşması
MADDE 708.- Birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların yatağında ya da
seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan
yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait olur.
Devlet, bu araziyi kamusal
bir sakınca bulunmadığı takdirde öncelikle arazisi kayba uğrayana veya bitişik
arazi malikine devredebilir.
Toprak parçalarının kendi
arazisinden koptuğunu ispat eden malik, bunları, durumu öğrendiği tarihten
başlayarak bir ve her hâlde oluşumun gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl
içinde geri alabilir.
4. Arazi kayması
a. Genel olarak
MADDE 709.- Arazi kayması sınır değişikliğini gerektirmez.
Arazi kayması sebebiyle bir
taşınmazdan diğerine geçmiş olan arazi parçaları ve diğer cisimler hakkında
sürüklenen şeylere ve karışmaya ilişkin hükümler uygulanır.
b. Heyelân
MADDE 710.- Arazi kaymasının sınır değişikliğine yol açmayacağı ilkesi, yetkili
makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
Bu yörelerin belirlenmesi
sırasında yöredeki arazinin yapısı göz önünde tutulur.
Bir taşınmazın böyle bir
yörede bulunduğu, ilgililere uygun biçimde bildirilir ve tapu kütüğünün
beyanlar sütununa yazılır.
c. Sınırın yeniden
belirlenmesi
MADDE 711.- Sınır, arazi kayması sebebiyle gerçeği yansıtmıyorsa; ilgili taşınmaz
maliki, sınırın yeniden belirlenmesini isteyebilir.
Fazlalık ve eksiklikler
denkleştirilir.
5. Kazandırıcı zamanaşımı
a. Olağan zamanaşımı
MADDE 712.- Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan
kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl
süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet
hakkına itiraz edilemez.
b. Olağanüstü zamanaşımı
MADDE 713.- Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı
davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde
bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki
mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında,
maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş[50]
ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan
taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi
de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının
tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve
ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin
mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece bir
gazete ve bir internet haber sitesinde[51] ve ayrıca taşınmazın
bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.
Son ilândan başlayarak üç ay
içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden
bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa,
hâkim tescile karar verir. Mülkiyet,
birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler,
aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen
taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara,
uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri
saklıdır.
c. Sürelerin hesabı
MADDE 714.- Kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve
durmasında, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla
uygulanır.
6. Sahipsiz yerler ve yararı
kamuya ait mallar
MADDE 715.- Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve
tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı
kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli
olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve
hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.
Sahipsiz yerler ile yararı
kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması
özel kanun hükümlerine tâbidir.
III. Tescili isteme hakkı
MADDE 716.- Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak
malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip
olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini
isteyebilir.
Bir taşınmazın mülkiyetini
işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan
kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir.
Bir taşınmazın mülkiyetinde
eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden
birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur.
C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı
MADDE 717.- Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona
erer.
Kamulaştırma hâlinde
mülkiyetin ne zaman sona ereceği özel kanunla belirlenir
İKİNCİ
AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN İÇERİĞİ
VE
KISITLAMALARI
A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
I. Kapsam
MADDE 718.- Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde,
üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına,
yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
II. Sınırlar
1. Sınırların belirlenmesi
MADDE 719.- Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır
işaretleriyle belirlenir.
Tapu plânları ile arz
üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plândaki sınırdır. Bu kural,
yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
2. Sınır belirleme
yükümlülüğü
MADDE 720.- Her arazi maliki, komşusunun istemi üzerine belli olmayan sınırların
belirlenmesi için tapu plânlarının düzeltilmesine veya arz üzerine sınır
işaretleri konulmasına katkıda bulunmakla yükümlüdür.
3. Sınırlıklar üzerinde
paylı mülkiyet
MADDE 721.- İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık, çit gibi
sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe, her iki komşunun paylı malı sayılır.
III. Arazideki yapılar
1. Arazi ve yapı malzemesi
a. Mülkiyet ilişkisi
MADDE 722.- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da
başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini
kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.
Ancak, sahibinin rızası
olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa,
malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp
kendisine verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında
arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin,
gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
b. Tazminat
MADDE 723.- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir
tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki
iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin
edilmesine karar verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme
sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi
maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
c. Arazinin mülkiyetinin
malzeme sahibine verilmesi
MADDE 724.- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf
uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir
kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.
2. Taşkın yapılar
MADDE 725.- Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan
malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait
taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı
yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde
itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde,
taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım
için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının
mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
3. Üst hakkı
MADDE 726.- Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında
veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti, irtifak
hakkı sahibine ait olur.
Bir binanın başlı başına
kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde kat mülkiyeti veya kat
irtifakı kurulması, Kat Mülkiyeti Kanununa tâbidir.
Bağımsız bölümler üzerinde
ayrıca üst hakkı kurulamaz.
4. Mecralar
MADDE 727.- Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu
taşınmazın dışında olsalar bile, aksine bir düzenleme olmadıkça o işletmenin
eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır.
Komşuluk hukukunun
gerektirdiği hâller dışında bir taşınmazın böyle bir mecra ile
aynî hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle
olabilir.
İrtifak hakkı, mecra
dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce
düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.
5. Taşınır yapılar
MADDE 728.- Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan
kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine
aittir.
Bu tür yapılar, taşınır mal
hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez.
IV. Araziye dikilen fidanlar
MADDE 729.- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya
bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının
malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler
bunlar hakkında da uygulanır.
Ağaçlar ve ormanlar üst
hakkına konu olamaz.
V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu
MADDE 730.- Bir taşınmaz malikinin
mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda
zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline
getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.
Hâkim, yerel âdete uygun ve
kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle
denkleştirilmesine karar verebilir.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları
I. Genel olarak
MADDE 731.-Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları, tapu siciline
tescil edilmeksizin etkili olur.
Bu kısıtlamaların ortadan
kaldırılması veya değiştirilmesi, buna ilişkin sözleşmenin resmî şekilde
düzenlenmesine ve tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır.
Kamu yararı için konulan
kısıtlamalar kaldırılamaz ve değiştirilemez.
II. Devir hakkının kısıtlamaları
1. Yasal önalım hakkı
a. Önalım hakkı sahibi
MADDE 732.- Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya
kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını
kullanabilirler.
b. Kullanma yasağı, feragat
ve hak düşürücü süre
MADDE
733.- 8/9/1983
tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılan satışlar ile cebrî
artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. (25.12.2025 / 33118 R.G. 7571 s.k ile değişik)[52]
Önalım hakkından feragatin
resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Belirli bir
satışta önalım hakkını kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve satıştan
önce veya sonra yapılabilir.
Yapılan satış, alıcı veya
satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir.
Önalım hakkı, satışın hak
sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden bir
yıl[53] geçmekle düşer. (25.12.2025 / 33118
R.G. 7571 s.k)
c. Kullanılması
MADDE 734.- Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak
kullanılır.
Dava konusu payın rayiç
bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Önalım hakkı sahibi,
belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırılmak üzere
hâkim tarafından belirlenen yere verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla
yükümlüdür. Bu yükümlülük, verilen kesin süre içinde yerine getirilmezse önalım
hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün
kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir. (25.12.2025 / 33118
R.G. 7571 s.k ile değişik)[54]
2. Sözleşmeden doğan önalım
hakkı
MADDE 735.- Tapu kütüğüne şerh verilen sözleşmeden doğan önalım hakkı, şerhte
belirtilen sürede ve belirtilen koşullara göre her malike karşı kullanılabilir.
Kütükte koşullar belirtilmemişse taşınmazın üçüncü kişiye satışındaki koşullar
esas alınır.
Şerhin etkisi her durumda,
şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl geçmekle sona erer.
Yasal önalım hakkının
kullanılmasına ve vazgeçmeye ilişkin hükümler sözleşmeden doğan önalım hakkında
da uygulanır.
3. Alım ve geri alım hakları
MADDE 736.- Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım hakları, şerhde
belirtilen süre içinde her malike karşı kullanılabilir.
Şerhin etkisi, her durumda,
şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl geçmekle sona erer.
III. Komşu hakkı
1. Kullanma biçimi
MADDE 737.- Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve
özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde
etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle, taşınmazın
durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek
dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı
yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.
Yerel âdete uygun ve
kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.
2. Kazı ve yapılar
a. Kural
MADDE 738.- Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını
sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek
suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.
Komşuluk hukuku kurallarına
aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.
b. Özel kurallar
MADDE 739.- Kazı ve yapılarda uyulması gerekli kurallar özel kanunlarla
belirlenir.
3. Bitkiler
a. Kural
MADDE 740.- Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi
üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip
kendi mülkiyetine geçirebilir.
Ekilmiş veya üzerine yapı
yapılmış arazisine dalların taşmasına katlanan komşu, bu dallarda yetişen
meyvaları toplama hakkına sahip olur.
Komşu ormanlar hakkında bu
hükümler uygulanmaz.
b. Özel kurallar
MADDE 741.- Komşu taşınmaz maliklerinin bitki dikerken uymak zorunda oldukları
kurallar özel kanunlarla belirlenir.
4. Doğal olarak akan su
MADDE 742.- Taşınmaz maliki, üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak
akan suların ve özellikle yağmur, kar ve tutulmamış kaynak sularının akışına
katlanmak zorundadır.
Komşulardan hiçbiri bu
suların akışını diğerinin zararına değiştiremez.
Üstteki arazi maliki, alt
taraftaki taşınmaza gerekli olan suyu, ancak kendi taşınmazı için zorunlu
olduğu ölçüde tutabilir.
5. Fazla suyun akıtılması
MADDE 743.- Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde
akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun
boşaltılması sırasında da bu suları tazminat isteme hakkı olmaksızın kabul
etmek zorundadır.
Alt taraftaki arazi maliki
boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise, gideri üstteki arazi
malikine ait olmak üzere, kendi arazisinde yapılacak mecrayla suyun
akıtılmasını isteyebilir.
Bataklıkların kurutulması
hakkındaki özel kanun hükümleri saklıdır.
6. Mecra geçirilmesi
a. Katlanma yükümlülüğü
MADDE 744.- Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi
koşuluyla, su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik
hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde
masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine
katlanmakla yükümlüdür.
Mecra geçirilmesinin
kamulaştırma kurallarına bağlı olması hâlinde, bu Kanunun mecralara ilişkin komşuluk
hükümleri uygulanmaz.
Mecrayı geçirme hakkı, hak
sahibinin istemi üzerine ve giderleri ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil
edilir.
b. Yükümlü taşınmaz
malikinin menfaatinin korunması
MADDE 745.- Yükümlü taşınmaz maliki, kendi menfaatinin hakkaniyete uygun bir
biçimde gözetilmesini isteyebilir.
Arazinin üzerinden geçecek
mecralarda olağanüstü durumlar varsa malik, bu mecraların üzerinden
geçirileceği arazi parçasının uygun bir kısmının, zararını tam olarak
karşılayacak bir bedelle satın alınmasını isteyebilir.
c. Durumun değişmesi
MADDE 746.- Durum değişirse, yükümlü taşınmaz maliki, mecranın kendi yararına
olarak başka bir yere nakledilmesini isteyebilir.
Yer değiştirme giderleri,
kural olarak mecra hakkı sahibine aittir.
Özel durumlar haklı gösterdiği
takdirde, taşınmaz maliki de giderlerin uygun bir kısmına katılmakla yükümlü
tutulabilir.
7. Geçit hakları
a. Zorunlu geçit
MADDE 747.- Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik,
tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından
isteyebilir.
Bu hak, ilk önce kendisinden
bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen
komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın
menfaati gözetilerek belirlenir.
b. Diğer geçit hakları
MADDE 748.- Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme ya da
taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme
hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve
oluğu ve bunlara benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tâbidir.
Özel kanun hükmü yoksa yerel
âdet uygulanır.
Doğrudan doğruya kanundan
kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak,
bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir.
8. Sınırlıklar
MADDE 749.- Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyete ilişkin hükümler saklı kalmak
üzere; her arazi maliki, taşınmazının sınırının çit veya duvar gibi
sınırlıklarla çevrilmesi için yapılan giderleri karşılar.
Arazinin sınırlıklarla
çevrilmesi yükümlülüğü ve biçimine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
9. Katılma yükümlülüğü
MADDE 750.- Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan yetkilerin kullanılması
için gerekli işlere ve bunların giderlerine, kendi yararlanması oranında
katılmakla yükümlüdür.
IV. Başkasının arazisine girme hakkı
1. Orman ve mer'aya girme
MADDE 751.- Yetkili makamlar tarafından bitki örtüsünü korumak amacıyla
yasaklanmadıkça, herkes başkasının orman ve mer'asına girebilir ve oralarda
yetişen yabanî meyve, mantar ve benzeri şeyleri, yerel âdetlerin izin verdiği
ölçüde toplayıp alabilir.
Avlanmak ve balık tutmak
için başkasının arazisine girme, özel kanun hükümlerine tâbidir.
2. Sürüklenen şeyler ile
benzerlerinin alınması
MADDE 752.- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle ya da rastlantı
sonucunda başkasının arazisine sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren
büyük ve küçük baş hayvan, arı oğulu, kanatlı hayvan ve balık gibi hayvanların
hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına, arazi maliki izin vermek
zorundadır.
Arazi maliki, bu yüzden
uğradığı zararın denkleştirilmesini istemek ve denkleştirme bedeli kendisine
ödeninceye kadar o şeyleri hapsetmek hakkına sahiptir.
3. Zorunluluk hâlinde
MADDE 753.- Bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden bir zararı veya o anda
mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının taşınmazına müdahale ile önleyebilecek ve
bu zarar ya da tehlike taşınmaza müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde
büyük ise, malik buna katlanmak zorundadır.
Malik, bu yüzden uğradığı
zarar için hakkaniyete uygun bir denkleştirme bedeli isteyebilir.
V. Kamu hukuku kısıtlamaları
1. Genel olarak
MADDE 754.- Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için kısıtlanması, özellikle yapı, yangın, doğal afetler ve sağlıkla
ilgili kolluk hizmetlerine; orman ve yollara, deniz ve göl kıyılarındaki ana ve
tali yollara sınır işaretleri ve nirengi noktaları konulmasına; toprağın
iyileştirilmesine veya bölünmesine, tarım topraklarının veya yapıya özgü
arsaların birleştirilmesine; eski eserler, doğal güzellikler, manzaralar, seyirlik noktaları ve ender doğa anıtları ile
içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına ilişkin mülkiyet
kısıtlamaları, özel kanun hükümlerine tâbidir.
2. Toprağın iyileştirilmesi
MADDE 755.- Su yollarını düzeltme, sulama, bataklık yerlerini kurutma, yol açma,
orman yetiştirme, arazileri toplulaştırma gibi iyileştirme işleri, ancak ilgili
maliklerin ortak girişimleriyle yapılabilecekse, arazinin yarısından fazlasına
sahip bulunmak koşuluyla maliklerin üçte ikisinin bu yolda karar vermeleri
gerekir. Diğer malikler de bu karara uymak zorundadır. Alınan karar, tapu
kütüğünün beyanlar sütununda gösterilir.
Bu konulara ilişkin özel
kanun hükümleri saklıdır.
C. Kaynak ve yeraltı suları
I. Mülkiyet ve irtifak hakkı
MADDE 756.- Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak
kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir.
Başkasının arazisinde
bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil
ile kurulur.
Yeraltı suları, kamu
yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da
malik olmak sonucunu doğurmaz.
Arazi maliklerinin yeraltı
sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Kaynaklara zarar verilmesi
1. Tazminat
MADDE 757.- Önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanmak amacıyla suyu biriktirilen
kaynakları veya kuyuları kazı, yapı veya benzeri faaliyetler yüzünden kısmen
olsun keserek ya da kirleterek malikine veya onda hak sahibi olana zarar veren
kimse, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar kasten veya ihmal
yoluyla verilmemişse ya da zarar görenin de kusuru varsa hâkim, tazminatın
gerekip gerekmediğini, gerekiyorsa miktar ve türünü takdir eder.
2. Eski duruma getirme
MADDE 758.- Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin içme ya da
kullanma suyunu sağlamak için gerekli olan kaynaklar kesilir ve kirletilirse,
kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma getirilmesi istenebilir.
Bunlar dışında eski duruma
getirme, ancak özel hâller haklı gösterdiği takdirde istenebilir.
III. Aynı yataktan beslenen kaynaklar
MADDE 759.- Değişik maliklere ait komşu kaynaklar, ortak bir ana kaynaktan
beslenmekte ise maliklerden her biri, bu kaynakların birlikte tutulmasını ve
suyun hak sahiplerine o zamana kadarki yararlanmaları oranında dağıtılmasını
isteyebilir.
Hak sahipleri, ortak tesis
masraflarını yararlanmaları oranında üstlenirler.
Birinin karşı çıkması
hâlinde, hak sahiplerinden her biri, diğer kaynaklardaki su azalacak olsa bile,
kendi kaynağındaki suyun tutulup akıtılması için gerekli işleri yapabilir ve
kendi kaynağına gelen suyun miktarı bu işler sonunda çoğaldığı takdirde, ancak
bu çoğalma oranında bir bedel vermekle yükümlü olur.
IV. Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
MADDE 760.- Özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu veya derelerden
komşuların ve diğer kişilerin su içme, su alma veya hayvan sulama ya da benzer
yollarla yararlanmaları özel kanun hükümlerine tâbidir. Özel kanun hükmü yoksa
yerel âdet uygulanır.
V. Zorunlu su
MADDE 761.- Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun olup, bunu aşırı
zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan sağlayamayan taşınmaz maliki,
komşusundan, onun ihtiyacından fazla olan suyu tam bir bedel karşılığında
almasını sağlayacak bir irtifak kurulmasını isteyebilir.
Zorunlu su irtifakının
kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin menfaati gözetilir.
Durum değişirse, kurulmuş
irtifak hakkının değiştirilmesi veya kaldırılması istenebilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
TAŞINIR
MÜLKİYETİ
A. Konusu
MADDE 762.- Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî
şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen
doğal güçlerdir.
B. Kazanılması
I. Mülkiyetin nakli
1. Zilyetliğin devri
MADDE 763.- Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri
gerekir.
Bir taşınırın zilyetliğini
iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir
yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o
şeyin maliki olur.
2. Mülkiyetin saklı
tutulması
a. Genel olarak
MADDE 764.- Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı,
ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde
özel siciline kaydedilmesiyle geçerli olur.
Hayvan satışlarında
mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılamaz.
b. Taksitle satış
MADDE 765.- Taksitle mal satan kimse, bu satımlara ilişkin özel hükümlere uymak
koşuluyla, mülkiyeti saklı tutma sözleşmesine dayanarak, sattığı malın geri
verilmesini isteyebilir.
3. Hükmen teslim
MADDE 766.- Bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukukî ilişkiye
dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz geçmiş olur. Ancak,
bu işlem üçüncü kişileri zarara sokmak veya taşınır rehni kurallarından
kurtulmak için yapılmışsa, mülkiyetin nakli sonuç doğurmaz.
Böyle bir amaç güdülüp
güdülmediğini hâkim takdir eder.
II. Sahiplenme
1. Sahipsiz şeyler
MADDE 767.- Sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle zilyetliğine geçiren
kimse, onun maliki olur.
2. Sahipsiz duruma gelen
hayvanlar
MADDE 768.- Tutulan av hayvanları, yeniden serbest kalır ve sahipleri onları
gecikmeksizin ve ara vermeksizin aramaz ve tekrar tutmak için uğraşmazsa,
sahipsiz duruma gelirler.
Ehlileştirilmiş hayvanlar
tekrar vahşileşir ve sahiplerine dönmezlerse, sahipsiz duruma gelirler.
Arı oğulu başkasının
taşınmazına uçmuş olmakla sahipsiz duruma gelmez.
III. Bulunmuş eşya
1. Arama ve ilân
MADDE 769.- Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine, sahibini bilmiyorsa
kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma yapmak ve
gerektiğinde ilân etmek zorundadır.
Bulunan şey önemli ölçüde
değerli ise, her hâlde kolluk kuvvetlerine veya muhtara bildirmek gerekir.
Oturulan bir evde veya
işyerinde ya da kamu hizmeti görülen yerde bir şey bulan kimse, bunu o yer
sahibine veya kiracıya ya da kamu hizmeti görülen yerde denetim ve gözetim ile
görevli olanlara teslim etmek zorundadır.
2. Koruma ve satma
MADDE 770.- Bulunan şeyin özenle korunması gerekir.
Korunması aşırı gideri
gerektirir veya çabuk bozulabilir bir nitelik taşır ya da kolluk kuvvetleri
veya kamu kurumu tarafından bir yıldan fazla saklanmış olursa, bulunan şey
satılabilir. Satış, gerektiğinde önceden ilân edilerek açık artırma yoluyla
yapılır.
Satış bedeli, bulunan şeyin
yerine geçer.
3. Mülkiyetin kazanılması,
geri verme
MADDE 771.- Bulunan şeyin maliki, ilân veya kolluk kuvvetlerine ya da muhtara
bildirme tarihinden başlayarak beş yıl içinde ortaya çıkmazsa; bulan kimse,
yükümlülüklerini yerine getirmiş olmak koşuluyla o şeyin mülkiyetini kazanır.
Bulunan şey malikine geri
verilirse, bulan kimse yaptığı giderlerin ödenmesini ve uygun bir ödül
verilmesini isteyebilir.
Kaybedilmiş şey oturulan bir
evde veya işyerinde ya da kamu hizmeti görülen yerde bulunmuşsa; o yerin
sahibi, kiracı veya kurum, o şeyi bulan sayılır. Ancak bunlar ödül
isteyemezler.
4. Define
MADDE 772.- Bulunmalarından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış olduğu ve
duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaşılan değerli şeyler,
define sayılır.
Bilimsel değer taşıyan
eşyaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere define, içinde bulunduğu taşınmaz
veya taşınır malın malikinin olur.
Defineyi bulan kimse,
değerinin yarısını aşmamak üzere uygun bir ödül isteyebilir.
5. Bilimsel değeri olan eşya
MADDE 773.- Bilimsel değeri olan sahipsiz doğal şeyler ile eski eserlerin
bulunması hâlinde özel kanun hükümleri uygulanır.
IV. Düşen veya sürüklenen şeyler
MADDE 774.- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle veya rastlantı
sonucunda taşınır mallar veya hayvanlar kimin egemenlik alanına girerse, o
kimse kaybolan eşyayı bulanın haklarına sahip ve yükümlülüklerine tâbi olur.
Başkasının kovanına göçen
arı oğulu, bir bedel ödenmesi gerekmeksizin kovan malikinin olur.
V. İşleme
MADDE 775.- Bir kimse başkasına ait bir şeyi işler veya başka bir şekle sokarsa,
emeğin değerinin o şeyin değerinden fazla olması hâlinde, yeni şey işleyenin,
aksi hâlde malikin olur.
İşleyen iyiniyetli değilse,
emeğin değeri işlenen şeyin değerinden daha fazla olsa bile hâkim, yeni şeyi malike
bırakabilir.
Tazminat ve sebepsiz
zenginleşmeden doğan istem hakları saklıdır.
VI. Karışma ve birleşme
MADDE 776.- Birden çok kişinin taşınır malları önemli bir zarara uğratılmadan veya
aşırı bir emek ve para harcanmadan ayrılmayacak şekilde birbiriyle birleşmiş
veya karışmışsa o kişiler, yeni şey üzerinde kendi taşınırlarının birleşme veya
karışma zamanındaki değerleri oranında paylı mülkiyete sahip olurlar.
Bir taşınır diğer bir
taşınırla onun ikincil nitelikte bütünleyici parçası olacak şekilde karışır veya birleşirse; eşyanın tamamı, ana parçanın
malikine ait olur.
Tazminat ve sebepsiz
zenginleşmeden doğan istem hakları saklıdır.
VII. Kazandırıcı zamanaşımı
MADDE 777.- Başkasının taşınır bir malını davasız ve aralıksız beş yıl iyiniyetle
ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kimse, zamanaşımı yoluyla o
taşınırın maliki olur.
Zilyetliğin irade dışı
kaybedilmesi hâlinde zilyet, bir yıl içinde eşyayı ele geçirir veya açacağı bir
dava yoluyla onu yeniden elde ederse kazandırıcı zamanaşımı kesilmiş olmaz.
Kazandırıcı zamanaşımı
süresinin hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında Borçlar Kanununun
zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
C. Kaybedilmesi
MADDE 778.- Taşınır mülkiyeti, malik tarafından terk edilmedikçe veya başkası
tarafından kazanılmadıkça yalnız zilyetliğin kaybıyla sona ermez.
İKİNCİ KISIM
SINIRLI AYNÎ HAKLAR
BİRİNCİ
BÖLÜM
İRTİFAK
HAKLARI VE TAŞINMAZ YÜKÜ
BİRİNCİ
AYIRIM
TAŞINMAZ
LEHİNE İRTİFAK HAKKI
A. Konusu
MADDE 779.- Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer bir
taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini mülkiyet
hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan
taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına katlanmaya
mecbur kılar.
Yapma borçları, irtifaka
başlı başına konu olamaz; ona ancak yan edim olarak bağlanabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1. Tescil
MADDE 780.- İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır.
İrtifak hakkının
kazanılmasında ve tescilinde, aksi öngörülmüş olmadıkça taşınmaz mülkiyetine
ilişkin hükümler uygulanır.
İrtifak hakkının zamanaşımı
yoluyla kazanılması, ancak mülkiyeti bu yolla elde edilebilecek taşınmazlarda
mümkündür.
2. Sözleşme
MADDE 781.- İrtifak hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerli olması, resmî
şekilde düzenlenmesine bağlıdır.
3. Kendi taşınmazı üzerinde
irtifak hakkı
MADDE 782.- Malik kendisine ait iki taşınmazdan biri üzerinde diğerinin lehine
irtifak hakkı kurabilir.
II. Sona ermesi
1. Genel olarak
MADDE 783.- İrtifak hakkı, tescilin terkini veya yüklü ya da yararlanan taşınmazın
yok olmasıyla sona erer.
2. Her iki taşınmaza aynı
kimsenin malik olması
MADDE 784.- Yüklü ve yararlanan taşınmazlara aynı kimse malik olursa, bu kişi,
irtifak hakkını terkin ettirebilir.
Terkin edilmedikçe irtifak,
aynî hak olarak varlığını sürdürür.
3. Mahkeme kararı
MADDE 785.- Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar
kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebilir.
Yüküne oranla çok az yarar
sağlayan bir irtifak hakkının, bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkini
istenebilir.
C. Hükümleri
I. Kapsamı
1. Genel olarak
MADDE 786.- İrtifak hakkı sahibi, hakkının korunması ve kullanılması için gerekli
olan önlemleri alabilir; ancak, hakkını yüklü taşınmazın malikine en az zarar
verecek biçimde kullanmak zorundadır.
Yüklü taşınmazın maliki,
irtifak hakkının kullanılmasını engelleyecek ya da zorlaştıracak davranışlarda
bulunamaz.
2. Tescile göre
MADDE 787.- İrtifaktan doğan yetki ve yükümlülükleri açıkça belirlediği ölçüde
tescil, irtifakın kapsamını belirlemede esas oluşturur.
Tescilden açıkça
anlaşılmadığı hâllerde kapsam, tescilin sınırları içinde, irtifak hakkının
kazanılma sebebine veya uzun süreden beri davasız ve iyiniyetle kullanılış
biçimine göre belirlenir.
3. İhtiyaçların değişmesi
MADDE 788.- Yararlanan taşınmazın ihtiyaçlarındaki değişiklik, yüklü taşınmazın
irtifaktan doğan yükünü ağırlaştıramaz.
4. Özel kanun hükümleri ve
yerel âdet
MADDE 789.- Tarla yolu, yaya veya araba geçidi gibi geçit hakları ile hayvan
otlatma, hayvan sulama, tarlalara veya arklara su alma hakları ve benzeri
hakların kapsamını belirlemede taraflar arasındaki anlaşma veya özel kanun
hükümleri, yoksa yerel âdet uygulanır.
II. Bakım giderleri
MADDE 790.- İrtifak hakkının kullanılması için gerekli tesislerin bakımı,
yararlanan taşınmaz malikine aittir.
Tesisler yüklü taşınmazın
malikine de yararlı ise, bunların bakım giderlerine her iki malik yararları
oranında katılır.
III. Değişiklikler
1. İrtifak hakkının ilişkin
olduğu yerin değiştirilmesi
MADDE 791.- İrtifak hakkı yüklü taşınmazın yalnız belli bir kısmının kullanılması
koşuluyla kurulmuşsa, bu taşınmazın maliki, menfaatini ispat etmek ve giderleri
üstlenmek kaydıyla; irtifakın, hakkın kullanılmasını güçleştirmeyecek biçimde
taşınmazın başka bir yerine naklini isteyebilir.
İrtifak hakkının
kullanılacağı yer tapu kütüğünde belirtilmiş olsa bile yüklü taşınmaz maliki bu
yetkiyi kullanabilir.
Mecraların bir yerden başka
bir yere naklinde komşuluk hukuku kuralları da göz önünde tutulur.
2. Bölünme
a. Yararlanan taşınmazın
bölünmesi
MADDE 792.- Yararlanan taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak
hakkının her parsel yararına devam etmesidir.
Ancak, durum ve koşullara
göre irtifak hakkı yalnız bir parselin yararına kullanılabiliyorsa, yüklü
taşınmazın maliki diğer parseller için irtifak hakkının terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi
irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde
irtifak hakkını terkin eder.
b. Yüklü taşınmazın
bölünmesi
MADDE 793.- Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde kural, irtifak hakkının
her parsel üzerinde devam etmesidir.
Ancak, irtifak hakkı belirli
parseller üzerinde kullanılmıyorsa, durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa,
bu parsellerin maliklerinden her biri, kendi taşınmazı üzerindeki irtifak
hakkının terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi
irtifak hakkı sahibine bildirir ve onun bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde
irtifak hakkını terkin eder.
İKİNCİ
AYIRIM
İNTİFA
HAKKI VE DİĞER İRTİFAK
HAKLARI
A. İntifa hakkı
I. Konusu
MADDE 794.- İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı
üzerinde kurulabilir.
Aksine düzenleme olmadıkça
bu hak, sahibine, konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar.
II. Kurulması
MADDE 795.- İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın
devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Taşınır ve taşınmazlarda
intifa hakkının kazanılması ve tescilinde, aksine düzenleme olmadıkça,
mülkiyete ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmaz üzerindeki yasal
intifa hakkı tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı
ileri sürülebilir. Tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürülebilir.
III. Sona ermesi
1. Sona erme sebepleri
MADDE 796.- İntifa hakkı, konusunun
tamamen yok olması ve taşınmazlarda tescilin terkini; yasal intifa hakkı,
sebebinin ortadan kalkması ile sona erer.
Sürenin dolması veya hak
sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü gibi diğer sona erme sebepleri, taşınmazlarda
malike terkini isteme yetkisi verir.
2. Süresi
MADDE 797.- İntifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü; tüzel kişilerde
kararlaştırılan sürenin dolması, süre kararlaştırılmamışsa kişiliğin ortadan
kalkmasıyla sona erer.
Tüzel kişilerin intifa
hakkı, en çok yüz yıl devam edebilir.
3. Harap olma veya
kamulaştırma
MADDE 798.- Malik, yararlanılamayacak derecede harap olan intifa konusu malı
yararlanılacak hâle getirmekle yükümlü değildir; getirirse intifa hakkı yeniden
kurulmuş olur.
Sigorta ve kamulaştırma gibi
durumlarda intifa hakkı, hakkın konusu yerine geçen karşılık üzerinde devam
eder.
4. Geri verme
a. Yükümlülük
MADDE 799.- İntifa hakkı sona erince hak sahibi, hakkın konusu olan malı malike
geri vermekle yükümlüdür.
b. Sorumluluk
MADDE 800.- İntifa hakkı sahibi, zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat
etmedikçe, malın yok olmasından veya değerinin azalmasından sorumludur.
İntifa hakkı sahibi,
yararlanması için gerekli olmadığı hâlde tükettiği şeyleri tazmin etmekle
yükümlüdür.
İntifa hakkı sahibi, malın
olağan kullanılması sonucunda meydana gelen değer azalmalarından sorumlu
değildir.
c. Giderler
MADDE 801.- İntifa hakkı sahibi, yükümlü olmadığı hâlde yaptığı giderler,
yenilemeler ve eklemeler için, hak sona erdiğinde, vekâletsiz iş görme
hükümleri uyarınca tazminat isteyebilir.
Malikin tazminat vermekten
kaçınması hâlinde intifa hakkı sahibi, yaptığı eklemeleri, malı eski hâline
getirmek kaydıyla söküp alabilir.
5. Zamanaşımı
MADDE 802.- Geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi tarafından ileri
sürülebilecek bütün istem hakları, bu andan başlayarak bir yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
IV. İntifa hakkının hükümleri
1. İntifa hakkı sahibinin
hakları
a. Genel olarak
MADDE 803.- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma,
yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahiptir.
İntifa hakkı sahibi, bu
yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici gibi özen göstermek zorundadır.
b. Doğal ürünler
MADDE 804.- İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünler, intifa hakkı
sahibine aittir.
Ekimi veya dikimi yapan
malik veya intifa hakkı sahibi, olgunlaşan ürünleri toplayan diğer taraftan,
yaptığı giderler için ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel
isteyebilir.
Nitelikleri itibarıyla malın
doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçaları malike aittir.
c. Faizler
MADDE 805.- İntifa hakkına konu olan sermayenin faizleri ve diğer dönemsel
gelirleri, daha geç muaccel olsalar bile, intifa hakkının başladığı tarihten
sona erdiği tarihe kadar intifa hakkı sahibine ait olur.
d. Hakkın kullanılmasının
devri
MADDE 806.- Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hak sahibince
şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa hakkının kullanılması
başkasına devredilebilir.
Bu takdirde malik,
haklarını, devralana karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.
2. Malikin hakları
a. Gözetim
MADDE 807.- Malik, hakkın konusu olan malın hukuka aykırı ya da niteliğine uygun
düşmeyen kullanılış biçimine itiraz edebilir.
b. Güvence isteme
MADDE 808.- Haklarının tehlikeye düştüğünü ispat eden malik, intifa hakkı
sahibinden güvence isteyebilir.
İntifa hakkının konusu
tüketilebilen şey veya kıymetli evrak ise, malik tehlikenin ispatına gerek
olmaksızın teslimden önce de güvence isteyebilir.
Kıymetli evrakın güvenilir
bir yere tevdi edilmesi güvence yerine geçer.
c. Bağışlamada güvence
MADDE 809.- İntifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan bağışlamalarda
bağışlayandan güvence istenemez.
d. Güvence verilmemesinin
sonuçları
MADDE 810.- İntifa hakkı sahibi, kendisine tanınan uygun süre içinde güvence
göstermez veya hakkın konusu olan malı malikin itiraz etmesine rağmen hukuka
aykırı şekilde kullanmaya devam ederse; sulh hâkimi, yeni bir karara kadar
intifa hakkı sahibinin zilyetliğini kaldırarak hakkın konusunu atayacağı bir
kayyıma tevdi eder.
3. Defter tutma
MADDE 811.- Malik veya intifa hakkı sahibi, diğerinden giderleri paylaşmak üzere
intifa hakkına konu olan malların noterlikçe resmen defterinin tutulmasını her
zaman isteyebilir.
4. İntifa hakkı sahibinin
yükümlülükleri
a. Malın korunması
MADDE 812.- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malın muhafazası ve olağan bakımı için gerekli onarım ve
yenilemeleri yapmakla yükümlüdür.
Malın muhafazası, daha
önemli işlerin yapılmasını veya önlemlerin alınmasını gerektiriyorsa; intifa
hakkı sahibi, durumu malike bildirmek ve bunların gerçekleştirilmesine izin
vermek zorundadır.
Malikin gereken işleri
yapmaktan kaçınması hâlinde intifa hakkı sahibi, bunları onun hesabına kendisi
yapabilir.
b. Bakım ve işletme
giderleri
MADDE 813.- İntifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme giderleri,
güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve resimleri, intifa
süresince intifa hakkı sahibine aittir.
Vergi ve resimleri malik
ödemişse, intifa hakkı sahibi, yukarıda belirtilen esasa göre bunları malike
tazmin etmek zorundadır.
Diğer bütün yükümlülükler
malike aittir. Ancak, intifa hakkı sahibi bunların yerine getirilmesi için
gereken parayı, istemi üzerine malike karşılıksız olarak sağlamazsa; malik,
intifa hakkı konusu malı bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için kısmen veya
tamamen paraya çevirebilir.
c. Malvarlığı intifaında
borçların faizi
MADDE 814.- Malvarlığı intifaında, intifa hakkı sahibi bu malvarlığındaki
borçların faizlerini ödemekle yükümlüdür. Ancak, durum ve koşullar haklı
gösteriyorsa, intifa hakkı sahibi bu yükümlülükten kurtarılmasını isteyebilir.
Bu takdirde intifa hakkı, borçların ödenmesinden sonra kalan kısım üzerinde
devam eder.
d. Sigorta ettirme
MADDE 815.- Yerel âdetlere göre iyi bir yönetimin gereği olduğu takdirde intifa
hakkı sahibi, malikin lehine malı yangına ve diğer tehlikelere karşı sigorta
ettirmekle yükümlüdür.
Bu durumda veya intifa
hakkının sigortalı bir mal üzerinde kurulmuş olması hâlinde intifa hakkı
sahibi, hakkının devamı süresince sigorta primlerini ödemekle yükümlüdür.
V. Özel hâller
1. Taşınmazlar
a. Ürünler
MADDE 816.- Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse, yararlanmanın
olağan sınırlar içerisinde kalmasına özen göstermekle yükümlüdür.
Bu ölçü aşılarak elde edilen
ürünler malike ait olur.
b. Özgülenme yönü
MADDE 817.- İntifa hakkı sahibi, intifa konusu taşınmazın ekonomik özgülenme
yönünü malike önemli zarar verecek şekilde değiştiremez; özellikle onu yeni bir
şekle dönüştüremeyeceği gibi, onda önemli bir değişiklik de yapamaz.
İntifa hakkı sahibi, malike
önceden haber vermek ve taşınmazın ekonomik özgülenme yönünde önemli değişiklik
yapmamak koşuluyla taş, kireç, mermer ve turba ocakları ile benzerlerini
açabilir.
c. Ormanlar
MADDE 818.- Bir orman üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse, ondan özel kanun
hükümlerine uygun bir işletme plânı çerçevesinde yararlanabilir.
Malik ile intifa hakkı
sahibi, işletme plânı yapılırken kendi haklarının gözetilmesini isteyebilirler.
Fırtına, kar, yangın, sel,
zararlı böcek akını veya diğer sebepler yüzünden olağan yararlanma önemli
ölçüde aşılmışsa orman, bu kaybı giderek azaltacak şekilde işletilir veya
işletme plânı yeni duruma uygun hâle getirilir. Aşırı yararlanma dolayısıyla
elde edilen bedel, faiz getirecek şekilde yatırılır ve verim noksanını
gidermeye ayrılır.
2. Tüketilebilen ve değeri
biçilen şeyler
MADDE 819.- Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, aksi kararlaştırılmadıkça, intifa
hakkı sahibine geçer; ancak, intifa hakkı sahibi geri verme sırasında bu
şeylerin o günkü değerini ödemekle
yükümlü olur.
İntifa hakkı sahibi, değeri
biçilerek kendisine teslim olunan diğer taşınırlar üzerinde, aksi
kararlaştırılmadıkça, serbestçe tasarrufta bulunabilir; ancak, bu yetkisini
kullandığı takdirde bu şeylerin biçilen değerlerini geri verme sırasında
ödemekle yükümlü olur. Bu ödeme, tarım işletmesi gereçleri, hayvan sürüleri,
ticarî mallar veya benzeri şeylerde aynı cins ve nitelikte eşya verilmesi
suretiyle yerine getirilebilir.
3. Alacaklar
a. Yararlanmanın kapsamı
MADDE 820.- Bir alacak üzerindeki intifa hakkı, onun getirisini edinme yetkisi
verir.
Borçluya karşı yapılacak
ödeme isteminin ve kıymetli evrak üzerindeki tasarrufların alacaklı ve intifa
hakkı sahibi tarafından birlikte yapılması, borcunu ödemek üzere borçlu
tarafından yapılacak bildirimin de bunların her ikisine yöneltilmesi gerekir.
Alacak tehlikeye düşerse,
alacaklı ve intifa hakkı sahibinden her biri, diğerinden iyi bir yönetimin
gerektirdiği önlemleri almaya katılmasını isteyebilir.
b. Ödeme ve işletme
MADDE 821.- Alacaklı ve intifa hakkı sahibinden birine ödemeye yetkili kılınmamış
olan borçlu, borcunu ikisine birlikte ödemek veya hâkimin belirleyeceği yere
tevdi etmek zorundadır.
Yerine getirilen edimin
konusu ve özellikle geri ödenecek ana para, intifa hakkına tâbi olur.
Alacaklı veya intifa hakkı
sahibi, ana paranın güvenilir ve getiri sağlayan bir yere yatırılmasını
isteyebilir.
c. Devir isteme hakkı
MADDE 822.- İntifa hakkı sahibi, intifaın başlangıcını izleyen üç ay içinde,
hakkın konusu olan alacağın ve kıymetli evrakın kendisine devrini isteyebilir.
İntifa hakkı sahibi,
alacağın ve kıymetli evrakın devri sırasındaki değeri tutarında devredene karşı
bunların bedelini ödeme borcu altına girer ve feragat edilmedikçe bu borç için
ayrıca güvence göstermekle yükümlü olur.
Güvence istemekten feragat
edilmemiş ise devir, ancak güvence gösterildikten sonra hüküm ifade eder.
B. Oturma hakkı
I. Genel olarak
MADDE 823.- Oturma hakkı, bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak
yararlanma yetkisi verir.
Oturma hakkı, başkasına
devredilemez ve mirasçılara geçmez.
Kanunda aksine hüküm
bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır.
II. Oturma hakkının kapsamı
MADDE 824.- Oturma hakkının kapsamı, genel olarak hak sahibinin kişisel
ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Oturma hakkı sahibi, hakkın
şahsına özgülendiği açıkça belirtilmedikçe, bina veya onun bir bölümünde ailesi
ve ev halkı ile birlikte oturabilir.
Binanın bir bölümü üzerinde
oturma hakkına sahip olan kimse, ortaklaşa kullanmaya özgülenen yerlerden de
yararlanabilir.
III. Giderler
MADDE 825.- Oturma hakkı, binanın veya bir bölümünün tamamından yararlanma yetkisi
veriyorsa; bina veya bölümün muhafazası ve olağan bakımı için gerekli onarım ve
yenileme giderleri, oturma hakkı sahibine aittir.
Oturma hakkı sahibi bina
veya onun bir bölümünü malik ile birlikte kullanıyorsa, bakım ve onarım
giderleri malike ait olur.
C. Üst hakkı
I. Konu ve tapu kütüğüne kayıt
MADDE 826.- Bir taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine arazisinin altında veya
üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi veren bir
irtifak hakkı kurabilir.
Aksi kararlaştırılmış
olmadıkça bu hak, devredilebilir ve mirasçılara geçer.
Üst hakkı, bağımsız ve
sürekli nitelikte ise üst hakkı sahibinin istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz
olarak kaydedilebilir. En az otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli
niteliktedir.
II. İçerik ve kapsam
MADDE 827.- Üst hakkının içerik ve kapsamıyla ilgili olarak resmî senette yer
alan, özellikle yapının konumuna, şekline, niteliğine, boyutlarına, özgülenme
amacına ve üzerinde yapı bulunmayan alandan faydalanmaya ilişkin sözleşme
kayıtları herkes için bağlayıcıdır.
III. Sona ermenin sonuçları
1. Yapı mülkiyetinin malike
geçmesi
MADDE 828.- Üst hakkı sona erince yapılar, arazi malikine kalır ve arazinin
bütünleyici parçası olur.
Bağımsız ve sürekli üst
hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilmişse, üst hakkı sona erince bu
sayfa kapatılır. Taşınmaz olarak kaydedilmiş olan üst hakkı üzerindeki rehin
hakları, diğer bütün hak, kısıtlama ve yükümlülükler de sayfanın kapatılmasıyla
birlikte sona erer. Bedele ilişkin hükümler saklıdır.
2. Bedel
MADDE 829.- Taşınmaz maliki, aksi kararlaştırılmadıkça, kendisine kalan yapılar
için üst hakkı sahibine bir bedel ödemez. Uygun bir bedel ödenmesi
kararlaştırılmışsa, miktarı ve hesaplanış biçimi belirlenir. Ödenmesi
kararlaştırılan bedel, üst hakkı kendileri için rehnedilmiş olan alacaklıların
henüz ödenmemiş alacaklarının güvencesini oluşturur ve rızaları olmaksızın üst
hakkı sahibine ödenmez.
Kararlaştırılan bedel
ödenmez veya güvence altına alınmazsa, üst hakkı sahibi veya bu hak kendisine
rehnedilmiş olan alacaklı, bedel alacağına güvence olmak üzere, terkin edilen
üst hakkı yerine aynı derecede ve sırada bir ipoteğin tescilini isteyebilir.
Bu ipotek, üst hakkının sona
ermesinden başlayarak üç ay içinde tescil edilir.
3. Diğer hükümler
MADDE 830.- Taşınmaz malikine kalan yapılar için üst hakkı sahibine ödenmesi
kararlaştırılan bedelin miktarı ve bunun hesaplanış biçimi ile bu bedel
borcunun kaldırılmasına ve arazinin ilk hâline getirilmesine ilişkin
anlaşmalar, üst hakkının kurulması için gerekli olan resmî şekle tâbidir ve
tapu kütüğüne şerh verilebilir.
IV. Süresinden önce devir istemi
1. Koşulları
MADDE 831.- Üst hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde
aşar veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa;
malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte
süresinden önce kendisine devrini isteyebilir.
2. Hakkın kullanılması
MADDE 832.- Malik, üst hakkının devrini, kendisine geçecek yapılar için uygun bir
bedel ödemek kaydıyla isteyebilir. Üst hakkı sahibinin kusuru, bedelin
belirlenmesinde indirim sebebi olarak göz önüne alınabilir.
Üst hakkının malike devri,
bedelin ödenmesine veya güvence altına alınmış olmasına bağlıdır.
3. Diğer hâller
MADDE 833.- Üst hakkı sahibinin yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde
sözleşmede malik lehine saklı tutulan, üst hakkını süresinden önce sona erdirme
veya devrini isteme yetkisi, süresinden önce devir istemine ilişkin hükümlere
tâbidir.
V. Üst hakkı iradının güvencesi
1. İpotek kurulmasını isteme
hakkı
MADDE 834.- Malik, üst hakkı karşılığı olarak irat biçiminde borçlanılan edimleri
güvence altına almak amacıyla, o tarihteki üst hakkı sahibinden en çok üç
yıllık irat için tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilmiş üst hakkının ipotek
edilmesini isteyebilir.
İrat, her yıl için eşit
edimler biçiminde belirlenmemiş ise; bu kanunî ipoteğin tescili, iradın eşit
olarak dağıtılmasında üç yıla düşecek miktarı için istenebilir.
2. Tescil
MADDE 835.- İpotek, üst hakkı devam ettiği sürece, her zaman tescil edilebilir ve
icra yoluyla satışta terkin olunmaz.
Yapı alacaklıları ipoteğinin
kurulmasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
VI. Sürenin üst sınırı
MADDE 836.- Üst hakkı, bağımsız bir hak olarak en çok yüz yıl için kurulabilir.
Üst hakkı, süresinin dörtte
üçü dolduktan sonra, kurulması için öngörülen şekle uyularak her zaman en çok
yüz yıllık yeni bir süre için uzatılabilir. Bu konuda önceden yapılan taahhüt
bağlayıcı değildir.
D. Kaynak hakkı
MADDE 837.- Başkasının arazisinde
bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve
akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar.
Bu hak, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer.
Kaynak hakkı, bağımsız
nitelikte ve en az otuz yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilebilir.
E. Diğer irtifak hakları
MADDE 838.- Malik, taşınmazı üzerinde herhangi bir kişi veya topluluk lehine atış
eğitimi veya spor alanı ya da geçit olarak kullanılmak gibi belirli bir
yararlanmaya hizmet etmek üzere başka irtifak hakları da kurabilir.
Bu haklar, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez. Bu
hakların kapsamı, hak sahibinin olağan ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Taşınmaz lehine irtifaklara
ilişkin hükümler, bu tür irtifak haklarına da uygulanır.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
TAŞINMAZ
YÜKÜ
A. Konusu
MADDE 839.- Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu
olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar.
Hak sahibi olarak, bir başka
taşınmazın maliki de gösterilebilir.
İrat senedi ve kamu hukukuna
ilişkin taşınmaz yükleri saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz yükünün konusu ancak
yüklü taşınmazın ekonomik niteliğinden doğan veya yararlanan taşınmazın
ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan bir edim olabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1. Tescil ve kazanma
MADDE 840.- Taşınmaz yükünün kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır.
Tescilde, taşınmaz yükünün
değeri olarak Türk parası veya yabancı para ile belirlenmiş bir miktar
gösterilir. Dönemsel edimlerde sicilde gösterilecek miktar, aksi
kararlaştırılmış değilse, yıllık edimlerin yirmi katıdır.
Aksine bir hüküm yoksa,
taşınmaz yükünün kazanılmasında ve tescilinde taşınmaz mülkiyetine ilişkin
hükümler uygulanır.
2. Kamu hukukuna ilişkin
taşınmaz yükü
MADDE 841.- Aksine hüküm yoksa, kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükünün tapu
kütüğüne tescili gerekli değildir.
Kanunun alacaklıya yalnızca
taşınmaz yükünün kurulmasını isteme yetkisini tanıdığı hâllerde taşınmaz yükü
ancak tescille doğar.
3. Güvence amacıyla kurulma
MADDE 842.- Bir para alacağını güvence altına almak amacıyla kurulan taşınmaz yükü
hakkında irat senedine ilişkin hükümler uygulanır.
II. Sona ermesi
1. Genel olarak
MADDE 843.- Taşınmaz yükü tescilin terkini veya yüklü taşınmazın tamamen yok
olmasıyla sona erer.
Feragat, yükten kurtarma ve
diğer sona erme sebepleri, yüklü taşınmaz malikine, hak sahibinden terkini
isteme yetkisi verir.
2. Yükten kurtarma
a. Alacaklının yetkisi
MADDE 844.- Alacaklı, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu takdirde veya aşağıdaki
durumlarda, malikten taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir:
1. Yüklü taşınmaz, alacaklının
haklarını önemli ölçüde tehlikeye düşürecek şekilde bölünmüşse;
2. Malik, yüklü taşınmazın
değerini düşürür ve yerine başka bir güvence göstermezse;
3. Malik, birbiri ardına üç
yılın edimlerini yerine getirmemişse.
b. Yükümlünün yetkisi
MADDE 845.- Yükümlü, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu takdirde veya aşağıdaki
durumlarda, taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir:
1. Alacaklı, taşınmaz yükünü
kuran sözleşmeye uymuyorsa;
2. Satın alınmamak kaydıyla
veya otuz yıldan fazla bir süre için kurulmuş olsa bile yükün kurulmasının
üzerinden otuz yıl geçmiş ise.
Otuz yıl geçtikten sonra
yükümlünün satın alma yetkisini kullanabilmesi, alacaklıya bunu bir yıl önceden
bildirmesine bağlıdır.
İrtifak taşınmaz lehine sona
erdirilmeyen biçimde kurulmuşsa, yüklü taşınmazın bu yükten kurtarılması
istenemez.
c. Yükten kurtarma bedeli
MADDE 846.- Gerçek değerinin daha düşük olduğunu ispat etme hakkı saklı kalmak
kaydıyla, yükten kurtarma, taşınmaz yükünün değeri olarak tapu kütüğünde
gösterilen miktar üzerinden gerçekleştirilir.
3. Zamanaşımı
MADDE 847.- Taşınmaz yükü zamanaşımına tâbi değildir.
Muaccel olan edimler,
borçlunun kişisel borcu hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi
olur.
C. Hükümleri
I. Alacaklının hakkının niteliği
MADDE 848.- Taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak hakkı
sağlamaz; sadece alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir.
Her edim, muaccel olmasından
başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi
olmaktan çıkar.
II. Yükün niteliği
MADDE 849.- Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek
bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur.
Yüklü taşınmazın
bölünmesinin taşınmaz yüküne etkisi hakkında irat senedine ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ
BÖLÜM
TAŞINMAZ
REHNİ
BİRİNCİ
AYIRIM
GENEL
HÜKÜMLER
A. Koşullar
I. Taşınmaz rehninin türleri
MADDE 850.- Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi
şeklinde kurulabilir.
II. Güvence altına alınan alacak
1. Ana para
MADDE 851.- Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak
için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün
istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır
taraflarca belirtilir.
Yurt içinde veya dışında
faaliyette bulunan kredi kuruluşlarınca yabancı para üzerinden veya yabancı
para ölçüsü ile verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para
üzerinden taşınmaz rehni kurulabilir. Bu hâlde her derecenin ifade ettiği miktar,
rehin konusu alacağın tespit edildiği para türü üzerinden gösterilir. Ancak,
aynı derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin kurulamaz.
Yabancı para üzerinden
kurulan rehne ait bir derecenin boşalması hâlinde, yerine, tescil edileceği
tarihteki karşılığı Türk parası veya yabancı para üzerinden rehin kurulabilir.
Türk parası ile kurulmuş bir rehne ait derecenin boşalması hâlinde ise, yerine
tescil edileceği tarihteki karşılığı yabancı para üzerinden rehin kurulabilir.
Yabancı veya Türk parası karşılıklarının
hesabında hesap günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının döviz alış kuru
esas alınır. Rehin haklarının hangi yabancı paralar üzerinden kurulabileceği Cumhurbaşkanınca[55] belirlenir.
2. Faiz
MADDE 852.- Sınırlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla, taraflar faiz oranını
diledikleri gibi kararlaştırabilirler.
III. Taşınmaz
1. Rehne konu olabilme
MADDE 853.- Rehin hakkı, ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar üzerinde kurulabilir.
2.Belirli olma
a. Taşınmaz tek ise
MADDE 854.- Rehin kurulurken, konusu olan taşınmazın belirtilmesi gerekir.
Bölünen taşınmazın
parselleri tapu kütüğüne ayrı ayrı kaydedilmedikçe rehne konu olamaz.
b. Taşınmaz birden çok ise
MADDE 855.- Birden çok taşınmazın aynı borç için rehnedilmesi, taşınmazların aynı
malike veya borçtan müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmalarına
bağlıdır.
Aynı alacak için birden çok
taşınmazın rehnedildiği diğer hâllerde, her taşınmazın alacağın ne miktarı için
güvence oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir.
Aksine bir anlaşma
bulunmadıkça, tapu idaresi, re'sen güvenceyi taşınmazların her birine değeri
oranında dağıtır.
B. Rehnin kurulması ve sona ermesi
I. Rehnin kurulması
1. Tescil
MADDE 856.- Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Kanunda öngörülen
ayrık durumlar saklıdır.
Taşınmaz rehninin
kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği, resmî şekilde yapılmış olmasına
bağlıdır.
2. Birden çok kişiye ait
taşınmazlarda
MADDE 857.- Paylı mülkiyette paydaş kendi payını rehnedebilir.
Pay üzerinde rehin
kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını rehnedemezler.
Elbirliği mülkiyetine tâbi
taşınmaz, ancak bütün olarak ve maliklerin tamamı adına rehnolunabilir.
II. Rehnin sona ermesi
MADDE 858.- Taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla
sona erer.
Kamulaştırmaya ilişkin kanun
hükümleri saklıdır.
III. Taşınmazların birleştirilmesi
1. Rehnin başka taşınmaz
üzerine geçmesi
MADDE 859.- Yetkili kamu kurum veya kuruluşu tarafından gerçekleştirilen parsel
birleştirilmesi ve dağıtımı işlemi sonucunda birleştirilen parsel üzerindeki
rehinler, sıralarını koruyarak o parselin yerine verilen taşınmaz üzerine
geçer.
Birleştirme sonucunda
meydana gelen taşınmaz, değişik alacaklar için rehinli veya bazıları rehinsiz
birden çok parselin yerini alırsa; bu taşınmaz üzerine geçen rehin hakları,
taşınmazı bütün olarak kapsar ve olanak ölçüsünde sıralarını korurlar.
2. Borçlunun taşınmazı
rehinden kurtarması
MADDE 860.- Birleştirilen taşınmazlardan biri ile güvence altına alınmış olan
alacağın borçlusu, üç ay önce bildirmek koşuluyla birleştirme sırasında
karşılığını ödeyerek taşınmazı rehinden kurtarabilir.
3. Bedel olarak ödenen para
MADDE 861.- Rehinli bir taşınmaz için bedel olarak ödenen para, alacaklılar
arasında sıralarına göre, aynı sırada iseler alacaklarının miktarlarıyla
orantılı olarak bölüştürülür.
Bu bedel, rehinle güvenceye
bağlanmış olan alacak miktarının yirmide birinden fazla olduğu veya yeni
taşınmaz, alacak için yeterli güvence oluşturmadığı takdirde, alacaklının
rızası olmadan borçluya ödenemez.
C. Hükmü
I. Rehnin kapsamı
MADDE 862.- Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte
yükümlü kılar.
Rehnin kuruluşu sırasında
makine, otel döşeme eşyası gibi açıkça eklenti olarak gösterilen ve tapu
kütüğünde beyanlar sütununa yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte
olamayacakları ispat edilmedikçe eklenti sayılır.
Üçüncü kişilerin eklentiler
üzerindeki hakları saklıdır.
II. Kira bedelleri
MADDE 863.- Kiraya verilmiş taşınmaz üzerindeki rehnin kapsamına, borçluya karşı
rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasından veya borçlunun iflâsının
ilânından başlayarak rehnin paraya çevrilmesi anına kadar işleyen kira
bedelleri de girer.
Rehin hakkı, kiracılara
karşı ancak cebrî icra yoluyla takibin kendilerine bildirilmesi veya iflâs
kararının ilânından sonra ileri sürülebilir.
Rehinli taşınmaz malikinin
henüz muaccel olmamış kira bedelleri üzerinde yaptığı hukukî işlemler ile diğer
alacaklılar tarafından koydurulan hacizler, kira alacaklarının muaccel
olmalarından önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlamış olan rehinli
alacaklılara karşı geçerli değildir.
III. Zamanaşımı
MADDE 864.- Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı
işlemez.
IV. Önlem alma yetkisi
1. Değer düşmelerine karşı
a. Koruma önlemleri
MADDE 865.- Malik, rehinli taşınmazın değerini düşüren davranışlarda bulunursa;
alacaklı, hâkimden bu gibi davranışları yasaklamasını isteyebilir.
Alacaklıya, gerekli
önlemleri almak üzere hâkim tarafından yetki verilebileceği gibi; gecikmesinde
tehlike bulunan hâllerde alacaklı, böyle bir yetki verilmeden de gerekli önlemleri kendiliğinden alabilir.
Alacaklı, önlem için yapmış
olduğu giderleri malikten isteyebilir ve bu alacakları için taşınmaz üzerinde,
tescile gerek olmaksızın ve tescil edilmiş olan diğer yüklerden önce gelen bir
rehin hakkına sahip olur.
b. Güvence, eski hâle
getirme, kısmî ödeme isteme
MADDE 866.- Rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana gelmişse alacaklı, alacağı
için başka güvence göstermesini veya rehinli taşınmazın eski hâle getirilmesini
borçludan isteyebilir.
Alacaklı, rehinli taşınmazın
değerinin düşmesi tehlikesinin mevcut olması hâlinde de güvence isteyebilir.
Yeterli güvence hâkim
tarafından belirlenen süre içinde verilmediği takdirde alacaklı, güvence
eksiğini karşılayacak miktardaki alacak kısmının ödenmesini isteyebilir.
2. Değerin kusur olmadan
düşmesi
MADDE 867.- Değer düşmesi malikin kusuru olmadan meydana gelmişse alacaklı, ancak
malikin zarardan ötürü aldığı tazminat miktarını aşmayacak ölçüde borçludan
güvence vermesini veya kısmî ödeme yapmasını isteyebilir.
Bununla birlikte alacaklı,
değer düşmesinin önlenmesi veya giderilmesi için gerekli önlemleri
kendiliğinden alabilir. Alacaklı, bu amaçla yaptığı masraflardan dolayı rehinli
taşınmaz üzerinde tescile gerek olmaksızın ve tescil edilmiş olan diğer
yüklerden önce gelen bir rehin hakkına sahip olur. Malik, bu masraflardan
kişisel olarak sorumlu değildir.
3. Rehinli taşınmazın kısmen
devri
MADDE 868.- Malik, rehinli taşınmazın güvence altına aldığı alacağın yirmide
birinden az değeri olan bir parçasını başkasına devrederse; alacaklı, kendisine
bu parça ile orantılı bir ödeme yapıldığı veya taşınmazın geri kalan kısmı
yeterli güvence oluşturduğu takdirde, devredilen parça üzerindeki rehni
kaldırmaktan kaçınamaz.
V. Rehinden sonra kurulan aynî haklar
MADDE 869.- Malikin rehinli taşınmaz üzerinde yeni sınırlı aynî haklar
kurmayacağını taahhüt etmesi geçerli değildir.
Tarihi daha eski olan rehin
hakkı, aynı taşınmaz üzerinde alacaklının izni olmadan daha sonra kurulan
irtifak haklarından veya taşınmaz yüklerinden önce gelir. Sonradan kurulan ve
rehnin paraya çevrilmesi sırasında daha eski tarihli rehinli alacaklılara zarar
veren irtifaklar ve taşınmaz yükleri terkin edilir.
Önceki rehinli alacaklının
istemiyle irtifak hakları veya taşınmaz yükleri terkin edilen kimselerin,
rehinli taşınmazın paraya çevrilmesinde, hakları sonradan tescil edilenlere
karşı, satış bedelinden haklarının değerini karşılayan miktarı almak hususunda
öncelikleri vardır.
VI. Rehin derecesi
1. Rehin derecesinin
hükümleri
MADDE 870.- Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin derecesi ile
sınırlıdır.
Taşınmaz rehni, sırada
kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla
ikinci veya daha sonraki derecede de kurulabilir.
2. Rehin dereceleri
arasındaki ilişki
MADDE 871.- Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş bulunan rehin
haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki sırada yer alan rehinli
alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı vermez.
Terkin edilen rehin hakkı
yerine yeni bir rehin hakkı kurulabilir.
Sonraki sırada yer alan
rehinli alacaklılara boşalan dereceye geçme hakkı veren sözleşmelerin
geçerliliği, resmî şekilde yapılmalarına; aynî etki sağlamaları, tapu kütüğüne
şerh verilmelerine bağlıdır.
3. Boş dereceler
MADDE 872.- Sonraki sıralarda kurulmuş bir rehin hakkından önce gelen bir rehin
mevcut değilse veya borçlu önceki bir rehin senedi üzerinde tasarruf etmemişse
ya da önceki sırada bulunan rehinli alacak, o derece için tescilde belirtilen
miktardan az ise; taşınmazın paraya çevrilmesinde satış bedeli, boş derece
hesaba katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre dağıtılır.
VII. Rehnin paraya çevrilmesi
1. Paraya çevirme şekli
MADDE 873.- Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden
elde etme hakkına sahiptir.
Borcun ödenmemesi hâlinde
rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü
geçersizdir.
Aynı alacak için birden çok
taşınmazın rehnedilmiş olması hâlinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi,
taşınmazların tamamı hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan
ancak gerektiği kadarını paraya çevirir.
2. Satış bedelinin
dağıtılması
MADDE 874.- Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına göre
dağıtılır.
Aynı sırada olan alacaklılar
arasında o sıraya düşen satış bedeli alacakları oranında dağıtılır.
3. Güvencenin kapsamı
MADDE 875.- Taşınmaz rehninin alacaklıya sağladığı güvencenin kapsamına şunlar
girer:
1. Ana para,
2. Takip giderleri ve
gecikme faizi,
3. İflâsın açıldığı veya rehnin
paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile
son vadeden başlayarak işleyen faiz.
Daha önce belirlenmiş olan
faiz oranı, sonradan gelen alacaklıların zararına olarak artırılamaz.
4. Zorunlu masrafların
güvencesi
MADDE 876.- Alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmışsa ve
özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan
alacakları tescile gerek olmaksızın aynen rehinli alacağı gibi güvenceden
yararlanır.
VIII. Arazinin iyileştirilmesi hâlinde rehin hakkı
1. Öncelik
MADDE 877.- Bir kamu kurum veya
kuruluşunun katkısıyla iyileştirilen arazinin değerinde bir artma meydana
gelirse malik, iyileştirme giderlerinden payına düşeni karşılamak üzere
kendisine ödünç veren alacaklı lehine tescil suretiyle rehin hakkı kurabilir.
Kurulan rehin, taşınmaz üzerindeki diğer bütün yüklerden önce gelir.
İyileştirme, kamu kurum veya
kuruluşunun katkısı olmaksızın yapılmış ise, malik taşınmazı üzerinde en çok
masrafların üçte ikisi için rehin kurabilir.
2. Borcun ödenmesi ve rehnin
sona ermesi
MADDE 878.- İyileştirme, kamu kurum veya
kuruluşunun katkısı olmaksızın yapılmış ise, rehinli alacağın en çok beş yıl
içinde eşit taksitlerle ödenmesi gerekir.
Alacağın veya yıllık
taksitlerin muaccel olmasından beş yıl sonra rehin hakkı sona erer ve sonraki
alacaklılar sıralarına göre ilerlerler.
IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak
MADDE 879.- Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli
alacaklıların rızasıyla ödenebilir.
Sigorta tazminatı taşınmazın
eski hâle getirilmesi için harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence
gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir.
X. Alacaklının temsili
MADDE 880.- Acele karar alınması gereken hâllerde, borçlunun veya diğer bir
ilgilinin istemesi üzerine, şahsen hareket etmesi kanun hükmü gereği olup da
adı veya nerede olduğu bilinmeyen alacaklıya, rehinli taşınmazın bulunduğu yer
sulh hâkimi tarafından bir kayyım atanır.
İKİNCİ AYIRIM
İPOTEK
A. Amaç ve nitelik
MADDE 881.- Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin
veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir.
İpoteğe konu olacak
taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kuruluş
MADDE 882.- Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar da, belli rehin
derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak miktarında meydana gelecek
değişmelere bakılmaksızın sırasını korur.
Tapu memuru istem üzerine
alacaklıya ipoteği gösteren bir belge verir. Sadece tescilin yapıldığını ispata
yarayan bu belge kıymetli evrak niteliği taşımaz.
Tescilin yapıldığının
sözleşme üzerine yazılıp onaylanması, ipotek belgesi yerine geçer.
II. Sona erme
1. İpoteğin terkinini isteme
hakkı
MADDE 883.- Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki, alacaklıdan ipoteği
terkin ettirmesini isteyebilir.
İpotek süreli
olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli
taşınmaz üzerinde 9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması
hâlinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir. (10.07.2019 tarihli, 30827 sayılı R.G. 7181 s.k. ile eklenmiştir)
2. Borçtan sorumlu olmayan
malikin hakkı
MADDE 884.- Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait
koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını
isteyebilir.
Alacak, borcu ödeyen malike
geçer.
3. İpotekten kurtarma
a. Koşulları ve usulü
MADDE 885.- Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş olan bir taşınmazı edinen kimse,
borçtan şahsen sorumlu değilse, icra takibine başlanmadan önce, satın alma
bedelini ödeyerek taşınmazı ipotekten kurtarabilir. Taşınmazı karşılıksız
olarak edinen kimse de, takdir edeceği bedeli ödeyerek bu hakkı kullanabilir.
İpotekten kurtarma hakkı,
alacaklılara altı ay önce yapılacak yazılı ihbarla kullanılabilir.
İpotekten kurtarma bedeli
alacaklılar arasında sıralarına göre dağıtılır.
b. Açık artırma
MADDE 886.- İpotekten kurtarma ihbarına karşı alacaklılar, ihbarın tebliğinden
başlayarak bir ay içinde giderleri peşin ödemek suretiyle, ipotekli taşınmazın
açık artırma yoluyla satılmasını isteyebilirler.
Satış, icra dairesince İcra
ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Açık
artırmada elde edilen miktarın satış bedelinden veya malik tarafından takdir
edilen bedelden fazla olması hâlinde, bu miktar ipotekten kurtarma bedeli
sayılır. Artırma bedelinin fazla olduğu hâllerde açık artırma giderleri malike,
aksi hâlde açık artırmayı isteyen alacaklıya ait olur.
4. Ödeme istemi
MADDE 887.- İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının
ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine
karşı yapılmış olmasına bağlıdır.
C. Hükmü
I. Mülkiyet ve borçluluk
1. Taşınmazın devri
MADDE 888.- İpotekli taşınmazın devri,
aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir
değişiklik meydana getirmez.
Yeni malik borcu yüklendiği
takdirde alacaklı, kendisine başvurma hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde
yazılı olarak önceki borçluya bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.
2. Taşınmazın bölünmesi
MADDE 889.- İpotekli taşınmazın bir
kısmının veya aynı malike ait bulunan ipotekli taşınmazlardan birinin başkasına
devredilmesi ya da ipotekli taşınmazın bölünmesi hâlinde, aksine bir anlaşma
yoksa, rehin taşınmazlara değerleri oranında tapu idaresince re'sen dağıtılır.
Bu dağıtımı kabul etmeyen
alacaklı, dağıtımın kesinleştiğinin kendisine tebliğinden başlayarak bir ay
içinde yazılı bildirimde bulunmak suretiyle alacağın bir yıl içinde ödenmesini
borçludan isteyebilir.
Yeni malikler, kendilerine
ait taşınmaza düşen borcu yüklendikleri takdirde alacaklı, kendisine başvurma
hakkını saklı tuttuğunu önceki borçluya bir yıl içinde yazılı olarak
bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.
3. Borcu yüklenmenin
bildirilmesi
MADDE 890.- Taşınmazın yeni maliki borcu
yüklenirse, tapu idaresi bunu alacaklıya bildirir.
Alacaklıya
tanınan hakkını saklı tuttuğuna ilişkin bir yıllık beyan süresi, tapu
idaresince yapılan bildirimin tebliği tarihinden işlemeye başlar.
II. Alacağın devri
MADDE 891.- İpotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerli olması,
devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlı değildir.
D. Kanunî ipotek
I. Tescile tâbi olmayan kanunî ipotek
MADDE 892.- Kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda öngörülmüş olmadıkça,
tapu kütüğüne tescil edilmelerine bağlı değildir.
II. Tescile tâbi kanunî ipotekler
1. Hâller
MADDE 893.- Aşağıdaki alacaklılar, kanunî ipotek hakkının tescilini
isteyebilirler:
1. Satıştan doğan alacağı
için satılan taşınmaz üzerinde satıcı,
2. Elbirliği ortaklığına
giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar
veya diğer elbirliği ortakları,
3. Bir taşınmaz üzerinde
yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf
ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden
alacaklı olan alt yüklenici veya zanaatkârlar.
Alacaklıların, bu kanunî
ipotek hakkından önceden feragat etmeleri geçerli değildir.
2. Satıcılar, mirasçılar ve
diğer elbirliği ortakları bakımından
MADDE 894.- Satıcıların, mirasçıların ve diğer elbirliği ortaklarının kanunî
ipotek haklarının, mülkiyetin naklini izleyen üç ay içinde tapu kütüğüne tescil
edilmiş olması gerekir.
3. Zanaatkâr ve yükleniciler
bakımından
a. Tescil
MADDE 895.- Zanaatkârların ve yüklenicilerin kanunî ipotek hakları, çalışmayı veya
malzeme vermeyi yüklendikleri andan başlayarak tapu kütüğüne tescil olunabilir.
Tescilin yüklenilen işin
tamamlanmasından başlayarak üç ay içinde yapılmış olması gerekir.
Tescilin yapılması için
alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması
şarttır.
Malik yeterli güvence
gösterirse tescil istenemez.
b. Sıra
MADDE 896.- Hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile zanaatkârlar ve
yükleniciler, kanunî ipotekten yararlanma bakımından kendi aralarında aynı
sırada sayılırlar.
c. Öncelik
MADDE 897.- Satış bedeli zanaatkârlar ve yüklenicilerin alacaklarının tamamını
karşılamadığı takdirde kalan kısım, ipotek hakkı elde eden önceki sıradaki
alacaklıların payına düşen satış bedelinden arsa değeri çıkarıldıktan sonra
artan para ile karşılanır. Ancak bu, taşınmaz üzerindeki yüklerin zanaatkârlar
ve yüklenicilerin zararına olacağının alacaklılar tarafından bilinebilir
olmasına bağlıdır.
Önceki sırada bulunan
alacaklılar, rehin senetlerini devrederlerse, bu devir yüzünden zanaatkârlar ve
yüklenicilerin elde edemedikleri alacak miktarını tazmin etmekle yükümlü
olurlar.
İşe başlandığı, hak sahibi,
zanaatkârlar veya yüklenicilerden birinin bildirimi üzerine tapu kütüğünün
beyanlar sütununa yazıldıktan sonra, tescilin yapılabileceği sürenin sonuna
kadar taşınmaz üzerinde ipotekten başka türde rehin tescil edilemez.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
İPOTEKLİ
BORÇ SENEDİ VE
İRAT
SENEDİ
A. İpotekli borç senedi
I. Amaç ve nitelik
MADDE 898.- İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış kişisel
bir alacak meydana getirir.
II. Değer biçilmesi
MADDE 899.- İpotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması için tapu idaresince
taşınmaza resmen değer biçilir.
Biçilmiş değeri aşan miktar
için ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulamaz.
III. Muacceliyet bildirimi
MADDE 900.- İpotekli borç senedindeki alacak, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
faizlerin ödenmesi gereken tarihte, bu tarihten en az altı ay önce alacaklı
veya borçlu tarafından diğer tarafa yapılacak bildirimle muaccel olur.
IV. Malikin durumu
MADDE 901.- İpotekli borç senedindeki borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan
rehinli taşınmaz maliki hakkında ipoteğe ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmaz maliki, alacaklıya
karşı borçluya ait bütün def'ileri ileri sürebilir.
V. Devir ve bölünme
MADDE 902.- İpotekli borç senedinin güvencesi olan taşınmazın devrine veya
bölünmesine ilişkin sonuçlar hakkında ipotek hükümleri uygulanır.
B. İrat senedi
I. Amaç ve nitelik
MADDE 903.- İrat senedi, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü şeklinde kurulmuş bir
alacak hakkı meydana getirir.
İrat senedinin güvencesini
ancak tarım arazisi, konutlar ve üzerinde bina yapılabilecek arsalar
oluşturabilir.
İrat senedi, kişisel borç
doğurmaz ve borcun sebebini de göstermez.
II. Sorumluluğun sınırı
MADDE 904.- İrat senetlerindeki alacak miktarı, tarım arazisinde arazinin gelir
değerinin, diğer taşınmazlarda taşınmazın gelir değeri ile bina ve arsa
değerleri ortalamasının beşte üçünü aşamaz.
Değerlendirmeler tapu
idaresince resmen yapılır.
III. Devletin sorumluluğu
MADDE 905.- Değer biçilmesinde gereken özenin gösterilmemesinden Devlet
sorumludur.
Devlet, kusuru olan
memurlara rücu edebilir.
IV. Yükten kurtarma
MADDE 906.- İrat senedi ile yüklü olan taşınmazın maliki, sözleşmeyle daha uzun
bir bildirim süresi kabul edilmiş olsa bile, her altı yıllık dönemin sonu için
bir yıl önce bildirmek ve bedelini ödemek koşuluyla taşınmazın yükten
kurtarılmasını isteyebilir.
Kanunda öngörülen hâller
dışında alacaklı, ancak her on yıllık dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek
suretiyle borcun ödenmesini isteyebilir.
V. Borç ve mülkiyet
MADDE 907.- İrat senedinin borçlusu yüklü taşınmazın malikidir.
Yüklü taşınmazı edinen kimse
irat senedinin borçlusu olur ve eski malik başka bir işleme gerek kalmaksızın
borcundan kurtulur.
Faiz borçları, taşınmazla
güvenceye bağlı olmaktan çıktığı tarihten başlayarak malikin kişisel borcu
olur.
VI. Bölünme
MADDE 908.- İrat senediyle yüklü taşınmazın bölünmesi hâlinde, parsellerin
malikleri irat senedinin borçlusu olurlar.
İrat senedi borcunun
parsellere dağıtılmasında, ipotekle yüklü taşınmazın bölünmesine ilişkin
hükümler uygulanır.
Alacaklı, borcun parsellere
dağıtımının kesinleşmesinden başlayarak bir ay içinde yapacağı bildirimle bir
yıl içinde irat senedinin satın alınmasını isteyebilir.
C. Ortak hükümler
I. Kurulması
1. Alacağın niteliği
MADDE 909.- İpotekli borç senedi ve irat senedi koşul ve karşı edim kaydı
içeremez.
2. Senedin dayanağı borç
ile ilişkisi
MADDE 910.- İpotekli borç senedinin veya irat senedinin düzenlenmesiyle birlikte
dayanağı olan borç ilişkisi yenileme yoluyla sona erer.
Bunun aksine yapılan
sözleşme, sadece tarafları ve iyiniyetli olmayan üçüncü kişileri etkiler.
3. Tescil ve rehin senedi
a. Rehin senedini düzenleme
gereği
MADDE 911.- İpotekli borç senedi veya irat senedi için tapu kütüğüne yapılacak
tescilden başka rehin senedi de düzenlenir.
Senet daha sonra düzenlenmiş
olsa bile, hukukî sonuçlarını tescil tarihinden başlayarak doğurur.
b. Rehin senedinin
düzenlenmesi
MADDE 912.- İpotekli borç senedi ve irat senedi, tapu memuru tarafından
düzenlenir.
Senetler üzerinde tapu
memuru ile yetkili Hazine temsilcisinin imzaları bulunur.
Bu senetler, alacaklı veya
temsilcisine ancak borçlunun ve yüklü taşınmazın malikinin yazılı rızaları
üzerine verilebilir.
c. Rehin senedinin şekli
MADDE 913.- İpotekli borç senedi ve irat senedinin şekilleri Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelikle[56] belirlenir.
4. Alacaklının belirlenmesi
a. Düzenleme sırasında
MADDE 914.- İpotekli borç senedi ve irat senedi nama veya hamile yazılı
düzenlenebilir.
Bu senetler, yüklü
taşınmazın maliki adına da düzenlenebilir.
b. Ortak temsilci
MADDE 915.- İpotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken, gerekli ödemeleri
yapmak ve ödenecek paraları tahsil etmek, yapılacak tebliğleri almak, güvence
azalmalarına rıza göstermek ve genel olarak alacaklının, borçlunun ve malikin
haklarını tam bir özen ve tarafsızlıkla korumak üzere bunlar tarafından bir
temsilci atanabilir.
Temsilcinin adı tapu
kütüğüne ve rehin senedine yazılır.
Temsilcinin yetkisinin sona
ermesi hâlinde ilgililer anlaşamazlarsa, sulh hâkimi gerekli önlemleri alır.
5. Ödeme yeri
MADDE 916.- Rehin senedinden aksi anlaşılmadıkça, senet hamile yazılı olsa bile
borçlu, bütün ödemelerini alacaklının yerleşim yerinde yapmak zorundadır.
Alacaklının yerleşim yeri
bilinmediği veya alacaklı yerleşim yerini borçlunun zararına değiştirdiği
takdirde borçlu, borcunu kendi yerleşim yerindeki veya alacaklının eski
yerleşim yerindeki hâkimin belirleyeceği yere tevdi ederek borcundan
kurtulabilir.
Senedin faiz kuponları varsa
faiz ödemesi, kuponları ibraz edene yapılır.
6. Alacağın devrinden sonra
ödeme
MADDE 917.- Alacağın devri hâlinde borçlu, kendisine bildirilmiş olmadıkça kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık edimleri,
senet hamile yazılı olsa bile, eski alacaklıya ödeyebilir.
Ana paranın tamamen veya
kısmen ödenmesi, ancak ödeme zamanında kendisinin alacaklı olduğunu ispat eden
kimseye yapılmış ise geçerlidir.
II. Sona erme
1.Alacaklının olmaması
MADDE 918.- Alacaklı yoksa veya rehin hakkından feragat ederse borçlu, tapu
kütüğündeki tescili terkin ettirip ettirmemekte serbesttir.
Borçlu, zilyetliğine geçmiş
olan senedi yeniden tedavüle çıkartabilir.
2. Terkin
MADDE 919.- İpotekli borç senedi veya irat senedine ilişkin tescil, ancak
tarafların veya mahkemenin rehin senedini iptal etmesi üzerine terkin
edilebilir.
III. Alacaklının hakları
1. İyiniyetin korunması
a. Tescil bakımından
MADDE 920.- İpotekli borç senedinden veya irat senedinden doğan alacak, tapu
kütüğüne iyiniyetle dayanan herkes için kütükteki tescile göre geçerlidir.
b. Senet bakımından
MADDE 921.- Usulüne göre düzenlenmiş olan ipotekli borç senedi veya irat senedi,
ona iyiniyetle dayanan herkes hakkında, içinde yazılı olanlara göre geçerlidir.
c. Senet ile tescilin
ilişkisi
MADDE 922.- İpotekli borç senedi veya irat senedi metninde yazılı olanlar tapu
kütüğündeki tescile uymazsa veya tapu kütüğünde tescil yoksa, kütük esas alınır.
Bununla birlikte senedi iyiniyetle
edinen kimse, tapu kütüğüne ilişkin hükümler uyarınca tazminat isteyebilir.
2. Hakkın ileri sürülmesi
MADDE 923.- Nama veya hamile yazılı ipotekli borç senedi veya irat senedindeki
alacak, ancak senet üzerindeki zilyetlikle birlikte devir veya rehin edilebilir
veya başka bir tasarrufa konu olabilir.
Senetlerin henüz
düzenlenmemiş olması veya mahkeme tarafından iptal edilmesi hâlinde alacağı
ileri sürme hakkı saklıdır.
3. Alacağın devri
MADDE 924.- İpotekli borç senedindeki veya irat senedindeki alacağın devri, rehin
senedinin teslim edilmesine bağlıdır.
Rehin senedinin nama yazılı
olması hâlinde devralanın adı ve devir işlemi senet üzerine yazılır.
IV. İptal
1. Senedin kaybedilmesi
MADDE 925.- Rehin senedi irade dışında elden çıkmış veya borcu sona erdirme kastı
olmaksızın yok edilmiş ise alacaklı, rehin senedini ve kuponu mahkeme kararıyla
iptal ettirerek borçludan borcunu ödemesini ve eğer alacak henüz muaccel
değilse yeni bir rehin senedi veya kupon düzenlenmesini isteyebilir.
İptal kararı, hamile yazılı
kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler gereğince verilir; ancak, ibraz
süresi bir yıldır.
Borçlu da ödenmiş olmasına
rağmen geri verilmemiş olan senet için aynı hükümler uyarınca senedin iptalini
isteyebilir.
2. İlân yoluyla duyuru
MADDE 926.- İpotekli borç senedi veya irat senedinin alacaklısının kim olduğu on
yıldan beri bilinmiyor ve bu süre içinde faiz ödenmesi de istenmemiş
bulunuyorsa, rehinli taşınmazın maliki, alacaklının ortaya çıkması için
gaipliğe ilişkin hükümlere göre ilân yapılmasını hâkimden isteyebilir.
Alacaklı ortaya çıkmaz ve
yapılan araştırma sonunda büyük bir olasılıkla alacağın artık mevcut olmadığı
anlaşılırsa, hâkim tarafından senedin iptaline karar verilir; bu kararla rehin
derecesi boşalmış olur.
V. Borçlunun def'ileri
MADDE 927.- Borçlu yalnız tescilden veya senetten doğan def'ileri ve istemde
bulunan alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel def'ileri ileri sürebilir.
VI. Ödenen senedin geri verilmesi
MADDE 928.- Borcun tamamını ödeyen borçlu, alacaklıdan senedin iptal edilmemiş
olarak geri verilmesini isteyebilir.
VII. Hukukî ilişkide değişiklik
MADDE 929.- Borçlu borcun kısmen ödenmesi veya borç yükünün hafifletilmesi ya da
güvencenin azaltılması gibi hukukî ilişkide meydana gelen değişiklikleri tapu
kütüğüne tescil ettirme hakkına sahiptir.
Tapu memuru, bu tür
değişiklikleri senet üzerine de yazar.
Meydana gelen
değişikliklerin tescil edilmemiş olması hâlinde, senette yazılı yıllık
edimlerin ödenmiş olması dışındaki değişiklikler senedi iyiniyetle kazanan
kimseye karşı ileri sürülemez.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
TAŞINMAZ
REHNİYLE GÜVENCE
ALTINA
ALINAN
ÖDÜNÇ
SENETLERİ
A. Rehinli tahviller
MADDE 930.- Nama veya hamile yazılı tahviller, aşağıdaki hâllerde taşınmaz
rehniyle güvence altına alınabilir:
1. Ödüncün tamamı için
ipotek veya ipotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması ve alacaklılar ile
borçlu için ortak bir temsilcinin atanması,
2. Tahvil çıkarmayı üzerine
alan kurum yararına ödüncün tamamı için taşınmaz rehni kurulması ve bu rehinli
alacağın da tahvil alacaklıları yararına rehnedilmesi.
B. Seri hâlinde rehin senedi çıkarılması
I. Genel olarak
MADDE 931.- Seri hâlinde çıkarılan ipotekli borç senetleri ile irat senetleri
hakkında, aşağıdaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, ipotekli borç senedi ve
irat senedine ilişkin genel hükümler uygulanır.
II. Düzenlenmesi
MADDE 932.- Seri hâlinde çıkarılan senetler, her birinin değeri yüz milyon lira
veya yüz milyon liranın katları olarak düzenlenir.
Bir serideki bütün
senetlerin şeklinin aynı olması ve numaralarının birbirini izlemesi gerekir.
Senetlerin rehinli taşınmaz
maliki tarafından çıkarılmamış olması hâlinde aracı kurumun, alacaklılar ve
borçlunun temsilcisi olduğu senetlerde belirtilir.
III. Borcun kısım kısım ödenmesi
MADDE 933.- Borçlu, belirli zamanlarda faizle birlikte anaparanın bir kısmını da
ödemeyi üstlenebilir.
Taksit olarak her yıl
ödenecek paranın, senetlerin belli bir bölümünü karşılaması zorunludur.
IV. Tescil
MADDE 934.- Senetler, sayıları gösterilmek suretiyle tapu kütüğüne tescil olunur;
ödüncün tamamı için bir tescil yapılır.
Senet sayısı az ise, her
senet ayrı tescil edilebilir.
V. Hükmü
1. Senedi çıkaran aracı
kurum
MADDE 935.- Senedi çıkaran aracı kurum, alacaklıların ve borçlunun temsilcisi olsa
bile, senetlerin çıkarılması sırasında kendisine ayrıca yetki verilmiş
olmadıkça, borcun kapsamında ve koşullarında bir değişiklik yapamaz.
2.Senetlerin geri ödenmesi
a. Ödeme plânı
MADDE 936.- Senetlerin geri ödenmesi, çıkarma sırasında yapılan veya o sırada
verilen yetkiye dayanarak aracı kurumun düzenleyeceği plâna göre
gerçekleştirilir. Sırası gelen senedin karşılığı alacaklıya ödenmekle senedin
hükmü kalmaz.
Aksi kararlaştırılmadıkça
tescilin terkini, ancak borçlunun tescilde belirtilen yükümlülüklerini tamamen
yerine getirmiş ve senetlerin bütün kuponları ile birlikte geri verilmiş
olmasına veya geri verilmemiş kuponlar varsa bunları karşılayacak miktarın
hâkimin belirleyeceği yere tevdi edilmesine bağlıdır.
b. Denetleme
MADDE 937.- Rehinli taşınmazın maliki veya aracı kurum, ödeme plânına göre kur'a
çekmek ve karşılığı ödenen senetleri iptal etmekle yükümlüdür.
İrat senetlerinde bu
işlemler Devletçe denetlenir.
c. Geri ödemelerin
özgülenmesi
MADDE 938.- Rehinli taşınmazlar yerine elde edilen paralar, ilk kur'a çekiminde
belli olacak senetlerin ödenmesinde kullanılır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
TAŞINIR REHNİ
BİRİNCİ
AYIRIM
TESLİME
BAĞLI REHİN VE HAPİS HAKKI
A. Teslime bağlı rehin
I. Kurulması
1. Alacaklının zilyetliği
MADDE 939.- Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar, ancak zilyetliğin
alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir.
Rehnedende tasarrufta
bulunma yetkisi olmasa bile, rehin konusu taşınıra iyiniyetle zilyet olan
kimse, zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır.
Üçüncü kişilerin önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır.
Taşınır, fiilen yalnız
rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz.
2. Ayrık durumlar
MADDE 940.- Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar ile
kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için, zilyetlik
devredilmeden de, icra dairesinde tutulacak özel sicile yazılmak suretiyle
hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla tutulacak sicil Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelikle[57] belirlenir.
Gerçek veya tüzel kişilerin
alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili
zorunlu olan taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın
kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin
kurulmasına ilişkin diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[58] belirlenir.
3. Art rehin
MADDE 941.- Rehnedilen taşınırın maliki, onun üzerinde bir art rehin kurabilir.
Bunun için, alacağı ödenince rehnedilen taşınırın sonraki alacaklıya teslim
edilmesinin rehinli alacaklıya yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
4. Alt rehin
MADDE 942.- Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına
rehnedebilir.
II. Rehnin sona ermesi
1. Zilyetliğin kaybı
MADDE 943.- Taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan
üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur.
Taşınır, alacaklının
rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin
hükümleri askıda kalır.
2. Geri verme borcu
MADDE
944.- Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple rehin hakkı sona
erince alacaklı, rehinli taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlüdür.
Alacaklı, alacağının
tamamını almadıkça rehinli taşınırı veya onun bir kısmını geri vermek zorunda
değildir.
3. Alacaklının sorumluluğu
MADDE 945.- Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin
azalması yüzünden meydana gelen zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın
doğduğunu ispat etmedikçe sorumludur.
Rehinli taşınırı
kendiliğinden başkasına devir veya rehneden alacaklı, bundan doğan bütün
zararlardan sorumlu olur.
III. Rehnin hükümleri
1. Alacaklının hakkı
MADDE 946.- Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya çevrilmesi yoluyla
ödenmesini isteyebilir.
Rehin hakkı, alacaklıya asıl
alacak ile birlikte sözleşme faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme
faizinin güvencesini sağlar.
2. Rehnin kapsamı
MADDE 947.- Rehin, taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar.
Aksi kararlaştırılmış
olmadıkça alacaklı, rehinli taşınırın doğal ürünlerini, bütünleyici parçası
olmaktan çıkınca malike vermekle yükümlüdür.
Rehin, paraya çevirme
sırasında bütünleyici parça niteliğindeki doğal ürünleri de kapsar.
3. Rehnin sırası
MADDE 948.- Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunduğu takdirde,
alacaklılara rehin haklarının sırasına göre ödeme yapılır.
Rehin hakkının sırası
kuruluş tarihine göre belirlenir.
4. Mülkiyetin geçememesi
MADDE 949.- Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya
geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir.
B. Hapis hakkı
I. Koşulları
MADDE 950.- Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı
veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın
alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticarî
ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır.
Alacaklı, borçluya ait
olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu
ölçüde hapis hakkına sahip olur.
II. Ayrık durumlar
MADDE 951.- Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar
üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.
Alacaklının üstlendiği
yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla
veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.
III. Borç ödemeden aciz
MADDE 952.- Alacaklı, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde, alacağı muaccel
olmasa bile, hapis hakkını kullanabilir.
Borç ödemeden aciz,
taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş veya daha önce meydana gelmiş
olmakla beraber alacaklı bu durumu teslimden sonra öğrenmiş ise; o şeyin belli
bir yönde kullanılacağı konusunda alacaklı tarafından yüklenilmiş bir
yükümlülük veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla
bağdaşmasa bile, alacaklı hapis hakkını kullanabilir.
IV. Hükümleri
MADDE 953.- Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse alacaklı,
borçluya daha önce bildirimde bulunarak, hapsettiği şeylerin teslime bağlı
rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebilir.
Üzerinde hapis hakkı bulunan
nama yazılı kıymetli evrakın paraya çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine
gerekli işlemleri yapar.
İKİNCİ
AYIRIM
ALACAKLAR
VE DİĞER HAKLAR ÜZERİNDE REHİN
A. Genel olarak
MADDE 954.- Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir.
Aksine bir hüküm
bulunmadıkça, bunların rehni hakkında da teslime bağlı rehin hükümleri
uygulanır.
B. Kurulması
I. Senede bağlı olan veya olmayan alacaklarda
MADDE 955.- Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin
sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin
teslim edilmesi gerekir.
Alacaklı veya rehneden,
rehni borçluya ihbar edebilir.
Diğer hakların rehninde,
yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle
uyulması gerekir.
II. Kıymetli evrakta
MADDE 956.- Hamile yazılı senetlerin rehni için senetlerin rehin alacaklısına
teslimi yeterlidir.
Diğer kıymetli evrakın rehni
için senedin ciro edilmiş veya yazılı devir beyanı yapılmış olarak teslimi
gerekir.
III. Emtiayı temsil eden senetlerde
MADDE 957.- Emtiayı temsil eden kıymetli evrakın rehnedilmesiyle emtia üzerinde
rehin hakkı doğar.
Emtiayı temsil eden senetten
başka özel bir rehin senedi (varant) düzenlenmişse, rehinli alacak miktarının
ve muaccel olduğu tarihin senet üzerine yazılmış olması koşuluyla, rehin
senedinin rehnedilmiş olması yeterlidir.
IV. Art rehin
MADDE 958.- Rehinli bir alacak üzerinde sonra gelen bir rehnin kurulması, ancak
rehnedenin veya sonra gelen rehin alacaklısının durumu önce gelen rehin
alacaklısına yazılı olarak bildirmesi hâlinde geçerlidir.
C. Hükümleri
I. Rehnin kapsamı
MADDE 959.- Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren alacakların rehnedilmiş
olması hâlinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bunlardan yalnız vadeleri
henüz gelmemiş olanlar rehnin kapsamına girer ve rehin, vadeleri geçmiş olan
edimleri kapsamaz.
Bu tür yan edimler için özel
senetler düzenlenmiş ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bunların rehin
kapsamına girmesi, şekil koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine bağlıdır.
II. Rehinli pay senetlerinin temsili
MADDE 960.- Ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etmek yetkisi,
rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir.
III. Yönetim ve ödeme
MADDE 961.- Özenli bir yönetim, rehnedilmiş alacağın muacceliyetinin ihbarını ve
tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa alacaklı bu işlemleri yapabilir; rehin
alacaklısı da alacaklıyı bu işlemlerin yapılmasına zorlayabilir.
Rehin kendisine ihbar
edilmiş olan borçlu, borcunu asıl alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak
diğerinin rızasıyla ödeyebilir.
Bu rızanın bulunmaması
hâlinde borçlu, borcunu tevdi etmekle yükümlüdür.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
REHİN
KARŞILIĞINDA ÖDÜNÇ VERME
İŞİ
İLE UĞRAŞANLAR
A. Ödünç verenler
I. İşletme izni alma
MADDE 962.- İşletme olarak taşınır rehni karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak
isteyenler, yetkili makamdan izin almak zorundadırlar.
II. Süre
MADDE 963.- Özel işletmelere ancak belli süre için izin verilebilir. Sürenin
bitiminde bu izin yenilenebilir.
Gerekli kurallara uyulmaması
hâlinde, verilen izin her zaman geri alınabilir.
B. Taşınır rehni karşılığı ödünç
I. Kurulması
MADDE 964.- Rehnedilen taşınırın işletmeye teslim edilmesi ve karşılığında bir
makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş olur.
II. Hükümleri
1. Rehnin paraya çevrilmesi
MADDE 965.- Borç vadesinde ödenmezse, ödünç veren, borçluya önceden noter
aracılığı ile borcunu ödemesini ihtar ettikten sonra rehni icra yoluyla paraya
çevirtebilir.
Borçlu, ödünç verene karşı
kişisel olarak sorumlu değildir.
2. Arta kalan para
üzerindeki hak
MADDE 966.- Satış bedelinin rehinli alacak miktarından fazla olması hâlinde, arta
kalan para hak sahibine ödenir.
İşletmenin aynı borçludan
birden fazla alacağı varsa, bunlar arta kalan para hesaplanırken bir bütün
olarak göz önünde tutulur.
Arta kalan miktarı isteme
hakkı, rehnedilen taşınırın paraya çevrilmesinin üzerinden beş yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
III. Rehnin sona ermesi
1. Rehinden kurtarmayı
isteme hakkı
MADDE 967.- Rehnedilen taşınır, satılıncaya kadar rehin makbuzunun geri verilmesi
suretiyle rehinden kurtarılabilir.
Rehin makbuzu geri
verilmezse, alacağın muaccel olmasından sonra hak sahibi olduğunu ispat eden
kimse taşınırı rehinden kurtarabilir.
Ödünç veren, rehnedilen
taşınırı makbuzun teslimi karşılığı geri verme hakkını açıkça saklı tutmuş olsa
bile; alacağın muaccel olmasının üzerinden altı ay geçtikten sonra hakkını
ispat eden kimse, taşınırı rehinden kurtarabilir.
2. Ödünç verenin hakları
MADDE 968.- Ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı aya ait faizin tamamının
ödenmesini isteyebilir.
Ödünç veren, makbuzu kim
getirirse taşınırı ona geri verme hakkını açıkça saklı tutmuşsa, makbuzun
hamilinin bunu haksız olarak ele geçirdiğini bilmedikçe ve bilmesi gerekmedikçe
bu yetkisini kullanabilir.
C. Geri alım hakkı tanıyarak satım
MADDE 969.- Geri alım hakkı tanıyarak satın almayı meslek edinenler hakkında da,
taşınır rehni karşılığında ödünç verenlere ilişkin hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
REHİNLİ
TAHVİL
A. Niteliği
MADDE 970.- İşletme olarak taşınmaz rehni karşılığında ödünç verme işiyle uğraşmak
üzere yetkili makamdan izin alanlar, özel bir rehin sözleşmesi ve teslim
yükümlülüğü olmasa bile, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış alacakları
ile cari işlerinden doğan alacaklarını karşılık göstererek rehinli tahvil
çıkarabilirler.
B. Şekli
MADDE 971.- Alacaklılar, rehinli tahvillerin öngörülen zamandan önce ödenmesini
isteyemezler.
Tahviller hamile veya nama
yazılı olarak çıkarılır ve hamile yazılı kuponları bulunur.
C. Düzenlenmesi
MADDE 972.- Tahvil çıkaracaklar ile tahvil çıkarmaya ilişkin koşullar ve çıkarma
izni vermeye yetkili makam özel kanunla belirlenir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ
BİRİNCİ
BÖLÜM
ZİLYETLİK
A. Zilyetlik kavramı ve türleri
I. Kavram
MADDE 973.- Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.
Taşınmaz üzerindeki irtifak
haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır.
II. Türleri
1. Aslî ve fer'î zilyetlik
MADDE 974.- Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da
kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de
zilyet olur.
Bir şeyde malik sıfatıyla
zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer'î zilyettir.
2. Dolaylı ve dolaysız
zilyetlik
MADDE 975.- Bir şeyde fiilî hâkimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse dolaysız
zilyet, başka bir kişi aracılığı ile sürdüren kimse dolaylı zilyettir.
III. Geçici olarak kesilme
MADDE 976.- Fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması veya
kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez.
B. Zilyetliğin devri
I. Hazırlar arasında
MADDE 977.- Zilyetlik, şeyin veya şey üzerinde hâkimiyeti sağlayacak araçların,
edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızasıyla şey üzerinde hâkimiyeti
kullanacak duruma gelmesi hâlinde devredilmiş olur.
II. Hazır olmayanlar arasında
MADDE 978.- Temsilciye yapılan teslim, temsil edilene yapılmış gibi zilyetliği
geçirir.
III. Teslimsiz devir
MADDE 979.- Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukukî ilişkiye
dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin
kazanılmış olur.
Zilyetliğin bu yolla devri,
zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı, ancak durumun devreden
tarafından kendisine bildirildiği andan başlayarak hüküm doğurur.
Üçüncü kişi, zilyetliği
devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle şeyi edinene vermekten
kaçınabilir.
IV. Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi
MADDE 980.- Bir taşıyıcıya veya umumî mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden
kıymetli evrakın teslimi, emtianın teslimi gibi sonuç doğurur.
Kıymetli evrakı iyiniyetle
teslim alan kimse ile emtiayı iyiniyetle teslim alan kimse arasında uyuşmazlık
çıkarsa emtiayı teslim alan tercih olunur.
C. Zilyetliğin hükümleri
I. Korunması
1. Savunma hakkı
MADDE 981.- Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir.
Zilyet, rızası dışında
kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem
sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir.
Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak
zorundadır.
2. Zilyetliğin gasbında dava
hakkı
MADDE 982.- Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde
üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür.
Davalı, o şeyi davacıdan
geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhâl ispat ederse
onu geri vermekten kaçınabilir.
Dava, şeyin geri verilmesine
ve zararın giderilmesine yönelik olur.
3. Zilyetliğe saldırıya dava
hakkı
MADDE 983.- Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği
saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir.
Dava, saldırının sona
erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.
4. Dava hakkının düşmesi
MADDE 984.- Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini
öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle
düşer.
II. Zilyetlik dolayısıyla hakkın korunması
1. Mülkiyet karinesi
MADDE 985.- Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır.
Önceki zilyetler de
zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki sayılırlar.
2. Fer'î zilyetlikte karine
MADDE 986.- Bir taşınıra malik olma iradesi bulunmaksızın zilyet olan kimse,
taşınırı kendisinden iyiniyetle aldığı kişinin mülkiyet karinesine dayanabilir.
Taşınıra bir sınırlı aynî
hak veya kişisel hak iddiasıyla zilyet bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın
varlığı karine olarak kabul edilir. Ancak, zilyet bu karineyi şeyi kendisine
vermiş olan kişiye karşı ileri süremez.
3. Davaya karşı savunma
MADDE 987.- Bir taşınırın zilyedi, kendisine karşı açılan her davada üstün hakka
sahip olduğu karinesine dayanabilir.
Gasp veya saldırıya ilişkin
hükümler saklıdır.
4. Tasarruf yetkisi ve
taşınır davası
a. Emin sıfatıyla zilyetten
edinme bakımından
MADDE 988.- Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle
mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür
tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.
b. Kaybedilen veya çalınan
eşya bakımından
MADDE 989.- Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir
şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl
içinde taşınır davası açabilir.
Bu taşınır, açık artırmadan
veya pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmiş ise;
iyiniyetli birinci ve sonraki edinenlere karşı taşınır davası, ancak ödenen
bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir.
Diğer konularda iyiniyetli
zilyedin haklarına ilişkin hükümler uygulanır.
c. Para ve hamile yazılı
senetlerde
MADDE 990.- Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile
yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.
d. İyiniyetli olmama hâlinde
MADDE 991.- Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle edinmemiş olan kimseye karşı
önceki zilyet, her zaman taşınır davası açabilir.
Eğer önceki zilyet de,
zilyetliği iyiniyetle edinmemiş ise sonraki zilyede karşı taşınır davası
açamaz.
5. Taşınmazlarda karine
MADDE 992.- Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve zilyetlikten doğan
dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır.
Bununla birlikte taşınmaz
üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse, gasp veya saldırı sebebiyle dava
açabilir.
III. Sorumluluk
1. İyiniyetli zilyet
bakımından
a. Yararlanma
MADDE 993.- İyiniyetle zilyedi bulunduğu şeyi, karineyle mevcut hakkına uygun
şekilde kullanan veya ondan yararlanan zilyet, o şeyi geri vermekle yükümlü
olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir.
İyiniyetli zilyet, şeyin
kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz.
b. Tazminat
MADDE 994.- İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış
olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat
ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir.
İyiniyetli zilyet, diğer
giderler için tazminat isteyemez. Ancak, şeyin geri verilmesinden önce
kendisine bu giderler için bir tazminat önerilmezse, kendisi tarafından o şeyle
birleştirilen ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri o şeyi geri
vermeden önce ayırıp alabilir.
Zilyedin elde ettiği
ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edilir.
2. İyiniyetli olmayan zilyet
bakımından
MADDE 995.- İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız
alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya
elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
İyiniyetli olmayan zilyet,
yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin
edilmesini isteyebilir.
İyiniyetli olmayan zilyet,
şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan
sorumlu olur.
IV. Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma
MADDE 996.- Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet,
zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik süresini
kendi süresine ekleyebilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
TAPU
SİCİLİ
A. Kurulması
I. Sicil bakımından
1. Genel olarak
MADDE 997.- Taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tapu sicili tutulur.
Tapu sicili, tapu kütüğü ve
kat mülkiyeti kütüğü ile bunları tamamlayan yevmiye defteri ve belgeler ile
plânlardan oluşur.
Sicilin örneği, nasıl
tutulacağı ve yardımcı siciller Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[59] belirlenir.
2. Taşınmazların
kaydedilmesi
a. Kaydedilecek taşınmazlar
MADDE 998.- Tapu siciline taşınmaz olarak şunlar kaydedilir:
1. Arazi,
2. Taşınmazlar üzerindeki
bağımsız ve sürekli haklar,
3. Kat mülkiyetine konu olan
bağımsız bölümler.
Arazinin tapu siciline
kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir.
Bağımsız ve sürekli hakların
kaydedilmesi için gerekli koşullar ve usul Cumhurbaşkanınca çıkarılan
yönetmelikle[60] belirlenir. Süreklilik
koşulunun gerçekleşmesi için hakkın süresiz veya en az otuz yıl süreli olması
gerekir.
Kat mülkiyetine konu olan
bağımsız bölümlerin taşınmaz olarak kaydı, özel kanun hükümlerine tâbidir.
b. Kaydedilmeyecek
taşınmazlar
MADDE 999.- Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan
taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz
konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz.
Tapuya kayıtlı bir taşınmaz,
kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
3. Sicilin unsurları
a. Tapu kütüğü
MADDE 1000.- Her taşınmaza kütükte bir sayfa ayrılır ve sayfa numaraları birbirini
izler.
Bir taşınmazın bölünmesi
veya birden çok taşınmazın birleştirilmesi hâlinde uyulacak usul Cumhurbaşkanınca
çıkarılan yönetmelikle[61]
belirlenir.
Kütüğün her sayfasındaki
özel sütunlara şunlar tescil edilir:
1. Mülkiyet,
2. Taşınmaz üzerinde
kurulmuş olan veya o taşınmaz lehine başka taşınmaz üzerinde kurulmuş bulunan
irtifak hakları ile taşınmaz yükü,
3. Taşınmaz üzerindeki rehin
hakları.
Eklentiler, malikin isteği
üzerine beyanlar sütununa kaydedilir. Yapılan bu kayıt, ancak kütükte hak
sahibi olarak görünenlerin rızasıyla kütükten silinebilir.
Aynı malike ait olan birden
çok taşınmaz, sınırları birbirine bitişik olmasa bile, malikin istemiyle
kütükte ortak bir sayfaya kaydedilebilir. Bu sayfaya yapılan rehin tescilleri,
o sayfada kayıtlı bulunan bütün taşınmazları bağlar; aynı sayfada kayıtlı bu
gibi taşınmazlardan bir kısmı malikin istemi üzerine veya mahkeme kararıyla o
sayfadan çıkarılırsa, çıkarılan taşınmazlar üzerinde tescil edilmiş bulunan
haklar saklı kalır.
b. Kat mülkiyeti kütüğü
MADDE 1001.- Kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler, ayrıca tutulacak kat
mülkiyeti kütüğüne yazılır.
Özel kanun hükümleri saklı
kalmak üzere, kütükte yapılacak işlemler hakkında tapu kütüğüne ilişkin
hükümler uygulanır.
c. Yevmiye defteri ve
belgeler
MADDE 1002.- Tapu kütüğüne tescil istemleri, isteyenin kimliği ve istemin konusu
belirtilerek istem sırasına göre derhâl yevmiye defterine yazılır.
Bu işlemlerin dayanağı olan
belgeler, özenle sıraya konulur ve saklanır.
d. Plân
MADDE 1003.- Bir taşınmazın kütüğe kaydı ve belirlenmesinde resmî bir ölçüme
dayanan plân esas alınır.
Plânların nasıl
hazırlanacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[62] belirlenir.
II. Tapu sicilinin tutulması
1. Bir bölgede
MADDE 1004.- Taşınmazlar, bulundukları bölgenin tapu siciline kaydedilir.
2. Birden çok bölgede
MADDE 1005.- Birden çok bölgede bulunan taşınmaz, diğer bölge sicillerine kayıtlı
olduğu belirtilmek suretiyle her bölgedeki sicile ayrı ayrı kaydedilir.
Böyle bir taşınmaza ilişkin
tescil istemleri ve tescil işlemleri taşınmazın büyük kısmının bulunduğu
bölgede yapılır ve yapılan tescil kütüğe işlenmek üzere diğer bölgelerdeki tapu
idarelerine bildirilir.
III. Tapu idareleri
1. Kuruluş
MADDE 1006.- Tapu idarelerinin kuruluş, işleyiş ve hizmetlerinin yürütülmesi, özel
kanun hükümlerine tâbidir.
2. Sorumluluk
MADDE 1007.- Tapu sicilinin tutulmasından
doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında
kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
Devletin sorumluluğuna
ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
B. İşlemler
I. İşlemlerin konusu
1. Tescil
MADDE 1008.- Taşınmaza ilişkin aşağıdaki haklar, tapu kütüğüne tescil edilir:
1. Mülkiyet,
2. İrtifak hakları ve
taşınmaz yükleri,
3. Rehin hakları.
2. Şerhler
a. Kişisel haklarda
MADDE 1009.- Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım,
gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerhedilebileceği kanunlarda açıkça
öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir.
Bunlar şerh verilmekle o
taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri
sürülebilir.
b. Tasarruf yetkisinin
kısıtlanmasında
MADDE 1010.- Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu
kütüğüne şerh verilebilir:
1. Çekişmeli hakların
korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
2. Haciz, iflâs kararı veya
konkordato ile verilen süre,
3. Aile yurdu kurulması,
artmirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler.
Tasarruf yetkisi
kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların
sahiplerine karşı ileri sürülebilir.
c. Geçici tescil şerhi
MADDE 1011.- Aşağıdaki hâllerde geçici tescil şerhi verilebilir:
1. İddia edilen bir aynî
hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa,
2. Tasarruf yetkisini
belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanun olanak
tanıyorsa.
Geçici tescil şerhi, bütün
ilgililerin razı olmasına veya hâkimin karar vermesine bağlıdır. Şerhin konusu
olan hak sonradan gerçekleşirse, şerh tarihinden başlayarak üçüncü kişilere
karşı ileri sürülebilir.
Geçici tescil şerhi
verilmesi istemi üzerine hâkim, tarafları dinleyerek veya dosya üzerinde
inceleme yaparak şerhe konu olan hakkın varlığının kabul edilebileceği
kanaatına varırsa, şerh kararı verir. Kararda şerhin etki bakımından süresi ve
içeriği belirlenir; gerektiğinde mahkemeye başvurulması için bir süre verilir.
3. Beyanlar
MADDE 1012.- Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar
sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün
ilgililerin rızasına bağlıdır.
Taşınmaz mülkiyetine ilişkin
kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna
yazılabilecek diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[63] belirlenir.
Özel kanun hükümleri
saklıdır.
II. Tescilin ve terkinin koşulları
1. İstem
a. Tescil için
MADDE 1013.- Tescil, tasarrufa konu olan taşınmaz malikinin yazılı beyanı üzerine
yapılır.
Edinen kimse, kanun hükmüne,
kesinleşmiş mahkeme kararına veya buna eşdeğer bir belgeye dayanıyorsa, bu
beyana gerek yoktur.
Bir aynî hakkı tescilden
önce kazanan kimse, gerekli belgeleri ibraz ederek tescili isteyebilir.
b. Terkin ve değişiklik için
MADDE 1014.- Bir tescilin terkin edilmesi veya değiştirilmesi, ancak bu kaydın
kendilerine hak sağladığı kimselerin yazılı beyanı üzerine yapılabilir.
2. Yetkinin ve sebebin
belirlenmesi
MADDE 1015.- Tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi,
istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukukî sebebi belgelemiş olmasına
bağlıdır.
İstemde bulunan kimse,
kendisinin, sicilde hak sahibi görünen kişi veya bu kişinin temsilcisi olduğunu
ispat etmek suretiyle tasarruf yetkisini belgelemiş olur.
Hukukî sebebin belgelenmesi,
bu sebebin geçerliliği için gerekli şekle uyulduğunun ispatı suretiyle olur.
3. Belgelerin tamamlanması
MADDE 1016.- Tasarruf yetkisine ve hukukî sebebe ilişkin belgeler tamam değilse
istem reddedilir.
Bununla birlikte, hukukî
sebebe ilişkin belgeler tamam olmasına rağmen, tasarruf yetkisini belirten
belgenin tamamlanması gereken hâllerde, malikin rızası veya hâkimin kararıyla
geçici tescil şerhi verilebilir.
III. Tescilin biçimi
1. Genel olarak
MADDE 1017.- Kütüğe tesciller, istem tarihine ve sırasına göre yapılır.
Sicildeki kaydın bir örneği
isteyen ilgiliye verilir.
Tescil ve terkin ile
verilecek örneklerin şekli Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle[64] belirlenir.
2. Taşınmaz lehine
irtifaklarda
MADDE 1018.- Taşınmaz lehine irtifakların tescil ve terkini hem yüklü, hem yararlanan taşınmazların sayfalarına
kaydedilir.
IV. Tebliğ zorunluluğu
MADDE 1019.- Tapu memuru, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri onlara
tebliğ etmekle yükümlüdür.
İlgililerin bu işlemlere
karşı itiraz süresi, kendilerine yapılan tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
C. Tapu sicilinin açıklığı
MADDE 1020.- Tapu sicili herkese açıktır.
İlgisini inanılır kılan
herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde
kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu sicilindeki bir
kaydı bilmediğini ileri süremez.
D. Tescilin etkileri
I. Tescilin yapılmamasının sonuçları
MADDE 1021.- Kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil edilmedikçe varlık
kazanamaz.
II. Tescilin sonuçları
1. Genel olarak
MADDE 1022.- Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile
göre alır.
Tescilin etkisi, kanunen
öngörülen belgeler isteme eklenmiş veya geçici tescil hâlinde belgelerin uygun
zamanda tamamlanmış olması koşuluyla yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden
başlar.
Bir hakkın içeriği, tescilin
sınırları içinde, dayandığı belgelere göre veya diğer herhangi bir yolla
belirlenir.
2. İyiniyetli üçüncü
kişilere karşı
MADDE 1023.- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka
aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
3. İyiniyetli olmayan üçüncü
kişilere karşı
MADDE 1024.- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi
gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı olmayan bir hukukî
işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir tescil yüzünden
aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü
kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.
E. Terkin ve değiştirme
I. Yolsuz tescilde
MADDE 1025.- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz
olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen
kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
İyiniyetli üçüncü kişilerin
bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır.
II. Aynî hakların sona ermesi
MADDE 1026.- Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini
kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz maliki, terkini isteyebilir.
Tapu memuru bu istemi yerine
getirirse, her ilgili, bu işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz
gün içinde terkine karşı dava açabilir.
Tapu memuru, re'sen hâkime
başvurarak aynî hakkın sona erdiğinin belirlenmesine ilişkin karar verilmesini
istemeye ve hâkimin vereceği karara dayanarak terkin işlemini yapmaya yetkilidir.
III. Düzeltme
MADDE 1027.- İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki
yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir.
Düzeltme, eski tescilin
terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde de olabilir.
Tapu memuru, basit yazı
yanlışlıklarını, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik[65] uyarınca re'sen düzeltir.
Yürürlükten kaldıran kanun
Madde 1028- 17
Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi yürürlükten
kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1- (25.12.2025 / 33118
R.G. 7571 s.k ile eklenmiştir.) (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı
Kanunun 733 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe
girdiği tarihten önce yapılmış olan satışlar bakımından uygulanmaz. Bu satışlar
bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bu
maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 734 üncü maddesinde yapılan
değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan
davalar hakkında da uygulanır.
Yürürlük
Madde 1029.- Bu Kanun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 1030.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
14.11.2024 / 32722 R.G. de yayımlanan 7531 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin 5. Fıkrası
(5) 22/11/2001 tarihli ve
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 289 uncu maddesinin birinci fıkrasında koca
için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre, 20/7/2024 tarihi ile bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih arasında dolmuş ise bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren bir ay içinde 286 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca koca
tarafından soybağının reddi davası açılabilir.
31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.
ile yayımlanan Geçici 1 madde
(5) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 440 ıncı ve 444 üncü maddelerinde yapılan
değişiklikler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu
değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar
hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki
hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
[1] (Anayasa Mhk. E: 2025/120, K: 2025/270 Kararı ile iptal
edilmiştir. Yürürlük 01.01.2027)
[2] "Dışişleri Bakanlığının önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanlığın"
ifadesi (07.7.2018 tarih ve 30471
2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[3] "ve
üreme yeteneğinden sürekli biçimde
yoksun bulunduğunu" ifadesi 20.3.2018 tarih ve 30366
sayılı R.G. Anayasa Mah. E. 2017/130 s.Kararı ile iptal edilmiştir
[4] "yerleşim yeri,
kurucuları," ifadesi 23.11.2004 tarihli, 25649 sayılı
R.G. - 5253 s.k. ile metinden çıkarılmıştır.
[5] Mülga MADDE 61.- Dernek tüzüğü, derneğe
yapılan yazılı bildirimden başlayarak onbeş
gün içinde yerel bir gazete ile ilân edilir.
Tüzük ve
yerleşim yeri değişikliklerinde de aynı usul uygulanır.
[6] "tüzükte
başkaca bir düzenleme yoksa, " ifadesi 23.11.2004
tarihli, 25649 sayılı R.G. - 5253 s.k. ile metinden çıkarılmıştır.
[7] "yerel bir
gazete ile ilân edilir ve aynı zamanda üyelere
bir yazıyla " ifadesi 23.11.2004 tarihli, 25649
sayılı R.G. - 5253 s.k. ile metinden çıkarılmıştır.
[8] Mülga 3'üncü
Fıkra; Genel kurul toplantılarına hükûmet komiseri katılır. Ancak, komiserin
toplantıya katılmaması toplantının yapılmasını önlemez.
[9] "uluslararası
alanda işbirliği yapılmasında yarar görülen hâllerde ve karşılıklı olmak
koşuluyla " ifadesi 23.11.2004 tarihli, 25649 sayılı
R.G. - 5253 s.k. ile metinden çıkarılmıştır.
[10] "karşılıklı
olmak koşuluyla " ifadesi 23.11.2004 tarihli, 25649
sayılı R.G. - 5253 s.k. ile metinden çıkarılmıştır.
[11] Mülga
3.Fıkra; Vakıflarda üyelik olmaz.
[12] "Tüzük" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[13] Mülga
2.Fıkra; Denetimin nasıl yapılacağı, sonuçları ve bu Kanuna göre kurulmuş olsun
veya olmasın bütün vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödeyecekleri denetim
giderlerine katılma payı, vakfın safî gelirinin yüzde beşini geçmemek üzere
tüzükle belirlenir.
[14] Anayasa
Mahkemesi Kararı 2007-89 ile 'tüzükte gösterilen sebeplerle' tümcesi iptal
edilmiştir.
[15] "ve
Cumhuriyet savcısının hazır bulunmasıyla" ibaresi, (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı R.G. 6217 s.k.
ile yürürlükten kaldırılmıştır)
[16] (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı
R.G. 6217 s.k. ile eklenmiştir. Yürürlük 01.10.2011)
[17] (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı
R.G. 6217 s.k. ile eklenmiştir. Yürürlük 01.10.2011)
[18][18] Mülga; Boşanma davası devam ederken, ölen davacının[18]
mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve davalının
kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü
uygulanır.
[19] "şerhin
verilmesini" ibaresinden sonra gelmek üzere "tapu müdürlüğünden" ibaresi 19.02.2014 tarihli, 28918 sayılı R.G. 6518 s.k. ile eklenmiştir.
[20] Mülga:
Madde 286.- Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık
karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır. 20.10.2023 /
32345 R.G. Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarih ve E:2023/37, K:2023/140
sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (Yürürlük: 20.07.2024)
Çocuk
da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.
[21] 05.10.2009 tarihli ve 27367 sayılı R.G. Esas Sayısı 2008/30 Anayasa Mahkemesi
Kararı ile "…her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl…"
ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verilmiştir.
[22] "Çocuk,"
ibaresi "Ana doğumdan, çocuk ise" olarak 14.11.2024 / 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile değiştirilmiştir.
[23] Mülga: Dava
açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi
ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu,
anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü,
sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı
alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını
açabilir. 06.03.2024 / 32481 R.G. Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih ve
E:2023/135, K:2024/18 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük: 06.12.2024)
[24] (10.12.2013 tarihli, 28847 sayılı R.G. Esas 2013/14, Karar
2013/56 ile iptal edilmiştir)
[25] 24.05.2007
tarihli 25885 sayılı R.G.de yayımlanan düzeltme ile "edinebilir" şeklinde
yayımlanan ibare "edinilebilir" şeklinde düzeltilmiştir.
[26] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[27] Mülga: Eşler
tarafından birlikte evlât edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin
nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adları yazılır.
19.10.2023 / 32344 R.G. Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarih ve E:2023/3,
K:2023/139 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (Yürürlük: 19.07.2024)
[28] "Bakanlar Kurulunca" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[29] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[30] 05.10.2009 tarihli ve 27367 sayılı R.G. Esas Sayısı 2005/114 Anayasa Mahkemesi
Kararı ile "… evli değilse ananın …" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE karar verilmiştir. İptal
edilen ibarenin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici
nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un
53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN
BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRECEKTİR.
[31] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile değişik
[32] Mülga:
Madde
407.- Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm
olan her ergin kısıtlanır. (23.06.2023 / 32230 R.G. Anayasa Mah. 22.03.2023
tarih ve E:2022/105, K:2023/54 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
23.03.2024)
Cezayı
yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye
başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına
bildirmekle yükümlüdür. (23.06.2023 / 32230 R.G. Anayasa Mah. 22.03.2023 tarih
ve E:2022/105, K:2023/54 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
23.03.2024)
[33] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[34] Mülga: Bu
raporun tanzimi için gerektiğinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır.(24.12.2019
tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile eklenmiş; 27.06.2023 / 32234 R.G.
Anayasa Mah. 25.01.2023 tarih ve E:2020/30, K:2023/12 sayılı Kararı ile iptal
edilmiştir. Yürürlük 27.03.2024)
[35] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[36] "ve Bakanlar Kurulu üyeleri" ifadesi (07.7.2018 tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[37] "Vesayet makamının daha önceden bilirkişiye
başvurmuş olması hâlinde denetim makamı bundan vazgeçebilir" cümlesi (24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
kaldırılmıştır)
[38] Mülga: 6. Resmî sağlık kurulu raporunun
alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik
örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiye gerekli tıbbi
müdahaleler yapılabilir ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en
fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir. (24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G.
7196 s.k. ile eklenmiştir) (27.06.2023 / 32234 R.G. Anayasa Mah. 25.01.2023
tarih ve E:2020/30, K:2023/12 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
27.03.2024)
[39] "dinler ve
gecikmeksizin" ibaresi "dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki
gün içinde" olarak 05.04.2023 /
32154 sayılı R.G. 7445 s.k. ile değiştirilmiştir.
[40] MÜLGA: Hâkim, karar verirken ilgili kişiyi dinler.
[41] "Ulusal Yargı
Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında"
ibaresi 31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile
eklenmiştir. (Yürürlük 31.10.2026)
[42] Mülga: Satış,
vesayet makamının bu iş için görevlendireceği bir kişi tarafından vasi de hazır
olduğu hâlde açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla
tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde
verilmesi gerekir.
[43] Mülga: Madde
471- Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi
üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
(23.06.2023 / 32230 R.G. Anayasa Mah. 22.03.2023 tarih ve E:2022/105, K:2023/54
sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 23.03.2024)
[44] Çıkarılan
Fıkra; 3. Kardeşlerden her biri için yasal miras payının sekizde biri,
[45] "Tüzükte" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[46] (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı
R.G. 6217 s.k. ile eklenmiştir. Yürürlük 01.10.2011)
[47] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[48] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[49] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[50] 02.04.2011
tarih ve 27893 sayılı R.G. 2009/58 Esas Sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile; 22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesinin
ikinci fıkrasında yer alan "… ölmüş …" sözcüğü, 17.3.2011 günlü, E. 2009/58, K.
2011/52 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu sözcüğün, uygulanmasından doğacak
sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal
kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağı güne
kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA, 17.3.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
[51] "gazeteyle
bir defa" ibaresi "bir gazete ve bir internet haber sitesinde"
olarak 18.10.2022 / 31987 sayılı R.G. 7418 s.k. ile
değiştirilmiştir. (Yürürlük 01.04.2023)
[52] Mülga; Cebrî artırmayla satışlarda önalım
hakkı kullanılamaz.
[53] "iki yıl"
ibaresi "bir yıl" olarak 25.12.2025 / 33118 R.G. 7571
s.k ile değiştirilmiştir.
[54] Mülga; Önalım hakkı sahibi, adına payın
tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu
giderlerini, hâkim tarafından belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere
nakden yatırmakla yükümlüdür.
[55] "Bakanlar Kurulunca" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[56] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[57] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[58] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[59] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[60] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[61] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[62] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[63] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[64] "Tüzükle" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[65] "tüzük kuralları" ifadesi (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)