Dava ve icra takiplerinde hasım tarafa mükerrer ödeme yapılmasının önüne geçilmesi HBS
T.C.
GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Müşavirliği
Sayı :11985113/045.02[HM-2525]
Konu :Dava
ve İcra Takipleri
01.04.2015 / 7002819
GÜMRÜK VE TİCARET BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi: Orta
Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 26.03.2015 tarihli ve 6827418 sayılı
yazısı.
Orta
Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünce Müşavirliğimize gönderilen ilgide
kayıtlı yazı ve eklerinin tetkikinden; Bakanlığımızın taraf olduğu davalarda
hasım tarafa mükerrer ödeme yapılmasının önüne geçilmesi için Hukuk Bilgi
Sistemi'nde (HBS) ödemelere ilişkin elektronik ortamda ayrı bir hane
açılmasının dava ve icra dosyalarının takibi açısından yararlı olacağının
düşünüldüğü belirtilerek, ceza davalarında sanıklar hakkında ceza verilmiş
olması, suça konu eşyaların müsaderesine karar verilmiş ve kurumumuz lehine
vekalet ücretine hükmedilmiş olması hallerinde mahkeme kararlarının idaremizce
temyiz edilip edilmeyeceği, ayrıca ceza mahkemelerince yapılacak keşiflere
Avukatlarca katılım sağlanıp sağlanmayacağı, keşif mahalline ulaşımın nasıl
sağlanacağı, keşif işlemine katılan avukata bir ödeme yapılıp yapılmayacağı,
yapılacaksa hangi bütçenin hangi tertibinden ödeneceği hususlarında tereddüde
düşüldüğü anlaşılmış olup, konuyla ilgili görüşlerimiz aşağıda belirtilmiştir.
1- 26.09.2011
tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli
İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde
Kararnamenin "Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme
yetkileri" başlıklı 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında "… yargı veya icra
mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı
karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden
vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikayetten vazgeçmeye veya
uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, … vazgeçilen veya tanınan ya da terkin
edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; Tutara ilişkin
olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına kadar olanlarda (1.000.000 Türk Lirası
dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi
üzerine üst yönetici, … yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca,
Müşavirliğimizce hazırlanan ve Bakanlık Makamının 06.06.2012 tarihli ve 2598
sayılı Onayı ile yürürlüğe giren 2012/1 sayılı Genelgenin
(31/1/2013 tarihli ve 2013/1 sayılı Genelge ile değişik) "Genel Hükümler" başlıklı
bölümünün "Adli ve İdari Uyuşmazlıkların Sulh Yoluyla Halli, Uzlaşma ve
Vazgeçme Yetkileri" başlıklı alt bölümünde "659 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 11 inci maddesi hükümleri uyarınca; Bakanlık ile gerçek veya tüzel
kişiler arasında çıkan adli ve idari uyuşmazlıklarda; … Ceza uyuşmazlıklarında şikâyetten
vazgeçme veya uzlaşma işlemlerinde; Vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen
hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; Tutara ilişkin olmayanlar
ile 250.000 TL'ye kadar (250.000 TL dâhil) olan uyuşmazlıklarda; merkez
teşkilatı tarafından takip edilen uyuşmazlıklarda ilgili merkez birim amiri,
Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlükleri ile Bölge Müdürlüklerine bağlı Müdürlükler
tarafından takip edilen uyuşmazlıklarda Bölge Müdürü, … yetkilidir."
düzenlemesi bulunmaktadır.
Zikredilen
mevzuat hükümleri uyarınca; tutara ilişkin olmaması nedeniyle ceza mahkemesi
kararlarına karşı kanun yollarına başvurulmasından vazgeçmeye Bakanlığımız
Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürleri yetkilidir. Kanun yollarına başvurulmasında
hukuki yarar görülmeyen ceza mahkemesi kararları hakkında temyizden/itirazdan
vazgeçmeye ilişkin olarak ilgili Gümrük ve Ticaret Bölge Müdüründen vazgeçme
onayı alınmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
2- 04.12.2004
tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Keşifte, tanık veya bilirkişinin
dinlenmesinde bulunabilecekler" başlıklı 84
üncü maddesinde "Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve
bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler. Tanık veya bilirkişinin
duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle
bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde
de birinci fıkra hükmü uygulanır. Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru,
tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte
şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir. Bu işlerde hazır
bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla,
işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler. Şüpheli veya sanık tutuklu
ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hâllerde keşifte hazır
bulundurulmasına karar verilebilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm
gereğince Bakanlığımız Avukatlarının ceza mahkemelerince yapılacak keşfe
katılma hakları bulunduğundan, katılım sağlanmasında fayda görülmesi halinde
keşiflere katılımın sağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Ceza
Mahkemelerince icra edilen keşiflerde, adliye binası ile keşif mahalli
arasındaki ulaşım, genellikle adliyenin kendi imkanları ile sağlanmaktadır.
Katılımın sağlanmasında fayda görülen keşiflerde;
-
Avukatların adliye binasına kadar ulaşımının öncelikle resmi hizmet
araçlarıyla, bunun mümkün olmaması halinde 6245 sayılı Harcırah Kanunu
hükümleri uyarınca sağlanmasının,
-Adliye
binası ile keşif mahalli arasındaki ulaşımın, adliyenin kendi imkanlarıyla
sağlandığı ve Bakanlığımız Avukatlarının da bu imkandan faydalandığı durumlarda
söz konusu mesafe için yapılacak bir işlemin bulunmadığı,
- Adliye
binası ile keşif mahalli arasındaki ulaşımın, adliyenin kendi imkanlarıyla
sağlandığı fakat Bakanlığımız Avukatlarının bu imkandan faydalanamadığı durumlarda
ise Bakanlığımız Avukatlarının keşif mahalline kadar olan ulaşımlarının da
öncelikle resmi hizmet araçlarıyla, bunun mümkün olmaması halinde 6245 sayılı
Harcırah Kanunu hükümleri uyarınca sağlanmasının, uygun olacağı
düşünülmektedir.
3-
8/5/1991 tarihli 3717 Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol
Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin
Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun "Yol giderleri tazminatı" başlıklı 2
nci maddesinin birinci fıkrasında "Daire dışında yapılması gereken her keşif ve
icra işlemi için; hâkimlere, Cumhuriyet savcılarına, askerî mahkemelerdeki
subay üyelere, adlî tabiplere, icra müdürleri ve yardımcıları ile icra
işlemlerini yapmakla yetkili memurlara, Hazine avukatlarına, Hazine avukatı
olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı
Kadastro Kanununa göre yetkili kılınan kişilere (275); yazı işleri müdürlerine,
hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal
çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, muhakemat hizmetlerinde görev yapan
memurlara, zabıt kâtiplerine ve ceza ve infaz kurum personeli hariç olmak üzere
diğer adlî ve idarî yargı personeline (200); mübaşir ve hizmetlilere (150)
gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar
kadar yol tazminatı ödenir." hükmü mevcuttur.
Söz
konusu hükümde yol tazminatı ödenecekler tahdidi (sınırlayıcı) olarak
sayıldığından ve kapsama Bakanlığımız Avukatları dahil olmadığından,
Bakanlığımız Avukatlarının katıldığı keşif ve icra işlemleri için kendilerine
herhangi bir ödeme yapılamayacağı mütalaa edilmektedir.
4- Diğer
yandan, Bakanlığımızın taraf olduğu davalarda hasım tarafa mükerrer ödeme
yapılmasının önüne geçilmesi için Hukuk Bilgi Sistemi'nde (HBS) ödemelere ilişkin
elektronik ortamda ayrı bir hane açılmasının yararlı olacağı yönündeki
düşünceye Müşavirliğimizce de iştirak edilmekte olup Hukuk Bilgi Sisteminin
yenilenmesi konusunda devam eden çalışmalarımızda bu husus dikkate alınacaktır.
Bilgilerini rica ederim.
Av.
Suavi ÖNAL
Bakan
a.
I.
Hukuk Müşaviri
Dağıtım:
Tüm Gümrük ve Ticaret
Bölge Müdürlüklerine