Kabahatler kanununa göre iştirak halinde ayrı ayrı para cezası kesileceği müteselsil sorumluluğun uygulanmayacağı
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı
Gümrükler Genel Müdürlüğü
Sayı : B.02.1.GÜM.0.06.00.07.203-4835
Konu :
29.12.2006 / 34298 yazıda 19.12.2006 tarihinde sonraki uygulama
talimatlandırılmıştır.
14.06.2010
/ 08177 yazıda aynı konu işlenmiştir
01.09.2006 / 22532
GÜMRÜK VE MUHAFAZA BAŞMÜDÜRLÜĞÜ'NE
İlgi :a) 20.03.2006 tarihli, 6853
sayılı yazımız,
b) 31.05.2006 tarihli, 13694
sayılı yazımız,
c) 20.06.2006 tarihli, 15495
sayılı yazımız.
İlgide
kayıtlı yazılarımız konusu Kabahatler Kanunu ile ilgili olarak Müsteşarlığa
intikal eden;
1- Gümrük
Müşavirine uygulanan cezada kast unsurunun nasıl değerlendirileceği,
2- 01.06.2005
tarihinden bu yana gümrük müşavirlerine uygulanmayan para cezaları için geriye
dönük işlem yapılıp yapılmayacağı,
3- İdari
yaptırımın fiile iştirak eden kişilere ayrı ayrı uygulanması hükmünün sermaye
şirketleri ile şahıs şirketleri hakkında nasıl uygulanacağı, özellikle doğrudan
temsil suretiyle takip edilen gümrük işlemlerinde fiile iştirak edenlerin nasıl
tespit edilmesi gerektiği,
4- Gerek
mükelleflere gerekse Gümrük Müşavirlerine ayrı ayrı para cezası tebliğ edilmesi
ve para cezasının biri tarafından yatırılması halinde diğerinin para cezasının
ortadan kalkıp kalkmayacağı,
Hususları ile ilgili olarak
Müsteşarlığımız Hukuk Müşavirliğinden alınan 10.08.2006 tarihli ve 1432 sayılı
yazıda sırasıyla aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir:
1- 5326
sayılı Kabahatler Kanununun "İştirak" başlıklı 14.
maddesinin gerekçesinde; "Maddenin birinci fıkrasında kabahatlere iştirak
hali ile ilgili olarak tek tip fail sistemi kabul edilmiştir. Kabahatin
işlenişine iştirak eden kişiler arasında fail ve şerik ( azmettiren veya yardım
eden ) ayrımı gözetilmemiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında,
bağlılık kuralının özgü suçlardaki fonksiyonu kabahatler bakımından kabul edilmemiştir.
Özel faillik niteliğini taşıyan kişinin işlediği kabahate bu niteliği taşımayan
kişinin iştirak etmesi halinde, bu kişide fail olarak idari para cezası ile
cezalandırılabilecektir.
Üçüncü fıkrada kabahate iştirak
için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığının gerekli ve yeterli
olduğu kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak, kabahatin işlenişine iştirak eden
kişilerden birinin, örneğin kusur yeteneğinin olmaması, diğer ortakların idari
para cezası ile cezalandırılmasını engellemez.
Herhangi bir kişi açısından
kabahat oluşturan fiil, özel faillik niteliğini taşıyan bir başkası açısından
suç oluşturabilir. Maddenin dördüncü fıkrası, bu hallere özgü ve fakat sadece
iştirakle ilgili bir hüküm içermektedir. Kişi, kendisi açısından kabahat
oluşturan fiili tek başına işlemiş olsaydı, kabahatten dolayı hakkında idari
para cezası verilecekti; ancak faillik niteliğini taşıyan bir kişi ile birlikte
bu fiili işlemiş olduğu için, artık hakkında idari para cezası değil, özel
faillik niteliğini taşıyan kişinin işlemiş bulunduğu suça iştirakten dolayı
Türk Ceza Kanununun iştirake ilişkin hükümlerine göre hapis veya adli para
cezasına hükmolunacaktır." denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde kabahate
iştirak hükümlerine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak 5326
sayılı Kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun prensiplerine uygun olarak
düzenlenmiş bir kanun olduğu için, 5237 sayılı Kanunun iştirak ile ilgili
hükümlerine bakmak gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun, 40
maddede "Bağlılık Kuralı" adı altında kısmen suça iştirakin şartlarını
düzenlemiştir. Suça iştirakin şartları, genel olarak, suçun işlenmesine birden
çok failin katılımı, suçun en azından teşebbüs derecesinde gerçekleştirilmiş
olması, suça katılanların davranışlarının suçun gerçekleşmesine nedensel
katkısının bulunması, suça katılanların ortaklık iradesidir. Kanun, failin
fiili bilerek ve isteyerek, yani kasten (Madde 21) işlemesini şart koşmuştur.
Bundan anlaşılan, suça iştirakin, sadece kasıtlı suçlarda mümkün olduğudur. Bu
demek oluyor ki kanun koyucu, taksirli suçlarda, suçtan iştirak halinde
sorumluluğu kabul etmemiştir. Suça iştirak, iştirak iradesini gerektirir. Bu
irade suçun kanunu tanımında yer alan fiili, ortaklaşa işlemek iradesidir.
Kanun koyucu, bunu, gerekçede "birlikte suç işleme kararı" biçiminde ifade
etmiştir.
5326 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesine göre kabahat hem kasten hem de taksirle işlenebilir. Ancak 14 üncü
maddede iştirak için kasıt unsuru arandığına göre kabahate iştirak için
kabahatin kasten yani bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekmekte olup taksirle
işlenen kabahatlerde iştirak hükümleri uygulanamaz. İştirak hükümlerinin
uygulanmasında 5327 sayılı Kanunun düzenlenmesine paralel olarak öncelikle
kabahatin kasten işlenmiş olması, kabahatin işlenmesine birden çok failin
katılımı, kabahatin en azından teşebbüs derecesinde gerçekleştirilmiş olması,
fiile katılanların davranışlarının kabahatlerin gerçekleşmesine nedensel
katkısının bulunması ve kabahate katılanların ortaklık iradesinin bulunması
şartlarının birlikte aranması gerekmektedir.
2-
Yukarıda iştirake ilişkin olarak yapılan açıklamalar doğrultusunda, 01.06.2005
tarihinden bu yana gümrük müşavirinin iştiraki bulunduğu düşünülen kabahatler
varsa gümrük müşavirlerine uygulanmayan para cezaları için geriye dönük işlem
yapılması gerektiği açıktır.
3- 5326
sayılı Kanun'un "Organ veya temsilcinin davranışından dolayı sorumluluk"
başlıklı 8 inci maddesinin gerekçesinde;
"Madde metninde, tüzel kişi
hakkında da kabahat dolayısıyla idari yaptırım ve bu bağlamda idari para cezası
uygulanabileceği kabul edilmiştir. Yeni Türk Ceza Kanununun sisteminde tüzel
kişi hakkında suç dolayısıyla ceza yaptırımı uygulanamaz. Buna karşılık idari
para cezasının niteliği ve amacının farklılığı dolayısıyla, bir tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenen kabahat nedeniyle bu tüzel kişiye de idari para
cezası verilebilecektir.
Tüzel kişi hakkında idari
yaptırım uygulanabilmesi, organ veya temsilci sıfatıyla tüzel kişi adına
hareket eden yada tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde istihdam edilen kişi
hakkında da idari yaptırım uygulanmasına engel teşkil etmez. Bu durumda tüzel
kişi ile gerçek kişilere verilen idari para cezasının tahsili açısından
müteselsil sorumluluk da kabul edilemez. İdari para cezası, bir ceza hukuku
yaptırımı niteliği taşımamakla birlikte; bir kamu hukuku yaptırımı olması
dolayısıyla ve uygulanmasıyla güdülen amacın gerçekleşebilmesi için ancak
hakkında uygulanan kişi üzerinde etkili olabilmelidir. Bu bakımdan, tasarının
sisteminde, işlenen kabahat nedeniyle verilen idari para cezası ile ilgili
olarak müteselsil sorumluluk kabul edilmemiştir.
Maddenin bir ve ikinci fıkraları
hükümlerinde bu düşünceler esas alınmıştır.
Üçüncü fıkraya göre, suçlardan
farklı olarak, iştirak ilişkisinde tek tip faillik sisteminin benimsendiği
kabahatlerde, özel faillik niteliğini taşıyan kişinin yanı sıra, bu niteliği
taşımayan kişi de, fail olarak sorumlu tutulacaktır.
Dördüncü fıkrada, organ veya
temsilci sıfatıyla ya da hizmet ilişkisine dayanarak gerçekleştirilen filler
açısından özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre, organ veya
temsilcilik ya da hizmet ilişkisinin dayanağını oluşturan işlem herhangi bir
nedenle bilahare hukuka aykırı bulunarak iptal edilebilir. Ancak, buna rağmen
iptal öncesinde gerçekleştirilen kabahatler açısından bu madde hükümlerine göre
idari yaptırım sorumluluğu devam eder." denilmektedir.
Madde gerekçesinden de
anlaşılacağı üzere, 5326 sayılı Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sisteminden
farklı olarak kabahatlerde tüzel kişilere de idari yaptırım uygulanabileceğini
kabul etmiştir. Maddede organ veya temsilcinin sorumluluğu düzenlenirken gerçek
veya tüzel kişi ayrımı yapılmadığı gibi tüzel kişiler arasında da şahıs veya
sermaye şirketi ayrımı yapılmamış ve gerçek veya tüzel kişilerin
temsilcilerinin/organlarının işlediği kabahatler için gerçek veya tüzel kişiye
de idari yaptırım uygulanabileceği hükme bağlanmıştır. Gerekçede açık olarak
belirtildiği gibi organ veya temsilci ya da hizmet ilişkinin dayanağını
oluşturan işlem hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş olsa da iptal öncesinde
işlenen kabahatlerde temsil edilen gerçek veya tüzel kişiye de idari yaptırım
uygulanabilecektir. Bu nedenle, iştirak hükümlerine ilişkin olarak yukarıda
belirtilen açıklamalara uygun olarak ister doğrudan isterse dolaylı temsil
suretiyle takip edilen işlemlerde iştirak bulunduğu tespit ediliyorsa 5326
sayılı Kanunun 14 üncü madde hükümleri çerçevesinde, temsil edilen gerçek veya
tüzel kişiye de idari yaptırım uygulanacaktır.
4- 5326
sayılı Kanunun 8
nci maddesinin gerekçesinde; "Tasarının sisteminde, işlenen kabahat
nedeniyle verilen idari para cezası ile ilgili olarak müteselsil sorumluluk
kabul edilmemiştir." denilmektedir.
Bu nedenle, kabahate iştirak
halinde müteselsil sorumluluk uygulanmayacak, gerek mükelleflere gerekse Gümrük
Müşavirlerine ayrı ayrı para cezası tebliğ edilmesi ve para cezasının biri
tarafından yatırılması halinde diğerinin para cezası ortadan kalkmayacak ve
para cezası her birinden ayrı ayrı tahsil edilecektir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Müsteşar
DAĞITIM:
Tüm Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlükleri'ne