Dahilde işleme kapsamında Temsilci eliyle ithalat sonrası rejim ihlali olması durumunda vergilerin ve para cezalarının takip ve tahsilinde müteselsil sorumluluk ve iştirak halleri - 4423 (Temsilci eliyle ithalat, Mutemet eliyle ithalat, kişiler arasında fail şerik -azmettiren ve yardım eden- ayırımı)
T.C.
GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Genel Müdürlüğü
Sayı :B.21.0.GGM.0.16.01.00.132.99.S.2009/D1 -04423
Konu :Temsilci İthalatçı
02.01.2013 / 00090
ULUDAĞ GÜMRÜK VE TİCARET BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi: 12.11.2012 tarihli ve 13127 sayılı yazınız.
İlgide kayıtlı yazınızda özetle, bağlantınız … Gümrük
Müdürlüğünce, …xx… Tic. Ltd. Şti. firması
tarafından 12.11.2009 tarih ve …. sayılı ithalat beyannamesi ile ithali
gerçekleştirilen eşyanın, ….yy… Tic. Ltd. Şti adına
düzenlenen 30.09.2009 tarihli … sayılı DİİB kapsamında gümrük muafiyetli olarak
ithal edildiği, Akdeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği'nin 25.04.2012
tarih ve 5125 sayılı yazısında, gümrük muafiyetli ithal edilen ve ihraç edilen
mamuller bünyesinde kullanılmayan eşya için gümrük vergisi, resim harçları
tutarının 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği'nin 45
inci maddesi çerçevesinde tahsil edilmesi kaydıyla belgenin kapatıldığının
bildirildiği; bunun üzerine ilgili idare tarafından beyanname eki sözleşmede
temsilci ve ithalatçı olarak görünen söz konusu iki firmaya 22.04.2011 tarih ve
27913 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 1 seri nolu Tahsilat İşlemleri Gümrük Genel
Tebliğinin 4/7.
maddesi kapsamında ayrı ayrı ceza kararı çıkartılarak tebliğ edildiğinden
bahisle,
Temsilci eliyle yapılan ithalatlarda müeyyide gereken
durumda, temsilci ve ithalatçıya birlikte mi, yoksa sadece DİİB sahibi firmaya
mı ceza tatbik edileceği yönünde birliktelik sağlanması bakımından konunun
açıklığa kavuşturulması istenmektedir.
Konu 27.11.2012/23920 tarih/sayılı yazımızla Hukuk
Müşavirliği'ne iletilmiş olup, cevaben alınan 28.12.2012/5765 tarih/sayılı
yazıda,
4458 sayılı Gümrük Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak
yürürlüğe konulan Gümrük Yönetmeliğinde, temsilci eliyle ithalat ve ihracata
ilişkin hükümlerin mevcut olmadığı, Tebliğ ve daha alt normlarda konunun
temsilci eliyle ithalat/ihracat olarak düzenlendiği;
Temsilcinin hukuki durumunun 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanununun 40
ncı maddesinde; "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına
ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı
bağlar.
Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını
bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf
bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya
da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise,
hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur... " şeklinde düzenlendiği;
İthalatın temsilci aracılığıyla yapılması durumunda
vekalet aktine benzer bir durumun söz konusu olup, temsilcinin, ithalatçının
vekili gibi ithalat işlemlerini takip etmesine rağmen ithal edilen malın
mülkiyeti kendisine geçmediği, malın mülkiyetinin asıl ithalatçıya ait
bulunduğu;
İstanbul Defterdarlığı'nın 18.01.2005 tarihli, 412
yazısında, bu şekilde temsilci eliyle ithal edilip, ithalatçıya yapılan
teslimleri KDV Kanununda tanımlanan teslimlerden kabul etmeyerek vergi tahakkuk
ettirilmeyeceği yolunda görüş verildiği, vergiyi doğuran bir teslim
gerçekleşmediği için temsilcinin ithal etmiş olduğu eşyanın mülkiyetinin,
doğrudan asıl ithalatçıya, yani eşyanın sahibine ait olduğu;
Öte yandan, tarafların, Anayasanın 48
inci maddesi ve Borçlar Kanununun 26 ncı maddesine istinaden bir
sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde serbestçe
belirleyebileceği, ve bunun yanında, temsilci ile ithalatçı arasında noterce
düzenlenme ve bu sözleşmeyi gümrük idaresine ibraz etme dışında bir şart
öngörülmediği ve bu şekil şartlarının da taraflarca yerine getirildiği;
Sözleşmede, DİİB kapsamı bu ithalat ile ilgili
ihracatlardan ve ihracat taahhüdünün kapatılmasından temsilcinin kesinlikle
sorumlu tutulmadığı hükmünün yer aldığı, eşyanın ithalatı anında idare ile
sözleşme yapan taraflar arasında bir ihtilaf çıkmadığı ve bu konuda idareye
ulaşan bir sorun bulunmadığı, sözleşmenin taraflarında, ithal edilen eşyanın
teslimi yönünden de bir ihtilaf çıkmadığı, ihtilafın, tüm bu safahatlardan
sonra ihracat taahhüdünün gerçekleşmemesi aşamasında veya taahhüdün
gerçekleşmemesi üzerine, DİİB nin müeyyideli kapatılması üzerine çıktığı;
İhracat taahhüdünü gerçekleştirmekle sorumlu olanın ithalatçı
olduğu, ithalat aşamasından ve eşyanın teslim alınmasından sonra, ihracatın
gerçekleşmemesinden dolayı sözleşme taraflarına veya üçüncü kişilere mesuliyet
ve suç isnad edilemeyeceği;
Ayrıca, mütalaa konusu olayın emsal yargı kararları
çerçevesinde de incelendiği, DİİB'li ithalatta, temsilci eliyle ithalatın genel
bir uygulama olmayıp istisnai bir uygulama olduğu, temsilci eliyle yapılan
ithalatlar hakkında yargıya intikal etmiş ve içtihat oluşturan bir yargı
kararına rastlanılmadığı;
Müessesesi aynı olan, mutemet eliyle ithalat konusunda
yaşanan bir davaya ilişkin olarak ise, mutemet sıfatıyla yatırımcı firmaya ait
yatırım teşvik belgesine dayanılarak, Haydarpaşa Giriş Gümrük Müdürlüğünden
ithal edilen eşyaya ait KDV'lerin 3065 sayılı KDV Kanununun 46.
maddesinin altıncı fıkrası gereğince ertelenmesi için teminat mektupları
verildiği, ithalatlar yapıldıktan sonra yatırımcı firmanın teşvik belgelerinin
sahteliği sebebiyle davacı/ mutemet adına ertelenen gümrük vergi ve resimlerine
ilişkin ödeme emirleri düzenlendiği ve davacı mutemet firma tarafından ödeme
emirlerine ve verdiği teminat mektuplarının iadesine karar verilmesi istemiyle
açılan davalara ilişkin olarak, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi ve İstanbul 7.
Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararlar arasında doğan hüküm
uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemiyle müracaat edilen Uyuşmazlık
Mahkemesince verilen 21.05.2012 tarihli E.2012/95, K.2012/93 sayılı Kararı ile
adli yargı mercilerince verilen kararın kaldırılmasına karar verildiği;
Uyuşmazlık Mahkemesi kararında "... davacının
ithalat işlemini mutemet sıfatıyla yaptığı ve gümrük vergilerinden dolayı
sorumlu olmadığı hususunun dosyaya ibraz edilen idare mahkemesinin kesinleşen
kararı ile sabit olduğu ..." gerekçesine dayandırıldığı; kaldırılan
adli mahkeme kararının "teminatın idareden alınıp, mutemede iadesine
ilişkin" olduğu, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin konuyu teminat yönüyle
incelediği, vergi ve cezalarının sorumluluk yönünden incelenmediği;
Teminat karşılığı kamu alacağı tahsil edilemezse,
karşılığı teminatın iade edilmeyerek, teminat veren basiretli tüccar gibi
davranarak sonucuna katlanacağının belirtildiği;
Örnek olay bazında temsilci eliyle ithal işlemlerinde
tarafların hukuki durumları tahlil edildikten sonra, 5326 sayılı Kanunun 14
üncü maddesinin birinci fıkrasında iştirak yönüyle de konunun incelendiği,
Müşavirliklerince daha önce gümrük müşavirlerinin kabahat fiiline iştiraki
yönüyle de incelenmiş olduğu;
Kabahatler Kanununun 14 üncü maddesinin birinci
fıkrasının gerekçesinde, kabahatlere iştirak haliyle ilgili olarak tek tip fail
sisteminin kabul edildiği, kabahatin işlenişine iştirak eden kişiler arasında
fail şerik (azmettiren ve yardım eden) ayırımının gözetilmediğinin
belirtildiği, anılan Kanunun aynı maddesinin üçüncü fıkrasında, kabahate iştirak
için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığının gerekli ve yeterli
olduğunun kabul edildiği;
Türk Ceza Kanununda kastın, suçun kanuni tanımındaki
unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleşmesi olduğu; kasttan amacın, fiilin
bilerek ve istenerek gerçekleşmesi olduğu; kastın iki unsurundan ilkinin bilme,
ikincisinin isteme unsuru olduğu; bilme unsurunun, failin, yaptığı hareketin
bir suçun/kabahatin öğelerini oluşturduğunu bilmesi veya bunu öngörmesi, yani
yaptığı eylemin bir suç/kabahat olduğunu bilmesi, isteme unsurunun ise, failin,
hukuka aykırı hareketiyle meydana gelecek neticeyi istemesi olduğu ve bu iki
unsurun birlikte var olması halinde fiilin kasıtlı olduğundan söz
edilebileceği;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 14 üncü maddesinin
üçüncü fıkrasında, kabahate iştirak için kasten ve hukuka aykırı olarak
işlenmiş bir fiilin varlığının yeterli olduğunun belirtildiği, buna göre gümrük
müşavirinin kabahate iştirak etmesi için fiilin kasıtlı ve hukuka aykırı bir
fiil olması gerektiği, bunun için de, öncelikle gümrük müşavirinin fiilinin
hukuka aykırı bir fiil olması, gümrük müşavirinin yaptığı eylemin bir kabahatin
unsurlarını oluşturduğunu bilmesi veya bilmesinin gerekmesi ve ortaya çıkacak
neticeyi de istemiş olmasının şart olduğu, kast unsurunun her olayda ayrı, ayrı
değerlendirilmesi gerektiği;
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki tespitler ışığında
yapılan değerlendirme çerçevesinde, temsilci sıfatıyla işlem yapan ….xx… San.
ve Tic. Ltd.. Şti.'nin, müeyyideli kapatılan DİİB'nden ortaya çıkan vergilerden
müteselsilen ve cezalardan iştirakten yükümlü tutulmamasının uygun
olacağının düşünüldüğü, belirtilmektedir.
Bilgi ve bu çerçevede gereğini rica ederim.
Cenap AŞÇI
Bakan a.
Genel Müdür Yard.