İlgilisine teslim edilen ve kesinleşmiş müsadere kararı bulunan araçların iade edilmemesi halinde yapılacak işlemler
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü
Sayı :E-62634748-045.02-00115205450
Konu :Araç Değer Müsadereleri Hakkında
04.11.2025 / 115205450
DAĞITIM YERLERİNE
İlgi :a) 15.02.2021 tarihli ve E-68326374-641.03.02-00061460711 sayılı
yazımız.
b) 09.12.2024 tarihli ve
E-43146813-641.99-00103765581 sayılı yazı.
c) 22.04.2025 tarihli ve E-26648201-641.03.02-00108481073
sayılı yazı.
ç) 07.10.2025 tarihli ve
E-53386839-045.02[HYS580484]-00113845729 sayılı yazı.
İlgi (a)'da kayıtlı yazımızda, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
25.12.2020 tarihli ve 60114021 sayılı yazısı doğrultusunda; 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 10
uncu maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde sicile şerh verilerek
ilgilisine teslim edilen ve müsadere kararının kesinleşmesine rağmen ilgilisi
tarafından gümrük idaresine teslim edilmeyen araçlar için 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun 54
üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında aracın değeri kadar para
tutarının müsaderesinin talep edilerek mahkeme kararı doğrultusunda işlemlere
devam edilmesi, ayrıca 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128
inci maddesinin sekizinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 289
uncu maddesi uyarınca, muhafaza görevini ihlal eden şüpheliler hakkında suç
duyurusunda bulunulması yönünde talimat iletilmişti.
Konuya ilişkin olarak İpekyolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünden
alınan ilgi (b)'de kayıtlı yazıda belirtilen "söz konusu araçların değeri
kadar para tutarının müsaderesine yönelik ilgili mahkemelerden Ek Karar talep
edildiğinde mahkeme kararlarında talep konusu eşyanın (nakil aracının) ortadan
kaldırıldığına, tüketildiğine, elden çıkarıldığına dair iddia ve somut olgunun
bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi" ve Doğu Akdeniz
Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünden alınan ilgi (c)'de kayıtlı yazıda
belirtilen, "ilgilisine yediemin olarak teslim edilen ve müsaderesine karar
verilen aracın ilgilisi tarafından gümrük idaresine teslim edilmemesi halinde,
hukuk davası açılması ayrıca İdare tarafından ilgilisi hakkında 5237 Sayılı
Türk Ceza Kanunu Madde 289 uyarında suç duyurusunda bulunulması yönünde işlem
yapılması" hususları ile ilgili olarak ilgi (ç)'de kayıtlı yazımız
ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden mütalaa talep edilmiştir.
Bu kapsamda, konu hakkında Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan
07.10.2025 tarihli ve 113845729 sayılı yazı ekte gönderilmekte
olup 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 10
uncu maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde sicile şerh verilerek
ilgilisine teslim edilen ve kesinleşmiş müsadere kararı bulunan araçların
teslim ihtarına rağmen teslim edilmemesi ve geçerli bir mazeretin de sunulmaması
durumunda, uygulamada yeknesaklığın sağlanması bakımından, Hukuk Hizmetleri
Genel Müdürlüğünün mezkur yazısı doğrultusunda işlem tesis edilmesi hususunda,
Bilgilerini ve gereğini rica ederim.
Recep KOŞAL
Bakan a.
Gümrükler Muhafaza Genel Müdürü
Ek: Yazı Örneği (1 Adet)
Dağıtım:
Tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge
Müdürlüklerine
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Sayı :E-53386839-045.02[HYS580484]-00113845729
Konu :Araç Değer Müsadereleri Hakkında
07.10.2025 / 113845729
GÜMRÜKLER MUHAFAZA GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :27.06.2025 tarihli ve E-62634748-641.99-00110801550 sayılı yazınız.
İlgi yazınızda özetle; Risk Yönetimi, Tasfiye ve Döner Sermaye Genel
Müdürlüğünün 03.12.2020 tarihli ve 59491387 sayılı Genel Müdürlüğümüze hitaplı
yazısı ile; 5607 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde
sicile şerh verilerek ilgilisine teslim edilen ve müsadere kararının
kesinleşmesine rağmen ilgilisi tarafından gümrük idaresine teslim edilmeyen
araçlar için yapılacak işlemler konusunda Genel Müdürlüğümüz görüşlerinin talep
edildiği, Genel Müdürlüğümüzün 25.12.2020 tarihli ve 60114021 sayılı cevabi
yazısında ise; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 54 üncü maddesinin ikinci
fıkrası kapsamında aracın değeri kadar para tutarının müsaderesinin talep
edilerek mahkeme kararı doğrultusunda işlemlere devam edilmesinin, ayrıca 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin sekizinci fıkrasının yollamasıyla
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289 uncu maddesi uyarınca, muhafaza görevini
ihlal eden şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı
şeklinde hukuki görüş verilmesi üzerine 15.02.2021 tarihli ve 61460711 sayılı
yazınız ile Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerine bu yönde talimat verildiği,
Bu defa ilgi (c) yazınızda özetle; İpekyolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge
Müdürlüğünün 09.12.2024 tarihli ve 103765581 sayılı yazısında; "müsadere
kararının kesinleşmesine rağmen ilgilisi tarafından gümrük idaresine teslim
edilmeyen araçlar için ilgili mahkemelerden aracın değeri kadar para tutarının
müsaderesine yönelik Ek Karar talep edilmekte ve söz konusu Mahkeme kararlarında
talep konusu eşyanın (nakil aracının) ortadan kaldırıldığına, tüketildiğine,
elden çıkarıldığına dair iddia ve somut olgunun bulunmadığı gerekçesiyle
talebin reddine karar verilmesi sebebiyle bahsi geçen somut olgunun
tespitine yönelik yapılması gereken iş ve işlemlere ilişkin talimat verilmesi …"
Doğu Akdeniz Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün 22.04.2025 tarihli ve
108481073 sayılı yazısında; "ilgilisine yediemin olarak teslim edilen ve
müsaderesine karar verilen aracın ilgilisi tarafından gümrük idaresine teslim
edilmemesi halinde, hukuk davası açılması ayrıca İdare tarafından ilgilisi
hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 289 uyarında suç duyurusunda
bulunulması yönünde işlem yapılmasının uygun olacağı" belirtilerek uygulamada
yeknesaklığın sağlanması bakımından konuya ilişkin Genel Müdürlüğümüz
görüşlerinin bildirilmesi istenilmektedir.
Bilindiği üzere, kaçak eşya naklinde kullanılan taşıtlara elkonulmasına
ilişkin olarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 10 uncu maddesinin
birinci fıkrasında, "Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan
taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne
göre elkonulur." hükmüne,
İkinci fıkrasında da, "13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi
kapsamına girmesi, Türkiye'de sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma ve
kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması
halinde, elkonulan taşıt, elkoyma kararı veren mercilerce alıkonulur. Sahibinin
taşıtın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde
gümrük idaresine teslim etmesi halinde, taşıt sahibine iade edilir. Aksi
takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu
beklenmeksizin derhal tasfiye olunur." hükmüne yer verilmiştir.
5607 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, suçta kullanılan
taşıta 5271 sayılı Kanunun 128 nci maddesi çerçevesinde elkonulacağı hüküm altına
alınmış olup bu hükümde atıf yapılan 5271 sayılı Kanunun 128 nci maddesinin
dördüncü fıkrasında, kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen
elkoyma kararlarının, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle
icra olunacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, bu tür taşıtlara fiilen elkonularak
tasfiye edilmesi mümkün değildir. Taşıtların durumu, yapılacak yargılama
sonucunda verilecek karara göre şekillenecektir.
Genel Müdürlüğümüzün 25.12.2020 tarihli ve 60114021 sayılı görüş yazısında;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun128 inci maddesinin sekizinci fıkrasının
yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289 uncu maddesi uyarınca,
muhafaza görevini ihlal eden şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması
denilmekte ise de; Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 11.11.2021tarihli ve E.2020/30907,
K.2021/19126 sayılı Kararında özetle; "5607 sayılı Yasanın 10/1 maddesindeki
"Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza
Muhakemesi Kanunu'nun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre
elkonulur." şeklindeki ve CMK'nın 128/4 maddesindeki "Kara, deniz ve hava
ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu
sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
suça konu aracın 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçu nedeniyle kolluk tarafından
fiilen elkonulmasından sonra 16/11/2007 tarihli ''teslim tesellüm belgesi''
başlıklı tutanak ile sanığa yediemin sıfatıyla teslim edilmesinin mevzuata
uygun bir elkoyma işlemi olmadığı nazara alındığında müsnet suçun unsurlarının
oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine
karar verilmesi," denilmiştir.
Söz konusu karardan da anlaşılacağı üzere, muhafaza görevini kötüye
kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşabilmesi için öncelikle aracın sanığa "yediemin
sıfatıyla teslim edilmesi" ve muhafaza görevi ile alakalı "ihtar metni"nin okunarak teslim tesellüm
belgesi ile teslim edilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesinin
yukarıda yer verilen kararında suçun maddi unsurunun oluşmadığına karar
verilmiştir.
Bu itibarla Genel Müdürlüğümüzün söz konusu Yargıtay kararından önce vermiş
olduğu görüş yazısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289 uncu maddesi
uyarınca, muhafaza görevini ihlal eden şüpheliler hakkında suç duyurusunda
bulunulması yönündeki talimatının halihazırdaki hukuki durum açısından
uygulanmasının doğru olmayacağı, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulsa
dahi sonuç elde edilmesinin mümkün olmayacağı anlaşılmaktadır.
Yine anılan görüş yazımızda; kesinleşmiş müsadere kararı bulunan eşyanın
yapılan teslim ihtarına rağmen teslim edilmediği ve geçerli bir mazeretin de
sunulmadığı hallerde müsadere kararını vermiş olan mahkemeden söz konusu
eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilmesinin talep
edilebileceği hususlarına yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasında "(2)
Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması,
tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu
eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir." denilmekte
ise de; bu talebin ek karar şeklinde mi yoksa ayrı bir dava açılmak suretiyle mi
yapılması gerektiği hususunda kanunda açık ve anlaşılır bir ifadenin
bulunmadığı görülmektedir.
Zira 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Müsadere Usulü" başlıklı 256 ila 258 arasındaki maddeleri
incelendiğinde de yargılamanın ilk aşamasındaki müsadere talebi ile alakalı hususların
düzenlendiği ancak kararın kesinleşmesinden sonraki süreçte müsadere edilen
aracın teslim edilmemesi durumunda eşyanın değeri kadar para tutarının
müsaderesine ilişkin talebin usulüne dair bir düzenlemeye yer verilmediği
anlaşılmaktadır.
Konu ile alakalı Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve
E.2020/6616, Κ.2021/889 sayılı Kararında müsadere kararına konu taşıtın
teslim edilmemiş olması üzerine müsadere kararının kaldırılarak taşıtın
kasko değerinin müsaderesine dair ilk derece mahkemesi ek kararının incelenmesi
sonucunda müsadere kararının kaldırılarak kasko değerinin müsaderesi kararının
geçerli bir sonuç doğurmayacağına ve yok hükmünde olduğuna karar
verilmiştir.
Yargıtay, bir konuda daha önce karar verildikten sonra, aynı konuda tekrar
karar (ek karar) verilmesi halinde verilen ikinci kararı yok hükmünde
saymaktadır. Esasen bu durum, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223'üncü
maddesinin yedinci fıkrasında yer alan; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık
için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine
karar verilir" şeklindeki hükmün bir sonucudur.
Dolayısıyla ceza mahkemelerinde görülen bir dava ile alakalı hüküm
verildikten sonra ilgili mahkeme o "dosyadan
el çekmiş" sayılmakta ve kanunda belirtilen istisnalar dışında tekrar aynı
dava dosyası ile alakalı yeni bir hüküm verememektedir.
Öte yandan ilgi yazı konusu ile alakalı olaylara ilişkin HYS de kayıtlı
dosyalarda, taşradaki hukuk birimlerimizce; devlet adına bir kamu alacağı
olduğu düşünülerek "alacak davası"
şeklinde bir dava yolunun tercih edildiği görülmektedir.
Esasen alacak davası, davaya konu edilen şey üzerindeki alacaklılık
durumunun tartışmalı olması veya yargılama yapılmasının gerekli olması
durumları için söz konusu olabilir. Somut olaylarda ise Devletin alacaklılık
durumu kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile sabit olup müsadere konusu eşyanın
teslim edilmemesi haksız fiil teşkil eden bir durumdur. Dolayısıyla açılması
gereken dava, haksız fiil sebebiyle oluşan zararın tazmini talebini içeren "tazminat davası" şeklinde olmalıdır.
Son olarak ilgi yazınızda; taşra hukuk birimlerimizce aracın değeri kadar
para tutarının müsaderesine yönelik ek karar talep edildiğinde bazı
Mahkemelerce "talep konusu eşyanın (nakil aracının) ortadan kaldırıldığına,
tüketildiğine, elden çıkarıldığına dair iddia ve somut olgunun bulunmadığı"nın
ortaya konulmasının istenildiği belirtilmektedir. Yukarıda da ifade edildiği
üzere bu talebin ayrı bir dava olarak mı yoksa ek karar şeklinde mi yapılması
gerektiği konusu göz ardı edilecek olursa, mahkemeden bu konuda bir talepte
bulunulmadan önce kararın kesinleşmesini müteakip ilgiliden istenilmesine
rağmen araç teslim edilmedi ise kesinleşmiş karar ile birlikte Emniyet birimlerinden
"aracın yakalanarak teslim edilmesi"
talep edilmeli, ilgili birimlerden konu ile alakalı geri dönüş olduğunda ya da
makul bir süre beklendiği halde bir cevap alınamamış ise bu bilgi ve belgeler
ile görevli mahkemeden aracın değeri kadar para tutarının müsaderesine yönelik
ek karar talep edilmesi uygun olacaktır.
Yukarıda yer verilen maddi ve hukuki tespitler doğrultusunda konu
değerlendirildiğinde; kesinleşmiş müsadere kararı bulunan eşyanın (aracın)
yapılan teslim ihtarına rağmen teslim edilmemesi ve geçerli bir mazeretin de
sunulmaması durumunda;
1- Yukarıda yer verilen Yargıtay 2. Ceza
Dairesinin Kararı uyarınca; aracın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek
suretiyle icra olunan somut durum açısından suçun maddi unsurlarının oluşmaması
sebebiyle ilgililer hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 289 uncu maddesi uyarınca,
muhafaza görevini kötüye kullanma suçu sebebiyle suç duyurusunda bulunulmamasının
uygun olacağı,
2- Kararın kesinleşmesinden sonraki süreçte
müsadere edilen aracın teslim edilmemesi durumunda eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine ilişkin talebin usulüne dair bir düzenlemeye yer
verilmediğinden bu talebin ek karar ya da yeni bir dava şeklinde yapılması durumunda
bir sonuç elde edilmesinin belirsiz olduğu buna rağmen bu yolun tercih edilmesi
halinde ise 5237 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen
"eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya
müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması…" durumlarının ortaya
konulması maksadıyla, emniyet birimleri ile yapılan yazışmaların bilgi belge mahiyetinde
talepte bulunulan yargı merciine sunulması gerektiği,
3- Kesinleşmiş mahkeme kararı sonucunda
müsadere edilen aracın teslim edilmemesi haksız fiil olduğundan Devlet adına
oluşan kamu alacağının tahsili maksadıyla haksız fiile dayalı "tazminat davası" açılması gerektiği,
mütalaa edilmektedir.
Bilgilerinize arz ederim.
Av. Ebubekir AYDOĞDU
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü