Kıymetin gözetim değerine ulaşmaması durumunda belge istenebileceği ibraz edilmediğinde 235 madde kapsamında cezai işlem uygulanmayacağı
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Genel Müdürlüğü
Sayı :E-85593407-172.01.01-00117641216
Konu :2019/1 Sayılı Genelgenin İptali
09.01.2026 / 117641216
İSTANBUL GÜMRÜK VE DIŞ TİCARET BÖLGE
MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :a) 20.06.2025 tarihli, 110452614 sayılı
Dağıtımlı yazımız.
b) 24.09.2025 tarihli, 113485851 sayılı yazınız.
İlgi (b)'de kayıtlı yazınızda özetle; 2019/1
sayılı Genelge'nin iptaline dair kararın tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge
Müdürlükleri'ne duyurusunun yapıldığı 20.06.2025 tarihinden sonra, 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 235
inci maddesi kapsamında işlem tesis edilip edilmeyeceği, ayrıca bu tarihten
önce düzenlenen ve itiraz edilen gözetim kaynaklı ceza kararlarına dair ne tür
değerlendirme yapılacağı hususlarında tereddüt hasıl olduğu ifade edilmiş olup;
Bölge Müdürlüklerinin konuya ilişkin talimatlandırılması talep edilmektedir.
Bilindiği üzere, Danıştay 7. Dairesinin 26.11.2024 tarihli ve E:2024/2206, K:2024/4870
sayılı Kararı ile 2016/9 sayılı Genelgeye atıf yapan "Kıymet Kriterli Gözetim
Uygulaması" konulu 22.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı Genelge'nin iptaline
karar verilmiştir.
Anılan mahkeme kararında "...Dava konusu Genelge'de idari yaptırım
olarak söz edilen 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının
(c) bendi uyarınca ithal edilen eşya nedeniyle para cezası uygulanabilmesi
için; 1) ithale konu eşyanın lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların
vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması, 2) ithal edilen
eşyanın uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi değilmiş gibi beyan edildiğinin
yahut ithalata ilişkin herhangi bir uygunluk veya yeterlilik belgesi alınmadan
söz konusu belgelerin alındığı izlenimi uyandırılmak suretiyle beyanda bulunduğunun
saptanması, 3) eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması ve
kuralda belirtilen hukuka aykırılıkların idarece yapılan muayene, denetleme ve
kontrol sonucunda ortaya çıkarılmasına bağlı olup, ithali serbest olan eşyanın
ithalat seyrinin izlenmesi ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına gerek olup
olmadığının belirlenmesi amacıyla getirilen ancak anılan maddede sayılanlar
dışında kalan gözetim belgesinin ibraz edilmemesi madde uyarınca ceza
kesilmesini gerektiren neden olarak kabul edilemez..." ifadelerine yer
verilmiştir.
Mezkur Karar sonrası Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile yapılan
yazışmalar çerçevesinde; Gümrük Yönetmeliği'nin
180 inci maddesi
kapsamında yapılan kontrollerde, beyan edilen kıymetin ilgili gözetim
tebliğinde belirtilen değere ulaşmaması durumunda, Gümrük Kanunu'nun
74 üncü maddesi
gereğince yükümlüden gözetim belgesi istenebileceği, belge ibraz edilmediği
durumda herhangi bir cezai işlem tesis edilemeyeceği, yine teslimden sonra
yapılan kontroller sonucunda, eşyanın Gözetim veya Kayıt Belgesine tabi
olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının anlaşılması halinde Gümrük Kanunu'nun 235
inci maddesi uyarınca işlem yapılamayacağı, ancak kesinleşmiş bulunan ceza
kararları ile ilgili tahsil işlemlerinin ilgili mevzuatına göre devam edilmesi
gerektiği mütalaa edilmektedir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Mustafa GÜMÜŞ
Bakan a.
Genel Müdür
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Sayı :E-53386839-045.02[HYS589575]-00113816306
Konu :2019/1 Sayılı Genelgenin İptali
GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :22.08.2025 tarihli ve E-85593407-156.06-00112702051 sayılı yazınız.
İlgi yazınızda özetle; Danıştay 7. Dairesinin 26.11.2024 tarihli ve
E:2024/2206, K:2024/4870 sayılı kararı ile "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması"
konulu 22.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı Genelgenin iptaline karar verildiği,
bu iptal kararının gümrük idarelerinde gözetim uygulamalarına ilişkin işlemlerde
tereddütlere yol açtığı belirtilerek,
1- 2019/1 sayılı Genelgenin 1 ve 2 nci maddelerine istinaden; Gümrük
Yönetmeliğinin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrolde, beyan edilen
kıymetin ilgili gözetim tebliğinde belirtilen değere ulaşmaması durumunda,
Gümrük Kanununun 74 üncü maddesi gereğince yükümlüden gözetim belgesi ibrazının
istenebileceği, belge ibraz edilmediği durumda ise herhangi bir cezai işlem
yapılamayacağı değerlendirilerek; 2016/9 sayılı Genelgede yer alan usullerin
işletilip işletilmeyeceği, gözetim belgesi ibraz edilmemesi halinde Gümrük Kanununun
235 inci maddesi uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı, teslimden sonra yapılan
kontroller sonucunda, eşyanın gözetime tabi olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının
anlaşılması halinde de herhangi bir cezai işlem yapılıp yapılmayacağı,
2- 2004/7304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca düzenlenen tebliğler
kapsamında kayda alınmak suretiyle gözetime tabi tutulan eşya için "Kayıt
Belgesi"ne ilişkin olarak Gümrük Kanununun 235 inci maddesi uyarınca işlem
yapılamayacağı değerlendirilerek; konuya ilişkin işlem yapılıp yapılmayacağı,
3- 2019/1 sayılı Genelgenin iptali öncesinde 2016/9 sayılı genelgeye
istinaden başlatılan işlemler kapsamında Gümrük Kanununun 235 inci maddesi
uyarınca,
- Ceza kararı düzenlenmemesi,
- Tebliğ edilmiş olmakla birlikte uzlaşma veya itiraza konu edilmiş ancak,
itiraz veya uzlaşma değerlendirmeleri henüz neticelendirilmemiş olan ceza
kararlarının iptal edilmesi,
- Mahkemeye intikal eden uyuşmazlıklarda yargı kararının beklenilmesi ve bu
kararlar çerçevesinde işlem yapılması,
- Kesinleşmiş bulunan ceza kararları ile ilgili tahsil işlemlerinin ilgili
mevzuatına göre devam etmesi gerektiği değerlendirilerek, yapılacak işlemlerde
hangi tarihin esas alınacağı hususunda Genel Müdürlüğümüz görüşlerinin
bildirilmesi istenilmiştir.
Konuya ilişkin olarak yapılan araştırma ve ilgili evrakın tetkiki
neticesinde;
- Ev Dekor İthalat İhracat ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 22.01.2019
tarihli ve 2019/1 sayılı "Kıymet Kriterli Gözetim Hakkında" konulu Genelgenin
iptali ve yürütmesinin durdurulması talebi ile Danıştay 7. Dairesinin
E:2024/2206 sayılı dosyasına kayden dava açıldığı, Anılan Dairenin 26.11.2024
tarihli ve E: 2024/2206, K:2024/4870 sayılı kararı ile 2019/1 sayılı
Genelgenin;
- Yargı kararına dayanılarak geri verilen vergilerin ödenmesi koşuluyla
ceza kararlarının iptalini düzenlediği ve bu durumun, idari işlemleri yargı
önünde inceletme hakkını kısıtlayarak Anayasanın 36 ncı maddesinde güvence
altına alınan hak arama özgürlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edebileceği,
- Kanuni dayanak olmaksızın ceza kararlarının kaldırılabileceğini
düzenlediği ve bu durumun Anayasanın 38 inci maddesindeki suç ve cezaların
kanuniliği ilkesine aykırı olabileceği,
- Yargı yoluyla vergi iadesi alan yükümlülerden gözetim belgesi talep ederken,
vergiyi idareye ödeyenlerden bu belgeyi talep etmediği ve bu durumun,
Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırılık oluşturabileceği,
- Ayrıca gözetim belgesinin ithalat seyrini izleme amacı taşıyan bir belge
olduğundan ve Gümrük Kanununun 235 inci maddesinde sayılan lisans, izin veya
uygunluk belgeleri arasında yer almadığından, ibraz edilmemesinin bu madde
uyarınca cezai işlem gerektirmeyeceği, Gerekçeleri ile davanın kabulüne ve
2019/1 sayılı Genelgenin iptaline karar verildiği,
- Bahse konu kararın Bakanlığımız kayıtlarına 28.05.2025 tarihinde (UETS
ile) intikal ettiği ve Bakanlığımızca 26.06.2025 tarihli ve 0110738089 sayılı
dilekçe ile anılan karara karşı yürütmenin durdurulması talepli temyiz yoluna
başvurulduğu, henüz yürütmenin durdurulması talebine ilişkin herhangi bir
kararın tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; Anayasamızın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138 inci
maddesinin son fıkrasında; "Yasama ve yürütme organları ile idare,
mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme
kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
hükmü,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı
28 inci maddesinde; "1. Danıştay, Bölge İdare mahkemeleri, İdare ve Vergi
mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının
icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde
bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın İdareye tebliğinden
başlayarak otuz günü geçemez, ancak disiplin hükümleri saklıdır.
(…)" hükmü,
Aynı Kanunun "Temyiz ve istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması"
başlıklı 52 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Temyiz veya istinaf
yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının
yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin
durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu
veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar
verilebilir. Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf
yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması
kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır."
hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 210 uncu maddesinde; "Bu
Kanunda geçen;
a) "Geri verme" deyimi, ödenmiş olan gümrük vergilerinin tamamen
veya kısmen geri ödenmesi,
b) "Kaldırma" deyimi, henüz ödenmemiş olan gümrük vergilerinin
tamamen veya kısmen alınmamasına karar verilmesi, anlamına gelir.
Gümrük vergilerinin geri verilmesi veya kaldırılmasına ilişkin hükümler bu
Kanun kapsamında tatbik edilen para cezaları için de uygulanır.",
211 inci maddesinde; "1. Kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş
olduğu belirlenen gümrük vergileri geri verilir. Kanunen tahakkuk
ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergileri kaldırılır.
Ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk ettirilmemesi gereken gümrük
vergileri ilgili kişinin kasten yaptığı bir tahrifat veya ticaret politikası
önlemlerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile
artırılması sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri
verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.
2. Kanunen ödenmemeleri gereken gümrük vergileri, söz konusu vergilerin
yükümlüye tebliğ edilmesi ve ilgilinin üç yıl içinde gümrük idaresine müracaatı
üzerine geri verilir veya kaldırılır.
Kontrol ve denetleme sonucunda, geri verme veya kaldırma hallerinden
birinin tespiti durumunda, aynı süre içinde geri verme veya kaldırma işlemi
doğrudan yapılır.
Bu süre mücbir sebep veya beklenmeyen hallerde uzatılabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Bu doğrultuda tereddüt edilen hususlara ilişkin olarak görüşlerimize
aşağıda yer verilmektedir.
1. Gözetim Belgesi İbraz Edilmemesi ve Cezai İşlem hakkında;
2019/1 sayılı Genelgede atfı yapılan Gümrük Yönetmeliğinin 180 inci
maddesinde beyan kontrolleri, 181 inci maddesinde ise yürürlükteki mevzuat
uyarınca ilgili gümrük rejimleri kapsamında Türkiye'ye ithali öngörülen her
türlü izin veya uygunluk belgesine veya bu belgeler yerine geçen bilgiye tabi
eşyaya ilişkin yetkili kurumlarca yapılacak kontroller düzenlenmiştir. Yine söz
konusu Genelgede atfı yapılan 2016/9 sayılı Genelge ise, 4458 sayılı Kanunun
235/1-c maddesinin uygulanmasına ilişkin olup beyanın kontrolü için yapılan
muayene ve denetim esnasında diğer kurumlarca kontrole tabi ithal eşyasının
kontrolünün yapılmamış olması tespitinin teslimden önce yapılması ya da
denetime ilişkin belgenin/referans numarasının beyannamede yer almadığının
beyanname kapatıldıktan/eşya teslim edildikten sonra tespit edilmiş olması
hallerinde, genelgede belirtilen şartlarda Kanunun 235-1-c maddesinin
uygulanacağı düzenlenmiştir.
Danıştay 7. Dairenin 26.11.2024 tarihli ve 2024/2206, K:2024/4870 sayılı
kararında "…dava konusu Genelge ile yargı kararına istinaden geri verilen
alacakların öngörülen usulde ödenmesi suretiyle iptal edileceği hususlarının
düzenlenmesi, yükümlülerin hak ve menfaatlerini etkileyen bir idari işlemi
yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve inceletme olanağından yoksun bırakılması
sonucunu doğuracak olup, bu durumun, hak arama özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına,
hukuk devleti ve ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna
ulaşılmaktadır.
(…)
Ayrıca, İdarece, kanuni sebep bulunduğunda ceza kararı alınacak ve ancak
kanun ile izin verilirse ceza kesilmesinden veya cezanın tahsilinden
vazgeçilebilecek olup, dava konusu Genelge ile getirilen kanuni sebep
olmaksızın ceza kararının kaldırılacağı yolundaki düzenleme Anayasa ile güvence
altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesine de aykırılık
oluşturmaktadır." Gerekçelerine yer verilmiştir.
Yine anılan kararda; "Gözetim uygulaması öngörülmesi aşamasında, gözetim
önlemi uygulanmasına karar verilen eşyanın, belirlenen bir kıymetin altında
ithal edilmek istenilmesi halinde, sadece, ''gözetim belgesi'' ibrazı
zorunluluğu getirildiğinden, bu zorunluluğa uyulmaması hali, Gümrük Kanunu
hükümlerine göre ek tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum değildir.
Öte yandan, … gözetim uygulamasının başlatılması durumunda herhangi bir
koruma tedbirinden söz edilemeyeceği, bu aşamada, o malın ithalinin herhangi
bir kısıtlama, vergi oranında artış, eşik kıymet belirlenmesi veya ek mali
yükümlülük uygulamasının söz konusu olmayacağı, sadece bir malın ithalinde
yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet verilebilecek miktarda artış olup olmadığının
belirlenmesi için o malın ithal seyrinin izlenmesinin amaçlandığı ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi
için gözetim belgesinin ibrazının istendiği, bu zorunluluğa uyulmamasının ise Gümrük
Kanunu hükümlerine göre ek tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı belirtilmiştir.
Dava konusu Genelge'de idari yaptırım olarak söz edilen 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 235.maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca ithal edilen eşya
nedeniyle para cezası uygulanabilmesi için; … anılan maddede sayılanlar dışında
kalan gözetim belgesinin ibraz edilmemesi madde uyarınca ceza kesilmesini
gerektiren neden olarak kabul edilemez." gerekçelerine yer verilerek gözetim belgesinin Gümrük Kanununun 235 inci
maddesinde sayılmadığını ve cezai yaptırım gerektirmediği açıkça ortaya
konulmaktadır.
Gümrük Yönetmeliğinin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrolde, beyan
edilen kıymetin ilgili gözetim tebliğinde belirtilen değere ulaşmaması
durumunda, Gümrük Kanunun 74 üncü maddesi gereğince yükümlüden gözetim belgesi
ibrazının istenebileceği, belge ibraz edilmediği durumda ise herhangi bir cezai
işlem yapılamayacağı ve teslimden sonra yapılan kontroller sonucunda, eşyanın gözetime
tabi olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının anlaşılması halinde de herhangi
bir cezai işlem yapılamayacağı yolundaki Genel Müdürlüğünüz değerlendirmelerine
Genel Müdürlüğümüzce de iştirak edilmektedir.
2- Kayıt Belgesine Tabi Eşya ve Cezai İşlem: İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar (2004/7304) kapsamında gözetim
uygulaması birtakım eşyalar için Gözetim Belgesi şeklinde uygulanırken birtakım
eşyalar için ise Kayıt Belgesi şeklinde uygulanmaktadır. Her iki durumda da
amaç ithalatın ileriye yönelik kayda alınarak gözetime tabi tutulmasıdır.
Damping Belgesi, Gözetim Belgesi ve Kayda alma ve kayıt belgesi dış ticaret
uygulamalarında eşyanın kıymet ve miktar tespitinde kullanılan, çoğunlukla birbirinin
yerine geçen dış ticaret uygulamalarıdır.
Dolayısıyla Danıştay Yedinci Dairesinin ilgili kararının gerekçesi göz
önünde bulundurulduğunda, kayıt belgesine tabi eşya için de Gümrük Kanununun
235 inci maddesi uyarınca işlem yapılamayacağı yolundaki Genel Müdürlüğünüz
değerlendirmelerine Genel Müdürlüğümüzce de iştirak edilmektedir.
3- İptal Kararı Öncesi Başlatılan İşlemlerin Durumu:
İptal kararları; idari işlemin varlığına son veren, geçmişe etkili, işlemi
hiç yapılmamış sayan ve hukuk düzeninde işlemden önceki duruma dönülmesini
sağlayan kararlardır. İptal kararı, iptal edilen işlemi ve ona bağlı
işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırır. İdare, bu
kararlara uymak ve bu kararların gereklerini yerine getirmek zorundadır. İdare
bu yönde eylem ve işlemler yaparken, iptal kararının içeriğine ve amacına uygun
davranmak zorundadır. Bu yüzden iptal kararının içeriği ve gerekçesi, idareyi
duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması gerekmektedir. (Ramazan
ÇAĞLAYAN- İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, syf 169, 170)
Bununla birlikte, yargı kararlarının uygulanması da kararlarda yer alan
gerekçeler doğrultusundadır. Zira, Danıştay Beşinci Dairesinin müstekar
içtihatlara da uygun olan 09.02.1998 tarihli ve E:1996/725; K:1998/259 sayılı
kararında da; "İdari yargı yerlerince verilen iptal ya da yürütmeyi durdurma
kararlarının kararlarda belirtilen gerekçeler doğrultusunda uygulanması
gerektiği açık bulunmaktadır." denilmiştir.
Düzenleyici işlem tesis edildikten sonra bu işleme dayanılarak başka
işlemler de tesis edilebilir. Başka bir ifade ile; düzenleyici işlem, sonraki
işlemlerin dayanağını oluşturur. Burada, düzenleyici işlem iptal edildiğinde,
iptal edilen bu işleme dayanılarak yapılan birel işlemlerin durumunun ne
olacağı sorusu gündeme gelebilir. Düzenleyici işlemin iptal edilmiş olması
artık o işlemin hukuki dayanağının kalmadığı anlamına gelmektedir. Doktrinde;
iptalden önce düzenleyici işleme dayanılarak yapılan birel işlemlerin iptal
kararından doğrudan etkilenmeyeceği, aksi halde kişiler açısından işlemlerin
kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesine aykırılık teşkil edeceği, birel
işlemlerin kendiliğinden ortadan kalmayacağı ifade edildiği gibi; birel işlem
eğer kişilerin menfaatini ihlal ediyorsa idarenin bu işlemleri geri alması
gerektiği de ifade edilmektedir.
Bu çerçevede, iptal kararları ilgili idarî işlemi tesis edildiği tarihten
itibaren ortadan kaldırıcı ve o işlemin tesisinden önceki hukukî durumu geri
getirici sonuç doğurur. Yani, iptal edilen işlem ile doğmuş olan hukuki durum
ortadan kalkmış olur ve idare, işlemden önceki hukukî durumu geri getirecek
veya sağlayacak işlemleri tesis etmek mecburiyetindedir. İptal edilen işlemden
doğan sonuçlar, esasen iptal kararı ile ortadan kalktığından idare, bu işlemler
tesis edilmemiş gibi eski duruma geri döndürücü işlem tesis etmekle
mükelleftir.
"İdarenin genel düzenleyici işlemi, yargı yerince iptal edilince yönetim
tarafından herhangi bir işlem yapılmasına gerek yoktur. İptal kararı
kendiliğinden sonuç doğurur. Artık böyle bir düzenleme yoktur….İdare, iptal
edilen düzenleyici işlem yerine, hukuka uygun olmak şartıyla her zaman yeni bir
düzenleyici işlem yapabilir. Ancak, bu düzenlemeyi yaparken, iptal kararını göz
önünde bulundurmak zorundadır. Aksi takdirde yeniden iptalle karşılaşabilir." (Ramazan ÇAĞLAYAN, İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, 2001,
s.140).
Diğer yandan, iptal kararlarının yerine getirilmesini teminen yeni birtakım
işlem veya eylemlerde bulunulurken yargı kararıyla ortaya çıkan ve iptal edilen
veya yürütülmesi durdurulan işlemin mahiyetinden gelen bazı durum ve
özelliklerin de dikkate alınması gerekir.
Başka bir anlatımla, iptal kararlarının objektif, geriye yürüyücü ve
ortadan kaldırıcı nitelikleri nedeniyle bu kararların uygulanması, kararların
gerekçesi ile iptal edilen veya yürütülmesi durdurulan işlemin mahiyetine göre
çeşitli durumlarda farklı özellikler gösterir. Bu nedenle, iptal veya
yürütmenin durdurulması kararları yerine getirilirken önceden mevcut olan ve
iptal veya yürütmenin durdurulması kararıyla ortaya çıkan durum ve özelliklerin
dikkate alınması gerekir (Celal KARAVELİOĞLU, Açıklama ve Son İçtihatlarla
İdari Yargılama Usulü Kanunu, Cilt 2,s.1336).
Öncelikle; her olayın/durumun -birbirinden farklı unsurlar
içerebileceğinden- kendi şartları içinde ayrı ayrı değerlendirilmesinin uygun
olacağı düşünülmekte olup yapılan açıklamaların bu husus göz önüne alınarak
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Danıştay 7. Dairesinin 26.11.2024 tarihli ve E:2024/2206, K:2024/4870
sayılı iptal kararının, bahse konu "Kıymet Kriterli Gözetim Hakkında"
konulu 2019/1 sayılı Genelgenin, hukuk düzenindeki varlığına, yürürlüğe girdiği
tarih olan 22.01.2019 tarihinden itibaren son verdiği, 2019/1 sayılı Genelgenin
yayım tarihi olan 22.01.2019 tarihinden sonra söz konusu Genelgeye dayanılarak
yapılan vergilendirme işlemleri/para cezası uygulamaları hukuki dayanağını
kaybetmiş olduğundan kanunen ödenmemesi/tahakkuk ettirilmemesi gereken
vergi/düzenlenmemesi gereken para cezası durumuna geldiği değerlendirilmekte
olup ayrıca, idare ve vergi mahkemeleri ile Danıştayda açılan davalarda verilen
kararların yerine getirilmesi için de kesinleşmesinin beklenilmeyeceği
düşünülmektedir.
Bu doğrultuda; 2019/1 sayılı Kararın iptali öncesinde 2016/9 sayılı
Genelgeye istinaden başlatılan işlemler kapsamında Gümrük Kanununun 235 inci
maddesi uyarınca,
- Ceza kararı düzenlenmemesi,
- Tebliğ edilmiş olmakla birlikte uzlaşma veya itiraza konu edilmiş ancak,
itiraz veya uzlaşma değerlendirmeleri henüz neticelendirilmemiş olan ceza
kararlarının iptal edilmesi,
- Mahkemeye intikal eden uyuşmazlıklarda yargı kararının beklenilmesi ve bu
kararlar çerçevesinde işlem yapılması,
- Kesinleşmiş bulunan ceza kararları ile ilgili tahsil işlemlerinin ilgili
mevzuatına göre devam etmesi gerektiği görüşlerine Genel Müdürlüğümüzce de
iştirak edilmektedir.
Diğer taraftan, Bakanlık Makamının 31.10.2024 tarihli Onayı ile yürürlüğe
giren Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yönetmeliğinin "Hukuki görüş yazıları"
başlıklı 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Genel Müdürlük tarafından
verilen görüşler istişari nitelikte olup, uygulayıcı birimi bağlayıcı nitelikte
değildir. Bu görüşler çerçevesinde değerlendirme yapma ve karar verme yetkisi ilgili
uygulayıcı birime aittir." yolunda düzenleme yer almaktadır.
Söz konusu düzenleme uyarınca, Genel Müdürlüğümüz görüşleri istişari
nitelikte olup Genel Müdürlüğünüzü bağlayıcı nitelikte değildir. Bu görüşler
çerçevesinde değerlendirme yapma ve karar verme yetkisi Genel Müdürlüğünüze
aittir.
Bilgilerinize arz ederim.
Av. Ebubekir AYDOĞDU
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü
E.E.