Kaçakçılık Kanununun uygulanmasına; Geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejiminde, rejime aykırılık saptandığında, aynıyet tespitinin nasıl yapılacağı, kaçakçılık fiilinin cezasının kim tarafından verileceği, Tekerrür kayıtlarının UYAP üzerinde tutulması, Katılım Dilekçesi, Kesinleşen para cezaları, etkin pişmanlık ve muhbir ikrameyesi, ihracat işlemlerinde yüzde 10 farklılık (% 10)
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel
Müdürlüğü
Sayı :
B.02.1.GÜM.0.06.00.08.233.1999/5607
Konu :
07.07.2009
/ 05331 yazıda ilgi tutulmuştur.
13.12.2007 /
35232
GÜMRÜK VE
MUHAFAZA BAŞMÜDÜRLÜĞÜNE
31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun uygulanmasına yönelik
Müsteşarlığımıza intikal eden hususlara ilişkin olarak aşağıda yer verilen
açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
Geçici
ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejiminde, rejime
aykırılık saptandığında, aynıyet tespitinin nasıl yapılacağı hususu:
5607 sayılı Kanun'un 3/9.
maddesi, "(9) Geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında
işleme rejimi çerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı, gümrük işlemlerini
gerçekleştirmeksizin serbest dolaşıma sokan kişiye, eşyanın gümrüklenmiş
değerinin iki katı idarî para cezası verilir." hükmünü amirdir.
Fıkra metninde de açıkça belirtildiği üzere, suçun
unsurları arasında eşyanın aynıyetine uygun olup olmaması bulunmamakta, bu
nedenle, geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında işleme
rejimleri çerçevesinde gelen eşyanın tabi olduğu gümrük rejimine ilişkin gümrük
işlemleri yapılmadan yurda sokulduğu tespit edildiğinde, 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 238. maddesinin uygulanması ve tahsil edilen para cezasının Gümrük
Yönetmeliği'nin 722. maddesine göre emanet hesaba alınması ile 5607 sayılı
Kanun'a muhalefetten de suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 6 ncı maddesinde belirtilen kaçakçılık
fiilinin cezasının kim tarafından verileceği hususu:
6. maddenin 1 ve 2. fıkralarında iki veya üç kat
olarak belirlenen gümrük vergilerinin gümrük idarelerince alınacağı açıkça
belirtildiğinden ve maddede idari para cezasına ilişkin bir düzenleme
olmadığından Kanun'un 17. maddesinin değil, 6. maddesinin uygulanması ve gümrük
vergilerinin ilgili gümrük idaresince iki veya üç kat olarak tahsil edilmesi
gerekmekte, madde metninde idari para cezasına ilişkin bir düzenleme
olmadığından 1 ve 2. fıkralar gereği tahsil edilecek gümrük vergileri 5326
sayılı Kanun kapsamında bulunmamaktadır, bu nedenle de 5326 sayılı Kanun'un 17.
maddesinin 6. fıkrası uyarınca indirim uygulanmaması gerekmektedir.
Tekerrür
kayıtlarının Müsteşarlığımızca tutulması hususu:
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 8.
maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği üzere kabahatler dolayısıyla verilen
idari para cezalarının tekerrürüne esas alınacak kayıtların Müsteşarlığımız
bünyesinde tutulmasını teminen Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi
Başkanlığı'nda 14.04.2007 tarihinde bir toplantı yapılmış, bu toplantıda UYAP
üzerinden alınan kayıtların Gümrük Müsteşarlığında depolanıp Cumhuriyet
Savcılarının yine UYAP üzerinden tekerrüre esas kayıtları sorgulamasının kamu
kaynaklarının kullanımı açısından israfa ve aynı veriye daha zor yoldan
erişilmesine neden olacağı, bu nedenle 5607 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 4.
fıkrasının değiştirilmesinin faydalı olacağı, maddenin değiştirilmesine kadar
geçecek zaman içerisinde, Müsteşarlığımız bünyesinde ilgili kanun maddesine
göre oluşturulmuş bir veri havuzu bulunmadığından, Adalet Bakanlığı tarafından
Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilecek bir yazı ile, veri havuzu
oluşturulana kadar UYAP üzerinden sorgulama yapılmasının sağlanması konusunda
görüş birliğine varılmış olup, Adalet Bakanlığı ile veri değişimi konusunda
yapılacak protokolün hazırlıkları Müsteşarlığımız Hukuk Müşavirliği'nce
sürdürülmektedir.
Gümrük
İdarelerinin katılım dilekçesinin içeriğinin belirlenmesi ve düzenlenmesi
hususu:
"MADDE 18 - (1) Bu Kanunda tanımlanan suçlar
dolayısıyla açılan davalarda mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük
idaresine de gönderir. Başvurusu üzerine, ilgili gümrük idaresi açılan davaya
katılan olarak kabul edilir." hükmünü amirdir.
Maliye Bakanlığı'nın 27/09/2006 tarih ve 2006/141
sayılı Onay'ı ile; Devlet davalarının daha verimli ve etkin bir biçimde
takibini sağlamak, uygulamada birlik ve beraberliği gerçekleştirmek amacıyla,
ilçelerdeki davaların takip ve savunmasının, il defterdarlığı bünyesindeki
Muhakemat Müdürlüğü tarafından görevlendirilen il hazine avukatları tarafından
yapılmasında yarar bulunduğu, bu şekilde yurt düzeyindeki tüm davaların hazine
avukatları tarafından takibinin mümkün olacağı, bunun da eksik bilgiden
kaynaklanan olumsuzlukları asgariye indirerek, Devlet hakkının daha sağlıklı
bir şekilde korunmasını sağlayacağı gerekçesiyle atamaların esas olarak il
merkezlerine yapılmasının, ancak, hizmetin gereği ve mazeret durumu gibi
nedenlerle ilçelere de gerektiğinde nokta tayin yapılabilmesinin
kararlaştırıldığı, bu Onay ile, Muhakemat Müdürlüklerinde görevlendirilen il
hazine avukatlarının, görevlendirildikleri ilin tüm ilçelerindeki davaların
takip ve savunmalarını yapacaklarından, hazine avukatının görevlendirilmediği
ilçe bulunmayacağı ve 4353 sayılı Kanun kapsamındaki tüm hukuk ve ceza davaları
ile icra takipleri hazine avukatları tarafından yürütüleceği, bu nedenle
katılım dilekçeleri hazine avukatları tarafından verileceğinden içeriğinin
belirlenmesine ihtiyaç bulunmamaktadır.
5607 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca iddianamenin
bir örneği gümrük idaresine gönderildikten sonra, ilgili gümrük idaresinin
gerekli bilgi ve belgeleri de ekleyerek iddianame örneğini hazine avukatına
göndermesi, hazine avukatının da katılma dilekçesi vermesinden sonra gümrük
idaresinin davaya katılan olarak kabul edilmesi ve davanın hazine avukatlarınca
yürütülmesi gerekmektedir.
Petrol
Piyasası Kanununa göre yapılacak hukuki işlemlere ilişkin olarak:
5607 sayılı Kanunun 18. maddesinde belirtildiği üzere,
gümrük idaresinin katılma talebinde bulunabileceği davaların 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan kamu
davaları olduğu hüküm altına alınmıştır. 5015 sayılı Kanun ise 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda yer almayan kaçak petrol ile ilgili
düzenlemeleri içermektedir.
5015
sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapan 5576 sayılı Kanun ve
27.05.2007 tarih ve 26534 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
Kaçak Petrolün Tespit ve Tasfiyesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
ile "Kaçak Petrol" özel olarak düzenlenmiş, suç tanımı, cezai yaptırımı,
müsaderesi, depolanması, tasfiyesi ve ikramiyeye ilişkin 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamı dışında yeni düzenlemelere gidilmiştir.
Belirtilen Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde de 5015
sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesine göre açılmış veya açılacak olan davalara
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun müdahil olabileceğinin düzenlenmektedir.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 25. maddesi ile
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen 5/B maddesinin (h) bendine göre
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun idari para cezası verme ve lisansları
iptal etme görevleri bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, 5015 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde
düzenlenen kaçak petrol suçlarında müdahil idare, 19 uncu maddesinde düzenlenen
kabahat fiillerinde de idari para cezası vermeye yetkili idare Enerji Piyasası
Düzenleme Kurulu olup, Gümrük Müsteşarlığı'nın söz konusu davalara müdahil
olmaması gerekmektedir.
5607 sayılı
Kanun yürürlüğe girmeden önce kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla hükmolunan para
cezaları:
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106.
maddesinde adli para cezalarının infazına ilişkin hükümler yer almaktadır.
5607 sayılı Kanun'un 17 nci maddesine göre; "Bu Kanun
hükümlerine göre idarî para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı"
yetkilidir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinin 3. fıkrası; "10/12/2003
tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve
(III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para
cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın
dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen
idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir."
Maddenin 4. fıkrası ise; "Genel Bütçeye gelir
kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar,
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil
dairelerine gönderilir." hükmünü amirdir.
Mülga 4926 sayılı Kanun'un gümrük idarelerine para
cezalarına ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi veren 28.
maddesine paralel özel bir düzenleme 5607 sayılı Kanun'da yer almamış
olduğundan, 5607 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği ve 4926 sayılı Kanun'u yürürlükten
kaldırdığından, 31.03.2007 tarihinden itibaren gümrük idarelerinin para
cezalarına ilişkin ilamları takip ve tahsil etme yetkisi kalmamış olup,
belirtilen tarihten itibaren adli ve idari para cezalarının takip ve tahsiline
ilişkin olarak yukarıda belirtilen genel hükümlere göre işlem yapılması
gerekmektedir.
Etkin
Pişmanlık ve muhbir ikramiyesi müessesesi:
Mülga 4926 sayılı Kanun'un "Pişmanlık" başlıklı 10.
maddesi "Bu Kanunda yazılı kaçakçılık suçlarından herhangi birine katılmış
kişi, haber alınmadan evvel suçu, faillerini ve eşyanın saklanmış veya satılmış
olduğu yerleri kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü memurlara
haber verirse fiiline karşılık gelen cezadan kurtulur ve muhbir ikramiyesini
hak eder."
5607 sayılı Kanun'un 5.
maddesinin birinci fıkrası ise "3 üncü maddede tanımlanan suçlardan veya
kabahatlerden birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber
alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri
merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak
eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz." hükmünü amirdir.
İki madde metni birbirine paralel düzenleme getirmekte
olup 5607 sayılı Kanun da mülga 4926 sayılı Kanun gibi resmî makamlar
tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın
saklandığı yerleri merciine haber veren kişiye muhbir ikramiyesi verilmesini
öngörmüştür.
Soruşturma
ve kovuşturma devam ederken kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılan
taşıtların alıkonulması:
5607 sayılı Kanun'un 10.
maddesine göre verilen el koyma kararı çerçevesinde araç üzerine konulan
şerhin, 5607 sayılı Kanuna göre yapılan bir işlem olduğu da belirtilerek, kara
taşıtlarında taşıt ruhsatına da işlenmesi yoluyla takibinin yapılması ve
Kanunun 10/2. maddesinde belirtilen 30 günlük sürenin alıkoyma kararının Gümrük
İdaresine tebliğinden itibaren başlaması gerekmektedir.
Diğer taraftan, kamu davası açıldığı tarihten itibaren
bir yıllık süre içinde kovuşturmanın sonuçlanmaması halinde tasfiye edilecek
eşya ibaresi kaçak eşya taşınmasında kullanıldığı zannı ile el konulan taşıma
araçlarını kapsamamakta olup, alıkonulmuş taşıtların ancak 10. madde kapsamında
tasfiye edilmesi gerekmektedir.
Zarara uğrayan, değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana
gelme tehlikesi bulunan veya muhafazası ciddi külfet oluşturan eşya için
belirlenen 3 ve 15 günlük süreler içerisinde ilgili hakim/mahkeme tarafından
tasfiyesine karar verilememesi halinde de eşyanın tasfiyesine ilişkin
hakim/mahkeme kararının beklenilmesi gerekmektedir.
3. maddenin
14. bendinde yer alan %10 farklılığa ilişkin uygulama:
Bilindiği üzere, 31.03.2007 tarihli ve 26479 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu'nun 3. maddesinin 14. bendi; "İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş
gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf
veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik,
sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayan
kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır. Beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile gerçekte ihraç
edilen eşya arasında yüzde onu aşmayan bir fark bulunması halinde, sadece
27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre işlem
yapılır",
3. maddesinin 18. bendi ise "Yukarıdaki fıkralarda
tanımlanan suçlar ile onuncu fıkrada tanımlanan kabahat fiilleri, teşebbüs
aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." Hükmünü amirdir.
Öte yandan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet
Komisyonu'nun 5/12/2006 tarihli ve (1/1240), (2/403), (2/644) Esas, 114
Karar numaralı Adalet Komisyonu Raporu'nda "fıkra
metnine eklenen bir cümleyle, beyanname ve eki belgelerde gösterilen
ile gerçekte ihraç edilen eşya arasında yüzde onu aşmayan bir fark bulunması
halinde, sadece 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine
göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Dikkat edilmelidir
ki, bu hüküm konulurken, beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile
gerçekte ihraç edilen eşya arasında yüzde onu aşmayan farkın ancak
taksirli olarak gerçekleştirilebileceği varsayımına dayanılmıştır.
Şayet, beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile gerçekte ihraç
edilen eşya arasında kasten bir mübayenet oluşturulmuşsa, oranı ne
olursa olsun, bu fıkrada tanımlanan suçun oluşacağında kuşku bulunmamaktadır"
denilmektedir.
Anılan Kanun'un 3/14.
maddesinde belirtilen ifadeden; beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile
gerçekte ihraç edilen eşya arasındaki yüzde onu aşmayan farkın, malın cins, miktar,
evsaf veya fiyatından meydana gelebileceği anlamı çıkarılabileceği, ancak bir
malın cins veya evsafında yüzde farklardan söz edilemeyeceği düşünülmekle
birlikte, eşyanın toplamı üzerinden cins veya evsaf farklılığının
belirlenmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir.
Belirtilen hususlar dikkate alınarak, ihraç eşyasının
beyanında Kanunun 3/14. maddesine temas eder bir durumun varlığında Cumhuriyet
Savcılığına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Müsteşar a.
Arif KÜMBÜL
Genel Müdür V.
DAĞITIM:
Tüm Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlükleri