Müsadere kararı kesinleştiği halde teslim edilmeyen araçlar için işlemlere devam edilmesi ile suç duyurusunda bulunulması
T.C.
TİCARET
BAKANLIĞI
Gümrükler
Muhafaza Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi
Sayı :E-68326374-641.03.02-00061460711
Konu :Müsadere Kararı Kesinleşen Araçların İade
Edilmemesi
04.11.2025
/ 115205450 yazıda
ilgi tutulmuştur
15.02.2021 / 61460711
DAĞITIM YERLERİNE
Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün Risk Yönetimi,
Tasfiye ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğüne muhatap bir örneği ekte gönderilen
10.07.2020 tarihli ve 55723149 sayılı yazısında özetle;
2007/30 sayılı
Genelgede teminatla sahibine iade edilen araçların, bulunamaması veya teslim
edilememesi halinde ceza ve güvenlik tedbirinin infazına ilişkin hükümlere tabi
olduğundan infaz hükümlerinin mahkeme ve Cumhuriyet Savcılıklarınca
yürütüleceğinin belirtildiği; ancak teminatsız olarak sicile şerh verilerek
ilgilisine yediemin olarak bırakılan taşıtın bulunamaması veya teslim
edilememesi halinin ise düzenlenmediği; bununla birlikte müsadere sonucunda
elde edilen gelirin Hazineye kaydedilmesi nedeniyle alacak davasının tarafının
Hazine olması gerektiğinin değerlendirildiği; sicile şerh verilerek ilgilisine
yediemin olarak teslim edilen ve müsaderesine karar verilen aracın ilgilisi
tarafından İdareye teslim edilmemesi halinde Gümrük Kanununun
177'nci maddesi
ve Tasfiye Yönetmeliğinin
66'ncı maddesi
uyarınca ilgili müdürlükçe 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri
çerçevesinde işlemlere başlanılması ve ilgilisi hakkında 5237 Sayılı
Türk Ceza Kanununun 289'uncu maddesi uyarında suç duyurusunda bulunulması
gerektiğinin mütalaa edildiği bildirilerek uygulamada birliğin sağlanmasını
teminen konunun talimatlandırılması istenmiştir.
Bahsi geçen duruma ilişkin Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
25.12.2020 tarihli ve 60114021 sayılı yazısında, sicile
şerh verilerek ilgilisine teslim edilen ve müsadere kararının kesinleşmesine
rağmen ilgilisi tarafından gümrük idaresine teslim edilmeyen araçlar için; 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun 54'üncü maddesinin
ikinci fıkrası kapsamında aracın değeri kadar para tutarının müsaderesinin
talep edilerek mahkeme kararı doğrultusunda işlemlere devam edilmesinin; ayrıca
5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanununun 128'inci maddesinin
sekizinci fıkrasına istinaden 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289'uncu maddesi
uyarınca, muhafaza görevini ihlal eden şüpheliler hakkında suç duyurusunda
bulunulmasının uygun olacağı belirtilmektedir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Murat
YAMAN
Bakan a.
Genel Müdür
Ek:
Yazı Örneği (2 adet)
Dağıtım:
Tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge
Müdürlüklerine
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Trakya Gümrük ve
Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü
Sayı :51242853-641.03.02
Konu :Müsaderesine Karar Verilen Sicile
Kayıtlı Araçların İade
Edilmemesi
10.07.2020 / 55723149
TİCARET
BAKANLIĞINA
(Risk
Yönetimi, Tasfiye ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğüne)
İlgi : a) Bakanlığımız Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne
muhatap 09.07.2020 tarihli
ve 055689438 sayılı
yazımız.
b)
Bakanlığımız Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Bölge Müdürlüğümüze
muhatap 09.07.2020 tarihli
ve 55719550 sayılı yazıları.
İlgi(a)'da
kayıtlı yazımızda özetle; sicile şerh verilerek ilgilisine yediemin olarak
teslim edilen, daha sonra da müsaderesine karar verilen aracın ilgilisi tarafından
teslim edilmemesi halinde yapılacak işlemler hususunda tereddüte düşüldüğü
belirtilerek konuya ilişkin Bakanlığımız Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünden
görüşlerinin bildirilmesi istenilmiş, cevaben alınan ilgi(b)'de kayıtlı
yazılarında ;
''
Bakanlık Makamının 25/03/2020 tarihli Onayı ile yürürlüğe giren Ticaret
Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yönetmeliğinin "Hukuki görüş
yazıları" başlıklı 18 inci maddesinde;
"(1)
Genel Müdürlük tarafından, merkez teşkilatı birimlerine aşağıda belirtilen usul
ve esaslar dahilinde hukuki görüş verilir ve merkez birimlerince bu esaslar
uyarınca hukuki görüş istenilebilir.
a)
Hukuki görüş talep yazısı, konuyla ilgili bilgi ve belgeler eklenerek merkez
birim amirinin imzası ile Genel Müdürlüğe gönderilir. İlgili merkez birimince
hukuki görüş talep edilirken tereddüt edilen hususların nedenleri ve konuya
ilişkin birim görüşlerinin açıkça belirtilmesi gerekir.
b)
Taşra teşkilatı birimlerince karşılaşılan sorunlar ve tereddüt edilen
hususlar, öncelikle ilgili merkez birimlerince değerlendirilir. Uygulama
birliği ve denetim sağlanması amacıyla, Genel Müdürlükten ancak merkez
birimleri tarafından hukuki görüş istenilebilir..." yolunda düzenlemeye yer verildiği,
Bu
düzenleme uyarınca, taşra idarelerince karşılaşılan sorunların ve tereddüt
edilen hususların öncelikle Bölge Müdürlüğümüzce ilgili merkez birimine intikal
ettirilmesinin uygun olacağı''
belirtilmiştir.
5607
Sayılı Yasaya muhalefetten açılan davalarda kanunun 10. Maddesi uyarınca Türk siciline
kayıtlı olan araçların el koyma işleminin kayıtlı bulunduğu sicile şerh
verilmek suretiyle icra edildiği ve aracın ilgilisine yediemin olarak teslim
edildiği, yapılan yargılama sonucunda aracın müsaderesine karar verilmesi
halinde kesinleşme şerhli müsadere müzekkerelerinin gereği ilgili Gümrük
Müdürlüğüne gönderilerek müsadere işlemleri tamamlandığı, ancak bazı durumlarda
sicile şerh verilerek ilgilisine yediemin olarak teslim edilen ve müsaderesine
karar verilen araçların ilgilisi tarafından İdarelerimize teslim edilmediği
tespit edilmektedir.
5607
sayılı Yasanın 10. Maddesinde;
"…Kaçak
eşya naklinde kullanılan taşıta elkoyma
MADDE
10 - (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza
Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre
elkonulur.
(2)
13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmesi, Türkiye'de
sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma ve kovuşturma devam ederken,
kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, elkonulan araç
alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren
otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade
edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu
beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi
halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için
gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma
sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır.
(3)
İkinci fıkra hükmünün uygulanmasındaki değerden, kara taşıtlarında kasko
değeri; deniz taşıtlarında, tekne ve makine sigortasına esas teşkil eden değer;
sigortasız taşıtlar ile hava ve demiryolu taşıtlarında ise piyasa değeri
anlaşılır…" hükmüne
5607
sayılı Yasanın 13. Maddesinde;
"…Müsadere
MADDE 13 - (1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli
ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin
hükümleri uygulanır. Ancak kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya
kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi
için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:
a)
Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını
engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde
saklanmış veya taşınmış olması.
b)
Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını
veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını
gerekli kılması.
c)
Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye'ye girmesi veya Türkiye'den çıkması
yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması.
(2)
Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu
davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak
müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez…" hükmüne,
Gümrük Kanunu Madde 54 uyarınca;
"…Madde
54 - Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak; Türkiye Gümrük Bölgesine getirildiği veya
gümrük kontrolüne tabi tutulmadığı saptanan eşyaya, Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu ile ilgili diğer kanun hükümleri uygulanır…" hükmüne,
Gümrük Kanunu Madde 177. maddesinde;
"…Madde
177- (2) Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri uyarınca;
a)
Tasfiye edilebilecek duruma gelen eşya,
b)
El konulan eşyanın mahkemesince sahibine iadesine karar verilmesi halinde, eşyanın
teslim alınması için ilgilisine yapılan tebliğ tarihinden itibaren otuz gün
içinde teslim alınmayan eşya,
178
inci madde hükümlerine göre tasfiye edilir.
(3) Tasfiye edilmesine
karar verilen eşyanın bulunmaması halinde, ithal eşyası için CIF, ihraç eşyası
için FOB kıymeti ile bunlara ilişkin gümrük vergileri tutarları tahsil edilir.
(4) Yukarıdaki
fıkralara göre tasfiyelik hale gelen eşyanın tespit ve tahakkuk belgeleri otuz
gün içinde tasfiye idaresine intikal ettirilir. Tasfiye idaresi, tasfiyeye konu
eşyayı otuz gün içinde teslim almakla mükelleftir…" hükmüne,
Tasfiye
Yönetmeliği Madde 66. Maddesi;
"…Tasfiye
edilecek eşyanın bulunmaması
MADDE
66 -(1) Tasfiyelik hale gelmiş olmakla beraber eşyanın bulunamaması
halinde tespit ve tahakkuk belgesinin düzenlenip düzenlenmediğine
bakılmaksızın, ithal eşyası için CIF, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile bunlara
ilişkin gümrük vergileri tutarları gümrük müdürlüğünce 4458 sayılı Kanun ve
6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tahsil edilerek döner sermaye hesabına
aktarılır...'' hükmüne,
Bilindiği üzere; Ticaret Bakanlığı Taşra Teşkilatı
Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin 26. Maddesinde;
"…MADDE 26 - (1)
Gümrük Müdürlüğünün görevleri şunlardır :...
(çç)
Gümrüklü yer ve sahalardaki acil müdahale timi ile ilgili işlemleri yürütmek.
(ff)
Kaçak zannıyla el konulan eşya ile kaçakçılık naklinde kullanılan taşıtın
tespitini yaparak Bakanlık ambarlarına teslimini sağlamak.
(ıı)
Amme alacakları ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde haciz uygulaması
yapmak.
(
ii) Amme alacaklarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsilini temin etmek üzere
gerekli haciz ve tahsilat işlemlerini yapmak.
(ss)
Kaçak eşya ambarlarına alınan eşyalarla ilgili mahkemelerle yapılan yazışmaları
takip etmek.''
Hükmüne,
Bakanlığımız Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
2020/1 sayılı Genelgesinin ;
"…MADDE 3- (1) Adli ve
idari uyuşmazlıkların sulh yoluyla hallinde, 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı
Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ile Özel Bütçeli Kamu İdarelerinde
Hukuk
Hizmetlerinin
Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır.
MADDE
4- (1) Bakan Yardımcısı veya iş ve işlemle ilgili merkez veya ilgili bölge
müdürü tarafından talepte bulunulması halinde Bakanlık adına dava açılır veya
icara takibinde bulunulur,
İlgili
kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulması öngörülen hükümler
saklıdır.
(2)
Dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgeler, zamanaşımı ve
hak düşürücü süreler dikkate alınarak hukuk birimine gönderilir, Süresinde
gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgelerde
kaynaklanan sorumluluk bunu gönderen merkez veya taşra birimine aittir…"Hükmüne
amirdir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 54;
"…Eşya
müsaderesi
Madde
54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun
işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan
meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak
üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından
tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.)
Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni
hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2)
Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması,
tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu
eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir…" hükmüne,
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 55;
"…Kazanç
müsaderesi
MADDE
55. - (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da
suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi
veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar
verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi
menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2)
Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların
merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin
müsaderesine hükmedilir.
(3)
Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan
iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun
iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir…"
hükmüne,
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 289;
"...Muhafaza
görevini kötüye kullanma
Madde
289- (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya
hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı
dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne
kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması
halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu
oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün
olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü
indirilir.
(3)
Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya
herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı
davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(4)
Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı
dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..."
hükmüne amirdir.
Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün
2007/30 sayılı Genelgesinde;
"…5607
sayılı Kanun'un 13. maddesine göre ise 5607 sayılı Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili
olarak 5237 sayılı Kanun'un eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerinin uygulanması
gerekmektedir.
Eşya
müsaderesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinde düzenlenmiş olup
bölüm başlığında da belirtildiği üzere bir güvenlik tedbiridir. Ceza ve
güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hükümler ise, 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 1. maddesine göre, bu Kanun ile
düzenlenmekte ve infazın Cumhuriyet Savcıları tarafından yürütüleceği hükme
bağlanmaktadır.
5237
sayılı Kanun'un "Kazanç Müsaderesi" başlıklı 55. maddesinin fıkrasına göre ise,
müsadere konusu eşyaya el konulamadığı veya bunlar merciine teslim edilmediği
hallerde bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine
hükmedilecektir. Bu hüküm gereğince, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun
10. maddesine göre kaçak eşya naklinde kullanılan taşıt teminatla
sahibine iade edildikten sonra mahkemece müsaderesine hükmedildiği
hallerde, taşıt bulunamaz veya teslim edilmezse teminatın Hazineye irat kaydedilmesine
karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda
yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, 5607 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu'nda 4926 sayılı Kanun'un 22. maddesine paralel bir düzenleme
bulunmadığından ve anılan Kanunun 10. maddesi uyarınca verilen teminat ise
müsadere hükümlerine ve dolayısıyla ceza ve güvenlik tedbirinin infazına
ilişkin hükümlere tabi olduğundan infaz hükümleri mahkeme ve Cumhuriyet
Savcılıklarınca yürütülecektir…" belirtilmektedir.
Bazı Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüklerinde
sicile şerh verilerek ilgilisine yediemin olarak teslim edilen ve müsaderesine
karar verilen aracın ilgilisi tarafından İdarelerine teslim edilmemesi halinde
ilgili gümrük müdürlüğü tarafından alacak davası açılması için Hukuk Hizmetleri
Şube Müdürlüklerine başvurdukları ve Hukuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından
alacak davası açılarak uyuşmazlık adli yargıya taşınmaktadır.
Bölge Müdürlüğümüz tarafından ise; sicile şerh
verilerek ilgilisine yediemin olarak teslim edilen ve müsaderesine karar
verilen aracın ilgilisi tarafından İdarelerine teslim edilmemesi halinde ilgili
gümrük müdürlüğü tarafından ilgilisi hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
Madde 289 uyarında suç duyurusunda bulunmalarını,
Yine Ticaret Bakanlığı Taşra Teşkilatı Çalışma Usul
ve Esasları Hakkında Yönerge 26. Maddesi, Gümrük Kanunu 177/2,3,4. Maddesi ve
Tasfiye Yönetmeliğinin 66. Maddesi uyarınca ilgilisi hakkında 4458 sayılı Kanun
ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tahsil edilmesi
talimatlandırılmaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri incelendiğinde;
2007/30 sayılı Genelge ile teminatla sahibine iade araçların taşıt bulunamaz
veya teslim edilememesi halinde ceza ve güvenlik tedbirinin infazına ilişkin
hükümlere tabi olduğundan infaz hükümleri mahkeme ve Cumhuriyet Savcılıklarınca
yürütüleceğinin belirtilmiş olması, teminatsız olarak sicile şerh verilerek
ilgilisine yediemin olarak bırakılan taşıtın bulunamaması veya teslim
edilememesi halinin düzenlenmemiş olması, müsadere sonucunda elde edilen
gelirin Hazineye kaydedilmesi nedeniyle alacak davasının tarafının Hazine
olması gerektiği değerlendirildiği, sicile şerh verilerek ilgilisine yediemin
olarak teslim edilen ve müsaderesine karar verilen aracın ilgilisi tarafından
İdarelerine teslim edilmemesi halinde Gümrük Kanunu Madde 177 ve Tasfiye
Yönetmeliği Madde 66 uyarınca ilgili müdürlükçe 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsilini temin edilmek
üzere işlemlere başlanılması ve ilgilisi hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde
289 uyarında suç duyurusunda bulunmaları gerektiği mütalaa edilmekle birlikte; uygulamada
birlikteliğin sağlanması amacıyla konunun bir kez de Makamlarınca incelenerek Bölge
Müdürlüğümüzün talimatlandırılması hususunda gereğini müsaadelerine arz ederim.
Yaşar Yaman OCAK
Bölge Müdürü
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Hizmetleri
Genel Müdürlüğü
Sayı :E-27299683-045.02[HYS305809]
Konu :Müsadere Kararın Kesinleşen
Araçların İade Edilmemesi
25.12.2020
/ 60114021
RİSK
YÖNETİMİ, TASFİYE VE DÖNER SERMAYE GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :03.12.2020 tarihli ve E-14117770-641.03.02/59491387
sayılı yazınız.
İlgi
yazınızda özetle; Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünden alınan 13.07.2020
tarihli ve 55723149 sayılı yazıda, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 10
uncu maddesi kapsamında, Türk siciline kayıtlı olan araçların el koyma
işleminin kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra edildiği ve
aracın ilgilisine yediemin olarak teslim edildiği, yapılan yargılama sonucunda
aracın müsaderesine karar verilmesi halinde kesinleşme şerhli müsadere
müzekkerelerinin ilgili Gümrük Müdürlüğüne gönderilerek müsadere işlemlerinin
tamamlandığı, ancak bazı durumlarda sicile şerh verilerek ilgilisine yediemin
olarak teslim edilen ve müsaderesine karar verilen araçların ilgilisi
tarafından teslim edilmediği, bu gibi durumlarda Gümrük Kanununun 177 nci
maddesi ve Tasfiye Yönetmeliğinin 66 ncı maddesi uyarınca ilgili müdürlükçe
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat
hükümleri çerçevesinde tahsili için gerekli işlemlere başlanılması ve ilgilisi
hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289 uncu maddesi uyarınca suç
duyurusunda bulunulması gerektiğinin değerlendirildiği ancak uygulamada
birliğin sağlanmasını teminen konunun Genel Müdürlüğünüze intikal ettirildiği,
Genel
Müdürlüğünüzce yapılan değerlendirmede, 4458 sayılı Gümrük Kanununa 6455 sayılı
Kanun ile 28.03.2013 tarihinde eklenen 177 nci maddenin üçüncü fıkrasında, "Tasfiye
edilmesine karar verilen eşyanın bulunmaması halinde, ithal eşyası için CIF,
ihraç eşyası için FOB kıymeti ile bunlara ilişkin gümrük vergileri tutarları
tahsil edilir." hükmüne, Tasfiye Yönetmeliğinin 66 ncı maddesinin birinci
fıkrasında da, "Tasfiyelik hale gelmiş olmakla beraber eşyanın bulunamaması
halinde tespit ve tahakkuk belgesinin düzenlenip düzenlenmediğine
bakılmaksızın, ithal eşyası için CIF, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile bunlara
ilişkin gümrük vergileri tutarları gümrük müdürlüğünce 4458 sayılı Kanun ve
6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tahsil edilerek döner sermaye hesabına
aktarılır." düzenlemesine yer verildiği, bu itibarla tasfiyeye tabi
tutulması gereken ancak bulunamayan eşyanın değerinin ilgilisinden tahsilinin
mümkün bulunduğu,
Ancak,
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 54 üncü maddesinin "(1) İyiniyetli üçüncü kişilere
ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine
tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun
işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı
veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. Eşyanın
üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması
hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir. (2) Birinci
fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması,
tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması halinde; bu
eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir." hükmünü
amir bulunduğu,
Dolayısıyla,
müsadere kararı verilen eşyanın bulunamaması halinde eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesi için yeni bir mahkeme kararı alınması gerektiği,
Öte
yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin sekizinci ıkrasının
"Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket dilmesi
halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma"
başlıklı 289 ncu maddesi hükümleri uygulanır." hükmünü amir olduğu,
Bu
maddede atıf yapılan 5237 sayılı Kanunun "Muhafaza görevini kötüye
kullanma" aşlıklı 289 uncu maddesinin de,
"(1)
Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya
erhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında
tasarrufta bulunan işi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır. işinin bu malın sahibi olması halinde,
verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2)
Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma aşlamadan
önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi akkında
verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3)
Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya
erhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı
davranması edeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(4)
Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı ışında
kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." hükmünü amir olduğu,
Söz
konusu Kanun hükümlerinin, el koyma kararının gereklerine aykırı hareket eden işi
hakkında ayrıca takibat başlatılmasını öngördüğü,
Sonuç
itibariyle, 5607 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde
icile şerh verilerek ilgilisine teslim edilen ve müsadere kararının
kesinleşmesine rağmen lgilisi tarafından gümrük idaresine teslim edilmeyen
araçlar için; 5237 sayılı Türk Ceza anununun 54 üncü maddesi kapsamında eşyanın
değeri kadar para tutarının müsaderesi için eni bir mahkeme kararı alınması,
ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci addesinin sekizinci
fıkrası amir hükümleri uyarınca işlem tesis edilmesi, aynı zamanda ilgili Gümrük
Müdürlüğünce 4458 sayılı Kanunun 177 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde
tahsilat işlemlerinin başlatılmasının uygun olacağı görüşlerine yer verilerek konuya
ilişkin Genel Müdürlüğümüz görüşlerinin bildirilmesi istenilmektedir.
Bilindiği
üzere 1982 Anayasasının 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir Hukuk
Devleti olduğu vurgulanmış ve 138 inci maddesinde, "Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve
idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine
getirilmesini geciktiremez." yolunda hükme yer verilmiştir.
Görüş
talebine konu durumlarda ise, müsadere kararına konu aracın gümrük idaresine teslim
edilmemesi, kolluk marifetiyle de aracın bulunamaması sebebiyle mahkeme kararı yerine
getirilememektedir. Aracın zaman geçtikçe değerini kaybediyor olması ve bu
nedenle müsadere değerinin düşüyor olması dikkate alındığında da, bu durum
devam ettiği müddetçe hazinenin zararı da artmaktadır.
Kaçak
eşya ile kaçak eşya naklinde kullanılan araçların müsaderesine dair mevzuat incelendiğinde;
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun "Müsadere" başlıklı" 13 üncü
maddesinde, "Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli
ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin
hükümleri uygulanır." hükmüne,
5237
sayılı Kanunun "Eşya müsaderesi" başlıklı 54 üncü maddesinde de,
"(1)
İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun
işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan
meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak
üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından
tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.)
Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni
hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2)
Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması,
tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması halinde; bu
eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.(…)" hükmüne yer verildiği görülmektedir.
Konumuz
açısından önem arz eden söz konusu maddenin ikinci fıkrasında, müsadere yaptırımına
konu eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin
başka bir surette imkânsız kılınması halinde, bu eşyanın değeri kadar para tutarının
müsaderesine karar verileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu
bağlamda, müsaderesine karar verilen eşyanın yapılan teslim ihtarına rağmen belirlenen
makul süre içinde teslim edilmediği ve geçerli bir mazeretin de sunulmadığı hallerde,
müsadere kararını vermiş olan mahkemeden, söz konusu eşyanın değeri kadar para tutarının
müsaderesine karar verilmesinin talep edilebileceği düşünülmektedir.
Öte
yandan, ilgi yazınızda da yer verildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun
128 inci maddesinin sekizinci fıkrasında "Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma
kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza
görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır."
hükmüne yer verilmiş olup, bu maddede atıf yapılan 5237 sayılı Kanunun
"Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesinde,
"(1)
Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya
herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında
tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.
Kişinin
bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2)
Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan
önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında
verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3)
Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya
herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı
davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(4)
Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında
kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." hükmüne yer verilmiştir.
Bu
itibarla, kaçak eşyanın elkonulmayarak sahibine muhafaza amacıyla bırakıldığı, ancak
daha sonra müsadere kararı verilmesine ve bu kararın yerine getirilmesi
amacıyla usulüne uygun bir ihtarla söz konusu eşyanın iadesinin talep
edilmesine rağmen iadenin yapılmadığı hallerde yukarıda yer verilen hükümler
uyarınca suç duyurusunda bulunulabilmesi mümkündür.
Yukarıda
belirtilen maddi ve hukuki tespitler çerçevesinde; 5607 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde sicile şerh verilerek ilgilisine teslim
edilen ve müsadere kararının kesinleşmesine rağmen ilgilisi tarafından gümrük
idaresine teslim edilmeyen araçlar için; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 54
üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında aracın değeri kadar para tutarının
müsaderesinin talep edilerek mahkeme kararı doğrultusunda işlemlere devam
edilmesinin, ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin
sekizinci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289 uncu
maddesi uyarınca, muhafaza görevini ihlal eden şüpheliler hakkında suç
duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Bilgilerinize
arz ederim.
Av. Suavi ÖNAL
Genel Müdür V.