Davanın reddine veya kabulüne durumlarda Kanun Yolu Başvurularında Yürütmeyi Durdurma Taleplerinin farklı olduğu
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Hizmetleri
Genel Müdürlüğü
Sayı :11985113-045.02[HYS240084]
Konu :Kanun Yolu Başvurularında Yürütmeyi Durdurma Talebi
15.05.2019
/ 44381222
DAĞITIM
YERLERİNE
Risk
Yönetimi Tasfiye ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğünün 03.05.2019 tarihli ve 22263645-380.04/00043988779
sayılı yazısında özetle; bir firmanın tasfiyelik hale gelen mallarına ilişkin
İdare Mahkemesince verilen karara karşı Bakanlığımız istinaf başvurusunun yürütmeyi
durdurma talepli yapılmamış olmasının, işleminin sürüncemede kalmasına ve
olayın hukuki mütalaa istenilmesi aşamasına gelmesine sebep olduğu,
Bakanlığımız taşra teşkilatlarında bulunan hukuk birimlerinin yapacakları iş ve
işlemlerde idarenin hak kaybına yol açmayacak şekilde tüm hukuki hakların
kullanılmasının çok önemli olduğu belirtilerek idari işlemlerde tereddüt
oluşmaması ve döner sermaye işlemlerinde gelir kaybına yol açacak işlemlerden
kaçınılması adına Bakanlığımız taşra teşkilatı hukuk birimince yürütmeyi durdurma
talebi olmadan yapılan istinaf başvurusunun sonuçlarının Genel Müdürlüğümüzce değerlendirilmesi
istenilmektedir.
Anayasanın
"Yargı yolu" başlıklı 125 inci maddesinin
beşinci fıkrasında; "İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya
imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması
şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin
durdurulmasına karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
2577
sayılı
İdarî Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin
ikinci fıkrasında da; "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin
uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari
işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi
durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra
gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla
etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra
yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da
durdurulabilir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi
gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak
telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.
Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu
gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez." hükmü yer
almaktadır.
Bilindiği
üzere, idari işlemler için temel kural; idarece tesis edilen bir idari işlem hakkında
idari yargıda dava ikame edilmiş olmasının, o idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağıdır.
Bir başka ifade ile, işlem aleyhine dava ikame edilmiş olsa dahi idare, işlemini
yürütmeye devam eder ve işlem tüm sonuçları ile hukuki olarak varlığını
sürdürür.
Bu
bağlamda, işlemden etkilenen kişiler idari işleme karşı iptal davası açmış
olsalar dahi işlemin gereğini yerine getirmek zorundadırlar. İdari işlem yargı
kararıyla iptal edilinceye ya da idarece geri alınıncaya kadar etkili olarak
geçerliliğini korur ve yürütülmeye devam eder.
Nitekim,
"yürütmenin durdurulması" müessesesi idari işleme karşı açılan iptal davası hakkında
bir karar verilinceye kadar işlemin yürütülmesinin durdurulması imkânı sağlayan
bir müessese olarak ortaya çıkmaktadır. Böyle bir durumda, yargı merciince esas
hakkında bir karar verilinceye kadar işlemin kişileri bağlaması ve bireylerin
işleme uyma yükümlülükleri askıya alınmış olur.
Söz
konusu maddede de açıkça belirtildiği üzere, idari işlemin yürütülmesinin durdurulmasına
karar verilebilmesi için esasa ilişkin işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması
halinden telafisi güç veya imkânsız zararlara neden olunması şartlarının
birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
İşlemin
açıkça hukuka aykırı olması, ancak yargılamanın sonucunda anlaşılabilecek bir koşul
olduğundan çoğu zaman yargı yerlerince davalı idarenin savunması alındıktan
sonra yürütmenin durdurulması hakkında bir karar verilmektedir.
Öte
yandan, "hukuka aykırılık" kavramı sadece kanuna ve mevzuata
aykırılık hali ile sınırlanmamakta eşitlik, adalet, hak ve nesafet kurallarına
aykırılık durumları da hukuka aykırılık teşkil ettiği gibi yazılı olmayan ancak
bağlayıcı niteliği olan hukuki teamüllere aykırılık da hukuka aykırılık
kapsamında değerlendirilmektedir.
Kanun
yoluna başvurulması durumunda ise, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi
ile davanın kabulüne (dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesi) karar
verilmesi durumunda farklı yollar izlenmektedir. Bu çerçevede, davanın reddine
dair kararlara karşı kanun yoluna başvurulmasında 2577 sayılı Kanunun 28 inci
maddesindeki her iki koşul burada da aranırken davanın kabulüne ilişkin kararlara
karşı kanun yoluna başvurulması durumunda üst derece yargı yeri herhangi bir
kısıtlamaya tabi olmaksızın yürütmenin durdurulması kararı verebilmektedir.
Diğer
taraftan, 19/8/2016 tarihli ve 2016/1 sayılı
Genelgemizin "Yürütmenin durdurulması kararları" başlıklı 48
inci maddesinin birinci fıkrasında "İdari mahkemelerde dava açılması
dava konusu idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Ancak, 2577 sayılı Kanunun 27
nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince, Danıştay veya idari mahkemeler,
idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması
ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi
durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten
sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.
Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma
alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın
da durdurulabilir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle
hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç
veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili
kanun hükmünün iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle
yürütmenin durdurulması kararı verilemez."
"İstinaf
veya temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması" başlıklı 60
ıncı maddesinin birinci fıkrasında "Kararlara karşı istinaf veya temyiz
yoluna başvurulurken öncelikle yürütmenin durdurulması talep edilir. Ancak,
vergi ve ceza tahakkukuna karşı açılan davalarda, 2577 sayılı Kanunun 27/3
maddesine göre dava konusu işlemin yürütülmesi kendiliğinden duracağından
tamamen veya kısmen Bakanlık aleyhine olan kararlara karşı istinaf veya temyiz
yoluna başvurulurken yürütmenin durdurulması talep edilmez." Şeklinde düzenlemeler
yer almaktadır.
Bilgilerini
ve buna göre gereğini arz ve rica ederim.
Av. Suavi ÖNAL
Genel Müdür V.
Dağıtım:
Gereği: Bilgi:
Tüm Gümrük ve Dış Ticaret Risk Yönetimi, Tasfiye ve Döner
Sermaye
Bölge Müdürlüklerine Genel
Müdürlüğüne