Amme alacaklarında zaman aşımının takibi, şirket ortakları veya kanuni temsilcilerinden tahsilat takibi ile aciz halinin tespiti, zamanaşımının kesilmesi, zamanaşımının işlememesi
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel
Müdürlüğü
Sayı :B.02.1.GÜM.0.06.00.07.203.4811
Konu :Kamu Alacağının Tahsili
17.04.2006 /
09488
GÜMRÜK VE
MUHAFAZA BAŞMÜDÜRLÜĞÜNE
Firmaların
faaliyetine son verilmiş olması ve ortaklarına ulaşılmaması sebebiyle icra
takibi sonuçlandırılamayan kamu alacakları hakkında gümrük idaresince yapılacak
işlemlerle ilgili olarak Müsteşarlığımız Hukuk Müşavirliğinden alınan
07.04.2006 tarihli 553 sayılı yazının bir örneği ilişikte gönderilmiştir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Ali TOKSÖZ
Daire Başkanı
EKLER:
1- Yazı fot. (4 adet)
DAĞITIM:
Tüm
Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlükleri
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Hukuk Müşavirliği
Sayı : B.02.1.GÜM.061.00.00-710/815
Konu : Kamu alacağının tahsili
07.04.2006 /
00553
GÜMRÜKLER
GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İLGİ :
02.03.2006 tarih ve B.02.1.GÜM.0.06.00.07.203.4413/4985 sayılı yazınız.
İlgi yazınız ve eklerinin incelenmesinden;
1) Çoruklar
Elektronik Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. tarafından, Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü'nün
denetiminde işletilen antreponun, Genel Müdürlüğünüzün 19.10.2000 tarih ve
31551 sayılı talimatları doğrultusunda, Antrepo Rejiminin 1 Seri No'lu Gümrük
Genel Tebliği'nin 5 inci maddesi uyarınca kapatıldığı;
2) Sözkonusu firma
tarafından ödenmesi gereken ve haciz aşamasına gelmiş çok sayıda kamu
alacağının bulunduğu, firmanın faaliyetine son verilmiş olması ve ortaklarına
ulaşılamaması nedeniyle icra takip işlemlerinin uzun süreden beri
sonuçlandırılamadığı:
3) Kapatılan antrepoya ilişkin olarak
verilen 15.000.000.000.-TL tutarındaki teminat mektubunun, firmadan tahsil
edilemeyen kamu alacaklarına mahsuben 23.11.2005 tarih ve 63203/13303 no.lu
Gümrük Vezne Alındısı ile nakde çevrildiği, bu suretle nakde çevrilen miktarın,
kamu alacağının bir kısmını karşıladığı;
Anlaşılmış olup, sözkonusu firmanın faaliyetine son
verilmiş olması ve ortaklarına ulaşılamaması sebebiyle icra takibi
sonuçlandırılamayan kamu alacağı hakkında gümrük idaresince yapılacak işleme
esas olmak üzere Müşavirliğimiz görüşü talep olunmakla konu incelenmiştir.
Öncelikle, 213 sayılı Vergi Usulü Kanunu'nun 2
nci maddesinde, "Gümrük ve tekel idareleri tarafından alınan vergi ve
resimler bu kanuna tabi değildir." denildiğinden, sözkonusu kamu alacağının,
anılan Kanun'un hükümleri çerçevesinde tahsil edilmesi gereken bir kamu alacağı
(vergi) olmadığı değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun'un (sözkonusu kamu alacağının doğduğu tarihte yürürlükte
bulunan) "Limited Şirketlerin Amme Borçları" başlıklı
35 inci maddesinde, "Limited ortaklıkların
ödenmeyen ve tahsil imkanı bulunmayan amme borçlarından dolayı ortaklar
vazettikleri veya vaz'ını taahhüt eyledikleri sermaye miktarında doğrudan
doğruya mesul ve bu Kanun hükümleri gereğince takibata tabi tutulurlar." ve
"Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35 inci maddesinin birinci
fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin
ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan
teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilmeyen veya tahsil
edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği
olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine
göre tahsil edilir." şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi, zikredilen Kanun'un 35 inci maddesinde
"şirket ortaklarının", mükerrer
35 inci maddesinde ise "kanuni temsilcilerin " sorumluluğu belirlenmiştir.
Kanuni temsilcinin ve şirket ortaklarının kamu alacağından sorumlu
tutulabilmesi için, Şirket hakkında takip yollarının tüketilmesi ve bunun
sonucunda amme alacağının Şirketten kısmen veya tamamen alınamamış olması veya
tahsil edilemeyeceğinin -usule ve esasa ilişkin muamelelerle açıkça kanıtlanmış
olması- şarttır. Bir başka ifade ile, Şirket yönünden kesinleşmeyen amme
alacaklarından dolayı, şirket ortaklarının ve kanuni temsilcisinin sorumlu
tutulması mümkün olmayacaktır.
Bunun yanında, Şirketin faaliyetine fiilen son
verilmiş olması, o şirketin varlığına hukuken son verildiği anlamına
gelmeyeceğinden, Şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin Şirkete usulüne
uygun olarak tebliğ edilmesi, Şirket hakkında takip yollarının tüketilmesi ve
Şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarından da sonuç alınmaması
üzerine, borcun Şirketten tahsil imkanının kalmadığından bahisle, Şirketin
ortaklarından veya kanuni temsilcisinden sözkonusu kamu alacağının tahsili
yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, 6183 sayılı Kanun'un,
"Tahsil zamanaşımı" başlıklı
102 nci maddesinde, "Amme alacağı,
vadesinin rastladığı takvimi yılını takib eden takvim yılı başından itibaren 5
yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi
kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin
rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur."
"Zamanaşımının kesilmesi" başlıklı 103 üncü
maddesinde,
"Aşağıdaki
hallerde tahsil zamanaşımı kesilir;
1. Ödeme,
2. Haciz
tatbiki,
3. Cebren tahsil
ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat.
4. Ödeme emri
tebliği,
5. Mali
bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6. Yukarıdaki 5
sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve
kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,
7. İhtilaflı
amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8. Amme
alacağının teminata bağlanması,
9. Kaza
mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10. İki amme
idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu
amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,
11. Amme
alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya
ödeme planına bağlanması,
Kesilmenin
rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı
yeniden işlemeye başlar, zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde
zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata
bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı
başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresini sona erdiği tarihin rastladığı;
takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür."
"Zamanaşımının işlememesi" başlıklı 104 üncü maddesinde, "Borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflas etmesi veya
terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına imkan yoksa bu
hallerin devamı müddetince zamanaşımı işlemez.
Zamanaşımı, işlememesi sebeplerinin
kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar veya durmasından evvel başlamış olan
cereyanına devam eder."
Yolunda hükümler vaz'edilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un yukarıda zikredilen hükümleri
çerçevesinde ilgi yazınız ve eklerinin incelenmesinden; kamu alacağının
vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl esas alınarak tahsil
zamanaşımı süresi içinde zamanaşımını kesen veya durduran bir işlemin cereyan
edip etmediği yönünden mütalaa konusu hadiseye bakıldığında; kamu alacağının
doğduğu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde tanzim olunan
bazı haciz varakalarının ve teminat mektubunun, zamanaşımını kesen bir sebep
olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, mütalaa konusu hadiseye konu kamu
alacağının miktarı, 6183 sayılı Kanun'un 106
ncı maddesinde belirtilen miktardan yüksek olduğundan, maliye Bakanlığı'nın
(Gelir İdaresi Başkanlığı'nın) görüşleri/uygulamaları saklı kalmak kaydıyla,
alınan Kanun hükmünde yer verilen, "Yapılacak
takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan
fazla bulunduğu anlaşılan 5.000.000 liraya kadar (5.000.000 lira dahil) amme
alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil
zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir. Bankalar Kurulu, bu
miktarı on katına kadar arttırmaya yetkilidir. Maliye ve Gümrük Bakanı,
yukarıdaki fıkra hükmüne göre terkin edilecek amme alacağının miktarını
belirlemeye yetkilidir. Terkin salahiyetini haiz olanlar bu salahiyetlerin
tamamını veya bir kısmını mahalli makamlara bırakabilirler." Yolundaki
hüküm çerçevesinde "tahsil imkansızlığı sebebiyle terkin" yolunda işlem
tesisinin de mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Kaldı ki, Müsteşarlığımızca maliye Bakanlığı'ndan
(Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan) "kamu alacağının terkin edilmesi" yolunda
talepte bulunulmasına imkan veren bir mevzuat hükmü bulunsa bile, sözkonusu
kamu alacağının borçlularına ulaşılması için her türlü resmi prosedürün yerine
getirilmesi gerekmektedir. Limited Şirketin tüzel kişiliği yönünden takip
yollarının tüketilmesi ve Şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmalarından
da sonuç alınamaması üzerine, borcun Şirketten tahsil imkanının kalmadığından
bahisle, Şirketin ortaklarından ve/veya kanuni temsilcisinden söz konusu kamu
alacağının tahsili yoluna gidilmesi mümkün olabilecektir.
Şirket ortaklarına ve/veya kanuni temsilcisine
ulaşıldığında ise, yapılan takip sonunda, borçlunun/borçluların haczi caiz malı
olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde
borçlu/borçlular, 6183 sayılı Kanun'un 75
inci maddesi çerçevesinde aciz halinde sayılır. Bu durumda, yapılan takip
safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz hali tespit
olunur. Yine aynı Kanun'un 76 ncı maddesi uyarınca ise, aciz halindeki borçlu
hakkında teminat ve faiz aranmadan 48'inci madde hükmü tatbik olunabilir.
Alacaklı konumundaki ilgili gümrük idaresinin, aciz halindeki borçlunun mali
durumunu zamanaşımı süresi içinde devamlı olarak takip etmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi
hususlar çerçevesinde, takdiri Genel Müdürlüğünüze ait olmak üzere,
a)
Öncelikle, 6183
sayılı Kanun'un 102
ve 103 üncü maddelerinde öngörülen zamanaşımı süreleri geçirilmeden kamu
alacağının tahsili (kamu alacağının zamanaşımına uğramaması) için gerekli olan
hassasiyetin ve özenin gösterilmesinin,
b)
Şirketin
faaliyetine fiilen son verilmiş olması, o şirketin varlığına hukuken son
verildiği anlamına gelmeyeceğinden, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin
Şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmesinin, şirket hakkında takip
yollarının tüketilmesinin ve Şirket hakkında yapılan mal varlığı
araştırmalarından da sonuç alınmaması üzerine, borcun Şirketten tahsil
imkanının kalmadığından bahisle, şirketin ortaklarından veya kanuni
temsilcisinden sözkonusu kamu alacağının tahsili yoluna gidilmesinin,
c)
Şirketin
ortaklarına veya kanuni temsilcisine ulaşılması amacıyla İstanbul Ticaret
Sicili Müdürlüğü ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları (tapu idaresi v.s.) ile
yazışma yapılmasının ve bu suretle borçluların adreslerinin ve şahsi mal
varlıklarının araştırılarak tespit edilmesinin,
d)
Şirket
ortaklarına ve/veya kanuni temsilcisine ulaşıldığında ise, yapılan takip
sonunda, borçlunun/borçluların haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların
satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde, borçlu/borçlular, 6183 sayılı
Kanun'un 75 inci maddesi uyarınca aciz halinde sayılayacağından, yapılan takip
safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fişinde gösterilerek aciz halinin
tespit olunmasının,
e)
Yukarıda
belirtilen açıklamalara rağmen tereddüt edilen hususlar var ise, mevzuatın mali
hükümlerinin uygulanmasında hatalı bir işleme sebebiyet verilmemesi amacıyla,
Maliye Bakanlığı'nın da (Gelir İdaresi Başkanlığı) görüşlerine başvurulmasının
ve anılan Bakanlıktan gelecek cevabi yazıda belirtilen hususlar doğrultusunda
Genel Müdürlüğünüzce mahalline talimat verilmesinin,
Uygun olacağı mütalaa edilmektedir.
485 sayılı K.H.K.'nin 14
üncü maddesinin (a) bendine göre Hukuk Müşavirliği görüşü olarak
bilgilerine arz ederim.
A.Nevin KAN
I. Hukuk Müşaviri