Kaçakçılıkla mücadele ve sınai mülkiyet kanunu kapsamında davası devam eden eşyanın tasfiyesi ile ilgili işlemler
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Genel
Müdürlüğü
Sayı :E-20117910-164.05
Konu :Fikri ve Sınai Mülkiyet Haklarına Konu Eşya
18.01.2024
/ 93065767
DAĞITIM
YERLERİNE
Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün 23.09.2022 tarihli
ve 78434809 sayılı; Kaçkar Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün 09.02.2022
tarihli ve 71762594 sayılı; İstanbul Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün
09.03.2023 tarihli ve 83370355 sayılı yazıları ile Kaçkar Gümrük ve Dış Ticaret
Bölge Müdürlüğünün 15.05.2023 tarihli 85373937 sayılı yazısında özetle,
Gümrük Kanunu'nun
57 nci maddesi
kapsamında durdurulan ve mahkeme süreci devam etmekte olan eşyanın
depolanmasına ilişkin gümrük idarelerince yaşanan sorunlardan bahsedilmekte
olup 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında elkonulan eşyanın üzerinde marka
bulunması halinde hak sahibine bildirimde bulunulduğu ve büyük çoğunlukla hak
sahiplerince ihtiyati tedbir kararı veya el koyma kararı getirildiği, mahkeme
süresince eşyanın gümrük idarelerince muhafaza edildiği ve ilgili mahkemelerce
söz konusu eşyaya ilişkin 6769
sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hızlı imha prosedürünün uygulanmasına
karar verilmediği, ayrıca eşyanın mezkur Kanun gereğince mahallin maliye teşkilatına
teslim edilmesinin de gelinen aşamada mümkün olmadığı, 5607 sayılı Kanunun 16
ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaçak şüphesiyle durdurulan
eşyanın muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bir ay içinde tasfiye
edilebildiği ancak söz konusu eşyaya ilişkin aynı zamanda 6769 sayılı Kanun
kapsamında görülen dava devam ettiğinden mezkur madde kapsamında tasfiye yoluna
da gidilemediği, mahkeme sürecinin tamamlanmasının 3-4 yılı bulabilmesi
sebebiyle eşyanın depolanmasına ilişkin sorunların devam ettiği ifade
edilmektedir.
Bilindiği üzere, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun hızlı imha
prosedürü başlıklı 163
üncü maddesinin ikinci fıkrasında,... suça konu eşyanın, muhafazasının
ciddi külfet oluşturması hâlinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra,
soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hâkim, kovuşturma
aşamasında hükümden önce mahkeme tarafından imhasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Bununla birlikte; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 16
ncı maddesinin birinci fıkrasında; kaçak şüphesiyle el konulan ... her türlü
eşya hakkında, el koyma tarihinden itibaren altı ay, ancak eşyanın
...muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bir ay içinde, gerekli
tespitler yaptırılarak soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında
mahkeme tarafından tasfiye kararı verileceği, bu süreler içinde karar verilmemesi
halinde eşyanın derhal tasfiye edileceği ifade edilmektedir.
Bu kapsamda, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne muhatap 22.11.2023
tarihli ve 91185558 sayılı yazımız ile her iki Kanun kapsamında ayrı ayrı
davası devam etmekte olan ve muhafazasının ciddi külfet oluşturduğu
değerlendirilen eşyaya ilişkin, 5607 sayılı Kanun uyarınca işlemler yürütüldüğünde
eşyanın el koyma tarihinden itibaren bir ay içinde tasfiye edilebilmesi söz
konusu olmakta iken 6769 sayılı Kanun uyarınca işlemler yürütüldüğünde eşyanın
imhası için hakim veya mahkeme kararının beklenmesi gerektiği, bu durumda,
gümrük idarelerinde eşyanın depolanmasının oluşturduğu gerek maddi gerek işgücü
bakımından zorluklar değerlendirildiğinde; gümrük idarelerince hangi Kanun
hükmünün uygulamada öncelikli olarak ele alınması gerektiği konusunda tereddüt
oluştuğu ifade edilerek konuya ilişkin görüşleri sorulmuştur.
Adı geçen Genel Müdürlüğün 28.12.2023 tarihli ve 92407735 sayılı yazısında,
" Sonuç olarak, dava sürecinde suç vasfının değişmesi durumu
dışında 6769 sayılı Kanun ve 5607 sayılı Kanun uygulamasının birbiriyle
çakışması ihtimalinin ya da 5607 sayılı Kanun işlemi olmaksızın salt 6769
sayılı Kanun kapsamındaki bir eşyanın gümrük idaresi uhdesinde bulunması veya
gümrük idaresince tasfiyesi durumlarının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, gümrük işlemleri ile bağlantılı olmayan, 4458 sayılı Kanun
ve/veya 5607 sayılı Kanun çerçevesinde olmayan sadece 6769 sayılı Kanun
kapsamında olaylarda Bakanlığımızın yetkisinin bulunmadığı hususu tereddütten
uzaktır.
Yukarıda yer verilen maddi ve hukuki tespitler çerçevesinde
yapılan değerlendirme sonucunda; aksine bir mahkeme kararı bulunmaması ve her
somut olayın kendi şartları içinde ayrı ayrı değerlendirilmesi şartıyla, 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yanında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet
Kanunu kapsamında da davası devam eden eşya hakkında 6769 sayılı Kanunun 163
üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen bir imha kararı bulunmaması,
ayrıca el koyma tarihinden itibaren altı ay, ancak eşyanın zarara uğraması veya
değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veya
muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bir ay içinde, soruşturma aşamasında
hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından tasfiye kararı verilmemiş ise
eşyanın 5607 sayılı Kanunun 16/1 maddesi çerçevesinde tasfiye edilebileceği
mütalaa edilmektedir." denilmektedir.
Bu çerçevede;
1- 12.07.2017 tarihli ve 26255714 sayılı yazımız ile Tasfiye Genel
Tebliğinin (Kaçak Eşya ve Kaçak Eşya Naklinde Kullanılan Taşıtlara İlişkin
İşlemler) (Seri No:
1) "Fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikteki eşyaya ilişkin
işlemler" başlıklı 9
uncu maddesi ve 6769 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesi hükümleri uyarınca,
5607 sayılı Kanununda tanımlanan suçların konusunu oluşturan ve
aynı zamanda fikri mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte olduğundan şüphe
edilen eşyanın, bir gümrük işlemi (ithalat/ihracat/transit gibi) ile doğrudan
bağlantılı olması halinde gümrük idaresine ait ambarlara alınması; böyle bir bağlantının
kurulamaması halinde ise (örneğin yurt içinde el konulan fikri ve sınai
mülkiyet haklarını ihlal ettiği şüphesi olan faturasız eşya vb.) bu tür eşyanın
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 163 üncü maddesi hükümleri uyarınca işlem
yapılması gerektiğinden, gümrük idaresince teslim alınmaması ve milli emlak
birimlerine teslim edilmesi gerekmektedir. Ancak, 5607 sayılı Kanun kapsamında
dava açılması halinde bu tür eşya, gümrük idaresine ait ambarlara alınabilir.
2- 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 57 nci maddesi çerçevesinde fikri
ve sınai hakları ihlal ettiği şüphesiyle gümrük işlemleri durdurulan veya
alıkonulan eşyaya ilişkin 6769 sayılı Kanun uyarınca açılan davanın devam
ettiği durumlarda; eşyanın zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp
meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması
hallerinde ilgili gümrük idaresince, soruşturma aşamasında Cumhuriyet
savcılığına, kovuşturma aşamasında ise ilgili mahkemeye davaya konu eşyanın
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 163 ncü maddesi çerçevesinde imha edilmesi talebi ile
başvuru yapılabilir.
3- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yanında 6769 sayılı
Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında da davası devam eden eşya hakkında, aksine bir
mahkeme kararı bulunmaması ve her somut olayın kendi şartları içinde ayrı ayrı
değerlendirilmesi şartıyla, 6769 sayılı Kanunun 163 üncü maddesinin ikinci
fıkrası kapsamında verilen bir imha kararı bulunmaması, ayrıca el koyma
tarihinden itibaren altı ay, ancak eşyanın zarara uğraması veya değerinde
esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veya muhafazasının ciddi
külfet oluşturması halinde bir ay içinde, soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma
aşamasında mahkeme tarafından tasfiye kararı verilmemiş ise eşyanın 5607 sayılı
Kanunun 16/1 maddesi çerçevesinde tasfiye edilmesi mümkündür.
Bilgi ve gereğini arz/rica ederim.
Mustafa GÜMÜŞ
Bakan a.
Genel Müdür
Dağıtım:
Gereği: Bilgi:
Tüm Gümrük ve Dış
Ticaret Bölge Destek
Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner
Müdürlüklerine Sermaye
Genel Müdürlüğüne
Gümrükler Muhafaza
Genel Müdürlüğüne
T.C
TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Hizmetleri
Genel Müdürlüğü
Sayı :E-27299683-045.02[HYS480595]
Konu :Fikri Mülkiyet Haklarına Konu Eşyanın Tasfiyesi
28.12.2023 / 92407735
GÜMRÜKLER GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :a) 20.10.2023 tarihli ve
E-20117910-164-05-90033632 sayılı yazınız.
b) 25.10.2023 tarihli ve E-27299683-045.02[HYS480595]-90330704
sayılı yazımız.
c) 22.11.2023 tarihli ve E-20117910-164.05-91185558 sayılı
yazınız.
İlgi (c) yazıda özetle; Gümrük Kanununun 57 nci maddesi kapsamında
işlemleri durdurulan ve dava süreci devam etmekte olan eşyanın depolanmasına
ilişkin yaşanan sorunlardan bahisle, gümrük idarelerinde muhafazası ciddi
külfet oluşturan eşyanın imha işlemlerinin 6769 sayılı Kanunda, soruşturma aşamasında
Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine hâkim, kovuşturma aşamasında hükümden önce
mahkeme tarafından karar verilmesi şartına bağlandığı, 5607 sayılı Kanunda ise
elkoyma tarihinden itibaren bir ay içinde, soruşturma aşamasında hâkim,
kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından tasfiye kararı verilmemesi halinde
eşyanın derhal tasfiye edileceğinin hükme bağlandığı,
Her iki Kanun kapsamında ayrı ayrı
davası devam etmekte olan ve muhafazasının ciddi külfet oluşturduğu değerlendirilen eşyaya
ilişkin, 5607 sayılı Kanun uyarınca işlemler yürütüldüğünde eşyanın elkoyma
tarihinden itibaren bir ay içinde imha edilmesi söz konusu olmakta iken 6769
sayılı Kanun uyarınca işlemler yürütüldüğünde eşyanın imhası için hakim veya
mahkeme kararının beklenmesi gerektiği, bu durumda, gümrük idarelerinde eşyanın
depolanmasının oluşturduğu gerek maddi gerek işgücü bakımından zorluklar
değerlendirildiğinde; gümrük idarelerince hangi Kanun hükmünün uygulamada
öncelikli olarak ele alınması gerektiği konusunda tereddüt oluştuğu,
5607 sayılı Kanun kapsamında elkonulan eşyanın derhal imha
edilmesi seçeneğinin uygulanmasının yaşanan depolama sorununun çözümü
bakımından gümrük idarelerince talep edildiği,
Genel Müdürlüğünüzce; gerek 6769 sayılı Kanunun 163 üncü
maddesinin ikinci fıkrası gerekse 5607 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci
fıkrası hükümlerinin aynı anda uygulanabilir olduğu durumlarda; muhafazası
ciddi külfet oluşturan söz konusu eşya için sonraki tarihli ve özel kanun
niteliği bulunması sebebiyle 6769 sayılı Kanun çerçevesinde işlemlerin
yürütülmesinin ve soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısından, kovuşturma
aşamasında ise mahkemeden eşyanın hızlı imha prosedürüne tabi tutulmasına
yönelik talepte bulunulmasının uygun olacağının değerlendirildiği belirtilerek
konuya ilişkin Genel Müdürlüğümüz görüşlerinin bildirilmesi istenilmektedir.
Bilindiği üzere; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun "Amaç ve
kapsam" başlıklı 1 inci maddesinde;
"(1) Bu Kanunun amacı; marka, coğrafi
işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin
hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine
katkı sağlamaktır.
(2) Bu Kanun; marka, coğrafi işaret,
tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin
başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ve bu hakların ihlaline dair
hukuki ve cezai yaptırımları kapsar.",
"Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai
hükümler" başlıklı 30 uncu maddesinde;
"(1) Başkasına ait marka hakkına iktibas
veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz
eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden
veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne adar adli
para cezası ile cezalandırılır.
(2) Marka koruması olduğunu belirten
işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç
yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
(3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait
marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta
bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para
cezası ile cezalandırılır.
(4) Bu maddede yer alan suçların bir
tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü
güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı
cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır.
(6) Bu maddede yer alan suçların
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.
(7) Başkasının hak sahibi olduğu marka
taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı
nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya
çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında
cezaya hükmolunmaz.",
"Hızlı imha prosedürü" başlıklı 163 üncü
maddesinde;
"(1) Bu Kanunda yer alan suçlar
sebebiyle elkonulan veya muhafaza altına alınan suça konu eşyanın sayısı, ebadı
veya niteliği gibi nedenlerle emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması hâlinde,
Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda numune alınması mümkün olan
eşyadan yeteri kadar numune alınmasını müteakip geri kalan suç eşyası mahallin
maliye teşkilatına gönderilir. Numunelerle birlikte elkonulan eşyanın
miktarı, cinsi, ebadı gibi tüm bilgilerini içeren tutanak Cumhuriyet
başsavcılığına teslim edilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca numune
alınmak suretiyle mahallin maliye teşkilatına teslim edilen suça konu
eşyanın, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme
tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde
bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, soruşturma aşamasında Cumhuriyet
savcısının talebi üzerine hâkim, kovuşturma aşamasında hükümden önce
mahkeme tarafından imhasına karar verilir. İmha işlemleri Cumhuriyet
savcısının başkanlığında maliye teşkilatınca oluşturulan üç kişilik komisyon
huzurunda yapılır ve buna dair tutanak tanzim edilir.", hükümleri yer
almaktadır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun "Amaç" başlıklı
1 inci maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı, kaçakçılık fiilleri ve
yaptırımları ile kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma usul ve esaslarını
belirlemektir.",
"Tasfiye" başlıklı 16 ncı
maddesinde; "(1)Bu Kanunda tanımlanan suçların konusunu oluşturması
dolayısıyla müsadere yaptırımının uygulanabileceği eşya, sahibine iade edilemez.
Kaçak şüphesiyle el konulan kaçak akaryakıt hariç her türlü eşya
hakkında, el koyma tarihinden itibaren altı ay, ancak eşyanın zarara
uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı
veya muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bir ay içinde, gerekli
tespitler yaptırılarak soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında
mahkeme tarafından tasfiye kararı verilir. Bu süreler içinde karar verilmemesi
halinde eşya derhal tasfiye edilir. Bu fıkra kapsamında tasfiye edilecek eşyadan
tasfiye edilmeden önce numune alınması mümkün olan durumlarda numune alınır,
numune alınması mümkün olmayan durumlarda eşyanın her türlü ayırt edici
özellikleri tespit edilir.
(2) Satılarak tasfiye edilen eşya veya
taşıtların satış bedeli emanet hesabına alınır. Tasfiye edilen eşya veya
taşıtların sahibine iadesine karar verilmesi halinde, satış bedeli Gümrük
Kanununun 180 inci maddesi hükümleri çerçevesinde el koyma tarihinden iade
tarihine kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hak sahibine ödenir.
Emanet hesabında bulunan tutarın hak sahibine yapılacak ödemeyi karşılamaması
halinde aradaki fark, eşyanın imha edilmiş olması halinde ise imha edilen
eşyanın bedeli, gümrük idaresince genel bütçenin ilgili tertibinden
karşılanarak hak sahibine ödenir.
(3) Elkonulan eşyanın iadesine karar
verilmesi halinde, bu kararların uygulanmasında yürürlükte olan gümrük ve dış
ticaret mevzuatı uyarınca işlem yapılır.
(4) Bu Kanunun uygulamasında tasfiye,
tasfiye idaresi tarafından Gümrük Kanunu hükümlerine göre yapılır.", hükümleri yer
almaktadır.
Öte yandan, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 57 nci maddesinde;
"1. a) Fikri ve sınaî haklar mevzuatına
göre korunması gereken haklar ile ilgili olarak hak sahibinin yetkilerine
tecavüz eder mahiyetteki eşyanın alıkonulması veya gümrük işlemlerinin durdurulması
hak sahibinin veya temsilcisinin talebi üzerine gümrük idareleri
tarafından gerçekleştirilir. Durdurma veya alıkoyma kararı hak sahibi veya
temsilcisi ile beyan sahibi veya 37 nci maddede belirtilen kişilere bildirilir.
b) Gümrük idaresine henüz bir talepte
bulunulmadığı durumda ve söz konusu eşyanın fikri ve sınaî mülkiyet haklarını
ihlal ettiğine dair açık deliller olması halinde, hak sahibinin geçerli bir
başvuruda bulunabilmesini teminen, gümrük idareleri tarafından eşya üç işgünü
süresince re'sen alıkonulabilir veya eşyanın gümrük işlemleri
durdurulabilir.
2. Fikri ve sınaî hakların ihlal
edildiği gerekçesi ile gümrük idaresine yapılan başvurunun kabulü,söz konusu
eşyanın gümrük idaresince gereğince muayene edilmeden bırakıldığı veya eşyanın alıkonulması
için herhangi bir önlem alınmadığı gerekçesi ile hak sahibine tazminat hakkı
doğurmaz. Fikri ve sınaî hakları ihlal eden eşya ile mücadele kapsamında,
gümrük idaresince başvuru üzerine veya re'sen hareket edilmesi nedeniyle ilgili
kişilerin zarara uğramasından gümrük idaresi ve yetkilileri sorumlu
tutulamazlar.
3. Gümrük idaresince alınan durdurma
veya alıkoyma kararının hak sahibine tebliğinden itibaren çabuk bozulabilir
eşya için üç iş günü, diğer eşya için on iş günü içinde hak sahibince ihtiyati
tedbir kararı getirilmemesi halinde, eşya hakkında beyan sahibinin talepte
bulunduğu gümrük rejimi hükümlerine göre işlem yapılır. Haklı bir mazeretin
bulunması halinde, hak sahibinin talebi üzerine, gümrük idaresince on iş gününe
kadar ek süre verilebilir.
4. Gümrük idaresince gümrük işlemleri
durdurulan veya alıkonulan eşya, yetkili mahkemece alınan karar doğrultusunda
imha veya asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye edilir.
5. Yolcuların kendi kullanımlarına
mahsus kişisel eşya ile ticari mahiyette olmayan ve gümrük vergisi muafiyeti
sınırları içinde kalan hediyelik eşya için bu madde hükümleri uygulanmaz. Aynı
şekilde, fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre korunması gereken haklar ile
korunmuş ve hak sahibinin izni ile üretilmiş eşyanın; hak sahibinin rızası
dışında bir gümrük işlemine tabi tutulması veya hak sahibinin onayladığından
farklı şartlarda üretilmesi veya başka şartlarda bir marka taşıması halinde,
söz konusu eşya bu madde hükümleri kapsamı dışında tutulur.
6. Gümrük idaresince gümrük işlemleri
durdurulan veya alıkonulan eşyanın mahkemece fikri ve sınaî hakları ihlal
ettiğinin tespitine gerek olmaksızın kolaylaştırılmış imha kapsamında gümrük
kontrolü altında imhasına gümrük idaresi tarafından izin verilebilir.
Kolaylaştırılmış imhaya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
7. Gümrük idaresince gümrük işlemleri
durdurulan veya alıkonulan eşyanın hak sahibinin belirlediği tutarda teminatla
iadesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Gümrük Yönetmeliğinin Dördüncü Kitap, İkinci Kısmında, "Fikri ve
Sınai Hakların Korunması" başlığı altında 100 ila 111 inci maddeleri arasında
düzenleme yapılmış olup anılan Yönetmeliğin 101 inci maddesinin birinci
fıkrasında; "Gümrük idareleri, Türkiye Gümrük Bölgesinde taşıt değiştiren
eşya da dahil olmak üzere gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma konu,
fikri ve sınai hakları ihlal ettiğinden şüphe edilen veya bu hakları ihlal eder
nitelikteki eşya ile ilgili olarak 102 ila 104 üncü madde hükümlerine göre
işlem yapar.",
102 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Gümrük idaresince
Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca re'sen
alıkonulan veya gümrük işlemleri durdurulan eşya için, 103 üncü madde uyarınca
başvuruda bulunmak üzere hak sahibine; ayrıca beyan sahibi veya eşyayı elinde bulundurana
alıkoyma veya durdurma işlemini takip eden ilk iş günü içerisinde bildirimde
bulunulur.",
103 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Fikri ve sınai hakları
ihlal eder nitelikteki eşyanın alıkonulması veya gümrük işlemlerinin
durdurulması talebi ek-13'te yer alan Fikri ve Sınai Hakların İhlali İle İlgili
Olarak Gümrük İdaresinin Harekete Geçmesine İlişkin Başvuru Formu ile
elektronik olarak gümrük idaresine yapılır. Başvurular elektronik veri değişimi
sistemi aracılığı ile de yapılabilir. Ayrıca hak sahibinin yurtdışında yerleşik
olması halinde 100 ila 111 inci maddeler kapsamındaki işlemler, ancak
Türkiye'de yerleşik temsilcisi aracılığıyla yapılabilir.",
"Kolaylaştırılmış imha" başlıklı 105 inci maddesinin birinci
fıkrasında; "Gümrük idaresince 101 inci maddenin birinci fıkrası
uyarınca gümrük işlemleri sırasında fikri ve sınai bir hakkı ihlal ettiğinden şüphe
edilen eşya Kanunun 53 üncü maddesine istinaden mahkemede dava açılmaksızın
veya mahkeme kararı beklenmeksizin bu maddede belirtilen usul ve esaslar
çerçevesinde imha edilebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere; gümrük mevzuatında, fikri ve sınai hakların
korunması Gümrük Kanununun 57 nci maddesinde ve ayrıca Gümrük Yönetmeliğinin
100 ila 111 inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Burada yer alan
düzenlemelerden, fikri ve sınai hakların özel hukuk alanı içerisinde
korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Gümrük Kanununun 57 nci maddesinin
dördüncü fıkrasında yer alan "Gümrük idaresince gümrük işlemlerini
durdurulan veya alıkonulan eşya, yetkili mahkemece alınan karar doğrultusunda
imha veya asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye edilir." düzenlemesinde
de hukuk mahkemesinden alınacak imha ya da tasfiye kararından bahsedilmektedir.
Nitekim, Gümrük Yönetmeliğinin 107 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Birinci
fıkra uyarınca işlem yapılmaması veya 105 inci maddede yer alan usul
çerçevesinde anlaşma sağlanamaması halinde eşya hakkında beyan sahibinin
talepte bulunduğu gümrük rejimi hükümlerine göre işlem yapılır." düzenlemesi
yer almakta olup gümrük idaresince hangi hallerde beyan sahibinin talebi
doğrultusunda gümrük işlemlerine devam edileceği düzenlenmiştir.
Nitekim, Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel
Müdürlüğünün ilgi yazılarınız ekinde yer alan Genel Müdürlüğünüze hitaplı
23.01.2023 tarihli ve 82155204 sayılı yazısında;
- Genel Müdürlüklerinin 18.11.2021 tarihli ve 69261771 sayılı
yazısı ile Tasfiye Yönetmeliğinin "Kaçak eşyanın ambara alınması"
başlıklı 10 uncu maddesinin "(6) Kaçak eşya ambarına sadece 5607 sayılı
Kanun kapsamında kaçak zannı ile el konulan eşya ile alıkonulan araç teslim
alınır. Ancak, ambarda yeterli alan ile konulabilecek ayrı bölümlerin olması ve
bölge müdürlüğünce uygun bulunması halinde diğer eşya da alınabilir."
hükmünü amir olduğu, 4458 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereğince işlem
yapıldığı ve 5607 sayılı Kanun hükümleri uyarınca herhangi bir işlem
gerçekleştirilmediği anlaşılan bahse konu eşyanın mezkûr Yönetmelik maddesi
uyarınca ancak ambarda yeterli alan bulunması, konulabilecek ayrı bölümlerin
olması ve Bölge Müdürlüklerince uygun bulunması halinde kaçak eşya ambarına
alınmasının mümkün bulunduğunun belirtildiği,
- 12.11.2021 tarihli ve 69072512 sayılı yazılarında, Genel Müdürlüklerinin
12.07.2017 tarihli ve 26255714 sayılı "Fikri ve Sınaî Haklar Mevzuatına Konu
Eşyaya İlişkin İşlemler" konulu yazısı ile "5607 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanununda tanımlanan suçların konusunu oluşturan ve aynı zamanda fikri
mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte olduğundan şüphe edilen eşyanın, cari
bir gümrük işlemi (ithalat/ ihracat/ transit gibi) ile doğrudan bağlantılı
olması halinde gümrük idaresine ait ambarlara alınacağı; böyle bir bağlantının
kurulamaması halinde ise (örneğin yurt içinde el konulan fikri ve sınaî
mülkiyet haklarını ihlal ettiği şüphesi olan faturasız eşya vb.) bu tür eşyanın
muhafazası, imhası, imha masrafları eşya sahibinden tahsil edilmek ve yargılama
gideri Hazine tarafından karşılanmak şartıyla 6769 sayılı Kanunun 163. maddesi
hükümleri uyarınca eşya teslim alınmayarak mahallin maliye teşkilatına gönderileceği"
hususunda talimat verildiği, söz konusu eşyanın ilgili gümrük idaresince Gümrük
Kanununun 57 nci maddesi çerçevesinde işlem yapılarak durdurulan eşya olduğunun
anlaşıldığı, dolayısıyla bahse konu eşyanın mezkur talimat kapsamında
değerlendirilemeyeceğinin mütalaa edildiği,
- Tasfiye Yönetmeliğinin "Kaçak eşyanın ambara alınması"
başlıklı 10 uncu maddesinin "(6) Kaçak eşya ambarına sadece 5607 sayılı
Kanun kapsamında kaçak zannı ile elkonulan eşya ile alıkonulan araç teslim
alınır. Ancak, ambarda yeterli alan ile konulabilecek ayrı bölümlerin olması ve
bölge müdürlüğünce uygun bulunması halinde diğer eşya da alınabilir." hükmünü
amir olduğu, yazıya konu eşya hakkında 4458 sayılı Kanunun 57 nci maddesi
gereğince işlem yapıldığı ve 5607 sayılı Kanun hükümleri uyarınca herhangi bir
işlem gerçekleştirilmediği anlaşılan bahse konu eşyanın, mezkur Yönetmelik
maddesi uyarınca ancak ambarda yeterli alan bulunması ile konulabilecek ayrı
bölümlerin olması ve Bölge Müdürlüğünüzce uygun bulunması halinde kaçak eşya
ambarına alınmasının mümkün olduğu,
yolunda görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Gümrük Kanununun bahsi geçen 57 nci maddesi, 18.06.2009 tarihli ve
5911 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değişik olup madde gerekçesinde, "Bilindiği
gibi, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında KHK, 554 sayılı
Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin
Korunması Hakkında KHK ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile fikri
ve sınai mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Söz
konusu hakları ihlal eder mahiyetteki ithalat veya ihracata konu olan eşyaya gümrük
kapılarında tedbir mahiyetinde el konulmasına ilişkin hükümler bu
maddede yer almıştır.
Madde hükmüne göre, marka, coğrafi
işaret, endüstiyel tasarım hakları ile fikir ve sanat eserleri kapsamına giren
haklarla ilgili olarak, hak sahibinin yetkilerine tecavüz eder mahiyetteki
eşyanın gümrük işlemleri, hak sahibinin veya temsilcisinin talebi üzerine veya
sözkonusu eşyanın sahte markalı veya telif hakkına tabi taklit mal tanımına
uyduğuna ilişkin açık deliller olması halinde, re'sen gümrük idareleri tarafından
durdurulacaktır.
Gümrük idaresince alınan durdurma
kararının hak sahibine tebliğinden itibaren 10 gün içinde esas hakkında yetkili
mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmaz ise eşya
hakkında beyan sahibinin talepte bulunduğu gümrük rejimi hükümlerine göre işlem
yapılacaktır." ifadelerine yer verilmiş olup maddenin lafzından da anlaşılacağı
üzere, burada bahse konu gümrük işlemlerinin durdurulması yetkisi, gümrük
kapısından geçiş sürecine ilişkin bir yetkidir. Dolayısıyla, söz konusu maddede
bahsi geçen yetkinin 6769 sayılı Kanunun genel uygulamasına şamil anlaşılmaması
gerektiği açıktır.
Öte yandan, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, kaçakçılık
fiilleri ve yaptırımlarının düzenlendiği özel nitelikli bir ceza kanunudur.
Anılan Kanunda, gerek genel nitelikli Türk Ceza Kanununa gerekse Ceza
Muhakemesi Kanununa yapılan atıflar bulunmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ise, marka hakkına tecavüzü
düzenleyen 30 uncu maddesi nedeniyle ceza hükmü de içeren bir kanun olarak
değerlendirilmelidir. Zira, anılan maddede suç tanımına ve uygulanacak cezaya
yer verildiği gibi, belirtilen suçlardan soruşturma yapılabileceği ve
soruşturmanın şikayete bağlı olduğu hususuna da yer verildiği görülmektedir.
Nitekim, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.04.2017 tarihli ve
E:2016/13094, K:2017/3661 sayılı kararında; "… 5271 Sayılı CMK'nın 255/1
maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere; 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları
gösterilen suça dair fiil ve faili hakkında verilir'. Suça konu maddi olay
sebebiyle şüpheli hakkında, Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/331 E.
sayılı dava dosyası kapsamında 5607 Sayılı Kanunda unsurlarının yer aldığı
kaçakçılık suçlarına dair cezalandırılması için kamu davası açılmış ve devam
etmektedir. 556 Sayılı KHK'da unsurları yazılı marka hakkına tecavüz suçları
ile kaçakçılık suçlarının unsurları birbirinden farklı eylemleri içermekte, adı
geçen maddelerde farklı ceza hükümleri öngörülmekte, yargılama usulleri de
farklılıklar arz etmektedir. Soruşturma dosyasında mevcut deliller
kapsamında yeni bir araştırma yapılmasına lüzum görülmeksizin, Kemer 1. Asliye
Ceza Mahkemesi'nin 2015/331 E. sayılı dava dosyası kapsamında toplanan mevcut
delillere atıfla, somut olayda; marka hakkına tecavüz suçundan da ayrı bir kamu
davası açılması gerektiği anlaşılmakla, …" gerekçesi ile yerel mahkeme
kararının bozulmasına karar verilmiştir. Her iki suçun unsurlarının, ceza hükümlerinin
ve yargılama usullerinin birbirinden farklı olduğu bahse konu Yargıtay
kararında da ifade edilmiştir. Ancak aynı dava dosyasında her iki suçtan ceza
yargılamasının devam etmesi de söz konusu olabilir. Bir başka deyişle, aynı
dava dosyasında aynı eşya için her iki suçtan dolayı veya aynı eşya için iki
farklı dava dosyasında iki farklı suçtan dolayı ceza yargılaması yapılıyor
olması durumları ile karşılaşılabilir.
Konuyla ilgili ikincil düzenlemelere bakıldığında ise, Tasfiye
Genel Tebliğinin (Kaçak Eşya ve Kaçak Eşya Naklinde Kullanılan Taşıtlara
İlişkin İşlemler) (Seri No: 1) "Fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal eder
nitelikteki eşyaya ilişkin işlemler" başlıklı 9 uncu maddesinde de;
"(1) 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan suçların konusunu oluşturan ve aynı zamanda fikri ve sınai
mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte olduğundan şüphe edilen eşya, bir gümrük
işlemi ile bağlantılı olması halinde gümrük idaresine ait ambarlara alınır.
(2) Yurt içinde fikri ve sınai mülkiyet
haklarını ihlal ettiği şüphesi ile elkonulan eşyanın gümrük işlemleri ile
bağlantısının kurulamaması halinde ise bu tür eşya, 6769 sayılı Sınai
Mülkiyet Kanununun 163 üncü maddesi hükümleri uyarınca işlem yapılması
gerektiğinden, gümrük idaresince teslim alınmaz ve milli emlak birimlerine
teslim edilir. Ancak, 5607 sayılı Kanun kapsamında dava açılması halinde bu tür
eşya gümrük idaresine ait ambarlara alınabileceği gibi, eşyanın tasfiyesine
ilişkin işlemler yerinde de gerçekleştirilebilir.
(3) Yurt içinde 5607 sayılı Kanun
kapsamında elkonulan ve aynı zamanda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu
kapsamında olduğu değerlendirilerek gümrük idaresine teslim edilen eşya ile ilgili
olarak, 6769 sayılı Kanun kapsamında dava açılması ve mahkemesince imhası
yönünde karar verilmesi halinde; eşyanın depolanması, imhası ve yapılan diğer
masraflar yükümlüsünden tahsil edilir." düzenlemesinin yer aldığı ve ilgi
yazılar konusunun açıkça düzenlendiği görülmektedir.
Dolayısıyla, 5607 sayılı Kanunda tanımlanan suçların konusunu
oluşturan ve müsadere yaptırımının uygulanabileceği eşyanın sahibine iade
edilemeyeceği, kaçak şüphesi ile elkonulan eşyanın gümrük idaresine teslim
edileceği, 5607 sayılı Kanunda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan davalarda ilgili
gümrük idaresinin davaya katılan olarak kabul edildiği ve Bakanlığımız
personelinin bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve
araştırmakla yükümlü olduğu, sınai mülkiyet haklarını ihlal ettiği şüphesi ile
elkonulan eşyanın gümrük işlemleri ile bağlantısının kurulamaması halinde 6769 sayılı
Sınai Mülkiyet Kanununun 163 üncü maddesi kapsamında milli emlak birimlerince
teslim alınacağı, gümrük idarelerince teslim alınmayacağı; ancak 5607 sayılı
Kanun kapsamında dava açılması halinde gümrük idarelerine teslim edilebileceği
hususlarında tereddüt bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, dava sürecinde suç vasfının değişmesi durumu dışında
6769 sayılı Kanun ve 5607 sayılı Kanun uygulamasının birbiriyle çakışması
ihtimalinin ya da 5607 sayılı Kanun işlemi olmaksızın salt 6769 sayılı Kanun
kapsamındaki bir eşyanın gümrük idaresi uhdesinde bulunması veya gümrük idaresince
tasfiyesi durumlarının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, gümrük işlemleri ile bağlantılı olmayan, 4458 sayılı Kanun
ve/veya 5607 sayılı Kanun çerçevesinde olmayan sadece 6769 sayılı Kanun
kapsamında olaylarda Bakanlığımızın yetkisinin bulunmadığı hususu tereddütten
uzaktır.
Yukarıda yer verilen maddi ve hukuki tespitler çerçevesinde
yapılan değerlendirme sonucunda; aksine bir mahkeme kararı bulunmaması ve her
somut olayın kendi şartları içinde ayrı ayrı değerlendirilmesi şartıyla, 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yanında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet
Kanunu kapsamında da davası devam eden eşya hakkında 6769 sayılı Kanunun 163
üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen bir imha kararı bulunmaması,
ayrıca el koyma tarihinden itibaren altı ay, ancak eşyanın zarara uğraması veya
değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı veya
muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde bir ay içinde, soruşturma aşamasında
hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından tasfiye kararı verilmemiş ise
eşyanın 5607 sayılı Kanunun 16/1 maddesi çerçevesinde tasfiye edilebileceği
mütalaa edilmektedir.
Bilgilerinize arz ederim.
Av. Ebubekir AYDOĞDU
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü