Hiç alınmadığı veya noksan alındığı anlaşılan gümrük vergilerinde gümrük müşavirlerinin sorumlulukları. Yükümlüsünce ödenmeyen ve tahsili mümkün olmayan durumlarda gümrük müşavirine de zamanaşımı süresi içerisinde tebligat yapılacağı (Mülga)
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Kontrol
Genel Müdürlüğü
Sayı : B.02.1.GÜM.0.08.00.21/2440-155-3330-5825
Konu :
02.01.2009
/ 00002 yazıda ilgi tutulmuştur.
02.02.2005
/ 399 yazıda DİİB kapsamı gelir eksiği
alacakları işlenmiştir.
2009/24
Sayılı Genelge ile YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞTIR.
25.09.2006 / 15379
GÜMRÜK MUHAFAZA BAŞMÜDÜRLÜĞÜNE
Hiç almadığı veya noksan alındığı
anlaşılan gümrük vergilerinin ilgili gümrük müşavirinden takip ve tahsilatına
ilişkin olarak Müsteşarlığımız Hukuk Müşavirliğinden alınan 11.09.2006 tarihli,
1620 sayılı yazının bir örneği ilişikte gönderilmiştir.
Hukuk Müşavirliğinin söz konusu
yazısındaki görüşleri doğrultusunda
işlem tesis edilmesi hususunda bilgi ve gereğini rica ederim.
Hüseyin TANER
Daire Başkanı
EK: 1. Yazı fotk. ( 6 sayfa )
DAĞITIM
Tüm Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğüne
T.C.
BAŞBAKANLIK
Gümrük Müsteşarlığı Hukuk Müşavirliği
Sayı :B.02.1.GÜM.0.61.00.00-710/752
Konu :Gümrük müşavirinin sorumluluğu
11.09.2006 / 01620
GÜMRÜKLER KONTROL GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :a)
29.06.2006 tarih, B.02.1.GÜM.0.08.00.21/2440-155-3330-2440 sayılı yazınız.
b) 03.07.2006 tarih, 01178 sayılı yazımız.
c) 01.08.2006 tarih, B.02.1.GÜM.0.08.00.21/2440-155-3330-5292
sayılı yazınız.
İlgi (a) ve (c)'de kayıtlı yazılarınızın tetkikinde;
Müdürlüğünüze intikal eden olaylardan, 4458 sayılı
Gümrük Kanununun "Gümrük Yükümlülüğünün Doğması" başlıklı 181/3 üncü ve "Gümrüklerde
İş Takibi ve Gümrük Müşavirleri" başlığı altındaki 229/2
inci maddelerinin uygulanmasında tereddütler yaşandığı belirtilerek,
yapılan denetlemeler sonucu gümrük vergilerinin hiç alınmadığı ya da noksan
alındığının tespit edilmesi halinde, aynı kanunun 197
inci, 198 inci ve 201 inci maddeleri uyarınca "'gümrük müşavirleri yönünden"
yapılacak işlemlere ilişkin hususların açıklığa kavuşturulmasının talep
edildiği anlaşılmıştır.
Konuya ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda
aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir;
A) Dolaylı Temsil;
Bilindiği üzere, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 5
inci maddesi ile gümrük mevzuatı ile öngörülen tasarruf ve işlemleri
gerçekleştirmek üzere kişilere temsilci atama hakkı verilmiş, 225 inci maddede
ise gümrüklerde iş takibinin "gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yolu
ile" yapılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle, öncelikle dolaylı temsilin hukuki niteliğinin
belirlenmesi gerekmektedir.
Borçlar Kanununun 32 inci maddesinde, akitlerde temsil
ilişkisi düzenlenmiştir. "Temsil, bir kimsenin mümessil sıfatıyla diğer bir
kişi adına hukuki işlem yapması" olarak tanımlanmaktadır. Doğrudan ve Dolaylı
Temsil olmak üzere iki çeşidi mevcut olup, Gümrük Kanununda gümrük müşavirinin
dolaylı temsilci olduğu açıkça belirtilmiştir. Dolaylı Temsilde, hukuki işlemden
doğan alacak ve borçlar önce temsilciye ait olur. Sonradan bu hak ve borçlar
temsil edilene devredilir. Temsilci ile temsil edilen arasındaki hukuki
bağlantı uyarınca temsilci bu hak ve borçları devretmeye, temsil edilen de
devralmaya mecburdur.
Diğer bir ifade ile, dolaylı temsilde, temsilci, kendi
adına, temsil edilen hesabına hukuki işlem yapmaktadır. Üçüncü kişi ile hukuki
işlem yapan temsilci, bir başkası (temsil edilen) adına değil, kendi adına
hukuki işlem yaptığından, üçüncü kişi hukuki işlemin karşı tarafı olarak
temsilciyi kabul etmektedir. Bu durumda, hukuki işlemden doğan hak ve borçlar
temsilcinin üzerinde doğmaktadır. Gümrük işlemleri açısından da temsilci (gümrük
müşaviri) yaptığı işlemden dolayı kendisi alacaklı ve borçlu olup, alacağını
alamayan üçüncü kişi (gümrük idaresi), temsilci aleyhine takip yapma, dava açabilme
hak ve yetkisine sahip olmaktadır.
B) Gümrük Yükümlülüğü, Müteselsil Sorumluluk;
4458 sayılı Gümrük Kanununun 181 ile 194 üncü
maddeleri arasında "gümrük yükümlülüğü" düzenlenmiştir.
Belirtilen maddeler incelendiğinde, "vergi ödeme
mükellefiyetinin" gümrük yükümlülüğü olarak tanımlandığı anlaşılmaktadır.
"Gümrük Yükümlülüğünün Doğması" başlıklı 181 inci
maddede;
"1.İthalatta gümrük yükümlülüğü;
a) İthalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma
girmesi,
b) İthalat vergilerine tabi eşyanın ithalat
vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle geçici ithali halinde.
Doğar.
2. Gümrük yükümlülüğü, sözkonusu gümrük beyannamesinin
tescil tarihinde başlar.
3. İthalatta gümrük yükümlülüğünde yükümlü, beyan
sahibidir. Dolaylı temsil durumunda, hesabına gümrük beyanında bulunan kişi de
yükümlüdür...
" denilmektedir.
Böylece, "dolaylı temsil" durumunda beyan sahibinden
(gümrük müşaviri) başka, hesabına beyanda bulunulan kişinin (temsil edilenin)
de vergi ödeme mükellefi sayıldığı anlaşılmaktadır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 229 uncu maddesinde ise;
"... 2. Gümrük müşavirliğinin bir tüzel kişilik
oluşturularak yürütülmesi halinde, tüzel kişilik ortaklarının gümrük müşaviri
olması zorunludur. Bu durumda, gümrük beyannamesi veya beyanname kabul edilen
diğer belgeler üzerine imzasını atmış olanların vergi kaybına neden olan durumu
bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde, bunlar, gümrük idaresine karşı bağlı
bulundukları tüzel kişilikle birlikte müteselsilen sorumlu olurlar. Bu
hallerde, ilgili gümrük müşavirinin kişisel cezai sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla,
işlemi yapan kişi ile birlikte şirket de gümrük idaresince alınan vergiler ve
para cezaları yönünden müteselsilen sorumludur. "düzenlemesi yer almaktadır.
Bu düzenleme ile temsilcinin tüzel kişi olması
halinde, yani, gümrük müşavirliğinin tüzel kişi oluşturularak yürütülmesi
durumunda gümrük beyannamesi veya beyanname kabul edilen diğer belgeler üzerine
İmza atanların "vergi kaybına neden olan durumu bildiği veya bilmesi gerektiği
durumlarda", bunların bağlı oldukları tüzel kişilikle birlikte vergi borcundan
müteselsilen sorumlu olmaları öngörülerek, vergi alacağının tüzel kişiden başka
tüzel kişi adına işlem yapan gerçek kişiden de talep edilebileceği hüküm altına
alınmıştır.
Bu maddede yer alan müteselsil borç ilişkisi, Borçlar
Kanunun 141 inci ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu tür borç ilişkisinde
alacaklı, borcun tümünün yerine getirilmesini müteselsil borçluların her
birinden isteyebilir. Yani, alacaklı ile borçlulardan her biri arasında başlı
başına bir borç ilişkisi bulunmaktadır. Böylece, 229 uncu maddede yapılan
düzenleme ile idarenin vergi alacağının daha garantili ve çabuk tahsilinin
sağlanması amaçlanmıştır.
Gümrük Kanununda gerçek kişi gümrük müşavirlerinin,
hesabına beyanda bulunulan kişi (temsil edilen) ile birlikte gümrük idaresine
karşı müteselsil sorumlu olacağına dair açık bir düzenleme bulunmamakla
birlikte, her iki yükümlü de Gümrük Kanununun 181 inci maddesi gereğince vergi ödeme
mükellefi kabul edilmişlerdir.
C) Gümrük Vergileri ve Zamanaşımı;
Gümrük Kanununun 195
inci ve devamı maddelerinde "Gümrük Vergilerinin Tahakkuku, Tebliği ve
Ödenmesi" başlığı altında; yapılan denetlemeler sonucunda yükümlüsünden hiç
alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen Gümrük Vergilerinin takip ve
tahsilinde izlenecek usul düzenlenmiştir;
Bu düzenlemede yer alan ve ilgide kayıtlı yazınıza
konu Gümrük Kanununun 197 inci maddesinde;
"1. Gümrük vergileri,
tahakkukundan hemen sonra beyanname veya beyanname yarine geçen belge üzerinde yükümlüye
tebliğ edilir,
2. Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya
noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ
edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligat gümrük yükümlülüğünün doğduğu
tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır. Şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün
doğduğu olayla ilgili olarak dava açılması zaman aşımını durdurur.
3. Yükümlü tarafından gümrük beyannamesinde gösterilen
vergi tutarı ile gümrük idaresince hesaplanan vergi tutarının eşit olması
halinde, gümrük idarelerinin eşyayı teslim etmesi, gümrük vergilerinin
yükümlüye tebliği yerine geçer.
4. Gümrük vergileri alacakları, ceza uygulamasını
gerektiren bir fiile ilişkin olması ve suçun zamanaşımının daha uzun bulunması
halinde, bu alacaklar Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri
içerisinde kovuşturulup tahsil edilir." denilmektedir.
Görüleceği üzere, bu tür vergilere ilişkin tebligatın,
gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılması
zorunluluğu getirilmiştir. Ancak, tebligatın yapılabilmesi için vergilerin idarece
öncelikle tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir.
Anılan kanunun 198 inci maddesinde tebliğ edilen bu vergilerin on gün
içinde ödenmesi ya da şartları yerine getirilerek ödeme süresinin 30 gün daha
uzatılabileceği, 201
inci maddede ise süresinde ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri hakkında
6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Kanununun uygulanacağı
belirtilmiştir.
Bu düzenlemelerden de anlatılacağı üzere, Gümrük
Vergileri kendine özgü nitelikler taşımaktadır. Diğer vergilerden farklı
olarak, idarece tahakkuk ettirilmek suretiyle yükümlüye tebliğ edilmekte, tarh
işlemi bulunmamaktadır.
Hukukumuzda, genel bütçeye
giren vergiler 213 sayılı Vergi Usul
Kanununu hükümlerine tabi iken, aynı kanunun
2 inci maddesinde yer alan;
"Gümrük ve tekel
idareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu kanuna tabi değildir." hükmü uyarınca;
Gümrük vergileri, Gümrük Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu
düzenleme nedeniyle, Vergi Usul Kanununda yer alan tarh ve tahakkuk işlemleri
ile bunlara ilişkin zamanaşımına ve müteselsil sorumluluğa ait düzenlemelerin "gümrük
vergileri" için uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
Ancak, yukarıda da belirtildiği gibi gümrük vergileri
tarh ettirilmemekte, tahakkuk ile yükümlüye tebliğ edilmektedir. Bu aşamada ise
alacağın zamanaşımını durduran neden olarak, dava açılması gösterilmiştir. 197 inci maddede, "...Şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün
doğduğu olayla ilgili olarak dava açılması zaman aşımını durdurur" denilmektedir.
Bunun dışında başka bir düzenleme bulunmamaktadır.
Gümrük vergilerine Vergi Usul Kanunu hükümleri
uygulanamadığından, zamanaşımı konusunda da genel hükümlerin uygulanması
gerekmektedir. Borçlar Kanununun 128 inci maddesinde;
"Müruru zaman alacağın
muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi
ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder" düzenlemesi yer almaktadır.
Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, alacak
kesinleşmeden Borçlar Kanununun zamanaşımına dair hükümlerinin uygulanabilme
imkanı bulunmamaktadır. Gümrük vergileri de tebliğ edilmeden ve Gümrük
Kanununun 242
inci (Gümrük Yönetmeliğinin 643 üncü) maddesinde öngörülen süreler geçmeden
kesinleşmediğinden (muaccel olmadığından), tahakkuk aşamasında Borçlar Kanunu hükümlerinin de uygulanma
imkanı bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 197 inci maddede yer alan üç yıllık süre
tahakkuk zamanaşımı süresi olup, bu süre içinde yükümlüye tebligat yapılması
zorunludur. Zira kanunda varolan yasal boşluk nedeni ile bu süre geçirildikten
sonra yükümlüye yapılacak tebligatlarda zamanaşımı def'i ile karşılaşmak
mümkündür. Zamanaşımı söz konusu olduğunda, borç varlığını sürdürmekte, fakat
borçlu borcunu ödememe hakkı elde etmektedir. Ancak, borçlu yasal süresi içinde
bunu ileri sürmezse, borcu ödemek zorunda kalmaktadır. Bu itibarla, vergilerin zamanında
ve sorunsuz tahsili için 197 inci maddede belirtilen süreye dikkat edilmesi
gerekmektedir.
D) Sonuç;
Bu açıklamalara
ilişkin olarak, ilgide kayıtlı yazınızda;
1- "Alacaklı
gümrük idaresince 4458 sayılı kanun hükümlerine göre asıl yükümlü ile aynı anda
beyannamede imzası bulunan Gümrük Müşavirine de vergi tahakkuku tebliğ edilip edilmeyeceği"
sorulmuştur;
Yukarıda belirtildiği üzere, gümrük müşaviri ile
birlikte adına beyanda bulunulan kişi de gümrük yükümlüsüdür. Bu nedenle, her
iki yükümlü için de 197 inci madde de yer alan üç yıllık süre, zamanaşımı
süresidir. Gümrük Yönetmeliğinin 645 inci maddesinde de açıkça belirtildiği
üzere, gerek tahakkuk gerekse tahsil zamanaşımına uğrayan vergiler buna neden
olan idaremiz çalışanlarına ödettirileceğinden, bu süre içinde, verginin
mükellefe tebliğ edilmesi zorunludur. Bu itibarla, sadece hesabına beyanda
bulunulan (ve ilgi yazılarınızda asıl yükümlü olarak ifade ettiğiniz) kişiye
değil, alacağımızın tahsil edilememe riskinin ortadan kaldırılması için beyan
sahibi olan gümrük müşavirine de tebligat çıkarılmasında hukuken sakınca
bulunmamaktadır. Ancak, alacak idaremiz açısından tek olup, borcun
yükümlülerden biri tarafından ödenmesi halinde, diğer yükümlü açısından da borç
sona erecektir.
Bu aşamada diğer bir sorun da tüzel kişiliğe sahip
gümrük müşavirleri açısından ne yapılacağıdır;
Aynen gerçek kişi gümrük müşavirleri gibi, tüzel kişi
gümrük müşavirlerine de usul yükümlü ile birlikte tebligat çıkarılmalı, Gümrük
Kanununun 229 uncu maddesinde öngörülen şartlar mevcut ise beyannamede imzası
bulunan gerçek kişiden de talepte bulunulmalıdır.
2- "Gelir
eksiğinin tahakkuk tebliği aşamasında, asıl sorumlu ile birlikte Gümrük Müşavirine
de tebligat yapılması halinde, bir tarafın itiraz etmesi, bir tarafın itiraz
etmemesi veya her iki tarafın itiraz etmesi durumlarında gümrük müşavirinin de
4458 sayılı Kanunun "İtirazlar" kısmındaki hükümlerine tabı olup olmayacağı" sorulmuştur;
Gümrük müşaviri ile asıl yükümlüye birlikte tebligat
yapılması halinde, tebligat yapılan her iki yükümlü açısından da Gümrük
Kanununun 242 inci maddesinde düzenlenen itirazlarda bulunma hakkı doğar.
İtiraz eden yükümlü yönünden, anılan maddedeki süreler işler. Ancak, itiraz
etmeyen yükümlü açısından vergi tahakkuku kesinleşir ve Gümrük Kanununun 198
inci maddesinde belirtilen ödeme süresi sonunda ödeme gerçekleşmezse, Gümrük
Kanununun 201 inci maddesi çerçevesinde tahsilat yoluna gidilebilir. Yani, her
iki yükümlü de tek başına borçtan sorumlu olduğundan, borca itirazı da ayrı
yapmak zorundadır. Gümrük müşaviri de 4458 sayılı Kanunun "İtirazlar" kısmındaki
hükümlere tabidir.
3- "Gelir
eksiğine ilişkin tahakkukun sadece asıl sorumlu nezdinde başlatıldığı, ancak, asıl
sorumluya tebligatın yapılamadığından gümrük müşavirine ilk kez tahakkuk
tebliği yapılması durumunda 197 inci maddedeki üç yıllık zamanaşımının gümrük
müşaviri için de geçerli olup olmayacağı" sorulmuştur;
Gümrük Kanununun 181 inci maddesinde, "...gümrük yükümlülüğünde yükümlü beyan
sahibidir. Dolaylı temsil durumunda hesabına gümrük beyanında bulunulan kişi de
yükümlüdür." denilmiştir. Bu nedenle, her iki yükümlü için de 197
inci madde de yer alan üç yıllık süre, zamanaşımı süresidir. Gümrük müşaviri
için de bu süre geçerlidir.
4- "Daha önce
gümrük müşavirine bildirimde bulunulmamış olduğu, asıl sorumluya tahakkuk
tebliğ edilerek vergi tahakkukunun kesinleştiği, ancak, asıl sorumludan
tahsilat yapılamadığı durumda 201 inci madde gereğince 6183 sayılı Kanun
hükümlerine göre gümrük müşavirine ödeme emri ile tebligatta bulunulmasının
hukuki olup olmayacağı" sorulmuştur;
Asıl yükümlüden tahsil edilemeyen alacağın, gümrük
müşavirinden istenebilmesi için, gümrük müşavirine 197 inci maddede belirtilen
üç yıllık süre geçmeden tebligat yapılması gerekmekledir. Bu süre geçtikten
sonra, tahakkuk ettirilen vergi gümrük müşavirine tebliğ edilir ve zamanaşımı
def'i ileri sürülmez ise, o zaman 201 inci madde uyarınca işlem yapılabileceği
düşünülmektedir.
Bilgilerini arz ederim.
A.Nevin KAN
I.Hukuk Müşaviri