Gümrük müşavirlerinin gümrük yükümlülüğü kapsamında iştiraklerinin ve illiyet bağlarının olay bazında değerlendirilebileceği, fezlekelerde sahtecilik suçu gibi ağır suçlarda illiyet bağının kollukça ilk aşamada kurulamadığı hallerde mağduriyetlere mahal vermemek adına konunun mevzuat çerçevesinde titizlik ve hassasiyetle ele alınması gerektiği
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü
Sayı :68326374-045.02
Konu :İthalatta Gümrük Yükümlülüğü ve Gümrük Müşavirlerinin
Müteselsilen
Sorumluluğu Hk.
06.05.2019 /
44084643 yazı
ile Derneklere de dağıtımı yapılmıştır
29.05.2019 /
43895923
DAĞITIM
YERLERİNE
Muhtelif gümrük müşavirliği firmaları ve meslek
odalarından intikal eden yazılarda, gümrük müşavirlerinin
dolaylı temsilde bulunduğu, ithalat veya ihracatı yapılmış, faturası ve gerekli
diğer belgeleri temin edilmiş eşya için beyanname hazırladıkları ve suç konusu
fiille illiyet bağı kurulamayan durumlarda cezai yaptırımlarla
karşılaşmalarının haksızlıklara yol açtığı belirtilerek. Kaçak İstihbarat
Müdürlüklerince hazırlanan fezlekelerde
belirli durumlarda gümrük müşavirleri ile ihracatçı firmaların ayrı
değerlendirmeye tabi tutulması ile gümrük müşavirleri için sahte kaşe, sahte
mühür tespiti yoksa takibata mahal olmadığı yönünde işlem yapılmasını teminen
gerekli düzenlemelere gidilmesi talep edilmektedir.
Konuya ilişkin olarak, Hukuk Hizmetleri Genel
Müdürlüğünün 12.03.2019 tarihli ve 42502242 sayılı
yazısında özetle; gümrük müşavirinin olaya iştiraki, ve illiyet bağının
tespitinin her somut olayın kendi içinde ele alınmak suretiyle
değerlendirilmesinin, gümrük idarelerindeki sahtecilik suçu gibi ağır suçlarda
illiyet bağının kollukça ilk aşamada kurulamadığı hallerde mağduriyetlere mahal
vermemek adına, konunun mevzuat çerçevesinde titizlik ve hassasiyetle ele
alınması yönünde taşra idarelerine gerekli bilgilendirme yapılmasının uygun
olacağı belirtilmektedir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Mehmet AKILLI
Bakan a.
Genel Müdür Yardımcısı
Ek: Yazı Örneği
DAĞITIM:
Tüm Gümrük Muhafaza
Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüklerine
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Sayı :11985113-045.02[HYS238322]
Konu :İlliyet Bağının İncelenmesi
12.03.2019 /
42502242
GÜMRÜKLER MUHAFAZA GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İlgi :27/02/2019 tarihli ve 68326374-161.99-E-42058491
sayılı yazınız.
İlgi yazınız eki Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün
09.01.2019 tarihli ve 40584588 sayılı yazısında özetle; ithalatı veya ihracatı
yapılmış, faturası ve gerekli diğer belgeleri temin edilmiş ürün için beyanname
hazırlayan Gümrük Müşavirlerinin illiyet bağının kurulamadığı durumlarda cezai
yaptırımlarla karşılaşmalarının büyük haksızlıklara yol açtığı belirtilerek,
Kaçak İstihbarat Müdürlüğünce hazırlanan fezlekelerde, gümrük müşavirleri için
sahte kaşe. sahte mühür vb. yok İse "takibata mahal yoktur'"
yazısının hazırlanması için gerekli düzenlemelerin yapılması talep edildiği.
Konuya ilişkin olarak. Ataç Gümrük Müşavirliği
Danışmanlık Lojistik Tic. Ltd. Şti'den alınan 1 7.01.2019 tarihli dilekçede,
Vekili oldukları bir firmanın ihracat işlemini
yaparken firmanın kendilerine gönderdiği fatura, çeki listesine göre beyanname
hazırlanmış olduğu, alış faturalarından da eşya ve miktar kontrolü yapıldıktan
sonra beyannamenin tescil edildiği, ayrıca beyannamenin tam tespit muayenesine
sevk edildiği ve gerçekleştirilen kontrolde eşyanın kap adedinin eksiksiz
tespitinin yapıldığı; ancak kap içerisindeki adetlerde eksiklikler saptandığı,
bu durumun, ihracatçı firmaların ihracat işini hızlandırmak ve zamanında
yetiştirmek amacıyla gece vakti de yüklemeler yapmasından dolayı sevk ve
yükleme personeli tarafından yapılan hatadan kaynakladığı, bu gibi durumlarda
ihracatçı firma ile birlikte müşavirlik hizmeti veren gümrük müşavirinin de
mahkemeye verildiğinin belirtildiği.
Bununla birlikte, bahsi geçen firmanın alış
faturalarının da kontrolü yapıldığı, firmanın küşat (ön inceleme) talep
etmediğinden firmanın gönderdiği vesaiklere göre beyanda bulunulduğu.
Ancak bu kontrol sürecine rağmen taraflarına adli
işlem uygulandığı, adli işlemlerin uzun sürdüğü, suçsuzluğun kanıtlanmasının
iki veya üç yılı bulduğu ve bu zaman diliminde müşteri kayıpları yaşandığı ve
kaçakçı gümrük müşaviri muamelesi görüldüğü dile getirilmiş ve söz konusu
durumda gerçekleştirilen hukuki sürecin doğru işleyip işlemediği ve gümrük
müşavirleri ile ihracatçı firmanın ayrı değerlendirmeye tabi tutulmasının
mümkün olup olmadığı hususlarının hukuki açıdan değerlendirilmesinin talep
edildiği.
Genel Müdürlüğünüzce yapılan değerlendirmede Gümrük Kanununun
181
inci, 225
inci, 229
uncu Gümrük Yönetmeliğinin
563
üncü maddeleri ve Türk Ceza Kanunu
ve Ceza Muhakemeleri Kanunu
hükümleri doğrultusunda, gümrük işlemlerine ilişkin herhangi bir usulsüzlük
tespiti halinde, gümrük muhafaza personeli tarafından, Cumhuriyet savcısı emri
ve bilgisi dâhilinde ve karşılaşılan olay ve kişilere özgü olarak araştırmalar
yapılmadığı, gerekli bilgi, belge ve deliller temin edilerek konuya ilişkin
iddianame düzenlendiği.
Genel Müdürlüğünüze intikal eden bahse konu yazılarda
belirtilen sorunlara ilişkin olarak, gümrük işlemlerine dair usulsüzlük
tespitinde, sahtecilik suçu gibi ağır suçlar bulunmayan ve illiyet bağı kurulamayan
hallerde, gümrük müşavirlerine yönelik hukuki bir mağduriyete mahal vermemek
adına, konunun mevzuat çerçevesinde titizlikle ve hassasiyet gösterilerek ele
alınması yönünde taşra idarelerine gerekli bilgilendirme yapılmasının mümkün
olduğu.
Ancak, söz konusu yazılarda; illiyet bağının
bulunmadığı durumlarda, gümrük müşavirlerine ilişkin "takibata mahal
yoktur" ibaresinin fezlekede belirtilmesine yönelik Gümrük Muhafaza
Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüklerine talimat verilmesini mümkün kılan
düzenlemelerin yapılması talep edildiğinden, her olayın kendi içinde ele
alınması suretiyle iş ve işlem tesis edilmesinin ve gümrük müşavirinin cezai
sorumluluğunun olay özelinde değerlendirilmesinin uygun olacağının mütalaa
edildiği belirtilerek, konu hakkında Genel Müdürlüğümüz görüşleri
istenilmektedir.
İlgi yazınızda da belirtildiği üzere; Gümrük Kanununun
225 inci maddesinde gümrük müşavirleri ile ilgili olarak "Eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi
tutulmasına ilişkin faaliyetler. 5 inci madde hükümleri çerçevesinde, sahipleri
ile bunların adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla veya
gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilir ve sonuçlandırılır.
" ve
229 maddesinde "Gümrük
müşavirliğinin bir tüzel kişilik olması halinde, gümrük beyannamesi veya
beyanname kabul edilen diğer belgeler üzerine imzasını atmış olanların vergi
kaybına neden olan durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde, bunlar
gümrük idaresine karşı bağlı bulundukları tüzel kişilikle birlikte müteselsilen
sorumlu olurlar. Bu hallerde, ilgili gümrük müşavirinin kişisel cezai
sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla, işlemi yapan kişi ile birlikte tüzel kişilik
de gümrük idaresince alınan vergiler ve verilen para cezalan yönünden
müteselsilen sorumludur." hükmü
yer almaktadır.
Ayrıca Gümrük Yönetmeliğinin 563 üncü maddesinde "Gümrük müşavirleri imzaladıkları
beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede
belir/ilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili
rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasında, Kamımın 181 inci
maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla, sorumludur. " yolunda
düzenlemeye yer verilmiştir.
Gümrük Kanununun 181 inci maddesinde ise "...
Dolaylı temsilde temsilcinin yükümlülüğü, beyanda kullanılan verilerin yanlış
olduğunu bildiği veya mesleği icabı ve mutat olarak bilmesi gerektiği
durumlarla sınırlıdır." hükmü bulunmakladır.
Yine Gümrük Genel Tebliği
(Tahsilat İşlemleri Seri No:2)'nin 6 ncı maddesinde. Gümrük Kanununun 181 inci
maddesi doğrultusunda dolaylı temsilcinin beyanda kullanılan verilerin yanlış
olduğunu bildiği veya mesleği gereği ve mutat olarak bilmesi gerektiği
durumların tespitine ilişkin haller sıralanmıştır.
Buna ilave olarak, 04.12.2004 tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (160,
161 ve 164 üncü maddeleri) kapsamında ve 01.06.2005 tarihli Adli Kolluk Yönetmeliği
gereğince; soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları
doğrultusunda adli kolluk tarafından gerçekleştirilir ve adli kolluk
görevlileri. Cumhuriyet Savcısının adli görevlere ilişkin emirlerini
gecikmeksizin yerine getirmekle mükelleftir.
Nitekim, söz konusu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde; "Adlî kolluk görevli/eri, maddi
gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, Cumhuriyet
savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine olan Hım
delilleri, kanunda ün görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına almak
ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcısına sunmakla yükümlüdür."
düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer yandan, nedensellik bağı. neticeli suçlarda
suçun kanunda tanımlanmayan unsurları arasında yer almaktadır. Nedensellik bağı
konusu ceza hukukunda çoğu zaman bir sorun olarak karşımıza çıkmaz. Bu yüzden
ceza kanunlarında genelde nedensellik bağıyla ilgili bir düzenleme yapılmaz,
esasen bu konuda bir düzenleme yapılması da gerekli değildir. Zira. nedensellik
bağı. her neticeli suçta mutlaka bulunması gereken doğal bir unsurdur. Hareket
ile netice arasındaki bağı ifade eden nedensellik, hukuki bir konu olmayıp, her
olayın özelliğine göre belirlenecek bir husustur.
Bu itibarla. Türk Ceza Kanununda da nedensellik
bağının tanımı verilmemiş ve bu hususta açık bir düzenleme yapılmamıştır.
Ancak. Türk Ceza Kanununun "netice sebebiyle ağırlaşmış suç"u
düzenleyen 23
üncü maddesinde. "Bir fiilin,
kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi
hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi içirt bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir" hükmü
mevcuttur. Buradaki taksir zorunluluğu, objektif sorumluluk olgusunu tüm
olaylara uygulamamak amacıyla getirilmiştir.
Ceza hukukunda fail bir neticeyi Önlemek imkânına
sahip olduğu halde bunu yapmamışsa ve özen yükümlülüğüne uygun davranmadığı her
durumda, nedensellik bağının varlığı kabul edilmelidir.
İkinci olarak ise: olay sonradan incelendiğinde olayı
meydana getiren etkin hareketin, özen mükellefiyeti çerçevesinde fiili ve
sonucunu engellemeye çalışma fiili içinde yer alıp almadığına da bakılmalıdır.
Böylece, fiile dahil ve kolaylaştıran hareketler sorumluluk alanında olduğu
kabul edilirken İnilin dışında kalan hareketler özensiz dahi olsalar sorumluluk
alanının dışında kabul edilmelidir.
Dolayısıyla, gümrük müşavirinin fiile dahli varsa,
özen mükellefiyetini gereği gibi yerine getirmemesinden dolayı fiil oluşmuşsa
sorumlu kabul edilmesi, tüm mesleki bilgi tecrübe ve sorumlulukları ile hareket
etse dahi fiili ve neticesini engel olamayacak fiil her şartla meydana
gelecekse sorumlu kabul edilmemesi uygun olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili mevzuat
hükümleri çerçevesinde konu değerlendirildiğinde;
1- Her somut olay kendi içinde ele alınmak sureliyle
değerlendirilip, olaya iştiraki ve illiyel bağının tespiti gerektiğinden gümrük
müşavirleri hakkında "takibata mahal yoktur" şeklinde genel bir
talimat verilemeyeceğinin,
2- Gümrük idarelerindeki sahtecilik suçu gibi ağır
suçlarda illiyet bağının kollukça ilk aşamada kurulamadığı hallerde, gümrük müşavirlerinin mağduriyetine mahal
vermemek adına, taşra idarelerine konunun mevzuat çerçevesinde titizlik ve
hassasiyetle ele alınması yönünde gerekli bilgilendirme yapılmasının,
uygun olacağı düşünülmektedir.
Bilgilerine arz ederim.
Av. Suavi ÖNAL
Genel Müdür V.
Sayı :2019/1463-BU 05
Nisan 2019
T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü"ne
Çankaya/ANKARA
Konu :İthalatta Gümrük Yükümlülüğü Gümrük Müşavirinin
Müteselsil Sorumluluğu Hk.
Bilindiği üzere, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 229.
Maddesinde Gümrük Müşavirliğinin bir Tüzel Kişilik olması halinde Gümrük Beyannamesi
veya beyanname kabul edilen diğer belgeler üzerine imzasını atmış olanların
vergi kaybına neden olduğu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde
gümrük idaresine karşı bağlı bulundukları tüzel kişilikle birlikte müteselsilen
sorumlu bulundukları belirtilmektedir. Ayrıca Kanunun 181. Maddesi 2 no' lu
bendinde Dolaylı Temsilde temsilcinin yükümlülüğü, beyanda kullanılan verilerin
yanlış olduğunu bildiği veya mesleği icabı ve mutat olarak bilmesi gerektiği
ile sınırlı tutulduğu belirtilmektedir.
Bugüne kadar Gümrük İdarelerinde konuyla ilgili
yapılan uygulamalarda müteselsil sorumluluk ve Gümrük Yükümlülüğünün Kanunun
229. maddesi ve 181. madde 2. bendinde işaret edilen "Bildiği veya mesleği
icabı, mutat olarak bilmesi gerektiği konularında değerlendirme
yapılmadığı, katı davranıldığı bu
nedenle oluşmuş mağduriyetlerin bulunduğu bilinmektedir.
Mezkur kanunun 181/2 maddesi çerçevesinde gümrük
müşavirleri dolaylı temsille iş takibi yaptıkları firmaları adına ithalat ve
ihracatla ilgili beyan yaparken firmaları tarafından kendilerine ulaştırılan
fatura, A.TR, menşe vb. evrakları üzerinden beyanlarını yapmaktadırlar. Eşyanın
siparişinden muhteviyatından işin tamamen dışında hareket etmektedirler. Beyan
edilecek olan eşyanın faturaya uygunluğu, fatura,A.TR, menşe vb. evrakların
sahte olup olmadıkları genellikle fiziksel olarak çok rahat bir şekilde
anlaşılan bir durum değildir. Söz konusu evrakları gümrük idaresi bile inceleme
sırasında menşeine sorarak 5-6 ayda doğrulama yapabilmektedir. Günde binlerce
beyannamenin tescil aldığı yoğun bir gümrük idaresinde tüm evrakların teyidinin
almasının mümkün olmayacağı makamlarının takdirinedir. Uygulamada genellikle
sivil muhafaza ekibinin bu tür olumsuzluklarda olay yeri araştırması yaparken
söz konusu gümrük müşavir ofislerinin konuya ilişkin denetlenmesi sırasında
ofislerinde sahte fatura koçanı gibi suç unsuruna rastlamaları halinde
mahkemelere fezleke düzenlerken takibata gerek vardır veya yoktur şeklinde
bildirimde bulunmalarının daha doğru olacağı kanaatindeyiz.
Gümrük idaresi ve tüm Kurumların, mükellef olan her
bireyin işini ciddiyetle yapması, kanun ve düzenlemelere kayıtsız uyması
önemlidir. Sorumluluktan kaçılmadan işlemlerin özenle yapılması esastır. Ancak
oluşan bazı mağduriyetlerde bu esasa ve ciddiyete uyulmadan bazı hatalı
işlemlere neden olunduğu da bir gerçektir.
Kanunun kişilere verdiği hak çerçevesinde gümrük
yükümlülüğü ve müteselsil sorumluluk bağlamında adil davranılması, söz konusu
kanunda hatları çizilen ölçüde devlet adına adil karar verilirken bu adaletin
kişiler bağlamında da gözetilmesi esastır.
Yapılan bazı uygulamalarda kanunda para cezası
önerilmişken, düzenlenen müzekkerelerde 5607 Kanun gereği Kaçakçılıkla,
Sahtecilikle ilişkilendirilerek mahkemeye sevkedilmektedir. Bu doğru karar almada
yanılmaya mahkemelerde iş yükünü artırmaya neden olmaktadır.
Netice olarak yapılacak uygulamalarda doğru karar
verilmesi gerekmekte olup, her olayı hakkaniyetle iyi değerlendirmeden yargı ve
cezalarla mahkemelere Sevketmek kişi açısından mahrumiyet ve hak kaybına sebep
olmaktadır.
Konunun değerlendirilmesini arz ederim.
Serdar KESKİN
İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı