Ceza Muhakemesi Kanunu
CEZA MUHAKEMESİ
KANUNU
Yürürlük:
1 Nisan 2005
Kanun
No. 5271 Kabul Tarihi: 4.12.2004
17.12.2004 tarihli, 25673 sayılı R.G. Yürürlük 01.04.2005
Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında 5320 s. Kanun
Olağanüstü Hal Kapsamında
Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CK 2023-120)
Genelgeler 1 2 3 4
Tasarruflu Yazılar 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16
Covid-19 sürelerinin durdurulması
ü Bilirkişi
İncelemesi MADDE 62
ü Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması MADDE 123
ü Suçlara İlişkin
İhbarlar ve Soruşturma - Soruşturmanın gizliliği MADDE 157
ü Soruşturma
İşlemleri - Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi MADDE 160
ü Adlî kolluk ve
görevi MADDE 164
ü Yargılama
Giderleri ve Çeşitli Hükümler - Yargılama giderleri MADDE 324.
BİRİNCİ KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki
BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar
Kanunun kapsamı
MADDE 1. - (1) Bu Kanun, ceza
muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan
kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
Tanımlar
MADDE 2. - (1) Bu Kanunun
uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma
evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın
başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan
kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın
ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan
zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre
yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar
geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin
kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin
kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla
ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın
hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili
olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama
konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî
sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak
kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil
ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları
tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce
işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında
iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir
düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen,
seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas
olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî
sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Görev
Görev
MADDE 3. - (1) Mahkemelerin görevleri
kanunla belirlenir.
(2)
(...)[1]
Re'sen görev kararı ve
görevde uyuşmazlık
MADDE 4. - (1) Davaya bakan
mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen
karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.
(2) Görev konusunda
mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek
görevli mahkeme belirler.
Görevsizlik
kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu
Genelgeler 1
MADDE 5. - (1) İddianamenin
kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında
kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
(2) Adlî yargı içerisindeki
mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna
gidilebilir.
Görevsizlik kararı
verilemeyecek hâl
MADDE 6 - (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik) (1) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden
bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.
Görevli olmayan hâkim veya
mahkemenin işlemleri
MADDE 7. - (1) Yenilenmesi mümkün
olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler
hükümsüzdür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bağlantılı Davalar
Bağlantı kavramı
MADDE 8. - (1) Bir kişi, birden
fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla
sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
(2) Suçun işlenmesinden
sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
Davaların birleştirilerek
açılması
MADDE 9. - (1) Bağlantılı suçlardan
her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında
birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.
Görülmekte olan davaların
birleştirilmesi ve ayrılması
MADDE 10. - (1) Kovuşturma evresinin
her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına
yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda,
bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten
sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.
Geniş bağlantı sebebiyle
birleştirme
MADDE 11. - (1) Mahkeme, bakmakta
olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede
gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu
davaların birleştirilmesine karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yetki
Yetkili mahkeme
MADDE
12. - (1)
Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra
hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve
zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan
bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine
aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin
yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin
basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve
kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim
yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel
yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel
yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o
yer mahkemesi de yetkilidir.
(6) Bilişim sistemlerinin,
banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak
kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de
yetkilidir. (14.07.2021 /
31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir)
Özel yetki
Genelgeler 1
MADDE 13. - (1) Suçun işlendiği yer
belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim
yeri mahkemesi yetkilidir.
(2) Şüpheli veya sanığın
Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son adresinin bulunduğu yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Mahkemenin bu suretle de
belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi
yetkilidir.
Yabancı ülkede işlenen
suçlarda yetki
MADDE 14. - (1) Yabancı ülkede
işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması
gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre
belirlenir.
(2) Bununla birlikte
Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun
işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.
(3) Bu gibi suçlarda şüpheli
veya sanık Türkiye'de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili
mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu
üzerine Yargıtay tarafından belirlenir
(4) Yabancı ülkelerde
bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin
işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.
Deniz, hava ve demiryolu
taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki
MADDE 15. - (1) Suç, Türk bayrağını
taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında
iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında
bulunan mahkeme yetkilidir.
(2) Türk bayrağını taşıma
hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da
yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Ülke içerisinde deniz,
hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların
ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Çevreyi kirletme suçu,
yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği
takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı
limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Bağlantılı suçlarda yetki
MADDE 16. - (1) Yukarıdaki maddelere
göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza
davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
(2) Bağlantılı ceza
davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet
savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak
uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde
birleştirilebilir.
(3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet
savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye
gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar
verir.
(4) Birleştirilmiş olan
davaların ayrılması da bu suretle olur.
Yetkide olumlu veya olumsuz
uyuşmazlık
MADDE 17. - (1) Birkaç hâkim veya
mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek
görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
Yetkisizlik iddiası
MADDE 18.- (1) Sanık, yetkisizlik
iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye
mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme
raporunun okunmasından önce bildirir.
(2) Yetkisizlik iddiasına
ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye
mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı
işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik
iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez.
(3) Yetkisizlik kararlarına
karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Davanın
nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması[2]
MADDE 19. - (1) Yetkili hâkim veya
mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde
bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede
bir mahkemeye nakline karar verir.
(2) Kovuşturmanın görevli ve
yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli
olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.
(3) Mahkeme, fiili sebepler veya güvenlik gerekçesiyle
duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına karar verebilir. Bu
karara karşı itiraz yolu açıktır. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile eklenmiştir)
Yetkili olmayan hâkim veya
mahkemenin işlemleri
MADDE 20. - (1) Yetkili olmayan hâkim
veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz
sayılmaz.
Gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde yapılan işlemler
MADDE 21. - (1) Bir hâkim veya
mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı
çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi
Hâkimin davaya bakamayacağı
hâller
MADDE 22. - (1) Hâkim;
a) Suçtan kendisi zarar
görmüşse,
b) Sonradan kalksa bile
şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık
ilişkisi bulunmuşsa,
c) Şüpheli, sanık veya
mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
d) Şüpheli, sanık veya
mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
e) Şüpheli, sanık veya
mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
f) Evlilik sona ermiş olsa
bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın
hısımlığı varsa,
g) Aynı davada Cumhuriyet
savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur
vekilliği yapmışsa,
h) Aynı davada tanık veya
bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,
Hâkimlik görevini yapamaz.
Yargılamaya
katılamayacak hâkim
5320
s.k.11'inci Maddesinde atıf yapılmıştır.
MADDE 23. - (1) Bir karar veya hükme
katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar
veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma
evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi
halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.
Hâkimin reddi sebepleri ve
ret isteminde bulunabilecekler
MADDE 24. - (1) Hâkimin davaya
bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi, tarafsızlığını şüpheye
düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
(2) Cumhuriyet savcısı;
şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili, hâkimin reddi isteminde
bulunabilirler.
(3) Bunlardan herhangi biri
istediği takdirde, karar veya hükme katılacak hâkimlerin isimleri kendisine
bildirilir.
Tarafsızlığını şüpheye
düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi
MADDE 25. - (1) Tarafsızlığını şüpheye
düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin reddi, ilk derece mahkemelerinde
sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge adliye mahkemelerinde
inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından
yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde,
inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
(2) Sonradan ortaya çıkan
veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye kadar da hâkimin
reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren
yedi gün içinde yapılması şarttır.
Ret isteminin usulü
MADDE 26. - (1) Hâkimin reddi, mensup
olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya bu hususta zabıt kâtibine bir
tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.
(2) Ret isteminde bulunan,
öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde
olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.
(3) Reddi istenen hâkim, ret
sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirir.
Hâkimin reddi istemine karar
verecek mahkeme
MADDE 27. - (1) Hâkimin reddi
istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir. Ancak, reddi istenen hâkim
müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse bu hususta karar
verilmesi;
a) Reddi istenen hâkim
asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin yargı çevresi içerisinde
bulunan ağır ceza mahkemesine,
b) Reddi istenen hâkim ağır
ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza mahkemesinin birden fazla
dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son
numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek
dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,
Aittir.
(2) Ret istemi sulh ceza
hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi ve tek
hâkime karşı ise, yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi karar verir.
(3) Bölge adliye mahkemesi
ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üye
katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.
(4) Ret isteminin kabulü
halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
Ret istemi üzerine verilecek
kararlar ve başvurulacak kanun yolları
MADDE 28. - (1) Ret isteminin
kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine ilişkin kararlara karşı
itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte
incelenir.
Reddi istenen hâkimin
yapabileceği işlemler
MADDE 29. - (1) Reddi istenen hâkim,
ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız gecikmesinde sakınca olan
işlemleri yapar.
(2) Ancak, hâkimin
oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar verilebilmesi için
oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar ki, 216
ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve
ret konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun
katılımıyla bir sonraki oturuma başlanamaz.
(3) Ret isteminin kabulüne
karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler
dışında, duruşma tekrarlanır.
Hâkimin çekinmesi ve
inceleme mercii
MADDE 30. - (1) Hâkim, yasaklılığını
gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya
mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.
(2) Hâkim, tarafsızlığını
şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun
olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya
bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
(3) Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29 uncu madde hükmü uygulanır.
Ret isteminin geri
çevrilmesi
MADDE 31. - (1) Mahkeme, kovuşturma
evresinde ileri sürülen hâkimin reddi istemini aşağıdaki durumlarda geri
çevirir:
a) Ret istemi süresinde
yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve delili
gösterilmemişse.
c) Ret isteminin duruşmayı
uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret istemi,
toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla, tek hâkimli
mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) Bu konudaki kararlara
karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Zabıt kâtibinin reddi veya
çekinmesi
MADDE 32. - (1) Bu Bölümde yazılı
hükümler zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır.
(2) Zabıt kâtibinin reddi
veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri bildirerek görevden çekinmesi
hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından
verilir.
(3) Aynı işte zabıt
kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında veya çekinmelerine karar
verecek merci, hâkime göre belirlenir.
İKİNCİ KISIM
Kararlar, Açıklanması ve
Tebliği, Süreler ve Eski Hâle Getirme
BİRİNCİ BÖLÜM
Kararlar, Açıklanması ve Tebliği
Kararların verilmesi usulü
MADDE 33. - (1) Duruşmada verilecek
kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer
ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının
yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.
Kararların gerekçeli olması
MADDE 34. - (1) Hâkim ve mahkemelerin
her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin
yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı
oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda,
başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.
Kararların
açıklanması ve tebliği
MADDE 35. - (1) İlgili tarafın yüzüne
karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de
verilir.
(2) Koruma tedbirlerine
ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya
mahkeme kararları, (...) hazır bulunamayan
ilgilisine tebliğ olunur. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı
R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(3) İlgili taraf serbest
olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup
anlatılır.
Tebligat ve yazışma usulü
MADDE 36. - (1) Mahkeme başkanı veya
hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu
kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.
(2) İnfaz edilecek kararlar,
Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
Tebligat usulleri
MADDE 37. - (1) Tebligat, bu Kanunda
belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen
hükümlere göre yapılır.
(2) Uluslararası
andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer iletişim
araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli
taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.
Cumhuriyet Başsavcılığına
yapılan tebligat
MADDE 38. - (1) Cumhuriyet
Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi
suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün,
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.
Elektronik
işlemler (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile eklenmiştir)
MADDE
38/A - (1) Her türlü
ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)
kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP
vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.
(2)
Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik
imza kullanılarak UYAP'tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi
yapılabilir.
(3)
Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve
karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli
elektronik imza ile imzalanabilir.
(4)
Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya
kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile
imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca
düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.
(5)
Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde
UYAP'ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.
(6)
Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile
kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.
(7)
Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili
kişilerce taranarak UYAP'a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere
elektronik ortamda gönderilir.
(8)
Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya
belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya
görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
(9)
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
(10)
Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış
bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar,
zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP'tan dış bilişim sistemlerine
gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda
gönderilmez.
(11)
Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP'ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet
Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Süreler ve Eski Hâle Getirme
Sürelerin hesaplanması
MADDE 39. - (1) Gün ile belirlenen
süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.
(2) Süre, hafta olarak
belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla
karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.
(3) Süre, ay olarak
belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı
olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla
karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.
(4) Son gün bir tatile
rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.
Eski hâle getirme
MADDE 40. - (1) Kusuru olmaksızın bir
süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru
hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.
Eski hâle getirme dilekçesi
MADDE 41. - (1) Eski hâle getirme
dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta[3] içinde, süreye uyulduğunda
usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.
(2) Dilekçe sahibi, sürenin
geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa belgelerini de ekleyerek
açıklar. Dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.
Eski hâle getirme dilekçesi
üzerine verilecek karar
MADDE 42. - (1) Süresi içinde usul
işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme
dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.
(2) Eski hâle getirme
isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz
yoluna gidilebilir.
(3) Eski hâle getirme
dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine
getirmeyi erteleyebilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Tanıklık, Bilirkişi
İncelemesi ve Keşif
BİRİNCİ BÖLÜM
Tanıklık
Tanıkların çağrılması
MADDE 43. - (1) Tanıklar çağrı kâğıdı
ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde
tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan
getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar
hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon,
telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de
yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın
devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün
ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi
takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı
konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri,
kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak
dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar
MADDE
44. - (1) Usulüne
uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla
getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu
alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce
gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen
giderler kaldırılır. Zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi
iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak
suretiyle de tanığa bildirilir(Son cümle 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir)
(Yürürlük 01.09.2021).
(2) Fiilî hizmette bulunan
askerler hakkındaki zorla getirme kararı askerî makamlar aracılığıyla infaz
olunur.
Tanıklıktan
çekinme
MADDE 45. - (1) Aşağıdaki kimseler
tanıklıktan çekinebilir:
a) Şüpheli veya sanığın
nişanlısı.
b) Evlilik bağı kalmasa bile
şüpheli veya sanığın eşi.
c) Şüpheli veya sanığın kan
hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
d) Şüpheli veya sanığın
üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
e) Şüpheli veya sanıkla
aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl
hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini
anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık
olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin
çekinmeleri konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan
çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri
bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
Meslek ve sürekli uğraşıları
sebebiyle tanıklıktan çekinme
MADDE 46. - (1) Meslekleri ve sürekli
uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları
şunlardır:
a) Avukatlar veya
stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri
yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
b) Hekimler, diş hekimleri,
eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya
sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların
yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
c) Malî işlerde
görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet
verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın (a)
bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı
halinde, tanıklıktan çekinemez.
Devlet sırrı niteliğindeki
bilgilerle ilgili tanıklık
MADDE 47. - (1) Bir suç olgusuna
ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması,
Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar
verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek
nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
(2) Tanıklık konusu
bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme
hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya
mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu
açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
(3) Bu madde hükmü, hapis
cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak
uygulanır.
(4) Cumhurbaşkanının
tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi
hususunu kendisi takdir eder.
Kendisi veya yakınları
aleyhine tanıklıktan çekinme
MADDE 48. - (1) Tanık, kendisini veya
45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına
uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap
vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
Tanıklıktan çekinme
sebebinin bildirilmesi
MADDE 49. - (1) Mahkeme başkanı veya
hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci
maddelerde gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını
oluşturan olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin
verdirilir.
Yemin verilmeyen tanıklar
MADDE 50. - (1) Aşağıdaki kimseler
yeminsiz dinlenir:
a) Dinlenme sırasında onbeş
yaşını doldurmamış olanlar.
b) Ayırt etme gücüne sahip
olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.
c) Soruşturma veya
kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu
kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten
şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Tanıklıktan çekinebilecek
kimsenin çekinmemesi
MADDE 51. - (1) 45 inci madde
gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya
mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu
hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.
Tanıkların
dinlenmesi
MADDE 52. - (1) Her tanık, ayrı ayrı
ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.
(2) Tanıklar, kovuşturma
evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine
ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.
(3) Tanıkların dinlenmesi
sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;
a) Mağdur çocukların,
b) Duruşmaya getirilmesi
mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu
olan kişilerin,
Tanıklığında bu kayıt
zorunludur. (5320
s.k. 12'nci Md. Gereğince 01.07.2006 tarihinde yürürlüğü girer)
(4) Üçüncü fıkra hükmünün
uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza
muhakemesinde kullanılır.
Tanığa görevinin önemini
anlatma
MADDE 53. - (1) Tanığa;
a) Dinlenmeden önce, gerçeği
söylemesinin önemi,
b) Gerçeği söylememesi
halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı,
c) Doğruyu söyleyeceği
hususunda yemin edeceği,
d) Duruşmada mahkeme başkanı
veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği,
Anlatılır.
Tanıklara yemin verilmesi
MADDE 54. - (1) Tanıklar, tanıklıktan
önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla
dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından
sonraya bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.
Yeminin biçimi
MADDE 55. - (1) Tanığa verilecek
yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve
vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra
verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım
üzerine yemin ederim." biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken herkes
ayağa kalkar.
Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin
yemini
MADDE 56. - (1) Tanık, yüksek sesle
tekrar ederek veya okuyarak yemin eder.
(2) Okuma ve yazma bilen
sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin
ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan
bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.
Tanığın tekrar dinlenmesi
MADDE 57. - (1) Yemin ile dinlenen
tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi
gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla
yetinilebilir.
Tanığa
ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın korunması
MADDE 58. - (1) Tanığa, ilk önce
adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu
yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne
dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara,
özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
(2) Tanık olarak dinlenecek
kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır
bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler
alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve
vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması
için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından muhafaza edilir.
(3) Hazır bulunanların
huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike
başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından
tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da
tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma
yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
(4) Tanıklık görevinin
yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin
sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir.
(5) İkinci, üçüncü ve dördüncü
fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla
ilgili olarak uygulanabilir.
Tanığa söylenecek şeyler ve
sorulacak sorular
MADDE 59. - (1) Tanık, dinlenmeden
önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık, tanığa gösterilir. Sanık
hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin
bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.
(2) Tanıklık edilen konuları
aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince
değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.
Tanıklıktan
ve yeminden sebepsiz çekinme
MADDE 60. - (1) Yasal bir sebep
olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, bundan doğan
giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının gerçekleştirilmesi
için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere
disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun
davranması halinde, derhâl serbest bırakılır.
(2) Bu tedbirleri almaya
naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi
yetkilidir.
(3) Davanın görüldüğü sırada
bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki süreler suçun türüne göre tümüyle
uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez.
(4) Disiplin hapsi kararına
itiraz edilebilir.
Tanığa verilecek tazminat ve
giderler
MADDE 61. - (1) Cumhuriyet savcısı
veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet
Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile orantılı bir
tazminat verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol
giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne
istinaden ödenmesi gereken tazminat ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harç
alınmaksızın, ödenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Bilirkişi İncelemesi
Bilirkişilere uygulanacak
hükümler
MADDE 62. - (1) Tanıklara ilişkin
hükümlerden aşağıdaki maddelere aykırı olmayanlar bilirkişiler hakkında da
uygulanır.
Bilirkişinin atanması
MADDE 63. - (1) Çözümü uzmanlığı,
özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün
alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya
sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da
hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan
konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı
dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak
görevlendirilemez. (24.11.2016 tarih
ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[4]
(2) Bilirkişi atanması ve
gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya
mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler
reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.
(3) Soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.
Bilirkişi olarak
atanabilecekler
MADDE 64. - (1) Bilirkişiler, bölge adliye
mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu
tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak, kendi
bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen, diğer bir
bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede
bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir. (24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k.
ile değişik)[5]
(2) Bölge kurulunun hazırladığı listede
bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer
bölge kurullarının listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik
Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve
(f)[6] bentleri hariç birinci fıkrasında yer
alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi
görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge
kuruluna bildirilir. (24.11.2016 tarih
ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[7]
(3) Kanunların belirli
konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar. Ancak kamu
görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak
atanamazlar.
(4) (24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k.
ile yürürlükten kaldırılmıştır)[8]
(5) Listelere kaydedilen
bilirkişiler, bilirkişilik
bölge kurulu veya bulunduğu yer[9] il adlî yargı adalet
komisyonu huzurunda "Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun
olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin
ederim." sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere
görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.
(6) Listelerde yer almamış
bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan merci huzurunda
yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin
tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından
imzalanır.
(7) Engel bulunan hâllerde
yemin yazılı olarak verilebilir ve metni dosyaya konulur. Ancak bu hâle ilişkin
gerekçenin kararda gösterilmesi zorunludur.
Bilirkişiliği kabul
yükümlülüğü
MADDE 65. - (1) Aşağıda belirtilen
kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler:
a) Resmî bilirkişilikle
görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede belirtilen listelerde yer almış
bulunanlar.
b) İncelemenin yapılması
için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.
c) İncelemenin yapılması
için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.
Atama kararı ve
incelemelerin yürütülmesi
MADDE 66. - (1) Bilirkişi incelemesi
yaptırılmasına ilişkin kararda, cevaplandırılması uzmanlığı, özel veya teknik
bilgiyi gerektiren sorularla inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği
süre belirtilir. Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler
zorunlu kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan
merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabilir.
(2) Belirlenen süre içinde
raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu durumda bilirkişi, o ana
kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar ve görevi sebebiyle kendisine
teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri verir. Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna
ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında
hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli
yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan istenir. (Son cümle, 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G.
6754 s.k. ile değişik)[10]
(3) Bilirkişi, görevini,
kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde yerine getirir, gerektiğinde bu
mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında bilgi verir, yararlı görülecek
tedbirlerin alınmasını isteyebilir.
(4) Bilirkişi, görevini
yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık dışındaki
kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi, uzmanlık alanına girmeyen
bir sorun bakımından aydınlatılmasını isteyecek olursa; hâkim, mahkeme veya
Cumhuriyet savcısı, nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir
araya gelmesine izin verebilir. Bu şekilde çağrılan kişiler yemin eder ve
verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir bölümü olarak dosyaya
konulur.
(5) İlgililer de merciinden,
incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik nitelikte bilgiler verebilecek olan
ve ismen belirleyecekleri kişileri dinlemeleri veya bazı araştırmaların
yapılması hususlarında karar verilmesini isteyebilir.
(6) Gerekli olması
halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa mahkeme başkanı, hâkim veya
Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim
veya Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin
verebilir. Muayene ile görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine
getirirken zorunlu saydığı soruları, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve müdafi
bulunmadan da mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya yöneltebilir.
(7) Bilirkişiye inceleyeceği
şeyler mühür altında verilmeden önce bunların listesi ve sayımı yapılır. Bu
hususlar bir tutanakla belirlenir. Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden
konulmasını yine tutanakla belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.
Bilirkişi raporu, uzman
mütalaası
MADDE 67. - (1) İncelemeleri sona
erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir
raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp
ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie
verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.
(2) Birden çok atanmış
bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar üzerinde
ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.
(3) Bilirkişi, raporunda ve sözlü
açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren
hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî
nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
(24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[11]
(4) Bilirkişi tarafından
düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana,
vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan
verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.
(5) Bilirkişi incelemeleri
tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların
bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet
savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî
temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde
bu hususta gerekçeli bir karar verilir.
(6) Cumhuriyet savcısı, katılan,
vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu
olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek
üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler.
Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
Duruşmada bilirkişinin
açıklaması
MADDE 68. - (1) Mahkeme, her
zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden
birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.
(2) Yaptıkları
açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim, çekilmelerine izin vermedikçe,
bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp
birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.
(3) Cumhuriyet savcısının,
katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin
istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi
hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
Bilirkişinin
reddi
Genelgeler 1
MADDE 69. - (1) Hâkimin reddini
gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir.
(2) Cumhuriyet savcısı,
katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, ret hakkını
kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme tarafından atanan bilirkişinin adı ve
soyadı, engel sebepler olmadıkça ret hakkına sahip olanlara bildirilir.
(3) Ret istemini davayı
görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler. Soruşturma evresinde, Cumhuriyet
savcısınca kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hâkimince incelenir. Reddi
isteyen kişi, bunun nedenini, dayandığı olguları göstererek açıklamakla
yükümlüdür.
Bilirkişilikten çekinme,
bilirkişi olarak dinlenemeyenler
MADDE 70. - (1) Tanıklıktan çekinmeyi
gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da geçerlidir. Bilirkişi, geçerli
diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.
Görevini yapmayan bilirkişi
hakkındaki işlem
MADDE 71. - (1) Usulünce çağrıldığı
hâlde gelmeyen veya gelip de yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen
bilirkişiler hakkında 60 ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır ve durum bilirkişilik bölge kuruluna
bildirilir[12].
Bilirkişi gider ve ücreti
MADDE
72- (1) Bilirkişiye sarf
etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım,
konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığı tarafından
çıkarılan ve her yıl güncellenen tarife esas alınır.
(24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[13]
Sahte para ve değerler
üzerinde yapılacak incelemeler
MADDE 73. - (1) Para ve Devlet
tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen
sahtecilik suçlarında, elkonulan para ve değerlerin hepsi, bunların asıllarını
tedavüle çıkaran kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.
(2) Yabancı devletlerin
paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk makamlarının görüşlerinin
alınmasına karar verilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi
Gözlem altına alınma
MADDE 74. - (1) Fiili işlediği
yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup
olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin
davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi
üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir
sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza
hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın
müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Gözlem süresi üç haftayı
geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi
üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak
sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
(4) Gözlem altına alınma
kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini
durdurur.
(5) Bu madde hükmü, 223 üncü
maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi
gereken hâllerde de uygulanır.
Şüpheli
veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
Madde 75. - (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için
şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan
kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler
alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim
veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı
tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat
içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört
saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen
deliller kullanılamaz.
(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri
biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına
zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
(3) İç beden muayenesi veya
vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık
mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya anüs
bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını
gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan
veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu madde gereğince
alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki alkol
muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Diğer kişilerin beden
muayenesi ve vücuttan örnek alınması (01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
Madde 76. - (1) Bir suça ilişkin delil
elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç beden muayenesi
yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç,
tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve
cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya
da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört
saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme,
yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve
elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) Mağdurun rızasının
varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre
karar alınmasına gerek yoktur.
(3) Çocuğun soy bağının araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu
araştırmanın yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar
alınması gerekir.
(4) Tanıklıktan çekinme
sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek alınmasından kaçınılabilir. Çocuk
ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî temsilcisi karar verir. Çocuk
veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek
durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık
ise bu konuda hâkim tarafından karar
verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında
şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
(5) Bu madde gereğince
verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
Kadının muayenesi
MADDE 77. - (1) Kadının muayenesi,
istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından
yapılır.
Moleküler genetik
incelemeler
MADDE 78. - (1) 75 ve 76 ncı
maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya
elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının
tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir.
Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik
incelemeler yasaktır.
(2) Birinci fıkra uyarınca
yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden
parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de
uygulanır.
Hâkimin kararı ve inceleme
yapılması
MADDE 79. - (1) 78 inci madde
uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar
verebilir. Kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
(2) Yapılacak incelemeler
için resmen atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya
kovuşturmayı yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya
kovuşturmayı yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak
ayrı bir birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak
görevlendirilebilirler. Bu kişiler, teknik ve teşkilât bakımından uygun
tedbirlerle yasak moleküler genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz
üçüncü kişilerin bilgi edinmesini önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu,
bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin
verilir.
Genetik
inceleme sonuçlarının gizliliği
Madde 80. - (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre
alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme
sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz;
dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir
başkasına verilemez.
(2)
İnceleme
sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme
kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma
veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak
saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması,
itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip
kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının
kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda
yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.
Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını
gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde
hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[14]
(3) Bu madde uyarınca
sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma
kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya
Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına
karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza
hâkimliğine başvurulabilir. (31.07.2026
/ 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiştir)
(4) İnceleme sonuçlarının
mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan
yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı
tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiştir)
Fizik kimliğin tespiti
Madde 81. - (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(1) Üst sınırı
iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli
veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet
savcısının emriyle fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde
yer almış olup teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve
görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin
dosyaya konulur.
(2) Kovuşturmaya yer olmadığı
kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine
yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde söz konusu kayıtlar
Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa
geçirilir.
Yönetmelik
İlgili
Yönetmelik
MADDE 82. - (1) 75 ilâ 81 inci
maddelerde öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte
gösterilir.
(Anayasa Mhk. E: 2025/141, K: 2025/274 Kararı ile "80. Maddenin (2) numaralı
fıkrası" yönünden iptal edilmiştir. Yürürlük
18.12.2026)
Keşif
MADDE 83. - (1) Keşif, hâkim veya
mahkeme veya naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
(2) Keşif tutanağına, var
olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen
delillerin yokluğu da yazılır.
Keşifte, tanık veya
bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler
MADDE 84. - (1) Keşif yapılması
sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır
bulunabilirler.
(2) Tanık veya bilirkişinin
duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle
bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde
de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Mağdur, şüpheli veya
sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel
olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
(4) Bu işlerde hazır
bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla,
işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.
(5) Şüpheli
veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan
hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.
Yer gösterme
Madde 85. - (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(1) Cumhuriyet savcısı,
kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan şüpheliye yer gösterme
işlemi yaptırabilir. 250 nci maddenin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar
söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya
yetkilidir.
(2) Soruşturmayı
geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi sırasında hazır
bulunabilir.
(3) Yer gösterme işlemi, 169
uncu maddeye uygun olarak tutanağa bağlanır.
Ölünün kimliğini belirleme
ve adlî muayene
MADDE 86. - (1) Engelleyici sebepler
olmadıkça ölü muayenesinden veya otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve
özellikle kendisini tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir
şüpheli veya sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.
(2) Ölünün adlî muayenesinde
tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular
saptanır.
(3) Bu muayene, Cumhuriyet
savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.
Otopsi
MADDE 87. - (1) Otopsi, Cumhuriyet
savcısının huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan
birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya
vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk
bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi
raporunda açıkça belirtilir.
(2) Otopsi, cesedin durumu
olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın açılmasını gerektirir.
(3) Ölümünden hemen
önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi yapma görevi
verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın
seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.
(4) Gömülmüş bulunan bir
ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu
husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde
mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını
tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına
derhâl bildirilir.
(5) Yukarıdaki fıkralarda
sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda alınır.
Yeni doğanın cesedinin adlî
muayenesi veya otopsi
MADDE 88. - (1) Yeni doğanın cesedi
üzerinde adlî muayene veya otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam
bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak
yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya yaşama
yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.
Zehirlenme şüphesi üzerine
yapılacak işlem
MADDE 89. - (1) Zehirlenme şüphesi
olan hâllerde organlardan parça alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı
tanımlanır. Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler,
görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilir.
(2) Cumhuriyet savcısı veya
mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla veya onun yönetiminde yapılmasına
karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Koruma Tedbirleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Yakalama ve Gözaltı
Yakalama
ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler
MADDE 90. - (1) Aşağıda belirtilen
hâllerde, herkes tarafından geçici olarak
yakalama yapılabilir:
a) Kişiye suçu işlerken
rastlanması.
b) Suçüstü bir fiilden
dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini
belirleme olanağının bulunmaması.
(2) Kolluk görevlileri,
tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma
olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
(3) Soruşturma ve
kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı,
malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara
karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
(4) Kolluk, yakalandığı
sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek
tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(5) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa
teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay
hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem
yapılır. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. -
5353 s.k. ile değişik)
(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine
getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması
durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin
derhâl iadesi istenir.
Gözaltı
MADDE 91. - (1) Yukarıdaki maddeye
göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın
tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama
yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç,
yakalama anından itibaren yirmidört
saati geçemez. Yakalama yerine en yakın
hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla
olamaz. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. -
5353 s.k. ile değişik).
(2) Gözaltına alma, bu
tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği
şüphesini gösteren somut delillerin[15] varlığına bağlıdır.
(3) Toplu olarak işlenen
suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu
nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü
geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.
Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
(4) (04.04.2015 tarih ve 29316 sayılı R.G. 6638
s.k. ile eklenmiştir) Suçüstü
halleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen
suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri tarafından yirmi dört
saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde
bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen
suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Gözaltına
alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine
derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet
savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek talimatı doğrultusunda hareket
edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara göre işlem yapılır.
Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün
içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından gözaltına
alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet
içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237
sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme
(madde 85),
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141,142),
6. Yağma (madde 148,149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
(madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı
davranma (madde 195),
9. Fuhuş (madde 227),
10, Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442
sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan edilen sokağa çıkma yasağını ihlal
etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5)[16] Yakalama işlemine,
gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının
yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da
birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için
sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde
yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır.
Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu
kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturma
evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir.
(6) Gözaltı süresinin
dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında
yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde
edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle
yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi
bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp
sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Gözaltı işlemlerinin
denetimi
MADDE 92. - (1) Cumhuriyet
başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin
gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri,
varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve
sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler;
sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.
Yakalanan veya tutuklanan
kişilerin nakli
MADDE 93. - (1) Yakalanan veya
tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da
kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz
ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.
Yakalanan kişinin mahkemeye
götürülmesi
MADDE 94-(06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değişik)[17] (1) Hâkim veya mahkeme
tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde
yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne
çıkarılır.
(2) Yakalanan kişi, en geç
yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı
süre içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede
kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili
hâkim veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.
(3) İfadesi alınmak amacıyla
düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen
tarihte yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişinin serbest
bırakılması, Cumhuriyet savcısı tarafından emredilebilir. Bu hüküm her yakalama
emri için ancak bir kez uygulanabilir. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye,
yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından bin Türk lirası
idari para cezası verilir.
(14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir)
Yakalanan
veya gözaltına
alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi
MADDE 95. - (1) Şüpheli veya sanık
yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında,
Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye
gecikmeksizin haber verilir.
(2) Yakalanan veya gözaltına
alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı
olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
Yakalamanın ilgililere
bildirilmesi
MADDE 96. - (1) Soruşturma ve
kovuşturması şikâyete bağlı olan suç hakkında 90 ıncı maddenin üçüncü fıkrasına
göre şikâyetten önce şüpheli yakalanmış olursa şikâyete yetkili olan kimseye ve
bunlar birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama bildirilir.
Yakalama tutanağı
MADDE 97. - (1) Yakalama işlemi bir
tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi
koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı,
hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı
açıkça yazılır.
Yakalama emri ve nedenleri
MADDE 98. - (1) Soruşturma evresinde
çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri
düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde,
itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.(01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(2) Yakalanmış iken kolluk
görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz
kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk
kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.
(3) Kovuşturma evresinde
kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
(4) Yakalama emrinde,
kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında
nereye gönderileceği gösterilir.
Yönetmelik
MADDE 99. - (1) Gözaltına alınan
kişilerin bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi
görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,
gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına
alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların
tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk
tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak
kurallar, yönetmelikte gösterilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Tutuklama
Tutuklama nedenleri
MADDE
100. - (1)
Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin[18] ve bir tutuklama nedeninin
bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.
İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması
halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir
tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın
kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın
davranışları;
1. Delilleri yok etme,
gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya
başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe
oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların
işlendiği hususunda somut delillere dayanan[19] kuvvetli şüphe sebeplerinin
varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237
sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Soykırım ve insanlığa
karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti
(madde 79, 80) (24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196
s.k. ile eklenmiştir)
3.[20]
Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.[21]
Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)[22] ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama
(madde 87), (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı
R.G. - 5560 s.k. ile eklenmiştir)
5.[23]
İşkence (madde 94, 95)
6.[24]
Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7.[25]
Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.[26]
Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
eklenmiştir)
9.[27]
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde
188),
10.[28]
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde
220),
11.[29]
Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12.[30]
Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311,
312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136
sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389
sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda[31]
tanımlanan ve
hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863
sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68
ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831
sayılı Orman Kanununun 110
uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma
suçları.
g) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
(04.04.2015 tarih ve 29316 sayılı R.G. 6638 s.k. ile eklenmiştir)
h) 12/4/1991 tarihli ve 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar. (04.04.2015 tarih ve 29316 sayılı R.G. 6638 s.k. ile
eklenmiştir)
i)
Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu. (27.05.2022 / 31848 sayılı R.G. 7406 s.k. ile eklenmiştir)
j)
Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında
veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu. (27.05.2022 / 31848 sayılı R.G. 7406 s.k.
ile eklenmiştir)
k)
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen,
usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim
Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber
danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta
öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim
kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve
diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri
sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu. (18.10.2024 / 32696 sayılı R.G. 7528 s.k.
ile eklenmiştir)
(4)
Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda
veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere[32]
hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı
verilemez. (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile değişik)
Tutuklama kararı
MADDE
101. - (1)
Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu
istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)
(05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile değişik)Tutuklamaya,
tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin
kararlarda;
a)
Kuvvetli suç şüphesini,
b)
Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c)
Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d)
Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, (14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k.
ile eklenmiştir)
gösteren
deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği
şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle
kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya
sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin
yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı
verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü
madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
Tutuklulukta
geçecek süre (5320
s.k. 12'nci Md. Gereğince 31 Aralık 2010 tarihinde yürürlüğü girer)
MADDE 102. - (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde
tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde
gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik)
(2) Ağır ceza mahkemesinin
görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu
hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı[33] geçemez.
(3) Bu maddede öngörülen
uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin
görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile
eklenmiştir)
(5) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır. (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
Cumhuriyet savcısının
tutuklama kararının geri alınmasını istemesi
MADDE 103. - (1) Cumhuriyet savcısı,
şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza
hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii
de aynı istemde bulunabilirler. (..)(01.06.2005 tarihli,
25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(2) Soruşturma evresinde
Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu
kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer
olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.
Şüpheli veya sanığın
salıverilme istemleri
MADDE 104. - (1) Soruşturma ve
kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini
isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın
tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar
verilir. Bu
kararlara[34] itiraz edilebilir.
(3) Dosya bölge adliye
mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,
bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel
Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen
de verilebilir.
Usul
Madde 105. - (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik) (1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan
istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık
veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne,
reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi
uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde
işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır.[35] Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet
savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.
(ikinci cümle 30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı R.G. 6459 s.k. ile
eklenmiştir) Bu
kararlara itiraz edilebilir.
Salıverilenin yükümlülükleri
MADDE 106. - (1) Salıverilmeden önce
şüpheli veya sanık, yetkili yargı merciine veya tutukevinin müdürüne adresini
ve varsa telefon numarasını bildirmekle yükümlüdür.
(2) Şüpheli veya sanığa soruşturmanın
veya kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar, yeniden beyanda bulunmak
suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla önceden verdiği adreslerdeki her türlü
değişiklikleri bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara uygun hareket
etmediğinde, önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı bildirilir. Bu
ihtarların yapıldığını belirten ve yeni adresleri içeren tutanak veya tutukevi
müdürünün düzenleyeceği belgenin aslı veya örneği yargı merciine gönderilir.
Tutuklananın durumunun
yakınlarına bildirilmesi
MADDE 107. - (1) Tutuklamadan ve
tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya
belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
(2) Ayrıca, soruşturmanın
amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya
belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.
(3) Şüpheli veya sanık
yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde,
vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
Tutukluluğun
incelenmesi
Olağanüstü Hal Kapsamında
Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CK 2023-120)
MADDE 108. - (1) Soruşturma evresinde
şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler
itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda,
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde
hükümleri göz önünde bulundurularak,
şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle[36] karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun
incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da
istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme,
tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip
gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında
ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Adlî Kontrol
Adlî kontrol
MADDE
109. - (1)
Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir. (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile değişik)
(2) Kanunda tutuklama yasağı
öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin
aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından
belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci
veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya
eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya
bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında
sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu,
uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla,
hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları
kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu
göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle
ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir
güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya
taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî
emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç
mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye
bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini
yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı
düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
j)
Konutunu terk etmemek. (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile eklenmiştir)
k)
Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. (05.07.2012 tarihli, 28344
sayılı R.G. 6352 s.k. ile eklenmiştir)
l)
Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek. (05.07.2012 tarihli, 28344
sayılı R.G. 6352 s.k. ile eklenmiştir)
(4) (15.04.2020
/ 31100 sayılı RG, 7242 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya
engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame
ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten
itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî
kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş
ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması
hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi
de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet
savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî
uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen
süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu
hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bendinde[37] belirtilen hallerde
uygulanmaz. Ancak,
(j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki
gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır(Son cümle 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G.
7331 s.k. ile eklenmiştir).
(7) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin
dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
eklenmiştir) (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile değişik)
Adlî kontrol kararı ve
hükmedecek merciler
MADDE
110. - (1)
Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile
soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet
savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok
yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri
bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan
bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
(3) 109 uncu madde ile bu
maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,[38](Yürürlük
01.01.2022) gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri
tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.
(4) Şüpheli veya sanığın
adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç
dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109
uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir. (14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k.
ile eklenmiştir)(Yürürlük 01.01.2022)
Adli kontrol altında geçecek
süre (14.07.2021 / 31541
sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir)(Yürürlük 01.01.2022)
MADDE
110/A - (1)
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin
görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu
hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı,
Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve
Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren
suçlarda dört yılı geçemez.
(3) Bu maddede öngörülen
adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
Adlî kontrol kararının
kaldırılması
MADDE 111. - (1) Şüpheli veya sanığın
istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya
mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin
kararlara itiraz edilebilir.
Tedbirlere uymama
MADDE 112. - (1) Adlî kontrol
hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında,
hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii
hemen tutuklama kararı verebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu
hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması
hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi
de tutuklama kararı verebilir. (Son cümle
15.04.2020 / 31100 sayılı RG, 7242 sayılı Kanun ile eklenmiştir)
(2) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin
dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de
uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin
görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
Güvence
MADDE 113. - (1) Şüpheli veya sanık
tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini
sağlar:
a) Şüpheli veya sanığın
bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer
yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.
b) Aşağıda gösterilen sıraya
göre ödemelerin yapılması:
1. Katılanın yaptığı
masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme;
şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa
nafaka borçları.
2. Kamusal giderler.
3. Para cezaları.
(2) Şüpheli veya sanığı
güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı
ayrı gösterilir.
Önceden ödetme
MADDE 114. - (1) Hâkim, mahkeme veya
Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun
haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin bulunan kısımlarının,
istedikleri takdirde, mağdura veya nafaka alacaklılarına verilmesini
emredebilir.
(2) Soruşturma ve
kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle, mağdur veya nafaka
alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli veya sanığın rızası
olmasa da ödemenin yapılması emredilebilir.
Güvencenin geri verilmesi
MADDE 115. - (1) Hükümlü, 113 üncü
maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine
getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini
karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen
kısmı kendisine geri verilir.
(2) Güvencenin, suç
mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya
yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri
verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir
yazılır.
(3) Hükümlülük hâlinde
güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan hükümlere
göre kullanılır, fazlası geri verilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Arama ve Elkoyma
Şüpheli veya sanıkla ilgili
arama
MADDE 116. - (1) Yakalanabileceği
veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul[39] şüphe varsa; şüphelinin
veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
Diğer kişilerle ilgili arama
MADDE 117- (1) Şüphelinin veya
sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer
bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler
aranabilir.
(2) Bu hâllerde aramanın
yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde
bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır.
(3) Bu sınırlama, şüphelinin
veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği sırada girdiği yerler hakkında
geçerli değildir.
Gece yapılacak arama
MADDE 118. - (1) Konutta, işyerinde
veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz.
(2) Suçüstü veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup
da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla
yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
Arama
kararı
Tasarruflu yazılar 1
MADDE 119. - (1) Hâkim kararı üzerine veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet
savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri
arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı
alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri
ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(2) Arama karar veya
emrinde;
a) Aramanın nedenini
oluşturan fiil,
b) Aranılacak kişi, aramanın
yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
c) Karar veya emrin geçerli
olacağı zaman süresi,
Açıkça gösterilir.
(3) Arama tutanağına işlemi
yapanların açık kimlikleri yazılır. (01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(4) Cumhuriyet savcısı hazır
olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer
ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
(5) Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet
savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından
yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının
yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri
tarafından arama yapılabilir. (31.07.2018/30495 sayılı R.G. yayımlanan
7145 sayılı Kanunla değişik)[40]
Aramada hazır
bulunabilecekler
MADDE 120. - (1) Aranacak yerlerin
sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa
temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle
birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur.
(2) 117 nci maddenin birinci
fıkrasında gösterilen hâllerde zilyet ve bulunmazsa yerine çağrılacak kişiye,
aramaya başlamadan önce aramanın amacı hakkında bilgi verilir.
(3) Kişinin avukatının
aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
Arama sonunda verilecek
belge
MADDE 121. - (1) Aramanın sonunda
hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117 nci
maddelere göre yapıldığını ve 116 ncı maddede gösterilen durumda soruşturma
veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi üzerine
elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer
şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilir.
(2) Birinci fıkrada
belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin, elkonulan
eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına da yer verilir.
(3) Koruma altına alınan
veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılır ve bu eşya resmî mühürle
mühürlenir veya bir işaret konulur.
Belge veya kâğıtları
inceleme yetkisi
MADDE 122. - (1) Hakkında arama işlemi
uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı
ve hâkime aittir.
(2) Belge ve kâğıtların
zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de koyabilir veya imzasını atabilir.
İleride mührün kaldırılmasına ve kâğıtların incelenmesine karar verildiğinde bu
işlemin yapılmasında hazır bulunmak üzere, zilyedi veya temsilcisi ya da
müdafii veya vekili çağrılır; çağrıya uyulmadığında gerekli işlem yapılır.
(3) İnceleme sonucu soruşturma
veya kovuşturma konusu suça ilişkin olmadığı anlaşılan belge veya kâğıtlar
ilgilisine geri verilir.
Eşya
veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması
Tasfiye Genel Tebliği (Kaçak Eşya ve Kaçak Eşya
Naklinde Kullanılan Taşıtlara İlişkin İşlemler) Seri
No 1
MADDE 123. - (1) İspat aracı olarak
yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan
malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran
kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.
(3) Muhafaza altına alınan
veya elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir. (31.12.2020 /
31351 (5.Mükerrer) sayılı R.G. 7262 s.k. ile eklenmiştir)
İstenen eşyayı vermeyenler
hakkında yapılacak işlem
MADDE 124. - (1) 123 üncü maddede
yazılı eşya veya diğer malvarlığı değerlerini yanında bulunduran kişi, istem
üzerine bu şeyi göstermek ve teslim etmekle yükümlüdür.
(2) Kaçınma hâlinde bu şeyin
zilyedi hakkında 60 ıncı maddede yer alan disiplin hapsine ilişkin hükümler
uygulanır. Ancak, şüpheli veya sanık ya da tanıklıktan çekinebilecekler hakkında
bu hüküm uygulanmaz.
İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin
mahkemece incelenmesi
MADDE 125. - (1) Bir suç olgusuna
ilişkin bilgileri içeren belgeler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli
tutulamaz.
(2) Devlet sırrı
niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti
tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu
açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı
tarafından tutanağa kaydettirilir.
(3) Bu madde hükmü, hapis
cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak
uygulanır.
Elkonulamayacak mektuplar,
belgeler
MADDE 126. - (1) Şüpheli veya sanık
ile 45 ve 46 ncı maddelere göre tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki
mektuplara ve belgelere; bu kimselerin nezdinde bulundukça elkonulamaz.
Elkoyma
kararını verme yetkisi
Tasarruflu Yazılar 1 2 3 4
MADDE 127. - (1) Hâkim kararı üzerine veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet
savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk
görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(2) Kolluk görevlisinin açık
kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
(3) Hâkim kararı olmaksızın
yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde
elkoyma kendiliğinden kalkar. (01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(4) Zilyedliğinde bulunan
eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu
konuda bir karar verilmesini isteyebilir.
(5) Elkoyma işlemi, suçtan
zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
(6) Askerî mahallerde yapılacak elkoyma işlemi, Cumhuriyet
savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri
tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısının yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk
görevlileri tarafından elkoyma işlemi yapılabilir. (31.07.2018/30495 sayılı R.G.
yayımlanan 7145 sayılı Kanunla değişik)[41]
Taşınmazlara,
hak ve alacaklara elkoyma
Tasfiye Genel Tebliği (Kaçak Eşya ve Kaçak Eşya
Naklinde Kullanılan Taşıtlara İlişkin İşlemler) Seri
No 1
Genelgeler 1 2 Tasarruflu Yazılar 1 2 3 4
MADDE 128. - (1) Soruşturma veya
kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair
somut delillere dayanan[42] kuvvetli şüphe sebebi
bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava
ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî
kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler
nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu
şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa
mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı
değerlerine,
Elkonulabilir. Somut
olarak belirlenen[43] bu taşınmaz, hak, alacak ve
diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin
zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir. Bu madde kapsamında elkoyma
kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine
Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan,
suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde
hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha
uzatılabilir. (son cümle 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G.
6526 s.k.ile eklenmiştir)
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda
tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa
karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (madde 79, 80) ile organ
veya doku ticareti (madde 91), (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
3. Hırsızlık (madde 141,
142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma
(madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde
157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı
madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde
197),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra
üç), (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
11. İhaleye fesat karıştırma
(madde 235),
12. Edimin ifasına fesat
karıştırma (madde 236),
13. Tefecilik (madde 241), (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
14. Zimmet (madde 247),
15. İrtikap (madde 250)
16. Rüşvet (madde 252),
17. Devletin Güvenliğine
Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
18. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314,
315, 316), (12.12.2014 tarih
ve 29303 Mükerrer R.G. 6572 s.k. ile değişik)[44]
19. Devlet Sırlarına Karşı
Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması kararı,
tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.
(4) Kara, deniz ve hava
ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu
sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî
kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla
ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu
karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı
alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik
işlemler geçersizdir.
(6) Şirketteki ortaklık
paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin kayıtlı
bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl
bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili
müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.
(7) Hak ve alacaklara
elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim araçlarıyla
derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel
kişiye ayrıca tebliğ edilir.
(8) Bu madde hükmüne göre
alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza
Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu
maddesi hükümleri uygulanır.
(9) Bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu
fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.
(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(10) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve
alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla
kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır. (01.09.2016 tarih ve 29818 2. mükerrer R.G. KHK/674 ile
eklenmiştir)
Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu
hesabın askıya alınması ve elkoyma (25.12.2025
/ 33118 R.G. 7571 s.k ile eklenmiştir)
MADDE 128/A- (1) Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) Nitelikli hırsızlık
(madde 142, fıkra iki, bent e),
b) Nitelikli dolandırıcılık
(madde 158, fıkra bir, bent f ve 1),
c) Banka veya kredi
kartlarının kötüye kullanılması (madde 245),
suçlarının işlendiği
hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya
kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya
da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın
kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı
veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.
(2) Askıya alma işlemi ve
hesap hareketleri, ilgili malî kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle
birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Askıya alma işlemi ayrıca
hesap sahibine de bildirilir. Hesap sahibi, askıya alma işleminin kaldırılması
için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, başvuru
hakkında yirmidört saat içinde karar verir.
(3) Askıya alma işlemi
tamamlanmadan suça konu menfaatin başka bir malî kuruma transfer edildiğinin
tespit edilmesi halinde bu durum, askıya alma işleminin yapılabilmesi için
banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı
tarafından ilgili malî kuruma gecikmeksizin bildirilir.
(4) Birinci fıkra uyarınca
malî kurum tarafından askıya alınan veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri
üzerine askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hâkim kararı üzerine
veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle
askıya alma süresi içinde elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan
elkoyma işlemi yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim,
kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma
kendiliğinden kalkar. Bu madde hükümlerine göre elkoyma işlemi yapılabilmesi bakımından
128 inci maddede belirtilen rapor alma şartı aranmaz.
(5) Elkonulan suça konu
menfaat, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde
soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir.
(6) Bu madde uyarınca askıya
alma işlemine karar veren gerçek ve tüzel kişiler, hukukî bakımdan sorumlu
tutulmaz.
(7)
Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hâkim
veya mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık
hizmet sağlayıcısından istenen bilgi veya belgenin on gün içinde fiziki veya
elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. Îstenen bilgi veya belgenin
gönderilmemesi ya da eksik gönderilmesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından
ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısına
elli bin Türk Lirasından üç yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası
verilir.
Postada elkoyma
MADDE 129. - (1) Suçun delillerini
oluşturduğundan şüphe edilen ve gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturma ve
kovuşturmada adliyenin eli altında olması zorunlu sayılıp, posta hizmeti veren
her türlü resmî veya özel kuruluşta bulunan gönderilere, hâkimin veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile
elkonulabilir.
(2) Hâkim kararının veya
Cumhuriyet savcısının emrinin kendilerine bildirilmesi üzerine elkoyma işlemini
yerine getiren kolluk memurları, birinci fıkrada belirtilen gönderilerin içinde
bulunduğu zarfları veya paketleri açamazlar. Elkonulan gönderiler, ilgili posta
görevlilerinin huzuru ile mühür altına alınıp derhâl elkoyma kararını veya
emrini veren hâkim veya Cumhuriyet savcısına teslim edilir.
(3) (24.12.2017 tarih ve 30280 sayılı R.G. 696
S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile eklenmiştir) Elkoyma kararı veya emrinin aşağıda sayılan suçlarla
ilgili olarak verilmesi halinde gönderilerin bulunduğu zarf veya paketler
Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluk memurları tarafından açılabilir.
a) 5237
sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması
veya el değiştirmesi (madde 174),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
(madde 188), suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136
sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci ve
13 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
c) 21/7/1983 tarihli ve 2863
sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 67 nci ve 68 inci
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(4) Soruşturma ve
kovuşturmanın amacına zarar vermek olasılığı bulunmadıkça, alınmış tedbirler
ilgililere bildirilir.
(5) Açılmamasına veya açılıp
da içeriği bakımından adliyenin eli altında tutulmasına gerek bulunmadığına
karar verilen gönderiler, hemen ilgililerine teslim olunur.
Avukat bürolarında arama,
elkoyma ve postada elkoyma
MADDE 130. - (1) Avukat büroları ancak
mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet
savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat
aramada hazır bulundurulur.
(2) Arama sonucu
elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat,
baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki
meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir
zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda
gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma
evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla
müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey
derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan
kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde verilir.
(3) Postada elkoyma
durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden
avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır.
Elkonulan eşyanın iadesi
MADDE 131. - (1) Şüpheliye, sanığa
veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma
bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının
anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet
savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına
itiraz edilebilir.
(2) 128 inci madde
hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar
gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması
halinde, sahibine iade edilir.
Elkonulan eşyanın muhafazası
veya elden çıkarılması
MADDE 132. - (1) Elkonulan eşya,
zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin
varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.
(2) Elden çıkarma kararı,
soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir.
(3) Karar verilmeden önce
eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili diğer kişiler dinlenir; elden
çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.
(4) Elkonulan eşyanın
değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirler alınır.
(5) Elkonulan eşya,
soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme
tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl
iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer
bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da
bağlanabilir.
(6) Elkonulan eşya, delil
olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde, rayiç değerinin derhâl ödenmesi
karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu durumda müsadere kararının
konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.
Şirket yönetimi için kayyım
tayini
MADDE 133. - (1) Suçun bir şirketin
faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin
varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde;
soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin
yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim
organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı
veya yönetim organının ya da yönetim
organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare
yetkilerinin[45] tümüyle kayyıma verildiği
açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve
diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin
kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır.
Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer
olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket
bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden
karşılanır.
(3) İlgililer, atanan
kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
hükümlerine göre başvurabilirler.
(4) Bu madde hükümleri ancak
aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
a) Türk Ceza
Kanununda yer alan,
1. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (madde 79, 80),
2. Uyuşturucu veya uyarıcı
madde imal ve ticareti (madde
188),
3. Parada sahtecilik (madde
197),
4. Fuhuş (madde 227),
5. Kumar oynanması için yer
ve imkân sağlama (madde 228),
6. Zimmet (madde
247),
7. Suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314)
veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı
Suçlar ve Casusluk (madde
328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla
Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68
ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
(5) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle
ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler
uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin
gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara
bir yıl içinde rücu eder. (23.07.2016 tarih ve 29779 2. Mükerrer
Sayılı R.G. 6723 s.k.ile eklenmiştir)
Bilgisayarlarda,
bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma (25.05.2026 /
33264 R.G. Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarih ve E:2023/128 K:2026/36 sayılı
Kararı
ile iptal edilmiştir. (Yürürlük: 02.03.2027)
MADDE 134. - (1) Bir suç
dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan
kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve[46] başka surette delil elde
etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
Cumhuriyet savcısı tarafından[47]
şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar
kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına,
bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine (...)[48] karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi
dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat
içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi
hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (Son üç cümle 31.07.2018/30495 sayılı R.G.
yayımlanan 7145 sayılı Kanunla eklenmiştir)
(2) Bilgisayar,
bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden
dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması[49] halinde çözümün
yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere
elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması
halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya
bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin
yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya
göre alınan[50], bu yedekten bir kopya
çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek
imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya
bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya
bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu
husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi
Tasarruflu
Yazılar 1
İletişimin tespiti,
dinlenmesi ve kayda alınması
MADDE 135. - (1) Bir suç dolayısıyla
yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere
dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde
edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın
telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal
bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim,
kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı
tarafından derhâl kaldırılır. (06.03.2014 tarihli,
29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değişik) (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(2) Talepte bulunulurken
hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim
aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor
eklenir. (06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile eklenmiştir)
(3)[51] Şüpheli veya sanığın
tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda
alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar
derhâl yok edilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı
R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda,
yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim
aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren
kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay
için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim[52] yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan
fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir[53]. (06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değişik)
(5) Şüpheli veya sanığın
yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu
hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit
işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu
süre, bir ay daha uzatılabilir. (01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik) (06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
değişik)
(6) Şüpheli
ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında
hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında
mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında
tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin
süresi belirtilir.
(12.12.2014 tarih ve 29303 Mükerrer R.G. 6572 s.k. ile eklenmiştir) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde
hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar
derhâl imha edilir. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(7) Bu madde hükümlerine
göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur.
(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda
alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan
suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:(01.06.2005 tarihli,
25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
a) Türk Ceza Kanununda yer
alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (madde 79, 80) ile organ
veya doku ticareti (madde 91), (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
2. Kasten öldürme (madde 81,
82, 83),
3. İşkence (madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci
fıkra hariç, madde 102),
5. Çocukların cinsel
istismarı (madde 103),
6. Nitelikli hırsızlık
(madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile
nitelikli dolandırıcılık (madde 158), 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
eklenmiştir) (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
7. Uyuşturucu veya uyarıcı
madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Parada sahtecilik (madde
197),
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra
üç), (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile yeniden
düzenlenmiştir)
10. Fuhuş (madde 227, (..)[54]), (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
11. İhaleye fesat karıştırma
(madde 235),
12. Tefecilik (madde 241), (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
13. Rüşvet (madde 252),
14. Suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
15. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302), (12.12.2014 tarih ve 29303 Mükerrer R.G.
6572 s.k. ile değişik)[55]
16. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314,
315, 316), (12.12.2014 tarih
ve 29303 Mükerrer R.G. 6572 s.k. ile eklenmiştir)
17. Devlet Sırlarına Karşı
Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu, (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(9) Bu maddede belirlenen
esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla
iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.
Müdafiin bürosu ve yerleşim
yeri
MADDE 136. - (1) Şüpheli veya sanığa
yüklenen suç dolayısıyla müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki
telekomünikasyon araçları hakkında, 135 inci madde hükmü uygulanamaz.
Kararların
yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi
MADDE 137. - (1) 135 inci maddeye
göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı veya görevlendireceği adlî
kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların
yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin
yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak
istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor
kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın
kimliği bir tutanakla saptanır.
(2) 135 inci maddeye göre
verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet Savcılığınca
görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı
dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye çevrilir.
(3) 135 inci maddeye göre
verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer
olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre
hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından
derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar
Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum
bir tutanakla tespit edilir. Beraat kararı verilmesi durumunda da tespit veya
dinlemeye ilişkin kayıtlar, hâkim denetimi altında aynı usulle yok edilir(Son cümle 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G.
7331 s.k. ile eklenmiştir).
(4) Tespit ve dinlemeye
ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde, soruşturma veya kovuşturma[56] evresinin bitiminden itibaren
en geç onbeş
gün içinde, Cumhuriyet veya mahkeme,[57] tedbirin nedeni, kapsamı,
süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
Tesadüfen elde edilen
deliller
MADDE 138. - (1) Arama veya elkoyma
koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya
kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini
uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve
durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
(2) Telekomünikasyon yoluyla
yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya
kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında
sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde
edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına
derhâl bildirilir.
ALTINCI BÖLÜM
Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme
Gizli
soruşturmacı görevlendirilmesi
MADDE 139. - (1) Soruşturma konusu suçun
işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin
bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri
gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak
görevlendirmeye hâkim tarafından karar verilir. (06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değişik) (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(2) Soruşturmacının kimliği
değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir. Kimliğin oluşturulması
ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler
hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.
(3) Soruşturmacı
görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona
ermesinden sonra da gizli tutulur. Soruşturmacı,
kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde,
duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da
görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli
ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır. (Son
iki cümle 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694 s.KHK (08.3.2018/30354
Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile eklenmiştir.)
(4) Soruşturmacı,
faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada
bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili
delilleri toplamakla yükümlüdür. Hâkim, soruşturmacının yedinci fıkranın (a)
bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde
ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin
verebilir(Cümle 05.04.2023 /
32154 sayılı R.G. 7445 s.k. ile eklenmiştir).
(5) Soruşturmacı, görevini
yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu
suçlardan sorumlu tutulamaz.
(6) Soruşturmacı
görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği
ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz. Suçla bağlantılı olmayan
kişisel bilgiler derhâl yok edilir. (son cümle,
06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile eklenmiştir)
(7) Bu madde hükümleri ancak
aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer
alan;
1. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine
bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
2. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
3. Silahlı örgüt (madde 314)
veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315).
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları.
c) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
Teknik araçlarla izleme
Tasarruflu Yazılar 1
MADDE 140. - (1) Aşağıdaki suçların
işlendiği hususunda somut delillere dayanan[58] kuvvetli şüphe sebepleri
bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın
kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses
veya görüntü kaydı alınabilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer
alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (madde 79, 80) ile organ
veya doku ticareti (madde 91), (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
2. Kasten öldürme (madde 81,
82, 83),
3. Nitelikli hırsızlık
(madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile
nitelikli dolandırıcılık (madde 158), (06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
eklenmiştir) (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
4. Uyuşturucu veya uyarıcı
madde imal ve ticareti (madde 188),
5. Parada sahtecilik (madde
197),
6. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra
üç), (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile yeniden
düzenlenmiştir)
7. Fuhuş (madde 227, (…)[59]) (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile eklenmiştir)
8. İhaleye fesat karıştırma
(madde 235),
9. Tefecilik (madde 241), (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
10. Rüşvet (madde 252),
11. Suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
12. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302), (12.12.2014 tarih ve 29303 Mükerrer R.G.
6572 s.k. ile değişik)[60]
13. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314,
315, 316), (12.12.2014 tarih
ve 29303 Mükerrer R.G. 6572 s.k. ile eklenmiştir)
14. Devlet Sırlarına Karşı
Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları.
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları.
c) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
(2) Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir.
Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim
onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin
dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl
imha edilir. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(3) Teknik araçlarla izleme
kararı en çok üç haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir hafta
daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla
ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim[61] yukarıdaki sürelere ek
olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek
üzere uzatılmasına karar verebilir. (06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değişik) Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli
soruşturmacı görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat
artırılarak uygulanır(Son cümle 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı
R.G. 694 s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile eklenmiştir.).
(4) Elde edilen deliller,
yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz;
ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısının
gözetiminde derhâl yok edilir.
(5) Bu madde hükümleri,
kişinin konutunda uygulanamaz.
Yönetmelik (24.12.2017 tarih ve 30280 sayılı R.G. 696
S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile eklenmiştir)
MADDE 140/A- (1) Bu Kanunun 135 ila 140 inci maddelerinde
düzenlenen koruma tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar
yönetmelikle düzenlenir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümleri Anayasa Mah.Kararları 1
Tazminat istemi
MADDE 141. - (1) Suç soruşturması veya
kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen
koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar
verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi
içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları
hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine
getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak
tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu
süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak
yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına
veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve
tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya
işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle
zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama
nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen
olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya
tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı
ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer
malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması
için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri
amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) Yakalama, adli kontrol[62] veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen
başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, (30.04.2013 tarihli ve 28633
sayılı R.G. 6459 s.k. ile eklenmiştir)
l)
Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol
yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya
beraatlerine karar verilen,
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir. Yürürlük:
01.06.2024)
Kişiler, maddî ve manevî her
türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e),
(f) ve (l) bentlerinde[63] belirtilen kararları veren
merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen
karara geçirilir.
(3)
Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması
sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil
olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya
yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine
açılabilir. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile eklenmiştir)
(4)
Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek
suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl
içinde rücu eder. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile eklenmiştir)
Tazminat isteminin koşulları
MADDE 142. - (1) Karar veya hükümlerin
kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya
hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın
oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat
konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en
yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Ancak, 141 inci maddenin
birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından
9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma
Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır[64]. Bu fıkra uyarınca 6384
sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler,
Komisyona gönderilir[65]. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir[66]. Bu hâllerde ağır ceza
mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır[67].
(3) Tazminat isteminde
bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin
ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve
belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde
giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde
eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere
reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı
inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir
örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ
ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta[68] içinde yazılı olarak
bildirmesini ister.
(6) İstemin ve ispat
belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine
göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her
türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
(7) Mahkeme, kararını
duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı
kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(8) Karara karşı, istemde
bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna
başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır. Karar yerinde görülmezse
bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında karar verilir[69]. Bölge adliye mahkemelerince
bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir[70].
(9) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek
miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen
maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için
belirlenen maktu ücretten fazla olamaz. (25.08.2017 tarih ve 30165
sayılı R.G. 694 s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile
eklenmiştir.)
(10) Tazminata ilişkin mahkeme kararları,
kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz.
Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı
veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap
numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir.
Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz
ve icra olunur. (25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694
s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile eklenmiştir.)
Tazminatın geri alınması
MADDE 143. - (1) Kovuşturmaya yer
olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve
mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı
kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin
kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla
kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır.
Bu karara itiraz edilebilir.
(2) (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile yürürlükten
kaldırılmıştır)[71]
(3) İftira konusunu
oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve tutuklama
halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.
Tazminat isteyemeyecek kişiler
MADDE 144. - (1) Kanuna uygun olarak yakalanan,
adli kontrol altına alınan[72] veya tutuklanan kişilerden
aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
a) Gözaltı ve tutukluluk
süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler.
b) Tazminata hak kazanmadığı
hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği,
durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
c) Genel veya özel af,
şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer
olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak
durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin
bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar
verilenler.
e) Adlî makamlar huzurunda
gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına
alınmasına, adli kontrol altına alınmasına[73] veya tutuklanmasına neden
olanlar.
BEŞİNCİ KISIM
İfade ve Sorgu
BİRİNCİ BÖLÜM
İfade veya Sorgu İçin Çağrı
İfade veya sorgu için çağrı
MADDE 145. - (1) İfadesi alınacak veya
sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça
belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.
Zorla
getirme (Başlık 19.12.2006
tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik)
MADDE 146. - (1) Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri
düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre
çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar
verilebilir. (19.12.2006 tarih
ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik)
(2) Zorla getirme kararı,
şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde
eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir.
(3) Zorla getirme kararının
bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
(4) Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya
sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmidört saat
içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür
ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.
(19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik)
(5) Zorla getirme, bunun için haklı görülecek bir
zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından, sorguya
çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.(19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik)
(6) Zorla getirme kararının
yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya mahalle muhtarı ile kolluk
görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla saptanır.
(7) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur
ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir. (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
eklenmiştir)
İKİNCİ BÖLÜM
İfade ve Sorgu Usulü
İfade ve sorgunun tarzı
MADDE 147. - (1) Şüphelinin veya
sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara
uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın
kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak
cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç
anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının
bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya
sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda
olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine
baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı
kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında
açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için
somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine
var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri
sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya
sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu
işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir
tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya
çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya
çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya
sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya
sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu
işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade
veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve
imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde
bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak
usuller
MADDE 148. - (1) Şüphelinin ve sanığın
beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma,
işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları
kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar
vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde
edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır
bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya
sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla
ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem
ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.
ALTINCI KISIM
Savunma
BİRİNCİ BÖLÜM
Müdafi Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın
müdafi seçimi
MADDE 149. - (1) Şüpheli veya sanık,
soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin
yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa
müdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde,
ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yürütülen
kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir(Son
cümle, 29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı R.G. KHK/676 (08.3.2018/30354 R.G. 7070 s.k.)ile
eklenmiştir).
(3) Soruşturma ve kovuşturma
evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma
veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı
engellenemez, kısıtlanamaz.
Müdafiin görevlendirilmesi
MADDE 150 -(19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
değişik) (1) Şüpheli veya sanıktan
kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek
durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk,
kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi
aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını
gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra
hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye
Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine
getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik görevinden yasaklanma (Başlık, 01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
MADDE 151. - (1) 150 nci madde
hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz
olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim
veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi
yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine
de karar verebilir.
(2) Eğer yeni müdafi
savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum
ertelenir.
(3) 149 uncu maddeye göre
seçilen veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve
314 üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü
olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada
sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da[74] kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik
görevini
üstlenmekten yasaklanabilir. (29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı R.G.
KHK/676 (08.3.2018/30354
R.G. 7070 s.k.) ile değişik)[75]
(4) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya
ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından
gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz
sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam
ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, avukat hakkındaki soruşturma veya[76] kovuşturma konusu suçla
sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, soruşturma
veya[77] kovuşturmanın niteliği
itibariyle bu süreler altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa
uzatılabilir. Soruşturma sonunda
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi
beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar. (29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı R.G. KHK/676(08.3.2018/30354 R.G. 7070 s.k.)
ile değişik)[78]
(5) Görevden yasaklama
kararı, şüpheli, sanık[79] veya hükümlü ile yeni bir
müdafi görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
(6) Müdafi veya vekil
görevden yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile
müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya
tutukevinde ziyaret edemez. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı
R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
Şüpheli veya sanığın birden
fazla olması hâlinde savunma
MADDE 152. - (1) Yararları birbirine
uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie
verilebilir.
MADDE
153 -(12.12.2014 tarih ve 29303 Mükerrer R.G.
6572 s.k. ile değişik)[80] (1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya
içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya
belgelerden örnek alma yetkisi,
soruşturmanın amacını tehlikeye
düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla
kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen
soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli
ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
3. Çocukların
cinsel istismarı (madde 103),
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
5. Suç işlemek
amacıyla örgüt kurma (madde 220),
6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307,
308),
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313,
314, 315, 316),
8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327,
328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).
b) 10/7/1953 tarihli
ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 19/10/2005 tarihli
ve 5411 sayılı Bankacılık
Kanununun 160 ıncı maddesinde tanımlanan zimmet suçu.
d) 21/3/2007 tarihli
ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak
ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili
oldukları diğer adli işlemlere
ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme
tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına
alınmış delilleri inceleyebilir;
bütün tutanak ve belgelerin örneklerini
harçsız olarak alabilir.
(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan
zarar görenin vekili de yararlanır.
Müdafi ile görüşme
MADDE 154. - (1) Şüpheli veya sanık,
vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının
duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları
denetime tâbi tutulamaz.
(2) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle
Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki
şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim
kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade
alınamaz. (29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı R.G. KHK/676(08.3.2018/30354 R.G. 7070 s.k.)
ile eklenmiştir)
Kanunî temsilci veya eşin
duruşmada hazır bulunması
MADDE 155. - (1) Sanığın kanunî
temsilcisine duruşma gün ve saati bildirilir ve duruşmaya kabul edilerek istemi
üzerine dinlenebilir.
(2) Sanığın eşi hakkında da
tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü uygulanır.
Müdafiin
görevlendirilmesinde usul
MADDE 156. - (1) 150 nci maddede
yazılı olan hâllerde, müdafi;
a) Soruşturma evresinde,
ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,
b) Kovuşturma evresinde,
mahkemenin istemi üzerine,
Baro tarafından
görevlendirilir.
(2) Yukarıda belirtilen
hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca
görevlendirilir.
(3) Şüpheli veya sanığın
kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen
avukatın görevi sona erer.
İKİNCİ KİTAP
Soruşturma
BİRİNCİ KISIM
Suçlara
İlişkin İhbarlar ve Soruşturma
BİRİNCİ BÖLÜM
Soruşturmanın Gizliliği, Suçların İhbarı
Soruşturmanın gizliliği
MADDE 157. - (1) Kanunun başka hüküm
koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla
soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.
İhbar ve şikâyet
MADDE 158. - (1) Suça ilişkin ihbar
veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya
kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip
ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına
da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin
yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle,
ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet
yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
(6) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç
oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça
anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda
soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen
kişiye şüpheli sıfatı verilemez, Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair
karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı
173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde
Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca
yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu
kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.
(25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694 s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G.
7078 s.k.) ile eklenmiştir.)
(7) Yürütülen soruşturma
sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun
anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde,
yargılamaya devam olunur.
Şüpheli ölümün ihbarı
MADDE 159. - (1) Bir ölümün doğal
nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya
ölünün kimliğinin belirlenememesi halinde; kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da
sağlık veya cenaze işleriyle görevli kişiler, durumu derhâl Cumhuriyet
Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdürler.
(2) Birinci fıkra kapsamına
giren hallerde ölünün gömülmesi ancak Cumhuriyet savcısı tarafından verilecek
yazılı izne bağlıdır.
İKİNCİ BÖLÜM
Soruşturma İşlemleri
Tasarruflu Yazılar 1
Bir suçun işlendiğini
öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi
MADDE 160. - (1) Cumhuriyet savcısı,
ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli
öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere
hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı,
maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için,
emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine
olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını
korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısının görev
ve yetkileri
Tasarruflu Yazılar 1
MADDE 161. - (1) Cumhuriyet savcısı,
doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü
araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün
kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî
görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir
işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından
söz konusu işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk görevlileri,
elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde
çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının
adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı, adlî
kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede
yazılı olarak da bildirilir. (Son cümle 01.06.2005 tarihli,
25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
(4) Diğer kamu görevlileri
de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri,
talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
(5) Kanun tarafından
kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile
ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu
görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini
yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları
hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve
kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk
amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama
usulü
uygulanır.(01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. -
5353 s.k. ile değişik)
(6) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında
soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı
olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı
ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren
suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır. (07.01.2017 tarihli ve 29940
sayılı R.G. 680 s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7072 s.k.) ile değişik)
(7) Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada
Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik
kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını,
yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza
mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir. (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı R.G. 6217 s.k.
ile değişik)
(8) Türk Ceza Kanununun 302,
309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar
hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet
savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı
Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı
maddesi hükmü saklıdır. (06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
eklenmiştir)
(9) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri
sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı
Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya
vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya
tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun
işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi
hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden
talepte bulunur. (25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694
s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile eklenmiştir.)
Soruşturmada Cumhuriyet
savcısının hâkim kararı istemi
MADDE 162. - (1) Cumhuriyet savcısı,
ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse,
istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza
hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar
verir ve gereğini yerine getirir.
Soruşturmanın
sulh ceza hâkimi tarafından yapılması
MADDE 163. - (1) Suçüstü hâli ile
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya
olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza
hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir.
(2) Kolluk âmir ve
memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve
araştırmaları yerine getirirler.
Adlî
kolluk ve görevi
Kaçak Petrolün Tespit ve Tasfiyesine Dair Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik
Tasarruflu Yazılar 1 2 3
MADDE 164. - (1) Adlî kolluk; 4.6.1937
tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri,
10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri
Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8
inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı
Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan
güvenlik görevlilerini ifade eder. (01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(2) Soruşturma işlemleri,
Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa
yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere
ilişkin emirlerini yerine getirir.
(3) Adlî kolluk, adlî
görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.
Diğer kolluk birimlerinin
adlî kolluk görevi
MADDE 165. - (1) Gerektiğinde veya
Cumhuriyet savcısının talebi halinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk
görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında,
adlî görevleri dolayısıyla bu Kanun hükümleri uygulanır.
Değerlendirme raporu yetkisi
MADDE 166. - (1) Cumhuriyet
başsavcıları her yılın sonunda, o yerdeki adlî kolluğun sorumluları hakkında
değerlendirme raporları düzenleyerek, mülkî idare amirlerine gönderir.
Yönetmelik
MADDE 167. - (1) Adlî kolluk
görevlilerinin nitelikleri ve bunların hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimi,
diğer hizmet birimleri ile ilişkileri, değerlendirme raporlarının düzenlenmesi,
uzmanlık dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacakları ve diğer hususlar;
bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Adalet ve İçişleri
Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak
yönetmelikte belirlenir.
Adlî kolluğun olay yerinde
aldığı tedbirlere uyulmaması halinde yetkisi
MADDE 168. - (1) Olay yerinde görevine
ait işlemlere başlayan adlî kolluk görevlisi, bunların yapılmasına engel olan
veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler
sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.
Soruşturma evresinde yapılan
işlemlerin tutanağa bağlanması
MADDE 169. - (1) Şüphelinin
ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir
keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında
bir zabıt kâtibi bulunur. Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir
kimse, yazman olarak görevlendirilebilir.
(2) Her soruşturma işlemi
tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh
ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir.
(3) Müdafi veya vekil
sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın isim ve imzasına
da yer verilir.
(4) Tutanak, işlemin
yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini[81] ve işleme katılan veya
ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.
(5) İşlemde hazır bulunan
ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur
veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere
imza ettirilir.
(6) İmzadan kaçınma hâlinde
nedenleri tutanağa geçirilir.
(7) Türk Ceza Kanununun
İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile 12/4/1991 tarihli ve
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlarla ilgili
yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen
tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları
yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde
çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri adresine
tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş
yeri adresleri gösterilir. (06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
eklenmiştir)
İKİNCİ KISIM
Kamu Davasının Açılması
BİRİNCİ BÖLÜM
Kamu Davasının Açılması
Kamu davasını açma görevi
MADDE
170. - (1)
Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi
sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe
oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
(3) Görevli ve yetkili
mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya
suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan
zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca
bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin
kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı
tarih,
h) Yüklenen suç ve
uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği
yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup
olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların
süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen
suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır;
yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan
bilgilere yer verilmez[82].
(5) İddianamenin sonuç
kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar
da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç
kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik
tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında
uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir
yetkisi
MADDE 171 -(19.12.2006 tarih
ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik) (1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin
uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı
halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
(2) Uzlaştırma ve önödeme
kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl
veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli
şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile
ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173
üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir. (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile değişik)[83]
(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar
verilebilmesi için; [84]
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı
hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının
ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve
toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen
zararın,[85] aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin
suretiyle tamamen giderilmesi,
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği
takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde
kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince
zamanaşımı işlemez.
(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin
kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma
veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(6) (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir) Bu madde hükümleri;
a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek
veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b) Kamu görevlisi tarafından görevi
sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile
asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,
c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen
suçlar,
hakkında uygulanmaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi
Genelgeler 1 Tasarruflu yazılar 1
Kovuşturmaya yer olmadığına
dair karar
MADDE 172. - (1) Cumhuriyet savcısı,
soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe
oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması
hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar
gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.
Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten
sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde
edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı
fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (07.01.2017 tarihli ve 29940 sayılı R.G. 680 s.KHK (08.3.2018/30354
Mükerrer R.G. 7072 s.k.) ile değişik)
(3)
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan
verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit
edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme
kararı verilmesi[86]
üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde
yeniden soruşturma açılır. (30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı R.G.
6459 s.k. ile eklenmiştir)
Cumhuriyet savcısının
kararına itiraz
Genelgeler 1
MADDE 173. - (1) Suçtan zarar gören,
kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten
itibaren iki hafta[87] içinde, bu kararı veren
Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine[88] itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde,
kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)
Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek
görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet
başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli
nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere
mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı,
kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
(4) Sulh
ceza hâkimliği[89] istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(5) Cumhuriyet savcısının
kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu
madde hükmü uygulanmaz.
(6) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı
kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır. (07.01.2017 tarihli ve 29940
sayılı R.G. 680 s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7072 s.k.) ile değişik)
İddianamenin
iadesi
Madde 174. - (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(1) Mahkeme tarafından,
iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün
içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik
veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak
düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut
bir delil toplanmadan düzenlenen, (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile değişik) [90]
c) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri
muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde
önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile değişik)[91]
d) Soruşturma veya kovuşturma yapılması
izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın
düzenlenen, (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
e) Onbeş yaşını doldurmamış
çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen, (18.08.2026 / 33344 R.G. 7593 s.k. ile
eklenmiştir)
İddianamenin Cumhuriyet
Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî
nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada
belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı,
iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve
hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı
verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame
düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere
dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı
Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Kovuşturma Evresi
BİRİNCİ KISIM
Kamu Davasının Yürütülmesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Duruşma Hazırlığı
İddianamenin kabulü ve
duruşma hazırlığı
MADDE 175. - (1) İddianamenin
kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.
(2) Mahkeme, iddianamenin
kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken
kişileri çağırır.
İddianamenin sanığa tebliği
ve sanığın çağrılması
MADDE
176. - (1)
İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. Ayrıca, iddianameye
ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta
gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan
yararlanılmak suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar
bu durumda uygulanmaz(14.07.2021
/ 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir)(Yürürlük 01.09.2021).
(2) Tutuklu olmayan sanığa
tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla
getirileceği yazılır.
(3) Tutuklu sanığın
çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada
kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden
ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur.
Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle
görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar
gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta
süre bulunması gerekir.
Sanığın savunma delillerinin
toplanması istemi
MADDE 177. - (1) Sanık, tanık veya
bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde,
bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini
duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.
(2) Bu dilekçe üzerine
verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.
(3) Sanığın kabul edilen
istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir.
Çağrılması reddedilen
tanığın ve uzman kişinin doğrudan mahkemeye getirilmesi
MADDE 178. - (1) Mahkeme başkanı veya
hâkim, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık veya uzman kişinin çağrılması
hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o kişileri mahkemeye
getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir. Ancak,
davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilir(Son cümle, 29.10.2016 tarihli,
29872 sayılı R.G. KHK/676 (08.3.2018/30354
R.G. 7070 s.k.)ile eklenmiştir).
Çağrılan tanıkların ad ve
adreslerinin sanığa ve Cumhuriyet savcısına bildirilmesi
MADDE 179. - (1) Sanık, doğrudan
doğruya davet ettireceği veya duruşma sırasında getireceği bilirkişi ve
tanıkların ad ve adreslerini Cumhuriyet savcısına makul süre içinde bildirir.
(2) Cumhuriyet savcısı da,
iddianamede gösterilen veya sanığın istemi üzerine davet edilen tanık ve
bilirkişiler dışında gerek mahkeme başkanı veya hâkim kararıyla, gerek
kendiliğinden başka kimseleri davet ettirecek ise bunların ad ve adreslerini
sanığa yine makul süre içinde bildirir.
Tanık ve bilirkişinin naiple
veya istinabe yoluyla dinlenmeleri
MADDE 180. - (1) Hastalık veya
malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya
bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır
bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya
istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.
(2) Bu hüküm, konutlarının
yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor
olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.
(3) Davayı görmekte olan
mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan
şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin istinabe
yoluyla dinlenmesine karar veremez.
(4) İstinabe olunan mahkeme,
büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi yargı çevresinde
bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi
gereken istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.
(5) Yukarıdaki fıkralar
içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim
tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde
bu yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına
ve kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
Tanık ve bilirkişinin
dinleneceği günün bildirilmesi
MADDE 181. - (1) Tanık veya
bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısına, suçtan
zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın
örneği hazır bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.
(2) Yeniden keşif ve
muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Tutuklu olan sanık,
ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde yapılacak bu tür işlerde hazır
bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hâkim veya mahkeme tarafından zorunlu
sayılan hâllerde tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın da bu tür işlerde hazır
bulunmasına karar verilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Duruşma
Duruşmanın açıklığı
MADDE 182. - (1) Duruşma herkese
açıktır.
(2) Genel ahlâkın veya kamu
güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının
veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
(3) Duruşmanın kapalı
yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
Ses ve görüntü alıcı
aletlerin kullanılması yasağı
MADDE 183. - (1) 180 inci maddenin
beşinci fıkrası ile 196 ncı maddenin dördüncü fıkrası hükmü saklı kalmak üzere,
adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her
türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler
kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adlî
işlemlerin icrasında da uygulanır.
Açıklığın kaldırılması
hakkında karar
MADDE 184. (1) 182 nci maddede
gösterilen hâllerde, açıklığın kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak
duruşma, istem üzerine veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.
Zorunlu kapalılık
MADDE 185. - (1) Sanık, onsekiz
yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada
açıklanır.
Kapalılık kararının ve
nedenlerinin yazılması
MADDE 186. - (1) Açıklığın
kaldırılması kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilir.
Kapalı duruşmada bulunabilme
MADDE 187. - (1) Kapalı duruşmada
mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu hâlde adı
geçenler, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları
bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır.
(2) Kapalı duruşmanın
içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.
(3) Açık duruşmanın içeriği,
millî güvenliğe veya genel ahlâka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına
dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek
amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen
yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.
Duruşmada hazır bulunacaklar
MADDE 188. - (1) Duruşmada, hükme
katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu
müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi
veya[92]
duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam
edilebilir(Son cümle, 29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı R.G.
KHK/676 (08.3.2018/30354
R.G. 7070 s.k.)ile eklenmiştir).
(2) (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile yürürlükten
kaldırılmıştır)[93]
(3) Bir oturumda bitmeyecek
davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve oya katılmak
üzere yedek üye bulundurulabilir.
Birden çok Cumhuriyet savcısı
ve avukatın duruşmaya katılması
MADDE 189. - (1) Birden çok Cumhuriyet
savcısı ve birden çok avukat aynı zamanda duruşmaya katılabilecekleri gibi
aralarında işbölümü de yapabilirler.
Ara verme
MADDE 190. - (1) Duruşmaya, ara
verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın
makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara
verilebilir.
(2) 176 ncı maddede
belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu
sanığa hatırlatılır.
Duruşmanın başlaması
MADDE 191. - (1) Sanığın ve
müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip
gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak
alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü
kararını okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma
salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği
saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer
alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki
nitelendirmesi anlatılır. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
c) Sanığa, yüklenen suç
hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede
belirtilen diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada
bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.
Başkan veya hâkimin görevi
MADDE 192. - (1) Mahkeme başkanı veya
hâkim, duruşmayı yönetir ve sanığı sorguya çeker; delillerin ikame edilmesini
sağlar.
(2) Duruşmada ilgili
olanlardan biri duruşmanın yönetimine ilişkin olarak mahkeme başkanı tarafından
emrolunan bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu
hususta bir karar verir.
Sanığın
duruşmada hazır bulunmaması
MADDE 193. - (1) Kanunun ayrık
tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma
yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar
verilir.
(2) Sanık hakkında, toplanan
delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri
dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış
olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. (05.04.2023 / 32154 sayılı R.G. 7445 s.k. ile değişik)[94]
Sanığın mahkemeden
uzaklaşması
MADDE 194. - (1) Mahkemeye gelen
sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının
önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
(2) Sanık savuşur veya ara
vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır
bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın yokluğunda duruşma
MADDE 195. - (1) Suç, yalnız veya
birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese
bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede
gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.
Sanığın duruşmadan bağışık
tutulması
MADDE 196. - (1) Mahkemece sorgusu
yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde
müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş
yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe
suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı
ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu
sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini
esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada
okunur.
(4) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda,
aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt
içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar
verilebilir. (25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694
s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile değişik.)
(5) Hastalık veya disiplin
önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi
dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış
olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için
getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan
sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu
tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.
Sanığın müdafi
gönderebilmesi
MADDE 197. - (1) Sanık hazır bulunmasa
da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir.
Sanık hazır bulunmaksızın
yapılan duruşmada eski hâle getirme koşulu
MADDE 198. - (1) Duruşma, sanık hazır
bulunmaksızın yapılırsa, mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği
tarihinden itibaren bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları
gidermek için sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri
hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
(2) Ancak, sanık kendi
istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil
edilmek yetkisini kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz.
Sanığın zorla getirilebilmesi
MADDE 199. - (1) Mahkeme, sanığın
hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine
her zaman karar verebilir.
Sorgu sırasında sanığın
mahkeme salonundan çıkarılabilmesi
MADDE 200. - (1) Sanığın yüzüne karşı
suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe
edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan
çıkarılmasına karar verebilir.
(2) Sanık tekrar
getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır.
Doğrudan soru yöneltme
MADDE 201. - (1) Cumhuriyet savcısı,
müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana,
tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma
disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da
mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya
itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme
başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.
(2) Heyet halinde görev
yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada belirtilen
kişilere soru sorabilir.
Tercüman
bulundurulacak hâller
MADDE 202. - (1) Sanık veya mağdur,
meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman
aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme
edilir.
(2) Engelli olan sanığa veya
mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar,
anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri[95], soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında
da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından
atanır.
(4) (31.01.2013
tarihli ve 28545 sayılı R.G. 6411 s.k. ile eklenmiştir) Ayrıca sanık;
a) İddianamenin anlatılması[96],
b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,
üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade
edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme
hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği
tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet
Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına
yönelik olarak kötüye kullanılamaz.
(5) Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca
her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet
savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından oluşturulmuş
listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de tercüman
seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle
belirlenir. (31.01.2013 tarihli ve 28545
sayılı R.G. 6411 s.k. ile eklenmiştir)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Duruşmanın Düzen ve Disiplini
Hâkim veya başkanın yetkisi
MADDE 203. - (1) Duruşmanın düzeni,
mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır.
(2) Mahkeme başkanı veya
hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını
engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder.
(3) Kişi dışarı çıkarılması
sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hâkim
veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört
güne kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi
uygulanmaz.
Sanığın dışarı çıkarılması
MADDE 204. - (1) Davranışları
nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye
sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın
duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu
görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa,
mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden
alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.
Duruşma sırasında işlenen
suç hakkında işlem
MADDE 205. - (1) Bir kimse, duruşma
sırasında bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta
düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir; gerek görürse failin
tutuklanmasına da karar verebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Delillerin Ortaya Konulması ve Tartışılması
Delillerin ortaya konulması
ve reddi
MADDE 206. - (1) Sanığın sorguya
çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. Ancak, sanığın tebligata
rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması,
delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan
gelen sanığa bildirilir. (Son iki cümle, 01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
(2) Ortaya konulması
istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı
olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek
istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı
uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile
sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya
başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile madde metninden
ÇIKARILMIŞTIR)
Delil ve olayın geç
bildirilmesi
MADDE 207. - (1) Delilin ortaya
konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş
olması nedeniyle reddedilemez.
Tanığın duruşma salonundan
ayrılması
MADDE 208. - (1) Tanıklar,
dinlendikten sonra ancak mahkeme başkanı veya hâkimin izniyle duruşma
salonundan ayrılabilir.
Duruşmada anlatılması[97] zorunlu belge ve tutanaklar
MADDE 209. - (1) Naip veya istinabe
yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabe
yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanakları
gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri
ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler,
duruşmada anlatılır[98].
(2) Sanığa veya mağdura ait
kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri halinde, kapalı
oturumda anlatılmasına[99] mahkemece karar verilebilir.
Duruşmada okunmayacak
belgeler
MADDE 210. - (1) Olayın delili, bir
tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha
önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir
açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
(2) Tanıklıktan
çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine
ilişkin tutanak okunamaz.
Duruşmada okunmasıyla
yetinilebilecek belgeler
MADDE 211. - (1) a) Tanık veya sanığın
suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer
öğrenilemezse,
b) Tanık veya sanığın suç
ortağının duruşmada hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi
olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı
değilse,
c) İfadesinin önem derecesi
itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,
Bu kişilerin dinlenmesi
yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile
kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.
(2) Cumhuriyet savcısı,
katılan veya vekili, sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin dışında
kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.
Tanığın önceki ifadesinin
okunması
MADDE 212. - (1) Tanık, bir hususu
hatırlayamadığını söylerse önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı
okunarak hatırlamasına yardım edilir.
(2) Tanığın duruşmadaki
ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda, evvelce alınmış
ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
Sanığın önceki ifadesinin
okunması
MADDE 213. - (1) Aralarında çelişki
bulunması halinde; sanığın, hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar
ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk
ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.
Rapor, belge ve diğer yazıların
okunması
MADDE 214. - (1) Bir açıklamayı ve
görüşü içeren resmî belge ve diğer yazılar ve fennî muayene ve doktor
raporlarının okunmasından sonra gerekli görülürse belge ve diğer yazılar veya
raporda imzası bulunanlar, açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılabilirler.
(2) Açıklama ve görüş veya
rapor bir kurul tarafından verilmişse mahkeme, kurulun görüşünü açıklamak üzere
görevi, üyelerden birine vermeyi kurula önerebilir.
(3) Bilimsel görüşlere
ilişkin açıklama, bu Kanunun 68 inci madde hükümlerine göre yapılır.
Dinleme ve okumadan sonra
diyeceğin sorulması
MADDE 215. - (1) Suç ortağının,
tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından
sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline,
Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.
Delillerin tartışılması
MADDE 216. - (1) Ortaya konulan
delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet
savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
(2) Cumhuriyet savcısı,
katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin
açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet
savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
(3) Hükümden önce son söz,
hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada
zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez(Son
cümle, 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694 s.KHK (08.3.2018/30354
Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile eklenmiştir.).
Delilleri takdir yetkisi
MADDE 217. - (1) Hâkim, kararını ancak
duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu
deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka
uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Ceza mahkemelerinin ek
yetkisi
MADDE 218. - (1) Yüklenen suçun ispatı,
ceza mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun
çözümüne bağlı ise; ceza mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun
hükümlerine göre karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli
mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak
bekletici sorun kararı verebilir.
(2) Kovuşturma evresinde
mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir
sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre
bu sorunu çözerek hükmünü verir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Duruşma Tutanağı
Duruşma tutanağı
MADDE 219. - (1) Duruşma için tutanak
tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından
imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması
halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek
mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
(2) Mahkeme başkanının mazereti
bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır.
Duruşma tutanağının başlığı
MADDE 220. - (1) Duruşma tutanağının
başlığında;
a) Duruşmanın yapıldığı
mahkemenin adı,
b) Oturum tarihleri,
c) Hâkimin, Cumhuriyet
savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,
Belirtilir.
Duruşma tutanağının içeriği
MADDE 221. - (1) Duruşma tutanağında;
a) Oturumlara katılan
sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin,
tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı,
b) Duruşmanın seyrini ve
sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu
gösteren unsurlar,
c) Sanık açıklamaları,
d) Tanık ifadeleri,
e) Bilirkişi ve teknik
danışman açıklamaları,
f) Okunan veya okunmasından
vazgeçilen belge ve yazılar,
g) İstemler, reddi halinde
gerekçesi,
h) Verilen kararlar,
i) Hüküm,
Yer alır.
Duruşma tutanağının ispat
gücü
MADDE 222. - (1) Duruşmanın nasıl
yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp
yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik
iddiası yöneltilebilir.
İKİNCİ KISIM
Kamu Davasının Sona Ermesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Duruşmanın Sona Ermesi ve Hüküm
Genelgeler 1
Duruşmanın sona ermesi ve
hüküm
MADDE 223. - (1) Duruşmanın sona
erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer
olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi
kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda
suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık
tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından
failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık
tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık
tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı
olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici
nedenlerin bulunması,
b) Yüklenen suçun hukuka
aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali
ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
(01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
c) Meşru savunmada sınırın
heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan
kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun
bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma
özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık
sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık
içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza
verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu
işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu
işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya
mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle,
aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın
reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda
öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının
gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.
Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da
şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma
kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı
verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı
verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki
bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli
oy sayısı
MADDE 224. - (1) Mahkemece karar ve
hükümler oybirliği veya oyçokluğuyla verilir.
(2) Karşı oya tutanakta yer
verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir.
Hükmün konusu ve suçu
değerlendirmede mahkemenin yetkisi
MADDE 225. - (1) Hüküm, ancak
iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin
nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.
İKİNCİ BÖLÜM
Suç Niteliğinde Değişiklik
Suçun
niteliğinin değişmesi
MADDE 226. - (1) Sanık, suçun hukukî
niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir
hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun
değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını
veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller,
ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini
gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre
verilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda
yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan
haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim
yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan
bildirimler yeterli kabul edilir. (27.11.2024 / 32735 sayılı R.G. 7532 s.k. ile değişik)[100]
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Karar ve Hüküm
Müzakereye katılacak
hâkimler
MADDE 227. - (1) Müzakerede ancak
karara ve hükme katılacak hâkimler bulunur.
(2) Mahkeme başkanı,
mahkemesinde staj yapmakta olan hâkim ve avukat adaylarının müzakere sırasında
hazır bulunmalarına izin verebilir.
Müzakerenin yönetimi
MADDE 228. - (1) Müzakereyi mahkeme
başkanı yönetir.
Oyların toplanması
MADDE 229. - (1) Mahkeme başkanı,
kıdemsiz üyeden başlayarak oyları ayrı ayrı toplar ve en sonra kendi oyunu
verir.
(2) Mahkeme başkan ve
üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun üzerinde azınlıkta kaldığını
ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.
(3) Oylar dağılırsa sanığın
en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana gelinceye kadar kendisine daha yakın
olan oya eklenir.
Hükmün gerekçesinde
gösterilmesi gereken hususlar
MADDE 230. - (1) Mahkûmiyet hükmünün
gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri
sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması
ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi;
bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen
delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın
suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri
sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci
maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı
Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın
yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine,
hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya
ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin
kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün
gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden
hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer
olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü
fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi
gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda
belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde
bunun nedenleri gerekçede gösterilir.
Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması[101]
Genelgeler 1 Tasarruflu Yazılar 1 2
MADDE 231. - (1) Duruşma sonunda, 232
nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası
okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa
ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa,
tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes
tarafından ayakta dinlenir.
(5) Sanığa yüklenen suçtan
dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli
hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının
geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık
hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[102]
(6) (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[103]
Hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış
bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile
duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç
işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı
zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen
giderilmesi,
gerekir.
(7) Açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve
kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[104]
(8) (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[105]
Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine
tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle
bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre
içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın
denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde,
meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam
etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir
kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir
başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli
yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka
yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava
zamanaşımı durur.
(9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen
koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya
verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle
tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilebilir. (31.07.2026 /
33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[106]
(10) Denetim süresi içinde
kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin
yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm
ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[107]
(11) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir. (31.07.2026
/ 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[108]
(12) 272 nci maddenin üçüncü
fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından
verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi
veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf
ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar
yönünden incelenir. (31.07.2026
/ 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[109]
(13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara
mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[110]
(14) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları
ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi
kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[111]
Hükmün gerekçesi ve hüküm
fıkrasının içereceği hususlar
MADDE 232. - (1) Hükmün başına,
"Türk Milleti adına" verildiği yazılır.
(2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin
adı,
b) Hükmü veren mahkeme
başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt
kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı
ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında,
suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında veya
tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi[112], tümüyle tutanağa
geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına
konulur.
(4) Karar ve hükümler
bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
(5) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli
karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak
hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı
bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi
hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli
hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi
yazılarak imza olunur. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(6) Hüküm fıkrasında, 223
üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin,
verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının
bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer
vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
(7) Hükümlerin nüshaları ve
özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve
mühürlenir.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
Mağdur, Şikâyetçi, Malen
Sorumlu, Katılan
BİRİNCİ KISIM
Suçun Mağduru ile
Şikâyetçinin Hakları
Suçun mağduru ile
şikâyetçinin çağırılması
MADDE
233. - (1)
Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim
tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı
kâğıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma
tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin
dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir.[113](Yürürlük
01.09.2021)
(2) Bu hususta yapılacak
çağrı ve zorla
getirme[114](Yürürlük 01.09.2021) bakımından tanıklara ilişkin
hükümler uygulanır.
Mağdur ile şikâyetçinin
hakları
MADDE 234. - (1) Mağdur ile
şikâyetçinin hakları şunlardır:
a) Soruşturma evresinde;
1. Delillerin toplanmasını
isteme,
2. Soruşturmanın gizlilik ve
amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,
3. Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı,
çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen
kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve[115] alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren
suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
(06.08.2008 tarihli ve 26959 sayılı R.G. - 5793 s.k.ile değişik)
4. 153 üncü maddeye uygun
olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve
muhafazaya alınan eşyayı inceletme,
5. Cumhuriyet savcısının,
kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz
hakkını kullanma.
b) Kovuşturma
evresinde;
1. Duruşmadan haberdar
edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı
ile[116]
örnek isteme,
4. Tanıkların davetini
isteme,
5. Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı,
çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen
kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve[117] alt sınırı
beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine
avukat görevlendirilmesini isteme, (06.08.2008 tarihli ve 26959 sayılı R.G. -
5793 s.k.ile değişik)
6. Davaya katılmış olma
koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.
(2) Mağdur, onsekiz yaşını
doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl
olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil
görevlendirilir.
(3) Bu haklar, suçun
mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.
(4) Soruşturma veya kovuşturma evresinde,
dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere
gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve
ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı
Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile
eklenmiştir)
Mağdur ile şikâyetçinin
davete uymamaları
MADDE 235. - (1) Mağdur, şikâyetçi
veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında
belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.
(2) Bu adrese çıkartılan
çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.
(3) Belirtilen adresin
yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle
tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.
(4) Bu kimselerin beyanının
alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.
Mağdur ile şikâyetçinin
dinlenmesi
MADDE 236. - (1) Mağdurun tanık olarak
dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle
psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya
kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya
çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(3) Mağdur çocukların veya
işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak
dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir
kişi bulundurulur.[118]
(4)
Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda
alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca
bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel
ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır. (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
(5) Türk Ceza Kanununun
103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan
çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren
merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır.
Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise
ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının
alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu
işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde
uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî
sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada
belirtilen işlemler yerine getirilir. (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
(6) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin
ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki
beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve
görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır. (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile
eklenmiştir)
(7) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında
alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve
gizliliği için gerekli tedbirler alınır. (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
(8) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında
alınan beyan ve görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak,
talepte bulunan şüpheli, sanık, müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye
verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere soruşturma ve kovuşturma
makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir. (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile
eklenmiştir)
(9) Beşinci ve altıncı fıkrada belirtilen
merkezler, devlet üniversiteleri tarafından da kurulabilir. (27.11.2024 / 32735 sayılı R.G. 7532 s.k.
ile eklenmiştir)
İKİNCİ
KISIM
Kamu Davasına Katılma
Genelgeler 1 Tasarruflu Yazılar 1 2
Kamu davasına katılma
MADDE 237. - (1) Mağdur, suçtan zarar
gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece
mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar
şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde
davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri
sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu
başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
Katılma usulü
MADDE 238. - (1) Katılma, kamu davasının
açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren
sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında
şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip
istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet savcısının,
sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun
olup olmadığına karar verilir.
(4) Sulh ceza
mahkemesinde açılmış olan davalarda katılma hususunda Cumhuriyet savcısının
görüşü alınmaz. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile yürürlükten
kaldırılmıştır)
Katılanın hakları
MADDE 239. - (1) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya
katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip
suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet
suçlarında ve[119] alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren
suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.(06.08.2008
tarihli ve 26959 sayılı R.G. - 5793 s.k.ile değişik)
(2) Mağdur veya suçtan zarar
görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl
hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.
Katılmanın davaya etkisi
MADDE 240. - (1) Katılma davayı
durdurmaz.
(2) Tarihi belirlenmiş olan
duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer işlemler vaktin darlığından dolayı
katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine haber verilemeyecek olsa bile
belirli gününde yapılır.
Katılmadan önceki kararlara
itiraz
MADDE 241. - (1) Katılmadan önce verilmiş
olan kararlar katılana tebliğ edilmez.
(2) Bu kararlara karşı kanun
yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet savcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle
katılan da başvuru hakkını kaybeder.
Katılanın kanun yoluna
başvurması
MADDE 242. - (1) Katılan, Cumhuriyet
savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.
(2) Karar, katılanın
başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı işi yeniden takip eder.
Katılmanın hükümsüz kalması
MADDE 243. - (1) Katılan, vazgeçerse
veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek
üzere davaya katılabilirler.
BEŞİNCİ KİTAP
Özel Yargılama Usulleri
BİRİNCİ KISIM
Gaiplerin ve Kaçakların
Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve
Kovuşturmada Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü
BİRİNCİ BÖLÜM
Gaiplerin Yargılanması
Gaibin tanımı ve
yapılabilecek işlemler
MADDE 244. - (1) Bulunduğu yer
bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen
veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık gaip sayılır.
(2) Gaip hakkında duruşma
açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi veya korunması amacıyla gerekli
işlemleri yapar.
(3) Bu işlemler naip hâkim
veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapılabilir.
(4) Bu işlemler sırasında
sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya eşi hazır bulunabilir.
Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi görevlendirilmesi istenir.
Gaibe ihtar
MADDE 245. - (1) Adresi bilinmeyen
gaibe, mahkeme önüne gelmesi veya adresini bildirmesi hususları uygun bir
iletişim aracıyla ihtar edilir.
Sanığa verilecek güvence
belgesi
MADDE 246. - (1) Mahkeme, gaip olan
sanık hakkında duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence
belgesi verebilir ve bu güvence koşullara bağlanabilir.
(2) Sanık, hapis cezası ile
mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı
olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Kaçakların Yargılanması
Kaçağın
tanımı
MADDE 247. - (1) Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla
yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan
kişiye kaçak denir. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(2) (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile eklenmiştir) Hakkında, 248 inci maddenin
ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli
veya" ibaresi, sanığın,
yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre
yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla getirilme kararı da yerine
getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme;
(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya[120] sanığın bilinen konutunun
kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda, onbeş gün
içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede gösterilen tedbirlere
hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,
b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak
ile saptanmasından itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya[121]
sanığın kaçak olduğuna karar verir.
(3) Kaçak sanık hakkında
kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve
ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar
verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak
istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[122]
(4) Duruşma yapılan hâllerde
kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini
ister.
Zorlama
amaçlı elkoyma ve teminat belgesi
MADDE 248. - (1) Kaçağın[123] Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini
sağlamak amacıyla Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla
orantılı olarak Cumhuriyet savcısının
istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde
idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir.(02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda
tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa
karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve
insan ticareti (madde 79, 80),
3. Hırsızlık (madde 141,
142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma
(madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde
157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı
madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde
197),
10. Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (madde 220),
11. Zimmet (madde 247),
12. İrtikâp (madde 250),
13. Rüşvet (madde 252),
14. İhaleye fesat karıştırma
(madde 235),
15. Edimin ifasına fesat
karıştırma (madde 236),
16. Devletin Güvenliğine
Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
17. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı
Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313), (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
18. Silahlı örgüt (madde
314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
19. Devlet Sırlarına Karşı
Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
b) Ateşli Silahlar ve
Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde
12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele
Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Elkonulan mal, hak ve
alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır. Tedbirlere
ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına sulh ceza hâkimince veya mahkemece karar verilebilir. (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(4) Kaçak yakalandığında
veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda elkoymanın kaldırılmasına karar
verilir.
(5) Kaçak hakkında 100 üncü
ve sonraki maddeler gereğince, sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından
yokluğunda tutuklama kararı verilebilir.
(6) Sulh ceza hâkimi veya mahkeme elkoymaya karar verdiğinde,
kaçağın yasal olarak bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbirler
nedeniyle yoksulluğa düşebileceklerini saptarsa, bunların geçimlerini sağlamak
üzere, elkonulan mal varlığından sosyal durumları ile orantılı miktarda
yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir. (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(7) 246 ncı madde hükmü
kaçaklar hakkında da uygulanır.
(8) Bu kararlara karşı
itiraz edilebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili
Tüzel kişinin temsili
MADDE 249. - (1) Bir tüzel kişinin
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve
kovuşturmada tüzel kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı
yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya kabul edilir.
(2) Bu durumda, tüzel
kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı
haklardan yararlanır.
(3) Birinci fıkra hükmü,
sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması
hâlinde uygulanmaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme
Seri muhakeme usulü (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile yeniden düzenlenmiştir)
MADDE 250. - (1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki
suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar
verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:
a) Türk Ceza Kanununda
yer alan;
1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154,
ikinci ve üçüncü fıkra),
2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye
sokulması (madde 170, birinci ve üçüncü
fıkra) [124], (25.12.2025 / 33118 R.G. 7571
s.k)
3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
(madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),
4. Gürültüye neden olma (madde 183),
5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve
üçüncü fıkra),
6. Mühür bozma (madde 203),
7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan
beyan (madde 206),
8. Kumar oynanması için yer ve imkan
sağlama (madde 228, birinci fıkra),
9. Başkasına ait kimlik veya kimlik
bilgilerinin kullanılması (madde 268),
suçları.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü
maddesinin üçüncü fıkrası[125] ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve
üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı
Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.
d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı
Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci
maddesinde belirtilen suç.
e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı
Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı
bendinde belirtilen suç.
(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk
görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.
(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri
muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii
huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza
Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde
bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı
arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler
uygulandıktan sonra belirlenen cezadan[126] yarı oranında indirim uygulamak suretiyle
yaptırımı belirler.
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak
belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması
hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara
çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar
hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci
madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım
uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel
teşkil etmez.
(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında
seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep
eder. Talep yazısında;
a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin
kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,
c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun
maddeleri,
d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih
ve zaman dilimi,
e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı;
tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların
özeti,
g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların
gerçekleştiği,
h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve
altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,
gösterilir. Bu fıkraya aykırı olarak
düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231
inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında
objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine
uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin
tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir.
Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar
düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir(Son cümle 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G.
7331 s.k. ile eklenmiştir).
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda
dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri
muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet
kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen
yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
doğrultusunda[127] hüküm kurar; aksi takdirde talebi
reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla
dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye
gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.
(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir
sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre
sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde,
şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün
uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma
işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.
(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda
şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri
muhakeme usulü uygulanmaz. Seri
muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla
birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz(Son cümle 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile
eklenmiştir).
(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve
akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik[128] hâllerinde uygulanmaz.
(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da
soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya
da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması[129] hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Anayasa Mhk. 2025/184 Kararı)
(14) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece
kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu
fıkralardaki şartlar yönünden inceler. (14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k.
ile değişik)[130]
(15) Bu maddenin
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan
yönetmelikle belirlenir.
Basit yargılama usulü (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile yeniden düzenlenmiştir)
MADDE 251. - (1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin
kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az
süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir. 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü
belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz(Son cümle 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G.
7331 s.k. ile eklenmiştir).
(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına
karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye
tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta[131] içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir.
Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir.
Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep
edilir.
(3) Beyan ve savunma için verilen süre
dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü
alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun
61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen
kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç
ceza dörtte bir oranında indirilir.
(4) Mahkemece, koşulları bulunması
hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis
cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı
çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verilebilir.
(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın
sonuçları belirtilir.
(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu
madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle
genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.
(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü,
akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik[132]
hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan
suçlar hakkında uygulanmaz.
(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama
giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması
hâlinde uygulanmaz.
Basit yargılama usulünde itiraz (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile yeniden
düzenlenmiştir)
MADDE 252- (1) 251 inci madde uyarınca verilen
hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler
kesinleşir.
(2) İtiraz üzerine hükmü
veren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması
hâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve
bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur.
Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili
başka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece
mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma
açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile
duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir.
Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan
vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile değişik. Yürürlük: 01.06.2024)[133]
(3) Mahkeme, ikinci fıkra
uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre
verilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler
tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim
uygulanır. (12.03.2024 /
32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik. Yürürlük: 01.06.2024)[134]
(4) İtiraz üzerine verilen
hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer
sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen
kararlardan yararlanır.
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik. Yürürlük: 01.06.2024)[135]
(5) İkinci fıkra uyarınca
verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile değişik. Yürürlük: 01.06.2024)[136]
(6) Birinci fıkradaki
itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan
tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin
ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir.
Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için
mahkemesine gönderir.
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik. Yürürlük: 01.06.2024)[137]
(7)
Birinci fıkradaki itirazın, yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi
hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için
mahkemesine gönderir.
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir. Yürürlük:
01.06.2024)
İKİNCİ KISIM
Uzlaşma ve Müsadere
BİRİNCİ BÖLÜM
Uzlaşma
Uzlaştırma[138]
MADDE 253 -(19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
değişik) (1) Aşağıdaki suçlarda,
şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel
kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı
suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk
Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86;
madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra), (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi), (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile
eklenmiştir)
6.[139] Hırsızlık (madde 141), (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
7. Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde
155)[140], (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir) (25.12.2025 / 33118
R.G. 7571 s.k)
8.[141] Dolandırıcılık (madde 157),
(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
9. Suç eşyasının satın alınması veya kabul
edilmesi (madde 165), (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
10.[142]. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11.[143] Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı
niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde
239),
suçları.
c) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel
hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından
ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren
suçlar. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile
eklenmiştir)
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı
olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak
uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı
olsa bile, (…)[144] cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip
suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125)[145], uzlaştırma[146] yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama
girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı[147] işlenmiş olması hâlinde de
uzlaşma hükümleri uygulanmaz[148]. Ancak önödeme kapsamına
giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura
karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma
hükümleri uygulanır[149] (09.07.2009
tarihli ve 27283 sayılı R.G. 5918 s.k.) (25.12.2025
/ 33118 R.G. 7571 s.k).
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve
kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma
bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile
mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin,
mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi
kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı uzlaşma teklifini açıklamalı
tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün[150] içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi
reddetmiş sayılır. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye
uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları
anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma
dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir
nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî
temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma
sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar
görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi
için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi
gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul
edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma
tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
(9) (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile yürürlükten kaldırılmıştır)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı
haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak
göz önünde bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma
dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer
örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği
ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır. (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(12) Uzlaştırmacı, dosya
içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün
içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez[151] uzatabilir. (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür.
Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci,
müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi
veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi
gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet
savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir
rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da
içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik) Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve
varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
(Son cümle, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli
ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç
iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak
uzlaştıklarını beyan edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür
iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya
belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar
uzlaştırma yoluna gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def'aten
yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya
süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli
hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme
süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından
sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin
dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın
sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra
ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası
açılamaz[152]; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi,
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde
yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan
açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak
kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine
ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin
sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek uzlaştırma
bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava
süresi işlemez. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(22) Uzlaştırmacıya Adalet Bakanlığı tarafından
belirlenen tarifeye göre ücret ödenir[153]. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri,
yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler
Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili
olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde uzlaştırma
bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir.
Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının[154] yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen
uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu,
tutanakları ve varsa yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci
sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları
tarafından sonuçlandırılır. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(25) Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı,
görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların
nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim
kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde
kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaştırma teklifi ile
müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak konular ile
uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca
çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile eklenmiştir)
Mahkeme
tarafından uzlaştırma
MADDE 254 - (19.12.2006 tarih
ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile değişik) (1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma
kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma
işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi
için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(2) Uzlaşma gerçekleştiği
takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def'aten yerine getirmesi
halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri
tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık
hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın
gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci
maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır. (14.11.2024
/ 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile değişik)[155]
Birden çok fail bulunması
hâlinde uzlaşma
MADDE 255. - (1) Aralarında iştirak
ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak
uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Müsadere Usulü
Genelgeler 1
Başvuru
MADDE 256. - (1) Müsadere kararı
verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup
da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet
savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
(2) Kamu davası açılmış olup
da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak
esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya
ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.
Duruşma ve karar
MADDE 257. - (1) 256 ncı maddeye göre
verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir.
(2) Müsadere veya iade
olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de
duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.
(3) Çağrıya uymamaları,
işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez.
Kanun yolu
MADDE 258. - (1) 256 ncı maddeye göre
verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede
belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.
Suç konusu olmayan eşyanın
müsaderesi
MADDE 259. - (1) Suç konusu olmayıp
sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından
duruşma yapılmaksızın karar verilir.
ALTINCI KİTAP
Kanun Yolları
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Kanun yollarına başvurma
hakkı
MADDE 260. - (1) Hâkim ve mahkeme
kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan
sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya
katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun
yolları açıktır.
(2)
Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin
yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde
bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı
kanun yollarına başvurabilirler. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da
kanun yollarına başvurabilir.
Avukatın başvurma hakkı
MADDE 261. - (1) Avukat, müdafiliğini
veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla
kanun yollarına başvurabilir.
Yasal temsilcinin ve eşin
başvurma hakkı
MADDE 262. - (1) Şüpheli veya
sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına
süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın
başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu
izleyen işlemler için de geçerlidir.
Tutuklunun kanun yollarına
başvurması
MADDE 263. - (1) Tutuklu bulunan
şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve
tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe
vererek kanun yollarına başvurabilir.
(2) Zabıt kâtibine başvuru
hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere
kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu
bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.
(3) Kurum müdürüne başvuru
hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl
ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.
(4) Zabıt kâtibi veya kurum
müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları
için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.
Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma
MADDE 264. - (1) Kabul edilebilir bir
başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın
haklarını ortadan kaldırmaz.
(2) Bu hâlde başvurunun
yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.
Cumhuriyet savcısının
başvuru sonucunun kapsamı
MADDE 265. - (1) Cumhuriyet savcısı
tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya
değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda,
yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir
cezayı içeremez.
Başvurudan vazgeçilmesi ve
etkisi
MADDE 266. - (1) Kanun yoluna
başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye
kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine
yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.
(2) Müdafiin veya vekilin
başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış
olması koşuluna bağlıdır.
(3) 150 nci maddenin ikinci
fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun
yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli
veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.
İKİNCİ
KISIM
Olağan Kanun Yolları
BİRİNCİ BÖLÜM
İtiraz
Genelgeler 1
İtiraz olunabilecek kararlar
MADDE 267. - (1) Hâkim kararları ile
kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna
gidilebilir.
İtiraz usulü ve inceleme
mercileri
MADDE
268. - (1)
Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı
hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki
hafta[156] içinde kararı veren mercie
verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine
beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve
imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen
hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse
en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye
yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a)
Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden
fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen
hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza
mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı
çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza
hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği
varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine
aittir. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
b) Sulh
ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı
yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza
mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu
hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen
sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği
işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır
ceza mahkemesi başkanına aittir. (14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile değişik)(Yürürlük
01.01.2022)[157]
c) Asliye ceza mahkemesi
hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı
çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı
tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır
ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak
kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde
ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine
aittir.
d) Naip hâkim kararlarına
yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi
başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde
belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye
aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi
ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak
baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını
görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını
numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise
birinci ceza dairesi inceler.
İtirazın kararın yerine
getirilmesinde etkisi
MADDE 269. - (1) İtiraz, kararın yerine
getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.
(2) Ancak, kararına itiraz
edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.
İtirazın Cumhuriyet
savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması
MADDE 270. - (1) İtirazı inceleyecek
merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı
tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli
gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.
(2) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz
üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli,
sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde
görüşünü bildirebilir. (30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı R.G.
6459 s.k. ile eklenmiştir)
Karar
MADDE 271. - (1) Kanunda yazılı olan
hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir.
Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil
dinlenir.
(2) İtiraz yerinde görülürse
merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.
(3) Karar mümkün olan en kısa
sürede verilir.
(4) Merciin, itiraz üzerine
verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama
kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
İstinaf
İstinaf
MADDE 272. - (1) İlk derece
mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak,
onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye
mahkemesince re'sen incelenir.
(2) Hükümden önce verilip
hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına
karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Ancak;
a) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç
olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin[158] Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet
hükümlerine, (14.04.2011 tarih
ve 27905 sayılı R.G. 6217 s.k. ile değişik)
b) Üst sınırı beşyüz günü
geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin olduğu
yazılı bulunan hükümlere,
Karşı istinaf yoluna
başvurulamaz. Bu suretle
verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. (Son
cümle 15.04.2020 / 31100 sayılı RG, 7242 sayılı Kanun ile eklenmiştir)
İstinaf istemi ve süresi
MADDE 273. - (1) İstinaf istemi, hükmün
gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta[159] içinde hükmü veren mahkemeye
bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu
sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2)
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile yürürlükten kaldırılmıştır) (Yürürlük: 01.06.2024)[160]
(3)
Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı
çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer
Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta[161]
içinde istinaf yoluna başvurabilirler. (28.06.2014 tarihli, 29044
sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını
almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan
sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya
beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına
engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı,
istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde
açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ
tarihinden itibaren iki hafta[162] içinde bu husustaki
cevaplarını bildirebilirler.
Eski hâle getirme süresi
içinde istinaf süresinin işlemesi
MADDE 274. - (1) Sanık, yokluğunda
aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Eski
hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle getirme
isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu
hâlde istinaf istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında
karar verilinceye kadar ertelenir.
İstinaf başvurusunun etkisi
MADDE 275. - (1) Süresi içinde yapılan
istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.
(2)
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlük: 01.06.2024)[163]
İstinaf isteminin hükmü
veren mahkemece reddi
MADDE 276. - (1) İstinaf istemi, kanunî
sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir
hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü
veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder.
(2) İstinaf başvurusunda
bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine
tebliğinden itibaren iki hafta[164] içinde bölge adliye
mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya
bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı
ertelenemez.
İstinaf isteminin tebliği ve cevabı
MADDE 277. - (1) 276 ncı maddeye göre
hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin
tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden
itibaren iki hafta[165] içinde yazılı olarak
cevabını verebilir.
(2) Karşı taraf sanık ise,
bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla da cevabını
verebilir. Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava
dosyası, bölge adliye mahkemesine sunulmak
üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcılığına[166]
gönderilir.
(3) 262 ve 263 üncü madde hükümleri
saklıdır.
Dosyanın
bölge adliye mahkemesinde tevzii (01.09.2016 tarih
ve 29818 2. mükerrer R.G. KHK/674 ile değişik)[167]
MADDE 278- (1) Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde
işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat
eksikliklerinin giderilmesini sağlar.
Dosya üzerinde ön inceleme
MADDE 279. - (1) Dosya üzerinde yapılan
ön inceleme sonunda;
a) Bölge adliye mahkemesinin
yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge adliye
mahkemesine gönderilmesine,
b) Bölge adliye mahkemesine
başvurunun süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi istenen kararın bölge
adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının, başvuranın buna
hakkı bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine,
Karar verilir. Bu
kararlar itiraza tabidir. (Son cümle 28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile
eklenmiştir)
Bölge
adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma
MADDE 280. - (1) Bölge adliye mahkemesi,
[168] dosyayı ve dosyayla
birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin
kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın
bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını,
ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf
başvurusunun esastan reddine, 303
üncü maddenin birinci fıkrasının (a),
(c), (d)[169],
(e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka
aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,[170]
b) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma
nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt
derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, (05.08.2017 tarihli ve 30145
sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
c) Başka bir araştırmaya ihtiyaç
duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî
sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza
verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren
hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
(24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
d)[171] Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan
davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı
kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf
başvurusunun esastan reddine, (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı
Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
e)[172] İlk derece mahkemesinin
kararında 289 uncu maddede[173] belirtilen bir hukuka
aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden
incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi
yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine
gönderilmesine, (25.12.2025 /
33118 R.G. 7571 s.k)
f) Soruşturma veya kovuşturma şartının
gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının
anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile
birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın
yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine
veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine
gönderilmesine, (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
g)[174] Diğer hâllerde, gerekli
tedbirleri aldıktan sonra (…)[175] davanın yeniden görülmesine
ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2)
Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder
veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile eklenmiştir)
(3) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen
kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde
bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da
istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar.
(05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
Duruşma hazırlığı
MADDE 281. - (1) Duruşma hazırlığı
aşamasında bölge adliye mahkemesi daire[176] başkanı veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine uygun
olarak duruşma gününü saptar; gerekli çağrıları yapar. (…)[177]
(2) Mahkemece, gerekli
görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşfin yapılmasına karar
verilir.
İstisnalar
MADDE 282. - (1) Duruşma açıldığında
aşağıda gösterilen istisnalar dışında bu Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve
karara ilişkin hükümleri uygulanır:
a) Duruşma, bu Kanunun
öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra görevlendirilen üyenin
inceleme raporu anlatılır[178].
b) İlk derece mahkemesinin gerekçeli
hükmü anlatılır[179].
c) İlk derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların
ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporu
anlatılır. (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035
s.k.ile değişik)[180]
d) Bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı aşamasında
toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına
ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır[181]. (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı
Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
e) Bölge adliye mahkemesi
duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır.
f) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin
davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam
edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluklarında
bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık
hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise,
her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir. (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir)
Sanık lehine başvurma
hâlinde verilecek hüküm
MADDE 283. - (1) İstinaf yoluna yalnız[182] sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle
belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
Direnme yasağı
MADDE 284. - (1) Bölge adliye mahkemesi
karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna
gidilemez.
(2) İtiraz ve temyize
ilişkin hükümler saklıdır.
Özel kanunların temyize
ilişkin hükümleri
MADDE 285.- (1) 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası
Adlî İş Birliği Kanununun[183] 18 inci maddesinin dördüncü
fıkrası hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında
Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin
görev alanına giren dava ve işlere ilişkin ilk derece mahkemelerinin karar ve
hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Temyiz
Temyiz
MADDE
286. - (1)
Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz
edilebilir.
(2) Ancak;
a) İlk derece mahkemelerinden
verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî
para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye
mahkemesi kararları,
b) İlk derece
mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge
adliye mahkemesi kararları,
c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara
ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye
mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve
istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, (05.08.2017 tarihli ve 30145
sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
d)
İlk defa bölge adliye mahkemesince
verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet
kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve
kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren
suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye
mahkemesi kararları, (28.02.2019 / 30700 R.G.7165 s.k. ile değişik)[184]
e) Adlî para cezasını
gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her
türlü[185] bölge adliye mahkemesi
kararları,
f)
Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk
derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan
reddine dair kararları, (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
g) On yıl veya daha az hapis
cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince
verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…)[186] istinaf başvurusunun
esastan reddine dair kararları,
h)
Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin
ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince
verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararlar, (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
ı) Yukarıdaki bentlerde yer
alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan
birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez.
(3) (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile eklenmiştir) İkinci fıkrada belirtilen temyiz
edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle
verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda
yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak
amacıyla tehdit (madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya
aşağılama (madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
8. Devletin egemenlik alametlerini
aşağılama (madde 300),
9. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti
Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
10. Silâhlı örgüt (madde 314),
11. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun
6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci
fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28
inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan
suçlar.
Hükümden önceki kararların
temyizi
MADDE 287. - (1) Hükümden önce verilip
hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme
kararları da hükümle beraber temyiz olunabilir.
Temyiz nedeni
MADDE 288. - (1) Temyiz, ancak hükmün
hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
(2) Bir hukuk kuralının
uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.
Hukuka kesin aykırılık
hâlleri
MADDE 289. - (1) Temyiz dilekçesi veya
beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık
var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun
olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini
yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle
hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin
hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme
katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı
olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya
duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda
duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen
hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde
gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan
hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı
yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Sanığın yararına olan
kurallara aykırılık
MADDE 290. - (1) Sanığın yararına olan
hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet
savcısına bir hak vermez.
Temyiz istemi ve süresi
MADDE 291. - (1) Temyiz istemi, hükmün
gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta[187] içinde hükmü veren mahkemeye
bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu
bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2)
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlük: 01.06.2024)[188]
Eski hâle getirme süresi
içinde temyiz süresinin işlemesi
MADDE 292. - (1) Sanığın aleyhine,
yokluğunda verilen hükümlerde eski hâle getirme istemiyle ilgili olarak 274
üncü madde hükümleri uygulanır.
Temyiz başvurusunun etkisi
MADDE 293. - (1) Süresi içinde yapılan
temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.
(2)
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlük: 01.06.2024)[189]
Temyiz başvurusunun içeriği
MADDE 294. - (1) Temyiz eden, hükmün
neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Cumhuriyet
savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine
olduğunu açıkça belirtir(12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir. Yürürlük: 01.06.2024).
(2) Temyiz sebebi, ancak
hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
Temyiz gerekçesi
MADDE
295. - (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile yürürlükten
kaldırılmıştır. Yürürlük: 01.06.2024)[190]
Temyiz isteminin kabule
değer sayılmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi
MADDE 296. - (1) Temyiz istemi, kanunî
sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz
edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye
veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.
(2) Temyiz eden, ret
kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta[191] içinde Yargıtaydan bu
hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya
gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.
Temyiz dilekçesinin tebliği
ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi
MADDE 297. - (1) 296 ncı maddeye göre
hükmü veren bölge adliye mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin
dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ
tarihinden itibaren iki hafta[192] içinde yazılı olarak
cevabını verebilir.
(2) Cevap verildikten veya
bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı[193]
tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine
sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya
vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren iki
hafta[194] içinde yazılı olarak cevap
verebilir.
(4) Üçüncü fıkra uyarınca
yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine
yapılmasıyla geçerli olur.
(5) 262 ve 263 üncü madde
hükümleri saklıdır.
Temyiz isteminin reddi
MADDE 298. - (1) Yargıtay, süresi içinde
temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz
edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini
saptarsa, temyiz istemini reddeder.
Duruşmalı inceleme
MADDE 299. - (1) On yıl veya daha fazla
hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun
görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir[195]. Duruşma gününden sanığa,
katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır
bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir.
(2) Sanık, tutuklu ise
duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.
Duruşmada usul
MADDE 300. - (1) Duruşmadan önce
görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor üyelere
açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat dosyayı incelerler. Bu hususlar
gerçekleştikten sonra duruşma açılır.
(2) Duruşmada Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı,
sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi
istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her hâlde son söz sanığındır.
Temyizde incelenecek
hususlar
MADDE 301. - (1) Yargıtay, yalnız temyiz
başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan
kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler
yapar.
Temyiz isteminin esastan
reddi veya hükmün bozulması
MADDE 302. - (1) Bölge adliye
mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde
temyiz isteminin esastan reddine karar verilir.
(2) Yargıtay, temyiz edilen
hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka
aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
(3) Hüküm, temyiz
dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa
bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.
(4) Hükmün bozulmasına neden
olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış
ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.
(5) 289 uncu madde hükümleri
saklıdır.
Yargıtayca davanın esasına
hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
MADDE 303. - (1) Hükme esas olarak
saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise,
aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki
hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade
aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı
olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt
derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen
suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde
sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe
giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın
belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç
olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve
ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış
olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli
indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
f) Artırma veya indirim
sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata
yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61
inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza
verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile
yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen
ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
Yargıtay kararının
gönderileceği merci
MADDE
304. - (1) Yargıtayca 302 nci maddenin birinci fıkrası veya 303
üncü madde uyarınca verilen kararlara ilişkin dosya ilk derece mahkemesine,
kararın bir örneği ise bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. (28.02.2019 / 30700 R.G.7165 s.k. ile
değişik)[196]
(2) Yargıtay, dosyayı 303
üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm
verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge
adliye mahkemesine gönderir.
Ancak bozma kararı,
a) İstinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin
ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine,
b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf
başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren
ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca
uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine,
gönderilir. Dosyanın ilk derece mahkemesine
gönderildiği hallerde, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine
gönderilir. ("Ancak bozma kararı" ibaresinden sonrası
28.02.2019 / 30700 R.G.7165 s.k. ile eklenmiştir)
(3) Hüküm, mahkemenin hukuka
aykırı olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı bozulmuşsa,
Yargıtay aynı zamanda dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye gönderir.
(4) İlk derece mahkemesi
tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlerle ilgili olarak verilen
karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
Yargıtayda hükmün
açıklanması
MADDE 305. - (1) Hüküm, 231 inci madde
gereğince açıklanır. Buna olanak bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden
itibaren yedi gün içinde karar verilir.
Hükmün bozulmasının diğer
sanıklara etkisi
MADDE 306. - (1) Hüküm, sanık lehine
bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da
uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına
hükmün bozulmasından yararlanırlar.
Davaya yeniden bakacak
mahkemenin işlemleri
MADDE
307. - (1)
Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye
veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
(2) Sanık, müdafii, katılan
ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya
davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı
beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında
bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan
daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
(3) Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması
hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya
temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir. (28.02.2019
/ 30700 R.G.7165 s.k. ile eklenmiş, diğer fıkralar buna göre teselsül
ettirilmiştir)
(4) Yargıtaydan verilen
bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Direnme kararları, kararına direnilen daireye
gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve
yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel
Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen
kararlara karşı direnilemez. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(5) Hüküm yalnız sanık
tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen
kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş
olan cezadan daha ağır olamaz.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Olağanüstü Kanun Yolları
BİRİNCİ BÖLÜM
(…)[197] Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
MADDE 308. - (1) Yargıtay ceza
dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere
tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem
üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza
Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[198] 31.07.2026
/ 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.
ile yayımlanan Geçici 1 madde
(2)
İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile eklenmiştir)
(3)
Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını
düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. (05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile eklenmiştir)
(4) İstem, sanık veya sanık
adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara
bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş
bulunanlar tarafından yapılır. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiştir)
Bölge adliye
mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer
R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
MADDE 308/A - (1) Bölge
adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge
adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re'sen veya istem üzerine, kararın
kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay[199] içinde kararı veren daireye itiraz edebilir.[200] Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve
yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere
ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında,
kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından
kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. [201] Kurulun itirazın kabulüne ilişkin
kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir.
Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve
Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden
oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye
ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından
belirlenir(Dört cümle 24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k.
ile eklenmiştir). Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için
kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz
sanık veya müdafiine daire tarafından tebliğ olunur. Tebligat, ilgililerin dava
dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur. İlgililer,
tebliğden itibaren iki hafta[202] içinde yazılı olarak cevap verebilir.
(Son üç cümle 05.04.2023 / 32154
sayılı R.G. 7445 s.k. ile eklenmiştir)
İKİNCİ BÖLÜM
Kanun Yararına Bozma
Kanun yararına bozma
MADDE 309. - (1) Hâkim veya mahkeme
tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen
karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar
veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini
içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi
ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
(4) Bozma nedenleri:
a) 223 üncü maddede
tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren
hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar
verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin
hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya
kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim
veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir.
Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de
mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden
yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının
kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın
verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan
hükmeder.
(5) Bu madde uyarınca
verilen bozma kararına karşı direnilemez.
Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısının kanun yararına başvurması
MADDE 310. - (1) 309 uncu maddede
belirtilen yetki, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü
olmak üzere ve kanun yararına olarak re'sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
tarafından da kullanılabilir.
(2) 309 uncu madde gereğince
Adalet Bakanı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı tarafından kullanılamaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yargılamanın Yenilenmesi
Hükümlü lehine yargılamanın
yenilenmesi nedenleri
MADDE 311. - (1) Kesinleşen bir hükümle
sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak
yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a)
Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş
olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine
kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği
anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan
hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza
kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini
yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk
mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir
hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni
deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle
birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı
içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte
olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan
Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin
ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı
deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.[203] Bu hâlde yargılamanın
yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f)
bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
İnfazın geri bırakılması
veya durdurulması
MADDE 312. - (1) Yargılamanın
yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri
bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.
Yargılamanın yenilenmesine
engel olmayan hâller
MADDE 313. - (1) Hükmün infaz edilmiş
olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu,
altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler.
(3) İkinci fıkrada sayılan
kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da yargılamanın yenilenmesi isteminde
bulunabilir.
Sanık veya hükümlünün
aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
MADDE 314. - (1) Kesinleşen bir hükümle
sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün
aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya
hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan
hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini
gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine
kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten
sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda
bulunmuşsa.
Yargılamanın yenilenmesinin
kabul edilmeyeceği hâl
MADDE 315. - (1) Kanunun
aynı maddesinde yer almış sınır içinde
olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul
edilemez.
(2) Hatanın
giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın
yenilenmesi yoluna gidilemez.
Bir suça dayanan yenileme
istemlerinin kabulü koşulları
MADDE 316. - (1) Bir suç iddiasına
dayandırılan yenileme istemi, ancak bu fiilden dolayı kesinleşmiş bir
mahkûmiyet hükmü verilmiş veya mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli
delil bulunmaması dışında bir nedenle ceza soruşturmasına
başlanamamış veya sürdürülememişse kabul edilebilir. Bu madde, 311
inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde yazılı hâlde uygulanmaz.
Yenileme istemi hakkında
uygulanacak hükümler
MADDE 317. - (1) Kanun yollarına
başvurma hakkındaki genel hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da
uygulanır.
(2) Yargılamanın yenilenmesi
istemi, bunun yasal nedenleri ile dayandığı delilleri içerir.
Yenileme isteminin kabule
değer olup olmadığı kararı ve mercii
MADDE 318. - (1) Yargılamanın
yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule
değer olup olmadığına karar verir.
(2) 303 üncü madde gereğince
Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de hükmü vermiş olan mahkemeye
başvurulur.
(3) Yargılamanın yenilenmesi
isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın
verilir.
Yenileme isteminin kabule değer
görülmemesi nedenleri ve kabulü hâlinde yapılacak işlem
MADDE 319. - (1) Yargılamanın
yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın
yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu
doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek
reddedilir.
(2) Aksi hâlde yargılamanın
yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa iki hafta[204] içinde bildirmek üzere
Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.
(3) Bu madde gereğince
verilen kararlara itiraz edilebilir.
Delillerin toplanması
MADDE 320. - (1) Mahkeme, yargılamanın
yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi
veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu
hususları yerine getirebilir.
(2) Delillerin mahkemece
veya naip hâkim tarafından veya istinabe suretiyle toplanması sırasında,
soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Delillerin toplanması
bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden iki
haftalık[205] süre içinde görüş ve
düşüncelerini bildirmeleri istenir.
Yenileme isteminin esassız
olmasından dolayı reddi, aksi takdirde kabulü
MADDE 321. - (1) Yargılamanın
yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya
311 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre
bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa,
yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın
reddedilir.
(2) Aksi hâlde mahkeme,
yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.
(3) Bu madde gereğince
verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Duruşma
yapılmaksızın yenileme isteminin incelenmesi
MADDE 322. - (1) Hükümlü ölmüşse mahkeme
yeniden duruşma yapmaksızın gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün
beraatine veya yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.
(2) Diğer hâllerde de
mahkeme, bu hususta yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü
aldıktan sonra duruşma yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir.
(3) Mahkeme beraat kararı
ile beraber önceki hükmün ortadan kaldırılmasını da karar altına alır.
(4) Yargılamanın yenilenmesi
isteminde bulunan kimse isterse, gideri Devlet Hazinesine ait olmak üzere
önceki hükmün iptaline ilişkin karar Resmî Gazete ile ilân olunacağı gibi
mahkemenin takdirine göre diğer gazetelerle de ilân edilebilir.
Yeniden duruşma sonucunda
verilecek hüküm
MADDE 323. - (1) Yeniden yapılacak
duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava
hakkında yeniden hüküm verir.
(2) Yargılamanın yenilenmesi
istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm önceki
hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
(3) Yargılamanın yenilenmesi
sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi
halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi
dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144
üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.
YEDİNCİ KİTAP
Yargılama
Giderleri ve Çeşitli Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Yargılama Giderleri
Tasarruflu Yazılar 1
Yargılama giderleri
MADDE 324. - (1) Harçlar ve tarifesine
göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma
evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her
türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
(2) Hüküm ve kararda
yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
(3) Giderlerin miktarı ile
iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı
veya hâkim belirler.
(4) Devlete ait yargılama
giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara
ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu
hükümlerine göre yerine getirilir. Devlete
ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken
tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar
verilir. (son cümle 05.07.2012 tarihli, 28344 sayılı R.G. 6352 s.k. ile
eklenmiştir)
(5) Türkçe bilmeyen ya da
engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın
giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince
karşılanır.
Sanığın yükümlülüğü
Genelgeler 1
MADDE 325. - (1) Cezaya veya güvenlik
tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
(2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın
ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır. (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
değişik)
(3) Yargılamanın değişik
evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş
olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa
yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların
kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.
(4) Hüküm kesinleşmeden
sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar.
Bağlantılı davalarda
giderler
MADDE 326. - (1) Birden çok suçtan
dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkûm
olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri
ödemekle yükümlü değildir.
(2) İştirak halinde işlenmiş
bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama
giderleri ayrı ayrı yükletilir.
Beraat veya ceza verilmesine
yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider
MADDE 327. - (1) Hakkında beraat veya
ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi
kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
(2) Bu kişinin önceden
ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.
Karşılıklı hakaret
hâllerinde gider
MADDE 328. - (1) Karşılıklı hakaret
hâllerinde taraflardan biri veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer
olmadığı kararının verilmesi; bunlardan birinin veya her ikisinin giderleri
karşılamaya mahkûm edilmelerine engel olmaz.
Suç uydurma ve iftira gibi
hâllerde gider
MADDE 329. - (1) Suç uydurup iftirada
bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm
edilir.
Kanun yollarına başvuru
sonucunda gider
MADDE 330. - (1) Kanun yollarından
birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun
reddolunmasından ileri gelen giderleri öder. Kanun yollarına başvuran
Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet
Hazinesine yükletilir.
(2) Kanun yoluna başvuranın
istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme uygun gördüğü şekilde giderleri
bölüştürür.
(3) Kesinleşmiş bir hüküm
ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden ileri
gelen giderler hakkında da aynı hüküm geçerlidir.
(4) Eski hâle getirme
isteminden doğan giderler, hasım tarafının esassız karşı koymasından meydana
gelmiş değilse, bu istemi ileri sürene yükletilir.
İKİNCİ KISIM
Çeşitli Hükümler
Adlî tatil
MADDE 331.
- (1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl
bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya
ara verirler. (07.07.2013
tarihli, 28700 sayılı R.G. 6494 s.k. ile değişik)[206]
(2) Soruşturma ile tutuklu
işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi
içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca belirlenir.
(3) Tatil süresince bölge
adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud
Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
(4) Adlî tatile rastlayan
süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış
sayılır.
Bilgi isteme
MADDE 332. - (1) Suçların soruşturma ve
kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı
olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu
süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç hangi
tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.
(2) Bilgi istenen yazıda
yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket etmenin Türk Ceza Kanununun 257
nci maddesine aykırılık oluşturabileceği yazılır. Bu durumda haklarında
kamu davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler
hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma
yapılır.
Yönetmelik
MADDE 333. - (1) Bu Kanunda öngörülen
yönetmelikler, aksine hüküm bulunmadıkça, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak
Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılır.
Kolluk görevlilerine yönelik özel hükümler (20.05.2016 tarihli, 29717 sayılı R.G. 6713 s.k. ile
eklenmiştir)
EK MADDE 1 - (1) Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten
yaralama, işkence, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç
işlemek amacıyla örgüt kurma suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlarla ilgili iddialara ilişkin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları bizzat ve
öncelikle yapar. Bu suçlardan dolayı kolluk görevlileri hakkında açılan
davalar, acele işlerden sayılır. Bu tür davaların kanun yolu incelemesi de
öncelikli olarak yapılır.
GEÇİCİ MADDE
1 - (1) Bu Kanunun 202
nci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen yönetmelik, Adalet Bakanlığınca
bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde
çıkarılır. Bu yönetmelik uyarınca tercüman listeleri oluşturuluncaya kadar bu
Kanunun 202 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen tercüme hizmetleri
sanığın kendisi tarafından getirilen tercüman tarafından yerine getirilir. (31.01.2013 tarihli ve 28545 sayılı R.G. 6411 s.k. ile
eklenmiştir)
GEÇİCİ MADDE
2 - (1) İnsan Haklarını ve Ana
Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle
bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar
Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311
inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın
yenilenmesi talebinde bulunabilirler. (30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı R.G.
6459 s.k. ile eklenmiştir)
GEÇİCİ MADDE
3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihe kadar milletvekilleri hakkında açılmış olan davalarda, bu maddeyi ihdas
eden Kanun Hükmünde Kararname ile bu Kanunun 161 inci maddesine eklenen
dokuzuncu fıkra hükmü uyarınca yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilemez, bu
davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya
devam olunur. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar milletvekilleri
hakkında başlatılmış soruşturmalarda da bu maddeyi ihdas eden Kanun Hükmünde
Kararname ile bu Kanunun 161 inci maddesine eklenen dokuzuncu fıkra hükmü
uyarınca yetkisizlik kararı verilemez. (25.08.2017 tarih ve 30165
sayılı R.G. 694 s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile
eklenmiştir.)
GEÇİCİ MADDE 4 - (1) Bu
maddeyi ihdas eden Kanunla 304 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapılan
düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Yargıtay tarafından
verilen bozma kararları hakkında uygulanır. (28.02.2019 / 30700 R.G.7165
s.k. ile eklenmiştir)
GEÇİCİ MADDE 5- (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile
eklenmiştir) (1) Bu maddeyi
ihdas eden Kanunla;
a) 102 nci maddede yapılan düzenleme, bu
maddenin yayımlandığı tarihten itibaren üç ay sonra uygulanır.
b) 236 ncı maddenin dördüncü ve beşinci
fıkralarında yapılan düzenleme uyarınca kurulması gereken merkezler, en geç
1/9/2020 tarihine kadar faaliyete geçirilir. Bu tarihe kadar mevcut uygulamaya
devam olunur.
c) 250 nci maddede düzenlenen seri
muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne
ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.
d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş[207], hükme bağlanmış[208] veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme
usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.
e) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla, kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda kamu davasının açılmasının
ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.
f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında
yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde
talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince
verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin
uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde
uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece
mahkemesince değerlendirilir.
g) 308/A maddesinde yapılan değişiklikle
bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan itirazların
incelenmesine ilişkin getirilen usul, bu maddenin yayımlandığı tarihten önce
itiraz yoluna başvurulup reddedilmiş olan itirazlar hakkında uygulanmaz.
h) Aile mahkemeleri ile çocuk ve çocuk
ağır ceza mahkemelerinde görev yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışma
görevlilerine ilişkin düzenlemeler, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren
altı ay sonra uygulanır.
GEÇİCİ MADDE 6 (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir) - (1) Bu
maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunda yapılan düzenlemeler bakımından aşağıdaki
hükümler uygulanır:
a) Eski hâle getirme kurumuna ilişkin olarak 41 inci
maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve
sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanır. Bu tarihten önce kalkan
engeller bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikten önceki
hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
b) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz
süresine ilişkin olarak 173 üncü maddenin birinci fıkrasında yapılan
değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında
uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas eden
Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
c) Kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu
sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin 268, 273,
276, 277, 291, 294, 296, 297, 308, 308/A, 319 ve 320 nci maddelerde yapılan
değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında
uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas eden
Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler ile yürürlükten kaldırılan
hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
d) Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden
itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin 291, 296 ve 297 nci
maddelerde yapılan değişiklikler, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci
fıkrası kapsamında olup da 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar
hakkında da uygulanır.
e) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla yürürlükten
kaldırılan; 275 inci maddenin ikinci fıkrası, 293 üncü maddenin ikinci fıkrası
ve 295 inci maddesi hükümlerinin, 1/6/2024 tarihinden önce verilen kararlar
bakımından uygulanmasına devam olunur.
(2) a) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin
onbirinci ve onikinci fıkrasında yapılan kanun yoluna ilişkin değişiklikler,
1/6/2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararları hakkında uygulanır.
b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun
uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231
inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre
sonuçlandırılır.
c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin
onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde,
bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan
değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır.
d) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı
aranmaya devam olunur.
(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 141 inci maddede
yapılan düzenlemeler, 1/6/2024 tarihinden sonra kesinleşen karar veya hükümler
bakımından uygulanır.
(4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede
yapılan değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında yapılan istemler
bakımından uygulanır. Bu tarihten önce yapılan istemlere, kesinleşinceye kadar
bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede yapılan değişiklikten önceki
hükümlere göre yargı mercilerince bakılmaya devam olunur. Bu fıkrada yer alan
düzenlemeler ile bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede yapılan
değişiklikler, mülga 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya
Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan veya
yapılacak olan istemler hakkında da kıyasen uygulanır.
GEÇİCİ MADDE 7- (14.11.2024 /
32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile eklenmiştir) (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237
sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresine
geçilmiş dosyalar bakımından uygulanmaz.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından bu
maddeyi ihdas eden Kanunla 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasında yapılan
değişiklik ve 5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan
değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar, 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasının
değişiklikten önceki hükümlerine göre sonuçlandırılır. (29.05.2025 / 32914 R.G. Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025
tarih ve E:2024/197, K:2025/86 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.)
(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 253
üncü maddenin yirmidördüncü fıkrasında yapılan
düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan uzlaştırmacı
yazılı sınavlarında başarılı olanlar hakkında uygulanmaz. Bu kişiler, diğer
koşulları taşımaları halinde uzlaştırmacı siciline ve listelerine
kaydedilebilir.
(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla 254 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilen dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla
254 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu dosyalar,
254 üncü maddenin ikinci fıkrasının değişiklikten önceki hükümlerine göre
sonuçlandırılır.
GEÇİCİ MADDE 8- (1) Soruşturma veya
kovuşturma evresinde olup da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibanyla
uzlaşmanın sağlanmış olduğu dosyalar bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla
253 üncü maddenin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ve 5237 sayılı Kanunun
75 inci maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklik uygulanmaz. Bu
dosyalar, 253 üncü maddenin üçüncü fıkrasının değişiklikten önceki hükümlerine
göre sonuçlandırılır. (25.12.2025 /
33118 R.G. 7571 s.k ile eklenmiştir)
Yürürlük
MADDE 334. - (1) Bu Kanun, 1 Nisan 2005
tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 335. - (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
17 Aralık 2004
19.12.2006 tarih
ve 26381 sayılı R.G.ile yayımlanan 5560 sayılı kanunun GEÇİCİ MADDESİ
GEÇİCİ MADDE
1 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarih itibarıyla hükme bağlanmış olmakla beraber henüz kesinleşmemiş olan
dosyalarda, uzlaşma kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.
31.07.2026
/ 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile yayımlanan Geçici 1
madde
GEÇİCİ MADDE 1-
(8) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5271 sayılı Kanunun 308 inci
maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin
uygulanmasına devam olunur.
[1] Mülga: Barış
zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda
yer alan askerî mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya
asker kişilerle iştirâk halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin
soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adlî yargı mahkemeleri
tarafından yapılır. (07.7.2018
tarih ve 30471 2.Mükerrer KHK-700 ile kaldırılmıştır)
[2] Başlık, (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[3] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[4] Mülga; (1)
Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy
ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin,
şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine
karar verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi
ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez.
[5] Mülga; (1)
Bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen
bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet
savcıları ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden
değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler. Bu
listelerin düzenlenmesine veya listelerde yer verilenlerin çıkarılmalarına
ilişkin esas ve usuller, yönetmelikte gösterilir.
[6] "(ç), (d) ve
(e)" ibaresi "(d), (e) ve (f)" şeklinde 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694
s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile değiştirilmiştir.
[7] Mülga; (2)
Atama kararında, gerekçesi de gösterilmek suretiyle, birinci fıkrada belirtilen
listelere girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilir.
[8] Mülga; (4)
Bilirkişi olarak atanan bir tüzel kişi ise, kendisi adına incelemeyi yapacak
gerçek kişi veya kişilerin isimlerini, bilirkişi atayacak yargı merciinin
onayına sunar.
[9] "bilirkişiler," ibaresinden sonra gelmek üzere
"bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer" ibaresi 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı
R.G. 6754 s.k. eklenmiştir.
[10] Mülga son
cümle; Bu bilirkişi, 64 üncü maddede öngörülen listelerden çıkarılabileceği
gibi; gecikme dolayısıyla uğranılmış zararları ödemesine de karar verilebilir.
[11] Mülga; (3)
Bilirkişi raporunda, hâkim tarafından yapılması gereken hukukî
değerlendirmelerde bulunulamaz.
[12] "uygulanır" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve durum
bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir" ibaresi 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile eklenmiştir.
[13] Mülga; MADDE
72.- (1) Bilirkişiye, inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı
bir ücret ödenir.
[14] Mülga:
(2) Bu bilgiler,
kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi,
beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi
hâllerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus
dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. (Anayasa Mhk. E: 2025/141,
K: 2025/274 Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 18.12.2026)
[15] "işlediğini
düşündürebilecek emarelerin" ibaresi "işlediği şüphesini gösteren somut
delillerin" şeklinde 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer
Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değiştirilmiştir.
[16] 04.04.2015 tarih ve 29316 sayılı R.G. 6638 s.k. ile 4.fıkra
eklenince aşağıdakiler teselsül edilmiştir
[17] Mülga; Madde
94. - (01.06.2005
tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
(1)
Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma
evresinde yakalanan kişi, en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkim veya
mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne
çıkarılır; serbest bırakılmadığı takdirde, yetkili hâkim veya mahkemeye en kısa
zamanda gönderilmek üzere tutuklanır.
[18] "olguların"
ibaresi "somut delillerin" şeklinde 06.03.2014 tarihli,
29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değiştirilmiştir.
[19] "somut
delillere dayanan" ibaresi
14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir.
[20] (2) olan alt
bent numarası (3) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[21] (3) olan alt
bent numarası (4) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[22] "Silahla
işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e)" ibaresi "Kasten yaralama
(madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)" olarak 27.05.2022 / 31848 sayılı R.G. 7406 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[23] (4) olan alt
bent numarası (5) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile teselsül
ettirilmiştir.
[24] (5) olan alt
bent numarası (6) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[25] (6) olan alt
bent numarası (7) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[26] (7) olan alt
bent numarası (8) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[27] (8) olan alt
bent numarası (9) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[28] (9) olan alt
bent numarası (10) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[29] (10) olan alt
bent numarası (11) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[30] (11) olan alt
bent numarası (12) olarak 24.12.2019 tarih ve 30988 sayılı R.G. 7196 s.k. ile
teselsül ettirilmiştir.
[31] Mer'i 5607
Sayılı Kanun
[32] "veya"
ibaresi "suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere" şeklinde 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı
R.G. 6763 s.k.ile değiştirilmiştir.
[33] "üç yılı"
ibaresinden sonra gelmek üzere ", 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı" ibaresi 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694
s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile eklenmiştir.
[34] "Ret
kararına" ibaresi "Bu kararlara" şeklinde (24.12.2017
tarih ve 30280 sayılı R.G. 696 S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[35] (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile
eklenmiştir)
[36]
"bulundurularak" ibaresinden sonra gelmek üzere ", şüpheli veya müdafii
dinlenilmek suretiyle" ibaresi 30.04.2013 tarihli ve
28633 sayılı R.G. 6459 s.k. ile eklenmiştir.
[37] "(e)
bendinde" ibaresi "(e) ve (j) bentlerinde" olarak 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[38] "bu madde
hükümleri," ibaresi "bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri," olarak 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile
değiştirilmiştir. (Yürürlük 01.01.2022)
[39] "makul"
ibaresi "somut delillere dayalı kuvvetli" şeklinde 06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değiştirilmiştir.
"somut delillere dayalı kuvvetli" ibaresi "makul" şeklinde 12.12.2014 tarih ve 29303 Mükerrer R.G. 6572 s.k.
ile değiştirilmiştir.
[40] Mülga: Askerî
mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî
makamlar tarafından yerine getirilir
[41] Mülga: Askerî
mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla
askerî makamlar tarafından yerine getirilir
[42] "elde
edildiğine dair" ibaresinden sonra gelmek üzere "somut delillere dayanan"
ibaresi 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G.
6526 s.k.ile eklenmiştir
[43] "Elkonulabilir."
ibaresinden sonra gelmek üzere "Somut olarak belirlenen" ibareleri 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
eklenmiştir
[44] Mülga; 17.
Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315) suçları,
[45] "yetkilerinin"
ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte
ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin" ibaresi (23.07.2016 tarih ve 29779 2. Mükerrer Sayılı R.G. 6723
s.k.ile eklenmiştir)
[46]
"soruşturmada," ibaresinden sonra gelmek üzere "somut delillere dayanan
kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve" ibaresi 06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile eklenmiştir.
[47] 'Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine' ibaresi 'hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından' olarak
31.07.2018/30495 sayılı R.G. yayımlanan 7145 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
[48] Mülga: hâkim tarafından
(31.07.2018/30495 sayılı R.G. yayımlanan 7145 sayılı Kanun)
[49] 'ya da
işlemin uzun sürecek olması' ibaresi (31.07.2018/30495
sayılı R.G. yayımlanan 7145 sayılı Kanunla eklenmiştir)
[50] "İstemesi
halinde, bu" ibaresi "Üçüncü fıkraya göre alınan" şeklinde 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değiştirilmiştir.
[51] 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
2.fıkra eklendiği için aşağıdaki fıkralar dahil olmak üzere teselsül
edilmiştir.
[52] "mahkeme"
ibaresi "hâkim" şeklinde (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[53] (Son cümle 01.06.2005 tarihli,
25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
[54] ", fıkra 3"
ibaresi 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G.
6526 s.k.ile madde metninden çıkarılmıştır.
[55] Mülga; 14.
Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
[56] "veya
kovuşturma" ibaresi 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331
s.k. ile eklenmiştir.
[57]
"Başsavcılığı," ibaresi "başsavcılığı veya mahkeme," olarak 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[58] "hususunda"
ibaresinden sonra gelmek üzere "somut delillere dayanan" ibaresi 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
eklenmiştir.
[59] ", fıkra 3"
ibaresi 06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G.
6526 s.k.ile madde metninden çıkarılmıştır.
[60] Mülga; 11.
Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
[61] "mahkeme"
ibaresi "hâkim" şeklinde 02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile değiştirilmiştir.
[62] "Yakalama"
ibaresi "Yakalama, adli kontrol" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[63] "(e) ve (f)
bentlerinde" ibaresi "(e), (f) ve (l) bentlerinde" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[64] (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir.
Yürürlük: 01.06.2024)
[65] (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir.
Yürürlük: 01.06.2024)
[66] (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir.
Yürürlük: 01.06.2024)
[67] (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir.
Yürürlük: 01.06.2024)
[68] "onbeş gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[69] 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
eklenmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[70] 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile eklenmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[71] Mülga; (2)
Devlet, ödediği tazminattan dolayı, koruma tedbiriyle ilgili olarak görevinin
gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kamu
görevlilerine rücu eder.
(01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile değişik)
[72] "yakalanan"
ibaresi "yakalanan, adli kontrol altına alınan" olarak 12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[73] "gözaltına
alınmasına" ibaresi "gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına"
olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[74] 29 Kasım 2019
Tarihli ve 30963 Sayılı Resmi Gazete Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 Tarihli ve
E: 2018/73, K: 2019/65 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir
[75] Mülga; (3)
149 uncu maddeye göre seçilen veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk
Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından
tutuklu ve hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında
bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle kovuşturma açılması halinde tutuklu veya
hükümlünün müdafilik veya vekilliğini üstlenmekten yasaklanabilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
[76] 29 Kasım 2019
Tarihli ve 30963 Sayılı Resmi Gazete Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 Tarihli ve
E: 2018/73, K: 2019/65 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir
[77] 29 Kasım 2019
Tarihli ve 30963 Sayılı Resmi Gazete Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 Tarihli ve
E: 2018/73, K: 2019/65 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir
[78] Mülga; (4)
Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, müdafi veya vekil
hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı mahkeme tarafından gecikmeksizin karar
verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama
kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir. Müdafilik
görevinden yasaklama kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir
yıl süre ile verilebilir. Ancak, kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler
altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Kovuşturma
sonunda mahkûmiyet dışında bir karar
verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı
kendiliğinden kalkar.
(01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile EKLENMİŞTİR)
[79] "tutuklu"
ibaresi "şüpheli, sanık" şeklinde (29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı R.G. KHK/676 ile
değişik)
[80] Mülga; Müdafiin
dosyayı inceleme yetkisi
MADDE 153. - (1) Müdafi,
soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir
örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) (06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
yürürlükten kaldırılmıştır).
(3) (06.03.2014 tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile
yürürlükten kaldırılmıştır).
(4) (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı
R.G. - 5353 s.k. ile değişik) (06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile yürürlükten kaldırılmıştır)
(5)
Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.
[81] "zamanı"
ibaresi "tarihi, başlama ve bitiş saatini" şeklinde 06.03.2014
tarihli, 29833 Mükerrer Sayılı R.G. 6526 s.k.ile değiştirilmiştir.
[82] "açıklanır."
ibaresi "açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle
ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez." olarak 14.07.2021
/ 31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile değiştirilmiştir.
[83] MÜLGA: 253
üncü maddenin ondokuzuncu fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, Cumhuriyet
savcısı, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olup, üst sınırı bir
yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli
şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle
ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören, bu karara 173 üncü madde
hükümlerine göre itiraz edebilir.
[84] "uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere" ibaresi (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile) madde metninden çıkarılmıştır.
[85] "uğradığı zararın," ibaresi "uğradığı ve Cumhuriyet savcısı
tarafından tespit edilen zararın," şeklinde (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile değişik)
[86] 'veya bu karar
aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane
çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi' ibaresi (31.07.2018/30495 sayılı R.G. yayımlanan 7145 sayılı Kanunla
eklenmiştir)
[87] "onbeş gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[88] "ağır ceza mahkemesine en yakın ağır
ceza mahkemesine" ibaresi "ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza
hâkimliğine" şeklinde (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı
R.G. 6545 s.k. ile değişik)
[89] "Mahkeme" ibaresi "Sulh ceza
hâkimliği" şeklinde (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı
R.G. 6545 s.k. ile değişik)
[90] MÜLGA: Suçun
sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
[91] MÜLGA:
Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan
işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
[92] "mazeretsiz
olarak" ibaresinden sonra gelmek üzere "duruşmaya gelmemesi veya" ibaresi (24.12.2017 tarih ve 30280 sayılı R.G. 696 S.KHK
(08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile eklenmiştir)
[93] Mülga; (2)
Sulh ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz.
[94] Mülga: Sanık
hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi
gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda
bitirilebilir. (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı R.G. - 5353 s.k. ile
EKLENMİŞTİR) (04.10.2022 tarihli, 31973 sayıyı R.G. ile yayımlanan 2022/98
Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük tarihi
04.04.2023)
[95] Bu madde
hükümleri," ibaresi 31.01.2013 tarihli ve 28545 sayılı
R.G. 6411 s.k. ile değişik
[96] "okunması"
ibaresi "anlatılması" şeklinde 02.12.2016 tarih ve
29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değiştirilmiştir.
[97] "okunması"
ibaresi "anlatılması" şeklinde (24.12.2017 tarih ve
30280 sayılı R.G. 696 S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[98] "okunur"
ibaresi "anlatılır" şeklinde (24.12.2017 tarih ve 30280
sayılı R.G. 696 S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[99] "okunmasına"
ibaresi "anlatılmasına" şeklinde (24.12.2017 tarih ve
30280 sayılı R.G. 696 S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[100] Mülga: (4)
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa
tanınan haklardan onun gibi yararlanır. (05.04.2024 / 32511 R.G. Anayasa
Mahkemesinin 22.02.2024 tarih ve E:2023/163, K:2024/57 sayılı Kararı ile iptal
edilmiştir. Yürürlük: 05.01.2025)
[101] (başlık 19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı R.G. - 5560 s.k. ile
değişik)
[102] Mülga: (5)
Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki
yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik) (31.12.2025 / 33124 R.G.
Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı
Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[103] Mülga: (6) (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k.
ile değişik) (31.12.2025 / 33124 R.G.
Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı
Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın
daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece,
sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde
bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun
işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki
hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
[104] Mülga: (7)
Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis
cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara
çevrilemez. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik) (31.12.2025 / 33124 R.G. Anayasa Mahkemesinin
10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı Kararı ile iptal
edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[105] (8)
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik) (31.12.2025 / 33124 R.G. Anayasa
Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı Kararı
ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025) Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine
tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle
bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre
içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın
denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek
veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak
amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek
veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı
meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
çalıştırılmasına,
c) Belli
yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü
kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar
verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
[106] Mülga: (9)
Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği
takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince
aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değişik) (31.12.2025
/ 33124 R.G. Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K:
2025/149 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[107] Mülga: (10)
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik
tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri
bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik)
(31.12.2025 / 33124 R.G. Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve
E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
30.09.2025)
[108] Mülga: (11)
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik
tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü
açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen
sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir
kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis
cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek
yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
değişik) (31.12.2025 / 33124 R.G.
Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı
Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[109] Mülga: (12)
272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak
üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi
sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde
temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve
esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (12.03.2024 / 32487
sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik)
(31.12.2025 / 33124 R.G. Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve
E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
30.09.2025)
[110] Mülga: (13)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı
olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu
maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G.
7499 s.k. ile değişik) (31.12.2025 /
33124 R.G. Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K:
2025/149 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[111] Mülga: (14)
Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri,
Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer
alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. (12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499
s.k. ile değişik) (31.12.2025 / 33124
R.G. Anayasa Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149
Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[112] "Hükmün
gerekçesi" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve varsa karşı oy gerekçesi" ibaresi
02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir.
[113] "Kovuşturma
evresine geçildiğinde çağrı kâğıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye
ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi
iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak
suretiyle de bildirilir." cümleleri 14.07.2021 / 31541
sayılı R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir. (Yürürlük
01.09.2021)
[114] "ve zorla
getirme" ibaresi 14.07.2021 / 31541 sayılı R.G. 7331
s.k. ile eklenmiştir.(Yürürlük 01.09.2021)
[115] "cinsel
saldırı suçu ile" ibareleri "cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya
ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya
eziyet suçlarında ve" olarak 27.05.2022 / 31848 sayılı
R.G. 7406 s.k. ile değiştirilmiştir.
[116] 21.07.2012
tarih ve 28360 s.R.G. ile yayımlanan 2011/37 Esas, 2012/69 Karar sayılı Anayasa
Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiştir.
[117] "cinsel
saldırı suçu ile" ibareleri "cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya
ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya
eziyet suçlarında ve" olarak 27.05.2022 / 31848 sayılı
R.G. 7406 s.k. ile değiştirilmiştir.
[118] Bunlar
hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır" cümlesi (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile) kaldırılmıştır.
[119] "cinsel
saldırı suçu ile" ibaresi "cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya
ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya
eziyet suçlarında ve" olarak 27.05.2022 / 31848 sayılı
R.G. 7406 s.k. ile değiştirilmiştir.
[120] "gazete ile"
ibaresinden sonra gelmek üzere "şüpheli veya" ibaresi 02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir.
[121] "başvurmayan"
ibaresinden sonra gelmek üzere "şüpheli veya" ibaresi 07.01.2017 tarihli ve 29940 sayılı
R.G. 680 s.KHK ile eklenmiştir.
[122] Mülga: (3)
Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu
yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değişik) (31.12.2025 / 33124 R.G. Anayasa
Mahkemesinin 10/7/2025 Tarihli ve E: 2024/98, K: 2025/149 Sayılı Kararı
ile iptal edilmiştir. Yürürlük 30.09.2025)
[123] "Kaçak
sanığın" ibaresi "Kaçağın" şeklinde (07.01.2017 tarihli ve 29940 sayılı R.G. 680 s.KHK
ile değişik)
[124] "(madde 170)"
ibaresi "(madde 170, birinci ve üçüncü fıkra)" olarak 25.12.2025
/ 33118 R.G. 7571 s.k ile değiştirilmiştir.
[125] "birinci,
üçüncü ve beşinci fıkraları" ibaresi "üçüncü fıkrası"
olarak 30.11.2024 / 32738 sayılı R.G. 7533 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[126] "ve koşulları
bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra
belirlenen cezadan" ibaresi 14.07.2021 / 31541 sayılı
R.G. 7331 s.k. ile eklenmiştir.
[127] "şartların
gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine
varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda" ibaresi "şartların
gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki
mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa
talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci
fıkra hükümleri doğrultusunda" olarak 14.07.2021 /
31541 sayılı R.G. 7331 s.k. ile değiştirilmiştir.
[128] 10.03.2025 /
32837 R.G. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarih ve
E:2024/66, K:2024/188 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
[129] "ya da başka
bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması" ibaresi Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025
Tarihli ve E: 2025/51, K: 2025/184 Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük: 03.09.2026
[130] Mülga: (14)
Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece
kurulan hükme itiraz edilebilir.
[131] on beş gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[132] 10.03.2025 /
32837 R.G. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarih ve
E:2024/66, K:2024/188 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
[133] Mülga: (2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece
duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar
gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm
verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan
önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş
sayılır. (11.10.2023 / 32336 sayılı R.G. Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih
ve E:2020/79, K:2023/113 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
11.07.2024)
[134] Mülga: (3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm
verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği
hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından
yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim
korunur. (11.10.2023 / 32336 sayılı R.G. Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih
ve E:2020/79, K:2023/113 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük
11.07.2024)
[135] Mülga: (4) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine
olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma
olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır. (11.10.2023
/ 32336 sayılı R.G. Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih ve E:2020/79,
K:2023/113 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 11.07.2024)
[136] Mülga: (5) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere
karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir. (11.10.2023 / 32336
sayılı R.G. Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih ve E:2020/79, K:2023/113
sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 11.07.2024)
[137] Mülga: (6) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde
yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı
mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası
uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler
yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir. (11.10.2023
/ 32336 sayılı R.G. Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih ve E:2020/79,
K:2023/113 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 11.07.2024)
[138] Başlık, (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[139] (5) olan bent
numarası (6) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[140] "(madde 155)"
ibaresi "(üçüncü fıkra hariç, madde 155)" olarak 25.12.2025
/ 33118 R.G. 7571 s.k ile değiştirilmiştir.
[141] (6) olan bent
numarası (8) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[142] (7) olan bent
numarası (10) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[143] (8) olan bent
numarası (11) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[144] "etkin
pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresi madde metninden 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile çıkarılmıştır.
[145] "(125 inci
maddenin ikinci fıkrası)," ibaresi "(madde 125)" olarak 25.12.2025 / 33118 R.G. 7571 s.k ile değiştirilmiştir.
[146] "suçlarda ve
ısrarlı takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma" ibaresi "suçlarda, ısrarlı
takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (125 inci maddenin ikinci
fıkrası), uzlaştırma" olarak 14.11.2024
/ 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile değiştirilmiştir.
[147] "birlikte" ibaresinden sonra gelmek üzere "aynı mağdura
karşı" ibaresi (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) eklenmiştir
[148] Cümle 09.07.2009 tarihli ve 27283 sayılı R.G.
5918 s.k.ile eklenmiştir.
[149] Cümle 25.12.2025 / 33118 R.G. 7571 s.k ile değişik.
[150] "üç gün"
ibaresi "yedi gün" olarak 14.11.2024 / 32722 sayılı
R.G. 7531 s.k. ile değiştirilmiştir.
[151] "en çok yirmi gün daha" ibaresi "her defasında yirmi günü
geçmemek üzere en fazla iki kez" şeklinde (24.10.2019
tarihli, 30928 sayılı R.G. / 7188 s.k. ile) değişik
[152] "Uzlaşmanın
sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra
ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası
açılamaz;" ibaresi 14.11.2024 / 32722 sayılı R.G. 7531
s.k. ile eklenmiştir. (Mülga: Uzlaşmanın sağlanması halinde,
soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, 18.10.2023 /
32343 R.G. Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarih ve E:2023/43, K:2023/141
sayılı Kararı ile iptal edilmiştir)
[153] Birinci cümle
(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile
değişik)
[154] "avukatların
veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin" ibaresi "hukuk fakültesi mezunlarının"
olarak 14.11.2024 / 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[155] Mülga: (2)
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini
def'aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine
getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik
arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın,
hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince
zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten
sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme
tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın,
hüküm açıklanır.
[156] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[157] Mülga: b)
İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama
kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul uygulanır. Ancak,
ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği, tutuklama kararını itiraz
mercii olarak inceleyemez. (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile
değişik)
[158] "üçbin"
ibaresi "onbeşbin" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[159] "hükmün
açıklanmasından itibaren yedi gün" ibaresi "hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ
edildiği tarihten itibaren iki hafta" olarak 12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[160] Mülga: (2)
Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre
tebliğ tarihinden başlar.
[161] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[162] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[163] Mülga: (2)
Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısına veya ilgililere
gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf yoluna
başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde
tebliğ edilir.
[164] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[165] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[166] (01.09.2016 tarih ve 29818 2. mükerrer R.G. KHK/674 ile
yürürlükten kaldırılmıştır)
[167] Mülga; Bölge
adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının görevi
MADDE
278. - (1) Dava dosyası, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcılığına geldiğinde incelenerek, varsa tebligat eksikliklerinin
giderilmesi sağlandıktan ve sunulması gereken belge ve deliller de eklendikten
sonra, yazılı düşünceyi içeren bir tebliğname ile birlikte bölge adliye
mahkemesi ceza dairesine verilir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname ilgililere de tebliğ olunur.
[168] (01.09.2016 tarih ve 29818 2. mükerrer R.G. KHK/674 ile
yürürlükten kaldırılmıştır)
[169] "(c)" ibaresi
"(a), (c), (d)" şeklinde (05.08.2017 tarihli ve 30145
sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile değişik)
[170] "303 üncü maddenin birinci fıkrasının
(c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde
hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine," ibaresi 28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile
eklenmiştir
[171] (c) olan bent
numarası (d) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[172] (d) olan bent
numarası (e) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[173] "maddenin
birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde" ibaresi
"maddede" olarak 25.12.2025 / 33118 R.G. 7571 s.k ile
değiştirilmiştir.
"maddede"
ibaresi "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer
bentlerinde" şeklinde (24.12.2017 tarih ve 30280 sayılı
R.G. 696 S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[174] (e) olan bent
numarası (g) olarak (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı
R.G. / 7188 s.k. ile) teselsül ettirilmiştir.
[175] "ilk derece mahkemesinin kararını
kaldırarak" ibaresi madde metninden 28.06.2014 tarihli,
29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile çıkarılmıştır.
[176] "mahkemesi"
ibaresinden sonra gelmek üzere "daire" ibaresi (05.08.2017
tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
[177] İkinci cümle;
"Tutuksuz sanığa yapılacak çağrıda kendi başvurusu üzerine açılacak davanın
duruşmasına gelmediğinde davasının reddedileceği ayrıca bildirilir." (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035
s.k.ile yürürlükten kaldırılmıştır)
[178] "okunur"
ibaresi "anlatılır" şeklinde (05.08.2017 tarihli ve
30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile değişik)
[179] "de okunur"
ibaresi "anlatılır" şeklinde (05.08.2017 tarihli ve
30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile değişik)
[180] Mülga; c) İlk
derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar ile
keşif tutanakları, bilirkişi raporu, bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı
aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi
açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar okunur.
[181] "okunur"
ibaresi "anlatılır" şeklinde (24.12.2017 tarih ve 30280
sayılı R.G. 696 S.KHK (08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[182] "yoluna"
ibaresinden sonra gelmek üzere "yalnız" ibaresi (05.08.2017
tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
[183] "Türk Ceza
Kanununun" ibaresi "23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda
Uluslararası Adlî İş Birliği Kanununun" şeklinde (05.08.2017
tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile değişik)
[184] MÜLGA: İlk derece mahkemelerinin görevine
giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını
gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge
adliye mahkemesi kararları, (28.06.2014 tarihli, 29044
sayılı R.G. 6545 s.k. ile değişik)
[185] "suç niteliğini değiştirmeyen" ibaresi
"her türlü" şeklinde (28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı
R.G. 6545 s.k. ile değişik)
[186] "bölge adliye mahkemesince verilen
beraat kararları ile" ibaresi madde metninden 28.06.2014
tarihli, 29044 sayılı R.G. 6545 s.k. ile çıkarılmıştır
[187] "hükmün açıklanmasından
itibaren on beş gün" ibaresi "hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği
tarihten itibaren iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487
sayılı R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir.
(Yürürlük: 01.06.2024)
[188] Mülga: (2)
Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre
tebliğ tarihinden başlar.
[189] Mülga: (2)
Hüküm, temyiz eden Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte
açıklanmamışsa; hükmün temyiz edildiğinin bölge adliye mahkemesince
öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde tebliğ edilir.
[190] Mülga:
MADDE 295. - (1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri
gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan
bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet
savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine
olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz,
sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza
edilerek verilir.
(3)
Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir
beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal
temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü
madde hükümleri saklıdır.
[191] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[192] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[193] (01.09.2016 tarih ve 29818 2. mükerrer R.G. KHK/674 ile
yürürlükten kaldırılmıştır)
[194] "bir hafta"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[195] "sanığın veya
katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re'sen duruşma yoluyla
yapar" ibaresi "uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir" şeklinde (24.12.2017 tarih ve 30280 sayılı R.G. 696 S.KHK
(08.3.2018/30354 MÜKERRER R.G. 7078 S.K.) ile değişik)
[196] MÜLGA:
Yargıtayca 302 nci maddenin birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca
verilen kararlara ilişkin dosya, hükmü veren bölge adliye mahkemesine
gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Bölge adliye
mahkemesi, dosyayı Yargıtaydan geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde
gereğinin yapılması için ilgili ilk derece mahkemesine gönderir.
[197] "Yargıtay"
ibaresi 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer
R.G. 7035 s.k.ile metinden çıkarılmıştır.
[198] Mülga: (1)
Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten
itibaren bir ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine
itirazda süre aranmaz.
[199] "otuz gün"
ibaresi "bir ay" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G.
7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[200] (05.04.2023 / 32154 sayılı R.G.
7445 s.k. ile değişik) Mülga: Bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi
Cumhuriyet başsavcılığı, re'sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği
tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir(Anayasa
Mahkemesi 2021/48 Esas sayı ile 14.04.2022 tarih 31809 s.R.G. ile 14.01.2023
tarihi itibariyle iptal edilmiştir).
[201] "Daire,
mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını
düzeltir, aksi halde itirazı reddeder. İtirazın reddine ilişkin kararlar
kesindir" cümleleri "Daire, mümkün olan en kısa
sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı
itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula
gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya
görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır"
şeklinde (24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı R.G.
/ 7188 s.k. ile) değiştirilmiştir.
[202] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[203] 'veya ceza
hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında
dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi'
ibaresi (31.07.2018/30495 sayılı R.G. yayımlanan 7145
sayılı Kanunla eklenmiştir)
[204] "yedi gün"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[205] "yedi günlük"
ibaresi "iki haftalık" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[206] Mülga-2; (1)
Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere,
yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. (26.08.2011 tarih ve 28037 s.R.G. HKH/650 ile değişik.
Yürürlük 01.01.2012)
Mülga-1;
(1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl ağustosun birinden eylülün
beşine kadar tatil olunur.
[207] 19.08.2020
tarih ve 31218 s.R.G. Anayasa Mahkemesi 2020/16 Esas, 2020/33 Karar ile iptal
edilmiştir.
[208] "kovuşturma
evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresi 02.08.2022 / 31911 R.G. Anayasa Mahkemesinin 2020/87 Esas,
2022/44 Kararı ile iptal edilmiştir.