Hukuk Muhakemeleri Kanunu
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
Kanun No. 6100 Kabul Tarihi:
12/1/2011
Yürürlük Tarihi: 01.10.2011
04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı R.G.
Olağanüstü
Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi (CK 2023-120)
Yargıtay Kararları 1 2
Danıştay Kararları 1 2 3
Genelgeler 1
Covid-19 sürelerinin durdurulması
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Görev, Yetki ve Yargı
Yeri Belirlenmesi
BİRİNCİ AYIRIM
Görev
Görevin belirlenmesi ve
niteliği
MADDE 1- (1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla
düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.
Asliye
hukuk mahkemelerinin görevi
MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın
malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli
mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer
kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve
işler bakımından da görevlidir.
Ölüm
veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında
görev
MADDE 3- (1) Her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin
sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya
tamamen yitirilmesine yahut kişinin ölümüne bağlı maddi ve manevi zararların
tazminine ilişkin davalara asliye hukuk mahkemeleri bakar. İdarenin sorumluluğu
dışında kalan sebeplerden doğan aynı tür zararların tazminine ilişkin davalarda
dahi bu hüküm uygulanır. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
hükümleri saklıdır.
Sulh
hukuk mahkemelerinin görevi
MADDE 4- (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya
tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların,
9/6/1932 tarihli ve 2004
sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin
hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil
olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan
davaları,
b) Taşınır ve taşınmaz mal
veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz
mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer
kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği
davaları,
görürler.
İKİNCİ
AYIRIM
Yetki
Genel kural
MADDE 5- (1) Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan
yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir.
Genel
yetkili mahkeme
MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel
kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
(2) Yerleşim yeri,
22/11/2001 tarihli ve 4721
sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
Davalının
birden fazla olması hâlinde yetki
MADDE 7- (1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin
yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda,
davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse,
davaya o yer mahkemesinde bakılır.
(2) Birden fazla davalının
bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri
mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya
belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun
hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.
Bir
yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki
MADDE 8- (1) Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir
yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları
için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer
mahkemesi de yetkilidir.
Türkiye'de
yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki
MADDE 9- (1) Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel
yetkili mahkeme, davalının Türkiye'deki mutad meskeninin bulunduğu yer
mahkemesidir. Ancak, diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı
haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde
de açılabilir.
Sözleşmeden
doğan davalarda yetki
MADDE 10- (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa
edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
Mirastan
doğan davalarda yetki
MADDE 11- (1) Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim
yeri mahkemesi kesin yetkilidir:
a) Terekenin
paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı
tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar
ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar.
b) Terekenin kesin paylaşımına
kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar.
(2) Terekede bulunan bir
mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti
zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.
(3) Mirasçılık belgesinin
iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların
her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Taşınmazın
aynından doğan davalarda yetki
MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni
hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine
yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi
kesin yetkilidir.
(2) İrtifak haklarına
ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer
mahkemesinde açılır.
(3) Bu davalar, birden
fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri
hakkında da açılabilir.
Karşı
davada yetki
MADDE 13- (1) Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde,
asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir.
Şubeler
ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki
MADDE 14- (1) Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o
şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
(2) Özel hukuk tüzel
kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir
ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla
diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin
bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Sigorta
sözleşmelerinden doğan davalarda yetki
MADDE 15- (1) Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta,
bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart
kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması
gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği
yerde de açılabilir.
(2) Can sigortalarında,
sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak
davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.
(3) Bu hüküm deniz
sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.
Haksız
fiilden doğan davalarda yetki
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin
işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya
da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Yetki
sözleşmesi
MADDE 17- (1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında
doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla
mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi
kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.
Yetki
sözleşmesinin geçerlilik şartları
MADDE 18- (1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf
edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz.
(2) Yetki sözleşmesinin
geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı
hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan
mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
Yetki
itirazının ileri sürülmesi
MADDE 19- (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili
olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır;
taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
(2) Yetkinin
kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi
gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili
mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.
(3) Mahkeme, yetkisizlik
kararında yetkili mahkemeyi de gösterir.
(4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde
ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme
yetkili hâle gelir.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
Görevsizlik veya
Yetkisizlik Kararı Üzerine
Yapılacak İşlemler ve
Yargı Yeri Belirlenmesi
Anayasa Mahkemesinin E 2015-96 K 2016-9
Sayılı Kararı
Görevsizlik veya
yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler
MADDE
20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik
kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, (…)[1], bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden,[2] süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak
kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu
başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı
veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye
gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve
görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen[3] karar verilir.
(2) Dosya kendisine
gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.
Yargı
yeri belirlenmesini gerektiren sebepler
MADDE 21- (1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin
tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur:
a) Davaya bakmakla görevli
ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa.
b) İki mahkeme arasında
yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa.
c) İki mahkeme de
görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın
kesinleşirse.
ç) Kesin yetki hâllerinde,
iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna
başvurulmaksızın kesinleşirse.
İnceleme
yeri
MADDE 22- (1) Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı
takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge
adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur.
(2) İki mahkemenin aynı
dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun
yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme,
ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.
İnceleme
usulü ve sonucu
MADDE 23- (1) Yargı yerinin belirlenmesine ilişkin inceleme
dosya üzerinden yapılabilir.
(2) Bölge adliye
mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu
incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya
ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.
İKİNCİ
BÖLÜM
Yargılamaya Hâkim Olan
İlkeler
Tasarruf ilkesi
MADDE 24- (1) Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın,
kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.
(2) Kanunda açıkça
belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını
talep etmeye zorlanamaz.
(3) Tarafların üzerinde
serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra
da tasarruf yetkisi devam eder.
Taraflarca
getirilme ilkesi
MADDE 25- (1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki
taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz
ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
(2) Kanunla belirtilen
durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.
Taleple
bağlılık ilkesi
MADDE 26- (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır;
ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan
daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların
talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
Hukuki
dinlenilme hakkı
MADDE 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın
diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına
sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili
olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat
hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları
dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak
gerekçelendirilmesini,
içerir.
Aleniyet ilkesi
MADDE 28- (1) Duruşma ve
kararların bildirilmesi alenidir.
(2)
Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel
ahlâkın veya kamu güvenliğinin yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin[4] kesin
olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi[5] üzerine yahut
resen mahkemece karar verilebilir.
(3)
Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çerçevesinde gizli
duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararının gerekçelerini, esas
hakkındaki kararı ile birlikte açıklar.
(4)
Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla
ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 26/9/2004
tarihli ve 5237
sayılı Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün
uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.
Dürüst
davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü
MADDE 29- (1) Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak
zorundadırlar.
(2) Taraflar, davanın
dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde
yapmakla yükümlüdürler.
Usul
ekonomisi ilkesi
MADDE 30- (1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli
bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla
yükümlüdür.
Hâkimin
davayı aydınlatma ödevi
MADDE 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu
kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü
hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil
gösterilmesini isteyebilir.
Yargılamanın
sevk ve idaresi
MADDE 32- (1) Yargılamayı, hâkim sevk ve idare eder; yargılama
düzeninin bozulmaması için gerekli her türlü tedbiri alır.
(2) Okunamayan veya
uygunsuz yahut ilgisiz olan dilekçenin yeniden düzenlenmesi için uygun bir süre
verilir ve bu dilekçe dosyada kalır. Verilen süre içinde yeni bir dilekçe
düzenlenmezse, tekrar süre verilemez.
Hukukun
uygulanması
MADDE 33- (1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Hâkimin Yasaklılığı,
Reddi ve Hukuki Sorumluluğu
BİRİNCİ AYIRIM
Hâkimin Davaya Bakmaktan
Yasaklılığı ve Reddi
Yasaklılık sebepleri
MADDE 34- (1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep
olmasa bile çekinmek zorundadır:
a) Kendisine ait olan veya
doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada.
b) Aralarında evlilik bağı
kalksa bile eşinin davasında.
c) Kendisi veya eşinin
altsoy veya üstsoyunun davasında.
ç) Kendisi ile arasında
evlatlık bağı bulunanın davasında.
d) Üçüncü derece de dâhil
olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın
hısımlığı bulunanların davasında.
e) Nişanlısının davasında.
f) İki taraftan birinin
vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada.
Çekinme
kararının sonuçları
MADDE 35- (1) Çekinme kararına karşı üst mahkemeye
başvurulabilir. Yasaklama sebebinin doğduğu tarihten itibaren, o hâkimin huzuru
ile yapılan bütün işlemler, üst mahkemenin kararı ile iptal olunabilir. Hüküm
ve kararlar ise herhâlde iptal olunur. Bu durumda, hâkim yargılama giderlerine
mahkûm edilebilir.
(2) Çekinme kararının ilk
derece mahkemesi hâkimince verildiği hâllerde, başvuru üzerine bölge adliye
mahkemesinin vereceği karar kesindir.
Ret
sebepleri
MADDE
36- (1) Hâkimin tarafsızlığından
şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri
hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki
hâllerde, hâkimin
reddi sebebinin varlığı kabul edilir:
a) Davada, iki taraftan
birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.
b) Davada, iki taraftan
birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.
c) Davada, tanık veya
bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş
olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması[6].
ç) Davanın, dördüncü derece
de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.
d) Dava esnasında, iki
taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması.
Hâkimin
bizzat çekilmemesi hâli
MADDE 37- (1) Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken
bizzat çekilmezse, iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya
bakabilir.
Ret
usulü
MADDE
38- (1) Hâkimin reddi sebebini bilen
tarafın, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret
sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk
duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek
zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez.
(2) Hâkimin reddi,
dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile
delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi
gerekir.
(3) Hâkimin reddi
dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir.
(4) Ret talebi geri
alınamaz.
(5) Hâkimi reddeden taraf,
dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf bir hafta içinde cevap
verebilir. Bu süre geçtikten sonra yazı işleri müdürü tarafından ret dilekçesi,
varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri, dosya ile birlikte reddi istenen hâkime
verilir. Hâkim bir hafta içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin kanuna
uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek, dosyayı hemen
merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne verir.
(6) (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile mülga)[7]
(7) (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile mülga)[8]
(8) Hâkimi çekilmeye davet,
hâkimin reddi hükmündedir.
(9) (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile mülga)[9]
Çekilme
kararının incelenmesi
MADDE 39- (1) Hâkim, taraflardan birinin ret talebi üzerine
veya kendiliğinden çekilme yönünde görüş bildirirse, ret talebini incelemeye
yetkili merci, bu çekilmenin kanuna uygun olup olmadığına karar verir.
Ret
talebini incelemeye yetkili merci
MADDE 40- (1) Hâkimin reddi talebi, reddi istenen hâkim katılmaksızın
mensup olduğu mahkemece incelenir.
(2) Reddedilen hâkimin
katılmamasından dolayı mahkeme toplanamıyor ya da mahkeme tek hâkimden oluşuyor
ise ret talebi, o yerde asliye hukuk hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme
veya hâkim tarafından incelenir. O yerde, asliye hukuk hâkimliği görevi tek
hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim hakkındaki ret talebi, asliye
ceza hâkimi varsa onun tarafından, yoksa en yakın asliye hukuk mahkemesince
incelenir.
(3) Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret
talebi, o yerdeki diğer sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir. O yerde, sulh
hukuk hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa, o hâkim
hakkındaki ret talebi, bulunma sıralarına göre; o yerdeki sulh ceza hâkimi,
asliye hukuk hâkimi, asliye ceza hâkimi, bunların da bulunmaması hâlinde, en
yakın yerdeki sulh hukuk hâkimi tarafından incelenir.
(4) Bölge adliye mahkemesi
hukuk dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi talebi, reddedilen başkan ve üye
katılmaksızın görevli olduğu dairece karara bağlanır. Hukuk dairelerinin
toplanmasını engelleyecek şekildeki toplu ret talepleri dinlenmez.
Ret
talebinin geri çevrilmesi
MADDE 41- (1) Hâkimin reddi talebi, aşağıdaki hâllerde kabul
edilmeyerek geri çevrilir:
a) Ret talebi süresinde
yapılmamışsa.
b) Ret sebebi ve bu sebebe
ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse.
c) Ret talebinin davayı
uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
(2) Bu hâllerde ret talebi,
toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde
ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
(3) İlk derece mahkemesinin
bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin
başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz yoluna ancak hükümle
birlikte başvurulabilir.
Ret
talebinin incelenmesi
MADDE
42- (1) Hâkimin reddi talebine
ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilir.
(2) Ret sebebi sabit olmasa
bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
(3) Ret sebepleri hakkında
yemin teklif olunamaz. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
(4)[10] Reddi istenen hâkim, ret hakkında merci tarafından
karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca
bulunan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret talebi mercice
reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli,
hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz.
(5)[11] Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi
hâlinde, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.
(6)[12] Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılması
ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri
hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para
cezasına hükmolunur.
(7)[13] Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen
ret talebinin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, bir önceki disiplin
para cezasının iki katından az olamaz.
(8)[14] Disiplin para cezasının tahsili için, davaya bakan
mahkeme, dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini
yapar.
Ret
talebine ilişkin kararlara karşı istinaf
MADDE 43- (1) Esas hüküm bakımından istinaf yolu kapalı bulunan
dava ve işlerde, hâkimin reddi talebiyle ilgili merci kararları kesindir.
(2) Esas hüküm bakımından
istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci
kararlarına karşı (…)[15] tebliği tarihinden itibaren iki hafta[16] içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 347
nci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu
husustaki kararları kesindir.
(3) Ret talebinin reddine
ilişkin merci kararının bölge adliye mahkemesince uygun bulunmayarak
kaldırılması veya ret talebinin kabulüne ilişkin merci kararının bölge adliye
mahkemesince uygun bulunması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen
hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa
etkili işlemler, davaya daha sonra bakacak hâkim tarafından iptal olunur.
Ret
talebine ilişkin kararların temyizi
MADDE 44- (1) Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan
dava ve işlerde, bölge adliye mahkemesi başkan ve üyelerinin reddine ilişkin
bölge adliye mahkemesi kararları kesindir.
(2) Esas hüküm bakımından
temyiz yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki karar, (…)[17] tebliği tarihinden itibaren iki hafta[18] içinde temyiz edilebilir. Bu hâlde 347 nci madde
hükmü uygulanmaz. Yargıtayın bu husustaki kararı kesindir.
(3) Bölge adliye mahkemesi
hâkiminin reddine ilişkin talebin reddi konusundaki kararın temyizi üzerine
Yargıtayca bozulması veya ret talebinin kabulüne ilişkin kararın Yargıtayca
onanması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce
yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin
işlemler, davaya daha sonra bakacak olan bölge adliye mahkemesi tarafından
iptal olunur.
Zabıt
kâtibinin yasaklılığı ve reddi
MADDE 45- (1) Davada görevli zabıt kâtibi hakkında 34 ve 36 ncı
maddelerde düzenlenen sebeplerden birisiyle ret talebinde bulunulabilir. Ret
talebi, zabıt kâtibinin görev yaptığı mahkeme tarafından karara bağlanır. Bu
konuda verilecek kararlar kesindir.
(2) Zabıt kâtibi 34 üncü
maddedeki sebepleri bildirerek görevden çekinebilir. Bu hâlde gereken karar,
görev yaptığı mahkeme tarafından verilir.
(3) Zabıt kâtibinin aynı
işte hâkim ile birlikte reddi veya çekinmesinin istenmesi hâlinde, hâkim
hakkında ret veya çekinmeyi inceleyecek olan merci, her ikisi hakkında karar
verir.
İKİNCİ
AYIRIM
Hâkimin Hukuki Sorumluluğu
Devletin sorumluluğu ve
rücu
MADDE 46- (1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı
aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma
yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir
hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat
edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş
olması.
c) Farklı bir anlam
yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş
olması.
ç) Duruşma tutanağında
mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile
hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir
sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve
buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden
kaçınılmış olması.
(2) Tazminat davasının
açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet
şartına bağlanamaz.
(3) Devlet, ödediği tazminat
nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.
Davaların
açılacağı mahkeme
MADDE 47- (1) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece
ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay
ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı
konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk
Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve
üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk
Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca
yapılır. Temyiz incelemesine, kararı veren başkan ile üyeler katılamaz. (12.04.2015 tarihli, 29324 sayılı R.G. 6644 s.k. ile
değişik)[19]
(2) Devletin sorumlu hâkime
karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede
görülür.
Dava
dilekçesi ve davanın ihbarı
MADDE 48- (1) Tazminat davası dilekçesinde hangi sorumluluk
sebebine dayanıldığı ve delilleri açıkça belirtilir; varsa belgeler de eklenir.
(2) Mahkeme, açılan tazminat davasını, ilgili hâkime
resen ihbar eder.
Davanın
reddi hâlinde verilecek ceza
MADDE 49- (1) Dava esastan reddedilirse davacı, beşyüz
Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm
edilir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Taraflar ve Davaya
Katılan Üçüncü Kişiler
BİRİNCİ AYIRIM
Tarafların Ehliyetleri
Taraf ehliyeti
MADDE 50- (1) Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan,
davada taraf ehliyetine de sahiptir.
Dava
ehliyeti
MADDE 51- (1) Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine
göre belirlenir.
Davada
kanuni temsil
MADDE 52- (1) Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni
temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir.
Dava
takip yetkisi
MADDE 53- (1) Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında
hüküm alabilme yetkisidir. Bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar
dışında, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir.
Temsil
veya izin belgelerinin verilmesi
MADDE 54 - (1) Kanuni temsilciler, davanın açılıp yürütülmesinin
belli bir makamın iznine bağlı olduğu hâllerde izin belgelerini, tüzel
kişilerin organları ise temsil belgelerini, dava veya cevap dilekçesiyle
mahkemeye vermek zorundadırlar; aksi takdirde dava açamaz ve yargılamayla
ilgili hiçbir işlem yapamazlar. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde mahkeme, kanuni temsilcilerin veya tüzel kişilerin organlarının,
yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri şartıyla dava açmalarına yahut davayla
ilgili işlem yapmalarına izin verebilir.
(2) İzin belgesinin
alınması için mahkemeye müracaat edilmesi gerekiyorsa ilgiliye, müracaatı için
kesin süre verilir. Bu süre içinde mahkemeye başvurulması hâlinde bu konuda
karar verilinceye kadar beklenir.
(3) Süresi içinde
belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması hâlinde, dava
açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.
Dava
sırasında taraflardan birinin ölümü
MADDE 55- (1) Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar
mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler
geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar
verebilir.
Kanuni
temsilci atanması sebebiyle yargılamanın ertelenmesi
MADDE 56- (1) Taraflardan birinin vesayet altına alınması veya
kendisine yasal danışman atanması talebi mahkemece uygun bulunur ya da
mahkemece gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar
yargılama ertelenebilir.
(2) Taraflardan biri kanun
gereğince tedavi, gözlem veya koruma altına alınmış yahut başkalarıyla
görüşmekten yasaklanmış olup da kendisi veya vekilinin mahkemede bulunması
mümkün değilse, o kimse hakkında davayı takip için kayyım atanıncaya kadar
yargılama ertelenebilir.
İKİNCİ
AYIRIM
Dava Arkadaşlığı
İhtiyari dava
arkadaşlığı
MADDE 57- (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava
açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a) Davacılar veya davalılar
arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir
sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle
hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük
altına girmeleri.
c) Davaların temelini
oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.
İhtiyari
dava arkadaşlarının davadaki durumu
MADDE
58- (1)
İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden
bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket
eder.
Mecburi
dava arkadaşlığı
MADDE 59- (1) Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse
tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri
sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava
arkadaşlığı vardır.
Mecburi
dava arkadaşlarının davadaki durumu
MADDE 60- (1) Mecburi dava arkadaşları, ancak
birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür
dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak,
duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri,
usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava
arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
Davanın İhbarı ve Davaya
Müdahale
İhbar
ve şartları
MADDE 61- (1) Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde,
üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa,
tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.
(2) Dava kendisine ihbar
edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve
bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir.
İhbarın şekli
MADDE 62- (1) İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin
gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun
belirtilmesi gerekir.
(2) Davanın ihbarı
sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi
zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez.
İhbarda bulunulan kişinin durumu
MADDE 63- (1) Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı
kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir.
İhbarın
etkisi
MADDE 64- (1) İhbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden
kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü
kıyasen uygulanır.
Asli
müdahale
MADDE 65- (1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey
üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar
bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava
açabilir.
(2) Asli müdahale davası
ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.
Fer'î müdahale
MADDE 66- (1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı
bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye
kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabilir.
Fer'î
müdahale talebi ve incelenmesi
MADDE 67- (1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında
katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir
dilekçeyle mahkemeye başvurur.
(2) Müdahale dilekçesi,
davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte
üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi
hakkında karar verir.
Fer'î
müdahilin durumu
MADDE 68- (1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil,
davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında
katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri
sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul
işlemlerini yapabilir.
(2) Mahkeme, katıldığı
noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder.
Fer'î
müdahalenin etkisi
MADDE 69- (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm,
taraflar hakkında verilir.
(2) Fer'î müdahilin,
tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar
verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar
yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve
savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen
iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını
belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri
sürebilir.
Cumhuriyet
savcısının davada yer alması
MADDE 70- (1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça öngörülen
hâllerde, hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer
alır.
(2) Cumhuriyet savcısı,
resmî dairenin bildirimine rağmen dava açmaz ise ihbar eden resmî daire,
Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza merkezine en
yakın kıdemli asliye hukuk mahkemesi hâkimine itiraz edebilir. Bu hususta 4/12/2004
tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 172 ve 173 üncü maddeleri kıyasen
uygulanır.
(3) Cumhuriyet savcısının
yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe tasarruf edemezler.
DÖRDÜNCÜ
AYIRIM
Davaya Vekâlet
Genel olarak
MADDE 71- (1) Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını
kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.
Davaya
vekâlet hakkında uygulanacak hükümler
MADDE 72- (1) Davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip
edilmesinde, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, 22/4/1926 tarihli
ve 818 sayılı Borçlar Kanununun temsile ilişkin hükümleri uygulanır.
Davaya
vekâletin kanuni kapsamı
MADDE 73- (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren
hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi
için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama
giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin
tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar.
(2) Belirtilen bu yetkiyi
kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden
geçersizdir.
Davaya
vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller
MADDE 74- (1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz,
hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini
kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz,
müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato
veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden
yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif
uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat
edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna
gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz,
hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı
haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez.
Birden
fazla vekil görevlendirilmesi
MADDE 75- (1) Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise
vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız
olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından
geçersizdir.
Vekâletnamenin
ibrazı
MADDE 76- (1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde,
noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat
tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına
konulmak üzere ibraz etmek zorundadır.
(2) Kamu kurum ve
kuruluşlarının avukatlarına, yetkili amirleri tarafından usulüne uygun olarak
düzenlenip verilmiş olan temsil belgeleri de geçerli olup, ayrıca noterce
onaylanmasına gerek yoktur.
Vekâletnamesiz
dava açılması ve işlem yapılması
MADDE 77- (1) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini
vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu
kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre
içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul
işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya
asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise
dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.
(2) Vekâletnamesiz işlem
yapmasına izin verilen ancak haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde
vekâletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı ile diğer yargılama giderleri ve
karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir. Bunu kötüniyetle yapan
avukat aleyhine, ceza ve disiplin soruşturması açılmasını sağlamak üzere, Cumhuriyet
başsavcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına durum yazıyla
bildirilir.
(3) Bir tarafın avukat
tutmak istemesi sebebiyle, yargılama hiçbir şekilde başka bir güne bırakılamaz.
(4) Avukatın istifa etmesi,
azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması sebebiyle yargılama başka bir güne
bırakılamaz. Ancak, dosyanın incelenmemiş olması geçerli bir özre dayanıyorsa,
hâkim bir defaya mahsus olmak üzere, kısa bir süre verebilir. Verilen süre
sonunda, dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.
Vekilin
vekâlet veren huzurundaki beyanı
MADDE 78- (1) Kendisinin de hazır olduğu duruşmada, vekili
tarafından yapılan açıklamalara derhâl ve açıkça itiraz etmeyen taraf, bu
açıklamalara rıza göstermiş sayılır.
Vekilin
veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı
MADDE
79- (1) Vekil, duruşma sırasında uygun olmayan tutum ve
davranışta bulunursa, hâkim tarafından uyarılır; vekil uyarıya uymaz ve fiil
disiplin suçu veya adlî suç teşkil eder nitelikte görülürse, duruşma salonunda
bulunan kişilerin kimlik bilgileri, adresleri de yazılarak olay tutanağa
geçirilir ve duruşma ertelenir. Vekil hakkında gerekli yasal işlem yapılmak
üzere mahkemece vekilin kayıtlı olduğu baroya ve gerekiyorsa Cumhuriyet
başsavcılığına bildirimde bulunulur.
(2) Davasını kendisi takip
eden kimse, duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa, hâkim
kendisini uyarır; bu uyarılara uyulmaz ve gerekli görülürse kendisini vekil ile
temsil ettirmesine karar verip, hemen duruşma salonundan dışarıya çıkartılmasını
sağlar; vekil ile temsil ettirmemesi hâlinde, tarafın yokluğu hâlinde
uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.
Tarafın
davasını takip edebilecek ehliyette olmaması
MADDE 80- (1) Hâkim, taraflardan birisinin, davasını bizzat
takip edecek yeterlikte olmadığını görürse, ona uygun bir süre tanıyarak,
davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar verebilir. Verilen karara
uymayan taraf hakkında, yokluğu hâlindeki hükümlere göre işlem yapılır.
Vekilin
azli ve istifasının şekli
MADDE 81- (1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı
taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle
bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak
tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur.
Vekilin
istifası
MADDE 82- (1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın
müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.
(2) Vekilin istifa etmiş
olması hâlinde, vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de
görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem
yapılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda
yer alan hususlar, istifa eden vekilin istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet
verene ihtaren bildirilir.
Vekilin
azli
MADDE 83- (1) Vekil ile takip edilen davada, vekilin azli hâlinde
vekâlet veren, davayı takip etmez ve iki hafta içinde bir başka vekil de
görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem
yapılır.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Teminat
Teminat gösterilecek
hâller
MADDE 84- (1) Aşağıdaki hâllerde davalı tarafın muhtemel
yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat gösterilir:
a) Türkiye'de mutad meskeni
olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak
katılması veya takip yapması.
b) Davacının daha önceden
iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden
yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin
varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi.
(2) Davanın görülmesi
sırasında teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkması hâlinde de
mahkeme teminat gösterilmesine karar verir.
(3) Mecburi dava ve takip
arkadaşlığında teminat gösterme yükümlülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar
bakımından mevcut olması hâlinde doğar.
Teminat
gerektirmeyen hâller
MADDE 85- (1) Aşağıda sayılan hâllerde teminat istenemez:
a) Davacının adli yardımdan yararlanması.
b)
Davacının, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz
malının veya ayni teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması.
c) Davanın, sırf küçüğün menfaatlerini
korumaya yönelik olarak açılmış olması.
ç) İlama bağlı alacak için ilamlı icra
takibi yapılmış olması.
Teminat
kararı
MADDE 86- (1) Yargılama giderlerini karşılayacak teminata,
mahkemece kendiliğinden karar verilir. Hâkim, teminat kararı vermeden önce
tarafları veya müdahale talebinde bulunan kişiyi dinleyebilir.
Teminatın
tutarı ve şekli
MADDE 87- (1) Bir davada verilecek teminatın tutarını ve
şeklini hâkim serbestçe tayin eder. Ancak, tarafların teminatın şeklini
sözleşmeyle kararlaştırmaları hâlinde, teminat ona göre belirlenir.
(2) Teminatı gerektiren
durum ve koşullarda değişiklik olması hâlinde, hâkim teminatın azaltılması,
artırılması, değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verebilir.
Teminat
gösterilmemesinin sonuçları
MADDE 88- (1) Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde
teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir.
(2) Müdahale talebinde
bulunan kişi, kesin süre içinde istenen teminatı vermezse, müdahale talebinden
vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.
Teminatın
iadesi
MADDE 89- (1) Teminat gösterilmesini gerektiren sebep ortadan
kalktığı takdirde, ilgilinin talebi üzerine mahkeme, teminatın iadesine karar
verir.
ALTINCI
BÖLÜM
Süreler, Eski Hâle
Getirme ve Adli Tatil
BİRİNCİ AYIRIM
Süreler
Sürelerin belirlenmesi
MADDE 90- (1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından
tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki
süreleri artıramaz veya eksiltemez.
(2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı
sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki
kararından önce tarafları da dinler.
Sürelerin
başlaması
MADDE 91- (1) Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda
öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Sürelerin
bitimi
MADDE 92- (1) Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya
tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter.
(2) Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise
başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil
saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün
yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter.
Tatil
günlerinin etkisi
MADDE 93- (1) Resmî tatil günleri, süreye dâhildir. Sürenin son
gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş
günü çalışma saati sonunda biter.
Kesin süre
MADDE 94-
(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.
(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar
verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir
duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki
sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen
süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek
ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değişik)[20]
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi,
süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
İKİNCİ
AYIRIM
Eski Hâle
Getirme
Talep
MADDE 95- (1) Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya
hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski
hâle getirme talebinde bulunabilir.
(2) Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen
aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan
ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamaz.
Süre
MADDE 96- (1) Eski hâle getirme, işlemin süresinde
yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta
içinde talep edilmelidir.
(2) İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç
nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunmak mümkündür.
Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında
kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme
talebinde bulunulabilir.
Talebin
şekli ve kapsamı
MADDE 97- (1) Eski hâle getirme, dilekçeyle talep edilir.
Dilekçede, talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emareleri
gösterilir. Süresinde yapılamayan işlemin de eski hâle getirme talebinde
bulunmak için öngörülen süre içinde yapılması zorunludur.
Talep ve
inceleme mercii
MADDE 98- (1) Yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu
işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep
edilir.
(2) Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının
düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının
düşmesi hâlinde ise Yargıtaydan talep edilir.
Talebin
yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi
MADDE 99- (1) Eski hâle getirme talebi, yargılamanın
ertelenmesini gerektirmez ve hükmün icrasına engel olmaz. Ancak, talebi
inceleyen mahkeme, talebi haklı görürse, teminat gösterilmek şartıyla,
yargılamanın ertelenmesine veya hükmün icrasının geri bırakılmasına karar
verebilir. Mahkeme, gerektiğinde teminat gösterilmeden de yargılamanın
ertelenmesine veya icranın geri bırakılmasına karar verebilir.
İnceleme ve
karar
MADDE 100- (1) İlk derece mahkemeleri veya bölge adliye
mahkemelerinde eski hâle getirme talebi, ön sorunlar hakkındaki usule; Yargıtayda
ileri sürülecek eski hâle getirme talebi ise temyiz usulüne göre yapılır ve
incelenir.
(2) Mahkeme, eski hâle getirme talebinin kabulü
hâlinde, hangi işlemlerin geçersiz hâle geldiğini kararında belirtir. Islahla
geçersiz kılınamayan işlemler, eski hâle getirme talebinden de etkilenmez.
Giderler
MADDE 101- (1) Eski hâle getirme talebi sebebiyle ortaya çıkan
giderler, talepte bulunan tarafa yükletilir. Ancak, karşı taraf eski hâle
getirme talebine karşı asılsız itirazlar ileri sürerek giderlerin artmasına
sebep olmuşsa, hâkim, giderlerin tümünün veya bir kısmının karşı tarafa
yükletilmesine karar verebilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
Adli Tatil
Adli tatil
süresi
MADDE 102 - (1) Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz
bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar. (07.07.2013 tarihli, 28700 sayılı R.G. 6494 s.k. ile
değişik)[21]
Adli tatilde
görülecek dava ve işler
MADDE 103- (1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler
görülür:
a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin
tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci
atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular
hakkında karar verilmesi.
b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve
vesayete ilişkin dava ya da işler.
c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.
ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin
açtıkları davalar.
d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi
verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.
e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve
kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve
davalar.
f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.
g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına
giren dava ve işler.
ğ) Çekişmesiz yargı işleri.
h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan
birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve
işler.
(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın
yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve
davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.
(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler
dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf
ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası
işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi,
her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya
Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.
(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile
Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.
Adli tatilin
sürelere etkisi
MADDE 104- (1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun
tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir
karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış
sayılır.
İKİNCİ KISIM
Dava
Çeşitleri, Dava Şartları ve İlk İtirazlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Dava
Çeşitleri
Eda davası
MADDE 105- (1) Eda davası yoluyla mahkemeden, davalının, bir
şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesi talep edilir.
Tespit
davası
MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın
veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup
olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen
istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir
yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının
konusunu oluşturamaz.
Belirsiz
alacak davası (Madde başlığı 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[22]
MADDE 107- (31.07.2026
/ 33326 sayılı R.G. 7589
s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır) 31.07.2026 /
33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile
yayımlanan Geçici 1 madde
İnşaî dava
MADDE 108- (1) İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukuki
durum yaratılması veya mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi
yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir.
(2) Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının
zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır.
(3) Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler,
geçmişe etkili değildir.
Kısmi dava
MADDE 109- (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir
olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) (12.04.2015
tarihli, 29324 sayılı R.G. 6644 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır)[23]
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından
açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep
konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.
(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği
durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın
genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar
artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava
tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiştir)
Davaların
yığılması
MADDE 110- (1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden
bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir.
Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde
yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması
şarttır.
Terditli
dava
MADDE 111- (1) Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla
talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava
dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya
ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.
(2) Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine
karar vermedikçe, fer'î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.
Seçimlik
dava
MADDE 112- (1) Seçimlik borçlarda, seçim hakkı kendisine ait
olan borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması hâlinde, alacaklı
seçimlik dava açabilir.
(2) Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun
olduğu sonucuna varırsa, seçimlik mahkûmiyet hükmü verir.
(3) Seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan
alacaklı, takibinin konusunu, mahkûmiyet hükmünde yer alan edimlerden birine
hasretmek zorundadır. Ancak, bu durum, borçlunun, diğer edimi ifa etmek
suretiyle borcundan kurtulma hakkını ortadan kaldırmaz.
Topluluk
davası
MADDE 113- (1) Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri
çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin
menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya
hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının
ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Dava
Şartları ve İlk İtirazlar
BİRİNCİ
AYIRIM
Dava
Şartları
Yargıtay Kararları 1 2
Dava
şartları
MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili
bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip
olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli
niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin
davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir
vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının
yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin
yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen
görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış
olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin
hükümler saklıdır.
Dava
şartlarının incelenmesi
MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını,
davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı
noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse
davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının
giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde
dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle
usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına
girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm
anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından
ötürü, dava usulden reddedilemez.
İKİNCİ
AYIRIM
İlk İtirazlar
Konusu
MADDE
116- (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden
ibarettir:
a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı.b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı.c) (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile mülga)[24]
İleri
sürülmesi ve incelenmesi
MADDE 117- (1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri
sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.
(2) İlk itirazlar, dava
şartlarından sonra incelenir.
(3) İlk itirazlar, ön
sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yazılı Yargılama Usulü
BİRİNCİ BÖLÜM
Davanın Açılması
Davanın açılma zamanı
MADDE 118- (1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte
açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.
(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul
ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
Dava
dilekçesinin içeriği
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının
adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının Türkiye
Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa tarafların kanuni
temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davanın konusu ve
malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
e) Davacının iddiasının
dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
f) İddia edilen her bir
vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
g) Dayanılan hukuki
sebepler.
ğ) Açık bir şekilde talep
sonucu.
h) Davacının, varsa kanuni
temsilcisinin veya vekilinin imzası.
(2) Birinci fıkranın (a),
(d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim
davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre
içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.
Harç ve gider
avansının ödenmesi (Madde Başlığı 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G.
7251 s.k. ile değişik)[25]
Yargıtay Kararları 1
MADDE 120- (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet
Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı,
dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
(2) Avansın yeterli
olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin
tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.
(3) Taraflardan her birinin
ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin
324 üncü madde hükümleri saklıdır. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
Belgelerin birlikte
verilmesi
MADDE
121-
(1) Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin
asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir
fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek,
mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de
bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.
Dava
dilekçesinin tebliği
MADDE 122- (1) Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya
tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği
tebliğ zarfında gösterilir.
Davanın
geri alınması
MADDE
123- (1) Davacı, hüküm
kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu
takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. (Son cümle
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
Tarafta
iradî değişiklik
MADDE 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın
açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda
yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir
hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği
talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde
tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya
dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği
talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve
aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine
hükmeder.
Dava
konusunun devri
MADDE
125- (1) Davanın açılmasından sonra,
davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki
yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden
tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı
davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa[26], dava konusunu devreden ve devralan yargılama
giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını
devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından
sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi,
görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren
devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu
devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu
olur. (Son cümle 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
İKİNCİ BÖLÜM
Cevap Dilekçesi
Cevap dilekçesinin
verilmesi
MADDE 126- (1) Davalı, cevap dilekçesini, davanın açılmış
olduğu mahkemeye verir.
(2) Cevap dilekçesine
davacı sayısı kadar örnek eklenir.
(3) Cevap dilekçesi, havale
edildiği tarihte verilmiş sayılır.
(4) Cevap dilekçesinin
örneği mahkeme tarafından davacıya tebliğ edilir.
Cevap
dilekçesini verme süresi
Genelgeler 1
MADDE
127- (1) Cevap dilekçesini verme
süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak,
durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor
yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran
davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak,[27] bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek
bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara
derhâl bildirilir.
Süresinde
cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan
davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr
etmiş sayılır.
Cevap
dilekçesinin içeriği
MADDE 129- (1) Cevap dilekçesinde aşağıdaki hususlar
bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davalı yurt
dışında ise açılan dava ile ilgili işlemlere esas olmak üzere yurt içinde
göstereceği bir adres.
c) Davalının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa, tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı
vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davalının
savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık
özetleri.
e) Savunmanın
dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat
edileceği.
f) Dayanılan
hukuki sebepler.
g) Açık bir
şekilde talep sonucu.
ğ) Davalının
veya varsa kanuni temsilcisinin yahut vekilinin imzası.
(2) 121 inci madde hükmü
cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.
Cevap
dilekçesinde eksiklik bulunması
MADDE 130- (1) 129 uncu maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (ğ) bentlerinin
cevap dilekçesinde eksik olması hâlinde, bunun giderilmesi için hâkim
tarafından bir haftalık süre verilir; eksikliğin bu süre zarfında da
giderilmemesi hâlinde cevap dilekçesi verilmemiş sayılır.
Cevap
dilekçesi verilmesinin sonucu
MADDE 131- (1) Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra,
cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez.
Karşı dava açılabilmesinin şartlarıMADDE 132- (1) Karşı dava açılabilmesi için;
a) Asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması,
b) Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl
davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması
yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması,
şarttır.
(2) Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava
açılacak olursa, mahkeme, talep üzerine yahut resen, karşı davanın asıl davadan
ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.
(3) Karşı davaya karşı, dava açılamaz.
Karşı davanın açılması ve süresiMADDE 133- (1) Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir. Asıl davanın sona ermesi
MADDE 134- (1) Asıl davanın herhangi bir sebeple sona
ermesi, karşı davanın görülüp karara bağlanmasına engel oluşturmaz.
Uygulanacak
hükümler
MADDE 135- (1) Bu Kanunun dava ile ilgili hükümleri, aksine özel
düzenleme bulunmayan hâllerde, karşı dava hakkında da uygulanır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Cevaba Cevap ve İkinci
Cevap Dilekçesi
Genelgeler 1
Tarafların ikinci
dilekçeleri
MADDE 136- (1) Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden
itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının
cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap
dilekçesi verebilir.
(2) Davacının cevaba cevap,
davalının da ikinci cevap dilekçesi hakkında, dava ve cevap dilekçelerine
ilişkin hükümler, niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Ön İnceleme
Ön incelemenin kapsamı
MADDE 137- (1) Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön
inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları
inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile
tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken
işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda
onları sulhe veya arabuluculuğa[28]
teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.
(2) Ön inceleme
tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat
için duruşma günü verilemez.
Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında
karar
MADDE 138- (1) Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar
hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden
önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.
Ön
inceleme duruşmasına davet
MADDE
139- (1) Mahkeme, dilekçelerin
karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi
tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara
bildirir. Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:
a) Duruşma davetiyesine ve
sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.
b) Tarafların sulh için
gerekli hazırlığı yapmaları.
c) Duruşmaya sadece
taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda
gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
ç) Davetiyenin tebliğinden
itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde
gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya
başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken
açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi
hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği. (Son cümle 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G.
7251 s.k. ile değişik)[29]
Ön
inceleme duruşması
MADDE
140- (1) Hâkim, ön inceleme
duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için
gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları
çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.
(2) Uyuşmazlık konularının
tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve
hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa[30] teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine
varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.
(3) Ön inceleme
duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuğa[31]
faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde
anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu
tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak
esas alınmak suretiyle yürütülür.
(4) Ön inceleme tek
duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni
bir duruşma günü tayin edilir.
(5) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen
dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi
için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş
sayılmasına karar verilir. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[32]
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya
değiştirilmesi
MADDE
141- (1) Taraflar, cevaba cevap ve
ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir
yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya
savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[33]
(2) İddia ve savunmanın
genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati
hükümleri saklıdır.
Süreler
hakkında karar
MADDE 142- (1) Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim
tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki
itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlar.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Tahkikat ve Tahkikat
Sırasındaki Özel Durumlar
BİRİNCİ AYIRIM
Tahkikat
Tahkikatın konusu
MADDE 143- (1) Tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve
savunmalar birlikte incelenir.
(2) Hâkim, muhakemeyi
basitleştirmek veya kısaltmak için resen veya taraflardan birinin talebi
üzerine tahkikatın her aşamasında iddia veya savunmalardan birinin veya bir
kısmının diğerinden önce incelenmesine karar verebilir.
Tarafların
dinlenilmesi
MADDE 144- (1) Tahkikat aşamasında mahkeme, her iki tarafı
usulüne uygun olarak davet edip, davada ileri sürülen vakıalar hakkında
dinleyebilir.
(2) Mahkemenin, dinlenilmek
üzere mahkemeye gelmeleri için iki tarafa vereceği süre iki haftadan az
olamaz. Bu süre, gerektiğinde, mahkemece resen veya iki taraftan birinin
talebi üzerine uzatılabileceği gibi kısaltılabilir.
Sonradan
delil gösterilmesi
MADDE 145- (1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil
gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı
geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın
kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin
verebilir.
Mevcut
delillerle davanın aydınlanması
MADDE 146- (1) Mahkeme, taraflarca gösterilmiş olan delillerin
incelenmesinden sonra, davanın muhakeme ve hüküm için yeterli derecede
aydınlandığını anlarsa, tahkikatın bittiğini kendilerine bildirir.
İKİNCİ
AYIRIM
Duruşma
Tarafların duruşmaya
daveti
MADDE
147- (1) Taraflar, ön inceleme
aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama[34] için
duruşmaya davet edilir.
(2) Taraflara gönderilecek
davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır
bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan
işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü
yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde
taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü
saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği[35] bildirilir.
(3) Duruşmalar arasındaki
süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin
uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu
hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiştir)
Mahkemenin
çalışma zamanı
MADDE 148- (1) Mahkemeler, resmî çalışma gün ve saatlerinde görev
yaparlar. Ancak, zorunluluk veya gecikmesinde zarar olan hâllerde, keşif,
delillerin tespiti ve günlük duruşma listesinde yazılı işler gibi işlemlerin,
resmî tatil günlerinde veya çalışma saatlerinin dışında da yapılmasına karar
verilebilir.
Ses ve görüntü
nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası(28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[36]
MADDE 149- (1) Mahkeme,
taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda
ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına
ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir.
(2)
Mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine; tanığın, bilirkişinin
veya uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden
dinlenilmesine karar verebilir.
(3)
Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde
ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden
dinlenilmesine resen karar verebilir.
(4)
Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına
karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde
belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan
feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan
imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz. (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre
teselsül ettirilmiştir. Yürürlük 21.10.2026)
(5)
Mahkeme, fiilî engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde
başka bir yerde yapılmasına, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye
mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak karar verebilir.
(6)
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
Tarafların
duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması
MADDE 150- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar,
duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini
bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2)
Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir,
diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın
yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü
olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz
edemez.
(3)
Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün
tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya
işlemden kaldırılır.
(4)
Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten
başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine
yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte
taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir
ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç
yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek
yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5)
İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar,
sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden
karar verilerek kayıt kapatılır.
(6)
İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk
yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava
açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki
talep dahi vaki olmamış sayılır.
Duruşma düzeni
MADDE 151- (1)
Hâkim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men eder ve gerekirse,
avukatlar hariç, derhâl duruşma salonundan çıkarılmasını emreder.
(2) Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya
mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya
devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi
uygulanır. Bu fıkra hükmü avukatlar hakkında uygulanmaz.
(3) Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda
söylenen uygun olmayan söz veya davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise
bu durum bir tutanak ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve gerekiyorsa,
avukatlar hariç, fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilir.
Soru yöneltme
MADDE
152-
(1) Duruşmaya katılan taraf vekilleri; tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya
çağrılan diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru
yöneltebilirler. Taraflar ise hâkim aracılığıyla soru sorabilirler. Yöneltilen
soruya itiraz edildiğinde, sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim
karar verir.
(2) Toplu mahkemelerde, hâkimlerden her biri,
birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.
Kayıt
ve yayın yasağı
MADDE
153- (1)
Duruşma sırasında fotoğraf çekilemez ve hiçbir şekilde ses ve görüntü kaydı
yapılamaz. Ancak, dava dosyasında saklı kalmak kaydıyla, yargılamanın zorunlu
kıldığı hâllerde, mahkemece çekim yapılabilir ve kayıt alınabilir. Bu şekilde
yapılan çekim ve kayıtlar ile kişilik haklarını ilgilendiren konuları içeren
dava dosyası içindeki her türlü belge ve tutanak, mahkemenin ve ilgili
kişilerin açık izni olmadıkça hiçbir yerde yayımlanamaz.
(2)
Duruşma sırasında bu yasağa aykırı davranan kişi hakkında 151 inci madde
hükmü uygulanır.
(3)
Kayıt ve yayın yasağına aykırı davranan kişi hakkında, ayrıca Türk Ceza
Kanununun 286 ncı maddesi hükümleri uygulanır.
Tutanak
MADDE
154-
(1) Hâkim, tahkikat ve yargılama işlemlerinin icrasıyla, iki tarafın ve diğer
ilgililerin sözlü açıklamalarını, gerekirse özet olarak zabıt kâtibi
aracılığıyla tutanağa kaydettirir.
(2)
Taraflar veya diğer ilgililer sözlü açıklamalarını hâkimin izniyle doğrudan da
tutanağa yazdırabilir.
(3)
Aşağıdaki hususlar mutlak olarak tutanağa yazılır:
a)
Mahkemenin adı, duruşmanın açıldığı yer, gün ve saat.
b)
Hâkim, zabıt kâtibi, hazır bulunan taraflar ve varsa vekilleri, kanuni
temsilcileri, fer'î müdahil ve tercümanın ad ve soyadları.
c)
Yargılamanın aleni ya da gizli yapıldığı.
ç)
Beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla ikrar, yeminin edası, davanın
geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabule ilişkin
beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucu.
d)
Beyanda bulunana okunmak kaydıyla taraf, tanık, bilirkişi veya uzman kişi
beyanı.
e)
Duruşma dışında yapılan işlemlerin özeti.
f)
Tarafların sundukları belgelerin neler olduğu.
g)
Tarafların soruşturmaya ilişkin istekleri ile diğer kanunların tutanağa
yazılmasını emrettiği konular.
ğ)
Ara kararları ve hükmün sonucu.
h)
Karar veya hükmün açıklanma biçimi.
(4)
Tutanakta sözü edilen veya dosyaya konduğu belirtilen belgeler de tutanağın eki
sayılır.
(5) Tahkikat ve yargılama
sırasında yapılan işlemler teknik araçlarla kayda alınırsa, bu durum bir
tutanakla tespit olunur.
Tutanağın imzalanması ve imza
atamayanların durumu
MADDE
155-
(1) Tutanak, hâkim ve zabıt kâtibi tarafından derhâl imzalanır.
(2)
Tutanağa imza atamayacak durumda olan kimsenin parmak izi alınır, bunun hangi
parmağa ait olduğu belirtilir. Ancak elinde parmak bulunmayanlar, imza yerine
mühür veya özel işaret kullanabilirler.
Tutanağın ispat gücü
MADDE
156-
(1) Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri, ancak tutanakla ispat
olunabilir.
Zabıt kâtibi bulundurulması zorunluluğu
MADDE
157- (1)
Mahkemede veya mahkeme dışında hâkim huzuruyla yapılacak bütün işlemlerde zabıt
kâtibinin hazır bulunması zorunludur.
(2) Hukuki veya fiilî
engellerle zabıt kâtibi görev yapamayacak durumda olur ve işin gecikmesinde sakınca bulunursa, görevin
niteliğine uygun yemin ettirilmek koşuluyla, başka bir kimse, zabıt kâtibi
olarak görevlendirilebilir.
Tutanak örneği verilmesi
MADDE
158-
(1) Tutanakların tamamı veya bir kısmının örnekleri, talep hâlinde taraflara
veya fer'î müdahile verilir. Bu örneklere mahkemenin mührü basılır ve aslına
uygun olduğu yazı işleri müdürü tarafından imza olunarak onaylanır.
(2)
Tutanağın eki niteliğinde bulunan ve gizlilik kararı kapsamında kalan
belgelerin örneği ancak hâkimin izni ile verilebilir.
Dosyaya belge konulması ve dosyanın
başka yere gönderilmesi
MADDE
159- (1)
Dava ile ilgili mahkemeye sunulan her türlü dilekçe ve belge hâkim veya yazı
işleri müdürüne havale ettirildikten sonra, zabıt kâtibi tarafından dosyasına
konulur.
(2)
Dosyanın başka bir resmî mercie gönderilmesi gerektiğinde, hâkim resen veya
talep üzerine dosyada yer alan bir belgenin aslı yerine onaylı bir örneğinin
gönderilmesine karar verebilir.
Dizi listesi
MADDE
160-
(1) Zabıt kâtibi, dosya içindeki her tür belgeyi gösteren bir dizi
listesi düzenlemek zorundadır. Dosyaya ibraz edilen veya çıkarılan belgeler
derhâl bu listeye kaydedilir.
Dosyanın taraflar ve ilgililerce
incelenmesi
MADDE
161- (1)
Zabıt kâtibinin gözetimi altında taraflar veya fer'î müdahil, dava dosyasını
inceleyebilir. Dava ile ilgili olanlar da bunu ispatlamak kaydı ve hâkimin
izniyle dosyayı inceleyebilir.
(2)
Gizli olarak saklanmasına karar verilen belge ve tutanakların incelenebilmesi
hâkimin açık iznine bağlıdır.
Dosyanın hâkimin incelemesine hazır
tutulması
MADDE 162- (1) Zabıt kâtibi, yargılamadan evvel ve gerektiği
hâllerde dava dosyasını incelenmek için hâkime vermek ve zamanında eksiksiz
almak ile görevlidir.
ÜÇÜNCÜ
AYIRIM
Ön Sorun ve Bekletici
Sorun
Ön sorunun
ileri sürülmesi
MADDE 163- (1) Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön sorun
ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek suretiyle yahut duruşma sırasında
sözlü olarak ileri sürebilir.
Ön sorunun
incelenmesi
MADDE 164- (1) Hâkim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön
sorunu incelemeye değer bulursa, belirleyeceği süre içinde, varsa delilleriyle
birlikte cevabını bildirmesi için diğer tarafa tefhim veya tebliğ eder.
(2) Ön sorun hakkında iki taraf arasında uyuşmazlık
varsa, hâkim gerekirse tarafları davet edip dinledikten sonra kararını verir.
(3) Hâkim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara
tefhim veya tebliğ eder.
Bekletici
sorun
MADDE 165- (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya,
idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut
olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın
sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.
(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka
bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa
görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu
süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili
taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar
verilir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
Davaların
Birleştirilmesi ve Ayrılması
Genelgeler 1
Davaların birleştirilmesi
MADDE 166- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan
aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı
bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden
ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. İlk davanın açıldığı mahkeme
birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır[37]. (…)[38] (25.09.2025 R.G. An. Mah. 2025/137 sayılı Karar) (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.)
(2)
Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk
mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın
açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin
kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden
itibaren, bununla bağlıdır.
(3)
Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
(4)
Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında
verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı
var sayılır.
(5)
İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde
hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi,
birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı
inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.
Davaların
ayrılması
MADDE 167- (1) Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde
yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların
ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar
verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam
eder.
Kanun
yolları (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değişik)[39]
MADDE
168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan
aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden
verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir.
(2) İlk
derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge
adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz
yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına,
bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise
bozma sebebi teşkil etmez.
BEŞİNCİ
AYIRIM
İsticvap
Konusu
MADDE 169- (1) Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine
taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir.
(2) İsticvap, davanın
temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur.
İsticvap
olunacak kişilerin belirlenmesi
MADDE 170- (1) Tüzel kişiler adına, temsil yetkisine sahip
kimseler isticvap olunur.
(2)
Ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse adına yapılmış bir işleme ilişkin olarak,
o kişinin kanuni mümessili isticvap olunur.
(3)
Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci
fıkra hükmü uygulanmaz.
İsticvap
olunacak tarafın davet edilmesi
MADDE 171- (1) İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye
gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması
gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir;
ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara
cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı
ihtarı da yapılır.
(2) Çağrılan taraf özürsüz
olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece
sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır.
Bizzat
isticvap olunma
MADDE 172- (1) İsticvap olunacak kimsenin bizzat
gelmesi gereklidir. Ancak, isticvap olunacak kişi, mahkemenin bulunduğu il
dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu
ile isticvap olunması mümkün değil ise istinabe yolu ile isticvap olunur.
(2)
İsticvap olunacak kimse hastalık, engellilik[40]
veya benzeri sebeplerle mahkemeye bizzat gelemeyecek durumda ise bulunduğu
yerde isticvap olunur.
İsticvabın
yapılması
MADDE 173- (1) İsticvabına karar verilen kimse bizzat isticvap
olunur.
(2) Hâkim, isticvaba
başlamadan önce isticvap olunan tarafa gerçeği söylemesi gerektiği
hususunu hatırlatır.
(3) İsticvap esnasında,
karşı taraf ve taraf vekilleri hazır bulunabilirler.
(4) İsticvap olunan taraf,
mahkemenin izni olmadıkça, yazılı notlar kullanamaz.
Tutanak
düzenlenmesi
MADDE 174- (1) İsticvap sonunda bir tutanak düzenlenir. İsticvap
olunan tarafça yapılan açıklamalar, sorulan sorular ve verilen cevaplar
tutanağa yazılır. Tutanak taraflar huzurunda okunduktan sonra altı isticvap
olunan tarafa imzalatılır. İsticvap olunan taraf haklı bir gerekçe
göstermeksizin tutanağı imzalamaktan kaçınırsa, bu durum hâkim tarafından
tutanakla tespit olunur.
Kıyasen
uygulanacak hükümler
MADDE 175- (1) Tanıklığa ilişkin 249, 250, 259 ilâ 263
üncü madde hükümleri niteliğine aykırı düşmediği sürece isticvapta da
uygulanır.
ALTINCI
AYIRIM
Islah ve Maddi Hataların
Düzeltilmesi
Kapsamı ve sayısı
MADDE 176- (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul
işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
(2) Aynı
davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
Islahın
zamanı ve şekli
MADDE
177- (1) Islah, tahkikatın sona
ermesine kadar yapılabilir.
(2) Yargıtayın bozma
kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk
derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin
bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir.
Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
(3)[41] Islah,
sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya
ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği,
haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.
Islah
sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının ödenmesi
MADDE 178- (1) Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle
gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın
uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği
teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi hâlde,
ıslah yapılmamış sayılır.
(2) Karşı tarafın zararının
kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahkeme veznesine yatırılan miktar
eksikse tamamlattırılır, fazla ise iade edilir.
Islahın
etkisi
MADDE 179- (1) Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği
noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu
doğurur.
(2) Ancak ikrar, tanık
ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine
getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın
yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi,
reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz.
(3) Şu kadar ki, ıslahtan
sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu işlemlerin göz önünde tutulması
gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılır.
Davanın
tamamen ıslahı
MADDE 180- (1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu
bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır.
Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya
devam edilir.
Kısmen
ıslah
MADDE 181- (1) Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği
usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah
edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
Kötüniyetli
ıslah
MADDE 182- (1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız
etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle
anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim,
kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün
zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar
disiplin para cezasına mahkûm eder.
Maddi
hataların düzeltilmesi
MADDE 183- (1) Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan
belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar
düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu
yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate
alınır.
YEDİNCİ
AYIRIM(28.07.2020 /
31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
Toplu Mahkemelerde
Tahkikat
Toplu mahkemelerde tahkikat
MADDE 183/A - (1) Dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra
talep edilen delil tespiti, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici
hukuki koruma tedbirleri de dâhil olmak üzere toplu mahkemenin görevine giren
dava ve işlerde tüm yargılama aşamaları heyet tarafından yerine getirilir ve
karara bağlanır.
(2) Heyet, diğer kanunlardaki hükümler
saklı kalmak kaydıyla, iş veya davanın özelliğine göre tahkikatın, tahkikat
hâkimi olarak görevlendirilen bir üye tarafından yapılmasına karar verebilir.
(3) Tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş veya
davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere,
üyelerden birini naip hâkim olarak görevlendirebilir.
(4) Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu,
verimli ve düzenli çalışmasını sağlar ve bu yolda uygun göreceği önlemleri
alır.
ALTINCI
BÖLÜM
Tahkikatın Sona Ermesi
ve Sözlü Yargılama
Tahkikatın sona ermesi
MADDE
184- (1)
Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra,
duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri
için söz verir.
(2)
Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı
gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim
eder.
Toplu mahkemelerde tahkikatın sona ermesi
MADDE 185- (1) Toplu mahkemelerde, tahkikatı yapmakla
görevlendirilen hâkim, tahkikatın tamamlandığı kanaatine varırsa, tarafların
davanın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için dosyayı mahkeme başkanına
verir.
(2)
Toplu mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse tahkikat için
görevlendirilen hâkim tarafından dinlenen tanıkları ve bilirkişiyi tekrar
çağırıp dinleyebileceği gibi, davanın maddi vakıaları hakkında gösterilen ve
mahkemeye verilememiş veya getirtilmemiş olan delillerin verilmesini veya
getirtilmesini de kararlaştırabilir. Kurul, eksik gördüğü tahkikatı kendisi
tamamlayabileceği gibi hâkimlerden birine de verebilir.
(3)
Toplu mahkeme, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından
sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini
tefhim eder.
Sözlü
yargılama
MADDE
186- (1) Mahkeme,
tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama
aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki
haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü
yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez.(28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değişik)[42]
(2) Sözlü yargılamada mahkeme,
taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki,
150 nci madde hükmü saklıdır(Son cümle 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir).
DÖRDÜNCÜ
KISIM
İspat ve Deliller
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
İspatın
konusu
MADDE 187- (1) İspatın konusunu tarafların üzerinde
anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar
oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.
(2) Herkesçe bilinen
vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.
İkrar
MADDE 188- (1) Tarafların veya vekillerinin mahkeme
önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.
(2) Maddi bir hatadan
kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez.
(3) Sulh görüşmeleri
sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz.
İspat hakkı
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun
olarak ispat hakkına sahiptir.
(2)
Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir
vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
(3)
Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat
olunamaz.
(4)
Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece
karar verilir.
İspat
yükü
MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme
bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak
çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye
dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü
altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin
aksini ispat edebilir.
Karşı ispat
MADDE 191- (1) Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının
doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan
taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz.
Kanunda
düzenlenmemiş deliller
MADDE 192- (1) Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu
öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de
başvurulabilir.
Delil
sözleşmesi
MADDE 193- (1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde
tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı
öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını
kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların
da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.
(2) Taraflardan birinin
ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil
sözleşmeleri geçersizdir.
Somutlaştırma
yükü ve delillerin gösterilmesi
MADDE 194- (1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata
elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2) Tarafların,
dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için
gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Başka
yerden getirtilecek deliller
MADDE 195- (1) Tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine
karar verilen delillerin getirtilmesi için, mahkemece ilgili resmî makam ve
mercilerle üçüncü kişilere bu husus bildirilir. Mahkemeye getirtilmesi mümkün
olmayan deliller, bulunduğu yerde incelenebilir veya dinlenebilir.
Delilden
vazgeçme
MADDE 196- (1) Delil gösteren taraf, karşı tarafın açık
izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez.
Delillerin
incelenmesi ve istinabe
MADDE 197- (1) Kanunda belirtilen hâller dışında,
deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğu kadar birlikte ve aynı
duruşmada incelenir. Zorunlu hâllerde, bazı delillerin incelenmesi başka bir
duruşmaya bırakılabilir.
(2) Başka yerde bulunan ve
mahkemeye getirilemeyen deliller, o yerde istinabe yoluyla toplanabilir.
(3) Delillerin incelenmesi
veya beyanların dinlenmesi sırasında taraflar, istinabe olunan mahkemede hazır
bulunabilir ve delillerle ilgili açıklama haklarını kullanabilirler. Bu hususu
sağlamak için, taraflara incelemenin yapılacağı tarih ve yer bildirilir. Bu
davet üzerine taraflar istinabe olunan mahkemede hazır bulunmasalar dahi deliller
incelenir veya beyanlar dinlenir.
Delillerin
değerlendirilmesi
MADDE 198- (1) Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri
serbestçe değerlendirir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Belge
ve Senet
Belge
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli
yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü
veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer
bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.
Senetle
ispat zorunluluğu
MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri,
değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan
hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk
Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin
miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz
Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
(2) Bu madde uyarınca
senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak
karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.
Senede
karşı tanıkla ispat yasağı
MADDE 201- (1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen
ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte
bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa
bile tanıkla ispat olunamaz.
Delil
başlangıcı
MADDE 202- (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil
başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı, iddia
konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu
hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya
temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Senetle
ispat zorunluluğunun istisnaları
MADDE 203- (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:
a) Altsoy ve üstsoy,
kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.
b) İşin niteliğine ve
tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş
bulunan hukuki işlemler.
c) Yangın, deniz kazası,
deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan
hâllerde yapılan işlemler.
ç) Hukuki işlemlerde irade
bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları.
d) Hukuki işlemlere ve
senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.
e) Bir senedin sahibi
elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre
teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu
kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.
İlamların
ve resmî senetlerin ispat gücü
MADDE 204- (1) İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri,
sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar.
(2) İlgililerin beyanına
dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların
görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi
ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.
(3) Mahkeme, yukarıdaki
belgelerden biri hakkında şüphe uyandıran bir hâl görürse, ilgili daireden
açıklama isteyebilir.
Adi
senetlerin ispat gücü
MADDE 205- (1) Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece
inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe
kesin delil sayılırlar.
(2)
Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet
hükmündedir.
(3)
Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin, güvenli
elektronik imza ile oluşturulmuş olup olmadığını resen inceler.
İmza
atamayanların durumu
MADDE
206- (1) Okuma ve yazma bilmediği
için imza[43] atamayanların
mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki
işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından
düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır.
(2) Okuma ve yazma bildiği
hâlde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak
suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini
taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
(3)[44] İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul
edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret
veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış
olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması
yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir.
(4)[45] Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce onaylanacak
veya[46] düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç,
vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.
Senette
çıkıntı, kazıntı ve silinti
MADDE 207- (1) Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti
ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı
veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak
nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir.
Yazı veya imza inkârı
MADDE 208- (1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği
iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik
iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği
iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek,
saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin
sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri
sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki
yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet
kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara
bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı
inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.
Yazı veya imza inkârının
sonucu
MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr
edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme
esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı
veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak
mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet
hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi
haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.
Güvenli
elektronik imzalı belgenin inkârı
MADDE 210- (1) Güvenli elektronik imzayla oluşturulmuş verinin
inkârı hâlinde, hâkim tarafından veriyi inkâr eden taraf dinlendikten sonra bir
kanaate varılamamışsa, bilirkişi incelemesine başvurulur.
Sahtelik
incelemesi
MADDE 211- (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi
durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki
sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı
inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu
kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer
delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek
duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle,
senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet
edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş
olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine
çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre
yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat
oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce,
mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar,
ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde
edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için
gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza
atmasını mahkemeden talep edebilir.
Sahte
senedin iptali
MADDE 212- (1)
Bir senedin sahte olduğuna dair karar
kesinleştikten sonra, senedin altına sahte olduğu yazılarak senet iptal olunur.
Resmî senetlerde, senedin ilgili dairedeki aslı da bu yolla iptal edilir.
Haksız
yere sahtelik iddiası
MADDE 213- (1) Sahtelik iddiası sonunda haksız çıkan taraf
kötüniyetli ise bu sebeple ertelenen her bir duruşma için celse harcına ve
talep hâlinde bu sebeple diğer tarafın uğradığı zararları tazmin etmeye mahkûm
edilir.
(2) Resmî senetteki imza
veya yazı inkâr edildiğinde, yukarıdaki harç miktarı iki katı olarak uygulanır.
(3) Bilirkişi incelemesi
yapılmasına karar verilmesinden önce, tarafların sahteliğe ilişkin
iddialarından vazgeçmeleri hâlinde, hâkim, tazminattan indirim yapabileceği gibi
tazminata hükmetmeyebilir.
Sahtelik hakkında hukuk ve
ceza mahkemesi kararlarının etkisi
MADDE 214- (1) Belgenin sahte olmadığına dair
hukuk mahkemesince verilen karar kesinleştikten sonra, söz konusu belge
hakkında ceza mahkemesinde de sahtelik iddiası dinlenmez.
(2) Ceza mahkemesince
belgeyi düzenleyen hakkında ceza verilmesine yer olmadığı ya da beraat kararı
verilmiş olması, hukuk mahkemesinin belgenin sahteliğini incelemesini
engellemez.
Belgelerin
halefler aleyhine kullanılması ve adi senetlerin üçüncü kişiler için hüküm
ifade etmesi (Madde
başlığı 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[47]
MADDE
215- (1) Bir kimsenin aleyhine delil
olarak kullanılabilecek belgeler, o kimsenin halefleri aleyhine de delil
teşkil eder.
(2) Bir adi senet
bakımından, kendisine ibraz olunduğu noter veya yetkili memur tarafından
usulüne uygun olarak onaylanmış ise ibraz tarihi, resmi bir işleme konu olmuşsa
işlem tarihi, imza edenlerden biri ölmüşse ölüm tarihi, imza edenlerden birinin
imza etmesine fiilen imkân kalmamışsa bu imkânı ortadan kaldıran olayın meydana
geldiği tarih üçüncü kişiler hakkında da hüküm ifade eder. Adi senette
bahsedilen diğer senetlerin tarihleri, üçüncü kişiler hakkında ancak son senet
tarihinin onaylanmış olduğunun kabul edildiği tarihte hüküm ifade eder. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
Mahkemece belge aslının
istenmesi ve geri verilmesi
MADDE 216- (1) Belgenin sadece örneğinin mahkemeye verildiği
durumlarda, mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine
belgenin aslının verilmesini de isteyebilir.
(2) Belgenin aslını elinde
bulunduran taraf, üçüncü kişi veya resmî makamlar, istenmesi hâlinde bunu
mahkemeye vermek zorundadır.
(3) Mahkeme, belge aslının
verilmesi durumunda, belgenin saklanması için gerekli tedbirleri alır veya
istendiğinde tekrar verilmek üzere belgeyi ibraz edene geri verebilir.
(4) Taraflardan biri
elindeki belgenin aslını mahkemeye verirse, bu belgenin geri verilmesini talep
edebilir. Bu takdirde hâkim, belgenin aslının verilip verilmeyeceğine karar
verir. Geri verilmesine karar verildiğinde, aslına uygun olduğu mahkeme mührü
ve yazı işleri müdürünün imzasıyla onanmış örneği dosyaya konur.
Belge aslının ibrazı usulü
MADDE 217- (1)
Bir kişi veya kurumun elinde bulunup
mahkemeye teslim edilmesi gereken belgenin aslı istendiğinde, kişi veya kurumun
bulunduğu ya da belgenin teslim edileceği yerdeki asliye mahkemesi tarafından
örneği onaylanarak aslı
mahkemeye gönderilir yahut teslim edilir.
(2) Mahkemece onaylanmış
belge örneği, aslı gibi hüküm ifade eder.
Belgenin
yerinde incelenmesi
MADDE 218- (1) Mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan
belgeler, hâkim veya görevlendireceği bilirkişi tarafından yerinde incelenir ya
da bu belgelerin mahkemeye sunulmuş örnekleri asıllarıyla karşılaştırılır.
İnceleme sonunda bir tutanak düzenlenir ve gerekli görülürse uygun teknik
araçlarla belgenin aslı kaydedilir.
(2) Mahkemenin bu yöndeki
emrinin yerine getirilmesine haklı bir sebep olmaksızın engel olunması hâlinde
hâkim tarafından, engel olan kişi hakkında sebep olduğu giderlere ve beşyüz
Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.
Gerektiğinde zor kullanılmasına da karar verilebilir.
Tarafların
belgeleri ibrazı zorunluluğu
MADDE 219- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın
delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz
etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep
edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek
mahkemeye ibraz edilir.
(2) Ticari defterler gibi
devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri
mahkemeye ibraz edilebilir.
Tarafın
belgeyi ibraz etmemesi
MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun
ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat
getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya
ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir
kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu
belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
(2) Mahkemece, ibrazı
istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin
elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da
bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
(3) Belgeyi ibraz etmesine
karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı
sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir
mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen
yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda
diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Üçüncü kişinin belgeyi ibraz etmemesi
MADDE
221- (1)
Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir
belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar
verirse, bu belgenin ibrazını emreder.
(2) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki
belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini
delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır. Mahkeme yapılan açıklamayı yeterli
görmezse, bu kimseyi tanık olarak dinleyebilir.
(3) Belgeyi ibraz zorunda olanlar, tanıklıktan çekinmeye
ilişkin hükümlere göre, belgeyi ibrazdan veya bu konudaki tanıklıktan
çekinebilirler. Belgeyi ibraz veya bu konuda tanıklık yapmak zorunda olanlar
hakkında, tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.
Ticari
defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE
222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda
tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin
talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin,
ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve
usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter
kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada
belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve
halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı
şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı
olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi[48] yahut
defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış
olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak
tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde
ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz(Cümle 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251
s.k. ile eklenmiştir). Bu şartlara
uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar
birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış
onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter
kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari
defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf
defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş
sayılır.
Yabancı
dilde yazılmış belgeler
MADDE 223- (1) Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan
taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır.
(2) Mahkeme kendiliğinden
veya diğer tarafın talebi üzerine, belgenin resmî tercümesini de isteyebilir.
Yabancı
resmî belgelerin yetkili makamlar tarafından onaylanması zorunluluğu
MADDE
224- (1) Yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmî
belgelerin, Türkiye'de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili
makamı veya ilgili Türk konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlıdır.
(2) Türkiye'nin taraf
olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmî belgelerin tasdiki ile ilgili
hükümleri saklıdır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Yemin
Yeminin
konusu
MADDE
225- (1)
Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve
kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi
onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Yemine konu olamayacak vakıalar
MADDE
226-
(1) Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz:
a)
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar.
b)
Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli
görülmediği hâller.
c)
Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması
ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.
Yemin teklifi
MADDE
227- (1)
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan
etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir.
(2)
Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer
taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de
gösteremez.
Yemine davet
MADDE
228- (1)
Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde,
kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.
(2)
Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli
bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat
gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten
kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.
Yemin etmemenin sonuçları
MADDE
229- (1)
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir
özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez
ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
(2)
Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa
ispat edilememiş sayılır.
Yeminin iade olunamayacağı hâller
MADDE 230- (1)Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın
değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa
yemin iade edilemez
Ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı
MADDE
231- (1)
Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini
kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır.
Yemini yerine getirecek kimseler
MADDE
232- (1)
Yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur.
(2)
Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise
onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel
kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya
da iade olunabilir.
(3)
Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci
fıkra hükmü uygulanmaz.
Yeminin şekli
MADDE
233- (1)
Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur.
(2)
Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin
edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi
hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.
(3)
Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse;
hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir.
(4)
Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve
hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün
inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de
"Bana sorulan sorular
hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum,
şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin
ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır.
(5)
Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa
kalkar.
Sağır ve dilsizlerin yemini
MADDE 234- (1) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin
hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler.
(2) Okuma ve yazma bilmeyen
sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin
ederler.
Hasta veya engellilerin[49] mahkeme dışında
yemini
MADDE
235- (1)
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli[50] ise hâkim,
bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri
ve karşı taraf da hazır bulunabilir.
Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı
çevresi dışında olması
MADDE 236- (1) Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse,
yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi,
mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve
görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile
yemin ettirilir.
Yemin konusunun açıklattırılması
MADDE 237- (1) Hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık
olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü
soruları yemin eden kimseye sorabilir.
Yemin tutanağının düzenlenmesi
MADDE 238- (1) Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip
tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar
edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder.
Yalan yere yemin iddiası
MADDE
239- (1)
Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas
dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Tanık
Tanık gösterme şekli
MADDE 240- (1) Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak
gösterilebilir.
(2) Tanık gösteren taraf,
tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve
soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu
listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste
verilemez.
(3) Tanık listesinde
adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres
göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres
gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın
dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır.
Tanıklardan
bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi
MADDE 241- (1) Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir
kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede
bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.
Tanıklığın
izne bağlı olduğu hâller
MADDE 242- (1) Kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar
bile, görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar
hakkında, sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak
dinlenemezler. Bu izin, milletvekilleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar[51] hakkında Cumhurbaşkanı ve diğerleri hakkında bağlı
oldukları bakan veya kuruluşun amiri tarafından verilir.
(2) Tanıklık kamu yararına
aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz.
(3) Bu izin, mahkeme kararı
üzerine yazı ile istenir ve izin verilince tanık davet edilerek dinlenir.
Tanığın davet edilmesi
MADDE
243- (1)
Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca
hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin
süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa
dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.
(2)
Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması
gerekir. Acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir.
(3) Tanığı davet,
gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle
de yapılabilir. Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda
uygulanmaz.
Davetiyenin
içeriği
MADDE 244- (1) Tanıklara gönderilecek davetiyede;
a) Tanığın adı, soyadı ve
açık adresi,
b) Tarafların ad ve
soyadları,
c) Tanıklık yapacağı konu,
ç) Hazır bulunması gereken
yer, gün ve saat,
d) Gelmemesinin veya
gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmesinin hukuki ve cezai
sonuçları,
e) Adalet Bakanlığınca
hazırlanan tarife gereğince ücret ödeneceği,
yazılır.
Çağrıya uyma zorunluluğu
MADDE
245- (1)
Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes
gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin
gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin
para cezasına hükmolunur. Zorla getirtilen tanık, evvelce gelmemesini haklı
gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve
disiplin para cezası kaldırılır.
Tanığa
soru kâğıdı gönderilmesi
MADDE 246- (1) Hâkim gerekli görülen hâllerde, sözlü olarak
dinlenmesi yerine, belirlenecek süre içinde cevaplarını yazılı olarak
bildirmesi için tanığa soru kâğıdı gönderilmesine karar verebilir. Bu şekilde
işlem yapılması, tanığın vereceği cevabın hükme yeterli olup olmadığı hususunu
hâkimin takdir etmesine engel olamaz. Hâkim, verilen yazılı cevapların yetersiz
olması hâlinde, tanığı dinlemek üzere davet edebilir.
Tanıklıktan
çekinme hakkı
MADDE 247- (1) Kanunda açıkça belirtilmiş olan hâllerde, tanık
olarak çağrılmış bulunan kimse, tanıklık yapmaktan çekinebilir.
(2) Kişisel nedenlerle
tanıklıktan çekinme sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim tanık olarak çağrılmış
kimsenin çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatır.
Kişisel
nedenlerle tanıklıktan çekinme
MADDE 248- (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler:
a) İki taraftan birinin
nişanlısı.
b) Evlilik bağı ortadan
kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
c) Kendisi veya eşinin
altsoy veya üstsoyu.
ç) Taraflardan biri ile
arasında evlatlık bağı bulunanlar.
d) Üçüncü derece de dâhil
olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi
kayın hısımları.
e) Koruyucu aile ve
onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.
Sır
nedeniyle tanıklıktan çekinme
MADDE 249- (1) Kanun gereği sır olarak korunması gereken
bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında
tanıklıktan çekinebilirler. Ancak, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu hükmü saklı kalmak üzere sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin
verildiği takdirde, bu kimseler tanıklıktan çekinemezler.
Menfaat
ihlali tehlikesi nedeniyle
tanıklıktan çekinme
MADDE 250- (1) Aşağıdaki hâllerde tanıklıktan çekinilebilir:
a) Tanığın beyanı kendisine
veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birine doğrudan doğruya maddi bir
zarar verecekse.
b) Tanığın beyanı
kendisinin veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birinin şeref veya
itibarını ihlal edecek ya da ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına sebep
olacaksa.
c) Tanığın beyanı, meslek
veya sanatına ait olan sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecekse.
Tanıklıktan
çekinme hakkının istisnaları
MADDE 251- (1) 248 ve 249 uncu maddeler ile 250 nci maddenin (a)
bendindeki hâllerde;
a) Bir hukuki işlemin
yapılması sırasında tanık olarak bulundurulmuş olan kimse o işlemin esası ve
içeriği hakkında,
b) Aile bireylerinin doğum,
ölüm veya evlenmelerinden kaynaklanan olaylar hakkında,
c) Aile bireyleri arasında,
ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkında,
ç) Taraflardan birinin
hukuki selefi veya temsilcisi olarak kendisinin yaptığı işler hakkında,
tanıklıktan çekinilemez.
Çekinme
sebeplerinin bildirilmesi ve incelenmesi
MADDE 252- (1) Tanıklıktan çekinen kimse, çekinme sebebini ve bu
sebebi haklı gösterecek delilini, dinleneceği günden önce yazılı veya davet
edildiği duruşmada sözlü olarak bildirmek zorundadır.
(2) Çekinme sebeplerini ve
bunun dayanaklarını önceden bildirmiş olan tanık belli günde mahkemeye gelmek
zorunda değildir.
(3)
Mahkeme, duruşmada bulunan tarafları dinledikten sonra tanıklıktan çekinmenin
haklı olup olmadığına karar verir.
Çekinmenin
kabul edilmemesinin sonucu
MADDE 253- (1) Tanık, kanuni bir sebep göstermeden tanıklıktan
çekinir, yemin etmez veya göstermiş olduğu sebep mahkemece kabul edilmemesine
rağmen tanıklık yapmaktan çekinirse beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına
kadar disiplin para cezasına ve bu yüzden doğan giderleri ödemesine
hükmedilerek, yeniden dinlenilmek üzere yargılama başka güne bırakılır.
(2) Tanık kendisine sorulan
sorulara cevap vermez veya yemin etmemekte direnirse o mahkemece iki haftayı
geçmemek üzere disiplin hapsine mahkûm edilir.
Tanığın
kimliğinin tespiti
MADDE 254- (1) Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı,
doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir
yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni
etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur.
Tanıklara itiraz
MADDE 255- (1) Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının
doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri
iddia ve ispat edebilir.
Tanığa
görevinin önemini anlatma
MADDE 256- (1) Tanığa dinlenmeden önce;
a) Gerçeği söylemesinin
önemi,
b) Gerçeği söylememesi
hâlinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı,
c) Doğruyu söyleyeceği
hususunda yemin edeceği,
ç) Duruşmada mahkeme
başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği ve
gerekirse diğer tanıklarla yüzleştirilebileceği,
anlatılır.
Yeminsiz
dinlenecekler
MADDE 257- (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
a)
Dinlendiği sırada onbeş yaşını bitirmemiş olanlar.
b)
Yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip
olmayanlar.
Yeminin
zamanı ve şekli
MADDE 258- (1) Yemin, tanığın dinlenilmesinden önce eda edilir.
(2)
Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa
kalkar.
(3) Hâkim tanığa, "Tanık
sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına
ve bilginizden hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal
saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyor musunuz?" diye sorar.
Tanık da cevaben, "Sorulacak sorulara, hiçbir şey saklamadan doğru cevap
vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine
yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır.
Tanıkların
mahkemede dinlenilmesi
MADDE 259- (1) Tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir.
(2) Mahkeme, gerçeğin ortaya
çıkması için gerekliyse, tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde
dinlenilmesine karar verebilir.
(3) Mahkeme, hasta veya engelli[52]
olmasından dolayı gelemeyen tanığı bulunduğu yerde dinler.
(4) Mahkemenin yargı
çevresi dışında bulunan tanığın, bulunduğu yer mahkemesi tarafından
dinlenmesine karar verilebilir. İstinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilen
tanığın, nerede, hangi gün ve saatte dinleneceği hususu, talepleri hâlinde taraflara
tebliğ edilir. Bu durumda, tanığın, hangi hususlardan dolayı dinleneceğini
hâkim belirler.
Tanığın
bilgilendirilmesi
MADDE 260- (1) Tanık dinlenmeden önce hakkında tanıklık
yapacağı olayla ilgili olarak, hâkim tarafından kendisine bilgi verilir ve
tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenir.
Tanığın
dinlenilme şekli
MADDE 261- (1) Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve
biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar
gerektiğinde yüzleştirilirler.
(2) Tanık, bildiğini sözlü
olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir. Dinlenilme sırasında, tanık, yazılı
notlar kullanamaz. Şu kadar ki, tanık tarihleri ve rakamları tespit etmek veya
bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek için yazılarına bakmak zorunda
olduğunu hâkime söylerse, hâkim derhâl yazılarına bakmasına veya belirleyeceği
duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir.
(3) Hâkim, tanık sözünü
bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması
amacıyla başka sorular da sorabilir.
(4) Toplu mahkemede başkan,
hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.
(5) Tanığın sözleri tutanağa
yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir.
Yasak
davranışlar
MADDE 262- (1) Tarafların, tanığın sözünü kesmeleri, söz veya
hareketle onu övmeleri veya tahkir etmeleri yasaktır. Buna aykırı davranan
taraf veya vekili, hâkimin uyarısına rağmen davranışını devam ettirecek olursa,
79 veya 151 inci maddeler uyarınca işlem yapılır.
Tercüman
ve bilirkişi kullanılması
MADDE 263- (1) Tanık Türkçe bilmezse tercümanla dinlenir.
(2) Tanık, sağır ve dilsiz
olup okuma ve yazmayı biliyorsa, sorular kendisine yazılı olarak bildirilir ve
cevapları yazdırılır; okuma ve yazma bilmediği takdirde, hâkim, kendisini
işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımıyla dinler.
Yalan
yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları
MADDE 264- (1) Hâkim, tanığın tanıklığı esnasında yalan
söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya
emare elde ederse bir tutanak düzenler ve bu tutanağı derhâl Cumhuriyet
başsavcılığına gönderir.
(2) Hâkim, tanığın ve suçta
ortakları varsa onların tutuklanmasına da karar verebilir ve kovuşturma
yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına sevk eder.
Tanığa
ödenecek ücret ve giderler
MADDE 265- (1) Mahkeme tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet
Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre, kaybettiği zaman ile orantılı bir ücret
verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleri
ile tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne
göre ödenmesi gereken ücret ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harca tabi
değildir.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Bilirkişi İncelemesi
Bilirkişiye
başvurulmasını gerektiren hâller
MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik
bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut
kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin
gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye
başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir
uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak
görevlendirilemez. (24.11.2016 tarih
ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[53]
Bilirkişi
sayısının belirlenmesi
MADDE 267- (1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi
görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda,
birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de
mümkündür.
Bilirkişilerin
görevlendirilmesi
MADDE
268-(24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı
R.G. 6754 s.k. ile değişik)[54] (1) Bilirkişiler, bölge adliye
mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu
tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak kendi
bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir
bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede
bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.
(2) Bölge kurulunun hazırladığı listede
bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer
bölge kurullarının listelerinden; burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik
Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (c) ve
(f)[55] bentleri hariç birinci fıkrasında yer
alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi
görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge
kuruluna bildirilir.
(3) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü
kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak
öncelikle başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla
ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.
Bilirkişilik
görevinin kapsamı
MADDE 269- (1) Bilirkişilik görevi, mahkemece yapılan davete
uyup tayin edilen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmayı, yemin etmeyi ve
bilgisine başvurulan konuda süresinde oy ve görüşünü mahkemeye bildirmeyi
kapsar.
(2) Geçerli bir özrü
olmaksızın mahkemece yapılan davete uyup, tayin edilen gün ve saatte mahkemede
hazır bulunmayan yahut mahkemeye gelip de yemin etmekten veya süresinde oy ve
görüş bildirmekten kaçınan bilirkişiler hakkında, tanıklığa ilişkin disiplin
hükümleri uygulanır ve durum bilirkişilik bölge kuruluna
bildirilir[56].
Bilirkişilik
görevini kabulle yükümlü olanlar
MADDE 270- (1) Aşağıda sayılmış olan kişi ya da kuruluşlar,
bilirkişilik görevini kabulle yükümlüdürler:
a) Resmî bilirkişiler ile
268 inci maddede belirtilmiş bulunan listelerde yer almış olanlar.
b) Bilgisine başvurulacak
konuyu bilmeksizin, meslek veya zanaatlarını icra etmesine olanak
bulunmayanlar.
c) Bilgisine başvurulacak
konu hakkında, meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar.
(2) Bu kişiler, ancak
tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir
sebebe dayanarak, bilirkişilikten çekinebilirler.
Bilirkişiye
yemin verdirilmesi
MADDE 271- (1) Listelere kaydedilmiş kişiler arasından
görevlendirilmiş olan bilirkişilere, bilirkişilik
bölge kurulu veya bulunduğu yer[57] il adli yargı adalet komisyonu huzurunda,
"Bilirkişilik görevimi sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız
ve objektif bir biçimde yerine getireceğime, namusum, şerefim ve kutsal
saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim." şeklindeki sözler,
tekrarlattırılmak suretiyle yemin verdirilir. Bu bilirkişilere,
görevlendirildikleri her dava veya işte ayrıca yemin verdirilmez; sadece
görevlendirme yazısında, bilirkişilere önceden etmiş bulundukları yemine bağlı
kalmak suretiyle oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hususu hatırlatılır.
(2) Listelere kaydedilmemiş
olan kişiler arasından bilirkişiler görevlendirilmişse, kendilerine,
görevlendiren mahkemece, huzurda, göreve başlamadan önce, birinci fıkrada
belirtilen şekilde yemin verdirilir. Yemine ilişkin tutanak, hâkim, zabıt
kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
Bilirkişinin görevini yapmaktan yasaklı olması ve
reddi
MADDE 272- (1) Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret
sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak,
bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş
bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez.
(2) Hâkimler hakkındaki
yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme,
hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi,
bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir.
(3) Ret sebeplerinden
birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin
reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi
veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden
itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır. Ret sebeplerinin
ispatı için, yemin teklif edilemez.
(4) Görevden alınma, ret ve
bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren
mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar
kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla
birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
Bilirkişinin
görev alanının belirlenmesi
MADDE 273- (1) Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle
bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, aşağıda belirtilen
hususlara yer vermek zorundadır:
a) İnceleme konusunun bütün
sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi.
b) Bilirkişinin cevaplaması
gereken sorular.
c) Raporun verilme süresi.
(2) Bilirkişiye,
görevlendirme yazısının ekinde, inceleyeceği şeyler, dizi pusulasına bağlı
olarak ve gerekiyorsa mühürlü bir biçimde teslim edilir; ayrıca bu husus
tutanakta gösterilir.
Bilirkişinin
görev süresi
MADDE 274- (1) Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek
süre üç ayı geçemez. Bilirkişinin talebi üzerine, kendisini görevlendiren
mahkeme gerekçesini göstererek, süreyi üç ayı geçmemek üzere uzatabilir. Ancak basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde bu süreler
iki ay olarak uygulanır. (Son cümle, 15.03.2018 tarih ve 30361
sayılı R.G. 7101 s.k.ile eklenmiştir)
(2) Belirlenen süre içinde
raporunu vermeyen bilirkişi görevden alınıp, yerine bir başka kimse, bilirkişi
olarak görevlendirilebilir. Bu durumda mahkeme, görevden alınmış olan
bilirkişiden, görevden alındığı ana kadar yapmış olduğu işlemler hakkında
açıklama yapmasını talep eder ve ayrıca bilirkişinin dizi pusulasına bağlı bir
biçimde görevi sebebiyle incelenmek üzere kendisine teslim edilmiş bulunan dosya
ve eklerini mahkemeye hemen tevdi etmesini ister. Ayrıca
hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla,
bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar
verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması
bilirkişilik bölge kurulundan talep edilir. (Son
cümle, 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[58]
Bilirkişinin
haber verme yükümlülüğü
MADDE 275- (1) Bilgisine başvurulan bilirkişi, kendisine tevdi
olunan görevin, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu maddi vakıaların
açıklığa kavuşturulması ve tespiti için, uzman kimliği bulunan başka bir
bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını
haklı kılacak mazeretini bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye
bildirir.
(2) Bilirkişi, incelemesini
gerçekleştirebilmek için, bazı hususların önceden soruşturulması ve tespiti ile
bazı kayıt ve belgelerin getirtilmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunun sağlanması
için, bir hafta içinde kendisini görevlendiren mahkemeye bilgi verir ve talepte
bulunur.
Bilirkişinin
görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü
MADDE 276- (1) Bilirkişi, mahkemece kendisine tevdi olunan
görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut
tamamen başka bir kimseye bırakamaz.
Bilirkişinin
sır saklama yükümlülüğü
MADDE 277- (1) Bilirkişi, görevi sebebiyle yahut görevini yerine
getirirken öğrendiği sırları saklamak, kendisi ve başkaları yararına
kullanmaktan kaçınmakla yükümlüdür.
Bilirkişinin
yetkileri
MADDE 278- (1) Bilirkişi, görevini, mahkemenin sevk ve idaresi
altında yürütür.
(2) Bilirkişi, görev alanı
veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini, her
zaman mahkemeden isteyebilir.
(3) Bilirkişi, incelemesini
gerçekleştirirken ihtiyaç duyarsa, mahkemenin de uygun bulması kaydıyla,
tarafların bilgisine başvurabilir. Taraflardan birinin bilgisine başvurulacağı
hâllerde, mahkemece bilirkişiye taraflardan biri bulunmaksızın diğerinin
dinlenemeyeceği hususu önceden hatırlatılır.
(4) Bilirkişinin oy ve
görüşünü açıklayabilmesi için bir şey üzerinde inceleme yapması zorunlu ise
mahkeme kararı ile gerekli incelemeyi yapabilir. Bu işlemin icrası sırasında
taraflar da hazır bulunabilir.
Bilirkişi
açıklamalarının tespiti ve rapor
MADDE 279- (1) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya
sözlü olarak bildirmesine karar verir.
(2) Raporda, tarafların ad
ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme
konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler
arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya
da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy
ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir.
(3) Mahkeme, bilirkişinin
oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin
açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası
alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine
başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve
müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın
altı, bilirkişilere imza ettirilir.
(4) Bilirkişi, raporunda ve sözlü
açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren
hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki
nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (24.11.2016
tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile değişik)[59]
Bilirkişi
raporunun verilmesi
MADDE 280- (1) Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek
üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak
mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer
örneği taraflara tebliğ edilir.
Bilirkişi
raporuna itiraz
MADDE
281- (1) Taraflar, bilirkişi
raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda
eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik
gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını
veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna
karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da
özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde
mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir
defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir(Son ciümle 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G.
7251 s.k. ile eklenmiştir).
(2) Mahkeme, bilirkişi
raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa
kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle
ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda
bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya
çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla,
tekrar inceleme de yaptırabilir.
Bilirkişinin
oy ve görüşünün değerlendirilmesi
MADDE 282- (1) Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer
delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
Bilirkişi gider ve
ücreti
MADDE 283- (1) Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle
orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir.
Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak ve her yıl güncellenecek olan tarife
esas alınır.
Bilirkişinin
ceza hukuku bakımından durumu
MADDE 284- (1) Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu
görevlisidir.
Bilirkişinin
hukuki sorumluluğu
MADDE 285- (1) Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle
düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması
sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat
davası açabilirler.
(2) Devlet, ödediği
tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder.
Davaların
açılacağı mahkeme
MADDE 286- (1) Devlet aleyhine açılacak olan tazminat davası,
gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı
hâllerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi
hukuk dairesinde; bölge adliye mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde ise
Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür.
(2) Devletin sorumlu
bilirkişiye karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan
mahkemede görülür.
Rücu
davasında zamanaşımı
MADDE 287- (1) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu
bilirkişiye, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder. Hükme esas
alınan bilirkişi raporu kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlenmişse, bu durumda,
ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
ALTINCI
BÖLÜM
Keşif
Keşif kararı
MADDE 288- (1) Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu
organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi
sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hâkim gerektiğinde
bilirkişi yardımına başvurur.
(2) Keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar
taraflardan birinin talebi
üzerine veya resen alınır.
Keşfe
yetkili mahkeme
MADDE 289- (1) Keşif, davaya bakan mahkemece icra edilir. Keşif
konusu, mahkemenin yargı çevresi dışında ise inceleme istinabe suretiyle
yapılır.
(2) Keşif konusu,
büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise inceleme, davaya bakan mahkeme
tarafından da yerine getirilebilir.
Keşfin
yapılması
MADDE
290- (1) Keşfin yeri, kapsamı[60] ve zamanı
mahkeme tarafından
tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde
yokluklarında yapılır.
(2) Mahkeme keşif sırasında
tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle
ilgili gözlemleri de yazılır(Cümle
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir). Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları
içeren bir tutanak düzenlenir. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa
eklenir.
(3) Mahkeme, bir olayın
nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir.
Keşfe
katlanma zorunluluğu
MADDE 291- (1) Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının
gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar.
(2) Keşif yapılmasına
taraflardan birinin karşı koyması hâlinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen
taraf ise bu delilden vazgeçmiş; diğer taraf ise iddia edilen vakıayı kabul
etmiş sayılır. Şu kadar ki, hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü
uygulamayabilir.
(3) Keşif, üçüncü kişi için
uygun olan zamanda yapılır. Keşif zamanı ve yeri üçüncü kişiye bildirilir.
Gecikmesinde zarar umulan hâllerde bildirim yapılmaksızın keşif icra edilir.
Keşfe karşı koyma hâlinde hâkim, üçüncü kişiyi karşı koymanın sebep olduğu
giderlere ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para
cezasına mahkûm eder; gerektiğinde zor kullanılmasına karar verebilir. Ancak,
üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma
yükümlülüğünden kaçınabilir.
Soybağı
tespiti için inceleme
MADDE 292- (1) Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve
bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak
şartıyla, herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku
alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa
uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.
(2) Üçüncü kişi tanıklıktan
çekinme hakkı bulunduğunu ileri sürerek bu yükümlülükten kaçınamaz.
YEDİNCİ
BÖLÜM
Uzman Görüşü
Uzman görüşü
MADDE 293- (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak,
uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre
istenemez.
(2) Hâkim, talep üzerine
veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek
dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve
taraflar gerekli soruları sorabilir.
(3) Uzman kişi çağrıldığı
duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece
değerlendirmeye tabi tutulmaz.
BEŞİNCİ
KISIM
Hüküm ve Davaya Son
Veren Taraf İşlemleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Hüküm
Hüküm,
hükmün verilmesi ve tefhimi
MADDE 294- (1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai
kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında
verilen nihai karar, hükümdür.
(2) Hüküm, yargılamanın
sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
(3)
Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek
okunması suretiyle olur.
(4)
Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli
kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
(5) Hükmün tefhimini,
duruşmada bulunanlar ayakta dinler.
(6) Hükme ilişkin hususlar,
niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da
uygulanır.
Hükmün müzakeresi
MADDE 295- (1) Hüküm, gizli müzakere edilerek hazırlanır ve
alenen tefhim olunur.
(2) Hükmü, yargılamanın
sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkim veya hâkimler verir.
Bu şekilde hüküm verebilecek hâkimlerin tamamı hazır bulunmadıkça hüküm
hakkında görüşme yapılamaz.
(3) Hükmün müzakeresi
sırasında, yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan
hâkim bulunmuyorsa, gerekli görüldüğü takdirde tarafların sözlü açıklamaları
tekrar dinlendikten sonra müzakere edilir ve hüküm verilir.
Hükmün
oylanması ve yeter sayı
MADDE 296- (1) Toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakereyi
mahkeme başkanı idare eder. Müzakere yapıldıktan sonra, başkan,
müzakereye katılan en kıdemsiz üyeden başlayarak her üyenin ayrı ayrı oyunu
alır ve en son kendi oyunu açıklar.
(2) Hüküm, oy çokluğu ile
de verilebilir.
Hükmün
kapsamı
MADDE 297- (1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir
ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile
hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları,
mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya
katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni
temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve
savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli
vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve
değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve
hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama
giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa
kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih
ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın
yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında,
gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri
hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra
numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi
gereklidir.
Hükmün yazılması
MADDE 298- (1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde
başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye
tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim
edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile
birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren
hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
Hükmün imza edilememesi
MADDE 299- (1) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra
gerekçeli karar imzalanmadan, hâkim ölür veya herhangi bir sebeple
imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak
gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun
gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya
en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin
sebebi yazılarak imza olunur.
Hükmün
korunması
MADDE 300- (1) Hükme katılan hâkimlerle zabıt kâtibinin
imzalarını ve mahkeme mührünü taşıyan hüküm arşivde korunur.
Hüküm
nüshası
MADDE 301- (1) Hüküm yazılıp imza edildikten ve mahkeme mührü ile
mühürlendikten sonra, nüshaları yazı işleri müdürü tarafından taraflardan her
birine makbuz karşılığında verilir ve bir nüshası da gecikmeksizin diğer tarafa
tebliğ edilir. Hükmün bir nüshası da dosyasında saklanır.
(2) Taraflardan her birine
verilen hüküm nüshası ilamdır.
(3) Tarafların elinde
bulunan hüküm nüshalarının farklı olması hâlinde karar kartonundaki esas
alınır.
İlamın alınması,
kesinleşme kaydı ve harçlar
MADDE 302- (1) Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına
bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler.
(2) Bakiye karar ve ilam
harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve
kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.
(3) 2/7/1964 tarihli ve 492
sayılı Harçlar Kanunu dâhil, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri
uygulanmaz.
(4) Hükmün kesinleştiği,
ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan
veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.
(5) Kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen
kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine
getirilmesi için gerekli bildirimler de ilk derece mahkemesince yapılır. (05.08.2017
tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
Kesin
hüküm
MADDE 303- (1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan
hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her
iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile
ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
(2) Bir hüküm, davada veya
karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar
hakkında kesin hüküm teşkil eder.
(3) Kesin hüküm, tarafların
küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
(4) Bir dava dolayısıyla
ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin
mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde
sınırlı bir ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da
geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri
saklıdır.
(5) Müteselsil borçlulardan
biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri
veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli
değildir.
İKİNCİ BÖLÜM
Hükmün
Tashihi, Tavzihi ve Tamamlanması (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[61]
Hükmün
tashihi
MADDE 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri
açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.
Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet
üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
(2) Tashih kararı verildiği
takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile
verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır,
imzalanır ve mühürlenir.
Hükmün tavzihi
MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında
tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası
tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya
da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında
taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile
sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Hükmün tamamlanması (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
MADDE
305/A - (1) Taraflardan her
biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri
sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen
hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini
isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.
Tavzih
ve tamamlama talebi ile usulü(Başlık 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[62]
MADDE
306- (1) Tavzih veya tamamlama[63] dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek
suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap
süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya
tamamlama[64] talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.
(2) Mahkeme, cevap
verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli
görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.
(3) Mahkeme tavzih veya
tamamlama[65] talebini
yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Davaya Son Veren Taraf
İşlemleri
Davadan feragat
MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan
kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
Davayı
kabul
MADDE 308- (1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının
kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.
(2) Kabul, ancak tarafların
üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.
Feragat
ve kabulün şekli
MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama
sırasında sözlü olarak yapılır.
(2) Feragat ve kabulün
hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.
(3) Kısmen feragat veya
kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta
açıkça gösterilmesi gerekir.
(4) Feragat ve kabul,
kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Feragat
ve kabulün zamanı
MADDE
310- (1) Feragat ve kabul,
hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2) Feragat veya kabul,
hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa
dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya
bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
(3) Feragat veya kabul,
dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz
incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek
üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
Feragat
ve kabulün sonuçları
MADDE 311- (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç
doğurur. İrade bozukluğu
hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Feragat
ve kabul hâlinde yargılama giderleri
MADDE 312- (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf,
davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm
edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise
yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
(2) Davalı, davanın
açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk
duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini
ödemeye mahkûm edilmez.
Sulh
MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların
aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme
huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların
üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda
yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında
kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı
olarak da yapılabilir.
Sulhun
zamanı
MADDE
314- (1) Sulh, hüküm
kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2) Sulh, hükmün
verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi,
dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge
adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
(3) Sulh, dosyanın temyiz
incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi
yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren
mahkemeye gönderir. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
Sulhun
etkisi
MADDE 315- (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir
ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar
verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini
istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da
aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.
ALTINCI
KISIM
Basit Yargılama Usulü
Basit yargılama usulüne
tabi dava ve işler
MADDE 316- (1) Basit yargılama usulü, kanunlarda açıkça
belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:
a) Sulh hukuk
mahkemelerinin görevine giren dava ve işler.
b) Doğrudan dosya üzerinden
karar vermek konusunda kanunun mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler.
c) İhtiyati tedbir,
ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile deniz
raporlarının alınması, dispeççi atanması talepleri ve bunlara karşı yapılacak
olan itirazlar.
ç) Her çeşit nafaka
davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler.
d) Hizmet ilişkisinden
doğan davalar.
e) Konkordato ve sermaye
şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına
ilişkin açılacak davalar.
f) Tahkim hükümlerine göre,
mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.
g) Diğer kanunlarda yer
alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı
belirtilen dava ve işler.
Dilekçelerin verilmesi
MADDE
317- (1) Dava açılması ve davaya
cevap verilmesi dilekçe ile olur.
(2) Cevap süresi, dava
dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve
koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut
imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya,
cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak[66] ve iki
haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında
verilen karar taraflara derhâl bildirilir.
(3) Taraflar cevaba cevap
ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.
(4) Dava ve cevap
dilekçeleri yönetmelikte belirlenecek formun doldurulması suretiyle de
verilebilir.
Delillerin
ikamesi
MADDE 318- (1) Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini
açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde
bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge
ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde
yer vermek zorundadır.
İddia
ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı
MADDE 319- (1) İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi
yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı
cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.
Ön inceleme ve tahkikat
MADDE 320- (1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya
davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
(2) Daha önce karar
verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla
hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra
tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları
hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim,
tarafları sulhe veya arabuluculuğa[67]
teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde
anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın
altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle
yürütülür.
(3) Mahkeme, tarafların
dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını
yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar
arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi
incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi
zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de
duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
(4) Basit yargılama usulüne
tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya,
yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.
Hüküm
MADDE 321- (1)
Tahkikatın tamamlanmasından sonra,
mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini
bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca
süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi,
mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile
gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa
geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim
edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak
tebliğe çıkartılması gerekir.
Uygulanacak hükümler
MADDE 322- (1) Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama
usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin
hükümler uygulanır.
(2) Paylaştırma ve
ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için
bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas
Kanunu hükümlerine göre yapılır.
YEDİNCİ KISIM
Yargılama Giderleri ve
Adli Yardım
BİRİNCİ BÖLÜM
Yargılama Giderleri
Danıştay
Kararları 1
Tasarruflu
Yazılar 1
Yargılama giderlerinin
kapsamı
MADDE 323- (1) Yargılama giderleri şunlardır:
a) Başvurma[68], karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan
tebliğ ve posta giderleri.
c) Dosya ve sair evrak
giderleri.
ç) Geçici hukuki koruma
tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin
giderler.
d) Keşif giderleri.
e) Tanık ile bilirkişiye
ödenen ücret ve giderler.
f) Resmî dairelerden alınan
belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler.
g) Vekil ile takip
edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat
ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili
bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin
etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama
giderleri.
ğ) Vekille takip edilen
davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
h) Yargılama sırasında
yapılan diğer giderler.
Delil ikamesi için avans
Yargıtay Kararları 1
MADDE 324- (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil
için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak
zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken
gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi
avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi
hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde
serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.
Resen
yapılması gereken işlemlere ilişkin giderler
MADDE 325- (1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf
edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için
gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya
belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen
süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans
yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere
Hazineden ödenmesine hükmedilir.
Yargılama
giderlerinden sorumluluk
Danıştay Kararları 1
MADDE
326- (1) Kanunda yazılı hâller
dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına
karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen
haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre
paylaştırır. (18.01.2024 / 32433
R.G. Anayasa Mah. 30.11.2023 tarih ve E:2023/101, K:2023/207 sayılı Kararı ile "kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı tazminat davaları" yönünden
anayasaya aykırı olduğu için iptal edilmiştir); (14.03.2024 / 32841 R.G Anayasa Mah.
25.12.2024 tarih ve E:2024/29, K:2024/206 sayılı Kararı ile "manevi tazminat davaları" yönünden anayasaya aykırı olduğu için
iptal edilmiştir. Yürürlük: 14.12.2025)
(3) Aleyhine hüküm
verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında
paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.
Dürüstlük
kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk
MADDE 327- (1) Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider
yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş
olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını
veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.
(2) Bir kişi davada sıfatı
olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp,
kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu
nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.
Fer'î
müdahale gideri
MADDE 328- (1) Fer'î müdahil olarak davada yer alan kimse,
yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer'î müdahale giderinden
sorumlu tutulur, aksi hâlde bu giderler diğer tarafa yükletilir. Ancak, hüküm
üçüncü kişinin katıldığı taraf lehine verilmiş olsa bile, lehine hükmolunan
tarafın hâl ve davranışı, üçüncü kişinin davaya katılmasını gerektirmişse,
müdahale giderinin tamamı veya bir kısmı, lehine hüküm verilen tarafa yükletilebilir.
Kötüniyetle
veya haksız dava açılmasının sonuçları
MADDE 329- (1) Kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı
hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle
aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye
mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya
mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece
takdir olunur.
(2) Kötüniyet sahibi davalı
veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk
Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm
edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil
hakkında uygulanır.
Vekâlet
ücretinin taraf lehine hükmedilmesi
MADDE 330- (1) Vekil ile takip edilen davalarda mahkemece,
kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.
Esastan
sonuçlanmayan davada yargılama gideri
MADDE
331- (1) Davanın konusuz kalması
sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan
hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre
yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
(2) Görevsizlik veya
yetkisizlik[69] kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam
edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik veya
yetkisizlik[70] kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam
edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu
tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.
(3) Davanın açılmamış
sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.
Yargılama
giderlerine hükmedilmesi
MADDE 332- (1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen
hükmedilir.
(2) Yargılama gideri,
tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında
gösterilir.
(3) Hükümden sonraki
yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü
ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır.
Avansın
iadesi
MADDE 333- (1) Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme
kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir.
Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Adli Yardım
Adli yardımdan
yararlanacak kişiler
MADDE 334- (1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor
duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya
tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici
hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan
yoksun olmaması[71]
kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.
(2) Kamuya yararlı
dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan
zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda
oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (21.11.2024 / 32729 R.G. Anayasa
Mahkemesinin 24.09.2024 tarih ve E:2024/78, K:2024/164 sayılı Kararı ile iptal
edilmiştir. Yürürlük 21.08.2025)
(3) Yabancıların adli
yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.
Adli
yardımın kapsamı
MADDE 335- (1) Adli yardım kararı, ilgiliye, aşağıdaki hususları
sağlar:
a) Yapılacak tüm yargılama
ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet.
b) Yargılama ve takip
giderleri için teminat göstermekten muafiyet.
c) Dava ve icra takibi
sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak
ödenmesi.
ç) Davanın avukat ile
takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini.
(2) Mahkeme, talepte
bulunanın, yukarıdaki bentlerde düzenlenen hususlardan bir kısmından
yararlanmasına da karar verebilir.
(3) Adli yardım, hükmün
kesinleşmesine kadar devam eder.
Adli
yardım talebi
MADDE 336- (1) Adli yardım, asıl talep veya işin karara
bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı
yerdeki icra mahkemesinden istenir.
(2) Talepte bulunan kişi,
iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama
giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin
belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.
(3) Kanun yollarına başvuru
sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.
(4) Adli yardım talebine
ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.
Adli
yardım talebinin incelenmesi
MADDE 337- (1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma
yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak
yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan
bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. (Son
iki cümle 30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı R.G. 6459 s.k. ile eklenmiştir)
(2) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara
karşı, tebliğinden itibaren iki hafta[72] içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek
suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi
için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla
dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son
numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk
mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en
yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.
Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir
azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir. (30.04.2013 tarihli ve 28633
sayılı R.G. 6459 s.k. ile değişik)
(3) Adli yardım, daha önce
yapılan yargılama giderlerini kapsamaz.
Adli
yardım kararının kaldırılması
MADDE 338- (1) Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu
hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya
sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım
kararı kaldırılır.
Adli
yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili
MADDE 339- (1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm
yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız
çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması
hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık
eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
(2) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya
muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın
mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde
tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir. (30.04.2013
tarihli ve 28633 sayılı R.G. 6459 s.k. ile eklenmiştir)
Adli
yardım kararıyla atanan avukatın ücretinin ödenmesi
MADDE 340- (1) Adli yardımdan yararlanan kişi için mahkemenin
talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen avukatın ücreti, yargılama
gideri olarak Hazineden ödenir.
SEKİZİNCİ KISIM
Kanun Yolları
BİRİNCİ BÖLÜM
İstinaf
Yargıtay İçtihatları Karar 2014/1
İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar
MADDE 341- (1) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı
istinaf yoluna başvurulabilir:
a) Nihai kararlar.
b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz
taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati
tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati
tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen
kararlar. (Fıkra 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251
s.k. ile değişik)[73]
(2) Miktar veya değeri üç bin[74] Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar
kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar
veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (Son
cümle, 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş
olması durumunda üç bin[75] Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması
durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin[76] Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer
kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği
belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve
işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine
başvurulabilir.
İstinaf dilekçesi
MADDE 342- (1) İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve
dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
(2) İstinaf dilekçesinde aşağıdaki
hususlar bulunur:
a) Başvuran ile karşı tarafın davadaki
sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri.
b) Varsa kanuni temsilci ve vekillerinin
adı, soyadı ve adresleri.
c) Kararın hangi mahkemeden verilmiş
olduğu ve tarihi ile sayısı.
ç) Kararın başvurana tebliğ edildiği
tarih.
d) Kararın özeti.
e) Başvuru sebepleri ve gerekçesi.
f) Talep sonucu.
g) Başvuranın veya varsa kanuni temsilci
yahut vekilinin imzası.
(3) İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği
ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması
durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde
çerçevesinde gerekli inceleme yapılır.
İstinaf
dilekçesinin verilmesi
MADDE 343- (1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya
başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye
verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve
başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir.
(2) Kararı veren mahkemeden başka bir
mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre
işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte
gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir.
(3) İstinaf yoluna başvurma tarihi
konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır.
(4) Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf
dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye
mahkemesine gönderilir.
Harç ve
giderlerin yatırılması
MADDE 344- (1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun
yoluna başvuru için gerekli harçlar[77]
ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç
ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme
tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde
başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen
kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun
yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması
hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
Başvuru süresi
MADDE 345- (1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu
süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf
yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
İstinaf
dilekçesinin reddi
MADDE 346- (1) İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten
sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme
istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan
giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder.
(2) Bu ret kararına karşı tebliği
tarihinden itibaren iki hafta[78] içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna
başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren
mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi
ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse,
ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.
İstinaf
dilekçesine cevap
MADDE 347- (1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı
tarafa tebliğ olunur.
(2) Karşı taraf, tebliğden itibaren iki
hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya bu mahkemeye
gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir.
(3) Kararı veren mahkeme, dilekçeler
verildikten veya bunun için belli süreler geçtikten sonra, dosyayı dizi
listesine bağlı olarak ilgili bölge adliye mahkemesine gönderir.
Katılma yolu ile
başvurma
MADDE 348- (1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,
başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği
cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran
taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir.
(2) İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden
feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse,
katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.
Başvurma
hakkından feragat
MADDE 349- (1) Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden
önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez.
(2) Başvuru yapıldıktan sonra feragat
edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece
başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş
ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur.
Başvurunun icraya
etkisi
MADDE 350- (1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını
durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı
maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar
verilemez.
(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve
taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine
getirilemez.
Kötüniyetle
istinaf yoluna başvurma
MADDE 351- (1) İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı
anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır.
Ön inceleme
MADDE 352 -(05.08.2017
tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile değişik) (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya
üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti
hâlinde öncelikle gerekli karar verilir:
a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye
mahkemesince yapılmasının gerekli olması
b) Kararın kesin olması
c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması
ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi
d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç
gösterilmemesi
(2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye
tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir.
(3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye
alınır.
Duruşma
yapılmadan verilecek kararlar
MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı
anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye
mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden
görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde
uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye
gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar
vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen
reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına
rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin
görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması(…)[79].
4) Diğer dava şartlarına aykırılık
bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın
veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya
ayrılmasına(…)[80] karar verilmiş olması.
6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde
etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş
olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.(28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değişik)[81]
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla
ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya
esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan
reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla
beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama
yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş
ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma
yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun
esastan reddine veya[82] yeniden
esas hakkında,
duruşma yapılmadan karar
verilir.
İnceleme
MADDE 354- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince inceleme,
davanın özelliğine göre heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından
yapılır.
(2) İnceleme sırasında gereken hâllerde
başka bir bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi istinabe edilebilir.
İncelemenin
kapsamı
MADDE 355- (1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen
sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine
aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
Duruşma yapılması
ve[83] karar verilmesi
MADDE 356- (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında
inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ
edilir.
(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi
istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü
kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir)
Yapılamayacak
işlemler
MADDE 357- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı
dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı
maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi
istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk
derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni
delillere dayanılamaz.
(2) Bölge adliye mahkemeleri için yetki
sözleşmesi yapılamaz.
(3) İlk derece mahkemesinde usulüne uygun
olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple
gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince
incelenebilir.
Duruşmaya
gelinmemesi ve giderlerin ödenmemesi
MADDE 358- (1) Duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara
çıkartılan davetiyelerde, duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın
yokluklarında yapılarak karar verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak
davetiyede, ayrıca, yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye
mahkemesince belirlenen gideri, iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin
süre içinde[84] avans olarak yatırması gerektiği açıkça belirtilir.
(2) Başvuran, kabul edilebilir bir
mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma
günü tayin edilerek taraflara bildirilir.
(3) Belirlenen giderin, verilen kesin süre içinde
yatırılmış olması kaydıyla, taraflar mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadıkları
takdirde tahkikat yokluklarında yapılarak karar verilir. Belirlenen gider,
süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar
verilir. Şu kadar ki, öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak
bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[85]
Karar ve tebliği[86]
MADDE 359- (1) Karar aşağıdaki hususları içerir:
a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi
hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil
numaraları.
b) Tarafların ve davaya ilk derece
mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti
kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve
adresleri.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının
özeti.
ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti.
d) İleri sürülen istinaf sebepleri.
e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu
olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve
üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve
hukuki sebep.
f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve
süresi.
g) Kararın verildiği tarih, başkan ve
üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları.
ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait
herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen
hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında,
açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
(3) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun
esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret
sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini
göstermekle yetinebilir. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
(4)[87] Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi
tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından
resen[88] tebliğe çıkarılır. (05.08.2017 tarihli ve 30145
sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
Uygulanacak diğer
hükümler
MADDE 360- (1) Bu Bölümde
aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde
uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Temyiz
Temyiz edilebilen kararlar
MADDE 361- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen
temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine
verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta[89] içinde
temyiz yoluna başvurulabilir.
(2) Davada haklı çıkmış olan taraf da
hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.
Temyiz edilemeyen
kararlar
MADDE 362- (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları
hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) Miktar veya değeri kırk bin[90] Türk Lirasını (bu
tutar dâhil) geçmeyen davalara
ilişkin kararlar.[91] (20.01.2026/33143
RG Anayasa Mhk. K: 2025/203 Kararı) (21.05.2026 / 33260 RG Anayasa Mah 26.02.2026 tarihli, E:2026/49 K:2026/48 sayılı
Kararı
ile istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali yönünden iptal
edilmiştir)
b) Kira ilişkisinden doğan ve
miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira
ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının
üzerinde olanlar[92] hariç olmak üzere[93] 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965
tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin
olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği
belirtilen davalarla ilgili kararlar.
c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin
görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine
ilişkin kararlar. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[94]
ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen
kararlar.
d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran
davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla
ilgili kararlar.
e) Yargı çevresi içindeki ilk derece
mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması
hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin
kararlar.
f) Geçici hukuki korumalar hakkında
verilen kararlar.
g) 353 üncü maddenin birinci fıkrasının
(a) bendi kapsamında verilen kararlar. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki
kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin[95] Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre
belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl
talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk
bin[96] Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur.
Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da
düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.
(3) (31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile eklenmiştir) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda
istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında
verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri
itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın
üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki;
a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci
fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin
yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki
farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında
belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna
başvurulamaz.
b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci
fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin
yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet
ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
Kanun yararına temyiz
Yargıtay Kararları 1
MADDE 363- (1) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri
kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve
bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin
olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki
hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035
s.k.ile değişik)[97]
(2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde
görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki
sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
(3) Bozma kararının bir
örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır.
Temyiz dilekçesi
MADDE 364- (1) Temyiz, dilekçe ile yapılır ve dilekçeye, karşı
tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
(2) Temyiz dilekçesinde aşağıdaki hususlar
bulunur:
a) Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki
sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri.
b) Bunların varsa kanuni temsilci ve
vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.
c) Temyiz edilen kararın hangi bölge
adliye mahkemesi hukuk dairesinden verilmiş olduğu, tarihi ve sayısı.
ç) Yargıtayın bozma kararı üzerine,
bozmaya uygun olarak ilk derece mahkemesince verilen yeni kararın veya direnme
kararına karşı temyizde direnme kararının, hangi mahkemeye ait olduğu, tarihi
ve sayısı.
d) İlamın temyiz edene tebliğ edildiği
tarih.
e) Kararın özeti.
f) Temyiz sebepleri ve gerekçesi.
g) Duruşma istenmesi hâlinde bu istek.
ğ) Temyiz edenin veya varsa kanuni
temsilci yahut vekilinin imzası.
(3) Temyiz dilekçesinin, temyiz edenin
kimliği ve imzasıyla temyiz olunan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları
taşıması hâlinde, diğer şartlar bulunmasa bile reddolunmayıp temyiz incelemesi
yapılır.
Temyiz
dilekçesinin verilmesi
MADDE 365- (1) Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye
mahkemesi hukuk dairesine veya Yargıtayın bozması üzerine hüküm veren ilk
derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi
hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.
(2) Temyiz dilekçesi, kararı veren
mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse temyiz defterine kaydolunur ve durum
derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
(3) Temyiz edene ücretsiz bir alındı
belgesi verilir.
Kıyas yoluyla
uygulanacak hükümler
MADDE 366- (1) Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve
352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.
Temyizin icraya
etkisi
MADDE 367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas
Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır.
Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve
taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine
getirilemez.
Kötüniyetle
temyiz
MADDE 368- (1) Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa
Yargıtayca 329 uncu madde hükümleri uygulanır.
Temyiz incelemesi
ve duruşma
MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz
sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları
da inceleyebilir.
(2) Yargıtay temyiz incelemesini dosya
üzerinde yapar. Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının
iptaline, evlenmenin butlanına veya iptaline, boşanma veya ayrılığa, velayete,
soybağına ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri altmışbin[98] Türk Lirasını aşan alacak
ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma
yapılmasını talep etmiş ise Yargıtayca bir gün belli edilerek taraflara usulen
davetiye gönderilir. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az iki hafta
bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri
verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz. Duruşma giderinin eksik ödenmiş
olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek bir haftalık kesin
süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılacağı,
duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde giderler
tamamlanmadığı takdirde, Yargıtay incelemesini dosya üzerinde yapar.
(3) Altmışbin[99] Türk Liralık duruşma
sınırının belirlenmesinde 362 nci maddenin ikinci fıkrası kıyas yoluyla
uygulanır.
(4) Yargıtay, ikinci fıkra hükmü ile bağlı
olmaksızın, bilgi almak üzere resen de duruşma yapılmasına karar verebilir.
(5) Duruşma günü belli edilen hâllerde
Yargıtay, tarafları veya gelen tarafı dinledikten sonra, taraflardan hiçbiri
gelmemiş ise dosya üzerinde inceleme yaparak kararını verir.
(6) Duruşma günü kararı verilemeyen
işlerin en geç bir ay içinde karara bağlanması zorunludur.
(7) Kanunda ivedi olduğu bildirilen dava
ve işlere ait temyiz incelemesi öncelikle yapılır.
Onama kararları
MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk
kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır.
(2) Temyiz olunan kararın, esas yönünden
kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından
dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama
yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek
onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir
yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı R.G. 6217 s.k.
ile değişik)
(3) Tarafların kimliklerine ait
yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu
hüküm uygulanır.
(4) Karar, usule ve kanuna
uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve
düzeltilerek onanır.
Bozma sebepleri
MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden
dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar:
a) Hukukun veya taraflar arasındaki
sözleşmenin yanlış uygulanmış olması.
b) Dava şartlarına aykırılık bulunması.
c) Taraflardan birinin davasını ispat için
dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi.
ç) Karara etki eden yargılama hatası veya
eksiklikleri bulunması.
Yargıtay
kararlarının tebliği
MADDE 372- (1) Yargıtayın bozma kararları ile onama
kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara tebliğ edilir.
(2) Tebliğ giderleri, temyiz dilekçesiyle
birlikte, temyiz talebinde bulunandan peşin olarak alınır. Bu giderlerin
ödenmemesi hâlinde 344 üncü madde hükmü uygulanır.
Bozmaya uyma veya direnme
MADDE 373- (1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya
kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi
kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı
veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece
mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.
(2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek
veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen
bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun
görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.
(3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde
uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları
duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup
uyulmayacağına karar verir.
(4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk
derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara
karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
(5) İlk derece mahkemesi veya bölge adliye
mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına
direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme
kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk
Genel Kuruluna gönderir. (02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763
s.k.ile değişik)
(6)
Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan
kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt
mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunca yapılır. (30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı
R.G. 6460 s.k.ile eklenmiştir)
(7)[100]
Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yargılamanın İadesi
Konu
MADDE 374- (1) Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen
veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.
Yargılamanın
iadesi sebepleri
MADDE 375- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak
yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun
olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak
olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin
karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci
olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında,
aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir
belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan
senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya
resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas
alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya
tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda
bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen
tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı
delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir
hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen
tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen
hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci
davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını
ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali
suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla
tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Haklan Mahkemesine
yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme
karan verilmesi.[101]
(2) Birinci fıkranın (e),
(f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu
sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması
şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına
başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı
aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın
iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.
Üçüncü
kişilerin hükmün iptalini talep etmesi
MADDE 376- (1) Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya
aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş
oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları
nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.
Süre
MADDE 377- (1) Yargılamanın iadesi süresi;
a) Mahkemenin kanuna uygun
olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği,
b) 375 inci maddenin
birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın
davalıya veya gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edildiği; alacaklı veya
davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olduğu,
c) Yeni belgenin elde
edildiği veya hilenin farkına varıldığı,
ç) 375 inci maddenin
birinci fıkrasının (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde, ceza
mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına
başlanamadığı yahut soruşturmanın sonuçsuz kaldığı,
d) Karara esas alınan
ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar
olunduğu,
e) 375 inci maddenin birinci
fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten
dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ
edildiği,
tarihten itibaren üç ay ve
her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.
(2) 375 inci maddenin birinci
fıkrasının (ı) bendinde yazılan sebepten dolayı yargılamanın yenilenmesi süresi
ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır.
İnceleyecek
mahkeme ve teminat
MADDE 378- (1) Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe,
kararı veren mahkemece incelenir.
(2) Mahkeme, dayanılan sebebin
niteliğine göre yargılamanın iadesi talebinde bulunandan karşı tarafın zarar ve
ziyanını karşılayacak uygun bir miktar teminat göstermesini isteyebilir.
Talebin
ön incelemesi
MADDE 379- (1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme,
tarafları davet edip dinledikten sonra;
a) Talebin kanuni süre
içinde yapılmış olup olmadığını,
b) Yargılamanın iadesi
yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup
olmadığını,
c) İleri sürülen
yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını,
kendiliğinden inceler.
(2) Bu koşullardan biri
eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.
Yeniden
yargılama veya hükmün iptali
MADDE 380- (1) İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi
sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre
verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir. Ancak,
davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan
kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması yahut 375 inci
maddenin birinci fıkrasının (ı) bendine dayalı olarak yargılamanın
iadesi dilekçesi kabul olunursa, başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal
edilir.
(2) Bu husus, iade yoluyla
incelenmesi istenen hükmün bütün nüshalarında gösterilir.
İcranın
durdurulması
MADDE 381- (1) Yargılamanın iadesi davası, hükmün icrasını
durdurmaz. Ancak dava veya hükmün niteliğine ve diğer hâllere göre talep
üzerine icranın durdurulmasına ihtiyaç duyulursa, yargılamanın iadesi talebinde
bulunan kimseden teminat alınmak şartıyla iade talebini inceleyen mahkemece
icranın durdurulması kararı verilebilir. Yargılamanın iadesi sebebi bir mahkeme
kararına dayanıyorsa bu takdirde teminat istenmez.
DOKUZUNCU
KISIM
Çekişmesiz Yargı
Çekişmesiz yargı işleri
MADDE 382- (1) Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce,
aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere
uygulanmasıdır:
a) İlgililer arasında
uyuşmazlık olmayan hâller.
b) İlgililerin, ileri
sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller.
c) Hâkimin resen harekete
geçtiği hâller.
(2) Aşağıdaki işler
çekişmesiz yargı işlerinden sayılır:
a) Kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işleri:
1) Ergin kılınma.
2) Ad ve soyadın
değiştirilmesi.
3) Ölüm karinesi sebebiyle
(ilgili yerin mülkî amirinin emriyle) nüfus kütüğüne ölü kaydı düşülen kişinin
sağ olduğunun tespiti.
4) Gaiplik kararı.
5) Kişisel durum
sicilindeki kaydın düzeltilmesi.
b) Aile hukukundaki
çekişmesiz yargı işleri:
1) Henüz evlenme yaşında
olmayanların evlenmesine izin verme.
2) Gaiplik nedeniyle
evliliğin feshi.
3) Evlendirme memurunun,
evlenme başvurusunu ret kararına karşı yapılan itiraz.
4) Yeniden evlenmede
bekleme süresinin hâkim tarafından kaldırılması.
5) Terk eden eşin ortak
konuta davet edilmesi.
6) Eşlerden birinin,
evlilik birliğini tek başına temsil etmek konusunda yetkili kılınması.
7) Aile konutu ile ilgili
işlemler için diğer eşin rızasının sağlanamadığı hâllerde hâkimin müdahalesinin
istenmesi.
8) Mevcut mal rejiminin
eşlerden birinin veya alacaklıların talebiyle mal ayrılığına dönüştürülmesi ve
sebeplerin ortadan kalkması hâlinde mal ayrılığından eski rejime geri
dönülmesi.
9) Paylaşmalı mal
ayrılığında boşanma veya evliliğin iptali hâlinde, aile konutu ve ev eşyasını
hangi eşin kullanmaya devam edeceği hakkında karar verilmesi.
10) Sağ kalan eşe aile
konutu üzerinde ve ev eşyası üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı tanınması.
11) Mal ortaklığında
eşlerden birinin mirası reddine izin verilmesi.
12) Ana babaya çocuğun
mallarından bir kısmını çocuğun bakım ve eğitimi için sarf etme izninin
verilmesi.
13) Velayetin kaldırılması,
velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin
geri verilmesi.
14) Hâkimin çocuğun
mallarının yönetimine müdahale etmesi ve çocuğun mallarının yönetiminin kayyıma
devri.
15) Evlilik sona erince
velayet kendisinde kalan eşin, hâkime çocuğun malları hakkında defter sunması.
16) Aile yurdunun
kurulmasına izin verilmesi, kuruluşun tebliğ ve ilanı, kapatılması hâlinde tapu
sicilindeki şerhin silinmesine izin verilmesi, taşınmazın bizzat malik veya
ailesi tarafından kullanılması şartına geçici olarak istisna tanınması.
17) 14/1/1998 tarihli ve
4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanuna göre aile mahkemesi hâkimi
tarafından karar verilecek tedbirler.
18) Çocuk hâkimi
tarafından, çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse,
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine veya resen çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı
alınması.
19) Vesayet işleri.
c) Miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri:
1) Sulh hâkimi tarafından resmî vasiyetname düzenlenmesi;
el yazısı ile vasiyetnamenin sulh hâkimi tarafından saklanması; sözlü
vasiyetname tutanağının sulh veya asliye mahkemesine tevdiî.
2) Vasiyeti yerine getirme görevlisine görevinin
bildirilmesi.
3) Vasiyeti yerine getirme görevlisinin tereke malları
üzerinde tasarruf etmesine izin verilmesi.
4) Gaibin mirasçılarına, gaibe düşen miras payının teslim
edilmesi.
5) Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine
ulaşmasını sağlamak için önlem alınması.
6) Mirasçılık belgesi verilmesi.
7) Terekenin yazımı işleminin sona erdiğinin mirasçılara
bildirilmesi, mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili; mirasın reddinin,
mirası reddeden kişiden sonra gelen mirasçılara bildirilmesi; mirasın reddi
süresinin uzatılması.
8) Terekenin resmî defterinin tutulması.
9) Sulh hâkiminin özellikleri olan eşyanın mirasçılardan
birine tahsis edilmesi veya satılmasına karar vermesi.
ç) Eşya hukukundaki çekişmesiz yargı işleri:
1) Taşınmaz üzerinde taraf
oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması.
2) Taşınmaz rehninde
alacaklı için kayyım tayini.
d) Borçlar hukukundaki çekişmesiz
yargı işleri:
1) Yetkisi sona eren temsilcinin
temsil belgesini mahkemeye teslimi.
2) Borçluya ifa veya
teminat göstermesi için süre verilmesi.
3) Tevdi mahalli
belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması.
4) Alacaklısı ihtilaflı
olan borcun mahkemeye tevdiî.
5) Ayıplı hayvanın bilirkişi
tarafından muayenesi.
6) Mesafeli satımlarda
ayıbın tespiti veya ayıplı malın satılmasına izin verilmesi.
7) İşçiye kârdan hisse
verilmesini öngören iş sözleşmesinde, mahkemenin işverenin hesaplarını
inceleyecek bir kişi tayin etmesi.
8) Eser sözleşmesinde
eserin ayıplı olup olmadığının bilirkişiye tespit ettirilmesi.
9) Satılmak için
komisyoncuya gönderilen eşyanın hasarının tespiti.
10) Komisyoncu elindeki
malın açık artırma ile satışına izin verilmesi.
e) Ticaret hukukundaki
çekişmesiz yargı işleri:
1) Ticari defterlerin zıyaı hâlinde belge
verilmesi.
2) Acentenin müvekkili hesabına teslim aldığı
malın Borçlar Kanununa göre satılması.
3) Kollektif şirketin tasfiyesinde tasfiye
memuru tayini.
4) Komanditer ortağın talebiyle şirket
hesaplarını incelemek için eksper tayini.
5) Anonim şirkette ayni sermaye konulması,
tescilden itibaren iki yıl içinde sermayenin onda birini aşan tutarda işletme
devralınması ve sermaye azaltılmasında bilirkişi raporu alınması ve mahkemenin izni.
6) Kıymetli evrakın iptali.
7) Eşya taşımada eşyanın hasar ve eksiğinin
tespit edilmesi; teslim edilememesi hâlinde Borçlar Kanunu hükümlerine göre
satılmasına karar verilmesi; gönderilen eşyanın mahkeme marifetiyle muayenesi.
8) Gemi ipoteğinde, malikin bulunamadığı
hâllerde kayyım tayini.
9) Deniz raporu tanzimi.
10) Kırkambar sözleşmesinde geminin hareket
gününün mahkeme tarafından tayini.
11) Navlun sözleşmesinde, boşaltma limanında
malların hâl ve vaziyetinin, ölçü, sayı ve tartısının ekspere tespit
ettirilmesi.
12) Müşterek avaryalarda dispeççi tayini ve
dispecin mahkemece tasdiki.
13) Denizcilik rizikolarına karşı sigortalarda
zararın ve kapsamının belirlenmesi için bilirkişi tayini.
14) Kooperatiflerde ayni sermayeye değer
biçilmesi için bilirkişi tayini.
f) İcra ve iflas hukukundaki çekişmesiz yargı işleri:
1) İpotekli alacakta alacaklının gaipliği
veya alacağı almaktan kaçınması hâlinde, borç tutarının icra dairesine tevdi
edilmesi üzerine icra mahkemesi tarafından ipoteğin fekkine karar verilmesi.
2) Doğrudan doğruya iflas.
3) İflasın kaldırılması.
4) İflasın kapanmasına karar verilmesi.
5) Reddolunmuş mirasın tasfiyesinin,
mirasçılardan birinin mirası kabul talebi üzerine mahkeme tarafından
durdurulması.
6) Konkordato mühleti verilmesi ve komiserin
atanması.
7) Konkordatonun tasdiki.
8) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin
uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında projenin ilanı ve ara dönem
denetçisinin atanması.
9) Fevkalade hâllerde, kusuru olmaksızın
borçlarını yerine getiremeyen borçluya mühlet verilmesi.
g) Çeşitli kanunlardaki çekişmesiz yargı işleri:
1) Nüfus kütüklerinin sayfa
birleşim yerlerinin asliye hukuk mahkemesince mühürlenmesi.
2) Noterlerin göreve başlarken
mahkemede yemin ettirilmeleri.
3) Noter evrak ve
defterlerinden alınarak başka yere gönderilecek örneklerin mahkeme tarafından
tasdiki.
4) Kamu görevlilerinin
mahkeme huzurunda kanunen yemin etme zorunluluğunun öngörüldüğü diğer durumlar.
Görevli
mahkeme
MADDE 383- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme,
aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir.
Çekişmesiz
yargı işlerinde yetki
MADDE 384- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz
yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu
yer mahkemesi yetkilidir.
Yargılama
usulü
MADDE 385- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde, niteliğine uygun
düştüğü ölçüde, basit yargılama usulü uygulanır.
(2) Çekişmesiz yargı
işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir.
(3) Mahkemeler dışındaki
resmî makamlara bırakılan çekişmesiz yargı işlerinde uygulanacak usul, ilgili
özel kanunlarında belirtilen hükümlere tabidir.
Mühürleme, deftere
geçirme ve yemin tutanağı düzenlenmesi usulü
MADDE 386- (1) Mühürleme, deftere geçirme ve yemin tutanağı gibi
işlerin düzenlenmesi usulü, bu Kanun gereğince, Adalet Bakanlığı tarafından
çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
Kararlara
karşı başvuru yolları
MADDE 387- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı
hukuki yararı bulunan ilgililer, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak
kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde, bu Kanun
hükümleri dairesinde istinaf yoluna başvurabilirler.
Kararların
niteliği
MADDE 388- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde,
çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.
ONUNCU
KISIM
Geçici Hukuki Korumalar
BİRİNCİ BÖLÜM
İhtiyati Tedbir
Yargıtay İçtihatları Karar 2014/1
İhtiyati tedbirin
şartları
MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme
nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen
imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi
bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında
ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü
niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.
İhtiyati tedbir
talebi
MADDE 390- (1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas
hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak
asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.
(2) Talep edenin haklarının
derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden
de tedbire karar verebilir.
(3) Tedbir talep eden
taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek
ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek
zorundadır.
İhtiyati tedbir
kararı
MADDE 391- (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın
muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması
veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek
her türlü tedbire karar verebilir.
(2) İhtiyati tedbir
kararında;
a) İhtiyati tedbir talep
edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve
yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Tedbirin, açık ve somut
olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,
c) Tereddüde yer vermeyecek
şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,
ç) Talepte bulunanın, ne
tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,
yazılır.
(3) İhtiyati tedbir
talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna
başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da
kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak
karara bağlanır. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[102]
İhtiyati
tedbirde teminat gösterilmesi
MADDE 392- (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı
takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel
zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca
kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme
gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.
Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.
(2) Asıl davaya ilişkin
hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren
bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.
İhtiyati
tedbir kararının uygulanması
MADDE
393- (1) İhtiyati tedbir kararının
uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden[103] itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır.
Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı
kendiliğinden kalkar.
(2) Tedbir kararının
uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir
konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Mahkeme,
kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de
görevlendirebilir.
(3) İhtiyati tedbir
kararının uygulanması için, gerekirse zor kullanılabilir. Zor kullanmak
hususunda, bütün kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar, uygulamayı
gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, kendisine yardım etmek ve
emirlerine uymakla yükümlüdürler.
(4) İhtiyati tedbiri
uygulayan memur, bir tutanak düzenler. Bu tutanakta, tedbir konusu ve bulunduğu
yer gösterilir; tedbir konusu ile ilgili her türlü iddia bu tutanağa geçirilir.
Tedbiri uygulayan memur, bu tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır
bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ eder.
(5) İhtiyati tedbir
kararları hakkında kanun yoluna başvurulması hâlinde, tedbire ilişkin dosya ve
delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir.
İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz
Yargıtay İçtihatları Karar 2014/1
MADDE
394- (1) Karşı taraf dinlenmeden
verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar
verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.
(2) İhtiyati tedbirin
uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından
itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın
tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin
yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Esas
hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece
karar verilir(Son cümle
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir).
(3) İhtiyati tedbir
kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de
ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin
şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.
(4) İtiraz dilekçeyle
yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının
dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri
dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme
yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir
veya kaldırabilir.
(5) İtiraz hakkında verilen
karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve
kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin
uygulanmasını durdurmaz.
Teminat
karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması
MADDE
395- (1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında
bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse,
mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar
verebilir.
(2) Teminatın tutarı,
tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre
tayin edilir.
(3) İtiraza ilişkin 394
üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.
Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle
tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması
MADDE 396- (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep
üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat
aranmaksızın karar verilebilir.
(2) İtiraza ilişkin 394
üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.
İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler
MADDE 397- (1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce
verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten
itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava
açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve
karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden
kalkar.
(2) İhtiyati tedbir
kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine
kadar devam eder.
(3) Tedbir kalkmış veya
kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir.
(4) İhtiyati tedbir
dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.
Tedbire muhalefetin cezası
MADDE
398-(28.07.2020 / 31199
sayılı R.G. 7251 s.k. ile değişik)[104] (1)
İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir
kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay
içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile
cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz
açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava
açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.
(2) Şikâyet olunana,
şikâyet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye
gönderilir. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi
ve duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar
verileceği ihtar edilir.
(3) Mahkeme duruşmaya gelen
şikâyet olunana, 5271 sayılı Kanunun 147 nci maddesinde belirtilen
haklarını hatırlatarak savunmasını alır.
(4) Mahkeme, dosyadaki
delilleri değerlendirerek gerekli araştırmayı yapar. Yargılama sonunda şikâyet
olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya
tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse, birinci fıkra uyarınca
disiplin hapsi ile cezalandırılmasına; aksi takdirde şikâyetin reddine karar
verilir.
(5) Taraflar, kararın (…)[105] tebliğinden itibaren iki hafta[106] içinde karara itiraz edebilir. İtirazı, o yerde hükmü
veren mahkemenin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak
kendisinden sonra gelen daire; son numaralı daire için bir numaralı daire; o
yerde hükmü veren mahkemenin tek dairesi bulunması hâlinde en yakın yerdeki
aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler.
(6) İtiraz merci, bir hafta
içinde kararını verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar
verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
(7) Bu madde uyarınca
verilen disiplin hapsi kararları kesinleşmeden infaz edilemez. Kesinleşen
kararların infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır.
(8) Tedbir kararına aykırı
davranışın sona ermesi veya tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi ya da
şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde, dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.
(9) Disiplin hapsine
ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine
getirilemez.
Tazminat
MADDE 399- (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen
taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut
tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız
ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.
(2) Haksız ihtiyati
tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara
bağlandığı mahkemede açılır.
(3) Tazminat davası açma
hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından
itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
İKİNCİ
BÖLÜM
Delil Tespiti ve Diğer
Geçici Hukuki Korumalar
Delil tespitinin
istenebileceği hâller
MADDE 400- (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada
henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir
vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya
da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.
(2) Delil tespiti
istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen
hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri
sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki
yarar var sayılır.
Görev
ve yetki
MADDE 401- (1) Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti,
esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut
bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak
dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.
(2) Noterlerin, 18/1/1972
tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitine
ilişkin hükümler saklıdır.
(3) Esas hakkında açılan
davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri
sürülemez.
(4) Dava açıldıktan sonra
yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte
olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.
Delil
tespiti talebi ve karar
MADDE
402- (1) Delil tespiti talebi
dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere
sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla
karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen
kişinin ad, soyad ve adresi yer alır. Tespit talebinde bulunan, durum ve
koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi
gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.
(2) Mahkeme tarafından
belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.
(3) Tespit talebi mahkemece
haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda
ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası
esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave
soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.
(4) Tespitin yapılmasından
sonra, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı
tarafa resen tebliğ olunur. (28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir)
Acele
hâllerde tespit
MADDE 403- (1) Talep sahibinin haklarının korunması bakımından
zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil
tespiti yapılabilir. Tespitin yapılmasından sonra, tespit dilekçesi, tespit
kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece kendiliğinden
diğer tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde
delil tespiti kararına itiraz edebilir.
Delil
tespiti kararında uygulanacak hükümler
MADDE 404- (1) Tespiti istenen vakıanın hangi delille tespit
edileceğine karar verilmişse, bu kararın yerine getirilmesinde o delilin
toplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.
Tutanak
ve diğer belgeler
MADDE 405- (1) Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının
eki sayılır ve onunla birleştirilir. Asıl davanın taraflarından her biri, iddia
veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir.
Diğer geçici hukuki korumalar
MADDE 406- (1) Mahkemece, gerekli hâllerde, mal veya haklarla ilgili defter
tutulmasına ya da mühürleme işleminin yapılmasına karar verilebilir.
(2) İhtiyati haciz,
muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici
hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
ONBİRİNCİ
KISIM
Tahkim
Uygulanma alanı
MADDE 407- (1) Bu Kısımda yer alan hükümler, 21/6/2001 tarihli ve
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun tanımladığı anlamda
yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği
uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.
Tahkime
elverişlilik
MADDE 408- (1) Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya
iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime
elverişli değildir.
İtiraz hakkından
feragat
MADDE 409- (1) Tarafların aksini kararlaştırabilecekleri bir
hükme veya tahkim sözleşmesine uyulmaz ise ilgili taraf bu aykırılığa itiraz
edebilir. İlgili taraf, aykırılığı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta veya
hakemlerin bu konuda kararlaştırdıkları süre içinde itiraz etmeden tahkime
devam ederse, itiraz hakkından feragat etmiş sayılır.
Tahkimde görevli
ve yetkili mahkeme
MADDE 410- (1) Tahkim yargılamasında, mahkeme
tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, konusuna
göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir. Tahkim yeri
belirlenmemiş ise görevli mahkeme, konusuna göre asliye hukuk veya asliye
ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye'deki yerleşim yeri,
oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir. (15.03.2018 tarih ve 30361
sayılı R.G. 7101 s.k.ile değişik)[107]
Mahkemenin
yardımı
MADDE 411- (1) Tahkim yargılamasına mahkemelerin yardımı, bu
Kısımda açıkça izin verilmiş olan hâllerde mümkündür.
Tahkim
sözleşmesinin tanımı ve şekli
MADDE 412- (1) Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya
sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların
tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması
hususunda yaptıkları anlaşmadır.
(2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki
sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir.
(3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde
yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim
sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında
teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya
elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim
sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde
itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline
getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde
de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır.
(4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl
sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir
uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz.
(5) Yargılama sırasında tarafların tahkim
yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili
hakem veya hakem kuruluna gönderilir.
Tahkim itirazı
MADDE 413- (1) Tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir
uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk
itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya
uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı
usulden reddeder.
(2) Tahkim itirazının ileri sürülmesi,
tahkim yargılamasına engel değildir.
İhtiyati tedbir
ve delil tespiti
MADDE 414- (1) Aksi kararlaştırılmadıkça, tahkim
yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin talebi
üzerine, bir ihtiyati tedbirin alınmasına veya delil tespitine karar verebilir.
Hakem veya hakem kurulu, ihtiyati tedbir kararı vermeyi, uygun bir teminat
verilmesine bağlı kılabilir.
(2) Mahkeme hakem veya hakem kurulunca
verilen tedbir kararının, geçerli bir tahkim sözleşmesinin var olması kaydıyla
taraflardan birinin talebi üzerine icra edilebilirliğine karar verir.
(3) Hakem veya hakem kurulunun ya da
taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak
hareket edemeyecek olduğu hâllerde, taraflardan biri ihtiyati tedbir veya delil
tespiti için mahkemeye başvurabilir. Bu hâller mevcut değil ise mahkemeye
başvuru, sadece hakem veya hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu
konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır.
(4) Tahkim yargılaması öncesi veya tahkim
yargılaması sırasında taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece verilen
ihtiyati tedbir kararı, aksine karar verilmedikçe, hakem veya hakem kurulu
kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle ya da davanın hakem veya hakem kurulu
tarafından reddedilmesi hâlinde kendiliğinden ortadan kalkar.
(5) Mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir
kararı, hakem veya hakem kurulu tarafından değiştirilebilir veya ortadan
kaldırılabilir.
Hakem sayısı
MADDE 415- (1) Taraflar, hakemin sayısını belirlemekte
serbesttir. Ancak, bu sayı tek olmalıdır.
(2) Hakemlerin sayısı taraflarca kararlaştırılmamışsa
üç hakem seçilir.
Hakemlerin seçimi
MADDE 416- (1) Taraflar, hakem veya hakemlerin seçim usulünü
kararlaştırmakta serbesttir. Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa hakem
seçiminde aşağıdaki usul uygulanır:
a) Ancak gerçek kişiler hakem seçilebilir.
b) Tek hakem seçilecek ise ve taraflar
hakem seçiminde anlaşamazlarsa hakem, taraflardan birinin talebi üzerine
mahkeme tarafından seçilir.
c) Üç hakem seçilecek ise taraflardan her
biri bir hakem seçer; bu şekilde seçilen iki hakem üçüncü hakemi belirler.
Taraflardan biri, diğer tarafın bu yoldaki talebinin kendisine ulaşmasından
itibaren bir ay içinde hakemini seçmezse veya tarafların seçtiği iki hakem
seçilmelerinden sonraki bir ay içinde üçüncü hakemi belirlemezlerse,
taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından hakem seçimi yapılır.
Üçüncü hakem, başkan olarak görev yapar.
ç) Üçten fazla hakem seçilecek ise son
hakemi seçecek olan hakemler yukarıdaki bentte belirtilen usule göre taraflarca
eşit sayıda belirlenir.
d) Hakemin birden fazla kişiden oluşması
hâlinde en az birinin kendi alanında beş yıl ve daha fazla kıdeme sahip bir
hukukçu olması şarttır.
(2) Hakemlerin seçim usulünü
kararlaştırmış olmalarına rağmen;
a) Taraflardan biri sözleşmeye uymazsa,
b) Kararlaştırılmış olan usule göre
tarafların veya taraflarca seçilen hakemlerin hakem seçimi konusunda birlikte
karar vermeleri gerektiği hâlde, taraflar ya da hakemler bu konuda
anlaşamazlarsa,
c) Hakem seçimi ile yetkilendirilen üçüncü
kişi, kurum veya kuruluş, hakemi ya da hakem kurulunu seçmezse,
hakem veya hakem kurulunun seçimi,
taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme tarafından yapılır. Mahkemenin,
gerektiğinde tarafları dinledikten sonra bu fıkra hükümlerine göre verdiği
kararlara karşı kanun yoluna[108] başvurulamaz. Mahkeme, hakem seçiminde tarafların
sözleşmesini ve hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması ilkelerini göz önünde
bulundurur. Üçten fazla hakem seçilecek hâllerde de aynı usul uygulanır.
Ret sebepleri
MADDE 417- (1) Kendisine hakemlik önerilen kimse, bu görevi
kabul etmeden önce tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı
gösteren durum ve koşulları açıklamak zorundadır. Taraflar önceden
bilgilendirilmemiş oldukları takdirde hakem, daha sonra ortaya çıkan durumları
da gecikmeksizin taraflara bildirir.
(2) Hakem, taraflarca kararlaştırılan
niteliklere sahip olmadığı, taraflarca kararlaştırılan tahkim usulünde
öngörülen bir ret sebebi mevcut bulunduğu veya tarafsızlığından şüphe edilmeyi
haklı gösteren durum ve koşullar gerçekleştiği takdirde reddedilebilir. Taraflardan
birisinin kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakemi reddetmesi,
yalnızca hakemin atanma tarihinden sonra öğrenilen ret sebeplerine dayanılarak
yapılabilir.
Hakemin reddi
usulü
MADDE 418- (1) Taraflar, hakemin reddi usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.
(2) Hakemi reddetmek isteyen taraf,
hakemin veya hakem kurulunun seçiminden ya da hakemin reddi talebinde
bulunabileceği bir durumun ortaya çıktığını öğrendiği tarihten itibaren iki
hafta içinde ret talebinde bulunabilir ve bu talebini karşı tarafa yazılı
olarak bildirir. Reddedilen hakem kendiliğinden çekilmez veya diğer taraf reddi
kabul etmez ise ret hakkında, hakem kurulunca karar verilir.
(3) Hakem kurulundan bir veya birden çok
hakemin reddini isteyen taraf, ret talebini ve gerekçesini hakem kuruluna
bildirir. Ret talebinin kabul edilmediğini öğrenen taraf, bu tarihten itibaren
karara karşı bir ay içinde mahkemeye başvurarak bu kararın kaldırılmasını ve
hakem veya hakemlerin reddine ilişkin talep hakkında karar verilmesini
isteyebilir.
(4) Seçilen hakemin veya hakem kurulunun
tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi için
ancak mahkemeye başvurulabilir. Mahkemenin bu fıkra uyarınca vereceği kararlara
karşı kanun yoluna[109] başvurulamaz.
(5) Seçilen hakemin veya hakem kurulunun
tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin ret talebini
mahkemenin kabul etmesi hâlinde tahkim sona erer. Ancak tahkim sözleşmesinde
hakem veya hakemlerin isimleri belirlenmemişse yeniden hakem seçimi yoluna gidilir.
Hakemlerin
sorumluluğu
MADDE 419- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, tahkim
yargılamasında görevi kabul eden hakem, haklı bir neden olmaksızın görevini
yerine getirmekten kaçındığı takdirde, tarafların bu nedenle uğradığı zararı
gidermekle yükümlüdür.
Görevin yerine
getirilememesi
MADDE 420- (1) Bir hakem, hukuki veya fiilî sebeplerle görevini
hiç ya da zamanında yerine getiremediği takdirde hakemlik görevi, çekilme veya
tarafların bu yönde anlaşmaları suretiyle sona erer.
(2) Taraflardan her biri, hakemin
çekilmesini gerektiren sebeplerin varlığı konusunda aralarında uyuşmazlık
olursa, mahkemeden hakemin yetkisinin sona erdirilmesi konusunda karar
verilmesini isteyebilir. Mahkemenin vereceği karar kesindir.
(3) Hakemin görevinden çekilmesi veya diğer
tarafın hakemin yetkisinin sona ermesine muvafakat etmesi, hakemin ret
sebeplerinin varlığının kabulü anlamına gelmez.
Yeni hakem
seçilmesi
MADDE 421- (1) Hakemlerden birinin görevi herhangi bir sebeple
sona ererse, onun yerine seçimindeki usul uygulanarak yeni bir hakem seçilir.
(2) Bir veya birden çok hakemin
değiştirilmesi için geçen süre tahkim süresinden sayılmaz.
(3) Tahkim sözleşmesinde hakemin veya
hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise hakemin,
hakem kurulunun ya da kurulun karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda
hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, tahkim de sona
erer.
Hakemin kendi
yetkisi hakkında karar vermesi
MADDE 422- (1) Hakem veya hakem kurulu, tahkim sözleşmesinin
mevcut veya geçerli olup olmadığına ilişkin itirazlar da dâhil olmak üzere,
kendi yetkisi hakkında karar verebilir. Bu karar verilirken, bir sözleşmede yer
alan tahkim şartı, sözleşmenin diğer hükümlerinden bağımsız olarak
değerlendirilir. Hakem veya hakem kurulunun asıl sözleşmenin hükümsüzlüğüne
karar vermesi, tahkim sözleşmesinin kendiliğinden hükümsüzlüğü sonucunu
doğurmaz.
(2) Hakem veya hakem kurulunun
yetkisizliğine ilişkin itiraz, en geç cevap dilekçesinde yapılır. Tarafların
hakemleri bizzat seçmiş veya hakem seçimine katılmış olmaları, hakem veya hakem
kurulunun yetkisine itiraz etme haklarını ortadan kaldırmaz.
(3) Hakem veya hakem kurulunun yetkisini
aştığına ilişkin itiraz derhâl ileri sürülmelidir.
(4) Hakem veya hakem kurulu, yukarıda
belirtilen her iki hâlde de gecikmenin haklı sebebe dayandığı sonucuna varırsa,
süresinde ileri sürülmeyen itirazı kabul edebilir.
(5) Hakem veya hakem
kurulu, yetkisizlik itirazını, ön sorun şeklinde inceler ve karara bağlar;
yetkili olduğuna karar verirse, tahkim yargılamasını sürdürür ve davayı karara
bağlar.
Tarafların
eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı
MADDE 423- (1) Taraflar, tahkim yargılamasında eşit hak ve
yetkiye sahiptirler. Taraflara hukuki dinlenilme hakkını kullanma imkânı
tanınır.
Yargılama
usulünün belirlenmesi
MADDE 424- (1) Taraflar, hakem veya hakem kurulunun uygulayacağı
yargılama usulüne ilişkin kuralları, bu Kısmın emredici hükümleri saklı kalmak
kaydıyla, serbestçe kararlaştırabilir ya da tahkim kurallarına yollama yaparak
belirleyebilirler. Taraflar arasında böyle bir sözleşme yoksa hakem veya hakem
kurulu, tahkim yargılamasını, bu Kısmın hükümlerini gözeterek uygun bulduğu bir
şekilde yürütür.
Tahkim yeri
MADDE 425- (1) Tahkim yeri, taraflarca veya onların seçtiği bir
tahkim kurumunca serbestçe kararlaştırılır. Bu konuda bir anlaşma yoksa tahkim
yeri, hakem veya hakem kurulunca olayın özelliklerine göre belirlenir.
(2) Hakem veya hakem kurulu, tahkim
yargılamasının gerektirdiği durumlarda önceden taraflara bildirmek kaydıyla bir
başka yerde de toplanabilir; duruşma, keşif gibi benzeri işlemleri de
yapabilir.
Dava tarihi
MADDE 426- (1) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça tahkim
davası, hakemlerin seçimi için mahkemeye veya tarafların sözleşmesine göre
hakem seçecek olan kişi, kurum veya kuruluşa başvurulduğu ve eğer sözleşmeye
göre hakemlerin seçimi iki tarafa ait ise davacının hakemini seçip kendi
hakemini seçmesini diğer tarafa bildirdiği; sözleşmede hakem veya hakem
kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise uyuşmazlığın
tahkim yoluyla çözülmesi talebinin karşı tarafça alındığı tarihte açılmış
sayılır.
(2) Taraflardan biri, mahkemeden ihtiyati
tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış ise iki hafta içinde tahkim davasını
açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden
ortadan kalkar.
Tahkim süresi
MADDE 427- (1) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, bir hakemin
görev yapacağı davalarda hakemin seçildiği, birden çok hakemin görev yapacağı
davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren
bir yıl içinde, hakem veya hakem kurulunca esas hakkında karar verilir.
(2) Tahkim süresi, tarafların
anlaşmasıyla; anlaşamamaları hâlinde ise taraflardan birinin başvurusu üzerine
mahkemece uzatılabilir. Mahkemenin, bu konudaki kararı kesindir.
Dava ve cevap
dilekçesi
MADDE 428- (1) Taraflarca kararlaştırılan veya hakem tarafından
belirlenecek süre içinde, davacı tahkim şartını veya sözleşmesiyle birlikte
varsa esas sözleşme ile iddiasını dayandırdığı vakıaları ve talebini; davalı
ise savunmasını ve dayandığı vakıaları dilekçeyle hakem veya hakem kuruluna
sunar.
(2) Taraflar dilekçelerine yazılı
delillerini ekleyebilir ve ileride sunacakları delilleri gösterebilirler.
(3) Taraflar, aksini kararlaştırmış
olmadıkça, tahkim yargılaması sırasında iddia veya savunmalarını değiştirebilir
veya genişletebilirler. Ancak, hakem veya hakem kurulu, bu işlemin gecikerek
yapılmış olduğunu veya diğer taraf için haksız bir şekilde büyük zorluk
yarattığını ve diğer durum ve koşulları dikkate alarak, böyle bir değişiklik
veya genişletmeye izin vermeyebilir. İddia veya savunma tahkim sözleşmesinin
kapsamı dışına çıkacak şekilde değiştirilemez veya genişletilemez.
Duruşma yapılması
veya dosya üzerinden inceleme
MADDE 429- (1) Hakem veya hakem kurulu, delillerin ikamesi,
sözlü beyanlarda bulunulması veya bilirkişiden açıklama istenmesi gibi
sebeplerle duruşma yapılmasına karar verebileceği gibi; yargılamanın dosya
üzerinden yürütülmesine de karar verebilir. Taraflar, aksini
kararlaştırmadıkça, hakem veya hakem kurulu, taraflardan birinin talebi üzerine
yargılamanın uygun aşamasında duruşma yapılmasına karar verir.
(2) Hakem veya hakem kurulu, dava ile
ilgili her türlü keşif tarihini, bilirkişi incelemesini veya diğer delillerin
incelenmesi için yapacağı toplantı ve duruşmalar ile tarafların gelmemeleri
hâlinde bunun sonuçlarını uygun bir süre önce taraflara bildirir.
(3) Hakem veya hakem kuruluna verilen
dilekçeler, bilgiler ve diğer belgeler taraflara bildirilir.
Taraflardan
birinin yargılamaya katılmaması
MADDE 430- (1) Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması
hâlinde aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Davacı, geçerli bir neden
göstermeksizin dava dilekçesini süresi içinde vermezse; dava dilekçesi usulüne
uygun değilse ve eksiklik hakem veya hakem kurulunca belirlenecek süre içinde
giderilmezse, hakem veya hakem kurulu tahkim yargılamasına son verir.
b) Davalı, cevap dilekçesini vermezse; bu
durum davacının iddialarının ikrarı veya davanın kabulü olarak
değerlendirilmeyip yargılamaya devam edilir.
c) Taraflardan biri, geçerli bir neden
göstermeksizin duruşmaya katılmaz veya delillerini sunmaktan kaçınırsa; hakem
veya hakem kurulu, tahkim yargılamasına devam ederek mevcut delillere göre
karar verebilir.
Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi
seçimi
MADDE 431- (1) Hakem veya hakem kurulu;
a) Belirlediği konular hakkında rapor
vermek üzere bir veya birden çok bilirkişi seçimine,
b) Tarafların bilirkişiye gerekli
açıklamaları yapmalarına, ilgili belge ve bilgileri vermelerine,
c) Keşif yapılmasına,
karar verebilir.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan
birinin talebi veya hakem ya da hakem kurulunun gerekli görmesi üzerine
bilirkişiler, yazılı veya sözlü raporlarını vermelerinden sonra çağrılacakları
duruşmaya katılırlar. Bu duruşmada taraflar, bilirkişilere soru sorabilir ve
uyuşmazlık konusunda kendi seçtikleri özel bilirkişileri dinletebilirler.
Delillerin
toplanması
MADDE 432- (1) Taraflardan biri, hakem veya hakem kurulunun
onayı ile delillerin toplanmasında mahkemeden yardım isteyebilir.
Hakem kurulunun
karar vermesi
MADDE 433- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, hakem
kurulu oy çokluğuyla da karar verebilir.
(2) Taraflar veya hakem kurulunun diğer
üyeleri yetki vermişlerse, hakem kurulu başkanı, yargılama usulü ile ilgili
belirli konularda tek başına karar verebilir.
(3) Hakem veya hakem kurulu, ancak
tarafların açıkça yetkili kılmış olmaları şartıyla hakkaniyet ve nasafet
kurallarına göre veya dostane çözüm yoluyla karar verebilir.
Sulh
MADDE 434- (1) Tahkim yargılaması sırasında taraflar uyuşmazlık
konusunda sulh olurlarsa, tahkim yargılamasına son verilir. Tarafların talebi,
ahlâka veya kamu düzenine aykırı değilse ya da tahkime elverişli olan bir
konuya ilişkin ise sulh, hakem kararı olarak tespit edilir.
Tahkim
yargılamasının sona ermesi
MADDE 435- (1) Tahkim yargılaması, nihai hakem kararının
verilmesi veya aşağıdaki hâllerden birinin gerçekleşmesi ile sona erer:
a) Davalının itirazı üzerine hakem veya
hakem kurulunun uyuşmazlığın kesin olarak çözümünde davalının hukuki yararı
bulunduğunu kabul etmesi hâli hariç, davacı davasını geri alırsa.
b) Taraflar, yargılamanın sona erdirilmesi
konusunda anlaşırlarsa.
c) Hakem veya hakem kurulu, başka bir
sebeple yargılamanın sürdürülmesini gereksiz veya imkânsız bulursa.
ç) 427 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca
tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin talep mahkemece reddedilirse.
d) Taraflarca kararın oybirliğiyle
verilmesinin öngörülmesine rağmen, hakem kurulu oybirliğiyle karar veremezse.
e) 442 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca
yargılama giderleri için avans yatırılmazsa.
(2) 437 nci madde hükmü saklı
kalmak üzere, hakem veya hakem kurulunun yetkisi, yargılamanın sona ermesiyle
ortadan kalkar.
Hakem kararının
şekli, içeriği ve saklanması
MADDE 436- (1) Hakem kararlarında;
a) Kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin
ad ve soyadları,
b) Tarafların ve varsa temsilcileri ile
vekillerinin ad ve soyadları, unvanları ve adresleri,
c) Kararın dayandığı hukuki
sebepler ile gerekçesi,
ç) Bir sıra numarası
altında açık ve kesin bir biçimde taraflara yüklenen hak ve borçlar ile
yargılama giderleri,
d) Karara karşı iptal davası açılabileceği
ve süresi,
e) Tahkim yeri ve kararın tarihi,
f) Kararı veren hakem veya hakem kurulu
üyelerinin tamamı veya çoğunluğunun imzaları ve karara eklenmiş ise karşı oy
yazısı,
gösterilir.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, hakem veya
hakem kurulu kısmi kararlar verebilir.
(3) Hakem kararı; hakem, hakem kurulu
başkanı veya ilgili tahkim kurumu tarafından taraflara bildirilir. Ayrıca
kararın aslı dosya ile birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır. (28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değişik)[110]
Hakem kararının
tavzihi, düzeltilmesi ve tamamlanması
MADDE 437- (1) Evvelce daha farklı bir süre öngörülmemişse,
taraflardan her biri, hakem kararının kendisine bildirilmesinden itibaren iki
hafta içinde, karşı tarafa da bilgi vermek kaydıyla, hakem veya hakem
kuruluna başvurarak;
a) Hakem kararında bulunan hesap, yazı ve
benzeri maddi hataların düzeltilmesini,
b) Karara ilişkin belirli bir konunun veya
kararın bir bölümünün tavzihini,
isteyebilir.
(2) Karşı tarafın görüşünü alan hakem veya
hakem kurulu, bu talebi haklı bulursa, talep tarihinden itibaren bir ay içinde
kararındaki maddi hatayı düzeltir veya kararın tavzihini yapar. İcap ederse, bu
süre hakem veya hakem kurulunca uzatılabilir.
(3) Hakem veya hakem kurulu, karardaki
maddi hataları karar tarihini izleyen iki hafta içinde kendiliğinden de
düzeltebilir.
(4) Taraflardan her biri, hakem kararının
kendilerine bildirilmesinden itibaren bir ay içinde, karşı tarafa da bilgi
vermek kaydıyla, yargılama sırasında ileri sürülmüş olmasına rağmen karara
bağlanmamış konularda tamamlayıcı hakem kararı verilmesini isteyebilir. Hakem
veya hakem kurulu, talebi haklı bulursa, tamamlayıcı hakem kararını bir ay
içinde verir. İcap ederse, bu süre hakem veya hakem kurulunca en fazla bir ay
uzatılabilir.
(5) Düzeltme, tavzih ve tamamlama
kararları, taraflara bildirilir ve hakem kararının bir parçasını oluşturur.
Tebligat
MADDE 438- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligat,
11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.
İptal davası
MADDE 439- (1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası
açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye
mahkemesinde[111] açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür.
(2) a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından
birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu,
b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde,
sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı,
c) Kararın, tahkim süresi içinde
verilmediği,
ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka
aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği,
d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim
sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında
karar vermediği ya da yetkisini aştığı,
e) Tahkim yargılamasının, usul açısından
sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan
hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili
olduğu,
f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki
dinlenilme hakkına riayet edilmediği,
g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu
uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı,
ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu,
tespit edilirse, hakem kararları iptal
edilebilir.
(3) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim
sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal
davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi
kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının
sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal
edilebilir.
(4) İptal davası, bir ay içinde
açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama
kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem
kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak
taraflardan birinin talebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini
karşılayacak bir teminat gösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir.
(5) İptal talebi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi[112] aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek
karara bağlanır.
(6) İptal davası hakkında verilen
kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer
alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara
bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz.
(7) İptal davasının kabulü hâlinde, kabul
kararı temyiz edilmezse veya ikinci fıkranın (b), (c),[113]
(ç), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hâllerin varlığı sebebiyle kabulü hâlinde,
taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden
belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler.
Hakem ücreti
MADDE 440- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, hakemlerin
ücreti, dava konusu alacağın miktarı, uyuşmazlığın niteliği ve tahkim
yargılamasının süresi dikkate alınarak, hakem veya hakem kurulu ile taraflar
arasında kararlaştırılır.
(2) Taraflar, hakem veya hakem kurulunun
ücretini yerleşmiş kurallara veya kurumsal tahkim kurallarına yollama yaparak
da belirleyebilirler.
(3) Taraflarla hakem veya hakem kurulu
arasında ücretin belirlenmesi konusunda anlaşmaya varılamaz veya tahkim
sözleşmesinde ücretin belirlenmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmazsa ya
da taraflarca bu konuda yerleşmiş kurallara veya kurumsal tahkim kurallarına
yollama yapılmamışsa, hakem veya hakem kurulunun ücreti, her yıl Adalet
Bakanlığınca ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının görüşleri
alınarak hazırlanan ücret tarifesine göre belirlenir.
(4) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça
başkanın ücreti, hakemlerden her birine ödenecek hakem ücretinin yüzde on
fazlası olarak hesaplanır.
(5) Aksi kararlaştırılmadıkça hakem
kararının[114] düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması
hâllerinde ek hakem ücreti ödenmez.
(6) Hakem veya hakem kurulu kararında
tahkim yargılamasının giderleri gösterilir.
Yargılama
giderleri
MADDE 441- (1) Yargılama giderleri;
a) Hakemlerin ve hakemlerce belirlenen
hakem sekreterliği ücretini,
b) Hakemlerin seyahat giderlerini ve
yaptıkları diğer masrafları,
c) Hakem veya hakem kurulu tarafından
atanan bilirkişilere ve yardımına başvurulan diğer kişilere ödenen ücretleri ve
keşif giderlerini,
ç) Hakem veya hakem kurulunun onayladığı
ölçüde tanıkların seyahat giderlerini ve yaptıkları diğer masrafları,
d) Hakem veya hakem kurulunun, davayı
kazanan tarafın varsa vekili için avukatlık asgari ücret tarifesine göre takdir
ettiği vekâlet ücretini,
e) Bu Kanuna göre mahkemelere yapılacak
başvurularda alınan yargı harçlarını,
f) Tahkim yargılamasına ilişkin tebligat
giderlerini,
kapsar.
Avans yatırılması
ve giderlerin ödenmesi
MADDE 442- (1) Hakem veya hakem kurulu, tarafların her birinden
yargılama giderleri için gereken hâllerde avans yatırılmasını isteyebilir. Aksi
kararlaştırılmadıkça, bu avans taraflarca eşit miktarda ödenir.
(2) Avans, hakem veya hakem kurulu
kararında öngörülen süre içinde ödenmemişse hakem veya hakem kurulu yargılamayı
durdurabilir. Yargılamanın durdurulduğunun taraflara bildirilmesinden itibaren
bir ay içinde avans ödenirse yargılamaya devam olunur; aksi hâlde tahkim
yargılaması sona erer.
(3) Hakem veya hakem kurulu, kararını
verdikten sonra taraflara, yatırılmış olan avansların harcama yerlerini ve
miktarlarını gösterir bir belge verir ve varsa kalan avansı ödeyene iade eder.
(4) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça
yargılama giderleri haksız çıkan tarafa yüklenir. Davada her iki taraf da
kısmen haklı çıkarsa, yargılama giderleri haklılık durumuna göre taraflar
arasında paylaştırılır.
(5) Hakem veya hakem kurulunun yargılamayı
sona erdiren veya taraflar arasındaki sulhü tespit eden kararında da yargılama
giderleri gösterilir.
Yargılamanın
iadesi
MADDE 443- (1) Yargılamanın iadesine ilişkin yukarıdaki
Sekizinci Kısmın Üçüncü Bölümü hükümleri, niteliğine uygun düştüğü şekilde
tahkime de uygulanır.
(2) Tahkimde, yargılamanın iadesi sebeplerinden
sadece 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (e), (f), (g),
(h), (ı) ve (i) bentleri uygulanır. Yargılamanın iadesi davası mahkemede
görülür.
(3) Yargılamanın iadesi talebi kabul
edilirse mahkeme, hakem kararını iptal eder ve uyuşmazlığı yeniden bir karar
verilebilmesi için yeni hakeme veya hakem kuruluna gönderir. Bu durumda hakem
veya hakem kurulu 421 inci maddeye göre yeniden seçilir veya oluşturulur.
Uygulanmayacak
hükümler
MADDE 444- (1) Bu Kısımda düzenlenen konularda, aksine hüküm
bulunmadıkça bu Kanunun diğer hükümleri uygulanmaz.
ONİKİNCİ KISIM
Son Hükümler
Elektronik işlemler
MADDE 445- (1) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), adalet
hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim
sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda
gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır.
(2) Elektronik ortamda,
güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir,
dava dosyaları incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması
öngörülen tutanak ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda
hazırlanabilir ve gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan
tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.
(3) Elektronik ortamdan
fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı
olduğu belirtilerek hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından
imzalanır ve mühürlenir.
(4) Elektronik ortamda yapılan
işlemlerde süre gün sonunda biter.
(5) Mahkemelerde görülmekte
olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde
UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Disiplin para cezası
MADDE 446- (1) Bu Kanun anlamında disiplin para cezasından
maksat, yargılamanın düzenli bir biçimde işleyişini sağlamak ve kamu düzenini
korumak amacıyla verilen, verildiği anda kesin olan ve derhâl infazı gereken
para cezasıdır. Bu ceza, seçenek yaptırımlara çevrilemez ve adli sicil
kayıtlarında yer almaz.
(2) Disiplin para cezası, 21/7/1953
tarihli ve 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine
göre tahsil edilir.
Diğer
kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler
MADDE 447- (1) Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama
usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili
hükümleri uygulanır.
(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan
18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan
yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan
maddelerine yapılmış sayılır.
Zaman bakımından uygulanma
Yargıtay Kararları 1
MADDE 448- (1) Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri
etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.
Yönetmelik
MADDE 449- (1) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili
yönetmelikler, Adalet Bakanlığı tarafından Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay içinde çıkarılır. Yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar,
mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına
devam olunur.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 450- (1) 18/6/1927 tarihli ve 1086
sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte
tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Parasal sınırların artırılması (02.12.2016
tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir)
EK MADDE 1- (1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu
maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki
yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı
Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye
Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında
artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin[115] Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların
uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu
maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki
miktar esas alınır. (04.06.2025 / 32920 Mükerrer sayılı R.G. 7550 s.k ile değişik)[116]
(3) (04.06.2025 / 32920 Mükerrer sayılı R.G. 7550 s.k ile yürürlükten kaldırılmıştır)[117]
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri,
Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz.
(2) Bu Kanunun,
senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin
parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki
tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.
GEÇİCİ MADDE 2- (1) 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde
usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten sonra da geçerliliklerini korur.
GEÇİCİ MADDE 3 - (14.04.2011 tarih
ve 27905 sayılı R.G. 6217 s.k. ile eklenmiştir) (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk
Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi
uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086
sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam
olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama
tarihinden önce verilen[118] kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı
Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan
değişiklikten önceki 427 ilâ 444[119] üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu
kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez(
Son cümle, 23.07.2016 tarih ve 29779 2. Mükerrer Sayılı R.G. 6723 s.k.ile eklenmiştir).
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev
verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı
Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
Yargıtay İçtihatları Karar 2014/1
GEÇİCİ MADDE
4-(02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile eklenmiştir) (1) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama
tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay hukuk daireleri tarafından
verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına
direnilen daireye gönderilir.
(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği
tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan dosyalar, kararına
direnilen daireye gönderilir.
(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği
tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan ve 30/1/1950 tarihli ve
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ilgili daire
tarafından incelenen dosyalar, kararına direnilen daireye yeniden gönderilmez.
(4) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını
inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk
Genel Kuruluna gönderir.
Yürürlük
MADDE 451- (1) Bu Kanun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 452- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.
3/2/2011
12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 sayılı Kanunun Geçici 1/d maddesi
GEÇİCİ MADDE 1-
(1) Bu Kanunla;
…
d) 6100 sayılı Kanunda itiraz yolu ile istinaf ve
temyiz kanun yollarına başvuru süreleri ve bu sürelerin tebliğden itibaren
başlamasına,
…
ilişkin yapılan değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve
sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen
kararlar hakkında bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümlerin
uygulanmasına devam olunur.
14.11.2024 / 32722 sayılı R.G. 7531 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin (6) fıkrası
(6) Bu Kanunla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan
değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır. Üçüncü
fıkra olarak eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya
Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır.
31.07.2026 / 33326 sayılı R.G. 7589 s.k.
ile yayımlanan Geçici 1 madde
(10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun
yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten
kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.
[1] "bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten" ibaresi 23.02.2016
tarihli 29633 sayılı R.G. ile Anayasa Mahkemesinin E: 2015/96 Kararı ile
23.11.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iptal edilmiştir.
[2] "bu karar
verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
eklenmiştir.
[3] "bu mahkemece
davanın açılmamış sayılmasına" ibaresi "dava açılmamış
sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değiştirilmiştir.
[4] 22.12.2023 /
32407 R.G. Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarih ve
E:2020/73, K:2023/181 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
[5] "kesin olarak
gerekli kıldığı hâllerde, taraflardan birinin talebi" ibaresi "yahut yargılama
ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli
kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[6] "etmiş
olması." ibaresi "etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık
yapmış bulunması" şeklinde 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.
[7] MÜLGA: (6)
Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul
edebilir.
[8] MÜLGA: (7) Ret sebepleri hakkında yemin teklif
olunamaz.
[9] MÜLGA: (9) Bu
kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yollarına başvurulabilir.
[10] (2) olan fıkra numarası (4) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[11] (3) olan fıkra numarası (5) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[12] (4) olan fıkra numarası (6) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[13] (5) olan fıkra numarası (7) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[14] (6) olan fıkra numarası (8) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[15] "tefhim veya" ibaresi 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile yürürlükten kaldırılmıştır. (Yürürlük: 01.06.2024)
[16] "bir hafta"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[17] "tefhim veya"
ibaresi 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
yürürlükten kaldırılmıştır. (Yürürlük: 01.06.2024)
[18] "bir hafta"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[19] Mülga; (1) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece
ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay
ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı
konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda
açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Yargıtay ilgili hukuk
dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz
incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; bu Kurulun ilk derece mahkemesi
sıfatıyla tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz
incelemesi ise Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılır.
[20] MÜLGA: Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar
verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre
isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre
verilemez.
[21] Mülga-2; MADDE 102 - (1) Adli tatil, her yıl
yirmi temmuzda başlar, otuzbir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde
başlar. (26.08.2011 tarih ve 28037 s.R.G. HKH/650 ile
değişik. Yürürlük 01.01.2012)
Mülga-1; MADDE 102- (1) Adli
tatil, her yıl bir ağustosta başlar, beş eylülde sona erer.
[22] MÜLGA: Belirsiz alacak ve tespit davası
[23] Mülga; (2) Talep konusunun miktarı, taraflar arasında
tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.
[24] MÜLGA: c) İş bölümü itirazı.
[25] MÜLGA: Harç ve avans ödenmesi
[26] "davacı
davayı kazanırsa" ibaresi "dava davacı lehine
sonuçlanırsa" şeklinde 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.
[27] "cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir.
[28] 22.06.2012 tarihli, 28331 sayılı R.G. 6325 s.k. ile
eklenmiştir
[29] MÜLGA: Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve
sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli
hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve
yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan
işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve
savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir.
[30]
"sulhe veya arabuluculuğa" ibaresi "sulh ve arabuluculuğun
esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya
arabuluculuğa" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[31] 22.06.2012 tarihli, 28331 sayılı R.G. 6325 s.k. ile
eklenmiştir
[32] MÜLGA: (5) Ön inceleme duruşmasında, taraflara
dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye
sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla
gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu
hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o
delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.
[33] MÜLGA: (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap
dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık
muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler.
Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen
taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut
değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya
savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
[34] "ve sözlü
yargılama" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
eklenmiştir.
[35] "tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya
geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara
ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak
kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
eklenmiştir.
[36] MÜLGA: Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası
MADDE 149- (1) Mahkeme,
tarafların rızası olmak şartıyla, kendilerinin veya vekillerinin, aynı anda ses
ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve
usul işlemleri yapabilmelerine izin verebilir.
(2)
Tarafların rızası olmak kaydıyla, mahkeme; tanığın, bilirkişinin, uzmanın veya
bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmalarına izin
verebilir. Dinleme, ses ve görüntü olarak aynı anda duruşma salonuna
nakledilir.
[37] "Birleştirme
kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir" cümlesi "İlk davanın
açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla
bağlıdır." olarak 31.07.2026 /
33326 sayılı R.G. 7589 s.k. ile değiştirilmiştir.
[38] "ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." ibaresi 25.09.2025 / 33028
R.G. Anayasa Mahkemesinin 17.06.2025
tarih ve E:2024/237, K:2025/137
sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.
[39] Mülga: MADDE
168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk
mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma
hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye
mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte
gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün
kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.
[40] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[41] (2) olan fıkra numarası (3) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[42] MÜLGA: (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü
yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır
bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak
olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları
takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir.
[43] "İmza"
ibaresi "Okuma ve yazma bilmediği için imza" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değiştirilmiştir.
[44] (2) olan fıkra
numarası (3) olarak 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül
ettirilmiştir.
[45] (3) olan fıkra numarası (4) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[46] "onaylanacak veya" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
eklenmiştir.
[47] MÜLGA:
Belgelerin halefler aleyhine kullanılması
[48] "ilgili
hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın
ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[49] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[50] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[51] "Bakanlar Kurulu üyeleri"
ifadesi (07.7.2018 tarih ve 30471
2.Mükerrer KHK-700 ile değişik)
[52] 03.05.2013 tarih ve 28636 sayılı R.G. 6462 s.k.ile
değişik
[53] Mülga; (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik
bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut
kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik
mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan
konularda bilirkişiye başvurulamaz.
[54] Mülga; MADDE
268- (1) Bilirkişiler, yargı çevresinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi
adli yargı adalet komisyonları tarafından, her yıl düzenlenecek olan listelerde
yer alan kişiler arasından görevlendirilirler. Listelerde bilgisine
başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişinin bulunmaması hâlinde, diğer bölge
adliye mahkemelerinde oluşturulmuş listelerden, burada da yoksa liste dışından
bilirkişi görevlendirilebilir.
(2) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi
ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle
başvurulur. Ancak, kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili
dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.
(3)
Bilirkişi listelerinin düzenlenmesine, güncellenmesine ve listede kendisine yer
verilmiş olanların liste dışına çıkartılmasına ilişkin esas ve usuller, ilgili
bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca hazırlanacak
olan yönetmelikte gösterilir.
[55] "(ç), (d) ve
(c)" ibaresi "(d), (c) ve (f)" şeklinde 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı R.G. 694
s.KHK (08.3.2018/30354 Mükerrer R.G. 7078 s.k.) ile değiştirilmiştir.
[56] "uygulanır" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve durum
bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir" ibaresi 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı R.G. 6754 s.k. ile eklenmiştir.
[57] "bilirkişilere," ibaresinden sonra gelmek üzere
"bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer" ibaresi 24.11.2016 tarih ve 29898 sayılı
R.G. 6754 s.k. ile eklenmiştir.
[58] Mülga son cümle; Sözü edilen bilirkişilerin, hukuki ve cezai
sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, gerekiyorsa, kendilerine
ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına veya gerekçesini
göstererek bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonundan o kişinin
bilirkişilik görevi yapmaktan belirli bir süre yasaklanmasının yahut listeden
çıkartılmasının istenmesine,
görevlendirmeyi yapan mahkemece karar verilir.
[59] Mülga; (4) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları
sırasında, hukuki değerlendirmelerde bulunamaz.
[60] "kapsamı" ibaresi
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir.
[61] MÜLGA: Hükmün Tashihi ve Tavzihi
[62] MÜLGA: Tavzih talebi ve usulü
[63] "veya
tamamlama" ibaresi
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir.
[64] "veya
tamamlama" ibaresi
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir
[65] "veya
tamamlama" ibaresi
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir
[66] "davalıya,
bir defaya mahsus" ibaresi "davalıya, cevap süresinin
bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değiştirilmiştir.
[67] 22.06.2012 tarihli, 28331 sayılı R.G. 6325 s.k. ile
eklenmiştir
[68] "Celse"
ibaresi "Başvurma" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile
değiştirilmiştir.
[69] "Görevsizlik,
yetkisizlik veya gönderme" ibaresi "Görevsizlik
veya yetkisizlik" şeklinde 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.
[70] "Görevsizlik,
yetkisizlik veya gönderme" ibaresi "Görevsizlik veya yetkisizlik" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değiştirilmiştir.
[71] "haklı
oldukları yolunda kanaat uyandırmak" ibaresi "taleplerinin açıkça dayanaktan
yoksun olmaması" şeklinde 30.04.2013 tarihli ve 28633
sayılı R.G. 6459 s.k. ile değiştirilmiştir.
[72] "bir hafta"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024
/ 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük: 01.06.2024)
[73] MÜLGA: (1) İlk derece mahkemelerinden verilen
nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu
taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf
yoluna başvurulabilir.
[74] "binbeşyüz"
ibareleri "üç bin" şeklinde (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[75] "binbeşyüz"
ibareleri "üç bin" şeklinde (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[76] "binbeşyüz"
ibareleri "üç bin" şeklinde (02.12.2016 tarih ve 29906
sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[77] "başvuru
harcı" ibaresi "başvuru için gerekli harçlar" şeklinde 01.09.2016 tarih ve 29818 2. mükerrer R.G. KHK/674 ile değiştirilmiştir.
[78] "bir hafta"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[79] "veyahut
mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması" ibaresi 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile
madde metninden çıkarılmıştır.
[80] ", merci
tayinine" ibaresi 05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı
Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile madde
metninden çıkarılmıştır.
[81] MÜLGA: 6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili
olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller
hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.
[82] "başvurunun esastan reddine veya" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir.
[83] "yapılmasına"
ibaresi "yapılması ve" şeklinde 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.
[84] "gideri
duruşma gününe kadar" ibaresi "gideri, iki haftadan az
olmamak üzere verilecek kesin süre içinde" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.
[85] MÜLGA: (3) Başvuran mazeretsiz olarak duruşmalara
katılmadığı veya tahkikatla ilgili giderler süresi içinde yatırılmadığı
takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Şu kadar ki, öngörülen
tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru
reddedilir.
[86] "ve tebliği"
ibaresi (05.08.2017 tarihli ve 30145 sayılı Mükerrer
R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir)
[87] (3) olan fıkra numarası (4) olarak 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile teselsül ettirilmiştir.
[88] "resen" ibaresi 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile eklenmiştir.
[89] "bir ay"
ibaresi "iki hafta" şeklinde (05.08.2017 tarihli ve
30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile değişik)
7035 s.k.
GEÇİCİ MADDE 1 - (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile 6100
sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan
değişiklikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen
kararlar hakkında uygulanır.
(2)
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından bölge adliye ve bölge idare mahkemesi
daireleri arasında iş bölümü yapılıncaya kadar bölge adliye ve bölge idare
mahkemesi başkanlar kurullarınca yapılan iş bölümünün uygulanmasına devam
olunur.
[90] "yirmibeşbin"
ibareleri "kırk bin" şeklinde (02.12.2016 tarih ve
29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[91] (a) fıkrası "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden
Anayasa Mahkemesinin 8/10/2025 Tarihli ve E: 2025/124, K: 2025/203 Sayılı
Kararı ile iptal edilmiştir. Yürürlük 20.10.2026
[92] "ile kira
ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının
üzerinde olanlar" ibaresi
28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile eklenmiştir.
[93] "Kira
ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak
davaları hariç olmak üzere" ibaresi 05.08.2017 tarihli
ve 30145 sayılı Mükerrer R.G. 7035 s.k.ile eklenmiştir.
[94] MÜLGA: c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece
mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen
kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.
[95] "yirmibeşbin"
ibareleri "kırk bin" şeklinde (02.12.2016 tarih ve
29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[96] "yirmibeşbin"
ibareleri "kırk bin" şeklinde (02.12.2016 tarih ve
29906 sayılı R.G. 6763 s.k.ile değişik)
[97] Mülga; (1) İlk derece mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemesi
hukuk dairelerinin kesin olarak verdikleri kararlarla, istinaf veya temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlara karşı, yürürlükteki
hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
[98] (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı
R.G. 6217 s.k. ile değişik)
[99] (14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı
R.G. 6217 s.k. ile değişik)
[100] 30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı R.G. 6460 s.k.ile 6.fıkra
eklenmiş olup iş bu fıkra teselsül edilmiştir
[101] 'veya karar
aleyhine Avrupa İnsan Haklan Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm
ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme karan verilmesi' ibaresi (31.07.2018/30495 sayılı R.G. yayımlanan 7145 sayılı Kanunla
eklenmiştir)
[102] MÜLGA: (3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde,
kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak
karara bağlanır.
[103] "verildiği
tarihten" ibaresi "bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden" şeklinde 28.07.2020 / 31199 sayılı R.G. 7251 s.k.
ile değiştirilmiştir.
[104] MÜLGA: MADDE 398- (1) İhtiyati tedbir kararının
uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse,
bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili
mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren
mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.
[105] "tefhim veya"
ibaresi 12.03.2024 / 32487 sayılı R.G. 7499 s.k. ile
yürürlükten kaldırılmıştır. (Yürürlük: 01.06.2024)
[106] "bir hafta"
ibaresi "iki hafta" olarak 12.03.2024 / 32487 sayılı
R.G. 7499 s.k. ile değiştirilmiştir. (Yürürlük:
01.06.2024)
[107] Mülga; (1) Tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından
yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme tahkim yeri bölge
adliye mahkemesidir. Tahkim yeri belirlenmemiş ise görevli ve yetkili mahkeme,
davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri bölge adliye
mahkemesidir.
[108] "temyiz yoluna" ibaresi "kanun yoluna" şeklinde (15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı R.G. 7101 s.k.ile değişik)
[109] "temyiz yoluna" ibaresi "kanun yoluna" şeklinde (15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı R.G. 7101 s.k.ile değişik)
[110] MÜLGA: (3) Hakem kararı, hakem veya hakem kurulu
başkanı tarafından taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte
mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır.
[111] "tahkim yerindeki mahkemede" ibaresi "tahkim yeri bölge
adliye mahkemesinde" şeklinde (15.03.2018 tarih
ve 30361 sayılı R.G. 7101 s.k.ile değişik)
[112] "mahkeme" ibaresi "bölge adliye mahkemesi" şeklinde (15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı R.G. 7101 s.k.ile değişik)
[113] "(b)," ibaresinden sonra gelmek üzere "(c)," ibaresi (15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı R.G. 7101 s.k.ile
eklenmiştir)
[114] "Hakem
kararının" ibaresi "Aksi kararlaştırılmadıkça hakem
kararının" şeklinde 28.07.2020
/ 31199 sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.
[115] "on" ibaresi
"bin" olarak 14.11.2024 / 32722
sayılı R.G. 7531 s.k. ile değiştirilmiştir.
[116] Mülga; (2)
200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin
yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların
uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.
[117] Mülga; (3)
İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden
değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma
veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında
uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır. (14.11.2024 / 32722 sayılı R.G. 7531 s.k. ile eklenmiştir)
[118] "aleyhine
temyiz yoluna başvurulmuş olan" ibaresi "verilen" şeklinde (23.07.2016 tarih ve 29779 2. Mükerrer Sayılı R.G. 6723
s.k.ile değişik)
[119] "454" ibaresi
"444" şeklinde 28.07.2020 / 31199
sayılı R.G. 7251 s.k. ile değiştirilmiştir.